Obezite Depresyona Neden Oluyor

içerik

Obezite Nedir? Obezite Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Obezite Depresyona Neden Oluyor

Obezite vücuttaki yağ dokusunun aşırı fazlalaşmasıyla ortaya çıkan, bunun sonucunda kişinin sağlık problemlerine ve hastalıklara yakalanma riskinin artmasına sebep olan komp bir rahatsızlıktır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından, Vücut Kitle İndeksi (İ) 30’un üzerinde olan kişiler “obez” olarak kabul edilirler.

Günümüzde obezite çocuklardan yaşlılara kadar herkeste görülmektedir ve obezite hastalarının sayıları her geçen gün artmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi, iş yoğunluğunun ve stresin artması, beslenme alışkanlıklarının değişmesi gibi birçok neden toplumdaki obez kişilerin sayılarının artmasına neden olmaktadır. 

Kişinin tıbben obez olup olmadığının belirlenmesi adına çeşitli hesaplama yöntemleri kullanılsa da, vücuttaki yağ oranının ölçümünde en yaygın olarak kullanılan belirleme yöntemi “Vücut Kitle Endeksi” dir. Vücut kitle endeksini hesaplamak için kişinin kilosunun, boyunun karesine bölünmesi gerekir. Bu işlemden çıkan sonuç kişinin kilosunun tıbben ne anlama geldiği konusunda bilgi vermektedir.

Obezite problemi olan kişilerde vücut kitle endeksi 30’un üzerindedir.

Vücut kitle endeksi 30’un üzerinde olan yani obez kişilerde; vücuttaki yağ oranı kişilerin sağlığını tehye sokacak niteliktedir ve gerekli önlemlerin acil olarak alınması çok önemlidir.

Obezite tedavi edilmezse ve kişi fazla yağlardan kurtulamazsa kalp damar hastalıkları, uyku apnesi, felç, eklem ve kemik hastalıkları, diyabet, kanser ve diğer kronik hastalıklar gibi sağlığı olumsuz yönde etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir. 

Obezite Belirtileri

Kilo alma süreci genellikle bir anda gerçekleşmez. Kişiler zaman içerisinde kilo alsalar da kilo aldıklarını fark etmeleri zor olabilir; fark ettikleri zaman ise obezite sınırına yaklaşmış olabilirler. Obeziteye doğru adım adım ilerlendiğinin bazı belirtileri şunlardır; 

  • Eski kıyafetler dar gelmeye başlamış ve kişinin bu kıyafetler içindeki rahatlık hissi azalmışsa,
  • Tartıda çıkan rakam her geçen gün artıyorsa,
  • Bel bölgesinin çevresi git gide yağlanıyorsa,
  • Vücut kitle indeksi hesaplama sonuçları 30’a yaklaşıyorsa,
  • Az efor harcandığında dahi yorgunluk hissediliyorsa,
  • Aşırı terleme başladıysa,
  • Nefes alıp vermekte zorluk yaşanıyorsa,
  • Sabahları baş ağrısı oluyorsa

kişiler obez olma yolunda hızla ilerliyorlardır veya çoktan obez olmuşlardır.

Obezite Nedenleri

Kalori alımı ve enerji harcama arasındaki denge kişinin kilosunu belirler. Eğer kişi yaktığı kalori miktarından fazla kalori alıyorsa kilo artışı; kişi yaktığı kaloriden az kalori alıyorsa kilo kaybı yaşanır. Bu sebeple obezitenin en temel sebebi fazla kalori alımı ve hareketsizliktir. Bu sebepler haricinde obeziteye sebep olan farklı unsurlar da bulunmaktadır. 

Yanlış Beslenme: Fazla yağlı, fazla şekerli, fazla tuzlu gıdalar tüketen kişilerin obezite hastası olma olasılığı sağlıklı beslenen kişilere göre oldukça fazladır. Yapılan araştırmalara göre hazır gıda tüketimi ile obezite arasında doğrusal bağlantı olduğu bilinmektedir. 

Genetik Faktörler: Ailesinde obezite hastalığı olan kişilerin genetik olarak bu hastalığa yakalanma riskleri daha yüksektir.

  Genetik özellikler, vücudun yağ depolama mekanizmasında görevli olan hormonların salınım miktarlarını ve etkinliğini belirlediği için obezite hastalığının oluşumunda da belirleyici olabilmektedir.

Örneğin, tokluk hissini veren leptin hormonunun yeterince salgılanamadığı durumlarda kişi kilo almaya daha yatkındır. 

Aşırı Beslenme: Özellikle yağ içeren gıdalar çok tüketiliyorsa kişinin obez olma olasılığı yüksektir. Yağ ve şeker oranı yüksek gıdalar kalori bakımından çok yüksektir ve kilo alınmasına sebep olur. 

Karbonhidrat Ağırlıklı Beslenme: Karbonhidratlar, kandaki şeker oranını ve insülin salınımını arttırırlar. İnsülin salınımın artması durumunda yağ hücrelerinin oluşumu da artmaktadır. 

Hareketsizlik: Hareket düzeyi düşük olan kişiler, hareketli kişilere oranla daha az kalori yakarlar. Yakılan kalorinin alınan kaloriden az olması durumunda ise kilo almak kaçınılmazdır. 

İlaçlar: Kişinin kullandığı bazı kimyasal ilaçlar kilo alımına sebep olabilir. Bazı antidepresanlar, diyabet ilaçları, hormon ilaçları, tansiyon ilaçları iştahı arttırabilir ve dikkat edilmediği takdirde kilo alınmasına sebep olabilir. 

Psikolojik Faktörler: Bazı kişiler, duygu yoğunluklarına göre beslenme eğilimindedir. Can sıkıntısı, mutsuzluk, stres veya öfke gibi duygu yoğunlukları yaşandığı sırada normalden çok fazla gıda tüketirler ve böylece kilo alırlar. 

Hastalıklar: İnsülin direnci, tiroit hastalıkları, polikistik over sendromu, hipotalamus bozuklukları, hipofiz bezi hastalıkları ve uyku apnesi gibi hastalıklar da obeziteye sebep olmaktadır. 

Obezite Tedavisi

Kilo verilmesi için sayısız öneriler vardır ancak bunlardan çoğu maalesef özellikle obez hastaları için etkisizdir. Obezite tedavisinde bilinenin aksine tek yöntem cerrahi metotlar değildir; davranış değişikliği tedavisi, egzersiz tedavisi, beslenme tedavisi, ilaç tedavisi de obezite ile mücadelede başvurulan tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır.

Obezite hastalığı ile mücadelede kullanılan yöntemlerden ziyade kişinin bilinçlenmesi ve kararlı olması en önemli noktadır.

Kişinin sağlığının kötüye gittiğini ve bu gidişatı durdurması gerektiğini anlaması şarttır. Hiçbir tedavi yöntemi tek başına verimli değildir.

Kişinin bilinçlenmesi ve hayat tarzını değiştirmeye çalışması ise kilo verme sürecini daha zahmetsiz ve daha verimli hale getirecektir. 

