Migren Hastalarının Hakları

Migren Nedir, Nasıl Tedavi Edilir ?

Migren Hastalarının Hakları

​Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamiyle normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden “sadece bir baş ağrısı tipi” olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.

Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.

Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim tarafından tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %59'a, erkeklerde ise %70'e ulaştığı gözlenmektedir.

Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır.

MİGRENİN NEDENİ NEDİR?

Migrenin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Anne-babadan birinde migren varsa, çocukta da olma olasılığı %40'tır. Eğer her ikisinde de migren varsa, çocukta da %75 olasılıkla migren görülebilir.

Birçok kadında adet kanamasından hemen önce östrojen hormonu düzeylerinin azalması migren ağrısına yol açabilir.

-Yiyecekler:

Eski peynir, çerez, çikolata, yoğurt, soğan, incir, karaciğer, kafeinli yiyecekler, monosodyum glutamat (MSG), tütsülenmiş (füme) ya da salamura balık/et, koruyucu madde olarak nitrat/nitrit eklenmiş gıdalar (sosisli sandviç, sucuk, salam) vs.

– İçecekler:

Kahve, çay, kafeinli meşrubatlar, diyet soda, alkollü içkiler (özelikle kırmızı şarap, bira, viski) vs.

– Duyusal ve Duygusal Uyaranlar

Titreşen veya parlak ışıklar, kokular , endişe, aşırı üzülmek veya aşırı sevinmek, depresyon, aşırı heyecan, stresten veya baskıdan kurtulma

– Diğer

Adet dönemi, hava-mevsim değişiklikleri, deniz seviyesinden çok yukarıda bulunmak…

Bu tetikleyici faktörlere karşı duyarlı olan kişiler bu faktörlerden uzak durarak migrenin getirdiği kısıtlamalardan büyük ölçüde kurtulabilirler.

MİGRENİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Başlangıçta bir baş ağrısının migren mi, yoksa “sıradan” bir baş ağrısı mı olduğunu söylemek zor olabilir. Migren ataklarını diğer baş ağrılarından ayırabilen özellikleri şunlardır:

· Orta şiddette ya da şiddetli ağrı· Bulantının eşlik etmesi· Kusmanın eşlik etmesi · Işığa ve sese duyarlılık · Zonklayıcı, nabız gibi atan ağrı · Ağrı asıl olarak tek taraflıdır

· Ağrı hareketle artar

Bazı kişilerde migren ağrısından önce 10-30 dakika sürebilen bir aura dönemi olur. Aura parlak ışık çakmaları, titrek, renkli zikzak çizgiler, kör noktalar ya da bir tarafta görme kaybı gibi görsel değişiklikleri içerebilir. Aura ayrıca kollar veya bacaklarda karıncalanma ya da uyuşmayı veya baş dönmesini de içerebilir.

MİGREN NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Günümüzde, devam eden araştırmalar sayesinde hekimler, migren hakkında daha fazla şey biliyor ve migreni önlemek ya da tedavi etmek için daha fazla seçenek sunuyorlar. Çok sık atak geçiren migren hastaları için hekimler sıklıkla önleyici tedaviler tercih etmektedirler.

HASTANEMİZDE UYGULANAN YENİ YÖNTEM NEDİR?

Hastanemizde uygulanan yeni bir tedavi yöntemi de sfenopalatin blokaj yöntemi olup bu yöntemle hastaya burun yoluyla bir krem verilmekte ve bu tedavi ile ağrılar %70 oranında kaybolabilmektedir.

Bu tedavinin avantajları;

-Kolay uygulanabilir olması

-Tedavide çabuk yanıt alınması

-Hamile ve lohusalarda uygulanabilmesi

-Kişiyi ilaç bağımlılığından kurtarması

-Herhangi bir yan etkisinin olmaması

-Laboratuvar tetkiklerine ihtiyaç duyulmaması

Uz. Dr. Ali YAKUT ve migren tedavisi hakkında basında çıkan haberler;

http://www.sabah.com.tr/saglik/2016/01/25/migrene-yillik-cozum

http://www.lokmanhekim.com.tr/content//docs/guclu-anadolu-15.10.14.pdf

http://www.yenisafak.com/saglik/bas-agrisindan-ote-bir-hastalik-migren-318564

http://www.main-board.com/771159/hamilelikte-migren-tedavisi

Detaylı Bilgi ve Randevu İçin 444 99 11

İlgili Makaleler

Источник: https://www.lokmanhekim.com.tr/page/board-of-directors

Kronik migren hastaları Ramazan’da nasıl oruç tutabilir?

Migren Hastalarının Hakları

Ramazanda değişen beslenme alışkanlıkları, uzun süre aç, susuz kalmak, parlak güneş ışınları migren ataklarını tetikleyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Sevda Dağcıoğlu, oruç tutacak kronik migren hastaları için çok önemli uyarılarda bulundu.

“Türkiye Baş Ağrısı ve Migren Epidemiyolojisi Çalışması” verilerine göre kadınlarda migren oranı %24,6 erkeklerde %8,5. Buna göre ülkemizde her 4 kadından ve her 12 erkekten birinde migren görülüyor.

Yine bu araştırmaya göre Türkiye’de 18-65 yaş arası erişkinlerde migren sıklığı %16,4. Yani Türkiye’de her 7 kişiden biri migrenli. Bu oranlara göre ülkemizde yaklaşık 12 milyon migren hastası bulunuyor.

Migrenin birçok tetikleyicisinin olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Sevda Dağcıoğlu; “açlık, susuzluk, lodos, uykusuzluk veya her zamankinden fazla uyumak, bazı yiyecekler ve kadınların yaşadığı hormonal değişiklikler atakların gelmesine sebep olabiliyor” dedi.

Kronik migren atağı; zonklayıcı, yaşam kalitesini düşüren, çoğu zaman bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı aşırı hassasiyetle birlikte geliyor. Oruç tutan kronik migren hastalarında bu ataklar daha fazla soruna neden olabiliyor. Özellikle uzun süren açlık ve susuzluk migreni tetikleyebiliyor.

Hava sıcaklığındaki artış, uyku düzenindeki değişiklikler ve oruç, pek çok kişide baş ağrısı şikâyetlerini artırsa da uygun tedavi yöntemleriyle kronik migren ağrıları ile başa çıkılabiliyor.

Dağcıoğlu, “Kronik migren hastaları da iftar ve sahurda bazı yiyecek ve içeceklerden uzak durarak, koruyucu tedavi yöntemlerini tercih ederek migren ataklarını kontrol altına alabilir ve ağrısız bir ay geçirebilirler” dedi.

Oruç tutmak isteyenlere toksinli çözüm

Oruç tutmak isteyen ancak atak geçirir miyim korkusu yaşayan kronik migren hastalarına ‘Botulinum Toksin A’ uygulaması yaptırmalarını öneren Uzm. Dr.

Sevda Dağcıoğlu, “Araştırmalar 3 aydan fazla süre boyunca, ayda 15 ya da daha fazla gün, migren karakterinde baş ağrısı olarak tanımlanan kronik migren tedavisinde botulinum toksin uygulamasının etkili olduğunu gösterdi.

Kozmetik amaçla sadece yüz bölgesinde uygulanan Botulinum Toksin A, migren tedavisinde alın, şakaklar, ense ve boyun bölgelerinde belirli noktalara uygulanıyor. Uygulamanın etkisi yaklaşık 6 ay sürüyor” şeklinde konuştu.

Bol sıvı tüketin, uykusuz kalmayın

Oruç öncesi bol sıvı tüketilmeli, uykusuz kalmamalıdır. Kafein kesilmesine bağlı başağrısı tetiklenmesine karşı sahurda güçlü kafein etkisi olan bir bardak kahve ile kesilme sıkıntısını yok edebilirler.

Başağrısından koruyan gıdalar tüketin

Glisemik indeksi düşük gıdalar tüketerek başağrısından korunulabileceğini söyleyen Dağcıoğlu, kronik migreni olanlar “az yağlı yoğurt, az yağlı süt, çavdar, buğday, bezelye, havuç, patlıcan, brokoli, karnabahar, lahana, mantar, domates, biber, marul, yeşil fasulye, kiraz, erik, greyfurt, şeftali, elma, armut, kuru kayısı yiyebilir” dedi.

Kronik migreni olanlar sabıkalı gıdalardan uzak dursun

Kronik migreni olanların bazı sabıkalı gıdalardan uzak durması gerektiğini anlatan Uzm. Dr.

Sevda Dağcıoğlu; “Eğer oruç tuttuğunuzda baş ağrısı yaşamak istemiyorsanız sosis, salam, sucuk, janbon gibi şarküteri ürünleri, cips, ısıtmaya hazır yiyecekler, alkol, sigara pasta, kurabiye, hamur işleri, beyaz pirinç, beyaz ekmek, kavun, patates, dondurmadan uzak durun. Muz, peynir, çikolata, soğan, fıstık ezmesi, sirke gibi besinleri tüketmeyin” hatırlatması yaptı.

Kronik migren hastalarının oruç tutarken dikkat etmesi gerekenler

1- İyi dengeli beslenin- her öğüne protein içeren besinler (balık, kefir, az yağlı yoğurt, yumurta, brokoli, havuç, bezelye, elma) ekleyin, dondurma, buzlu yiyecekler, tuz tüketmeyin

2- Fenilalanin (aspartam içeren tatlandırıcılar) veya tiramin içeren (alkol, muz, peynir, çikolata, soğan, fıstık ezmesi, sirke) besinleri tüketmeyin.

3- Her gün iftar ve sahurda lifli gıdalar tüketmeye özen gösterin (Yulaf ezmesi, yulaf gevreği, mercimek, elma, badem, portakal, armut, fındık, keten tohumu, fasulye, bezelye, nohut, yaban mersini, salatalık, kereviz, havuç, badem, ceviz, fındık, arpa, kuskus, kahverengi pirinç, bulgur, kabak, elma, kereviz, brokoli, lahana, enginar, domates, havuç, salatalık, yeşil fasulye, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru üzüm, üzüm)

4- İftar sahur arasında en az 2 litre sıvı tüketin. En çok su tüketmeye özen gösterin. Su içmek istemediğinizde soda, limonata veya ayran da iyi bir seçenektir.

5- Sık aralıklarla az az beslenin. İftar ve sahur arasında 4 öğün yapın.

6- Sıcak havalarda dışarıda dolaşmayın. Klimalı (ancak direk klima altında bulunmadan) ortamlarda bulunmayı tercih edin.

7- Başağrıları için gerektiğinde hekim tavsiyesi ile uzun etkili ağrı kesicileri kullanın.

8- Eğer ataklar sık ve şiddetli ise ve kullanılan tedavilere rağmen oruç başağrılarının geçmiş deneyimlerinden tetiklendiği biliniyorsa, Ramazan ayında girişimsel yöntemler dediğimiz (Botulinum Toksin A gibi) uygulamaları hekimlerinden talep edebilirler.

Источник: https://indigodergisi.com/2016/06/kronik-migren-hastalari-ramazan-da-nasil-oruc-tutabilir/

Çağın Hastalığı Migren

Migren Hastalarının Hakları

Migren çağımız insanlarında yaygın bir şekilde görülen ve birçok kişinin hayatını çekilmez hale getiren bir hastalık. Baş ağrısı olarak ifade edilen migrenin tekrarlanması, insan vücudunda sağlık problemlerine neden olduğu kadar sosyal yaşamı da etkiliyor.

Migren;  ataklar halinde ortaya çıkan, genellikle bir yarısında zonklayıcı özellikte, bulantı- kusma, baş dönmesi, ışık ve sese karşı duyarlılığın artmasıyla, görmeye ilişkin bozuklukların eşlik edebildiği, toplumda yaygın olarak görülen bir baş ağrısı tipidir.

Eski çağlardan beri nedeni bilinemeyen bu ağrının, beyin damarları ve sinir iletim sistemindeki kimyasal değişikliklerle ortaya çıktığı düşünülüyor. Migren atakları kadınların yaklaşık yüzde 20'sinde, erkeklerin ise yüzde 8'inde görülüyor.

Baş ağrısı ayrıca, okul ve iş performansında düşmelere, sosyal problemlere yol açabiliyor.

MİGREN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Migrenin en bilindik belirtisi baş ağrısıdır.

Bu ağrıların tekrarlayıcı olması, atakların ilaçsız 4 saatten uzun sürmesi, ağrının tek yanlı oluşu, zonklama, atak sırasında ışık ve sesten rahatsızlık duyma, merdiven çıkma gibi fiziksel hareketlerde ağrının artması, oluşan ağrıya mide bulantısı ve kusmanın eşlik etmesi, atakların orta şiddette ya da şiddetli olması en karakteristik belirtileridir.

Migren aurasız ve auralı migren olmak üzere iki gruba ayrılır. Aurasız migrende, ataklar çoğunlukla öncesinden bir nörolojik defisit olmadan ortaya çıkabilir. Auralı migren de ise, migren hastalarının yüzde 10–15 kadarı ağrıların öncesinde 5–60 dakika arasında süren, geçici nörolojik belirtiler gösterebilir.

Migren hastalarında beyaz ışıklar ve kırık çizgiler görme, hemianopsi gibi görsel sorunlar yaşanabildiği gibi; dil, yüz ve kolda uyuşma hissi, güçsüzlük, konuşmada güçlük çekme ve bozulma, baş dönmesi gibi diğer arka sistem bulguları, hatta uyanıklık kusuru şeklinde aura olabilir. Ağrı hemen ortaya çıkabildiği gibi 1 saat içinde de olabilir.

Aurayı nadiren baş ağrısı izlemeyebilir.

Migren atakları, genellikle günlük yaşantıda yapılan alışkanlıklarda bir düzensizlik sonrası ortaya çıkan çok şiddetli baş ağrılarıdır. Özellikle uyku ve açlık durumlarında atakların sıklaştığı görülür.

Bu ataklar; şiddetli, zonklayıcı, yarım veya bütün baş ağrısı, bulantı, ışık ve sesten rahatsız olduğu baş ağrıları şeklinde görülür. Toplumumuzda migren ataklarının en sıklaştığı dönem oruç tutulduğu zamanlardır. Özellikle ilk günler baş ağrısı ve migren ataklarının sıklaştığı görülür.

Bu durum genellikle ilk zamanlarda olur ve bünye bu düzene alıştıktan sonra migren hastaları sorun yaşamazlar.

Migren bilinenin aksine tedavi edilebilen, doğru bir tedavi alındığında iyileşen bir rahatsızlıktır. Ancak migren tedavisi için sıklıkla yanlış yöntemlere başvurulur. Aşırı ilaç alımı ve ağrı kesici kullanımı migren ağrılarını daha da şiddetlendirir.

Migren tedavisinde uygulanan yeni bir yöntem ise botox uygulamasıdır. Bu yöntem konusunda tecrübeli nöroloji uzmanlarınca yapılmalıdır. Migren tedavisinde uygulanan medikal tedavinin yanı sıra, günlük alışkanlıkları rehabilitasyon etme tedavisi de yapılır. Ayrıca tamamlayıcı diğer tıp yöntemleri de uygulanabilir.

OFİS ÇALIŞANLARINDA HANGİ SIKLIKTA GÖRÜLMEKTEDİR?

Yoğun çalışma temposu ve ergonomik olmayan ofis ortamları sebebiyle ofis çalışanlarında birtakım sağlık problemleri ortaya çıkar. Bunlardan biri de baş ağrılarıdır. Ofis ortamında çalışanlarda genellikle bayanların yüzde 25’inde, erkeklerin ise yüzde 10’ununda baş ağrıları görülür.

OFİS ÇALIŞANLARINI NE ŞEKİLDE ETKİLEMEKTEDİR?

Ofis veya işte iken geçirilen bir migren atağı, iş verimini azaltır. Bu durumda asıl yapılması gereken kişinin migrenini hemen geçirebilmektir. Bunun sağlanabilmesi için iş yerinde bu konuda eğitimli görevli hekimin bulunması ve etkili bir tedaviyi hastaya hemen uygulaması gerekir.

İŞ YERİNDE MİGREN ATAĞI GEÇİREN BİR KİŞİ NE YAPMALIDIR?

İş yerinde migren atağı geçiren birinin yapması gereken şey, önceden aldığı tedaviyi yani atak engelleyici tedaviyi vakit kaybetmeden hemen almasıdır.

Eğer atak başlamışsa iş yeri hekiminin bu tedaviyi programlaması gerekir.

Pratik uygulama olarak, atak başlayacağını anlayan kişinin hemen ortam değiştirmesi, temiz havası olan bir ortama çıkması, yüzünü yıkaması, temiz bir su içmesi, hafif bir şeyler atıştırması önerilir.

OFİS ORTAMI VE İŞ YAŞAMININ KOŞULLARI MİGRENİ TETİKLEYİCİ MİDİR?

Çalışılan ortamın kalabalık olması, yoğun ve stresli çalışma koşulları ve yeterli havalandırılmama sonucu oksijen miktarının düşmesine bağlı baş ağrıları oluşabilir. Havasız, gün ışığı almayan ortamlar migreni tetikleyebilir.

MİGREN HASTASI NASIL KORUNMALIDIR?

Migren hastası olanların migren ataklarından korunması önemli olduğu kadar aynı zamanda kolay ve ucuzdur. Bunun için migren hastalarının düzenli uyku, yemek ve hayat standartlarına dikkat etmeleri; alkol ve asitli içeceklerden uzak durmaları gerekir. Ancak bu şekilde migren ataklarının azaltılmasında etkili korunma yöntemleri sağlanmış olur.

Источник: http://centralhospital.com/Haberler/cagin-hastaligi-migren/

Gebelik Ve Migren Hakkında Merak Edilenler!

Migren Hastalarının Hakları

Nöroloji Uzmanı Dr.Sema Demirci 8 soruda gebelik ve migren konusunda merak edilenleri yanıtlıyor.

1) Gebeliğin Migren Ataklarını Arttırıcı Veya Azaltıcı Etkileri Var Mıdır?

Migren ve cinsiyet hormonları arasında bir ilişki olduğu bilinmektedir. İlk adet, adet dönemleri, doğum kontrol ilaçları kullanımı, gebelik, menopoz ve hormon replasman(yerine koyma) tedavileri kandaki östrojen düzeylerini etkileyerek migren üzerinde etkili olmaktadır.

Östrojenin yükselmesi veya belli bir seviyede süreklilik göstermesinin gebelerde migrenin iyileşmesi veya atakların azalmasını sağladığı düşünülmektedir.

Ancak bu mekanizma bazı gebelerde migren ataklarında kötüleşme veya yeni migren başlaması gibi durumları açıklamamaktadır. Östrojenin hızlı düşmesinin adet dönemi ve doğum sonrası migren ataklarından sorumlu olabileceği düşünülmektedir.

Migren hastası gebelerde özellikle 2.ve 3. üç aylık periyodlarda migren ataklarında %80’lere ulaşan tam iyileşme veya azalma oranları olabilir.

Bu azalmanın özellikle adet dönemiyle ilişkili migren atakları olanlarda ve aurasız(ağrı öncesi veya sırasında ortaya çıkan öncül belirtiler olmayan hastalar) migrenlilerde daha fazla gözlenmektedir.

İkinci 3 aylık periyodda şiddetli gebelik kusmalarının veya gebelikle ilgili bir problemin olması iyileşmesine engel olabilir. Gebelerin ortalama %2-4’ünde “yeni migren” ortaya çıkabilir. Migren hastası bir gebede doğum sonrası özellikle ilk bir hafta içinde atak görülme olasılığı %50 civarındadır.

Migrenin tekrarlaması doğum sonrası emzirme yapmayan migrenli annelerde daha sık olabilmektedir.

2) Gebede Her Başağrısı Migren Midir?

Migreni olmayan kadınlarda gebelik sırasında migren ortaya çıkma oranı %2-4 civarındadır.

Tüm erkekler ve gebe veya gebe olmayan tüm kadınlar, daha önce olmayan veya daha önceki ağrılarından tamamen farklı, çok şiddetli, artan veya süreklilik gösteren, beraberinde başka bozuklukların eşlik ettiği baş ağrılarında mutlaka ilgili uzmana danışmalı ve gereken araştırmalar yapılmalıdır.

Gebelik dönemine ait preeklampsi, eklampsi, toksemi gibi problemlerin ve beyin toplar damar sistemine ait damarlarda tıkanma olması, anevrizmaya(damar balonlaşması) bağlı olarak beyin zarları arasına kanama gibi ciddi rahatsızlıkların da baş ağrısı yapabileceği unutulmamalıdır Gebelerde görüntüleme tekniklerinden en uygunu magnetik rezonanslı görüntüleme (MR) olabilir. Uluslararası baş ağrısı derneği tarafından belirlenen bazı kriterlere uyan başağrıları migren olarak tanımlanmaktadır. Bu kriterlerin en önemlisi yapılan tetkiklerle ağrının vücuttaki veya beyindeki herhangi bir hastalıkla ilişkili olmadığının gösterilmesidir.

3) Migren Hastası Kadınların Gebelik Süresince Karşılaşabileceği Problemler Nelerdir?

Yapılan çalışmalar migrenli gebelerle migrensiz gebeler arasında düşük, gebelik toksemisi, doğumsal anormallikler ve ölü doğum gibi problemler açısından fark olmadığını göstermektedir.

Ancak özellikle şiddetli migren atakları olan veya şiddetli migren atakları gebelik süresince sık olarak devam eden gebelerde bebeğin gelişimini korumak adına ilaç seçiminde çok seçici davranılması gerektiği için ağrılı dönemlerde nispeten daha zayıf müdahaleler yapılmakta ve bu da gebe için problem olabilmektedir.

4) Gebelikte Migren Bebeğe Zarar Verir Mi?

Migrenli ve migrensiz gebelerin bebek gelişimi açısından yapılan karşılaştırmasında migrenli gebelrin bebeklerinde doğum tartısının biraz daha düşük olması dışında fark bulunmamıştır.
Şiddetli ve uzun migren atakları olan gebelerde bebek stresi ve su kaybı olabileceği için sıvı takviyesi ve gerekirse uygun ağrı kesicilerle atak çok uzamadan müdahale edilmesi önerilmektedir.

5) Bebeğe Zarar Vermeyen Migren İlacı Var Mıdır?

Birçok ilacın gebeler ve emziren kadınlarda etkisiyle ilgili bilgiler, bu gruplarda ilaç çalışmasının bebek sağlığı açısından uygun olmaması nedeniyle kısıtlıdır.

Amerika Birleşik Devletleri(ABD) gıda ve ilaç uygulamaları kurulu tarafından gebelerde ve emziren kadınlarda tamamen güvenli olarak tanımlanan bir migren ilacı yoktur. Bazı yurt dışı merkezlerde (Danimarka) migren ilaçlarını çok sınırlı sayıda hastada nispeten düşük dozlarda kullanan merkezler vardır.

Bu merkezlerin yayınlarında bebeklerde düşük doğum ağırlığı ve erken doğum dışında yan etki gözlenmediği bildirilmektedir. Ancak yan etkileri değerlendirmek açısından hasta sayıları yetersizdir.

6) Gebelikte Migreni Tetikleyici Faktörler Nelerdir?

Sağlıklı bir gebelikte migreni tetikleyen faktörler açısından bir özellik yoktur.

Migren, hormon tedavileri, alkol alımı, konserve yiyecekler, aspartam(tatlandırıcılarda bulunur), aşırı çikolata veya eskimiş peynir yemek, öğün kaçırmak, stres ya da stresli dönemi takip eden dönemler, gerginlik, üzüntü, depresyon, aşırı ışıklı, floresan ışıklı veya yüksek sesli ortamlar, ani hava değişimleri, yüksek rakım, uykusuzluk, aşırı uyuma, kafa travması, aşırı fiziksel efor, yorgunluk ve bazı ilaçlarla tetiklenebilmektedir. Gebelikte de bu tarz tetikleyici durumlardan kaçınılmaya çalışılması uygun olur.

7) Meditasyon Ve Yoga Ağrılara İyi Gelir Mi?

Migren aşırı ve zorlayıcı egzersizlerle ve gerginlikle tetiklenebilmektedir. Bu nedenle daha çok gevşemeyle rahatlama temeline dayanan ve zorlayıcı figürleri içermeyen aktivitelerin en azından ağrıların ortaya çıkışını önlemede faydası olabilir. Ayrıca sağlıklı bir gebelik için de bu tarz egzersizler önerilmektedir.

8) Migren Krizleri Azalmayan Gebeler Ne Yapmalıdır?

Gebelerde ilaç kullanımı, genelde gebeliğin sağlıklı ve uygun zamanda sonlanmasını sağlamak ve bebek gelişimini en iyi durumda tutma çabaları nedeniyle kısıtlamalıdır. Fakat tüm sağlık problemlerinde olduğu gibi fayda-zarar hesapları iyi yapılmalıdır.

Uzun süreli ve sık tekrarlayan migren ataklarının bebek ve gebelik süreci açısından olumsuz yönleri olacağı açıktır.

Böyle durumlarda ABD gıda ve ilaç uygulamaları kurulunun en az riskli olarak tanımladığı ilaçlarla düşük dozlarda tedaviye başlanmalı, tedavi süresince bebek gelişimi de daha yakından takip edilmelidir.

Источник: https://www.bebek.com/gebelik-ve-migren-hakkinda-merak-edilenler/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.