Migren Ağrılarına Nefesle Terapi

Migren Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Migren Ağrılarına Nefesle Terapi

Stresli zamanlarda, aşırı yorgun veya uykusuz olunduğunda her insanın az da olsa başı ağrıyabilir. Ama migren öyle bir hastalık ki, geldiği zaman en az 3 gün geçmez.

Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir durumdur. Ancak çağımızın hastalığı olan migren tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır.

Migrenin belirtilerini, önleme yollarını ve tedavisi hakkında bilmediklerinizi yazımızda bulabilirsiniz.

Baş ağrısı neredeyse her insanın yaşadığı bir sorundur. Başı hiç ağrımayan ya da nadiren ağrıyan kişi sayısı ise toplumun sadece %2’lik kısmını oluşturmaktadır. Bu ağrıların oluşmasında elbette altta yatan birçok neden vardır.

Çok nadir olarak beyinde tümör, damar tıkanıklığı gibi tehli durumlar olsa da, genel olarak baş ağrıları strese ve yorgunluğa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Hayati bir tehsi olmayan fakat hayat kalitesini düşüren baş ağrısı türlerinden biri de migrendir.

Bir beyin hastalığı olarak görülen migren aslında tüm bedeni etkileyen bir durumdur. Ancak öncelikli olarak başı tuttuğu için genel olarak sadece baş ağrısından ibaret olduğu algılanmaktadır. Migreni olanlar bilir. İnsanı hayattan soğutan, günlük aktivitelerinden keyif almasına engel olan, ağrı tuttuğu zaman birkaç gün geçmeyen zor bir durumdur.

Epilepsi (Sara) Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Bilinen yaygın inanca göre ise migrenin herhangi bir tedavi yöntemi olmadığı düşünülmektedir. Bu yüzden de migreni olan biri onunla yaşaması gerektiğine kendini inandırır ve alınan ilaçlarla anlık çözüm yollarına gider. Oysa migrenin farklı tedavi yöntemleri mevcuttur. Yazımızda da bunlara yer verilmiştir.

Migren Nedir?

Migren kelimesi Yunancada “hemikrania(başın bir tarafındaki ağrı) ifadesinden gelmektedir. Günümüzde çok yaygın olarak görülen bir rahatsızlıktır ve daha çok kadınlarda rastlanmaktadır.

Genel olarak baş ağrısı olarak algılanan bir hastalık olsa da yarattığı yan etkiler dolayısıyla aslında tüm bedeni ilgilendiren bir durumdur.

Otonom sinir sisteminde görülen bazı belirtilere bağlı olarak ortaya çıkan, orta ve çok şiddetli baş ağrısı olarak tanımlanmaktadır.

Migren kronik bir rahatsızlıktır. Genelde ataklar halinde kendini gösterir, başın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir ağrıdır.

Bu atakların süresi 2 ila 72 saat arasında değişebilmektedir.

Migren atakları esnasında baş ağrısının yanı sıra bulantı, kusma, fonofobi (sese karşı hassasiyet), fotofobi (ışığa karşı hassasiyet) gibi durumlar da görülebilmektedir.

Boyun Düzleşmesi Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Migrenin auralı ve aurasız olmak üzere iki tipi vardır. Aura migrenli kişilerde, ağrıyla birlikte başlayıp, yaklaşık bir saat süren bir durumdur.

Bu süre içerisinde hastada görme ve konuşma bozuklukları, gözlerinin önünden siyah noktaların geçmesi, yüzde iğnelenme, güçsüzlük gibi durumlar oluşmaktadır. Migrenli hastaların % 15-30’unda auralı migren görülmektedir.

Aurasız migren ise doğrudan doğruya baş ağrısıyla kendini gösteren bir durumdur.

Migrenin Nedenleri Nelerdir?

Migrenin neden kaynaklandığı tam olarak bilinmemektedir. Ancak genetik ve çevresel faktörlerin etken olduğu düşünülmektedir.

Ek olarak beyinde bulunan serotonin (mutluluk ve canlılık hissi veren nörotransmitter) gibi bazı kimyasal maddelerin azalması veya hiç salgılanmaması durumunda ortaya çıktığı araştırmacıların vardığı ortak fikirdir.

