Okul Çağındaki Çocukları Hastalıklardan Nasıl Korumalı?

içerik

Okullu çocuklarda bu risklere dikkat!

Okul Çağındaki Çocukları Hastalıklardan Nasıl Korumalı?

Aileler için çocuklarının okula başlaması unutulmaz bir heyecan, tatlı bir telaş kaynağı iken, aynı zamanda kalabalık okul ortamında kaçınılmaz olan enfeksiyon risklerini de gözardı etmemek gerekiyor.

Okula başladığı ilk günlerin ardından, öksürük burun akıntısı ateş gibi okul çağı çocuklarında sıkça rastlanan basit enfeksiyon belirtilerinin görülebildiğine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Erol, okul çağı çocuklarında sıkça görülen enfeksiyonlar ve korunma yöntemlerini anlattı. Reyhan Erol şunları söyledi:

“Okul dönemi enfeksiyonların çoğu, basit uygulamalarla düzelir. Ebeveynler hiç tedbir almasa da, bağışıklık sistemi sayesinde çocuklar iyileşirler. Çok az bir kısmı ise tıbbi tedavi gerektirir. Okul çağı çocuklarında sıkça görülen enfeksiyonları şöyle sıralayabiliriz:

Soğuk Algınlığı(nezle); Kış aylarında en sık görülen, virüsler tarafından oluşturulan okul çağı enfeksiyonudur. Kalabalık ortam görülme sıklığını ve enfeksiyonun yayılmasını artırır.

Burun akıntısı, hafif ateş, öksürük görülür. Genelde medikal tedavi gerektirmeden düzelir. Tedavide, burnun açılması, istirahat, bol sıvı, ılık bitki çayları, bol meyve tüketilmesi yeterli olacaktır.

Grip; İnfluenza virüsleri tarafından oluşturulur. Özellikle kış aylarında görülür. Yüksek ateş, burun akıntısı, kas ağrısı ve baş ağrısı, halsizlik ile kendini gösterir.

Hekim gözetiminde tetkik ve tedavisi yapılmalıdır. Özellikle çocuklarda görülen yüksek ateş hekimin görmesi gereken bir durumdur.

Riskli hastalarda; alerjik astım gibi doktorun önerisi ile grip asısı yapılması ve her yıl yenilenmesi faydalı olacaktır.

Boğaz İltihabı (tonsilit); Okul çağı çocuklarında sıklıkla görülür. En önde gelen belirtisi boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve ateştir. Çoğunlukla viral olmasına rağmen bakteriyel etkenlerde tonsilit yapabilir.

Bu nedenle doktorun uygun gördüğü durumlarda boğaz kültürü alınmalıdır. Zorunlu hallerde, A grubu Beta hemolitik streptokok enfeksiyonu saptandığı durumlarda antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Tonsilit de bulaşıcıdır.

Tespit edilen çocuklar, toplum sağlığı açısından tedavi boyunca evde istirahat etmelidir.

Orta Kulak İltihabı; Özelikle burun tıkanıklığı ile giden enfeksiyonlardan sonra, sıklıkla çocuklarda kulak ağrısı ve ateşle giden bir enfeksiyondur. Tedavide burnun açılması önemlidir.

Gerektiğinde, doktor önerisi ile antibiyotik kullanılır. Orta kulak iltihabı, dış kulak yolu iltihabı ile çok karışır.

Dış kulak yolu iltihabında; sıklıkla yüzme ve havuz kullanımından sonra oluşur ve dış kulak yolunda duyarlılık, ağrı vardır.

Bronşit, Bronşiolit, Pnömoni: Üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Kısaca akciğer dokusunun iltihabıdır.

Düşmeyen ateş, balgamlı öksürük uzun süren iştahsızlıkta, bronşit ve pnömoni düşünülmelidir. Bronşiolit genellikle virüslerle oluşur. Çoğu zaman alerjik çocuklarda görülür.

Erken tanı, tedavi açısından önemlidir.

İshal; Yine üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra en sık görülen hastalık, enfeksiyon kaynaklı ishallerdir. Kış aylarında ve kreşlerde rota virüs ishaller sıklıkla gözlenirken, yaz aylarında amip, giardia ve salmonella enfeksiyonlarına bağlı ishaller görülür. Rota virüs aşıları, kısmen rota virüs enfeksiyonlarından korur.

Döküntülü Hastalıklar; Döküntülü hastalıkların nedeni genellikle enfeksiyoz olmakla birlikte alerjik, otoimmun hastalıklar gibi birçok hastalık döküntü yapabilir. Çocuklarda döküntülü hastalıkların en sık sebebi viral enfeksiyonlardır.

Kızamık, kızamıkçık, suçiçeği bu yaz sıkça gördüğümüz el-ayak ağız hastalığı en sık görülen viral döküntülü hastalıklardandır. Bu hastalıkların tedavisinde antibiyotik kullanılmaz.

Kızıl ise bakteriyel döküntülü bir hastalık olup tedavi edilmesi gereken durumdur.

Bu hastalıkların ortak özeliği genellikle döküntü öncesi görülen ateş ve sonrasında tüm vücutta görülen döküntüdür.

Enfeksiyoz döküntülü hastalıklar bulaştırıcı olup, kişinin okula gidip gitmeyeceğine doktor karar vermelidir.

Ayrıca döküntülü hastalık geçiren çocukların, yaşlı, hamile ve immun sistemi baskılanmış kişilerden (kanser hastaları gibi) hastalık geçinceye kadar uzak durması uygun olacaktır.

Okul çocuğu enfeksiyonlardan nasıl korunmalı?

* Dengeli ve düzenli beslenme şart. Sabah kahvaltısı alışkanlık haline getirilmelidir.

* Yeterli miktarda sıvı tükettirin.

* Düzenli bir spor; yüzme ve jimnastik okul başarısını artıracağı gibi immun sistemi de destekleyecektir.

* Düzenli ve yaşına uygun sürede uyumasını sağlayın.

* Yaz aylarında yeterli miktarda güneş almasını sağlayın. Güneş ışığı D vitamini alımını artıracağı için, dolaylı olarak immun sistemi de destekleyecektir

* Kış aylarında kalabalık ortamlardan uzak tutun.

* Hasta kişi veya çocuklardan uzak tutun.

* Sigara dumanından uzak tutun. Unutmayın, sigaranın balkonda tüketilmesi bile çocuğunuza zarar verir.

* Düzenli doktor kontrolü yaptırın. Gerektiğinde kan sayımı vitamin ve demir düzeylerine baktırın. Çünkü vitamin ve minerallerin eksiklikleri de hastalıklara davetiye çıkarır.

*Sınav kaygısı gibi stresten uzak tutun. Kaygı duymadan, sevgi ortamında büyüyen çocuk da immun sistem daha güçlü olacaktır.

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

Etiketler: çocuk hastalıklarıDr. Reyhan Erol

Источник: //www.gidahatti.com/okullu-cocuklarda-bu-risklere-dikkat-21113/

Çocukları bulaşıcı hastalıklardan korumanın yolları

Okul Çağındaki Çocukları Hastalıklardan Nasıl Korumalı?

Çocuklar, okula veya kreşe başlayana kadar evde çok daha hijyenik ortamlarda bulundukları içi sık hastalanmazlar. Ancak, okul ve kreşlerin açılmasıyla birlikte durum tersine döner.

 Okulda görülen rahatsızlıkların başında gribal enfeksiyonların geldiğini söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.

İsmail Gönen, çocukları bulaşıcı hastalıklardan korumanın yollarını anlattı.

Okullarda sık rastlanılan bulaşıcı hastalıkların hepatitler, döküntülü hastalıklar ve parazit enfeksiyonlar olarak karşımıza çıktığını belirten Gönen, “Bu hastalıkların bazıları aşının tam olarak uygulanması ile önlenebiliyor. Bazı hastalıklarından korunmak için ise hijyen şartlarına dikkat edilmesi gerekir” dedi.

El temizliğine dikkat etmek şart

Okulda en sık görülen gribal enfeksiyonlar, yalnızca solunum ve hava yoluyla değil, elle de bulaşabilir. Bu yüzden el temizliğine dikkat etmek büyük önem taşıyor. Bunun yanında çocuklarda, tuvalet ve el temizliğine yeterince dikkat edilmediği durumlarda bağırsak parazitleri de görülebiliyor.

Bağırsak solucanı olan çocuklarda burun kaşıntısı, ağızdan yastığa su akması, makatta kaşıntı, zaman zaman karın ağrısı, kilo alamama gibi belirtiler görülebilir. Koruyucu önlemlerin başında tuvaletten sonra sabunla el yıkanması, açıkta satılan gıdaların yenilmemesi, sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanması gelir.

Bunun dışında çocukların hijyenik koşullarda eğitim ortamlarının düzenlemesi, hijyen kurallarını alışkanlığa dönüştürecek eğitim programlarının verilmesi önemlidir.

Hasta çocuk okula veya kreşe gönderilmemeli

Bulaşıcı hastalık tanısı konan çocuklar, doktorun önerdiği süre boyunca okula gönderilmemelidir. Ayrıca çocuğunuzda herhangi bir hastalık ortaya çıktığında, okul yetkilileri bu durumdan haberdar olmalıdır. Hastaya yakın diğer çocuklar takibe alınarak, hastalığın yayılmasını engelleyecek tedbirler alınabilir.

Bazen ailelerin kreşe ve okula göndermek dışında başka seçeneği olmaması nedeniyle çocukları okula gönderilebiliyor.

Genellikle çocukların kreşe ya da okula başlamasıyla iş hayatına daha aktif dönen anne ve babalar çocuğunu göndermeme durumu karşısında ikinci bir B planına mutlaka hazırlıklı olmalılar.

Okul yönetimlerince de hasta olan öğrencilerin sağlam arkadaşlarının yanında eğitim görmesini engelleyecek tedbirler alınmalıdır.

Çocuğunuzun eksik aşısı kalmasın!

Özellikle Eylül ile Mart ayları arasında mevsimsel özellik gösteren grip, solunum yoluyla bulaşan ve öksürük, ateş, halsizlik, nezle ile seyreden bir hastalıktır. Ayrıca grip, öksürük, burun akıntısı ya da tıkanıklığının ardından sinüzit ve orta kulak enfeksiyonu gibi hastalıklara zemin hazırlayabilmektedir.

6 aydan büyük tüm çocuklara mevsimsel grip aşısı yapılması önerilir. Bu güne kadar grip aşısı yaptırılmamış olan 8 yaş ve altındaki çocuklarda, 4 hafta arayla iki doz şeklinde, 9 yaş ve büyüklere tek doz şeklinde grip aşısı yapılmalıdır.

Okul çağı çocuklarında görülen döküntülü hastalıklardan kızamık, kızamıkçık ve kabakulak için Sağlık Bakanlığı tarafından ilk dozu bir yaşında ve hatırlatıcı dozu 6 yaşında olmak üzere tüm okul çocuklarına rutin aşılama yapılmaktadır.

Hepatitten ve menenjitten korunmanın yolu “aşı”

Çocuklarda önemli olan bir diğer hastalık hepatitlerdir (sarılık). Özellikle dışkı ile bulaşmış yiyeceklerden ağız yoluyla geçen A tipi sarılık okul çocuklarında sık görülmektedir.

Sarılıktan korunmanın yollarının başında gıda ve el temizliği gelmesine rağmen yüzde 100 korunmak için mutlaka aşı yapılmalıdır.

Sağlık Bakanlığı tarafından 2013 yılından itibaren hepatit A aşı takvimine alındı, ancak hepatit A aşısı eksik olan okul çocukları mutlaka 6 ay arayla iki doz şeklinde aşılanması öneriliyor.

Kalabalık ortamlarda çok hızla yayılan menenjit solunum yoluyla bulaşan bir hastalıktır. Menenjit, beyin zarının iltihabına denir. Farklı mikroplarla meydana gelen tipleri vardır. Ancak ülkemizde yapılan çalışmalarda orta doğuda sık görülen ve haç mevsimi ile bulaşan tipleri daha sık görülmektedir.

 Çok nadir görülmesine rağmen, görüldüğü takdirde yüzde 50 ölümcül olabilen, sağ kalanlarda da çok ciddi sorunlara yol açan bu hastalığa karşı aşı yapılarak korunmak mümkün. 1 yaşın üzerinde tek doz şeklinde yapılan bu aşı ile ülkemizde sık görülen menenjit tiplerine karşı korunmak artık mümkün.

Suçiçeği enfeksiyonu bulaştırıcılığı en yüksek viral enfeksiyon

Okul çocuklarında döküntülü hastalıklardan suçiçeği enfeksiyonu, bulaştırıcılığı en yüksek viral enfeksiyondur. Sağlık Bakanlığı tarafından 2013 yılında aşı takvimine alınan suçiçeği aşısı bir yaşındaki tüm çocuklara tek doz şeklinde yapılmaktadır. Ancak tek doz aşılamanın korumada yetersiz kalması nedeniyle 4-6 yaşında ikinci doz suçiçeği aşısını yapılması gereklidir.

Источник: //cicicee.com/cocuklari-bulasici-hastaliklardan-korumanin-yollari/

Kış hastalıklarından nasıl korumalı?

Okul Çağındaki Çocukları Hastalıklardan Nasıl Korumalı?

Özellikle kreş ve okul çağındaki çocuklar tatil süresince bile salgın hastalıklara yakalanma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Çocukların kış mevsimini sağlıkla geçirebilmeleri için ebeveynlerin bir takım önlemler almaları gerekiyor.

Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Sami Akbuğa, çocuklarda sık görülen kış hastalıkları ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.

Gripten zatürreye pek çok hastalık bu dönemde ortaya çıkıyor

Kış mevsiminde havaların soğuması ile birlikte, kapalı toplu yaşam alanlarında daha fazla zaman geçirmek zorunda kalan çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülmektedir.

Çocukların bağışıklık sistemlerinin tam olgunlaşmaması ve hijyen kurallarına yeterince uyamamaları, solunum yolu enfeksiyonlarının sık görülmesinin sebeplerinden bazılarıdır. Bu dönemde çocuklarda en sık görülen hastalıklar; soğuk algınlığı, orta kulak iltihabı, bronşiolit, zatürre ve grip olarak sıralanabilir.

Bol C vitamini ve sıvı alımı sağlanmalı

Soğuk algınlığı genellikle virüsler tarafından oluşmaktadır. Toplumda en sık görülen akut enfeksiyon hastalığıdır. Okula giden bir çocuk yılda yaklaşık 6-7 kez soğuk algınlığı geçirebilmektedir.

Bu hastalığın bulaşması; hasta çocuğun öksürme veya hapşırmasıyla ortama saçılan damlacıkların içerisindeki virüsün diğer kişiler tarafından nefes alınırken solunum yollarına yerleşmesi sonucunda gerçekleşmektedir.

Ayrıca hasta çocuğun salgılarına temas etmiş eşyalar yoluyla da bulaşmaktadır. Boğaz ağrısı, kaşıntısı, burun akıntısı veya tıkanıklığı, hapşırma, gözlerde sulanma, öksürük ve hafif ateş belirtiler arasında yer almaktadır.

Genellikle 7-10 gün içerisinde iyileşme sağlanmaktadır. Soğuk algınlığında antibiyotik kullanmanın yararı yoktur. Burun tıkanıklığı için burun damlaları kullanılabilir. Bol sıvı alımı yararlı olmaktadır.

Üst solunum yolu enfeksiyonunun ardından orta kulak iltihabına dikkat!

Orta kulak iltihabı çocukluk döneminde sık görülen hastalıklardan biridir. Çocukların çoğu 2-3 yaşına kadar en az bir kez orta kulak iltihabı geçirmektedir. Bu rahatsızlık genellikle bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkmaktadır. Belirtileri; kulak ağrısı, ateş, huzursuzluk, iştahsızlık ve kusma olarak sıralanabilir.

Solunum güçlüğünün nedeni bronşiolit olabilir

Özellikle 2-6 yaş çocuklarda sık görülen hastalıklardan biri de bronşiyolittir. Bronşiolit, küçük hava yollarının iltihabıdır. Burun akıntısı, hafif ateş, iştahsızlık gibi bulgulardan kısa süre sonra; hızlı ve zorlu solunum, hırıltı, yoğun öksürük ve daha ciddi vakalarda inleme, göğüs kaslarında çökme gibi belirtiler görülebilmektedir.

Tedavide öncelik yeterli oksijen alınmasının sağlanmasıdır. Bunun yanı sıra çocuğun yeterli sıvı alması da önemlidir. Bronş açıcı ve iltihabı önleyici tedaviler, doktor kararıyla hastaya göre tercih edilebilmektedir.

Çocuklarda kas ağrısı ve halsizliğe dikkat!

Hastalanan çocukta ateş, titreme, üşüme, terleme, öksürük, balgam, göğüs ve sırt ağrısı, hızlı nefes alıp verme, göğüste hırıltı, nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler, kas ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, bebekte emmeyi reddetme gibi belirtiler görülebilmektedir. Zatürreye neden olan mikrop bakteri ise antibiyotikle tedavi edilmektedir.

Çocuğa özgü değerlendirme sonucunda doktorun ön göreceği ek destek tedaviler uygulanabilmektedir. Özellikle altı aydan küçük çocukların zatürre olması durumunda hastanede yatırılarak takip edilmeleri önerilmektedir.

Grip ve soğuk algınlığı birbiriyle karıştırılıyor

Grip tanımı yanlış kullanım ile soğuk algınlığını tanımlamak için de kullanılmaktadır. Grip, soğuk algınlığının aksine hızlı bir başlangıç göstermektedir. Belirgin yüksek ateş, titreme, baş ağrısı, yaygın kas ağrısı, öksürük, boğaz ağrısı, halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkmaktadır.

Bu belirtilere ishal ve kusma da eşlik edebilmektedir. Grip aşısı altı aydan büyük çocuklara yapılabilir. 6 aydan küçük çocuklarda eşlik edebilecek zatürre hastalığına dikkat etmek gerekir.

Çocukları kış hastalıklarından korumak için bunlara dikkat edin:

  • Kış boyunca havaların soğuk olması sebebiyle çocukların sadece evde tutulması ya da alışveriş merkezi gibi kapalı alanlara götürülmesi yanlıştır. Hava soğuk da olsa, uygun kıyafetlerle doğayla temasları devam ettirilmelidir.
  • Mikropların genellikle damlacık yolu ile bulaştıkları dikkate alınarak toplu yaşam alanlarının havalandırılmasına özen gösterilmelidir
  • Çocuklara hijyen kuralları öğretilmeli ve yemekten önce, tuvaletten sonra el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır.
  • Çocukların beslenmelerinin düzenli ve aşılarının tam olmasına dikkat edilmelidir.
  • Çocuklar sigara içilen ortamlarda bulundurulmamalıdır.

Çocuklarda görülen 9 mevsimsel hastalık nelerdir?

Источник: //indigodergisi.com/2017/01/kis-hastaliklarindan-nasil-korumali/

Okul çağındaki çocuklar nasıl beslenmeli?

Okul Çağındaki Çocukları Hastalıklardan Nasıl Korumalı?

Uzunca bir yaz tatilini geride bıraktık ve artık okul zamanı. Günün büyük bir kısmını okulda geçiren çocuğunuz için aklınızda onun beslenmesine dair pek çok soru olabilir.

“Kahvaltıda ne yemeli, ne içmeli, beslenme çantasında neler olmalı, öğün saatleri nasıl planlanmalı, fast food tüketimi nasıl kontrol altına alınmalı?” gibi soruların cevaplarını arıyorsanız, dikkat etmeniz gereken maddeleri sizler için sıraladım.

Gün içerisinde her besin grubunu tüketebilmesi adına, ona “Benim Tabağım” simgesini anlatın.

Okul çağındaki çocuğunuz hızla büyüyor ve daha aktif hale geliyor. Bu dönemde enerji ve protein gereksiniminde belirgin bir artış söz konusu. Bu nedenle yeterli ve dengeli beslenmesi önemli. Tüm bunlarla beraber okul çağındaki bir çocuk, ne yiyeceği konusunda kendi kararlarını vermek için daha çok fırsat bulmaya başlar ve kontrol ebeveynlerin elinden çıkabilir.

Benim tabağım uygulamasında tabak 5 farklı renge ayrılır, her renk bir besin grubunu simgeler.

Bu durumun önüne geçmek için ona “Benim Tabağım” uygulamasını anlatabilirsiniz. Benim tabağım uygulamasında tabak 5 farklı renge ayrılır, her renk bir besin grubunu simgeler.

Yeşil renk sebzeleri, kırmızı renk meyveleri, mor renk et grubunu, turuncu renk tahılları ve mavi renk de süt ürünlerini simgeler.

Benim tabağım, çocuğunuza sağlıklı bir beslenme programı sağlamak için iyi bir kılavuz olacaktır. 

Bu uygulamayı bir oyun haline çevirerek çocuğunuza öğretebilirsiniz. Tabağını dört farklı renge bölün ve sağ üst köşeye de mavi rengi yerleştirin. Ona hangi rengin hangi besin grubunu simgelediğini anlatın ve ihtiyacı olan tüm besinlerin bu tabakta olduğunu söyleyin. Bu besin gruplarının neler olduğunu ve neden tüketmesi gerektiğinden bahsedin.

Örneğin; yeşil renk olan sebzelerin A ve C vitamini içerdiğini, bu vitaminlerin bizi hastalıklara karşı koruduğunu, güçlendirdiğini ve gözlerimize de faydalı olduğunu söyleyebilirsiniz.

Ya da mavi renk olan süt grubunun süt, yoğurt, peynir, kefir gibi besinleri içerdiğinden ve süt ürünlerinde fazla miktarda kalsiyum olduğundan söz edin. Kalsiyumun onun boyunu uzattığını ve güçlü kemiklere sahip olmasını sağladığını anlatın.

Boyunun uzaması için her gün kahvaltıda mutlaka biraz peynir yemesi, yemeklerle beraber yoğurt veya ayran tüketmesi gerektiğini söyleyin. Bazen süt yerine sütlü bir tatlı veya dondurma da yiyebileceğimizden bahsedin.

Daha çok oynamak, atlamak, zıplamak hem de ders dinlerken de yorulup uyumamak için enerjiye ihtiyacı olduğunu, bu enerjiyi ona turuncu renk olan tahılların verdiğinden söz edin.

Turuncu rengin ekmek, bulgur ve makarna olduğunu ve mutlaka tam buğday ekmek veya tam buğday makarna tüketmesi gerektiğini anlatın. Tam buğday ekmek ve makarnada daha çok vitamin olduğunu için bunları tercih etmemiz gerektiğini söyleyin.

Ona tahıllar gibi meyvelerin de enerji vereceğini, her gün meyve yemesinin doğru olacağını, meyvelerin vücudumuzu temizlediğini ve bizi güçlendirdiğini anlatın.

Tabağındaki mor rengin et grubunu yani proteinleri gösterdiğini, proteinden zengin beslenirse kaslarının güçleneceğinden, içerisindeki vitaminler sayesinde de daha zeki olacağından söz edin. Protein kaynaklarını önce siz sayın, sonra beraber tekrar edin. Her gün yumurta yerse daha güçlü olacağını ve derslerini daha iyi anlayacağını söyleyin.

Yemek saatlerini, okul saatlerine göre belirleyin.

Okul çağı çocuklarının sağlıklı büyüme ve gelişimi, derslerindeki başarı ve  konsantrasyonlarının artması için uzun süreli açlık durumları olmamalıdır. Bu nedenle gün içinde 2-3 saat aralıklarla beslenmelidir.

Üç ana öğün, üç ara öğün olmak üzere günde toplam 6 öğün şeklinde beslenmeleri en idealidir. Yemek saatleri, okul saatlerine göre belirlenmeli.

Sabahçı, öğlenci veya tam gün okullara göre, kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri planlanmalı, ara öğünler tenefüslere göre düzenlenmelidir.

Günün ilk yemeği olan kahvaltı atlanmamalı!

Bir yandan işe gitmek için hazırlanıyor, bir yandan çocukları okula hazır hale getirmeye çalışıyorken yani sabahları evde bir kaos söz konusuyken kahvaltı yapmak biraz zaman alabilir. Ancak, günün ilk yemeği olan kahvaltı okul çağındaki çocuklar için çok önemlidir.

Peki kahvaltı çocuğunuz için neden bu kadar önemli? Gece boyunca aç kalan metabolizmasının sabah uyandığında enerjiye ihtiyacı var.

Ayrıca araştırmalar, kahvaltı yapan çocukların kahvaltı yapmayanlara kıyasla gün içerisinde daha çok vitamin, mineral ve lif aldığını, problem çözme ve konu kavrama becerisinin daha iyi geliştiğini gösteriyor.

Sağlıklı kahvaltı alternatifleri

  • Beyaz peynirli tost + süt + ceviz + mevsim yeşillikleri
  • Avokadolu, yulaflı omlet + peynir + mevsim yeşillikleri
  • Peynirli krep + süt + pekmez + mevsim yeşillikleri
  • Haşlanmış yumurta + peynir + zeytin + tam buğday ekmek + mevsim yeşillikleri
  • Menemen + tam buğday ekmek + bal + mevsim yeşillikleri
  • Fırında yumurtalı ekmek + badem + mevsim yeşillikleri

Öğle yemeği seçimlerini beraber yapın.

Öğle yemeği günün ayrılmaz bir parçasıdır. Okulda geçirilen saatler çok uzun sürmektedir ve çocukların hem fiziksel hem de zihinsel olarak öğle yemeğinde enerji talepleri yüksektir.

Bu nedenle çocuğunuzun öğle yemeği enerji verici ve besleyici olmalıdır. Ebeveynlere çocuklarını bilinçlendirmek ve doğru seçimlerde bulunabilmesini sağlamak için büyük roller düşmektedir. Nereden başlayacağınızı bilmek zor olabilir.

İdeal olan her öğünde olduğu gibi öğle yemeğinin de her besin grubunu içermesidir.

Öğle yemeğini okul yemekhanesinde tüketiyorsa okul yönetiminden aylık yemek listesini talep edin.

Bir gece önceden ertesi günün menüsüne çocuğunuzla beraber göz gezdirip içeriklerini ona anlatın ve neler yemesi gerektiğine birlikte karar verin.

Çocuğunuza öğle yemeğini, tankına koyduğu bir yakıt olarak düşünmesini ve yanlış türde yakıt seçerse gün bitmeden enerjisinin tükenebileceğini söyleyebilirsiniz.

Eğer öğle yemeğinde tüketmesi için beslenme çantasını evde hazırlıyorsanız aşağıdaki alternatifleri inceleyebilirsiniz.

Öğle yemeği alternatifleri

  • Tam buğday hamburger ekmeği + ev yapımı köfte + mevsim yeşillikleri + ayran
  • Beyaz peynir, kurutulmuş domates ve tam buğday lavaş ile hazırlanmış dürüm + ayran
  • Tavuklu sandviç + meyve + ayran
  • Beyaz peynirli avokadolu sandviç + ev yapımı şekersiz limonata
  • Yeşil mercimekli salata + ayran + ceviz
  • Sebzeli tam buğday lavaş ile hazırlanmış dürüm + ayran

Kantine yönelimi azaltmak için beslenme çantasına ara öğün ekleyin.

Okul saatlerine göre ara öğün olarak tüketilmesi için sabah – öğle saatleri ve öğle – akşam saatleri arasında beslenme çantasına mutlaka sağlıklı atıştırmalıklar koyun. Çocuğunuzun ara öğünler sayesinde 2 – 3 saat aralıklarla beslenmesi aşırı açlık yaşamamasına ve kantinden abur cubur gıdaya yönelmemesini sağlar.

Okulda ara öğün alternatifleri

  • 1 porsiyon meyve + süt
  • Ev yapımı kek + süt
  • Kuru meyveler + ceviz
  • Fırınlanmış meyve cipsleri + badem
  • 2 ince dilim ekmek ile hazırlanmış tost
  • Fırınlanmış sebze cipsleri + ayran

Su içme alışkanlığı kazandırın.

Okula giderken yanına mutlaka su verilmeli, böylece su içme alışkanlıklarının oluşturulması sağlanmalıdır. Günde yaklaşık 6-8 su bardağı su içmek iyi bir hedeftir. Sıvı ihtiyacını asitli içecekler, meyve suyu gibi enerji değeri yüksek ve besleyici olmayan içeceklerle karşılamamalıdır.

İlginizi çekebilir: Yemek seçen çocuklar: Picky eaters

İlginizi çekebilir: Sağlıklı Beslenme

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Источник: //www.uplifers.com/okul-cagindaki-cocuklar-nasil-beslenmeli/

Okul Çağındaki Çocuklarda Astım ile Başa Çıkmanın Yolları

Okul Çağındaki Çocukları Hastalıklardan Nasıl Korumalı?

Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Fazilet Karakoç, astım krizi tehsini en aza indirmek için yapılabilecekler hakkında bilgi verdi.

Astım krizi endişelerini ortadan kaldırmak ya da en aza indirmek için neler yapabilir?

Astım hem dünyada hem de ülkemizde çocuklarda en sık rastlanılan kronik hastalıktır. Okul öncesi dönemde öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi astım benzeri şikayetler çocukların %50-60’ında rastlanmaktadır.

Bu çocukların önemli bir kısmında büyümeyle beraber bu şikayetler kaybolmaktadır. Okul çağında da astım sıklığı ülkemizde  %6-10 civarındadır. Diğer bir deyişle 1000 kişilik bir okulda 100 tane astımlı çocuk mevcuttur denilebilir.

Bu rakam da oldukça önemlidir.

Çocuğunuzun astımı var ise; okulda bulunduğu süre içerisinde astım şikayetleri ortaya çıkabilir. Bu neden ile okulun da mutlaka bu sürece dahil olması ve gerekli durumlarda çocuğun ilaçlarını verebilecek sorumlu en az bir kişinin bulunması önemlidir.

Çocuğun hafif bir astımı bile olsa sınıf öğretmeni ve okul yöneticileri ile bu konuyu paylaşmanız, çocuğunuzun bulgularının erkenden tanınması ve daha da kötüleşmeden tedavi edilmesine yardımcı olmaktadır. Unutmayalım ki; hafif astımı olan çocuklar bile bazen çok ağır astım atakları geçirebilmektedirler.

Okulda astım sorunlarını önleyebilmek için ne yapılabilir?

Okulda ortaya çıkabilecek astım sorunlarını önleyebilmek için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biri çocuğunuz ile konuşmak olacaktır. Çocuğun yaşına uygun olarak, onun anlayabileceği şekilde hastalığı ve ilaçları ile ilgili olarak onu bilgilendirmek olacaktır. Aslında ideal olan çocuğa ilaçları ile ilgili olarak sorumluluk vermektir.

Çocuk ilaçlarını ne zaman ve nasıl kullanması gerektiği konusunda bilgi sahibi olmalıdır. Bazı çocukların astım bulgularının nasıl gittiğini takip edebilmek için onlara PEF metre dediğimiz bir cihaz verilmektedir. Bu cihaz basitçe evde nefes borularındaki daralmayı ölçen bir cihazdır.

Bu ölçümlerde bir düşüklük var ise o zaman rahatlatıcı ilacını kullanmaya başlaması gerekiyor anlamına gelmektedir.

Okuldaki görevlilerin elinde astımı olan çocuk için yazılı bir plan olması gerekir. Bu yazılı planda çocuğunuzun astımının şiddeti, kullanmakta olduğu ilaçlar, astım atağını başlatabilecek etkenler ve astım şikayetleri ortaya çıktığında yapılması gerekenler sıralanmalıdır.

Okulda astım atağını hangi faktörler başlatabilir?

Sağlıklı bir öğrenme ortamı her okul çocuğunun hakkıdır. Birçok anne ‘Çocuğumun toz alerjisi var okula gittiğinde hep hastalanıyor ya da tebeşir tozu alerjisi var’ diyor.

Okula giden çocuklar okula ya da kreşe gitmeyen kardeşi olmayan çocuklara göre daha fazla hastalandığı doğrudur. Bunun en önemli nedenlerinden biri de enfeksiyonlar ile daha sık karşılaşmalardır.

Ama tek sebep enfeksiyonlar mı yoksa okulda çocuklarımızı, özellikle hassas ya da alerjik olan çocukları etkileyen başka faktörler var mı bu göz ardı edilmemelidir.

Okullardaki iç ortamdaki hava kalitesinin yol açtığı sağlık sorunları tüm dünyada hem aileleri hem de eğitmenleri düşündüren ve endişelendiren bir konudur.

Enerji tasarrufu sağlamak adına çok iyi izole edilen ve çok az havalandırılan yaşama alanları hem çocukların hem de bizim sağlığını tehdit ediyor.

Pencere ve duvarların izolasyonu için kullanılan materyaller, yapıştırıcılar, duvar boyaları, binaların nefes almasını ve zararlı maddelerin doğal bir şekilde ortadan kalkmasını engelleyen faktörlerdir.

  • Havada gaz halinde bulunan, bina materyalleri, ya da mobilyalardan gelen formaldehid, toz, kurşun,
  • Fotokopi makinelerinden ya da diğer ofis makinelerinden havaya yayılan ozon,
  • Kitaplardan, havalandırma sitemlerinden, halılardan gelen bakteriler, küfler,
  • Radon gibi kokusuz, gözle görülmeyen ve iç ortamlarda doğal olarak oluşan maddelerin olduğu ve yeterince nefes alamayan bu binalarda yaşayan insanlarda bazı sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Yaşadığımız iç ortamlardaki havayı sağlığa zararlı hale getiren etkenler, deterjanlar, sabunlar ve birçok faktör içi ortam hava kirliliğine neden olmaktadır. Kimyasal kirleticiler ve ısıtma, havalandırma ve klima sistemleri üzerinde çok durulmakla birlikte, yapılan çalışmalar bu maddelerin iç ortam hava kirliliğinin aslında sadece % 20’sinin kaynağının bunlar olduğunu göstermiştir.

Unutulmaması ve ihmal edilmemesi gereken en önemli kaynak ise mikroorganizmalardır. Bakteriler, mantarlar gibi mikroorganizmalar insan dahil tüm yüzeylerde bulunabilmektedir.

Uygun nem, besin ve büyüme koşullarında bir mikroorganizma 18 saatte 1 milyardan daha fazla sayıya ulaşabilir.

Sonuç olarak okul binalarının iyi temizlenmesi, temizlik malzemelerinin dikkatle seçilmesi ve binanın çok iyi havalandırılması önemlidir.

Okuldaki yetkililerin çocuğun hastalığı hakkında bilgili olması çok önemli

Okulda olan okul hemşiresine ya da çocuğunuzun sınıf öğretmenine çocuğunuzun okul saatleri boyunca ihtiyaç duyabileceği ilaçları, doktor imzalı kullanma talimatları ile birlikte vermeniz çok önemlidir.

Dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de; astım tedavisinde kullanılan nefes yolundan alınan ilaçların önemli bir kısmında numaratör olmamasıdır. Kısacası hemşire ya da öğretmen, ilacın içinde ne kadar kaldığını bilemeyebilir. İlacın azaldığını ya da bittiğini ebeveynlerin takip etmesi gereklidir.

Çocuğunuzun durumu ile ilgili olarak sadece sınıf öğretmeni değil diğer öğretmenlerinde bilgilendirilmesinde fayda vardır. Astım bulguları beden eğitimi, resim derslerinde ya da bahçede ortaya çıkabilir. Bu durumda çocuğunuzun astımı ile ilgili olarak ne kadar çok kişi bilgili olur ise bu o kadar iyidir.

Beden eğitimi öğretmeni özellikle önemlidir; çünkü fiziksel egzersiz astım semptomlarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Çocuğunuz astımı olduğu için beden eğitimi dersinden ya da okuldaki aktivasyonlardan geri kalmamalıdır. Bu durum onu sosyal olarak olumsuz etkiler.

Astımı olan ve olimpiyat şampiyonu olan sporcular olduğu unutulmamalıdır. Astım çok özel durumlar dışında egzersizin kısıtlamasını gerektirmemektedir. Egzersiz ile ortaya çıkan şikayetler var ise bunu çocuğunuzu izleyen hekim ile paylaşmanız gerekmektedir. Bu durumda çocuğunuzun tedavisinde bazı değişiklikler yapılabilir.

Beden eğitimi öğretmenin çocuğunuzun hastalığı ile ilgili bilgi sahibi olması ve gözünün üzerinde olması yeterlidir

Okul astım planı

Çocuğunuzun öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi şikayetleri ortaya çıktığında ilk yapılması gereken nefes yolundan rahatlatıcı ilaçların verilmesidir.

Okul yönetiminde çocuğun velilerinin telefonları yanı sıra, mutlaka başka bir aile bireyi ya da güvendiğiniz bir arkadaşınızın telefonunun olmasında fayda vardır.

Okul yönetimi hangi durumlarda çocuğunuzun hekimini, hangi durumlarda tıbbi yardım için hastaneyi arayacağına ve çocuğu hastaneye götürmesi gerektiğine ilişkin fikir sahibi olmalıdır. Acil bir durum söz konusu olduğunda çocuğun hangi hastaneye götürülmesini istediğinizi belirtmeniz de doğru olacaktır.

Rahatlatıcı “inhaler ilaçları” yanında taşıyıp gerektiğinde kullanabilir mi?

Çocuğun, rahatlatıcı “inhaler ilaçları” yanında taşıyıp gerektiğinde uygun şekilde kullanabilmesi için aşağıda belirtilen sorulara olumlu bir şekilde cevap verilmesi gerekmektedir.

  • Çocuğunuz astım ilacını yanında taşımak istiyor mu?
  • Doktorunuz, çocuğunuzun gerektiğinde ilacını kendi kendine kullanabilecek yaş ve olgunlukta olduğunu düşünüyor mu?
  • Çocuğunuz, astım bulgularını tanıyabilir mi?
  • Bu bulgular ortaya çıktığında ilacını uygun şekilde kullanabilir mi?
  • İlacını devamlı yanında taşıması gerektiğini, arkadaşları ile paylaşmaması ve ortalıkta bırakmaması gerektiğini biliyor mu?
  • İlacını kullanma ihtiyacı olduktan sonra mutlaka bir erişkini konu ile ilgili olarak haberdar etmesi gerektiğini biliyor mu?
Güncellenme Tarihi: 25 Aralık 2013Yayınlanma Tarihi: 25 Aralık 2013

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: //www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/okul-cagindaki-cocuklarda-astim-ile-basa-cikmanin-yollari/

Okula Giden Çocuğu Hastalıklardan Nasıl Korumalı?

Okul Çağındaki Çocukları Hastalıklardan Nasıl Korumalı?

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fazlı YILMAZER’den çocuklarda bağışıklığı kuvvetlendirmek için nelere dikkat etmek gerektiği hakkında bilgiler aldık.

Çocuklarını ilk defa kreş veya okula başlatacak anne babaları yazın sonlarına doğru tatlı bir telaş ve endişe almaya başlar.

Bir taraftan çocukları için çok önemli olan eğitim hayatının başlangıç telaşı yaşanırken, diğer taraftan “Acaba çocuğum yeni ortama adapte olabilecek mi? Çok hasta olur mu?” endişesi yaşanır.

Tabii ki ilk başvurulan kişiler bu deneyimi yaşayan arkadaşları ve ardından çocuk hekimidir.

Öncelikle endişeye gerek olmadığını ve normal şartlarda ebeveynler hiç tedbir almasalar bile bağışıklık sistemimiz sayesinde çocukların belli ölçüde kendilerini koruyabildiğini ifade etmekte fayda var.

Bağışıklık sistemi; normal şartlarda kişiyi mikrop olarak ifade ettiğimiz ve bütün enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakteri, virüs, mantar ve parazitlerin hastalıklarına karşı korumaya çalışır. Çoğunlukla da başarılı olur.

Ancak bazen koruma geçici olarak zayıf kalır ve hastalık oluşur.

Çok nadiren de bağışıklık sistemimiz doğuştan veya sonradan kazanılan bazı önemli hastalıklar veya kullanılan ilaçlar sayesinde zayıfladığı için kolayca hastalık gelişebilir.

Bağışıklık sistemimiz, öncelikle bu mikropların vücuda girmesini engellemeye çalışır. Bu noktada başarılı olamaz ise mikropları girdiği noktada yok etmeye çalışır. Orada da başarılı olamaz ise yayılmasını engelleyerek sadece o bölge ile sınırlı enfeksiyon olarak kalmasını sağlamaya çalışır.

Bağışıklık sistemi bu fonksiyonlarını hayat boyu sürdürerek bizleri hastalıklara karşı korur. Bu fonksiyonlar akyuvarlar, timus bezi, dalak, lenf bezleri, kemik iliği gibi birçok organın birlikte çalışması ile yerine getirilir. Bunlardan herhangi birinde oluşabilecek hastalıklar, bağışıklık sisteminde de zafiyet oluşturur.

Başta anne sütü ile beslenme olmak üzere, çocukluk çağında geçirilen hastalıklar ve uygulanan aşılar, bağışıklık sisteminin gelişimine katkıda bulunur. Bu nedenle çocukluk çağında enfeksiyon hastalıkları daha sık görülür.

Zamanla gelişen bağışıklık sitemi sayesinde enfeksiyon hastalıkları azalır. Yaşlılık ile birlikte bağışıklık sistemi de yaşlandığından tekrar enfeksiyonlarda artış görülür.

Bağışıklık sistemi; kötü beslenme, olumsuz çevre şartları, uykusuzluk, aşırı yorgunluk ve stresle beraber zayıflar.

Çocuğunuzu Enfeksiyonlardan Korumak İçin;

  • Yeni doğandan itibaren tüm aşılarını yaptırın.
  • Ellerini düzenli ve sık yıkamasını sağlayın. Ellerin düzenli ve sık yıkanması birçok enfeksiyon hastalığından korunmada en önemli koruyucu mekanizmadır. El yıkamanın mümkün olmadığı durumlarda el dezenfektanı kullanabilirsiniz.
  • Düzenli ve dengeli beslenmesini sağlayın. Düzenli ve dengeli beslenme vücut direncini artırarak koruyucu etki yapar.
  • Yeterli miktarda sıvı tükettirin.
  • Özellikle küçük çocukların doğru nefes almalarını sağlamak için burunlarının tıkanık olmamasını sağlayın.
  • Yeterli ve düzenli uyku uyumasını sağlayın.
  • Sigara dumanından uzak tutun. Sigara dumanından uzak kalma özellikle solunum yolu enfeksiyonlarından korunmasını sağlamak için çok önemlidir.
  • Mecbur kalmadıkça kalabalık mekanlardan uzak tutun.
  • Hasta kişi ve çocuklara yaklaştırmayın.
  • Mevsimine uygun giydirin.
  • Düzenli spor yaptırın.
  • Stresten uzak durmasını sağlayın.

Çocuğunuzun Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İstiyorsanız;

  • 2 yaşına kadar anne sütü ile besleyin.
  • Çocukluk aşılarını düzenli yaptırın.
  • Düzenli uyumasını ve yeterince dinlenmesini sağlayın.
  • Yaşına uygun sporları yapması için yönlendirin.
  • Düzenli ve dengeli beslenmesine dikkat edin. Protein, karbonhidrat ve yağ içeriği dengeli ayrıca vitaminlerden zengin meyve ve sebze tüketmesini sağlayın.

Bunların dışında düzenli vitamin kullanımı, bitki çayları, balık yağı preparatları ve muhtelif maddeler içeren bağışıklık sitemi uyarıcıları (çinko, c vitamini, beta glukan, ekinezya v.

b) gibi destek ürünlerinin her ne kadar belirgin zararlı etkileri saptanmamış olmakla birlikte; yine de bu ürünlerin uzun süreli kullanımındaki etkileri tam olarak bilinmediğinden kullanımları kısa süreli ve hekim kontrolünde olmalıdır.

Sık Karşılaşılan Okul Çağı Enfeksiyonları

Soğuk algınlığı (nezle): En sık görülen okul çağı enfeksiyonu olup, virüsler tarafından oluşturulur. Hafif burun akıntısı, hapşırık ve seyrek öksürükle beraber hafif ateş olabilir. Genellikle kısa sürede kendiliğinden iyileşir. Antibiyotik kullanımı gerektirmez ama çocuğu rahatlatıcı tedaviler uygulanır.

Grip: İnfluenza virüslerinin neden olduğu genellikle yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrıları ile seyreden burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve öksürüğün eşlik ettiği aşırı halsizlik yapan daha ciddi bir durumdur. Hekim gözetiminde tedavi ve komplikasyonlar (kulak iltihabı, bronşit ve zatürre gibi) açısından takibi gerekir.

Boğaz enfeksiyonları: Boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve ateşle seyreden boğaz enfeksiyonlarının büyük çoğunluğu antibiyotik tedavisi gerektirmeyen virüs enfeksiyonları olmakla beraber özellikle antibiyotik tedavisi gereken durumların ayırt edilebilmesi için hekim muayenesi ve laboratuvar incelmeleri gerekebilir. Özellikle A grubu beta hemolitik streptokok (beta mikrobu) tespit edilen hastaların mutlak surette ve yeterli süre antibiyotik tedavisi alması gerekir. Doğru ve yeterli tedavi edilmeyen beta enfeksiyonlarının romatizma ve nefrite neden olabileceği unutulmamalıdır.

Zatürre (Pnömoni); Yüksek ateş, yoğun öksürük ve balgamla seyreden zatürre sıklıkla bir boğaz enfeksiyonunu takiben gelişir. Çeşitli virüs ve bakteriler tarafından özellikle de bağışıklık sistemi zayıf kronik hastalığı olan düşkün çocuklarda görülür. Erken tanı ve tedavi hastalığın ilerlemesine; dolayısıyla hayatı tehdit edici noktaya varmasına engel olur.

Bronşit ve Bronşiolit; Küçük ve orta boy soluk borularının virüs ve bakteriler tarafından iltihaplanması ile oluşurlar. Genellikle öksürük, balgam, hırıltı, ateş ve zaman zaman göğüs ağrısı ile kendini gösterirler. Başlangıcında genellikle boğaz enfeksiyonu söz konusudur. Tanı ve tedavi için hekim değerlendirmesi esastır.

Orta Kulak İltihabı; Özellikle soğuk algınlığı, grip ve boğaz enfeksiyonlarından sonra bakteri ve virüsler östaki kanalı vasıtası ile boğazdan orta kulağa geçerek iltihaba neden olurlar. Kulak ağrısı, ateş ve işitme azlığı ile kendini gösterir. Hekim değerlendirmesi ve tedavisi gerekir.

İshal; Günde en az üç defa sulu dışkılama, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ateş ile ortaya çıkar. Ağız yolu ile alınan yiyecek ve içeceklerden geçen bakteri virüs ve parazitlerin hastalığıdır. Hekim değerlendirmesi ve laboratuvar incelmeleri sonrası bir taraftan ilaç tedavisi planlanırken diğer taraftan sıvı kaybının yerine konması gerekir.

Döküntülü Hastalıklar; Okul çocukları özellikle kalabalık ortamlarda bulunmaları nedeni ile döküntülü hastalıkları da yaygın olarak geçirirler.

Kızamık, kızamıkçık ve suçiçeği gibi aşı ile korunabilen hastalıkların yanında birçok döküntülü hastalık vardır. Ortak özellikleri virüsler tarafından oluşturulmaları ve ateş ile birlikte olmalarıdır.

Tanı ve gerekli tedavi önerileri için hekim tarafından değerlendirilmeleri gerekir.

Son olarak okul çağı çocuklarında rutin olarak okul öncesi değerlendirme yapılmalıdır.

Источник: //www.annebebek.com.tr/bebek/Cocuk-Sagligi/Okula-Giden-Cocugu-Hastaliklardan-Nasil-Korumali-/414

Okul çağındaki çocuklara nasıl harçlık verilmeli? – Ayşe Tolga İyi Yaşam

Okul Çağındaki Çocukları Hastalıklardan Nasıl Korumalı?



“Oğlum, okula gitmeden her gün benden 1-2 lira para istiyor”.

“Aslında, oraya gidip de abur cubur falan almasını istemiyorum”, “Ben çocuğuma harçlık falan vermiyorum, okulda zaten yemeğini yiyor” ya da “Ben beslenme çantasına, sağlıklı yiyecekleri koyuyorum zaten”, “Benim kızım okuldan her geldiğinde benden 1-2 lira para istiyor. Nereye harcıyor? Kesin arkadaşlarına bir şey ısmarlıyor”. Konumuz; okul çağındaki çocukların harçlık sistemi…

Çocuklarınıza Harçlık Sistemini Öğretin

Harçlık konusunda, genellikle kafalarımız biraz karışık. Çünkü, okul çağındaki çocuklara parayı versek mi, vermesek mi; o parayı sağlıklı kullanabilirler mi kullanamazlar mı? Bir de tabi ki abur cubur konusu var. Genellikle, çocuklarımızı korumak adına, çocuklarımıza harçlık vermekten kaçınıyoruz ya da onlara harçlık verirken, biraz elimizi bol tutuyoruz.

Ancak, çocuklara harçlık sistemini öğrettiğiniz zaman, aslında hayatın içerisinde, neleri alıp almayacaklarını, tüketimi ve neleri tüketmeleri gerektiğini, para kontrolünü ve tabi ki basit matematik hesaplarını da öğretmiş oluyorsunuz.

Bu deneyimi, çocuğunuzla ne kadar erken dönemde yaparsanız; aslında, çocuğunuzun, hayata karşı önemli bir beceri kazanmasını sağlarsınız.

İlk Olarak Oyuncak Tüketiminden Başlayın

Ben, danışanlarıma genellikle; tüketim bilincini oluşturabilmek için, öncelikle çocuklarda sınırları, kuralları ve hayatın gerçekleri ile yüzleşebilecekleri; ilk olarak oyuncak tüketiminden, aslında harçlık sistemine basit bir basamaklandırma ile geçiş yapıyoruz.

Bu, okul çağı öncesinde, çocukların sürekli tutturmaları, ağlamaları ve inatlaşmalarına engel olabilmek ve aynı zamanda, hayatın içerisindeki gerçek ihtiyaçlarının farkına varmak, beklemeyi ve sabretmeyi öğrenmeleri için oyuncak tüketiminde, mutlaka bir oyuncak günü planlıyor ve o güne kadar bir bütçe tasarlıyoruz ve bu bütçenin dışına çıkmadan oyuncak seçmesini ya da seçtiği oyuncak için para biriktirmesini istiyoruz.

1. Sınıfta Harçlık Sistemi

Peki, gelelim ilkokul çağına… İlkokul çağında, özellikle 1. sınıftan itibaren, çocuklar basit matematik hesaplarını yapmaya başlıyorlar.

Aynı zamanda, çocuklar ebeveynden bağımsız olarak, bir hayat kurmak üzere, artık ilkokullu oluyorlar. Bu çok önemli bir basamak; çok önemli bir ağabey ya da abla olma sembolüdür.

Bu nedenle, ebeveynler için, bu durumu doğru değerlendirebilmek çok önemlidir.

Harçlıkları şu şekilde planlayın:

Çocuğunuz, birinci sınıfa başlarken, günlük harçlıklar belirleyebilirsiniz. Örneğin, 1 TL gibi, çok ufak bir bütçe. Çocuğunuz, okulda 1 TL ile en fazla ne alabilir? Bir tost alabilir ya da bir çikolata alabilir. Burada, tüketebileceği abur cubur ihtimalini de göze alarak, çocuğunuza tüketim bilincini oluşturmak ve harçlık sistemini koymanızı öneriyorum.

Çocuğunuza öğreteceğiniz bu günlük harçlık sisteminde, çocuğunuz hemen gidip o 1 TL’yi harcayabilir ya da biriktirmeyi öğrenebilir. Burada seçim, her zaman çocuğa aittir. Çocuk, elindeki parayı ister kaybederek, ister biriktirerek, nasıl kullanması gerektiğini, ufak deneyimler ile öğrenecektir.

2. Sınıfta Harçlık Sistemi

Gelelim, ikinci sınıftaki çocuklardaki harçlık sisteminin nasıl olması gerektiğine… Harekete geçmeden önce, bu ön basamakları yapmanız önemlidir; çünkü, ön basamaklandırma ve ön hazırlık çocuklar için çok önemlidir.

Bir anda, hiç bir şekilde tüketimi ve harçlık sistemini çalışmadan, çocuğunuzda haftalık harçlık sistemine geçmemenizi öneriyorum. Ancak, bu ön basamakları yaptıktan sonra, artık 2.

sınıfta, çocuğunuzda haftalık harçlık sistemine geçebilirsiniz; örneğin 5 TL.

Bu, miktarın 5 TL’yi çok fazla geçmemesini öneriyorum, ya da maksimum 1.5 TL’den hesap edersek, 7.5 TL olmalı. Bu fiyatlandırmayı geçmeden devam ederseniz; çocuğunuza tüketim bilincini ufak kayıplarla öğretebilir, aynı zamanda yaşından önce, ona büyük paraların sorumluluğunu vermemiş olursunuz. Burada, biz ne yazık ki çok koruyucu bir tutum içerisindeyiz.

“Bizler yokluk gördük, çocuklarımız görmesin”, “Benim param var, o da doya doya harcasın” diyebiliyoruz.

Ancak, çocukların basamaklandırarak hayatı öğreniyor olması, kazanmayı ve kaybetmeyi öğrenmesi; para kontrolünü, ufak paralarla öğreniyor olması çok değerlidir. Unutmayın ki, bazı şeyleri yaşa göre basamaklandırmak gerekiyor.

Nasıl 18 yaşın altındaki bir çocuğun ehliyet alması yasaksa, bir çocuğun eline de kontrol edemeyeceği bir parayı da vermemeliyiz.

İkinci Sınıftan İtibaren Harçlık Sistemi

İkinci sınıftan itibaren, harçlık sistemini haftalık yaptıktan sonra, bir ebeveyn olarak öğrenmemiz gereken önemli bir nokta daha var. Harçlığı çocuğunuza verdikten sonra, lütfen ona akıl vermeyin. Yani, “Bunu böyle yap, şunu şöyle yap” ya da “Bunu burada harcamışsın, sana bir daha harçlık marçlık yok!” gibi ödüle ve cezaya dayalı ya da koşula ve tehdite dayalı ilişki kurmayın.

Verdiğiniz paranın arkasından koşmayın ve çocuğa bunun hesabını sormayın; çünkü, çocuğunuza harçlık sistemini öğretirken, o paranın iyisiyle kötüsüyle, tüm sorumluluğunu çocuğunuza devrediyorsunuz ve çocuğunuza güvenmek zorundasınız. O güveni de hissettirmek zorundasınız ki; çocuk da anne ve babasını arkasında hissederek, deneye-yanıla, hayatın içerisinde tüketimi öğrenebilsin.

Çocuklarınıza Asla Telafi Parası Vermeyin!

Bu ne mi demek? Çocuğunuzun hayatında, o 1 TL ya da 5 TL’nin bir öneminin olması gerekiyor.

Eğer, elindeki miktarı harcadıktan sonra, anne ya da baba olarak zamanı gelmeden, harçlığın öncesinde, harcadığı parayı telafi etmeye çalışırsanız; çocuğunuz asla tüketim bilincini öğrenemeyecektir.

Bir şeyler sürekli telafi edilirken, o yokluğun farkına varmayacak, parayı nasıl yönetmesi gerektiğini de öğrenmeyecektir. Unutmayın ki, biz dürtüsel varlıklarız ve tüketim toplumunda yaşıyoruz.

Nasıl bizler de bir tane istiyorsak ve sonra ikincisini beklemeyi öğreniyorsak, hatta kimi zaman da bu isteklerimize engel olamayıp, her şeyi elde etmek için çaba sarf ediyoruz ya da sınırsızca alışveriş yapıyoruz; çocukların da dürtüsel davranabileceklerini unutmayın.

Tüketim bilincini oluşturabilmek için; koyduğunuz sınıra, ebeveyn olarak öncelikle siz uyum sağlamalısınız.

Çocuklar da, itiraz etseler de, sizinle inatlaşsalar da ya da o parayı kaybettiği için üzülüyor olsa bile, elindeki paranın değerini adım adım öğrenecek ve nasıl harcaması gerektiğini sizi gözlemleyerek ve kendisi deneyimleyerek elde edecektir.

Источник: //www.aysetolga.com/okul-cagindaki-cocuklara-nasil-harclik-verilmeli

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.