Nabız Düşüklüğünün Nedenleri

Nabız Neden Düşer

Nabız Düşüklüğünün Nedenleri

Nabız Neden Düşer Nabız 150 – Bu makaledeki notlar: kalp elektriği nabız neden düşer nabız..

Kalbin elektrik sisteminin işlevi, bir arabanın motoruna benzer. Araba motorunda marş basmaması gibi elektriksel bozukluklar, başka bir kalp hastalığı olmaksızın görülebilir veya daha önce değinilen valf bozuklukları, koroner da­mar hastalıkları ve kas sorunlarını içeren başka anormalliklerin yan etkisi olarak ortaya çıkar.

Kalbin elektrik sisteminin herhangi bir parçası elektriksel dürtüler üretebilirse de genellikle bu işlevi en hızlı çalışabilen “sinüs nodu” denetler. Sistemin başka bir bölümünden gelen sinyale “ektopik” adı verilir. Eğer atriadaki elektrik sisteminden kaynaklanıyorsa “atrial ektopik” ventriküllerden geliyor “verttriküler ektopik” adını alır.

Ektopik atışlar çok erken, yani bir sonraki sinüs nodu dürtüsünden önce oluştukları için, ventriküllere kanla dolacak yeterli zaman kalmaz. Bu ektopik atışın sonucunda pompalanan kan miktarı daha az olur, ama sinüs nodunun uyarısı sonucunda bir sonraki normal atışa kadar uzun bir zaman geçtiği için, bu defa kalbe çok fazla kan dolar.

Bunun sonucu, kalp çok şiddetli atacağından hastanın dikkatini çeker. Ancak ventriküler ektopikîer, bir kalp krizinden sonra görülmedikçe pek önem taşımaz ve tedavi gerektirmezler. Atrial ektopiklerin tümü ise önemsizdir.Kalbin çok yavaş atmasına neden olan bir durum, sinüs npdunun uyarı üretmekte gecikmesi veya hiç üretmemesidir.

Pompalama hızı buna paralel olarak düşer ve hatta durur. Sonuçta beyne giden kan oranında azalma veya kesilme olacağından, kişide baş dönmesi veya şiddetli hallerde bayılma görülebilir. Belirtilerin ağırlığı çeşitli etkenlere bağlıdır; kalp atışlarının ne derece ve ne süre için yavaşladığı, eğer kalp durmuşsa bu halin ne kadar sürmüş olduğu gibi. Başka bir etken hastanın yaşıdır.

Örneğin genç ve sağlıklı bir erişkinin vücudu, kan akışının azalmasını kar­şılamak için kan damarlarında hızlı reflekslerle ayarlamalar yapabileceği için, nabzın aniden dakikada 70’ten 30’a düşmesi büyük bir olasılıkla söz konusu kişi tarafından fark bile edilmeyecektir. Buna karşın yaşlılarda refleksler yavaşlamış olduğundan ani bir düşüş oldukça güçlü baş dönmelerine yol açabilir.

Kalp atışlarmdaki bu değişikliğin ne kadar zamanda gerçekleştiği de önem taşır; ani bir değişiklik aşamalı bir değişiklikten daha ciddidir. Olağan elektriksel uyarıların AV nodundan ve özel iletken dokulardan ventriküllere geçişinde de hastalık nedeniyle gecikme veya tıkanma olabilir.

Bu durumda, sinüs nodu düzgün bir uyarı vermişse bile, bunun ventriküllere düzensiz iletilmesi veya iletilememesi yüzünden kalbin pompalama hareketi yavaşlar veya düzensizleşir. Buna “kalp tıkanması” adı verilir.

Uyarıların geçişi tamamen engellendiğinde tam tıkanıklık-özel iletken dokudatıkanmanın oluştuğu bölgeye komşu yerler bu görevi üstlenebilir, ancak sonuç yavaş ve güvenilmez olacaktır. Sonuçta ventriküllerin çalışması da yavaşlayacak, aksayacak ve bazı hallerde tamamen durabilecektir. Bu durumlarda gene başdönmesi veya bayılmalar görülebilir. Bu hastalığın tedavisinde elektrik sisteminin normal hızda çalışmasını sağlamak üzere genellikle yapay bir elektrik sitemi — pil (pacemaket)— kullanılır.

Komple kalp tıkanması elektrokardiyografinP: atria kasılmasıORSı ventriküllerin kasılması

Öte yandan kalbin çok süratli atması (taşikardi) kalbin pompaladığı kan oranında önemli bir düşmeye neden olduğundan benzer belirtiler ortaya çıkar. Kalbin yavaş atması durumundaki gibi, belirtilerin ağırlığı hastanın yaşına, nabzına ve nabzın değişim hızına bağlı olabilir. Duygusal veya fiziksel stres hallerinde kalp atışlarının hızlanması da doğaldır.

Genç ve sağlıklı kişilerde stres anında nabız dakikada 180 ve yaşlılarda 150-160’a kadar çıkabilirse de nabzın aniden ve gereksiz olarak bu kadar yükselmesi normal değildir. Neden, elektrik sistemindeki ufak bir bozukluk olabileceği gibi kalbin öbür bölümlerini de kapsayan bir hastalık olabilir.

