Migrene Yol Açan Besinler Ve Tip 3 Testi

Migren Tetikleyicileri ve Doğal Migren Tedavisi

Migrene Yol Açan Besinler Ve Tip 3 Testi

Doğal migren tedavisindeki en önemli nokta migreni tetikleyen şeyleri ortadan kaldırmak. Sizin için migreni tetikleyen besinleri ve doğal tedavileri sıraladım.

Migren ile ilgili açığa kavuşturulmayan çok fazla şey var. Dolayısıyla merak artıyor, hastalar tedavi sürecinde kendilerini yalnız hissediyor.

Burada birçok hastamın ayrıca ağrı kesicilere yöneldiğini görüyorum. Bu durum aslında oldukça yalnış. Çünkü ağrı kesicinin düzenli olarak kullanımı -ki migren hastaları bu şekilde davranmaya eğilimlidir- kişilerde ağrının daha kolay ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Aslında bu basit bir tıbbi bilgi. Eğer bir duyuyu baskılarsanız onun daha hassas olmasını sağlarsınız. Yani siz ağrıyı baskıladıkça sonradan gelişecek ağrıya daha duyarlı oluyorsunuz ve sonuç kötüleşen, ilaçlarla geçmeyen migren atakları.

Dolayısıyla ağrı kesiciler de çözüm değil. Burada medikal olarak yapılan botoks, biyofeedback gibi yöntemler de herkeste başarılı değil. Yani migren tedavisinde odak noktamız hastalığı direkt olarak düzeltmek değil. Çünkü hala net bir tedavi yöntemimiz yok

Bunun yerine atakların sıklığını ve şiddetini azaltmak birinci önceliğimiz. Burada size vermek istediğim şey de bu.

Migren hastalarında tetikleyicileri bulmak ve onları ortadan kaldırmak oldukça önemli. Çünkü eğer migrene sebep olan faktörleri ortadan kaldırsanız, ağrılarınız ve ataklarınız azalacaktır.

Basit birkaç öneri ile migren ataklarından “neredeyse” tamamen kurtulmuş birçok hastam var. Dolayısıyla tetikleyicileri bilmeniz gerekiyor. İşte en önemli tetikleyiciler!

Mayalı besinler içerisinde oldukça fazla tyramin içerir. Bu madde kan damarlarınızın genişliğini ve kasılma sürecini etkileyerek baş ağrısına sebep olur (1, 2). Hatta besinlerin direkt mayalanmasına bile gerek yok. Dolapta birkaç gün bıraktığınız bir yemeği tüketmek baş ağrısı yapıyorsa sorunu uzaklarda aramamalısınız.

Yapmanız gereken şey ise mayalı ekmek, kefir, sauerkraut, şarap ve diğer tüm mayalanmış besinleri diyetinizden çıkartmak.

Biliyorum mayalı besinlerin çoğu probiyotik açısından zengin ve oldukça sağlıklı.

Dolayısıyla ben bu kısıtlamayı hastalarıma bir süre uygulatıp, migren sıklığı azaldıktan sonra mayalı besinleri yavaş yavaş diyetlerine ekliyorum.

Bu şekilde denge oluşuyor.

Çikolata seven takipçilerimi üzecek bir haberim var. Çünkü çikolata aşk hormonu olarak bilinen ve beyinde birçok farklı noktayı uyaran feniletamin içerir. Bu maddenin son zamanlarda migren ataklarından sorumlu olduğunu gösteren birçok araştırma mevcut (3).

Dolayısıyla migren hastalarında çikolatayı azaltmak oldukça önemli bir adım.

Nitrit ve nitrat içeren besinler vücutta nitrik oksit oluşumunu kolaylaştırır. Bu durum damarları genişletir ve beyinde damar genişlemesinin bir sonucu da baş ağrısıdır.

Eğer migreniniz varsa besinler içerisinde nitrit ve nitratı en çok içeren işlenmiş et ürünleri (sucuk, pastırma, sosis gibi) ve kırmızı pancar tüketimini tekrar gözden geçirmeniz daha doğru olacaktır.

Hatta bu tip ağrının özel bir adı var. “Hot dog headache” yani sosisli baş ağrısı. Aşırı nitrit içeren sosisli (ekmek arası sosis) tüketen kişilerde görülen baş ağrısını açıklamanın en güzel yolu değil mi?

Источник: https://www.fitekran.com/migren-tetikleyicileri-ve-dogal-migren-tedavisi/

Migren hastaları nelere dikkat etmeli? Migren ve beslenme ilişkisi

Migrene Yol Açan Besinler Ve Tip 3 Testi

Ülkemizde 2008 yılında 21 ilde 5323 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada görülmüş ki; ayda 4 ve daha fazla atak geçiren hastaların oranı %50’yi geçmekte. Ve bu çalışmayla, atakların 35 saate kadar sürdüğü saptanmış.

Çalışan migren hastalarının, ayda 3 kez işe gidemediği, izin alamayanların ise analjezik kullanımı ile düşük verimde çalıştığı yapılan araştırmaların sonucunda saptanmıştır.

Bu yüzden migreni, en fazla iş gücü kaybına yol açan baş ağrısı rahatsızlığı olarak da tanımlayabiliriz.

Migren nedir? Neden olur? Migrenin belirtileri ve tedavi yöntemleri

Migren hastaları, beslenmelerine dikkat ettiği takdirde atakları azalıyor. Bu yüzden migren ağrılarının oluşumunun önlenmesinde beslenme tedavisi önemli bir nokta. Ancak genel olarak migren ataklarını tetikleyen veya önleyen besinler olsa da bireyden bireye değişen farklılıklar da olabilir. Bu nedenledir ki kişiler besinleri elimine ederek atağı tetikleyen besini veya besinleri bulmalıdır.

Migreni neler tetikler?

StresSigaraAçlıkUykusuzlukAşırı fiziksel yorgunlukHormonal değişiklikler

(östrojen düzeyinin artması migren atağını uyarır, adet döneminde ve gebeliğin özellikle ilk aylarında ataklar sıklaşır ve şiddetlenir; gebelik sonrası dönemde ve menopozda azalabilir.)
Çevresel faktörler

(Isı, ışık, gürültü, koku, sıcak, soğuk)
Mevsimsel değişiklikler
Havasız ortamlar

Migren hastaları nelere dikkatli olmalı!

Migren hastalarının, sigara ve alkol tüketimlerini kısıtlamaları, özellikle de kırmızı şaraptanuzak durmaları gerekiyor. Çikolata ve eski peynir, migren atağını tetikler. Çünkü bu besinler ile alınan feniletilamin, vazospazmı (damar kasılması) tetiklemektedir.

https://www.medikalakademi.com.tr/manuel-terapi-ile-migren-tedavisi-mumkun/

Migren hastaları basit şeker, çikolata, kakao gibi bileşiminde kafein bulunan yiyecekleri tüketmekten de kaçınmalıdır. Çay, kahve ve kolalı içecekler. Migren hastalarının, doğum kontrol hapı kullanımlarını kısıtlamaları ve bazı durumlarda aspartam içeren yiyeceklerden uzak durmaları da gerekiyor. Aşırı tuzlu yiyecekler, konserveler, turşular da migreni tetikleyebilen besinlerden.

Bütün bunlara dikkat ettikleri halde iyileşemeyen migren hastalarının, tüketimini kısıtlamaları gereken yiyecekler ise şöyle sıralanıyor: Çikolata, maya türevleri, maya ürünleri, karaciğer, salam, sosis, bakla, salamura ringa balığı ve peynir gibi bileşiminde tiramin bulunan yiyecekler.

Tiramin: Bazı besinlerde doğal olarak bulunan bir maddedir. Uzun süre bekleyen besinlerde proteinin yıkılması ile oluşur. Proteinli besinler ne kadar uzun süre bekletilirlerse tiramin içerikleri bir o kadar yükselir. Tiramin içeriği yüksek besinlerin başında peynirler, fıçı bira, soya sosu, bayatlamış tavuk eti, lahana turşusu gelir.

Peynir, salam, sosis, tuzlama ve lahana gibi içinde histamin bulunan
yiyecekler.

Histamin: Besin alerjilerinin migreni tetiklediği bilinmekte. Besin alerjisi olan kişilerin daha fazla serotonin ve histamin salgılamaları sonucu migren atakları da etkilenmektedir.

Portakal ve muz gibi içinde migreni azdırabilecek doğal kimyasallar bulunan yiyecekler. İçeriğinde tartrazin (E102), benzoat (E210-219) ve mono sodyum glutamat (E621) gibi katkı maddeleri bulunan yiyecekler. Buğday ve Süt

  • Sebze çorbası
  • Sebze püresi
  • Kereviz
  • Haşlanmış yumurta
  • Armut
  • Elma
  • Kivi
  • Papatya çayı
  • Melisa çayı

Kan şekerinin düşüş gösterdiği durumlarda baş ağrısı artar. Bu nedenle migren hastalarının öğün atlamamaya özen göstermesi gerekir. Günde 2-2,5 litre sıvı alınmalı ve 30 dakikalık yürüyüşler yapılmalıdır.  Migren hastaları günde ortalama 7-8 saat uyumalıdır. Kafein, baş ağrılarında iki türlü etki gösterir. Aşırı tüketimi, ağrıyı tetikler. Sınırlandırılması ise ağrıyı azaltıcı etki sağlar.

O yüzden günlük kafein tüketimi azaltılmalıdır. Ağrının başlayacağını hissedildiği anda ısırgan otu, ıhlamur, melisa çayı gibi rahatlatıcı çaylar tercih edilmelidir.

 Trombositlere karşı güçlü etkileri olan besin bütünleyicilerin başında B6, C ve E vitaminleri, temel yağ asitleri (keten tohumu yağı, balık yağı ) ve zencefil gibi bazı besin maddeleri gelir, bunlar tüketilebilir.

Tabi ki her migren hastasında yukarıda yazan besinler ağrıyı tetikleyecek diye bir durum söz konusu değil. O yüzden migren rahatsızlığınız varsa mutlaka bir uzman eşliğinde beslenmenizi ve tedavinizi şekillendirmelisiniz.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/migren-nelere-dikkat-etmeli-beslenme-liskisi/

Migrene Ne İyi Gelir

Migrene Yol Açan Besinler Ve Tip 3 Testi

Migren kelimesi Yunanca ‘’hemikrania’’ kelimesinden dilimize geçmiştir ve başın bir tarafındaki ağrı anlamına gelmektedir.

Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülen hastalık, kişilerin gündelik yaşantısını oldukça fazla etkilemekte ve yapılan açıklamalara göre atakların 4 ila 74 saat arası olduğu söylenmektedir.

Ayrıca migren eğiliminin genel olarak hamilelik esnasında azaldığı gözlemlenmiştir.

Nedenleri

Hastalığın mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte nörovasküler yani sinir sistemindeki damarsal sebeplerden kaynaklı bir bozukluk olduğu düşünülmektedir. Bir diğer düşünce ise çevresel ve kalıtımsal faktörlerin bir karışımı olduğudur.

Aile içerisindeki ebeveynlerden birinde konulan migren teşhisi, çocuklarda da bu hastalığın görülme olasılığını arttırmaktadır.

Ayrıca kadınların regl dönemlerinde östrojen hormonunu seviyesinin azalması ağrıların ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Sigara kullanımı, açlık, rutin yemek yeme alışkanlığımızdaki değişiklikler (öğün atlama), stres gibi faktörlerde ağrıların artmasına neden olan faktörlerdendir.

Belirtileri

Yaşamın içerisindeki koşuşturmacadan ve stresten kaynaklı baş ağrısı çekmeyenimiz yoktur. Bu baş ağrılarının normal baş ağrısı mı yoksa migren mi olduğunu kestirmek ilk etapta biraz zor olabilir.

Bu noktada hastalığı normal baş ağrısından ayıran özellikleri sıralamamız gerekecek olursa;

. Baş ağrısının orta ve yüksek şiddette seyir ediyor olması

. Baş ağrısı esnasında bulantı yaşanması

. Baş ağrısı esnasında kusmanın yaşanması

. Ağrıların zonklayıcı tarzda olması

. Ağrıların gündelik hayattaki aktivitelerimiz esnasında artarak devam etmesi

. Ağrı esnasında ışığa duyarlılığın artması

. Ağrı esnasında sese duyarlılığın artması

Bazı insanlar ağrının geleceğini daha önceden fark edebilirler. Bu süreç aura dönemi olarak adlandırılır. Bu dönemde bireylerde çeşitli görme bozuklukları, kollarda ve bacaklarda uyuşma gibi semptomlar gözlenebilir.

Tedavisi

Migren atakları sık olmayan hastalarda basit ağrı kesiciler yardımı ile önlenebilmektedir. Ancak atak sıklığı çok fazla olan hastalar için aynı şey söz konusu değildir. Bu tip hastaların uzman kişilerden destek alması çok önemlidir.

Öncelikle yapılması gereken hastanın baş ağrısı atakları geçirmesine neden olan faktörleri belirlemek ve hastanın onlarla ilişkisini kesmektir. Örneğin aşırı sigara tüketiminin atak sayısını arttırdığı saptanmışsa hastanın sigarayı bırakmaya teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu aşamadan sonra önerilen ilaç tedavisine kesinlikle uyulmalı ve ilaç kullanımının aksatılmaması sağlanmalıdır.

İlaç tedavisi dışında kullanılan yöntemlerden biri de fizik tedavi yöntemidir. Bu tedavide akupunktur ve el masajları yapılarak gelecek atakların zararları önlenmektedir.

Biberiye ve melisa da tedavi yöntemlerinin arasında yer alan seçeneklerdendir. Şimdi migrene iyi gelen bitkisel tedavi metodlarını inceleyelim:

Elma Sirkesi: Etkili besinler arasında bulunan elma sirkesi aynı zamanda migren tedavisinde kullanılır. Elma sirkesi; kemik ağrısını azaltır, yüksek kan basıncının düzenler, kan şekerini kontrol eder ve kilo vermeye yardımcı olur.

Bütün bu faydalarının yanında migren ağrılarına iyi gelir.

Bir bardak suya bir çorba kaşığı organik elma sirkesi ekleyin ve iyice karıştırın. Migren tedavisi için günlük için. Eğer elma sirkesi tüketmeye alışkın değilseniz bir çay kaşığıyla başlayın.

Buz: Gerginlikten kaynaklanan baş ağrıları yanında migren ağrılarına da buz uygulamak iyi gelir. Buz uyuşturucu etki yaptığından dolayı ağrı başlamadan önce veya başlayacağını hissettiğiniz andan itibaren uygulayın.

Bunun yanında 15’er dakika boyunca ağrıyı azaltmak için sıcak ve soğuk kompresler uygulayabilirsiniz.

Nane: Anti inflamatuar özellikleri sinirlerin yatışmasına yardımcı olur. Bu konuyla alakalı yapılan birçok bilimsel araştırma sonucu nanenin migrene iyi geldiğini ortaya koymuştur.

Balla tatlandırılmış nane çayı içmek anlık sonuçlar almayı sağlayabilir ve migren ağrısını geçiştirebilir.

Biber: Biber kan dolaşımını uyarır ve arttırır. Bundan dolayı migren ağrısı için evde uygulanan tedavi yöntemlerinin başında gelmektedir. Ayrıca biber uyuşturucu ve ağrı kesici özelliği olan kapsain maddesi içermektedir.

Ilık bir bardak suya bir çay kaşığı acı biber koyun ve iyice karıştırın, isteğe bağlı olarak tatlandırmak için birkaç damla limon suyu ekleyin ve için.

Papatya: Anti inflamatuar ve antiseptik özellikleri olan papatya migren ağrılarını hafifletmeye yarar. Düzenli papatya çayı içmek sorunu büyük oranda azaltmaya yardımcı olabilir.

2-3 çay kaşığı papatyayı bir bardak suya koyarak bir dakika boyunca kaynatın ve günde 2-3 kere için. Gerilimden ve migrenden kaynaklanan ağrıların giderilmesine büyük ölçüde yardımcı olabilir.

Zencefil: Bu konuyla alakalı yayınlanan bazı makaleler zencefilin migren ağrılarına iyi geldiğini ortaya koymaktadır.

Migren ağrıları dışında kas kasılmasını giderir ve kan damarlarında meydana gelebilecek inflamasyonu engelleyebilir.

Migren ağrılarının tedavisi için günde birkaç bardak zencefil çayı içebilirsiniz.

Feverfew: Aynı zamanda gümüş düğme bitkisi olarak da bilinen feverfew migrene faydalı olarak bilinen en yaygın bitkiler arasındadır. Kas dokusunda meydana gelen spazmları gideren partenolin içerir.

30 dakika boyunca bir bardak suda bir çay kaşığı feverfew bitkisi ve nane kaynatılır, süzdükten sonra ılık bir şekilde içilir.

Bunların yanında 2 veya 3 tane feverfew yaprağı 40-100 mg yemek migrene iyi gelebilir. Bazı sağlık uzmanları kapsüllerini önermektedir.

Masaj: Kafaya yapılan masaj beyne gönderilen sinyallerin artmasını sağlayarak migren ağrılarının azalmasını sağlar. Masaj aynı zamanda serotonin aktivitesini hızlandırarak ağrının azalmasına yardımcı olur.

Kafa etrafına dairesel masajlar ve belirli noktalara yapılan basınçlar migrene iyi gelebilir.

Kahve: Bazı sağlık uzmanları kahvenin içerdiği kafein maddesinin migren ağrısına iyi geldiğini söylemektedir. Migren atağının yaklaştığını hissettiğiniz andan itibaren 1-2 saat arayla bir fincan taze kahve içmeniz ağrıyı azaltabilir.

Ayrıca uyuşturucu etkisi olan kafein ağrının anlık hafiflemesine yardımcı olabilir.

 Kaynaklar

Источник: https://www.acil.net/migrene-ne-iyi-geler/

Tiroid tahlili nasıl verilir, test öncesi hazırlıklar

Migrene Yol Açan Besinler Ve Tip 3 Testi

Hormon testleri sık tercih edilen ve hastalıkların teşhisi, hastalıkların süreci hakkında bilgi edinilmesi amacıyla yapılan kan tetkiklerinden olup, bunlardan tiroid testi yapılırken dikkat edilmesi gerekenler

Tiroid Bezi Hastalıkları

İnsan bedenindeki birçok aktivite için önemli rol oynayan tiroid, bozukluğunda birçok sıkıntıyı beraberinde getirebilmektedir. Yazımızın başında tiroid bezlerinin hastalıklarının teşhis edilebilmesi için dikkat edilebilecek 13 belirtiden bahsedeceğiz.

Bu belirtilerin kişide bir tanesinin olması dahi tiroid hormonunun seviyesinin ölçülmesi için tiroid hormonu testi yapılmasını gerektirmektedir. Tiroid hastalıklarının belirlenmesi için yapılan kan testleri için uzman kararı gerekir.

Tiroid bezi nedeniyle ortaya çıkan hastalıkların tedavisi için bu tahlilleri yaptırmak gerekmektedir.

Tiroid bezlerinde ortaya çıkan bir rahatsızlığın belirtileri arasında uyku bozuklukları ve yorgunluk yer almaktadır. Yorgunluk ve uyku bozuklukları birçok hastalığın tetikleyicisi olabildiği için tiroid bezi tahlilleri yapılabilmesi için tek başına yeterli gelmeyebilir.

Kilo vermenin zor olduğu durumlar ve kişinin sürekli kilo alması hipotiroidizm olarak adlandırılmaktadır. Bu durumun tam tersi olarak bahsedebileceğimiz hipertiroidizm ise sürekli aynı yiyeceklerin tüketilmesine rağmen kilo verme durumu olarak adlandırılır.

Bu gibi durumlarda tiroid hormonu tahlilleri yapılır mı sorusunun cevabı evettir.

