Ödem Hastalık Habercisi Olabilir Mi?

içerik

Kansızlık ciddi hastalıkların habercisi olabilir!

Ödem Hastalık Habercisi Olabilir Mi?

Halsizlik şikayeti yaşayan bir kişinin mutlaka bu durumu önemsemesi ve uzman bir hekime muayene olması gerekiyor. Yapılan ön tetkiklerde kansızlığın sebebi ortaya çıkartılıyor ve bu doğrultuda bir tedavi uygulanıyor.  Ülkemizde ve tüm dünyada kansızlığın en sık nedenlerinin başında demir, B12 vitamini ve folik asit eksikliği geliyor.

Anemi (kansızlık) nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavisi

1-Gebelik, emzirme, büyüme-gelişme gibi ihtiyacın arttığı dönemler,2-Düzensiz adet kanamaları,

3- Mide bağırsak sisteminin ülser, gastrit, kolit, hemoroit, polip ve kanser türü hastalıkları

4-Bağırsak parazitleri,5-Aspirin veya benzeri ilaç kullanımı6-İdrar yolları ve akciğer hastalıkları7-Bazı kan kanseri türleri8-Vejetaryen tipi beslenme9-Çay ve çok fazla tahıl tüketimi

10- Buz, kil ve toprak yeme alışkanlıkları

Demir eksikliğinde ortaya çıkan sorunlar

-Saçlarda dökülme, kırılma ve matlaşma,-Tırnaklarda incelme,-Dilde ağrı, acı ve tat kaybı,-Halsizlik yorgunluk.

-Eksikliğin uzun sürmesine bağlı kalp, akciğer, karaciğer- dalak büyümesi, kas-iskelet sistemi hastalıkları ve merkezi sinir sistemi bozuklukları.

Kadınlarda tedavi edilmeyen kansızlık ciddi rahatsızlıklara yol açıyor

Demir eksikliği olan bir kişide mutlaka bu soruna sebep olan durumun saptanması gerekiyor. Çünkü nadir de olsa kanser gibi bazı önemli hastalıkların ilk göstergelerinden biri demir eksikliği olabiliyor. Gerekli durumlarda endoskopi, bilgisayarlı tomografi gibi ayrıntılı incelemelerin yapılması ve sonuca göre tedavi uygulanması gerekebiliyor.

2) Et, balık ve süt ürünlerinden uzak beslenmenin sonucu; B 12 Eksikliği

Kansızlığın bir diğer nedeni ise B 12 eksikliği. B 12 eksikliği sık karşılaşılan bir durum olmasına rağmen bazı durumlarda bu vitamin eksikliğine bağlı kansızlık da oluşabiliyor.

Et, balık, süt, süt ürünleri ve yumurtanın az tüketilmesi B12 eksikliğinin en önemli sebepleri arasında yer alıyor. Ayrıca vücutta yetersiz emilimin olması da B12 eksikliğine zemin hazırlıyor.

Vejetaryenler, hamileler ve mide –bağırsak sisteminde emilim sorunu olan kişilerde bu soruna sıklıkla rastlanabiliyor.

B12 vitamini nedir? Hangi besinlerde bulunur? Faydaları ve eksikliği

Ayrıca B12 vitamini eksikliği zaman zaman bağırsaklarda aşırı bakteri çoğalması, pankreas hastalıkları ve bazı kanser hastalarında karşımıza çıkabiliyor.

Bunun yanı sıra mide- bağırsak sistemine ait B 12 eksikliği mide yüzeyindeki hücrelerin ve bazı taşıyıcı moleküllerin atrofik gastrit –çölyak  hastalığı gibi bazı önemli hastalıkların sonucunda oluşabiliyor.

Bu eksikliğin bir kısmı da  bir çeşit mide- bağırsak  kanseri ile ilişkili olabiliyor. B12 vitamini eksikliği görülen bir kişide tüm bu sorunlar göz önünde bulundurularak detaylı inceleme yapılması gerekiyor.

Demir eksikliği anemisi nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavisi

B12 eksikliğinin 8 belirtisi

-Halsizlik ve yorgunluk,– El ve ayaklarda güç kaybı ve uyuşmalar,– Dengesizlik– İdrar tutamama,– İştahsızlık– Duygu, durum bozuklukları– Dilde yanma ve tat kaybı

– Eksikliğin uzun sürmesine bağlı kalp damar hastalıkları

3) Folik asit eksikliği depresyona neden olabiliyor

Yetişkinlerin günde 400 mikrogram folik asit gereksinimi bulunuyor. Gebelik ve emzirme döneminde ise bu gereksinim 800 mcg’ye kadar çıkabiliyor. Folik asitin az olması durumunda anemi ortaya çıkıyor.

Folik asit eksikliğinin olduğu durumlarda kişide uyuşukluk, yorgunluk, nefes darlığı, deride ve mukozada solgunluk gibi belirtiler yaşanıyor.

Ağız kenarlarındaki çatlakların folik asit yetersizliğinden ileri geldiği bilinirse de bu durum, demir, B2 ya da B6 yetersizliğinden de olabiliyor.

Folik asit eksikliğinde dil kızarıyor, pürtükleri kayboluyor ve ağrı yaşanıyor. Hafif eksikliklerde kişide depresyon görülebiliyor. Daha ağır eksikliklerde ise sinirler hasara uğruyor ve ciddi psikolojik sorunlar yaşanabiliyor.

Demir eksikliği nedenleri ve tedavisi

Folik asit en çok hangi besinlerde bulunuyor?

Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, bira mayası, karaciğer, böbrek, yumurta, zarı alınmamış tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, ıspanak, yonca, mavi-yeşil alg (yosun), maydanoz, nane, kuru fasulye (baklagiller) ve tohumlu gıdalarda bulunuyor. Ayrıca keçi sütü de bu vitamin bakımından fakir olup, bu sütle beslenen çocuklara da folik asit takviyesi yapılması gerekiyor. Unutulmaması gereken önemli bir ayrıntı da folik asit vücutta depolanmıyor. Bu nedenle de her gün alınması gerekiyor.

Sigara ve alkol kullananlarda ihtiyaç artıyor

Sağlıklı beslenenlerde ancak yaşanan bir sindirim bozukluğu ya da hamilelik döneminde folik asit eksikliği yaşanabiliyor.

Bira, şarap, rakı gibi alkollü içecekleri içenlerde ve sigara kullananlarda da bu vitamin eksikliği oldukça sık görülüyor. Ayrıca sigara ile folik asit arasında ilginç bir bağlantı bulunuyor.

Sigara ve alkol kullanan kişilerde görülen folik asit eksikliği akciğer kanserinin oluşumunda rol oynayabiliyor.

Bağışıklık sisteminiz nasıl güçlendireçeğinizi öğrenmek için “Bağışıklık sistemini güçlendirmek için” adlı makalemizi de okuyabilirsiniz

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/kansizlik-ciddi-hastaliklarin-sebebi-olabilir/

Bu Belirtiler Hastalık Habercisi Olabilir

Ödem Hastalık Habercisi Olabilir Mi?
İç Hastalıkları

“Yiyorum ama kilo veriyorum”, “Elimi kaldırmaya halim yok”, “Vücudumda renkli lekeler çıktı”, “Günlerdir kabızım” gibi sağlıkla ilgili birçok sorun dile getirilse de doktora gitmekte üşengeç davranılabiliyor.

Önemsenmeyen bu değişimler aslında vücudun ciddi hastalıklarla ilgili erken uyarı sistemi olabiliyor.

Memorial Hizmet Hastanesi Dahiliye Bölümü Uzmanları, vücutta ortaya çıkan değişikliklerin işaret edebileceği hastalıklar hakkında bilgi verdi. 

Erken teşhis için vücudunuzu dinleyin

Her gün ya da belli dönemlerde vücut fonksiyonlarında ortaya çıkan değişiklikler, sıradan durumlar olabileceği gibi hastalık habercisi de olabilmektedir. Vücut fonksiyonlarındaki değişiklikler kişiye ya da rahatsızlığa göre değişkenlik gösterebilmektedir. Vücudun verdiği sinyalleri dinleyip önemsemek ve zamanında doktora başvurmak erken teşhis ve tedavide önemli bir yer tutmaktadır. 

Ani kilo değişimleri ihmale gelmez

Beslenme düzeninde bir değişiklik olmaması rağmen kısa sürede istemsiz olarak verilen kilolar metabolik hastalıkların habercisi olabilir.

Tiroit bezinin fazla çalışması yani hipertiroidi, diyabet, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, kanser, enfeksiyonlar ani kilo kayıplarına yol açabilmektedir.

Tiroit bezinin az çalışması, böbrek üstü bezi rahatsızlıkları da ani kilo alımlarına neden olabilmektedir.  

Halsizliğin altında farklı nedenler olabilir 

Halsizlik en çok şikayet edilen konuların başında gelmektedir. Genellikle stres, depresyon, kalitesiz uyku, duygu durum bozuklukları gibi nedenlere bağlıdır.

Ancak dinlenmeye rağmen birkaç gün geçmeyen yorgunluk hissinin altında kronik akciğer, kalp, böbrek hastalıkları veya demir, vitamin eksikliği yatabilmektedir.

Kansızlığa bağlık halsizlik hissinin altında kansızlığa neden olan kanser hastalığı bulunabilmektedir. Nörolojik ve kas romatizmal hastalıklarda halsizlik nedenleri arasındadır. 

Tuvalet alışkanlıklarındaki değişimleri göz ardı etmeyin 

Psikolojik ve masum nedenlere bağlı olarak tuvalet alışkanlığında değişimler yaşanabilmektedir. Alışkanlığa bağlı kabızlık ve mikrobik ishal en fazla yaşanan bağırsak hareketlerindendir. Ancak 3 günden fazla süren kabızlık bağırsağın tümör, polip, yapışıklık gibi nedenlerle tıkanmış olma ihtimalini akla getirmektedir.

Parazit, enfeksiyon, kandaki sıvı ve elektrolit denge bozukluğu da kabızlık yapabilmektedir. Genellikle mikrobik olarak yaşanan ve kendiliğinden geçen ishale ateş, karın ağrısı, kusma eşlik ediyorsa gıda zehirlenmesi yaşanabilmektedir. Enfeksiyon ve tiroit bezinin hızlı çalışması da uzun süreli ishalleri neden olabilmektedir.

 İdrar miktarındaki azalma sıvı alımının yetersizliğine bağlı olabileceği gibi böbrek ve kalp yetmezliğin işareti olabilmektedir.

İdrar miktarındaki artış, idrar yolları enfeksiyonu, kontrolsüz şeker hastalığı, böbrek yetersizliği, prostat büyümesi, kalp yetmezliği, idrar kesesinin ve idrar kontrolü yapan kasların düzenli çalışmaması, idrar söktürücü ilaçların kullanılması, kalsiyum seviyesinin yüksekliği nedeniyle görülebilmektedir.

Başınız hep stresten ağrımayabilir

Baş ağrıları genellikle stres ve yorgunluğa bağlı yaşanmaktadır. Yüksek tansiyon, sinüzit, boyun kireçlenmeleri baş ağrısı nedenleri arasında yer almaktadır. Görsel ve kokusal bozuklukların eşlik ettiği ağrılar migren kaynaklı olabilmektedir.

Gittikçe artan baş ağrısına eşlik eden bulantı, kusma, denge bozukluğu ve bilinç değişiklikleri ise beyin kanaması ya da kafa içinde kitlenin habercisi olabilmektedir.

Genellikle iç kulak rahatsızlıklarından kaynaklanan baş dönmesine, boyun fıtığı ya da kireçlenmesi de yol açabilmektedir.   

Öksürük deyip geçmeyin 

Öksürük, vücudun solunum yollarındaki salgı ve yabancı cisimleri temizlemeye yarayan bir savunma mekanizmasıdır. Sigara ve diğer tahriş edici maddeler öksürüğe neden olabilirken, üst solunum yolu ya da akciğer enfeksiyonları, akciğer ve solunum yolları tümörleri, reflü hatta kalp yetersizliği bile yol açabilmektedir. 

Dinlenirken göğsünüz ağrıyorsa kalbinizi kontrol ettirin

Göğüs ağrılarının birçok nedeni olabilmektedir. Yaşana her göğüs ağrısı kalple ilgili olmayabilir. Mide ve yemek borusu rahatsızlıkları ile akciğer enfeksiyonları göğüs ağrısına yol açabilmektedir.

Ancak istirahat ya da normal tempoda yürüyüş sırasında yaşanan göğüs ağrısı ciddi kalp hastalıklarının işareti olabilmektedir.

 Ağrıya eşlik eden göğüste baskı hissi, ağrının sırta boyuna ya da kola yayılıyor olması kalp rahatsızlığı ihtimalini arttırmaktadır. 

Renkler hastalığı haber verebilir

Ciltte ve göz akında sarı renk; hepatit hastalığı, karaciğer tahribatı, safra kanalında tıkanma veya karaciğer, pankreas gibi organlarda tümör işareti olabilir. Sarılık hastalığı sırasında bilirubin denilen madde belli bir düzeyin üstüne çıktığında, derinin rengi yeşilimsi veya siyahımsı sarılık görünümü alabilmektedir. Bunun yanında; 

  • Kırmızı lekeler; Aşırı sıcak, fazla egzersiz, güneş yanığı ve ateş yükselmesinde, döküntülü ve iltihabi deri hastalıklarında deri rengi kırmızı olabilir. Alkol alımı sonrası ve bazı ilaçların yan etkisiyle yüzde ve ensede kırmızı lekeler çıkabilir. 
  • Solukluk; En sık kansızlıkta gözlenir. Ayrıca kronik organ yetersizliği ve özellikle dolaşımın yavaşladığı kalp yetersizliğinde de gözlenebilir.
  • Kahverengi cilt; Böbrek üstü bezlerinin hastalığında ve böbrek yetmezliğinde cilt kahverengi ya da toprak rengine benzer bir hal alabilmektedir. 
  • Mavi ve mor renk; Atardamar ve toplardamar kanının karışmasına neden olan hastalıklarda, dil, dudak, parmak uçları mavi-mor renk olabilir. Ayrıca hemoglobin hastalıkları, kalp yetmezliği, damar kasılma ve gevşemesinin bozulduğu durumlarda, KOAH hastalığı ile dolaşım bozukluğunda cilt mavi-mor renk alabilmektedir. 
  • Döküntüler: Cilt döküntüleri genellikle alerjik durumlarda ve kızamık, kızamıkçık, suçiçeği gibi döküntülü hastalıklarda görülür. Ayrıca kronik karaciğer rahatsızlıkları gibi durumlarda da özel cilt döküntüleri olabilir.

Источник: https://www.hizmethastanesi.com/saglik-rehberi/bu-belirtiler-hastalik-habercisi-olabilir/

Ödem Hangi Hastalıkların Habercisidir.. Neden Olur..?

Ödem Hastalık Habercisi Olabilir Mi?
Bunlara mutlaka dikkat edin!

Vücut sıvısının 1/3’ü hücre dışı alanda bulunur. Hücre dışı alan damar ve dokular arası boşluk olarak 2 bölümden oluşur.

Damar içindeki su basıncı ve dokular arası sıvıdaki proteinlerin oluşturduğu basınç ile bu iki bölüm arasındaki sıvı akışı denge halindedir.

Denge halinde olan bu akışın bir ya da birçok değişiklik etkisiyle bozulması sonucu damar içinden dokular arası boşluğa doğru sıvı akışının artması ile ödem oluşur.

Hangi hastalıkların belirtisi ya da sonucudur?

Dokular arası sıvı akışı dengesini bozan durumlar;kılcal damar hasarı(ilaçlar,viral ve bakteriyel ajanlar,termal ya da mekanik travma etkisi ile oluşabilir),toplardamar tıkanması,lenf damarı tıkanması,atardamar kan hacminin azalması,kalp atım hacminin azalması, protein kaybına yol açan hastalıklar,aşırı tuz alımıdır.

Ödemin birçok formunda etkili kan dolaşımının azalması söz konusudur ve bu durumun onarılmasında vücut böbreklerden su ve tuz tutulumunu arttırır.

Kalp,karaciğer,böbrek yetmezliği yaygın ödemin en sık görüldüğü hastalıklardır.

Kol ya da bacakta sınırlı görülen ödem ise toplardamar ya da lenf damarı tıkanıklığı sonucu oluşur.

Bunun dışında hipotiroidizm(tiroid bezi fonksiyonlarının azalması),bazı ilaçların kullanımı,gebelik de ödem nedeni olabilir.

Kimlerde ve hangi yaş aralığında görülür?

Ödem oluşumu için belli bir yaş ya da cinsiyet sıklığı yoktur.Ancak idiopatik ödem olarak tanımlanan şekli hemen hemen sadece kadınlarda (özellikle menopoz öncesi dönemde) ortaya çıkar.

Regl (adet dönemi)ile ilişkisiz olarak periodik ataklar ile karakterizedirKaraciğer kalp böbrek yetmezliği bulguları yoktur.Sıklıkla karın şişliği eşlik eder.

Uzun süreli ayakta kalmaya bağlı tuz ve su tutulumu ile ilgilidir.

Ayrıca kadınlarda aşırı östrojen uyarılmasıyla oluşabilen tuz ve su tutulumuna bağlı regl öncesi ödem görülebilir.

Kişide ne gibi sıkıntılara yol açar?

Ödem saptanan hastaların şikayetleri öncelikle neden olan hastalığa bağlıdır.Bunu dışında ödemin yaygın ve lokal olmasına ve bulunduğu bölgeye bağlı olarak ilgili doku ve organın şişmesi ile ilgili sıkıntılar yaşanır.Nefes darlığı,karın şişliği,kalp ve karaciğer büyümesi,bacaklarda şişme,yüz ve göz çevresinde şişme gibi..

Tanı nasıl konur?

Yaygın ödem yüz ve özellikle göz çevresinde şişme ile tanınır.Şişmiş bölgeye parmakla bastırmak ile çukurluk oluşur ve bu çukur baskıyı kaldırdıktan sonra da devam eder.

Ödemin dağılımı ,ödemi oluşturan neden hakkında önemli bir yol göstericidir.Bir bacakta ya da kolda sınırlı olan ödem genellikler toplardamar ya da lenf damarında tıkanmanın bir sonucudur.

Kalp yetmezliği ile ilgili ödem daha çok bacaklarda ve akşamları belirginleşme eğilimindedir.

Protein eksikliğinden kaynaklanan ödem özellikle yüzde ve göz kapaklarında belirir ve daha çok sabahları belirgindir.

Ödemli bölgenin görünümü (derinin kalınlığı rengi duyarlılığı) tanıda önemlidir.Bölgesel sıcaklık artışı ve hassasiyet iltihaplanmaya bağlı ödem düşündürür. Uzamış ve tekrarlayan ödem atakları olan bölgede deri kalın sert ve kırmızıdır.

Tedavi edilmezse ne gibi sorunlara yol açar?

Ödemli bölgenin ya da organın fonksiyonuna bağlı olarak sorunlar yaşanır.Ödem bir neden değil bir sonuç olduğundan burada asıl sorun ödeme neden olan durum ya da hastalığın tedavisidir.

Tedavi edilse bile tekrarlar mı?

Ödem,dokular arası sıvı akışının dengesini bozan durumlar ortaya çıktığı sürece yeniden oluşabilir.

Kronik bir hastalığa (kalp karaciğer böbrek yetmezliği gibi) bağlı olarak oluşan ödem, hastalıkla ilgili kontrolün bozulması ile tekrarlayabilir.

Sistemik hastalıklara bağlı yaygın ödem tedavisinde diüretik(idrar söktürücü) ilaçlar ödemi hafifletebilir.

Toplardamar yetmezliğine bağlı oluşan sınırlı ödemlerde ise diüretik tedavi etkili değildir.

Bu türdeki ödem sıklıkla bacaklarda görülür ve nedeni kanın kalbe dönüşünü sağlayan toplardamarlardaki kapakçıkların yetersizliği nedeniyle kanın aşağıda göllenmesi ve damarlarda genişlemedir.

Ödemin azaltılmasında bacakların gün içinde aralıklı olarak yükseltilmesi,elastik çorapların giyilmesi yararlıdır.

Kişinin dikkat etmesi gerekenler nelerdir?

Altta yatan hastalığın tedavisini uygulamanın yanı sıra, özellikle idiopatik periodik ödemde tuz alımının azaltılması,hergün birkaç saat sırt üstü pozisyonda istirahat,elastik çorap giymek (sabah yataktan kalkmadan giyilmeli),aşırı ve bilinçsiz diüretik (ödem çözücü)kullanımından kaçınmak önemlidir.

1.Tuz ve tuzlu gıda tüketimini azaltmak

2.Bol su içmek

3.Hareketli olmak, inaktiviteden kaçınmak

4.Karbonhidrat tüketimini azaltmak

5.Ödem oluşumuna neden olan bir hastalık varsa( kalp yetmezliği,hipotiroidi gibi) sözkonusu hastalığa aittedavi düzenine uymak. Düzenli tedavi altındayken ödemlerde artış olursa ilgili doktoruna başvurmak.

6.Bacaklarda gün içinde oluşan ödemi önlemek için uzun sürede ayakta kalmamak otururken bacak bacak üstüne atmamak gün sonunda bacakları 45 derece açıyla yükselterek dinlenmek

7.Regl öncesi ödemi azaltmak için regl tarihinden 2 hafta öncesinden başlayarak tuzlu gıda ve karbonhidrat alımını azaltmak.

8.Travma nedeniyle oluşan bölgesel ödemlerin önlenmesi için kısa aralıklarla soğuk uygulama yapmak.

Источник: https://hisleraynasi.net/odem-hangi-hastaliklarin-habercisidir-olur/

Geçmeyen kaşıntı önemli hastalıkların habercisi olabilir

Ödem Hastalık Habercisi Olabilir Mi?

Hepimiz zaman zaman kaşınırız. Bazen kaşıntının nedeni basit bir böcek ya da sinek ısırığı bazen de bir deterjan olabilir. Bu tip kaşıntılar genellikle kısa bir süre sonra azalarak yok olur. Bazı kaşıntılar ise uzun sürerek kişinin yaşam kalitesini etkiler.

Bu tip kaşıntılarda doktora gitmek gerekiyor çünkü kaşıntı önemli bir hastalığın habercisi de olabilir. Acıbadem Fulya Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr.

Sedat Akdeniz, ciltte kaşıntının 9 nedenini anlattı, ipuçlarına yönelik bilgiler verdi.

Deri hastalıkları

Çocukluk döneminde başlayan ve yıllarca devam edebilen atopik egzama kaşıntılı, tekrarlayan bir deri hastalığı. Bu nedenle küçükken ‘geçti’ diye bakılan atopik egzama, yetişkinlik ve yaşlılık döneminde de sık sık kişinin karşısına çıkabiliyor.

Deriye temas eden alerjenler, deterjanlar, mantar hastalıkları ve uyuz kaşıntıya neden olabilirken, derinin kuruması da kaşıntı gelişiminde önemli bir neden.

Kuru hava ve aşırı banyo yapma alışkanlığı deride kurumaya neden olabilen faktörler arasında yer alıyor.

Karaciğer hastalıkları

Karaciğer hastalıkları, safra kesesi tıkanıklığı, siroz, hepatit ve pankreas hastalıkları kaşıntıya neden olabiliyor. Kronik karaciğer hastalıklarında inatçı kaşıntı yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Karaciğer hastalıklarına bağlı gelişen kaşıntıda sırt, en sık kaşınan bölge.

Kaşıntının şiddeti gündüz, geceye göre daha fazla olurken, kış aylarında artıyor. Kaşıntı giderici ilaçlar etkili olamıyor. Kolestatik karaciğer hastalığında ise kaşıntı akşam saatlerinde en üst seviyeye ulaşıyor.

El içi ve ayak tabanında kaşıntı temel bulgu olup, bazen tüm vücutta yaygın görülebiliyor.

Diyabet

Diyabet hastalarının önemli bir kısmı kaşıntıdan muzdarip. Çünkü diyabet deriyi kuruturken kaşıntıya neden oluyor. Bazı olgularda kaşıntı diyabet tanısı konulmadan önce başlayabiliyor. Kan şeker düzeylerinin normal sınırlara gelmesi ile kaşıntı azalıyor ya da kayboluyor. Tekrarlayan ve tedaviye dirençli mantar enfeksiyonlarında mutlaka diyabetin araştırılması gerekiyor.

Tiroit hastalıkları

Tiroit antikorları kaşıntının önemli bir nedeni olduğu için, tiroit hastalığı da kaşıntıya neden oluyor. İster hipertiroidi ister hipotiroidi olsun tiroit hastalıklarının tedavi edilmesi ile olguların çoğunda belirgin iyileşme sağlanıyor.

Böbrek hastalıkları

Kronik böbrek hastalığı ve diyaliz olgularının yüzde 90’ında kaşıntı gelişiyor. Diyaliz hastalarında en önemli neden; deri kuruluğu ile birlikte kalsiyum, magnezyum ve fosfor dengesinin bozulması. Kan üre düzeyindeki artış kaşıntının önemli nedenlerinden birini oluşturuyor.

Sinir sitemi hastalıkları

Sinir lifleri ve beyin hücrelerinde meydana gelen hasar deride kızarıklık olmadan kaşıntıya neden oluyor. Kaşıntı birden fazla sinirsel hasara neden olan hastalıklarla ilişkili olabiliyor. Bazen MS (Multiple Skleroz) ve beyin tümörü de kaşıntı oluşturabiliyor. Felç veya inme denilen beyin kanamalarından sonra nörojenik kaşıntı gelişebiliyor.

Psikiyatrik nedenler

Kaşıntı birden fazla psikiyatrik hastalıkla birlikte görülüyor. Kronik kaşıntılı hastaların yüzde 70’inde demans (bunama), şizofreni, kişisel bozukluklar, primer depresif hastalık ve davranış bozuklukları gibi en az bir hastalık ile birliktelik gözleniyor. Ancak kaşıntının bu hastalıkların nedeni ya da sonucu olup olmadığı tartışılıyor.

Kanser

Bazı kan hastalıklarının ilk bulgularından biri kaşıntı olabilirken, deri lenfomasının en önemli bulgularından birini oluşturuyor. Kanser hastalıkları ile ilişkili kaşıntı tedaviye dirençli oluyor veya yeterli yanıt vermiyor. Erişkin dönemde başlayan egzamalar löseminin başlangıç bulguları olabiliyor.

 

Kullanılan bazı ilaçlar karaciğer, böbrek fonksiyonlarını bozarak dolaylı olarak kaşıntıya neden olabiliyor. Hipertansiyon tedavisinde, kalp ritim bozukluğu tedavisinde kullanılan bazı ilaçların yanı sıra, bazı antibiyotikler, pıhtılaşmayı önleyici ilaçlar ve bazı antidepresanlar da kaşıntı yapabiliyor.

Ayak Şişkinliği Hastalık Habercisi Olabilir

Ödem Hastalık Habercisi Olabilir Mi?

Aşırı nem ve sıcaklar, pek çok kişinin yaz aylarını kabusa çeviriyor. Çünkü yüksek hava sıcaklıkları, birtakım hastalıkların yanı sıra ayaklarda da şişmelerin yaşanmasına yol açabiliyor. Ancak genellikle hafife alınan bu şişmeler, aksine çok dikkat gerektiriyor. Çünkü ayak şişmeleri, çeşitli hastalıkların sinyalini verebiliyor.

Yaz aylarında ayak şişmesi problemi ile karşılaşan kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor.

Çünkü ayak şişmeleri özellikle sadece yaz aylarında olması sıcak havalara bağlı olabileceği gibi, bazen önemli hastalıklarında habercisi olabiliyor.

Bu gibi şikayeti olan bireylerin mutlak suretle uzman hekim fikrine başvurmaları gerekmektedir. Çünkü bu durumun tedavisinde altta yatan nedenin ne olduğunu bilmek büyük önem taşıyor.

Ayak şişmelerinin altında ciddi problemler yatıyor olabilir

Yaz aylarında etkisini iyice arttıran hava sıcaklıkları, vücutta birtakım değişikliklerin görülmesine neden olabiliyor. Sıcakların dokularda su toplanmasına yol açması özellikle ayaklarda şişmeleri tetikliyor.

Bilhassa aşırı sıcaklarda yaşanan terleme, artan sıvı ihtiyacı, yüksek sıcaklıklara bağlı damarlarda genişleme görülmesi ve vücutta tuz birikmesi, ayaklarda ve ellerde şişliklerin görülmesine neden olabiliyor. Bunun dışında kalp hastalıkları, KC hastalıkları, böbrek yetmezliği, hipertansiyon gibi önemli hastalıklarda ayak şişmelerinin bir nedeni olarak karşımıza çıkabilir.

Bunların dışında varis dediğimiz bacak damarlarının genişlemesi ve aşırı kilo, obezite de özellikle yaz aylarında ayak şişmelerinin yaşanmasının sık nedenleri olarak karşımıza çıkıyor.

Yaz gebelikleri ayak şişmelerinin artmasına yol açabiliyor

Gebelikte vücut, normal zamanlara oranla daha fazla sıvı tutuyor. Bu nedenle hamilelikte sıklıkla ayak şişmeleri yaşanabiliyor. Gebelik yaz aylarına denk geldiğinde ise, kadınlar kışa oranla daha fazla sıvı tüketiyor. Bu durum da gebelerin ayak şişmesi probleminden daha fazla etkilenmesine neden olabiliyor.

Ortopedik problemler de ayak şişmelerini tetikleyebiliyor

Yaz aylarında çokça seyahat planları yapılıyor. Uzun süre yürümeye ve seyahate bağlı olarak oluşan ortopedik sorunlar da ayak şişmelerinin sebepleri arasında yer alıyor.

Eklem ve çevresinde bulunan dokuların zarar görmesi de en önemli ortopedik sorunlar olarak sayılabiliyor.

Ayrıca gün içerisinde uzun süre hareketsiz kalmak, yolculuk yapmak, sürekli oturmak ya da sabit şekilde ayakta durmak, ayaklarda şişmelerin yaşanmasına neden olabilen diğer faktörler arasında yer alıyor.

Diyabet hastaları da risk grubunda

Diyabet hastalığının da ayak şişmesinin oluşmasında önemli rol oynadığı biliniyor. Diyabet oranının yüksek olduğu durumlarda ayaklarda şişme, yanma, uyuşma gibi belirtiler görülebiliyor. Bu gibi durumlarda ayak şişmeleri uzun sürüyorsa uzman bir hekime başvurulması gerekiyor.

Alerjilere dikkat!

Alerjiler de ayak şişmelerinde büyük önem taşıyan faktörlerin başında geliyor. Herhangi bir nedenle oluşan her türlü alerjik durum ayak şişmesinin gelişmesine neden olabiliyor. Ayrıca ayaklarda meydana gelen iltihabi enfeksiyonlar da şişme sebepleri arasında yer alıyor.

Ayak şişmelerinde tedavi, hastaya ve şişme nedenine göre değişiyor

Ayaklarda görülen şişliklerin ciddiye alınması ve altında yatan nedenlerin araştırılması hasta sağlığı için büyük önem taşıyor. Ayak şişmesi problemi konusunda ise çeşitli tedavi yöntemleri bulunuyor. Fakat bu tedavi uygulamaları hastadan hastaya ve ayak şişmesinin nedenine göre değişiklik gösteriyor.

Şişmelere karşı evde uygulanabilecek yöntemler var mı?

Ayaklarda oluşan şişliklerin nedeni herhangi bir hastalıksa mutlaka bir uzamana başvurulması gerekiyor. Ancak şişlikler, kesin olarak yalnızca hava sıcaklıkları nedeniyle oluşuyorsa evde rahatlatıcı yöntemler uygulanabilir.

  • Şişme yaşanmaması için; sabit şekilde ayakta kalmamaya dikkat edilmeli,
  • Ayakta kalmak zorunlu ise parmak uçlarına doğru yükselip alçalarak egzersizler yapılabilir.
  • Ayaklar gün içinde uzatarak dinlendirilmeli, ayrıca ayakların altına da yüksek bir yastık koyulmalıdır.
  • Aşırı sıcakların hakim olduğu saatlerde dışarı çıkmamaya dikkat edilmeli,
  • Ödem birikmesine yol açması nedeniyle tuzlu yemeklerden uzak durulmalı,
  • Şişme yaşanması durumunda ise; ayaklar yüksekte tutulmalıdır.
  • Soğuk uygulamalar ödemi azaltma özelliği taşır. Bu nedenle ayaklar buzlu su dolu bir kovada 20 dakika kadar bekletilebilir.
  • Uzman hekim tavsiyesiyle ayak masajları da uygulanabilir.

Источник: http://centralhospital.com/Haberler/ayak-siskinligi-hastalik-habercisi-olabilir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть