Obezite Cerrahisi İle Kaç Kilo Vermek Mümkün?

Obezite Cerrahisi Nedir? Obezite Cerrahisi Kimlere Uygulanır?

Obezite Cerrahisi İle Kaç Kilo Vermek Mümkün?

Obez hastalarının kilo vermelerine yardımcı olmak amaçlı gıda alımlarının veya besin emilimlerinin ya da her ikisinin birden azaltılması amacıyla sindirim sistemlerine cerrahi müdahalede bulunulmasına “obezite cerrahisi” ya da “bariatrik cerrahi” denilmektedir.

Obezite cerrahisinin kilo verme konusunda kesin ve kalıcı bir etki sağlaması için kişinin önemli bir operasyon geçirdiğinin bilincinde olması, ameliyat sonrasında beslenmesine ve egzersizlerine devam etmesi gerekir.

Obezite cerrahisi ile tedavi olan hastaların kilo verme hızları çok yüksektir ancak kilonun korunması için kişinin yaşam tarzını kalıcı olarak değiştirmesi ameliyatlardan sonraki dönem için de oldukça önemlidir. 

Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte obezite cerrahisi alanında önemli gelişmeler olmuştur. Kapalı yani laparoskopik yöntemle yapılan obezite ameliyatları sonrası hasta kısa zamanda iyileşir ve günlük hayatına kolaylıkla geri dönebilir.

Ameliyat sürecinin kolaylaşması ve ameliyat sonrası risklerin azalması obezite tedavisinde cerrahi yöntemlerin tercih edilme oranını arttırmıştır. Üstelik başarılı bir obezite cerrahisi sonrasında hastanın yaşadığı, obeziteden kaynaklanan sağlık problemlerinden de kurtulmak mümkündür.

Obezite; uyku apnesi, yüksek tansiyon, solunum bozuklukları, depresyon, iktidarsızlık, insülin direnci, kolesterol yüksekliği ve felç gibi hastalıkların da oluşmasına sebep olmaktadır.

Obezite Cerrahisi Çeşitleri

Obezite cerrahisinde ameliyatlar iki farklı amaçla yapılmaktadır.  

  • Kısıtlayıcı ameliyatlarda, midenin hacmi küçültülür; mideye giren gıdaların miktarı ve kişinin yediği gıda miktarı azaltılır.
  • Emilimi azaltan ameliyatlarda, besin emilimini azaltmak için bağırsakların bir kısmı alınır.  

Mide Kelepçesi Ameliyatı

Alınan gıdaları kısıtlamaya yönelik yapılan yaklaşık 1- 2 saat süren bir obezite ameliyatıdır. Mide kelepçesi ameliyatı laproskopik yöntemle yapılır; hasta genel anesteziyle uyuşturulur ve travma oluşma ihtimali oldukça azdır.

Bu ameliyatta midenin üst kısmına şişebilen bir bant takılır; mide iki bölüme ayrılır. Midenin üst kısmında küçük, alt kısmında büyük bölüm yer alır; bölümler arasında çok küçük bir kanal bırakılır.

Cerrahi işlemden sonra enfeksiyon kapma ya da her hangi bir komplikasyonun oluşma ihtimali oldukça azdır. Hastanede kalış süresi kısadır ve istenirse ileriki dönemde mideye takılan kelepçe çıkarılabilir.

Başarılı geçen bir mide kelepçesi ya da mide bandı operasyonundan sonra hasta çok çabuk doyar, ağırlığının ¼ ü ile ¾ ü oranında kilo kaybeder ve obeziteye bağlı hastalıkları iyileşir.

Tüp Mide Ameliyatı

Mide küçültme olarak da bilinen tüm mide ameliyatı; gıda alımını kısıtlayıcı ameliyatlardan biridir. Tüp mide ameliyatında midenin yaklaşık %75’lik bir kısmı cerrahi yolla alınır, kalan ince uzun kısım bağırsaklara bağlanır.

Mide Kelepçesi ameliyatından farklı olarak geri dönüşü olmayan bir ameliyattır. Kapalı yöntemler yapılır bu sebeple hastanın normal hayatına dönme süresi hızlanır.

Göreceli olarak yeni uygulanmaya başladığı için uzun dönem sonuçlarıyla ilgili yeterli araştırma yapılamamıştır. Tüp mide ameliyarı sonrası ciddi komplikasyonlar görülmez ancak ilk bir hafta hastanın dinlenmesi gerekir.

Başarılı bir tüp mide ameliyatı sonrasında kişinin yemek porsiyonları küçülür, midenin kesilen tarafından salgılanan açlık hormonu azalır, sindirim sisteminin anatomisi değiştirilmez.

Gastrik Bypass

Çok hacimli yiyen ve çok karbonhidrat tüketen hastalarda çoğunlukla tercih edilen, en eski obezite cerrahi yöntemlerinden biridir. Hem alınan gıdaları kısıtlar hem de alınan gıdaların emilimini azaltır. Kolay ve kısa sürede sona eren bir operasyondur.

Bu operasyon sırasında midenin büyük bölümü atlanır ve küçük hacimli bir mide oluşturulur ve oluşturulan küçük hacimli mide ince bağırsaklara bağlanır.

Midenin kullanılmayan kısmı vücutta durur, bu operasyonda hiç bir organ kesilmez; kapalı yöntemle yapıldığı için komplikasyon riski de oldukça düşüktür.

Başarılı geçen gastrik bypass ameliyatından sonra çok yemek yenemez, emilim azaldığı için kişinin aldığı kalori azalır; metabolizma hızlanır. Yapılan araştırmalara göre gastrik bypass ameliyatı olan hastaların %90 ‘ı kilolarının %50 sini vermeyi başarmışlardır.

Gastirk Bypass, Mide küçültme ve mide kelepçesi ameliyatları haricinde kullanılan başka cerrahi yöntemler de bulunmaktadır. Duodenal Switch bu yöntemlerden biridir. Ancak bu ameliyat oldukça beceri istediğinden sayılı cerrahlar tarafından gerçekleştirilebilir. Bu ameliyatın özünde mideyi küçültmek ve yağ emilimini azaltmak vardır.

Yağlı yiyecek tüketen hastalar için özel olarak geliştirilmiş bir metot olma özelliğini taşır. Cerrahi müdahaleler içerisinde en kapsamlı kilo verdirme yöntemi olarak dikkat çeker ve aşırı kilolu kişilerde diğer cerrahi yöntemlere göre daha etkilidir.

Duodenal Switch yöntemi ile hastanın kilo kaybı %90’ı bulabilir, şeker hastalıkları ve nefes tıkanıklığına %99 oranında çözüm sunar. Ameliyat sonrasında hastalarda kronik ishal vakaları görülebilmektedir. 

Obezite Cerrahisi Kimler İçin Uygundur? 

Obezite cerrahisi hormonal rahatsızlığı olmadığı halde kilo veremeyen, diğer tedavi yöntemlerinde başarı sağlayamamış ya da tekrar kilo almış kişilerin, sağlık durumları bozulmaya başladığında obezite cerrahisi devreye girer. Ancak her obezite hastası olan kişi cerrahi yöntemlerin uygulanması için uygun değildir.

Cerrahi yöntemlerin uygulanabilmesi için aranan bazı kriterler mevcuttur. Hastaların ameliyata uygun olup olmadıkları obezite cerrahisi doktorları tarafından detaylı bir şekilde incelenir ve sağlıkları için herhangi bir tehdit oluşturmayacağı kanısına varılırsa hasta ameliyata alınır. 

  • Kişi 18- 56 yaşları arasındaysa,
  • Kişinin vücut kitle endeksi 40 veya yukarısındaysa,
  • Kişinin obeziteden kaynaklanan kalp hastalıkları, diyabet hastalığı, uyku apnesi veya yüksek kolesterolü varsa,
  • Kişinin hormonlarıyla ilgili bir sorunu yoksa,
  • Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı yoksa,
  • Hasta 5 yıldır obez ise ve diğer tedavi yöntemleri işe yaramadıysa obezite cerrahisi uygulanabilir. 

Obezite Cerrahisi Fiyatları

Obezite ameliyatlarının fiyatları değişkenlik göstermektedir. Ameliyat yapan doktorun deneyimi, ameliyat sonrasında hastanın yoğun bakım ihtiyacı olursa yoğun bakım ücreti, hastanede kaç gün kalındığı gibi bir çok faktör obezite cerrahisi fiyatlarının değişmesini sağlamaktadır. 

Eğer hasta devlet hastanelerinde obezite ameliyatı olmak isterse ve cerrah da bu devlet hastanesinde ameliyat yapıyorsa SGK kısmen masrafları karşılamaktadır. Ancak bunun için Kişinin vücut kitle endeksinin 40’ın üzerinde olması ve içerisinde endokrin uzmanının da olduğu bir kurul tarafından heyet raporunun olması gerekmektedir.  

Источник: https://www.safahastanesi.com.tr/saglik-kosesi/Obezite-Cerrahisi-Nedir-Obezite-Cerrahisi-Kimlere-Uygulanir

Obezite cerrahisi nedir? Obez olup olmadığınızı nasıl anlarsınız?

Obezite Cerrahisi İle Kaç Kilo Vermek Mümkün?

Değişen yaşam şeklimiz ve beslenme alışkanlıklarımız sağlığımızı etkilemekte obeziteyi, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sık rastlanan önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkartmaktadır.

Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, obezite hakkında sık sorulanları cevapladı.

Şişmanlık Cerrahisi nedir?

Beden Kitle İndeksi ya da vücuttaki yağ oranı ölçülerek şişman oldukları belirlenen hastaların kilo vermelerine yardımcı olmak amacıyla sindirim sistemine cerrahi müdahalede bulunulmasına “obezite cerrahisi” ya da “bariatrik cerrahi” denmektedir.

En uygun adaylar kimlerdir?

Öncelikle kişinin en az üç yıldır devam eden obezite şikayetinin bulunması, kronik alkol ve ilaç bağımlılığının bulunmaması ve kabul edilebilir ameliyat riski sınırları içinde olması gerekir. Obezite cerrahisi yapılacak bir hastanın aktif bir psikiyatrik hastalığı olmamalıdır.

Yaş sınırlaması olmamakla beraber 20-60 yaşları arasında daha güvenle ameliyat yapılabilir. Cerrahi, kilo vermede son çare olarak düşünülmelidir. Obezite cerrahisi hormonal rahatsızlığı olmadığı halde kilo veremeyen, diğer tedavi yöntemlerinde başarı sağlayamayan ya da tekrar kilo almış kişilerin, sağlık durumları bozulmaya başladığında yapılmalıdır..

Şişmanlık Cerrahisi Ameliyatı nasıl etkili oluyor?

Obezite tedavisinde cerrahi yöntemleri temelde gıda alımını azaltan, besinlerin emilimini kısıtlayan ya da her ikisini birden sağlayan yöntemler olarak sınıflandırabiliriz. Kısıtlayıcı ameliyatlarda, midenin hacmi küçültülür; mideye giren gıdaların miktarı ve kişinin yediği gıda miktarı azaltılır.

Emilimi azaltan ameliyatlarda, besin emilimini azaltmak için bağırsakların bir kısmı bypass edilir. Ameliyat olan hastanın yapılan ameliyat tipine bağlı olarak aldığı günlük gıda miktarı ve alınan gıdanın bağırsaklarda emilim oranı azalır.

Böylece hasta hızlıca kilo verir. Fakat Obezite cerrahisinin kilo verme konusunda kesin ve kalıcı bir etki sağlaması için kişinin önemli bir operasyon geçirdiğinin bilincinde olması, ameliyat sonrasında beslenmesine ve egzersizlerine devam etmesi gerekir.

En sık hangi ameliyat yapılıyor?

Günümüzde obezite cerrahisinde en sık yapılan iki ameliyat gastrik bypass (mide baypası) ve sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatlarıdır. Bu ameliyatlar laparoskopik olarak, küçük deliklerden yapılabiliyor. Bu yöntem ile daha küçük kesilerle daha az ağrılı ve güvenli bir şekilde ameliyat gerçekleştirilebiliyor.

Gastrik bypass ameliyatında ilk olarak mide hacmi küçültülerek hastanın alabileceği yiyecek miktarı azaltılmaktadır. Buna ilave olarak ince barsakların bir kısmı bypass edilmektedir.

