Obezite Ameliyatları Vücudun Kilo Yönetimini Düzenliyor

içerik

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası Beslenme Önerileri!

Obezite Ameliyatları Vücudun Kilo Yönetimini Düzenliyor

Mide küçültme ameliyatı kolay bir ameliyat gibi görünse de, her ameliyatın riskleri ve ameliyat sonrasında zorlukları vardır. Mide küçültme ameliyatını olduktan sonra önemli kısım hastaya düşmektedir. Hastanın yedikleri, içtikleri sonuç alabilmek adına oldukça önemlidir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası

Her zaman denildiği gibi en önemli detay bol su içmektir. Bu ameliyat döneminde vücut vitamin eksikliği, yağ, karbonhidrat eksikliği yaşamaz ancak susuz kalmaması oldukça önemlidir. Az az ama sık olarak gün içerisinde en az 1,5 litre su tüketilmelidir. Mide küçültme ameliyatı olan kişiler idrar renginden vücudun su ihtiyacını takip edebilirler.

Vücutta bulunan yağ oranının artması ile oluşan ve tüm vücudu ilgilendiren, hormonal dengesizlik, psikolojik sıkıntı, hiper tasiyon, şeker hastalığı, kalça ve eklem bozuklukları, polikıstık over ve cinsel sorunlarıda beraberinde getiren bir hastalıktır.

Türkiye için yapılmış istatistikler kadınlarda %41,erkeklerde ise %20.5 oranında obeziteye işaret etmektedir. 2008 yılında tüm dünyada yarım milyardan fazla obez birey olduğu bilinmekteydi.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası

Önceleri daha çok refah düzeyi yüksek toplumlarda görülen obezitede artık durum tersine dönmüştür. Günümüzde kilo problemi yaşayan diyet yaparak kilo veremeyen insanların en sık seçtikleri tercih cerrahi müdahale oluyor .

  • Mide küçültme ameliyatı sonrası yemenizde azalma tokluk hissi olduğu için kilo verimi kolaylaşıyor ve kısa bir süre sonra hem bedenen hem ruhen sağlığınıza kavuşuyorsunuz.
  • Doktor seçimi çok önemlidir. Bütün doktorlarımız bizim için özeldir çünkü onlar bizim ikinci hayatımıza kavuşmamıza neden oluyor ve hayatımızı kurtarıyorlar.

 Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilecekler

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilecekler

  • Mide küçültme ameliyatı sonrasında doktorunuz bir takım ilaçlar vermiş ise ve yutmayı zorlaştıracak büyüklükte ise ezilerek içilmesi tercih edilmelidir.
  • Su içmek yine sağlık açısından önemli detaylar arasındadır.
  • Tüketeceğiniz yemeklerin yine küçük lokmalar, yutulması kolay şekilde hazırlanmış olmalıdır.
  • Tüketeceğiniz sıvılar çok sıcak ya da çok soğuk olmamasına dikkat edilmelidir.
  • Kesinlikle gazlı içecekler, patlamış mısır, cipslerden uzak durulmalıdır.

Obezite Ameliyatları Sonrası Neler Yenmelidir?

Obezite Ameliyatları Sonrası Neler Yenmelidir?

Mide küçültme ameliyatı sonrasında yenileceklere özen gösterilmesi gerekmektedir. Sabah ve akşam yemeklerinde çorba çeşitleri tercih edilmelidir. Ancak çok sıcak tüketilmemelidir.

  • Baharat ve yağ az olmakla beraber kullanılabilir.
  • Yoğurt ve ayran sağlıklı süt ürünleri olarak tüketilebilir gıdalardandır.

İlk 3 gün önemli olmakla beraber, besleyici et ve tavuk ürünlerini didilmiş küçük parçalar olarak çorbalarınıza ekleyebilirsiniz. Vücudunuz güçten düşmemiş olacaktır.

  • Meyveleri püre olarak tüketebilirsiniz. Kalsiyum ve b12 vitaminler ilk ay özellikle alınmalıdır. Uzun süre de gün içerisinde vitamin kullanmıyorsanız, kullanmaya başlamanız gerekecektir.

Mide küçültme ameliyatı sonrası yemek listesi oluşturmanız ve sağlığınıza zararlı olanlardan uzak durmanız önemlidir. Bu listede alkol, çikolata, dondurma kesinlikle olmamalıdır. Mide küçültme ameliyatı olmaya karar verdiyseniz sağlıksız gıdalardan uzak durmaya karar vermiş olmanız gerekiyor.

Mide küçültme ameliyatları devlet hastanelerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır. Daha rahat edeyim birebir doktorlar ilgilensin diyorsanız özel hastanelerde 6 bin TL ile 30 bin TL aralığında mide küçültme ameliyatları yapılmaktadır.

Artık insanlar kiloya karşı savaş açmış durumdadır. Genellikle sağlıklı bir yaşam sürmek isteyen kişiler kendilerini spora adamaktadır. Spor yapan insanların yeme şekilleri çok farklıdır. Tamamen sağlıklı besinler vücuda alınmaktadır. Bunun dışına çıkılmamaktadır. Zaten insan bir süre sonra zararlı gıdaları kabul etmemektedir.

Bu dönemde alışma süreci çok önemli olmaktadır. Mide küçültme ameliyatı sonrası yemek tarifleri çok önemlidir. Aksi halde ameliyatın bir önemi de kalmamaktadır. Yani ameliyat olup da ertesi gün istenilen kiloya kesinlikle inilmez.

Zaten bir hafta da ya da bir günde aşırı kilo kaybı insanın sağlığını da tamamen bozmaktadır.

Yemek Tariflerinde Ne Kadar Kalori Tüketilmeli

Ameliyat sonrası çok sabır gerektiren bir süreç olmaktadır. İnsanlar doktorlarının diyet listesine çok iyi bir şekilde odaklanmalıdır. Ancak bu durumda kilo verilmeye başlanmaktadır. Mide ameliyatı belli kiloya ulaşan insanlar için yapılmaktadır. Yani belli kilonun üstünde değil ise bu kişiye ancak diyet uygulanmaktadır.

Ameliyat sürecinde ve sonrasında kendimizi disiplin etmeliyiz. Bu süreç bizim sabrımızı ölçmektedir. Yemek tariflerinde kesinlikle kalorisi çok yüksek olan gıdalara yer verilmemektedir. Hiç bir şey kesinlikle yasaklanmamaktadır. Bir miktar yenmektedir. Fakat tadımlıktır. Kesinlikle doyumluk olarak düşünülmemelidir.

Tüp Mide Ameliyatı

Tüp Mide Ameliyatı

Tüp mide ameliyatını her insan farklı yönlere çekmemelidir. Bazı kişiler ameliyata çok güvenmektedir. Yani yenilen içilen hiçbir şeye dikkat edilmemektedir. Çünkü ameliyatın var olduğu bilinmektedir. Ameliyatta sonuçta insanı bir gün içinde zayıflatmamaktadır. Bunun içinde bireylerde mutlaka sabır olmalıdır.

Azim ve sabır ile bir yola çıkılmalıdır. Eğer bunlardan bir tanesi bile yok ise yol da kalmanız olağandır. Hastane seçiminizi de kendiniz yapmalısınız. Ortalama olarak bir fiyat yoktur. Fakat 30,000 TL’ye ameliyat vardır. Ücretsiz olarak ise devlete yönelmeniz size daha iyi destek olacaktır.

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası Beslenme

Obezite ile savaşılmasına rağmen kilo veremeyenler için önerilen mide küçültme ameliyatı olumlu sonuçları alınmaktadır. Uzman doktorların gerekli ve uygun gördüğü durumlarda yapılan bu ameliyat, öncesi ve sonrasıbeslenme düzeni gerektiriyor.

Obezite Ameliyatı Öncesi ve Sonrası Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Obezite Ameliyatı Öncesi ve Sonrası Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Mide küçültme ameliyatı öncesi ve sonrası uzman doktorların kontrolünde beslenmeye dikkat edilmesi önemlidir. Öncesinde obezite olan kişilerin aşırı yemek yemekten kaçınılmak gerekmektedir.

Fazla sıvı tüketilmesi ve aşırı yemek tüketilmesi konusunda uzmanlar daha az tüketilmeli diye uyarılarda bulunmaktadır. Ameliyat sonrası beslenme çok daha önemlidir.

Bu nedenle ameliyat yaralarının hızlı iyileşmesi ve sağlıklı bir sonuç almak için beslenme son derece önemlidir.

Ameliyat sonrasında ilk 3 gün çok önemlidir. Bu ilk 3 günlük süre içinde bol su tüketmek gerekir. Ameliyat sonrası beslenme vücutta protein ya da vitamin eksikliği yaşatmaz.

Ancak vücutta su eksikliği yaşanır bu nedenle az ve sık sık su tüketmek gerekir. Günde 1,5 ya da2 lt su tüketmek gerekir, bunun için 1,5 lt lik şişelerden su içerseniz ne kadar su içtiğinizi takip edebilirsiniz.

Az sıvı tüketilmesini anlamanın yolu idrara bakarak anlaşılır. Koyu idrar rengi alının sıvının yetersiz olduğu anlamına geldiğini unutmamalıyız.

İlk kahvaltı bol sıvı yiyecekler ile yapılmalıdır. Çay şekerli olabilir,yumuşak beyaz peynir, taze sıkılmış meyve suyu içebilirsiniz. Domates yenecekse rendelenmiş ve kabukları alınmış olmalıdır.

Yumurta kaynatabilir ya da kırabilirsiniz. Öğlen ve akşam yemeklerinde çorba tercih edin ancak sıcak ya da çok soğuk olmamasına dikkat etmelisiniz.

İlk 3 gün bu şekilde geçilir ve sonrasında katı gıdalar doktor kontrolünde tüketilebilir.

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrasında Vitamin Tüketimi – Video

Mide küçültme ameliyatı olduysanız bizlerle beslenme düzeninizi paylaşabilirsiniz. Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme süreciniz nasıl oldu? Neler tükettiğiniz, nelerden uzak durdunuz?

Источник: https://www.obezitehaber.com/mide-kucultme-ameliyati-sonrasi-beslenme-onerileri/

Obezite Hastalarına Az Ye Demek Kilo Aldırıyor, Ameliyat Son Çare mi?

Obezite Ameliyatları Vücudun Kilo Yönetimini Düzenliyor

Şişmanlık günümüzde estetik bir sorun olmaktan çıktı! Ölümcül hastalıkları da beraberinde getiren obezite en çok kadınları vuruyor. VM Medical Park Pendik Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr.

Samet Yardımcı, “Öncelikle hastanın yakınlarının, çevresinin bilinçli olması gerekiyor. ‘Ne var ki tut boğazını’, ‘rejim yap’, ‘az ye’, ‘spor yap’, ‘ ‘bak komşunun kızı kaç kilo verdi’ demeyin” diyerek uyardı.

Obezite çağın en büyük sorunlarından biri haline geldi. Bunda iki faktör var; birincisi yediğimiz içtiğimiz şeylerin içeriği değişti. Çok fazla rafine şeker içeren yiyecekler ve içecekler hayatımıza son hızla giriş yaptı. Yediğimiz tüm tatlılarda, ekmekte, makarnada bu yarı sindirilmiş rafine şeker var.

Aynı zamanda şehirleşmenin artması hareketsiz bir yaşam tarzına alıştırdı bizi. Her yere araba veya toplu taşıma ile gidiyoruz, bilgisayar karşısında masa başı işlerde çalışıyoruz ve çok televizyon seyrediyoruz. Obezite şu an önlenebilir ölüm sebepleri arasında sigaradan sonra ikinci sırada yer alıyor.

Bu haliyle kuş gribi veya küresel ısınmadan çok daha tehli olduğu tüm bilim çevrelerince kabul edildi. Uzun yıllar obezite cerrahisi üzerinde çalışmalar gerçekleştiren ve başarılı sonuçlara imza atan VM Medical Park Pendik Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr.

Samet Yardımcı obeziteyle ilgili korkutan gerçeği gözler önüne serdi.

Kadınların Yüzde 41’i Aşırı Kilolu!

Bugün obezite ile ilişkili olduğu kanıtlanmış birçok hastalık var. Bunların en başında şeker hastalığı olarak bilinen tip 2 diyabet hastalığı yer alıyor.

Yine kalp damar hastalıkları yani kalp krizi riski, yüksek tansiyon, damar tıkanıklıkları, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ki siroza kadar götürebilir hastayı, ciddi eklem rahatsızlıkları ve artmış kafa içi basınç sayılabilir. Yine birçok kanser türünün obez bireylerde daha sık görüldüğünü biliyoruz.

Bunların en başında meme, kalın barsak, rahim ve yemek borusu kanserleri geliyor. Yapılan araştırmaya göre ülkemizde erkeklerin yüzde 20’si, kadınların da yüzde 41’i obeziteyle karşı kaşıya! Örneğin 1.70 boyundaki birisi 115 kiloyu aştıysa bu artık morbid obezdir. Türkiye’de yaklaşık 1 milyon morbid obez var. Öncelikle hastanın yakınlarının, çevresinin bilinçli olması gerekiyor.

‘Ne var ki tut boğazını’, ‘rejim yap’, ‘az ye’, ‘spor yap’, ‘yürü biraz da’, ‘bak komşunun kızı kaç kilo verdi’ gibi yaklaşımlar bu hastalarda hiçbir işe yaramadığı gibi, birçok hastamızı da gereksiz yere suçluluk hissine kapılmasına sebep olmakta. Obez olmak kişinin suçu değil, bu bir hastalık.

‘Rambo Doktor’ Devri Kapandı

Obezite, bu işle profesyonelce ilgilenenlerin tedavi etmesi gereken bir hastalık. Birçok doktoru ilgilendiriyor aslında. Öncelikle obeziteye yol açan hormonal veya psikiyatrik bir bozukluk var mı onun araştırılması gerekiyor, sonra doğru beslenmenin hastaya öğretilmesi gerekli.

Doktor kontrolünde kullanılabilecek bazı ilaçlarla destek sağlanmalı, egzersiz programı hastaya özel olarak planlanmalı. Çünkü bu hastaların standart egzersizler esnasında sakatlanma ihtimali çok yüksek.

Tüm bunların denenip de başarısız olduğu hastalarda obezite ameliyatı en etkili tedavi yöntemidir. Dolayısıyla birbiri ile uyum içine çalışan endokrinolog veya dahiliye uzmanı, obezite ameliyatlarında tecrübeli cerrah, psikiyatrist ve diyetisyen mutlaka tedaviyi beraber üstlenmeli.

Her şeyi tek başına yapan ‘Rambo Doktor’ devri kapandı, zaman beraber çalışma zamanı.

Hastayı Tedavisiz Bırakmak Ameliyattan Daha Tehli!

Ülkemizde obezite arttıkça, obezite ameliyatları da buna paralel olarak arttı. Bir diğer konu da teknolojinin hayatın her alanına olduğu gibi ameliyatlara da sirayet etmesi oldu.

Yeni çıkan cihazlar ve görüntüleme yöntemleriyle, eskiden kapalı yöntemle yapılması neredeyse imkansız olan ameliyatları, çok rahat ve emniyetli olarak yapabilir hale geldik.

Ameliyatsız tedavi yöntemlerinin tükendiği noktada bu kadar ölümcül bir hastalıkla hastayı baş başa bırakmak ve ameliyat etmek gibi iki seçeneğiniz var. Risksiz bir ameliyat da maalesef yok, her ameliyatın olduğu gibi obezite ameliyatının da kendine göre bazı riskleri var.

Ayrıca, tecrübeli ellerde yapıldığında, bu ameliyatın riski aslında bir safra kesesi ameliyatı kadardır. Şunu unutmayalım, obezite hastalarını tedavisiz bırakmak ameliyattan çok daha tehli bir durumdur.

Son Günlerin En Çok Konuşulanı: Dr. Nowzaradan Diyeti

Источник: https://muscleandfitness.com.tr/obezite-ameliyati/

Obezite ameliyatlarında hangi yöntemi tercih etmeli?

Obezite Ameliyatları Vücudun Kilo Yönetimini Düzenliyor

Obezite, sadece çok yemekten kaynaklanan bir sorun olmadığı gibi basit bir şişmanlık ve kozmetik sorun olarak görülmemektedir.

Diyabetle başlayan, kardiyovasküler hastalıklar, damar sertliği, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları gibi hayati teh yaratabilecek hastalıkları tetikleme özelliğine sahiptir. En önemlisi de obezite kanserle doğrudan ilişkilidir.

Obeziteye sebep olan beslenme alışkanlıkları, kansere yol açan sağlıksız alışkanlıklarla da birliktelik gösterir. Meme kanseri, bağırsak kanseri, mide kanseri daha çok obez insanlarda görülmektedir.

Obezite cerrahisi hangi durumlarda kimlere uygulanabilir, faydalı mı zararlı mı?

Vücuttaki yağ miktarından çok yağın vücuttaki dağılımının nasıl olduğu önemlidir.

Erkeklerde daha çok görülen ‘elma tipi’ obezitede, yağ vücudun üst kısmında yani bel, üst karın ve göğüs bölgelerinde toplanırken, kadınlarda daha sık görülen ‘armut tipi’ obezitede, vücudun alt bölümünde, yani kalça, uyluk ve bacaklarda toplanmaktadır.

Vücut kitle indeksi (İ) dışında bel çevresi ölçümü, bel/kalça oranı gibi ölçümler de yapılarak, obezitenin tipi netleştirilir. Bel/kalça çevresi erkeklerde 0,9, kadınlarda 0,8’den az olmalıdır. Bel çevresinin erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm üzerinde olması kalp damar hastalıkları riskini artırmaktadır.

Ciddi obezite sınıfına giren kişilere cerrahi müdahale yapılıyor

Vücut kitle indeksine (İ) göre tanımlanır ve sınıflandırılır. İ vücut ağırlığınızın (kilogram cinsinden) boy uzunluğunuzun (metre cinsinden) karesine bölünmesi ile elde edilir.

  • İ 25-30: Kilolu
  • İ 30-35: Evre 1 Obez
  • İ 35-40: Evre 2 Obez
  • İ >40: Evre 3 Obez; Morbid Obez
  • İ>50: Süper Obez
  • İ>60: Süper Süper OBEZ

Evre 3 ve yukarısı, obeziteye bağlı komplikasyonların en ciddi oranda görüldüğü sınıflar olduğundan ölümcül obezite olarak da adlandırılırlar. Bu hastaların ilaç ve diyetle ciddi anlamda kilo vermesi çok zordur, cerrahi tedavi seçeneğinin gündeme gelmesi gerekebilir.

Bazen İ 35-40 arasında olan hastalara da; eğer eşlik eden ciddi ve kontrol edilemeyen bir rahatsızlıkları varsa diyabet, hipertansiyon veya kalp rahatsızlığı gibi, obezite ameliyatları önerilebilmektedir.

Laporaskopik cerrahi yöntemi ile hasta daha çabuk iyileşiyor

Ana amacı mide hacmini küçültmek olan obezite cerrahisi için sadece küçük kesilerden yapılan laparoskopik cerrahi ile hastalara açık cerrahiye kıyasla daha konforlu bir iyileşme dönemi sunulur.

Obezite cerrahisinde güncel yaklaşım: Robotik gastrik bypass ameliyatı

  • İntra-gastrik balon uygulaması: (Mide Balonu) Endoskopi ile yapılan yatış ve genel anestezi gerektirmeyen bir yöntemdir. Mide içerisine yerleştirilen ayarlanabilir bir balon ile mide hacmi küçültülerek kişide tokluk hissi oluşturulur.
  • Gastrik Bant: (Mide Kelepçesi) Ayarlanabilir silikon gastrik bant metoduyla yemek borusuyla midenin birleştiği yere silikon bant takılır ve bu bant yardımıyla kişinin yemek alımı azaltılır. Laparoskopik yöntemle uygulanan mide bandı küçük kesiler aracılığıyla yapıldığı için hasta çok kısa sürede günlük hayatına dönebilir ve 18-24 ay içerisinde fazla kilolarının yüzde 60-80’ini kaybedebilir. Hastanın ameliyat sonrası dönemde doktor ve diyetisyen ile uyum içinde olmasını gerektirir.
  • Gastrik Sleeve: (Tüp MİDE) Midenin hacminin küçültülmesi ve hastanın çok az gıdayla tokluk hissetmesi hedeflenir. Bu amaçla midenin belli bir bölümü cerrahi işlemle çıkarılır ve geriye tüp şeklinde bir mide bırakılır. Ayrıca midenin açlık hormonu salgılayan bölümü de çıkarıldığı için hastada açlık hissi oluşmaz. Hasta çok kısa sürede günlük hayatına dönebilir Ameliyattan sonra küçük hacimlerde gıda alınmasıyla hastalar kolayca doygunluk hissedebilir ve bir süre sonra bu iştah kaybına dönüşür. Ameliyattan sonraki birkaç yıl içinde kilo fazlasının %80-90’ını kaybedebilir.
  • Gastrik By-pass: Midenin büyük bir bölümü by-pass edilerek küçük hacimli bir mide oluşturulur ve ince bağırsaklara dikilir. Bu şekilde gıdanın normal yolu izlemesi engellenerek bilinçli bir emilim bozukluğu yaratılır. Bu tip ameliyatlardan sonra hastaya gerekli vitamin ve mineral takviyesi yapılarak, bir hafta içerisinde evine dönmesi sağlanır.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/obezite-ameliyatlarinda-hangi-yontemi-tercih-etmeli/

Obezite Ameliyatından Sonra Beslenme Düzeni De Değişmeli

Obezite Ameliyatları Vücudun Kilo Yönetimini Düzenliyor
Genel Cerrahi
Memorial Şişli Hastanesi

Çağımızın sağlık sorunlarından biri haline gelen obezitenin en önemli sebeplerinin başında hareketsiz yaşam, düzensiz ve sağlıksız beslenme geliyor.

Ortalama yaşam uzadıkça kişisel hareketlerin azalmasıyla birlikte hem üretim kapasitesinin azalmasına hem de yaşam kalitesinin düşmesine sebep olan aşırı kilonun mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor.

Memorial Sağlık Grubu Cerrahi Bölümü uzmanları, obezite cerrahisi ve ameliyat sonrası yaşam hakkında bilgi verdi.

Obezite cerrahisi, yaşam tarzı değişikliğinin ilk aşamasıdır. Ancak bu, tek başına etkili değildir. Bu cerrahi, bir yağ alma ya da hemen zayıflama yöntemi de değildir.

Kişinin beslenme alışkanlıklarını, porsiyonlarını değiştirmesi çok büyük önem taşır Obezite, ortalama yaşam ömrü uzadıkça yaşam kalitesini düşüren, sağlık harcamalarını artıran, insanların üretim kapasitelerini azaltan, kişisel ve toplumsal refahı, toplumların yaşam konforunu olumsuz etkileyen, mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü fazla kilolu olmayı ve obeziteyi, vücutta genel sağlığı bozacak derecede anormal veya gereğinden fazla yağ depolanması olarak tanımlıyor.

Bir dünya sorunu…

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyadaki obez sayısı 1980-2008 arasında ikiye katlanmıştır. 2008 rakamlarında ise 20 yaş ve üzeri fazla kilolu insan sayısının 1.4 milyar olduğu, bunların 200 milyonunu erkeklerin ve 300 milyonunu da kadınların oluşturduğu tespit edilmiştir.

Araştırma sonuçlarına göre 2012 yılı verileri değerlendirildiğinde, 5 yaş altı 40 milyon çocuğun fazla kilolu veya obez olduğu saptanmıştır. 2015 verilerine göre, vücut kitle indeksi 25'in üstünde olanlar kilolu, 30'un üstünde olanlar obez yani aşırı kilolu kabul edilmektedir. Dünyada; 15 yaş üstü yaklaşık 2.

3 milyar erişkin kilolu, 700 milyon kişi ise obezite sorunu ile karşı karşıyadır.

Önce kilo vermeye çalışılmalı

İlk tedavi basamağı cerrahi mi? Obezitenin öncelikli tedavisi cerrahi değildir. Hastaların diğer kilo verme yöntemlerinden diyet, egzersiz, davranış terapileri ve ilaçlara rağmen kilo verememesi durumunda son seçenek olarak düşünülmelidir.

Aşırı kilo sorunu yaşayan hastalar buna ek olarak; Tip 2 diyabet, metabolik sendrom, hiperlipidemi, hipertansiyon gibi önemli sağlık problemleri de yaşıyorsa cerrahi ile ideal kiloya kavuşması sağlanmalıdır.

Obezite cerrahisi için kimler aday olabilir? Obezitenin tedavisinde kalıcı kilo kontrolü sağlayan, aşırı kilonun neden olduğu; şeker hastalığı, uyku problemleri, kolesterol bozuklukları, karaciğer yağlanması ve kalp- damar hastalıkları gibi sorunların ortadan kaldırılması için en etkili tedavi cerrahidir.

Obezite ameliyatları hangi durumlarda gerçekleştirilir ve ameliyat için kimler adaydır? Vücut kitle endeksi 40'ın üzerinde olanlar, Vücut kitle endeksi 35'in üzerinde olup, aşırı kilonun yol açtığı kronik hastalıkları, özellikle de Tip 2 diyabet hastalığı bulunanlar, Yıllar içinde diyetle obezite tedavisinde başarısızlık, Uzun süre takip edilmiş ve obezite cerrahisi için uygun kabul edilen hastalar, Ameliyat risklerinin hasta için kabul edilebilir olması. Amerikan Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Birliği hasta seçiminde hangi kriterleri öneriyor? Beden kitle indeksi 40'ın üzerinde olanlar. lBeden kitle indeksi 35'in üzerinde olanlar ve buna eşlik eden yüksek tansiyon, Tip 2 diyabet, uyku apne sendromu hastalığı bulunanlar. l18 yaşından büyük ve 65 yaş sınır olan hastalar. En az 3 yıldır obezite sorununun var olması. Hormonal hastalıkların bulunmaması. Alkol ve ilaç bağımlılığının olmaması. Hastanın uygulanacak yöntemi anlaması ve ameliyattan sonra uyum sağlayabilecek durumda olması. Kabul edilebilir girişim riski olması. Obezite cerrahisinde hangi hastaya hangi teknik uygulanmalı? Hangi ameliyatın hangi hastaya uygulanmasının optimal sonuç vereceği, ancak hekim hasta görüşmesinden ve tıbbi verilerin değerlendirilmesinden sonra karar verilecek bir durumdur. Günümüzde bu ameliyatlar minimal invazif yani laparoskopik yöntemle başarıyla uygulanabilmektedir. Bu şekilde iyileşme süreci kısalmakta, daha az ağrı duyulmakta risk ve komplikasyon olasılığı azaltılabilmektedir.

Yaşam tarzı değişikliğinin ilk aşaması

Ameliyat sonrası hasta nasıl takip ediliyor? Hastalar ameliyat sonrası erken dönemde aktiviteye başlamakta ve üçüncü günde ise hastaneden taburcu edilmektedir. Ameliyat sonrası beş hafta obezite cerrahı ve diyetisyen eşliğinde sıkı takibe devam edilmektedir. Beşinci haftada normal katı gıdaya geçişin ardından takipler iki ayda bir devam etmektedir.

Obezite cerrahisi sonrası hastaları nasıl bir yaşam bekliyor? Obezite cerrahisi, yaşam tarzı değişikliğinin ilk aşamasıdır. Ancak bu tarz değişikliğine yardımcıdır ve tek başına da etkili değildir. Bu cerrahi bir yağ alma ya da hemen zayıflama yöntemi olarak da değerlendirilmemelidir. Cerrahi sonunda hastanın iradesine yardımcı olur.

Yani yeni dönemde hastaya çok önemli görevler düşmektedir. En önemlisi, beslenme alışkanlığının tekrar düzenlenmesidir. Bunun için diyetisyen ve psikolog yardımı ile kısa bir eğitim gereklidir. Daha sonra hastanın hareket ve aktivitesinin düzenlenmesi ile kalıcı kilo kontrolüne yönelik çeşitli eğitimler verilir.

Hastaların ameliyat sonrası diyetin yanı sıra spor ve düzenli fiziksel aktiviteyi de yaşamlarına sokmaları çok önemlidir.

Obezite ameliyatı cerrahi robot ile yapılabilir

Son yıllarda gelişen teknolojik imkanlara paralel olarak artık obezite cerrahisi minimal invaziv olarak yapılabilmektedir. Minimal invaziv, cerrahi robotun obezite ameliyatlarında kullanılmasıdır. Cerrahi robot ile daha iyi görüş sağlanmakta ve daha az komplikasyonla bu ameliyatlar yapılabilmektedir.

Robotun sağladığı görüş alanı daha geniş olduğu için cerrah daha konforlu bir şekilde bu ameliyatları yapmaktadır. Ayrıca cerrahın ulaşamadığı ve laparoskopik yöntemle daha zorlandığı işlemler robot vasıtasıyla çok pratik yapılabilmektedir. Cerrahi robot, obezite cerrahisinde keskin görüş sağlar. İşlem sonrası komplikasyonlar robotun keskin görüşü ile azalır.

Ayrıca gastrik by-pass ameliyatlarında anastomozların robot ile yapılması daha pratik ve daha hızlı olmaktadır.

Güncellenme Tarihi: 01 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 09 Haziran 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/obezite-ameliyatindan-sonra-beslenme-duzeni-de-degismeli/

Aşırı Kilo İle Gelen Sağlıksız Yaşamda ‘’Obezite Ameliyatı’’ Dönemi

Obezite Ameliyatları Vücudun Kilo Yönetimini Düzenliyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün “Sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı veya anormal yağ birikimi sonucunda ciddi sağlık sorunlarına yol açan durum” olarak tanımladığı obezite; normalde, yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının ortalama %15-20’sini, kadınlarda ise %25-30’unu yağ dokusu oluştururken, bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda %30’un üzerine çıkmasını obezite olarak adlandırılıyor. İnsanların kilo problemleriyle birlikte, vücudunda gelişen çeşitli hastalıkların ciddi risk oluşturması sonucu yapılan obezite ameliyatları hakkında Hisar Intercontinental Hospital Genel Cerrahi Bölümü Uzmanları bilgi verdi.

Obezite kiloyla birlikte hayati teh yaratabilecek hastalıklara yol açıyor

Obezite, sadece çok yemekten kaynaklanan bir sorun olmadığı gibi basit bir şişmanlık ve kozmetik sorun olarak görülmemektedir.

Diyabet ile başlayan, kardiyovasküler hastalıklar, damar sertliği, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları gibi hayati teh yaratabilecek hastalıkları tetikleme özelliğine sahiptir. En önemlisi de obezite kanserle doğrudan ilişkilidir.

Obeziteye sebep olan beslenme alışkanlıkları, kansere yol açan sağlıksız alışkanlıklarla da birliktelik gösterir. Meme kanseri, bağırsak kanseri, mide kanseri daha çok obez insanlarda görülmektedir.

Vücut kitle endeksi ölçümü ile obezite tipi belirleniyor

Vücuttaki yağ miktarından çok yağın vücuttaki dağılımının nasıl olduğu önemlidir.

Erkeklerde daha çok görülen ‘elma tipi’ obezitede, yağ vücudun üst kısmında yani bel, üst karın ve göğüs bölgelerinde toplanırken, kadınlarda daha sık görülen ‘armut tipi’ obezitede, vücudun alt bölümünde, yani kalça, uyluk ve bacaklarda toplanmaktadır.

Vücut kitle indeksi (İ) dışında bel çevresi ölçümü, bel/kalça oranı gibi ölçümler de yapılarak, obezitenin tipi netleştirilir. Bel/kalça çevresi erkeklerde 0,9, kadınlarda 0,8’den az olmalıdır. Bel çevresinin erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm üzerinde olması kalp damar hastalıkları riskini artırmaktadır.

Obezite ameliyatlarında uygulanan yöntemler:

  • İntra-gastrik balon uygulaması: (Mide Balonu) Endoskopi ile yapılan yatış ve genel anestezi gerektirmeyen bir yöntemdir. Mide içerisine yerleştirilen ayarlanabilir bir balon ile mide hacmi küçültülerek kişide tokluk hissi oluşturulur.
  • Gastrik Bant: (Mide Kelepçesi) Ayarlanabilir silikon gastrik bant metoduyla yemek borusuyla midenin birleştiği yere silikon bant takılır ve bu bant yardımıyla kişinin yemek alımı azaltılır. Laparoskopik yöntemle uygulanan mide bandı küçük kesiler aracılığıyla yapıldığı için hasta çok kısa sürede günlük hayatına dönebilir ve 18-24 ay içerisinde fazla kilolarının yüzde 60-80’ini kaybedebilir. Hastanın ameliyat sonrası dönemde doktor ve diyetisyen ile uyum içinde olmasını gerektirir.
  • Gastrik Sleeve: (Tüp MİDE) Midenin hacminin küçültülmesi ve hastanın çok az gıdayla tokluk hissetmesi hedeflenir. Bu amaçla midenin belli bir bölümü cerrahi işlemle çıkarılır ve geriye tüp şeklinde bir mide bırakılır. Ayrıca midenin açlık hormonu salgılayan bölümü de çıkarıldığı için hastada açlık hissi oluşmaz. Hasta çok kısa sürede günlük hayatına dönebilir Ameliyattan sonra küçük hacimlerde gıda alınmasıyla hastalar kolayca doygunluk hissedebilir ve bir süre sonra bu iştah kaybına dönüşür. Ameliyattan sonraki birkaç yıl içinde kilo fazlasının %80-90’ını kaybedebilir.
  • Gastrik By-pass: Midenin büyük bir bölümü by-pass edilerek küçük hacimli bir mide oluşturulur ve ince bağırsaklara dikilir. Bu şekilde gıdanın normal yolu izlemesi engellenerek bilinçli bir emilim bozukluğu yaratılır. Bu tip ameliyatlardan sonra hastaya gerekli vitamin ve mineral takviyesi yapılarak, bir hafta içerisinde evine dönmesi sağlanır.

Источник: https://hisarhospital.com/asiri-kilo-ile-gelen-sagliksiz-yasamda-obezite-ameliyati-donemi/

Obezite ameliyatları ilgili doğru bilinen yanlışlar

Obezite Ameliyatları Vücudun Kilo Yönetimini Düzenliyor

Obezite ameliyatları ile ilgili ön yargılar, fazla kiloların neden olduğu diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, KOAH ve bel fıtığı gibi önemli sağlık sorunlarıyla yaşamaya mahkum oluyorlar. Bunun yanı sıra obezite ameliyatını 'sihirli bir değnek' gibi düşünüp hızla ideal kilosuna ulaşacağını düşünen hastalar da sonrasında hayal kırıklığı yaşayabiliyor.

Toplumdaki yaygın inanışın aksine, günümüzdeki teknolojik gelişmeler ve edinilen tecrübeler sayesinde, tam teşekküllü hastanelerde ve uzman ellerde yapıldığı takdirde, obezite cerrahisindeki risk diğer mide ameliyatlarından daha yüksek olmuyor.

Üstelik hastalar uzmanların önerdikleri diyet ve spor programlarına uydukları takdirde 2 yıl içinde fazla kilolarının yüzde 70 – 95'i gibi büyük bir oranından kurtulabiliyor.

Ancak ameliyat sonrasında uzmanların önerdikleri beslenme ve egzersiz programlarına düzenli olarak uyulduğu takdirde! Bu nedenle uzmanlar her fırsatta obezite cerrahisiyle ilgili hatalı ve eksik bilgilerin doğrularını dile getiriyorlar.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca obezite ameliyatı hakkında toplumda doğru sanılan yanlış bilgileri anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Yanlış: Fazla kilosu olan herkes obezite ameliyatı olabilir

Doğrusu: Kilolu olan herkesin obezite ameliyatı olabileceğine dair bir inanış var. Örneğin 20 kilo fazlası olan bir kişi ideal kilosuna kavuşmak için obezite ameliyatı olmak isteyebiliyor.

Ancak obezite ameliyatı kozmetik amaçlarla değil, hastaların sağlıklı bir yaşam sürmeleri için yapılıyor, dolayısıyla her kilolu kişiye uygulanmıyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından bildirilen kriterlere göre; Vücut Kitle İndeksi (İ) 40 kg/m2'yi aşan veya 35-40 kg/m2 arasında olan ve buna diyabet, hipertansiyon ile uyku apne sendromu gibi hastalıkların eşlik ettiği kişiler aday olarak kabul ediliyor.

Bunların yanı sıra hastalar obezite sorununun altında yatan etkenlerin belirlenmesi ve yeme alışkanlıkları ile psikolojik durumları hakkında fikir edinilmesi için çok detaylı bir incelemeden geçiriliyor.

Yanlış: Obezite ameliyatı ölümcül risk taşıyor

Doğrusu: Toplumdaki yaygın inanışın aksine günümüzde gelişen teknikler sayesinde, ameliyat tam teşekküllü bir hastanede ve Dünya Sağlık Örgütü'nün öngördüğü şekilde yapıldığı takdirde, obezite ameliyatlarındaki risk, herhangi bir hastalık yüzünden gerçekleştirilen mide ameliyatlarından daha fazla değil. Obeziteye eşlik eden diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve damarlarda pıhtı oluşumu gibi ek risk faktörleri varsa bunlara yönelik gerekli tedbirler alınarak riskin kabul edilebilir bir düzeye inmesi sağlanıyor.

Yanlış: Arkadaşım çok kilo verdi, ben de aynı teknikle ameliyat olacağım

Doğrusu: Obezite için uygulanan çeşitli ameliyat türleri mevcut. Sleeve gastrektomi (tüp mide), gastrik bypass (midenin küçültülüp ince bağırsağa bağlanması), ayarlanabilir gastrik band (mide kelepçesi) bu ameliyat türlerinden en sık uygulananları. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr.

Bilgi Baca hastanın tercihi göz önünde bulundurulsa da hangi yöntemin uygulanacağına, yapılan pek çok değerlendirmenin ardından uzmanların karar verdiğine dikkat çekerek, “Çünkü ameliyatın başarısındaki en temel faktör hastaya doğru yöntemi uygulamak.

Aksi halde yeterli başarı elde edilemeyebilir” diyor.

Yanlış: Ameliyatla hemen ideal kiloma kavuşabilirim

Doğrusu: Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca obezite ameliyatını sihirli bir değnek gibi düşünmemek gerektiğinin altını çiziyor. Ameliyat diyet ve spora rağmen kilo vermekte güçlük çeken veya ağır obezite nedeniyle hareket dahi edemeyen kişilere destek olmak için uygulanıyor.

Dolayısıyla ameliyat sonrasında hastaların sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmeleri ve düzenli spor yapmaları çok önemli.

Hastalar ameliyat sonrasında uzmanların önerdikleri diyet ve egzersiz programına uyduklarında 6 ay içinde fazla kilolarının yüzde 40'ını, 2 yıl içinde de yüzde 75-90 gibi yüksek bir oranını verebiliyor.

Yanlış: 2. kez ameliyat olmak mümkün değil

Doğrusu: Ameliyatın ardından verilen diyet ve egzersiz programlarına uymadıkları için kilo alan hastalar bir daha ameliyat olamayacakları kaygısına kapılıyorlar. Sanılanın aksine 2. kez obezite ameliyatı olmak mümkün.

Baca “Yapılan ameliyata göre aynı ameliyat veya başka bir ameliyat yöntemine çevirme işlemi yapılabiliyor.

Örneğin; hasta tüp mide ameliyatı sonrasında kilo almışsa, bir film çekilerek midenin durumu değerlendirilip bazen gastrik bypass'a çevrilebiliyor” diyor.

Yanlış: Ameliyattan sonra ömür boyu ilaç kullanmam gerekecek

Doğrusu: Obezite ameliyatları emilimin azaltılması ve/veya gıda alımının kısıtlanması prensibiyle kilo verilmesine katkı sağlıyor.

Bazı tekniklerde, örneğin gastrit bypass, biliyoenterik bypass gibi emilimi etkileyen ameliyatlarda hastaların özellikle demir ilaçları ile B 12, D vitamini gibi bazı vitamin takviyelerine ihtiyaçları olabiliyor.

Bunlar da 2-3 ayda bir serum yoluyla verildiği veya ağız yoluyla geçici bir süre alındığı için hastaya ek bir yük getirmiyor.

Источник: https://www.kadinvekadin.net/obezite-ameliyatlari-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar.html

Obeziteye Bağlı Hastalıklar ve Obezite Ameliyatı

Obezite Ameliyatları Vücudun Kilo Yönetimini Düzenliyor

Obezitenin yol açtığı hastalıklar çoğunlukla obezite ameliyatı sonrasında ortadan kalkmaktadır.

Bu makalemizde obeziteye bağlı hastalıklar ve obezite ameliyatı türlerini ele alacağız. Aynı zamanda obezite ameliyatı ile ilişkili riskleri, faydaları ve yan etkileri gözden geçireceğiz.

Doktorlar obez olduğunuzu söylediğinde, çoğunlukla bunu sizi kötü hissettirmek için yapmazlar. Obezite, kilo ile ilgili spesifik bir tıbbi terimdir.

“Obezite” sözcüğü vücutta çok fazla yağ bulunması anlamına gelir. Çoğunlukla vücut kitle indeksine dayalı olarak belirlenir. Vücut kitle indeksi kilonuzu boyunuzla karşılaştıran bir ölçüdür.

Vücut kitle indeksi 25 ila 29.9 arasında olan kişiler obez değil, fazla kilolu olarak kabul edilir. 30 ve daha fazla vücut kitle indeksi ise obezitenin işaretidir.

Obezitenin Zararları

Obezite;

  • Yüksek tansiyon
  • Kalp hastalığı ve felç
  • Tip 2 diyabet
  • Bazı kanser türleri
  • Kireçlenme
  • Gut
  • Yüksek kolesterol
  • Fazla kiloya bağlı eklem problemleri,
  • Uyku apnesi gibi, uyurken aniden nefesin durmasına neden olan nefes problemleri,
  • Safra kesesinde taş
  • Diğer safra kesesi hastalıkları

Gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Obez olan herkes bu sağlık sorunlarının tümünü yaşayacak diye bir kural yoktur. Ancak bu sağlık sorunları ailenizde bir veya daha fazla kişide varsa sizin de bu hastalıklara yakalanma riskiniz artmaktadır.

Bununla birlikte fazla kilonun nerede toplandığı da obezitenin zararları için önemli bir faktördür. Mide ve bel çevresinde toplanan yağlar, kalça ve basen bölgesinde toplanan yağlara göre daha zararlıdır.

Obeziteye Bağlı Hastalıklar

Şimdi, obeziteye bağlı hastalıkları daha detaylı bir şekilde ele alalım.

Kalp Hastalığı ve Felç

Fazla kilolu kişilerde yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol görülme riski artmaktadır. Bunların her ikisi de kişiyi kalp hastalığı veya felce daha yatkın hale getirir.

Obez kişilerde az miktarda kilo vermek bile kalp hastalığı veya felç riskini azaltır. Kilonun %5-%10’unun verilmesinin ise kalp hastalığı riskini önemli ölçüde düşürdüğü tespit edilmiştir.

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabet hastalarının büyük çoğunluğu aşırı kilolu veya obezdir. Kilo vererek, sağlıklı beslenerek, yeterince uyuyarak ve daha fazla egzersiz yaparak tip 2 diyabet riskini düşürebilirsiniz.

Tip 2 diyabet hastalarının kilo vermesi ve fiziksel olarak daha aktif hale gelmesi kan şekeri düzeylerinin kontrol edilmesine yardımcı olabilir. Ayrıca kilo vermek Tip 2 diyabet hastalarının ilaç kullanma ihtiyacını da azaltır.

Kanser

Kolon kanseri, menapoz sonrası göğüs kanseri, rahim duvarı kanseri, böbrek kanseri ve özofagus kanseri türlerinin obeziteyle ilişkili olduğu ispatlanmıştır. Bazı çalışmalar obezitenin safrakesesi, yumurtalık ve pankreas kanserine de neden olabildiğini göstermiştir.

Safra Kesesi Kanseri

Safra kesesi kanseri ve safra kesesi taşları en çok fazla kilolu kişilerde görülmektedir.

İronik bir şekilde hızlı kilo vermek veya çok fazla miktarda kilo vermek de safra kesesi taşı olasılığını yükseltmektedir. Bu nedenle obez kişilerde hızlı kilo verilmemelidir. Bunun yerine haftada yarım kilo ila bir kilo arasında kilo verimi sağlanmalıdır.

Osteoartirit (Kireçlenme)

Osteoartirit özellikle dizleri, kalçaları veya sırtı etkileyen yaygın bir eklem rahatsızlığıdır. Fazla kilolar bu bölgelerdeki eklemlere fazla yük bindirir  ve normal koşullarda eklemleri koruyan kıkırdak dokuya zarar verir.

Kilo vermek dizler, kalçalar ve sırtın alt bölgesindeki baskıyı azaltarak osteoartirit belirtilerini azaltır.

Gut Hastalığı

Gut, eklemleri etkileyen bir hastalıktır. Özellikle kanda çok fazla ürik asit bulunduğunda meydana gelir. Fazla ürik asit eklemlerde kristal birikmesine yol açar.

Gut fazla kilolu kişilerde daha yaygındır. Ne kadar kilo alınırsa, gut hastalığına yakalanma riski o kadar artar.

Uyku Apnesi

Uyku apnesi fazla kilodan kaynaklanan bir nefes problemidir.

Uyku apnesi kişinin uyku sırasında şiddetli bir şekilde horlamasına ve kısa süreli olarak nefesinin durmasına neden olur. Uyku apnesi gündüzleri uyuklamaya neden olabilir ve kalp hastalığı ve felç riskini yükseltir.

Kilo vermek çoğunlukla uyku apnesinin iyileşmesini sağlamaktadır.

Obeziteden kurtulmak için kilo vermenize yardımcı olacak adımlar atabilirsiniz. Birkaç kilo vermek bile sağlığınız ve moraliniz üzerinde olumlu etkiye sahip olacaktır.

Başlangıç olarak haftada yarım kilo ila 1 kilo vermeyi hedefleyin. Amerikan Ulusal Kalp, akciğer ve Kan Enstitüsü’ne göre fazla kilolu veya obez olan yetişkinler 6 ay içerisinde kilolarının %5-%10’unu vermeyi hedeflemelidir.

Bir zayıflama programına başlamaya hazırsanız kişisel hedeflerinizi belirlemek için doktorunuzla görüşün. Doktorunuz sizi bir diyetisyene yönlendirecektir. Diyetisyen sizin için bir beslenme planı hazırlar. Ayrıca fizyoterapist ve bir spor uzmanı da egzersiz konusunda size yardımcı olacaktır.

Obezite Ameliyatı

Aşağıdaki kriterleri göz önüne alarak obezite ameliyatı olma fikrini değerlendirebilirsiniz.

  • Yetişkin obezlerde tip 2 diyabet hastası olmak.
  • Obezite ameliyatı ile ilişkili risk ve faydaların farkında olmak.
  • Obezite ameliyatı sonrası beslenme programı hakkında bilgi sahibi olmak.
  • Obezite ameliyatı sonrasında kiloyu korumak için yaşam tarzında değişiklikler yapmayı kabul etmek.

Obezite ameliyatı çoğunlukla ergenlik çağındaki bireylerde uygulanmamaktadır. Ancak vücut kitle indeksi 35 ve üzeri olan ve obeziteye bağlı ölüm riski taşıyan ergenlerde obezite ameliyatı bir seçenek olarak değerlendirilmektedir.

Obezite ameliyatı hakkında sorularınız varsa doktorunuzla görüşünüz. Obezite ameliyatı her obez için mümkün olmayabilir. Doktorunuz bu konuda sizi bilgilendirecektir.

Obezite Ameliyatı Türleri

Obezite ameliyatı olduğunuzda cerrah mide ve küçük bağırsağınızda belirli değişiklikler gerçekleştirir. En yaygın şekilde uygulanan obezite ameliyatı türleri şunlardır:

Gastrik Baypas

Roux-en-Y ameliyatı olarak da bilinir. Gastrik baypas ameliyatında cerrah midenin kese adı verilen çok küçük bir kısmını bırakır.

Bu kese çok fazla yiyecek ihtiva edemez ve dolayısıyla kişi daha az yemek yer. Yediğiniz yiyecekler midenin geri kalanını pas geçerek keseden doğrudan küçük bağırsağa ilerler.

Gastrik baypas ameliyatı mideyi görmek için bir kamera kullanılarak çeşitli kesikler yoluyla yapılır (laparoskopi).

Ayarlanabilir Gastrik Bant

Cerrah, midenin üst kısmının etrafına küçük bir bant koyar. Bu bandın içinde küçük bir baloncuk vardır ve bu baloncuk bandın ne kadar sıkı veya gevşek olduğunu kontrol eder. Bant midenize gidebilecek yiyecek miktarını sınırlar. Bu ameliyat laparoskopi kullanılarak yapılır.

Sleeve Gastrektomi Ameliyatı-Tüp Mide Ameliyatı

Tüp mide ameliyatı olarak da bilinen sleeve gastrektomi ameliyatında midenin büyük bir kısmı alınır ve yalnızca midenin üst kısmında dar bir kısım bırakılır. Bu kısma gastrik sleeve adı verilir. Tüp mide ameliyatı aynı zamanda ghrelin adı verilen acıkma hormonunu da azaltabilir. Böylece kişi daha az yemek yer.

Tüp mide ameliyatının yapılışı aşağıdaki videoda gösterilmiştir:

Duodenal Switch Ameliyatı

Duodenal Switch ameliyatı midenin büyük bölümünün alındığı ve yiyeceklerin küçük bağırsağa iletiminin gastrik sleeve ile sağlandığı karma bir ameliyattır. Kişinin yediği yiyecek miktarını sınırlar. Ancak duodenal switch ameliyatı sonucunda kişi besinlerin yeterince emiliminin sağlanmaması nedeniyle ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri yeteri kadar alamayabilir.

Obezite Ameliyatının Faydaları

Obezite ameliyatı sonrasında çoğu kişi 18-24 ay içerisinde sağlıklı kilosuna kavuşur. Bu noktadan itibaren bazı kişiler yeniden kilo almaya başlasa da bu çok az kişide meydana gelmektedir.

Obeziteye bağlı hastalıklar çoğunlukla obezite ameliyatı sonrasında ortadan kalkar. Diyabet gibi hastalıklar hızla iyileşir. Yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkların iyileşmesi biraz daha zaman alabilir.

Obezite Ameliyatının Riskleri ve Yan Etkileri

Obezite ameliyatının yan etkileri arasında mide bulantısı, kusma, şişkinlik, ishal, aşırı terleme, gaz ve baş dönmesi yer almaktadır.

Obezite ameliyatı ile ilişkili ciddi yan etkiler arasında kanama, enfeksiyon, dikişlerin bulunduğu yerden sızıntılar, bacaklarda oluşan ve kalp ile akciğerlere ilerleyen kan pıhtıları yer almaktadır. Ancak bunlar az sayıda kişide görülür.

Obezite ameliyatı ile ilişkili uzun vadeli problemler, ameliyatın türüne göre değişir. En yaygın görülenler arasında özellikle gastrik baypas ameliyatından sonra görülen “boşaltma sendromudur”. Boşaltma sendromunda yiyecekler küçük bağırsağa çok hızlı ilerler.

Semptomlar arasında mide bulantısı, halsizlik, terleme, bayılma, öğün sonrasında ishal yer almaktadır. Bu semptomlar obezite ameliyatı olan kişilerin yaklaşık %50’sinde görülmektedir. Ancak şekerli yiyeceklerden kaçınmak ve bunun yerine lifli yiyeceklere yönelmek bu riskleri önemli ölçüde azaltır.

Obezite ameliyatı sonrasında D vitamini eksikliği yaşıyorsanız, D vitamini eksikliği makalemizi okumak için tıklayınız.

Hızlı kilo kaybı safra kesesinde taşa yol açabilir. Bunu önlemek için doktorunuz ameliyattan sonraki ilk 6 ay içerisinde takviye edici safra tuzları almanızı önerebilir.

Ameliyat sonrasında vücudun yiyeceklerden gerekli vitamin ve mineralleri alması zorlaştığından, kişinin yediği yiyeceklere çok dikkat etmesi gerekmektedir. Özellikle besleyici yönü kuvvetli yiyeceklerle beslenilmelidir.

Hızlı kilo kaybı ve yetersiz beslenme hamile kadınlarda bebeğin gelişimine zarar verebilir. Doktorlar obezite ameliyatı sonrasında kişi sağlıklı kilosuna kavuşana kadar hamileliği tavsiye etmemektedir.

Источник: https://www.iyibakkendine.com/obezite-ameliyati-turleri-yan-etkileri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.