Bozukluk öncelikle atriyada ise AV nodu normal çalışarak dürtülerin ventriküllere aşırı hızla iletilmelerini engelleyebilir. Bu duruma yardımcı olabilecek birçok ilaç vardır. Başka bir tedavi yöntemi, krizleri engellemek veya onları başlar başlamaz yok etmeyi amaçlar.

Eğer çarpıntı ventriküllerde oluşursa durum daha ciddidir, çünkü ventriküller düzensiz atmaya başlayarak pompalama hareketine zarar verir ve hayati teh ortaya çıkabilir. Bu tip çarpınhya, “vertriküler fibrilasiyon” denir ve acil tedavi gerektirir.

Kendi Elektriğini Kendi Üreten Bir Makina: Kalp

Vücudumuzun canlı kalabilmesi için bütün dokuların sürekli olarak kanla beslenmesi gerekir. Kanın vücudumuzda dolaşımı, kalbimizden belli bir tempoyla pompalanmasına bağlıdır.

Bu sistem, otomatik olarak saatlerce, günlerce, hatta onlarca yıl durmaksızın çalışır. Öyle ki bu olay, yaklaşık olarak dakikada 70, günde 100.000 ve yılda 40 milyon kez durmaksızın bir ömür boyu gerçekleşir.

Ortalama bir insan yaşamı boyunca toplam olarak yaklaşık iki milyardan daha fazla kez atar.

Bu noktada düşündürücü iki önemli soru akla gelir: Kalp, ilk atışını nasıl gerçekleştirmeye başlar?

Hiç durmadan bir ömür boyunca atması neye bağlıdır?

Kalp Ömür Boyu Hiç Durmadan Nasıl Çalışabilir?

Kalp, insan hayatı için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Yüce Allah’ın üstün yaratışı ile birçok olağanüstü özelliğe sahip olan kalbin en önemli özelliği, hiç durmadan çalışabilmesidir. Bunu sağlayan ise kalbin hiçbir zaman kas yorgunluğu çekmeyen özel kaslardan oluşmasıdır.

Kalp Tamamen Durduğunda Neden Elektrik Şoku Uygulanır?

Kalbin bir diğer hayati önem taşıyan özelliği ise değişen koşullara göre gerektiği kadar kan pompalamasıdır. Kalp, uyku esnasında saatte yaklaşık 340 litre kan pompalarken, bedensel hareketler sırasında, örneğin koşarken, saatte yaklaşık 2.

270 litre kan pompalayacak şekilde temposunu artırabilir. Çünkü yorucu hareketler esnasında kaslarımız normalden daha çok oksijene ihtiyaç duyar.

Bu durumda kalp çalışma temposunu dakikada 70’ten 180 defaya kadar yükselterek pompaladığı kan miktarını artırır ve dokulara sağladığı kanı 5 katına çıkarabilir.

Ancak vücut içinde durmak bilmeden işleyen bu pompalama sistemini bu denli güçlü ve etkin olarak çalıştıracak bir enerjiye ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı karşılayan, vücudun her noktasında kullanılan elektrik enerjisidir.

Tüm organlara ve hücrelere, kanın ve ihtiyaç duyulan tüm maddelerin taşınmasını sağlayan ve işlevini yitirdiğinde insanın ölümüyle sonuçlanan kalp, bu hayati görevlerini elektrik enerjisi sayesinde gerçekleştirir. Doktorların kalp fonksiyonlarının tamamen durması halinde elektrik akımı uygulamalarının sebebi de budur.

Kalp Enerjiyi Nasıl Elde Ediyor?

Kalbin atışını sağlayan enerji kalbe dışarıdan gelmez. Kalp, aynı zamanda pompalama görevini yerine getirmek için kullanacağı enerjiyi kendi üreten bir motordur. Elektrik, kalp kaslarının kasılmaları sonucunda üretilir.

İnsan kalbinde iki tür hücre bulunur, bunlar iletken hücreler ve kas hücreleridir. İletken hücreler elektrik sinyallerini kas hücrelerine iletmekle, kas hücreleri de dakikada ortalama 70 kere kanı pompalamakla yükümlüdür.

Daha embriyo aşamasında, herhangi bir sinir kalbi beyne bağlamadan önce kalp atmaya başlar. Kalp nakli ameliyatında tüm sinirler kesildikten ve hasta kalp göğüsten alındıktan sonra bile atmaya devam eder. Mikroskop camındaki bir kalp hücresi taze kan elde ettiği sürece tek başına bile atmaya devam eder. Çünkü kalbin içinde kendi elektriğini kendi üreten bir jeneratör bulunmaktadır.

Bilindiği gibi jeneratör, enerji kesintisi durumunda devreye girerek enerji üretimine devam eden ve makinelerin zarar görmesini engelleyen bir makinedir.

İnsan vücudundaki en hayati organlardan bir tanesi olan kalp de herhangi bir enerji kesintisi karşısında zarar görmemesi için bu tür bir korumaya alınmıştır.

Kalbin bir an durması vücutta son derece önemli hasarlara neden olabilir, hatta ölümle sonuçlanabilir. Bu yüzden kalbi çalıştıracak elektrik sistemi kesintisiz bir şekilde işlemelidir.

Kalbimizdeki “İç Saat” Nasıl Çalışıyor?

Kalp kendi atış hızını düzenleyen doğal bir cihaza sahiptir. Bu doğal kalp pili kalbin sağ kulakçığının üst kısmında yerleşmiş olan “SA nodu” (sinüs ya da sinoatriyal nodu) adı verilen özelleşmiş elektriksel hücre demetidir.

Bu hücreler, kalp kaslarını ritmik olarak kasılmaları için harekete geçiren elektrik uyarılarını başlatırlar. “Kalbin atış hızını ayarlayan cihaz” olarak da adlandırılan SA nodu, elektrik uyarıları üreten kısımdır. Bu uyarılar kalbe yayılır ve kalpteki dört odacığın da doğru bir zamanlama ile büzülmesini sağlar.

Bu elektrik uyarısı kalbin diğer tarafına o kadar hızlı gider ki, tüm hücreleri bir kerede atıyormuş gibi görünür. Bu ritm, kalbin normal atışıdır ve kalp dakikada 60-100 kez atar. Elektrik iletisinin SA nodundan, kulakçıklar ve karıncıklar arasındaki “AV nodu” denilen bölgeye ilerlemesi ise 0.

03 saniye alır ve buna “normal sinüs ritmi” denir. AV nodu, kalbin atışını tamamlayan ikinci akımı üreten hücrelerin bulunduğu yerdir.

Kalp de bir otomobilin bujisi gibi dakikada çok sayıda ateşleme yapmaktadır. Her bir “ateşleme” özelleşmiş bir elektrik yolundan geçer ve kalbin kasılması için belirli bir sıra ya da şekilde kalbin dört odacığının kas duvarını uyarır. Önce üst odacıklar ya da kulakçıklar uyarılır.

Bunu iki kulakçığın boşalmasını sağlayan küçük bir gecikme izler. Hareket eden akım, kulakçık ve karıncıklar arasındaki “AV nodu” (atriyoventriküler yumru) denilen bölgeye ulaştığında biraz yavaşlatılır. AV nodu, elektrik sinyalini saniyenin 14’te biri kadar kısa bir zaman boyunca tutarak geciktirir.

Bu, çok hassas ayarlanmış bir zaman dilimidir. AV nodu, geciktirme şalteri görevi yaparak kulakçığın iyice sıkışması, kasılması ve kanı karıncıklara iletmesi için zaman tanır. Böylece karıncıklar elektrik akımını almadan, yani içindekileri dışarı pompalamadan önce, kan ile tam kapasite dolmuş olurlar.

Eğer bu duraksama olmasaydı, karıncıklar içlerine kan alamadan pompalanacak ve vücuda yeterli kan iletilememiş olacaktı. Bu gecikmenin sonrasında, elektrik sinyali yoluna devam eder ve saniyenin 16’da biri kadar kısa bir zaman içinde bütün karıncık hücrelerini uyarır.

Artık, bol miktarda kan ile beslenmiş ve kendi sırası gelmiş olan büyük pompa da böylece kasılır ve vücuda kan pompalanmış olur. Bütün bu işlemler saniyeden daha kısa bir zaman diliminde gerçekleşir.

Kalbimizdeki pompalama sisteminin kusursuz çalışabilmesi için elektrik sinyallerine ihtiyaç vardır.

Elektrik sinyallerinin üretilebilmesi için de kanda bulunan sodyum, potasyum ve kalsiyum iyonlarının belirli bir düzeyde olmaları gerekir.

Bu maddelerin kandaki düzeylerinin böbrek, bağırsak, mide, akciğer gibi organlarca düzenlendiği düşünülürse, bu sistemin evrim gibi hayali bir mekanizma sonucunda meydana gelmesinin imkansızlığı, daha açık bir şekilde ortaya çıkar.

Kalbin Atış Hızı Nasıl Düzenleniyor?

Kalp hücrelerinin elektrik üretmesi tek başına yeterli değildir. Öncelikle bu hücreler doğru sıralamada bir araya gelmelidir. Yalnızca bir arada bulunmaları da yeterli değildir. Bu hücreler birbirleri ile sözleşmişçesine hep beraber elektrik üretmelidirler. Ayrıca bu üretimin belirli bir ritm içinde olması gereklidir.

Her hücrenin elinde bir kronometre olmalı, bu hücreler hiç şaşırmadan her 0.83 saniyede bir harekete geçmelidirler. Dahası hücreler bu üretimi bir ömür boyu hiç yorulmadan sürdürmelidirler.

Ayrıca kalbi çalıştıracak elektrik akımının miktarını tam olarak bilmeli, daha az veya daha fazla değil, tam ihtiyaç duyulan büyüklükte elektrik akımı üretmelidirler.

Bir mikroskop camına seyrek olarak dağıtıldıklarında her bir kalp hücresi farklı hızlarda atar, ama çoğalıp birleştikçe toplu hareket eden tek bir doku oluştururlar. İşte insanın göğüs kafesindeki kalp hücreleri de bu şekildedir: Ahenksiz olarak atmazlar, her biri kendi atışını başlatır; ritmik uyum içinde atarlar.

Kalbinizin atış hızını ayarlayan ise “pacemaker” adındaki iç saattir. Pacemaker, aslında bir hücre topluluğudur, fakat bir elektronik cihazdan çok daha mükemmel çalışır.

Bu iç saat, ürettiği elektrik akımını, kalp kasının her noktasına, iletken lifleri kullanarak dağıtır. Bu elektrik, çeşitli fakat kontrollü hızlarda ilerler.

Kalp atışı ve iletken sistem doğru çalıştığında düzenli ve belirli bir elektrik dağılımı gerçekleşir.

Manyetik Alandan Etkilenmeyen “Pacemaker”

Kalp atışlarının yavaşlaması ya da hızlanması çoğu zaman göğsümüzün sıkışmasına yol açar ve çarpıntı olarak ifade edilen rahatsızlığa sebep olur.

Kalp atış hızının normal olmayan seviyede hızlanması ya da yavaşlaması kalbin elektrik sinyallerinin anormal olarak hareket etmesi olarak adlandırılabilir.

Hızlı veya yavaş çarpıntıları anlamak için normal kalp atışının nasıl ortaya çıktığını ve kalp boyunca nasıl hareket ettiğini incelemek gerekir.

Kalbin bu ayarı yapamadığı durumlarda, kalp atış hızını ayarlayan elektronik cihazlardan faydalanılır. Ancak suni olan bu aletler, kişinin dikkat etmesi gereken pek çok koşulu da beraberinde getirir. Bu kişilerin manyetik alan içine girmemeleri, manyetik alan oluşturan cihazlardan uzak durmaları gerekir.

Ancak doğal pacemaker’larda böyle bir sorun yaşanmaz. Tüm bunlar Yüce Allah’ın yaratmasına bir örnektir. Yazı boyunca incelediğimiz konular, bir enerji santrali gibi çalışan kalpteki elektronik düzenin çok genel bir özetidir.

Bir grup hücrenin adeta bilinçli gibi fark etmediğimiz ihtiyaçlarımızı belirlemesi ve bunları karşılaması Yüce Allah’ın bizim için vücudumuzda yarattığı bir konfor, bir tedbirdir. Detaylarda gizli çok daha kompleks bir düzen vardır.

Çok sayıda koşulun tam bir kusursuzluk içinde bir araya gelmesini gerektiren bu düzen, bize Yüce Rabbimiz’in üzerimizdeki sonsuz rahmetinin göstergelerinden biridir:

“… Rabbim, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?” (En’am Suresi, 80)

Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 62. sayı (Ağustos 2009) 44. sayfada yayınlanmıştır.

Источник: https://www.notusta.com/nabiz-neden-duser-6605/

Tansiyon ve Nabız Hakkında 5 Doğru Bilinen Yanlış

Nabız Düşüklüğünün Nedenleri

23 Haziran 2017adminHayat

Tansiyon ve nabız pek çok insanın kafasında birbiri ile bağlantılıdır.

Tansiyon Nedir?

Sözlüğe bakıldığında basınç ve gerginlik gibi anlamlara geldiği görülen tansiyon sözcüğü, atardamarların içindeki kan basıncını ifade eder. Damarın içinde kanın akabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir. Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların elastikliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur.

Tansiyon, bütün atardamar sistemi içindeki kan basıncı olarak tanımlanır. Büyük tansiyon, kalbin kanı atardamar sistemine pompaladığında oluşan kan basıncıdır.

Küçük tansiyon ise, kalp gevşemeye geçtiğinde oluşan kan basıncıdır. Yani kalbin kasılması sırasında büyük tansiyon, gevşemesi sırasında ise küçük tansiyon oluşmaktadır.

Tansiyonunun kelime anlamı gerilim ve basınçtır.

Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir.

Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın elastikliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir.

Bazı kişilerde büyük ve küçük tansiyon değerleri normalin üzerinde veya altında olabilmektedir. Küçük tansiyonun yüksek olması stres, kalıtım, şişmanlık gibi durumlara bağlanabilmektedir.

Düşük tansiyon genelde hastalara zarar vermemektedir. Aksine kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltmaktadır. Küçük tansiyonun yüksel olması ise riskli durumları beraberinde getirmektedir.

Normal tansiyon değerleri nelerdir?

Tıpta genel olarak herkesin bünyesinin farklı olduğunu bilmek gerekir. Bu nedenle herkesin tansiyon ölçüm değerlerinin aynı olması beklenemez. Bu nedenle bir kişide tansiyonun yükselmiş ya da düşmüş olduğundan bahsedebilmek için, herhangi bir şikâyetinin ya da hastalığının olmadığı dönemde tansiyonunun zaman zaman ölçülüp değerlerinin bir kenara kaydedilmesi yararlıdır.

Herkesin tansiyon değerlerinin farklı olduğu doğrudur ama genel olarak normal kabul edilen sınırları da ihmal etmemek gerekir.

Yapılan uzun araştırmalar sonucu, yaşın artışıyla küçük değişmeler olmakla beraber sistolik (büyük) tansiyon için 120 ile 140, ya da Türkiye’de yaygın söylendiği gibi 12 ile 14 arası, diastolik (küçük) tansiyon için 70-90 ya da 7-9 arası olması halinde tansiyona bağlı olarak bir sağlık sorunu riski doğmadığı belirlenmiştir.

Tansiyon ve nabız pek çok insanın kafasında birbiri ile bağlantılıdır. Sonuçlar her ikisi de doktor tarafından başvurulan önemli işaretlerdir.

Ama bu iki belirgin ölçüm kalp sağlığınız ile bağlantılıdır. Tansiyon arter duvarlarınızı zorlayan kan basıncıyken; nabız kalbinizin dakikada atma sayıdır.

Doktorlar bu konu ile ilgili bazı anahtar farklılıklar ve doğru bilinen yanlışlar olduğunu belirtiyor.

Hipertansiyon yani yüksek tansiyon, kan dolaşımı için damarlarımızda gerekli olan kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Yüksek tansiyon ülkemizde her üç kişiden birinde görülen önemli bir sağlık sorunudur. Tedavi edilmediğinde takdirde; kalp yetmezliği, kalp büyümesi, damarlarda daralma, felç, böbrek yetmezliği ve körlük gibi ciddi sorunlara neden olur; bu nedenle mutlaka erken dönemde teşhis edilmelidir. Tansiyonunuz, 180/110 gibi çok yüksek düzeye erişmediği sürece kolay kolay herhangi bir belirti vermez. Yüksek tansiyonun en sık rastlanan belirtileri; baş dönmesi, baş ağrısı, kalp ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışlarıdır.  Yüksek tansiyon teşhisi koymak için kan basıncı ölçülürken; büyük tansiyon, normali 120, küçük tansiyon, normali 80 olmak üzere iki değere bakılır. Hem küçük hem de büyük tansiyonun normalden yüksek olması hipertansiyondur

1.Nabız ve tansiyon her zaman bağlantılıdır
Yanlış: nabzın ve tansiyonun genellikle birlikte artıp düştüğü doğrudur. Örneğin bir teh anında nabzını ve tansiyonunuz aynı anda fırlayabilir.

Fakat; eğer kalp atışlarınız artarsa bu aynı zamanda tansiyonunuzun da otomatik olarak artacağı anlamına gelmez. Bunun tam tersi olarak da düşünebiliriz. Bunların ikisi birbirinden bağımsızsa, bu bir problem olduğu anlamına gelebilir.

Örneğin tansiyonunuz sürekli yüksekse ama kalp atışlarınız normal seyirdeyse, o zaman özellikle tansiyon tedavisinde eğilmek gerekebilir.

2.tansiyon ve nabız için tek bir “normal” tanımı vardır
Yanlış: Bunu belirleyen ana esaslar var ama normal tanımı kişiye göre değişir.

En uygun tansiyon genelde 120 mm Hg büyük tansiyon ve küçük tansiyon ise 80 mm Hg olarak tanımlanır. Dingin durumdaki kalp için nabız dakikada 60 ile 100 atış arasındadır.

Ama aklınızda tutmanızda fayda var, nabız ve tansiyon kişiye göre değişir. Doktorunuzda sizin için neyin normal olduğu konusunda görüşmelisiniz.

3.Düşük olması her zaman bir soruna işaret ederYanlış: Bir kişinin sağlıklı olduğunu gösteren bir değer başka biri için teh habercisi olabilir. Örneğin genç, formda bir kişinin dingin durumda kalp atışları 50lerde hatta bazı durumlarda  40larda olabilir. Bu aslında o kişinin gayet iyi durumda olduğunu gösteren bir işarettir.

Düşük tansiyon özellikle yaşı ilerlemiş ve kalp rahatsızlıkları olan hastalarda biraz kandırıcı olabilir. Eğer düşük tansiyon riskiniz varsa, vücudunuz bunu size söyleyecektir. Bu tamamen nasıl hissettiğiniz ile ilgilidir. Güçsüz ve zayıf mı hissediyorsunuz? Hikayeyi tek başında değerler anlatmaz. Değerlerinizi nasıl hissettiğiniz ile ve belirtiler ile birleştirmelisiniz.

4. Yüksek tansiyon ve nabız büyük olasılıkla daha tehlidir
Doğru: Tekrar “normal” kavramı devreye girer. Ancak nabız ve tansiyonunuzun ortalamadan yüksek olması zamanla kalp rahatsızlıkları ve inme riski ortaya çıkarır.

Yüksek tansiyonun etkileri damarlarınıza zarar vermeye başlar.
Yüksek kalp atışları da teh sinyali olabilir. Ama burada neden-sonuç ilişkisi çok net değildir. Araştırmalar yüksek nabzı olan kişilerin kalp problemleri yaşaması ve ani kalp ölümleri yaşamasının daha olası olduğunu gösterdi.

Ancak bunun tam olarak neden kaynaklandığının kesin bir bulgusu yok.

5.Ölçümü ne zaman yaptığınız önemlidir.
Doğru: Tansiyonunuzu ve nabzını ölçtüreceğiniz zaman, sakin olduğunuz bir zamanı seçmeye özen gösterin.

Gün içinde rastgele ölçümler yapmak da size bir ortalama değer verecektir.Atriyum kasılması yaşayan hastalarda tansiyonun izlenmesi özellikle önemlidir. Ayrıca pek çok kalp hastalığı da daha çok tansiyona bağlıdır.

Emin olmak için hem nabzınızı hem de tansiyonunuzu ölçtürün.

Eczanelerden alacağınız tansiyon aletleri de size bu her iki değeri tek ölçüm ile verecektir.

NABIZ NEDİR?

Nabız, kalbin 1 dakika içinde kaç kere kasıldığını yani kalbin hızını yansıtır. Kalp her kasılmasıyla bir miktar kanı atardamarlara fırlatır ve damarların esneyebilme özelliğinden dolayı atardamarlarda buna bağlı bir genişleme olur.

Damar duvarı bu genişlemenin ardından elastik olduğundan dolayı eski durumuna döner, ardından bir sonraki atım ile yeni bir basınç dalgası ile tekrar genişler ve bu böyle devam eder gider. İşte bu genişleme, damarların yüzeysel seyrettiği yerlerde (el bileği, dirsek içi, kasık, şakak, ayak bileği gibi) nabız dalgası olarak hissedilir.

Nabız bize yalnız kalp hızı hakkında bilgi vermez, aynı zamanda kalbin düzenli çalışıp çalışmadığı, yani kalbin ritmi hakkında da bilgi verdiği gibi bazı kalp ve kapak hastalıklarında nabzın özellikleri tanı koymada bize yardımcı olur. Sağlıklı bireylerde nabız istirahat halinde iken dakikada 60-100, ortalama 70 civarında olmalıdır.

Nabız hızı birçok durumdan etkilenir. Çeşitli hastalıklar, egzersiz, stres, yaralanma gibi durumlarda nabız hızı artar.

Nabız Düşüklüğü (Bradikardi) Nedir?

Bradikardi, kalp hızının normalden daha yavaş olmasıdır. Kalp genellikle dakikada 60 ile 100 defa arasında atar. Buna nabız değeri de denir.  Ancak Bradikardi durumunda kalp atışları 60 tan daha düşüktür.

 Eğer kalp vücuda oksijen bakımından zengin kanı yeterli miktarda pompalama yapamıyorsa Bradikardi ciddi bir sorun olur. Ancak Bradikardi bazı insanlarda belirti ve komplikasyonlara neden olmaz.

Kalp üzerine yerleştirilen kalp pilleri ve uygulanan diğer tedavi seçenekleri Bradikardi sorununu düzeltmeye ve kalbi uygun ritimde tutmaya yardımcı olmaktadır.

Nabız Düşüklüğü Neden Olur?

Bradikardi’ye kalbin kendisinde ya da kalbin dışında başka organlarda mevcut olan sorunlar neden olabilir. Kalp dışında oluşan Bradikardi nedenleri arasında en yaygın görüleni uykudur. Uyuyan yetişkinlerde dakikadaki kalp ritmi sık sık 40 veya daha altındaki değerlere düşebilmektedir. Yavaş kalp atışının en çok görüldüğü kişiler arasında dinlenme halindeki sporcular da gösterilebilir.

Kalp içerisinde Bradikardi’ye kalbin pompalama mekanizmasını ve hızının kontrol eden normal elektrik sinyallerini bozan etkenler neden olur. Birçok etken kalbin elektrik sisteminde sorunlara yol açabilir.

Nabız düşüklüğü neden olur sorusunun cevaplarını şu şekilde sıralayabiliriz:

• Herhangi bir kalp hastalığı veya kalp krizinden dolayı kalbin zarar görmesi,• Yüksek kan basıncı (hipertansiyon),• Doğumla gelen kalp kusurları (konjenital kalp defekti),• Kalp dokusunda enfeksiyon (miyokardit)• Kalp ameliyatı nedeniyle komplikasyon gelişmesi,• Tiroit bezinin yetersiz çalışması (hipotiroidizm),• Elektriksel uyarıların yapılması için gerekli olan mineralli maddelerde dengesizlik,• Uyku sırasında solunum durmasına yol açan Obstrüktif uyku apnesi,• Romatizmal ateş veya lupus gibi enflamatuar hastalıklar,• Organlarda demir birikimi(Hemokromatozis),

• Yüksek tansiyon ve psikoz gibi diğer kalp rahatsızlıkları için kullanılan bazı ilaçlar.

Yaşlanmaya bağlı olarak kalp dokusunda oluşan hasar

Nabzın Hızlı veya Yavaş Atmasındaki Nedenler
Hastalık ve rahatsızlıklar nabız artışını etkileyen durumlar arasında yer alır. Genel adı ateşli hastalık olan hastalıkların hepsinde nabız yükselmektedir. Bunun nedeni ise, ateştir.

Eğer ateş bir derece artarsa, bu nabızda dakikada 20 vuruşluk bir artışa neden olur. Kanamalı türdeki hastalıklarda da, nabız artışı artmaktadır. Bu tür hastalıklarda vücuttan dışarıya kan çıkar.

Nabız artışının artışı da, bu kanın eksikliğini organizmaya anlatmaktır.

Bazı durumlarda vücut dokularının kan ile beslenmesi gerekir. Bu tür durumlarda, kalp daha hızlı atmaya başlar. Guatr hastalığında da, nabız artar. Bu hastalıkta nabız bir hayli yükselerek 200’lü değerlere ulaşabilir.

Bu tür durumlar, nabız artışına neden olan durumlardır. Sinir sistemi hastalıklarında ise, nabız sayısında eksiklik olabilmektedir. Yine beyin kanamalarında da, nabız düşmelerine rastlanılabilmektedir.

Eğer kendinizin nabız ölçümlerinde bir anormallikle karşılaşırsanız bir doktora başvurmalısınız.

Kalp ve damar sağlığımızı tehdit eden en büyük rahatsızlıklardan bir tanesi de tansiyon problemleridir. Çok yüksek ya da çok düşük tansiyon kişileri önemli sağlık problemleriyle karşı karşıya bırakabilir.

Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda kalsiyum, magnezyum ve fosfor tüketiminin az olması halinde yüksek tansiyon problemi yaşandığı kanıtlanmıştır.  Tansiyona iyi gelen besinlerin başında çilek ve ıspanak gelmektedir. Pancar suyu da Küçük Tansiyonu Düşüren Besinler arasında yerini almıştır.

Yüksek tansiyona sahip olan tansiyon hastalarının dikkat etmesi gereken en önemli detay beslenmeleridir. Uzmanlar özellikle tansiyon hastalarının organik beslenmesi gerektiğini belirtiyor. Potasyum açısından oldukça yüksek olan kabak sebzesi de yüksek tansiyona karşı oldukça etkilidir.

Sizlerin de bildiğiniz gibi muzda da potasyum oldukça fazladır. Bu yüzden muz tüketmeniz de yüksek tansiyonunuzu dengeler. Tansiyon hastalarının organik beslenmelerinin yanı sıra, hayvansal hiç bir ürünü de tüketmemeleri gerekmektedir.

Nabız düşüklüğü kalp hastalıklarından olabileceği gibi, tiroid bezinin az çalışması ve tiroid hormonlarının az olması ile de yaşanabilmektedir. Düşük nabız varsa Endokrin uzmanına başvurularak TSH T3 ve T4 hormonlarına mutlaka baktırılmalıdır.İki türlü tiroid hormonu vardır.

 Tiroid bezinden %80 oranında T4 hormonu, %20 oranında T3 hormonu salgılanmaktadır. T3 hormonu hücrelere girip etkili olduğu halde T4 hormonu hücrelere girmez. T4 hormonu karaciğer ve diğer organlarda deiyodinaz enzimleri ile T3 hormonuna dönüşür. Bu dönüşüm bozulur ya da olmazsaT3 hormonu yeteri kadar oluşmaz ve etki göstermez.

 Tiroid hormonlarının başlıca görevi, vücudun ısısının ayarlanması ve belirli bir düzeyde tutulması için, bazal metabolizma denen istirahat halindeyken harcanan kaloriyi ayarlamak ve enerji üretimini sağlamaktır. Bunun yanı sıra kalp atımını da ayarlamaktadır. Basit bir anlatımla tiroid bezi vücudu bir soba gibi ısıtmaktadır denebilir.

 Tiroid bezinin az çalışması vücut ısısının düşmesine ve üşümeye neden olur.

Источник: http://www.karatashastanesi.com.tr/hayat/tansiyon-ve-nabiz-hakkinda-5-dogru-bilinen-yanlis/

Bradikardi Nedir Nedenleri Belirtileri Tedavisi Nasıldır?

Nabız Düşüklüğünün Nedenleri

Bradikardi, kalp atış hızının normalden daha yavaş olduğu bir hastalıktır. Bu durum nabız düşüklüğü olarak da bilinir. Yetişkinlerde normalde dinlenirken kalp dakika 60 ila 100 arasında atar.

Eğer bradikardi hastalığı varsa kalp dakikada 60’dan daha az atar. Bu oranda, kalp yeterince bol oksijenli kan pompalamadığı için vücudun her zamanki aktivitelerini yapmasını engeller.

Bunun sonucunda da kişi baş dönmesi hissedebilir, kronik enerji eksikliği, nefes darlığı ve hatta bayılmalar yaşayabilir.

Bradikardi Belirtileri

Eğer bradikardiniz varsa, beyniniz ve diğer organlarınız yeterli oksijen alamayabilir. Bu durumda aşağıdaki belirtilere neden olabilir;

  • Baş dönmesi
  • Halsizlik
  • Nefes darlığı
  • Gögüs ağrıları
  • Bayılma (senkop)
  • Kafa karışıklığı veya hafıza sorunları
  • Fiziksel aktivite esnasında kolayca yorulma

Bradikardi Nedenleri Nelerdir?

Bradikardi şu durumlardan kaynaklı olabilir:

  • Yaşlanma ile ilişkili kalp dokusu hasarı
  • Kalp hastalığından veya kalp krizinden kalp dokularında hasar
  • Doğumda kalp rahatsızlığı (konjenital kalp defekti)
  • Kalp dokusu enfeksiyonu (miyokardit)
  • Kalp cerrahisi sonucu bir komplikasyon
  • Ulenraktif tiroid bezi (hipotiroidizm)
  • Potasyum veya kalsiyum gibi kandaki kimyasal dengesizliği
  • Uyku sırasında tekrarlanan solunum bozukluğu (obstrüktif uyku apnesi)
  • Romatizmal ateş veya lupus gibi iltihabi hastalıklar
  • Uyuşturucu kullanımı
  • Organlarda demir birikmesi (hemokromatozis)
  • Diğer kalp ritim bozuklukları, yüksek tansiyon ve psikoz için bazı ilaçlar dâhil olmak üzere ilaç yan etkileri
  • Koroner arter hastalığı
  • Çok alkol kullanımı
  • Yüksek tansiyon
  • Psikolojik stres veya kaygı
  • Uyku apnesi
  • Sigara içmek

Bradikardi Risk Faktörleri

Bradikardiye sebep olabilecek risk faktörleri şunlardır:

Yaş: 65 yaşın üstündeki kadın ve erkeklerin, kalp atış hızındaki yavaşlamalar normaldir.

Konjenital kalp defekti: Doğumda var olan kalp yapısı veya fonksiyonu ile ilgili problemler kalp atış hızının yavaşlamasına neden olabilir.

Elektrolit dengesizliği: Vücudun mineral dengesindeki herhangi bir anormallik (kalsiyum, klor, magnezyum, fosfat, potasyum ve sodyum da dâhil) yavaş veya düzensiz kalp atışına yol açabilir.

Kalp Enfeksiyonu: Bazı bakteri, virüs ve parazitler kalp kasını enfekte ederek iltihaba ve kalp atış hızında düzensizliğe neden olan hasara neden olabilir.

Önceki kalp krizleri: Kalp krizi kalp kasını zayıflatabilir veya elektrik sistemi ile sorunlara neden olabilir.

Düşük tiroid: Anormal derecede düşük tiroit hormonları, kalp hızında yavaşlamaya neden olabilir.

Diğer kalp problemleri için ilaçlar: Yüksek tansiyonu veya beta blokerleri, antiaritmikler ve digoksin (kalp yetmezliği) gibi diğer kalp rahatsızlıklarını tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçlar bradikardiye neden olabilir.

Bradikardi  Tedavisi

Bradikardi tedavisi bu duruma yol açan altta yatan asıl sebebe bağlıdır. Eğer bradikardi herhangi bir belirti göstermezse, tedaviye de gerek kalmaz. Eğer herhangi bir belirti yoksa kalp atış hızını arttırmak için ilaç kullanımı gerekli olabilir.

Eğer sebep hipotiroidizm veya obstrüktif uyku apnesiyse, bu hastalıkların tedavisi bradikardiyi düzeltebilir.

İlaç değişimi: Kalp rahatsızlıklarını tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçlar, bradikardiye neden olabilir. Doktorunuz hangi ilaçları kullandığınızı kontrol edecek ve alternatif tedaviler önerecektir. İlaçların değiştirilmesi veya dozajların azaltılması, kalp atış hızıyla ilgili sorunları düzeltebilir.

Kalbin elektrik sistemi içindeki hasar kalp atış hızında yavaşlamaya neden oluyorsa, kalp pili adı verilen implante edilebilir bir kalp cihazı kullanılabilir.

Kalp pili cihazları, kalbin ritmini düzeltmek için cildin altına yerleştirilen, çoğu zaman göğsün sol veya sağ tarafındaki köprücük kemiği altında bulunan küçük cihazlardır.

Kalp atış hızını artırmak için kalbe küçük elektrik sinyalleri göndererek bradikardi belirtilerini hafifletebilir.

Bradikardi Nasıl Önlenir?

  • Egzersiz yapın ve sağlıklı beslenin: Düzenli egzersiz yaparak ve meyve, sebze ve kepekli tahıllar açısından zengin, sağlıklı, az yağlı beslenerek kalp-sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyin.
  • Sağlıklı kiloda olmak için kilo verin: Aşırı kilolu olmak kalp hastalığı riskini artırır. Bunun yanında aşırı zayıf olmakta nabzı düşüren bir etmendir.
  • Tansiyon ve kolesterolü kontrol altında tutun: Yaşam tarzı değişiklikleri yapın ve yüksek tansiyonu (hipertansiyonu) veya yüksek kolesterolü düzeltmek için reçete edilen ilaçları kullanın.
  • Sigara içmeyin: Sigara içmeyi kendi başınıza bırakamayacaksanız, sigara alışkanlığınızı bırakmaya yardımcı olacak stratejiler veya programlar hakkında doktorunuzla konuşun. Günümüzde devlet hastaneleri bu konuda özel birimler ile hizmet vermektedir. (Bunun için alo 171 sigara bırakma hattını arayabilirsiniz.)
  • Alkolden uzak durun: Bazı durumlar için, alkolden tamamen kaçınmanız önerilir.
  • Uyuşturucu kullanmayın: Uyuşturucu kullanımına son verme konusunda yardıma ihtiyacınız varsa, uygun bir program hakkında doktorunuzla konuşun.
  • Hayatınızdaki stresi kontrol altına alın: Gereksiz stresi önleyin ve normal stresi sağlıklı bir şekilde ele almak için stresle baş etme teknikleri öğrenin.
  • Kontrollerinizi aksatmayın: Düzenli fiziksel muayenelere gidin ve yaşadığınız herhangi bir belirti veya işareti doktorunuza mutlaka bildirin.

Источник: https://selmasultan.com/nabiz-dusuklugu-dusuk-nabiz-neden-olur-nabiz-dusuklugunde-ne-yapilmali

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.