Nabız Düşüklüğünün Nedenleri

içerik

Tansiyon Düşmesi Neden Olur? Tansiyon Düşüklüğü Belirtileri Nelerdir?

Nabız Düşüklüğünün Nedenleri
83 / 100SEO Score

Yaşamın devamı için kalbin kan pompalaması ve şüphesiz bu kanın damarlarda dolaşması gerekir. Kanın damarlarda dolaşırken damar çeperlerine yaptığı basınca tansiyon veya kan basıncı adı verilir.

Organların ve dokuların sağlıklı kalabilmesi ve beslenebilmesi için kan basıncının belli aralıklarda tutulması gerekir. Tansiyon düşmesi (hipotansiyon) diyebilmek için büyük tansiyonun 90’ın küçük tansiyonun 60’ın altında olması gerekir.

Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı) nedir?

Kalp kasıldığında, kanı hızla ana damara atar. Kalbin kasıldığı yani kanı pompaladığı andaki kan basıncına denir.

Küçük tansiyon (diyastolik kan basıncı) nedir?

Kalp kasıldıktan yani kanı pompaladıktan sonra gevşeme evresine geçer. Kalbin gevşediği esnada, kanın damar çeperlerine yaptığı basınca denir.

Normal Tansiyon Değerleri:

  • Büyük tansiyonun (sistolik) 140 ile 90 mm/Hg arasında (ideal tansiyonun 120 ile 90 arasında) olması gerekir.
  • Küçük tansiyonun (diyastolik) 90 ile 60 mm/Hg arasında olması gerekir.

Tansiyon Düşmesi Neden Tehlidir?

Organların ve dokuların beslenebilmesi için tansiyonun belli sınırların üzerinde olması gerekir. Eğer bu sınırların altında olursa organlara yeterli kan akımı sağlanamaz. Beyin, böbrek, kalp gibi hayati organların kanlanması ve beslenmesi bozulur.

Hafif tansiyon düşüklüğü kimisinde hiçbir belirtiye neden olmazken kimisinde baş dönmesi ve bayılma gibi durumlara neden olur. Ciddi ve uzun süren tansiyon düşmesi hayati organların beslenmesini bozar ve ölümcül olabilir.

Tansiyon Düşüklüğü Nedenleri

Birisi için ciddi belirtiler veren kan basıncı seviyesi bir başkası için hiçbir belirtiye neden olmayabilir. Örneğin kan basıncı ortalaması 90/60 olan birisi ile 130/90 olan bir başkasını kıyaslayalım.

İki bireyinde tansiyonu 80/50 seviyesine düşerse, ikinci birey (tansiyonu 130/90 olan) bundan daha fazla etkilenecek ve bu kişide daha aşikar belirtiler görülecektir.

Peki tansiyon neden düşer?

Kalp Hastalıkları

Hem kalbin kendisinden hemde kalp kapağından kaynaklı hastalıklar tansiyon düşmesi yapabilirler. Bu hastalıklardan başlıcaları:

  • Kalp krizi: Kalbi besleyen damarların tıkanıklığı sonucu gelişir. Ani tansiyon düşüklüğü ile birlikte göğüs ağrısı beklenir. (bkz: Kalp krizi nedir, neden olur?)
  • Ritim bozukluğu: Kalp hızının aşırı düştüğü veya kalbin çok hızlandığı durumlarda kan basıncı düşebilir.
  • Kalp kapağında daralma: Kalbin kanı pompaladığı ana damara aort damarı denir. Aort damarındaki kapakta ciddi daralma olursa, damara yeterli kan atılamaz. Tansiyonlar düşer ve kişi bayılabilir.
  • Kalp kapağında yetmezlik: Aort kapağı yeterince kapanamaz ve kalbin damara attığı kan kalbe geri kaçar. Özellikle küçük tansiyon düşer. Büyük tansiyonun yüksek, küçük tansiyonun düşük ölçülmesi bu hastalığı düşündürür.
  • Kalp yetmezliği: Kalp vücudun ihtiyacı olan kanı pompalayamaz ve tansiyon düşmesi görülebilir. (bkz: Kalp yetmezliği neden olur?)
  • Kalp tamponadı: Kalbi çevreleyen zarlar arasında aşırı sıvı birikmesidir. Sıvı kalbi çevreler ve kalbe baskı yapar. Kalp kanı pompaladıktan sonra yeterli gevşeyemez ve yeterli kanla dolamaz. Tansiyon düşmesi hemen her zaman görülür. Acil müdahale gerektiren hayati bir durumdur.

Sıvı kaybı (dehidratasyon)

Vücudun aşırı sıvı (su) kaybı sonrası tansiyon düşmesi görülebilir. Yaz aylarında oruç tutan kişilerde (özellikle yaşlılarda) daha sık görülür. Kişi sıvı alamadığı gibi aşırı sıcaktan fazla miktarda terler ve su kaybeder. Belli seviyeden sonra kan basıncı düşebilir.

  • Aşırı sıvı kaybına neden olan ishaller, kusmalar
  • Güneşte fazla kalma
  • Aşırı terleme
  • Yüksek ateş

İlaçlar

Bazı ilaçlar tansiyon düşüklüğü yapabilirler. Başlıcaları şunlardır:

  • İdrar söktürücüler: Vücuttan aşırı miktarda sıvı attırarak kan basıncını düşürebilirler. Örn: furosemid ve hidroklorotiyazid içeren ilaçlar.
  • Tansiyon ve kalp ilaçları: Alfa ve beta blokörler, ACE inhibitörleri gibi..
  • Dil altı ilacı (nitrat) : Kalp hastalığı olanlara verilen bu ilaç hızlı bir şekilde tansiyonu düşürebilir.
  • Erkeklerde sertleşme sorunu için verilen ilaçlar: Günümüzde sıkça kullanılan bu ilaçlar tansiyon düşüklüğü yapabilirler. Bu ilaçların dil altı ilaçlar ile birlikte kullanılması tansiyonda ciddi düşüklüklere ve ölümlere neden olabilir.
  • Bazı depresyon ilaçları (trisiklikler)
  • Uyuşturucu maddeler ve alkol
  • Parkinson hastalığında kullanılan bazı ilaçlar: pramipeksol ve levodopa içeren ilaçlar gibi.

Bu listede yer almayan birçok ilaç kan basıncını düşürebilir.

Diğer Tansiyon Düşmesi Nedenleri

  • Hormonal bozukluklar: Böbrek üstü bezlerinin yeterli hormon üretemediği durumlarda (adrenal yetmezlik), kan şekeri düşüklüğünde, paratiroid hastalıklarında, tiroid hormonu yetersizliğinde görülebilir. Aşırı yüksek kan şekeri vücuttan su atılmasına ve tansiyonların düşmesine neden olabilir.
  • Akciğere pıhtı atması: Akciğer atılan pıhtı büyük damarları tıkarsa tansiyon düşüklüğü, bayılma ve hatta ani ölüm görülebilir. (bkz: Akciğere pıhtı atması neden olur?)
  • Kan kaybı: Mide kanaması, bağırsaklardan kanama, iç kanama geçirme yada gözle görülür bir kanamada tansiyon düşmesi görülebilir. Kan kaybı arttıkça kan basıncı daha da düşer ve kişi şoka girebilir.
  • Şiddetli alerji (anaflaktik şok): İlaç alımı veya arı sokması sonrasında daha sık görülür. Kişide kaşıntı, nefes darlığı, yüz ve boğazda şişme ve düşük tansiyon görülebilir. Acil müdahale gerektiren tehli bir durumdur.
  • Kan zehirlenmesi (septik şok): Vücudun herhangi bir bölgesindeki enfeksiyondan kana geçen bakteriler kan zehirlenmesine neden olur. Kandaki bakterilerin ürettiği toksinler kan basıncını yaşamı tehdit edecek seviyede düşürebilir. Örneğin idrar yolları enfeksiyonu, akciğer enfeksiyonu sonrası gelişebilir.
  • Gebelik: Gebeliğin ilk 24 haftasında kan basıncı düşüklüğüne sık rastlanır.
  • Kansızlık: B12 vitamini ve folik asit eksikliklerine bağlı gelişen kansızlıklarda görülebilir.
  • Deli bal: Ülkemizde deli bal olarak bilinen balın yenilmesi sonrası kalp hızında yavaşlama, tansiyon düşüklüğü ve baygınlık görülebilir.
  • Vazovagal senkop
  • Ciddi omurilik yaralanmaları
  • Bazı böbrek hastalıkları
  • Akciğere hava kaçağı
  • Kadınlarda adet döneminde aşırı kan kaybı
  • Sıcak çarpması
  • Pankreas iltihabı
  • Büyük yanıklara bağlı aşırı sıvı kaybı
  • Karaciğer hastalığı, karaciğer yetmezliği
  • Soba zehirlenmesi (Karbonmonoksit zehirlenmesi)
  • Çeşitli ilaç ve gıda zehirlenmeleri
  • Hipofiz bezi yetmezliği

Tansiyon Düşmesi Belirtileri

Özellikle ani tansiyon düşmesi durumlarında bariz belirtiler ortaya çıkar.

En Sık Görülen 11 Belirti:

  1. Baş dönmesi, sersemlik hissi
  2. Göz kararması, aniden gözlerinin önüne siyah perde inmesi
  3. Mide bulantısı
  4. Soğuk terleme, cildin soğuk ve nemli olması
  5. Dikkat kaybı
  6. Ani susama hissi ve ağız kuruluğu
  7. Çarpıntı (bkz: Çarpıntı neden olur?)
  8. Nabızların zayıf alınması: Tansiyon düşüklüğü belirtileri arasında kişinin nabızlarının dolgun alınamaması da yer alır..
  9. Hızlı nefes alıp verme
  10. Solukluk: Dudaklar, eller ve ayaklarda solukluk ve soğukluk görülür.
  11. Baygınlık geçirme, bayılma

Bazı Tansiyon Düşüklüğü Çeşitleri

  • Ayağa kalkınca tansiyon düşmesi (ortostatik hipotansiyon): Ayağa kalkınca ani tansiyon düşmesi görülür. Normalde de ayağa kalkın tansiyonda hafif düşüklük olabilir. Ancak büyük tansiyonun 20’den küçük tansiyonun 10’dan fazla düşmesi ortostatik hipotansiyon olarak adlandırılır.
  • Ayakta uzun süre bekleyince tansiyon düşmesi (Nöral kaynaklı senkop): Kan basıncının belli aralıklarda tutulabilmesi için beyin ile kalp arasında sağlıklı bir iletişim gerekir. Bazı durumlarda bu iletişim geçici olarak bozulur. Bu da tansiyonu dengede tutan reflekslerin işlememesine, tansiyonun düşmesine ve bayılmaya neden olur. Örnek: Ayakta uzun süre kalınca bayılma, kötü bir haber alınca veya nahoş bir durumda gelişen bayılma, duygusal stres altında kalınca bayılma gibi… Öksürük, hapşırık ve işeme sonrası tansiyon düşmesi de bu mekanizma ile olur.
  • Kalp kaynaklı tansiyon düşmesi (kardiyak senkop): Yazının başında bahsettiğimiz kalp hastalıklarına bağlı gelişir.

Teşhis ve Testler

Tansiyon düşüklüğü belirtileri olan ve ölçümlerde kan basıncı düşük tespit edilenlerde bazı testler yapılır. Bu testlerle düşük tansiyonun nedenleri araştırılır. Doktorunuz şüphelendiği hastalığa yönelik testleri ister.

  • Kan testleri: Kan değerleri, elektrolitler, hormonlar gibi birçok kan testi yapılabilir. Doktorunuz şüphe ettiği hastalığa göre kan testlerini isteyecektir.
  • EKG (kalp grafisi): Kalp hastalıkları ve ritim bozuklukları hakkında bilgi verir.
  • Holter: Ritim bozukluğu şüphesi olanlara yapılabilir.
  • Ekokardiyografi (Kalp ultrasonu): Kalp kapakları, yapısı ve fonksiyonları hakkında bilgi verir.
  • Efor testi: Diğer testler normal olduğu halde kişide kalp damar hastalığı şüphesi olanlarda yapılabilir.
  • Eğik masa testi (Tilt testi): Ayağa kalkınca gelişen tansiyon düşüklüğünü (ortostatik hipotansiyonu) tespit etmek için yapılır.
  • Doktorun şüphesi üzerine farklı birçok test istenebilir.

Tansiyon düşmesi tedavisi nedene göre yapılır. Yani öncelikle bu duruma neden olan hastalık tesbit edilir. Daha sonra hastalığa yönelik tedavi verilir.

Источник: https://www.saglikbilgi.net/tansiyon-dusmesi/

Tansiyon ve Nabız Hakkında 5 Doğru Bilinen Yanlış

Nabız Düşüklüğünün Nedenleri

23 Haziran 2017adminHayat

Tansiyon ve nabız pek çok insanın kafasında birbiri ile bağlantılıdır.

Tansiyon Nedir?

Sözlüğe bakıldığında basınç ve gerginlik gibi anlamlara geldiği görülen tansiyon sözcüğü, atardamarların içindeki kan basıncını ifade eder. Damarın içinde kanın akabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir. Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların elastikliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur.

Tansiyon, bütün atardamar sistemi içindeki kan basıncı olarak tanımlanır. Büyük tansiyon, kalbin kanı atardamar sistemine pompaladığında oluşan kan basıncıdır.

Küçük tansiyon ise, kalp gevşemeye geçtiğinde oluşan kan basıncıdır. Yani kalbin kasılması sırasında büyük tansiyon, gevşemesi sırasında ise küçük tansiyon oluşmaktadır.

Tansiyonunun kelime anlamı gerilim ve basınçtır.

Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir.

Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın elastikliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir.

Bazı kişilerde büyük ve küçük tansiyon değerleri normalin üzerinde veya altında olabilmektedir. Küçük tansiyonun yüksek olması stres, kalıtım, şişmanlık gibi durumlara bağlanabilmektedir.

Düşük tansiyon genelde hastalara zarar vermemektedir. Aksine kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltmaktadır. Küçük tansiyonun yüksel olması ise riskli durumları beraberinde getirmektedir.

Normal tansiyon değerleri nelerdir?

Tıpta genel olarak herkesin bünyesinin farklı olduğunu bilmek gerekir. Bu nedenle herkesin tansiyon ölçüm değerlerinin aynı olması beklenemez. Bu nedenle bir kişide tansiyonun yükselmiş ya da düşmüş olduğundan bahsedebilmek için, herhangi bir şikâyetinin ya da hastalığının olmadığı dönemde tansiyonunun zaman zaman ölçülüp değerlerinin bir kenara kaydedilmesi yararlıdır.

Herkesin tansiyon değerlerinin farklı olduğu doğrudur ama genel olarak normal kabul edilen sınırları da ihmal etmemek gerekir.

Yapılan uzun araştırmalar sonucu, yaşın artışıyla küçük değişmeler olmakla beraber sistolik (büyük) tansiyon için 120 ile 140, ya da Türkiye’de yaygın söylendiği gibi 12 ile 14 arası, diastolik (küçük) tansiyon için 70-90 ya da 7-9 arası olması halinde tansiyona bağlı olarak bir sağlık sorunu riski doğmadığı belirlenmiştir.

Tansiyon ve nabız pek çok insanın kafasında birbiri ile bağlantılıdır. Sonuçlar her ikisi de doktor tarafından başvurulan önemli işaretlerdir.

Ama bu iki belirgin ölçüm kalp sağlığınız ile bağlantılıdır. Tansiyon arter duvarlarınızı zorlayan kan basıncıyken; nabız kalbinizin dakikada atma sayıdır.

Doktorlar bu konu ile ilgili bazı anahtar farklılıklar ve doğru bilinen yanlışlar olduğunu belirtiyor.

Hipertansiyon yani yüksek tansiyon, kan dolaşımı için damarlarımızda gerekli olan kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Yüksek tansiyon ülkemizde her üç kişiden birinde görülen önemli bir sağlık sorunudur. Tedavi edilmediğinde takdirde; kalp yetmezliği, kalp büyümesi, damarlarda daralma, felç, böbrek yetmezliği ve körlük gibi ciddi sorunlara neden olur; bu nedenle mutlaka erken dönemde teşhis edilmelidir. Tansiyonunuz, 180/110 gibi çok yüksek düzeye erişmediği sürece kolay kolay herhangi bir belirti vermez. Yüksek tansiyonun en sık rastlanan belirtileri; baş dönmesi, baş ağrısı, kalp ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışlarıdır.  Yüksek tansiyon teşhisi koymak için kan basıncı ölçülürken; büyük tansiyon, normali 120, küçük tansiyon, normali 80 olmak üzere iki değere bakılır. Hem küçük hem de büyük tansiyonun normalden yüksek olması hipertansiyondur

1.Nabız ve tansiyon her zaman bağlantılıdır
Yanlış: nabzın ve tansiyonun genellikle birlikte artıp düştüğü doğrudur. Örneğin bir teh anında nabzını ve tansiyonunuz aynı anda fırlayabilir.

Fakat; eğer kalp atışlarınız artarsa bu aynı zamanda tansiyonunuzun da otomatik olarak artacağı anlamına gelmez. Bunun tam tersi olarak da düşünebiliriz. Bunların ikisi birbirinden bağımsızsa, bu bir problem olduğu anlamına gelebilir.

Örneğin tansiyonunuz sürekli yüksekse ama kalp atışlarınız normal seyirdeyse, o zaman özellikle tansiyon tedavisinde eğilmek gerekebilir.

2.tansiyon ve nabız için tek bir “normal” tanımı vardır
Yanlış: Bunu belirleyen ana esaslar var ama normal tanımı kişiye göre değişir.

En uygun tansiyon genelde 120 mm Hg büyük tansiyon ve küçük tansiyon ise 80 mm Hg olarak tanımlanır. Dingin durumdaki kalp için nabız dakikada 60 ile 100 atış arasındadır.

Ama aklınızda tutmanızda fayda var, nabız ve tansiyon kişiye göre değişir. Doktorunuzda sizin için neyin normal olduğu konusunda görüşmelisiniz.

3.Düşük olması her zaman bir soruna işaret ederYanlış: Bir kişinin sağlıklı olduğunu gösteren bir değer başka biri için teh habercisi olabilir. Örneğin genç, formda bir kişinin dingin durumda kalp atışları 50lerde hatta bazı durumlarda  40larda olabilir. Bu aslında o kişinin gayet iyi durumda olduğunu gösteren bir işarettir.

Düşük tansiyon özellikle yaşı ilerlemiş ve kalp rahatsızlıkları olan hastalarda biraz kandırıcı olabilir. Eğer düşük tansiyon riskiniz varsa, vücudunuz bunu size söyleyecektir. Bu tamamen nasıl hissettiğiniz ile ilgilidir. Güçsüz ve zayıf mı hissediyorsunuz? Hikayeyi tek başında değerler anlatmaz. Değerlerinizi nasıl hissettiğiniz ile ve belirtiler ile birleştirmelisiniz.

4. Yüksek tansiyon ve nabız büyük olasılıkla daha tehlidir
Doğru: Tekrar “normal” kavramı devreye girer. Ancak nabız ve tansiyonunuzun ortalamadan yüksek olması zamanla kalp rahatsızlıkları ve inme riski ortaya çıkarır.

Yüksek tansiyonun etkileri damarlarınıza zarar vermeye başlar.
Yüksek kalp atışları da teh sinyali olabilir. Ama burada neden-sonuç ilişkisi çok net değildir. Araştırmalar yüksek nabzı olan kişilerin kalp problemleri yaşaması ve ani kalp ölümleri yaşamasının daha olası olduğunu gösterdi.

Ancak bunun tam olarak neden kaynaklandığının kesin bir bulgusu yok.

5.Ölçümü ne zaman yaptığınız önemlidir.
Doğru: Tansiyonunuzu ve nabzını ölçtüreceğiniz zaman, sakin olduğunuz bir zamanı seçmeye özen gösterin.

Gün içinde rastgele ölçümler yapmak da size bir ortalama değer verecektir.Atriyum kasılması yaşayan hastalarda tansiyonun izlenmesi özellikle önemlidir. Ayrıca pek çok kalp hastalığı da daha çok tansiyona bağlıdır.

Emin olmak için hem nabzınızı hem de tansiyonunuzu ölçtürün.

Eczanelerden alacağınız tansiyon aletleri de size bu her iki değeri tek ölçüm ile verecektir.

NABIZ NEDİR?

Nabız, kalbin 1 dakika içinde kaç kere kasıldığını yani kalbin hızını yansıtır. Kalp her kasılmasıyla bir miktar kanı atardamarlara fırlatır ve damarların esneyebilme özelliğinden dolayı atardamarlarda buna bağlı bir genişleme olur.

Damar duvarı bu genişlemenin ardından elastik olduğundan dolayı eski durumuna döner, ardından bir sonraki atım ile yeni bir basınç dalgası ile tekrar genişler ve bu böyle devam eder gider. İşte bu genişleme, damarların yüzeysel seyrettiği yerlerde (el bileği, dirsek içi, kasık, şakak, ayak bileği gibi) nabız dalgası olarak hissedilir.

Nabız bize yalnız kalp hızı hakkında bilgi vermez, aynı zamanda kalbin düzenli çalışıp çalışmadığı, yani kalbin ritmi hakkında da bilgi verdiği gibi bazı kalp ve kapak hastalıklarında nabzın özellikleri tanı koymada bize yardımcı olur. Sağlıklı bireylerde nabız istirahat halinde iken dakikada 60-100, ortalama 70 civarında olmalıdır.

Nabız hızı birçok durumdan etkilenir. Çeşitli hastalıklar, egzersiz, stres, yaralanma gibi durumlarda nabız hızı artar.

Nabız Düşüklüğü (Bradikardi) Nedir?

Bradikardi, kalp hızının normalden daha yavaş olmasıdır. Kalp genellikle dakikada 60 ile 100 defa arasında atar. Buna nabız değeri de denir.  Ancak Bradikardi durumunda kalp atışları 60 tan daha düşüktür.

 Eğer kalp vücuda oksijen bakımından zengin kanı yeterli miktarda pompalama yapamıyorsa Bradikardi ciddi bir sorun olur. Ancak Bradikardi bazı insanlarda belirti ve komplikasyonlara neden olmaz.

Kalp üzerine yerleştirilen kalp pilleri ve uygulanan diğer tedavi seçenekleri Bradikardi sorununu düzeltmeye ve kalbi uygun ritimde tutmaya yardımcı olmaktadır.

Nabız Düşüklüğü Neden Olur?

Bradikardi’ye kalbin kendisinde ya da kalbin dışında başka organlarda mevcut olan sorunlar neden olabilir. Kalp dışında oluşan Bradikardi nedenleri arasında en yaygın görüleni uykudur. Uyuyan yetişkinlerde dakikadaki kalp ritmi sık sık 40 veya daha altındaki değerlere düşebilmektedir. Yavaş kalp atışının en çok görüldüğü kişiler arasında dinlenme halindeki sporcular da gösterilebilir.

Kalp içerisinde Bradikardi’ye kalbin pompalama mekanizmasını ve hızının kontrol eden normal elektrik sinyallerini bozan etkenler neden olur. Birçok etken kalbin elektrik sisteminde sorunlara yol açabilir.

Nabız düşüklüğü neden olur sorusunun cevaplarını şu şekilde sıralayabiliriz:

• Herhangi bir kalp hastalığı veya kalp krizinden dolayı kalbin zarar görmesi,• Yüksek kan basıncı (hipertansiyon),• Doğumla gelen kalp kusurları (konjenital kalp defekti),• Kalp dokusunda enfeksiyon (miyokardit)• Kalp ameliyatı nedeniyle komplikasyon gelişmesi,• Tiroit bezinin yetersiz çalışması (hipotiroidizm),• Elektriksel uyarıların yapılması için gerekli olan mineralli maddelerde dengesizlik,• Uyku sırasında solunum durmasına yol açan Obstrüktif uyku apnesi,• Romatizmal ateş veya lupus gibi enflamatuar hastalıklar,• Organlarda demir birikimi(Hemokromatozis),

• Yüksek tansiyon ve psikoz gibi diğer kalp rahatsızlıkları için kullanılan bazı ilaçlar.

Yaşlanmaya bağlı olarak kalp dokusunda oluşan hasar

Nabzın Hızlı veya Yavaş Atmasındaki Nedenler
Hastalık ve rahatsızlıklar nabız artışını etkileyen durumlar arasında yer alır. Genel adı ateşli hastalık olan hastalıkların hepsinde nabız yükselmektedir. Bunun nedeni ise, ateştir.

Eğer ateş bir derece artarsa, bu nabızda dakikada 20 vuruşluk bir artışa neden olur. Kanamalı türdeki hastalıklarda da, nabız artışı artmaktadır. Bu tür hastalıklarda vücuttan dışarıya kan çıkar.

Nabız artışının artışı da, bu kanın eksikliğini organizmaya anlatmaktır.

Bazı durumlarda vücut dokularının kan ile beslenmesi gerekir. Bu tür durumlarda, kalp daha hızlı atmaya başlar. Guatr hastalığında da, nabız artar. Bu hastalıkta nabız bir hayli yükselerek 200’lü değerlere ulaşabilir.

Bu tür durumlar, nabız artışına neden olan durumlardır. Sinir sistemi hastalıklarında ise, nabız sayısında eksiklik olabilmektedir. Yine beyin kanamalarında da, nabız düşmelerine rastlanılabilmektedir.

Eğer kendinizin nabız ölçümlerinde bir anormallikle karşılaşırsanız bir doktora başvurmalısınız.

Kalp ve damar sağlığımızı tehdit eden en büyük rahatsızlıklardan bir tanesi de tansiyon problemleridir. Çok yüksek ya da çok düşük tansiyon kişileri önemli sağlık problemleriyle karşı karşıya bırakabilir.

Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda kalsiyum, magnezyum ve fosfor tüketiminin az olması halinde yüksek tansiyon problemi yaşandığı kanıtlanmıştır.  Tansiyona iyi gelen besinlerin başında çilek ve ıspanak gelmektedir. Pancar suyu da Küçük Tansiyonu Düşüren Besinler arasında yerini almıştır.

Yüksek tansiyona sahip olan tansiyon hastalarının dikkat etmesi gereken en önemli detay beslenmeleridir. Uzmanlar özellikle tansiyon hastalarının organik beslenmesi gerektiğini belirtiyor. Potasyum açısından oldukça yüksek olan kabak sebzesi de yüksek tansiyona karşı oldukça etkilidir.

Sizlerin de bildiğiniz gibi muzda da potasyum oldukça fazladır. Bu yüzden muz tüketmeniz de yüksek tansiyonunuzu dengeler. Tansiyon hastalarının organik beslenmelerinin yanı sıra, hayvansal hiç bir ürünü de tüketmemeleri gerekmektedir.

Nabız düşüklüğü kalp hastalıklarından olabileceği gibi, tiroid bezinin az çalışması ve tiroid hormonlarının az olması ile de yaşanabilmektedir. Düşük nabız varsa Endokrin uzmanına başvurularak TSH T3 ve T4 hormonlarına mutlaka baktırılmalıdır.İki türlü tiroid hormonu vardır.

 Tiroid bezinden %80 oranında T4 hormonu, %20 oranında T3 hormonu salgılanmaktadır. T3 hormonu hücrelere girip etkili olduğu halde T4 hormonu hücrelere girmez. T4 hormonu karaciğer ve diğer organlarda deiyodinaz enzimleri ile T3 hormonuna dönüşür. Bu dönüşüm bozulur ya da olmazsaT3 hormonu yeteri kadar oluşmaz ve etki göstermez.

 Tiroid hormonlarının başlıca görevi, vücudun ısısının ayarlanması ve belirli bir düzeyde tutulması için, bazal metabolizma denen istirahat halindeyken harcanan kaloriyi ayarlamak ve enerji üretimini sağlamaktır. Bunun yanı sıra kalp atımını da ayarlamaktadır. Basit bir anlatımla tiroid bezi vücudu bir soba gibi ısıtmaktadır denebilir.

 Tiroid bezinin az çalışması vücut ısısının düşmesine ve üşümeye neden olur.

Источник: http://www.karatashastanesi.com.tr/hayat/tansiyon-ve-nabiz-hakkinda-5-dogru-bilinen-yanlis/

Bradikardi Nedir Nedenleri Belirtileri Tedavisi Nasıldır?

Nabız Düşüklüğünün Nedenleri

Bradikardi, kalp atış hızının normalden daha yavaş olduğu bir hastalıktır. Bu durum nabız düşüklüğü olarak da bilinir. Yetişkinlerde normalde dinlenirken kalp dakika 60 ila 100 arasında atar.

Eğer bradikardi hastalığı varsa kalp dakikada 60’dan daha az atar. Bu oranda, kalp yeterince bol oksijenli kan pompalamadığı için vücudun her zamanki aktivitelerini yapmasını engeller.

Bunun sonucunda da kişi baş dönmesi hissedebilir, kronik enerji eksikliği, nefes darlığı ve hatta bayılmalar yaşayabilir.

Bradikardi Belirtileri

Eğer bradikardiniz varsa, beyniniz ve diğer organlarınız yeterli oksijen alamayabilir. Bu durumda aşağıdaki belirtilere neden olabilir;

  • Baş dönmesi
  • Halsizlik
  • Nefes darlığı
  • Gögüs ağrıları
  • Bayılma (senkop)
  • Kafa karışıklığı veya hafıza sorunları
  • Fiziksel aktivite esnasında kolayca yorulma

Bradikardi Nedenleri Nelerdir?

Bradikardi şu durumlardan kaynaklı olabilir:

  • Yaşlanma ile ilişkili kalp dokusu hasarı
  • Kalp hastalığından veya kalp krizinden kalp dokularında hasar
  • Doğumda kalp rahatsızlığı (konjenital kalp defekti)
  • Kalp dokusu enfeksiyonu (miyokardit)
  • Kalp cerrahisi sonucu bir komplikasyon
  • Ulenraktif tiroid bezi (hipotiroidizm)
  • Potasyum veya kalsiyum gibi kandaki kimyasal dengesizliği
  • Uyku sırasında tekrarlanan solunum bozukluğu (obstrüktif uyku apnesi)
  • Romatizmal ateş veya lupus gibi iltihabi hastalıklar
  • Uyuşturucu kullanımı
  • Organlarda demir birikmesi (hemokromatozis)
  • Diğer kalp ritim bozuklukları, yüksek tansiyon ve psikoz için bazı ilaçlar dâhil olmak üzere ilaç yan etkileri
  • Koroner arter hastalığı
  • Çok alkol kullanımı
  • Yüksek tansiyon
  • Psikolojik stres veya kaygı
  • Uyku apnesi
  • Sigara içmek

Bradikardi Risk Faktörleri

Bradikardiye sebep olabilecek risk faktörleri şunlardır:

Yaş: 65 yaşın üstündeki kadın ve erkeklerin, kalp atış hızındaki yavaşlamalar normaldir.

Konjenital kalp defekti: Doğumda var olan kalp yapısı veya fonksiyonu ile ilgili problemler kalp atış hızının yavaşlamasına neden olabilir.

Elektrolit dengesizliği: Vücudun mineral dengesindeki herhangi bir anormallik (kalsiyum, klor, magnezyum, fosfat, potasyum ve sodyum da dâhil) yavaş veya düzensiz kalp atışına yol açabilir.

Kalp Enfeksiyonu: Bazı bakteri, virüs ve parazitler kalp kasını enfekte ederek iltihaba ve kalp atış hızında düzensizliğe neden olan hasara neden olabilir.

Önceki kalp krizleri: Kalp krizi kalp kasını zayıflatabilir veya elektrik sistemi ile sorunlara neden olabilir.

Düşük tiroid: Anormal derecede düşük tiroit hormonları, kalp hızında yavaşlamaya neden olabilir.

Diğer kalp problemleri için ilaçlar: Yüksek tansiyonu veya beta blokerleri, antiaritmikler ve digoksin (kalp yetmezliği) gibi diğer kalp rahatsızlıklarını tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçlar bradikardiye neden olabilir.

Bradikardi  Tedavisi

Bradikardi tedavisi bu duruma yol açan altta yatan asıl sebebe bağlıdır. Eğer bradikardi herhangi bir belirti göstermezse, tedaviye de gerek kalmaz. Eğer herhangi bir belirti yoksa kalp atış hızını arttırmak için ilaç kullanımı gerekli olabilir.

Eğer sebep hipotiroidizm veya obstrüktif uyku apnesiyse, bu hastalıkların tedavisi bradikardiyi düzeltebilir.

İlaç değişimi: Kalp rahatsızlıklarını tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçlar, bradikardiye neden olabilir. Doktorunuz hangi ilaçları kullandığınızı kontrol edecek ve alternatif tedaviler önerecektir. İlaçların değiştirilmesi veya dozajların azaltılması, kalp atış hızıyla ilgili sorunları düzeltebilir.

Kalbin elektrik sistemi içindeki hasar kalp atış hızında yavaşlamaya neden oluyorsa, kalp pili adı verilen implante edilebilir bir kalp cihazı kullanılabilir.

Kalp pili cihazları, kalbin ritmini düzeltmek için cildin altına yerleştirilen, çoğu zaman göğsün sol veya sağ tarafındaki köprücük kemiği altında bulunan küçük cihazlardır.

Kalp atış hızını artırmak için kalbe küçük elektrik sinyalleri göndererek bradikardi belirtilerini hafifletebilir.

Bradikardi Nasıl Önlenir?

  • Egzersiz yapın ve sağlıklı beslenin: Düzenli egzersiz yaparak ve meyve, sebze ve kepekli tahıllar açısından zengin, sağlıklı, az yağlı beslenerek kalp-sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyin.
  • Sağlıklı kiloda olmak için kilo verin: Aşırı kilolu olmak kalp hastalığı riskini artırır. Bunun yanında aşırı zayıf olmakta nabzı düşüren bir etmendir.
  • Tansiyon ve kolesterolü kontrol altında tutun: Yaşam tarzı değişiklikleri yapın ve yüksek tansiyonu (hipertansiyonu) veya yüksek kolesterolü düzeltmek için reçete edilen ilaçları kullanın.
  • Sigara içmeyin: Sigara içmeyi kendi başınıza bırakamayacaksanız, sigara alışkanlığınızı bırakmaya yardımcı olacak stratejiler veya programlar hakkında doktorunuzla konuşun. Günümüzde devlet hastaneleri bu konuda özel birimler ile hizmet vermektedir. (Bunun için alo 171 sigara bırakma hattını arayabilirsiniz.)
  • Alkolden uzak durun: Bazı durumlar için, alkolden tamamen kaçınmanız önerilir.
  • Uyuşturucu kullanmayın: Uyuşturucu kullanımına son verme konusunda yardıma ihtiyacınız varsa, uygun bir program hakkında doktorunuzla konuşun.
  • Hayatınızdaki stresi kontrol altına alın: Gereksiz stresi önleyin ve normal stresi sağlıklı bir şekilde ele almak için stresle baş etme teknikleri öğrenin.
  • Kontrollerinizi aksatmayın: Düzenli fiziksel muayenelere gidin ve yaşadığınız herhangi bir belirti veya işareti doktorunuza mutlaka bildirin.

Источник: https://selmasultan.com/nabiz-dusuklugu-dusuk-nabiz-neden-olur-nabiz-dusuklugunde-ne-yapilmali

Nabız Nedir, Nabız Kaç Olmalı? Kalp Atışı ve Kalp Ritmi Hızı Kaç Olmalıdır?

Nabız Düşüklüğünün Nedenleri

Kalp atış hızı yetişkinlerde istirahat halinde iken 60 ila 100 aralığında normal kabul edilmektedir.

Kalp sağlığı genel sağlık açısından oldukça önemlidir ve kalbin atış hızı kalp sağlığında büyük önem taşımaktadır. Her insanda kalp atışı hızı farklı seyretmektedir.

Beden hareketleri, psikolojik durum, karnın ya da tok olması ya da havanın sıcaklığı bile kalp atışı hızını etkilemektedir.

Nabız Nedir?

Kalbin atması sonucu oluşan, kan basıncına nabız denilmektedir. Nabız, kan basıncı sebebiyle atardamarlarda bilhassa bilekte bulunan atardamarlarda hissedilebilen atımlardır. Nabzın atış sayısı yetişkin kadınlarda dakikada 80, erkeklerde ise 72 civarlarında seyretmektedir. Çocuklarda nabız sayısı daha yüksektir. Dakikada 100’ün üstüne çıkabilmektedir.

Normal Sayılan Nabız Kaç Olmalıdır?

Nabız kaç olmalı yaşa göre de değişiklik gösteren bir kavramdır. Yetişkinlerde normal sayılan kalp atış hızı 60 ila 100 arasında iken, yenidoğan bebeklerde 110’a kadar normal sayılabilmektedir.

Uzun yıllar sporla uğraşmış olan kişiler kalp atış hızlarının 50 ve hatta 40’a kadar indiği gözlemlenmiştir. Bu nedenle nabız kaç olursa tehli sorusunun standart bir cevabı yoktur.

Kalp atış hızında düşüş ya da yükseliş olması yanında görülebilecek bulgulara göre tehli hale gelebilmektedir.

Nabız Nasıl Ölçülür?

Belirli aralıklara nabız sayımı yapılması ve dakikada atan kalp sayısının kontrol edilmesi önemlidir. Sağ elin tercihen 3 parmağıyla, sol bileğin iç kısmına hafifçe bastırılarak nabız hissedilebilmektedir.

Bu sayede dakikada kalbinizin kaç kere attığını hesaplayabilirsiniz. Bunun yanı sıra boynunuzdaki şah damarının atımlarını sayarak da nabız ölçmek mümkün olmaktadır.

Yine tercihen 3 parmağınızı boynunuzda şah damarının olduğu bölüme yerleştirerek atımları hissetmeniz mümkün olacaktır.

Nabza Bakılırken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Nabız kontrolü yapılırken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Bu hususlar şu şekilde sıralanabilmektedir;

  • Kalp atımlarının hissedilişi ele dolgun ve düzenli şekilde gelmelidir. Aşırı kilolu olan kişilerde ya da düşük tansiyon hastalarında bu atımlar biraz zayıf hissedilebilmektedir.
  • Kalp atışlarında bir düzen olması gerekmektedir. Nabız ölçülürken halk arasında tekleme olarak adlandırılan yani anormal kalp atımları yakalanabilmektedir. Böyle durumlarda uzman bir doktora başvurmak faydalı olacaktır.
  • Nabız kontrolü yapılması, ciddi hastalıkların erken teşhisi açısında önemlidir. Bu sebeple belirli aralıklarda kontrol edilmesi faydalı olacaktır.

Anormal Nabız Tespitlerinde Hangi Doktora Başvurmak Gerekir?

Nabzının atışında herhangi bir anormal hissediyorsanız, nabız düşüklüğü ya da yüksekliği belirtileri sizde varsa mutlaka bir Kardiyoloji bölümünden randevu alarak uzman bir doktora muayene olmanız gerekmektedir. Gerekli tetkikler ve testler yapıldıktan sonra hastalığınızın teşhisi konulacak ve ilgili tedavi sürecine başlanacaktır.

Nabız Düşüklüğünün Belirtileri Nelerdir?

Nabız düşüklüğünün ne kadar ciddi olduğuna göre farklı belirtiler görülebilmektedir. Bazen nabız düşüklüğünde hiç belirti gözlemlenmezken, bazen bazı belirtiler ciddi şekilde hissedilebilmektedir. Teşhisi ve tedavisi konusunda belirtilerin büyük önemi bulunmaktadır. Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilmektedir;

  • Bayılma
  • Göğüs ağrısı
  • Çarpıntı
  • Halsizlik
  • Baş dönmesi
  • Yorgunluk
  • Kan basıncında düşüş
  • Zihin bulanıklıkları
  • Konsantre olmakta zorlanma

Nabız Düşüklüğünün Sebep Olduğu Durumlar

Nabız düşüklüğü vücutta farklı rahatsızlıkların baş göstermesine sebep olabilmektedir. Nabız düşüklüğünde en çok karşılaşılan rahatsızlıklardan bir tanesi baş dönmesidir.

Nabız düşük olduğu zaman vücuttaki kan dolaşımı yeterli oksijeni alamamaktadır. Bu durumda doğal olarak baş dönmesine sebep olmaktadır.

Oksijen eksikliği baş dönmesi haricinde bayılmalara ya da bilinç kayıplarına da sebep olabilmektedir.

Solunumla ilgili sıkıntılarda nabız düşüklüğüyle alakalı olarak gözlemlenebilmektedir. Özellikle nefes darlığı düşük nabzının en önemli belirtilerindendir. Nabız düşük olduğunda, vücut yeterli oksijeni alamadığı için oksijeni arttırmak amacıyla daha hızlı nefes alma ihtiyacı duymaktadır. Özellikle kısa nefes alıp verme belirtisi yaşanabilmektedir.

Yavaş kalp atışı yani nabız düşüklüğü beynin fonksiyonlarını tam olarak yerine getirememesine sebep olabilmektedir. Bu durum zihin bulanıklığına sebep olmaktadır. Konsantre olmakta güçlük çekmek, zihni bir türlü toparlayamama gibi etkiler görülebilmektedir.

Kalpte Ritim Bozukluğu Neden Olur?

Kalp atışının düzensiz olması ve kalpte görülen ritim bozukluklarına Aritmi bir diğer ismiyle kalp ritim bozukluğu denilmektedir. Aritmi tıbbi olarak iki ayrı ana dalda değerlendirilmektedir;

  • Kalbin normalden çok hızlı atması durumuna taşikardi,
  • Kabin normalde çok yavaş atması durumuna bradikardi olarak teşhis edilmektedir.

Aritminin ortaya çıkmasının sebebi kalp kası içerisinde sinir sinyallerinin iletilmesi konusunda oluşan sorunlarla ilgilidir. Normal şartlarda aritmi hastalığı çok büyük sorunlara sebep olmaz.

Fakat aşırı ve ciddi derecede yaşanan kalp ritmi bozuklukları yaşamı tehdit edebilmektedir.

Kalbin çok hızlı ya da çok yavaş atması durumu başta kalp olmak üzere beyne, kalbe ve dolaylı yoldan diğer organlara zarar verebilmektedir.

Kalp Ritim Bozukluğunun Sebepleri Nelerdir?

Kalpte ritim bozukluğu oluşmasına farklı etkenler sebep olabilmektedir. Kalp ritim bozukluğuna sebep olabilecek etkenler şu şekilde sıralanabilmektedir;

  • Yüksek tansiyon (Hipertansiyon)
  • Stres
  • Kalp krizi
  • Şeker hastalığı
  • Genetik sebepler
  • Kalpte damar tıkanıklığı
  • Kansızlık
  • Ateş
  • Uyku apnesi
  • Madde bağımlılığı
  • Hipertiroidizm (Tiroid bezlerinin fazla çalışması)
  • Hipotiroidizm (Tiroid bezlerinin az çalışması)
  • Enfeksiyonel hastalıklar
  • Kalp kası hastalıkları
  • Koroner arter hastalığı
  • Kalp krizi sonrasında yaşanan hasarlar
  • Kalp ameliyatı sonrasındaki süreç
  • Bazı ilaçların yan etkisi
  • Potasyum düşüklüğü ya da yüksekliği

Kalp Ritim Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Kalp ritim bozukluğu olduğuna dair bazı belirtiler gözlemlenebilmektedir. Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilmektedir;

  • Göğüs ağrısı
  • Halsizlik
  • Çarpıntı
  • Normalden hızlı kalp atışı
  • Normalde yavaş kalp atışı
  • Baş dönmesi
  • Ciltte solukluk
  • Ani kalp durması
  • Bayılma ya da sık sık bayılacak gibi olma
  • Terleme

Kalbin Hızlı Atması (Taşikardi) Nedir?

Kalbin normalde çok daha hızlı atması durumuna taşikardi denilmektedir. Nabız 100’ün üzerinde ise taşikardi teşhisi konulmaktadır. Normal bir zamanda yetişkin kişilerin kalp atışı dakikada 60 ila 100 arasında olmaktadır. 110 nabız normal mi sorusunun cevabı yeni doğanlar için normal olarak verilebilmektedir. Yeni doğanlarda dakikada 110 kalp atışı normal sayılmaktadır.

Kalbin Hızlı Atması (Taşikardi) Belirtileri Nelerdir?

Taşikardi kanın pompalanma etkisini düşürmektedir. Vücudun gerekli olan birçok yerine oksijen gitmediği için vücutta bazı belirtiler gözlemlenebilmektedir. Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilmektedir;

  • Baş dönmesi
  • Kalp çarpıntısı
  • Nefes darlığı
  • Nabız yüksekliği
  • Göğüs ağrısı
  • Baygınlık

Kalbin Hızlı Atması (Taşikardi)’na Sebep Olan Etkenler Nelerdir?

Kalbin hızlı atmasına sebep olan bazı etkenler bulunmaktadır. Bu etkenler kalbin normalden hızlı atmasına sebep olabilmektedir. Bu etkenler şu şekilde sıralanabilmektedir;

  • Duyusal olarak hissedilen korku, endişe ve stres
  • Bazı ilaçların oluşturabileceği yan etkiler
  • Kansızlık
  • Vitamin eksikliği
  • Ağır yemeklerin tüketilmesi
  • Uyku apnesi
  • Aşırı egzersiz yapılması
  • Kalp hastalıkları sonucunda kalbin zarar görmesi
  • Yüksek ateş
  • Aşırı alkol tüketimi
  • Aşırı kafein tüketmek
  • Doğuştan kalbe giden sinyallerin bozuk olması
  • Tütün, çay ya da kahve gibi uyarıcı maddelerin aşırı tüketilmesi
  • Tiroid problemleri
  • Düşük ya da yüksek tansiyon
  • Kalp kaslarında yetersiz oksijen salınması
  • Kan kalınlaşması vb. kanla ilgili rahatsızlıklar
  • Elektrolit dengesizliği
  • Kalp pilinde oluşan işlev bozuklukları
  • Kalp üst odacığında oluşabilecek problemler
  • Bir ya da birden fazla kalp krizi geçirilmiş olması

Kalbin Hızlı Atması (Taşikardi) Nasıl Tedavi Edilir?

Sinir sistemi, kalp ve kan damarlarını etkileyen birçok hastalığın neden olabileceği durumlarda ortaya çıkabilen taşikardi, insanlarda hayatı sonuçlara sebebiyet verebilir.

Taşikardinin vücuda kalıcı bir hasar vermesini engellemek için kalp hızının yavaşlatılarak normal düzeye getirilmesi gerekir.

Kalp atış hızı nasıl düşürülür ve taşikardi sorunu yaşayan kişilerde uygulanması gerekenler şunlardır:

  • Anti Aritmi İlaçları: Kalp hızını kontrol ederek kalbi yavaşlatmak için kullanılan bu ilaçlar doktorlar tarafından reçete edilerek kullanılabilir. Anti Aritmi ilaçlarına örnek vermek gerekirse; prokainamid,  brittium ve lidokain sayılabilir.
  • Sigara kullanmayı bırakmak: Sigara taşikardiyi tetikler bu nedenle teşhis konulmuş olan kişilerin sigarayı bırakmaları gerekir.
  • Vagal manevraları: Örneklemek gerekirse tuvalete çıkma esnasında aşağıya doğru hissi bazı taşikardi tiplerini yavaşlatabilir.
  • Kateter: Kalbe kan damarları yolundan sokulan bir cihaz olan kateterlerin uygulandığı işlemler genellikle Wolff-Parkinson-White sendromu ve Atriyal fibrilasyon tedavisidir.
  • ICD: Kalbi sürekli izlemek için yerleştirilen bir alet olan ICD kalp ritimlerini düzenlemek için genellikle yaşamı tehdit eden VT veya VF riski yüksek olan kalp hastalığına sahip kişilerde uygulanmaktadır.
  • Kardiversiyon: Bu işlem sırasında kalp ritminin normal olmasını sağlamak için göğse iletilen kalbe uyumlu elektrik çarpmasıdır. Yaygın olan endikasyonlar Atriyal fibrilasyon ve flatterdir.
  • Kediotu Kökü: Genellikle uyku problemleri yaşayan ve stres sahibi kişilerin kullandığı yatıştırıcıdır. Ayrıca iltihap sokucu ve analjezik olarak da kullanılan kediotu kökü zihni ve beyni rahatlatıcı etkisi ile kalp hızını normal seviyeye getirmeye yardımcı olur. Taşikardi tedavilerinde etkili olacak bir yöntemdir.
  • Labirent uygulaması: Kalpteki anormal elektriksel yolları bozan bu tür ameliyatlarda yukarıda bahsedilen tedavi yöntemlerinden başarı elde edilemediği durumlarda başvurulmaktadır.

Sağlık sorunları yaşayan kişilerin uzman doktorların tedavi yöntemleri ile hareket etmeleri gerekir.

Hastalıklara Ne iyi gelir? ve hangi tedavi yöntemleri kullanılmalıdır bu soruların cevabını verecek en doğru kişiler doktorlar olmaktadır.

Her türlü sağlık sorunlarında konu ile ilgili bölümlerde hizmet veren doktorlara muayene olarak tedavi yoluna gidilmesi en doğru karar olacaktır.

Kalbin Hızlı Atması Hangi Sağlık Sorunlarına Yol Açabilmektedir?

Hızlı kalp atışı nasıl önlenir ve tedavi edilmeyen taşikardi hastalığı hangi sorunları beraberinde getirir şu şekilde sıralanabilir;

  • Kalp durmalarına yol açarak ani ölümlere sebebiyet verir.
  • Kalp yetmezliğine yol açar.
  • Kan pıhtılarının oluşumunu tetikler.
  • Düşük tansiyona neden olur.
  • Felç riskini artırır.

Kalp Sağlığı İle İlgili Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kalp sağlığı tüm vücut için büyük önem taşımaktadır. Kalbi sağlıklı ve zinde tutmak için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Kendiniz için belirleyeceğiniz sağlıklı bir yaşam tarzı ile kalbinize iyi bakabilir, kalp sağlığınız ile ilgili sıkıntılardan uzak durabilirsiniz.

  • Sigaradan uzak durmak, kalp sağlığı için büyük önem taşımaktadır.
  • Ağır ve çok yağlı yemekleri, beslenme alışkanlarınızın içerisinden çıkarmak faydalı olacaktır.
  • Tansiyonunuza dikkat etmek, kontrol altında tutmak önemlidir.
  • Beslenme düzeninize sağlık getirmeniz faydalı olacaktır. Özellikle düşük kalorili ve tuzsuz gıdalarla beslenmeyi tercih etmelisiniz.
  • Düzenli yürüyüşler yapılması gerekmektedir. Yaş ve kondisyona uygun şekilde egzersiz yapılması kalp sağlığı açısında çok önemlidir.

Hem kalp sağlığınıza hem de genel sağlığınıza dikkat etmeniz, ciddi hastalıklara karşı önlem almanızı sağlayacaktır. Kalbinizin sağlıklı olması ve nabzınızın normal atması için sağlıklı bir yaşam tarzını seçebilirsiniz.

Источник: https://www.saglik8.com/nabiz-nedir-nabiz-kac-olmali-kalp-atisi-ve-kalp-ritmi-hizi-kac-olmalidir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.