  • Beslenme Tedavisi: Alınan kalori miktarını azaltmak ve yeme alışkanlıklarını değiştirmek obeziteyle mücadelenin en önemli adımıdır. Kişiye ve kişinin sağlık durumuna özel uygulanan diyetlerle başlangıçta kilo kaybı hızla görülür, fakat zamanla yavaşlar. Kilo kaybının yavaşladığı bu dönemde kişinin sabırlı ve kararlı olması; diyeti bırakmaması gerekir. Günlük alınan kalorilerin azaltılması, tüketilen gıdaların ve içeceklerin kalorilerinin hesaplanması, bol kalorili yiyeceklerin yerine sebze, meyve gibi sağlıklı besinlerin tüketilmesi kısaca sağlıklı gıda seçimlerinin yapılması bu tedavinin verimliliğini arttıracaktır.
  • Egzersiz Tedavisi: Fiziksel aktiviteleri arttırmak obezite tedavisinin temel unsurlarından biridir. Sadece yürüyerek dahi kişiler formlarını koruyabilirler. Obez hastalarının egzersiz tedavisinde dikkat edilmesi gereken önemli hususlar vardır. Eğer hastanın sağlık durumu yeterince iyi değilse ve hayati fonksiyonlara sahip organları işlevlerini kaybetmişse egzersiz seviyesinin doğru belirlenmesi gerekmektedir. Aşırı kilo durumu varsa düşük dozda egzersizler yapılmalı ve aşırı yük binen organları hasara uğramadan egzersiz seviyesi adım adım arttırılmalıdır.
  • Davranış Değişikliği Tedavisi: Bu tedavi ile ulaşılmak istenen amaç kişinin yaşam tarzını değiştirmektir. Kişinin neden yemek yediği, ne zamanlarda daha fazla yemek yemeğe ihtiyaç duyduğu gibi konular doğrultusunda kişi bilinçlendirilerek doğru davranışların sergilenmesi, kişinin kilo alırken yaptığı yanlışlıkların düzeltilmesi hedeflenir. Gerekirse aynı problemden yakınan kişilerle bir araya getirilir ve kilo vermenin zorluklarını herkesin yaşadığı kişiye gösterilir. Bu tedavi kilo vermenin kalıcı olması adına da oldukça önemlidir. Hastanın kendisini gözleme, kontrol etme, yeni davranışlar geliştirmesi, kendini ödüllendirmesi gibi adımlar bu tedavide kullanılmaktadır.
  • İlaç Tedavisi: Kilo kaybetmek için sağlıklı bir diyet uygulanmalı ve düzenli bir egzersiz programı takip edilmelidir. Ancak bazı durumlarda ilaç tedavisi kilo verme sürecini destekleyebilir. İlaç tedavisi kişinin kilo vermesini tek başına sağlayamaz sadece kilo verme sürecini düzenler veya hızlandırır. Kişinin sağlık geçmişi, olası yan etkiler düşünülerek doktor tarafından hastaya bazı ilaçlar verilebilir. Doktor kontrolü olmadan kilo verdirdiği iddia edilen ilaçların tüketilmemesi gerekir, aksi etki edip kilo artışının gözlendiği durumlar da vardır.
  • Cerrahi Tedavi: Obeziteyle mücadelede tüm yöntemler denenmiş ve başarı sağlanamamışsa, genellikle son çare olarak cerrahi müdahaleye başvurulur. Cerrahi müdahaleler iki farklı amaçla uygulanmaktadır. Bariatrik cerrahide amaç besinlerin sindirim emilimlerini azaltmaktadır. Bariatrik cerrahide gastrik bantlama, bypass, gastrik balon, mide küçültme ameliyatı gibi yöntemler kullanılır. Rekonstrüktif cerrahi daha çok estetik amaçlarla yapılır ve vücuttaki yağ azalır. Ancak hasta obezite hastalığını ve kilo verme sürecini yaşam tarzı haline getirememişse tekrar eski kilosuna geri dönebilir. 

Obeziteyi Önleyecek Tavsiyeler

  • Sağlıklı bir beslenme programı belirleyin; yediklerinizin kalorilerine dikkat edin ve gün içerisinde yaktığınızdan fazla kalori tüketmemeye özen gösterin.
  • Porsiyonlara dikkat edin.
  • Hareket etmekten vazgeçmeyin, eğleneceğiniz aktiviteler bulun ve bu aktiviteler sırasında hareket etmeye özen gösterin. Gerekirse hobilerinizi değiştirin kapalı mekanda oturmanıza engel olacak ve sizi eğlendirecek yeni şeyler deneyin.
  • Televizyon izlediğiniz ve bilgisayar başında olduğunuz kısacası ekran karşısında geçirdiğiniz zamanı kısıtlayın. Ekran karşısında hareketsiz kalmaktansa dışarıda vakit geçirmeye çalışın; özellikle akşam saatlerinde yemek yedikten sonra, kalori yakma sürecinizin hızlanması adına yürüyüş yapın ve rutininizin dışına çıkın.
  • Tartıya çıkmaktan çekinmeyin, tartılmaktan korkmaya başladığınız anda yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Kilonuzu kontrol altında tutmak için zaman zaman tartılmalı ve vücut kitle indeksinizi hesaplamalısınız.
  • Bol ve geniş kıyafetleri giymeyi seviyor olabilirsiniz ancak mutlaka dar ve elastik olmayan kıyafetleri de dolabınızda bulundurun. Kıyafetleriniz bol olduğunda içinde rahat hissedersiniz ve kilo aldığınızı anlamanızı sağlayacak rahatsızlık hissi yaşamazsınız.
  • Su için. Uzmanların görüşlerine göre günde en az 1,5 lt su içmek hem vücudun genel sağlığı açısından hem de metabolizmayı hızlandırıp kilo vermeyi desteklediğinden oldukça önemlidir.
  • Evinizde abur cubur bulundurmayın, buzdolabının önünde çok vakit geçirmeyin.

Источник: https://www.safahastanesi.com.tr/saglik-kosesi/Obezite-Nedir-Obezite-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi

Toplumun Obezlere Bakış Açısı

Obezite Depresyona Neden Oluyor

Son yıllarda özellikle genç nesillerde en çok görülen hastalıkların başında obezite ve depresyon gelmektedir. Özellikle yapılan araştırmalara göre kesin olmamakla beraber obezite ve depresyon arasında bir bağlantı olduğu tahmin edilmektedir.

Obezitenin depresyona neden olabildiği gibi çift etkileşim sonucu depresyon durumlarının da obeziteye neden olduğu bilinmektedir. Özellikle uzun dönemli depresyon yaşayan hastaların obezite riski daha fazla olmaktadır.Obez hastalar arasında farklı psikolojik yapılarda bulunmaktadır.

Sadece yeme alışkanlıklarının obeziteye etki ettiği söylense de yanlış beslenme ve yanlış ortamlarda yemek yeme zamanla dengesiz beslenmenin etkisi ile obez sorununu ortaya çıkarmaktadır.

Obez hastalarında en sık görülen olumsuz psikolojik düşüncelerin başında kendine güvensizlik, çekingenlik ve sosyal yaşamdan kopya gibi yapılar oluşturmanın yanında genç obezlerde evlilik çağına gelinmesi ile beraber ciddi depresyon durumlarının oluşmasına etki etmekle beraber artan fiziksel aktivite azlığı obezite hastalığının sürekli artmasına neden olmaktadır.

Genel olarak toplum tarafından obezlere belli olarak uygulanmasa da yansımalı psikolojik ile ayrımcılık uygulanmaktadır. Özellikle evlilik ve sosyal ilişkilerde obezlerin uğramış oldukları ayrımcılık hastaların daha çok içine kapanmalarına neden olmasından özellikle tedavi sürecinde zorluklar oluşturmaktadır.

Ülkemizde meslek gruplandırmaları üzerinden obezlere uygulanan ayrımcı düşünce hastaların motive kaynaklarının tükenmesine neden olmaktadır.
Obezitenin yaşa göre depresyonla ilişkisi ise 2008 yılında yapılan bir araştırma kapsamında çapraz sıralama olarak açıklanmıştır.

Erişkin yaşlarda obezite sorunu olan hastalarda beraberinde depresyon oluşurken genç yaşlarda depresyon oluşumu ise beraberinde obeziteyi oluşturduğu görülmektedir.

Leptin Hormonunun Obeziteye Etkisi

Depresyon ve obezitenin ilişkisinin leptin hormonu üzerinden kaynaklandığı tahmin edilmektedir.

Leptin hormonu toklu hissi oluşturmasının yanında antidepresan etkisinin de bulunmasından dolayı eksikliği durumunda hem açlık hissinin artması hem de depresyon psikolojisinin artmasını oluşturmaktadır.

2009 yılında yılında yapılan bir araştırma kapsamında obezite teşhisinde sadece vücut kitle indeksi üzerinden gidilmemesi ve hastanın vücut ağırlığının da teşhis aşamasında değerlendirilmeye alınması gerektiği belirtilmiştir.

İkizlerde Obezite ve Depresyon İlişkisi

Obezitenin nedenlerinin tespiti için genetik teşhisin önemini vurgulamak isteyen araştırmacılar özellikle ikizler üzerinde yaptıkları incelemede depresyonun genetik bileşenlerinin obezite ile %12-13 oranında paylaşıldığı tespit edilmiştir.

Hangisi Bir Diğerinin Etkiliyor
Genel olarak obezitenin depresyon ile ilişkisi tam olarak açıklığa kavuşmamış olsa da 2010 yılında Dr.

Luppino ve çalışma arkadaşları tarafından yapılan meta analiz kapsamında her iki hastalığında birbirini etkilediği ve hangisi daha önce oluşuyor ise peşinden diğerini getirdiği sonucu ortaya çıkmıştır.

Yani hasta obez ise ilerleyen dönemlerde depresyon ya da hastanın herhangi bir nedenden dolayı depresyona girmesi ve uzun süre kalması durumunda ise beraberinde obezite oluşumunu getirdiği tahmin edilmektedir. Niceliksel olarak ikili arasında yapılan araştırmalarda ise obezite hastalarının zamanda %50-55’i oranında depresyon oluştuğu gibi depresif dönemlerde olan hastalarda ise %58-60 oranında obezite başlangıcı görülmektedir.

Obezitenin Tehli Psikolojik Düşüncelere Neden Olması

Obezite dış görünüm sorunu oluşturmasından dolayı özellikle bayanlarda intihar düşüncelerinin oluşmasına bile neden olabildiği görülmektedir. Özellikle 18-39 yaş arası bayanlarda obezite kaynaklı dış görünüm sorunlarından dolayı oluşan depresyon durumunda ilk kurtuluş olarak intihar düşüncesinin %25-30 oranında olduğu görülmektedir.

Obezite Ameliyatı Depresyon Oluşunu Önlüyor Mu?

Çağın hastalıkları arasında kendine yer bulan obezite için en etkili tedavi yöntemleri arasında bulunan obezite ameliyatı özellikle kısa sürede fayda sağlamasından dolayı hastaları aşırı kilolarından kurtararak psikolojik olarak da hastalara destek sağlamaktadır.

Hasta kendinde oluşan değişimi görmesi ile beraber motive olma duygusu artmasından dolayı birçok sağlık sorunlarında da düzelme görülmektedir. Özellikle solunum problemleri, damar sorunları gibi hastalıklarında düzelmesi daha sağlıklı bir yapı oluşturmasından dolayı hastalardaki iyileşme süresi tetiklenmektedir.

Obezite ameliyatı etkili olasının yanında kendi başına bir zayıflama aracı olarak da düşünülmemesi gerekmektedir. Ameliyat sonrası hastaların verilen programlara kesinlikle uyması gerekmektedir. Bazı durumlarda ağır psikolojik sorun kaynaklı obezite hastalığı için uygulanacak ameliyat ile beraber psikolojik destekte alınması gerekebilmektedir.

Özellikle hastaların bazı alışkanlıklarının önlenmesi ve tedavi sürecine motive olması için hem ailesinin desteği hem de psikolojik destek alması gerekmektedir.

Obezite ameliyatı sonrası yaşanacak hızlı kilo vermenin kontrol altında tutulması ve tekrar kilo alınmasının önlenmesi için hastalara tedavi sürecinin önemini kavramasını sağlamasına yardımcı olunacak aktiviteler hakkında da bilgi verilmesi gerekmektedir.

Ebeveynlere Düşen Görev

Başta Amerika gibi ülkelerde obezite hastalığının artmasındaki en büyük neden işlenmiş gıda ve fast food kültürümüm çok yaygınlaşması ile beraber genç obezite sorunları ortaya çıkmaktadır.

Genç obezite beraberinde depresyonu da getireceğinden dolayı aslında hastalığın toplumsal bir hastalık olarak değerlendirilmesi ve başta ebeveynler olmak üzere kapsamlı bir eğitim ve önleme programları oluşturulması gerekmektedir.

Özellikle ebeveynler çocukları doğru beslenmeye teşvik etmeye yönlendirmenin yanında okul kantinlerinde obeziteye zemin hazırlayan gıdalarında satışının durdurulması yönünde çalışmaların yapılması gerekmektedir. Son yıllarda ülkemizde de artan hazır ve işlenmiş gıdaların tüketimi obezite oranlarının artmasına neden olmaktadır.

Источник: http://www.drerolvural.com/obezite-ve-depresyon-riski/

Depresyon Nedir? Depresyon Belirtileri ve Tedavsi – Sağlık Ocağım .NET

Obezite Depresyona Neden Oluyor

Depresyon, toplumsal bir ruh sağlığı sorunudur ve toplum içinde son derece yaygın, çok az tanınan ve üzerinde çok fazla efsanenin döndüğü, yanlış bilgilerin çok yaygın olduğu çok kritik bir durumdur. Depresyon kelime anlamıyla duygu çöküntü hali demektir. Depresyon bir rahatsızlık, hem biyolojik, hem sosyal hem de bireyin kişisel özelliklerini ilgilendiren çok etmenli bir tablodur.

Depresyon duygu hali bir çöküntünün en önemli belirtisidir. Duygu hali çöküntüsü (ze alamama, genel isteksizlik ) şeklinde tanımlanabilir.

Aynı zamanda depresyon duygu hali çöküntüsünden başka düşünce yapısını ilgilendiren, bedensel biyolojik tabloları değiştiren ve davranışlar üzerinde etkisi olan bir rahatsızlıktır.

Depresyona en sık eşlik eden diğer bir duygu şekli de bunalımdır.

Depresyona neden olur?

Depresyontıbbi bir tablodur ve depresyon psikolojik bir görüntü, ilişkiler, yaşam ile çok bağlantılı olmakla beraber, beyin biyokimyasını ilgilendiren biyolojik bir ayağı olan da bir sorundur, bu nedenle bazı tıbbi ve kronik rahatsızlıklar, özellikle merkezi sinir sistemini ilgilendiren birçok rahatsızlık orta ve uzun dönemde depresyona neden olabilir.

