Mutluluk nedir? İşte mutluluğun reçetesi!

İŞTE BAŞUCUNUZA KOYACAĞINIZ MUTLULUĞUN REÇETESİ!

Mutluluk nedir? İşte mutluluğun reçetesi!

Mutlu olmak bizim elimizde.  Günümüzde insanların genel olarak mutsuz olduklarına ve sürekli ya kendileri ya da başkaları ile kavga halinde olduklarını görüyorum.

Arkadaşlarımın sıklıkla iş değiştirdiklerini, ülkemizde yaşanan terör haberleri ve diğer siyasi haberlerden ötürü üzgün olduklarını ve çevrelerindeki olumsuzluklardan ötürü sürekli yakındıklarını görüyorum.

İnsanların daha çok hak ve özgürlük aradıklarını ama bunu yaparken ölçüyü kaçırdıklarını, hak aramak ile saygısızlık arasındaki çizgiyi ihlal ettiklerini görüyorum.

Yeni gelen neslin sabırsız ve tahammülsüz, daha işe başlamadan yorgun ve bıkkın, en kötüsü mutsuz olduklarını gözlemliyorum. Çocuk yetiştiren bir anne olarak, arada bir dönüp bizim gençliğimizi de tabii ki çok eleştirdim.

Bizim sorgusuz her şeyi yaptığımızı ve bunun da çok doğru olmadığını fark ettim. Ama ne bizim gibi olmak, ne de şimdiki nesil gibi olmak bence doğru olanı. Haklarımızı aramayı bilmeli ama hak aramak ile saygısızlığı, ölçüsüzlüğü ve hatta terbiyesizliği birbirine karıştırmamayı iyi öğrenmeli ve öğretmeliyiz.

Çok inandığım bir ilke vardır ve bu genel olarak hayat prensibim olmuştur. Yaptığım şeyleri öncelikle başkaları için değil kendime olan saygım için yaparım. Sanıyorum artık kendimize olan saygımızı kaybetmeye başladığımız için, başkalarını sayamıyoruz. Saygı, sevgi, hoşgörü, vb. özelliklerin olmadığı bedenlerde, beyinlerde mutluluk da olmuyor tabii ki. Bana kalırsa aşağıdaki yazımı okuyun ve mutluluğa giden yolları birlikte bulalım derim.

Mutsuzluk virüsü size bulaşmasın

Mutsuzluk bulaşıcı bir viral hastalık gibi hızla yayılıyor. Yaşlı, genç, zengin, fakir dinlemiyor, herkese, her ülkeye bulaşıyor. Mutsuzluk virüsünün hızla yayıldığı ülkelerden biri de bizim ülkemiz, Türkiye

Belki de insanın sürekli tatmin olmamasından ve hep daha çok istemesinden kaynaklanıyor bu mutsuzluk hastalığı. İşte bu nedenle insanın olduğu her yerde yakınmalardan ve tatminsizlikten söz etmemiz  mümkün.

MUTSUZLUK sorunu sadece bedensel yapılanmada yaptığı tahribatlar nedeniyle değil, yaptığı ruhsal tahribatlar nedeniyle de önemli.

Kronik yorgunluk/Fibromiyalji’den depresyona, uykusuzluktan rahatsız ayak sendromuna kadar birçok sağlık sorununun arkasında mutsuzluk yatıyor.

Son yıllarda şu nokta daha iyi anlaşıldı: “İyi hayata giden yolda” yalnızca refah ve sağlık yeterli değil. Yeteri kadar sağlığınız ve paranız da olsa mutlu değilseniz eğer bir sürü problem ardı ardına sıraya giriyor.

En iyi falcı ve medyumlara 10 dakika BEDAVA telefondan fal baktırınHEMEN ARA

En etkili ilaç: Şükretmek

Mutlulukla ilgili herkes kendine göre bir reçete üretmiş. En güvenli reçete Ernie E. Zelinski’nin hazırladığı reçete gibi görünüyor. Zelinski’nin reçetesinde tam on üç mutluluk ilacı var.

Bunların içinde bana göre en etkili olanı, size en çok tavsiye edeceğim son ilaç, yani “şükran duygusu”dur.

Bu duygu size “var olanla yetinmeyi bilmek”, “küçük güzeldir”, “az çoktur” diyebilmeyi, “sahip olduklarınızın değerini bilmeyi” öğretecek en etkili mutluluk hapıdır.

Üstelik bu ilaç BEDAVA!

En iyi falcı ve medyumlara ÜCRETSİZ fal baktırınHEMEN ARA

Hayal edin 7 milyar nufüslu bu dünyada insani koşullarda yaşayamayan insanları. Endonezya, Hindistan, Pakistan, Afrika gibi ülkelerde yaşanan su, temizlik, açlık ve sağlık problemlerini. Savaştan kaçıp her şeyini kaybedenleri.

Şunu anlamak benim için en önemlisidir ve altını kalın çizgilerle çiziyorum: “bulduğumuz ve olduğumuzla yetinmenin, mevcudun da değerini bilmenin önemi”. Bir kez daha hatırlatalım: Şükran duygusu binlerce yıldır kullanılan bir mutluluk ilacı ve her defasında yüzde yüz sonuç veriyor.

Üstelik bu ilaç her zaman elinizin altında ve bedava!

İŞTE BUNU KESİP SAKLAYIN: İşte mutluluk reçetesi

  • Doyum sağlayacak kadar bir amaç,
  • Geçinebilecek kadar bir iş,
  • Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik,
  • İş ve eğlenceyi dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl,
  • Birçok insanı beğenecek, bunlardan birazını da sevecek kadar şefkat,
  • Kendini sevecek kadar özsaygı,
  • Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu,
  • Zorluklarla yüz yüze gelecek kadar cesaret,
  • Sorunları çözecek kadar yaratıcılık,
  • Her an gülecek kadar mizah duygusu,
  • İyi bir yarını bekleyecek kadar umut,
  • Hayatı bütün değerleriyle yaşayacak kadar bir sağlık,
  • Sahip oldukların için şükran duygusu.

MUTSUZLUK sorununun yaygınlaşmasının önemli bir nedeni de ruhumuzun gittikçe daha sık yaralanıp tırmalanması, ruhu onarmayı ihmal etme yanlışımızın gün geçtikçe yaygınlaşıp artmasıdır. “Ruhu onarmak” hepimiz için en önemli problem haline gelmiştir ve iyi hayat sadece “ze odaklı yaşamak” ile ilgili bir şey de değildir. Doğal olarak ruh her zaman hazların, yeni ve farklı coşkuların, zapt edilmez heveslerin peşindedir. Yetinmeyi ve şükretmeyi pek bilmez ve hep yeni heyecanlara yelken açmak, yeni oyuncaklarla tanışıp oynamak ister.

Ve ne yazık ki, bu süreçte ne bunların çoğunun kendisi için zararlı olabileceğini ne de durup dinlenmesi yavaşlayıp hız kesmesi kendini onarmaya zaman ayırması gerektiğini fark etmez. Hızlandıkça hayatı daha çok ıskalarız. Iskaların ve ıskaladıklarımızın sayısı arttıkça da ruhumuz bedenden bedenimiz ruhtan kopar. Onarılacak şeylerin sayısı her gün biraz daha artar.

Ruhu onarmak konusu önümüzdeki dönemde en önemli işlerimizden biri olmalıdır. İyi yaşamanın anahtarı ruhu onarmaktadır.

Источник: https://www.astrocenter.com.tr/astroloji-1270/blog/uzman-yazilari/2069-iste-basucunuza-koyacaginiz-mutlulugun-recetesi

MUTLULUĞUN REÇETESİ

Mutluluk nedir? İşte mutluluğun reçetesi!

Sevgili

çocuklar;

Bu

hafta da kışı dolu dolu yaşıyoruz. Rabbim rahmetini üzerimize yağdırıyor,

bundan güzel nimet olabilir mi?

Kar

demek, sadece donmuş su kütlesinden yaratılan su parçacığı olmakla birlikte

aynı zamanda buz kristali kümesi değil, bereket demek.

Kar

demek, çocukların sevinci demek, kardan adam demek, kar topu demek.

Kar

demek, beyaz şeker demek. Sanki Rabbim, her kar tanesine bembeyaz şeker takmış biz

kullarının üzerine yağdırıyor.

Rabbimizin

nimetini görmemek için “görmeyen akıl” lazım.

Bu

sayımızda sizlere yeni bir çizgi roman sunuyoruz. Üç arkadaşın sömestr

tatilinde yaşadığı heyecan dolu bir maceraya hazır mısınız? Bakalım üç

arkadaşın başına neler geliyor neler?

Mutlulukla

ilgili bir dosyamız var. Sizlerin bu reçeteyi okumanızı özellikle tavsiye

ediyoruz.

Düşünce

Dünyamızda “Güneş”in bize ne anlattığını sizlere aktarıyoruz. Bir Kıssa Bin

Hisse’de Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sevgisini ailesinden üstün tutan bir

kadının ibret dolu mücadelesini sizlere hatırlatıyoruz.

Her

zamanki gibi, Nasreddin Hoca, Masal, Mini Test, Komik Bilmeceler köşemiz sizi

bekliyor.

Gözlerinizdeki

nur hiç sönmesin, Allah’a emanet olun.

REÇETESİ

Bir

Müslüman nasıl olmalı ve nasıl yaşamalı işte Kur’an-ı Kerim, bize bildirdiği

müjde ve uyarılarla, mutluluğun anahtarını veriyor.

Nedir

bunlar bir bakalım:

-Vicdanlı

hareket etmeliyiz.

-Temizliğe

–ruh ve beden açısında titizlikle uymalıyız.

-Küçüklere

şefkat e sevgi, büyükler saygı göstermeliyiz.

-Tutumlu

olmalıyız.

-Haram

yememeliyiz.

-Birbirimizi

aldatmamalıyız.

-Çok

yeyip, çok içmekle sağlığımızı  -ruh ve

beden açısından- bozmamalıyız.

-Allah

sevgisi ve Allah korkusu il hareket etmeliyiz.

-Hiçbir

hususta aşırı bulunmamalıyız.

-Mağrur

olmamalıyız.

-Alçakgönüllü

olmalıyız.

-Allah’ın

bize verdikleri nimete şükretmesini bilmeliyiz.

-Para,

servet, şan, şöhret hırsı ile körleşmemeliyiz.

-Başkalarına

karşı kusur işlememeliyiz. Fakat onların bize karşı işledikleri kusurları

affetmesini bilmeliyiz.

-Bencil

olmamalıyız.

-Cömert

olmalıyız.

-İsraftan

kaçınmalıyız.

-Hesabını

bilen bir kişi olarak yaşamalıyız.

-İftiradan,

yalandan kaçınmalıyız.

-Dedikodu

yapmamalıyız.

-Kimse

hakkında ulu orda konuşmamalıyız.

-Kendimize,

ailemize, topluma, millete faydalı olacak şekilde aşamalıyız.

-Hırsızlık

yapmamalıyız.

-Cana

kastetmemeliyiz.

-Devamlı

tövbe etmeliyiz.

-Allah’ın

bizi daima e her yerde görebildiğine inanarak yaşamalıyız.

-Yetimlerin

hakkına el sürmemeliyiz.

-Yoksullara

yardım etmeliyiz.

-İyilik

etmeliyiz.

-Yaptığımız

iyiliklerle övünmemeliyiz.

-İnsanları

sevmeliyiz.

-Kimseye

karşı düşmanlık ve kin beslememeliyiz.

Bu

satırları ve başlıkları kendi kendimize devamlı okuyalım arkadaşlar. Eğer

bunlar harfiyyen uygularsanız, mutluluk hemen yanı başınızda demektir.

GÜNEŞ ALLAH’I GÖSTERİYOR

Bir zamanlar insanoğlu Batlamyus teorisine sahip çıktı, bocalayıp

durdu.

Güneş’in görünürdeki hareketine aldanarak Dünyayı sabit, Güneş’i

de onun etrafında dönüyor sandı.

Batı’da bir Galile çıktı, aksini savundu. Ona göre Güneş sabitti,

Dünya güneşin etrafında dönüyordu.

Galile’nin 16-17 .yüzyılda savunduğu bu tez, benimsendi.

Oysa İslam alimleri, Galile’den 7-8 yüzyıl önce aynı tezi ortaya

atmışlardı. (9-10. Yüzyıllarda).

Şimdi ilim bir basamak daha ilerledi. Güneşin bütün sistemiyle

birlikte hareket ettiğini söylüyor.

Güneşimiz saniyede 20 kilometre (saatte 72 bin km.) bir hızla

Herkül ve Lyra takım yıldızları arasında bulunan Vega yıldızına doğru hareket

etmektedir.

Farkında olmadan bir günde 2 milyon kilometreye yakın yol

alıyoruz.

İlmin 20.yüzyılda ancak keşfedebildiği bu gerçeği, Kur’an-ı Kerim,

günümüzden 1400 sene önce açık açık şöyle anlatıyor:

“Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu üstün hüküm ve

hikmet sahibi Allah’ın takdiridir.” (Yasin, 38)

Bu bile Kur’an-ı Kerim’in açıkça bir mucize olduğunu gösteriyor.

Şu ayetler de oldukça ilgi çekicidir:

“Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.” (Rahman, 5)

“Ne güneş aya yetişip çatışır, ne de gece gündüzü geçer. Her biri

ayrı ayrı yörüngelerde yürürler.” (Enbiya, 33)

“Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri kendi yörüngesinde

seyreder.” (Enbiya, 33)

İlim geliştikçe Kur’an’ın benzersiz büyük bir mucize olduğu

gerçeği daha iyi anlaşılmakta, görmeyen gözler de görebilmektedir.

MÜSLÜMANLAR MUHASARA ALTINDA

Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) peygamberlik verildiğinin yedinci

senesinde, Mekke-i Mükerreme’deki müşrikler, Müslümanların günden güne artıp

kuvvet bulduklarını görünce onlara eziyetlerini bir kat daha arttırmışlardı.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mensup olduğu Beni Haşim’in

ihtiyaç içinde yaşamaları için kendileriyle her türlü alışverişi ve münasebeti

kesmişler hatta bu hususta bir ahitname de yazıp Kabe-i Muzzama’nın duvarına

asmışlardı.

Artık Peygamberimizin kabilesi beni Haşim’den olanlar, gerek

Müslüman olsunlar ve gerek olmasınlar Ebu talib7in mahallesinde mahsur bir

vaziyette kalmış, son derece sıkıntıya uğramışlardı. Diğer Müslümanlar da gelip

bu mahallere toplanmışlardı.

Bu kuşatma üç yıl devam etmiş nihayet bu ahitnamenin evvelindeki “Bismik’allahümme

(isminle ya Allah) ibaresinden başka bütün yazılarını güvelerin yemiş olduğunu

Peygamber Efendimiz bir mucize olarak haber verdi.

Gidip baktılar, bu hakikati anlayınca müşrikler biraz utandılar. Haşimiler

aleyhindeki ittifakları bozdular, Beni Haşim de kurtulup biraz nefes aldı.

YERDE OTLUYOR

Bir

gün Hoca, yükleyeceği kadar odun yükler eşeğine; bal tası ile baltasını da

üstüne atar:

“Haydi,

uzun kulaklı arkada,” der. “Sen şu dağ yolundan git, ben de dere boyundan. De

bakalım, hangimiz daha erken ineceğiz köye?”

Mübarek

adam, bir taş üstünde dinlenmeden, mendilini çıkarıp alnının terini

kurulamadan, yürü babam yürür!

Bir

de, kan ter içinde köye gelir ki, daha ortalıkta adı, sanı yok eşeğin”

“Bin

kere maşallah, ben eşekten daha yürükmüşüm!” diye güler.

Karısı

da:

“Ya,

maşallah, bugün eşeği de geçtin” diye güler.

Kılı

kırk yarmanın zamanı mı? Bu söze yüzünü buruşturacağına, oturur, eşeğin yolunu

bekler Hoca.

Bir

bekler, gelmez, iki bekler, gelmez; üçüncüsünde, içine bir korku düşer.

Yorgun,

argın dönüp gider ki, seninkinin hiçbir şey umurunda değil, yayılıp duruyor!

Doğrusu

bu hale Hoca’nın canı sıkılır:

“Be

birader, sen hala bıraktığım yerde otluyorsun, gayri bu kadar da eşeklik olmaz

ki, var ne halin varsa gör!” der, dönüp evin yolunu tutar.

Küçük Seccade / Zekiye Çoban

Çiçekler yine toplanmış.

Her taraf mis gibi kokmuş.

Bir varmış, bir yokmuş.

İşte yine masal başlamış.

Şirin mi şirin bir evde

Yaşarmış küçük seccade

Biricik dostu Sevde’yle

Ne kadar mutluymuş öyle.

Günde beş kere uzanınca kıbleye

Sevinci sığmazmış yere göğe.

Suların mı üstünde seriliymiş,

Yoksa bulutların mı, bilemezmiş.

Sevincini tarif etmek kolay mı?

Böyle dostluk gibisi var mı?

Küçüklerin kocamandır yüreği

Gökleri kucaklar elleri.

Sevde, seher vakti uyanınca

Besmeleyle doğrulup abdest alınca

Küçük seccade kıbleye uzanırmış.

Kendini pek bahtiyar sayarmış.

Namaz, dinin direği;

Müminin miracıymış.

Eda etmek ne güzel,

Terk eden zarardaymış.

Sevde, yedi yaşındaymış.

Namaza alışmalıymış.

Rabbine yaklaşmalı,

Yalnız O’na sığınmalı.

Küçük seccade, her secdede

Alnından öpermiş takdirle

“Maşallah, sana Sevde.

Bak, melekler peşinde.”

Secdeler uzadıkça uzarmış.

Küçük kızın ne çok duası varmış.

Bilirmiş; Malik olan Allah’mış.

Varlığı her tarafı kuşatmış.

Minik eller, çiçek çiçek açılmış

Sanki her yana yıldız saçılmış

Küçük seccade pek bahtiyar

İyi ki böyle arkadaşı var.

Sabah, öğle, ikindi, akşam

Yatsıyla namaz tastamam.

Sevde günde beş kere

Davete koşarmış neşeyle.

Küçük seccade mutlulukla

Vakitleri beklermiş umutla.

İstermiş, seccadeler açılsın.

Çocuklar bu davete katılsın.

Gökten, namaz kılanlara

Hep iyilikler yağsın.

Esenlikler çoğalsın.

1)

Aşağıdakilerden hangi kelime alfabe sıralamasına göre en sonda yer alır?

a) Ağabey

b)Ağustos

c)Ağrı

2)Sunta,

tahta, ağaç ve ağaç malzemeleri kullanarak dolap, sehpa gibi şeyler üretip

satan meslek dalı aşağıdakilerden hangisidir?

a) Mağaza

b) Marangoz

c)Doğramacı

3)5 adet

kuşla 7 adet kedinin ayak sayılarının toplamı kaçtır?

a)24

b)36

c)38

4)Subhanallah,

Elhamdülillah, Allahu Ekber kelimeleri aşağıdakilerden hangi şekilde

adlandırılırlar?

a)Tespih

sözcükleri

b)Tövbe

duaları

c)Ezan Duası

5)Hangileri

yanlış eşleştirilmiştir?

a)

Terzi-Mezura

b)Doktor-Stetoskop

c)Manav-Mala

6)Yazılışı

aynı, mânâları farklı olan kelimelere ne denir?

a)Eşsesli

kelimeler

b)Eşanlamlı

kelimeler

c)Zıt

anlamlı kelimeler

7)Aşağıdaki

besinlerden hangisini hem sebze hem de meyve olarak tüketiriz?

a) Havuç

b)Brokoli

c)Armut

8)Özellikle

Türkiye’nin çok kar alan yüksek bölgelerinde kurulmuş olan, teller üzerinde

kayarak ilerleyen hava taşıma aracına ne denir?

a) Balon b)

Bot c)Teleferik

9)Sekiz-dokuz-altı-yedi-bir-üç-beş.

Yandaki tek sayıların toplamı kaçtır?

a)15 b)25

c)18,

Hazırlayan:

Ayşegül Akakuş Akgün.

Hızlı

koşan ata ne denir?

(Fır-At)

Musluk

neden damla damla akar?

(Hasta

olduğu için)

Duruşu

ömür,

Gözleri

kömür,

Soğuk

dondurur,

Sıcak

öldürür.

(Kardan

adam)

Tarlada

yeşil,

Bakkalda

siyah

Evde

kırmızı.

(Çay)

Kolu

var, bacağı yok

Dikdörtgeni

var, karesi yok.

(Kapı)

Kıyma

ile mıyma arasında ne fark var?

(Biri

kıyma ile yapılır, diğeri mıyma ile…)

İki

kırkayak birleşince ne olur?

(Fermuar)

Buradan

baktım birçok,

Yanına

gittim hiç yok!

(Sis)

Yüksek

ama kavak değil,

Güler

ama insan değil,

Gündüz

gezer, gece gizlenir,

Bilin

bakalım bu nedir?

(Güneş)

Takır

takır araba,

İçinde

var akraba.

(Beşik)

3

tane ‘e’ harfi ile başlayan meyve söyleyin?

(Elma,

Erik, Evlat)

Çınçınlı

hamam,

Happesi

tamam,

Bir

gelin aldım,

Babası

imam.

(Saat)

Kim

saçını ıslatmadan denizde yüzebilir?

(Keloğlan)

Источник: https://www.milligazete.com.tr/haber/1066233/mutlulugun-recetesi

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.