Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

içerik

Diyabetik Retinopati Tedavisi

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”
Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diabet (şeker hastalığı) olan kişilerde diabetin komplikasyonu olarak ortaya çıkabilecek olan göz problemlerine diabetik göz hastalığı denir.
Diabetik göz hastalığında görülebilecek sorunlar:

– Diabetik retinopati: Retina denilen ağ tabakasında yer alan kan damarlarında gelişen hasarlanmadır.

– Katarakt: Gözün merceğinin buğulanması ve şeffaflığını kaybetmesidir. Diabet hastalarında katarakt daha erken yaşlarda ortaya çıkar.

– Glokom: Göz içi basıncının artması ve bunun sonucunda görme sinirine zarar vererek görmeyi azaltmasıdır. Diabetli bir kişi diğer kişilerden iki kat daha fazla glokoma yakalanma riskine sahiptir.

DİABETİK RETİNOPATİ NEDİR?

Diabetik retinopati, günümüzde en önemli körlük sebeplerinin başında gelmektedir. Retina kan damarlarındaki değişiklikler sonucunda meydana gelir. Retina (ağ tabakası) ışığa duyarlı tabakadır ve görme fonksiyonu için sağlıklı olmak zorundadır.

Diabetik retinopatide farklı türde hasarlar meydana gelir. Kan damarlarının yapısı bozularak küçük baloncuklar meydana gelir ve kanamalara ve damar içindeki sıvının etraf dokulara sızmasına neden olur.

İlerleyen evrelerde ise retina üzerinde istenmeyen yeni damar tomurcukları oluşur ve ani göziçi kanamaya sebep olur.

Diabetik retinopatide ilk başlarda görme kaybı gelişmez, zamanla hastalık ilerledikçe görmede zayıflık başgösterir.

Bu yüzden görmesinde herhangi şikayeti olmayan bir diabet hastasının diabetik retinopatisi olmayacak diye bir şey yoktur, düzenli aralarla göz kontrolü gerekir.  Diabet genellikle iki gözü birden etkiler.

Diabetik retinopatinin evreleri nggbelerdir?

1- Hafif non-proliferatif diabetik retinopati: Bu erken evrede, retina damarlarında mikroanevrizma denilen baloncuklar oluşur.

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
2- Orta non-proliferatif diabetik retinopati: Retina damarlarında baloncuklar artmış ve damarlarda tıkanmalar başgöstermiştir.
[/attention][/attention][/attention]

3- Şiddetli non-proliferatif diabetik retinopati: Damar tıkanıklıkları ve kanamalar artmış, retinada oksijen eksikliği belirgin hale gelmiştir.

4- Proliferatif diabetik retinopati: Retinadaki oksijen eksikliği ve beslenememe artmış ve beyne teh sinyalleri gönderilerek retinada yeni ve sağlıksız damar oluşumu başlamıştır. Oluşan bu yeni damarlar çok narindir, her an kanamaya ve ani görme kaybına yol açabilir.

Diabetik retinopati nasıl görme kaybı yapar?

Diabetik retinopati iki yolla görme kaybı yapar:

1- Zayıflayan damarlardan sızan sıvı, makula denilen görme merkezinde toplanır ve makula ödemi denilen su toplaması oluşur. Bu durum görmeyi zaman içinde yavaş yavaş azaltır.

2- İleri evrede sağlıklı olmayan, zayıf yeni damar oluşumlarından ani kanamalar meydana gelebilir ve ani görme kaybına yol açar.

Solda, sağlıklı bir kişinin gördüğü görüntü, sağda ise ileri diabetik retinopatili bir hastanın gördüğü görüntü izlenmekte

Kimler diabetik retinopati için risk taşır?

Tip 1 ve Tip 2 diabeti olan tüm kişiler diabetik retinopati riski taşır. Her diabet hastası, yılda en az bir defa gözbebği büyültülerek ayrıntılı retina taramasından geçmelidir.

Ne kadar uzun süredir diabet hatası ise, diabetik retinopati gelişme riski o kadar artmaktadır.
Gebelik, diabeti olan kadınlar için bir diğer risktir.

Gebelik sırasında ayrıntılı retina muayenesi sıklığı artırılmalıdır.

Görmemi korumak için ne yapmalıyım?

Diabet hastalığınız varsa en az senede bir kez ayrıntılı retina mayenesi olmalısınız. Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Diabetli bir kişide görmede herhangi bir hasar olmadan yıllar içinde ileri evre diabetik retinopati gelişebilir.

Görmede şikayetiniz olsun ya da olmasın, doktorunuz size diabetik retinopati için tedavi önerebilir. Erken teşhis ve zamanında tedavi, görme kaybını büyük oranda engelleyebilir Eğer diabetik retinopati gelişmişse, daha sık aralarla retina muayenesi gerekir.

İleri (proliferative) diabetik retinopati varlığında uygun ve zamanında tedavi ile görme kaybı riski %95 oranında önlenebilmektedir.

Kan şekerinin düzene sokulması, diabetik retinopati gelişimini ve ilerlemesini büyük ölçüde engellemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Bunun dışında böbrek ve uç sinir hasarlanmasını da önlemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Diabetik Retinopatinin Belirtileri Nelerdir?

Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Hastalığın erken dönemlerinde, herhangi bir belirti yoktur, ayrıca  diabetik retinopati ağrısız bir hastalıktır. Muayene için belirti vermesini beklememek ve senede bir retina muayenesi olmak gerekir.

Makula denilen görme merkezinde makula ödemi denilen sıvı birikimi meydana gelirse görmede bulanma başlar. İleri evrede retinada istenmeyen yeni ve hastalıklı damarlanma başlarsa bu damarlar aniden kanayabilir ve görme aniden kaybedilebilir.

Kanama Varlığında Proliferatif Retinopatinin Bulguları Nelerdir?

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Ani kanama durumunda, ilk belirti olarak sıklıkla uçuşan cisimler görülür. Bir sure sonra görme tamamen kapanabilir. Uçuşan cisimler görülürse, vakit geçirmeden ayrıntılı retina muayenesinden geçmek ve gerekli tedaviyi olmak gerekir, aksi takdirde kanama şiddetlenir ve görme tamamen kapanabilir. Ani kanamaların çoğu sabaha karşı uykuda meydana gelir.
[/attention][/attention][/attention]

Bazen, tedavi olmadan da kanama kendiliğinden geçebilir ve görme yeniden açılabilir. Ancak bu yanıltıcı bir durumdur ve kanamanın tekrarlama olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden kanamanın geçmesini beklemeden doktora başvurmak gerekir.

Tedavi edilmediği takdirde, diabetik retinopati şiddetli görme kaybıyla sonuçlanır.

Aynı şekilde erken tedavi ile de görme kazanımı daha fazla olur.

Diabetik Retinopati ve Makula Ödemi Nasıl Saptanır?

Ayrıntılı bir retina muayenesi aşağıdaki testleri içerir;

  1. Görme keskinliği ölçümü: Belli bir uzaklıktan ne kadar bir görme olduğu ölçülür.
  2. Retina muayenesi: Gözbebekleri çeşitli damlalar damlatılarak büyütülür. Çeşitli mercekler kullanılarak ayrıntılı retina muayenesi yapılır.
  3. Göz tansiyonu ölçümü.
  4. Fluoresein anjiografi: Ayrıntılı retina muayenesinde, gerekli gördüğü takdirde doktorunuz fluorescein anjiografi çekilmesini önerebilir. Kol damarlarından bir boyar madde enjekte edilerek her iki gözden de ard arda retina fotoğrafları alınır. Bu sayede gözün retinasının damar yapısı hakkında bilgi edinilir. Buna göre tedavi yönlendirilir.
  5. Optik koherens tomografi: Makula ödeminin saptanmasında ve takip edilmesinde son yıllarda optik koherens tomografi (OCT) denilen bir cihaz da kullanılmaktadır. Hastaya herhangi bir girişim yapılmadan, kısa bir süre içinde makula bölgesinin gerçeğe yakın kesitleri elde edilir. Bunun için diod laser ışık ışını kullanılır. OCT bize makula ödemi hakkında ayrıntılı bilgi verir.

DİABETİK RETİNOPATİ  NASIL TEDAVİ EDİLİR? Özellikle erken evrelerde, makula ödemi yoksa tedaviye gerek yoktur. yalnızcai diabetik retinopatinin ilerlemesini önlemek için kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol değerleri kontrol altında tutulmalıdır.

Retinada istenmeyen yeni damarlar oluşmuşsa (proliferatif diabetik retinopati) tüm retinaya (görme merkezi dışında) laser tedavisi uygulanmalıdır. Bu tedavi genellikle iki ya da üç seans sürer. Göz içine kanama başlamadan bu laser tedavisi yapılmalıdır.

Şiddetli kanama varlığında laser tedavisi mümkün olmamaktadır.

Kanama çok yoğun ise, vitrektomi denilen, kanamanın cerrahi olarak temizlenmesi ameliyatı gerekli olmaktadır.

Vitrektomi ile, gözün içindeki kanama tamamen temizlenir ve aynı ameliyatta gerekli laser tedavisi uygulanır.

Makula Ödemi Nasıl Tedavi Edilir?

Diabetik makula ödemi laser ile tedavi edilir. Genellikle tek seans yeterli olmakla birlikte inatçı durumlarda birden fazla seans gerekebilir. Eğer iki gözde birden makula ödemi varsa, önce bir göz, birkaç hafta içinde diğer göz tedavi edilmelidir. Genelleyecek olursak, laser tedavisi diabetten dolayı körlük riskini %90 oranında önlemektedir.

Bununla birlikte, laser tedavisi, zaten kayıp olan görmeyi sıklıkla yerine getiremez. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Son yıllarda, özellikle diabete bağlı gelişen makula ödeminde laser dışında birtakım yeni tedaviler de kullanılmaya başlanmıştır.

Anti-VEGF denilen bu yeni ilaçlar, hastalıklı yeni damar oluşumunu önleyerek, ayrıca makula ödemine yol açan damar sızıntılarını önleyerek diabetik retinopatide belli bir iyileşme sağlamaktadır.

Gözün içine enjekte etmek suretiyle verilen bu ilaçlar, laser ile birlikte ya da tek başına kullanılabilmekte, laserlere göre belli bir görme artışına da imkan vermektedir. Ancak unutmamak gerekir ki anti-VEGF tedavisi cerrahi bir tedavidir ve göze yapılan bir iğnedir.

Dolayısıyla enfeksiyon, retinada yırtık gibi bazı riskleri de ister istemez birlikte getirir. Bu yüzden ameliyathane ortamında, son derece steril koşullarda, konunun uzmanı deneyimli hekimlerce uygulanması gereken bir tedavidir. Ayrıca hangi durumlarda yapılması gerektiği ve ne sıklıkta uygulanması gerektiği retina uzmanı hekimler tarafından karar verilmelidir.

Vitrektomi Nedir? Gözün içinde diabetik reetinopatiye bağlı kanama geliştiyse, vitrektomi ameliyatı uygulanmaktadır.

Vitrektomi, lokal ya da genel anestezi altında uygulanabilir. Anestezi şekline, hastanın ve hekimin ortak kararı ile belirlenir.

Vitrektomide, gözün duvarına küçük delikler açılır ve çok ince aletlerle bu deliklerden girilerek gözün içindeki vitreus denilen sıvı ve kanama temizlenir. Temizlenen sıvı, dengeli tuz solusyonu denilen tıbbi bir sıvı ile değiştirilir. Aynı ameliyatta sıklıkla retinanın laser tedavisi de tamamlanır.

Ameliyattan sonra ortalama bir ay boyunca koruyucu göz damlaları damlatılır.

Unutmamak gerekir ki diabet sistemik bir hastalıktır. Gözün sağlığı, başta kan şekeri olmak üzere, kol tansiyonu ve kolesterol oranları ile doğrudan orantılıdır.

[attention type=red][attention type=yellow][attention type=green]
Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Görme kaybı oluşmadan da retinada ağır hasarlar oluşur. Bu yüzden düzenli kontrol, erken teşhis, doğru tedavi çok önemlidir.
[/attention][/attention][/attention]

Diabetik retinopatinin tam tedavisi mümkün değildir. Oluşturduğu belli hasarlar kalıcıdır. Uygulanan tedaviler diabetik retinopatinin yol açtığı komplikasyonları sınırlı bir şekilde düzeltebilir. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Источник: https://www.ekolgoz.com/diyabetik-retinopati-tedavisi

Diyabetik retinopati: Nedenleri, belirtileri ve tedavileri

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diyabetik retinopati, diabetes mellitus komplikasyonlarının neden olduğu retinada hasardır.

Tedavi edilmediği takdirde durum körlüğe yol açabilir. Diyabetik retinopatiye (DR) bağlı erken körlük genellikle rutin kontroller ve altta yatan diyabetin etkin tedavisi ile önlenebilir.

Diyabetik retinopati ile ilgili hızlı gerçekler

  • Diyabete bağlı olarak retinada diyabetik retinopati (DR) kan damarı hasarıdır.
  • Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) körlüğün önde gelen nedenidir.
  • Semptomlar bulanık görme, renkleri görme güçlüğü, yüzdürücü ve hatta toplam görme kaybını içerir.
  • Diyabetli bireyler, en az bir kez DR’yi dışlamak için görüşlerini kontrol etmelidir.
  • Semptomları rahatlatabilecek, ancak diyabetin kontrol altına alındığı ve erken belirtileri yöneten retinal ameliyatlar vardır.

Diyabetik retinopati nedir?

DR, diyabetin bir komplikasyonu ve ABD’de önde gelen körlük nedenidir (ABD).

Retina, gözün arkasını örten zardır. Işığa çok hassastır.

Göze çarpan herhangi bir ışığı, beyin tarafından yorumlanabilen sinyallere dönüştürür. Bu süreç görsel görüntüler üretir ve bu, insan gözünde görme fonksiyonudur.

Diyabetik retinopati, retinal dokudaki kan damarlarına zarar verir, bu da sıvı akmasına ve görüşü bozmasına neden olur.

İki tür DR vardır:

  • Non-proliferatif diyabetik retinopati (NPDR): Bu diyabetik retinopatinin daha hafif formudur ve genellikle semptomsuzdur.
  • Proliferatif diyabetik retinopati (PDR): PDR, diyabetik retinopatinin en ileri aşamasıdır ve retinada yeni, anormal kan damarlarının oluşumuna işaret eder.

ABD’de 40 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yüzde 5,4’ü DR.

Dünya genelinde, diyabetli 285 milyon insanın üçte biri DR belirtileri gösteriyor.

belirtiler

Diyabetik retinopati genellikle erken dönemlerde hiçbir belirti göstermez.

Semptomlar belirginleştiğinde durum genellikle ileri evrede görülür. Zaman zaman, tek tespit edilebilir semptom ani ve tam bir görme kaybıdır.

Diyabetik retinopatinin belirtileri ve semptomları şunları içerebilir:

  • bulanık görüş
  • renk görme bozukluğu
  • Hastanın görüş alanında yüzen floatörler veya saydam ve renksiz lekeler ve karanlık teller
  • kişinin görüşünü engelleyen yamalar veya çizgiler
  • zayıf gece görüşü
  • ani ve toplam görme kaybı

DR genellikle her iki gözü de etkiler. Görme kaybı riskinin en aza indirgenmesi önemlidir. Diyabetli kişilerin tek yolla DR’yi engelleyebilmeleri, doktorları tarafından planlanan her göz muayenesine katılmaktır.

Komplikasyonlar

Diyabetik retinopatiyle ilişkili olası komplikasyonlar arasında şunlar vardır:

Vitröz kanama: Yeni oluşan bir kan damarı, gözü dolduran ve retinaya ulaşmasını engelleyen vitröz jele sızar. Semptomlar, görme kaybını ve ışığa duyarlılığı veya daha hafif vakalardaki yüzücüleri içerir. Retinanın hasar görmemiş olması durumunda bu komplikasyon kendini çözebilir.

Müstakil retina: Yara dokusu retinayı gözün arkasından uzağa çekebilir. Bu genellikle bireyin görme alanı, ışığın yanıp sönmesi ve şiddetli görme kaybında yüzen noktaların ortaya çıkmasına neden olur. Ayrılmış bir retinanın tedavi edilmediği takdirde toplam görme kaybı riski vardır.

Glokom: Gözdeki normal sıvı akışı yeni kan damarları oluştuğundan tıkanabilir. Tıkanma, gözdeki basıncın artmasına veya gözdeki basınca neden olarak, optik sinir hasarı ve görme kaybı riskini artırır.

Nedenleri ve risk faktörleri

Diyabet hastası olan herkes diyabetik retinopati geliştirme riski altındadır. Ancak, kişi daha büyük bir risk var:

  • kan şekeri seviyesini doğru şekilde kontrol etmez
  • yüksek tansiyonu yaşar
  • yüksek kolesterol
  • hamile
  • düzenli olarak sigara içiyor
  • uzun zamandır diyabet geçirdi

Retinayı besleyen kan damarları ağındaki hasar, diyabetik retinopatinin temel nedenidir.

Yüksek glukoz seviyeleri bu damarlara zarar verir ve kan akışını retinaya sınırlar. Kan damarları ile ilgili problemler, damar duvarında, görmeyi etkilemeden zaman zaman kan sızdıran küçük şişkinlikler kadar yumuşak olabilir.

Bununla birlikte, durumun ilerleyen aşamalarında, bu kan damarları tamamen bloke olabilir. Göz daha sonra yeni, daha az stabil kan damarları üretir. Yeni damarlar kolayca kırılır ve gözün camsı jeline sızar. Kanama, retinayı daha fazla bloke ederek bulanık ve düzensiz görmeye neden olur.

Bu kanama, zaman zaman, retinayı ve gözü ayırabilen ve ayrı bir retinaya yol açan izler oluşturur. Semptomlar geliştikçe, DR olan bir kişinin görme kaybının tam olarak görülme olasılığı artar.

Teşhis

Diyabetik retinopati genellikle vizyonda belirgin bir değişiklik olmaksızın başlar. Ancak, bir göz doktoru veya göz uzmanı, işaretleri tespit edebilir.