Aşırı stres, her şeye üzülüp beyni yormak, her şeye sinirlenmek, gürültülü ortamlarda çok bulunmak, adet kanaması dönemi ve menopoz dönemi de migren oluşumuna zemin hazırlayan durumlar arasındadır.

Migrenin Belirtileri Nelerdir?

Migrenden kaynaklanan baş ağrısı genelde tek taraflı ve tıpkı bir damarın atması gibi zonklayıcı şekilde olmaktadır. Birçok migren hastası ağrının geleceğini saatler öncesinden hisseder.

Migren sinyali veren belirtiler arasında sebepsiz yere oluşan mutsuzluk, huzursuzluk, durgunluk ve neşesizlik hali, kaslarda ağrı, mide bulantısı, susuzluk, idrara sık çıkma, ışıktan ve karanlıktan rahatsız olup kendini soyutlama isteği gibi durumlar bulunmaktadır.

Migrenin Evreleri (Dönemleri)

Migren hastaları ağrı gelmeden saatler öncesinden bunu hissederler. Eğer doktor kontrolündeyseler, migren atağını önleyecek bir ilaçları mutlaka vardır. Eğer ilaç zamanında alınırsa, atak büyük ölçüde engellenir. Ancak buna rağmen önüne geçilemeyen migren atakları da vardır. Migrenin öncesinde, atak süresinde ve sonrasında olmak üzere farklı evreleri bulunmaktadır.

  • Prodrom Evresi: Bu evre baş ağrısından saatler ya da günler öncesinde oluşmaktadır. Hastaların yaklaşık %60’ında prodromal evre görülmektedir. Bu evrede değişen ruh halleri, depresyon, zihinde yorgunluk, kabızlık, ishal, ışığa, sese ve bazı kokulara karşı aşırı hassasiyet gibi durumlar olmaktadır.
  • Aura Evresi: Migren ağrısından ortalama 20 dakika önce oluşur. Ağrı esnasında da ağrıya eşlik eden bir evredir. Belirtiler arasında tek taraflı görme kaybı, ışınsal tarzda renkli titrek çizgiler ve siyah noktacıklar görme, kolda, bacakta karıncalanma ve uyuşma hissi bulunmaktadır.
  • Baş Ağrısı Evresi: Genellikle kademeli olarak başlayan orta ve çok şiddetli baş ağrılarından oluşan evredir. Ağrının süresi 2-72 saat arasında değişmektedir. Tek taraflı, zonklamayla kendini gösteren, fiziksel aktiviteyle şiddetlenen ağrılardır. Yetişkinlerde bu evre 4-72 saat arasında değişirken, çocuklarda 1 saatten daha az sürmektedir. Migren ataklarının sıklığı değişkendir. Yaşam boyunca çok az sayıda olabildiği gibi, haftada birkaç defa olan vakalar da vardır. Ağrı esnasında bulanık görme, burun tıkanıklığı, ishal, sık idrara çıkma, boyunda sertleşme gibi belirtiler olmaktadır.
  • Postdrom (Ağrı Sonrası) Evresi: Migrenin etkileri ağrı geçtikten birkaç saat hatta birkaç gün boyunca bile sürebilir. Buna postdrom denmektedir. Ağrı geçtikten sonra hasta kendini çok yorgun hissedebilir. “Akşamdan kalma” diye tabir edilen kafada bir ağırlık ve sersemlik hali olmaktadır. Kavramada zorluk, güçsüzlük hali, mide ve bağırsak hareketlerinde değişiklik de ağrı sonrası yaşanan durumlar arasındadır.

Migreni Önleyici Tedbirler (Korunma Yolları) Nelerdir?

Migrenin oluşması önlenemeyen bir durumdur ancak ağrı ataklarını önlemek kısmen de olsa mümkündür. Migren atağının gelmesi için tek bir tetikleyici yeterli olmaz.

Üst üste gelen ve biriken etmenler ağrı ataklarının başlamasına yol açmaktadır.

