Omurga Romatizması

Romatizma belirtileri ve tedavisi

Omurga Romatizması

Romatizma, vücudun savunma mekanizmasında meydana gelen problemlerden dolayı ortaya çıkabilen rahatsızlıklardan birisidir. Ülkemizde çok sık karşılaşılan bu rahatsızlık, her yaş grubunda görülebilmektedir.

Halk arasında genellikle havaların değişimi, aşırı sıcak ya da soğuk havaların, romatizma rahatsızlığına yol açtığı düşünülse de, gerçek bundan oldukça farklıdır. Mevsimsel durumların etkisi olsa da, ağırlıklı olarak genetik rahatsızlıklar ve kişisel özellikler romatizma rahatsızlığını ortaya çıkarmaktadır.

Romatizma belirtilerine gelecek olursak, genellikle eklemlerde oluşan ağrılar algılansa da, doktorların teşhis koyarken dikkat ettikleri belirtiler şu şekildedir.

  • Sindirim sisteminde meydana gelen bozukluklar.
  • Böbrek fonksiyonlarının azalması.
  • Kişilerde nörolojik bazı durumlar. (Bilinç değişikliği, bilinç kaybı ve felç gibi.)
  • Kalp sisteminde meydana gelen bozukluklar. (Damarlarda pıhtılaşma gibi.)
  • Dolaşım sisteminde oluşan durumlar. (Nabız kaybı gibi.)

Eklemlerde meydana gelen ağrılar başta olmak üzere, en çok karşılaşılan romatizma belirtileri bunlardır. Fakat, hastanelere bu gibi belirtiler ile başvuran hastaların büyük bir çoğunluğunda, çeşitli organ tutulumlarının olduğu bilinmektedir. Kimi zaman damarlarda meydana gelen bu tutulumlar, kimi zamanlarda ise beyinde, bağırsaklarda ya da diğer organlarda olabilmektedir.

Eklem ve Omurga Romatizması Nedir?

Eklem ve omurga romatizması, kişilerin vücutlarında biriken ödem ve iltihaplara bağlı olarak şiddetlenebilen bir romatizma rahatsızlığıdır. Genellikle Ankilozon Spondilit ismi ile bilinen bu rahatsızlık, son dönemlerde çok sık karşılaşılmaktadır.

Özellikle erkeklerin karşılaştığı bu rahatsızlık için her geçen gün tedavi yöntemleri geliştirilse de, tam anlamı ile çözüm bulunamamakta ve hastaların yaşam koşulların kötüye gitmesini engellemeye yönelik ilaç tedavileri uygulanmaktadır.

Eklem ve omurgalarda meydana gelen romatizma belirtileri ise şu şekildedir.

  • Eklem bölgelerinde oluşan şişlikler, ağrılar ya da bunlara bağlı olarak hareketlerde kısıtlanmalar.
  • Özellikle sabahları eklemlerin çok sert bir yapıda olması, ilerleyen anlarda ise biraz daha rahatlamasu.
  • Cilt altında beze oluşumları. Genellikle koltuk altı ve boyun bölgesinde oluşmaktadır.
  • Güneş ışınlarına karşı aşırı duyarlılık.
  • Oral ve genital aftların oluşumu.
  • Vücudun herhangi bir noktasında ansızın ortaya çıkan sertlikler.
  • Sabahları şiddetli olan bel ağrısı ve tutukluk hali.
  • Özellikle el parmaklarında soğuk havalarda kendisini gösteren sararmalar ya da beyazlamalar.

Romatizma belirtileri, aslında her gün milyonlarca kişinin karşılaştığı türdendir. Bundan dolayı, karşılaşılan durumlar basite alınmamalı ve hastanelerde uzman doktorlardan yardım alınmalıdır. Romatizma rahatsızlığının olup olmadığı, yapılacak kan testleri ya da ultrason yöntemleri ile aynı gün içerisinde teşhis edilecektir.

Romatizma Tedavisi

Romatizma tedavisi, hastalığın şiddeti ve rahatsızlığın yaşandığı bölgeye göre farklı şekillerde yapılabilmektedir. Teşhis konulduğu andan itibaren tercih edilen ilk tedavi yöntemi ise ilaç tedavisidir.

Belirli ilaçların kullanımı ile başlanan tedavi sürecinde öncelik hastaların ağrılarının ve şiddetinin azaltılmasıdır. Bununla birlikte hastaların da dikkat etmesi gereken durumlar vardır.