İnce bağırsakta gıdaların kat ettiği yol kısaldığı için besinlerin emilimi azalmaktadır. Bu ameliyat tekniği yüksek kalorili diyetle beslenme alışkanlığı olan hastalarda daha fazla tercih edilmelidir.

Çünkü bu tip hastalar az miktarda ama yüksek kalorili gıdalarla beslenme alışkanlığına sahiptirler.

Tüp midede ne yapılıyor?

Sadece gıda alımını azaltan ameliyatlarla yeterli kilo kaybına ulaşmak mümkün olmayabilir. Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) ameliyatında ise midenin büyük kenarı kesilip çıkartılarak bir mide tüpü oluşturulur.

Bu teknik ile hem midenin hacmi azaldığı için alınan gıda miktarı azalır hem de çıkartılan mide bölümünden salgılanan ve açlık hormonu olarak tanımlanan GHRELİN hormon seviyesinde düşme sağlandığı için tokluk hissi oluşumu gerçekleşmektedir. Böylece hastaların normal sindirim sistemi bütünlüğü korunarak hızlıca kilo verebilmeleri sağlanabilir.

Dünyada ve Türkiye’de en çok Gastrik Bypass ameliyatı uygulanıyor!

Gastrik bypass ameliyatı yakın zamana kadar Amerika Birleşik Devletler’inde en sık uygulanan ameliyat tekniğiydi. Fakat tüp mide ameliyatı hem daha kolay olması hem de bypass ameliyatına benzer sonuçlar elde edilmeye başlanması nedeniyle hem dünyada hem de ülkemizde en sık uygulanmaya başlanan ameliyat olmuştur.

Ameliyat uzun sürüyor mu?

Ameliyat süresi yapılan ameliyatın tipine, hastanın şişmanlık derecesine ve cerrahi ekibin deneyim ve tecrübesine göre farklılık gösterebilir. Tüp mide ameliyatları genellikle 60-90 dk kadar sürmektedir.

Ayrıca hastanın ameliyata hazırlanması ve uyutulması 20-25 dk ve hastanın ameliyattan sonra uyandırılması da 20-25 dk kadar sürmektedir. Gastrik bypass ameliyatında bu süre bir miktar daha uzun olabilmektedir.

Obezite cerrahisi sonrası ne kadar sürede ne kadar kilo verilir?

Laparoskopik gastrik bypass ameliyatlarında iki yıl sonunda beklenen kilo kaybı yaklaşık yüzde 70, sleeve gastrektomi ameliyatında yaklaşık yüzde 60 civarında olup verilen toplam kiloda hastanın ameliyat sonrasındaki uyumu çok önemlidir. Kilo vermedeki başarı hastanın ameliyat sonrası diyet ve egzersiz programına uyması ile doğru orantılıdır.

Ameliyat sonrası ne zaman işe dönmek mümkün?

Obezite ameliyatlarından sonra genellikle hastalarımıza 15 gün ev istirahatı önermekteyiz. Hasta masa başı çalışıyor ise 15 gün sonra işine dönebilmektedir. Yoğun fiziksel aktivite gerektiren işler için ve spora başlamak için yaklaşık 30 gün beklenmesi tavsiye edilir.

Tekrar kilo alma riski var mı?

Obezite ameliyatlarından sonra kilo verme yaklaşık 1,5 – 2 sene kadar devam etmektedir. Bazı durumlarda hastalar fazla kilolarını bu süreç tamamlanmadan bir yıl gibi kısa bir sürede verebilmektedir.

Ameliyat sonrasında sağlıklı kilo verme ve ideal kilonun korunması için en önemli faktörler dengeli beslenme ve egzersizdir. Bununla beraber uzun dönemde asıl başarı size önerilen tüm kurallara ne kadar uyduğunuza da bağlıdır.

Eski beslenme alışkanlıklarını değiştirip, sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı edinmek, düzenli egzersiz yapmak, ameliyat sonrası kontrollerini aksatmamak, motivasyonunu bozmamak ve gerekirse psikolojik destek almak verilen kiloların geri alınmaması için önemlidir.

Şişmanlık ameliyatlarının riski nedir?

Obezite cerrahisi tüm diğer ciddi cerrahi müdahaleler gibi belirli riskler taşır. Standart risk faktörleri hastanın genel sağlık durumu, hastanenin teknik imkanları ve cerrahi ekibin deneyimidir.

Obezite ameliyatlarının en sık görülen riskleri kanama, anastomoz kaçakları (zımba hattında kaçak), demir, kalsiyum, vitamin D ve B12 eksiklikleri, beslenme bozuklukları ve safra kesesi taşı oluşumudur. Tüm laparoskopik obezite ameliyatlarından sonra açık cerrahiye dönme ve vücudun belli yerlerinde sarkmalar görülmesi mümkündür.

Şişmanlık ve şeker hastalığı riski

Источник: https://indigodergisi.com/2017/12/obezite-cerrahisi/

Cerrahi yöntemlerle 50 kilo vermek mümkün

Obezite Cerrahisi İle Kaç Kilo Vermek Mümkün?

TÜİK’in 2014 yılı verilerine göre ülkemizde nüfusun yüzde 33,7’si fazla kilolu, yüzde 19,9’u ise obez. Dünya Sağlık Örgütü, obeziteyi tüm dünyayı etkileyen salgın olarak tanımlıyor. Önümüzdeki yıllarda bu salgının boyutunun da artması bekleniyor. Kilo, kişinin yaşamını kısıtlayan önemli bir sorun.

Yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren kilolar, özgüveni de olumsuz etkiliyor. Bedene eklenen yük artıkça sürekli acıkmak ve yemek, içinden çıkılması zor bir döngüye dönüşüyor. Obezite cerrahisi konusundaki çalışmalarıyla pek çok hastanın sağlığına kavuşmasında önemli rol oynayan Doç. Dr.

Halil Coşkun, obezitenin tüm dünyada artışıyla ilgili şunları söylüyor:

“Maalesef hem ülkemizde hem de dünyada obezitede önemli bir artış var. Teknolojinin gelişmesi ve şehir hayatının alışveriş merkezi odaklı hale gelmesi, hareketsiz geçen saatlerin artmasına neden oluyor.

Yüksek kalorili yiyecek ve içeceklerle çevrili bir yaşam stili, kilo alımını çok daha kolay hale getiriyor. Özellikle çocuk ve gençlerde obezite artış gösteriyor.

Bununla bağlantılı olarak eskiden orta yaşlarda gördüğümüz hastalıkları, şimdi çocuklarda görmeye başladık.”

Dr. Coşkun, fazla kiloların ne zaman bir sağlık sorununa dönüştüğü konusunda “Kilo konusundaki ayrımı vücut kitle indeksine göre yapıyoruz. Bu indeks, vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle hesaplanır.

Vücut kitle indeksi 18-25 arasında olanlar normal kiloda, 25-30 arasındaki kişiler fazla kilolu, 30 ve üzeri olanlar obez olarak tanımlanır” diyerek hangi durumlarda cerrahi yöntemlere başvurulduğunu ise şöyle anlatıyor:

“Obezitede temel sorun, kilo ile birlikte yandaş hastalıkların artmasıdır. Fazla kilolar, diyabet, tansiyon, kalp hastalıkları ve karaciğer yağlanması gibi pek çok sağlık sorununa neden oluyor. Kanser türleri ile fazla kilo arasında önemli bir ilişki var.

Uyku sorunları, bedeni taşımakta zorlanan dizlerdeki sakatlanmalar hastaların en fazla şikâyet ettiği konular arasında yer alıyor. Kilo yükseldikçe kişinin egzersiz yapması ve yediklerini kontrol etmesi zorlaşıyor. Diyet ve egzersizle zayıflayamayan hastalar için cerrahi yöntemler kilo vermeyi kolaylaştırıyor.

Eksilen her kiloda, yandaş hastalıklarda da iyileşme gözlemliyoruz.”

Operasyondan sonra hastanın hayatı kökten değişiyor

Beden kitle indeksi 35’in üzerinde olan kişilerde cerrahi yöntemler, yaşam kalitesini yükselten önemli bir etki yaratıyor. Ameliyat sonrasında kişi adım adım kilo kaybetmeye başlıyor. Bedenin taşıdığı ağırlık azalınca yandaş hastalıklar da düzelmeye başlıyor. Ameliyat sonrasında kişinin mutlaka diyetine uyması gerekli.

Belki çocukluğundan beri hiç ideal kiloda olmamış kişiler, 50-60 kilo verdiklerinde önlerinde yeni bir yaşam başlamış oluyor. Genellikle operasyonu takip eden bir yılda “yeniden doğdum”, “Bir yaşındayım” gibi ifadeler kullanıyorlar.

Bir insanın böyle köklü bir şekilde hayatını değiştirebilmek, hastaları olduğu kadar beni ve çalışma arkadaşlarımı da etkileyen, son derece mutluluk veren bir durum.”

Obezite cerrahisinde çeşitli tedavi şekilleri olduğunu belirten Doç. Dr. Halil Coşkun, “Bunlar arasında ülkemizde ve dünyada en yaygın kullanılanlar Tüp Mide Ameliyatı, Gastric (Gastrik) Bypass ve Mide Balonu’dur. Hangi yöntemin tercih edileceği yandaş hastalıklar dikkate alınarak, hasta ve hekimin ortak görüşüyle belirlenir” diyerek yöntemler hakkında şu bilgileri verdi:

Tüp Mide Ameliyatı nedir?

Mide, kapasite olarak 1,5-2 litrelik hacme sahiptir. Tüp mide ameliyatında mide dikey olarak bölünerek büyük bir kısmı çıkartılır. Ameliyattan sonra mide, dar ve uzun bir şekil alır. Oluşan bu görüntü nedeniyle operasyon, tüp mide ameliyatı olarak adlandırılır.

İşlem sonrası midenin kapasitesi 150-200 mililitrelik bir hacme düşürülmüştür. Midenin yaklaşık yüzde 80-85’lik bölümü devre dışı bırakıldığı için tüketilen yemek miktarı da azalacaktır. Ayrıca yüksek oranda mideden salgılanan ve açlık hormonu olarak bilinen Ghrelin’de de azalma meydana gelmektedir.

Böylelikle ameliyatın ardından kişinin iştahı da azalacağından kilo kaybedeceği bir sistem oluşturulmuş olur.

Mide Balonu nedir?

Endoskopik bir yöntemdir. Bu uygulama geçici bir yöntem olup balonun midede kalış süresi 6 aydır. Bunun en önemli avantajı hastanın genel anestezi almasına gerek olmamasıdır. Bu yöntem de bir balonun mide içerisine bırakılması nedeniyle bu isimle anılmaktadır.

Silikondan yapılmış bir balon içerisine izotonik bir sıvı konur ve şişirilir. Balon, 400-700 cc arasında bir hacme sahiptir ve hastanın beden kitle endeksine uygun olan bir miktarda sıvı enjekte edilerek şişirildikten sonra midenin içerisine serbest olarak bırakılır.

Balon ülkemizde ve dünyada, çoğunlukla 550-600 cc olacak şekilde şişirilir. Mide balonu taktıran kişilerin mutlaka midelerini korumaları gerekiyor.

Bu anlamda işlem sonrasında balon çıkartılıncaya kadar hastalarımızdan, mide asidini azaltıcı bir ilacı kullanmalarını istiyoruz.

Obezite cerrahisinde çok yaygın kullanılan bu ameliyatta hem mide hacmi küçültülür hem de ince bağırsakta emilim zorluğu yaratılır. Böylece, ameliyat sonrasında hızla kilo kaybı gerçekleşmektedir. Bu ameliyatı geçirmiş kişilerin ameliyattan sonraki bir yılda, fazla kilolarının yüzde 80-85’ini kaybetmesi mümkündür.

Hangi yöntem tercih edilirse edilsin, hastanın operasyondan sonra diyetine uyması ve yeni beslenme alışkanlıklarına geçmesi önemlidir. Operasyon sonrası dönemde, yeni bir yaşama geçen hastalarımıza adaptasyon sürecini hızlandırmak için destek oluyoruz.”

Metabolik cerrahi ile obezite dahil bir çok hastalıktan kurtulmak mümkün

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/cerrahi-yontemlerle-50-kilo-vermek-mumkun/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.