Obezitenin Yıkıcı Etkileri

içerik

Obezitenin Kanser Üzerine Etkileri Nelerdir?

Obezitenin Yıkıcı Etkileri

Obezite ve kanser ilişkisi ile ilgili kanıtların neredeyse tamamı gözlemsel çalışmalardan elde edilmiştir. Gözlemsel çalışmalardan elde edilen verilerin yorumlanması zor olabilir ancak kesin olmasa da obezitenin kanserle ilişkisini gözler önüne sermektedir.

Kesin olmamasının  nedeni, obez ya da aşırı kilolu kişilerin vücut yapıları ile zayıf kişilerin vücut yapılarının ve fizyolojik özelliklerinin farklılık göstermesidir.

Farklı kanser türleri yalnızca obeziteye bağlanamazken, kimi kanserler çoğunlukla aşırı kilolu kişilerde görülmektedir.

Obezite Hangi Kanserler ile İlişkilidir?

Kilo problemi olan kişilerin en çok merak ettiği konuların başında “obezite kansere neden olur mu?” sorusu gelir. Birkaç kanser türünü inceleyerek bu soruya cevap vermeye çalışalım;

Endometrium (rahim iç zarı) kanseri: Obezite sorunu yaşayan kadınların normal kilolu kadınlara göre endometrium kanseri geliştirme riski yaklaşık dört kat daha fazladır. Bu kanser özellikle menopoz döneminde hormon tedavisi gören kadınlarda yaşanmaktadır.

Özofagus (yemek borusu) kanseri: Aşırı kilolu veya obez olan kişilerde, normal kilolu kişilere göre yemek borusu kanseri gelişme riski 2 kat fazladır.

Karaciğer kanseri: Obez olan kişiler, normal kilolu kişilere göre 2 kat daha fazla karaciğer kanserine yakalanırlar.

Böbrek kanseri: Böbrek kanseri ve obezite arasındaki ilişki yüksek kan basıncından kaynaklanmaktadır. Obez bireyler bu yüzden normal kişilere oranla 2 kat daha çok risk altındadırlar.

Pankreatik kanser: Aşırı kilolu veya obez olan kişiler normal kilolu kişilere göre 1,5 kat daha çok risk altındadır.

Safra kesesi kanseri: Normal kilolu insanlarla karşılaştırıldığında, kilolu kişiler %20 daha çok riskli durumdadır. Risk artışı kadınlarda erkeklerden daha fazladır.

Göğüs kanseri ve yumurtalık kanseri: Birçok çalışma menopoza giren ve obezite sorunu kadınlarda vücut kitle indeksinin daha yüksek olmasından dolayı meme kanseri riskinin arttığını göstermiştir. Vücut kitle indeksinde her yüzde 5’lik artış, meme kanseri riskini %12 artırmaktadır. Menopoza giren fakat hormon tedavisi görmeyen obez kadınlarda risk daha düşüktür.

Obezite Kansere Neden Olur Mu?

Obezite ile kanser ilişkisi genellikle kansere yol açan ve DNA hasarına neden olan kronik düşük seviyeli enflamasyonla ilgilidir.

Aşırı kilolu ve obez bireyler, normal kilolu bireylere göre kronik lokal enflamasyona neden olan ve belirli kanserler için risk faktörleri olan hastalıklara daha sık yakalanırlar.

Örneğin, obezite safra kesesi taşı için bir risk faktörüdür ve obez insanlar safra kesesi kanseri olmaya daha yatkındırlar. Kronik ülseratif kolit ve hepatit gibi hastalıklar için de obezite bir risk faktörüdür.

Adipoz doku olarak da adlandırılan yağ dokusu fazla miktarda östrojen üretir ve yüksek oranda meme, endometrium, yumurtalık ve diğer bazı kanserlerin risklerini artırır.

Obez insanların genellikle kan seviyelerinde insülin miktarı yüksektir ve tip 2 diyabete davetiye çıkarır. Yüksek düzeydeki insülin, kolon, böbrek, prostat ve endometrium kanserlerinin gelişimine katkıda bulunabilir.

Yağ hücreleri, hücre büyümesini uyaran veya inhibe edebilen hormonlar üretir. Örneğin, hücre çoğalmasını teşvik eden leptin adı verilen bir yağın miktarı, artan vücut yağıyla birlikte kanda çoğalmaktadır.

Kilo Vermek Kanser Riskini Azaltır Mı?

Obezite ve kanser ilişkisi üzerine yapılan bazı araştırmalarda özellikle yetişkinlik döneminde daha zayıf olan kişilerin daha çok kolon kanseri, böbrek kanseri, göğüs kanseri, endometrium kanseri ve yumurtalık kanseri oldukları saptanmıştır. Kilo verilmesi meme, endometrium, kolon ve prostat kanseri riskini azaltmıştır.

Kilo kaybı ile kanser riski arasındaki ilişkiye yönelik çalışmalar, bariatrik cerrahi geçiren kişilerin (mide veya bağırsakta yapılan ve kilo kaybını amaçlayan ameliyatlar) incelenmesiyle yapılmıştır. Bu çalışmalarda mide küçültme ameliyatı geçiren obezlerin obezite ile ilişkili kanser riskinin, ameliyat olmayan obez kişilere göre daha düşük olduğu görülmektedir.

Obezite sorununu yenen kişilerde yaşam kalitesi arttığı gibi kanser riski ve kanser tedavisinde hayatta kalma oranı oldukça artar.

Örneğin meme kanserinden kurtulan kişiler üzerinde yapılan bir araştırmada obezite ile prognoz arasındaki ilişki, kilo verilmesine bağlı olarak etkilenmiştir.

Kilo kaybının prognoz riskini artırıp artırmadığına dair çok az kanıt olsa da yaşam kalitesinin artması için aşırı kiloların verilmesi gerektiği pek çok doktor ve diyetisyen tarafından önerilmektedir.

Obezite ve Kanser İlişkisine Dair Diğer Araştırmalar

Bazı araştırma alanları obezite ve kanseri birbirine bağlayan mekanizmaları araştırmaktadır. Bir araştırmada hem tip 2 diyabet hem de obez olan insanların gastrointestinal kansere yakalanma riskini araştırılmıştır.

 Bu çalışmaya göre obez insanların bağırsak mikrobiyomları, obez olmayanlarınkinden farklıdır. Bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlikler, iltihaplanma, metabolizmanın değişmesi ve genotoksisite ile ilişkili olup, bunlar da kansere bağlı olabilir.

Farelerde yapılan deneyler, mikrobiyotanın bazı tip kanser tedavilerini etkileyebileceğini göstermektedir.

Araştırmacılar ayrıca, obezite ile bazı kanserlerin riskleri arasındaki ilişkiyi ırklara ve etnik gruplara göre inceliyorlar. Örneğin obezite sorunu yaşayan Afrika kökenli Amerikalı erkekler arasında prostat kanseri riski,  beyaz erkeklerdekine göre daha fazla olduğu bulunmuştur.

Başka bir çalışmada ise kötü beslenmenin ve düşük seviyedeki fiziksel aktivitenin kombine etkilerinin kanser riskini artırıp artırmadığı incelenmiştir. İncelemeler sonunda hareket azlığı ve dengesiz beslenme sonucu oluşan obezitenin tiroid, safra kesesi, böbrek kanseri ve karaciğer kanseri gibi pek çok kansere yol açtığı görülmüştür.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Beslenme Rehberim editörleri tarafından derlenmiş Tatlandırıcıların Olası Zararları Nelerdir? başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Источник: https://www.beslenmerehberim.net/obezitenin-kanser/

Obezite Nedir ve Obezitenin nedenleri Nelerdir ?

Obezitenin Yıkıcı Etkileri

Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı açıklamaya göre, obezite sağlığı bozacak miktarda vücutta normal olmayan ya da aşırı miktarda yağ birikmesi“ olarak tanımlanmıştır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18′i, kadınlarda ise %20-25′ini yağ dokusu meydana getirmektedir.

Erkeklerde bu oranının %25, kadınlarda ise %30′un üzerine çıkması durumu obezite olarak kabul edilir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite sınıflandırması belirlemek için çok sık bir şekilde Vücut Kitle İndeksi (BMI) kullanılmaktadır. BMI, kişinin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI= kg/m2) bölünmesiyle ortaya çıkan bir değerdir.

“BMI boyuna göre vücut ağırlığının tahmin edilmesinde kullanılmakta, vücutta yağ dağılımı hakkında veri sağlamaz.

obezite ile mücadele

Vücuttaki bütün yağ oranından çok, yağın vücutta bulunduğu bölge ve dağılımı çok önem teşkil eder. Bunun sebebi ise vücuttaki yağın yer aldığı bölge ve dağılımı, hastalıkların morbidite ve mortalitesi ile bağdaştırılmaktadır. Bölgesel yağ dağılımı genetik olarak erkek ve kadınlarda farklılık göstermektedir.

Android tip (erkek tipi) obezitede yağ ilk olarak göbek bölgesinde karında ve cilt altında, jinoid tip (kadın tipi) obezite ise gluteus ile femurlar üzerinde ve cilt altında toplanmaktadır.

Bu dağılımın saptanmasında bel/kalça oranı kullanılmakta ise de, bel çevresinin yalnız başına kullanımının karın bölgesindeki yağ dağılımı için daha doğru ve daha basit bir yöntem olduğu kabul edilen bir durumdur.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise bel/kalça oranı kadınlarda 0.85′den ve erkeklerde ise 1.0′den fazla ise android tip obezite olarak kabul edilmektedir.

Bu durumda tip 2 diyabet, hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı açısından risk etmenleri oldukça artmaktadır.

Yalnız başına bel çevresinin de erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’nin üzerinde olması (Uluslar arası Diyabet Federasyonu (IDF) 2005′de bu rakamları 94 ve 88 cm’ye çekmiştir) kardiyovasküler hastalık riski ile bağlantılıdır.

Şişmanlığın yani obezite adı verilen tedavi edilmesi gereken şişmanlığın üzerinde durulması gereken, hayati tehye yol açan, kalp damar hastalıklarında çok önemli bir etken olduğu herkes tarafından kabul edilmiş bir tıbbi veridir. Kolesterolün yüksek olması, tansiyon yüksekliğine ve damar tıkanıklığına sebep olmaktadır.

Bu durumda kalp krizi geçirme ihtimali daha fazla artar. Kilo kaybını sağlamak ve verilen kiloyu muhafaza etmek, bu hastalıklarda düzelme sağlar. Erişkin tipi şeker hastalığına yol açan en büyük etken, şişmanlık yani obezitedir. Kişi ne denli çok kilolu ise, şeker hastası olma ihtimali de o denli fazla olmaktadır.

Yağ oranı fazla kişilerde karaciğerde aşırı yağ artışı kaynaklı olarak yağlanmalar görülür.

Kas ve iskelet sistemi de obezite kaynaklı zarar verici etkilerinden etkilenir. Ağır bir yükü taşımak durumunda olan kas ve kemiklerde dizde ve kalçada kireçlenme, varisler, kas zayıflığı ve fıtık meydana gelebilir. Yağlar, kanın kalbe dönmesini güçleştirir.

Obezite problemi olan hastaların, zamanın büyük bir kısmında nefes alırken güçlük çektikleri görülür. Bunun sebebi ise, solunum için obezite hastalığı oldukça zor taşınan bir yüktür. Kandaki karbondioksit oranı artar. Solunum yapmak oldukça güç bir hal alır.

Uyku hali ortaya çıkabiliir.

Özellikle gençlerde ortaya çıkan obezite sorunu, psikolojik açıdan da problemlere yol açar. Obezite problemine sahip olan kadın hastalarda doğum yapmak riskli ve zor bir süreç olmasının yanında, kişiye ve bebeğe de zarar verebilir. Hatta kısırlığa dahi sebep olabilir. Adet düzensizlikleri sık karşılaşılan bir sorundur.

Safra kesesinde taş olma riski artar.Yara ve deri hastalıkları artar. Ayakta mantar görülebilir. Bütün bunların yanında obezite kişinin hayat kalitesini düşüren bir durumdur. Hastanın hayatını zorlaştırır, çabuk hareket etmesini engeller. Yaşam süresinin kısalmasına sebep olan bir sorundur. Muhakkak tedavi edilmelidir.

Kaynak : http://www.spine-health.com/wellness/nutrition-diet-weight-loss/a-healthy-weight-a-healthy-back

Obeziteyi yenenler tavsiyeleri

Dünyada ve Türkiye‘de bir çok kişinin ortak derdi olan beslenme hastalığı obezite ülkemizde çok yaygındır. Yenilmesi zor olan bu hastalık insanların hayatını çok büyük derecede etkileyici negatif bir etkiye sahiptir.

Yenilmesi zor olan bu hastalığı sizler için araştırıp obeziteyi yenen kişilerin videosunu hazırladık. Kendilerinin nasıl başarılı olduğunu anlatıldığı bu videolarda önemli bilgiler ve öneriler yer almaktadır. Videoları sonuna kadar izlemenizi tavsiye ediyoruz.

Obezitenin nedenleri

  • Aşırı ve yanlış gıda beslenme alışkanlıkları
  • Yeterli olmayan fiziksel aktivite
  • Yaş faktörü
  • Cinsiyet
  • Eğitim düzeyi
  • Sosyo ve kültürel etmenler
  • Gelir seviyesi durumu
  • Hormonal ve metabolik etmenler
  • Genetik ailevi etmenler
  • Psikolojik problemler sorunlar
  • Sık aralıklarla çok düşük enerjili şok diyet uygulama
  • Sigara ve alkol tüketimi durumu
  • Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar benzeri)
  • Doğum miktarı (sayısı) ve doğumlar arası süre

Obezite başarı hikayeleri videolar

Источник: https://diyetsaglikliyasam.com/obezite-nedir-ve-obezitenin-nedenleri-nelerdir/

Obezite Nedir? Obezite Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Obezitenin Yıkıcı Etkileri

Obezite vücuttaki yağ dokusunun aşırı fazlalaşmasıyla ortaya çıkan, bunun sonucunda kişinin sağlık problemlerine ve hastalıklara yakalanma riskinin artmasına sebep olan komp bir rahatsızlıktır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından, Vücut Kitle İndeksi (İ) 30’un üzerinde olan kişiler “obez” olarak kabul edilirler.

Günümüzde obezite çocuklardan yaşlılara kadar herkeste görülmektedir ve obezite hastalarının sayıları her geçen gün artmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi, iş yoğunluğunun ve stresin artması, beslenme alışkanlıklarının değişmesi gibi birçok neden toplumdaki obez kişilerin sayılarının artmasına neden olmaktadır. 

Kişinin tıbben obez olup olmadığının belirlenmesi adına çeşitli hesaplama yöntemleri kullanılsa da, vücuttaki yağ oranının ölçümünde en yaygın olarak kullanılan belirleme yöntemi “Vücut Kitle Endeksi” dir. Vücut kitle endeksini hesaplamak için kişinin kilosunun, boyunun karesine bölünmesi gerekir. Bu işlemden çıkan sonuç kişinin kilosunun tıbben ne anlama geldiği konusunda bilgi vermektedir.

Obezite problemi olan kişilerde vücut kitle endeksi 30’un üzerindedir.

Vücut kitle endeksi 30’un üzerinde olan yani obez kişilerde; vücuttaki yağ oranı kişilerin sağlığını tehye sokacak niteliktedir ve gerekli önlemlerin acil olarak alınması çok önemlidir.

Obezite tedavi edilmezse ve kişi fazla yağlardan kurtulamazsa kalp damar hastalıkları, uyku apnesi, felç, eklem ve kemik hastalıkları, diyabet, kanser ve diğer kronik hastalıklar gibi sağlığı olumsuz yönde etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir. 

Obezite Belirtileri

Kilo alma süreci genellikle bir anda gerçekleşmez. Kişiler zaman içerisinde kilo alsalar da kilo aldıklarını fark etmeleri zor olabilir; fark ettikleri zaman ise obezite sınırına yaklaşmış olabilirler. Obeziteye doğru adım adım ilerlendiğinin bazı belirtileri şunlardır; 

  • Eski kıyafetler dar gelmeye başlamış ve kişinin bu kıyafetler içindeki rahatlık hissi azalmışsa,
  • Tartıda çıkan rakam her geçen gün artıyorsa,
  • Bel bölgesinin çevresi git gide yağlanıyorsa,
  • Vücut kitle indeksi hesaplama sonuçları 30’a yaklaşıyorsa,
  • Az efor harcandığında dahi yorgunluk hissediliyorsa,
  • Aşırı terleme başladıysa,
  • Nefes alıp vermekte zorluk yaşanıyorsa,
  • Sabahları baş ağrısı oluyorsa

kişiler obez olma yolunda hızla ilerliyorlardır veya çoktan obez olmuşlardır.

Obezite Nedenleri

Kalori alımı ve enerji harcama arasındaki denge kişinin kilosunu belirler. Eğer kişi yaktığı kalori miktarından fazla kalori alıyorsa kilo artışı; kişi yaktığı kaloriden az kalori alıyorsa kilo kaybı yaşanır. Bu sebeple obezitenin en temel sebebi fazla kalori alımı ve hareketsizliktir. Bu sebepler haricinde obeziteye sebep olan farklı unsurlar da bulunmaktadır. 

Yanlış Beslenme: Fazla yağlı, fazla şekerli, fazla tuzlu gıdalar tüketen kişilerin obezite hastası olma olasılığı sağlıklı beslenen kişilere göre oldukça fazladır. Yapılan araştırmalara göre hazır gıda tüketimi ile obezite arasında doğrusal bağlantı olduğu bilinmektedir. 

Genetik Faktörler: Ailesinde obezite hastalığı olan kişilerin genetik olarak bu hastalığa yakalanma riskleri daha yüksektir.

  Genetik özellikler, vücudun yağ depolama mekanizmasında görevli olan hormonların salınım miktarlarını ve etkinliğini belirlediği için obezite hastalığının oluşumunda da belirleyici olabilmektedir.

Örneğin, tokluk hissini veren leptin hormonunun yeterince salgılanamadığı durumlarda kişi kilo almaya daha yatkındır. 

Aşırı Beslenme: Özellikle yağ içeren gıdalar çok tüketiliyorsa kişinin obez olma olasılığı yüksektir. Yağ ve şeker oranı yüksek gıdalar kalori bakımından çok yüksektir ve kilo alınmasına sebep olur. 

Karbonhidrat Ağırlıklı Beslenme: Karbonhidratlar, kandaki şeker oranını ve insülin salınımını arttırırlar. İnsülin salınımın artması durumunda yağ hücrelerinin oluşumu da artmaktadır. 

Hareketsizlik: Hareket düzeyi düşük olan kişiler, hareketli kişilere oranla daha az kalori yakarlar. Yakılan kalorinin alınan kaloriden az olması durumunda ise kilo almak kaçınılmazdır. 

İlaçlar: Kişinin kullandığı bazı kimyasal ilaçlar kilo alımına sebep olabilir. Bazı antidepresanlar, diyabet ilaçları, hormon ilaçları, tansiyon ilaçları iştahı arttırabilir ve dikkat edilmediği takdirde kilo alınmasına sebep olabilir. 

Psikolojik Faktörler: Bazı kişiler, duygu yoğunluklarına göre beslenme eğilimindedir. Can sıkıntısı, mutsuzluk, stres veya öfke gibi duygu yoğunlukları yaşandığı sırada normalden çok fazla gıda tüketirler ve böylece kilo alırlar. 

Hastalıklar: İnsülin direnci, tiroit hastalıkları, polikistik over sendromu, hipotalamus bozuklukları, hipofiz bezi hastalıkları ve uyku apnesi gibi hastalıklar da obeziteye sebep olmaktadır. 

Obezite Tedavisi

Kilo verilmesi için sayısız öneriler vardır ancak bunlardan çoğu maalesef özellikle obez hastaları için etkisizdir. Obezite tedavisinde bilinenin aksine tek yöntem cerrahi metotlar değildir; davranış değişikliği tedavisi, egzersiz tedavisi, beslenme tedavisi, ilaç tedavisi de obezite ile mücadelede başvurulan tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır.

Obezite hastalığı ile mücadelede kullanılan yöntemlerden ziyade kişinin bilinçlenmesi ve kararlı olması en önemli noktadır.

Kişinin sağlığının kötüye gittiğini ve bu gidişatı durdurması gerektiğini anlaması şarttır. Hiçbir tedavi yöntemi tek başına verimli değildir.

Kişinin bilinçlenmesi ve hayat tarzını değiştirmeye çalışması ise kilo verme sürecini daha zahmetsiz ve daha verimli hale getirecektir. 

  • Beslenme Tedavisi: Alınan kalori miktarını azaltmak ve yeme alışkanlıklarını değiştirmek obeziteyle mücadelenin en önemli adımıdır. Kişiye ve kişinin sağlık durumuna özel uygulanan diyetlerle başlangıçta kilo kaybı hızla görülür, fakat zamanla yavaşlar. Kilo kaybının yavaşladığı bu dönemde kişinin sabırlı ve kararlı olması; diyeti bırakmaması gerekir. Günlük alınan kalorilerin azaltılması, tüketilen gıdaların ve içeceklerin kalorilerinin hesaplanması, bol kalorili yiyeceklerin yerine sebze, meyve gibi sağlıklı besinlerin tüketilmesi kısaca sağlıklı gıda seçimlerinin yapılması bu tedavinin verimliliğini arttıracaktır.
  • Egzersiz Tedavisi: Fiziksel aktiviteleri arttırmak obezite tedavisinin temel unsurlarından biridir. Sadece yürüyerek dahi kişiler formlarını koruyabilirler. Obez hastalarının egzersiz tedavisinde dikkat edilmesi gereken önemli hususlar vardır. Eğer hastanın sağlık durumu yeterince iyi değilse ve hayati fonksiyonlara sahip organları işlevlerini kaybetmişse egzersiz seviyesinin doğru belirlenmesi gerekmektedir. Aşırı kilo durumu varsa düşük dozda egzersizler yapılmalı ve aşırı yük binen organları hasara uğramadan egzersiz seviyesi adım adım arttırılmalıdır.
  • Davranış Değişikliği Tedavisi: Bu tedavi ile ulaşılmak istenen amaç kişinin yaşam tarzını değiştirmektir. Kişinin neden yemek yediği, ne zamanlarda daha fazla yemek yemeğe ihtiyaç duyduğu gibi konular doğrultusunda kişi bilinçlendirilerek doğru davranışların sergilenmesi, kişinin kilo alırken yaptığı yanlışlıkların düzeltilmesi hedeflenir. Gerekirse aynı problemden yakınan kişilerle bir araya getirilir ve kilo vermenin zorluklarını herkesin yaşadığı kişiye gösterilir. Bu tedavi kilo vermenin kalıcı olması adına da oldukça önemlidir. Hastanın kendisini gözleme, kontrol etme, yeni davranışlar geliştirmesi, kendini ödüllendirmesi gibi adımlar bu tedavide kullanılmaktadır.
  • İlaç Tedavisi: Kilo kaybetmek için sağlıklı bir diyet uygulanmalı ve düzenli bir egzersiz programı takip edilmelidir. Ancak bazı durumlarda ilaç tedavisi kilo verme sürecini destekleyebilir. İlaç tedavisi kişinin kilo vermesini tek başına sağlayamaz sadece kilo verme sürecini düzenler veya hızlandırır. Kişinin sağlık geçmişi, olası yan etkiler düşünülerek doktor tarafından hastaya bazı ilaçlar verilebilir. Doktor kontrolü olmadan kilo verdirdiği iddia edilen ilaçların tüketilmemesi gerekir, aksi etki edip kilo artışının gözlendiği durumlar da vardır.
  • Cerrahi Tedavi: Obeziteyle mücadelede tüm yöntemler denenmiş ve başarı sağlanamamışsa, genellikle son çare olarak cerrahi müdahaleye başvurulur. Cerrahi müdahaleler iki farklı amaçla uygulanmaktadır. Bariatrik cerrahide amaç besinlerin sindirim emilimlerini azaltmaktadır. Bariatrik cerrahide gastrik bantlama, bypass, gastrik balon, mide küçültme ameliyatı gibi yöntemler kullanılır. Rekonstrüktif cerrahi daha çok estetik amaçlarla yapılır ve vücuttaki yağ azalır. Ancak hasta obezite hastalığını ve kilo verme sürecini yaşam tarzı haline getirememişse tekrar eski kilosuna geri dönebilir. 

Obeziteyi Önleyecek Tavsiyeler

  • Sağlıklı bir beslenme programı belirleyin; yediklerinizin kalorilerine dikkat edin ve gün içerisinde yaktığınızdan fazla kalori tüketmemeye özen gösterin.
  • Porsiyonlara dikkat edin.
  • Hareket etmekten vazgeçmeyin, eğleneceğiniz aktiviteler bulun ve bu aktiviteler sırasında hareket etmeye özen gösterin. Gerekirse hobilerinizi değiştirin kapalı mekanda oturmanıza engel olacak ve sizi eğlendirecek yeni şeyler deneyin.
  • Televizyon izlediğiniz ve bilgisayar başında olduğunuz kısacası ekran karşısında geçirdiğiniz zamanı kısıtlayın. Ekran karşısında hareketsiz kalmaktansa dışarıda vakit geçirmeye çalışın; özellikle akşam saatlerinde yemek yedikten sonra, kalori yakma sürecinizin hızlanması adına yürüyüş yapın ve rutininizin dışına çıkın.
  • Tartıya çıkmaktan çekinmeyin, tartılmaktan korkmaya başladığınız anda yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Kilonuzu kontrol altında tutmak için zaman zaman tartılmalı ve vücut kitle indeksinizi hesaplamalısınız.
  • Bol ve geniş kıyafetleri giymeyi seviyor olabilirsiniz ancak mutlaka dar ve elastik olmayan kıyafetleri de dolabınızda bulundurun. Kıyafetleriniz bol olduğunda içinde rahat hissedersiniz ve kilo aldığınızı anlamanızı sağlayacak rahatsızlık hissi yaşamazsınız.
  • Su için. Uzmanların görüşlerine göre günde en az 1,5 lt su içmek hem vücudun genel sağlığı açısından hem de metabolizmayı hızlandırıp kilo vermeyi desteklediğinden oldukça önemlidir.
  • Evinizde abur cubur bulundurmayın, buzdolabının önünde çok vakit geçirmeyin.

Источник: https://www.safahastanesi.com.tr/saglik-kosesi/Obezite-Nedir-Obezite-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi

Obezite Hastalarının Diyet Yapması Gereksiz! Obezitenin Psikolojik Etkileri

Obezitenin Yıkıcı Etkileri

Mücadele ettiğiniz, uzun süredir kurtulmak için uğraştığınız ve uğruna her yolu denediğiniz fazla kilolarınız için en çözüm belki de obezite cerrahisi olarak tüp mide ameliyatına başvurmaktır. Ancak tüp mide beraberinde getirdiği akıl karıştıran sorunlar ile her zaman mükemmel bir sonuç vaat etmeyebilir.

Her cerrahi gibi kendi içinde bir takım riskler içeren tüp mide ameliyatı sonrası depresyon ise yaşanması olası bir sorundur.

Siz de kilo vermek istiyor ya da sevdiklerinizin fiziksel sağlığı kadar mutluluğunu da önemsiyorsanız, tüp mide sonrası depresyon hakkında merak edilenleri ve yapılması gerekenleri bizimle öğrenebilirsiniz.

Obezite Hastalarının Diyet Yapması Gereksiz

Obezite Hastalarının Diyet Yapması Gereksiz

Obezite Hastaları Kilolarını Diyet Yaparak Veremez..

Morbid obezite olarak adlandırılan, hastalık derecesinde şişman olmaktan kurtulmanın yolları diyet yapmaktan geçmiyor. Çok sıkı programlarla diyet ve egzersiz uygulasanız dahi kilo veremeyeceğiniz gibi, vaktinizi de boşa harcamış olacaksınız.

Genel Cerrahi uzmanları bir kişinin kilolu olup olmadığının anlaşılması için vücut kitle indeksinin hesaplanmasına dikkat çekerek, morbid obezite hastalarının kilo vermeleri için mutlaka ameliyat olması gerektiğini belirtti.

Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olanlar 6 aylık gibi bir süre diyet yaparak kilo vermeyi deneyebilirler.

Ancak bu sürenin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ameliyat olmaya karar veren bir morbid obezite hastası 1 yıl içerisinde % 90 oranında başarı elde edecektir.

Ameliyat İle Kilo Vermek İçin Vücut Kitle İndeksi Aralığı Nedir?

Ameliyat İle Kilo Vermek İçin Vücut Kitle İndeksi Aralığı Nedir?

Vücut kitle indeksiniz 35 ile 40 arasında çıkıyorsa ve kiloya bağlı olarak tip2 şeker, hipertansiyon, karaciğer hastalıkları gibi komplikasyonlar yapması durumunda ameliyatın kabul ediliyor.

Kilo problemi yaşayan kişinin bu şikayetleri bulunmaması durumunda ise ameliyat kapsamı dışında bırakılıyor.

Vücut kitle indeksin 32’lere kadar düşen  ve estetik kaygısından değil de bu tür hastalıklardan şikayetçi olanlar için ameliyat olmaya karar vermiş kişilerin ameliyat olup olmayacağınızın şartları değerlendirilebiliyor.

Morbid Obezite Hastalarının Ameliyat için Yaş Sınırlaması Var mı?

Kilolarından ve kiloya bağlı çeşitli hastalıklardan dolayı ameliyat olma kararını veren bir kişinin ergenlik dönemini atlatmış olması gerekmektedir.Bu da yaş sınırının 15’ten başlayıp, en üst sınırı 60 yaş olmak üzere bu yaş aralığındaki hastalara hayati tehlere yol açacak kalp problemleri yoksa ameliyat uygulanabiliyor.

Tıpkı vücut kitle indeksine göre ameliyat kararının verilmesi alt sınırlardan biraz daha düştüğü gibi, yaş konusunda da üst sınırın 60 olmasına rağmen, yine kalp hastalığı olmaması şartıyla bu sınır 63’lere kadar çıkabiliyor.

Hastalıklardan Dolayı Alınan Fazla Kilolarda Ameliyat Yapılıyor mu?

Morbid obezite hastalığının başlıca nedeni fazla yemek yemektir. Bu ameliyat da yalnızca bu sebepten kilo almış hastalara uygulanabiliyor.
Örnek verecek olursak, böbrek hastası bir kişinin kilo problemi yaşaması ve kilolarının giderek artması normaldir.

Ancak bu hastalıktan dolayı alınmış kiloları için ameliyat olamaz.

Ameliyatı olmaya engel olacak bir başka grup ise psikiyatri hastalarıdır…Ameliyat olarak kiloları vermenin diğer şartlarını da belirtecek olursak, en başta söylediğimiz gibi 6 aylık bir zayıflama sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmış olması gerekmektedir.

Morbid obezite olan bir kişi bu 6 ay boyunca istediği şekilde diyet, egzersiz, çeşitli zayıflama ilaçları gibi yöntemleri denese dahi % 98’lik ciddi bir olumsuz bir sonuçla karşılaşmaktadır.

Sonuç olarak 20 yıl gibi bir süredir bin kişilik gruplara egzersiz, diyet gibi çeşitli kilo verdirme yöntemleri uygulanarak yapılan araştırmaların sonucundan da en uzun yaşayanların ameliyat olarak kilo verenler olduğu görülmüştür.

Obezite Cerrahisinin Psikolojik Etkileri

Obezite Cerrahisinin Psikolojik Etkileri

Obezitenin psikolojik etkileri çok ağırdır. Obez bireyin kendine güven algılarını etkileyen beden algısı yüzünden sosyal ilişkilerinde sorunlar yaşarlar.

Bu sorunlarda depresyona ve kendini sosyal ortamdan itmeye kadar yol açar.

Hastalar ameliyattan önce ameliyat sonrası vücutlarında oluşacak değişiklikler ve kilo verdiklerinde yaşayacakları hisleri anlatacak psikologla görüşerek kendilerini ameliyat psikolojisine hazırlamalıdır.

Obezite Cerrahisinden Sonra Oluşacak En Sık Sorunlar Şunlardır;
Uzun yıllar boyunca algılanan kendini güzel hissetme duygusu birkaç ay içerisinde yerini normalden fazla seksüalite potansiyeline sahiplik hissine bırakabilir.

Obezite cerrahisinden sonra ilişkiler ciddi derecede zedelenebilir. Birçok hasta da kendine güvende artış hisseder.

Bunun sonucunda ise iyi ilişkiler kurabilmekte kendisini güçlü hisseder ve varolan orta haldeki ilişkileri yıkmaya itebilir.

Obezite cerrahisi yakın ilişkilerde dramatik sebeplere neden olmaz. Hastaların kendilerine olan güvenleri arttıkça ve yeni vücutlarından hoşlandıkça seks hayatları da düzelir ve değer verdikleri kişilerle olan ilişkileri güçlenmeye başlar.

Obezite ameliyatının sonucunda meydana gelen deri sarkmaları üzüntüye ve depresyona neden olabilir. Ancak bu sarkmalar kilo kaybı sonucu oluşan doğal bir sonuçtur. Hasta bu sonuca kendisini psikolojik olarak daha önceden hazırlamış olması gerekmektedir.

Obezite cerrahisinden önce hastalar istediklerini yiyebilmektedir. Ancak ameliyattan sonra bu artık kesinlikle mümkün değildir. Sonuç olarak bazı hastalar kısıtlanmış olabilir.

Obezitenin altında yatan psikolojik sorunların bir kaçış olarak yeme bozukluğunu tetikleyebileceği de asla unutulmamalıdır.

Diyetle değişikliği ile kendisiyle barışık hale gelemeyen hastalar daha önceleri gıdanın doldurduğu boşluğu tamamlamak için alkol, madde, egzersiz ve seks gibi bazı bağımlılıklar oluşturabilir. Bu nedenle, ameliyat sonrası çökkünlük yaşayan hastalar ailesinden ve yakın çevresindeki arkadaşlarından yardım isteyebilir. Onların bu süreçte hastaların yanında olması önemlidir.

Aile ve arkadaşlar kilo verme sürecinin birer parçasıdır. Bütün bu büyük değişimler sonrasında bizde doğru karar verip vermediğimiz sorusuna yol açar. Bariatrik cerrahiye karar vermek sağlığınız ve diyetinizle ilgili büyük bir adımdır. Gözünüzü hedefinizden asla ayırmayın, ameliyat sonrası hastalar faydalanabilecekleri bütün kaynaklardan yararlanmalıdır.

Ergenlik Döneminde Kilo Sorunlarının Çözümleri

Ergenlik Döneminde Kilo Sorunlarının Çözümleri

Ergenlik dönemi hem erkekler için hem de genç kızlar için bazen sorunlu geçmemektedir. Çocukluk döneminden sonra gelen ergenlik, fiziksel ve duygusal değişimlerin ortaya çıkmasına vesile olmaktadır. Bu dönemde beslenme ihtiyaçları değişen erkekler ve kızlarda yağ artışları görülmemektedir.

Uzman doktorların yapmış oldukları açıklamalar ile bu dönemde büyümenin hızının arttığı, biyolojik değişimle birlikte cinsel ve yapısal olgunlaşmanın tamamlandığı süreç olarak adlandırmaktadırlar.

Ergenlik döneminde vücut yağ oranları arttığı için beraberinde kilo artışları da normal ve anormal olarak artmaktadır. Yükselen östrojen hormonu yağ depolanmasına neden olduğu için birçok gençte bu dönemde kilo alımları gerçekleşmektedir. Özellikle bayanların vücutları yağ depolamaya daha müsait olduğu için çocuklarımızı bu konu da bilgilendirmemiz gerekmektedir.

Ergenlik Döneminde Kilo Sorunu Nasıl Çözülür?

Özellikle genç kızlar kilo sorununu çok fazla sorun etmektedirler. Kızların bu sorununu kökten çözmeleri için aslında birkaç küçük ayrıntı bulunmaktadır. Öncelikle fazla yağlı ve atıştırmalık yiyecekler vücutta direkt olarak yağ oluşumuna neden olduğu için bunlardan uzak durmanız gerekmektedir.

Öğün atlanmaması ve vitaminli yiyeceklerin tüketilmesi gerekmektedir. Zaten genç olan vücudunuz fazla enerji harcadığı için yediklerinizi kısa sürede yakar.

Fakat kalorisi fazla olan ve yağlı yiyecekler sindirilmesi zor olan ve direkt yağ yapması nedeni ile uzak durmanız gereken besinlerdir.

Spor yaparak ve egzersiz yaparak sağlıklı bir vücuda sahip olabilir ve ergenlik döneminizi sorunsuz bir şekilde atlatabilirsiniz.

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası Depresyon

Mide Küçültme Ameliyatı Sonrası Depresyon

  • Tüp mide ameliyatı sonrası psikoloji yeni bir hayatta hazırlanan birey için oldukça kritik ve hassas bir konu başlığı oluşturur. Öncelikle artık yepyeni bir görünüm ile hayatında birçok alanda değişiklik olan bireyler için kısa sürede yaşanan bu değişim travma etkisi oluşturabilir.
  • Tüp mide ameliyatı sonrası komplikasyonları hakkında yeterince bilinçli olmayan bireyler, ameliyat sonrası için uyarıları ve izlenmesi gereken kuralları öğrendiği takdirde kendinizi hazır hissetmeyerek pişmanlık duyabilir. Oysa sağlıklı bir karar alınması için bireylerin bu kuralları izlemesinin ve de ameliyat öncesi öğrenmesinin önemi büyüktür.
  • Bazı kişiler ise ne kadar fit bir vücudun hayali ile yaşasa da kilo verdikten sonra eski yaşantısı ile kendini bağdaştırmakta güçlük çekmekte, hatta bazı kişiler bu yabancılık duygusu nedeniyle aynalardan kaçmaktadır!

Obezite Cerrahisi Sonrası Depresyondan Kurtulmak İçin Ne Yapmalı?

Öncelikle kendinizi daha sağlıklı ve yeni bir hayata hazırlamakta olduğunuzu kabul edin. Bu yaşamı bir travma değil hayatınızın daha olumlu etkilerle dolu bir kısmı olarak görün. Kendinizi fiziğiniz ile sınırlandırmayın ve karşınızdaki kişinin yine siz olduğunu yalnızca daha sağlıklı olduğunu unutmayın.

Aynalardan kaçmak yerine verdiğiniz kilolar için kendinize motive yöntemleri bulun. Örneğin kilo vermiş olmanın yarattığı yabancılık duygusu bedeninizle barışmanıza engel oluyorsa kendiniz hep almak istediğiniz o dar eteği alarak işe başlayın.

Tüp mide ameliyatı sonrası kilo verememe sorunu yaşadığınız dönemler olabilir. Bu dönemlerde yaptığınız yanlışları paniğe kapılmadan öz eleştiri ile gözden geçirin. Sorunun kaynağını bulmak için bir uzman yardımı almayı unutmayın. Geri kilo aldığınız takdirde -ki sık karşılaşılan bir durumdur- korku yaşamak yerine revizyon cerrahisi şansınızı öğrenmeye çalışın.

Tüp mide sonrası sorunlar sadece fiziksel değildir. Ancak tüm komplikasyonların kontrolü olduğu gibi bu konuda da bir uzman desteği almak en akıllıca çözüm olacaktır.

Ergenlik Döneminde Diyet Nasıl Yapılmalıdır? – Video

Источник: https://www.obezitehaber.com/obezite-hastalarinin-diyet-yapmasi-gereksiz-obezitenin-psikolojik-etkileri/

Obeziteye Bağlı Hastalıklar ve Obezite Ameliyatı

Obezitenin Yıkıcı Etkileri

Obezitenin yol açtığı hastalıklar çoğunlukla obezite ameliyatı sonrasında ortadan kalkmaktadır.

Bu makalemizde obeziteye bağlı hastalıklar ve obezite ameliyatı türlerini ele alacağız. Aynı zamanda obezite ameliyatı ile ilişkili riskleri, faydaları ve yan etkileri gözden geçireceğiz.

Doktorlar obez olduğunuzu söylediğinde, çoğunlukla bunu sizi kötü hissettirmek için yapmazlar. Obezite, kilo ile ilgili spesifik bir tıbbi terimdir.

“Obezite” sözcüğü vücutta çok fazla yağ bulunması anlamına gelir. Çoğunlukla vücut kitle indeksine dayalı olarak belirlenir. Vücut kitle indeksi kilonuzu boyunuzla karşılaştıran bir ölçüdür.

Vücut kitle indeksi 25 ila 29.9 arasında olan kişiler obez değil, fazla kilolu olarak kabul edilir. 30 ve daha fazla vücut kitle indeksi ise obezitenin işaretidir.

Obezitenin Zararları

Obezite;

  • Yüksek tansiyon
  • Kalp hastalığı ve felç
  • Tip 2 diyabet
  • Bazı kanser türleri
  • Kireçlenme
  • Gut
  • Yüksek kolesterol
  • Fazla kiloya bağlı eklem problemleri,
  • Uyku apnesi gibi, uyurken aniden nefesin durmasına neden olan nefes problemleri,
  • Safra kesesinde taş
  • Diğer safra kesesi hastalıkları

Gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Obez olan herkes bu sağlık sorunlarının tümünü yaşayacak diye bir kural yoktur. Ancak bu sağlık sorunları ailenizde bir veya daha fazla kişide varsa sizin de bu hastalıklara yakalanma riskiniz artmaktadır.

Bununla birlikte fazla kilonun nerede toplandığı da obezitenin zararları için önemli bir faktördür. Mide ve bel çevresinde toplanan yağlar, kalça ve basen bölgesinde toplanan yağlara göre daha zararlıdır.

Obeziteye Bağlı Hastalıklar

Şimdi, obeziteye bağlı hastalıkları daha detaylı bir şekilde ele alalım.

Kalp Hastalığı ve Felç

Fazla kilolu kişilerde yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol görülme riski artmaktadır. Bunların her ikisi de kişiyi kalp hastalığı veya felce daha yatkın hale getirir.

Obez kişilerde az miktarda kilo vermek bile kalp hastalığı veya felç riskini azaltır. Kilonun %5-%10’unun verilmesinin ise kalp hastalığı riskini önemli ölçüde düşürdüğü tespit edilmiştir.

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabet hastalarının büyük çoğunluğu aşırı kilolu veya obezdir. Kilo vererek, sağlıklı beslenerek, yeterince uyuyarak ve daha fazla egzersiz yaparak tip 2 diyabet riskini düşürebilirsiniz.

Tip 2 diyabet hastalarının kilo vermesi ve fiziksel olarak daha aktif hale gelmesi kan şekeri düzeylerinin kontrol edilmesine yardımcı olabilir. Ayrıca kilo vermek Tip 2 diyabet hastalarının ilaç kullanma ihtiyacını da azaltır.

Kanser

Kolon kanseri, menapoz sonrası göğüs kanseri, rahim duvarı kanseri, böbrek kanseri ve özofagus kanseri türlerinin obeziteyle ilişkili olduğu ispatlanmıştır. Bazı çalışmalar obezitenin safrakesesi, yumurtalık ve pankreas kanserine de neden olabildiğini göstermiştir.

Safra Kesesi Kanseri

Safra kesesi kanseri ve safra kesesi taşları en çok fazla kilolu kişilerde görülmektedir.

İronik bir şekilde hızlı kilo vermek veya çok fazla miktarda kilo vermek de safra kesesi taşı olasılığını yükseltmektedir. Bu nedenle obez kişilerde hızlı kilo verilmemelidir. Bunun yerine haftada yarım kilo ila bir kilo arasında kilo verimi sağlanmalıdır.

Osteoartirit (Kireçlenme)

Osteoartirit özellikle dizleri, kalçaları veya sırtı etkileyen yaygın bir eklem rahatsızlığıdır. Fazla kilolar bu bölgelerdeki eklemlere fazla yük bindirir  ve normal koşullarda eklemleri koruyan kıkırdak dokuya zarar verir.

Kilo vermek dizler, kalçalar ve sırtın alt bölgesindeki baskıyı azaltarak osteoartirit belirtilerini azaltır.

Gut Hastalığı

Gut, eklemleri etkileyen bir hastalıktır. Özellikle kanda çok fazla ürik asit bulunduğunda meydana gelir. Fazla ürik asit eklemlerde kristal birikmesine yol açar.

Gut fazla kilolu kişilerde daha yaygındır. Ne kadar kilo alınırsa, gut hastalığına yakalanma riski o kadar artar.

Uyku Apnesi

Uyku apnesi fazla kilodan kaynaklanan bir nefes problemidir.

Uyku apnesi kişinin uyku sırasında şiddetli bir şekilde horlamasına ve kısa süreli olarak nefesinin durmasına neden olur. Uyku apnesi gündüzleri uyuklamaya neden olabilir ve kalp hastalığı ve felç riskini yükseltir.

Kilo vermek çoğunlukla uyku apnesinin iyileşmesini sağlamaktadır.

Obeziteden kurtulmak için kilo vermenize yardımcı olacak adımlar atabilirsiniz. Birkaç kilo vermek bile sağlığınız ve moraliniz üzerinde olumlu etkiye sahip olacaktır.

Başlangıç olarak haftada yarım kilo ila 1 kilo vermeyi hedefleyin. Amerikan Ulusal Kalp, akciğer ve Kan Enstitüsü’ne göre fazla kilolu veya obez olan yetişkinler 6 ay içerisinde kilolarının %5-%10’unu vermeyi hedeflemelidir.

Bir zayıflama programına başlamaya hazırsanız kişisel hedeflerinizi belirlemek için doktorunuzla görüşün. Doktorunuz sizi bir diyetisyene yönlendirecektir. Diyetisyen sizin için bir beslenme planı hazırlar. Ayrıca fizyoterapist ve bir spor uzmanı da egzersiz konusunda size yardımcı olacaktır.

Obezite Ameliyatı

Aşağıdaki kriterleri göz önüne alarak obezite ameliyatı olma fikrini değerlendirebilirsiniz.

  • Yetişkin obezlerde tip 2 diyabet hastası olmak.
  • Obezite ameliyatı ile ilişkili risk ve faydaların farkında olmak.
  • Obezite ameliyatı sonrası beslenme programı hakkında bilgi sahibi olmak.
  • Obezite ameliyatı sonrasında kiloyu korumak için yaşam tarzında değişiklikler yapmayı kabul etmek.

Obezite ameliyatı çoğunlukla ergenlik çağındaki bireylerde uygulanmamaktadır. Ancak vücut kitle indeksi 35 ve üzeri olan ve obeziteye bağlı ölüm riski taşıyan ergenlerde obezite ameliyatı bir seçenek olarak değerlendirilmektedir.

Obezite ameliyatı hakkında sorularınız varsa doktorunuzla görüşünüz. Obezite ameliyatı her obez için mümkün olmayabilir. Doktorunuz bu konuda sizi bilgilendirecektir.

Obezite Ameliyatı Türleri

Obezite ameliyatı olduğunuzda cerrah mide ve küçük bağırsağınızda belirli değişiklikler gerçekleştirir. En yaygın şekilde uygulanan obezite ameliyatı türleri şunlardır:

Gastrik Baypas

Roux-en-Y ameliyatı olarak da bilinir. Gastrik baypas ameliyatında cerrah midenin kese adı verilen çok küçük bir kısmını bırakır.

Bu kese çok fazla yiyecek ihtiva edemez ve dolayısıyla kişi daha az yemek yer. Yediğiniz yiyecekler midenin geri kalanını pas geçerek keseden doğrudan küçük bağırsağa ilerler.

Gastrik baypas ameliyatı mideyi görmek için bir kamera kullanılarak çeşitli kesikler yoluyla yapılır (laparoskopi).

Ayarlanabilir Gastrik Bant

Cerrah, midenin üst kısmının etrafına küçük bir bant koyar. Bu bandın içinde küçük bir baloncuk vardır ve bu baloncuk bandın ne kadar sıkı veya gevşek olduğunu kontrol eder. Bant midenize gidebilecek yiyecek miktarını sınırlar. Bu ameliyat laparoskopi kullanılarak yapılır.

Sleeve Gastrektomi Ameliyatı-Tüp Mide Ameliyatı

Tüp mide ameliyatı olarak da bilinen sleeve gastrektomi ameliyatında midenin büyük bir kısmı alınır ve yalnızca midenin üst kısmında dar bir kısım bırakılır. Bu kısma gastrik sleeve adı verilir. Tüp mide ameliyatı aynı zamanda ghrelin adı verilen acıkma hormonunu da azaltabilir. Böylece kişi daha az yemek yer.

Tüp mide ameliyatının yapılışı aşağıdaki videoda gösterilmiştir:

Duodenal Switch Ameliyatı

Duodenal Switch ameliyatı midenin büyük bölümünün alındığı ve yiyeceklerin küçük bağırsağa iletiminin gastrik sleeve ile sağlandığı karma bir ameliyattır. Kişinin yediği yiyecek miktarını sınırlar. Ancak duodenal switch ameliyatı sonucunda kişi besinlerin yeterince emiliminin sağlanmaması nedeniyle ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri yeteri kadar alamayabilir.

Obezite Ameliyatının Faydaları

Obezite ameliyatı sonrasında çoğu kişi 18-24 ay içerisinde sağlıklı kilosuna kavuşur. Bu noktadan itibaren bazı kişiler yeniden kilo almaya başlasa da bu çok az kişide meydana gelmektedir.

Obeziteye bağlı hastalıklar çoğunlukla obezite ameliyatı sonrasında ortadan kalkar. Diyabet gibi hastalıklar hızla iyileşir. Yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkların iyileşmesi biraz daha zaman alabilir.

Obezite Ameliyatının Riskleri ve Yan Etkileri

Obezite ameliyatının yan etkileri arasında mide bulantısı, kusma, şişkinlik, ishal, aşırı terleme, gaz ve baş dönmesi yer almaktadır.

Obezite ameliyatı ile ilişkili ciddi yan etkiler arasında kanama, enfeksiyon, dikişlerin bulunduğu yerden sızıntılar, bacaklarda oluşan ve kalp ile akciğerlere ilerleyen kan pıhtıları yer almaktadır. Ancak bunlar az sayıda kişide görülür.

Obezite ameliyatı ile ilişkili uzun vadeli problemler, ameliyatın türüne göre değişir. En yaygın görülenler arasında özellikle gastrik baypas ameliyatından sonra görülen “boşaltma sendromudur”. Boşaltma sendromunda yiyecekler küçük bağırsağa çok hızlı ilerler.

Semptomlar arasında mide bulantısı, halsizlik, terleme, bayılma, öğün sonrasında ishal yer almaktadır. Bu semptomlar obezite ameliyatı olan kişilerin yaklaşık %50’sinde görülmektedir. Ancak şekerli yiyeceklerden kaçınmak ve bunun yerine lifli yiyeceklere yönelmek bu riskleri önemli ölçüde azaltır.

Obezite ameliyatı sonrasında D vitamini eksikliği yaşıyorsanız, D vitamini eksikliği makalemizi okumak için tıklayınız.

Hızlı kilo kaybı safra kesesinde taşa yol açabilir. Bunu önlemek için doktorunuz ameliyattan sonraki ilk 6 ay içerisinde takviye edici safra tuzları almanızı önerebilir.

Ameliyat sonrasında vücudun yiyeceklerden gerekli vitamin ve mineralleri alması zorlaştığından, kişinin yediği yiyeceklere çok dikkat etmesi gerekmektedir. Özellikle besleyici yönü kuvvetli yiyeceklerle beslenilmelidir.

Hızlı kilo kaybı ve yetersiz beslenme hamile kadınlarda bebeğin gelişimine zarar verebilir. Doktorlar obezite ameliyatı sonrasında kişi sağlıklı kilosuna kavuşana kadar hamileliği tavsiye etmemektedir.

Источник: https://www.iyibakkendine.com/obezite-ameliyati-turleri-yan-etkileri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.