Kan testleri vasıtasıyla ölçümü yapılacak olan tiroid bezi tahlilleri kişideki zihinsel ve mod değişimleri, bağırsak problemleri, eklem ve kas problemlerinde, libido problemlerinde, kısırlık durumunda, kadınların düzensiz adet görme durumlarında, deri ve saçlarda normal olmayan değişikliklerde de yapılabilmektedir.

Tiroid Testi Şartları

Hastalıkların teşhisi ve hastalıkların seyri için yapılacak hormon testlerinden olan tiroid testi için genel hormonların testinde olduğu gibi aksi belirtilmediği sürece aç olmak gerekmektedir.

Tiroid hastalıkları çok farklı sebepleri olan durumlar arasında yer almaktadır.

 Bu durumlar ise tiroid hormonlarının çok salgılanmasına ya da tiroid hormonlarının az salgılanmasına göre değişiklikler göstermektedir.

Tiroid tahlilleri ne amaçla yapılır sorusuna yazımızın başında detaylı bir şekilde cevap vermiştik. Şimdi ne zaman yapılır sorusuna cevap veriyoruz. Kan testleri vasıtasıyla yapılan tiroid tahlilleri aç karnına yapılması gerekir.

Hormonlar ile ilgili testler yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta kadınların adetliyken hormonal düzeylerinde çok farklı değişimlerin gerçekleşebileceğinin unutulmamasıdır.

Bu nedenle ilgili tahlillerin yapılacağı zaman önemsenmesi gerekir.

İligili bezi hastalık bakımından inceleyebilmek için yapılacak tahlil için hazır olmak gerekir mi sorusunun cevabı kesinlikle evettir. Hazır olmak cümlesinden kasıt hormonların düzensizliğinin en aza indirgendiği zaman olarak bahsedilebilir.

Zaman zaman hormonların düzensiz olması durumu tahlil sonuçlarında yanılgıya düşülebilmesine neden olabilir. Bu nedenle zaman konusunda düzenli olmak gerekir.

İlgili bezi tahlil edebilme şartı olarak kandaki hormonal değişimlerin önemi vurgulanmaktadır.

Tiroid testi ne zaman yapılır sorusunun haricinde hangi oranların görülebilmesi için gerekir sorusunun cevabını da vermemiz gerekiyor. İlgili hormonun vücuttaki değerlerinin ölçülebilmesi amacıyla kan vasıtasıyla yapılan uygulamada TSH yani tiroid uyarıcı hormonuna, T4 yani Thyroxine değerlerine, T3 Triiodothyronine değerlerine, Tiroid Antibody durumlarına bakılabilmektedir.

İlgili bezi hastalıklar konusunda değerlendirebilmek amacıyla yapılan testler haricinde başka uygulamalar yapılır mi sorusunun cevabı da evettir. Bu uygulamalar arasında radyoaktif iodin alımı değerleri ölçülür, çeşitli hastalıkların belirlenmesinde de ultrason uygulaması kullanılabilmektedir.

Tiroid Testleri Çeşitleri

İlgili testleri sadece kan üzerinden yapılan uygulamalarla değerlendirmek doğru değildir. İlgili testleri yapmak için sadece kan tahlili olmak bir seçenek olmadığı gibi testleri yapabilmek için farklı uygulamaların neler olduğundan bahsedeceğiz.

Kan tahlili olmak haricinde ilgili hormonun ultrasonu da çekilebilmektedir. Bezin büyüklüğü, bez haricinde nodül var mi , varsa büyüklüğü ne kadar ultrasonla da öğrenilebilmektedir. Ultrason haricinde sintigrafi uygulaması da yapılabilmektedir.

İlgili bezin filmi çekilebilir mi sorusunun cevabını sintigrafi sayesinde olumlu olarak yanıtlayabiliriz. Sintigrafi yapılabilmesi için çeşitli şartların oluşması gerekmektedir. Çeşitli durumlarda ince iğne aspirasyon biyopsisi de yapılabilmektedir.

Источник: https://hormonlarim.com/testler/tiroid-testi-oncesi-hazirliklar

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть