Migren Hastalarına Mektup!

Migren

Migren Hastalarına Mektup!

Halk arasında yarım baş ağrısı olarak bilinir ama hastaların ancak yarısında bu özelliği gösterir. Günlük hayatı engelleyecek kadar şiddetli ve zonklayıcı olabilen, bazen 3-4 güne kadar uzayabilen ataklarla seyreden bir hastalıktır.

Kadınlarda sık gözlenir, yaşam kalitesini ve sosyal yaşamı bozar. Bu ağrıların, aura adı verilen, genellikle görmeyle ilgili başlangıç belirtilerinin olduğu bir devresi  vardır.

 Ataklar sırasında bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal gibi sindirim sistemiyle ilgili yakınmalar olabilir.

Görme bozukluğu, ışık, ses ve kokuya karşı hassasiyet, baş dönmesi, uyuşukluk, güçsüzlük, konuşmada bozukluk, kafa derisinde hassasiyet  gibi sinir sistemiyle ilgili yakınmalar da bulunabilir. Günümüzde migren oluşmasında mast hücrelerinin rolü artık kabul edilmektedir.

Migren ve IgG antikoru yüksek gıdalar

Son yıllarda IgG antikoru yüksek gıdaların diyetten uzaklaştırılması ile yapılmış dört çalışmanın üçünde iyi sonuçlar alınmıştır (50/I, 53/I, 67/I), bir çalışmada da iyileşme ilk ay gözlenmiş ama 12.

haftada devam etmemiştir (68/I)  (bk., kitap, s. 189-190).

Bildirilen iyileşmelerin mekanizması kolayca açıklanabilir çünkü IgG antikorlarının antijenleriyle yapmış olduğu immün kompleksler mast hücrelerini uyaran önemli faktörler arasındadır.

Migren, çölyak hastalığı ve glutensiz diyet

Migren ve çölyak hastalığı ilişkisini araştıran çalışmalardan birinde 118 çölyak hastası incelenmiştir. Hastalarda baş ağrısı bulunma sıklığı %30, kontrol grubunda %14 olarak saptanmıştır.

Bu farklılık istatistiksel incelemede anlamlı bulunmuştur. Çalışmada 25 gluten duyarlılığı olan hasta da incelenmiştir. Onlarda sıklık %56 bulunmuştur.

Baş ağrısının şiddeti hem çölyaklılarda hem de gluten duyarlığı olanlarda, kontrol grubuna göre daha fazla hastada ağır olarak tanımlanmıştır (164).

Migrende çölyak hastalığı sıklığı ise, çocuklarda yapılan bir çalışmada tTG antikorlarıyla araştırılmıştır ve kontrol grubuyla aynı olan %2 oranı bulunmuştur (165). Bir başka çalışmada da bu oran % 4.4 saptanmıştır.

4 hasta glutensiz diyete alınmış, birinde hastalık tekrarlamamış, diğerlerinde de atakların sıklığı, süresi ve ağırlığında azalma saptanmıştır (166).

Çocuklarda glutensiz diyete en iyi yanıt veren hastalıklardan birinin migren olduğu bildirilmektedir (50). 

Öneriler

Migrende hem mast hücrelerinin hastalığın oluşmasındaki rolü hem de gıdalara özel IgG testine göre uygulanan diyetin tedavideki yararı konularında veriler fazladır.

Tedaviye rağmen atakları sık tekrarlayan, şiddetli olan ve uzun süren hastaların, mast hücre uyarılmasını azaltmak amacıyla kitabın V.

bölümündeki genel önerilere uymaları, doktorlarının da onayı ile kişiye özel önerilerden A ve C planlarını uygulamaları yararlı olabilir.

Kitap: Artık Hastalığımla Baş Edebiliyorum (Mast Hücrelerinin Gizi), Nobel Tıp Kitabevleri.

50/I.Alpay K, Ertas M, Orhan EK, Ustay DK, Lieners C, et al. (2010) Diet restriction in migraine,  IgG against foods: a clinical double-blind, randomised, cross-over trial. Cephalalgia. 2010;30:829-37.

53/I. Aydinlar EI, Dikmen PY, Tiftikci A, Saruc M, Aksu M, et al. IgG-based elimination diet in migraine plus irritable bowel syndrome. Headache. 2013;53:514-25.

67/I.Arroyave Hernández CM, Echavarría Pinto M, Hernández Montiel HL.Food allergy mediated by IgG antibodies associated with migraine in adults. Rev Alerg Mex. 2007;54:162-8.

68/I. Mitchell N, Hewitt CE, Jayakody S, Islam M, Adamson J, et al. Randomised controlled trial of food elimination diet IgG antibodies for the prevention of migraine  headaches. 2011, Nutr J 10:85.

50. Diaconu G, Burlea M, Grigore I, Anton DT, Trandafir LM. Celiac disease with neurologic manifestations in children. Rev Med Chir Soc Med Nat Iasi. 2013;117:88-94.

164. Dimitrova AK, Ungaro RC, Lebwohl B et al. Prevalence of migraine in patients with celiac disease and inflammatory bowel disease. Headache. 2013;53:344-55.

165 Inaloo S, Dehghani SM, Farzadi F, Haghighat M, Imanieh MH. A comparative study of celiac disease in children with migraine headache and a normal control group. Turk J Gastroenterol. 2011;22:32-5.

166. Gabrielli M, Cremonini F, Fiore G, et al. Association between migraine and Celiac disease: results from a preliminary case-control and therapeutic study. Am J Gastroenterol. 2003; 98:625-9.

Источник: //profdrhulyauzunismail.com/migren/

Migren hastalarına doğru tanı koyulamıyor

Migren Hastalarına Mektup!

Migren, gündelik hayatı olumsuz etkiliyor, en çok kadınları vuruyor, erkekler de bu hastalıktan payına düşeni alıyor. Ancak son yıllarda teşhis ve tedavide önemli sorunlar yaşanıyor.

Ülkemizde 2008 yılında kesin migren tanısı almış hastaların %51.2’sine gittiği hekim veya hekimler migren tanısı koymuşlarken 2013 yılında hekim tarafından da migren tanısı almış kesin migrenli oranı %26.

4’e düşmüş, yani migren tanısını doğru olarak koyma başarısı yarı yarıya azalmış.

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş; ‘Hekimlerin migreni teşhis etmeleri konusunda sorunlar yaşanıyor. Aslında sorulacak 3 basit soru migrenin teşhisini kolaylaştırır.

Hastaya son 3 ayda en az iki kez rahatsız edici başağrısı geçirdiniz mi? Beraberinde mide bulantınız oldu mu? Beraberinde ışıktan rahatsız oldunuz mu? diye sorulabilir. Bu üç sorudan 2 sine veya 3’üne de “evet” cevabı alıyorsanız, karşınızdaki kişi, yüzde 90’ın üzerinde olasılıkla migrendir.

Bir hekim tarafından migren tanısı doğrulanarak gerekiyorsa migren tedavisine başlanmalıdır” açıklamalarında bulundu.

Migren, körlük kadar engelleyici bir hastalık

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş; ‘Migren, genellikle başın bir tarafında gerçekleşen şiddetli, zonklayan bir ağrı olarak ortaya çıkıyor ve çoğunlukla bulantı, ses ve ışığa karşı hassasiyetle devam ediyor. Migren atakları, genellikle birkaç saatle birkaç gün arasında sürüyor ve kişinin günlük aktivitelerinin çoğunu engelleyebiliyor.

Hatta bazı kişiler işe gitmekte, arkadaş ve aile üyeleriyle ilişki kurmakta zorlanıyor. Kronik migren ise, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından “engelleyicilik” bakımından, körlükten önce yer alıyor. Dünya sağlık örgütü, migren hastalığını bunama, felçler ve akut psikoz ile aynı derecede yaşamı engelleyici bir hastalık olarak kabul ettiğini söylüyor.

Başımız ‘kadınlıktan’ ağrıyor

Kadınlık hormonu migreni tetikliyor, migren baş ağrılarının ortaya çıkması için kadınlık hormonu en önemli belirleyici oluyor. Bu nedenle migren kadınların başını erkeklerden 3 kat fazla ağrıtıyor.

Migren ağrısı günlük yaşamı aksatacak kadar sık ve şiddetli olabiliyor. Hayatı adeta kabusa çeviren şiddetli baş ağrılarını önlemek içinse öncelikle ağrı kesicilerden medet ummamak, düzenli uyumak ve stresten uzak durmak gerekiyor.

Ağrı kesiciler migreni kronikleştiriyor

Kronik migren; hayat koşulları, çevresel koşullar veya doğum kontrol hapı kullanımı gibi diğer nedenlerle sıklaşmış bir migren olabilir ya da sık ağrı kesici kullanımı nedeniyle kronikleşmiş bir migren olabilir.

Sık ağrı kesici kullanımı nedeniyle kronikleşmiş migrenin, en sık karşılaştıkları kronik migren nedeni olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mustafa Ertaş; ‘Kronik migrenli hastaların %80 kadarında sık ilaç kullandıkları için kronik migren gelişmiştir.

Bunun dışında, çoklukla migren ağrısını arttıran doğum kontrol ilacı kullanımı, konsantrasyonu arttıran ilaçların kullanımı, migreni tetikleyen zorlayıcı hayat koşulları, örneğin erken uyanmak, çok aydınlık ortamlarda çalışmak, uykusuz kalmak veya sık olarak strese maruz kalmak gibi nedenler de migreni kronikleştirebilir’ dedi.

Annede migren varsa çocuk migrenli doğabiliyor

Migren hastalığında genetik geçiş en önemli faktör. Yani kronik migrenli bir annenin çocuğuna genetik olarak migren geçebilir. Ancak migren olan çocukta migrenin kronikleşmesi, başka nedenlerle ortaya çıkıyor.

En sık neden ise; ister baş ağrısı için ister romatizma veya başka ağrılar için olsun, sık ağrı kesici kullanımı olarak belirtiliyor. Yani ayda 10 gün veya daha fazla ağrı kesici kullanımı migreni kronikleştiriyor.

Tedavide uygulanan Botulinum Toksin A etkili sonuçlar veriyor

Kronik migren için ilaçlı veya ilaçsız tedavi seçeneklerinin bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Mustafa Ertaş; “Bu tedaviler migreni uzun süreli tedavi etmeye yönelik olmakla birlikte hepsinin güçlü ve zayıf yanları bulunabilmektedir.

İlaç tedavilerinin ana sorunu yan etkileridir ve yan etkisiz bir migren tedavi seçeneği bulunmamaktadır. İlaç tedavilerinin etkinlikleri de kişiden kişiye değişebilmekte, çoğu kez çoklu ilaç tedavisine ihtiyaç duyulmaktadır.

Eski bir ilaç olmakla birlikte tedavi yöntemi yakın zamanlı olarak belirlenen bir kronik migren tedavi yöntemi de Botulinum Toksin Tip A tedavisidir” dedi. 

-Botulinum Toksin kronik migren tedavisi için, kaşların arasına, alına, kafanın yanlarına, enseye, boyuna ve sırt kaslarına dağıtılarak uygulanır.

-Bir toksin uygulamasının etkinliği 3 ay sürer ve Botulinum Toksin uygulaması 3 aylık aralarla uygulanmalı, 4 kez veya daha fazla uygulama gereğinde yapılmalıdır. 

-İlaç tedavisi altında olan hastalara yapılabileceği gibi tedavi almamış hastalara da toksin uygulanabilir ama gereğinde ilaç tedavisi ile kombine uygulandığında başarı şansı daha çok artar.

Источник: //www.haber7.com/saglik/haber/1333219-migren-hastalarina-dogru-tani-koyulamiyor

Migren hastalığı – Anadolu Sağlık Merkezi

Migren Hastalarına Mektup!

okuyabilirsiniz.

Baş ağrısı toplumda en sık görülen hastalıklardan birisidir. Tek başına olabileceği gibi bir çok birlikte de olabilir. Nöroloji doktorlarına müracaat eden  3-4 hastadan birinin yakınması baş ağrısıdır. Neredeyse herkes yaşamı boyunca en az bir kez baş ağrısı yaşamaktadır, yani baş ağrısı aslında herkesi ilgilendiren bir sorundur.

Baş ağrılarını genel olarak nedenlerine göre primer (nedeni bilinmeyen) ve sekonder (belirli bir nedene bağlı olanlar) olarak sınıflandırabiliriz.

Nedeni bilinmeyen baş ağrıları içinde en yaygın olanı ise migrendir. Yıllık migren atak oranına bakarsak  erkeklerde %6-8, kadınlarda %15-18 oranındadır. Yani kısaca ülkemizde her 6-7 kişiden birisi migren hastasıdır. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 3 kat daha fazla görülmektedir. Migren sıklığı yaşlı populasyonda azalmakta olup en sık görüldüğü yaşlar ise 35-45 arasıdır.

• Krizler yani ataklar halinde gelir

• Ataklar 4-72 saat arasında sürmektedir

• Genelde ağrı başın tek tarafındadır

• Ağrı zonklayıcı özelliktedir

• Orta veya şiddetlidir

• Bulantı ve/veya kusma olur

• Auralı tiplerinde ağrı başlangıcında görsel bulgular (kırık ışıklar, görme bozuklukları, bulanık görme gibi) olur

• Baş hareketleri ve günlük fiziksel aktiviteyle ağrı artar 

• Işıktan ve sesten rahatsızlık duyulur 

Migren değişik şekillerde sınıflandırılabilir. Ortay çıkış şekillerine göre aurasız migren ve auralı migren olarak ikiye ayırabiliriz. Tüm migrenlerin yalnızca yüzde 10’u auralıdır. 

Aura’yı ön belirtili olarak açıklayabiliriz. Bu belirtilerin çoğu görmeyle ilgilidir.

Hasta ağrısı başlamadan genellikle 15-45 dakika kadar once parlak ışıklar, zigzag çizgiler gördüğünü ya da görmenin bulanıklaştığını, bir alanda veya bir bölgede görme kaybı olduğunu söyler.

Daha az olarak ise aura döneminde kolda, bacakta uyuşma, baş dönmesi, konuşmayla ilgili bozukluklar da görülür. Bu durum 20–30 dakika sürer ve ardından ağrı başlar.

Migren ayrıca görülme sıklığı ve atak sayısına göre de sınıflandırılmaktadır. Atak durumuna ve ağrı sıklığına göre migren 2’ye ayrılır. Bunlardan birisi Epizodik migren, diğeri de Kronik Migren’dir. Epizodik migren daha aralıklı ataklarla gelen migrendir.

Kronik migren diyebilmemiz için o hastada son 3 aydan beri ayın en az yarısında yani 15 gün ve üzerinde ağrılı dönem olması, bu ağrıların en az 8’inin migren özelliği taşıması gereklidir. Ağrı sayısı bunun altında ise o zaman Epizodik migren diyoruz.  Epizodik migren oranı her iki cinste de daha yüksektir.

Tüm migrenin % 7-8’ini kronik migren oluşturmaktadır. Ortalama oran söylemek gerekirse kronik migrenin tüm toplumda görülme sıklığı %1-2’dir.

Migren ortaya çıkarken bunu tetikleyen bazı faktörlerde söz konusudur. Bunların bir kısmı önlenebilir olduğundan migren ağrısı olan bir kişi kendi ağrılarını neyin tetiklediğini saptayabilirse belkide bazı atakları tamamen önleme şansına kavuşabilir. Bunlar içinde özellikle çok fazla miktarda yiyecek suçlanmaktadır.

En çok suçlananlar ise çikolata, kabuklu kuruyemişler, baharatlar, deniz ürünleri, bazı gıdalara konulan aspartam gibi katkı maddeleri, peynir, kırmızı şarap ve bira gibi alkollu içecekler, salam, sucuk, sosis, hatta bazı hastalarda meyve ve sebzeler gibi. Bu liste giderek uzamaktadır. Ancak, her hastada migren ağrısını artıran yiyecek farklı olabilir.

Önemli olan kişinin ağrısını tetikleyen nedeni kendisinin bulup buna karşı önlem almasıdır. 

Yiyecekler dışında, uyku düzenindeki değişiklikler (uyku azlığı yada fazlalığı), hava kirliliği, sigara dumanı, aşırı fiziksel ve zihinsel yorgunluklar,  yüksek ses ve gürültülü ortamlar, parfüm kokusu yada diğer kokular, mevsimsel değişiklikler (özellikle ilkbahar ve sonbahar) ve hava değişklikleri (sıcaklık ve nem değişikliği, lodos, aşırı sıcak veya soğuk), açlık ve öğün atlama, stres, stres sonrası dönem (hafta sonu yada tatil), anksiyete, endişe, depresyon,  doğum kontrol hapları gibi önlenebilir bir çok faktör sayılabilir. Ayrıca kadınlarda hormonal nedenler (regl dönemleri gibi) migreni tetiklemektedir.

Kadınlarda migrenin daha fazla olması, menstruasyon dönemlerinde atakların artması, hamilelikte görecelide olsa atak sayılarında azalma olması, doğum kontrol hapı kullananlarda atakların artması ve menapozdan sonar bazı haslarda ağrıların kaybolması, hormonların migren oluşumundaki etkilerini göstermektedir.

Migren hastalarına BoNT tedavisi nedir?

Migren bilindiği gibi insanların yaşam kalitesini ve günlük aktivitelerini belirgin şekilde etkileyebilen bir hastalıktır.

Yıllardan beri migren hastaları atak sırasında alınan yada atakların gelmesini önlemeye yönelik (proflaktik) değişik ilaçlar  kullanmaktadırlar. Ancak son yıllarda daha çok gündeme gelen BoNT tedavisi vardır.

Ülkemizde bu toksini içeren Botoks ve Dysport isimli iki preparat var.  Kronik mİgrenin proflaktik tedavisinde BOTOKS Sağlık bakanlığı tarafından da ruhsatlandırıldı.

Bu uygulamaları konusunda deneyimli Nöroloji uzmanları yapmalı. BoNT uygulaması özel deneyim gerektiren bir konudur. Baş, yüz ve boyunda özel bazı kaslara değişik noktalardan uygun dozlarda toksin enjeksiyonu yapılarak uygulanmaktadır. BoNT uygulamasının etkisi bir çok bilimsel çalışma ile de kanıtlanmıştır.

BoNT uygulanabilmesi için hastalara Kronik Migren tanısının konulması gereklidir. En önemli konu ise kronik migren tansının doğru konulmasıdır. Çünkü migren hastalığı için bir biyolojik belirteç yoktur. Hastanın nörolojik muayenesi, hastalık öyküsü ve baş ağrısınına neden olabilecek tüm etkenlerin dışlanması ile konulabilmektedir.

Kronik migren hastaları yaşam kalitelerinin çok bozulduğu, günlük işlerinin büyük oranda aksamasına neden olduğu, çok fazla ilaç kullanan ve bu ilaçların hem yan etkileri, hem de istenen etkiyi her hastada yeterince göstermemeleri  nedeniyle çok zor durumda olan hastalardır.

Birçok hasta bu uygulama hakkında yeterli bilgiye sahip değildir. Önemli bir konuyu da mutlaka belirtmek isterim, kronik migren tanısı konulurken ağrıların aşırı ilaç (ağrı kesici) kullanımına bağlı olmaması gerektiği unutulmamalıdır.

İlaç tedavisine yeterli yanıt alınamayan, kronik migren hastaları için uyguladığımız bont (botoks) tedavisi migren hastaları için yeni ve iyi bir seçenek durumuna gelmiştir. 

Nöroloji

2013 yılından bu yana Anadolu Sağlık Merkezi’nde nöroloji uzmanı olarak görevini sürdürüyor.

Doktoru Tanıyın

Источник: //www.anadolusaglik.org/blog/migren-hastaligi

Migren Nedir, Nasıl Tedavi Edilir ?

Migren Hastalarına Mektup!

​Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamiyle normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden “sadece bir baş ağrısı tipi” olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.

Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.

Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim tarafından tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %59'a, erkeklerde ise %70'e ulaştığı gözlenmektedir.

Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır.

MİGRENİN NEDENİ NEDİR?

Migrenin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Anne-babadan birinde migren varsa, çocukta da olma olasılığı %40'tır. Eğer her ikisinde de migren varsa, çocukta da %75 olasılıkla migren görülebilir.

Birçok kadında adet kanamasından hemen önce östrojen hormonu düzeylerinin azalması migren ağrısına yol açabilir.

-Yiyecekler:

Eski peynir, çerez, çikolata, yoğurt, soğan, incir, karaciğer, kafeinli yiyecekler, monosodyum glutamat (MSG), tütsülenmiş (füme) ya da salamura balık/et, koruyucu madde olarak nitrat/nitrit eklenmiş gıdalar (sosisli sandviç, sucuk, salam) vs.

– İçecekler:

Kahve, çay, kafeinli meşrubatlar, diyet soda, alkollü içkiler (özelikle kırmızı şarap, bira, viski) vs.

– Duyusal ve Duygusal Uyaranlar

Titreşen veya parlak ışıklar, kokular , endişe, aşırı üzülmek veya aşırı sevinmek, depresyon, aşırı heyecan, stresten veya baskıdan kurtulma

– Diğer

Adet dönemi, hava-mevsim değişiklikleri, deniz seviyesinden çok yukarıda bulunmak…

Bu tetikleyici faktörlere karşı duyarlı olan kişiler bu faktörlerden uzak durarak migrenin getirdiği kısıtlamalardan büyük ölçüde kurtulabilirler.

MİGRENİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Başlangıçta bir baş ağrısının migren mi, yoksa “sıradan” bir baş ağrısı mı olduğunu söylemek zor olabilir. Migren ataklarını diğer baş ağrılarından ayırabilen özellikleri şunlardır:

· Orta şiddette ya da şiddetli ağrı· Bulantının eşlik etmesi· Kusmanın eşlik etmesi · Işığa ve sese duyarlılık · Zonklayıcı, nabız gibi atan ağrı · Ağrı asıl olarak tek taraflıdır

· Ağrı hareketle artar

Bazı kişilerde migren ağrısından önce 10-30 dakika sürebilen bir aura dönemi olur. Aura parlak ışık çakmaları, titrek, renkli zikzak çizgiler, kör noktalar ya da bir tarafta görme kaybı gibi görsel değişiklikleri içerebilir. Aura ayrıca kollar veya bacaklarda karıncalanma ya da uyuşmayı veya baş dönmesini de içerebilir.

MİGREN NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Günümüzde, devam eden araştırmalar sayesinde hekimler, migren hakkında daha fazla şey biliyor ve migreni önlemek ya da tedavi etmek için daha fazla seçenek sunuyorlar. Çok sık atak geçiren migren hastaları için hekimler sıklıkla önleyici tedaviler tercih etmektedirler.

HASTANEMİZDE UYGULANAN YENİ YÖNTEM NEDİR?

Hastanemizde uygulanan yeni bir tedavi yöntemi de sfenopalatin blokaj yöntemi olup bu yöntemle hastaya burun yoluyla bir krem verilmekte ve bu tedavi ile ağrılar %70 oranında kaybolabilmektedir.

Bu tedavinin avantajları;

-Kolay uygulanabilir olması

-Tedavide çabuk yanıt alınması

-Hamile ve lohusalarda uygulanabilmesi

-Kişiyi ilaç bağımlılığından kurtarması

-Herhangi bir yan etkisinin olmaması

-Laboratuvar tetkiklerine ihtiyaç duyulmaması

Uz. Dr. Ali YAKUT ve migren tedavisi hakkında basında çıkan haberler;

//www.sabah.com.tr/saglik/2016/01/25/migrene-yillik-cozum

//www.lokmanhekim.com.tr/content//docs/guclu-anadolu-15.10.14.pdf

//www.yenisafak.com/saglik/bas-agrisindan-ote-bir-hastalik-migren-318564

//www.main-board.com/771159/hamilelikte-migren-tedavisi

Detaylı Bilgi ve Randevu İçin 444 99 11

Источник: //ru-ru.lokmanhekim.com.tr/bulletin/2157-migren-nedir-nasil-tedavi-edilir

Migren Nasıl Bir Hastalıktır?

Migren Hastalarına Mektup!

Tedavisi mümkün olan nörolojik tabanlı bir baş ağrısı hastalığıdır. Migren sıradan bir baş ağrısı sınıfına girmez. Şikâyet amaçlı doktora en çok gidilen hastalıklardan bir tanesidir.

Hormon aktivitesinin çok yoğun olduğu genç kadınlarda görülme oranı erkeklere göre 3 kat daha fazladır. Yapılan hesaplamaya göre kadın nüfusunun %20’si, erkeklerin ise %8’inin migren hastası olduğu ortaya konmuştur. Zonklayıcı ve şakak bölgesinde sabitlenen bir baş ağrısıdır.

Yaşamı zorlayan ve hayat kalitesini düşüren migren ile ilgili daha detaylı bilgiler aşağıdadır.

Migren Nasıl Bir Ağrıdır?

Ataklar halinde ortaya çıkan bir ağrınız var ise bu büyük olasılıkla migrendir denebilir. Bazı insanlarda yıl içinde 2-3 defa olurken kimilerinde ise ay içerisinde 2-3 defa görülebilir. Hatta daha çok görüldüğü de olur. Çoğu zaman şiddetli bir ağrı vardır.

Migren ağrılarını diğer ağrılardan ayıran en önemli detay ise ağrı ile birlikte oluşan bulantı, ses ve ışığa karşı oluşan hassasiyettir. Tüm bu yan etkiler nedeniyle de günlük yaşam kalitesini fazlası ile düşüren bir hastalıktır.

Kişi günü tamamlamakta zorlanır hale gelir.

Nedenleri Nelerdir?

Genetik sebepler ilk sırada gelir. Migren hastası olan bir anne ya da babanız varsa sizin de bu hastalığa sahip olma olasılığınız yüzde 40’tır. Anne ve babası migren hastası olan bir çocuğun yüzde 75 olasılıkla migren hastası olması durumu söz konusudur.

Hormonal değişimler bir başka migren faktörüdür. Bu açıdan bakıldığında kadınlarda meydana gelme oranı çok daha yüksektir. Adet dönemlerinde migren hastası olan birisinin ağrıları daha da şiddetli bir hale gelebilir. Çoğunlukla tek taraflı, yoğun ve zonklayan bir ağrıdır.

Belirtileri Nasıldır?

Şiddetli baş ağrısı ilk belirtidir ama kesin migren anlamına gelmeyebilir. Çok şiddetli ağrıdır ve kişinin günlük yaşantısında yetersiz hale gelmesine sebep olur. Kişiyi yatak istirahatine zorlayabilir. Tek taraflı bir ağrı olması migren göstergesidir.

Bazen başın sağ bazen de sol tarafında yer değiştirebilen bir ağrıdır fakat bu taraf değiştirmeler çok sık olmaz ve genellikle bir tarafa daha fazla eğilim vardır ve o tarafta çok daha fazla ağrı verir. Çok sık olarak şakaklarda olan bir ağrınız var ise ve bazen göz ve gözün arkasında da bu ağrılar oluyorsa muhtemelen migrensiniz demektir.

Bunun dışında başın arka tarafı, alın ve kulağın hemen arka bölümünde de oluşan bir ağrıdır.

Bunların yanında aşırı derecede duyarlılık ve tepkisellik, depresif olma hali, gereksiz neşelenme durumları, donukluk ve durgunluk, dikkat azalması ve konsantrasyon güçlüğü, konuşurken takılma hali, ses, koku ve ışığa karşı duyarlılık, uyuma isteği, iştahta artış ya da iştahsızlık, aşırı su içme durumu, kabızlık veya ishal durumu da migrende sık olarak görülür.

En önemli belirtilerden birisi migren aurasıdır. Hastalar titreyen ve parıldayan ışık gördüklerini söylerler. Şiddetli olacak baş ağrılarından çok az bir zaman önce görülen nörolojik belirtilerdir. Ağrının ilk gelişme döneminde ya da başlamasından kısa bir süre önce oluşan görmeye ait ya da duyusal bir durumdur. Çoğu zaman 20 dakika kadar sürer.

Çeşitleri Nelerdir?

Tedavi açısından ne çeşit migren olduğunun bilinmesi şarttır. Toplumlarda en sık görülen aurasız migrendir. Bir diğeri de auralı olan migrendir. Auralı migreni olanlar zaman zaman aurasız da ataklar geçirebilirler.

Tedavi Yöntemi Nedir?

Klinik olarak tanının konulması gerekir. Uygun tedavi yöntemleri ile migrenden tümüyle kurtulmak mümkündür. Oluşan ağrılar seyrek ise kriz tedavisi uygulanarak ağrı atakları sonlandırılmaya çalışılır.

Eğer haftada 1-2 defa ağrı atakları oluyorsa bu durumda koruyucu tedavi yöntemi devreye girer. Bazen sadece migreni tetikleyen nedenlerin ortadan kaldırılması atakları sonlandırmaya yetebilir. Ya da atak sıklığı azaltılabilir.

Uzman kontrolünde kullanılan bazı ilaçlar tedavi aşamasında çok etkilidir.

İlaçlar ve rutin yaşam tarzının değiştirilmesi tedavi sürecinde en etkili yöntemdir. Yaşamınızı migrene göre düzenlemez iseniz çoğu zaman ilaç tedavisi tek başına fayda vermeyebilir.

Günlük yaşam içinde dikkat edilmesi gerekenleri aşağıda sıraladık.

Baş ağrısı günlüğü tutmak önemlidir

Az ya da çok fazla uyunmamalıdır

Egzersiz sürekli yapılmalıdır

Stres ile başa çıkmayı öğrenmek gerekir

Uygun bir kiloya sahip olmak

Alkolden uzak durmak

Makalemizin girişinde belirtildiği gibi toplumlarda çok sık görülen bir hastalıktır ve şikâyet amaçlı en çok doktora gidilen hastalıkların ilk sıralarında gelir. Ama tedavisi mümkün bir rahatsızlıktır.

Kronik migren vakaları da olmakla birlikte çok fazla rastlanılan bir çeşidi değildir.

Doktor kontrolünde olmak, yaşam stilinizde değişikliğe gitmek, rütin hafif egzersizler yapmak ve stresle başedebilir donanımda olmak migren şikayetlerini büyük oranda giderecektir.

Bir önceki yazımız olan Çölyak Hastalığı başlıklı makalemizde çölyak hastalığı belirtileri, çölyak hastalığı diyeti ve çölyak hastalığı tedavisi hakkında bilgiler verilmektedir.

Sorularınızı Yorum Bölümünden Sorabilirsiniz …

Источник: //doktorun.net/migren-nasil-bir-hastaliktir/

SADECE MİGREN HASTALARININ ANLAYACAĞI 10 DURUM!

Migren Hastalarına Mektup!

Migrenin ne kadar baş belası bir hastalık olduğunu en iyi migren hastaları bilir. Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelişen bir baş ağrısı türüdür. Otonom sinir sisteminde görülen bazı belirtilerle, farklı şiddetlerde ortaya çıkan kronik bir hastalıktır.

Otonom sinir sistemi; merkezi sinir sistemi ile organ ve uzuvların arasındaki bağlantıyı sağlayan çevresel sinir sisteminin bir bölümüdür. Migrenin belirtileri otonom sinir sisteminde görülür.

Vücudun istemsiz olarak gerçekleştirdiği kalp atış hızı, sindirim, solunum, terleme, boşaltım, cinsel uyarılma gibi durumların kontrolü otonom sinir sistemi tarafından sağlanmaktadır. Dolayısıyla tıpkı kalp atışını kontrol edemediğimiz gibi baş ağrısını da kontrol edemeyiz.

Ancak durum migren hastaları için bu kadar kalıp bir halden uzaklaşarak, günlük hayatlarını etkileyen ve hemen hemen haftalık olarak gelen ve günlerce geçmeyen ağrılardan oluşur. Bu hastalığa sahip insanların ise birbirlerini anlaması oldukça kolay.

Migren hastaları, ağrılarının başlamasıyla gün ışığı dahil tüm ışıklara küserler. Aslında durum biraz mecburiyet gerektirir. Işık, migren ağrısı olan insanları fazlaca rahatsız ederken ağrıların ve huzursuzluğun artmasına sebep olur. Migren hastaları hayatlarının ağrılı dönemlerini loş ışığa mahkum geçirmek zorunda kalırlar.

2. Kurtarıcı Patates

Patatesin yeri migren hastaları için farklıdır. Patates, ağrı anında bir nevi kurtarıcıdır. Soğuk, yuvarlak dilimli bir kaç patatesi ağrı sırasında bir bandana ile alnınızın etrafınıza sarın, sıcaklığı gidene kadar sizi rahatlatmaya devam edecektir ancak sonrası için migren ağrısı hakkında tahmin yürütmek ne yazık ki zor..

3. Bir Eczacı Edasına Bürünme

Tüm migren hastalarının sıkça karşılaştığı diğer bir durum ise bütün ağrı kesicileri ezberlemek hatta hepsine karşı vücutta bir bağışıklığın oluşması ve bunun sonucunda hiçbirinin işe yaramaması. Bu durumla beraber ise ister istemez her hasta, tüm ilaçlar hakkında bilgi sahibi olup etrafına bununla ilgili bolca tavsiye verir hale gelmektedir. Yani bir eczacıdan çokta farkı kalmaz..

4. Başucu Bandanası

Bandana ya da baş örtüsü siz hangisini tercih ediyorsunuz bilmiyoruz ancak migren hastalarının bu duruma aşina olduğunuzu çok iyi biliyoruz. Ne yazık ki hiç önerilmeyen bir yöntem olsa da ağrılara meydan okur.

Migren hastaları hangi konudan bahsettiğimizi anladılar bile.

Ağrı başladığında hatta çekilmez bir durum aldığında başınızı bir bandana ile sıkıca bağlamak sizi mutlaka rahatlatacaktır ancak damarlarınız ve kan akışınız için olumsuz bir durum olduğundan sonrasında ağrılarınızı arttırmayacağının bir garantisi yoktur.

5. Mide Bulantılı Ağrılar

Ağrıların en çekilmez olduğu zaman ise mide bulantısının başladığı andır. Yaşayanlarında çok iyi bildiği gibi migren ağrısı bulantısız olmaz. Ağrı şiddetlenmeye başlar ve beraberinde mide bulantısını getirir.

Sonrasında ise hayat gerçekten katlanılmaz bir hale gelir. Uzanarak baş ağrınızı dindirmek isterseniz mideniz bulanır. Mide bulantılarınızı dindirmek istersiniz baş ağrınız müsaade etmez.

Bu kısır döngü migren hastalarının peşini, ağrı süresince ne yazık ki bırakmaz..

6. Kendi Yöntemlerinizi Bulma

Kimse size tam olarak neyin iyi geleceğini bilemez, sizden başka.. Çünkü bu ağrılara sahipseniz zaten bir çok ilacı ve yöntemi denemişsinizdir.

Sonucunda size en iyi gelen ve sizi en çabuk rahatlatan yöntemi şimdiye kadar bulmuş olmanız gerekir.

Bulmadıysanız kimseden size iyi gelecek bir şeyler bulması için medet ummayın ve bir an önce kendinizi iyileştirecek yöntemlerinizi belirleyin.

7. Zamansız Ağrılar

Güzel bir aile planı yaptınız, keyifli bir gün geçirmek istiyorsunuz bir anda ensenizden veya şakaklarınızdan bir ağrı tüm başınıza yayıldı ve planlarınızı bozmakla kalmayıp bütün yaşam enerjinizi aldı.

Tam olarak migren hastalarının standart bir ağrı gününü anlattık. Ağrıların en büyük özelliği zamanının olmaması. Bu durum migren hastalarının ‘anı yaşa’ felsefesini mecburen kabullenmesine neden olur.

Çünkü dayanılmaz ağrıların ne zaman geleceği belli değil..

8. Peşinden Sürüklediği Hastalıklar

Tek başına gelseydi bari.. Migrenin derdi tek değil maalesef gelirken birçok hastalığı da peşinden sürüklüyor. En başı mide rahatsızlıkları çekiyor. O kadar ilaca ne mide ne de karaciğer dayanmıyor elbette.

İkinci sırada ise panik atak yer alıyor. Uzun süren keskin ağrılar bu rahatsızlığın hiç geçmeyecek hissini veriyor. Sürekli hastanede iğne ve serum alan hastalarda ise ister istemez huzursuzluklar başlıyor.

Devamı ise panik atak, kalp rahatsızlıklarına kadar ilerliyor.

9. Kaşlar Arasında İnce Bir Kırışıklık

Migren hastalarında tipik olarak rastlanan yüz karakteristiğinde ise kaş arasındaki kırışıklık dikkat çeker. Ağrılar sürekli kaşların, alnın kasılarak çevreye bakılmasına sebep olur. Malum ağrıların günlerce devam ettiğini düşünürsek bu kırışıklığın kalıcı olmaması ne yazık ki elde değil. Bu durum devamında botoks, yüz gerdirme gibi işlemleri ise beraberinde mecbur kılıyor.

10. ‘Her Şeyi Denedim’ Cümlesi

Bu cümleyi kurmaya başlamanız, gerçekten her şeyi denemiş ancak ağrıları için kalıcı bir çözüm elde edememiş ileri derecede bir migren hastası olduğunuzun göstergesidir.

Üzülmeyin, bir çok migren hastasının kaderi bu şekildedir ancak ömrünüz boyunca bu ağrıya mecbur olmadığınızı ve psikolojik olarak onun size değil sizin ona hükmetmenizin en doğru düşünce olduğunu unutmayın.

Ağrılarla başa çıkmanız, en azından hafiflemesini ve normal ağrılara dönüşmesini sağlamanız mümkün..

Источник: //evdesifa.com/sadece-migren-hastalarinin-anlayacagi-10-durum/

Migren Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Migren Hastalarına Mektup!

Stresli zamanlarda, aşırı yorgun veya uykusuz olunduğunda her insanın az da olsa başı ağrıyabilir. Ama migren öyle bir hastalık ki, geldiği zaman en az 3 gün geçmez.

Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir durumdur. Ancak çağımızın hastalığı olan migren tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır.

Migrenin belirtilerini, önleme yollarını ve tedavisi hakkında bilmediklerinizi yazımızda bulabilirsiniz.

Baş ağrısı neredeyse her insanın yaşadığı bir sorundur. Başı hiç ağrımayan ya da nadiren ağrıyan kişi sayısı ise toplumun sadece %2’lik kısmını oluşturmaktadır. Bu ağrıların oluşmasında elbette altta yatan birçok neden vardır.

Çok nadir olarak beyinde tümör, damar tıkanıklığı gibi tehli durumlar olsa da, genel olarak baş ağrıları strese ve yorgunluğa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Hayati bir tehsi olmayan fakat hayat kalitesini düşüren baş ağrısı türlerinden biri de migrendir.

Bir beyin hastalığı olarak görülen migren aslında tüm bedeni etkileyen bir durumdur. Ancak öncelikli olarak başı tuttuğu için genel olarak sadece baş ağrısından ibaret olduğu algılanmaktadır. Migreni olanlar bilir. İnsanı hayattan soğutan, günlük aktivitelerinden keyif almasına engel olan, ağrı tuttuğu zaman birkaç gün geçmeyen zor bir durumdur.

Epilepsi (Sara) Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Bilinen yaygın inanca göre ise migrenin herhangi bir tedavi yöntemi olmadığı düşünülmektedir. Bu yüzden de migreni olan biri onunla yaşaması gerektiğine kendini inandırır ve alınan ilaçlarla anlık çözüm yollarına gider. Oysa migrenin farklı tedavi yöntemleri mevcuttur. Yazımızda da bunlara yer verilmiştir.

Migren Nedir?

Migren kelimesi Yunancada “hemikrania(başın bir tarafındaki ağrı) ifadesinden gelmektedir. Günümüzde çok yaygın olarak görülen bir rahatsızlıktır ve daha çok kadınlarda rastlanmaktadır.

Genel olarak baş ağrısı olarak algılanan bir hastalık olsa da yarattığı yan etkiler dolayısıyla aslında tüm bedeni ilgilendiren bir durumdur.

Otonom sinir sisteminde görülen bazı belirtilere bağlı olarak ortaya çıkan, orta ve çok şiddetli baş ağrısı olarak tanımlanmaktadır.

Migren kronik bir rahatsızlıktır. Genelde ataklar halinde kendini gösterir, başın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir ağrıdır.

Bu atakların süresi 2 ila 72 saat arasında değişebilmektedir.

Migren atakları esnasında baş ağrısının yanı sıra bulantı, kusma, fonofobi (sese karşı hassasiyet), fotofobi (ışığa karşı hassasiyet) gibi durumlar da görülebilmektedir.

Boyun Düzleşmesi Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Migrenin auralı ve aurasız olmak üzere iki tipi vardır. Aura migrenli kişilerde, ağrıyla birlikte başlayıp, yaklaşık bir saat süren bir durumdur.

Bu süre içerisinde hastada görme ve konuşma bozuklukları, gözlerinin önünden siyah noktaların geçmesi, yüzde iğnelenme, güçsüzlük gibi durumlar oluşmaktadır. Migrenli hastaların % 15-30’unda auralı migren görülmektedir.

Aurasız migren ise doğrudan doğruya baş ağrısıyla kendini gösteren bir durumdur.

Migrenin Nedenleri Nelerdir?

Migrenin neden kaynaklandığı tam olarak bilinmemektedir. Ancak genetik ve çevresel faktörlerin etken olduğu düşünülmektedir.

Ek olarak beyinde bulunan serotonin (mutluluk ve canlılık hissi veren nörotransmitter) gibi bazı kimyasal maddelerin azalması veya hiç salgılanmaması durumunda ortaya çıktığı araştırmacıların vardığı ortak fikirdir.

Aşırı stres, her şeye üzülüp beyni yormak, her şeye sinirlenmek, gürültülü ortamlarda çok bulunmak, adet kanaması dönemi ve menopoz dönemi de migren oluşumuna zemin hazırlayan durumlar arasındadır.

Migrenin Belirtileri Nelerdir?

Migrenden kaynaklanan baş ağrısı genelde tek taraflı ve tıpkı bir damarın atması gibi zonklayıcı şekilde olmaktadır. Birçok migren hastası ağrının geleceğini saatler öncesinden hisseder.

Migren sinyali veren belirtiler arasında sebepsiz yere oluşan mutsuzluk, huzursuzluk, durgunluk ve neşesizlik hali, kaslarda ağrı, mide bulantısı, susuzluk, idrara sık çıkma, ışıktan ve karanlıktan rahatsız olup kendini soyutlama isteği gibi durumlar bulunmaktadır.

Migrenin Evreleri (Dönemleri)

Migren hastaları ağrı gelmeden saatler öncesinden bunu hissederler. Eğer doktor kontrolündeyseler, migren atağını önleyecek bir ilaçları mutlaka vardır. Eğer ilaç zamanında alınırsa, atak büyük ölçüde engellenir. Ancak buna rağmen önüne geçilemeyen migren atakları da vardır. Migrenin öncesinde, atak süresinde ve sonrasında olmak üzere farklı evreleri bulunmaktadır.

  • Prodrom Evresi: Bu evre baş ağrısından saatler ya da günler öncesinde oluşmaktadır. Hastaların yaklaşık %60’ında prodromal evre görülmektedir. Bu evrede değişen ruh halleri, depresyon, zihinde yorgunluk, kabızlık, ishal, ışığa, sese ve bazı kokulara karşı aşırı hassasiyet gibi durumlar olmaktadır.
  • Aura Evresi: Migren ağrısından ortalama 20 dakika önce oluşur. Ağrı esnasında da ağrıya eşlik eden bir evredir. Belirtiler arasında tek taraflı görme kaybı, ışınsal tarzda renkli titrek çizgiler ve siyah noktacıklar görme, kolda, bacakta karıncalanma ve uyuşma hissi bulunmaktadır.
  • Baş Ağrısı Evresi: Genellikle kademeli olarak başlayan orta ve çok şiddetli baş ağrılarından oluşan evredir. Ağrının süresi 2-72 saat arasında değişmektedir. Tek taraflı, zonklamayla kendini gösteren, fiziksel aktiviteyle şiddetlenen ağrılardır. Yetişkinlerde bu evre 4-72 saat arasında değişirken, çocuklarda 1 saatten daha az sürmektedir. Migren ataklarının sıklığı değişkendir. Yaşam boyunca çok az sayıda olabildiği gibi, haftada birkaç defa olan vakalar da vardır. Ağrı esnasında bulanık görme, burun tıkanıklığı, ishal, sık idrara çıkma, boyunda sertleşme gibi belirtiler olmaktadır.
  • Postdrom (Ağrı Sonrası) Evresi: Migrenin etkileri ağrı geçtikten birkaç saat hatta birkaç gün boyunca bile sürebilir. Buna postdrom denmektedir. Ağrı geçtikten sonra hasta kendini çok yorgun hissedebilir. “Akşamdan kalma” diye tabir edilen kafada bir ağırlık ve sersemlik hali olmaktadır. Kavramada zorluk, güçsüzlük hali, mide ve bağırsak hareketlerinde değişiklik de ağrı sonrası yaşanan durumlar arasındadır.

Migreni Önleyici Tedbirler (Korunma Yolları) Nelerdir?

Migrenin oluşması önlenemeyen bir durumdur ancak ağrı ataklarını önlemek kısmen de olsa mümkündür. Migren atağının gelmesi için tek bir tetikleyici yeterli olmaz.

Üst üste gelen ve biriken etmenler ağrı ataklarının başlamasına yol açmaktadır.

Yapılan araştırmalara ve anketlere göre migren ataklarının en sık sebepleri arasında stres, yorgunluk, öğün atlama gibi durumlar bulunmaktadır. Bunun yanında;

  • Yeterince yememek ve aç gezmek
  • Göz alıcı ve parlak ışık
  • Aşırı gürültülü ortamlarda çok bulunma
  • Seyahat gibi hava değişiklikleri
  • Bazı yiyecek ve içecekler (her insan için farklıdır, kişi kendi deneyimleri sonucu bir liste hazırlamalıdır)
  • Endişe, üzüntü, heyecan, tartışma gibi duygusal değişiklikler
  • Baş, boyun, diş ve çene ağrıları
  • Adet dönemi, gebelik, doğum kontrol haplarının kullanımı gibi hormonal değişikliklere yol açan etmenler de migren ataklarını tetikleyen şeylerdir.

Migren Tedavisi Nedir?

Migren tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen, toplumdaki genel kanı tedavi edilemediği ve hastanın migren ile yaşaması gerektiği yönündedir.

Yetişkinlerde daha farklı yöntemler uygulanırken, çocuklarda sadece terapi yöntemlerinin işe yaradığı görülmüştür. Migrenin birkaç tedavi yöntemi mevcuttur. Bu tedavi yöntemleri arasında en sık tercih edileni ilaçla tedavidir.

Bu yöntemde migreni önleyici ilaçlar kullanılmaktadır. Bu sayede atakları ve ağrı şiddetini %50 oranında azaltmak mümkündür.

Akupunktur yöntemi de migren tedavisinde kullanılan diğer bir yoldur. Migreni olan birinin ağrı eşik seviyesi çok düşüktür, akupunktur sayesinde ağrı eşiği yükseltilir.

Ayrıca akupunktur ile vücut ve beyin omurilik sıvısında bulunan bazı hormonların (endorfin, histamin, serotonin, prostaglandin) salınımı sağlanarak migren ağrısı engellenir. Akupunktur tedavisi her seansı 20-40 dakika süren, 15-20 seanstan oluşmaktadır.

Verimli bir sonuç elde etmek için bu seansların tamamının gerçekleşmesi gerekmektedir. Tedavi sonrası migren atakları seyrekleşir veya tamamen ortadan kalkabilir.

Bunlara ilaveten adaçayı, biberiye, zencefil gibi bitkilerden yapılan çayların tüketilmesi de migren ağrılarını hafifletmeye yarayan, anlık çözümlerdir. Bu şifalı çayları düzenli olarak tüketirseniz migren krizlerinin daha az tekrarladığını görebilirsiniz.

Источник: //bilgihanem.com/migren-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.