Bunların başında gelen aktif spor ve fizik tedaviler kesinlikle aksatılmamalıdır.

İlaç tedavisi ile romatizma tedavisi yapılmak istendiğinde, genellikle mevsimsel nedenler ya da anlık romatizmal ağrıların olduğunu görebiliriz. Fakat, eklemlerde ve omurgalarda meydana gelen romatizma rahatsızlıklarında ilaç tedavisi biraz daha uzun sürebilmektedir.

Bu kişilerde ağrılar çok şiddetli olmasının yanı sıra, bazı organlarda tutulumlar ile karşılaşılmaktadır. Örnek verecek olursak, bağırsak tutulumunu ya da gözde meydana gelen üveyit rahatsızlığını örnek gösterebiliriz.

Bu rahatsızlıklar, vücudun kendisine verdiği bir zarar olduğundan dolayı, eklem ve omurgalar için romatizma tedavisi genellikle iğneler ile yapılmaktadır. Bu iğneler, kişilerin bağışıklık sistemini baskı altına almakta ve vücudun bu tarz bir tutulum yapmaması adına görev almaktadır.

İğnelere ek olarak da kişilere ağrı dönemlerinde kullanabilecekleri ve içeriğinde antidepresan etkisi de bulunan romatizmal ağrı kesiciler önerilmektedir.

Источник: https://www.engelolma.net/saglik/romatizma-belirtileri-ve-tedavisi-h133.html

Omurga Romatizması Neden Olur? (Ankilozan Spondilit Nedir?) – Sağlık Ocağım .NET

Omurga Romatizması

Ankilozan spondilit, kısaltılmış olarak, AS, (Yunanca ankylos ”sert, katı” spondylos ”omurga”), daha eski adı ile bechterew sendromu, marie strümpell hastalığı (kronik, ağrılı yangısal) bir artrit türü ve öz bağışık bir hastalıktır. Genellikle omurga, pelvisteki sakroiliak eklemler ve büyük eklemler (kalça,omuz) olmak üzere eklem ve kaynaması bambu kamışı denilen bir görüntüye neden olur.

Ankilozan sipondilit, özbağışık (otoimmün) sipondiloartropatiler grubuna girer ve genetik faktörler ile bağlantısı bulunmaktadır. Hastaların % 96’sında HLA-B 27 geninin varlığı söz konusudur.

Olasılıkla normalde zararı olmayan bazı mikroorganizmalar HLA-B 27 geni ile ilişkisi vardır. Bazı bağırsak veya idrar yolları hastalıkları ankilozan sipondili’in meydana çıkmasına etken olabilir.

Genel olarak bu hastalığın genetik zeminde çevresel etkenler ile ortaya çıktığı bilinmektedir.

Omurga romatizması vücudun nerelerine zarar verir?

Ankilozan sipondilit varlığı durumunda omurgada zamanla sertleşme ve kamburlaşma meydana gelebilir.

Ankilozan sipondilit, omurga dışında göz, bağırsak, böbrek, kalp ve akciğer, çene, omuz, boyun, dirsek, kalça, el bileği, diz, ayak bileği ve sinir sistemi gibi vücut bölgelerinde tutulum gösterebilir.

Halk arasında iltihaplı omurga romatizması olarak bilinir ve ankiloz (omurgaların birleşmesi), sipondilit (omurgaların iltihabı) anlamına gelmektedir.

Omurga romatizması belirtileri

Genelikle ankilozan sipondilit hastaları grubunu 20-40 yaş arası erkelerin oluşturduğu gibi, aynı yaş grubundaki kadınlarda da görülen bir hastalıktır. Hastalık tedavi edilebildiği gibi, tedavi hastalığın şikayetlerini önleme amaçlı olduğu için tamamen geçmez. Hastalığın kalıtsal olduğu bilinmektedir.

Ankilozan sipondilit belirtileri, ortalama 23 yaşlarında görülmeye başlar. Bu belirtiler tipik olarak, bazen omurganın tamamına yakın yayılım gösterdiği gibi, çoğunlukla omurganın ortasında yerleşen kronik ağrı ve sertliktir ve ağrı bazen bir veya iki kalçaya, uyluk dan sakroiliak eklemlere kadar dağılabilir.

Bu belirtiler kademeli şekilde ilerleyebildiği gibi, başlangıç dönemlerinde ankilozan sipondilite özgü değillerdir. Hastalık, yaklaşık olarak tanısı konmadan 8,5 ile 14,5 yıl öncesinde başlamış olabilir. Erkekler kadınlara oranla 3.1 daha fazla etkilenirler ve hastalığın seyri kadınlardan daha farklı olabilir.

Bu belirtiler, haftalar veya aylar içinde giderek artan bel ağrısı ve sertlik, gün içinde hareket ederken ve egzersiz yapma ile azalan sabah sertliği, bu belirtilerin üç aydan fazla sürmesi, özellikle erken dönemde kilo kaybı, yorgunluk, ateş ve gece terlemesi, topuk ağrısı, kaba etlerde bazen bir tarafta, bazende diğer tarafta değişiklik gösteren ağrı ve özellikle batıcı tipte göğüs ağrısı gibi belirtiler görülebilir.

Belirtilerin bu özellikleri, bel fıtığı gibi diğer iltihabi olmayan bel ağrılarından ayırmakta yardımcıdır.

Ayrıca, ankilozan sipondilit hastalarında önemli belirtilerden biride üveit (gözün üvea tabakasının iltihabı), iltihaplı bağırsak hastalığı, sedef hastalığına bağlı döküntüler, el ve ayak parmaklarında sosis benzeri şişlik, entezit, kas, tendon ya da bağların kemiklere yapıştığı bölgelerin iltihabı gibi belirtilerde görülmektedir.

Omurga romatizması teşhisi

Ankilozan sipondilit tanısında en önemli yardımcı unsur hastalarda görülen belirtiler, dikkatli yapılan sorgulama ve klinik muayenedir.

Tanının kesinleşmesinde faydalı olan belirti, leğen kemiği eklemlerinin iltihabı olarak tanımlanan ”sakroileit” görülmesi önemli bir bulgudur.

Önceleri direkt radyografi (röntgen) görüntüleme yöntemi daha fazla kullanıldığı için tanıda gecikmeler olmaktaydı.

Günümüzde manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tekniği ile ankilozan sipondilitin tanısı hastalık gecikmeden bir çok hastada konulabilmektedir.

Tanının erken konulması, omurgada ve eklemlerde ilerleyici şekil bozukluğuna ve sakat kalmaya neden olan hastalığın etkilerinin, tedavisinin erken başlamasında oldukça önemlidir.

Bunların dışında, ankilozan sipondilit tanısını koymada genetik testlerin çok fazla yararı olmayabilir. Çünkü, HLA-B 27 geni taşıyan herkeste ankilozan sipondilit hastalığı olmaz.

Eritrosit sedimantasyon hızı, alınan kan örneğinin ölçülen çökelme hızı, iltihabi alevlenmelerle seyreden her hastalıkta olduğu gibi, bu hastalıkta da iyi bir tahlildir.

CRP (C reaktif protein), eritrosit sedimantasyon hızı gibi vücuttaki bağışıklık yanıtının hareketlendiğini belli eden bir testtir.

Kemik yoğunluğu ölçümü, ankilozan sipondilit osteoporoza neden olduğu için belli aralıklar ile kemik mineral yoğunluğunun ölçülmesi gerekebilir.

Omurga romatizması tedavisi

Omurga romatizması nedir

Ankilozan sipondilit tedavisinde, doktorun uygun gördüğü şekilde ilaç tedavileri verilir. Bunun yanı sıra, hastalığa özgü tavsiye edilen egzersizlerin yapılması tedavide destek sağlar. Bu gruba giren hastalıklarda, diğer romatizmal hastalıklara göre en önemli farklılık egzersiz tedavisinin oldukça fayda sağladığıdır.

 Fakat kaplıca ve sıcak su banyoları omurga romatizmalarında, hastalığı şiddetlendirdiği için tavsiye edilmez. Son yıllarda romatizmal hastalıkların tedavisinde gelişmeler olmaktadır.

Bazı hastalarda düzenli kullanılan anti-romatizmal ilaç tedavisi ile hastalığın ilerlemesi durdurulabilir iken, ağrılar ve yakınmalar nöbetler halinde devam etmektedir.

Ankilozan sipondilitte onaylanmış biyolojik tedaviler anti-TNF ajanlar olarak adlandırılır ve hastalığın şikayetlerinin ve ilerlemesinin durmasını sağlar.