Diyabetli bireyler için yılda en az bir kez veya iki kez veya bir doktor tarafından önerildiğinde göz muayenesi yapılması çok önemlidir.

Diyabetik retinopatinin teşhisi için aşağıdaki yöntemler yaygın olarak kullanılmaktadır:

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
Dilate göz muayenesi
[/attention][/attention][/attention]

Doktor, hastanın gözlerine düşer. Bu damlalar öğrencileri genişletir ve doktorun gözün içini daha ayrıntılı bir şekilde görmesini sağlar.

Fotoğraflar gözün iç kısmından alınır. Göz muayenesi sırasında doktor aşağıdakilerin varlığını tespit edebilir:

  • kan damarlarında, optik sinirde veya retinada anormallikler
  • katarakt
  • göz tansiyonu veya genel görüşte değişiklikler
  • yeni kan damarları
  • retina dekolmanı
  • yara dokusu

Bu damlalar acı verebilir ve fotoğrafların parlak ışıkları, testi alan kişiyi berbat edebilir. Yüksek riskli bireylerde göz damlaları oküler basıncın artmasına neden olabilir.

Fluorescein anjiyografisi

Damlalar, öğrencileri dilate etmek için kullanılır ve hastanın kolundaki bir damar içine fluoresein adı verilen özel bir boya enjekte edilir. Boyalar gözlerden dolaştığı için resimler çekilir. Boya, kan damarları anormal ise retinaya sızabilir veya kan damarlarını boyayabilir.

Bu test hangi kan damarlarının tıkandığını, sızdıran sıvının ya da kırıldığını belirleyebilir. Herhangi bir lazer tedavisi daha sonra doğru bir şekilde yönlendirilebilir. Testten yaklaşık 24 saat sonra cilt sararma yapabilir ve boya vücuttan çıkarken koyu turuncu renkte idrar yapabilir.

Optik koherens tomografi (OCT)

Bu invaziv olmayan görüntüleme taraması, retina’nın yüksek çözünürlüklü kesit görüntülerini sunarak, kalınlığını ortaya çıkarır. Herhangi bir tedaviden sonra, tedavinin ne kadar etkili olduğunu kontrol etmek için taramalar daha sonra kullanılabilir.

OCT, ultrason testine benzer, ancak görüntü üretmek için ses yerine ışık kullanır. Tarama ayrıca optik sinir hastalıklarını da tespit edebilir.

Tedavi seçenekleri

DR tedavisi DR’nin şiddeti ve türü ve DR olan kişinin önceki tedavilere nasıl yanıt verdiği gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.

NPDR ile bir doktor müdahalede bulunmadan kişinin gözlerini yakından takip etmeye karar verebilir. Bu beklemede beklemek olarak bilinir.

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Bireylerin diyabet kontrolü için doktorlarıyla birlikte çalışması gerekecektir. İyi kan şekeri kontrolü DR’nin gelişimini önemli ölçüde yavaşlatabilir.
[/attention][/attention][/attention]

Çoğu PDR olgusunda hasta derhal cerrahi tedavi gerektirir. Aşağıdaki seçenekler kullanılabilir:

Odak lazer tedavisi veya fotokoagülasyon

Prosedür doktorun ofisinde veya göz kliniğinde yapılır. Hedeflenen lazer yanıkları anormal kan damarlarından sızıntıları kapatır. Fotokoagülasyon, kan sızıntısını durdurabilir veya yavaşlatabilir ve gözdeki sıvı birikmesini engelleyebilir.

Fokal lazer tedavisinden sonra insanlar genellikle 24 saat boyunca bulanık görme yaşayacaktır. İşlemden birkaç hafta sonra görsel alanda küçük noktalar görünebilir.

Saçılma lazer tedavisi veya pan-retinal fotokoagülasyon

Dağınık lazer yanıkları, normalde iki veya üç seans boyunca, makuladan retinanın bölgelerine uygulanır. Makula, görmenin en güçlü olduğu retinanın merkezidir.

Lazer yanıkları, küçülecek ve yaralanacak anormal yeni kan damarlarına neden olur. Çoğu hasta en iyi sonuç için iki veya üç seans gerektirir.

Bireyler, prosedürü takip eden 24 saat boyunca bulanık görüşe sahip olabilir ve gece görüşü veya periferik görme kaybı olabilir.

Vitrektomi

Bu, göz küresinin içinden vitrözün bir kısmının çıkarılmasını içerir. Cerrah, bulutlu jelin yerini temiz bir sıvı veya gazla değiştirir. Vücut sonunda gaz veya sıvıyı emecektir. Bu, çıkarılmış olan bulutlu jelin yerini alacak yeni vitrifiye yaratacaktır.

Retinada çekilebilecek vitröz ve skar dokusunda herhangi bir kan alınır. Bu prosedür genel veya lokal anestezi altında bir hastanede yapılır.

Retina da güçlendirilebilir ve küçük kelepçeler ile yerinde tutulabilir.

Ameliyattan sonra, hastanın gözlerini yavaşça kullanabilmesi için bir göz bandı takması gerekebilir, bu da vitrektomi sonrası patlayabilir.

Sökülen jelin değiştirilmesi için gaz kullanılmışsa, hasta tüm gaz vücut içine emilene kadar düzlemde hareket etmemelidir. Cerrah, hastaya bunun ne kadar süreceğini söyleyecektir. Çoğu hasta, ameliyattan birkaç hafta sonra bulanık görüşe sahip olacaktır. Normal görüşün geri gelmesi birkaç ay alabilir.

Cerrahi diyabetik retinopati için bir tedavi değildir. Bununla birlikte, semptomların ilerlemesini durdurabilir veya yavaşlatabilir. Diyabet uzun süreli bir durumdur ve tedaviye rağmen takip eden retina hasarı ve görme kaybı meydana gelebilir.

önleme

Diyabetli kişilerin çoğunluğu için DR kaçınılmaz bir sonuçtur.

Bununla birlikte, kan şekeri düzeylerini başarılı bir şekilde yöneten diyabetli hastalar, ciddi bir DR formunun başlamasının önlenmesine yardımcı olacaktır.

Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, başka bir katkı faktörüdür.

Diyabetli hastaların kan basıncını kontrol etmesi gerekir:

  • sağlıklı ve dengeli bir diyet yeme
  • düzenli egzersiz
  • sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak
  • sigara bırakma
  • kesinlikle alkol alımını kontrol etmek
  • herhangi bir antihipertansif tedbiri doktorun talimatlarına göre almak
  • Düzenli gösterimlere katılmak

Semptomların erken saptanması tedavinin etkinliğini artırır.

Christian Nordqvist tarafından yazıldı.

Источник: https://trmedbook.com/diyabetik-retinopati-nedenleri-belirtileri-ve-tedavileri/

Görme kaybının önemli nedeni diyabetik retinopati

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diyabet tanısı konulan hastaların zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurmasını öneren TOBB ETÜ Hastanesi göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Nuray Akyol, diyabetin günlük hayatı en çok etkileyen ve hastalar tarafından en çok bilinen komplikasyonlarından birinin göz tutulumu olduğunu söyledi.

Diyabette gözün görmeyle yükümlü tabakasında (retina) meydana gelen değişikliklere “Diyabetik Retinopati” adı verildiğini anlatan Prof. Dr.

Nuray Akyol, “Bu değişiklikler aslında bu katmanda yer alan damarlarda diyabete bağlı olarak gelişen bozuklukların bir sonucudur.

Diyabetik Retinopati orta ve ileri yaşta görme azlığı yapan en önemli nedenlerdendir; gelişmiş ülkelerde 3'üncü körlük nedenidir” diye konuştu.

Diyabet tanısı alan hastalara kontrollerini aksatmaması çağrısında bulunan Prof. Akyol, Diyabetik Retinopati'nin evreleri, tedavisi ve diyabetik katarakt hakkında önemli bilgiler paylaştı.

METABOLİK KONTROL ÖNEMLİ

Diyabetliler arasındaki sıklığı diyabetin süresiyle orantılı olarak artar. 5 yıldan önce retinopati gelişimi nadirdir, ancak süre yanında metabolik kontrol de son derece önemlidir.

Hb A1c'si hiç 7'nin üzerine çıkmamış bir hastada 20'nci yılda hala diyabetik retinopati başlamamış olabilir; diğer yandan Hb A1c'si 9'ların üzerinde seyreden bir hastada 3'üncü yılda başlayabilir. Aslında bir başka önemli bilinmez de tanı konduğunda diyabetin süresidir.

Rutin kontrollerini yaptırmayan bir hastada kan şekerinin ne kadar zamandır yüksek seyrettiğini, dolayısıyla diyabetin süresini kestirmek güçtür.

[attention type=red][attention type=yellow][attention type=green]
Diyabetik retinopatinin başlangıç evresinde retinadaki damarların geçirgenliği bozulur, kanın hem hücresel elemanları (kanama) hem de serum kısmı (ödem) damar dışına sızmaya başlar. Bu sızıntılar görme noktamızda olursa görmeyi bozabilir, ama uzakta olursa tamamen sessiz de kalabilir. Bu evrede ayrıca bölgesel damar duvarı zayıflıkları da görülür ve mikroanevrizma olarak adlandırılır.
[/attention][/attention][/attention]

Bu segmentlerde kolayca yırtıklar oluşabilir ve göz jeli (vitre) içine küçük hacimli kanamalar olur. Başlangıç retinapati döneminde görme azlığının en önemli nedeni merkezi görme noktamızın (makula) ödemidir. Daha az önemli nedenlerinden biri ise vitre kanamalarıdır.

Görme kaybı çoğu kez derin ve tablo dramatik olmasına karşın, ileri diyabetik retinopati göstergesi değildir ve ödem tedavi edildiğinde birkaç ayda iyileşir. Tedavi için göz içine ödem çözücü ajanlar enjekte edilir. Vitre kanamaları ise kendiliğinden ve hiç iz bırakmadan iyileşebilirler.

Tüm bu bulgular başlangıç (background) retinopati döneminin 1'inci faz (nonproliferatif) bulgularıdır; bu dönem bazen 2-3 yıl gibi kısa sürede bir sonraki döneme geçerken, metabolik kontrol iyiyse 10-15 yıl sürebilir.

GÖZÜN SONUNU HAZIRLAR

Background diyabetik retinopatinin ikinci fazı preproliferatif evredir. Bu evrede damar duvarı değişiklikleri ilerlemiş, damarlarda tıkanıklıklıklar başlamış ve retina yer yer beslenemediği için canlılığı tehdit altına girmiştir.

Bu dönemde yeterince beslenemeyen retina dokusu alarma geçer ve var olan sağlıksız damarlardan, kendisini besleyecek yeni damarlar yapılmasına yardım etmesi için bir tür yerel hormon salgılamaya başlar.

Canlılığını kaybetmiş retina alanları anjiografi ile saptanabilir ve bu aşamada laser tedavisi ile sözü edilen yerel hormonun salgılanması durdurulabilir. Bu işlem retina dokusunun canlılığını tamamen ortadan kaldıracağı için oksijen talebi azalır ve hormon salgısı da durur. Böylece yeni damar oluşumu engellenmiş olur.

Ayrıca salgılanmış olan hormonun etkileri göz içine damar çoğalmasını engelleyici ajanlar enjekte edilerek de azaltılabilir. Bu evrede tedavi hayati önemdedir. Görme noktasında ödem ve vitre kanamaları bu döneme de eşlik ederek görmeyi azaltabilir.

Sözü edilen hormonun etkisiyle oluşan yeni damarlar retinanın ve bir anlamda da gözün sonunu hazırlar. Çünkü yeni oluşan bu damarlar zayıf, salkım saçak, destek tabakadan yoksun bir yapıdadırlar ve kanamaya çok yatkındırlar.

Üstelik içlerinde sağlıklı bir damar boşluğu da yoktur; bu yüzden dokuyu yeterince besleyemezler. Bu damarların görülmeye başlanması diyabetik retinopatinin 2'nci evreye (proliferatif evre) geçtiğinin göstergesidir.

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
Bu damarlar retina damar yapısı boyunca yayılırlar, en ciddi sonuçlar görme sinirini tuttuklarında ortaya çıkar. Bu esnada retinada beslenme/oksijenlenme bozukluğu ve onu takip eden damar oluşumunu tetikleyen hormon salgılanması bu evrede de artarak devam etmektedir.
[/attention][/attention][/attention]

Yeni damarlar, yalnız gözün arka kısmında değil, ön kısmında da oluşabilirler. Bu evrede lazer tedavisi ve çeşitli göz içi enjeksiyonlar süreci durdurabilir ya da geriye çevirebilir.

GÖRME KAYBI VE ŞİDDETLİ AĞRILAR

Diyabetik retinopatinin üçüncü ve son evresi komplikasyon evresidir. Retinal beslenme bozukluğunu takip eden ve görme siniri başında, retinada ve iriste karşımıza çıkan yeni damar oluşumları bu evrenin ağır göz bulgularından sorumludur. Yeni damarlar vitre içine kanayarak birinci evredeki kadar masum olmayan görme kayıplarına yol açarlar.

Hem kanamalar, hem de anormal damar yapıları ile birlikte retina yüzeyine paralel gelişen zarlar retinada çekintilere yol açarlar. Bunlar traksiyonel retina dekolmanı adını verdiğimiz, retinanın göz cidarını içten çevreleyen normal yapısını tümden yitirdiği bir tabloyla sonlanırlar.

Bu tür dekolman cerrahi tedavi gerektirir; ancak bu cerrahinin de kendi başına riskleri ve komplikasyonları çok fazladır. Cerrahi sonrası başka ağır retinal problemler, retina dekolmanı ortadan kalksa da görmenin geri gelmesini engelleyebilir. Bu dönemin bir başka önemli bulgusu ikincil glokomlardır.

Gözün ön bölümünde gelişen damarlar, gözün içini dolduran sıvının drenajını sağlayan bölgenin bir zarla örtülmesine neden olur. Göz içi basıncı kontrolsüz biçimde artar ve tablo ağrılı, görmesini kaybetmiş bir göze doğru adım adım ilerler.

Neovasküler glokom adı da verilen bu tablo klasik glokom ilaçlarına ve cerrahi yöntemlerine cevap vermez; öncelikle retinadan yeni damar oluşumunu tetikleyen hormonun salgısı göz içi enjeksiyonlarla durdurulmalı, ardından özel bir takım cerrahi tekniklerle göz tansiyonu düşürülmelidir. Aksi halde yalnız görme kaybedilmekle kalınmaz; dayanılmaz şiddette ağrı ve kırmızı göz nedeniyle gözden vazgeçmek gerekebilir.

KONTROLLER AKSATILMAMALI

Metabolik kontrol, diyabetik retinopati gelişimini önlemenin bilinen en iyi yoludur. İnsüline ya da yeni nesil antidiyabetik ajanlara geçmekte geç kalınmamalı, kan şekeri normal sınırlarda tutulmalıdır.

Diyabetik hastaların göz kontrollerinin aksamaması hayati önemdedir; çünkü her bir evrenin tedavisi bir öncekinden daha zor ve daha kompdir. Hastayı izleyen endokrin ya da dahiliye uzmanına bu konuda büyük görev düşmektedir.

Diyabet tanısı konan her hastanın, daha önce de belirtildiği gibi diyabet süresi aslında genellikle kesin olarak bilinemediğinden, hemen bir göz hastalıkları muayenesine yönlendirilmesi uygun olur.

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Daha sonrası için, hiç bir yakınması olmayan hastalarda diyabet tanısının konmasını izleyen 10 yıl yılda bir, daha sonra 6 ayda bir rutin göz muayeneleri gereklidir. Görmede azalma, karartılar görme, ağrı gibi yakınmalar acilen göz hekimine başvurmayı gerektirir.
[/attention][/attention][/attention]

Diyabetik retinopatinin başlaması durumunda uygun kontrol sıklıkları zaten göz hekimi tarafından belirlenecektir. Takipte rutin muayene dışında renkli fundus fotoğrafı, optik koherens tomografi (OCT) ve anjiografi (FFA) kullandığımız başlıca tanısal yöntemlerdir. Tedavi içinse laser fotokoagülasyon, göz içi enjeksiyonlar ve cerrahi tedavi başlıca seçeneklerdir.

DİYABETİK KATARAKT

Diyabette retinopati dışında bazı başka göz problemleri de görülür. Bunlar arasında özel bir tip kataraktı, kırma kusurlarında ani değişikliklere bağlı görme dalgalanmalarını ve göz dışı kasların felçlerini saymak mümkündür.

Diyabetik katarakt hızlı gelişir, tip 2 diyabetlilerde genellikle 10 yıldan sonra görülür ancak tip 1 diyabette çok daha erken yıllarda izlenebilir. Rutin muayeneler esnasında saptanır ve cerrahi olarak tedavi edilir. Diyabetli hastalarda yaşlılığa bağlı katarakt ta normalden daha erken başlar ve daha hızlı ilerler.

Kırma kusurlarındaki dalgalanmalar hemen daima kan şekerinin yükselmesiyle myopinin artışı şeklinde olur. Bu nedenle diyabetli bir hasta aniden gözlükleriyle iyi göremediğini ifade etmeye başlarsa ilk akla gelecek ihtimal bu olmalıdır.

Benzer şekilde, kan şekeri regüle değilse gözlük muayenesine gidilmemelidir; aksi halde daha sonra bu camlarla iyi bir görme sağlanamayabilir.

Göz dışı kas felçleri kendilerini ani çift görmeyle gösterir; ancak bu felçlerin ayırıcı tanısında kafa içi tümörlerden anevrizmalara, embolilerden ciddi nörolojik hastalıklara kadar pek çok patoloji sayılabileceği için diyabetik hastalarda çift görme ciddiye alınmalı ve tetkik edilmelidir. Diyabetik hastaların göz yüzeyi enfeksiyonlarına daha sık yakalandıklarını ve kontakt lens komplikasyonlarının da bu grupta daha sık görüldüğünü unutmamak gerekir.

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?

Источник: https://www.ensonhaber.com/gorme-kaybinin-onemli-nedeni-diyabetik-retinopati-2014-08-29.html

Diyabetik Retinopati Tedavisi

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”
Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diabet (şeker hastalığı) olan kişilerde diabetin komplikasyonu olarak ortaya çıkabilecek olan göz problemlerine diabetik göz hastalığı denir.
Diabetik göz hastalığında görülebilecek sorunlar:

– Diabetik retinopati: Retina denilen ağ tabakasında yer alan kan damarlarında gelişen hasarlanmadır.

– Katarakt: Gözün merceğinin buğulanması ve şeffaflığını kaybetmesidir. Diabet hastalarında katarakt daha erken yaşlarda ortaya çıkar.

– Glokom: Göz içi basıncının artması ve bunun sonucunda görme sinirine zarar vererek görmeyi azaltmasıdır. Diabetli bir kişi diğer kişilerden iki kat daha fazla glokoma yakalanma riskine sahiptir.

DİABETİK RETİNOPATİ NEDİR?

Diabetik retinopati, günümüzde en önemli körlük sebeplerinin başında gelmektedir. Retina kan damarlarındaki değişiklikler sonucunda meydana gelir. Retina (ağ tabakası) ışığa duyarlı tabakadır ve görme fonksiyonu için sağlıklı olmak zorundadır.

Diabetik retinopatide farklı türde hasarlar meydana gelir. Kan damarlarının yapısı bozularak küçük baloncuklar meydana gelir ve kanamalara ve damar içindeki sıvının etraf dokulara sızmasına neden olur.

İlerleyen evrelerde ise retina üzerinde istenmeyen yeni damar tomurcukları oluşur ve ani göziçi kanamaya sebep olur.

Diabetik retinopatide ilk başlarda görme kaybı gelişmez, zamanla hastalık ilerledikçe görmede zayıflık başgösterir.

Bu yüzden görmesinde herhangi şikayeti olmayan bir diabet hastasının diabetik retinopatisi olmayacak diye bir şey yoktur, düzenli aralarla göz kontrolü gerekir.  Diabet genellikle iki gözü birden etkiler.

Diabetik retinopatinin evreleri nggbelerdir?

1- Hafif non-proliferatif diabetik retinopati: Bu erken evrede, retina damarlarında mikroanevrizma denilen baloncuklar oluşur.

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
2- Orta non-proliferatif diabetik retinopati: Retina damarlarında baloncuklar artmış ve damarlarda tıkanmalar başgöstermiştir.
[/attention][/attention][/attention]

3- Şiddetli non-proliferatif diabetik retinopati: Damar tıkanıklıkları ve kanamalar artmış, retinada oksijen eksikliği belirgin hale gelmiştir.

4- Proliferatif diabetik retinopati: Retinadaki oksijen eksikliği ve beslenememe artmış ve beyne teh sinyalleri gönderilerek retinada yeni ve sağlıksız damar oluşumu başlamıştır. Oluşan bu yeni damarlar çok narindir, her an kanamaya ve ani görme kaybına yol açabilir.

Diabetik retinopati nasıl görme kaybı yapar?

Diabetik retinopati iki yolla görme kaybı yapar:

1- Zayıflayan damarlardan sızan sıvı, makula denilen görme merkezinde toplanır ve makula ödemi denilen su toplaması oluşur. Bu durum görmeyi zaman içinde yavaş yavaş azaltır.

2- İleri evrede sağlıklı olmayan, zayıf yeni damar oluşumlarından ani kanamalar meydana gelebilir ve ani görme kaybına yol açar.

Solda, sağlıklı bir kişinin gördüğü görüntü, sağda ise ileri diabetik retinopatili bir hastanın gördüğü görüntü izlenmekte

Kimler diabetik retinopati için risk taşır?

Tip 1 ve Tip 2 diabeti olan tüm kişiler diabetik retinopati riski taşır. Her diabet hastası, yılda en az bir defa gözbebği büyültülerek ayrıntılı retina taramasından geçmelidir.

Ne kadar uzun süredir diabet hatası ise, diabetik retinopati gelişme riski o kadar artmaktadır.
Gebelik, diabeti olan kadınlar için bir diğer risktir.

Gebelik sırasında ayrıntılı retina muayenesi sıklığı artırılmalıdır.

Görmemi korumak için ne yapmalıyım?

Diabet hastalığınız varsa en az senede bir kez ayrıntılı retina mayenesi olmalısınız. Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Diabetli bir kişide görmede herhangi bir hasar olmadan yıllar içinde ileri evre diabetik retinopati gelişebilir.

Görmede şikayetiniz olsun ya da olmasın, doktorunuz size diabetik retinopati için tedavi önerebilir. Erken teşhis ve zamanında tedavi, görme kaybını büyük oranda engelleyebilir Eğer diabetik retinopati gelişmişse, daha sık aralarla retina muayenesi gerekir.

İleri (proliferative) diabetik retinopati varlığında uygun ve zamanında tedavi ile görme kaybı riski %95 oranında önlenebilmektedir.

Kan şekerinin düzene sokulması, diabetik retinopati gelişimini ve ilerlemesini büyük ölçüde engellemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Bunun dışında böbrek ve uç sinir hasarlanmasını da önlemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Diabetik Retinopatinin Belirtileri Nelerdir?

Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Hastalığın erken dönemlerinde, herhangi bir belirti yoktur, ayrıca  diabetik retinopati ağrısız bir hastalıktır. Muayene için belirti vermesini beklememek ve senede bir retina muayenesi olmak gerekir.

Makula denilen görme merkezinde makula ödemi denilen sıvı birikimi meydana gelirse görmede bulanma başlar. İleri evrede retinada istenmeyen yeni ve hastalıklı damarlanma başlarsa bu damarlar aniden kanayabilir ve görme aniden kaybedilebilir.

Kanama Varlığında Proliferatif Retinopatinin Bulguları Nelerdir?

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Ani kanama durumunda, ilk belirti olarak sıklıkla uçuşan cisimler görülür. Bir sure sonra görme tamamen kapanabilir. Uçuşan cisimler görülürse, vakit geçirmeden ayrıntılı retina muayenesinden geçmek ve gerekli tedaviyi olmak gerekir, aksi takdirde kanama şiddetlenir ve görme tamamen kapanabilir. Ani kanamaların çoğu sabaha karşı uykuda meydana gelir.
[/attention][/attention][/attention]

Bazen, tedavi olmadan da kanama kendiliğinden geçebilir ve görme yeniden açılabilir. Ancak bu yanıltıcı bir durumdur ve kanamanın tekrarlama olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden kanamanın geçmesini beklemeden doktora başvurmak gerekir.

Tedavi edilmediği takdirde, diabetik retinopati şiddetli görme kaybıyla sonuçlanır.

Aynı şekilde erken tedavi ile de görme kazanımı daha fazla olur.

Diabetik Retinopati ve Makula Ödemi Nasıl Saptanır?

Ayrıntılı bir retina muayenesi aşağıdaki testleri içerir;

  1. Görme keskinliği ölçümü: Belli bir uzaklıktan ne kadar bir görme olduğu ölçülür.
  2. Retina muayenesi: Gözbebekleri çeşitli damlalar damlatılarak büyütülür. Çeşitli mercekler kullanılarak ayrıntılı retina muayenesi yapılır.
  3. Göz tansiyonu ölçümü.
  4. Fluoresein anjiografi: Ayrıntılı retina muayenesinde, gerekli gördüğü takdirde doktorunuz fluorescein anjiografi çekilmesini önerebilir. Kol damarlarından bir boyar madde enjekte edilerek her iki gözden de ard arda retina fotoğrafları alınır. Bu sayede gözün retinasının damar yapısı hakkında bilgi edinilir. Buna göre tedavi yönlendirilir.
  5. Optik koherens tomografi: Makula ödeminin saptanmasında ve takip edilmesinde son yıllarda optik koherens tomografi (OCT) denilen bir cihaz da kullanılmaktadır. Hastaya herhangi bir girişim yapılmadan, kısa bir süre içinde makula bölgesinin gerçeğe yakın kesitleri elde edilir. Bunun için diod laser ışık ışını kullanılır. OCT bize makula ödemi hakkında ayrıntılı bilgi verir.

DİABETİK RETİNOPATİ  NASIL TEDAVİ EDİLİR? Özellikle erken evrelerde, makula ödemi yoksa tedaviye gerek yoktur. yalnızcai diabetik retinopatinin ilerlemesini önlemek için kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol değerleri kontrol altında tutulmalıdır.

Retinada istenmeyen yeni damarlar oluşmuşsa (proliferatif diabetik retinopati) tüm retinaya (görme merkezi dışında) laser tedavisi uygulanmalıdır. Bu tedavi genellikle iki ya da üç seans sürer. Göz içine kanama başlamadan bu laser tedavisi yapılmalıdır.

Şiddetli kanama varlığında laser tedavisi mümkün olmamaktadır.

Kanama çok yoğun ise, vitrektomi denilen, kanamanın cerrahi olarak temizlenmesi ameliyatı gerekli olmaktadır.

Vitrektomi ile, gözün içindeki kanama tamamen temizlenir ve aynı ameliyatta gerekli laser tedavisi uygulanır.

Makula Ödemi Nasıl Tedavi Edilir?

Diabetik makula ödemi laser ile tedavi edilir. Genellikle tek seans yeterli olmakla birlikte inatçı durumlarda birden fazla seans gerekebilir. Eğer iki gözde birden makula ödemi varsa, önce bir göz, birkaç hafta içinde diğer göz tedavi edilmelidir. Genelleyecek olursak, laser tedavisi diabetten dolayı körlük riskini %90 oranında önlemektedir.

Bununla birlikte, laser tedavisi, zaten kayıp olan görmeyi sıklıkla yerine getiremez. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Son yıllarda, özellikle diabete bağlı gelişen makula ödeminde laser dışında birtakım yeni tedaviler de kullanılmaya başlanmıştır.

Anti-VEGF denilen bu yeni ilaçlar, hastalıklı yeni damar oluşumunu önleyerek, ayrıca makula ödemine yol açan damar sızıntılarını önleyerek diabetik retinopatide belli bir iyileşme sağlamaktadır.

Gözün içine enjekte etmek suretiyle verilen bu ilaçlar, laser ile birlikte ya da tek başına kullanılabilmekte, laserlere göre belli bir görme artışına da imkan vermektedir. Ancak unutmamak gerekir ki anti-VEGF tedavisi cerrahi bir tedavidir ve göze yapılan bir iğnedir.

Dolayısıyla enfeksiyon, retinada yırtık gibi bazı riskleri de ister istemez birlikte getirir. Bu yüzden ameliyathane ortamında, son derece steril koşullarda, konunun uzmanı deneyimli hekimlerce uygulanması gereken bir tedavidir. Ayrıca hangi durumlarda yapılması gerektiği ve ne sıklıkta uygulanması gerektiği retina uzmanı hekimler tarafından karar verilmelidir.

Vitrektomi Nedir? Gözün içinde diabetik reetinopatiye bağlı kanama geliştiyse, vitrektomi ameliyatı uygulanmaktadır.

Vitrektomi, lokal ya da genel anestezi altında uygulanabilir. Anestezi şekline, hastanın ve hekimin ortak kararı ile belirlenir.

Vitrektomide, gözün duvarına küçük delikler açılır ve çok ince aletlerle bu deliklerden girilerek gözün içindeki vitreus denilen sıvı ve kanama temizlenir. Temizlenen sıvı, dengeli tuz solusyonu denilen tıbbi bir sıvı ile değiştirilir. Aynı ameliyatta sıklıkla retinanın laser tedavisi de tamamlanır.

Ameliyattan sonra ortalama bir ay boyunca koruyucu göz damlaları damlatılır.

Unutmamak gerekir ki diabet sistemik bir hastalıktır. Gözün sağlığı, başta kan şekeri olmak üzere, kol tansiyonu ve kolesterol oranları ile doğrudan orantılıdır.

[attention type=red][attention type=yellow][attention type=green]
Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Görme kaybı oluşmadan da retinada ağır hasarlar oluşur. Bu yüzden düzenli kontrol, erken teşhis, doğru tedavi çok önemlidir.
[/attention][/attention][/attention]

Diabetik retinopatinin tam tedavisi mümkün değildir. Oluşturduğu belli hasarlar kalıcıdır. Uygulanan tedaviler diabetik retinopatinin yol açtığı komplikasyonları sınırlı bir şekilde düzeltebilir. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Источник: https://www.ekolgoz.com/diyabetik-retinopati-tedavisi

Diyabetik retinopati: Nedenleri, belirtileri ve tedavileri

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diyabetik retinopati, diabetes mellitus komplikasyonlarının neden olduğu retinada hasardır.

Tedavi edilmediği takdirde durum körlüğe yol açabilir. Diyabetik retinopatiye (DR) bağlı erken körlük genellikle rutin kontroller ve altta yatan diyabetin etkin tedavisi ile önlenebilir.

Diyabetik retinopati ile ilgili hızlı gerçekler

  • Diyabete bağlı olarak retinada diyabetik retinopati (DR) kan damarı hasarıdır.
  • Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) körlüğün önde gelen nedenidir.
  • Semptomlar bulanık görme, renkleri görme güçlüğü, yüzdürücü ve hatta toplam görme kaybını içerir.
  • Diyabetli bireyler, en az bir kez DR’yi dışlamak için görüşlerini kontrol etmelidir.
  • Semptomları rahatlatabilecek, ancak diyabetin kontrol altına alındığı ve erken belirtileri yöneten retinal ameliyatlar vardır.

Diyabetik retinopati nedir?

DR, diyabetin bir komplikasyonu ve ABD’de önde gelen körlük nedenidir (ABD).

Retina, gözün arkasını örten zardır. Işığa çok hassastır.

Göze çarpan herhangi bir ışığı, beyin tarafından yorumlanabilen sinyallere dönüştürür. Bu süreç görsel görüntüler üretir ve bu, insan gözünde görme fonksiyonudur.

Diyabetik retinopati, retinal dokudaki kan damarlarına zarar verir, bu da sıvı akmasına ve görüşü bozmasına neden olur.

İki tür DR vardır:

  • Non-proliferatif diyabetik retinopati (NPDR): Bu diyabetik retinopatinin daha hafif formudur ve genellikle semptomsuzdur.
  • Proliferatif diyabetik retinopati (PDR): PDR, diyabetik retinopatinin en ileri aşamasıdır ve retinada yeni, anormal kan damarlarının oluşumuna işaret eder.

ABD’de 40 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yüzde 5,4’ü DR.

Dünya genelinde, diyabetli 285 milyon insanın üçte biri DR belirtileri gösteriyor.

belirtiler

Diyabetik retinopati genellikle erken dönemlerde hiçbir belirti göstermez.

Semptomlar belirginleştiğinde durum genellikle ileri evrede görülür. Zaman zaman, tek tespit edilebilir semptom ani ve tam bir görme kaybıdır.

Diyabetik retinopatinin belirtileri ve semptomları şunları içerebilir:

  • bulanık görüş
  • renk görme bozukluğu
  • Hastanın görüş alanında yüzen floatörler veya saydam ve renksiz lekeler ve karanlık teller
  • kişinin görüşünü engelleyen yamalar veya çizgiler
  • zayıf gece görüşü
  • ani ve toplam görme kaybı

DR genellikle her iki gözü de etkiler. Görme kaybı riskinin en aza indirgenmesi önemlidir. Diyabetli kişilerin tek yolla DR’yi engelleyebilmeleri, doktorları tarafından planlanan her göz muayenesine katılmaktır.

Komplikasyonlar

Diyabetik retinopatiyle ilişkili olası komplikasyonlar arasında şunlar vardır:

Vitröz kanama: Yeni oluşan bir kan damarı, gözü dolduran ve retinaya ulaşmasını engelleyen vitröz jele sızar. Semptomlar, görme kaybını ve ışığa duyarlılığı veya daha hafif vakalardaki yüzücüleri içerir. Retinanın hasar görmemiş olması durumunda bu komplikasyon kendini çözebilir.

Müstakil retina: Yara dokusu retinayı gözün arkasından uzağa çekebilir. Bu genellikle bireyin görme alanı, ışığın yanıp sönmesi ve şiddetli görme kaybında yüzen noktaların ortaya çıkmasına neden olur. Ayrılmış bir retinanın tedavi edilmediği takdirde toplam görme kaybı riski vardır.

Glokom: Gözdeki normal sıvı akışı yeni kan damarları oluştuğundan tıkanabilir. Tıkanma, gözdeki basıncın artmasına veya gözdeki basınca neden olarak, optik sinir hasarı ve görme kaybı riskini artırır.

Nedenleri ve risk faktörleri

Diyabet hastası olan herkes diyabetik retinopati geliştirme riski altındadır. Ancak, kişi daha büyük bir risk var:

  • kan şekeri seviyesini doğru şekilde kontrol etmez
  • yüksek tansiyonu yaşar
  • yüksek kolesterol
  • hamile
  • düzenli olarak sigara içiyor
  • uzun zamandır diyabet geçirdi

Retinayı besleyen kan damarları ağındaki hasar, diyabetik retinopatinin temel nedenidir.

Yüksek glukoz seviyeleri bu damarlara zarar verir ve kan akışını retinaya sınırlar. Kan damarları ile ilgili problemler, damar duvarında, görmeyi etkilemeden zaman zaman kan sızdıran küçük şişkinlikler kadar yumuşak olabilir.

Bununla birlikte, durumun ilerleyen aşamalarında, bu kan damarları tamamen bloke olabilir. Göz daha sonra yeni, daha az stabil kan damarları üretir. Yeni damarlar kolayca kırılır ve gözün camsı jeline sızar. Kanama, retinayı daha fazla bloke ederek bulanık ve düzensiz görmeye neden olur.

Bu kanama, zaman zaman, retinayı ve gözü ayırabilen ve ayrı bir retinaya yol açan izler oluşturur. Semptomlar geliştikçe, DR olan bir kişinin görme kaybının tam olarak görülme olasılığı artar.

Teşhis

Diyabetik retinopati genellikle vizyonda belirgin bir değişiklik olmaksızın başlar. Ancak, bir göz doktoru veya göz uzmanı, işaretleri tespit edebilir.

Diyabetli bireyler için yılda en az bir kez veya iki kez veya bir doktor tarafından önerildiğinde göz muayenesi yapılması çok önemlidir.

Diyabetik retinopatinin teşhisi için aşağıdaki yöntemler yaygın olarak kullanılmaktadır:

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
Dilate göz muayenesi
[/attention][/attention][/attention]

Doktor, hastanın gözlerine düşer. Bu damlalar öğrencileri genişletir ve doktorun gözün içini daha ayrıntılı bir şekilde görmesini sağlar.

Fotoğraflar gözün iç kısmından alınır. Göz muayenesi sırasında doktor aşağıdakilerin varlığını tespit edebilir:

  • kan damarlarında, optik sinirde veya retinada anormallikler
  • katarakt
  • göz tansiyonu veya genel görüşte değişiklikler
  • yeni kan damarları
  • retina dekolmanı
  • yara dokusu

Bu damlalar acı verebilir ve fotoğrafların parlak ışıkları, testi alan kişiyi berbat edebilir. Yüksek riskli bireylerde göz damlaları oküler basıncın artmasına neden olabilir.

Fluorescein anjiyografisi

Damlalar, öğrencileri dilate etmek için kullanılır ve hastanın kolundaki bir damar içine fluoresein adı verilen özel bir boya enjekte edilir. Boyalar gözlerden dolaştığı için resimler çekilir. Boya, kan damarları anormal ise retinaya sızabilir veya kan damarlarını boyayabilir.

Bu test hangi kan damarlarının tıkandığını, sızdıran sıvının ya da kırıldığını belirleyebilir. Herhangi bir lazer tedavisi daha sonra doğru bir şekilde yönlendirilebilir. Testten yaklaşık 24 saat sonra cilt sararma yapabilir ve boya vücuttan çıkarken koyu turuncu renkte idrar yapabilir.

Optik koherens tomografi (OCT)

Bu invaziv olmayan görüntüleme taraması, retina’nın yüksek çözünürlüklü kesit görüntülerini sunarak, kalınlığını ortaya çıkarır. Herhangi bir tedaviden sonra, tedavinin ne kadar etkili olduğunu kontrol etmek için taramalar daha sonra kullanılabilir.

OCT, ultrason testine benzer, ancak görüntü üretmek için ses yerine ışık kullanır. Tarama ayrıca optik sinir hastalıklarını da tespit edebilir.

Tedavi seçenekleri

DR tedavisi DR’nin şiddeti ve türü ve DR olan kişinin önceki tedavilere nasıl yanıt verdiği gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.

NPDR ile bir doktor müdahalede bulunmadan kişinin gözlerini yakından takip etmeye karar verebilir. Bu beklemede beklemek olarak bilinir.

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Bireylerin diyabet kontrolü için doktorlarıyla birlikte çalışması gerekecektir. İyi kan şekeri kontrolü DR’nin gelişimini önemli ölçüde yavaşlatabilir.
[/attention][/attention][/attention]

Çoğu PDR olgusunda hasta derhal cerrahi tedavi gerektirir. Aşağıdaki seçenekler kullanılabilir:

Odak lazer tedavisi veya fotokoagülasyon

Prosedür doktorun ofisinde veya göz kliniğinde yapılır. Hedeflenen lazer yanıkları anormal kan damarlarından sızıntıları kapatır. Fotokoagülasyon, kan sızıntısını durdurabilir veya yavaşlatabilir ve gözdeki sıvı birikmesini engelleyebilir.

Fokal lazer tedavisinden sonra insanlar genellikle 24 saat boyunca bulanık görme yaşayacaktır. İşlemden birkaç hafta sonra görsel alanda küçük noktalar görünebilir.

Saçılma lazer tedavisi veya pan-retinal fotokoagülasyon

Dağınık lazer yanıkları, normalde iki veya üç seans boyunca, makuladan retinanın bölgelerine uygulanır. Makula, görmenin en güçlü olduğu retinanın merkezidir.

Lazer yanıkları, küçülecek ve yaralanacak anormal yeni kan damarlarına neden olur. Çoğu hasta en iyi sonuç için iki veya üç seans gerektirir.

Bireyler, prosedürü takip eden 24 saat boyunca bulanık görüşe sahip olabilir ve gece görüşü veya periferik görme kaybı olabilir.

Vitrektomi

Bu, göz küresinin içinden vitrözün bir kısmının çıkarılmasını içerir. Cerrah, bulutlu jelin yerini temiz bir sıvı veya gazla değiştirir. Vücut sonunda gaz veya sıvıyı emecektir. Bu, çıkarılmış olan bulutlu jelin yerini alacak yeni vitrifiye yaratacaktır.

Retinada çekilebilecek vitröz ve skar dokusunda herhangi bir kan alınır. Bu prosedür genel veya lokal anestezi altında bir hastanede yapılır.

Retina da güçlendirilebilir ve küçük kelepçeler ile yerinde tutulabilir.

Ameliyattan sonra, hastanın gözlerini yavaşça kullanabilmesi için bir göz bandı takması gerekebilir, bu da vitrektomi sonrası patlayabilir.

Sökülen jelin değiştirilmesi için gaz kullanılmışsa, hasta tüm gaz vücut içine emilene kadar düzlemde hareket etmemelidir. Cerrah, hastaya bunun ne kadar süreceğini söyleyecektir. Çoğu hasta, ameliyattan birkaç hafta sonra bulanık görüşe sahip olacaktır. Normal görüşün geri gelmesi birkaç ay alabilir.

Cerrahi diyabetik retinopati için bir tedavi değildir. Bununla birlikte, semptomların ilerlemesini durdurabilir veya yavaşlatabilir. Diyabet uzun süreli bir durumdur ve tedaviye rağmen takip eden retina hasarı ve görme kaybı meydana gelebilir.

önleme

Diyabetli kişilerin çoğunluğu için DR kaçınılmaz bir sonuçtur.

Bununla birlikte, kan şekeri düzeylerini başarılı bir şekilde yöneten diyabetli hastalar, ciddi bir DR formunun başlamasının önlenmesine yardımcı olacaktır.

Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, başka bir katkı faktörüdür.

Diyabetli hastaların kan basıncını kontrol etmesi gerekir:

  • sağlıklı ve dengeli bir diyet yeme
  • düzenli egzersiz
  • sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak
  • sigara bırakma
  • kesinlikle alkol alımını kontrol etmek
  • herhangi bir antihipertansif tedbiri doktorun talimatlarına göre almak
  • Düzenli gösterimlere katılmak

Semptomların erken saptanması tedavinin etkinliğini artırır.

Christian Nordqvist tarafından yazıldı.

Источник: https://trmedbook.com/diyabetik-retinopati-nedenleri-belirtileri-ve-tedavileri/

Görme kaybının önemli nedeni diyabetik retinopati

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diyabet tanısı konulan hastaların zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurmasını öneren TOBB ETÜ Hastanesi göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Nuray Akyol, diyabetin günlük hayatı en çok etkileyen ve hastalar tarafından en çok bilinen komplikasyonlarından birinin göz tutulumu olduğunu söyledi.

Diyabette gözün görmeyle yükümlü tabakasında (retina) meydana gelen değişikliklere “Diyabetik Retinopati” adı verildiğini anlatan Prof. Dr.

Nuray Akyol, “Bu değişiklikler aslında bu katmanda yer alan damarlarda diyabete bağlı olarak gelişen bozuklukların bir sonucudur.

Diyabetik Retinopati orta ve ileri yaşta görme azlığı yapan en önemli nedenlerdendir; gelişmiş ülkelerde 3'üncü körlük nedenidir” diye konuştu.

Diyabet tanısı alan hastalara kontrollerini aksatmaması çağrısında bulunan Prof. Akyol, Diyabetik Retinopati'nin evreleri, tedavisi ve diyabetik katarakt hakkında önemli bilgiler paylaştı.

METABOLİK KONTROL ÖNEMLİ

Diyabetliler arasındaki sıklığı diyabetin süresiyle orantılı olarak artar. 5 yıldan önce retinopati gelişimi nadirdir, ancak süre yanında metabolik kontrol de son derece önemlidir.

Hb A1c'si hiç 7'nin üzerine çıkmamış bir hastada 20'nci yılda hala diyabetik retinopati başlamamış olabilir; diğer yandan Hb A1c'si 9'ların üzerinde seyreden bir hastada 3'üncü yılda başlayabilir. Aslında bir başka önemli bilinmez de tanı konduğunda diyabetin süresidir.

Rutin kontrollerini yaptırmayan bir hastada kan şekerinin ne kadar zamandır yüksek seyrettiğini, dolayısıyla diyabetin süresini kestirmek güçtür.

[attention type=red][attention type=yellow][attention type=green]
Diyabetik retinopatinin başlangıç evresinde retinadaki damarların geçirgenliği bozulur, kanın hem hücresel elemanları (kanama) hem de serum kısmı (ödem) damar dışına sızmaya başlar. Bu sızıntılar görme noktamızda olursa görmeyi bozabilir, ama uzakta olursa tamamen sessiz de kalabilir. Bu evrede ayrıca bölgesel damar duvarı zayıflıkları da görülür ve mikroanevrizma olarak adlandırılır.
[/attention][/attention][/attention]

Bu segmentlerde kolayca yırtıklar oluşabilir ve göz jeli (vitre) içine küçük hacimli kanamalar olur. Başlangıç retinapati döneminde görme azlığının en önemli nedeni merkezi görme noktamızın (makula) ödemidir. Daha az önemli nedenlerinden biri ise vitre kanamalarıdır.

Görme kaybı çoğu kez derin ve tablo dramatik olmasına karşın, ileri diyabetik retinopati göstergesi değildir ve ödem tedavi edildiğinde birkaç ayda iyileşir. Tedavi için göz içine ödem çözücü ajanlar enjekte edilir. Vitre kanamaları ise kendiliğinden ve hiç iz bırakmadan iyileşebilirler.

Tüm bu bulgular başlangıç (background) retinopati döneminin 1'inci faz (nonproliferatif) bulgularıdır; bu dönem bazen 2-3 yıl gibi kısa sürede bir sonraki döneme geçerken, metabolik kontrol iyiyse 10-15 yıl sürebilir.

GÖZÜN SONUNU HAZIRLAR

Background diyabetik retinopatinin ikinci fazı preproliferatif evredir. Bu evrede damar duvarı değişiklikleri ilerlemiş, damarlarda tıkanıklıklıklar başlamış ve retina yer yer beslenemediği için canlılığı tehdit altına girmiştir.

Bu dönemde yeterince beslenemeyen retina dokusu alarma geçer ve var olan sağlıksız damarlardan, kendisini besleyecek yeni damarlar yapılmasına yardım etmesi için bir tür yerel hormon salgılamaya başlar.

Canlılığını kaybetmiş retina alanları anjiografi ile saptanabilir ve bu aşamada laser tedavisi ile sözü edilen yerel hormonun salgılanması durdurulabilir. Bu işlem retina dokusunun canlılığını tamamen ortadan kaldıracağı için oksijen talebi azalır ve hormon salgısı da durur. Böylece yeni damar oluşumu engellenmiş olur.

Ayrıca salgılanmış olan hormonun etkileri göz içine damar çoğalmasını engelleyici ajanlar enjekte edilerek de azaltılabilir. Bu evrede tedavi hayati önemdedir. Görme noktasında ödem ve vitre kanamaları bu döneme de eşlik ederek görmeyi azaltabilir.

Sözü edilen hormonun etkisiyle oluşan yeni damarlar retinanın ve bir anlamda da gözün sonunu hazırlar. Çünkü yeni oluşan bu damarlar zayıf, salkım saçak, destek tabakadan yoksun bir yapıdadırlar ve kanamaya çok yatkındırlar.

Üstelik içlerinde sağlıklı bir damar boşluğu da yoktur; bu yüzden dokuyu yeterince besleyemezler. Bu damarların görülmeye başlanması diyabetik retinopatinin 2'nci evreye (proliferatif evre) geçtiğinin göstergesidir.

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
Bu damarlar retina damar yapısı boyunca yayılırlar, en ciddi sonuçlar görme sinirini tuttuklarında ortaya çıkar. Bu esnada retinada beslenme/oksijenlenme bozukluğu ve onu takip eden damar oluşumunu tetikleyen hormon salgılanması bu evrede de artarak devam etmektedir.
[/attention][/attention][/attention]

Yeni damarlar, yalnız gözün arka kısmında değil, ön kısmında da oluşabilirler. Bu evrede lazer tedavisi ve çeşitli göz içi enjeksiyonlar süreci durdurabilir ya da geriye çevirebilir.

GÖRME KAYBI VE ŞİDDETLİ AĞRILAR

Diyabetik retinopatinin üçüncü ve son evresi komplikasyon evresidir. Retinal beslenme bozukluğunu takip eden ve görme siniri başında, retinada ve iriste karşımıza çıkan yeni damar oluşumları bu evrenin ağır göz bulgularından sorumludur. Yeni damarlar vitre içine kanayarak birinci evredeki kadar masum olmayan görme kayıplarına yol açarlar.

Hem kanamalar, hem de anormal damar yapıları ile birlikte retina yüzeyine paralel gelişen zarlar retinada çekintilere yol açarlar. Bunlar traksiyonel retina dekolmanı adını verdiğimiz, retinanın göz cidarını içten çevreleyen normal yapısını tümden yitirdiği bir tabloyla sonlanırlar.

Bu tür dekolman cerrahi tedavi gerektirir; ancak bu cerrahinin de kendi başına riskleri ve komplikasyonları çok fazladır. Cerrahi sonrası başka ağır retinal problemler, retina dekolmanı ortadan kalksa da görmenin geri gelmesini engelleyebilir. Bu dönemin bir başka önemli bulgusu ikincil glokomlardır.

Gözün ön bölümünde gelişen damarlar, gözün içini dolduran sıvının drenajını sağlayan bölgenin bir zarla örtülmesine neden olur. Göz içi basıncı kontrolsüz biçimde artar ve tablo ağrılı, görmesini kaybetmiş bir göze doğru adım adım ilerler.

Neovasküler glokom adı da verilen bu tablo klasik glokom ilaçlarına ve cerrahi yöntemlerine cevap vermez; öncelikle retinadan yeni damar oluşumunu tetikleyen hormonun salgısı göz içi enjeksiyonlarla durdurulmalı, ardından özel bir takım cerrahi tekniklerle göz tansiyonu düşürülmelidir. Aksi halde yalnız görme kaybedilmekle kalınmaz; dayanılmaz şiddette ağrı ve kırmızı göz nedeniyle gözden vazgeçmek gerekebilir.

KONTROLLER AKSATILMAMALI

Metabolik kontrol, diyabetik retinopati gelişimini önlemenin bilinen en iyi yoludur. İnsüline ya da yeni nesil antidiyabetik ajanlara geçmekte geç kalınmamalı, kan şekeri normal sınırlarda tutulmalıdır.

Diyabetik hastaların göz kontrollerinin aksamaması hayati önemdedir; çünkü her bir evrenin tedavisi bir öncekinden daha zor ve daha kompdir. Hastayı izleyen endokrin ya da dahiliye uzmanına bu konuda büyük görev düşmektedir.

Diyabet tanısı konan her hastanın, daha önce de belirtildiği gibi diyabet süresi aslında genellikle kesin olarak bilinemediğinden, hemen bir göz hastalıkları muayenesine yönlendirilmesi uygun olur.

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Daha sonrası için, hiç bir yakınması olmayan hastalarda diyabet tanısının konmasını izleyen 10 yıl yılda bir, daha sonra 6 ayda bir rutin göz muayeneleri gereklidir. Görmede azalma, karartılar görme, ağrı gibi yakınmalar acilen göz hekimine başvurmayı gerektirir.
[/attention][/attention][/attention]

Diyabetik retinopatinin başlaması durumunda uygun kontrol sıklıkları zaten göz hekimi tarafından belirlenecektir. Takipte rutin muayene dışında renkli fundus fotoğrafı, optik koherens tomografi (OCT) ve anjiografi (FFA) kullandığımız başlıca tanısal yöntemlerdir. Tedavi içinse laser fotokoagülasyon, göz içi enjeksiyonlar ve cerrahi tedavi başlıca seçeneklerdir.

DİYABETİK KATARAKT

Diyabette retinopati dışında bazı başka göz problemleri de görülür. Bunlar arasında özel bir tip kataraktı, kırma kusurlarında ani değişikliklere bağlı görme dalgalanmalarını ve göz dışı kasların felçlerini saymak mümkündür.

Diyabetik katarakt hızlı gelişir, tip 2 diyabetlilerde genellikle 10 yıldan sonra görülür ancak tip 1 diyabette çok daha erken yıllarda izlenebilir. Rutin muayeneler esnasında saptanır ve cerrahi olarak tedavi edilir. Diyabetli hastalarda yaşlılığa bağlı katarakt ta normalden daha erken başlar ve daha hızlı ilerler.

Kırma kusurlarındaki dalgalanmalar hemen daima kan şekerinin yükselmesiyle myopinin artışı şeklinde olur. Bu nedenle diyabetli bir hasta aniden gözlükleriyle iyi göremediğini ifade etmeye başlarsa ilk akla gelecek ihtimal bu olmalıdır.

Benzer şekilde, kan şekeri regüle değilse gözlük muayenesine gidilmemelidir; aksi halde daha sonra bu camlarla iyi bir görme sağlanamayabilir.

Göz dışı kas felçleri kendilerini ani çift görmeyle gösterir; ancak bu felçlerin ayırıcı tanısında kafa içi tümörlerden anevrizmalara, embolilerden ciddi nörolojik hastalıklara kadar pek çok patoloji sayılabileceği için diyabetik hastalarda çift görme ciddiye alınmalı ve tetkik edilmelidir. Diyabetik hastaların göz yüzeyi enfeksiyonlarına daha sık yakalandıklarını ve kontakt lens komplikasyonlarının da bu grupta daha sık görüldüğünü unutmamak gerekir.

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?

Источник: https://www.ensonhaber.com/gorme-kaybinin-onemli-nedeni-diyabetik-retinopati-2014-08-29.html

Diyabetik Retinopati Tedavisi

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”
Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diabet (şeker hastalığı) olan kişilerde diabetin komplikasyonu olarak ortaya çıkabilecek olan göz problemlerine diabetik göz hastalığı denir.
Diabetik göz hastalığında görülebilecek sorunlar:

– Diabetik retinopati: Retina denilen ağ tabakasında yer alan kan damarlarında gelişen hasarlanmadır.

– Katarakt: Gözün merceğinin buğulanması ve şeffaflığını kaybetmesidir. Diabet hastalarında katarakt daha erken yaşlarda ortaya çıkar.

– Glokom: Göz içi basıncının artması ve bunun sonucunda görme sinirine zarar vererek görmeyi azaltmasıdır. Diabetli bir kişi diğer kişilerden iki kat daha fazla glokoma yakalanma riskine sahiptir.

DİABETİK RETİNOPATİ NEDİR?

Diabetik retinopati, günümüzde en önemli körlük sebeplerinin başında gelmektedir. Retina kan damarlarındaki değişiklikler sonucunda meydana gelir. Retina (ağ tabakası) ışığa duyarlı tabakadır ve görme fonksiyonu için sağlıklı olmak zorundadır.

Diabetik retinopatide farklı türde hasarlar meydana gelir. Kan damarlarının yapısı bozularak küçük baloncuklar meydana gelir ve kanamalara ve damar içindeki sıvının etraf dokulara sızmasına neden olur.

İlerleyen evrelerde ise retina üzerinde istenmeyen yeni damar tomurcukları oluşur ve ani göziçi kanamaya sebep olur.

Diabetik retinopatide ilk başlarda görme kaybı gelişmez, zamanla hastalık ilerledikçe görmede zayıflık başgösterir.

Bu yüzden görmesinde herhangi şikayeti olmayan bir diabet hastasının diabetik retinopatisi olmayacak diye bir şey yoktur, düzenli aralarla göz kontrolü gerekir.  Diabet genellikle iki gözü birden etkiler.

Diabetik retinopatinin evreleri nggbelerdir?

1- Hafif non-proliferatif diabetik retinopati: Bu erken evrede, retina damarlarında mikroanevrizma denilen baloncuklar oluşur.

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
2- Orta non-proliferatif diabetik retinopati: Retina damarlarında baloncuklar artmış ve damarlarda tıkanmalar başgöstermiştir.
[/attention][/attention][/attention]

3- Şiddetli non-proliferatif diabetik retinopati: Damar tıkanıklıkları ve kanamalar artmış, retinada oksijen eksikliği belirgin hale gelmiştir.

4- Proliferatif diabetik retinopati: Retinadaki oksijen eksikliği ve beslenememe artmış ve beyne teh sinyalleri gönderilerek retinada yeni ve sağlıksız damar oluşumu başlamıştır. Oluşan bu yeni damarlar çok narindir, her an kanamaya ve ani görme kaybına yol açabilir.

Diabetik retinopati nasıl görme kaybı yapar?

Diabetik retinopati iki yolla görme kaybı yapar:

1- Zayıflayan damarlardan sızan sıvı, makula denilen görme merkezinde toplanır ve makula ödemi denilen su toplaması oluşur. Bu durum görmeyi zaman içinde yavaş yavaş azaltır.

2- İleri evrede sağlıklı olmayan, zayıf yeni damar oluşumlarından ani kanamalar meydana gelebilir ve ani görme kaybına yol açar.

Solda, sağlıklı bir kişinin gördüğü görüntü, sağda ise ileri diabetik retinopatili bir hastanın gördüğü görüntü izlenmekte

Kimler diabetik retinopati için risk taşır?

Tip 1 ve Tip 2 diabeti olan tüm kişiler diabetik retinopati riski taşır. Her diabet hastası, yılda en az bir defa gözbebği büyültülerek ayrıntılı retina taramasından geçmelidir.

Ne kadar uzun süredir diabet hatası ise, diabetik retinopati gelişme riski o kadar artmaktadır.
Gebelik, diabeti olan kadınlar için bir diğer risktir.

Gebelik sırasında ayrıntılı retina muayenesi sıklığı artırılmalıdır.

Görmemi korumak için ne yapmalıyım?

Diabet hastalığınız varsa en az senede bir kez ayrıntılı retina mayenesi olmalısınız. Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Diabetli bir kişide görmede herhangi bir hasar olmadan yıllar içinde ileri evre diabetik retinopati gelişebilir.

Görmede şikayetiniz olsun ya da olmasın, doktorunuz size diabetik retinopati için tedavi önerebilir. Erken teşhis ve zamanında tedavi, görme kaybını büyük oranda engelleyebilir Eğer diabetik retinopati gelişmişse, daha sık aralarla retina muayenesi gerekir.

İleri (proliferative) diabetik retinopati varlığında uygun ve zamanında tedavi ile görme kaybı riski %95 oranında önlenebilmektedir.

Kan şekerinin düzene sokulması, diabetik retinopati gelişimini ve ilerlemesini büyük ölçüde engellemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Bunun dışında böbrek ve uç sinir hasarlanmasını da önlemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Diabetik Retinopatinin Belirtileri Nelerdir?

Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Hastalığın erken dönemlerinde, herhangi bir belirti yoktur, ayrıca  diabetik retinopati ağrısız bir hastalıktır. Muayene için belirti vermesini beklememek ve senede bir retina muayenesi olmak gerekir.

Makula denilen görme merkezinde makula ödemi denilen sıvı birikimi meydana gelirse görmede bulanma başlar. İleri evrede retinada istenmeyen yeni ve hastalıklı damarlanma başlarsa bu damarlar aniden kanayabilir ve görme aniden kaybedilebilir.

Kanama Varlığında Proliferatif Retinopatinin Bulguları Nelerdir?

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Ani kanama durumunda, ilk belirti olarak sıklıkla uçuşan cisimler görülür. Bir sure sonra görme tamamen kapanabilir. Uçuşan cisimler görülürse, vakit geçirmeden ayrıntılı retina muayenesinden geçmek ve gerekli tedaviyi olmak gerekir, aksi takdirde kanama şiddetlenir ve görme tamamen kapanabilir. Ani kanamaların çoğu sabaha karşı uykuda meydana gelir.
[/attention][/attention][/attention]

Bazen, tedavi olmadan da kanama kendiliğinden geçebilir ve görme yeniden açılabilir. Ancak bu yanıltıcı bir durumdur ve kanamanın tekrarlama olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden kanamanın geçmesini beklemeden doktora başvurmak gerekir.

Tedavi edilmediği takdirde, diabetik retinopati şiddetli görme kaybıyla sonuçlanır.

Aynı şekilde erken tedavi ile de görme kazanımı daha fazla olur.

Diabetik Retinopati ve Makula Ödemi Nasıl Saptanır?

Ayrıntılı bir retina muayenesi aşağıdaki testleri içerir;

  1. Görme keskinliği ölçümü: Belli bir uzaklıktan ne kadar bir görme olduğu ölçülür.
  2. Retina muayenesi: Gözbebekleri çeşitli damlalar damlatılarak büyütülür. Çeşitli mercekler kullanılarak ayrıntılı retina muayenesi yapılır.
  3. Göz tansiyonu ölçümü.
  4. Fluoresein anjiografi: Ayrıntılı retina muayenesinde, gerekli gördüğü takdirde doktorunuz fluorescein anjiografi çekilmesini önerebilir. Kol damarlarından bir boyar madde enjekte edilerek her iki gözden de ard arda retina fotoğrafları alınır. Bu sayede gözün retinasının damar yapısı hakkında bilgi edinilir. Buna göre tedavi yönlendirilir.
  5. Optik koherens tomografi: Makula ödeminin saptanmasında ve takip edilmesinde son yıllarda optik koherens tomografi (OCT) denilen bir cihaz da kullanılmaktadır. Hastaya herhangi bir girişim yapılmadan, kısa bir süre içinde makula bölgesinin gerçeğe yakın kesitleri elde edilir. Bunun için diod laser ışık ışını kullanılır. OCT bize makula ödemi hakkında ayrıntılı bilgi verir.

DİABETİK RETİNOPATİ  NASIL TEDAVİ EDİLİR? Özellikle erken evrelerde, makula ödemi yoksa tedaviye gerek yoktur. yalnızcai diabetik retinopatinin ilerlemesini önlemek için kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol değerleri kontrol altında tutulmalıdır.

Retinada istenmeyen yeni damarlar oluşmuşsa (proliferatif diabetik retinopati) tüm retinaya (görme merkezi dışında) laser tedavisi uygulanmalıdır. Bu tedavi genellikle iki ya da üç seans sürer. Göz içine kanama başlamadan bu laser tedavisi yapılmalıdır.

Şiddetli kanama varlığında laser tedavisi mümkün olmamaktadır.

Kanama çok yoğun ise, vitrektomi denilen, kanamanın cerrahi olarak temizlenmesi ameliyatı gerekli olmaktadır.

Vitrektomi ile, gözün içindeki kanama tamamen temizlenir ve aynı ameliyatta gerekli laser tedavisi uygulanır.

Makula Ödemi Nasıl Tedavi Edilir?

Diabetik makula ödemi laser ile tedavi edilir. Genellikle tek seans yeterli olmakla birlikte inatçı durumlarda birden fazla seans gerekebilir. Eğer iki gözde birden makula ödemi varsa, önce bir göz, birkaç hafta içinde diğer göz tedavi edilmelidir. Genelleyecek olursak, laser tedavisi diabetten dolayı körlük riskini %90 oranında önlemektedir.

Bununla birlikte, laser tedavisi, zaten kayıp olan görmeyi sıklıkla yerine getiremez. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Son yıllarda, özellikle diabete bağlı gelişen makula ödeminde laser dışında birtakım yeni tedaviler de kullanılmaya başlanmıştır.

Anti-VEGF denilen bu yeni ilaçlar, hastalıklı yeni damar oluşumunu önleyerek, ayrıca makula ödemine yol açan damar sızıntılarını önleyerek diabetik retinopatide belli bir iyileşme sağlamaktadır.

Gözün içine enjekte etmek suretiyle verilen bu ilaçlar, laser ile birlikte ya da tek başına kullanılabilmekte, laserlere göre belli bir görme artışına da imkan vermektedir. Ancak unutmamak gerekir ki anti-VEGF tedavisi cerrahi bir tedavidir ve göze yapılan bir iğnedir.

Dolayısıyla enfeksiyon, retinada yırtık gibi bazı riskleri de ister istemez birlikte getirir. Bu yüzden ameliyathane ortamında, son derece steril koşullarda, konunun uzmanı deneyimli hekimlerce uygulanması gereken bir tedavidir. Ayrıca hangi durumlarda yapılması gerektiği ve ne sıklıkta uygulanması gerektiği retina uzmanı hekimler tarafından karar verilmelidir.

Vitrektomi Nedir? Gözün içinde diabetik reetinopatiye bağlı kanama geliştiyse, vitrektomi ameliyatı uygulanmaktadır.

Vitrektomi, lokal ya da genel anestezi altında uygulanabilir. Anestezi şekline, hastanın ve hekimin ortak kararı ile belirlenir.

Vitrektomide, gözün duvarına küçük delikler açılır ve çok ince aletlerle bu deliklerden girilerek gözün içindeki vitreus denilen sıvı ve kanama temizlenir. Temizlenen sıvı, dengeli tuz solusyonu denilen tıbbi bir sıvı ile değiştirilir. Aynı ameliyatta sıklıkla retinanın laser tedavisi de tamamlanır.

Ameliyattan sonra ortalama bir ay boyunca koruyucu göz damlaları damlatılır.

Unutmamak gerekir ki diabet sistemik bir hastalıktır. Gözün sağlığı, başta kan şekeri olmak üzere, kol tansiyonu ve kolesterol oranları ile doğrudan orantılıdır.

[attention type=red][attention type=yellow][attention type=green]
Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Görme kaybı oluşmadan da retinada ağır hasarlar oluşur. Bu yüzden düzenli kontrol, erken teşhis, doğru tedavi çok önemlidir.
[/attention][/attention][/attention]

Diabetik retinopatinin tam tedavisi mümkün değildir. Oluşturduğu belli hasarlar kalıcıdır. Uygulanan tedaviler diabetik retinopatinin yol açtığı komplikasyonları sınırlı bir şekilde düzeltebilir. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Источник: https://www.ekolgoz.com/diyabetik-retinopati-tedavisi

Diyabetik retinopati: Nedenleri, belirtileri ve tedavileri

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diyabetik retinopati, diabetes mellitus komplikasyonlarının neden olduğu retinada hasardır.

Tedavi edilmediği takdirde durum körlüğe yol açabilir. Diyabetik retinopatiye (DR) bağlı erken körlük genellikle rutin kontroller ve altta yatan diyabetin etkin tedavisi ile önlenebilir.

Diyabetik retinopati ile ilgili hızlı gerçekler

  • Diyabete bağlı olarak retinada diyabetik retinopati (DR) kan damarı hasarıdır.
  • Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) körlüğün önde gelen nedenidir.
  • Semptomlar bulanık görme, renkleri görme güçlüğü, yüzdürücü ve hatta toplam görme kaybını içerir.
  • Diyabetli bireyler, en az bir kez DR’yi dışlamak için görüşlerini kontrol etmelidir.
  • Semptomları rahatlatabilecek, ancak diyabetin kontrol altına alındığı ve erken belirtileri yöneten retinal ameliyatlar vardır.

Diyabetik retinopati nedir?

DR, diyabetin bir komplikasyonu ve ABD’de önde gelen körlük nedenidir (ABD).

Retina, gözün arkasını örten zardır. Işığa çok hassastır.

Göze çarpan herhangi bir ışığı, beyin tarafından yorumlanabilen sinyallere dönüştürür. Bu süreç görsel görüntüler üretir ve bu, insan gözünde görme fonksiyonudur.

Diyabetik retinopati, retinal dokudaki kan damarlarına zarar verir, bu da sıvı akmasına ve görüşü bozmasına neden olur.

İki tür DR vardır:

  • Non-proliferatif diyabetik retinopati (NPDR): Bu diyabetik retinopatinin daha hafif formudur ve genellikle semptomsuzdur.
  • Proliferatif diyabetik retinopati (PDR): PDR, diyabetik retinopatinin en ileri aşamasıdır ve retinada yeni, anormal kan damarlarının oluşumuna işaret eder.

ABD’de 40 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yüzde 5,4’ü DR.

Dünya genelinde, diyabetli 285 milyon insanın üçte biri DR belirtileri gösteriyor.

belirtiler

Diyabetik retinopati genellikle erken dönemlerde hiçbir belirti göstermez.

Semptomlar belirginleştiğinde durum genellikle ileri evrede görülür. Zaman zaman, tek tespit edilebilir semptom ani ve tam bir görme kaybıdır.

Diyabetik retinopatinin belirtileri ve semptomları şunları içerebilir:

  • bulanık görüş
  • renk görme bozukluğu
  • Hastanın görüş alanında yüzen floatörler veya saydam ve renksiz lekeler ve karanlık teller
  • kişinin görüşünü engelleyen yamalar veya çizgiler
  • zayıf gece görüşü
  • ani ve toplam görme kaybı

DR genellikle her iki gözü de etkiler. Görme kaybı riskinin en aza indirgenmesi önemlidir. Diyabetli kişilerin tek yolla DR’yi engelleyebilmeleri, doktorları tarafından planlanan her göz muayenesine katılmaktır.

Komplikasyonlar

Diyabetik retinopatiyle ilişkili olası komplikasyonlar arasında şunlar vardır:

Vitröz kanama: Yeni oluşan bir kan damarı, gözü dolduran ve retinaya ulaşmasını engelleyen vitröz jele sızar. Semptomlar, görme kaybını ve ışığa duyarlılığı veya daha hafif vakalardaki yüzücüleri içerir. Retinanın hasar görmemiş olması durumunda bu komplikasyon kendini çözebilir.

Müstakil retina: Yara dokusu retinayı gözün arkasından uzağa çekebilir. Bu genellikle bireyin görme alanı, ışığın yanıp sönmesi ve şiddetli görme kaybında yüzen noktaların ortaya çıkmasına neden olur. Ayrılmış bir retinanın tedavi edilmediği takdirde toplam görme kaybı riski vardır.

Glokom: Gözdeki normal sıvı akışı yeni kan damarları oluştuğundan tıkanabilir. Tıkanma, gözdeki basıncın artmasına veya gözdeki basınca neden olarak, optik sinir hasarı ve görme kaybı riskini artırır.

Nedenleri ve risk faktörleri

Diyabet hastası olan herkes diyabetik retinopati geliştirme riski altındadır. Ancak, kişi daha büyük bir risk var:

  • kan şekeri seviyesini doğru şekilde kontrol etmez
  • yüksek tansiyonu yaşar
  • yüksek kolesterol
  • hamile
  • düzenli olarak sigara içiyor
  • uzun zamandır diyabet geçirdi

Retinayı besleyen kan damarları ağındaki hasar, diyabetik retinopatinin temel nedenidir.

Yüksek glukoz seviyeleri bu damarlara zarar verir ve kan akışını retinaya sınırlar. Kan damarları ile ilgili problemler, damar duvarında, görmeyi etkilemeden zaman zaman kan sızdıran küçük şişkinlikler kadar yumuşak olabilir.

Bununla birlikte, durumun ilerleyen aşamalarında, bu kan damarları tamamen bloke olabilir. Göz daha sonra yeni, daha az stabil kan damarları üretir. Yeni damarlar kolayca kırılır ve gözün camsı jeline sızar. Kanama, retinayı daha fazla bloke ederek bulanık ve düzensiz görmeye neden olur.

Bu kanama, zaman zaman, retinayı ve gözü ayırabilen ve ayrı bir retinaya yol açan izler oluşturur. Semptomlar geliştikçe, DR olan bir kişinin görme kaybının tam olarak görülme olasılığı artar.

Teşhis

Diyabetik retinopati genellikle vizyonda belirgin bir değişiklik olmaksızın başlar. Ancak, bir göz doktoru veya göz uzmanı, işaretleri tespit edebilir.

Diyabetli bireyler için yılda en az bir kez veya iki kez veya bir doktor tarafından önerildiğinde göz muayenesi yapılması çok önemlidir.

Diyabetik retinopatinin teşhisi için aşağıdaki yöntemler yaygın olarak kullanılmaktadır:

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
Dilate göz muayenesi
[/attention][/attention][/attention]

Doktor, hastanın gözlerine düşer. Bu damlalar öğrencileri genişletir ve doktorun gözün içini daha ayrıntılı bir şekilde görmesini sağlar.

Fotoğraflar gözün iç kısmından alınır. Göz muayenesi sırasında doktor aşağıdakilerin varlığını tespit edebilir:

  • kan damarlarında, optik sinirde veya retinada anormallikler
  • katarakt
  • göz tansiyonu veya genel görüşte değişiklikler
  • yeni kan damarları
  • retina dekolmanı
  • yara dokusu

Bu damlalar acı verebilir ve fotoğrafların parlak ışıkları, testi alan kişiyi berbat edebilir. Yüksek riskli bireylerde göz damlaları oküler basıncın artmasına neden olabilir.

Fluorescein anjiyografisi

Damlalar, öğrencileri dilate etmek için kullanılır ve hastanın kolundaki bir damar içine fluoresein adı verilen özel bir boya enjekte edilir. Boyalar gözlerden dolaştığı için resimler çekilir. Boya, kan damarları anormal ise retinaya sızabilir veya kan damarlarını boyayabilir.

Bu test hangi kan damarlarının tıkandığını, sızdıran sıvının ya da kırıldığını belirleyebilir. Herhangi bir lazer tedavisi daha sonra doğru bir şekilde yönlendirilebilir. Testten yaklaşık 24 saat sonra cilt sararma yapabilir ve boya vücuttan çıkarken koyu turuncu renkte idrar yapabilir.

Optik koherens tomografi (OCT)

Bu invaziv olmayan görüntüleme taraması, retina’nın yüksek çözünürlüklü kesit görüntülerini sunarak, kalınlığını ortaya çıkarır. Herhangi bir tedaviden sonra, tedavinin ne kadar etkili olduğunu kontrol etmek için taramalar daha sonra kullanılabilir.

OCT, ultrason testine benzer, ancak görüntü üretmek için ses yerine ışık kullanır. Tarama ayrıca optik sinir hastalıklarını da tespit edebilir.

Tedavi seçenekleri

DR tedavisi DR’nin şiddeti ve türü ve DR olan kişinin önceki tedavilere nasıl yanıt verdiği gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.

NPDR ile bir doktor müdahalede bulunmadan kişinin gözlerini yakından takip etmeye karar verebilir. Bu beklemede beklemek olarak bilinir.

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Bireylerin diyabet kontrolü için doktorlarıyla birlikte çalışması gerekecektir. İyi kan şekeri kontrolü DR’nin gelişimini önemli ölçüde yavaşlatabilir.
[/attention][/attention][/attention]

Çoğu PDR olgusunda hasta derhal cerrahi tedavi gerektirir. Aşağıdaki seçenekler kullanılabilir:

Odak lazer tedavisi veya fotokoagülasyon

Prosedür doktorun ofisinde veya göz kliniğinde yapılır. Hedeflenen lazer yanıkları anormal kan damarlarından sızıntıları kapatır. Fotokoagülasyon, kan sızıntısını durdurabilir veya yavaşlatabilir ve gözdeki sıvı birikmesini engelleyebilir.

Fokal lazer tedavisinden sonra insanlar genellikle 24 saat boyunca bulanık görme yaşayacaktır. İşlemden birkaç hafta sonra görsel alanda küçük noktalar görünebilir.

Saçılma lazer tedavisi veya pan-retinal fotokoagülasyon

Dağınık lazer yanıkları, normalde iki veya üç seans boyunca, makuladan retinanın bölgelerine uygulanır. Makula, görmenin en güçlü olduğu retinanın merkezidir.

Lazer yanıkları, küçülecek ve yaralanacak anormal yeni kan damarlarına neden olur. Çoğu hasta en iyi sonuç için iki veya üç seans gerektirir.

Bireyler, prosedürü takip eden 24 saat boyunca bulanık görüşe sahip olabilir ve gece görüşü veya periferik görme kaybı olabilir.

Vitrektomi

Bu, göz küresinin içinden vitrözün bir kısmının çıkarılmasını içerir. Cerrah, bulutlu jelin yerini temiz bir sıvı veya gazla değiştirir. Vücut sonunda gaz veya sıvıyı emecektir. Bu, çıkarılmış olan bulutlu jelin yerini alacak yeni vitrifiye yaratacaktır.

Retinada çekilebilecek vitröz ve skar dokusunda herhangi bir kan alınır. Bu prosedür genel veya lokal anestezi altında bir hastanede yapılır.

Retina da güçlendirilebilir ve küçük kelepçeler ile yerinde tutulabilir.

Ameliyattan sonra, hastanın gözlerini yavaşça kullanabilmesi için bir göz bandı takması gerekebilir, bu da vitrektomi sonrası patlayabilir.

Sökülen jelin değiştirilmesi için gaz kullanılmışsa, hasta tüm gaz vücut içine emilene kadar düzlemde hareket etmemelidir. Cerrah, hastaya bunun ne kadar süreceğini söyleyecektir. Çoğu hasta, ameliyattan birkaç hafta sonra bulanık görüşe sahip olacaktır. Normal görüşün geri gelmesi birkaç ay alabilir.

Cerrahi diyabetik retinopati için bir tedavi değildir. Bununla birlikte, semptomların ilerlemesini durdurabilir veya yavaşlatabilir. Diyabet uzun süreli bir durumdur ve tedaviye rağmen takip eden retina hasarı ve görme kaybı meydana gelebilir.

önleme

Diyabetli kişilerin çoğunluğu için DR kaçınılmaz bir sonuçtur.

Bununla birlikte, kan şekeri düzeylerini başarılı bir şekilde yöneten diyabetli hastalar, ciddi bir DR formunun başlamasının önlenmesine yardımcı olacaktır.

Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, başka bir katkı faktörüdür.

Diyabetli hastaların kan basıncını kontrol etmesi gerekir:

  • sağlıklı ve dengeli bir diyet yeme
  • düzenli egzersiz
  • sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak
  • sigara bırakma
  • kesinlikle alkol alımını kontrol etmek
  • herhangi bir antihipertansif tedbiri doktorun talimatlarına göre almak
  • Düzenli gösterimlere katılmak

Semptomların erken saptanması tedavinin etkinliğini artırır.

Christian Nordqvist tarafından yazıldı.

Источник: https://trmedbook.com/diyabetik-retinopati-nedenleri-belirtileri-ve-tedavileri/

Görme kaybının önemli nedeni diyabetik retinopati

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diyabet tanısı konulan hastaların zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurmasını öneren TOBB ETÜ Hastanesi göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Nuray Akyol, diyabetin günlük hayatı en çok etkileyen ve hastalar tarafından en çok bilinen komplikasyonlarından birinin göz tutulumu olduğunu söyledi.

Diyabette gözün görmeyle yükümlü tabakasında (retina) meydana gelen değişikliklere “Diyabetik Retinopati” adı verildiğini anlatan Prof. Dr.

Nuray Akyol, “Bu değişiklikler aslında bu katmanda yer alan damarlarda diyabete bağlı olarak gelişen bozuklukların bir sonucudur.

Diyabetik Retinopati orta ve ileri yaşta görme azlığı yapan en önemli nedenlerdendir; gelişmiş ülkelerde 3'üncü körlük nedenidir” diye konuştu.

Diyabet tanısı alan hastalara kontrollerini aksatmaması çağrısında bulunan Prof. Akyol, Diyabetik Retinopati'nin evreleri, tedavisi ve diyabetik katarakt hakkında önemli bilgiler paylaştı.

METABOLİK KONTROL ÖNEMLİ

Diyabetliler arasındaki sıklığı diyabetin süresiyle orantılı olarak artar. 5 yıldan önce retinopati gelişimi nadirdir, ancak süre yanında metabolik kontrol de son derece önemlidir.

Hb A1c'si hiç 7'nin üzerine çıkmamış bir hastada 20'nci yılda hala diyabetik retinopati başlamamış olabilir; diğer yandan Hb A1c'si 9'ların üzerinde seyreden bir hastada 3'üncü yılda başlayabilir. Aslında bir başka önemli bilinmez de tanı konduğunda diyabetin süresidir.

Rutin kontrollerini yaptırmayan bir hastada kan şekerinin ne kadar zamandır yüksek seyrettiğini, dolayısıyla diyabetin süresini kestirmek güçtür.

[attention type=red][attention type=yellow][attention type=green]
Diyabetik retinopatinin başlangıç evresinde retinadaki damarların geçirgenliği bozulur, kanın hem hücresel elemanları (kanama) hem de serum kısmı (ödem) damar dışına sızmaya başlar. Bu sızıntılar görme noktamızda olursa görmeyi bozabilir, ama uzakta olursa tamamen sessiz de kalabilir. Bu evrede ayrıca bölgesel damar duvarı zayıflıkları da görülür ve mikroanevrizma olarak adlandırılır.
[/attention][/attention][/attention]

Bu segmentlerde kolayca yırtıklar oluşabilir ve göz jeli (vitre) içine küçük hacimli kanamalar olur. Başlangıç retinapati döneminde görme azlığının en önemli nedeni merkezi görme noktamızın (makula) ödemidir. Daha az önemli nedenlerinden biri ise vitre kanamalarıdır.

Görme kaybı çoğu kez derin ve tablo dramatik olmasına karşın, ileri diyabetik retinopati göstergesi değildir ve ödem tedavi edildiğinde birkaç ayda iyileşir. Tedavi için göz içine ödem çözücü ajanlar enjekte edilir. Vitre kanamaları ise kendiliğinden ve hiç iz bırakmadan iyileşebilirler.

Tüm bu bulgular başlangıç (background) retinopati döneminin 1'inci faz (nonproliferatif) bulgularıdır; bu dönem bazen 2-3 yıl gibi kısa sürede bir sonraki döneme geçerken, metabolik kontrol iyiyse 10-15 yıl sürebilir.

GÖZÜN SONUNU HAZIRLAR

Background diyabetik retinopatinin ikinci fazı preproliferatif evredir. Bu evrede damar duvarı değişiklikleri ilerlemiş, damarlarda tıkanıklıklıklar başlamış ve retina yer yer beslenemediği için canlılığı tehdit altına girmiştir.

Bu dönemde yeterince beslenemeyen retina dokusu alarma geçer ve var olan sağlıksız damarlardan, kendisini besleyecek yeni damarlar yapılmasına yardım etmesi için bir tür yerel hormon salgılamaya başlar.

Canlılığını kaybetmiş retina alanları anjiografi ile saptanabilir ve bu aşamada laser tedavisi ile sözü edilen yerel hormonun salgılanması durdurulabilir. Bu işlem retina dokusunun canlılığını tamamen ortadan kaldıracağı için oksijen talebi azalır ve hormon salgısı da durur. Böylece yeni damar oluşumu engellenmiş olur.

Ayrıca salgılanmış olan hormonun etkileri göz içine damar çoğalmasını engelleyici ajanlar enjekte edilerek de azaltılabilir. Bu evrede tedavi hayati önemdedir. Görme noktasında ödem ve vitre kanamaları bu döneme de eşlik ederek görmeyi azaltabilir.

Sözü edilen hormonun etkisiyle oluşan yeni damarlar retinanın ve bir anlamda da gözün sonunu hazırlar. Çünkü yeni oluşan bu damarlar zayıf, salkım saçak, destek tabakadan yoksun bir yapıdadırlar ve kanamaya çok yatkındırlar.

Üstelik içlerinde sağlıklı bir damar boşluğu da yoktur; bu yüzden dokuyu yeterince besleyemezler. Bu damarların görülmeye başlanması diyabetik retinopatinin 2'nci evreye (proliferatif evre) geçtiğinin göstergesidir.

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
Bu damarlar retina damar yapısı boyunca yayılırlar, en ciddi sonuçlar görme sinirini tuttuklarında ortaya çıkar. Bu esnada retinada beslenme/oksijenlenme bozukluğu ve onu takip eden damar oluşumunu tetikleyen hormon salgılanması bu evrede de artarak devam etmektedir.
[/attention][/attention][/attention]

Yeni damarlar, yalnız gözün arka kısmında değil, ön kısmında da oluşabilirler. Bu evrede lazer tedavisi ve çeşitli göz içi enjeksiyonlar süreci durdurabilir ya da geriye çevirebilir.

GÖRME KAYBI VE ŞİDDETLİ AĞRILAR

Diyabetik retinopatinin üçüncü ve son evresi komplikasyon evresidir. Retinal beslenme bozukluğunu takip eden ve görme siniri başında, retinada ve iriste karşımıza çıkan yeni damar oluşumları bu evrenin ağır göz bulgularından sorumludur. Yeni damarlar vitre içine kanayarak birinci evredeki kadar masum olmayan görme kayıplarına yol açarlar.

Hem kanamalar, hem de anormal damar yapıları ile birlikte retina yüzeyine paralel gelişen zarlar retinada çekintilere yol açarlar. Bunlar traksiyonel retina dekolmanı adını verdiğimiz, retinanın göz cidarını içten çevreleyen normal yapısını tümden yitirdiği bir tabloyla sonlanırlar.

Bu tür dekolman cerrahi tedavi gerektirir; ancak bu cerrahinin de kendi başına riskleri ve komplikasyonları çok fazladır. Cerrahi sonrası başka ağır retinal problemler, retina dekolmanı ortadan kalksa da görmenin geri gelmesini engelleyebilir. Bu dönemin bir başka önemli bulgusu ikincil glokomlardır.

Gözün ön bölümünde gelişen damarlar, gözün içini dolduran sıvının drenajını sağlayan bölgenin bir zarla örtülmesine neden olur. Göz içi basıncı kontrolsüz biçimde artar ve tablo ağrılı, görmesini kaybetmiş bir göze doğru adım adım ilerler.

Neovasküler glokom adı da verilen bu tablo klasik glokom ilaçlarına ve cerrahi yöntemlerine cevap vermez; öncelikle retinadan yeni damar oluşumunu tetikleyen hormonun salgısı göz içi enjeksiyonlarla durdurulmalı, ardından özel bir takım cerrahi tekniklerle göz tansiyonu düşürülmelidir. Aksi halde yalnız görme kaybedilmekle kalınmaz; dayanılmaz şiddette ağrı ve kırmızı göz nedeniyle gözden vazgeçmek gerekebilir.

KONTROLLER AKSATILMAMALI

Metabolik kontrol, diyabetik retinopati gelişimini önlemenin bilinen en iyi yoludur. İnsüline ya da yeni nesil antidiyabetik ajanlara geçmekte geç kalınmamalı, kan şekeri normal sınırlarda tutulmalıdır.

Diyabetik hastaların göz kontrollerinin aksamaması hayati önemdedir; çünkü her bir evrenin tedavisi bir öncekinden daha zor ve daha kompdir. Hastayı izleyen endokrin ya da dahiliye uzmanına bu konuda büyük görev düşmektedir.

Diyabet tanısı konan her hastanın, daha önce de belirtildiği gibi diyabet süresi aslında genellikle kesin olarak bilinemediğinden, hemen bir göz hastalıkları muayenesine yönlendirilmesi uygun olur.

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Daha sonrası için, hiç bir yakınması olmayan hastalarda diyabet tanısının konmasını izleyen 10 yıl yılda bir, daha sonra 6 ayda bir rutin göz muayeneleri gereklidir. Görmede azalma, karartılar görme, ağrı gibi yakınmalar acilen göz hekimine başvurmayı gerektirir.
[/attention][/attention][/attention]

Diyabetik retinopatinin başlaması durumunda uygun kontrol sıklıkları zaten göz hekimi tarafından belirlenecektir. Takipte rutin muayene dışında renkli fundus fotoğrafı, optik koherens tomografi (OCT) ve anjiografi (FFA) kullandığımız başlıca tanısal yöntemlerdir. Tedavi içinse laser fotokoagülasyon, göz içi enjeksiyonlar ve cerrahi tedavi başlıca seçeneklerdir.

DİYABETİK KATARAKT

Diyabette retinopati dışında bazı başka göz problemleri de görülür. Bunlar arasında özel bir tip kataraktı, kırma kusurlarında ani değişikliklere bağlı görme dalgalanmalarını ve göz dışı kasların felçlerini saymak mümkündür.

Diyabetik katarakt hızlı gelişir, tip 2 diyabetlilerde genellikle 10 yıldan sonra görülür ancak tip 1 diyabette çok daha erken yıllarda izlenebilir. Rutin muayeneler esnasında saptanır ve cerrahi olarak tedavi edilir. Diyabetli hastalarda yaşlılığa bağlı katarakt ta normalden daha erken başlar ve daha hızlı ilerler.

Kırma kusurlarındaki dalgalanmalar hemen daima kan şekerinin yükselmesiyle myopinin artışı şeklinde olur. Bu nedenle diyabetli bir hasta aniden gözlükleriyle iyi göremediğini ifade etmeye başlarsa ilk akla gelecek ihtimal bu olmalıdır.

Benzer şekilde, kan şekeri regüle değilse gözlük muayenesine gidilmemelidir; aksi halde daha sonra bu camlarla iyi bir görme sağlanamayabilir.

Göz dışı kas felçleri kendilerini ani çift görmeyle gösterir; ancak bu felçlerin ayırıcı tanısında kafa içi tümörlerden anevrizmalara, embolilerden ciddi nörolojik hastalıklara kadar pek çok patoloji sayılabileceği için diyabetik hastalarda çift görme ciddiye alınmalı ve tetkik edilmelidir. Diyabetik hastaların göz yüzeyi enfeksiyonlarına daha sık yakalandıklarını ve kontakt lens komplikasyonlarının da bu grupta daha sık görüldüğünü unutmamak gerekir.

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?

Источник: https://www.ensonhaber.com/gorme-kaybinin-onemli-nedeni-diyabetik-retinopati-2014-08-29.html

Diyabetik Retinopati Tedavisi

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”
Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diabet (şeker hastalığı) olan kişilerde diabetin komplikasyonu olarak ortaya çıkabilecek olan göz problemlerine diabetik göz hastalığı denir.
Diabetik göz hastalığında görülebilecek sorunlar:

– Diabetik retinopati: Retina denilen ağ tabakasında yer alan kan damarlarında gelişen hasarlanmadır.

– Katarakt: Gözün merceğinin buğulanması ve şeffaflığını kaybetmesidir. Diabet hastalarında katarakt daha erken yaşlarda ortaya çıkar.

– Glokom: Göz içi basıncının artması ve bunun sonucunda görme sinirine zarar vererek görmeyi azaltmasıdır. Diabetli bir kişi diğer kişilerden iki kat daha fazla glokoma yakalanma riskine sahiptir.

DİABETİK RETİNOPATİ NEDİR?

Diabetik retinopati, günümüzde en önemli körlük sebeplerinin başında gelmektedir. Retina kan damarlarındaki değişiklikler sonucunda meydana gelir. Retina (ağ tabakası) ışığa duyarlı tabakadır ve görme fonksiyonu için sağlıklı olmak zorundadır.

Diabetik retinopatide farklı türde hasarlar meydana gelir. Kan damarlarının yapısı bozularak küçük baloncuklar meydana gelir ve kanamalara ve damar içindeki sıvının etraf dokulara sızmasına neden olur.

İlerleyen evrelerde ise retina üzerinde istenmeyen yeni damar tomurcukları oluşur ve ani göziçi kanamaya sebep olur.

Diabetik retinopatide ilk başlarda görme kaybı gelişmez, zamanla hastalık ilerledikçe görmede zayıflık başgösterir.

Bu yüzden görmesinde herhangi şikayeti olmayan bir diabet hastasının diabetik retinopatisi olmayacak diye bir şey yoktur, düzenli aralarla göz kontrolü gerekir.  Diabet genellikle iki gözü birden etkiler.

Diabetik retinopatinin evreleri nggbelerdir?

1- Hafif non-proliferatif diabetik retinopati: Bu erken evrede, retina damarlarında mikroanevrizma denilen baloncuklar oluşur.

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
2- Orta non-proliferatif diabetik retinopati: Retina damarlarında baloncuklar artmış ve damarlarda tıkanmalar başgöstermiştir.
[/attention][/attention][/attention]

3- Şiddetli non-proliferatif diabetik retinopati: Damar tıkanıklıkları ve kanamalar artmış, retinada oksijen eksikliği belirgin hale gelmiştir.

4- Proliferatif diabetik retinopati: Retinadaki oksijen eksikliği ve beslenememe artmış ve beyne teh sinyalleri gönderilerek retinada yeni ve sağlıksız damar oluşumu başlamıştır. Oluşan bu yeni damarlar çok narindir, her an kanamaya ve ani görme kaybına yol açabilir.

Diabetik retinopati nasıl görme kaybı yapar?

Diabetik retinopati iki yolla görme kaybı yapar:

1- Zayıflayan damarlardan sızan sıvı, makula denilen görme merkezinde toplanır ve makula ödemi denilen su toplaması oluşur. Bu durum görmeyi zaman içinde yavaş yavaş azaltır.

2- İleri evrede sağlıklı olmayan, zayıf yeni damar oluşumlarından ani kanamalar meydana gelebilir ve ani görme kaybına yol açar.

Solda, sağlıklı bir kişinin gördüğü görüntü, sağda ise ileri diabetik retinopatili bir hastanın gördüğü görüntü izlenmekte

Kimler diabetik retinopati için risk taşır?

Tip 1 ve Tip 2 diabeti olan tüm kişiler diabetik retinopati riski taşır. Her diabet hastası, yılda en az bir defa gözbebği büyültülerek ayrıntılı retina taramasından geçmelidir.

Ne kadar uzun süredir diabet hatası ise, diabetik retinopati gelişme riski o kadar artmaktadır.
Gebelik, diabeti olan kadınlar için bir diğer risktir.

Gebelik sırasında ayrıntılı retina muayenesi sıklığı artırılmalıdır.

Görmemi korumak için ne yapmalıyım?

Diabet hastalığınız varsa en az senede bir kez ayrıntılı retina mayenesi olmalısınız. Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Diabetli bir kişide görmede herhangi bir hasar olmadan yıllar içinde ileri evre diabetik retinopati gelişebilir.

Görmede şikayetiniz olsun ya da olmasın, doktorunuz size diabetik retinopati için tedavi önerebilir. Erken teşhis ve zamanında tedavi, görme kaybını büyük oranda engelleyebilir Eğer diabetik retinopati gelişmişse, daha sık aralarla retina muayenesi gerekir.

İleri (proliferative) diabetik retinopati varlığında uygun ve zamanında tedavi ile görme kaybı riski %95 oranında önlenebilmektedir.

Kan şekerinin düzene sokulması, diabetik retinopati gelişimini ve ilerlemesini büyük ölçüde engellemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Bunun dışında böbrek ve uç sinir hasarlanmasını da önlemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Diabetik Retinopatinin Belirtileri Nelerdir?

Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Hastalığın erken dönemlerinde, herhangi bir belirti yoktur, ayrıca  diabetik retinopati ağrısız bir hastalıktır. Muayene için belirti vermesini beklememek ve senede bir retina muayenesi olmak gerekir.

Makula denilen görme merkezinde makula ödemi denilen sıvı birikimi meydana gelirse görmede bulanma başlar. İleri evrede retinada istenmeyen yeni ve hastalıklı damarlanma başlarsa bu damarlar aniden kanayabilir ve görme aniden kaybedilebilir.

Kanama Varlığında Proliferatif Retinopatinin Bulguları Nelerdir?

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Ani kanama durumunda, ilk belirti olarak sıklıkla uçuşan cisimler görülür. Bir sure sonra görme tamamen kapanabilir. Uçuşan cisimler görülürse, vakit geçirmeden ayrıntılı retina muayenesinden geçmek ve gerekli tedaviyi olmak gerekir, aksi takdirde kanama şiddetlenir ve görme tamamen kapanabilir. Ani kanamaların çoğu sabaha karşı uykuda meydana gelir.
[/attention][/attention][/attention]

Bazen, tedavi olmadan da kanama kendiliğinden geçebilir ve görme yeniden açılabilir. Ancak bu yanıltıcı bir durumdur ve kanamanın tekrarlama olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden kanamanın geçmesini beklemeden doktora başvurmak gerekir.

Tedavi edilmediği takdirde, diabetik retinopati şiddetli görme kaybıyla sonuçlanır.

Aynı şekilde erken tedavi ile de görme kazanımı daha fazla olur.

Diabetik Retinopati ve Makula Ödemi Nasıl Saptanır?

Ayrıntılı bir retina muayenesi aşağıdaki testleri içerir;

  1. Görme keskinliği ölçümü: Belli bir uzaklıktan ne kadar bir görme olduğu ölçülür.
  2. Retina muayenesi: Gözbebekleri çeşitli damlalar damlatılarak büyütülür. Çeşitli mercekler kullanılarak ayrıntılı retina muayenesi yapılır.
  3. Göz tansiyonu ölçümü.
  4. Fluoresein anjiografi: Ayrıntılı retina muayenesinde, gerekli gördüğü takdirde doktorunuz fluorescein anjiografi çekilmesini önerebilir. Kol damarlarından bir boyar madde enjekte edilerek her iki gözden de ard arda retina fotoğrafları alınır. Bu sayede gözün retinasının damar yapısı hakkında bilgi edinilir. Buna göre tedavi yönlendirilir.
  5. Optik koherens tomografi: Makula ödeminin saptanmasında ve takip edilmesinde son yıllarda optik koherens tomografi (OCT) denilen bir cihaz da kullanılmaktadır. Hastaya herhangi bir girişim yapılmadan, kısa bir süre içinde makula bölgesinin gerçeğe yakın kesitleri elde edilir. Bunun için diod laser ışık ışını kullanılır. OCT bize makula ödemi hakkında ayrıntılı bilgi verir.

DİABETİK RETİNOPATİ  NASIL TEDAVİ EDİLİR? Özellikle erken evrelerde, makula ödemi yoksa tedaviye gerek yoktur. yalnızcai diabetik retinopatinin ilerlemesini önlemek için kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol değerleri kontrol altında tutulmalıdır.

Retinada istenmeyen yeni damarlar oluşmuşsa (proliferatif diabetik retinopati) tüm retinaya (görme merkezi dışında) laser tedavisi uygulanmalıdır. Bu tedavi genellikle iki ya da üç seans sürer. Göz içine kanama başlamadan bu laser tedavisi yapılmalıdır.

Şiddetli kanama varlığında laser tedavisi mümkün olmamaktadır.

Kanama çok yoğun ise, vitrektomi denilen, kanamanın cerrahi olarak temizlenmesi ameliyatı gerekli olmaktadır.

Vitrektomi ile, gözün içindeki kanama tamamen temizlenir ve aynı ameliyatta gerekli laser tedavisi uygulanır.

Makula Ödemi Nasıl Tedavi Edilir?

Diabetik makula ödemi laser ile tedavi edilir. Genellikle tek seans yeterli olmakla birlikte inatçı durumlarda birden fazla seans gerekebilir. Eğer iki gözde birden makula ödemi varsa, önce bir göz, birkaç hafta içinde diğer göz tedavi edilmelidir. Genelleyecek olursak, laser tedavisi diabetten dolayı körlük riskini %90 oranında önlemektedir.

Bununla birlikte, laser tedavisi, zaten kayıp olan görmeyi sıklıkla yerine getiremez. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Son yıllarda, özellikle diabete bağlı gelişen makula ödeminde laser dışında birtakım yeni tedaviler de kullanılmaya başlanmıştır.

Anti-VEGF denilen bu yeni ilaçlar, hastalıklı yeni damar oluşumunu önleyerek, ayrıca makula ödemine yol açan damar sızıntılarını önleyerek diabetik retinopatide belli bir iyileşme sağlamaktadır.

Gözün içine enjekte etmek suretiyle verilen bu ilaçlar, laser ile birlikte ya da tek başına kullanılabilmekte, laserlere göre belli bir görme artışına da imkan vermektedir. Ancak unutmamak gerekir ki anti-VEGF tedavisi cerrahi bir tedavidir ve göze yapılan bir iğnedir.

Dolayısıyla enfeksiyon, retinada yırtık gibi bazı riskleri de ister istemez birlikte getirir. Bu yüzden ameliyathane ortamında, son derece steril koşullarda, konunun uzmanı deneyimli hekimlerce uygulanması gereken bir tedavidir. Ayrıca hangi durumlarda yapılması gerektiği ve ne sıklıkta uygulanması gerektiği retina uzmanı hekimler tarafından karar verilmelidir.

Vitrektomi Nedir? Gözün içinde diabetik reetinopatiye bağlı kanama geliştiyse, vitrektomi ameliyatı uygulanmaktadır.

Vitrektomi, lokal ya da genel anestezi altında uygulanabilir. Anestezi şekline, hastanın ve hekimin ortak kararı ile belirlenir.

Vitrektomide, gözün duvarına küçük delikler açılır ve çok ince aletlerle bu deliklerden girilerek gözün içindeki vitreus denilen sıvı ve kanama temizlenir. Temizlenen sıvı, dengeli tuz solusyonu denilen tıbbi bir sıvı ile değiştirilir. Aynı ameliyatta sıklıkla retinanın laser tedavisi de tamamlanır.

Ameliyattan sonra ortalama bir ay boyunca koruyucu göz damlaları damlatılır.

Unutmamak gerekir ki diabet sistemik bir hastalıktır. Gözün sağlığı, başta kan şekeri olmak üzere, kol tansiyonu ve kolesterol oranları ile doğrudan orantılıdır.

[attention type=red][attention type=yellow][attention type=green]
Diabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Görme kaybı oluşmadan da retinada ağır hasarlar oluşur. Bu yüzden düzenli kontrol, erken teşhis, doğru tedavi çok önemlidir.
[/attention][/attention][/attention]

Diabetik retinopatinin tam tedavisi mümkün değildir. Oluşturduğu belli hasarlar kalıcıdır. Uygulanan tedaviler diabetik retinopatinin yol açtığı komplikasyonları sınırlı bir şekilde düzeltebilir. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Источник: https://www.ekolgoz.com/diyabetik-retinopati-tedavisi

Diyabetik retinopati: Nedenleri, belirtileri ve tedavileri

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diyabetik retinopati, diabetes mellitus komplikasyonlarının neden olduğu retinada hasardır.

Tedavi edilmediği takdirde durum körlüğe yol açabilir. Diyabetik retinopatiye (DR) bağlı erken körlük genellikle rutin kontroller ve altta yatan diyabetin etkin tedavisi ile önlenebilir.

Diyabetik retinopati ile ilgili hızlı gerçekler

  • Diyabete bağlı olarak retinada diyabetik retinopati (DR) kan damarı hasarıdır.
  • Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) körlüğün önde gelen nedenidir.
  • Semptomlar bulanık görme, renkleri görme güçlüğü, yüzdürücü ve hatta toplam görme kaybını içerir.
  • Diyabetli bireyler, en az bir kez DR’yi dışlamak için görüşlerini kontrol etmelidir.
  • Semptomları rahatlatabilecek, ancak diyabetin kontrol altına alındığı ve erken belirtileri yöneten retinal ameliyatlar vardır.

Diyabetik retinopati nedir?

DR, diyabetin bir komplikasyonu ve ABD’de önde gelen körlük nedenidir (ABD).

Retina, gözün arkasını örten zardır. Işığa çok hassastır.

Göze çarpan herhangi bir ışığı, beyin tarafından yorumlanabilen sinyallere dönüştürür. Bu süreç görsel görüntüler üretir ve bu, insan gözünde görme fonksiyonudur.

Diyabetik retinopati, retinal dokudaki kan damarlarına zarar verir, bu da sıvı akmasına ve görüşü bozmasına neden olur.

İki tür DR vardır:

  • Non-proliferatif diyabetik retinopati (NPDR): Bu diyabetik retinopatinin daha hafif formudur ve genellikle semptomsuzdur.
  • Proliferatif diyabetik retinopati (PDR): PDR, diyabetik retinopatinin en ileri aşamasıdır ve retinada yeni, anormal kan damarlarının oluşumuna işaret eder.

ABD’de 40 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yüzde 5,4’ü DR.

Dünya genelinde, diyabetli 285 milyon insanın üçte biri DR belirtileri gösteriyor.

belirtiler

Diyabetik retinopati genellikle erken dönemlerde hiçbir belirti göstermez.

Semptomlar belirginleştiğinde durum genellikle ileri evrede görülür. Zaman zaman, tek tespit edilebilir semptom ani ve tam bir görme kaybıdır.

Diyabetik retinopatinin belirtileri ve semptomları şunları içerebilir:

  • bulanık görüş
  • renk görme bozukluğu
  • Hastanın görüş alanında yüzen floatörler veya saydam ve renksiz lekeler ve karanlık teller
  • kişinin görüşünü engelleyen yamalar veya çizgiler
  • zayıf gece görüşü
  • ani ve toplam görme kaybı

DR genellikle her iki gözü de etkiler. Görme kaybı riskinin en aza indirgenmesi önemlidir. Diyabetli kişilerin tek yolla DR’yi engelleyebilmeleri, doktorları tarafından planlanan her göz muayenesine katılmaktır.

Komplikasyonlar

Diyabetik retinopatiyle ilişkili olası komplikasyonlar arasında şunlar vardır:

Vitröz kanama: Yeni oluşan bir kan damarı, gözü dolduran ve retinaya ulaşmasını engelleyen vitröz jele sızar. Semptomlar, görme kaybını ve ışığa duyarlılığı veya daha hafif vakalardaki yüzücüleri içerir. Retinanın hasar görmemiş olması durumunda bu komplikasyon kendini çözebilir.

Müstakil retina: Yara dokusu retinayı gözün arkasından uzağa çekebilir. Bu genellikle bireyin görme alanı, ışığın yanıp sönmesi ve şiddetli görme kaybında yüzen noktaların ortaya çıkmasına neden olur. Ayrılmış bir retinanın tedavi edilmediği takdirde toplam görme kaybı riski vardır.

Glokom: Gözdeki normal sıvı akışı yeni kan damarları oluştuğundan tıkanabilir. Tıkanma, gözdeki basıncın artmasına veya gözdeki basınca neden olarak, optik sinir hasarı ve görme kaybı riskini artırır.

Nedenleri ve risk faktörleri

Diyabet hastası olan herkes diyabetik retinopati geliştirme riski altındadır. Ancak, kişi daha büyük bir risk var:

  • kan şekeri seviyesini doğru şekilde kontrol etmez
  • yüksek tansiyonu yaşar
  • yüksek kolesterol
  • hamile
  • düzenli olarak sigara içiyor
  • uzun zamandır diyabet geçirdi

Retinayı besleyen kan damarları ağındaki hasar, diyabetik retinopatinin temel nedenidir.

Yüksek glukoz seviyeleri bu damarlara zarar verir ve kan akışını retinaya sınırlar. Kan damarları ile ilgili problemler, damar duvarında, görmeyi etkilemeden zaman zaman kan sızdıran küçük şişkinlikler kadar yumuşak olabilir.

Bununla birlikte, durumun ilerleyen aşamalarında, bu kan damarları tamamen bloke olabilir. Göz daha sonra yeni, daha az stabil kan damarları üretir. Yeni damarlar kolayca kırılır ve gözün camsı jeline sızar. Kanama, retinayı daha fazla bloke ederek bulanık ve düzensiz görmeye neden olur.

Bu kanama, zaman zaman, retinayı ve gözü ayırabilen ve ayrı bir retinaya yol açan izler oluşturur. Semptomlar geliştikçe, DR olan bir kişinin görme kaybının tam olarak görülme olasılığı artar.

Teşhis

Diyabetik retinopati genellikle vizyonda belirgin bir değişiklik olmaksızın başlar. Ancak, bir göz doktoru veya göz uzmanı, işaretleri tespit edebilir.

Diyabetli bireyler için yılda en az bir kez veya iki kez veya bir doktor tarafından önerildiğinde göz muayenesi yapılması çok önemlidir.

Diyabetik retinopatinin teşhisi için aşağıdaki yöntemler yaygın olarak kullanılmaktadır:

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
Dilate göz muayenesi
[/attention][/attention][/attention]

Doktor, hastanın gözlerine düşer. Bu damlalar öğrencileri genişletir ve doktorun gözün içini daha ayrıntılı bir şekilde görmesini sağlar.

Fotoğraflar gözün iç kısmından alınır. Göz muayenesi sırasında doktor aşağıdakilerin varlığını tespit edebilir:

  • kan damarlarında, optik sinirde veya retinada anormallikler
  • katarakt
  • göz tansiyonu veya genel görüşte değişiklikler
  • yeni kan damarları
  • retina dekolmanı
  • yara dokusu

Bu damlalar acı verebilir ve fotoğrafların parlak ışıkları, testi alan kişiyi berbat edebilir. Yüksek riskli bireylerde göz damlaları oküler basıncın artmasına neden olabilir.

Fluorescein anjiyografisi

Damlalar, öğrencileri dilate etmek için kullanılır ve hastanın kolundaki bir damar içine fluoresein adı verilen özel bir boya enjekte edilir. Boyalar gözlerden dolaştığı için resimler çekilir. Boya, kan damarları anormal ise retinaya sızabilir veya kan damarlarını boyayabilir.

Bu test hangi kan damarlarının tıkandığını, sızdıran sıvının ya da kırıldığını belirleyebilir. Herhangi bir lazer tedavisi daha sonra doğru bir şekilde yönlendirilebilir. Testten yaklaşık 24 saat sonra cilt sararma yapabilir ve boya vücuttan çıkarken koyu turuncu renkte idrar yapabilir.

Optik koherens tomografi (OCT)

Bu invaziv olmayan görüntüleme taraması, retina’nın yüksek çözünürlüklü kesit görüntülerini sunarak, kalınlığını ortaya çıkarır. Herhangi bir tedaviden sonra, tedavinin ne kadar etkili olduğunu kontrol etmek için taramalar daha sonra kullanılabilir.

OCT, ultrason testine benzer, ancak görüntü üretmek için ses yerine ışık kullanır. Tarama ayrıca optik sinir hastalıklarını da tespit edebilir.

Tedavi seçenekleri

DR tedavisi DR’nin şiddeti ve türü ve DR olan kişinin önceki tedavilere nasıl yanıt verdiği gibi çeşitli faktörlere bağlıdır.

NPDR ile bir doktor müdahalede bulunmadan kişinin gözlerini yakından takip etmeye karar verebilir. Bu beklemede beklemek olarak bilinir.

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Bireylerin diyabet kontrolü için doktorlarıyla birlikte çalışması gerekecektir. İyi kan şekeri kontrolü DR’nin gelişimini önemli ölçüde yavaşlatabilir.
[/attention][/attention][/attention]

Çoğu PDR olgusunda hasta derhal cerrahi tedavi gerektirir. Aşağıdaki seçenekler kullanılabilir:

Odak lazer tedavisi veya fotokoagülasyon

Prosedür doktorun ofisinde veya göz kliniğinde yapılır. Hedeflenen lazer yanıkları anormal kan damarlarından sızıntıları kapatır. Fotokoagülasyon, kan sızıntısını durdurabilir veya yavaşlatabilir ve gözdeki sıvı birikmesini engelleyebilir.

Fokal lazer tedavisinden sonra insanlar genellikle 24 saat boyunca bulanık görme yaşayacaktır. İşlemden birkaç hafta sonra görsel alanda küçük noktalar görünebilir.

Saçılma lazer tedavisi veya pan-retinal fotokoagülasyon

Dağınık lazer yanıkları, normalde iki veya üç seans boyunca, makuladan retinanın bölgelerine uygulanır. Makula, görmenin en güçlü olduğu retinanın merkezidir.

Lazer yanıkları, küçülecek ve yaralanacak anormal yeni kan damarlarına neden olur. Çoğu hasta en iyi sonuç için iki veya üç seans gerektirir.

Bireyler, prosedürü takip eden 24 saat boyunca bulanık görüşe sahip olabilir ve gece görüşü veya periferik görme kaybı olabilir.

Vitrektomi

Bu, göz küresinin içinden vitrözün bir kısmının çıkarılmasını içerir. Cerrah, bulutlu jelin yerini temiz bir sıvı veya gazla değiştirir. Vücut sonunda gaz veya sıvıyı emecektir. Bu, çıkarılmış olan bulutlu jelin yerini alacak yeni vitrifiye yaratacaktır.

Retinada çekilebilecek vitröz ve skar dokusunda herhangi bir kan alınır. Bu prosedür genel veya lokal anestezi altında bir hastanede yapılır.

Retina da güçlendirilebilir ve küçük kelepçeler ile yerinde tutulabilir.

Ameliyattan sonra, hastanın gözlerini yavaşça kullanabilmesi için bir göz bandı takması gerekebilir, bu da vitrektomi sonrası patlayabilir.

Sökülen jelin değiştirilmesi için gaz kullanılmışsa, hasta tüm gaz vücut içine emilene kadar düzlemde hareket etmemelidir. Cerrah, hastaya bunun ne kadar süreceğini söyleyecektir. Çoğu hasta, ameliyattan birkaç hafta sonra bulanık görüşe sahip olacaktır. Normal görüşün geri gelmesi birkaç ay alabilir.

Cerrahi diyabetik retinopati için bir tedavi değildir. Bununla birlikte, semptomların ilerlemesini durdurabilir veya yavaşlatabilir. Diyabet uzun süreli bir durumdur ve tedaviye rağmen takip eden retina hasarı ve görme kaybı meydana gelebilir.

önleme

Diyabetli kişilerin çoğunluğu için DR kaçınılmaz bir sonuçtur.

Bununla birlikte, kan şekeri düzeylerini başarılı bir şekilde yöneten diyabetli hastalar, ciddi bir DR formunun başlamasının önlenmesine yardımcı olacaktır.

Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, başka bir katkı faktörüdür.

Diyabetli hastaların kan basıncını kontrol etmesi gerekir:

  • sağlıklı ve dengeli bir diyet yeme
  • düzenli egzersiz
  • sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak
  • sigara bırakma
  • kesinlikle alkol alımını kontrol etmek
  • herhangi bir antihipertansif tedbiri doktorun talimatlarına göre almak
  • Düzenli gösterimlere katılmak

Semptomların erken saptanması tedavinin etkinliğini artırır.

Christian Nordqvist tarafından yazıldı.

Источник: https://trmedbook.com/diyabetik-retinopati-nedenleri-belirtileri-ve-tedavileri/

Görme kaybının önemli nedeni diyabetik retinopati

Önlenebilir Körlüğün En Önemli Nedeni “Diyabetik Retinopati”

Diyabet tanısı konulan hastaların zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurmasını öneren TOBB ETÜ Hastanesi göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Nuray Akyol, diyabetin günlük hayatı en çok etkileyen ve hastalar tarafından en çok bilinen komplikasyonlarından birinin göz tutulumu olduğunu söyledi.

Diyabette gözün görmeyle yükümlü tabakasında (retina) meydana gelen değişikliklere “Diyabetik Retinopati” adı verildiğini anlatan Prof. Dr.

Nuray Akyol, “Bu değişiklikler aslında bu katmanda yer alan damarlarda diyabete bağlı olarak gelişen bozuklukların bir sonucudur.

Diyabetik Retinopati orta ve ileri yaşta görme azlığı yapan en önemli nedenlerdendir; gelişmiş ülkelerde 3'üncü körlük nedenidir” diye konuştu.

Diyabet tanısı alan hastalara kontrollerini aksatmaması çağrısında bulunan Prof. Akyol, Diyabetik Retinopati'nin evreleri, tedavisi ve diyabetik katarakt hakkında önemli bilgiler paylaştı.

METABOLİK KONTROL ÖNEMLİ

Diyabetliler arasındaki sıklığı diyabetin süresiyle orantılı olarak artar. 5 yıldan önce retinopati gelişimi nadirdir, ancak süre yanında metabolik kontrol de son derece önemlidir.

Hb A1c'si hiç 7'nin üzerine çıkmamış bir hastada 20'nci yılda hala diyabetik retinopati başlamamış olabilir; diğer yandan Hb A1c'si 9'ların üzerinde seyreden bir hastada 3'üncü yılda başlayabilir. Aslında bir başka önemli bilinmez de tanı konduğunda diyabetin süresidir.

Rutin kontrollerini yaptırmayan bir hastada kan şekerinin ne kadar zamandır yüksek seyrettiğini, dolayısıyla diyabetin süresini kestirmek güçtür.

[attention type=red][attention type=yellow][attention type=green]
Diyabetik retinopatinin başlangıç evresinde retinadaki damarların geçirgenliği bozulur, kanın hem hücresel elemanları (kanama) hem de serum kısmı (ödem) damar dışına sızmaya başlar. Bu sızıntılar görme noktamızda olursa görmeyi bozabilir, ama uzakta olursa tamamen sessiz de kalabilir. Bu evrede ayrıca bölgesel damar duvarı zayıflıkları da görülür ve mikroanevrizma olarak adlandırılır.
[/attention][/attention][/attention]

Bu segmentlerde kolayca yırtıklar oluşabilir ve göz jeli (vitre) içine küçük hacimli kanamalar olur. Başlangıç retinapati döneminde görme azlığının en önemli nedeni merkezi görme noktamızın (makula) ödemidir. Daha az önemli nedenlerinden biri ise vitre kanamalarıdır.

Görme kaybı çoğu kez derin ve tablo dramatik olmasına karşın, ileri diyabetik retinopati göstergesi değildir ve ödem tedavi edildiğinde birkaç ayda iyileşir. Tedavi için göz içine ödem çözücü ajanlar enjekte edilir. Vitre kanamaları ise kendiliğinden ve hiç iz bırakmadan iyileşebilirler.

Tüm bu bulgular başlangıç (background) retinopati döneminin 1'inci faz (nonproliferatif) bulgularıdır; bu dönem bazen 2-3 yıl gibi kısa sürede bir sonraki döneme geçerken, metabolik kontrol iyiyse 10-15 yıl sürebilir.

GÖZÜN SONUNU HAZIRLAR

Background diyabetik retinopatinin ikinci fazı preproliferatif evredir. Bu evrede damar duvarı değişiklikleri ilerlemiş, damarlarda tıkanıklıklıklar başlamış ve retina yer yer beslenemediği için canlılığı tehdit altına girmiştir.

Bu dönemde yeterince beslenemeyen retina dokusu alarma geçer ve var olan sağlıksız damarlardan, kendisini besleyecek yeni damarlar yapılmasına yardım etmesi için bir tür yerel hormon salgılamaya başlar.

Canlılığını kaybetmiş retina alanları anjiografi ile saptanabilir ve bu aşamada laser tedavisi ile sözü edilen yerel hormonun salgılanması durdurulabilir. Bu işlem retina dokusunun canlılığını tamamen ortadan kaldıracağı için oksijen talebi azalır ve hormon salgısı da durur. Böylece yeni damar oluşumu engellenmiş olur.

Ayrıca salgılanmış olan hormonun etkileri göz içine damar çoğalmasını engelleyici ajanlar enjekte edilerek de azaltılabilir. Bu evrede tedavi hayati önemdedir. Görme noktasında ödem ve vitre kanamaları bu döneme de eşlik ederek görmeyi azaltabilir.

Sözü edilen hormonun etkisiyle oluşan yeni damarlar retinanın ve bir anlamda da gözün sonunu hazırlar. Çünkü yeni oluşan bu damarlar zayıf, salkım saçak, destek tabakadan yoksun bir yapıdadırlar ve kanamaya çok yatkındırlar.

Üstelik içlerinde sağlıklı bir damar boşluğu da yoktur; bu yüzden dokuyu yeterince besleyemezler. Bu damarların görülmeye başlanması diyabetik retinopatinin 2'nci evreye (proliferatif evre) geçtiğinin göstergesidir.

[attention type=green][attention type=red][attention type=yellow]
Bu damarlar retina damar yapısı boyunca yayılırlar, en ciddi sonuçlar görme sinirini tuttuklarında ortaya çıkar. Bu esnada retinada beslenme/oksijenlenme bozukluğu ve onu takip eden damar oluşumunu tetikleyen hormon salgılanması bu evrede de artarak devam etmektedir.
[/attention][/attention][/attention]

Yeni damarlar, yalnız gözün arka kısmında değil, ön kısmında da oluşabilirler. Bu evrede lazer tedavisi ve çeşitli göz içi enjeksiyonlar süreci durdurabilir ya da geriye çevirebilir.

GÖRME KAYBI VE ŞİDDETLİ AĞRILAR

Diyabetik retinopatinin üçüncü ve son evresi komplikasyon evresidir. Retinal beslenme bozukluğunu takip eden ve görme siniri başında, retinada ve iriste karşımıza çıkan yeni damar oluşumları bu evrenin ağır göz bulgularından sorumludur. Yeni damarlar vitre içine kanayarak birinci evredeki kadar masum olmayan görme kayıplarına yol açarlar.

Hem kanamalar, hem de anormal damar yapıları ile birlikte retina yüzeyine paralel gelişen zarlar retinada çekintilere yol açarlar. Bunlar traksiyonel retina dekolmanı adını verdiğimiz, retinanın göz cidarını içten çevreleyen normal yapısını tümden yitirdiği bir tabloyla sonlanırlar.

Bu tür dekolman cerrahi tedavi gerektirir; ancak bu cerrahinin de kendi başına riskleri ve komplikasyonları çok fazladır. Cerrahi sonrası başka ağır retinal problemler, retina dekolmanı ortadan kalksa da görmenin geri gelmesini engelleyebilir. Bu dönemin bir başka önemli bulgusu ikincil glokomlardır.

Gözün ön bölümünde gelişen damarlar, gözün içini dolduran sıvının drenajını sağlayan bölgenin bir zarla örtülmesine neden olur. Göz içi basıncı kontrolsüz biçimde artar ve tablo ağrılı, görmesini kaybetmiş bir göze doğru adım adım ilerler.

Neovasküler glokom adı da verilen bu tablo klasik glokom ilaçlarına ve cerrahi yöntemlerine cevap vermez; öncelikle retinadan yeni damar oluşumunu tetikleyen hormonun salgısı göz içi enjeksiyonlarla durdurulmalı, ardından özel bir takım cerrahi tekniklerle göz tansiyonu düşürülmelidir. Aksi halde yalnız görme kaybedilmekle kalınmaz; dayanılmaz şiddette ağrı ve kırmızı göz nedeniyle gözden vazgeçmek gerekebilir.

KONTROLLER AKSATILMAMALI

Metabolik kontrol, diyabetik retinopati gelişimini önlemenin bilinen en iyi yoludur. İnsüline ya da yeni nesil antidiyabetik ajanlara geçmekte geç kalınmamalı, kan şekeri normal sınırlarda tutulmalıdır.

Diyabetik hastaların göz kontrollerinin aksamaması hayati önemdedir; çünkü her bir evrenin tedavisi bir öncekinden daha zor ve daha kompdir. Hastayı izleyen endokrin ya da dahiliye uzmanına bu konuda büyük görev düşmektedir.

Diyabet tanısı konan her hastanın, daha önce de belirtildiği gibi diyabet süresi aslında genellikle kesin olarak bilinemediğinden, hemen bir göz hastalıkları muayenesine yönlendirilmesi uygun olur.

[attention type=yellow][attention type=green][attention type=red]
Daha sonrası için, hiç bir yakınması olmayan hastalarda diyabet tanısının konmasını izleyen 10 yıl yılda bir, daha sonra 6 ayda bir rutin göz muayeneleri gereklidir. Görmede azalma, karartılar görme, ağrı gibi yakınmalar acilen göz hekimine başvurmayı gerektirir.
[/attention][/attention][/attention]

Diyabetik retinopatinin başlaması durumunda uygun kontrol sıklıkları zaten göz hekimi tarafından belirlenecektir. Takipte rutin muayene dışında renkli fundus fotoğrafı, optik koherens tomografi (OCT) ve anjiografi (FFA) kullandığımız başlıca tanısal yöntemlerdir. Tedavi içinse laser fotokoagülasyon, göz içi enjeksiyonlar ve cerrahi tedavi başlıca seçeneklerdir.

DİYABETİK KATARAKT

Diyabette retinopati dışında bazı başka göz problemleri de görülür. Bunlar arasında özel bir tip kataraktı, kırma kusurlarında ani değişikliklere bağlı görme dalgalanmalarını ve göz dışı kasların felçlerini saymak mümkündür.

Diyabetik katarakt hızlı gelişir, tip 2 diyabetlilerde genellikle 10 yıldan sonra görülür ancak tip 1 diyabette çok daha erken yıllarda izlenebilir. Rutin muayeneler esnasında saptanır ve cerrahi olarak tedavi edilir. Diyabetli hastalarda yaşlılığa bağlı katarakt ta normalden daha erken başlar ve daha hızlı ilerler.

Kırma kusurlarındaki dalgalanmalar hemen daima kan şekerinin yükselmesiyle myopinin artışı şeklinde olur. Bu nedenle diyabetli bir hasta aniden gözlükleriyle iyi göremediğini ifade etmeye başlarsa ilk akla gelecek ihtimal bu olmalıdır.

Benzer şekilde, kan şekeri regüle değilse gözlük muayenesine gidilmemelidir; aksi halde daha sonra bu camlarla iyi bir görme sağlanamayabilir.

Göz dışı kas felçleri kendilerini ani çift görmeyle gösterir; ancak bu felçlerin ayırıcı tanısında kafa içi tümörlerden anevrizmalara, embolilerden ciddi nörolojik hastalıklara kadar pek çok patoloji sayılabileceği için diyabetik hastalarda çift görme ciddiye alınmalı ve tetkik edilmelidir. Diyabetik hastaların göz yüzeyi enfeksiyonlarına daha sık yakalandıklarını ve kontakt lens komplikasyonlarının da bu grupta daha sık görüldüğünü unutmamak gerekir.

Bu reklam google tarafından sağlanıyor?

Источник: https://www.ensonhaber.com/gorme-kaybinin-onemli-nedeni-diyabetik-retinopati-2014-08-29.html

Источник: https://tr.diabetes-education.net/diyabetik-retinopati-asamalari-belirtileri-ve-onlenmesi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.