Yapılan araştırmalara ve anketlere göre migren ataklarının en sık sebepleri arasında stres, yorgunluk, öğün atlama gibi durumlar bulunmaktadır. Bunun yanında;

  • Yeterince yememek ve aç gezmek
  • Göz alıcı ve parlak ışık
  • Aşırı gürültülü ortamlarda çok bulunma
  • Seyahat gibi hava değişiklikleri
  • Bazı yiyecek ve içecekler (her insan için farklıdır, kişi kendi deneyimleri sonucu bir liste hazırlamalıdır)
  • Endişe, üzüntü, heyecan, tartışma gibi duygusal değişiklikler
  • Baş, boyun, diş ve çene ağrıları
  • Adet dönemi, gebelik, doğum kontrol haplarının kullanımı gibi hormonal değişikliklere yol açan etmenler de migren ataklarını tetikleyen şeylerdir.

Migren Tedavisi Nedir?

Migren tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen, toplumdaki genel kanı tedavi edilemediği ve hastanın migren ile yaşaması gerektiği yönündedir.

Yetişkinlerde daha farklı yöntemler uygulanırken, çocuklarda sadece terapi yöntemlerinin işe yaradığı görülmüştür. Migrenin birkaç tedavi yöntemi mevcuttur. Bu tedavi yöntemleri arasında en sık tercih edileni ilaçla tedavidir.

Bu yöntemde migreni önleyici ilaçlar kullanılmaktadır. Bu sayede atakları ve ağrı şiddetini %50 oranında azaltmak mümkündür.

Akupunktur yöntemi de migren tedavisinde kullanılan diğer bir yoldur. Migreni olan birinin ağrı eşik seviyesi çok düşüktür, akupunktur sayesinde ağrı eşiği yükseltilir.

Ayrıca akupunktur ile vücut ve beyin omurilik sıvısında bulunan bazı hormonların (endorfin, histamin, serotonin, prostaglandin) salınımı sağlanarak migren ağrısı engellenir. Akupunktur tedavisi her seansı 20-40 dakika süren, 15-20 seanstan oluşmaktadır.

Verimli bir sonuç elde etmek için bu seansların tamamının gerçekleşmesi gerekmektedir. Tedavi sonrası migren atakları seyrekleşir veya tamamen ortadan kalkabilir.

Bunlara ilaveten adaçayı, biberiye, zencefil gibi bitkilerden yapılan çayların tüketilmesi de migren ağrılarını hafifletmeye yarayan, anlık çözümlerdir. Bu şifalı çayları düzenli olarak tüketirseniz migren krizlerinin daha az tekrarladığını görebilirsiniz.

Источник: https://bilgihanem.com/migren-nedir/

İlaçsız migren tedavisi mümkün mü? Uzmanlar ne öneriyor

Migren Ağrılarına Nefesle Terapi

Kökleri binlerce yıl öncesine dayanan ilaçsız bir yöntem olan refleks terapinin migren hastaları için yeni bir çözüm yolu olduğunu söyleyen Dr.

Gamze Şenbursa, şu bilgileri verdi: “Ortalama 4 seanstan itibaren hastalarda rahatlama ve atakların şiddetinde azalma görülür.

Refleks terapinin migren hastalığında etkinliği çok yüksek olmakla beraber, tedavi protokolü her hastanın ağrısının lokalizasyonu, şiddeti ve şekline göre değişiklik gösterir. Örneğin kafanın ön tarafından gelen ağrı safra kesesi meridyeni ile yakın ilişkidedir.

Migren nedir? Neden olur? Migrenin belirtileri ve tedavisi

Boyundan gelen ağrı ise mesane meridyeni ile ilişkilidir. Hastanın blokasyon alanlarının tespiti ve genel değerlendirilmesinin ardından kişiye özel tedavi planlanır. Uygulama ortalama olarak haftada 2 kere yapılır, tedavinin süresi hastaya göre değişkenlik göstermektedir. Ortalama 4 seanstan itibaren kişiler rahatlamayı ve atakların şiddetinin azaldığını gözlemlemeye başlar.”

İlk nöbet 5-8 yaşında gelebilir

Migren şiddeti, sıklığı, lokalizasyonu ve devam etme süresi çok değişken olan, periyodik aralıklarla gelen, genellikle başın bir tarafına lokalize, nöbetlerde sıklıkla, iştahsızlık, bulantı, kusma, ışık hassasiyeti, gürültüden rahatsız olma gibi nörolojik ve otonomik bozuklukların eşlik ettiği zonklayıcı özellikte bir baş ağrısı tipidir.