Omurgada devam eden inflamasyonu etkili bir şekilde baskılayarak, hastaların ağır ağrılarını, üveit ataklarını, bağırsak inflamasyonunu ve cilt tutulumu gibi diğer organ ve doku tutulumlarını önlemektedir.

Bu hastalıkta unutulmaması gereken nokta, hastalığın tedavi ile tamamen iyileşmeyeceği ve sadece kontrol altında tutulduğudur.

Omurga hastalıkları ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/omurga-romatizmasi-olur-ankilozan-spondilit-nedir/

Bel Omurga Ağrısı

Omurga Romatizması

Bel Omurga Ağrısı Belde Romatizma – Bu makaledeki notlar: omurga romatizması bel omurga ağrısı belde..

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sedat Kiraz, bel ağrısıyla ortaya çıkan omurga romatizmalarında erken teşhisin kalıcı sakatlıkları önlediğini söyledi.

Her bel ağrısının omurga romatizması anlamına gelmediğini anlatan Kiraz, ancak uzun süreli bel ağrılarının önemsenmesi gerektiğini anlattı. Prof.

Kiraz, bel ağrısı sorununun toplumda çok sık karşılaşılan bir rahatsızlık olduğunu ifade ederek, neredeyse bel ağrısı şikayeti olmayan kimse bulunmadığını anlattı.

Ancak her bel ağrısının komp nedenlerle ortaya çıkmadığını anlatan Kiraz, şöyle konuştu: “Ağrıların büyük bir kısmı yüzde 90 kadarı basit bel ağrısı dediğimiz yumuşak dokulardan kaynaklanan nedenle ortaya çıkabiliyor. Çoğu tedavi etmeseniz ya da basit ağrı kesicilerle geçebiliyor”

Omurgayı Tutan Romatizmal Hastalıklar

Omurgayı Tutan Romatizmal Hastalıklar

Bel ve boyun fıtığı dışında da bel ve boyunda ağrılara yol açan başka hastalıklar da vardır. Bunların başında romatizma gelir. Bazı romatizma tipleri omurgayı etkiler ve genetik yolla önceki kuşaklardan alınır.

Ama kalıtsal bir bağlantının varlığı, sizde görülen hastalığın mutlaka çocuklarınızda görüleceği anlamına gelmez. Bir kişide belirli bir romatizma tipine özgü gen bulunsa da, asla romatizma belirtileri gelişmeyebilir.

Ankilozan spondilit
Halk arasında Prof Ahmet Mete Işıkara ve Suna Pekuysal hastalığı olarak bilinir. “Kaynaşma” (ankiloz) ve “omur iltihabı” (spondilit) anlamındaki sözcüklerden türetilmiş olan adı, bu hastalığı oldukça iyi tanımlar.

Ankilozan spondilit kalça, omuz, kaburga, bel ve ensede sertlik ve ağrıya, kemiklerin birbiriyle kenetlenip kaynaşması sonucunda omurganın esnekliğini yitirmesine yol açar. Eğer ankilozan spondilitli bir akrabanız varsa, bu hastalığa yakalanma riskiniz artar.

Hastalık genellikle 30’lu yaşlarda gelişir ve erkeklerde daha çok görülür. Tanıda gecikme çoğu zaman ciddi hasra yol açar. Anne ya da babada ankilozan spondilit varsa, çocukların bu geni taşıma olasılığı yüzde 25-50 dolayındadır.

Gen kalıtım yoluyla geçmişse, hastalığın gelişme olasılığı onda birdir.

Ankilozan spondilit yavaş yavaş ilerler ve tedavi edilmezse sonunda bütün omurga kaynaşıp “yekpare” duruma gelebilir.

Belirtiler arasında kronik bel ağrısı, soluk alındığında göğsün genişlemesi ve arkaya doğru hareket yeteneğini giderek yitirmesi, omurgayı leğen kemiklerine bağlayan sakroiliyak (sağrı-böğür) eklemlerinde röntgen filmleriyle saptanabilir bozulmalar, yüksek sedimantasyon hızı ve romatoit faktörün yokluğu sayılabilir.

HLA-B27 doku antijeni arandığında genellikle pozitif çıkar. Tedavi için bir yandan iltihap giderici ilaçlar kullanılırken, bir yandan da germe ve eklem açma hareketlerini kapsayan egzersizler yapılır. Hastalığın kaburgaları etkileyip soluk almayı sınırlamasını önlemek açısından, vücudu doğru konumlarda tutmanın büyük önemi vardır.

Gece yatarken yüksek yastıklar kullanılmamalıdır. Uyku sırasında başın yüksekte tutulması, hastalıktan zaten etkilenmiş boyun omurlarının kalıcı biçimde eğri kalma olasılığını arttırır. Hekim ayrıca sigarayı bırakmanızı isteyecek, kullanmanız için kortizon içermeyen antienflamatuar ilaçlar (özellikle indometasin) verecektir.

Eğer bu hastalık erken dönemde tanınırsa tedavisi oldukça yüz güldürücüdür. Bu nedenle özellikle anne ve babaların vücudunu öne doğru eğik tutan ergenlik çağındaki çocuklarını mutlaka doktora götürmeleri gerekir. Hastalık ilerlerse geri dönüş çok zordur.

Her ne kadar Almanya’da bu konuda bir aşı geliştirilmişse de tıbbi açıdan tam olarak onaylanmamıştır. İlerlemiş vakalarda son zamanlarda piyasaya sürülen infoksilab içeren ilaçlar kullanılabilir. Ama bu ilaçlar pahalı ve yan etkileri fazla olan ilaçlardır. Bu nedenle erken teşhis için dikkatli olunmalıdır

İltihaplı bağırsak hastalığı artriti
İltihaplı (enflamatuar) bağısak hastalığı, ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi bağırsak sorunlarını kapsar. Ülseratif kolitlilerin % 10, Crohn hastalığı olanların % 20 kadarı ilişkili iki romatizma tipinden birine yakalanmaktadır.

Bunlardan biri ankilozan spondolite benzeyen bir omurga romatizması tipidir. Diğeri ise daha çok el, diz ve dirseklerde sabahları ağrı ve katılığa yol açar.

İltihap giderici ilaçlar kullanmaya ve doğrudan bağırsak hastalığını daha iyi denetim altına almaya dayanan bir tedavi uygulanır.

Sedefli romatizma (psoriyatik artrit)
Tıp dilinde psoriyaz denen sedef hastalığını bilirsiniz. Deride şişme, kızarma ve genellikle kullanmayla kendini belli eden bu hastalık, her on hastanın birinde muhtemelen romatizmaya da yol açar.

Sedefli romatizma eklemlerin ağrımasına neden olursa da, genellikle bu eklemlere işlevsiz hale getirmez. Tedavi için aspirin gibi iltihap gidericiler ve bazen başka ilaçlar kullanılır, hareket aralığını koruyan egzersizler yapılır.

Sedefli romatizmada genellikle vücudun her iki yanındaki aynı bölgeler etkilenmez. Ciddi vakalarda el ve ayak parmakları sosise benzer biçimde şişebilir. Yapılan incelemelerde romatoit faktörün negatif, sedimantasyon hızının yüksek olduğu görülür; ürik asit düzeyi yüksek çıkabilir.

Röntgen filmi hekimin eklem yada kemik hasarı olan bölgeleri görmesini sağladığından yararlıdır.

Reiter sendromu
Genellikle erkeklerde görülen bu romatizma tipi, cinsel yolla bulaşan üretrit (idrar yolu iltihabı) gibi bazı hastalıklara ya da şiddetli ishale yol açan dizanteri gibi bir mide-bağırsak enfeksiyonuna tepki olarak gelişir. Buna reaktif (tepkisel) artrit de denir.

Çünkü eklemler vücutta iltihaplanmayı başlatan enfeksiyona tepki gösterir. Belirtiler genellikle cinsel birleşmeyle bulaşan idrar yada üreme yolu enfeksiyonlarından (enfeksiyona bağlı olarak genellikle sık idrara çıkılır ve idrar yaparken yanma hissedilir) ya da mide-bağırsak sorunlarından bir-dört hafta sonra ortaya çıkar.

Diz, bilek ya da ayaklardan biri duyarlılık kazanır ya da şişer. Ateş ve kilo kaybına sık rastlanır. Kaburgalarda, sırtta, belde, topukta ve Aşil tendonunda ağrı duyulabilir. Ayrıca gözlerde şişme ve kızarma, döküntü ve idrar yolu iltihabı gibi belirtiler sayılabilir.

Hekim muayeneye, kan tahlillerine ve röntgen filmine dayanarak Reiter sendromu tanısına varır. Bu hastalıkta çekilen filmler sakroiliyak eklem çevresindeki kemik sorunlarını ortaya koyar. Bazı vakalarda antibiyotikler yararlı olabilir.

Diğer durumlarda ise hastanın dinlenmesi, ağrıya karşı kortizon içermeyen antienflamatuar ilaçlar ve bazen deri sorunları için kortikosteroitler kullanması gerekir.

Sabahları Uyandıran Bel Ağrısı Hastalık Habercisi

Sabahları Uyandıran Bel Ağrısı Hastalık Habercisi

HÜ TIP FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR.

KİRAZ: -”KİŞİ SABAH KALKTIĞINDA BELİNDE TUTUKLULUKTAN YAKINIYOR VE TUTUKLUK 1 SAATİ AŞKIN SÜRÜYORSA, HAREKET VE EGZERSİZ İLE BU TUTUKLUK RAHATLIYORSA, O ZAMAN ÖN PLANDA OMURGA ROMATİZMASINI DÜŞÜNMEK LAZIM” -”OMURGA ROMATİZMASI, SİNSİ BAŞLAMAKTA VE GENÇ YAŞLARIN HASTALIĞI OLARAK KARŞIMIZA ÇIKMAKTADIR”Sabahları uykudan uyandıran, 1 saatten fazla belde tutulmaya yol açan bel ağrısının, omurga romatizmasının habercisi olabileceği belirtildi. Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Kiraz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, birçok kişinin bel ve boyun başta olmak üzere eklem ve kas ağrılarıyla karşılaştığını söyledi. Toplumda her 100 kişiden 80’inin hayatının bir döneminde bel ağrısından yakındığını belirten Kiraz, bel ağrısı olan hastaların yüzde 70-85’inin 6 hafta içinde kendiliğinden iyileştiğini bildirdi. Kiraz, bel ağrısının, kas spazmı, bel kayması, kireçlenme, romatizma, kemik erimesi, omurlarda kırık ve bel fıtığı gibi çeşitli nedenlere bağlı oluşabildiğini ifade ederek, ağrıların yüzde 90’ının basit ağrı kesicilerle geçebildiğini kaydetti.

Her bel ağrısının ciddi bir hastalık habercisi olmadığını ancak uzun süreli bel ağrılarının önemsenmesi gerektiğini belirten Kiraz, ağrının devam etmesi halinde mutlaka uzman hekime başvurulması uyarısında bulundu.

Источник: https://www.notusta.com/bel-omurga-agrisi-17713/

İltihaplı Omurga Romatizması Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

Omurga Romatizması

Omurgadaki iltihaplanma nedeniyle ortaya çıkan bu hastalığın en büyük belirtisi şiddetli bel ağrılarıdır. Oluşumunda genetik faktörlerin rol aldığı düşünülen iltihaplı omurga romatizması ilaç kullanımı ve fizik tedavi egzersizleriyle iyileştirilebilir.

İltihaplı Omurga Romatizması

İltihaplı omurga romatizması adından da anlaşılacağı üzere omurgalarda şiddetli ve sürekli bel ağrılarına neden olan iltihaplanmanın neden olduğu romatizma türüdür.

Çoğunlukla omurganın alt kısmı ile sakroiliyak eklemler olarak adlandırılan kalça bölgesinde görülür. İltihaplı omurga romatizmasına özel olarak uygulanan bir tedavi yöntemi yoktur.

Hastalığın tedavisinde amaçlanan şey; belirtileri şiddetini azaltarak hastanın yaşam kalitesini yükseltmektir.

İltihaplı omurga romatizmasının tedavi edilmemesi durumunda omuriliğin şeklinin bozulmasını sağlayacak olan kemik oluşumuna neden olabilir.

Her yaştan kişide görülebilen bu hastalık en çok çocukluk çağında ve 20’li yaşlardaki erkeklerde görülür. İltihaplı omurga romatizması kadınlarda pek sık görülmez.

Kadınlarda ortaya çıkarsa bile hafif belirtilere sahip olduğundan teşhis edilmesi zorlaşır.

Belirtileri

İltihaplı omurga romatizmasının en sık görülen belirtileri; sırt üstünde, belde ve kalçada hissedilen ağrılardır. Bu durum birkaç hafta veya ay boyunca devam eder. İlk başlarda hafif olan ve pek rahatsızlık yaratmayan ağrılar hastalık ilerledikçe gelişme gösterirler.

Hastalık tüm omurgayı etkilediğinden; neden olduğu ağrılar tek bir bölgede hissedilmez, dağınık olarak tüm omurgada hissedilir. Bu ağrılar sabah erken saatler ve gece geç saatlerde daha da kötüleşir ancak sıcak bir duş veya hafif egzersizler ile geçici olarak iyileştirilebilir.

Hastalığın ilk evrelerinde ağrılara ek olarak; hafif ateş ve iştah kaybı da görülebilir.

Ağrı; tüm romatizma türlerinde olduğu gibi burada da karşımıza çıkar. Özellikle hastalığın ilk evrelerinde bel ve çevresinde hissedilen ağrı; hastalığın teşhisi için çok önemlidir.

İltihaplanmanın omurganın hangi bölgesinde olmasıyla bağlantılı olarak; diğer eklemlerde, boyunda, alt bacakta, kalçalarda ağrı hissedilebilir.

 Ayrıca omurgadaki ağrılardan dolayı sürekli bir yorgunluk hissi de meydana gelebilir.

Nedenleri

Hastalığın neden olduğu belirtiler omurgada gelişen iltihaplanmadan kaynaklanır. Bu iltihap tedavi edilmez ise kemiklerde hasara neden olabilir.

İltihaplı omurga romatizmasına neden olan ana etkenin o bölgede gerçekleşen iltihaplanma olduğu bellidir ancak bu iltihaplanmanın neden gerçekleştiği tam olarak bilinmemekle beraber altında yatan temel nedenin genetik yatkınlık olduğu uzmanlar tarafından belirtilir.

Teşhis ve Tedavi Yöntemleri

 İltihaplı eklem romatizmasını teşhis ve tedavi edebilecek olan doktorlar; eklem, kas, tendonlar, bağlar ve kemikleri etkileyen hastalıklar konusunda özel eğitim almış romatologlardır.

Dinlenme ile iyileşmeyen, uyku bozukluklarına neden olan ve kademeli olarak şiddeti artan ağrı şikayetiyle karşılaşan romatologlar iltihaplı eklem romatizmasından şüphelenirler.

Ayrıca bu ağrıların 3 aydan uzun süredir devam ediyor olması da aranır.

İltihaplı eklem romatizması teşhisi koyabilmek için röntgen görüntüleri, genel sağlık durumu, tıbbi geçmiş, ailenin romatizma hikayesi ve kan testlerini içeren kapsamlı fiziki muayene yapılması gerekir.

Bu romatizma türüne sebep olan etken tam olarak bilinmediğinden; özel olarak geliştirilen bir tedavi yöntemi yoktur. Uygulanan tedaviler belirtileri gidermek ve iltihaplanmayı durdurarak hastanın yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlar. Bu yöntemler; ilaç tedavileri, fizik tedavi egzersizleri ve nadir olarak da ameliyat yapılmasıdır.

İltihaplı eklem romatizması hastaları için en önemli adım; belirtiler ile karşılaşmaları halinde uzman bir romatoloğa başvurmaktır. Daha önce bahsettiğimiz gibi; eğer tedavi yapılmazsa omurgada şekil bozukluğu gibi çok ciddi sorunlar doğurabilir.

Tedavide genel olarak ağrı ve iltihapları yönetmek için ilaç tedavisi ve hareket ve duruş bozukluklarını önlemek ve düzeltmek için fizik tedavi egzersizleri olmak üzere iki kanatlıdır.

İlaç Tedavisi

İltihaplı omurga romatizmasında kullanılan başlıca ilaçlar; hastalığın neden olduğu ağrıyı ve iltihaplanmayı iyileştirecek olan naproksen, diklofenak ve ibuprofen gibi anti-inflamatuar etki gösteren ilaçlardır.

Bunların kullanılmasına rağmen herhangi bir iyileşme görülmediği taktirde asetaminofen ve kodein gibi çok daha güçlü olan ilaçlar reçete edilir.

Ayrıca uzman romatolog gerekli görürse; lokal olarak omurgaya enjekte edilen kortikosteroid kullanımına da karar verebilir.

Fizik Tedavi Egzersizleri

Omurga romatizması tedavisinde fizik tedavi egzersizlerinin uygulanması iyileşme sürecini hızlandıracaktır. Hastalık nedeniyle şikayetçi olunan belirtileri önlemeye yardımcı olmasının yanı sıra eklemlerde hareket sağladığından olası duruş bozuklukları ve omurga hasarlarını da engeller.

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://eklemhastasi.com/iltihapli-omurga-romatizmasi.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть