Obezitede Cerrahi Yöntemler

içerik

Obezite Cerrahisinde Modern Yöntemler

Obezitede Cerrahi Yöntemler
Genel Cerrahi

Memorial Hizmet Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü uzmanları, obezite cerrahisi ile ilgili bilgi verdi.

Obezite Nedir?

Obezite, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından sağlığı bozacak şekilde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Vücut ağırlığındaki yağ miktarı oranının kadınlarda % 30, erkeklerde % 25’in üzerine çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

Yanlış beslenme, hormonal bozukluklar, genetik faktörler, yetersiz fiziksel aktivite, obezite oluşumunda başlıca risk faktörleridir. Obezite sınıflandırması Beden Kitle İndeksi (BMI-Body Mass Index) ile ölçülmektedir. BMI; vücut ağırlığının (kg) boy uzunluğunun (m) karesine bölünmesiyle elde edilir.

BMI’nin 40 kg/m² ve üzeri olması “morbid obezite” olarak kabul edilir. Dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelen obezite tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Obezite Cerrahisi Kimlere Yapılır?

Obezite cerrahisi; BMI 40 kg/ m² ve üzeri olan, BMI 35 kg/m² ve üzeri olup eşlik eden Tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apne sendromu, hiperlipidemi gibi eşlik eden bir hastalığı olan, diyet, egzersiz, ilaç tedavisi gibi diğer kilo verme yöntemlerini denemiş ancak başarılı olamamış hastalarda uygulanabilmektedir. Aynı zamanda hastaların alkol – ilaç bağımlısı olmaması gerekir.

Hangi Hastaya Hangi Yöntem Uygulanmalıdır?

Kişiye hangi yöntemin uygulanacağı hastanın muayene ve tetkik sonuçlarının değerlendirilmesiyle hasta-hekim görüşmesi neticesnde karar verilecek bir durumdur. Ameliyatlar laparoskopik yöntemle başarı ile uygulanabilmekte ve hastalar laparoskopik cerrahinin daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi, daha iyi kozmetik sonuç gibi avantajlarından da yararlanabilmektedirler.

Obezite tedavisi ameliyatla bitmez tam aksine başlar. Ameliyat sonrasi yakin takip ve hasta-hekim uyumu başarı getirir.

Cerrahi Yöntemler

  • Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve Gastrektomi)
  • Gastrik Bypass
  • Gastrik Band
  • Gastrik Balon

Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve Gastrektomi)

En güncel cerrahi tedavi yöntemidir. Midenin belli bir bölümünün çıkarılması sonucu kalan midenin ‘’tüp’’ şeklini almasından dolayı tüp mide ameliyatı olarak da bilinen yöntemdir. Hastalar mide hacminin küçülmesiyle az gıda ile çabuk tokluk hissettiklerini belirtirler. Aynı zamanda ve asıl etki olarak da açlık tokluk kontrolünü sağlayan hormonlar üzerinde değişiklikler olmaktadır.

Hem kilo verdirmede hem de diyabet gibi eşlik eden metabolik bozuklukların düzeltilmesinde etkindir. Gastrik bypass ameliyatlarına göre daha düşük komplikasyon oranlarına sahiptir. Fazla kiloların yaklaşık %60’ının kısa sürede verilmesini sağlayabilen ve sıklıkla mide barsak geçişinde değişiklik olmadığından daha fizyolojik ve metabolik bozuklukların düzelmesinde de etkili bir yöntemdir.

Gastrik Bypass

Bu yöntemde mide küçültülmekte ve ince bağırsaklar belli bir mesafeden bu yeni küçük mideye bağlanmaktadır.

Bağırsak bütünlüğü bozulmadan belli bir mesafeden ince bağırsakların yeni küçük mideye bağlandığı Mini gastrik bypass veya bağırsakların kesilerek ayrıldığı bir ucun yeni küçük mideye bir ucun ise belli bir mesafeden yine ince bağırsağa bağlandığı Roux en Y gastrik bypass olmak üzere iki çeşit gastrik bypass vardır.

Bu yöntemlerde de mide küçültüldüğünden az gıda ile çabuk tokluk hissedilmesi, açlık tokluk kontrolünü sağlayan hormonlarda ki değişiklikler ve ek olarak barsak geçişi değiştirildiği için emilim bozucu mekanizma ile kilo kaybı sağlanabilmektedir.

Dolayısı ile de hem kilo kaybı hem de metabolik bozuklukların düzeltilmesine yardımcı olunur. Fazla kiloların yaklaşık %6o-80’i verilebilir. Daha kompleks bir ameliyat olduğu için komplikasyon oranları tüp mide ameliyatına göre daha yüksek ve hastanede kalış süresi daha uzundur.

Gastrik Band (Kelepçe Uygulaması)

Yemek borusunun biraz aşağısından midenin üst bölümüne geçirilen, dışarıdan şişirilerek mideye geçen gıda miktarını kontrol eden silikon bir banttır. Bandın üzerinde oluşan küçük mide poşu hızla dolarak tokluk hissi oluşturur ve alınan gıdaların aşağıya geçişini yavaşlatır.

Mevcut band her ne kadar vücuda uyumlu materyallerden yapılsa da yabancı cisim reaksiyonu ile band kayması, band göç etmesi (migrasyon), ayarlanabilir haznenin ve bağlantı hattının enfeksiyonu gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Bütün bu komplikasyonlar ile ayarlanma gereksinimi kilo verme ve metabolik bozuklukların düzeltilmesindeki etkinliği azaltmaktadır.

Gastrik Balon

Mide içine yerleştirilen balon hacim küçültücü etki yapar. Sıvı ya da hava ile şişirilen tipleri vardır.

Balonun mide içinde 6 aydan uzun kalması ortaya çıkan balon sönmesi, enfeksiyon ve mide aşınması gibi komplikasyonlar nedeni ile fazla önerilmemektedir.

Uzun dönem tedaviden ziyade süperobez hastalarda obezite cerrahisi öncesi kilo verdirilmesinde ve ciddi yandaş hastalıkları olan hastalarda cerrahi için başlangıç tedavisi olarak tercih edilebilir.

Cerrahi Sonrası İzlem

Ameliyat sonrası dönemde hasta sıkı bir takip, diyet ve egzersiz programına alınmalıdır. Bu süreç uzun ve mutlaka hasta uyumu gerektiren bir dönemdir.

Yapılan ameliyata göre hastanın alması gereken vitamin-mineral takviyesi, doğru beslenme şekilleri ve uygun egzersiz programları için takip önemlidir.

Yapılan cerrahi işlemin başarısı da ciddi oranda bu takiplere ve hastanın uyumuna bağlıdır.

Cerrahide Başarı Nasıl Değerlendirilir?

  • Hastanın sağlıklı bir şekilde hedeflenen kiloya ulaşması
  • Eşlik eden metabolik bozukluklarda düzelme
  • Tekrar kilo alınmaması
  • Yaşam kalitesinin artması

Источник: https://www.hizmethastanesi.com/saglik-rehberi/obezite-cerrahisinde-modern-yontemler/

Obezitenin tedavisi için etkili yöntemler: Cerrahi ve ilaç tedavisi..

Obezitede Cerrahi Yöntemler

Kısa süreli müdahale. Kilo problemi kısaca görüşüldükten sonra, hastaya yardımsız kilo verme sürecini devam ettirebilmesi için uygun tavsiyeler verilir.

 Temel obezite tedavisi, yani danışmanlık ve rehberlik aracılığıyla yaşam tarzının kademe kademe ve kalıcı olarak değiştirilmesi.

 Hafif veya orta dereceli obezite ile şiddetli obezite vakalarının büyük çoğunluğunda gereklidir; tedavi edilen rahatsızlığın ne olduğuna bakılmaksızın her türlü tıbbi tedavi içermelidir.

Çok düşük kalorili diyetin (VLCD) başlatılması

Ağırlıklı olarak şiddetli ve morbid obezite için gereklidir. Eğer temel obezite tedavisi başarısız olmuşsa ve kilo verilmesine yönelik güçlü bir endikasyon varsa (obeziteye bağlı hastalıklar), orta dereceli obezite için de kullanılabilir.

İlaç tedavisi tüm vakalarda başarılı değildir. Diğer tedavi yaklaşımları başarısız olduğunda bir alternatif olarak kullanılabilir. İlaç tedavisine daima yaşam tarzı danışmanlığı ile birlikte devam edilmelidir.

Obezitede cerrahi tedavisi

Yalnızca şiddetli ve morbid obezite durumunda olan, seçilmiş hastalar için düşünülmelidir (bakınız aşağıdaki kıstaslar).

Doç. Dr. Alper Çelik: Obezite ameliyatlarında ölüm riski çok az

Hastanın aşırı kilo problemi uygun görülen bir zamanda, randevu verilerek görüşülmelidir.
Uygulanacak politika, hastaların sıkça tartılmalarını sağlamaktır, zira bu durum kiloları hakkında konuşmayı kolaylaştırır. Görüşmeyi başlatmak için uygun olan tarafsız soru: “Kilonuzla ilgili neler hissediyorsunuz?” omalıdır.

Daha sonra hastaya, kilo azaltmanın ilkeleri hakkında kısaca bilgi verilir (obezite pek çok hastalığı tetikler, yalnızca birkaç kilo bile vermek obeziteye bağlı hastalıkların riskini azaltacaktır B, diyetin içindeki meyve ve sebze miktarlarını artırmak faydalıdır vs.

)Hasta, kilosunu düzenli olarak izlemesi ve en azından kilo artışı olmaması açısından teşvik edilmelidir (aşırı kilolu bir bireyin ortalama yıllık kilo artışı 0,5 kg’dır). Hastaya kilonun vermeyle ilgili basılı bilgi verilebilir veya bu tür bilgiyi nereden edineceği söylenir.

Kilonun vermedeki ilerleme ilerideki randevularda da kısaca görüşülmelidir.

Temel obezite tedavisi

Düzenleme: Grup tedavisi maliyet açısından daha hesaplıdır ve bireysel tedavi kadar da etkilidir. Haftada en az 10 kez yapılan toplantılar, Grup 10-15 kişiden oluşmalıdır.

Grup lideri ya bir hemşire olmalı ya da obezite tedavisinde özel eğitim almış bir diyetisyen olmalıdır.

 Bakım ekibine bir doktorun da katılmış olması, hasta motivasyonu açısından, sorunlu hastaların değerlendirmesi açısından ve grup liderinin “tükenmesini” önlemek için de gereklidir.

Aşırı kilolu hastaların yalnızca küçük bir bölümüne temel obezite tedavisi başlanabilir ve bu nedenle bu tedaviden en çok yararlanma olasılığı bulunan hastalar seçilmelidir.
Tip 2 diyabet tanısı yeni konmuş tüm obez hastalara temel obezite tedavisi başlanmalıdır. Obezite tedavisi için diğer endikasyonlara metabolik sendrom, uyku apnesi ve obeziteye bağlı diğer hastalıklar dahildir.

Metabolik Cerrahi Tip 2 diyabet tedavisinde güçlü bir alternatif olabilir!

Hasta ne kadar genç olursa temel obezite tedavisinin başlanması o denli önem kazanır.
Bu tedavi 65 yaşın üstündeki hastalara yalnızca özel durumlarda başlanmalıdır.

Ölçülebilir hedefler

Kilo vermede kabul edilebilir değer, haftada yaklaşık 0,5 kg’dır. İnsan yağ dokusu 30 MJ (7000 kcal)/kg enerji içermektedir ve enerji alımının günlük olarak 2100 kJ (500 kcal) azaltılması, bu değerde bir kilo vermeyle sonuçlanacaktır. Kilo kaybının daha yavaş seyretmesi de mümkündür.

 Hedef, kilonun kalıcı olarak %5-10 oranında azaltılmasıdır ki bu da obeziteye bağlı hastalıkların tedavisine önemli ölçüde fayda sağlamak için yeterlidir. Hedef daima olabildiğince kalıcı bir sonuca ulaşmak olmalıdır, bu da yaşam tarzında kalıcı değişikliklerin yapılması anlamına gelir.

 Gelişme çağındaki çocuklarda kilo sabit tutulmalı ve böylece boydaki uzamanın kiloyu düzeltmesi sağlanmalıdır.

Bilgi ve tavırlarda değişiklikler:
Vücut ağırlığı azalırken ihtiyaç duyulan enerji miktarı da azalmaktadır, kio kaybını korumak için tümyaşam tarzı değişikliklerinin kalıcı olması şarttır.

Beslenme değişiklikleri:Öncelikle mevcut diyetin enerji değeri hesaplanmalıdır. Bunun üzerine hasta, günlük alımını 2000 kJ (500 kcal) kadar azaltacaktır.

 Diyetteki yağın miktarı azaltılarak ve sebzelerin miktarı arttırılarak kalori alımının Bazaltılmasına önem verilmelidir.

Alkolün kalori içeriği hesaba katılmalıdır. Günlük yapılan küçük değişiklikler uzun vadede etkilidir.

 Günde üç öğünlük rutin, muhafaza edilmelidir.

Egzersiz miktarında değişiklikler
Verilecek tavsiyeler obezitenin derecesine bağlıdır. Günlük işler sırasında egzersiz yapılması teşvik edilmelidir (merdiven çıkarak, yürüyerek veya işe bisikletle giderek vb. gibi, kaslar daha fazla çalıştırılmalıdır) Eğer bir adım ölçer kullanılıyorsa, hedef günde en azından 10000 adım olmalıdır.

Yemek yeme davranışlarında değişiklikler
En önemli hedef “tartıyı saplantı haline getirmek değil” alışkanlıkları değiştirmektir. Yeme dürtüsünün tanımlanması gereklidir.

Ze için mi yoksa açlıktan mı? Hastaya bir öğünde yeterli miktarda yemek yemeye nasıl dikkat edeceği öğretilmelidir; kişinin açlık hissi geçtikten sonra yemek yemeye devam etmemesi gerekir. Gıda alışverişi kesin surette bir alışveriş listesine göre yapılmalıdır.

 Ortalıkta duran istek uyandıran ürünler azaltılmalıdır (yiyecekler ortadan kaldırılmalıdır). Kişi yemek yerken başka faaliyetlerde bulunmamalıdır (TV izlememeli, bir şeyler okumamalıdır).Öğünler yavaşça yenmelidir.
Çok düşük kalorili diyet (VLCD)

VLCD şunlardan ibarettir:günde 1700–2100 kJ (400–500 kcal), en fazla 3300 kJ (800 kcal)’e kadar,günlük protein gereksinimi (günde en az 50 g)

günlük esansiyel yağ asidi, eser element ve vitamin gereksinimleri.

Program
Diyet, VLCD kriterlerini karşılayan hazır karışımlardan oluşur. Bu bir gıda ikamesi diyetidir ve peş peşe 8-12 hafta süreyle başka hiçbir gıda tüketilmemelidir. 25 kg/m2vücut kitle indeksine (BMI) ulaşıldığında diyet daha erken kesilebilir.

 Diyet süresince hasta 1-2 haftalık aralıklarla izlenir. VLCD, tip 2 diyabet veya hipertansiyonu olan hastalar için gayet uygundur.

Diyabeti olan hastalarda VLCD’yi başlatmadan önce insülin tedavisinin durdurulması veya dozunun önemli ölçüde azaltılması veya sulfonilüre dozunun, 1/2 azaltılması gerekir (hipoglisemi riski).

Diyetten önce diğer ilaçların dozlarını azaltmaya gerek yoktur.

 Kilo verme oranı haftada yaklaşık 1,5-2 kg’dır ve gerçekleşen kilo azalması ise temel obezite tedavisiyle grçekleşenden 2-2,5 kat daha fazladır.

 Bununla birlikte, tek başına VLCD ile kalıcı sonuçlara ulaşılamaz bu nedenle değişikliklerin kalıcı hale gelebilmesi için temel obezite tedavisi (yaşam tarzı değişikliği) de verilmelidir.

Obezite de ilaç tedavisi

Obezitenin yönetiminde, ilaç tedavisi genel bir yöntem değildir. İlaç tedavisi, metabolik sendromu olan veya obeziteye bağlı başka bir hastalığı olan hastalar için, yaşam tarzının değiştirilmesi yeterince iyi sonuçlar vermediği zaman, denenebilir.

 Kiloyu azaltan bir ilaç reçetesi yazarken, hastaya aynı zamanda yaşam tarzı değişikliği ile ilgili rehberlik hizmeti de verilmelidir.

 Anti obezite ilacı yalnızca BMI 30 kg/m2üzerinde olanlar için (veya 27-28 kg/m2’nin üzerinde olanlar için, diyabet veya kilo kaybını gerektiren başka hastalığın varlığında) düşünülmelidir. Hasta, ilaç tedavisinin birkaç yıl sürebileceği konusunda bilgilendirilmelidir.

İlaç tedavisi sonlandığında, çoğu vakada kilo kaybının yavaşça tersine döndüğü görülmektedir. 3 ay içinde kişi yeterli miktarda (başlangıç ağırlığının%5’i kadar) kilo kaybı göstermemişse, ilaç tedavisine devam edilmemelidir.

Orlistat sindirim sistemi üzerinde etki eden, bir lipaz inhibitörüdür. Kısmen diyetle alınan yağların abzorpsiyonunu azaltır. Orlistat kan dolaşımına karışmaz.

 Orlistat’ın etki şekli sebebiyle LDL kolesterol konsantrasyonu, normal kilo vermeyle beklenen düşüşten, daha fazla olacaktır. İlacın kullanım amacı, yağlardan alınan enerji oranını, %30’u aşmayacak şekilde sınırlamaktır.

Yalnızca yağ oranı düşük aperatifler tüketilebilir. Hasta diyetisyen danışmanlığı hizmetinden yeterince yararlanmalıdır.

Zayıflama ilacı orlistat karaciğer ve böbreğe geri dönülmez zararlar veriyor

Yaygın olumsuz etkileri arasında, yağlı gıdaların tüketimiyle birlikte yağlı veya kaygan dışkı, fekal aciliyet ve rektumdan yağlı sızıntı (>1/10 kullanıcı) sayılabilir. Orlistat yağda çözünen vitaminlerin bağırsak da emilimini azaltabilir.

Uzun vadeli orlistat kullanımında, bir multi vitamin preparatının da kullanılması önerilmektedir (orlistat kapsülüyle aynı anda alınmaması kaydıyla).

 Ana öğünlerden önce 120 mg orlistat ile ilaç tedavisi gören hastalarda, 12 ay sonra placebo ile tedavi gören hastalara kıyasla ortalama 3 kg daha fazla kilo kaybı olmuştur B.

Orlistat ile başlangıç kilosunun %10’undan fazla kilo kaybı görülen hastaların oranı, plaseboya kıyasla yüzde 12 daha fazladır. Orlistat kullanımı ile kısa vadede ulaşılan kilo kaybının morbidite veya mortalite açısından yarattığı klinik fayda halen kanıtlanmamıştır.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/obezitenin-tedavisi-icin-etkili-yontemler-cerrahi-ve-ilac-tedavisi/

Mide kelepçesi nasıl bir uygulamadır?

Obezitede Cerrahi Yöntemler

Tedavi gerektiren aşırı şişmanlık (obezite) tedavisi mümkün olan, ancak uzun ve kararlı bir süreç gerektiren bir rahatsızlıktır. Obezite, hastada yarattığı olumsuz etkilere ve seviyesine göre değişik aşamalarda seyreden bir hastalıktır.

Bu bağlamda obezite seviyesine göre tedavi yöntemi seçilmekte, hasta için en uygun tedavi yoluna gidilmektedir. Obezite dünya genelinde çok yaygın bir rahatsızlık olduğundan yaklaşık olarak 10 tane cerrahi tedavi yöntemi bulunmaktadır.

Bunlar kısıtlayıcı tedavi yöntemleri, besinlerin bağırsaklardan emilimini önleyici yöntemler ve bunların her ikisini de içeren tedavi yöntemleri olmak üzere üçe ayrılmaktadırlar.

Kısıtlayıcı tedaviler; ayarlanabilir gastrik bant (mide kelepçesi), sle-eve gastrektomi (tüp mide), Biliopankreatik Diversiyon (emilim sınırlaması), gıdaların bağırsaklarda emilimini güçleştirici yöntem ise; bypass, atlatma olarak bilinmektedir. Obezite cerrahisinde hastanın önemli ölçüde ve bir bakıma kısa sürede kilo vermesi önemlidir.

Ancak bundan daha da önemli olan hastanın verdiği kiloyu geri almaması ya da çok az miktarda alması ve ameliyat sonrası elde edilen sağlıklı profilin mümkün olduğunca uzun süre korunabilmesidir. İşte obezite cerrahisinde tedavi yöntemi seçilirken özellikle dikkat edilen husus budur: Hangi hasta için en etkili ve en uzun süreli iyileşmenin hangi yöntemle sağlanabileceğine karar vermek.

Midenin girişine yakın bir bölüme içinde şişirilebilir bir alan olan halka takılması işlemi kısıtlayıcı obezite cerrahisi yöntemlerinden birisi olan mide kelepçesidir. Gerekli görüldüğünde daraltılabilen veya şişirilebilen bu halka ile hastanın gıda alımı kontrol altında tutulabilmektedir.

Daraltıldığında bir kum saati şeklini alan halka sayesinde hastanın sadece sıvı olan ya da çok yumuşak olan gıdaları alması sağlanmaktadır. Bu yöntemde hasta günde sadece üç öğün beslenir ve geri kalan zamanda bolca sıvı tüketir. Ancak bu tedavide hastanın yeme alışkanlında önerilen kurallara sıkı sıkıya bağlı olması şarttır.

Kimi durumlarda hasta mide kelepçesine rağmen fazla yemeye devam etmekte ve bu sebeple de yemek borusu genişlemektedir.

Günümüzde çok da tercih edilen bir yöntem değildir bizde kendi kliniğimizde çok uygulamamakdayız

Tüp mide nasıl bir uygulamadır?

Tüp mide ameliyatı hastanın gıda alımının kısıtlandığı operasyonlardan birisidir. Normal şartlarda ya da şartlar zorlandığında iki litreye kadar sıvı alabilen mide, tüp mide operasyonu ile kısıtlanmaktadır.

Tüp mide ameliyatında hastanın genişleyen midesi yemek borusunun genişliği kadar bir alan kalacak şekilde daraltılır, geriye kalan alan zımbalanarak çıkarılır. Yaklaşık 2 litrelik mide hacmi bu operasyonla 150 mililitrelik hacme düşürülmektedir.

Burada temel işlem midenin iştah hormonu salgılayan üst kısmının alınmış olması ve dolayısıyla hastanın eskisi gibi acıkmıyor olmasıdır.

Yaklaşık 1 buçuk saat süren bir operasyon olan tüp mide ameliyatından sonra hasta 1-2 gün hastanede yatmak durumundadır ve ikinci günden itibaren ağızdan azar azar beslenmeye başlayabilir. Ancak hastanın önerilen besin miktarlarına uymaması, iradesine hakim olamaması sonucunda gereğinden fazla yemesi ile yeniden mide genişleyebilmekte ve tedavi başarısız olabilmektedir.

Atlatma (Gastrik bypass) nasıl uygulanmaktadır?

Gastrik bypass, midenin küçültülmesi ve bağırsağın bir bölümünün atılarak daha aşağıdan bağlanması işlemidir. Bu operasyonda midenin ne kadar küçültüldüğü ve bağırsağın ne kadarlık bir bölümünün atıldığına göre hastanın zayıflama oranı değişiklik gösterebilmektedir.

Zira beslenme yoluyla alınan gıdalar bağırsakta ne kadar uzun süre dolaşırlarsa, kişinin kilo alması da o kadar hızlı olmaktadır. Bu bağlamda gıdaların bağırsakta dolaşma mesafelerini kısaltarak kilo verdirmek amaçlanmaktadır. Gastrik bypass uygulanan hastaların operasyon sonrasında doktorun önerilerine çok ciddi bir şekilde uymaları gerekmektedir.

Özellikle işlem ince bağırsağın ne kadar aşağı bölümüne uygulandıysa sorunlar da o kadar ciddi olabilmektedir. Bu bakımdan yağlı ve karbonhidratlı besinleri önerilerden biraz daha fazla tüketenlerde uzun süreli, pis kokulu ishaller ve ağrılı gaz oluşabilmektedir.

Bu yöntemde hasta pek çok vitamini ve besini ihtiyaç duyduğu kadar alamayacağı için vitamin takviyelerine de gereksinim olabilmektedir.

Tıpkı mide küçültme ve mide kelepçesi operasyonlarında olduğu gibi Gastrik Bypass yönteminde de başarıyı devam ettiren en önemli etken operasyon sonrasında hastanın beslenme ve yaşam düzenini doktorun önerileri doğrultusunda şekillendirmesi ve bunların dışına çıkmamasıdır. Bu tür operasyonlardan sonra hasta aldığı gıda miktarını kontrol altında tutarsa, aşırı şekerli, yağlı gıdalardan uzak durursa, düzenli olarak yürüyüş ve hareket yaparsa çok uzun yıllar sağlığı korumak mümkün olacaktır.

Biliopankreatik Diversiyon (BPD) nasıl uygulanır?

Biliopankreatik Diversiyon, bağırsaklarda gıda emiliminin sınırlandırılması mantığına dayanmaktadır. Bu operasyonda mide 200 ile 500 cc boyutunda olacak şekilde midenin alt kısmı çıkarılmaktadır. Gastrik Bypass ile karşılaştırıldığında midenin çıkarılan kısmı daha küçüktür.

Bu yüzden ameliyat sonrasında hasta beslenmesinde kendini doyurabilecek ölçüde gıda alabilir. Ancak bu işlemde özellikle bazı gıdaların emilimi sınırlandırıldığı için, operasyon etkili sonuçlar vermektedir. Bu tür emilim kısıtlaması uygulanan operasyonlarda yağ ve karbonhidrat emilmesini sağlayan pankreas enzimleri ve safranın besinle karşılaşması önlenmektedir.

Normal şartlarda düşünüldüğünde beslenmeyle alınan yağ ve karbonhidratların emilecek kadar küçük parçalara ayrılması görevi pankreas enzimleri ve safraya aittir. İşte Biliopankreatik Diversiyon operasyonunda da tam da bu düzlemde alınan gıdaların enzim ve salgıları taşıyan ince bağırsak bölümünden geçişi engellenmektedir.

Buradan geçemeyen besinler küçük parçalara ayrılmayacağı için de emilemezler, direkt olarak ince bağırsağın son bölümüne varırlar, kiloya dönüşemezler. Bu işlemde gıdaların ince bağırsakta aldıkları yol da yarı yarıya kısaldığı için emilim kısıtlanmış olur.

Biliopankreatik Diversiyon yönteminde hem midenin küçültülmesi ile hacmin daralması hem de bağırsağın kısaltılması ile emilimin azaltılması teknikleri kullanıldığından kilo kaybı oldukça hızlı ve kalıcı olabilmektedir.

Bu bağlamda hem obezite hem de obezite kaynaklı şeker hastalığı, kötü kolesterol, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklarda da yaklaşık % 90 oranında azalma, iyileşme gözlenir. Elbette ki diğer tüm obezite cerrahisi yöntemlerinde olduğu gibi Biliopankreatik Diversiyon’da da hastanın operasyon sonrasında sağlıklı beslenmeye ve hareketli bir yaşam sürmeye özen göstermesi esastır.

Источник: http://www.drerolvural.com/obezite-cerrahisinde-yontem-nasil-secilir/

Morbid Obezite Cerrahisi

Obezitede Cerrahi Yöntemler
Okuma Süresi: 5 dk.

Tabii ki hayır! Şişmanlık ancak belli bir düzeyin üstünde ise mide küçültme ameliyatları faydalı ve hatta yaşamı uzatıcıdır.

Mide küçültme için hangi düzeyin üstünde şişman olmak gerekir?

Şişmanlık cerrahisi, bir estetik cerrahi yöntemi değildir. Dolayısı ile kilolu ya da hafif şişmanlık durumlarında estetik kaygılar amacı ile hasta çok arzu da etse kesinlikle yapılmaz.

Öte yandan en az iki diyet uygulamasına karşın gerisin geriye yeniden kilo almış ve tıpta “morbid obezite” olarak bilinen hastalıklı şişmanlık durumunda; hayatı uzatıcı etkisi olduğu kanıtlanmış olduğundan, mutlaka başvurulması gereken bir yöntemdir.

Beden kitle indeksi 40’ın üstünde ise, ya da ; 35 – 40 arasında olup, şişmanlığa bağlı şeker hastalığı, yüksek tansiyon, uyku apnesi, karaciğer yağlanması, gibi yandaş hastalıklardan en az ikisi varsa, “morbid obezite” söz konusudur ve bu durumda ameliyat mutlaka gerekmektedir.

Beden kitle indeksi nasıl hesaplanır?

Kilomuzu boyumuzun karesine böldüğümüzde çıkan rakamdır. Örneğin 100 kilo ve 2 metre boyda olan birinde beden kitle indeksi 100/4 = 25’tir.

Morbid obezite kavramını; kişiyi karşı karşıya bıraktığı riskler neticesinde ölümcül problemler doğurabilen ve dolayısı ile yaşam süresini de bariz olarak kısaltan düzeydeki aşırı şişmanlık olarak da tanımlayabiliriz.

Bu derecede kilolu olanların , eğer tüm diyet ve önlemlerle de kalıcı olarak kilo veremiyorlarsa ki bu çok nadiren ve hastaların ancak % 2-3 ‘ünde kalıcı olarak başarılı olabilmektedir.

Morbid obezitede hastalar Diyetlerle kilo verselerde YOYO sendromu nedeni ile hastaların %95 i tekrar geri kilo alırlar.

Aşırı şişmanlık belli bir aşamadan sonra o kişide şeker hastalığına ve hipertansiyona neden olur ve bu komplikasyonlar “morbid” obezlerde çok erken yaşlarda ortaya çıkarlar. Obeziteye bağlı gelişen bu yandaş problemlere tıpta “comorbidity” denilmektedir.

Bilindiği gibi zamanımızdaki birinci ölüm nedeni halen damar sertliğidir ve gerek şeker hastalığı ve gerekse hipertansiyon damar sertliği gelişimi açısından en önemli risk faktörleridir.

Dolayısı ile morbid obezler, eğer tedavi edilmezlerse, yaşdaşlarına göre çok daha erken zamanda damar sertliği ve buna bağlı oluşagelebilen; kalp krizi ya da inme gibi nedenlerden yaşamlarını yitirmektedirler.

Tıpta “bariatrik cerrahi” olarak bilinen ve şişmanlığı giderici cerrahi girişimler olarak tanımlayabileceğimiz ameliyatlar sanıldığından çok daha az riskleri olan ancak hayat kurtarıcı, yaşamı 10 yıl uzatıcı müdahalelerdir. Bu nedenle de ; hastayı maruz bıraktıkları risklere karşın tüm dünyada çok aktif ve sıklığı giderek artan biçimde uygulanmaktadırlar.

Çünkü şişmanlığı gidermenin yanı sıra , başta Tip II şeker hastalığı ve hipertansiyon olmak üzere diğer yandaş problemlerin de süratle düzelmesini sağlayan ve hastanın ömrünü hatırı sayılır şekilde uzatmanın yanı sıra yaşam kalitesini de müthiş şekilde düzelttikleri kanıtlanmış girişimlerdir. Zamanımızda A .B.D.

‘nde en sık yapılan ikinci laparoskopik ameliyatlar safra kesesi ameliyatlarından sonra bariatrik girişimler olmuştur.

Şişmanlığı gidermede en etkili cerrahi yöntemler hangileridir?

Zamanımızda hem tüm dünyanın ve hem de ekibimizin en çok tercih ettiği ve en yaygın olarak kullandığı iki bariatrik girişim vardır. Bunlar; “tüp mide” ve “ mide by-pass’ı ” ameliyatlarıdır.

Tüp mide ameliyatları hastaya sonraki hayatında herhangi bir risk getirmemesi ve sonrasında -20 oranında görülebilen yetersiz kilo veriminde ikinci bir ameliyat şansı tanıması nedeni ile en çok yapılan ameliyat haline gelmişdir.Tüm bu girişimler rutin olarak laparoskopik yani kapalı yöntemle yapılmaktadırlar.

Dolayısı laparoskopinin tüm avantajları şişmanlık cerrahisinde de bire bir geçerlidir. Yani karın kesisi yoktur, ağrı minimaldir, estetik sonuç mükemmeldir, hastalar derhal ayağa kalkıp birkaç gün sonra taburcu olurlar ve 5-10 gün sonra da iş ve güçlerinin başına dönebilirler. Hastalar 1 yıl içerisinde fazla kilolarını %80 oranında verir.Kilo verimi bir yıl sonunda durur.

Hastaların cerrahi tedaviyi tek başına sadece bir ameliyat olarak görmemeleri gerekir .Cerrahi tedavi sonrasında hastanın ameliyat olduğu klinik tarafından, çok iyi diyetisyen,psikolog hasta takip programları ile desteklenmesi başarının en önemli anahtarıdır.

Mide küçültme ameliyatı zor ve çok ağrılı mıdır? İz bırakır mı?

Tüm şişmanlık ameliyatları laparoskopik yani “kapalı” ameliyatlardır. Dolayısı ile karına milimetrik deliklerden girilir ve büyük karın kesisi yapılmaz. Bu nedenle ameliyat sonrasında ağrı hemen hiç olmaz. Hastalar aynı gün ayağa kalkar, birkaç gün içinde taburcu olur ve 1 hafta kadar sonra da işlerinin başına dönerler. Kesi olmadığından iz kalmaz ve estetik sonuç da mükemmeldir.

Mide küçültme ameliyatları sonrasında yeniden kilo almak mümkün müdür?

Az ihtimal de olsa evet mümkündür. Dolayısı ile morbid obezler bu ameliyatı bir son değil, başlangıç olarak görmelidirler. Mide küçültme girişimi sonrası bu insanlar, diyet ya da başka yöntemler ile yıllardır hiç başaramadıkları ve hayal bile edemeyecekleri düzeyde kilo verirler.

Ancak bu kaybedilen kilonun hem sağlıkla kaybedilmesi ve hem de uzun dönemde yeniden kilo alınmaması için hastalara da önemli sorumluluklar düşmektedir.

Merkezimizin takip protokollerine uyulması, uygun egzersizlerin eklenmesi, alkolden uzak durmak ve bazı yanlış beslenme alışkanlıklarının giderilmesi, uzun dönem başarının sırlarıdır. Dolayısı ile mide küçültme ameliyatalarını , hastalara sunulan “altın bir anahtar” gibi görmek akılcı olacaktır.

Bu anahtar; diyetin yapamadığını yapar ve morbid obezlere yeni bir kapı açarak ikinci bir yaşam şansı sunar. Hem de 10 misli daha kaliteli bir yaşam !

Mide küçültme ameliyatları şeker ve tansiyona etkili midir?

Bu ameliyatlar şişmanlığa bağlı gelişmiş tip 2 şeker hastalığı ve hipertansiyonu tedavi ederler. Ayrıca kadınlarda doğurganlığı , erkeklerde cinsel gücü arttırırlar. Polikistik overin en başarılı tedavisidirler. Kadınlarda meme kanserine yakalanma olasılığını bariz biçimde düşürürler.

Dahası karaciğer yağlanmasını, uyku apnesini büyük bir oranda düzeltirler. Tüm bunlar neticesinde de hastalar; bir avuç ilaç almaktan kurtulur, çok daha rahat hareket eder hale gelir ve eklemler de bir o kadar ciddi yüke veda etmiş olur.

Bu bağlamda düşünüldüğünde, birçok ortopedik diz ve kalça protez ameliyatı da engellenmiş olacaktır. Dahası damar sertliği gelişimi de yavaşlamış olacaktır. Ayrıca fiziksel olarak zayıflamanın da azalmış özgüven durumunun giderilmesine müthiş katkısı olur.

Tüm bu faktörler bir arada, çok daha kaliteli ve bariz oranda uzamış bir yaşam sunacaktır.

ByPass Ameliyatları mide Küçültme ameliyatlarından daha mı etkilidir?

By pass ameliyatları,midenin küçültülüp barsağın belirli mesafeden kesilerek mideye eklenmesini içerir.

Amaç gıda alımını azaltmak ayrıca barsakların bir kısmının gıdalarla temasını kesmek ve gıda emiliminin azaltılması ile kilo kaybını sağlamakdır. Bypass ameliyatları 90 lı yıllarda özellikle ABD de hızla popüler hale gelmişdir.

Tüp mide ameliyatlarının son 10 yılda hızla Bypass ameliyatlarının yerini almasıda diğer bir bilimsel gerçektir.

Örneğin yılda yaklaşık 250000 obezite cerrahisi uygulanan Amerika’da 2013 yılından itibaren mide küçültme (tüp mide ) ameliyatı ,Bypass ameliyatlarını sayısal olarak geçmişdir. Bunun temelde üç nedeni vardır.

Birincisi Mide küçültme ameliyatlarının kilo verdirmede Bypass kadar etkin olduğunun anlaşılmasıdır.İkinci nedeni; bilinmelidirki hangi ameliyat olursa olsun tekrar kilo almak mümkündür.

Bypass ameliyatları serilerinde uzun dönemde %20 leri bulabilen geri kilo alımlarında ikinci bir ameliyatla hastaya yardımcı olmak cerrahi olarak oldukça güç hatda çoğunlukla mümkün değildir.

Halbuki mide küçültme ameliyatlarında ikinci bir şans her zaman mümkündür ve teknik olarak bypass tiplerinden birine çevrilmesi nispeten kolaydır. Üçüncü önemli neden uzun dönem Bypass’ ın takibi vitamin ve mineral eksikliği bakımından daha güçdür ayrıca barsak dolaşması,mide ülser delinmesi gibi ciddi komplikasyonları olabilir.

Bir çok ülkedeki otörlerin gastrik Bypass ameliyatlarını sınırlamaları görüşüne bizde katılıyoruz.Son 4 yıldır ağır yüksek derecede insülin ihtiyacı olan vakalar dışında hastalarımızda mide küçültme(Tüp mide) ameliyatı uyguluyoruz.

Mide küçültme ameliyatları tehli midir?

Tamamı kapalı olan bu girişimlerin risk oranı, son derece makuldür. Morbid obez olmanın hastanın üstüne yüklediği ölümcül risk, ameliyatın riskine göre çok daha fazladır. Zaten bu nedenle tüm dünyada yapılma sıklığı en hızla artan ameliyatlar, şişmanlığı giderici girişimlerdir.Tecrübeli ve donanımlı merkezlerde ameliyat riski safrakesesi ameliyatı kadardır.

Türkçapar Bariatrics yaklaşımı:

Kendimizden örnek verirsek uygulamış olduğumuz yüzlerce bariatrik cerrahi olgusunun hiçbirini kaybetmedik ve ölümcül bir komplikasyon yaşamadık. Bu tamamen kendini bir konuya adamak, yüksek teknolojini el altında oluşu, deneyim ve ekip çalışmasıyla alakalıdır.

Diğer tarafdan kendilerine cerrahi tedavi seçeneği sunulduğu anda da karşı karşıya oldukları ekiplerin deneyimini mutlaka sorgulamalılar. Bu tür ameliyatların kaçak,kanama ve darlık gibi ciddi komplikasyonları %1-3 oranında görülebilmekte ve bu cerrahın tecrübesi ile doğrudan ilişkili olmaktadır.

Источник: https://www.turkcaparbariatrics.com/morbid-obezite-cerrahisi/

Obezite Cerrahisinde Kişiye Özel Yöntem Seçimi Hayati Önem Taşıyor

Obezitede Cerrahi Yöntemler

Obezite hastalığını yenmek için uzun süre uygulanan bilinçsiz diyetler, yarım bırakılan egzersizler fazla kiloların katlanarak geri dönmesine yol açıyor. Obezite cerrahisi ise kalıcı kilo verilmesini sağlayarak kişinin sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemesine önemli katkıda bulunuyor. Ancak bu noktada doğru yöntem seçimi büyük önem taşıyor.

Örneğin ileride bebek sahibi olmak isteyen kadınlara mini gastrik bypass yöntemi uygulanmaması gerekirken, duodenal switch aşırı kilolu diyabeti olan hastalara önerilmiyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Obezite Tanı ve Tedavi Merkezi’nden Doç. Dr.

Murat Çağ, obezite cerrahisinde yöntemin kişiye özel olarak belirlenmesi gerektiğinin altını çizerek konu ile ilgili önemli bilgiler verdi.

Obezite, günümüzde kronik bir hastalık halini almış durumdadır ve görülme sıklığı hem dünyada hem de Türkiye’de her geçen gün artmaktadır.

Obezite genel anlamda fazla gıda alımı ve alınan gıdanın harcanması konusundaki dengesizlik, sedanter bir yaşam, fiziksel aktivite yoksunluğu ve sağlıksız bir beslenmeyle meydana gelmektedir.

Ayrıca obezitenin kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve kanser gibi pek çok hastalıkla yakın ilişkisi vardır.

‘Su içsem yarıyor’ cümlesi bir efsane değil

İnsan hayatının devamı, enerji devamlılığına bağlıdır. Yani bir arabaya nasıl yakıt alınıyorsa, vücuda da o şekilde besin alınması gerekir. Ancak burada bir fark vardır. Mide yemek yendiği sürece kas gibi büyür, boşalınca da küçülür. Fakat bu noktada beslenme yanlışlıkları, fiziksel aktivite azlığı gibi nedenlerle mide küçülemez hale gelir.

Yüzeyi de büyüyen mideye bağlı hormonların aktivitesi artar, bu da daha fazla yemek ihtiyacını beraberinde getirir. Bir süre sonra az yemek yenilse bile yenilen depolanır ve “Az yiyoruz ama şişmanlıyoruz”, “Su içsem yarıyor” cümleleri kurulmaya başlanır.

Ve böylece kişi yaptığı diyetlerin kendisine kilo ya da hastalık olarak dönmesinden şikayet ederek cerrahi yöntemleri denemek ister.

Obezite cerrahisinde hazırlık dönemi

Obezite cerrahisi öncesinde hasta mutlaka bir hazırlık dönemi geçirmelidir. Hazırlık döneminde multisipliner bir değerlendirme şarttır. Bir dahiliye, gastroenteroloji, endokrinoloji uzmanının hastayı değerlendirmesi gerekmektedir.

Örneğin midede fıtık var mı, yok mu, hastanın cinsiyeti, obeziteye eşlik eden hastalıklar belirlenmeli ona göre cerrahi yöntemi seçilmelidir. Örneğin Vücut Kitle İndeksi yüksek, kalp hastalığı olan kişilerde tüp mide ameliyatı seçilip hastaların hızlıca ayağa kaldırılması hedeflenir. Eğer istenirse ikinci ameliyat yapılır.

Bunun yanında hastanın daha önce bu tür bir cerrahi geçirip geçirmediğine bakılmalı; ona göre yöntem belirlenmelidir.

Daha önce tüp mide ameliyatı olanlarda durum farklı

Eğer hasta daha önce tüp mide ameliyatı olmuş ve kilo almışsa bu başarısızlığın sebebini iyi araştırmak gerekir. Teknik ya da hasta kaynaklı sebepler varsa, hastaya ikinci kez tüp mide ameliyatı yapılması normal bir hastadan daha riskli olabilir.

Her vaka tek tek düşünülüp, yeni ameliyatın nasıl uygulanacağı, hangi cerrahinin seçileceği multidisipliner biçimde değerlendirilmelidir.

Bu değerlendirme sonucu hastayla paylaşılmalı, hasta doğru biçimde bilgilendirilmeli sonrasında cerrahi sürecine hastayla birlikte karar verilmelidir.

Ameliyat için hızlıca kilo almak ölüme götürebilir

Vücut Kitle İndeksi 35’in üzerinde olan bir hasta ne kadar diyet uygularsa uygulasın verdiği kiloyu geri alır. Hiçbir diyet sonsuza kadar başarılı değildir. Ancak cerrahi yöntemlerin de başarılı olması için doğru hastada doğru yöntemin uygulanması ve hastanın kontrol sürecine uyması gerekir.

Bunun yanında ameliyat için hızlıca kilo aldırılan hastaların vücutlarında komplikasyonların oluşabildiği, ameliyat olmak için kısa sürede kilo almış birinin vücudunda proteinlerin azaldığı ve bunun da iyileşmeyi uzattığı asla unutulmamalıdır.

Ameliyat olmak için belirli Vücut Kitle İndeksi’ne çok kısa sürede ulaşan kişilerin operasyonlarının başarısız sonuçlandığı ve ölüme kadar gidilebildiği atlanmamalıdır.

Mide kelepçesi artık tarih oldu

Mide kelepçesi ve midebandı olarak tanımlanan uygulamada yemek borusunun hemen altındaki midenin üst bölümüne kelepçe şeklinde silikon bir bant takılmakta ve mide iki kısma ayrılmaktadır. Yenilen yemekler üst kısımda toplanmakta ve alt kısma geçmemektedir. Ancak bu yöntem artık rağbet görmemektedir. Çünkü burada hormonal aktivite göz ardı edilmektedir.

Hormonlar beyne yiyebilmeleri için sinyal gönderirken, kelepçe takılan mide buna izin vermemektedir ve açlık sürmektedir. Kişi aç olduğu için de yemek yemeye devam etmektedir bu da istifra durumlarına neden olmaktadır. Bir de kelepçe yönteminde bakım oldukça zahmetlidir. Kelepçenin en önemli özelliği içyapısındaki hazneye sıvı verilerek şişirilebilme etkisinin olmasıdır.

15 günde bir bu hazneden sıvı alıp, bu hazneye sıvı vermek gerekir. Hasta bunun için doktora gitmediğinde iltihaplanma gibi komplikasyonlar yaşamaktadır. Bir de mide kelepçesi hamile kalmak isteyenler için uygun değildir. Hamilelikte rahimin büyümesiyle birlikte kelepçenin yukarı ya da mide çeperinin içine kayması durumu olabilir. Ayrıca kelepçe çıkarıldığında yine kilo alınabilir.

Yani mide kelepçesi uzun vadeli başarı getirmemektedir.

Obezite cerrahisi yöntemleri hastaya göre değişiyor

Obezite cerrahisinde yöntemler cinsiyet, kilo, hastalık, yaş, kadınlarda ileride hamile kalınıp kalınmayacağına göre değişiklik göstermektedir. Obezite tedavisinde kullanılan cerrahi yöntemler şöyle sıralanabilir 

  • Tüp mide: Anatomik olarak mide soru işaretine benzeyen bir yapıdır. Tüp mide ameliyatı ile midenin soru işaretinin üst kısmı çıkarılır, mide ünlem işaretine benzer bir hal alır. Bu şekilde mide 100-150 ml arasındaki hacme sahip bir hale gelir. Ayrıca tüp mide ameliyatıyla çıkarılan kısımda leptin ve ghrelin hormonları vardır. Bu hormonların bulunduğu yer alındığında iştah azalır, kilo kaybı kolay hale gelir. Tüp mide yönteminin başarısı kalıcıdır ancak doğru kişilerde uygulanmalıdır. Ameliyat öncesinde ve sonrasında hastalar diyetisyen tarafından görülmelidir. Diyetisyenin buradaki görevi hastalara yiyeceklerini reçete etmesidir. Operasyon sonrasında 24-48 saat arasında hastaya pasaj grafisi uygulanmalıdır. Bu ameliyat sonrasında komplikasyon olup olmadığını ortaya koyan radyolojik bir tetkiktir. Bu ameliyatlarda risk 48 saat içinde bir komplikasyon gelişmesidir. Eğer bir sorun yoksa hastaya 15 gün boyunca sıvı besinler verilir. 15 gün sonrasında diyetisyenin verdiği yemeklerin, verilen miktara uyarak kıyma makinesinden geçirerek tüketilmesi gerekir. Bir ay sonunda yine diyetisyenin verdiği miktarlardaki yiyeceklerin iyi çiğnenerek yenmesi gerekir. Tüp mide operasyonu ve sonrası bir takip işidir. Hastalar birinci, ikinci, dördüncü hafta, 3, 6, 9, 12, 18 ve 24 ay kontrollerini aksatmamalıdır.
  • Mide bypass cerrahisi: Bu yöntemde düşünüldüğü gibi mide bypass edilmez, ince bağırsaklar bypass edilir. Mide bypass cerrahisi de laparoskopik olarak gerçekleşir. Tüp mide kadar fazla uygulanan bir yöntemdir. Bu ameliyat ile mide hacmi küçültülürken, vücuda alınan gıdaların emilimini de etkileyerek vücuda faydalı olmadan atılmasını sağlamaktadır. Bu ameliyatın en önemli dezavantajı, alınan gıdalarda meydana gelen emilim bozukluklarından dolayı ilerleyen günlerde bir takım vitamin eksikliklerinin oluşabilmesidir. Tüp mide ameliyatlarından sonra direkt olarak spor yapılması önerilirken, bu ameliyatlarda spor yapılmasa da zayıflanabilir. Ancak tüp mideye oranla mide bypass cerrahisinde hastanede kalım süreci daha uzundur. Tüp midede hastalar 2-4 gün içinde, mide bypass cerrahisinde 4-6 gün içinde taburcu edilir. Her iki yöntemde de hastalara ameliyat sonrası ilk 48 saatin riski olduğunu anlatmak ve hastaların ameliyat sonrasında uyandığı andan itibaren ayağa kalkmaları gerektiği konusunda bilgi vermek gerekir.
  • Mini gastrik bypass: Bu yöntemde uzun bir mide tüpü oluşturulduktan, ince bağırsak parçası mide birleştirilir. Ameliyat süresi daha kısa ve maliyeti daha az olmasına karşın, tip 2 diyabeti geçirme ve zayıflama etkisi başarılıdır. Ayrıca bu yöntemde hastaların bağırsak hareketleri eski haline hızlıca dönmektedir. Yöntemle yenilen gıdaların miktarı azalırken, bir kısmı emilmeden dışarı atılır. Bu da tüm obezite ameliyatları gibi diyet, egzersiz ile kilo vermeyenlerde uygulanır. Roux-en-Y Gastrik Bypass olarak da bilinen bu yöntem diyabet üzerinde çok etkilidir ancak bu ameliyat hamile kalmak isteyen hastalarda uygulanmamaktadır. Çünkü bu yöntemde karın içi anatomi değiştirilmektedir. Bu yöntemde yağlarla birlikte B9, B12 gibi vitaminler de kaybolmaktadır. Ayrıca hamilelikle birlikte büyüyen rahim, ameliyatta atılan dikiş geçişleriyle ilgili sorunlar çıkarırken komplikasyon sebebi olabilir.
  • Duodenal Switch:Bu yöntem de gastrik bypass gibi, hem kısıtlayıcı, hem de emilimi azaltıcı etkileri olan ameliyatlardandır. Duodenal Switch de çok yüksek Vücut Kitle İndeksine sahip diyabetik hastalara önerilmektedir. Bu ameliyat ile çok büyük bir kitle kaybına ulaşılmaktadır. Yöntem uygulanan hastaların daha uzun süreler hastanede kalmaları gerekmektedir. Bu ameliyat sonrasında çok fazla ishal görülebilmektedir. Bu nedenle hastalara öncelikle kilo verip vermek istemedikleri sorulduktan sonra bu yan etkilerin de anlatılması gerekmektedir. Bu operasyon yaklaşık 2- 2,5 saat arasında sürmekle birlikte hastaların 1-2 gün arasında yoğun bakımda kalması beklenmektedir. Kontrol için pasaj grafisi yapılan hastaları ameliyat sonrasında cerrahi ekibinin yanında endokrinolog ve diyetisyenin takip etmesi gerekir.
Güncellenme Tarihi: 26 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 26 Kasım 2018

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/obezite-cerrahisinde-kisiye-ozel-yontem-secimi-hayati-onem-tasiyor/

Obezite Cerrahisi Yöntemleri ve Obezite İle Alakalı Merak Edilenler

Obezitede Cerrahi Yöntemler

Günümüzde her zamankinden çok daha fazla kilolu insan olması değişen hayat şartları, hazır yemek yeme alışkanlıkları, fiziksel aktivite yetersizliği, genetik sebepler veya yanlış beslenmeye bağlı olabilmektedir. Ancak obezite günümüzde önlenebilir ölüm nedenleri arasında bulunmaktadır. Artık sadece yetişkinler değil çocuklar da obezitenin kıskacı altında.

İlgili Haber

Obezite Bir Hastalık Mıdır?

Obezite, aşırı yeme ve kendi kendini kontrol yetersizliğinden kaynaklanan kozmetik bir mesele olarak kabul edilmemektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre obezite çevresel faktörler ve genetik faktörden kaynaklanan kronik ilerleyici bir hastalıktır.

Obezite hastalığı yalnızca ekonomi açısından değil, aynı zamanda bireysel ve toplumsal sağlık, uzun ömür ve psikolojik refah bakımından da aşırı maliyetlidir. Doğası gereği, obezite yaşam boyu sürecek bir muamele ve kontrol gerektirir.

Obezite, tıbbi tedavi için yeni stratejilere ihtiyaç duyan en yaygın, kronik hastalıklardan biridir. Obezite aşırı yağ dokusu olarak tanımlanır. Aşırı yağ dokusunu belirlemek için birkaç farklı yöntem vardır. En yaygın olanı Vücut Kitle İndeksi (İ)’dir.

Yağ hücresi bir endokrin hücredir ve yağ dokusu bir endokrin organdır. Bu nedenle, yağ dokusu metabolitleri, sitokinleri, lipitleri ve diğerleri arasında koagülasyon faktörleri de dahil olmak üzere bir dizi ürünü salgılar.

Belirgin derecede aşırı yağlanma ya da obezite, dolaşımda olan yağ asitleri ve iltihaplanmanın artmasına neden olur.

Obeziteyi başka hastalıklara neden olan bir hastalık olarak tanımlamak mümkündür. İ oranlarına göre obezite çeşitleri şu şekilde tanımlanabilir;

İlgili Haber

  • İ: 25-29,9 – Fazla kilolu
  • İ:30-39,9 – Obez
  • İ: 40 ve üzeri – Morbid obez

Obezite, vücut kitle indeksi (İ) 30 veya daha fazla olan kişilerde ortaya çıkmaktadır.

Obezite cerrahisi, şiddetli obeziteye sahipseniz ve diğer yöntemleri kullanarak sağlığınızı iyileştirmek için yeterli kilo veremiyorsanız veya ciddi obeziteye bağlı olarak bununla ilgili sağlık sorunlarınız varsa geçerli bir seçenektir.

Obezite cerrahisinin bazı yöntemleri bulunmaktadır. Bu hastanın durumuna göre seçilmektedir. Obezite cerrahisi, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, sağlıksız kolesterol seviyeleri ve uyku apnesi gibi obezite ile ilgili birçok sağlık sorununu iyileştirebilir.

Obezite ameliyatı yetişkin ve şiddetli obezite ve tip 2 diyabet, uyku apnesi, yüksek tansiyon veya kalp hastalığı gibi obezite ile ilişkili sağlık sorunları olan kişiler için bir seçenek olabilir.

Obezite Cerrahisi Yöntemleri

Obezite tedavisi için kullanılan cerrahi yöntemler her hasta için farklıdır. Aşağıda obezite cerrahisinin türleri bulunmaktadır.

Mide Katlama Ameliyatı (Gastrik Plikasyon)

Mide katlama ameliyatı midenin bıçak değmeden uzunlama bir şekilde daraltılması anlamına gelmektedir. Mide kesilmez ve kendi kendisinin üzerine bazı yöntemlerle katlandığı için bu ismi almıştır. Ancak bazı dezavantajları bulunmaktadır. Yanlış uygulandığında mide çok küçültülebilir.

Mide Bandı (Gastrik Bant)

Mide kelepçesi olarak da bilinen yöntemde mideye kelepçe şeklinde bir aparat takılmaktadır. Ancak günümüzde bu yöntem beraberinde getirdiği riskler nedeniyle çok fazla uygulanmaz.

Mini Gastrik Bypass

Kapalı cerrahi yöntemiyle uygulanan bu ameliyatta çok küçük kesiler yapılarak karnın içine girilir, mide küçültülür ve tüp görünümüne ulaştırılır. Etkili bir obezite cerrahisi yöntemidir.

Obezite Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Gezegendeki en önlenebilir koşullardan biri olmasına rağmen, obezite maalesef büyük ölçüde önemli bir sorundur. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünyadaki obezite oranı 1980’den beri iki katına çıkmıştır. Obezite ile ilgili riskleri daha iyi anlamanıza yardımcı olmanızı sağlayacak 8 gerçek vardır.

Obez olmak aşırı kilolu olmaktan farklıdır: Obez ve aşırı kilolu terimleri bir kişinin kilosunu sağlıklı olarak kabul edilenden daha fazla olduğu zaman tarif etmek için kullanılan terimlerdir, ancak tam olarak aynı şeyi ifade etmemektedirler.

Fazla kilolu veya obez olup olmadığı sıklıkla, kilo ve boy arasındaki bir orantı olan vücut kitle indeksini (İ), dolaylı bir ölçüt olarak değerlendirerek belirlenir. İ 25 ile 29,9 arasındaysa aşırı kilolusunuz demektir. İ 30 ya da daha yüksekse obez sayılırsınız.

Obezite artıyor: 1980’lerin başından bu yana, obezite seviyeleri kabaca iki katına çıktı ve bu şekilde devam ederken obezite tüm dünyanın vebasına dönüşecek.

Obezite çocukları etkiler: Obez çocuklar yetişkinler kadar obezite ile ilişkili birçok problem yaşama riski taşımaktadır.

Obezite önemli bir sağlık riskidir: Obezite bir kişinin kalp rahatsızlığı, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, inme, safra kesesi hastalığı, nefes alma sorunları ve bazı kanser türleri için riskini arttırır.

Obezite günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir: Obezite, kronik bel ağrısı, uyku apnesi ve osteoartirit, merdivenden tırmanmayı, yeterli egzersiz yapmayı ve iyi bir uyku çekmeyi zorlaştıracak kronik koşullarla beraber geliyor. Obezitenin duygusal ve zihinsel etkileri de önemlidir ve benlik saygısı, depresyon ve kaygının yaşanmasına neden olabilmektedir.

Obezite kişinin doğurganlığına zarar verebilir: Aşırı kilolu olmak, bir kadının hamile kalmasını zorlaştırabilir ve bir erkeğin yeterli miktarda sağlıklı sperm üretmesine neden olabilir.

Obezite, sadece iradenin eksikliği ile ilgili değildir: Çok yemek yemenin obeziteye katkıda bulunması doğru olmasına rağmen , birden fazla risk faktörü vardır.

Zayıf beslenme alışkanlıklarına ve fiziksel aktivite eksikliğine ek olarak, genetik ve sosyal ve kültürel faktörler kişinin obez olmasının da bir rol oynayabilir.

Ayrıca, bazı ilaçlar ve tıbbi problemler, bir kişinin fazla kilo almasına neden olabilir.

Tüm Hakları Saklıdır. Aktif Kaynak Gösterilmeden Kopyalanamaz!

Источник: https://www.aktuelbilgiler.com/obezite-cerrahisi-yontemleri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.