Dünya nüfusunun %10-15’lik bir oranının migrenden yakındığı bildirilmiştir. İlk nöbetin başlangıcı 5-8 yaşlarında olabilirse de sıklıkla 10-20 yaşları arasında başlar. Türkiye’de kadınların yüzde 21.

8’ini, erkeklerin yüzde 10.9’unu etkiliyor. Migren sıklıkla aileseldir.

  Hastalar genel olarak obsesif, ayrıntılara önem veren, aşırı kontrollü, mücadeleci, mükemmeliyetçi, titiz, dakik, hoşgörüsü az ve rijid kişilerdir.

“Ruhsal değişiklikler, iştahta artma (özellikle şekerli yiyecekler), aşırı esneme gibi belirtiler her üç migren hastasının birinde görünür. Halusulasyon görme ve karıncalanma, uyuşma şeklinde de olabilir. Işık, koku, ses ağrıyı arttırabilir ve ağrı süresi boyunca aşırı algılanma söz konusu olabilir. Bulantı özellikle kriz ilerledikçe ortaya çıkar ve hastaların %20’sinde ishal bulunur.

Migren hastaları nelere dikkat etmeli? Migren ve beslenme ilişkisi

Migreni tetikleyen yiyecekler

Yükseklik, uykusuzluk, öğün atlama, soğuk gıdalar, mevsimler, stres, depresyon, anksiyete, stres sonrası gevşeme, dıştan gelen duyusal uyarılar(parlak ışık, yüksek ses, keskin koku), başa gelen ani travma, menstrüasyon, hormon tedavisi, bazı yiyecek ve içecekler (çikolata, eski peynirler, yağlı  yiyecekler, portakal, domates, çiğ soğan, salam, sosis, fındık, alkollü içecekler), egzersiz, aşırı kafein alımı migreni tetikleyen faktörlerden bazılarıdır.

Başlangıç Dönemi: Ağrıdan önceki saatler ve günler içinde yavaşça gelişen semptomlar olup genellikle davranışsal, zihinsel ve bilinçli olarak kontrol edilemeyen değişiklikler ile şekillenir. Aşırı duyarlılık, depresif hissetme, durgunluk, donukluk, konsantrasyon, dikkat azalması, esneme, halsizlik, sık idrara çıkma, açlık-tatlı yeme isteği gibi belirtiler görülür.

Migren: Aura Dönemi

Ağrı dönemi başlamadan önceki zamandır. Görme alanları içinde uçuşan parlak, ışıklı noktalar, kırık çizgiler, bazende parlayıp sönen basit şekillerden ibaret basit görsel tip halüsülasyonlar görülebilir. Özellikle bir yüz yarısında ve ağız çevresinde, dilde aynı taraf el ve kolda uyuşma iğnelenme şeklinde belirtiler verir. Konuşma bozukluğu, kelime bulma güçlüğü yaşanabilir.

Migren: Ağrının Başlaması

Genelde hastalar bu dönemde ensede, baş arkasında başın bir tarafında yavaş başlayan bir ağrı, ağırlık, rahatsızlık hissi şeklinde semptomlar hisseder.  Çoğu zaman zonklama başlamamış, ağrı belli belirsiz ve lokalizasyonu net değildir. 30 dakika – 2 saat sürer ve atak tedavisine başlamak için en uygun zamandır.

Baş ağrısına için doğal tedaviler: Refleks ve manuel terapi etkili mi?

Bu dönem çok şiddetli, çoğu zaman zonklayıcı ve başın içinde korkunç bir basınç olarak tanımlanan, tedavi edilmediğinde saatlerce hatta 1-2 gün sürebilen ağrı olabilir. Ağrıya eşlik eden semptomlar bu dönemde artar. Hastaların ense kasları kasılmış olabilir.

Migren: Beşinci Dönem

Ağrının sonlandığı bölümdür. Ağrının giderek hafiflediği ve şekil değiştirdiği, zonklayıcı şiddetli ağrının yerini sızlayıcı tarzda, lokalize edilemeyen bir ağrıya bıraktığı hastanın uyuklamaya başladığı dönemdir.

Migren: Altıncı Dönem

Ağrı sonrası, hastanın yorgun, bitkin, bezgin hissettiği, giderek atağın yükünün kaybolduğu ve yerini bir rahatlama hissine bıraktığı dönemdir. İştahsızlık yerini acıkma hissine bırakır, hasta sık idrara çıkma gereği duyar.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/ilacsiz-migren-tedavisi-mumkun-mu-uzmanlar-ne-oneriyor/

MİGREN TEDAVİSİ, NASIL GEÇER?

Migren Ağrılarına Nefesle Terapi

Migren, kafanın sadece bir tarafında oluşan darbe hissi veya yoğun bir zonklama şeklinde gerçekleşen bir baş ağrısı durumudur. Bunun yanında mide bulantısı ve kusma, ışığa veya sese karşı aşırı duyarlılık eşliğinde rahatsız edici bir durum ortaya çıkarır.

Migren ağrıları türüne göre birkaç saatten birkaç güne kadar sürebilmekte ve kayda değer bir acıya sebep olmaktadır. Migren oluştuğunda tek yapmanız gereken karanlık ve sessiz bir ortamda uzanmaktır. Bu ağrılar oluşmadan önce birtakım ön belirtiler meydana gelir. Bunlar ışık patlamaları, kör noktalar ve kolda veya bacakta huylanma oluşmasıdır.

Çeşitli ilaçlar migrenin sıklığını ve ciddiyetini azaltmaya yardımcı olur. Eğer geçmişte ilaç tedavisinin herhangi bir faydası olmadıysa, doktorunuza giderek farklı bir ilaç reçetesi yazmasını isteyebilirsiniz. Doğru bir ilaç ile birlikte kendi hazırladığınız takviyeler ve yaşam stilindeki değişiklikler büyük bir fark yaratacaktır.

Yukarıda saymış olduğumuz nedenlere ek olarak genetik faktörler ve çevresel etmenler migren oluşumunda önemli bir rol oynamaktadır.

Beyin kökünde meydana gelen değişimler ve trigeminal sinir ile büyük bir acı oluşur.

Beyin kimyasallarının dengesizliklerin oluşması (sinir sistemindeki acıyı düzenleyen seratoninin dahil olduğu) bu durumun bir diğer sebebidir. Migrenin oluşmasını tetikleyen etmenler şu şekildedir;

  • Kadınlardaki hormonal değişimler: Migren rahatsızlığı bulunan kadınlarda östrojen hormonu dalgalanmalarının baş ağrılarını tetiklediği bilinmektedir. Özellikle regl döngüleri sırasında değişen hormonal dalgalanmalar migren oluşmasına neden olabilir.
  • Yiyecek ve içecekler: Tuzlu yiyecekler, eskimiş peynir ve işlenmiş yiyecekler migren tetikleyicileri arasındadır. Herhangi bir öğünün atlanılmadığı bir yeme alışkanlığına sahip olunmalıdır. Ayrıca tatlandırıcı aspartam ve hazır yemeklerin içerisinde bulunan koruyucular da migreni tetikleyen unsurlardandır. İçeceklere gelindiğinde ise bol miktarda kafein içeren içecekler, başta şarap olmak üzere diğer alkoller migreni tetikleyebilir.
  • Stres: İş veya ev hayatında yaşanan stresli durumlar da migren hastalığının gelişmesine ortam hazırlayabilir.
  • Fiziksel faktörler: Yoğun fiziksel aktivite (cinsel ilişki dahil) migren oluşmasını sağlayabilir.
  • Çevresel faktörler: Hava durumu ve basınç değişimlerine maruz kalınması durumunda ve ayrıca birtakım ilaçların yan etkisi gereğince migren oluşabilir.

Migren Belirtileri Nelerdir?

Migren rahatsızlığı genellikle çocukluk, ergenlik veya ergen yetişkinlik dönemlerinde meydana gelir. Migren ayrıca prodrom, atmosfer, baş ağrısı ve postdrom olmak üzere 4 farklı aşamadan oluşmakta ancak tüm bu aşamaların tamamını yaşayacağınız anlamına gelmez.

  • Prodrom: Migrenden 1 ya da 2 gün önce meydana gelen birtakım değişiklikleri içerir. Bunlar genellikle kabızlık depresyon, yemek isteği, hiperaktivite, sinirlilik hali, boyun tutulması ve kontrol edilemeyen esneme halidir.
  • Atmosfer: Bu durum migrenden önce veya migren sırasında oluşan sinir sistemi belirtileridir. Genelde ışık patlamaları gibi görsel belirtiler şeklinde gerçekleşir. Genellikle 20-60 dakika arası dürmekte ve çoğu migren hastası bu aşamayı yaşamamaktadır.
  • Baş ağrısı: Bu aşama 4 saat ile 72 saat arasında sürmektedir. Baş ağrısının şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösterir. Migren sırasında kafanızın bir tarafında veya her iki tarafında ağrı oluşumu, kafanızda darbe hissi, ışığa, sese veya bazı kokulara hassasiyet, mide bulantısı veya kusma, bulanık görme ve baş dönmesi meydana gelebilir.
  • Postdrom: Son olarak bu aşama migren sonrasında oluşur. Bu aşama sırasında süzülmüş gibi hissedebilirsiniz.

Migren Risk Faktörleri Nelerdir?

Migren olduğunuza dair artılar ise;

  • Aile geçmişi: Migren rahatsızlığına sahip olan insanların yüzde 90’ının aile geçmişinde migren hastalığı bulunmaktadır. Anne veya babanızdan herhangi birinde migren bulunmakta ise muhtemelen sizde de migren olacaktır.
  • Yaş: Migren herhangi bir yaşta meydana gelebilir ancak genellikle gençlik döneminde oluşur. Ayrıca çoğu insan ilk migren belirtisine 40 yaşında rastlamaktadır.
  • Cinsiyet: Kızların ergenlik döneminde meydana gelen değişiklikler ile migrene sahip olma ihtimali erkeklere göre 3 kat daha fazladır.
  • Hormonal değişiklikler: Migrene sahip olan bayanlar bu rahatsızlığa muhtemelen menstruasyon döngüsünden hemen önce veya hemen sonra gelişen hormonal değişiklikler sebebiyle sahip olurlar.

Eğer migreniniz bulunmakta ise ilk olarak doktorunuz tarafından aile geçmişiniz incelenecek, kullanmış olduğunuz ilaçlara bağlı olarak yeniden oluşan semptomları gözleyecek, fiziksel ve nörolojik testler ile de hastalığı belirleyecektir. Ayrıca doktorunuz tarafından birtakım testler önerilecektir. Bunlar;

  • Kan testi: Kan damarı problemlerinizi, omurgada veya beyinde oluşan enfeksiyonları ve vücudunuzda bulunan toksinleri görebilmek için bir kan testi yaptırmanız gerekmektedir.
  • CT (bilgisayarlı görüntüleme): Beyninizin kesitli olarak görüntüsünü alıp inceleme yapabilmek için X-ray ışınlarından faydalanılan CT ekran görüntüsü alınmaktadır. Bu durum doktorunuzun tümör, enfeksiyon, beyin kanaması, beyin hasarı ve diğer olası medikal problemleri belirlemede yardımcı olarak migren sebebini ortaya çıkarmaktadır.
  • MR (manyetik rezonans): Kuvvetli bir manyetik alan oluşturarak ve radyo dalgaları ile beyninizin ve kan damarlarının detaylı görüntüleri alınır. Tümör, felç, beyin kanaması, enfeksiyon ve diğer sinir sistemi durumları bu yolla incelenmektedir.

Migren Tedavisi Nasıl Yapılır?

Migren tedavi edilemezdir ancak doktorunuz ile yapacağınız iş birliği ile oluşan olumsuz durumların giderilmesini sağlayabilirsiniz. Migren tedavisinde çok çeşitli ilaçlardan faydalanılmaktadır.

Ayrıca başka rahatsızlıkları tedavi etmekte kullanılan birtakım ilaçlar, migren ağrısına çok iyi gelerek belirli bir rahatlamaya sebep olur.

Migren tedavisinde ağrı kesici ilaçlardan ve önleyici ilaçlardan faydalanılır. Bunlar ise;

1.Ağrı Kesici

Aspirin veya iltihap oluşturmayan ibuprofen gibi ilaçlar migren ağrısını hafifletmektedir. Ayrıca acetaminophen gibi ilaçlar da migren için kullanılan ilaçlardandır. Acetaminophen, aspirin ve kafeinin bir arada kullanılması migreni hafifletmektedir ancak çok ileri düzeydeki migren hastalarına herhangi bir etki etmez.

2.Triptanlar

Migren ağrısı geçiren pek çok insan tedavi için triptanları kullanmaktadır. Triptanlar kan damarlarını daralmaya teşvik ederek, beyne giden ağrıları bloke etmeye çalışır. Genellikle migren tedavisinde kullanılırlar. Triptanların yan etkileri ise mide bulantısı, baş dönmesi, uyuşukluk ve kas zayıflığıdır.

3.Mide Bulantısı İlacı

Migren genellikle mide bulantısı, kusma gibi durumlar ile birlikte meydana gelir. Diğer ilaçlarla birlikte verilen mide bulantısı ilacı migreni önlemede yaygın olarak kullanılır. Bu ilaçlara örnek olarak chlorpromazine, metoclopramide veya prochlorperazine verilebilir.

4.Kalp İlaçları

Hastalığı iyileştirmek dışında hastalığın oluşmasını engellemek amacıyla verilir. Kalp ilaçları genellikle yüksek tansiyon ve koroner arter hastalıkları için verilir, ancak migrenin gerçekleşme sıklığını ve ciddiyetini azalttığı da görülmüştür. Eğer 60 yaşın üzerindeyseniz, doktorunuz tarafından alternatif olarak önerilen ilaçları kullanabilirsiniz.

5.Antidepresan

Belirli ilaçlar özellikle antidepresanlar migreni önlemek için yardımcıdır. Bu ilaçlardan faydalanmak için depresyon geçiriyor olmanıza gerek yok. Antidepresanlar, seratonin ve diğer beyin kimyasallarının seviyesini etkilediği için migren hastalarına da tedavi edici etkiler gösterir.

6.Nöbet İlaçları

Valproate sodyum ve topiramate gibi birtakım nöbet ilaçları da migren sıklığını azaltmada etkili olmaktadır. Ancak yüksek dozlarda kullanıldığında kilo alımı, saç kaybı, baş dönmesi ve mide bulantısı gibi çeşitli yan etkiler yapmaktadır.

Migren tedavisi için belirgin olarak kullanılan bir tedavi yöntemi bulunmadığı için, rahatsızlığın bıraktığı olumsuz etkileri kontrol altına alabilmek için ancak ilaç tedavisinden faydalanılmaktadır.

Источник: https://evdesifa.com/migren-tedavisi/

Nöralterapi Migren Ağrılarına İyi Geliyor

Migren Ağrılarına Nefesle Terapi
Uzm. Dr. Ebru ÖNÖZ
Ağrı Polikliniği (Algoloji)
Memorial Ataşehir Hastanesi

Dünyada ve ülkemizde milyonlarca kişi  hayatının bir döneminde migren ile karşı karşıya kalıyor.

Nedene yönelik ve bütüncül yaklaşım ile uygulanan nöralterapi tedavisi, yaşam kalitesini etkileyen migren hastalığında başarı şansını artırıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Anestezi Ve Ağrı Bölümü’nden Uz. Dr.

Ebru Önöz, migren ağrılarında uygulanan nöralterapi yöntemi hakkında bilgi verdi.

Ayda 4-5 migren atağı yaşanabiliyor

Baş ağrısı, migrenin belirtilerinden sadece biridir. Tüm baş ağrıları da migren değildir. Migren şikayeti yaşayan birçok hastaya yapılan tetkikler sonucunda migren dışı durumlar da saptanabilmektedir.

Migrenin tam olarak nedeni halen ortaya konulmamış olsa da beyin kan damarları ve beynin sinir iletimindeki kimyasal madde değişiklikleri sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Migren hastalarının birçoğu ayda en az 4-5 atak geçirebilmektedir.

Migren atakları kimi zaman 4-72 saat kadar sürebilmektedir.

Migrenin habercisi “Aura”

Migrenin habercisi aura, migren baş ağrısından önce ortaya çıkan nörolojik kayıpları ifade eder. Eğer migren ataklarından önce aura, kusma ve görme problemleri gibi belirtiler görülmüyorsa bu basit migrendir. Basit migren daha çok kadınlarda görülmektedir. Bu migren tipinde tek ya da iki taraflı baş ağrıları mevcuttur. 

Migren psikolojiyi de olumsuz etkiliyor

Aura, kusma, görme problemleri ile başlayan ve genelde tek taraflı bir baş ağrısı seklinde devam eden klasik migren ise yüzde 10 kadar hastada gözlenmektedir.

Bu migren türünde ilk atak genelde 40 yaş sonrası başlamakta ve 2-6 saat kadar sürmektedir. Araştırmalara göre, migren ağrılarının şiddeti arttıkça, zamanla kişinin psikolojisi de olumsuz etkilenmektedir.

Boyun ve omuzda sertleşme, el ve ayaklarda karıncalanma, konsantrasyon güçlüğü, konuşma güçlüğü görülebilmektedir.

Kadınlarda 3 kat daha fazla görülüyor

Çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipi olan migren, en sık kadınlarda görülmektedir. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre 3 kat daha fazladır.

Özellikle adet dönemlerinde hormonal değişimden dolayı ataklar şiddetlenebilir. Bulantı kusma, ışığa ve sese hassasiyet olabilir. Genellikle tek taraflı, yoğun ve zonklayıcı tarzdadır.

Kadınlardaki hormon değişikliği, migren ağrısına yol açabilen önemli bir nedendir.

Ebeveynlerinde migren varsa risk yüzde 75 artar

Migren hastalığında genetik önemli bir risk faktörüdür. Ebeveynlerinden birinde migren hastası olan bir kişinin migren hastası olma ihtimali %40’tır. Hem annesi hem babası migren hastası olan bir kişi ise %75 oranında migren şikayetleri yaşayabilmektedir.

Hamileler dahil herkese uygulanabilir bir tedavi yöntemi

1926 yılında migrenli bir hastanın tedavisi sırasında keşfedilen Nöralterapi tedavisi dünyada ve 2008 yılından itibaren Türkiye’de de uygulanan bir yöntemdir. Nöralterapi; kısa etkili lokal anesteziklerle yapılan bir iğne tedavisidir. Otonom sinir sisteminin yeniden düzenlenmesi esasına dayanmaktadır.

Komplikasyonu yok denecek kadar azdır ve hamileler dahil tüm yaş gruplarına uygulanabilmektedir. Nöralterapi ve bütüncül yaklaşım migren tedavi başarı şansını yükseltmiştir.

Nöralterapi, migrenin derecesine bağlı olarak tetik nokta enjeksiyonları, manuelterapi, ganglion blokajları, ilaç ve selasyon gibi kombine tedavilerle desteklenebilmektedir.

Kişiye özel bir tedavi planı belirlenmeli 

Migren şikayeti yaşayan kişilerin geçmiş hikayesi incelenmeli, baş ve boyun bölge muayenesinin ardından nedene yönelik olarak kişiye özel bir tedavi planı çıkartılmaktadır.   Muayene sırasında kas yapılarını incelemek gerekir. Boyun ve sırt bölgesindeki bir tetik nokta örneğin adale kasılması, kulunç girmesi de enseden başlayan, tek taraflı göz ve yüz ağrısına neden olabilir.

Hastanın su tüketimi, nasıl beslendiği, uyku düzeni, stres derecesi, çevresel şartları, gastrointestinal durumları belirlenmelidir. Çünkü fizyolojik bozukluklar da ağrının fazla algılanmasını sağladığı gibi ağrıyı tetikleyebilir. Günümüzde pek çok insan boyun ve sırt ağrısı yaşamaktadır ve bunlara ek olarak gelişen baş ağrıları da migren tanısıyla oldukça sık karıştırılmaktadır.

Migren hastalığında beyin cerrahisi, nöroloji, psikiyatri, fizik tedavi bölümleri ile multidisipliner bir yaklaşım gereklidir. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki; hastaların aslında yüzde 53’ü psikojenik faktörlere ya da hastalık sonrası gelişen psikoloji bozukluğuna bağlı olarak ağrılar çekmektedir. Bu sebepten her hastaya aynı metodu kullanmak doğru bir yaklaşım değildir.

Güncellenme Tarihi: 04 Şubat 2019Yayınlanma Tarihi: 02 Mayıs 2016

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/noralterapi-migren-agrilarina-iyi-geliyor/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть