Mide Kanserinde İyileşme Şansını Erken Teşhis Belirliyor

içerik

Mide Kanseri Belirtileri, Tedavisi, Nedenleri Teşhisi — Multi Yaşam

Mide Kanserinde İyileşme Şansını  Erken Teşhis Belirliyor

İnsanların mide kanseri olduğunu erken zamanda fark etmesi çok olası değildir. Çünkü bu hastalığın erken belirtileri ya hiç hissedilmeyebilir ya da belirsiz bir şekilde seyredebilir.

Mide bulantısı ve kilo kaybı belirtilerden olup kolaylıkla gözden kaçabilir ya da yanlış teşhise sebep olabilir.

Ayrıca direkt olarak mide kanserine özgü belirtiler bulunmaması sebebiyle teşhis için ekstra testler ve değerlendirmeler gerekmektedir.

Mide kanserinin belirtileri kanserin şiddeti ve tipine göre değişiklik gösterebilmektedir. Mide kanserine yönelik herhangi bir belirti gözlemlendiğinde derhal doktora başvurmak gerekmektedir.

Bu mide kanserinin birçok belirtisinden birisidir. Tuvalet kağıdında kan görüldüğünde bir check-up yaptırmak faydalı olur. Bununla birlikte dışkıdaki kanın başka hastalıklardan kaynaklanıyor olabileceğini de belirtmemiz gerekir. Dışkıdaki kan her zaman gözle görülmeyebilir. Kanın nereden geldiği ve sebebini araştırmak üzere testler yapılmalıdır. Dışkıdaki kan başka kanser türlerinin de habercisi olabilir. Bunların başında da kolon kanseri gelmektedir. Bu belirti insanları doktora gitmeye se eden belirtilerin başında gelir. Bu ağrı hafif ya da yüksek şiddette olabilmektedir. Ağrı ve rahatsızlık hissi genellikle karnın üst kısmında yoğunlaşmaktadır. Karında sürekli devam eden herhangi bir ağrı yaşandığında derhal doktora başvurulmalıdır.Bu belirtiler herhangi bir hastalığa özgü olmayıp birçok farklı rahatsızlığı işaret edebilmesi ile birlikte mide kanserinin habercisi de olabilir. Bu sebeple devam eden bir kusma ve mide bulantısı yaşandığında derhal doktora başvurulmalıdır. Çünkü bu durum yemek borusunun iç yüzeyine zarar verebilir.Arada sırada iştahın azalması oldukça normal bir durumdur. Bununla birlikte uzun süre iştahsızlık yaşamak sağlık için zararlıdır. Buna rağmen iştah kaybının sebebi mide kanserini ile ilgili olmayabilir.Karındaki şişkinlik hissi mide kanserinin en yaygın belirtilerinden biridir. Bu durum genellikle yemeklerden sonra şiddetlenmektedir. Şişkinlik hissine hazımsızlık ve yemek borusunda yanma hissi de eşlik edebilir.Mide kanserine bağlı bağırsak hareketlerindeki değişikliklerden en yaygınları kabızlık ve ishaldir. Bununla birlikte, bu belirti başka rahatsızlıklardan da kaynaklanıyor olabileceği için teşhis konulmasında belirleyici bir rol oynamayabilir.Sürekli devam eden bir bitkinlik hali yaşıyorsanız doktora başvurmalısınız. Eğer mide kanseri varsa, kusma ve dışkı yoluyla kaybedilen kandan dolayı anemiye sebep olarak bitkinlik hali yaşanmasına yol açabilir.Diyet yapmadan yaşanan kilo kaybı birçok insanın hoşuna gitse de çok ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Eğer diyet ya da egzersiz yapmıyorsanız vücut ağırlığının %5 miktarını 6 aydan kısa bir sürede kaybettiyseniz bir doktora başvurmalısınız.

Karnabahar sebzesi özelikle kolon olmak üzere kanserle savaşmada etkilidir. Gefernato (karnabaharda yoğun olarak bulunan bir madde) kolon kanserini başlangıç aşamasında direk olarak yok edebiliyor.

Doktorlar kanser hücrelerinin midede oluşup büyümesine yol açan nedenleri tam olarak bilememektedir. Buna rağmen mide kanseri riskini arttıran bazı etmenler bilinmektedir. Helikobakter pilori, ülsere yol açan bu bakterinin enfeksiyonu mide kanseri riskini arttırmaktadır. Mide iltihabı (Gastrit) ve polipler de bu riski arttırmaktadır.

Mide kanseri riskini arttırdığı gözlemlenen diğer faktörler ise:

  • Sigara
  • Aşırı kilo
  • Aşırı tuzlu ve yağlı yemekler içeren diyetler
  • Ülser için yapılan ameliyatlar
  • A grubu kan
  • Epstein-Barr enfeksiyonu
  • Belirli genler
  • Kömür madeni, metal, kereste ve lastik fabrikalarında çalışmak
  • Asbeste maruz kalmak

Erkeklerin mide kanserine yakalanma riski kadınlara oranla iki kat fazladır.

Mide Kanserinin Teşhisi

Mide kanseri teşhisi koyabilmek için gereken değişik testler vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:

Bu işlem zayıf ve esnek bir tüpün kişinin boğazından aşağıya sarkıtılarak mide, yemek borusu ve bağırsağın üst kısmının gözlemlenmesi ile yapılır. Hastaya barium sıvısı içirilir. Bu sıvı sindirim sisteminden geçerken röntgen filmi çekilir. Bu işlem midedeki herhangi bir anormalliği ortaya çıkarmakta etkilidir.Bu işlem endoskopi esnasında mideden küçük bir örnek alınarak mikroskop altında incelenir.Karsinoembriyonik antijen testi bunlardan biridir(CEA). CEA kanser hücrelerinde çok miktarda bulunur. Mide kanseri teşhisi koyulan hastaların neredeyse yarısında ortaya çıkmaktadır.Ses dalgalarının mide görüntüsünü almak için kullanılmasıdır.

Kanserle mücadele etmek ve kanserin önüne geçmek için doğal olan tereyağı ve zeytinyağın bol bol tüketin. Günde tüketilen 30-35 adet zeytin ömrü uzatır.

Mide Kanseri Tedavisi

Birçok tedavi mide kanseri ile savaşabilir. Bu tedavilerden hangisinin sizin için uygun olduğunu doktorunuzla birlikte hastalığın ne kadar ilerlemiş olduğunu öğrendikten sonra tespit edebilirsiniz. Hastalığın bu süreçlerine aşama denir.

Bu aşamada kanser henüz tam olarak ilerlemiş ve sadece midenizde kansere dönüşebilecek hücrelerin oluştuğu dönemdir. Bu aşamada hastalıklı hücrelerin ameliyat yoluyla alınması genellikle işe yarar. Bu aşamada kanser midede oluşmuştur. Aynı zamanda kanserin lenf bezlerinize sıçrama riski de bulunmaktadır. 1. Aşamada olduğu gibi bu aşamada da ameliyat yoluyla kanserli hücreler alınır. Ayrıca hastaya ameliyat öncesi tümörü küçültmek için ve sonrasında ise kalan kanserli hücreleri öldürmek için kemoterapi veya kemoradyasyon tedavisi uygulanabilir.Bu aşamada kanser midenin alt katmanlarına ilerlemiştir hatta yakınında bulunan lenf bezlerine de sıçramış olabilir. Ameliyat hala en önemli tedavidir. Ameliyat öncesi kemoterapi veya kemoradyasyon tedavisi uygulanır. Ameliyat tamamlandıktan sonra doktorun uygun görmesi halinde bu tedavilerden bir tanesi tekrardan uygulanabilir.Bu aşamada kanser daha fazla ilerlemiş ve yakın organlara sıçramıştır. Kemoterapi ve kemoradyasyon ile hastalıkla mücadele edilmeye çalışılır. Artık kanser mideyi ele geçirdiği için hastanın midesinin tamamı ameliyat ile alınır. Eğer ameliyat için fazla hastaysanız kemoterapi tedavisi ile devam edilir.Kanserin en son aşaması olan bu aşamada hastalığınız sadece mide kanseri değildir. Çünkü kanser hücreleri diğer organlarınıza da sıçramıştır. Tedavi bu aşamada çok zordur. Bu yüzden doktorunuz size yardımcı olması için bazı tedaviler uygulayabilir.Endoskopi ile kanserli hücrelerin bir kısmını yok edebilir.Midenizi rahatlatması için midenizle yutağınızın arasına veya midenizle ince bağırsağınızın arasına bir stent adı verilen bir tüp yerleştirebilir.Tümörün etrafından dolaşacak bir gastrik baypas uygulanabilir.Midenizin bir bölümü alınabilir.Bu aşamada kemoterapi ve kemoradyasyon bir arada uygulanabilir. Ayrıca kanser hücreleriyle savaşması için hedeflenmiş tedavi yöntemleri kullanılabilir.

  • Mide enfeksiyonlarına dikkat edilmelidir. H. Polari enfeksiyonu antibiyotiklerle tedavi edilerek kanser riski azaltılmalıdır.
  • Sağlıklı yemekler tercih edilmelidir. Mümkünse her gün organik ve taze meyce sebzeler tüketilmelidir. Yüksek lif içeren yiyecekler mide kanseri riskini azaltmanıza yardımcı olur. Yediklerinizin yanında ayrıca kilonuza da dikkat etmeli ve sağlıklı bir noktada tutmanız yardımcı olacaktır.
  • Sigara ve tütün mamullerini tüketmeyin.
  • Aspirin kullanımınıza dikkat edin. Kalp sorunlarını engellemek için günlük olarak aspirin kullanıyorsanız aspirinin mideniz üzerindeki etkisini doktorunuz ile konuşmalısınız.

Bitkisel Tedavi

Bitkisel yöntemlerin ve doğal ürünlerin kanseri azaltma ve kanserle savaşma konusunda çok önemli yardımları olduğu tıbben kanıtlanmıştır.

Mide kanseri ile savaşma konusunda kullanabileceğiniz bazı bitkisel yöntemler:

Güneş ışığı ve D3 vitamini: Bilim kalp dostu olan ve yağla çözülebilen vitamin ve minerallerin vücudumuzu sağlıklı tuttuğunu desteklemektedir. Güneş ışığı ve D3 vitamini mide kanseri ile savaşmada yaralıdır.

Kesin konuşmak gerekirse D3 vitamininin bütün kanser çeşitlerinin oluşmasını %77 oranında azalttığı kanıtlanmıştır.

D3 vitaminini almanın en etkili yolu vücudumuzun yaklaşık olarak %40’lık bir kısmının sabah 10 ile öğlen 2 saatleri arasında 20 dakikalığına güneş ışığı almasını sağlamaktır.

Zerdeçal: Zerdeçal birçok alanda olduğu gibi burada da karşımıza çıkmaktadır. 2007 yılında yapılan laboratuvar araştırmaları kanserle mücadele alanında zerdeçalın kemoterapiye yardımcı olduğunu kanıtlamıştır. Bu araştırmalar sırasında kemoterapi ve zerdeçalın birlikte kullanımının sadece kemoterapiden daha iyi sonuçlar verdiğini gözlemlemişlerdir.

Bağışıklık sistemini güçlendiren mantarlar: Mantar tüketerek bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi de bitkisel olarak kanserle mücadele alanında kullanılmaktadır. Her hastalıkta olduğu gibi kanserde de vücudumuz için savaşı bağışıklık sistemimiz vermektedir. Bu yüzden bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi kanseri engellemek ve kanserle savaşmak için etkili bir yöntemdir.

Источник: https://multiyasam.com/mide-kanseri-belirtileri-ve-tedavisi/

Mide Kanseri Belirtileri Ve Tedavi Yöntemleri

Mide Kanserinde İyileşme Şansını  Erken Teşhis Belirliyor

Mide kanseri dünyada en sık görülen 4. kanser türü kabul ediliyor. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 20 bin kişi mide kanserine yakalanıyor. Çocukluktan başlayan bilinçsiz beslenme alışkanlığının yanı sıra; sigara- alkol tüketiminin de tetiklediği mide kanseri hakkında Memorial Genel Cerrahi Uzmanları bilgi verdi.

Mide Kanseri Nedir?

Tüm kanserler arasında en sık karşılaşılan 4. kanser olan mide kanseri, midenin herhangi bir bölgesine yerleşen ve genellikle lenf bezleri, karaciğer, akciğer gibi organlara yayılabilen özelliktedir.

Mide kanseri çeşitli nedenlerden dolayı mide mukozasında kötü huylu tümörlerin gelişmesi sonucunda gerçekleşir.

Ülkemizde en çok rastlanan kanserler arasında yer alan mide kanseri her yıl dünyada 800 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açmaktadır.

Erkeklerde, kadınlara oranla daha sık rastlanan mide kanseri, son yıllarda teknolojideki gelişmeler sayesinde erken teşhis edilip, doğru tedavi uygulamaları ile kontrol altına alınabilmektedir. Uzman kontrolü ve doğru beslenme ile mide kanserinden korunmak ve kurtulmak mümkün hale gelmektedir.  

Mide Kanseri Nedenleri Ve Risk Faktörleri

Mide kanserinin pek çok nedeni olabilir. Mide kanseri sindirim sistemi organlarından herhangi bir parçasında gelişebilir ve yayılabilir. Sindirim sürecinde yer alan tüm organları etkileyen davranışlar ve risk faktörleri mide kanserini de tetikleyebilir. Bunlar şöyle sıralanabilir;

  • Beslenme şekli:Mide kanseri nedenlerinin en önemlisi, yanlış beslenme alışkanlıklarıdır. Özellikle mangalda pişmiş et ve benzeri gıdalar, aşırı tuzlanmış ve salamura yapılmış sebzeler, işlenmiş gıdalar mide kanserinin oluşmasına zemin hazırlar. Mide kanserinden korunmanın en iyi yolu ise Akdeniz tipi beslenme tarzını benimsemektir. Organik ve taze meyve sebzeler mide kanserine karşı koruyucudur.
  • Enfeksiyonlar:Mide kanserine neden olan önemli bir faktör de H.plori enfeksiyonudur.

Mide kanseri vakalarının %65-85’inde H.plori enfeksiyonu görülmüştür. H.plori enfeksiyonlu olguların %2’sinde de mide kanserine rastlanmaktadır.

  • Sigara ve Alkol: Önlenebilir bir mide kanseri nedeni ise sigaradır. Özellikle alkol ile birlikte tüketildiğinde mide kanseri olma olasılığını arttırmaktadır. Sigara ve alkolden uzak durarak mide kanseri olma riski düşürülebilir.
  • Genetik: Mide kanserinde de diğer tüm kanserlerde de olduğu gibi genetik faktörler önemlidir. Mide kanseri vakalarının %10’unda genetik faktörler öne çıkar.

Mide Kanseri Belirtileri

Mide kanseri erken dönemde hiçbir belirti vermeyebilir. Mide kanserinin belirtileri arasında ilk göze çarpan hazımsızlık ve şişkinliktir. Etli gıdalara karşı isteksizlik de mide kanseri belirtileri arasındadır.

Mide kanserinin ileriki safhalarında ise; karın ağrısı, bulantı, kusma, yemek yedikten sonra şişkinlik, kilo kaybı görülmektedir.

Özellikle daha önce benzer şikâyetleri olmayan 40 yaş üstü hastaların hazımsızlık ve kilo kaybını mutlaka önemsemeleri gerekir.

Mide kanseri belirtileri, hastalığı erken evrede yakalamak adına çok önemlidir. Çeşitli sindirim sistemi bozuklukları, mide bölgesinde ağrı ve hazımsızlık şikayetlerini fark eder fark etmez uzman doktor kontrolüne başvurmak, mide kanserini erken evrede yakalamak için çok önemlidir.

Mide kanseri belirtilerini kısaca şöyle sıralayabiliriz.

  • Asidite ve geğirme: Mideasidinin yükselmesi ve geğirme sorunu mide kanseri vakalarında çok sık karşılaşılan belirtilendir. Ancak bu şikâyetleri yaşana herkesin mide kanseri olacağı anlamına gelmez.
  • Doluluk hissi: Mide kanserinin belirgin belirtilerinden biri de yemek yerken normalden daha erken fazla doymuş hissetmektir. Uzun süren doluluk hissi, kilo kayıplarına neden olabilir.
  • Kanama ve yorgunluk: Midekanseri erken dönemde mide içinde kanamaya neden olabilir. Sürekli kanama da anemiye neden olabilir. Kırmızı kan hücrelerinizin azalması ile birlikte daha soluk görünmeye, nefes nefese kalmaya başlayabilirsiniz. Bazı vakalarda kan kusmak da görülebilir.
  • Kan pıhtıları:Mide kanseri olan kişilerde kan pıhtısı olma oranı daha yüksektir. Bu nedenle ani göğüs ağrısı, nefes darlığı ve bacakların şişmesi durumunda acil olarak kanın pıhtılaşmasını önlemek gerekir. Buru durumda vakit kaybetmeden uzman bir doktora başvurmak gerekir.
  • Bulantı ve yutma güçlüğü: Mide kanseri belirtileri arasında bulantı ve yutma güçlüğü hissi oldukça önemlidir. Mide kanseri olan kişilerin yarısından fazlasında görülen en belirgin belirtilerden ikisidir. Bu semptomlara mide ya da göğüs kemiğinin altındaki ağrı da eşlik eder.
  • İleri evre mide kanseri belirtileri: Mide kanseri ilerlediğinde dışkıda kan görülmesi, batında sıvı olması, iştahsızlık ve kilo kaybı belirtilerle karşılaşılabilir.

Mide kanseri bazen hiçbir belirti vermeden, sinsice ilerleyebilir. Belirtiler geç dönemlerde görüldüğünde, hasta cerrahi müdahale şansını kaybetmiş olabilir. Bu nedenle erken teşhis mide kanseri için çok önemlidir.

Mide Kanseri Tanısı

Mide kanserinde erken teşhis tedavinin başarısı için çok önemlidir. Bu nedenle midesinde sorun yaşayan kişilerin erken dönemde uzman doktorlar kontrolünde endoskopi ile takip edilmesi çok önemlidir.

Endoskopi uygulaması ile doktorunuz ışıklı bir kamerası bulunan uzun bir tüp ile yemek borunuzu, midenizi ve ince bağırsağın ilk kısımlarını gözlemleyebilir. Anormal görünen kısımlar var ise kesin bir tanı için biyopsi alınır. Endoskopinin uygun kullanımı ile hastalığı erken evrede yakalamak mümkündür.

Endoskopi dışında kontrastlı grafiler ve bilgisayarlı tomografi mide kanseri tanısını sağlayan diğer önemli tanı yöntemleridir.  

Mide kanserinin evresini belirlemek ve diğer organlara yayılıp yayılmadığı görmek için iler testilere ihtiyaç duyulur. Bu testler aynı zamanda hasta için en uygun tedaviyi belirlemek için de gereklidir.

Mide kanserinin büyüklüğünü ve yerini saptayan Bilgisayarlı Tomografi (BT), kanserin yayılıp yayılmadığını kontrol eden Laparoskopi ve MR, PET-BT,Böbrek ultrason çekimi, göğüs röntgeni gibi testler uygulanabilir.

Mide Kanseri Çeşitleri

Mide kanseri tanısı ile kanserin tipi belirlendikten sonra uygulanacak tedaviye karar verilir. En sık görülen mide kanseri türü ise adenokarsinomdur.  Mide kanseri çeşitlerini ise aşağıdaki şekilde açıklayabiliriz;

  • Adenokarsinom: Her 100 mide kanserinden 95’i adenokarsinomdur. Mide kanserinin esık görülen tipi olan adenokarsinom mide astar bezi hücrelerinde başlar.
  • Skuamöz hücre kanseri: Adenokarsinoma ile aynı şekilde tedavi edilen Skuamöz hücre kanseri mide astarını oluşturan bez hücreler arasındaki cilt hücresi benzeri hücrelerdir.
  • Mide lenfoması: Mide lenfoması çok nadir görülmekle birlikte mide diğer mide kanserlerinden farklıdır.  
  • Gastrointestinal stromal tümörler (GIST):Nadir görülengastrointestinal stromal tümörler (GIST) iyi huylu ya da kötü huylu olabilirler. Bu kanser türü sindirim (gastrointestinal) sistem organlarını destekleyen bağ dokusu hücrelerinde ve çoğunlukla da midede görülür.
  • Nöroendokrin tümörler (NETs):Nöroendokrin tümörler (NETs) iyi huylu ya da kötü huylu (kanser) olabilir. Nadir olarak görülen bu kanser tipi genellikle sindirim sisteminde hormon üreten dokularda büyürler.

Mide Kanserinde Hipertermi Tedavisi

Mide kanserinin evresine göre değişiklik gösteren tedaviler sırasında eğer tümör lenf bezlerine sıçramış ise mutlaka kemoterapi uygulanır. Özellikle ikinci evreden başlayan mide kanserinde operasyon öncesi verilen kemoterapi tedavisi, operasyon sonrasındaki etkinliği arttırmak için çok önemlidir.

Ayrıca mide kanseri tedavisinde “Hipertermi” adı verilen sıcak kemoterapi uygun hastalarda başarılı sonuçlar alınmasını da sağlıyor. Hipertermi denilen sıcak kemoterapi aslında son 20- 30 yıldır uygulanan bir tedavi yöntemi.

İlk kez kadın kanserleri üzerinde uygulanan yöntem son dönemlerde kalın bağırsak ve mide kanserlerinde de sık sık uygulanıyor.

Mide Kanseri Ameliyatı

Yaklaşık 2-5 saat süren mide ameliyatı sırasında midenin büyük bir kısmı veya tamamı alınmaktadır. Mide ameliyatı sonrası hastanın sık aralıklarla, küçük porsiyonlarla beslenmesi ve besinleri çok iyi çiğneyerek yutması önerilir. Mide kanseri ameliyatı ve tedavisi sonrası, “Mide ameliyatı oldum ve iyileştim” dememeli, düzenli kontrollere devam edilmelidir.

Mide ameliyatı sırasında uygulanan hipertermi yani sıcak kemoterapi; karın zarı ve karın içi organlara yayılan tümörlerde, bu organlar içinde uygun olanlar çıkarıldıktan sonra, özel araçlarla karın içinin 40-42 derecede kemoterapatik ajanlarla yıkanmasıdır. Bu sayede geride kalan tümör hücrelerinin mekanik temizliği gerçekleşirken, aynı zamanda kemoterapi ajanlarının direkt olarak tümör sahasına gitmesine ve yok edilmesine olanak sağlanır.

Mide Kanserinden Korunmak İçin Nasıl Beslenmek Gerekir?

Mide kanserinden korunmanın en önemli kısmını beslenme alışkanlıklarımızı sorgulamaktan geçiyor.  Kırmızı et, salamura besinler, çay, tuzlu gıdalar mide kanserini tetikleyici besinler arasında yer alıyor. İşte mide kanserinden korunmak için dikkat etmeniz gerekenler;

Mangalda Et

Mangalda et çok sevilse de etin yanacak derecede pişmesi ve marine ederken fazla tuz kullanılması etin kanserojen bir gıdaya dönüşmesine neden olur.

Tütsülenmiş Yiyecekler

Özellikle doğu bölgelerinde tütsülenmiş yiyeceklere daha sık rasatlarız. Tütsülenmiş et, balık, peynir, salamura besinler, çiğ tüketilen et, nitrat tuzları içeren yiyecekler, konserve ve hazır gıdalar sizi mide kanserine doğru sürükleyebilir.

Sıcak Çay

Çay genellikle sıcak olarak tüketilse de çok sıcak içilmesi durumunda yemek borusu ve mide mukozasının üzerinde tahrişe neden olur. Bu tahriş de kansere zemin hazırlar. Sıcak çay, Karadeniz ve Doğu Karadeniz bölgesindeki mide kanserlerinde sıklıkla karşılaşılan nedenlerden biri

Gastrit ve Ülser

Helicobacter pylori enfeksiyonu gastrit ve ülsere neden olduğu gibi mide kanseri nedenlerinden biridir. Gastrıt ve ülser durumlarında mutlaka bu bakterinin ortadan kaldırılması gerekir. Ayrıca sigara ve alkol kullanımından da mide kanserinden korunmak adına uzak durulmalıdır.

Kirli Hava ve Su

İçtiğiniz sudaki çinko ve kurşun oranı mide kanserine neden olan önemli bir etkendir. Ayrıca soluduğunuz havadaki talk ve asbestoz gibi çevresel faktörler de risk faktörleri arasındadır.

Mide Şikâyetleri

Mide kanseri kimi zaman sinsice ilerleyebilir ve hiç belirti vermeyebilir.  Mide ağrısı, hazımsızlık, iştahsızlık gibi belirtiler fark ettiğinizde mutlaka uzman bir doktor kontrolüne başvurmalısınız.

C Vitamini

Mide kanserine karşı C vitamini yönünden zengin besinler tüketmek ve stresten uzak durmak son derece önemlidir.
Güncellenme Tarihi: 20 Şubat 2017Yayınlanma Tarihi: 20 Şubat 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/mide-kanseri/

Mesane kanseri hakkında bilmeniz gerekenler

Mide Kanserinde İyileşme Şansını  Erken Teşhis Belirliyor

Mesane karın bölgesinin altında yerleşmiş olan böbreklerin ürettiği idrarı depolayan bir organdır. İdrar yollarının bir parçası olan mesane, üreter olarak adlandırılan uzun tüplerle böbreklere bağlıdır. Bu uzun tüpler aracılığıyla böbreklerden gelen idrar, gene mesaneye bağlı üretra olarak adlandırılan kısa tüplerden geçerek mesaneden ayrılır.

Mesane duvarı iç tabaka, orta tabaka ve dış tabaka olarak adlandırılan üç tabakadan oluşmaktadır. İç tabaka, mesanenin yüzeyini kaplar. İdrarla dolduğunda yüzeyindeki epitel hücreler gerilir, idrar boşaldığında ise bu hücreler büzülür. Bunun yanında orta tabaka, kas dokusundan oluşmuştur. Mesane kası idrarın dışarı atılmasını sağlar.

Dış tabaka ise, mesaneyi kaplayan yağ, kan damarları ve fibröz tabakadan oluşmaktadır.

Mesane kanseri oluşumunda tümör baskılayıcı birçok genin etkisiz kalmasının önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Ülkemizde mesane kanseri erkeklerde akciğer, prostat ve kalın barsak kanserlerinden sonra en sık görülen dördüncü kanser türü olarak nitelendirilebilir. Kadınlarda ise, mesane kanseri görülme oranı daha alt sıralardadır.

Böylesine sık görülen bir kanser türü ile ilgili ne kadar bilgi elde edilirse, kişinin o kadar bilinçli hareket etmesi sağlanacaktır. O halde gelin mesane kanseri nedir? Etken rol oynayan faktörler nelerdir? Nasıl belirtiler gösterir? Ne tür tedavi yöntemleri kullanılır? Birlikte inceleyelim.

Mesane kanseri ile ilgili neler bilmelisiniz?

  • Öncelikle sizin başınıza da gelebileceğini bilmelisiniz.
  • Mesane kanserinin en sık görülen belirtileri idrarda kandır. Ancak, sık idrara çıkma, idrara çıkıldığında yanma ve ağrı gibi diğer belirtilerde bu hastalığın işareti olarak nitelendirilebilir.
  • Mesane kanseri, kadınlarda erkeklere nazaran daha nadir görülse de, hastalığın seyri daha kötü ve yaşam kaybı riski daha yüksektir. Bunun sebebi, jinekologların çoğu zaman mesane kanseri olasılığını göz önünde bulundurmak yerine, daha sık görülen sistit ve idrar yolları enfeksiyonu için aylar süren antibiyotik tedavisi uygulamalarıdır.
  • Sigara kullanımı ve sürekli saçların boyatılması, en bilinen risk faktörleri arasında yer almaktadır.
  • İleri evre mesane kanseri teşhisi koyulduğunda, tamamen mesanenin alınması sonrasında, üreme organları korunarak yeni bir iç kesecik veya mesane yapılandırmasını sağlayan cerrahi seçenekler mevcuttur.
  • Mesane kanseri, sigara kullanmayan 40 yaş altı kadınlarda oldukça nadir görülür.
  • Mesane kanseri görüntüleme testleri ile tespit edilebilir mi?

    Mesane kanseri, sadece sürekli devam eden idrar problemleri ve idrarda kan tespit edildiğinde görüntülenebilir. Mesane kanseri, aile içinde görüldüğünde az da olsa risk oranını arttırır.

    Ancak, yapılan araştırmalar, bu kanser türünde birçok hastanın genetik risk faktörlerini taşımadığını, bu risk faktörlerini taşıyan birçok kişinin de mesane kanseri olmadığını göstermiştir.

    Bu hastalıkta en yüksek risk grubu, 20 yıl veya daha uzun süre sigara içmiş, 50 yaşından büyük olan idrarında görünür ağrısız kan olduğu tespit edilen kadınlardan oluşmaktadır.

    Bu tür vakalarda, görüntüleme testleri (bilgisayarlı tomografi [BT] veya intravenöz piyelogram [IVP]) ve etkilenen bölgenin belirlenmesi için direk mesane içine uygulanan sistoskopi yöntemlerinin birlikte uygulanması uygun olacaktır. İdrar sitolojisi olarak da bilinen idrar Pap testi, yapılacak değerlendirmenin önemli bir parçasıdır. Tüm bu testler, negatif olursa mesane kanseri oranını %1’in altına indirecektir.

    Mesane kanseri nasıl gelişir?

    Mesane kanserlerinin neredeyse %80’i mesane veya mukoza içinde kalır. Bu tür mesane kanserleri, yüzeysel mesane kanseri veya karsinoma in situ olarak adlandırılır ve tedavi sonrası çoğunlukla tekrarlar.

    Hastalığın yayılmış olduğu durumlarda, kanser mesane duvarına kadar genişler ve kemiklere, lenf bezleri, üreme organları, akciğerler, karaciğer ve pelvise metastaz gösterebilir.

    Mesane kanserinin belirtileri nelerdir?

  • İdrarda kan (idrarın rengi kızıldan koyu kırmızıya kadar dönüşebilir)
  • İdrara çıkıldığında ağrı hissi
  • Sık idrara çıkma veya sık idrara çıkma hissi
  • Ancak, bu belirtilere sahip olmanız, mesane kanseri olduğunuz anlamına gelmez. Enfeksiyon, iyi huylu tümörler, mesane taşı ve bunun gibi birtakım başka problemler de, bu belirtilere neden olabilmektedir. Bu tür belirtileri olan kişilerin vakit kaybetmeden doktora başvurmaları, problemin erken tespit edilmesini sağlayacaktır.

    Mesane kanseri nasıl teşhis edilir?

    Eğer hasta mesane kanseri belirtisi gösteriyorsa, doktor tarafından geniş kapsamlı bir muayeneden geçirilecek, ayrıca laboratuvar testleri istenecektir. Mesane kanseri teşhisi için uygulanan yöntemler aşağıda belirtilmiştir.

    Fiziksel muayene: Doktor, karın ve pelvis bölgesini muayene ederek tümör araştırması yapar. Fiziksel muayene, rektal veya vajinal muayenede gerektirebilir.

    İdrar testi: Laboratuvar idrarda kan, kanser hücresi ve hastalıkla ilgili diğer belirtileri kontrol eder. Mesane kanseri için en sık kullanılan idrar testi, Pap testine benzeyen idrar sitolojisidir.

    İntravenöz piyelogram: Bu işlem sırasında, kan damarlarına boya enjekte edilir. Boya, idrarda toplanarak röntgende mesane ve böbreklerin görüntülenmesini sağlar.

    Sistoskopi: Bu işlemde, sistoskop adı verilen ince ışıklı bir tüp ile doğrudan mesanenin içine bakılır. Sistoskop, idrar yolundan içeri sokularak mesane tabakası incelenir. Bu işlem sırasında, hastaya genel anestezi verilmesi mümkündür.

    Doku örneği: sistoskop ile alınarak patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir. Kanser hücrelerinin incelenmesi için doku örneği alınmasına biyopsi adı verilir.

    Birçok vakada biyopsi, kanserin varlığını kesinleştiren tek yoldur. Zaman zaman hastaların bazılarında biyopsi sırasında kanserli bölgenin tamamı alınmaktadır.

    Bu hastalarda mesane kanseri tek bir yöntem uygulanarak teşhis ve tedavi edilebilir.

    Mesane kanseri nasıl evrelenir?

    Mesane kanseri teşhis edildiğinde, evrelenmesi veya yayılım durumunun belirlenmesi gerekir. Bu sayede, uygulanacak tedavi planı şekillenir. Evreleme, kanserin mesane duvarına veya vücudun diğer bölgelerine yayılım durumuna ve yayılım söz konusu olduysa, vücudun hangi bölgelerine yayıldığına göre belirlenir.

    Bir başka deyişle, buna hastalığın derinlik ve genişlik ölçümü de denilebilir. Bazen doktor teşhis sırasında kanserin evresini belirleyebilir veya emin olmak için diğer testlerin uygulanması gerekebilir. BT (bilgisayarlı tomografi), MRI (manyetik rezonans görüntüleme), sonogram, IVP (intravenöz piyelogram), kemik taraması veya göğüs röntgeni gibi görüntüleme testleri de uygulanabilir.

    Bazen evreleme, hasta cerrahi müdahale görene kadar tamamlanmayabilir.

    Mesane kanserinde her evrenin ifade ettiği özellikler aşağıda belirtilmiştir.

    Evre 0: Kanser hücreleri, sadece mesanenin iç tabakasındadır. Bu evre, yüzeysel kanser olarak da bilinir. Agresif formu, yüzeye yayılım gösteren yüksek derece kanser yani karsinom in situ olarak adlandırılır.

    Evre 1: Kanser hücreleri, mesane iç tabakasında derinlerde bulunur ancak mesane kasında görülmez. Yayılım gösterdiği halde bu evrede kanser sistoskopi ameliyatı ile alınabileceği için yine de yüzeysel mesane kanseri olarak adlandırılmaktadır.

    Evre 2: Kanser hücreleri, mesane kasına yayılmıştır.

    Evre 3: Kanser hücreleri, mesanenin kaslı tabakasından mesaneyi kaplayan doku tabakasına yayılmıştır. Bu evrede kanser, üreme organlarına da yayılmış olabilir.

    Evre 4: Kanser, karın ve pelviste yayılım göstermiştir. Bu evrede, kanser lenf bezlerine hatta daha uzaktaki akciğerlere kadar yayılım gösterebilir.

    Uzmanlar mesane kanserinin agresifliğini nasıl derecelendiriyorlar?

    Hastalığın yayılım alanına ek olarak ne kadar agresif olduğunu bilmekte önemlidir. Patolog, hastaya ait kanser hücrelerini mikroskop altında inceleyerek kanserin ne kadar agresif olduğunu belirler.

    Mesane kanserinde, en az agresif olan (düşük derece) 1.derece, orta 2. derece, en agresif olan kanser (yüksek derece) 3 ve 4. derece olarak evrelendirilir. Kanserin derecesi, yüzeysel mesane kanserlerinin ilerlemesinde en önemli belirleyicidir.

    İleri evrelerde kanserin derecesi de yükselir.

    Mesane kanseri nasıl tedavi edilir?

    Mesane kanseri tedavisinde cerrahi müdahale, radyoterapi, kemoterapi ve immünolojik tedavi yöntemleri uygulanır.

    Cerrahi müdahale: Cerrahi, mesane kanserinde sık kullanılan bir tedavi yöntemidir. Uygulanacak cerrahinin türü, çoğunlukla tümörün derecesine ve türüne bağlıdır.

  • Transüretral rezeksiyon: Erken evre (yüzeysel) mesane kanseri transüretral rezeksiyon ile tedavi edilebilir. Bu işlem sırasında, sistoskop idrar yolundan mesaneye sokulur. Ucundaki küçük bir kablo bağlantısı kullanılarak kanserli bölge temizlenir, ardından kalan olası kanser hücrelerine karşı elektrik akımı verilerek bölge yakılır.
  • Radikal sistektomi: Yayılım gösteren mesane kanseri (mesanenin geniş bir kısmına yayılan yüzeysel kanser) için en sık uygulanan cerrahi yöntemi, radikal sistektomidir. Bu işlemde mesanenin tümü, yakınındaki lenf bezleri, idrar yollarının bir kısmı ve kanser hücresi taşıyan yakın organlar alınır.

    Erkeklerde prostat, sperma kesesi ve sperm kanalının bir kısmı alınır. Kadınlarda ise rahim, yumurtalıklar, fallop tüpleri ve vajinanın bir kısmı alınır. Mesanenin tamamı alınmışsa, hastanın idrarını tutacak yeni bir torba için bir diğer cerrahi müdahale yapılır.

    Bunun yanında, kısmi sistektomi ile mesane korunarak küçük, bölgesel, kas tabakasına yayılım göstermiş mesane kanserleri alınabilir.

  • Kanser, mesane dışına yayıldığında cerrahinin amacı, kanseri almaktan çok hastalığın belirtilerini hafifletmek içindir. Sonrasında ilave tedavi yöntemleri kullanılarak kanser tedavi edilir.

    Radyoterapi: Radyoterapi, yüksek enerji ışınları kullanılarak belli bir bölgedeki kanser hücrelerinin öldürülme işlemidir.

    Ayrıca, cerrahi öncesi uygulanan radyoterapide tümörün küçültülmesi hedeflenir. Bu sayede kanser cerrahi müdahale sırasında daha kolay alınır.

    Bunun yanında cerrahi sonrası uygulanan radyoterapi, cerrahi müdahalenin ardından kalan olası kanser hücrelerinin öldürülmesi için kullanılabilir.

    İki çeşit radyoterapi yöntemi uygulanır:

  • Dıştan radyoterapi: Bu işlem birkaç hafta boyunca haftada birkaç gün hasta ayakta tedavi edilerek uygulanır. Yüksek enerji ışınları, vücudun dışından kanserli bölgeye odaklanır.
  • İçten radyoterapi: Hastanede yatış gerektiren bu işlem, karından kesi açılarak yada idrar yolundan mesaneye radyoaktif madde yerleştirilerek gerçekleştirilir. Yerleştirilen implant çıkarıldıktan sonra vücutta radyoaktivite kalmaz.
  • Kemoterapi: Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için ilaç kullanımıdır. Tek veya birden fazla ilaç kombinasyonu kullanılabilir.

    Yüzeysel mesane kanseri olan hastalarda, transüretral rezeksiyon sonrası mesane içine kemoterapi uygulanabilir. Kateter (tüp), idrar yolundan mesaneye yerleştirilir. Mesaneye sıvı olarak gönderilen ilaç, birkaç saat içerde kalır. Bu tedavi, genellikle birkaç hafta boyunca haftada bir kere gerçekleştirilir. Sonrasında, bu uygulama 1 yıl boyunca ayda bir veya birkaç kez devam edebilir.

    Vücudun diğer bölgelerine yayılım söz konusu olduğunda, kemoterapi ilaçları intravenöz yolla (damardan verilen ilacın tüm vücudu dolaşması sağlanır) verilebilir.

    İlaçlar, genellikle kürler halinde uygulanarak her tedavi boyunca iyileşme süreci takip edilir. Zaman zaman da, ameliyatın tedavi etkisini arttırmak için kemoterapi ile tümörün küçültülmesi sağlanabilir.

    Bu tedavi şekli, neoadjuvan tedavi olarak bilinmektedir ve radikal sistektomi gereken birçok hastada yaşam süresinde fayda sağlamıştır.

    İmmünolojik tedavi: Aynı zamanda immünoterapi ve biyolojik tedavi olarak da bilinen bu yöntemde vücudun doğal yeteneği yani bağışıklık sistemi kullanılarak kanserle mücadele hedeflenir ve çoğu zaman yüzeysel mesane kanserinde (erken evre) transüretral rezeksiyon sonrası kanserin tekrarlamasını önlemek için kullanılır. İmmünolojik tedavi, genellikle yüzeysel yani erken evredeki tümör transüretral rezeksiyon ile alındıktan sonra birkaç hafta içinde başlar.

    Söz konusu tedavide iki yöntem kullanılır. Bunlardan biri; tüberküloz aşısı (Bacillus Calmette-Guerin-BCG) diğer ise interferondur (bağışıklık sistemi yanıtını artıran bir madde).

  • Tüberküloz aşısı (Bacillus Calmette-Guerin-BCG), en sık kullanılan immünoterapi yöntemidir.

    Tüberküloz aşısı, mesanede kanser hücrelerini öldürmek için bağışıklık sistemini harekete geçiren inek tüberkülozu ile ilgili canlı ve zayıf bir bakteri içerir.

    Kateter yoluyla gönderilen aşı, 2 saat kadar mesanede kalır. Bu tedavi, genellikle hastalara yaklaşık 6 hafta boyunca haftada bir olarak verilir.

  • İnterferon, diğer bir biyolojik tedavi yöntemidir. Bu tedavide bağışıklık sistemini canlandırmak ve vücudu harekete geçirmek için çok miktarda sentetik protein verilir.

    Geçmişte yapılan araştırmalar, birlikte uygulanan tüberküloz aşısı(BCG) ve interferon kombinasyonunun, agresif veya tedaviye direnç gösteren yüzeysel (erken evre) mesane kanserine karşı etkili olabileceğini öne sürmüştür.

  • Kanser alanında önemli bir gelişme olarak bağışıklık sistemi kontrol noktası düzenleyicileri olarak adlandırılan yeni nesil immünoterapiler mesane kanserinde etkili bulunmuştur. Bu ilaçlardan Atezolizumab, 18 Mayıs 2016'da FDA onayı almıştır.
  • Sevgili okurlarım, mesane kanserinde en önemli nokta, birçok kanser türünde olduğu gibi erken teşhistir. Bu nedenle, yılda 1-2 kere doktor kontrolü yaptırmanız ve/veya yukarıda bahsi geçen belirtilerle karşı karşıya kaldığınızda vakit kaybetmeden doktorunuza başvurmanız, tedaviye erken başlama imkanı yaratacak, buda iyileşme şansını arttıracaktır.

    Sağlıklı ve mutlu kalın…

    Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

    Источник: https://www.drozdogan.com/mesane-kanseri-hakkinda-bilmeniz-gerekenler/

    Mide kanserinde erken teşhis mümkün [Sağlık Tim]

    Mide Kanserinde İyileşme Şansını  Erken Teşhis Belirliyor
    Sinsi bir hastalık olan mide kanserinde, ''Endoskopik Ultrasonografi (Endosonografi)'' ile erken tanı mümkün olabiliyor. Endoskopi cihazının uç kısmına bağlı ultrasonofrafik prop ile mideden hem endoskopik hem ultrasonografik görüntü hem de lezyonun arkasındaki mide duvarından biyopsi alınabiliyor.

    Bu, hekime mide kanserinde erken tanı koyma imkanı veriyor. Endoskopik Ultrasonografi ile erken mide kanserlerinde görüntülemede yüzde 85 oranında doğru bilgi elde ediliyor. Biyopsi ile doğruluk payı yüzde 95'lere ulaşıyor.

    Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.

    Mehmet Cindoruk, mide kanserinin sinsi gelişen ve kesin tanı konulması zor birhastalık olduğunu söyledi. Mide kanserinin, mide içinde çok küçük lezyonlar halinde başladığını ifade eden Cindoruk, lezyonun zaman içinde kendini belli etmeden kansere dönüşebildiğine dikkati çekti.

    Cindoruk, ''Endoskopide bazen o lezyonu görsek dahi, yüzeyinden biyopsi alındığı için, patolojide temiz çıkması halinde hastaya günlük yaşantısına dönebileceğini söylüyoruz'' dedi.

    Mide kanserinde mevcut endoskopik yöntemlerle erken evrede tanı konulmasının mümkün olmadığını vurgulayan Cindoruk, başta mide olmak üzere on iki parmak bağırsağı, pankreas ya da yemek borusundaki tüm lezyon ve tümörlerin tespitinde ''Endoskopik Ultrasonografi (Endosonografi)'' yöntemi ile daha kapsamlı bir inceleme yapılabildiğini ve erken evrede tanı konulabildiğini söyledi.

    Cindoruk, endoskopi cihazının uç kısmına bağlı bir ultrasonofrafik prop bulunduğunu, bununla yapılan uygulamada hem endoskopik hem ultrasonografik görüntü alınabildiğini hem de lezyonun arkasındaki mide duvarından biyopsi alınabildiğini belirtti. Bu sayede, daha kapsamlı inceleme yapılabildiğini ifade eden Cindoruk, ''Yöntem, bizekanseraçısından daha kesin bilgiler verirken, erken evrede tanı konulmasına da olanak sağlıyor'' diye konuştu.

    Bu cihaz ile yapılan uygulamada, lezyonun arka kısmında neler olduğunun çok net biçimde görüntülenebildiğini vurgulayan Cindoruk, şunları kaydetti: ''Endoskopinin ucuna takılan ultrasonoğrafi probu ile lezyonun bulunduğu mide duvarı incelenebiliyor. Midede ya da sindirim sistemindeki çok küçük lezyonlar ortaya çıkıyor. Bu lezyonların mide duvarına zarar verip vermediği, kalınlaşmaya yol açıp açmadığı belirlenebiliyor. Lezyonun arkasına bakılarak mide duvarı incelendiğinde, orada da bir lezyon bulunması halinde, mide duvarından biyopsi alınıyor. Bu da bize, mide kanserinde erken tanı imkanı sağlıyor. Diğer yöntemlerle mide duvarı ile ilişkisi görülemediğinden sadece ilgili lezyondan biyopsi alınabiliyordu. Bu da tümörün nereye kadar ilerlediğini, mide duvarına tutunup tutunmadığını göstermiyordu.''

    -''DİĞER ENDOSKOPİK YÖNTEMLERLE TESPİT EDİLEMEZ''-

    Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, bazen midenin kendisi normalken, duvar kalınlığında artış olduğunun tespit edilebildiğini anlatarak, mide duvarındaki kalınlaşmanın mide kanseri bulgusu olduğuna işaret etti. Bunların ''Endosonografi'' dışındaki endoskopik yöntemlerle tespit edilemeyeceğini vurgulayan Cindoruk, ''Bunu, normal endoskopik yöntemlerle göremeyiz. Bazen tomografide görülebilir, ancak her hastaya tomografi yüksek radyasyon riski ve maliyet içerdiğinden yapılamaz. Ama midesinde ağrı, yanma şikayeti olan bir hastaya endoskopi yapılırken duvar kalınlığına bakılarak, tanı konulabilir'' diye konuştu. Endosonografi ile tanı oranlarında başarının yüksek olduğunu vurgulayan Cindoruk, ''Endoskopik Ultrasonografi ile erken mide kanserlerinde görüntülemede yüzde 85 oranında doğru bilgi elde ediliyor. Biyopsi ile doğruluk payı yüzde 95'lere ulaşıyor. Bu değerler, yemek borusu kanseri tanısında da geçerli'' dedi.

    -''TARAMA YÖNTEMİ OLARAK KULLANILAMAZ''-

    Cindoruk, bunun tarama yöntemi olarak kullanılamayacağını, muhakkak bir ön tanı sonrasında yapılmasının uygun olduğunu da dile getirerek, hazımsızlık, bulantı, kusma, yemek borusu tahribatında endoskopi ile değerlendirildikten sonra Endosonografi'nin yapılmasının doğru olduğunu belirtti. Bu yöntemle, gereksiz ameliyatların önlendiğini, erken evre kanser tanısı konulduğu için hastanın yaşam süresinin uzayabildiğini, kimi zaman erken müdahale ile yaşamının kurtulabildiğini ifade eden Cindoruk, elde edilen bilgilerin cerrahlara yön verebildiğini ve onkologların tedavi protokolüne yardımcı olabildiğini söyledi.

    -''MR'DA GÖRÜNTÜLENEMEYEN LEZYONLAR TESPİT EDİLEBİLİYOR''-

    Cindoruk, pankreas lezyonlarında ve pankreastaki çok küçük kistik tümörlerin de endoskopik ultrasonografi ile tespit edilebildiğini vurgulayarak, ''Pankerasta MR'da dahi görüntülenemeyen lezyonlar, bu yolla tespit edilebiliyor'' dedi. Bazı çok az rastlanan, ancak görülme sıklığı artan nöroendokrin tümörlerin de bu yolla saptanabildiğini belirten Cindoruk, ''Yöntem, bu tür tümörlerde tomografi ya da MR'a göre daha üstünlük sağlıyor'' diye konuştu.

    -''PANKREASTAKİ KİSTLER DE TEDAVİ EDİLEBİLİYOR''-

    Söz konusu yöntemle, mideden girilerek karaciğerin görüntüsünün de alınabildiğini, karaciğerdeki lezyonlara biyopsi yapılabildiğini, 12 parmak bağırsağından girilerek pankreastan biyopsi alınabildiğini dile getiren Cindoruk, uygulamanın ''kapalı'' teknikle yapılmasına olanak tanıdığını söyledi. Cindoruk, kapalı cerrahiye imkan sağlayan endoskopik ultarasonografi ile operasyon sonrası yaranın iyileşme süresinin azaldığını, enfeksiyon ve komplikasyon riskinin düşürüldüğünü belirterek, ''Pankreastaki kistlerin tedavisinde uygulanan yöntemle mide içine girilerek pankreastaki kistler mide içine boşaltılabiliyor. Dolayısıyla, bu tür kistlerin cerrahi yöntemle alınması halinde, hasta günlerce hastanede yatıyor ve operasyon sonra ölüm oranı çok yüksek oluyor. Hasta, bir günlük bir yatışın ardından taburcu oluyor'' dedi. Cindoruk, pankreasta lezyon bulunması halinde, endoskopik ultarasonografi yapılmadan cerrahi müdahale ya da tedaviye başlanılmaması gerektiği uyarısında bulundu.

    -UYGULAMA NASIL YAPILIYOR?-

    Endoskopi ile ön tanı almış olan hastaya, Endoskopik Ultrasonografi uygulamasında ilk olarak ağrı hissetmemesi için damardan anestezi (sedasyon) uygulanıyor. Hasta, sedyeye yatırılıyor. Sonra, ucu özel bir proplu olan endoskopi cihazı, hastanın ağzına sokularak, lezyonun olduğu yere kadar ilerletiliyor. Görüntü ekrandan takip edilerek, lezyona ulaşıldıktan sonra lezyon üstüne cihaz dayatılıyor. Lezyonun endoskopik görüntüsünün alınmasından sonra ultrasonoğrafik görüntüsü alınıyor. Duvarda bir kalınlaşma yaptığı tespit edildiğinde de propun içinden bir iğne sokarak söz konusu bölgeden biyopsi yapılıyor. Biyopsi yapılan hasta bir gün hastanede gözetim altında tutulduktan sonra taburcu ediliyor.

    AA

    __________________

    Özellikle 6 yaşın altındaki çocuklarda göğüs tıkanıklığını tedavi eden reçetesiz ilaçların yan etkileri karşısında evde yapabileceğiniz çeşitli tedaviler olduğunu biliyor muydunuz? Ehow isimli sitede yer alan habere göre, işte çocuğunuzun göğsündeki tıkanıklığı açmanız için evde uygulayabileceğiniz basit tedaviler:

    Nem: Göğüs tıkanıklığını iyileştirmek için tıkanıklığa yol açan mukusu inceltmelisiniz. Çocuğunuz nemli bir havada nefes aldığında mukus daha da incelecektir. Odadaki nemi artırmak için hava nemlendirme cihazı kullanabilirsiniz.

    Eğer böyle bir cihazınız yoksa, bebeğinizi banyoya götürün, kapıyı kapatın, duşun musluğunu açın ve oluşan nemli havayı solumasını sağlayın. Buharlı banyoda 15 dakika kalmak yeterince uzundur. Kesinlikle bebeği direkt buhara tutmayın.

    Mukusu çıkarma: Mukus bir kez incelmeye başlayınca bebek bunu öksürükle atmaya başlayacaktır. Eğer mukusun burunda olduğunu anladıysanız, çıkarmak için burun aspiratörü kullanabilirsiniz.

    Aspiratörü bebeğin burnuna hava üflemek için asla kullanmayın. Aspiratörü her kullanımdan sonra temizleyin. Göğsü tıkalı olan bebek yemek yerken de zorlanır. Bu nedenle burun aspiratörünü yemeklerden önce de kullanabilirsiniz.

    Ayrıca bebekleriniz için okyanus suyu içeren burun spreyleri kullanabilirsiniz.

    Başı yukarı kaldırmak: Bebeklerinizin başının seviyesini yükseltmek, yüksekte yatıp dinlenmesi bebeğin daha rahat nefes almasını sağlayacaktır.

    Tıbbi bakım: Göğüs tıkanıklığı sık sık oluyorsa, ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Eğer bebeğiniz ateşi yükseliyorsa, kanlı öksürüğü varsa ya da renkli bir mukusu varsa, kulak enfeksiyonu belirtileri gösteriyorsa, halsizse, huzursuzsa, nefes almada güçlük çekiyorsa, öksürüğü ya da tıkanıklığı birkaç günden fazla sürüyorsa bebeğinizin durumu ciddidir, hemen doktora gidin.

    ZAMAN

    __________________

    Источник: https://www.frmtr.com/saglik-haberleri-ve-makaleler/3895410-mide-kanserinde-erken-teshis-mumkun-saglik-tim.html

    Поделиться:
    Нет комментариев

      Bir cevap yazın

      Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

      ×
      Рекомендуем посмотреть