Obeziteye Sebep Olan Beslenme Hataları

Obezite Nedir ve Obezitenin nedenleri Nelerdir ?

Obeziteye Sebep Olan Beslenme Hataları

Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı açıklamaya göre, obezite sağlığı bozacak miktarda vücutta normal olmayan ya da aşırı miktarda yağ birikmesi“ olarak tanımlanmıştır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18′i, kadınlarda ise %20-25′ini yağ dokusu meydana getirmektedir.

Erkeklerde bu oranının %25, kadınlarda ise %30′un üzerine çıkması durumu obezite olarak kabul edilir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite sınıflandırması belirlemek için çok sık bir şekilde Vücut Kitle İndeksi (BMI) kullanılmaktadır. BMI, kişinin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI= kg/m2) bölünmesiyle ortaya çıkan bir değerdir.

“BMI boyuna göre vücut ağırlığının tahmin edilmesinde kullanılmakta, vücutta yağ dağılımı hakkında veri sağlamaz.

obezite ile mücadele

Vücuttaki bütün yağ oranından çok, yağın vücutta bulunduğu bölge ve dağılımı çok önem teşkil eder. Bunun sebebi ise vücuttaki yağın yer aldığı bölge ve dağılımı, hastalıkların morbidite ve mortalitesi ile bağdaştırılmaktadır. Bölgesel yağ dağılımı genetik olarak erkek ve kadınlarda farklılık göstermektedir.

Android tip (erkek tipi) obezitede yağ ilk olarak göbek bölgesinde karında ve cilt altında, jinoid tip (kadın tipi) obezite ise gluteus ile femurlar üzerinde ve cilt altında toplanmaktadır.

Bu dağılımın saptanmasında bel/kalça oranı kullanılmakta ise de, bel çevresinin yalnız başına kullanımının karın bölgesindeki yağ dağılımı için daha doğru ve daha basit bir yöntem olduğu kabul edilen bir durumdur.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise bel/kalça oranı kadınlarda 0.85′den ve erkeklerde ise 1.0′den fazla ise android tip obezite olarak kabul edilmektedir.

Bu durumda tip 2 diyabet, hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı açısından risk etmenleri oldukça artmaktadır.

Yalnız başına bel çevresinin de erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’nin üzerinde olması (Uluslar arası Diyabet Federasyonu (IDF) 2005′de bu rakamları 94 ve 88 cm’ye çekmiştir) kardiyovasküler hastalık riski ile bağlantılıdır.

Şişmanlığın yani obezite adı verilen tedavi edilmesi gereken şişmanlığın üzerinde durulması gereken, hayati tehye yol açan, kalp damar hastalıklarında çok önemli bir etken olduğu herkes tarafından kabul edilmiş bir tıbbi veridir. Kolesterolün yüksek olması, tansiyon yüksekliğine ve damar tıkanıklığına sebep olmaktadır.

Bu durumda kalp krizi geçirme ihtimali daha fazla artar. Kilo kaybını sağlamak ve verilen kiloyu muhafaza etmek, bu hastalıklarda düzelme sağlar. Erişkin tipi şeker hastalığına yol açan en büyük etken, şişmanlık yani obezitedir. Kişi ne denli çok kilolu ise, şeker hastası olma ihtimali de o denli fazla olmaktadır.

Yağ oranı fazla kişilerde karaciğerde aşırı yağ artışı kaynaklı olarak yağlanmalar görülür.

Kas ve iskelet sistemi de obezite kaynaklı zarar verici etkilerinden etkilenir. Ağır bir yükü taşımak durumunda olan kas ve kemiklerde dizde ve kalçada kireçlenme, varisler, kas zayıflığı ve fıtık meydana gelebilir. Yağlar, kanın kalbe dönmesini güçleştirir.

Obezite problemi olan hastaların, zamanın büyük bir kısmında nefes alırken güçlük çektikleri görülür. Bunun sebebi ise, solunum için obezite hastalığı oldukça zor taşınan bir yüktür. Kandaki karbondioksit oranı artar. Solunum yapmak oldukça güç bir hal alır.

Uyku hali ortaya çıkabiliir.

Özellikle gençlerde ortaya çıkan obezite sorunu, psikolojik açıdan da problemlere yol açar. Obezite problemine sahip olan kadın hastalarda doğum yapmak riskli ve zor bir süreç olmasının yanında, kişiye ve bebeğe de zarar verebilir. Hatta kısırlığa dahi sebep olabilir. Adet düzensizlikleri sık karşılaşılan bir sorundur.

Safra kesesinde taş olma riski artar.Yara ve deri hastalıkları artar. Ayakta mantar görülebilir. Bütün bunların yanında obezite kişinin hayat kalitesini düşüren bir durumdur. Hastanın hayatını zorlaştırır, çabuk hareket etmesini engeller. Yaşam süresinin kısalmasına sebep olan bir sorundur. Muhakkak tedavi edilmelidir.

Kaynak : http://www.spine-health.com/wellness/nutrition-diet-weight-loss/a-healthy-weight-a-healthy-back

Obeziteyi yenenler tavsiyeleri

Dünyada ve Türkiye‘de bir çok kişinin ortak derdi olan beslenme hastalığı obezite ülkemizde çok yaygındır. Yenilmesi zor olan bu hastalık insanların hayatını çok büyük derecede etkileyici negatif bir etkiye sahiptir.

Yenilmesi zor olan bu hastalığı sizler için araştırıp obeziteyi yenen kişilerin videosunu hazırladık. Kendilerinin nasıl başarılı olduğunu anlatıldığı bu videolarda önemli bilgiler ve öneriler yer almaktadır. Videoları sonuna kadar izlemenizi tavsiye ediyoruz.

Obezitenin nedenleri

  • Aşırı ve yanlış gıda beslenme alışkanlıkları
  • Yeterli olmayan fiziksel aktivite
  • Yaş faktörü
  • Cinsiyet
  • Eğitim düzeyi
  • Sosyo ve kültürel etmenler
  • Gelir seviyesi durumu
  • Hormonal ve metabolik etmenler
  • Genetik ailevi etmenler
  • Psikolojik problemler sorunlar
  • Sık aralıklarla çok düşük enerjili şok diyet uygulama
  • Sigara ve alkol tüketimi durumu
  • Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar benzeri)
  • Doğum miktarı (sayısı) ve doğumlar arası süre

Obezite başarı hikayeleri videolar

Источник: https://diyetsaglikliyasam.com/obezite-nedir-ve-obezitenin-nedenleri-nelerdir/

İşte kansere yol açan 7 beslenme hatası!

Obeziteye Sebep Olan Beslenme Hataları

Kanser tedavilerinde yaşanan gelişmeler sayesinde yaşam kaybını önleyen, başarılı sonuçlar elde edilse de özellikle gelişmekte olan ülkelerde kansere yakalanma oranları her geçen yıl artıyor.

Sağlıksız beslenme ve obezitenin kanserle ilişkisi olduğunun altını çizen Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt.

Aslıhan Altuntaş, 1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu.

“OBEZİTE TEDAVİYE VERİLEN CEVABI ZAYIFLATIYOR”

Yeterli ve dengeli beslenmenin kanser dahil pek çok hastalıktan koruduğunu anlatan Dyt.

Aslıhan Altuntaş, “Mevsiminde taze meyve-sebze tüketmek, rafine un, basit şeker ve karbonhidratlardan uzak durmak, hayvansal yağları sınırlandırmak, yeterli su içmek, antioksidandan zengin beslenmek dengeli beslenmenin temelini oluşturmaktadır.

Kanser hücrelerinin artmasına sebep olan, vücutta kanseri tetikleyebilecek bazı beslenme hataları bulunmaktadır. Bunların başında fazla miktarda besin tüketimi gelmektedir. Bu durum zaman içerisinde obeziteye sebep olur ve obezitenin kanser çeşitleriyle bire bir ilişkisi olduğu bilinmektedir.

Özellikle özefagus, kolorektal, endometrium, böbrek, meme, pankreas, karaciğer, safrakesesi ve hematolojik kanserlerin hepsinde obezitenin güçlü etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Olması gerekenin üzerinde bir kiloya sahip olmanın ve fazla miktarda besin tüketiminin kansere bağlı ölüm riskini artırdığı da tedaviye verilen cevapları zayıflattığı da bilinmektedir” dedi.

Fazla miktarda yağ tüketiminin kansere yol açabileceğine dikkat çeken Dyt. Aslıhan Altuntaş, görünmeyen yağlar hakkında uyardı. Dyt.

Aslıhan Altuntaş, “Doymuş yağlar adı verilen margarin, tereyağı, kuyrukyağı gibi katı yağların yanında etin, sütün, peynirin içindeki görünmeyen yağlar da olması gerekenin üzerinde tüketildiğinde kanser riskini artırmaktadır.

Et, balık, tavuk gibi hayvansal gıdalar pişirilirken fazladan yağ eklenmeden, bu besinlerin kendi yağında pişiriliyor olması gerekmektedir.

Besinlerin kızartılarak ya da kavrularak tüketiliyor olması trans yağ adı verilen kanser oluşumuna neden olan yağların artmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla fast food, tarzı besinler, kızartılmış-kavrulmuş besinler fazla yağ tüketimine sebep olduğundan kanser oluşumuna zemin hazırlamaktadır” diye konuştu.

“HAFTADA 3 ÖĞÜNDEN FAZLA KIRMIZI ET TÜKETMEYİN”

Posadan fakir beslenmenin lif eksikliği kaynaklı kalın bağırsak kanser riskini artırdığını ifade eden Dyt. Altuntaş, “Liften fakir beslenip, et tüketimini artırmak kanser oluşumunu yüksek oranda tetiklemektedir.

Posayı artırmak için daha tahıllı besinlerin kullanılması, tam tahıllı ekmeklerin tüketilmesi, kuru baklagillere haftada en az 2 öğün yer verilmesi, tüketilen proteinin yani etin yanına muhakkak salata ya da sebze eklenmesi, probiyotik destekler alınması tercih edilebilir.

Kırmızı ette doymuş yağın dışında nitrit ve nitrat bulunduğu için ve bu maddeler de kanserojen olduğu için kırmızı etin gereğinden fazla tüketilmesi (örneğin haftada 3 öğünden fazla tüketilmesi) kanser riskini artırabilmektedir. Bunun yanında vücuttaki kolesterol yıkım ürünleri de kanserojen özellik taşımaktadır.

Kolesterolden zengin beslenme; hayvansal gıdaların fazla tüketimi ile olmaktadır. Dolayısıyla daha az yağlı etleri, peynirleri, sütleri tercih etmek kanserden korumaktadır. Bunun yanında salam, sosis gibi işlenmiş etlerde nitrit, nitrat oranları doğal ete göre daha fazla olduğu için kanser riskini oldukça artırır.

Bu nedenle miktarlarını olabildiğince azaltıp ve mümkün olduğu kadar doğalını tercih etmek kanserden korunmak için gereklidir” değerlendirmesinde bulundu.

Asitli içeceklerin içerisindeki şeker oranlarının yüksek olduğunu belirten Dyt. Altuntaş, “Şekersiz olanlar tercih edilse bile kimyasallar, renklendiriciler ve yapay tatlandırıcılar kanser riskini artıran maddeler arasında yer almaktadır. Ayrıca alkol tüketiminin fazla olması kolon ve karaciğer kanserleri riskini artırmaktadır” dedi.

“ÜRÜNLERİN ETİKETLERİNİ MUTLAKA OKUYUN”

Beyaz un ve rafine beyaz şekerin kanser oluşumunu hızlandırdığını anlatan Altuntaş, şu uyarılarda bulundu:

“Beyaz un yerine tahıllı unların tercih ediliyor olması elzemdir. Basit şekerin de olabildiğince tüketilmemesi gerekmektedir.

Basit şekerin içerisine paketli gıdalardaki glikoz ve früktoz şurubu gibi katkı maddeleri de girmektedir ve bu maddelerin beslenmenin çok küçük miktarında bulunması ya da mümkünse hiç bulunmaması tavsiye edilmektedir. Bu nedenle paketli gıdalar satın alırken etiketleri çok dikkatli okunmalıdır.

Vücudun ihtiyacı olan doğal früktoz zaten meyvelerden alınabilmektedir. Ancak paketli gıdalardan alınan yapay glikoz ve früktoz şurubu pankreas kanseri gibi kanserlerde etkindir.”

Tuz tüketiminin fazla olması da özellikle mide kanserleri açısından riskli olduğunu belirten Dyt. Aslıhan Altuntaş, “Salamura besinler, peynir-zeytindeki tuzlar, yemeklerdeki tuzların gereğinden fazla tüketiliyor olması kanser riskini artırmaktadır.

Bunların kaya ya da deniz tuzu olması da fark etmemektedir. Sebze meyvelerden alınan sodyum sağlık için yeterlidir. Fazladan alınan sodyum kanser riskini artırmaktadır.

Bunun için özellikle salamura besinleri tüketirken ya sadece sirkeyle salamura yapılmış besinler tüketilmeli ya da yemeden önce bir süre suda bekletilmelidir” ifadelerini kullandı.

“SOYA, MISIR VE BUĞDAYDAN UZAK DURUN”

Ayrıca genetik yapısı değiştirilmiş GDO’lu besinlerden olabildiğince uzak durmak gerektiği konusunda uyaran Dyt. Altuntaş, “Daha çok GDO’ya maruz kaldığı bilinen soya, mısır, buğday gibi besinleri daha az tüketiyor olmak kanserden korunmak adına önemlidir” dedi.

“AŞIRI SICAK YİYECEK VE İÇECEKLER DE KANSERİ TETİKLİYOR”

Dyt. Altuntaş, düzenli olarak sıcak sıvı tüketirken dikkat edilmesi konusunda da uyararak, “Besinleri sürekli aşırı sıcak tüketiyor olmak da özellikle yemek borusuna zarar vererek yemek borusu bölgesi kanser türlerinde etkilidir. Bu nedenle besinleri aşırı sıcak değil örneğin yaklaşık 65 santigrat derece ve altında tüketmek uygundur” tavsiyesinde bulundu.

DHA

Teletabiler'deki güneş bebeğin kim olduğu ortaya çıktı! Bu hastalık hiç belirti vermiyor! Otizm nedir? Otizm belirtileri nelerdir?

Источник: https://www.mynet.com/iste-kansere-yol-acan-7-beslenme-hatasi-190101147114

Obezite Nedir? Obezite Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Obeziteye Sebep Olan Beslenme Hataları

Obezite vücuttaki yağ dokusunun aşırı fazlalaşmasıyla ortaya çıkan, bunun sonucunda kişinin sağlık problemlerine ve hastalıklara yakalanma riskinin artmasına sebep olan komp bir rahatsızlıktır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından, Vücut Kitle İndeksi (İ) 30’un üzerinde olan kişiler “obez” olarak kabul edilirler.

Günümüzde obezite çocuklardan yaşlılara kadar herkeste görülmektedir ve obezite hastalarının sayıları her geçen gün artmaktadır. Teknolojinin ilerlemesi, iş yoğunluğunun ve stresin artması, beslenme alışkanlıklarının değişmesi gibi birçok neden toplumdaki obez kişilerin sayılarının artmasına neden olmaktadır. 

Kişinin tıbben obez olup olmadığının belirlenmesi adına çeşitli hesaplama yöntemleri kullanılsa da, vücuttaki yağ oranının ölçümünde en yaygın olarak kullanılan belirleme yöntemi “Vücut Kitle Endeksi” dir. Vücut kitle endeksini hesaplamak için kişinin kilosunun, boyunun karesine bölünmesi gerekir. Bu işlemden çıkan sonuç kişinin kilosunun tıbben ne anlama geldiği konusunda bilgi vermektedir.

Obezite problemi olan kişilerde vücut kitle endeksi 30’un üzerindedir.

Vücut kitle endeksi 30’un üzerinde olan yani obez kişilerde; vücuttaki yağ oranı kişilerin sağlığını tehye sokacak niteliktedir ve gerekli önlemlerin acil olarak alınması çok önemlidir.

Obezite tedavi edilmezse ve kişi fazla yağlardan kurtulamazsa kalp damar hastalıkları, uyku apnesi, felç, eklem ve kemik hastalıkları, diyabet, kanser ve diğer kronik hastalıklar gibi sağlığı olumsuz yönde etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir. 

Obezite Belirtileri

Kilo alma süreci genellikle bir anda gerçekleşmez. Kişiler zaman içerisinde kilo alsalar da kilo aldıklarını fark etmeleri zor olabilir; fark ettikleri zaman ise obezite sınırına yaklaşmış olabilirler. Obeziteye doğru adım adım ilerlendiğinin bazı belirtileri şunlardır; 

  • Eski kıyafetler dar gelmeye başlamış ve kişinin bu kıyafetler içindeki rahatlık hissi azalmışsa,
  • Tartıda çıkan rakam her geçen gün artıyorsa,
  • Bel bölgesinin çevresi git gide yağlanıyorsa,
  • Vücut kitle indeksi hesaplama sonuçları 30’a yaklaşıyorsa,
  • Az efor harcandığında dahi yorgunluk hissediliyorsa,
  • Aşırı terleme başladıysa,
  • Nefes alıp vermekte zorluk yaşanıyorsa,
  • Sabahları baş ağrısı oluyorsa

kişiler obez olma yolunda hızla ilerliyorlardır veya çoktan obez olmuşlardır.

Obezite Nedenleri

Kalori alımı ve enerji harcama arasındaki denge kişinin kilosunu belirler. Eğer kişi yaktığı kalori miktarından fazla kalori alıyorsa kilo artışı; kişi yaktığı kaloriden az kalori alıyorsa kilo kaybı yaşanır. Bu sebeple obezitenin en temel sebebi fazla kalori alımı ve hareketsizliktir. Bu sebepler haricinde obeziteye sebep olan farklı unsurlar da bulunmaktadır. 

Yanlış Beslenme: Fazla yağlı, fazla şekerli, fazla tuzlu gıdalar tüketen kişilerin obezite hastası olma olasılığı sağlıklı beslenen kişilere göre oldukça fazladır. Yapılan araştırmalara göre hazır gıda tüketimi ile obezite arasında doğrusal bağlantı olduğu bilinmektedir. 

Genetik Faktörler: Ailesinde obezite hastalığı olan kişilerin genetik olarak bu hastalığa yakalanma riskleri daha yüksektir.

  Genetik özellikler, vücudun yağ depolama mekanizmasında görevli olan hormonların salınım miktarlarını ve etkinliğini belirlediği için obezite hastalığının oluşumunda da belirleyici olabilmektedir.

Örneğin, tokluk hissini veren leptin hormonunun yeterince salgılanamadığı durumlarda kişi kilo almaya daha yatkındır. 

Aşırı Beslenme: Özellikle yağ içeren gıdalar çok tüketiliyorsa kişinin obez olma olasılığı yüksektir. Yağ ve şeker oranı yüksek gıdalar kalori bakımından çok yüksektir ve kilo alınmasına sebep olur. 

Karbonhidrat Ağırlıklı Beslenme: Karbonhidratlar, kandaki şeker oranını ve insülin salınımını arttırırlar. İnsülin salınımın artması durumunda yağ hücrelerinin oluşumu da artmaktadır. 

Hareketsizlik: Hareket düzeyi düşük olan kişiler, hareketli kişilere oranla daha az kalori yakarlar. Yakılan kalorinin alınan kaloriden az olması durumunda ise kilo almak kaçınılmazdır. 

İlaçlar: Kişinin kullandığı bazı kimyasal ilaçlar kilo alımına sebep olabilir. Bazı antidepresanlar, diyabet ilaçları, hormon ilaçları, tansiyon ilaçları iştahı arttırabilir ve dikkat edilmediği takdirde kilo alınmasına sebep olabilir. 

Psikolojik Faktörler: Bazı kişiler, duygu yoğunluklarına göre beslenme eğilimindedir. Can sıkıntısı, mutsuzluk, stres veya öfke gibi duygu yoğunlukları yaşandığı sırada normalden çok fazla gıda tüketirler ve böylece kilo alırlar. 

Hastalıklar: İnsülin direnci, tiroit hastalıkları, polikistik over sendromu, hipotalamus bozuklukları, hipofiz bezi hastalıkları ve uyku apnesi gibi hastalıklar da obeziteye sebep olmaktadır. 

Obezite Tedavisi

Kilo verilmesi için sayısız öneriler vardır ancak bunlardan çoğu maalesef özellikle obez hastaları için etkisizdir. Obezite tedavisinde bilinenin aksine tek yöntem cerrahi metotlar değildir; davranış değişikliği tedavisi, egzersiz tedavisi, beslenme tedavisi, ilaç tedavisi de obezite ile mücadelede başvurulan tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır.

Obezite hastalığı ile mücadelede kullanılan yöntemlerden ziyade kişinin bilinçlenmesi ve kararlı olması en önemli noktadır.

Kişinin sağlığının kötüye gittiğini ve bu gidişatı durdurması gerektiğini anlaması şarttır. Hiçbir tedavi yöntemi tek başına verimli değildir.

Kişinin bilinçlenmesi ve hayat tarzını değiştirmeye çalışması ise kilo verme sürecini daha zahmetsiz ve daha verimli hale getirecektir. 

  • Beslenme Tedavisi: Alınan kalori miktarını azaltmak ve yeme alışkanlıklarını değiştirmek obeziteyle mücadelenin en önemli adımıdır. Kişiye ve kişinin sağlık durumuna özel uygulanan diyetlerle başlangıçta kilo kaybı hızla görülür, fakat zamanla yavaşlar. Kilo kaybının yavaşladığı bu dönemde kişinin sabırlı ve kararlı olması; diyeti bırakmaması gerekir. Günlük alınan kalorilerin azaltılması, tüketilen gıdaların ve içeceklerin kalorilerinin hesaplanması, bol kalorili yiyeceklerin yerine sebze, meyve gibi sağlıklı besinlerin tüketilmesi kısaca sağlıklı gıda seçimlerinin yapılması bu tedavinin verimliliğini arttıracaktır.
  • Egzersiz Tedavisi: Fiziksel aktiviteleri arttırmak obezite tedavisinin temel unsurlarından biridir. Sadece yürüyerek dahi kişiler formlarını koruyabilirler. Obez hastalarının egzersiz tedavisinde dikkat edilmesi gereken önemli hususlar vardır. Eğer hastanın sağlık durumu yeterince iyi değilse ve hayati fonksiyonlara sahip organları işlevlerini kaybetmişse egzersiz seviyesinin doğru belirlenmesi gerekmektedir. Aşırı kilo durumu varsa düşük dozda egzersizler yapılmalı ve aşırı yük binen organları hasara uğramadan egzersiz seviyesi adım adım arttırılmalıdır.
  • Davranış Değişikliği Tedavisi: Bu tedavi ile ulaşılmak istenen amaç kişinin yaşam tarzını değiştirmektir. Kişinin neden yemek yediği, ne zamanlarda daha fazla yemek yemeğe ihtiyaç duyduğu gibi konular doğrultusunda kişi bilinçlendirilerek doğru davranışların sergilenmesi, kişinin kilo alırken yaptığı yanlışlıkların düzeltilmesi hedeflenir. Gerekirse aynı problemden yakınan kişilerle bir araya getirilir ve kilo vermenin zorluklarını herkesin yaşadığı kişiye gösterilir. Bu tedavi kilo vermenin kalıcı olması adına da oldukça önemlidir. Hastanın kendisini gözleme, kontrol etme, yeni davranışlar geliştirmesi, kendini ödüllendirmesi gibi adımlar bu tedavide kullanılmaktadır.
  • İlaç Tedavisi: Kilo kaybetmek için sağlıklı bir diyet uygulanmalı ve düzenli bir egzersiz programı takip edilmelidir. Ancak bazı durumlarda ilaç tedavisi kilo verme sürecini destekleyebilir. İlaç tedavisi kişinin kilo vermesini tek başına sağlayamaz sadece kilo verme sürecini düzenler veya hızlandırır. Kişinin sağlık geçmişi, olası yan etkiler düşünülerek doktor tarafından hastaya bazı ilaçlar verilebilir. Doktor kontrolü olmadan kilo verdirdiği iddia edilen ilaçların tüketilmemesi gerekir, aksi etki edip kilo artışının gözlendiği durumlar da vardır.
  • Cerrahi Tedavi: Obeziteyle mücadelede tüm yöntemler denenmiş ve başarı sağlanamamışsa, genellikle son çare olarak cerrahi müdahaleye başvurulur. Cerrahi müdahaleler iki farklı amaçla uygulanmaktadır. Bariatrik cerrahide amaç besinlerin sindirim emilimlerini azaltmaktadır. Bariatrik cerrahide gastrik bantlama, bypass, gastrik balon, mide küçültme ameliyatı gibi yöntemler kullanılır. Rekonstrüktif cerrahi daha çok estetik amaçlarla yapılır ve vücuttaki yağ azalır. Ancak hasta obezite hastalığını ve kilo verme sürecini yaşam tarzı haline getirememişse tekrar eski kilosuna geri dönebilir. 

Obeziteyi Önleyecek Tavsiyeler

  • Sağlıklı bir beslenme programı belirleyin; yediklerinizin kalorilerine dikkat edin ve gün içerisinde yaktığınızdan fazla kalori tüketmemeye özen gösterin.
  • Porsiyonlara dikkat edin.
  • Hareket etmekten vazgeçmeyin, eğleneceğiniz aktiviteler bulun ve bu aktiviteler sırasında hareket etmeye özen gösterin. Gerekirse hobilerinizi değiştirin kapalı mekanda oturmanıza engel olacak ve sizi eğlendirecek yeni şeyler deneyin.
  • Televizyon izlediğiniz ve bilgisayar başında olduğunuz kısacası ekran karşısında geçirdiğiniz zamanı kısıtlayın. Ekran karşısında hareketsiz kalmaktansa dışarıda vakit geçirmeye çalışın; özellikle akşam saatlerinde yemek yedikten sonra, kalori yakma sürecinizin hızlanması adına yürüyüş yapın ve rutininizin dışına çıkın.
  • Tartıya çıkmaktan çekinmeyin, tartılmaktan korkmaya başladığınız anda yolunda gitmeyen bir şeyler var demektir. Kilonuzu kontrol altında tutmak için zaman zaman tartılmalı ve vücut kitle indeksinizi hesaplamalısınız.
  • Bol ve geniş kıyafetleri giymeyi seviyor olabilirsiniz ancak mutlaka dar ve elastik olmayan kıyafetleri de dolabınızda bulundurun. Kıyafetleriniz bol olduğunda içinde rahat hissedersiniz ve kilo aldığınızı anlamanızı sağlayacak rahatsızlık hissi yaşamazsınız.
  • Su için. Uzmanların görüşlerine göre günde en az 1,5 lt su içmek hem vücudun genel sağlığı açısından hem de metabolizmayı hızlandırıp kilo vermeyi desteklediğinden oldukça önemlidir.
  • Evinizde abur cubur bulundurmayın, buzdolabının önünde çok vakit geçirmeyin.

Источник: https://www.safahastanesi.com.tr/saglik-kosesi/Obezite-Nedir-Obezite-Belirtileri-Nedenleri-ve-Tedavisi

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.