Bu rahatsızlıkların içinde birçok biyokimyasal etkenler, endokrin sistemi ilgilendiren hastalıklar, ayrıca multisistem denilen vücudun birçok bölgesini tutan kronik ve sistemik hastalıklar iki boyutta depresyona sebep olabilir.

Birincisi, B12 vitamini eksikliği ya da tiroid hastalıklarına neden olarak depresyona yol açabilirler.

İkincisi ise, kronik ve zorlu hastalıklar çok ciddi işlev bozukluğu yarattığı için sosyal ve psikolojik olarak o birey üzerinde depresyonun gelişmesine neden olabilir. Bu durum çok önemli bir konudur.

Çünkü altta yatan ciddi bir hastalık eğer depresyona zemin hazırlamış ise bunlar çok iyi tespit edilmeli ve bunların da tedavisi yapılmalıdır.

Depresyon belirtileri

Depresyon toplumda sıkça kullanılan bir kelimedir. Birini moralsiz, keyifsiz gördüğümüzde depresyonda olup olmadığı sorulur fakat bahsedilen depresyon hastalık olan depresyondur. Hastalık olarak görülen depresyon en az iki hafta sürer.

Bu 2 hafta içerisinde birey umutsuz, karamsar, moralsiz ve kederli ise, hayattan ze almıyorsa, kişi eskiden sevdiği müzik dinlemeyi, eğlenmeyi, sinemayı gitmeyi, arkadaşları ile dışarı çıkmayı sevmiyorsa, çok sinirli ise, alıngan ise, yavaş yavaş herkesten uzaklaşmış ise, yalnız kalmak istiyorsa, kendisi ile ilgili suçluluk duyguları hissediyorsa, dalgın ve unutkan ise, çok kaygılıysa, intihar etmeyi düşünüyorsa bu kişinin depresyonda olduğu gözle görülür biçimde fark edilir, çünkü bu belirtiler depresyon belirtileridir.

Bunların dışında uyku bozukluğu, uykuya dalmakta zorlanma var ise, sabah kalktığında kişi kendini dinlenmiş hissetmiyor ya da çok erken uyanıyorsa, kişi kendine bakmıyorsa, koyu renk elbiseler giymeyi tercih ediyorsa, işe ve okula gitmek istemiyorsa, alkol ve madde kullanımına meyilli ise bunlarda depresyon belirtileri olabilir.

Depresyon belirtilerini sıralayacak olursak:

  • Umutsuzluk
  • Karamsarlık
  • Moralsiz ve üzüntülü olmak
  • Yaşamdan ze almamak
  • Daha önce ze alınan aktivitelerden ve hobilerden ze almamak
  • Arkadaşlarından ve çevresindeki insanlardan uzaklaşmak
  • Yalnız kalmayı istemek
  • Kendisini hep suçlu hissetmek
  • Dalgın ve unutkan olmak
  • Aşırı kaygılı olmak
  • İntihar etmeyi düşünmek
  • Uyku bozuklukları (erken uyanmak, uyandığında kişinin kendisini yorgun hissetmesi ya da uyuyamamak, uykuya dalmakta güçlük çekmek gibi)
  • Kişisel bakımı ihmal etmek
  • Genellikle koyu renk elbiseler giymeyi tercih etmek
  • İşe veya okula gitmek istememek
  • Alkol ve benzeri maddelere karşı meyilli olmak gibi belirtiler depresyon belirtileri olabilir.

Depresyon nasıl teşhis edilir?

Depresyonun diğer sıkıntılardan ayırt edilmesi oldukça önemlidir. Çünkü doğal hayatın içinde bir insanın geçici bir süre yaşamdan keyif alamaması, sıkıntılı ve isteksiz döneminin olması yaşamın bir özelliğidir. Bu durum her zaman depresyon olarak görülmemelidir.

Depresyonun diğer çöküntülerden ayrılmasında birkaç kritik özellikleri vardır. Bu özellikler, depresyon ve depresif duygu hali en az iki hafta sürer.

Ayrıca depresyonun diğer moral bozukluklarından farkı, işlevsel anlamda insanın mesleki ve sosyal ilişkiler anlamında belirgin zarar görmesi depresyon varlığını ayırt etmek için önemlidir.

Depresyon nasıl anlaşılır

Depresyonu tedavi etmek gerekir mi?

Günümüzde üzerimize düşen görevler çok fazla ve kent hayatı karmaşık ve hızlı yaşanmaktadır ve bu yaşamın içerisinde herkes birbirinden çok fazla bir şeyler beklemektedir, bu yüzden depresyonun önlenmesi ve tedavisi psikolojik, maddi ve manevi kayıpları önlemek için oldukça önemlidir.

Depresyonu çok geniş bir spektrum ile bakılmalıdır. Depresyon çok uç noktalara gider ve melankolik hale dönüşürse istenmeyen kötü sonuçlar ortaya çıkabilir, bu nedenle depresyon mutlaka tedavi edilmelidir.

Tedavi, bireyin depresyonu anlamasına engel değildir. Erken dönemde depresyon teşhisini koymak zordur. Hafif depresyonlar uzun süre devam ettiğinde bireyin yaşamını önemli ölçüde etkiler. Bu durum göz önünde bulundurularak, depresyon belirtilerini yaşayan birey ya da bunu fark eden yakınları erken dönemde iyi bir psikiyatri uzmanına başvurmalıdır.

Depresyon nasıl tedavi edilir?

Depresyon bir rahatsızlıktır. Depresyon hem sosyal, hem tıbbi, hem de bireyin kişilik özelliklerini ilgilendiren çok etmenli bir tablodur fakat mümkün olduğunca tedavisi yapılması gereken bir durumdur. Depresyonun temel olarak iki türlü tedavisi vardır. Bunlardan biri psikoterapi tedavisi, ikincisi ise biyolojik tedavidir.

  • Depresyon tedavisinde psikoterapi tedavisi nedir? Psikoterapi denilen bireysel ya da grup düzeyinde konuşma ile ve tedavi ilişkisi oluşturmaya yönelik tedavilerdir.
  • Depresyon tedavisinde biyolojik tedavi nedir? Biyolojik tedaviler ilaç tedavileri ve elektroşok tedavisidir. Sonuç olarak, depresyon tedavi edilmediği taktirde çok ciddi sosyal, mesleki ve işlevsel kayıplara yol açtığı için o birey adına geri dönüşümü olmayan daha zor tablolara sebep olabilir.

Depresyon tedavisi ne kadar sürer?

Depresyon tedavisi hem psikoterapilerle hem de ilaç tedavileri ile yapılır. İlaç tedavisi başladıktan sonra hastanın vereceği cevabın anlaşılması için 3-4 hafta kadar iyileşme için bir bekleme süresi vardır.

Depresyon tedavisinde ilaç tedavisinin süresi nedir? Depresyon ilaç tedavisi ile tamamen düzelse bile, başka zorlaştırıcı şartlar söz konusu değilse en az 6 ay kadar ilaç tedavisinin sürdürülmesi tekrar etmesini önlemek için çok önemlidir. Yani tekrar depresyon yaşanmaması ve kalıcı bir tedavi için en az 6 ay kadar ilaç tedavisi sürdürülmelidir fakat tekrarlayan tablolarda ve aile öyküsünde de bu tip sorunlar var ise bu tedavi süreci 12 ay veya 2 sene sürdürülebilir.

Depresyon tedavisinde psikoterapinin süresi nedir? Psikoterapi tedavisine gelince, psikoterapiler çok geniş bir kavramdır. Depresyonda etkinliği kanıtlanmış psikoterapi yöntemleri de vardır.

Psikoterapi tedavisi, kent insanının hızlı akan yaşamında bu hastalara çabuk etkili olabilecek bilişsel davranış terapileri denilen düşünce alışkanlıkları ve duygular üzerinde yönetim ve eğitim becerisi kazandırmaya yönelik psikoterapi tedavileri şeklinde yapılır.

Bu yöntemler terapist ile başvuran hasta arasındaki ilişkiye göre planlanır.

Depresyon tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır?

Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, son 20-25 yılda önemli derecede gelişme göstermiştir ve bu insanların çalışmasına, yaşamını sürdürmesine mani olmayacak, onların yaşamlarını devam ettirirken iyi işlev göstermelerine imkan sağlayacak depresyon ilaçları da geliştirilmiştir.

Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar iki ana grupta değerlendirilir. Birincisi trisiklik denilen antidepresanlar vardır ve bunlar biraz daha eski ilaçlardır fakat bu ilaçların etkinliği daha kuvvetlidir.

Depresyon tedavisinde bir de yeni kuşak prozac ile başlayan ve bundan sonra yeni molekülerin geliştirildiği bir grup antidepresan ilaçlar da vardır.

Depresyon tedavisinde verilecek olan ilaç seçimi hastanın şikayetlerine, hastanın öyküsüne, hastanın biyolojik tablosuna ve birçok faktöre bağlı olarak bir seçim yapılmasını gerektirir fakat bu ilaçların kulaktan dolma bilgilerle kullanılmaması gerekir. Bu ilaçları hastanın tanıdığı biri kullandı, bende kullanayım düşüncesiyle kullanmak hiç doğru olmaz. Depresyon ilaçları mutlaka bir psikiyatrist tarafından reçete edilmelidir.

Depresyon tedaviden sonra tekrarlar mı?

Depresyon, her zaman bir kökeni olan ve bir sebebi olan klinik bir belirti değildir. Birbirine hiç benzemeyen, hem beyin kimyasını ilgilendiren hem de sosyal hayatı, insan ilişkilerini ilgilendiren çok etmenli bir psikolojik hastalıktır. Hastalık çok etmenli olduğu için hastalığın seyri ve sonu da çok değişken olabilmektedir.

Bazı insanlar ailesel anlamda depresyona çok yatkındırlar. Depresyon bazı insanlarda genetik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Bazı depresyon hastalarında durum beyin kimyası ile ilişkili olur iken, bazı insanlarda da direkt yaşamı ilgilendiren kayıplar, zorlanmalar ve karşısına çıkan engeller ile ortaya çıkmaktadır.

Hastanın genetik faktörü fazla ise depresyonun tekrar etme olasılığı daha fazladır. Bu durumda tedavi uzun süre devam ettirilmelidir fakat bazı depresif tablolar ise hayatın içindeki kayıplar ile ortaya çıkan ve reaktif depresyon denilen duruma bağlı ortaya çıkan depresyon şeklidir. Bu reaktif denilen depresyon tipinin tedaviden sonra tekrar etme olasılığı daha düşüktür.

Eğer hastayı zorlayıcı bir olay gelişmiş ise (ölüm, boşanma, iflas etme gibi ya da içinde yaşanan topluma bağlı tetikleyici faktörler gibi) bu etkenler düzelirse o bireyin hayatında depresyon tekrar etmeyebilir, ancak depresyonu tetikleyen beyinsel, metabolik veya genetik faktörler var ise hastalığın tekrar etme riski yüksektir. Bu tür durumlarda nasıl bir tedavi planı yapılması gerektiğini hastanın doktoru karar verecektir.

Depresyonun iş hayatına etkisi nedir?

Depresyon tedavisi gören bir bireyin tedavi gördüğünü iş yerine bildirmeli mi denildiğinde, bu durumu bireyin çalıştığı ortama, işverenin anlama biçimine, hastanın bu konuyu nasıl taşıyıp taşıyamamasına bağlı birçok faktörü göz önünde bulundurarak doktor ve hasta birlikte karar vermelidir.

Psikiyatride çok önemli damgalanma denilen bir durum söz konusudur. Türkiye’de bireyler psikiyatri uzmanına zor başvururlar, bu nedenle birey bu durumu iş yerine bildirip bildirmeyeceğini doktoru ile birlikte planlamalıdır.

Eğer iş yeri şartları çok zorlayıcı ve işveren bu durumu anlayabilecek ise, bu durum doğru bir dille iş yerine bildirildiğinde hasta açısından daha rahatlatıcı olabilir fakat hasta bu durumu taşımakta zorlanıyorsa iş yerine bildirmemesi daha doğru bir tercih olur. Bu durumda iş yerinin durumuna ve hastanın durumuna göre tercih yapılır.

Depresyon önlenebilir mi?

Depresyonda olan hastanın ve çevresindeki onu anlayabilecek kişilerin bu durumun düzelmesi için bazı önlemler almaları faydalı olur.

  • Egzersiz yapmak depresyonu atlatmada oldukça etkili yöntemdir.
  • Yaşam tarzını düzenlemek (sağlıklı beslenme, düzenli uyku, kişinin kendini kötü hissettiği çevreden ya da ortamlardan uzak durması gibi) gerekir.
  • Eğer ağır şartlarda çalışılıyor ise iş şartlarını dengelemek veya kolaylaştırmak faydalı olur.
  • Depresyonda olan bireyin alkol, madde, sigara kullanımı varsa bunlardan uzak durması ve ailesinin ya da arkadaşlarının bu konuda hastaya yardımcı olması gerekir.
  • Yalnız yaşayan bireylerin depresyon hastalığı sırasında ailelerinin onu yargılamadan, anlamaya çalışarak yanında olması gerekir.
  • Depresyon hastası olan kişilerle ailelerinin veya arkadaşlarının tartışmaya girmemesi ve onlara yardımcı olmaya çalışması önemlidir.
  • Depresyonda olan hastanın uyku düzenin sağlanması önemlidir (geç yatan ya da az uyuyan bireyler depresyona meyillidir).
  • Mümkünse kısa bir tatil yapmak depresyon riski altında olan kişilere faydalı olur.

Not: Bütün bu önlemlere rağmen bu durum aşılmaz ise mutlaka iyi bir psikiyatri uzmanına başvurmak ve gerekli tedaviyi almak hastalığın daha kötü sonuçlara varmaması için çok önemlidir.

Depresyon önlenebilir mi

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/depresyon-nedir-depresyon-belirtileri-ve-tedavisi/

Depresyon nedir? Neden olur? Belirtileri, türleri ve tedavisi

Obezite Depresyona Neden Oluyor

Depresyon ciddi bir hastalıktır, kısa süre için üzgün veya mutsuz hissetmek değildir ve dünyada en sık görülen; en çok engellik yaratan hastalılardan birisidir.

Belirtileri arasında; üzüntü veya boşluk hissi, aşırı ilgi kaybı, aşırı yeme veya yemek yememe, uyuyamamak, ya da fazla uyumak, aşırı yorgun hissetme, umutsuz, suçlu, ağrılar, kramp veya sindirim sorunları ile birlikte ölüm veya intihar düşüncesi bulunur.

 Depresyon bir beyin hastalığıdır, genetik, biyolojik, çevresel ve psikolojik faktörler gibi nedenleri olabilir. Depresyon her yaşta olabilir, ama genellikle gençler ve kadınlarda daha yaygındır.

Depresyonun kalp hastalıklarını 14 kat arttırırken inme (felç) riskini 3 kat arttırıyor. Uzmanlar depresyonun, alzheimera neden olan önemli bir faktör olduğunu belirtiyor! Yine depresyon, obezite ve kanser arasında sıkı ilişki olduğu kanıtlanmıştır!

Depresif hastalıklar dünya genelinde görülen en yaygın ve önemli hastalıkları arasında yer almaktadır. Depresyonun ülkemizdeki görülme sıklığının %15 civarında olduğu sanılmaktadır ve kadınlarda erkeklere göre daha yaygındır.

DSÖ’ye göre depresyon dünya genelinde kişinin yaşamını olumsuz etkileyen ve engellilik durumu yaratan en önemli hastalıklardan birisidir. Depresyon her yaşta, hatta çocuklarda bile görülebilir; kişinin hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını ciddi şekilde olumsuz etkiler.

Depresyon ve anksiyete bozuklukları genellikle birlikte görülür ve intihar riski önemli oranda artabilir.1-2

Depresyonda olan kişi mutsuzdur ve yorgun hisseder

Tüm ciddiyetine rağmen depresyon çoğunlukla ya fark edilmemekte ya da yetersiz tedavi edilmektedir. Bu nedenle depresyondaki kişi ve yakınları önemli sorunlar yaşayabilir.

Depresyonun kalp krizi, inme ve diyabet gibi diğer ciddi hastalıkların ortaya çıkmasında rol oynadığı ve pek çok kronik hastalığın seyrini kötüleştirdiği kanıtlanmıştır.

Tüm bu nedenlerden dolayı insanların depresyonu sıradan sıkıntılardan ayırması, zamanında fark ederek tedavi görmesi büyük öneme sahiptir.1

Depresyonun nedenleri

  • Yaşanan olumsuzluklar, büyük acılar, kayıplar ve yas
  • İş yaşamında karşılaşılan sorunlar
  • Evlilik ve aile sorunları
  • Doğum ve lohusalık süreci
  • Kalıtsal yatkınlık
  • Fazla alkol kullanımı
  • Bazı hastalıklar (Kanser, MS, Epilepsi, Aids) ve ilaçlar
  • Menapoz – Antrapoz dönemi
  • Mevsim değişiklikleri

Yukarıda ki koşullara maruz kalan herkesin depresyona yakalanacağını söylemek doğru olmaz. Bunlar sadece risk faktörleridir

Depresyonun belirtileri

  • Yaygın mutsuzluk, şiddetli üzüntü, hüzün hissi
  • İsteksizlik, hayattan ze alamamak,
  • Günlük aktivitelerde yavaşlama, aşırı halsizlik,
  • Sosyal ilişkilerden kaçınma, sorunlarını paylaşamama
  • Cinsel ilgi ve istekte belirgin azalma,
  • Yemek yiyememe, iştahsızlık, kilo kaybı yada aşırı yeme eğilimi
  • Aşırı uykusuzluk, uykuya dalamama, yada aşırı uyuma
  • Baş, boyun sırt ağrısı, eklem ağrıları, mide-bağırsak şikayetleri
  • Dikkatini toplayamama ve aşırı unutkanlık
  • Kendimizi dibe vurmuş gibi hissetme, 
  • Umutsuzluk hissi, ölümü ya da intiharı düşünme,
  • Kendini suçlu, değersiz ve çaresiz hisseme

Yukarda sayılan belirtilerin görüldüğü herkesin mutlaka hasta olduğu söylenemez. Bunlar temel belirtilerdir ve türlerine göre ağırlıkları değişebilir.

Tüm depresyon türleri aynı değildir. Klinik depresyon olarak bilinen majör depresyon ve kronik depresyon en yaygın türlerdir. Aynı tip depresyonda yaşanan belirti kümeleri, her depresyonlu hastada aynı olmaz. Her kişi depresyonu farklı yaşar. Her farklı depresyon tipinde de değişik belirtilerin ağırlıkları söz konusudur1.

Majör depresif bozukluk

Majör depresyon veya klinik depresyon, normal günlük yaşamınızı engelleyebilir. Depresif semptomlar ıstıraba veya fonksiyon bozukluğuna sebep olur. Majör depresyonu olanlar derin ve sürekli bir umutsuzluk ve çaresizlik hissi içindedir.1

Majör depresyon belirtileri şunlardır:

  • Çalışamama
  • Uykusuzluk
  • Yemek yiyememe
  • Daha önce keyif alınan aktivitelerden ze alamama
  • Depresif ruh hali, olaylara karşı ilgisiz kalma

Kimler majör depresyon riski altındadır?

Toplamda, % 20-25 arası hayatlarının bir döneminde bir majör depresyon devresi geçirmiştir. Majör depresyon yetişkinleri, gençleri, çocukları ve yaşlıları etkiler. Kadınlar erkeklerden yaklaşık iki kat fazla majör depresyona sahiptir. Buluğ çağı, menstruasyon, hamilelik, düşük ve menopoz esnasında kadınlarda hormonal değişikliklerin majör depresyon riskini arttırdığı düşünülür.

Majör veya klinik depresyon riskini arttıran diğer faktörler arasında evde veya işte artan sorumluluklar vardır. Çocuklarla, kariyerle, bağlılıklarla uğraşmak ve yaşlı anne veya babanın bakımıyla uğraşmak majör depresyon riskini arttırabilir. Tek başına çocuk büyütmek de riski arttıracaktır.

Herkes için bir tetikleyici yoktur ama bazı majör depresyon tetikleyicileri şunlardır:

  • Ölüm, boşanma ve ayrılık nedeniyle sevdiğini kaybetmenin üzüntüsü
  • Sosyal izolasyona yol açan kişiler arası farklar veya mahrumiyet hissi
  • Büyük yaşamsal değişiklikler—taşınma, mezuniyet, iş değişikliği, emeklilik
  • Partnerle veya iş yerindeki yöneticiyle olan ilişkilerde kişisel çatışma
  • Fiziksel, seksüel veya duygusal istismar
  • Bazı ailelerde majör depresyon nesilden nesile geçer. Bununla beraber aile geçmişinde depresyon olmayanlarda da majör depresyon görülür.

Majör depresyon nasıl teşhis edilir?

Hekim kişiyi pek çok acıdan değerlendirerek teşhis koyar. Kişinin ve ailesinin psikiyatrik geçmişi hakkında kapsamlı sorular sorar. Muhtemelen bir depresyon görüntüleme testi de yapabilir.

Hekim, depresyon belirtileri gösterebilecek başka bir durum olup olmadığına açıklık getirmek için ayrıca bazı kan testleri isteyebilir. Örneğin, hipotiroidizm depresyonla benzer belirtilere sahiptir.

Alkol kullanımı veya bağımlılığı, bazı ilaçlar, felç veya yasa dışı ilaçların kullanımı da depresyon belirtilerine neden olabilir. Bkz: >>>

Kronik depresyon nedir?

  • Kronik depresyon uzun süredir devam eden (iki yıl) depresif ruh halidir.
  • Majör depresyondan daha az şiddetlidir ve kişinin günlük yaşamını engellemez.
  • Kronik depresyonu olanlar, hayat boyunca yeniden majör depresyon geçirebilir

Atipik depresyon nedir?

Aşırı yeme, aşırı uyuma, yorgunluk, reddedilmeye karşı aşırı hassasiyet, olaylara karşı verilen reaksiyon olarak kötüleşen veya iyileşen ruh hali. Sıradan depresyonda ise yaygın üzüntü dikkati çeker.

Bipolar depresyon veya manik depresyon nedir?

Bipolar bozukluk -bazen manik depresyon olarak da adlandırılır- klinik depresyon dönemleri ve aşırı coşku veya mani dönemleri arasında değişen karmaşık bir ruh hali bozukluğudur. İki alt türü vardır: bipolar I ve bipolar II.

Bipolar I’de, hastaların en az bir manik dönem geçmişi vardır, buna bazen majör depresif dönemler eşlik edebilir. Bipolar II’de, hastaların en az bir majör depresyon dönemi ve en az bir hipomanik (hafif coşkun) dönem geçmişi vardır.

  • Mevsimsel bozukluk denilen mevsimsel depresyon, her yıl aynı zamanda oluşur
  • Çoğunlukla sonbahar veya kış zamanı başlar ve ilkbahar veya yaz zamanı biter
  • ‘Kış sıkıntısı’ veya ‘kapalı yerde kalma sıkıntısından’ daha farklı bir durumdur

Yeni anne olanların % 75’i “bebek melankolisi” çeker. Fakat 10 anneden birinde postpartum depresyon adı verilen daha ciddi bir durum gelişir.

Anne doğumdan sonraki bir ay içinde majör depresif dönem yaşadığı zaman postpartum depresyon tanısı konur. Ne tür depresyon semptomu gösterirseniz gösterin, doktorunuzla konuşmak önemlidir.

Doğru bir tıbbi teşhis ve etkili bir tedavi depresyonla başa çıkmanızı sağlar.

Doğum sonrası postpartum depresyon tedavisi ve Lohusalık hüznünün çaresi

Depresyon Tedavisi

Tedavi edilmeyen depresyon bireye dolaylı yada doğrudan zarar verebilir. Alkol veya madde kullanmaya eğilimi artırır. Bir çok medikal hastalığın oluşumuna katkıda bulunur, yada var olan hastalıkları kötüleştirebilir.

İlaçlarla ilgili yanlış inançlar doktora başvurmayı güçleştirmekte, depresyon tedavisini engelleyip kronik bir hal almasına neden olmaktadır. Depresif hastaların etkin tedavisi bütüncül bir yaklaşım gerektirir.

1-2

Depresyon tedavisinde en yaygın kullanılan yöntem ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte yürütülmesidir. Depresyonda kullanılan ilaçlara antidepresan denir. Yan etkileri son derece azdır. Toplumdaki yaygın inancın aksine bağımlılık yapmazlar.

Son yıllarda geliştirilen antidepresanlarla, başka hiçbir yardım almadan %70’ler civarında iyileşme sağlanabilmektedir. İlaçlar genellikle 2-3 hafta sonra tam etkilerini göstermektedir. Bu nedenle sabırlı olmak gerekir. İlaç tedavisine ek olarak uygulanan psikoterapi tedavinin etkisini artırmaktadır.

Psikoterapi ile kişinin olumsuz düşünce ve davranış biçimlerinin değiştirilmesi ve hastalıkla mücadele etmesi için daha aktif olması amaçlanır.1

Depresyon tedavisi: Hangi yöntem etkili? Psikoterapi mi, ilaç tedavisi mi?

Depresyon ve anksiyete bozuklukları genellikle birlikte görülür. Anksiyete bozukluğu ya da kaygı bozukluğu kişinin işlevselliğini olumsuz yönde etkileyen çeşitli korku ve kaygılara verilen genel bir addır. Belirtileri arasında çarpıntı, nefes almada zorluk, ellerde ve ayaklarda titreme, aşırı terleme, sıkıntı, heyecan, aniden çok kötü bir şey olacakmış hissi sayılabilir.1-3

Anksiyete her durumda hastalık olarak ele alınmamalıdır; aslında herkesin çoğu zaman hissettiği yaygın bir duygudur.

Ancak kişinin günlük hayatındaki işlevselliğini olumsuz yönde etkilemeye başladığında sorun olarak kabul edilir.

Özellikle kişinin verimini düşürdüğünde veya sosyal ilişkilerini bozulmaya başladığında ve titreme, çarpıntı, ağız kuruluğu, kas gerginliği gibi fiziksel belirtilerin eşlik ettiği durumlarda hastalık görülür.1-3

Anksiyete şu durumlarda tedavi gerektirir

  • Kişinin meslek ve aile yaşamında güçlüklerle karşılaşması
  • Anksiyetenin kişinin sosyal ilişkilerinde sorunlara yol açması
  • Günün büyük bir bölümünde kişinin aklını meşgul etmesi
  • Kişinin korku ve kaygılarını kontrol etmekte güçlük çekmesi
  • Bu durumun en az 6 aydır devam etmekte olması

Çocuklar da depresyona girebilir                         

Çocuklarda bazı davranış kalıpları depresyonun anlaşılmasını engelleyebilir. Çocuklarda depresyon iki nedenle önemlidir: Birincisi, çocuğun gelişimini olumsuz etkiler.

İkincisi, duygusal, sosyal ve psikolojik gerilemelere yol açabilir; hatta ileriye dönükte izler bırakabilir.

Çocuklarda depresyon belirtileri, erişkindekilerden faklı olarak daha çok baş ağrısı, karın ağrısı, mide bulantısı, halsizlik gibi bedensel yakınmalarla da görülebilir.4

Çocuklarda depresyon belirtileri:

Konsantrasyon ve dikkat bozukluğu, Öğrenme güçlüğü, Değersiz düşünceleri, Kendine güvende azalma, Heyecan, Çabuk ve sık ağlama, Alınganlık, Çevreye ilgide azalma, Sevilmediği düşüncesi, Ders başarısında düşme, Uyku bozuklukları, İştah değişiklikleri, Düşünmede yavaşlama, Karar vermede zorluk, Oyun oynamada azalma, Konuşmada azalma, Çabuk yorulma, Merak duygusunda azalma, Kendine kızma, Kendini beğenmeme, Kolay sinirlenme, Gece korkuları, Alt ıslatma, Sık hastalanma


Depresyon hastaları için öneriler

  • İyileşme konusunda sabırlı olun! Depresyon genellikle yavaş gelişir ve tedavisi de zaman alır
  • İlaçları mutlaka doktor önerisine göre alın ve belirtilen şekilde kullanın
  • Doktorunuza sağlık durumunuzdaki her türlü değişiklik ile ilgili bilgi verin. Endişe ve korkularınızı mutlaka doktorunuzla paylaşın
  • Kendinizi iyi hissettiğinizde bile, ilaçlarınızı asla bırakmayın! Tedavinin nasıl bitirileceğine doktorunuzla birlikte karar vermeniz gerekir.
  • Gündelik hayatınızda küçük ve gerçekleştirilebilen hedefler koyun
  • Uyandıktan sonra derhal kalkın ve yatağı terk edin. Depresyon süresince yatakta saplantılı düşünceler hazırda bekler
  • Fiziksel olarak aktif olun

Kaynaklar ve Referanslar: 1 – Depresyon ve anksiyete bozuklukları, Oğuz Karamustafalıoğlu, ŞEH Tıp Bülteni 2 – Sağlık Bakahlığı Tanı ve Tedavi Rehberi, Depresyon tanı ve tedavisi 3- Anksiyete Bozukluklarına Genel Bir Bakış Prof. Dr. Neşe Kocabaşoğlu, 4 – Çocuk ve Ergenlerde Depresyon, Doç. Müge Tamar, Klinik Psikiyatri

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/depresyon-nedir-belirtileri-tani-ve-tedavisi/

Depresyon Kilo Artışına Sebep Oluyor!

Obezite Depresyona Neden Oluyor

Yrd. Doç. Dr.

Rıdvan Üney, “Depresyon mu kilo artışına sebep olur, kilo artışı mı depresyona sebep olur?Depresyonda antidepresan ilaç tedavileri kilo artışına sebep olur mu? Eğer ilaçlar depresyonu tedavi ediyorsa aldığım kilolardan sonra ben gene depresyona girer miyim? O zaman nasıl tedavi olacağım? Bu sorular depresyonun gelişmesinde ve tedavisinde sürekli sorulmaktadır. Bunlara açıklık getirmek, kulaktan dolma bilgilerle kafamızın karışmasına engel olmasını sağlar” dedi.

Şişmanlık (Obezite) Depresyon Nedenleri Arasındadır

Şişmanlık (Obezite) Depresyon Nedenleri Arasındadır

Şişman bireylerde özgüven sorunlarının oldukça yüksek olduğunu ifade eden Dr. Üney, “Günümüzde ideal kadın ve erkek tipi tanımlanmıştır. “Fit” tabir edilen grup ön planda tutularak giysiler bile onlar hedef alınarak hazırlanmaktadır. Kilolu insanlar ise neredeyse bu konuda ihmal edilmiştir.

Kilolu insanlarda daha sık görülen şeker hastalığı, tansiyon problemleri, kalp problemleri, harekette kısıtlanmalarda depresyona eğilimi artırmaktadır. Bunlarla beraber sosyal fobi ve endişe bozuklukları da sık görülür. Başarısız diyet ve egzersiz girişimleri de yoğun özgüven problemleri oluşturmaktadır.

Bunun dışında toplumun şişmanlara alaycı bakışı, çalışma hayatına kabulde fiziksel görünümün ön plana çıkması ve dolayısıyla kilolu kişilerin tercih edilmemesi zaten kendi fiziksel görünümünden rahatsız olan bu bireylerin depresyona girmelerini kolaylaştırmaktadır.

Birçok obez bu duruma içsel bir tepki olarak daha fazla yeme davranışı sergilemektedirler. Artık kısır bir döngü oluşur ve depresyon kader gibi olur.

Tam da bu noktada depresyon tedavi edilmeli ve kişinin kendine güveni tekrar kazandırılmalı ki, tekrar hayatın içinde üretken biri olabilsin ve belki de kilo ile ilgili tedavilerde daha kararlı ve cesur olabilsin” diye konuştu.

Depresyon Kilo Artışına Neden Olabilir

Depresyonun bazen özellikle başlangıç dönemlerde iştahta değişikliklerle başladığını kaydeden Dr. Üney, “Tipik olmayan veya maskeli depresyonlarda kilo artışı daha sık görülür. Yani gerginlik, mutsuzluk ve umutsuzluk kişiyi mutlu olabileceği etkinliklere yönlendirir. Bunlardan en kolayı yemek yemedir.

Bir depresyon türü olan kadınlarda adet öncesi gerginlik sendromunda çikolata ve şeker ihtiyacı ve tüketimi artar. İçe kapanıklık, enerji azlığından dolayı yemek yapmak yerine fast-food tarzı yemeklerle beslenme kilo artışı nedenlerindendir. Ayrıca depresif dönemlerde isteksizlik ve bitkinlik nedeniyle egzersiz yapmak daha zorlaşır, bunun sonucu olarak da kilo artışı kaçınılmaz olur.

Fiziksel kaygılardan dolayı oluşan kilo artışı da depresyonu daha da ağırlaştırabilir.

Genelde insanımız birçok hastalıkta ilaç tedavilerini, komşu veya arkadaşlarının yaşadıkları tedavi tecrübelerinden ya da internetteki forum sitelerinde yapılan yorumlar üzerinden bilgi edinir.

Ancak bu bilgi kaynakları ne kadar güvenlidir? Depresyon ilaçlarının ilk birkaç gün uyum dönemindeki yan etkileri nedeniyle tedaviler sıklıkla bırakılmaktadır.

Tekrar hekimine başvurup yan etkileri konuşmak daha gerçekçi olmasına rağmen, kişi tedavisini terk etmekte ve depresyonuyla yaşamak durumunda kalmaktadır. Depresyon tedavisi hasta ve psikiyatrist arasında çok iyi bir işbirliği gerektirmektedir.

Bunun nedeni tedavinin en az altı ay sürmesidir. Dolayısıyla altı ay ilaç kullanacak kişinin mutlaka yaşamını etkilemeyecek, günlük işlerine zarar vermeyecek tarzda ilaçlar kullanması gereklidir.

Dünyada Her İnsandan Sadece Bir Tane Vardır

Depresyon ilaçları sınırlı sayıdadır. Kişiye özgü ilaç tedavisinin oluşabilmesi için tedavinin başlangıç dönemlerinde işbirliği daha önemli olmaktadır.

Eğer ilaç tedavisi sırasında kilo alınıyorsa bu durumu psikiyatristinize bildirmeniz gerekir ki, tedavide yeni ilaç alternatifleri değerlendirilebilsin.

Depresyon ilaçlarında yan etkilerden korkmak yerine işbirliğini geliştirmek önemlidir” açıklamalarında bulundu.

Tedavide, depresyonun ağırlığına göre ilaçlar dışında psikoterapilerin de faydalı olduğunu belirten Dr. Üney, “Psikoterapi bireylerin duygusal ve davranışsal sorunlarının çözümünü, ruh sağlıklarının korunması ve geliştirilmesini amaçlayan psikolojik tedavilerin genel adıdır. Ancak psikoterapiler hakkında oldukça yanlış bilgi vardır.

Psikoterapilerin de birçok şekli vardır ve bunların birçoğu kişinin tedavisinde etkili olmaktadır. Ancak bilinenin aksine konuşup, sohbet edip rahatlama yöntemi değildir. Bu durum arkadaşlarınızla ve ailenizle yaptığınızdan farklıdır. Durumun ağırlığına göre birkaç aydan birkaç yıla varan psikoterapiler mevcuttur.

Psikoterapinin gerekliliği, süresi, görüşme sıklığı, görüşme zamanı ve hedefler terapinin ilk seanslarında belirlenir. Psikoterapi seansları arasında kişi kendisini değerlendirir, ruhsal durumuna daha fazla odaklanır ve verilen görevleri yaparsa terapinin başarılı olması mümkündür. Yani psikoterapi dertleşme ve öğüt alma durumu değildir.

Ayrıca psikoterapi bu konuda eğitim almış psikiyatrist ve psikologlarca yapılmalıdır. Bununla birlikte depresyon hakkında bilgilenme ve eğitimde tedavide önemlidir” şeklinde konuştu.

Источник: https://www.obezitehaber.com/depresyon-kilo-artisina-sebep-oluyor/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть