Obezite ve Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Obeziteye yaklaşım ve tedavi yöntemleri

Obezite ve Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Ülkemizde 1999’da Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, DETAM ve Sağlık Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği 24.788 kişinin tarandığı TURDEP çalışmasında; kadınlarda %30, erkeklerde %13, genelde ise %22.

3 oranında obezite prevalansı tespit edilmiştir. TEKHARF çalışmasında Onat ve ark. 1990’dan 2000 yılına ülkemizde obezite prevalansının kadınlarda %36, erkeklerde %75 oranında arttığını; 2000 yılında obezite prevalansının erişkin kadınlarda %43, erkeklerde ise %21.

1 olduğunu bildirmişlerdir.

Obezite belirteçleri ve vücut yağ bileşiminin ölçülmesi:

Beden kütle indeksi (BKİ), vücut yağ oranı (VYO), bel/kalça oranı, cilt kalınlığı, biyoelektriksel empedans, potasyum izotopu, hidrodansitometre, dual energy X-ray absorbsiometry (DEXA), BT ve MR.

BKİ sınıflama:

Zayıf                           : < 18,5Normal kilo              : 18,5-24,9Overweight               : 25-29,9Obezite basamak 1  : 30-34,9Obezite basamak 2  : 35-39,9

Morbid obez             : > 40

Vücut yağ oranı (VYO): Vücut yağ yüzdesi = (1,2 x BKİ) + (0,23 x yaş) – (10,8 x cinsiyet faktörü) – 5,4. Bu formulde cinsiyet faktoru erkekler icin 1, kadınlar icinse 0 olarak alınmaktadır. Yukarıdaki formülden de kolayca anlaşılacağı üzere kadınlardaki yağ dokusu erkeklerden yaklaşık %10 daha fazladır.

BKİ’nin önemli bir eksikliği obezitenin çok önemli komplikasyonlarıyla ilişkili olan vücut yağ dağılımı hakkında bir fikir vermemesidir. Santral yada visseral-abdominal obezite (elma bicimli obezite, erkek tipi obezite) gluteal-femoral obezite (armut bicimli obezite, kadın tipi obezite).

BKO: bel/kalça oranı (BKO) ve bel çevresi (BÇ) çok yaygın olarak kullanılmaktadır. BKO’nın kadınlarda 0.9’un erkeklerde 1’in üzerinde olması durumunda santral obeziteyi işaret eder ve bu durumda tip 2 diyabet, hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı riski artmaktadır.

Bel çevresi: tek başına bel çevresinin de erkeklerde 94, kadınlarda 88 cm’nin üzerinde olması KVS hastalık riski ile ilişkilidir.

Obezite, morbidite ve mortalitede artışa neden olmaktadır. Hiç sigara içmemiş 45-54 yaş arası yaklaşık 100.000 kadın ve 25.

000 erkekte yapılan bir araştırmada BKI>29 olanlarda kardiyovasküler mortalitenin 2 kat, BKI > 32 olanlarda ise 4 kat arttığı bildirilmiştir. Vücut ağırlığının %10 kaybı ile risk artışında %50 azalma meydana gelmektedir.

Obeziteye bağlı olarak %61 oranında DM, %34 oranında HT, %17 oranında koroner arter hastalığı görülür.

Obezitenin Yol Açtığı Sağlık Sorunları:

Obezite ile ilişkili cerrahi tedavi gerektiren hastalıklar:Kolelitiazis, tromboembolizm, ürolitiazis, osteoartrit, varikoz venler, özofajit, hiatus hernisi, karın duvarı hernisi, kanser (endometrial, meme, prostat, kolorektal ve renal), memenin fibroadenomu, uterus fibromu, ovaryan kistler, sezaryan ve stres uriner inkontinans.

Nöroendokrin nedenler: hipotalamusun ventromedial bölgesindeki lezyonlar, cushing sendromu, hiperinsülinizm, hipotiroidi.
Genetik nedenler:yapılan değişik çalışmalarda obezitenin %20-80 oranında genetik nedenlerle ortaya çıktığı gösterilmiştir.

Çevresel faktörler:bütün obez bireylerde enerji alımı ile tüketimi arasında bir dengesizlik vardır. Hastaların yeme alışkanlıkları ve fiziksel aktiviteleri enerji dengesini etkilemektedir.

Etnik ve sosyal kimlik bazı özel yeme şekilleri ve gıdalarla ilişkili olarak obezite gelişimine katkıda bulunabilir.

Yaş, cinsiyet,doğum sayısı, evlilik, sigarayı bırakma,alkol tüketimi, teknolojik gelişimle birlikte sedanter yasam, fastfood tarzı hızlı ve yüksek kalorili gıdaların tüketiminin yaygınlaşması obezite gelişimini etkileyen çevresel faktörler arasında sayılabilir.

Diğer faktörler:bazı ilaçlar özellikle psikoaktif ilaçlar ve bazı hormon preparatları kilo aldırırlar. Bu ilaçlar içinde; antipsikotikler (fenotiazin grubu ilaçlar ve butirofenonlar), antidepresanlar (trisiklik antidepresanlar, lityum), antiepileptikler, GKK, adrenerjik reseptör antagonistleri, seretonin antagonistleri ve antidiyabetikler (sulfonilüreler, glitazonlar, insülin) sayılabilir.

İştahı artıranlar (oreksijenik):nöropeptid Y, melanin-concentrating hormone, orexin-A, galanin, agouti gene-related protein, glutamat, g-aminobutirik asit (GABA), dynorphin.

İştahı baskılayanlar (anoreksijenik): glucagon- peptid-1 (GLP-1), a-melanosit-stimüle eden hormon, kolesistokinin, kokain ve amfetamin regüle transkript, kortikotropin-releasing faktör.

Vücutta enerji dengesinin regülasyonu ve obezite patogenezi:Yağ tüm hücre membranlarının önemli bir bileşenidir. Prostaglandinler ve bazı hormonların sentezinde önemli rol oynar ve yağda eriyen vitaminleri çözücü işlev görür. Vücutta yağın biriktiği adipoz doku ise salgıladığı hormonlar nedeniyle bir endokrin organ olarak kabul edilmektedir.

Esmer yağ dokusu: yoğun mitokondri, vasküler yapı, sitokrom ve diğer oksidatif pigment içeriği nedeniyle koyu renklidir. Bu dokuda hücresel enerji yapımı iç mitokondriyal membranda gerçekleşmektedir. Burada proton gradiyentiyle ADP, ATP’ye dönüştürülür.

Protonlar geri sızarsa bu gradiyent kaybolur ve enerji yerine ısı üretimi gerçekleşir.

Normal kişilerde alınan gıdalardan oluşan enerji aktivitelerde, ısı oluşumunda enerji depolanmasında kullanılır, az bir kısmı yağ olarak depolanır. Obezlerde bu denge bozulmuştur.

Obezite tedavisinde genel prensipler: Obezlerin tedavisinde hedef sadece kilo kaybı değil,davranış ve yaşam tarzı değişikliği olmalıdır. Başlangıç için vücut ağırlığının %10’nu kaybetmek obezite ile birlikte olan kan basıncı yüksekliği, diyabet, hiperlipidemi ve eklem ağrılarının düzelmesine yarar sağlayacaktır.

Obezite tedavisinde diyet, fizik aktivite, davranış/yaşam değişikliği, farmakoterapi cerrahi uygulanabilir.

Kilo kaybı için kalori kısıtlamasi gerekir:Diyet tedavisi ile zayıflama BKİ’i 25-30 kg/m2 olup komorbiditesi olan kişiler ile BKİ’i >30 kg/m2 olan kişileri kapsar. 1 kilogram yağ dokusu yaklaşık olarak 7000 kkaloridir. Günlük alınan kalorinin 1000 kkal azaltılması haftada yaklaşık 1 kg, ayda yaklaşık 4 kg’lık sağlıklı kilo kaybını yansıtır.

Günde 500 kkal azaltılırsa 0.45 kg/hafta verilir. Altı ayda %10 kilo kaybı günlük kalorinin 500-1000 kkal azaltılması ile başarılabilir.Hangi diyet seçilirse seçilsin kilo kaybı için toplam enerji alımının azaltılması gerekir. Üstelik bir kez kilo verme sağlanırsa yeniden kilo alımının önlenmesi için düşük enerji alımına devam edilmelidir.

Geleneksel düşük kalorili diyetler total enerjinin %30’unu yağdan sağlayan düşük enerjili diyetlerdir ve yüksek kompleks karbonhidrat ve yağ içerirler. Öğün atlamak gıdaların termojenik etkilerini de azaltır.

Bu yüzden total kalori kahvaltıda %20-25, öğle yemeğinde %30-35, akşam yemeğinde %30-35 oranlarında sık yemek yemeleri ve açlık hissinin baskılanması önemlidir. Sık öğün termogenezi de artırır.

Fizik aktivite: enerji harcanır, kas kitlesi artar, iyi olma hali artar, morbidite ve mortaliteyi azaltır. Kardiyovasküler sağlık düzelir, lipid profili düzelir, kan basıncı azalır, insülin duyarlılığı artar, kan şekeri düşer.

Fizik aktiviteyi artırmak:yeniden kilo alınmasını engeller, kilo kaybından bağımsız sağlıklı olmayı sağlar, yavaş başlanır ve yavaş artırılır.

Tek seans veya aralıklı yürüyüş yapılır; 30 dak/gün haftada 3 defa şeklinde başlanır, 45’ haftada 5 güne çıkarılır.

Obezitede davraniş tedavisi: Sık vizit, hastayla iyi ilişki kurmak, teması kesmemek, ödüllendirme, hasta ile bir ortaklık oluşturmak önemlidir. “Kendi kendine kontrol” (selfmonitoring): kayıt tutma, yiyeceklerin miktar ve tipleri, sıklık, yoğunluk, fizik aktivite, zaman, yer, duyguları kaydedilebilir.

Medikal tedavi: BKI 30 olanlar ve BKI 27 olup, beraberinde HT, dislipidemi, KAH, tip 2 DM, uyku apnesi gibi risk faktörleri veya hastalıkları olanlara verilir.

İdeal bir obezite ilacı: dozla ilişkili kilo kaybı yapmalı, ulaşılan hedef kilonun devamlılığını sağlamalı, kronik olarak kullanıldığında da guvenilir olmalı, tolerans gelişmemeli ve kötü kullanım ya da bağımlılık yapmamalıdır. Ne yazık ki böyle bir ilaç (en azından günümüzde) yoktur.

Güncel Medikal Tedavi:

Obezitede cerrahi tedavi:NIH ortak kararına göre şiddetli obezite BKİ>40 kg/m2 ve BKİ’i 35-40 arasında ancak obezite ile ilişkili komorbid hastalık icin yüksek risk taşıyan kişiler cerrahi tedavi için adaydır. Kilo kaybettiren cerrahi yöntemler diğer tedavi yöntemlerinin başarısız olduğu hastalara saklanmalıdır.

Sonuçlar: İyi bir birinci basamak uygulaması için obeziteye yönelik şu noktaların göz önünde bulundurulması yararlı olacaktır; her vizitte boy kilo ve bel ölçümünün yapılması ve kaydedilmesi, dosyalarda İ için yer bulunması ve hastalarda İ’nin izlenmesi, obez ve fazla kiloluların diğer risk etmenleri açısından özellikle değerlendirilmesi, obez ve kilolulara düzenli kan basıncı ölçümü, lipid ve AKŞ bakılması, hastalara her vizitte obezitenin mortalite ve morbidite risklerinin anlatılması, sağlıklı besleme konusunda önerilerde bulunulması, normal kilodaki kişilere de obezite riskleri ve sağlıklı beslenme konusunda bilgilendirme yapılması, kilo vermedeki başarı ya da başarısızlığın değerlendirilip hastaya gerekli olan motivasyon ve desteğin sağlanması, son olarak kilo verme işlemi tamamlanınca hastaya bu kilosunun sabit kalması konusunda önerilerde bulunup periyodik olarak boy kilo ölçümüne çağrılması.

Enes Başak
http://tipnotlari.wordpress.com
http://enesbasak.wordpress.com
https://www..com/tipnotlari

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/obezite-tedavisi-zayiflama/

OBEZİTE CERRAHİSİNDE YÖNTEMLER

Obezite ve Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Tüp Mide Ameliyatı, laparoskopik (kapalı) yöntemle ve genel anestezi altında gerçekleştirilir. Özellikle son dönemde en sık uygulanan obezite cerrahisi yöntemidir.

Midenin bitiş noktası olan pilora yaklaşık 3-6 cm uzaklıktan başlanarak özel aletler yardımı ile yemek borusuna kadar midenin tüp haline getirilmesi işlemidir.

Yaklaşık 45 dakika kadar süren işlem sonrası midenin yaklaşık %75-80’ lik bir kısmı çıkarılmış olur. Tüp mide ameliyatı 3 mekanizma ile kilo vermeye yardımcı olur.

  1. Bu ameliyatta midenin iştah hormonu (Ghrelin hormonu) salgılayan fundus kısmı da tam olarak çıkarıldığı için hastanın ameliyat sonrası iştahı azalır.
  2. Mide hacminin küçülmesine bağlı olarak az miktarda gıda alımı ile tokluk hissi oluşur.
  3. Midede rezervuar kısım çıkarıldığı için alınan gıdaların ince bağırsağa geçişi hızlanır ve ince bağırsaktan GLP denilen tokluk hormonu erken salınır ve böylece kişi daha erken doygunluk hissine kavuşur.

Kilo verme özellikle ilk ayda olmak üzere ilk üç ay hızlıdır. Bu dönemde hastalar genellikle çok kolay kilo verdikleri için genellikle iyi motive olurlar ve önerilere uyarlar.

Fakat bazı hastalar bu dönemde spor yapmadan da kilo verildiği için önerileri göz ardı edebilir.

Bu nedenle ileri döneme uyum ve kilo kaybının devamı açısından beslenme ve spor önerilerine uymaları şiddetle tavsiye edilir.

Üçüncü aydan sonra kilo verme hızı yavaşlamakla birlikte birinci yıla kadar azalarak devam eder.

Birinci yıldan sonra kilo verme hızı daha da azalır ve 18-24. aydan sonra kilo verme tamamen durur. Hatta dikkat etmeyen %3-10 hastada eski kiloya ulaşmasa da geri kilo alımı görülebilir.

Bu nedenle hastalar bu döneme gelene kadar ki sürede yeni yaşam tarzlarına adapte olmuş olmalıdır.

En basit şekliyle karbonhidrattan uzak durmak, az ve sık beslenmek, bol su tüketmek ve spor yapmak artık bir alışkanlık haline gelmiş olmalıdır.

MİDE BAYPASS'I

İlk adımda hacmini küçültmek için mide yemek borusunun hemen altından iki parçaya bölünür. Üstteki küçük mide odacığına aşağıdan getirilen ince bağırsak bağlanır. “Gastrik Bypass” ile hem kişinin az yemesi hem de yediklerinin emiliminin azalması amaçlanır.

ABD’de de en sık uygulanan yöntem olan gastrik bypass, tüp mide ameliyatlarının daha çok tercih edilmesi nedeniyle oransal olarak azalma eğilimindedir.

Deneyimler, gastrik bypass sonrası kilo alımı durumunda ikinci bir yönteme geçişin teknik olarak çok zor olmasının, bu yöntemin en büyük dezavantajı olduğunu göstermektedir.

Gastrik bypass sonrasında ikinci cerrahiye ihtiyaç, tüp mide yöntemine kıyasla daha az olmasına rağmen, hem diyabet kontrolü hem de etkili ve kalıcı kilo verimi açısından en başarılı yöntem olan Duodenal Switch’e geçiş, tüp mide sonrasında çok daha kolaydır. 

MİDE BALONU

Mide balonu obezite tedavisinde gittikçe daha yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Bu yöntemde endoskopi aletiyle ağızdan mideye içi boş bir balon yerleştirilir. Ardından balon şişirilir.

Midenin içine yerleştirilen balonun kapladığı alan sayesinde hastalarda erken doyma ve tokluk hissi oluşmaktadır. Ancak diğer girişimsel yöntemlerden önemli bir farkı balonun belli bir süre (6 ay – 1 yıl) sonra çıkarılmasıdır.

Hastalar bu süre içinde yapılarına göre, fazla kilolarının % 10-20 arasında kilo verirler.

Mide Balonu kimler için uygundur?

Vücut Kitle İndeksi 30-40 kg/m2 arasında olan diyet ve egzersiz sonucunda kilo verememiş olan 18-65 yaş arasındaki yetişkinlerde birincil işlem olarak

Süper ya da süper süper obezlerde ameliyat ve anestezi riskini azaltabilmek için ameliyat öncesi dönemde yardımcı hazırlık yöntemi olarak ta kullanılmaktadır.

Özellikle cerrahi girişimin risk taşıdığı hastalarda bu yöntem daha fazla tercih tercih edilmektedir.

Mide Balonu kimler için uygun değildir?

Gastrit, mide ülseri

Geçirilmiş mide cerrahisi

Geniş hiatus hernisi (mide fıtığı)

Gebelik ve emzirme

Alkol bağımlılığı

Kanama bozukluğu olan bireylerde mide balonu uygulaması yapılmamalıdır.

Obezite Cerrahisi Öncesi Beslenme Önerileri

Obezite ameliyatından önce yaygın olarak görülen yanlış bir davranış; jübile hissi ile aşırı kalorili ve bol miktarda katı gıda tüketmektir.

Doğru olan, kişinin yaşam tarzına, günlük aktivitesine uygun bireysel diyet programı uygulanmasıdır. Fakat genel olarak tanımlamak gerekirse obezite cerrahisi öncesindeki diyet; düşük yağ oranı ve düşük kalorili, proteinden zengin diyet olmalıdır.

Bu süreç ameliyat sonrası uygulanacak beslenme düzeni içinde hastaya yol gösterici olacaktır.

Tüketilmesi Önerilenler (bol proteinli besinler);

* Kırmızı et, tavuk, balık

* Yumurta

* Süt ve süt ürünleri (Yoğurt, ayran, peynir, kefir)

* Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya) beslenme programı dahilinde tüketilebilir.

Tüketilmesi Önerilmeyenler;

  • Yağlı yiyecek ve içecekler (yağlı etler, yağlı süt ve süt ürünleri)
  • Kızartmalar
  • Hamur işleri
  • Şekerli yiyecekler ve içecekler
  • Asitli içecekler
  • Alkol
  • Sigaradan uzak durmalısınız!

Ameliyata Yaklaşırken Diyet

Süresi ve miktarı kişinin fiziksel ve metabolik özelliklerine göre değişmekle birlikte, ortalama olarak, sizleri ameliyata hazırlamak için son iki 2 gün; proteinden zengin berrak sıvı diyet (tanesiz çorba, tanesiz şekersiz komposto gibi) uygulanmaya başlanmalıdır.

Et türleri ve sebzeleri yağsız haşlayıp sevdiğiniz baharatlarla tatlandırıp pişirin ve süzdüğünüz suyunu istediğiniz kadar için. Süt, ayran, bitki çayları ve günde bir bardak taze sıkılmış berrak meyve suyu tüketimine devam edin.

Sıvı besinler midemizi çok daha hızlı terk ettiği için bu dönemde öğün kısıtlaması yapılmaz, az az ve sık beslenilir.

Bu dönemde yağdan fakir beslenmek; karın içi ve karaciğer yağlanmasını azaltır ve sizi rahatlatır.

Basit şekerli gıdaları bırakmak; karaciğerin hacminin azalmasını ve ameliyat sonrası iyileşmenin daha hızlı olmasını sağlar.

Ameliyat Sonrası Beslenme Önerileri

Beslenme ve yaşam şeklini değiştirmek her hastanın gözünü korkutan ve obeziteden kurtulması için gerekli adımları atamamasına neden olan faktörlerdir.

Sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatından sonra iştahın neredeyse tamamen ortadan kalkması ve ufacık lokmalarla bile doygunluk hissi oluşması kişinin az kalori almasını sağlar.

Kişilerin protein, vitamin eksiklikleri yaşamamaları ve en önemlisi yeniden kilo almamaları için bu yeni beslenme şekline kişi adapte olmaları ve diyet önerilerine uymaları gerekmektedir. Cerrahinin uzun dönemdeki başarısı; ameliyat sonrasında size tavsiye edilen diyet ve egzersizlere, ne kadar uyuduğunuza bağlıdır.

Kontrol ve Takip: 1, 3, 6, 12, 24. ay, sonrasında yıllık kontroller.

BASAMAK 1: 2 hafta sıvı gıda

BASAMAK 2: 2 hafta yumuşak sulu gıda (püre diyeti)

BASAMAK 3: 5. haftadan sonra katı gıda (protein yönünden zengin, kalorisi düşük)

BASAMAK 1: SIVI DİYET

Sıvı diyete operasyondan sonraki ortalama 3. gün başlanır.

  • İlk iki hafta sıvı gıda
  • Bu süreçte ideal sıvı kaymaksız/yarım yağlı/yağsız süt ve süt ürünleridir.

Cerahi sonrası protein ve kas kaybının engellenebilmesi için protein alımı önemlidir. Günlük protein gereksinimi ortalama 60-80 gr’dır. Bu nedenle erken dönemde protein tozu takviyesi uygulanmaktadır.

Neden Whey Protein?

  • Whey Protein, kazeine göre daha iyi tokluk sağlar ve daha iyi sindirilir.
  • Kas kayıplarının önlenmesinde proteinler önemli yere sahiptir.

Öneriler :

  • İçilen içeceği yudum yudum içmeli ve doygunluk / dolgunluk hissi başlaması hissedilmelidir.
  • Birçok insan bir seferde 50 cc sıvıyı maksimum miktar olarak almaktadır
  • Doygunluk hissi hissedildiğinde içme kesilmelidir.
  • Mide ağrısı veya bulantı hissedildiğinde bu durum geçinceye kadar başka bir şey içilmemelidir.
  • Şayet içilen miktar fazla olursa mide tamamen dolacak ve kusma başlayacaktır.
  • Karbonatlı, gazlı içecekler mideye ulaştıklarında gaz çıkışına neden olup mideyi şişirecek ve erkenden rahatsızlık hissi verecek hatta kusmaya neden olacakları için içilmemelidir.
  • 10-14 güne kadar uygulanır. Su kaybını engellemek ve iyileşmeyi sağlamak için su tüketimi ve protein alımı çok önemlidir.
  • Azar azar içerek günde 1,5-2 litre su tüketiniz. Terleme varsa su ihtiyacı % 20 oranında artırılmalıdır.
  • Yeterli protein, kalsiyum ve diğer besin öğeleri için sıvı gıda tüketiminde süt ve taze meyve ve sebze suları ağırlıklı olmalıdır. Tercihen yağsız süt seçilmelidir.
  • Başlangıç için sıvı gıdalar olarak; su, et suyu, tavuk suyu tercih edilebilir.
  • Her 20 dakikada bir 30 ml sıvı tüketmeye çalışın.
  • Tüketimleriniz sonunda gaz problemi yaşayabilirsiniz. Gaz problemi ameliyat sonrasında olağan bir durumdur.

İlk Hafta Tüketebileceğiniz Besinler

  • Gazlı ve alkollü olmayan berrak şekersiz içecekler (çay, bitki çayı vb.)
  • Şekersiz, karbonhidratsız içecekler (şekersiz kompostolar vs )
  • Elma, üzüm suyu gibi sıvılar sulandırılarak dikkatle, yudum yudum tüketilmelidir.
  • Et suyu (Ağır gelmesi halinde 1-2 damla limon sıkılabilir)
  • Tavuk suyu (Ağır gelmesi halinde 1-2 damla limon sıkılabilir)
  • Yağsız süt
  • Tanesiz, posasız, su kıvamında az kalorili çorbalar ( domates veya tavuk çorbası gibi)
  • Köpüksüz, gazsız az şekerli meyveli içecekler (diyet ice tea, diyet limonata vb.)
  • Tatlandırılmamış, tanesiz saf meyve suları (taze sıkılmış)
  • Yağsız, diyet, su kıvamında ayran
  • Sebze suyu (Sulandırarak tüketiniz)
  • Whey protein tozu (1-3 ölçek/gün)

Ameliyattan sonraki hafta bu yiyecekleri azar azar ve yavaş tüketmelisiniz. Sonrasında tolere edebildiğiniz kadar artırmalısınız.

İkinci Hafta Tüketebileceğiniz Besinler

(Birinci haftaya ek olarak)

* Unlu terbiye ve salça kullanılmadan hazırlanan/ rondo – robottan geçirilmiş çorbalar

Ör: Balık Çorbası, tarhana çorbası, mercimek çorbası, tavuk suyuna şehriye çorbası, sebze çorbası, yoğurt çorbası vb…

Örnek Menü (Kişiye ait farklılıklar gösterir)

Kahvaltı: 1 bardak protein tozu içecek

Ara öğün: 1 bardak süt

Gün ortası: 1 kepçe çorba; 1 bardak ayran

Ara öğün:  1 bardak süt

Akşam yemeği: 1 bardak protein tozu içecek; 1 kepçe diyet çorba

Yatmadan önce: 1 bardak light süt

*Sütlü içecekleri öncelikle içmek gerekir. Böylelikle yeterli besinin alındığından emin olunmalıdır.

BASAMAK 2: SULU YUMUŞAK DİYET

  • -5. haftalar yumuşak sulu diyet
  • Şekerli yiyecekler tüketilmemelidir.
  • Yarı sıvı ve vücut sıcaklığında çorbalar, düşük laktozlu ürünler (yoğurt, ayran)

2 hafta sonra aşamalı olarak yiyecekleri yumuşak ezilmiş halde tüketmeye başlayabilirsiniz. Yiyecekler çatalla parçalara ayrılmalı ve ezilmelidir.

Besin seçiminiz protein-kalsiyum ağırlıklı olmalıdır. Yumuşak-sulu gıdalarda (püreler) bunu pişirdiğiniz yemekleri gerçek et ve tavuk suyuna pişirerek ve bunları blendırdan geçirerek yaptığınız pürelerle sağlayabilirsiniz.

3-4-5. Hafta Tüketebileceğiniz Besinler

(İlk iki haftaya ek olarak)

  • Rafadan yumurta
  • Rafadan yumurta + yağsız lor
  • Yağsız yoğurt
  • Meyve püresi (süt veya yoğurt ile karıştırılabilir)
  • Sebze püresi:
    • Ispanak püresi
    • Semizotu püresi
    • Kabak püresi
    • Pırasa püresi
  • Ton balığı püresi
  • Tavuk püresi (kalça buttan)
  • Peynirli patates püresi (lor, çökelek tercih edilebilir)
  • Bebek mamaları (çalışanlar için özellikle iyi bir alternatif)
  • Diyabetik muhallebi

BASAMAK 3 : KATI GIDALARA GEÇİŞ

  • haftadan sonra proteinden zengin, kaloriden düşük, katı diyet ürünlerine adım adım geçilebilir.
  • Her gün yeterli miktarda protein alındığından emin olunmalıdır.
  • Tolere edebildiğiniz yiyecekleri azar azar ve yavaşça alındığında emin olunmalıdır.
  • Kilo kaybetme amacınıza uygun besleme programı; düşük yağ, düşük kalori ve porsiyon kontrolüdür. 

5. Haftanıza girmenizle beraber sağlıklı, katı gıda alabilirsiniz. Bu geçiş kimi zaman çok rahat olmayabilir. Bu nedenle 5.

haftanız için önereceğimiz kolay geçiş besinleri şunlardır:

  • Kıymalı sebze yemekleri
  • Kabuksuz menemen
  • Beyaz peynir çeşitleri
  • Yoğurtlu havuç (pişirilerek yapılan)
  • Yoğurtlu semizotu
  • Süzme yoğurt
  • Sebzeli tavuk haşlama
  • Okyanus balıkları (somon, ton balığı…)
  • Sulu köfte
  • Izgara balık

Источник: http://www.ekolkbb.com/obezite-cerrahisinde-yontemler

Obezite Nedir? Obezite Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Obezite ve Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Obezite vücuttaki yağ dokusunun aşırı fazlalaşmasıyla ortaya çıkan, bunun sonucunda kişinin sağlık problemlerine ve hastalıklara yakalanma riskinin artmasına sebep olan komp bir rahatsızlıktır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından, Vücut Kitle İndeksi (İ) 30’un üzerinde olan kişiler “obez” olarak kabul edilirler.

Günümüzde obezite çocuklardan yaşlılara kadar herkeste görülmektedir ve obezite hastalarının sayıları her geçen gün artmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi, iş yoğunluğunun ve stresin artması, beslenme alışkanlıklarının değişmesi gibi birçok neden toplumdaki obez kişilerin sayılarının artmasına neden olmaktadır. 

Kişinin tıbben obez olup olmadığının belirlenmesi adına çeşitli hesaplama yöntemleri kullanılsa da, vücuttaki yağ oranının ölçümünde en yaygın olarak kullanılan belirleme yöntemi “Vücut Kitle Endeksi” dir. Vücut kitle endeksini hesaplamak için kişinin kilosunun, boyunun karesine bölünmesi gerekir. Bu işlemden çıkan sonuç kişinin kilosunun tıbben ne anlama geldiği konusunda bilgi vermektedir.

Obezite problemi olan kişilerde vücut kitle endeksi 30’un üzerindedir.

Vücut kitle endeksi 30’un üzerinde olan yani obez kişilerde; vücuttaki yağ oranı kişilerin sağlığını tehye sokacak niteliktedir ve gerekli önlemlerin acil olarak alınması çok önemlidir.

Obezite tedavi edilmezse ve kişi fazla yağlardan kurtulamazsa kalp damar hastalıkları, uyku apnesi, felç, eklem ve kemik hastalıkları, diyabet, kanser ve diğer kronik hastalıklar gibi sağlığı olumsuz yönde etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir. 

Obezite Belirtileri

Kilo alma süreci genellikle bir anda gerçekleşmez. Kişiler zaman içerisinde kilo alsalar da kilo aldıklarını fark etmeleri zor olabilir; fark ettikleri zaman ise obezite sınırına yaklaşmış olabilirler. Obeziteye doğru adım adım ilerlendiğinin bazı belirtileri şunlardır; 

  • Eski kıyafetler dar gelmeye başlamış ve kişinin bu kıyafetler içindeki rahatlık hissi azalmışsa,
  • Tartıda çıkan rakam her geçen gün artıyorsa,
  • Bel bölgesinin çevresi git gide yağlanıyorsa,
  • Vücut kitle indeksi hesaplama sonuçları 30’a yaklaşıyorsa,
  • Az efor harcandığında dahi yorgunluk hissediliyorsa,
  • Aşırı terleme başladıysa,
  • Nefes alıp vermekte zorluk yaşanıyorsa,
  • Sabahları baş ağrısı oluyorsa

kişiler obez olma yolunda hızla ilerliyorlardır veya çoktan obez olmuşlardır.

Obezite Nedenleri

Kalori alımı ve enerji harcama arasındaki denge kişinin kilosunu belirler. Eğer kişi yaktığı kalori miktarından fazla kalori alıyorsa kilo artışı; kişi yaktığı kaloriden az kalori alıyorsa kilo kaybı yaşanır. Bu sebeple obezitenin en temel sebebi fazla kalori alımı ve hareketsizliktir. Bu sebepler haricinde obeziteye sebep olan farklı unsurlar da bulunmaktadır. 

Yanlış Beslenme: Fazla yağlı, fazla şekerli, fazla tuzlu gıdalar tüketen kişilerin obezite hastası olma olasılığı sağlıklı beslenen kişilere göre oldukça fazladır. Yapılan araştırmalara göre hazır gıda tüketimi ile obezite arasında doğrusal bağlantı olduğu bilinmektedir. 

Genetik Faktörler: Ailesinde obezite hastalığı olan kişilerin genetik olarak bu hastalığa yakalanma riskleri daha yüksektir.

  Genetik özellikler, vücudun yağ depolama mekanizmasında görevli olan hormonların salınım miktarlarını ve etkinliğini belirlediği için obezite hastalığının oluşumunda da belirleyici olabilmektedir.

Örneğin, tokluk hissini veren leptin hormonunun yeterince salgılanamadığı durumlarda kişi kilo almaya daha yatkındır. 

Aşırı Beslenme: Özellikle yağ içeren gıdalar çok tüketiliyorsa kişinin obez olma olasılığı yüksektir. Yağ ve şeker oranı yüksek gıdalar kalori bakımından çok yüksektir ve kilo alınmasına sebep olur. 

Karbonhidrat Ağırlıklı Beslenme: Karbonhidratlar, kandaki şeker oranını ve insülin salınımını arttırırlar. İnsülin salınımın artması durumunda yağ hücrelerinin oluşumu da artmaktadır. 

Hareketsizlik: Hareket düzeyi düşük olan kişiler, hareketli kişilere oranla daha az kalori yakarlar. Yakılan kalorinin alınan kaloriden az olması durumunda ise kilo almak kaçınılmazdır. 

İlaçlar: Kişinin kullandığı bazı kimyasal ilaçlar kilo alımına sebep olabilir. Bazı antidepresanlar, diyabet ilaçları, hormon ilaçları, tansiyon ilaçları iştahı arttırabilir ve dikkat edilmediği takdirde kilo alınmasına sebep olabilir. 

Psikolojik Faktörler: Bazı kişiler, duygu yoğunluklarına göre beslenme eğilimindedir. Can sıkıntısı, mutsuzluk, stres veya öfke gibi duygu yoğunlukları yaşandığı sırada normalden çok fazla gıda tüketirler ve böylece kilo alırlar. 

Hastalıklar: İnsülin direnci, tiroit hastalıkları, polikistik over sendromu, hipotalamus bozuklukları, hipofiz bezi hastalıkları ve uyku apnesi gibi hastalıklar da obeziteye sebep olmaktadır. 

Obezite Tedavisi

Kilo verilmesi için sayısız öneriler vardır ancak bunlardan çoğu maalesef özellikle obez hastaları için etkisizdir. Obezite tedavisinde bilinenin aksine tek yöntem cerrahi metotlar değildir; davranış değişikliği tedavisi, egzersiz tedavisi, beslenme tedavisi, ilaç tedavisi de obezite ile mücadelede başvurulan tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır.

Obezite hastalığı ile mücadelede kullanılan yöntemlerden ziyade kişinin bilinçlenmesi ve kararlı olması en önemli noktadır.

Kişinin sağlığının kötüye gittiğini ve bu gidişatı durdurması gerektiğini anlaması şarttır. Hiçbir tedavi yöntemi tek başına verimli değildir.

Kişinin bilinçlenmesi ve hayat tarzını değiştirmeye çalışması ise kilo verme sürecini daha zahmetsiz ve daha verimli hale getirecektir. 

  • Beslenme Tedavisi: Alınan kalori miktarını azaltmak ve yeme alışkanlıklarını değiştirmek obeziteyle mücadelenin en önemli adımıdır. Kişiye ve kişinin sağlık durumuna özel uygulanan diyetlerle başlangıçta kilo kaybı hızla görülür, fakat zamanla yavaşlar. Kilo kaybının yavaşladığı bu dönemde kişinin sabırlı ve kararlı olması; diyeti bırakmaması gerekir. Günlük alınan kalorilerin azaltılması, tüketilen gıdaların ve içeceklerin kalorilerinin hesaplanması, bol kalorili yiyeceklerin yerine sebze, meyve gibi sağlıklı besinlerin tüketilmesi kısaca sağlıklı gıda seçimlerinin yapılması bu tedavinin verimliliğini arttıracaktır.
  • Egzersiz Tedavisi: Fiziksel aktiviteleri arttırmak obezite tedavisinin temel unsurlarından biridir. Sadece yürüyerek dahi kişiler formlarını koruyabilirler. Obez hastalarının egzersiz tedavisinde dikkat edilmesi gereken önemli hususlar vardır. Eğer hastanın sağlık durumu yeterince iyi değilse ve hayati fonksiyonlara sahip organları işlevlerini kaybetmişse egzersiz seviyesinin doğru belirlenmesi gerekmektedir. Aşırı kilo durumu varsa düşük dozda egzersizler yapılmalı ve aşırı yük binen organları hasara uğramadan egzersiz seviyesi adım adım arttırılmalıdır.
  • Davranış Değişikliği Tedavisi: Bu tedavi ile ulaşılmak istenen amaç kişinin yaşam tarzını değiştirmektir. Kişinin neden yemek yediği, ne zamanlarda daha fazla yemek yemeğe ihtiyaç duyduğu gibi konular doğrultusunda kişi bilinçlendirilerek doğru davranışların sergilenmesi, kişinin kilo alırken yaptığı yanlışlıkların düzeltilmesi hedeflenir. Gerekirse aynı problemden yakınan kişilerle bir araya getirilir ve kilo vermenin zorluklarını herkesin yaşadığı kişiye gösterilir. Bu tedavi kilo vermenin kalıcı olması adına da oldukça önemlidir. Hastanın kendisini gözleme, kontrol etme, yeni davranışlar geliştirmesi, kendini ödüllendirmesi gibi adımlar bu tedavide kullanılmaktadır.
  • İlaç Tedavisi: Kilo kaybetmek için sağlıklı bir diyet uygulanmalı ve düzenli bir egzersiz programı takip edilmelidir. Ancak bazı durumlarda ilaç tedavisi kilo verme sürecini destekleyebilir. İlaç tedavisi kişinin kilo vermesini tek başına sağlayamaz sadece kilo verme sürecini düzenler veya hızlandırır. Kişinin sağlık geçmişi, olası yan etkiler düşünülerek doktor tarafından hastaya bazı ilaçlar verilebilir. Doktor kontrolü olmadan kilo verdirdiği iddia edilen ilaçların tüketilmemesi gerekir, aksi etki edip kilo artışının gözlendiği durumlar da vardır.
  • Cerrahi Tedavi: Obeziteyle mücadelede tüm yöntemler denenmiş ve başarı sağlanamamışsa, genellikle son çare olarak cerrahi müdahaleye başvurulur. Cerrahi müdahaleler iki farklı amaçla uygulanmaktadır. Bariatrik cerrahide amaç besinlerin sindirim emilimlerini azaltmaktadır. Bariatrik cerrahide gastrik bantlama, bypass, gastrik balon, mide küçültme ameliyatı gibi yöntemler kullanılır. Rekonstrüktif cerrahi daha çok estetik amaçlarla yapılır ve vücuttaki yağ azalır. Ancak hasta obezite hastalığını ve kilo verme sürecini yaşam tarzı haline getirememişse tekrar eski kilosuna geri dönebilir. 

Obeziteyi Önleyecek Tavsiyeler

  • Sağlıklı bir beslenme programı belirleyin; yediklerinizin kalorilerine dikkat edin ve gün içerisinde yaktığınızdan fazla kalori tüketmemeye özen gösterin.
  • Porsiyonlara dikkat edin.
  • Hareket etmekten vazgeçmeyin, eğleneceğiniz aktiviteler bulun ve bu aktiviteler sırasında hareket etmeye özen gösterin. Gerekirse hobilerinizi değiştirin kapalı mekanda oturmanıza engel olacak ve sizi eğlendirecek yeni şeyler deneyin.
  • Televizyon izlediğiniz ve bilgisayar başında olduğunuz kısacası ekran karşısında geçirdiğiniz zamanı kısıtlayın. Ekran karşısında hareketsiz kalmaktansa dışarıda vakit geçirmeye çalışın; özellikle akşam saatlerinde yemek yedikten sonra, kalori yakma sürecinizin hızlanması adına yürüyüş yapın ve rutininizin dışına çıkın.
  • Tartıya çıkmaktan çekinmeyin, tartılmaktan korkmaya başladığınız anda yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Kilonuzu kontrol altında tutmak için zaman zaman tartılmalı ve vücut kitle indeksinizi hesaplamalısınız.
  • Bol ve geniş kıyafetleri giymeyi seviyor olabilirsiniz ancak mutlaka dar ve elastik olmayan kıyafetleri de dolabınızda bulundurun. Kıyafetleriniz bol olduğunda içinde rahat hissedersiniz ve kilo aldığınızı anlamanızı sağlayacak rahatsızlık hissi yaşamazsınız.
  • Su için. Uzmanların görüşlerine göre günde en az 1,5 lt su içmek hem vücudun genel sağlığı açısından hem de metabolizmayı hızlandırıp kilo vermeyi desteklediğinden oldukça önemlidir.
  • Evinizde abur cubur bulundurmayın, buzdolabının önünde çok vakit geçirmeyin.

Источник: https://www.safahastanesi.com.tr/saglik-kosesi/Obezite-Nedir-Obezite-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi

Obezite Cerrahisi Uygulaması Yapılması Uygun Olacak Kişiler

Obezite ve Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Çağımızın en büyük sorunu olan obezite hastalığı ile mücadelede cerrahi yöntemler kullanılacak son seçenektir. Cerrahinin avantajlı olduğu hastalar olduğu gibi yapılmaması gereken bazı hastalarda bulunmaktadır. Önceden hiç diyet, egzersiz, ilaç tedavisi görmeyen hastalar, öncelikle medikal tedaviye yönlendirilmesi gerekmektedir.

Bu yöntemler kullanıldığı halde başarısız olunmuş ise ve kişi, cerrahiye uygun ise, bu tedavi yöntemine başvurulur. Bunun için, hastanın cerrahiden beklentilerini çok iyi analiz etmek gerekir. Cerrahi sonrası yaşam tarzını çok iyi öğrenmesi gerekir. Yoksa yapılan cerrahi tedavi beklenen sonucun alınmasına imkan sağlamaktadır.

Ülkemizde yapılan cerrahi müdahaleler çok yüksek oranda başarı sağladığı görülmektedir.

• Vücut Kitle İndeksi (İ) 40kg/m2 olanlarda veya Vücut Kitle İndeksi > 35kg/m2 olup, eşlik eden başka hastalığı olanlarda• Birçok diyet ve tedavi metodunu önceden defalarca denemiş ve başarılı olamamış hastalarda• Belirgin yo-yo diyeti hikayesi olanlarda (yo-yo diyeti=50kg veya daha fazla vermiş ve daha sonra tekrar almış kişiler)• Obezite kaynaklı ölüm riski yüksek olan hastalarda• Kabul edilebilir operasyon riski olan kişilerde• Alkol ve ilaç bağımlılığı olmayan kişilerde (Bu tür bağımlılıklar özellikle obezite ameliyatı sonrasında sıkıntılı süreçler oluşturmaktadır. Bu tür hastaların kesinlikle psikolojik olarak destek alması gerekmektedir.• Cerrahi hakkında bilgilendirilmiş ve kabul etmiş olanlarda

Obezite Cerrahisine karar veren hastaya, farklı zamanlarda, cerrahinin ne olduğu, ne gibi faydaları olduğu, cerrahinin ağırlığı, cerrahi sonrası yaşam şartlarını, kullanmak zorunda kalacağı bazı ilaçlar (Belli bir dönem kullanım yapılacaktır ve hastanın yapısına göre süre değişme göstermektedir). Bu tür bilgilendirmeler yapıldıktan sonra ara dönemlerde hastanın obezite cerrahisi ve sonrası hakkında ne anladığı hakkında sorular sorulması gerekmektedir.

Ayrıca obezite ameliyatı olacak hastalar, muhakkak bir psikiyatrist veya klinik psikolog tarafından incelenmelidir. Yeme bozukluğu varlığı sorgulanmalıdır. Operasyon uygunluğu teyit edilmesi gerekmektedir. Aksi durumda obezite cerrahisi sonrasında hastada beklenmedik bazı tepkiler görülebilmektedir.

Her şey uygun ise ve operasyon yapılmadığı taktirde hastada ciddi problemlerin doğacağı kesin bir tespite dayanıyorsa kesinlikle vakit kaybetmeden obezite ameliyatı yapılması gerekmektedir.

Obezite Cerrahisine Engel Olabilecek Durumlar Nelerdir

• Alkol ya da ilaç bağımlılığı olanlar,• Labil kişilik yapısı olanlar,• Akli denge bozukluğu olanlar (Ciddi seviyede psikolojik destek alınması gerekmektedir)• Özgeçmişinde ciddi depresyon veya intihar girişimi olanlar• On altı yaşından küçük, altmış beş yaşından büyük olanlar• Aile bireylerinin operasyona karşı geldiği durumlar• Hastanın operasyondan tıbbi faydalar dışında farklı beklentilerinin olması durumunda• Hastanın, operasyonu, risklerini ve sonuçlarını tam anlayabilecek yapıdan uzak olması durumunda• Hastanın uyumsuz olması durumunda, cerrahi tedavi yapılmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Obezite Ameliyatı İçin Ne Çeşit İşlemler Uygulanmaktadır.

Obezite ile mücadelede hastanın yapısı ve hastalığın seviyesine göre farklı yöntemler kullanılabilmektedir. Her bir obezite ameliyatı yöntemlerinin kendilerine göre farklı avantajları bulunmaktadır.

Yine kendine ait yan etkileri beklenebilir. Obezite ameliyatı genel olarak bir cerrahi işlem sınıfı olmasından dolayı her cerrahi operasyonunda olduğu kadar risk bulunmaktadır.

Risksiz obezite ameliyatı demek yanlış bilgilendirme olmaktadır.

Obezite ile mücadelede By-pass yöntemi: Mideden direkt, ince bağırsağın son kısmına gıdaların ulaşmasını sağlayan yeni bir yol yapılma işlemidir (kontrollü malabsorbsiyon=emilim bozukluğu).

Laporaskopik olarak mideye bant koyma işlemi de obezite ameliyatı sınıfları arasında bulunmaktadır lakin günümüzde pek kullanılan bi yöntem değildir. Sleeve gastrktomi yada tüp mide midenin, boyuna veya enine daraltılmış olur.

Endoskopik olarak operasyona gerek kalmadan mideye balon koyulabilir. Bu da kilo vermede etkili bir obezite tedavi yöntemi olarak görülmektedir. Çabuk doyma hissi verme özelliği bulunmaktadır.

Mide volümü azalmış olur. Geçici bir yöntemdir. Altı ay sonra balon çıkartılarak normal yapıya dönüşmektedir.

Operasyon sonrasında hastanın kesinlikle doktorun vereceği beslenme programına kesintisiz bir şekilde uyması beklenmektedir.

Obezite Cerrahisi Hakkında Merak Edilen Sorular

Vücut Kitle İndeksi > 40 olan bir hasta, gastrik by-pass operasyonu geçirirse ve kadar kilo verir? Operasyona bağlı ölüm riski oranı ne kadardır?

En çok merak edilen soruların başında bu tür sorular gelmektedir. Fazla kilolarında %70-80 azalma sağlanır. Operasyona bağlı mortalite oranı %0,5-1’dir.

 Obezite ameliyatı tecrübeli ellerde, kilo vermek açısından oldukça başarılı operasyonlar olarak tüm dünya tarafından kabul görmektedir.

Obezite ameliyatı yan etki olarak bakıldığında tamamen uygulama yapacak ekibe ve hastanın sonra ki süreçte sağlayacağı uyum ile alakalı olarak değişmekle beraber ve çok düşük oranlarda risk bulunmaktadır. (%1-1,5 gibi)

Obezite Ameliyatı Sonrası Yeme Alışkanlığında Bir Değişiklik Olur Mu?

Obezite cerrahisi sonrası yeme alışkanları büyük ölçüde değişecektir. Özellikle hastanın tatlılar ve etler başta olmak üzere, yiyeceklerin tipini ve miktarını doktorun önereceği seviyede tüketmesi gerekmektedir.

Bariatrik Cerrahi Operasyonu Geçiren Bir Kişi, Yeniden Kilo Alır Mı?

Yapılan operasyonlar çok büyük oranda 15 yıla kadar, verilen kiloyu koruma özelliği bulunmaktadır. Kilo alımı ise hem hastanın davranışsal hem de farmakolojik tedaviden çok daha düşüktür.

Obezite Cerrahisi Geçiren Bir Kişi, Ne Zaman Gebe Kalabilir?

Mideye Kelepçe Takma İşlemi Nedir?

Obezite cerrahisi yöntemleri arasında bulunmaktadır. Endeskopik bant ligasyonu denir. Hasta anestezi ile uyutulmaktadır. Tecrübeli bir cerrah tarafından laporoskop ile (karından delik açılarak içeri sokulan bir optik boru) karın içerisine girilir.

Midenin üst bölümüne yakın bir yerden mideyi küçülten bir bant takılarak işlem tamamlanmaktadır. Bu, mide girişini küçültüp bir kum saati şeklinde dar bir mide yapmayı hedefleyen bir yöntemdir. Böylelikle çabuk doyma hedeflenmektedir.

Cilt altına doğru ince bir hortum ile rezervuar konur ve içerisine serum fizyolojik verilerek, bu yeni oluşturulan mide kısmı istenildiği kadar küçültülüp büyütülebilir.

Hasta aşırı kilo verdiğinde, bu dışarıdaki rezervuardan mide hacmi büyütülür, kilo verme durduğunda veya aşırı yeme başladığında, dışarıdan bu rezervuar yolu ile mide kelepçesini daraltmak üzere serum vererek, mide hacmi küçültülebilir.

Günümüzde çok da tercih edilen bir yöntem değildir.

Obezite İle Mücadelede Uygulanan Mide Kelepçesi Zararlı Bir Yöntem Midir?

Ameliyat riskleri, bu hastalar içinde geçerlidir. Operasyona bağlı riskler ve operasyon sonrası riskler her cerrahi işlemde olduğu gibi mide kelepçe operasyonunda da bulunmaktadır.Ameliyat yerinde enfeksiyon, kelepçenin yer değiştirmesi, kelepçenin mide içine düşmesi gibi durumlar görülebilmektedir.

Bu tür riskler başarılı ekipler tarafından çok düşük seviyelere indirilmektedir. Şayet hastada yeme bozukluğu bulunuyor ise yediği yemekler, yemek borusunu genişletebilir ve bu bölgede yaralara ve komplikasyonlara neden olabilmektedir.

Bu tür durumların yaşanmaması için hastanın çok iyi bir şekilde incelenmesi gerekmektedir.

Источник: http://www.drerolvural.com/obezite-ile-mucadelede-cerrahi-tedavi-yontemlerinin-etkileri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.