Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor

içerik

Ağız içi kanseri belirtileri

Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor
Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor

Ağız içi kanserleri (İntraoral kanserler) genellikle orta yaş grubunda görülür. Erkeklerde kadınlara oranla 2 kat fazla rastlanır. Son yıllarda sigara ve alkol tüketiminin kadınlar arasında da gözle görülür bir artışı söz konusudur. Bu nedenle, özellikle dil kanserlerinin kadınlarda görülme oranında önemli bir artış gözlenmektedir.

Ağız içi kanserleri ağız boşluğunu oluşturan bölgelerde ortaya çıkar. Bu bölgeler, dil, ağız tabanı, sert damak, yumuşak damağın ön kısmı, çene, yanak ve dişetleridir.

Ağız içi kanserleri orijinal olarak ağız boşluğunu döşeyen örtüden (mukoza) kaynağını almakla birlikte, ağız boşluğunda sayısı 600 ile 1000 arasında olan minör tükürük bezlerinden de gelişebilir.

Bunun dışında boğaz, burun gibi ağız çevresindeki bölgelerden başlayan tümörler de ağız içine yayılmış olabilir.

Ağız içi kanserleri de diğer bölgelerin kanserleri gibi erken dönemde tanı konularak tedavi edilebilir. Aksi durumda hızla yayılarak sürekli ağrı, yeme, içme, yutma ve konuşma gibi çok önemli fonksiyonların kaybına, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformitelerine ve istenmeyen yaşamsal sonuçlara neden olabilir.

Ağız içi kanserlerinin nedenleri

Ağız içi kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen katkı maddeleri, kötü diş veya protezlere bağlı kronik travmalar ağız içi kanserleri riskini arttırabilir. Genetik yatkınlık da ağız içi kanserleri için risk faktörleri arasında yer alır.

Ağız içinde, özellikle dil üzerinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında, kanser öncüsü yaralar olarak dikkate alınmalı ve bu lezyonlar mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Birçok ağız içi yara öncelikle diş hekimi tarafından görülmektedir.

Bu nedenle diş hekimleri hastalığın erken dönemde teşhis edilmesinde çok önemli bir rol oynarlar.

Ağız içi kanserlerinin belirtiler

  • Ağız içinde kolaylıkla kanayan ve iyileşmeyen bir yara
  • Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar
  • Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması
  • Ağzınızın herhangi bir bölümünde his kaybı veya uyuşukluk
  • Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması
  • Çiğneme veya yutma güçlüğü
  • Ağızda acı veya zor tanımlanan ağrı
  • Bilinen bir neden olmaksızın boğazda takılma hissi
  • Ses değişikliği veya boğazda yutulamayan cisim hissi
  • Dil ve çene hareketlerinde zorlanma
  • Boyunda şişlik (kitle)

Ağız içi kanserleri başlangıç döneminde ağrısızdır. Kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında hasar oluşunca ağrı şikayeti de başlar. Hastaların mevcut ağız kanserini fark etmesi güç olabilir. Tedavi geciktiğinde hastalık boyundaki lenf bezlerine, çevre komşu dokulara, akciğer ve kemik gibi uzak organlara yayılım gösterebilir.

Tanı
Bir ay içerisinde geçmeyen ağız içindeki herhangi bir şişlik veya doku değişikliği kulak burun boğaz uzman hekimi tarafından değerlendirmelidir. Tam bir kulak burun boğaz muayenesini takiben hastaya kesin tanı konulabilmesi için tümörden biyopsi alınmalıdır.

Tümör boyutları ve diğer yapılara yayılması hakkında fikir sahibi olmak için; boyun ultrasonu, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG), pozitron emisyon tomografisi (PET) gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır.

Ağız içi kanserlerinde tedavi

Tanı konduktan sonra, kulak burun boğaz uzmanı tarafından tümörün boyutu ve evresi, hastanın genel durumu ve tümörün yakın veya uzak yayılımı (metastaz) olup olmamasına göre hastalığın tedavisi planlanır. Bu tümörlerin tedavisinde bilinen en başarılı yöntem cerrahidir.

Tümör ve yayılma potansiyeli olan çevresindeki bölgeler vücuttan uzaklaştırılır. Hastalığın evresi, hastanın genel durumu ve patolojik inceleme sonuçlarına göre radyasyon ve kemoterapi de tedaviye eklenebilir. Başarılı tedavi sonuçları için erken tanı son derece önemlidir.

Ağız içi kanser riskinin azaltılması için
Alkol ve tütün ürünlerini birlikte kullanan kişilerde ağız kanseri riski, kullanmayan kişilere göre 15 kat fazladır.

Sigara, puro, pipo gibi tütün ürünleri kullanılmamalı ve tütün çiğnenmemelidir. Alkol kullanımının azaltılması veya kesilmesi önemli bir noktadır.

[attention type=yellow]
[attention type=red]
Meyve ve sebzeden zengin, sağlıklı beslenme her kanser türünde olduğu gibi burada da riski azaltmak için çok önemli bir rol oynamaktadır.
[/attention][/attention]

İlginizi çekebilir

Ağız içi ve dil kanserlerinin tedavisi nasıl olur?

Ağız içi ve dil kanserlerinin belirtileri nelerdir?

Ağız içi ve dil kanserleri nasıl teşhis edilir?

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/agiz-ici-kanseri-belirtileri

Kanser Riskini Azaltmak İçin Yapabileceğiniz 10 Değişiklik

Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü’ne göre, günümüzde en yaygın olarak ortaya çıkan kanser türlerinin 3’te 1’i yaşam değişiklikleriyle önlenebiliyor. 2008 yılında yayınlanan bir araştırma sonucuna göre diyet ve yaşam tarzı değişiklikleriyle tüm kanser teşhislerinin % 90-95’inin kökü kazınabilir.

Bu konudaki oranlar, ihtimaller değişkenken altı çizilen tek gerçek var ki, sağlıklı yaşam tarzını benimsemek, kanseri önlemekte etkilidir. Kanser riskini azaltmak için aslında kontrol yine sizin elinizde. Bunun için 3 temel husus var: doğal ve yoğun besleyici gıdaları tüketin, her gün fiziksel aktivite yapın, sizin için sağlıklı olan bir kiloda kalın.

Bu bağlamda kansere yakalanma riskinizi düşürebilecek 10 tane bilimsel destekli yaşam değişikliği önerim var.

1. Bitkisel beslenmeye ağırlık verin!

Bitkisel gıdaların ağırlıkta olduğu bir beslenme programı uygulayan kişiler, kanser riskini en aza indirirler.

Bilimsel çalışmalar; çeşitli taze ürünlerin, tam tahıllı besinlerin, vücuda faydalı vitamin, mineral, antioksidan ve lif bakımından zengin oldukları için muhtemel bazı kanser türlerinin gelişimini engellediğini gösteriyor.

Meyve, sebze ve lif içeren diğer bitki bazlı besinler kanser riskini azaltıcı özellik gösterdiğinden dünya Gıda ve İlaç İdaresi de bu ürünlerin fazlaca tüketilmesi gerektiği konusunda hem fikirdir. Bu bakımdan vejetaryen besinleri haftalık rutin beslenmeniz içine katın.

2. Uykunuzu alın!

Düzenli olarak yeterli süre uyuyamamak vücutta salgılanan pek çok hormonda dengesizliğe sebep oluyor ve bu da tüm metabolizmayı zorluyor. Gözlerden uyku akan zaman dilimlerinin fazla olması, kilo almaya da zemin hazırlayan bir durumdur.

2014 yılında Klinik Uyku Tıbbı Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma sonucuna göre; orta ya da şiddetli düzeyde uyku apnesi ile kansere yakalanma riski arasında pozitif bir ilişki bulunuyor.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, uyku bozukluğu ile kansere yakalanma sorunun bağlantı göstermesini, uykusuzluğun metabolik ritim bozukluklarına yol açmasıyla açıklıyor.

Hatta döngüsel vardiyalı çalışan kişiler, gece çalışan işçilerde sirkadyen ritim bozuklukları meydana geliyor ve dolayısıyla melatonin hormon dengesi bozuluyor. Bu bakımdan kanser riskini azaltmak isteyen yetişkinler her gece 7-9 saat uyumalıdır.

3. Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyun!

2003 yılında New England Journal of Medicine’de yapılan bir araştırma; kilolu ya da obez olmanın kişinin kanserle ilgili ölüm yaşama riskini % 20 artırdığını gösteriyor.

Aşırı kilolu ya da obez olmak, yani vücut kitle indeksinin 25’in üzerinde olması, göğüs, kolon, rektum, böbrek, yemek borusu, pankreas ve safra kesesi kanseri de dahil olmak üzere pek çok kanser türünü tetikliyor.

[attention type=red]
[attention type=green]
Karaciğer, rahim, yumurtalık, prostat, lenfoma, multi-miyelom gibi kanser türleri de yine fazla kilo ile sıkı ilişki halindedir. Bunun sebebi ise aşırı kilonu; hücre çoğalmasını uyaran hormonlar, bağışıklık sistemi, iltihaplanmayı önleyici oluşumlar gibi yapılar üzerinde olumsuz etkiye sahip olmasıdır.
[/attention][/attention]

Bu bakımdan kanseri önlemek isteyenlere; fiziksel hareketi artırmalarını, fast food tarzı kızarmış, yağlı, şekerli ürünlerden uzak durmalarını, beslenme programlarında taze ürünleri artırmalarını ve ideal vücut ağırlıklarını korumalarını öneriyorum.

4. Stresinizi yenin!

Sağlıklı beslenme ve düzenli olarak hareket etmenin yanı sıra, stresi azaltıcı çalışmaların kanser ve diğer kronik hastalıkları önlemekte önem arz etmektedir.

Alternatif Tamamlayıcı Tıp Dergisi’nde yayınlanan 2010 tarihli bir araştırma; 8 haftalık “mindfullness” farkındalık tabanlı stres azaltma programındaki katılımcıların kan testlerinde bağışıklık belirteçlerinin arttığını ve iltihap belirteçlerinin de azaldığını gösteriyor.

Ulusal Kanser Enstitüsü, stres ve kanser oluşumu arasında çok net bir bağlantı henüz bulunamamış olmasına rağmen, kronik stres ile sağlık sorunları artışının arasında anlamlı bir ilişki olduğunu belirtiyor.

Zira yoğun stres altındaki kişiler, kanser riskini artıran sigara, alkol kullanma, aşırı yemek yeme gibi olumsuz davranışlar geliştirebiliyor. Danışmanlık, terapi, meditasyon, doğru nefes alma ve fiziksel aktivite gibi uygulamalar, yaşam kalitesini artırıyor, kronik stresi kontrol altında tutuyor ve dolayısıyla da hastalıklara yakalanma riskini azaltıyor.

5. Anne sütü ile beslenmeyi destekleyin!

Özellikle aile öyküsünde meme kanseri olan kişilerin emzirmeye yönelmesi, bebeklerini anne sütüyle beslemesi hem erkek hem de kız bebekler için çok büyük önem arz ediyor.

2010 yılında Dahiliye Tıp Arşivi’nde sunulan bir araştırmaya göre; aile öyküsünde meme kanseri olan kişilerde yeterli süre anne sütüyle beslenmenin meme kanseri riskini azalttığı tespit edildi.

Özellikle de çok sayıda çocuğu olan ve normalden daha uzun süre emziren kadınların hem kendisinde hem de çocuklarında meme kanseri riski ciddi anlamda azalıyor. Emzirmek bir seçenek değil de ihtiyaç olarak görülmeli ve bebek sahibi olan her kadın mümkün olduğu kadar uzun süre bebeğini emzirerek meme kanserinden uzaklaşmalıdır.

6. Alkolü ya kısıtlayın ya da tamamen yaşamınızdan çıkarın!

Bilimsel araştırmalar, alkol tüketimini kısıtlamanın kanseri önlemede çok önemli bir faktör olduğunu gösteriyor. Uzmanlar erkeklerin günde en fazla 2 kadehten, kadınlarınsa 1 kadehten fazla içki içmemesi gerektiğini söylüyor.

Düzenli olarak yoğun miktarda alkol tüketen kişilerde; baş, boyun, karaciğer, koloretal, göğüs ve pankreas kanseri riski artmaktadır. Alkol tüketiminin kanser oluşumu riskini azaltma sebeplerinden birisi, vücudumuz alkolü metabolize ettiğinde yan ürün olan asetaldehit meydana geliyor olmasıdır.

[attention type=green]
[attention type=yellow]
Asetaldehit ise kanserojen olarak bilinen bir ajandır. Bununla birlikte alkolün vücuttaki östrojen konsantrasyonunu da artırdığı biliniyor.
[/attention][/attention]

Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde yayınlanan 2010 tarihli bir araştırma, göğüs kanseri vakalarının % 20’sinin günde 2 veya daha fazla alkollü içecek tükettiklerini gösteriyor. Eğer bir erkekseniz günde 2 kadehten, kadınsanız 1 kadehten fazla içki tüketmeyin.

7. Fiziksel aktiviteyi artırın!

Düzenli olarak fiziksel aktivite yaparak; göğüs, endometriyum (rahmin iç tabakası), prostat ve pankreatik de dahil olmak üzere pek çok kanser türünün riskini azaltabilirsiniz. Fiziksel olarak aktif bir yaşam tarzı önerisi; hem günlük aktivitenin artırılması hem de oturarak geçirilen sürenin kısıtlanmasını içeriyor.

Bu bağlamda yetişkinler tempolu yürüyüş ya da egzersiz bisikleti, haftada 75-150 dakika koşu gibi aktiviteler yapabilirler. Ancak yoğun egzersizler haftada 75 dakika civarında, hafif tempoda yürüyüş ise haftada 150 dakika civarında yapılmalıdır.

Aynı paralelde televizyon, bilgisayar, telefon başında geçirdiğiniz süreyi azaltmalı, oturarak geçen süreyi kısıtlamalısınız.

Günlük aktivitenizi artırmak; kalp hastalıkları, şeker hastalığı, osteoropoz ve yüksek tansiyon riskini de azaltıyor. Benden size çok basit bir öneri; her gün sadece 30 dakikalık bir yürüyüşe çıkın, oturarak yaptığınız etkinliklerin süresini azaltın, sizin için ideal olan kiloyu koruyun ve kanser riskinizi azaltın!

8. Tam tahıl ve bakliyatı günlük beslenmenizden eksik etmeyin!

Taze meyve, sebze, esmer pirinç, arpa, kinoa gibi en az işlenmiş besinler; kanseri önleyici vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve lif içeriyor. Bununla birlikte şeker ve yağ eklenmiş işlenmiş gıdalardan çok daha az kalori barındırıyor.

2009 yılında Amerikan Kalp Derneği dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre; kırmızı ve işlenmiş etlerin (salam, sosis, sucuk), rafine edilmiş tahılların, patates kızartması ve tatlıların tüketimi kardiyovasküler rahatsızlıklar kanser ve ölüm riskini artırıyor.

Bu bakımdan tahıl seçerken, işlenmiş ya da rafine edilmiş olanları mümkün olduğunca kısıtlayın. Yediğiniz tahılların işlenmemiş veya en doğal hallerinde olduğundan emin olun.

9. Meyve ve sebze tüketin!

Taze besinler; vitamin, mineral, antioksidan ve lif de dahil olmak üzere anti kanser özellik taşıyor. Kanseri önlemek için sizlere; her gün en az 2-3 tane taze meyve, 2-3 bardak dolusu da taze sebze tüketmenizi öneriyorum.

Günlük düzenli olarak taze ve meyve suları (posasıyla birlikte) tüketerek mikro besin alımını artırabilir, sağlıklı besin tüketimini daha kolay hale getirebilirsiniz.

Bu bakımdan her öğünde tabağınızın yarısını taze sebze ve meyvelerle doldurun.

10. Sigarayı bırakın!

Kanser riskinin azaltmanın belki de en doğru yolu sigarayı bırakmaktır. Amerikan Kanser Birliği, sadece tütün ürünlerine maruz kalmanın önüne geçerek kanserden kaynaklı ölümlerin 3’te birinin önüne geçilebileceğini söylüyor.

Tütün ve alkolün aynı anda kullanılması ise, ağız, gırtlak, yemek borusu kanseri riskini artırdığı da bilinen bir gerçektir.

Özellikle alkolle birlikte tütün ürünleri kullandığınızda hayati risk taşıyan bir seçim yapmış oluyorsunuz ki o da: KANSER!

Источник: https://www.aysetolga.com/kanser-riskini-azaltmak-icin-yapabileceginiz-10-degisiklik

Ağız içi kanseri belirtileri

Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor
Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor

Ağız içi kanserleri (İntraoral kanserler) genellikle orta yaş grubunda görülür. Erkeklerde kadınlara oranla 2 kat fazla rastlanır. Son yıllarda sigara ve alkol tüketiminin kadınlar arasında da gözle görülür bir artışı söz konusudur. Bu nedenle, özellikle dil kanserlerinin kadınlarda görülme oranında önemli bir artış gözlenmektedir.

Ağız içi kanserleri ağız boşluğunu oluşturan bölgelerde ortaya çıkar. Bu bölgeler, dil, ağız tabanı, sert damak, yumuşak damağın ön kısmı, çene, yanak ve dişetleridir.

Ağız içi kanserleri orijinal olarak ağız boşluğunu döşeyen örtüden (mukoza) kaynağını almakla birlikte, ağız boşluğunda sayısı 600 ile 1000 arasında olan minör tükürük bezlerinden de gelişebilir.

Bunun dışında boğaz, burun gibi ağız çevresindeki bölgelerden başlayan tümörler de ağız içine yayılmış olabilir.

Ağız içi kanserleri de diğer bölgelerin kanserleri gibi erken dönemde tanı konularak tedavi edilebilir. Aksi durumda hızla yayılarak sürekli ağrı, yeme, içme, yutma ve konuşma gibi çok önemli fonksiyonların kaybına, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformitelerine ve istenmeyen yaşamsal sonuçlara neden olabilir.

Ağız içi kanserlerinin nedenleri

Ağız içi kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen katkı maddeleri, kötü diş veya protezlere bağlı kronik travmalar ağız içi kanserleri riskini arttırabilir. Genetik yatkınlık da ağız içi kanserleri için risk faktörleri arasında yer alır.

Ağız içinde, özellikle dil üzerinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında, kanser öncüsü yaralar olarak dikkate alınmalı ve bu lezyonlar mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Birçok ağız içi yara öncelikle diş hekimi tarafından görülmektedir.

Bu nedenle diş hekimleri hastalığın erken dönemde teşhis edilmesinde çok önemli bir rol oynarlar.

Ağız içi kanserlerinin belirtiler

  • Ağız içinde kolaylıkla kanayan ve iyileşmeyen bir yara
  • Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar
  • Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması
  • Ağzınızın herhangi bir bölümünde his kaybı veya uyuşukluk
  • Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması
  • Çiğneme veya yutma güçlüğü
  • Ağızda acı veya zor tanımlanan ağrı
  • Bilinen bir neden olmaksızın boğazda takılma hissi
  • Ses değişikliği veya boğazda yutulamayan cisim hissi
  • Dil ve çene hareketlerinde zorlanma
  • Boyunda şişlik (kitle)

Ağız içi kanserleri başlangıç döneminde ağrısızdır. Kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında hasar oluşunca ağrı şikayeti de başlar. Hastaların mevcut ağız kanserini fark etmesi güç olabilir. Tedavi geciktiğinde hastalık boyundaki lenf bezlerine, çevre komşu dokulara, akciğer ve kemik gibi uzak organlara yayılım gösterebilir.

Tanı
Bir ay içerisinde geçmeyen ağız içindeki herhangi bir şişlik veya doku değişikliği kulak burun boğaz uzman hekimi tarafından değerlendirmelidir. Tam bir kulak burun boğaz muayenesini takiben hastaya kesin tanı konulabilmesi için tümörden biyopsi alınmalıdır.

Tümör boyutları ve diğer yapılara yayılması hakkında fikir sahibi olmak için; boyun ultrasonu, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG), pozitron emisyon tomografisi (PET) gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır.

Ağız içi kanserlerinde tedavi

Tanı konduktan sonra, kulak burun boğaz uzmanı tarafından tümörün boyutu ve evresi, hastanın genel durumu ve tümörün yakın veya uzak yayılımı (metastaz) olup olmamasına göre hastalığın tedavisi planlanır. Bu tümörlerin tedavisinde bilinen en başarılı yöntem cerrahidir.

Tümör ve yayılma potansiyeli olan çevresindeki bölgeler vücuttan uzaklaştırılır. Hastalığın evresi, hastanın genel durumu ve patolojik inceleme sonuçlarına göre radyasyon ve kemoterapi de tedaviye eklenebilir. Başarılı tedavi sonuçları için erken tanı son derece önemlidir.

Ağız içi kanser riskinin azaltılması için
Alkol ve tütün ürünlerini birlikte kullanan kişilerde ağız kanseri riski, kullanmayan kişilere göre 15 kat fazladır.

Sigara, puro, pipo gibi tütün ürünleri kullanılmamalı ve tütün çiğnenmemelidir. Alkol kullanımının azaltılması veya kesilmesi önemli bir noktadır.

[attention type=yellow]
[attention type=red]
Meyve ve sebzeden zengin, sağlıklı beslenme her kanser türünde olduğu gibi burada da riski azaltmak için çok önemli bir rol oynamaktadır.
[/attention][/attention]

İlginizi çekebilir

Ağız içi ve dil kanserlerinin tedavisi nasıl olur?

Ağız içi ve dil kanserlerinin belirtileri nelerdir?

Ağız içi ve dil kanserleri nasıl teşhis edilir?

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/agiz-ici-kanseri-belirtileri

Kanser Riskini Azaltmak İçin Yapabileceğiniz 10 Değişiklik

Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü’ne göre, günümüzde en yaygın olarak ortaya çıkan kanser türlerinin 3’te 1’i yaşam değişiklikleriyle önlenebiliyor. 2008 yılında yayınlanan bir araştırma sonucuna göre diyet ve yaşam tarzı değişiklikleriyle tüm kanser teşhislerinin % 90-95’inin kökü kazınabilir.

Bu konudaki oranlar, ihtimaller değişkenken altı çizilen tek gerçek var ki, sağlıklı yaşam tarzını benimsemek, kanseri önlemekte etkilidir. Kanser riskini azaltmak için aslında kontrol yine sizin elinizde. Bunun için 3 temel husus var: doğal ve yoğun besleyici gıdaları tüketin, her gün fiziksel aktivite yapın, sizin için sağlıklı olan bir kiloda kalın.

Bu bağlamda kansere yakalanma riskinizi düşürebilecek 10 tane bilimsel destekli yaşam değişikliği önerim var.

1. Bitkisel beslenmeye ağırlık verin!

Bitkisel gıdaların ağırlıkta olduğu bir beslenme programı uygulayan kişiler, kanser riskini en aza indirirler.

Bilimsel çalışmalar; çeşitli taze ürünlerin, tam tahıllı besinlerin, vücuda faydalı vitamin, mineral, antioksidan ve lif bakımından zengin oldukları için muhtemel bazı kanser türlerinin gelişimini engellediğini gösteriyor.

Meyve, sebze ve lif içeren diğer bitki bazlı besinler kanser riskini azaltıcı özellik gösterdiğinden dünya Gıda ve İlaç İdaresi de bu ürünlerin fazlaca tüketilmesi gerektiği konusunda hem fikirdir. Bu bakımdan vejetaryen besinleri haftalık rutin beslenmeniz içine katın.

2. Uykunuzu alın!

Düzenli olarak yeterli süre uyuyamamak vücutta salgılanan pek çok hormonda dengesizliğe sebep oluyor ve bu da tüm metabolizmayı zorluyor. Gözlerden uyku akan zaman dilimlerinin fazla olması, kilo almaya da zemin hazırlayan bir durumdur.

2014 yılında Klinik Uyku Tıbbı Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma sonucuna göre; orta ya da şiddetli düzeyde uyku apnesi ile kansere yakalanma riski arasında pozitif bir ilişki bulunuyor.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, uyku bozukluğu ile kansere yakalanma sorunun bağlantı göstermesini, uykusuzluğun metabolik ritim bozukluklarına yol açmasıyla açıklıyor.

Hatta döngüsel vardiyalı çalışan kişiler, gece çalışan işçilerde sirkadyen ritim bozuklukları meydana geliyor ve dolayısıyla melatonin hormon dengesi bozuluyor. Bu bakımdan kanser riskini azaltmak isteyen yetişkinler her gece 7-9 saat uyumalıdır.

3. Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyun!

2003 yılında New England Journal of Medicine’de yapılan bir araştırma; kilolu ya da obez olmanın kişinin kanserle ilgili ölüm yaşama riskini % 20 artırdığını gösteriyor.

Aşırı kilolu ya da obez olmak, yani vücut kitle indeksinin 25’in üzerinde olması, göğüs, kolon, rektum, böbrek, yemek borusu, pankreas ve safra kesesi kanseri de dahil olmak üzere pek çok kanser türünü tetikliyor.

[attention type=red]
[attention type=green]
Karaciğer, rahim, yumurtalık, prostat, lenfoma, multi-miyelom gibi kanser türleri de yine fazla kilo ile sıkı ilişki halindedir. Bunun sebebi ise aşırı kilonu; hücre çoğalmasını uyaran hormonlar, bağışıklık sistemi, iltihaplanmayı önleyici oluşumlar gibi yapılar üzerinde olumsuz etkiye sahip olmasıdır.
[/attention][/attention]

Bu bakımdan kanseri önlemek isteyenlere; fiziksel hareketi artırmalarını, fast food tarzı kızarmış, yağlı, şekerli ürünlerden uzak durmalarını, beslenme programlarında taze ürünleri artırmalarını ve ideal vücut ağırlıklarını korumalarını öneriyorum.

4. Stresinizi yenin!

Sağlıklı beslenme ve düzenli olarak hareket etmenin yanı sıra, stresi azaltıcı çalışmaların kanser ve diğer kronik hastalıkları önlemekte önem arz etmektedir.

Alternatif Tamamlayıcı Tıp Dergisi’nde yayınlanan 2010 tarihli bir araştırma; 8 haftalık “mindfullness” farkındalık tabanlı stres azaltma programındaki katılımcıların kan testlerinde bağışıklık belirteçlerinin arttığını ve iltihap belirteçlerinin de azaldığını gösteriyor.

Ulusal Kanser Enstitüsü, stres ve kanser oluşumu arasında çok net bir bağlantı henüz bulunamamış olmasına rağmen, kronik stres ile sağlık sorunları artışının arasında anlamlı bir ilişki olduğunu belirtiyor.

Zira yoğun stres altındaki kişiler, kanser riskini artıran sigara, alkol kullanma, aşırı yemek yeme gibi olumsuz davranışlar geliştirebiliyor. Danışmanlık, terapi, meditasyon, doğru nefes alma ve fiziksel aktivite gibi uygulamalar, yaşam kalitesini artırıyor, kronik stresi kontrol altında tutuyor ve dolayısıyla da hastalıklara yakalanma riskini azaltıyor.

5. Anne sütü ile beslenmeyi destekleyin!

Özellikle aile öyküsünde meme kanseri olan kişilerin emzirmeye yönelmesi, bebeklerini anne sütüyle beslemesi hem erkek hem de kız bebekler için çok büyük önem arz ediyor.

2010 yılında Dahiliye Tıp Arşivi’nde sunulan bir araştırmaya göre; aile öyküsünde meme kanseri olan kişilerde yeterli süre anne sütüyle beslenmenin meme kanseri riskini azalttığı tespit edildi.

Özellikle de çok sayıda çocuğu olan ve normalden daha uzun süre emziren kadınların hem kendisinde hem de çocuklarında meme kanseri riski ciddi anlamda azalıyor. Emzirmek bir seçenek değil de ihtiyaç olarak görülmeli ve bebek sahibi olan her kadın mümkün olduğu kadar uzun süre bebeğini emzirerek meme kanserinden uzaklaşmalıdır.

6. Alkolü ya kısıtlayın ya da tamamen yaşamınızdan çıkarın!

Bilimsel araştırmalar, alkol tüketimini kısıtlamanın kanseri önlemede çok önemli bir faktör olduğunu gösteriyor. Uzmanlar erkeklerin günde en fazla 2 kadehten, kadınlarınsa 1 kadehten fazla içki içmemesi gerektiğini söylüyor.

Düzenli olarak yoğun miktarda alkol tüketen kişilerde; baş, boyun, karaciğer, koloretal, göğüs ve pankreas kanseri riski artmaktadır. Alkol tüketiminin kanser oluşumu riskini azaltma sebeplerinden birisi, vücudumuz alkolü metabolize ettiğinde yan ürün olan asetaldehit meydana geliyor olmasıdır.

[attention type=green]
[attention type=yellow]
Asetaldehit ise kanserojen olarak bilinen bir ajandır. Bununla birlikte alkolün vücuttaki östrojen konsantrasyonunu da artırdığı biliniyor.
[/attention][/attention]

Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde yayınlanan 2010 tarihli bir araştırma, göğüs kanseri vakalarının % 20’sinin günde 2 veya daha fazla alkollü içecek tükettiklerini gösteriyor. Eğer bir erkekseniz günde 2 kadehten, kadınsanız 1 kadehten fazla içki tüketmeyin.

7. Fiziksel aktiviteyi artırın!

Düzenli olarak fiziksel aktivite yaparak; göğüs, endometriyum (rahmin iç tabakası), prostat ve pankreatik de dahil olmak üzere pek çok kanser türünün riskini azaltabilirsiniz. Fiziksel olarak aktif bir yaşam tarzı önerisi; hem günlük aktivitenin artırılması hem de oturarak geçirilen sürenin kısıtlanmasını içeriyor.

Bu bağlamda yetişkinler tempolu yürüyüş ya da egzersiz bisikleti, haftada 75-150 dakika koşu gibi aktiviteler yapabilirler. Ancak yoğun egzersizler haftada 75 dakika civarında, hafif tempoda yürüyüş ise haftada 150 dakika civarında yapılmalıdır.

Aynı paralelde televizyon, bilgisayar, telefon başında geçirdiğiniz süreyi azaltmalı, oturarak geçen süreyi kısıtlamalısınız.

Günlük aktivitenizi artırmak; kalp hastalıkları, şeker hastalığı, osteoropoz ve yüksek tansiyon riskini de azaltıyor. Benden size çok basit bir öneri; her gün sadece 30 dakikalık bir yürüyüşe çıkın, oturarak yaptığınız etkinliklerin süresini azaltın, sizin için ideal olan kiloyu koruyun ve kanser riskinizi azaltın!

8. Tam tahıl ve bakliyatı günlük beslenmenizden eksik etmeyin!

Taze meyve, sebze, esmer pirinç, arpa, kinoa gibi en az işlenmiş besinler; kanseri önleyici vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve lif içeriyor. Bununla birlikte şeker ve yağ eklenmiş işlenmiş gıdalardan çok daha az kalori barındırıyor.

2009 yılında Amerikan Kalp Derneği dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre; kırmızı ve işlenmiş etlerin (salam, sosis, sucuk), rafine edilmiş tahılların, patates kızartması ve tatlıların tüketimi kardiyovasküler rahatsızlıklar kanser ve ölüm riskini artırıyor.

Bu bakımdan tahıl seçerken, işlenmiş ya da rafine edilmiş olanları mümkün olduğunca kısıtlayın. Yediğiniz tahılların işlenmemiş veya en doğal hallerinde olduğundan emin olun.

9. Meyve ve sebze tüketin!

Taze besinler; vitamin, mineral, antioksidan ve lif de dahil olmak üzere anti kanser özellik taşıyor. Kanseri önlemek için sizlere; her gün en az 2-3 tane taze meyve, 2-3 bardak dolusu da taze sebze tüketmenizi öneriyorum.

Günlük düzenli olarak taze ve meyve suları (posasıyla birlikte) tüketerek mikro besin alımını artırabilir, sağlıklı besin tüketimini daha kolay hale getirebilirsiniz.

Bu bakımdan her öğünde tabağınızın yarısını taze sebze ve meyvelerle doldurun.

10. Sigarayı bırakın!

Kanser riskinin azaltmanın belki de en doğru yolu sigarayı bırakmaktır. Amerikan Kanser Birliği, sadece tütün ürünlerine maruz kalmanın önüne geçerek kanserden kaynaklı ölümlerin 3’te birinin önüne geçilebileceğini söylüyor.

Tütün ve alkolün aynı anda kullanılması ise, ağız, gırtlak, yemek borusu kanseri riskini artırdığı da bilinen bir gerçektir.

Özellikle alkolle birlikte tütün ürünleri kullandığınızda hayati risk taşıyan bir seçim yapmış oluyorsunuz ki o da: KANSER!

Источник: https://www.aysetolga.com/kanser-riskini-azaltmak-icin-yapabileceginiz-10-degisiklik

Ağız içi kanseri belirtileri

Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor
Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor

Ağız içi kanserleri (intraoral kanserler)

Ağız içi kanserleri (İntraoral kanserler) genellikle orta yaş grubunda görülür. Erkeklerde kadınlara oranla 2 kat fazla rastlanır. Son yıllarda sigara ve alkol tüketiminin kadınlar arasında da gözle görülür bir artışı söz konusudur. Bu nedenle, özellikle dil kanserlerinin kadınlarda görülme oranında önemli bir artış gözlenmektedir.

Ağız içi kanserleri ağız boşluğunu oluşturan bölgelerde ortaya çıkar. Bu bölgeler, dil, ağız tabanı, sert damak, yumuşak damağın ön kısmı, çene, yanak ve dişetleridir.

Ağız içi kanserleri orijinal olarak ağız boşluğunu döşeyen örtüden (mukoza) kaynağını almakla birlikte, ağız boşluğunda sayısı 600 ile 1000 arasında olan minör tükürük bezlerinden de gelişebilir.

Bunun dışında boğaz, burun gibi ağız çevresindeki bölgelerden başlayan tümörler de ağız içine yayılmış olabilir.

Ağız içi kanserleri de diğer bölgelerin kanserleri gibi erken dönemde tanı konularak tedavi edilebilir. Aksi durumda hızla yayılarak sürekli ağrı, yeme, içme, yutma ve konuşma gibi çok önemli fonksiyonların kaybına, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformitelerine ve istenmeyen yaşamsal sonuçlara neden olabilir.

Ağız içi kanserlerinin nedenleri

Ağız içi kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen katkı maddeleri, kötü diş veya protezlere bağlı kronik travmalar ağız içi kanserleri riskini arttırabilir. Genetik yatkınlık da ağız içi kanserleri için risk faktörleri arasında yer alır.

Ağız içinde, özellikle dil üzerinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında, kanser öncüsü yaralar olarak dikkate alınmalı ve bu lezyonlar mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Birçok ağız içi yara öncelikle diş hekimi tarafından görülmektedir.

Bu nedenle diş hekimleri hastalığın erken dönemde teşhis edilmesinde çok önemli bir rol oynarlar.

Ağız içi kanserlerinin belirtiler

  • Ağız içinde kolaylıkla kanayan ve iyileşmeyen bir yara
  • Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar
  • Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması
  • Ağzınızın herhangi bir bölümünde his kaybı veya uyuşukluk
  • Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması
  • Çiğneme veya yutma güçlüğü
  • Ağızda acı veya zor tanımlanan ağrı
  • Bilinen bir neden olmaksızın boğazda takılma hissi
  • Ses değişikliği veya boğazda yutulamayan cisim hissi
  • Dil ve çene hareketlerinde zorlanma
  • Boyunda şişlik (kitle)

Ağız içi kanserleri başlangıç döneminde ağrısızdır. Kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında hasar oluşunca ağrı şikayeti de başlar. Hastaların mevcut ağız kanserini fark etmesi güç olabilir. Tedavi geciktiğinde hastalık boyundaki lenf bezlerine, çevre komşu dokulara, akciğer ve kemik gibi uzak organlara yayılım gösterebilir.

Tanı
Bir ay içerisinde geçmeyen ağız içindeki herhangi bir şişlik veya doku değişikliği kulak burun boğaz uzman hekimi tarafından değerlendirmelidir. Tam bir kulak burun boğaz muayenesini takiben hastaya kesin tanı konulabilmesi için tümörden biyopsi alınmalıdır.

Tümör boyutları ve diğer yapılara yayılması hakkında fikir sahibi olmak için; boyun ultrasonu, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG), pozitron emisyon tomografisi (PET) gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır.

Ağız içi kanserlerinde tedavi

Tanı konduktan sonra, kulak burun boğaz uzmanı tarafından tümörün boyutu ve evresi, hastanın genel durumu ve tümörün yakın veya uzak yayılımı (metastaz) olup olmamasına göre hastalığın tedavisi planlanır. Bu tümörlerin tedavisinde bilinen en başarılı yöntem cerrahidir.

Tümör ve yayılma potansiyeli olan çevresindeki bölgeler vücuttan uzaklaştırılır. Hastalığın evresi, hastanın genel durumu ve patolojik inceleme sonuçlarına göre radyasyon ve kemoterapi de tedaviye eklenebilir. Başarılı tedavi sonuçları için erken tanı son derece önemlidir.

Ağız içi kanser riskinin azaltılması için
Alkol ve tütün ürünlerini birlikte kullanan kişilerde ağız kanseri riski, kullanmayan kişilere göre 15 kat fazladır.

Sigara, puro, pipo gibi tütün ürünleri kullanılmamalı ve tütün çiğnenmemelidir. Alkol kullanımının azaltılması veya kesilmesi önemli bir noktadır.

[attention type=yellow]
[attention type=red]
Meyve ve sebzeden zengin, sağlıklı beslenme her kanser türünde olduğu gibi burada da riski azaltmak için çok önemli bir rol oynamaktadır.
[/attention][/attention]

İlginizi çekebilir

Ağız içi ve dil kanserlerinin tedavisi nasıl olur?

Ağız içi ve dil kanserlerinin belirtileri nelerdir?

Ağız içi ve dil kanserleri nasıl teşhis edilir?

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/agiz-ici-kanseri-belirtileri

Kanser Riskini Azaltmak İçin Yapabileceğiniz 10 Değişiklik

Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü’ne göre, günümüzde en yaygın olarak ortaya çıkan kanser türlerinin 3’te 1’i yaşam değişiklikleriyle önlenebiliyor. 2008 yılında yayınlanan bir araştırma sonucuna göre diyet ve yaşam tarzı değişiklikleriyle tüm kanser teşhislerinin % 90-95’inin kökü kazınabilir.

Bu konudaki oranlar, ihtimaller değişkenken altı çizilen tek gerçek var ki, sağlıklı yaşam tarzını benimsemek, kanseri önlemekte etkilidir. Kanser riskini azaltmak için aslında kontrol yine sizin elinizde. Bunun için 3 temel husus var: doğal ve yoğun besleyici gıdaları tüketin, her gün fiziksel aktivite yapın, sizin için sağlıklı olan bir kiloda kalın.

Bu bağlamda kansere yakalanma riskinizi düşürebilecek 10 tane bilimsel destekli yaşam değişikliği önerim var.

1. Bitkisel beslenmeye ağırlık verin!

Bitkisel gıdaların ağırlıkta olduğu bir beslenme programı uygulayan kişiler, kanser riskini en aza indirirler.

Bilimsel çalışmalar; çeşitli taze ürünlerin, tam tahıllı besinlerin, vücuda faydalı vitamin, mineral, antioksidan ve lif bakımından zengin oldukları için muhtemel bazı kanser türlerinin gelişimini engellediğini gösteriyor.

Meyve, sebze ve lif içeren diğer bitki bazlı besinler kanser riskini azaltıcı özellik gösterdiğinden dünya Gıda ve İlaç İdaresi de bu ürünlerin fazlaca tüketilmesi gerektiği konusunda hem fikirdir. Bu bakımdan vejetaryen besinleri haftalık rutin beslenmeniz içine katın.

2. Uykunuzu alın!

Düzenli olarak yeterli süre uyuyamamak vücutta salgılanan pek çok hormonda dengesizliğe sebep oluyor ve bu da tüm metabolizmayı zorluyor. Gözlerden uyku akan zaman dilimlerinin fazla olması, kilo almaya da zemin hazırlayan bir durumdur.

2014 yılında Klinik Uyku Tıbbı Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma sonucuna göre; orta ya da şiddetli düzeyde uyku apnesi ile kansere yakalanma riski arasında pozitif bir ilişki bulunuyor.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, uyku bozukluğu ile kansere yakalanma sorunun bağlantı göstermesini, uykusuzluğun metabolik ritim bozukluklarına yol açmasıyla açıklıyor.

Hatta döngüsel vardiyalı çalışan kişiler, gece çalışan işçilerde sirkadyen ritim bozuklukları meydana geliyor ve dolayısıyla melatonin hormon dengesi bozuluyor. Bu bakımdan kanser riskini azaltmak isteyen yetişkinler her gece 7-9 saat uyumalıdır.

3. Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyun!

2003 yılında New England Journal of Medicine’de yapılan bir araştırma; kilolu ya da obez olmanın kişinin kanserle ilgili ölüm yaşama riskini % 20 artırdığını gösteriyor.

Aşırı kilolu ya da obez olmak, yani vücut kitle indeksinin 25’in üzerinde olması, göğüs, kolon, rektum, böbrek, yemek borusu, pankreas ve safra kesesi kanseri de dahil olmak üzere pek çok kanser türünü tetikliyor.

[attention type=red]
[attention type=green]
Karaciğer, rahim, yumurtalık, prostat, lenfoma, multi-miyelom gibi kanser türleri de yine fazla kilo ile sıkı ilişki halindedir. Bunun sebebi ise aşırı kilonu; hücre çoğalmasını uyaran hormonlar, bağışıklık sistemi, iltihaplanmayı önleyici oluşumlar gibi yapılar üzerinde olumsuz etkiye sahip olmasıdır.
[/attention][/attention]

Bu bakımdan kanseri önlemek isteyenlere; fiziksel hareketi artırmalarını, fast food tarzı kızarmış, yağlı, şekerli ürünlerden uzak durmalarını, beslenme programlarında taze ürünleri artırmalarını ve ideal vücut ağırlıklarını korumalarını öneriyorum.

4. Stresinizi yenin!

Sağlıklı beslenme ve düzenli olarak hareket etmenin yanı sıra, stresi azaltıcı çalışmaların kanser ve diğer kronik hastalıkları önlemekte önem arz etmektedir.

Alternatif Tamamlayıcı Tıp Dergisi’nde yayınlanan 2010 tarihli bir araştırma; 8 haftalık “mindfullness” farkındalık tabanlı stres azaltma programındaki katılımcıların kan testlerinde bağışıklık belirteçlerinin arttığını ve iltihap belirteçlerinin de azaldığını gösteriyor.

Ulusal Kanser Enstitüsü, stres ve kanser oluşumu arasında çok net bir bağlantı henüz bulunamamış olmasına rağmen, kronik stres ile sağlık sorunları artışının arasında anlamlı bir ilişki olduğunu belirtiyor.

Zira yoğun stres altındaki kişiler, kanser riskini artıran sigara, alkol kullanma, aşırı yemek yeme gibi olumsuz davranışlar geliştirebiliyor. Danışmanlık, terapi, meditasyon, doğru nefes alma ve fiziksel aktivite gibi uygulamalar, yaşam kalitesini artırıyor, kronik stresi kontrol altında tutuyor ve dolayısıyla da hastalıklara yakalanma riskini azaltıyor.

5. Anne sütü ile beslenmeyi destekleyin!

Özellikle aile öyküsünde meme kanseri olan kişilerin emzirmeye yönelmesi, bebeklerini anne sütüyle beslemesi hem erkek hem de kız bebekler için çok büyük önem arz ediyor.

2010 yılında Dahiliye Tıp Arşivi’nde sunulan bir araştırmaya göre; aile öyküsünde meme kanseri olan kişilerde yeterli süre anne sütüyle beslenmenin meme kanseri riskini azalttığı tespit edildi.

Özellikle de çok sayıda çocuğu olan ve normalden daha uzun süre emziren kadınların hem kendisinde hem de çocuklarında meme kanseri riski ciddi anlamda azalıyor. Emzirmek bir seçenek değil de ihtiyaç olarak görülmeli ve bebek sahibi olan her kadın mümkün olduğu kadar uzun süre bebeğini emzirerek meme kanserinden uzaklaşmalıdır.

6. Alkolü ya kısıtlayın ya da tamamen yaşamınızdan çıkarın!

Bilimsel araştırmalar, alkol tüketimini kısıtlamanın kanseri önlemede çok önemli bir faktör olduğunu gösteriyor. Uzmanlar erkeklerin günde en fazla 2 kadehten, kadınlarınsa 1 kadehten fazla içki içmemesi gerektiğini söylüyor.

Düzenli olarak yoğun miktarda alkol tüketen kişilerde; baş, boyun, karaciğer, koloretal, göğüs ve pankreas kanseri riski artmaktadır. Alkol tüketiminin kanser oluşumu riskini azaltma sebeplerinden birisi, vücudumuz alkolü metabolize ettiğinde yan ürün olan asetaldehit meydana geliyor olmasıdır.

[attention type=green]
[attention type=yellow]
Asetaldehit ise kanserojen olarak bilinen bir ajandır. Bununla birlikte alkolün vücuttaki östrojen konsantrasyonunu da artırdığı biliniyor.
[/attention][/attention]

Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde yayınlanan 2010 tarihli bir araştırma, göğüs kanseri vakalarının % 20’sinin günde 2 veya daha fazla alkollü içecek tükettiklerini gösteriyor. Eğer bir erkekseniz günde 2 kadehten, kadınsanız 1 kadehten fazla içki tüketmeyin.

7. Fiziksel aktiviteyi artırın!

Düzenli olarak fiziksel aktivite yaparak; göğüs, endometriyum (rahmin iç tabakası), prostat ve pankreatik de dahil olmak üzere pek çok kanser türünün riskini azaltabilirsiniz. Fiziksel olarak aktif bir yaşam tarzı önerisi; hem günlük aktivitenin artırılması hem de oturarak geçirilen sürenin kısıtlanmasını içeriyor.

Bu bağlamda yetişkinler tempolu yürüyüş ya da egzersiz bisikleti, haftada 75-150 dakika koşu gibi aktiviteler yapabilirler. Ancak yoğun egzersizler haftada 75 dakika civarında, hafif tempoda yürüyüş ise haftada 150 dakika civarında yapılmalıdır.

Aynı paralelde televizyon, bilgisayar, telefon başında geçirdiğiniz süreyi azaltmalı, oturarak geçen süreyi kısıtlamalısınız.

Günlük aktivitenizi artırmak; kalp hastalıkları, şeker hastalığı, osteoropoz ve yüksek tansiyon riskini de azaltıyor. Benden size çok basit bir öneri; her gün sadece 30 dakikalık bir yürüyüşe çıkın, oturarak yaptığınız etkinliklerin süresini azaltın, sizin için ideal olan kiloyu koruyun ve kanser riskinizi azaltın!

8. Tam tahıl ve bakliyatı günlük beslenmenizden eksik etmeyin!

Taze meyve, sebze, esmer pirinç, arpa, kinoa gibi en az işlenmiş besinler; kanseri önleyici vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve lif içeriyor. Bununla birlikte şeker ve yağ eklenmiş işlenmiş gıdalardan çok daha az kalori barındırıyor.

2009 yılında Amerikan Kalp Derneği dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre; kırmızı ve işlenmiş etlerin (salam, sosis, sucuk), rafine edilmiş tahılların, patates kızartması ve tatlıların tüketimi kardiyovasküler rahatsızlıklar kanser ve ölüm riskini artırıyor.

Bu bakımdan tahıl seçerken, işlenmiş ya da rafine edilmiş olanları mümkün olduğunca kısıtlayın. Yediğiniz tahılların işlenmemiş veya en doğal hallerinde olduğundan emin olun.

9. Meyve ve sebze tüketin!

Taze besinler; vitamin, mineral, antioksidan ve lif de dahil olmak üzere anti kanser özellik taşıyor. Kanseri önlemek için sizlere; her gün en az 2-3 tane taze meyve, 2-3 bardak dolusu da taze sebze tüketmenizi öneriyorum.

Günlük düzenli olarak taze ve meyve suları (posasıyla birlikte) tüketerek mikro besin alımını artırabilir, sağlıklı besin tüketimini daha kolay hale getirebilirsiniz.

Bu bakımdan her öğünde tabağınızın yarısını taze sebze ve meyvelerle doldurun.

10. Sigarayı bırakın!

Kanser riskinin azaltmanın belki de en doğru yolu sigarayı bırakmaktır. Amerikan Kanser Birliği, sadece tütün ürünlerine maruz kalmanın önüne geçerek kanserden kaynaklı ölümlerin 3’te birinin önüne geçilebileceğini söylüyor.

Tütün ve alkolün aynı anda kullanılması ise, ağız, gırtlak, yemek borusu kanseri riskini artırdığı da bilinen bir gerçektir.

Özellikle alkolle birlikte tütün ürünleri kullandığınızda hayati risk taşıyan bir seçim yapmış oluyorsunuz ki o da: KANSER!

Источник: https://www.aysetolga.com/kanser-riskini-azaltmak-icin-yapabileceginiz-10-degisiklik

Ağız içi kanseri belirtileri

Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor
Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor

Ağız içi kanserleri (intraoral kanserler)

Ağız içi kanserleri (İntraoral kanserler) genellikle orta yaş grubunda görülür. Erkeklerde kadınlara oranla 2 kat fazla rastlanır. Son yıllarda sigara ve alkol tüketiminin kadınlar arasında da gözle görülür bir artışı söz konusudur. Bu nedenle, özellikle dil kanserlerinin kadınlarda görülme oranında önemli bir artış gözlenmektedir.

Ağız içi kanserleri ağız boşluğunu oluşturan bölgelerde ortaya çıkar. Bu bölgeler, dil, ağız tabanı, sert damak, yumuşak damağın ön kısmı, çene, yanak ve dişetleridir.

Ağız içi kanserleri orijinal olarak ağız boşluğunu döşeyen örtüden (mukoza) kaynağını almakla birlikte, ağız boşluğunda sayısı 600 ile 1000 arasında olan minör tükürük bezlerinden de gelişebilir.

Bunun dışında boğaz, burun gibi ağız çevresindeki bölgelerden başlayan tümörler de ağız içine yayılmış olabilir.

Ağız içi kanserleri de diğer bölgelerin kanserleri gibi erken dönemde tanı konularak tedavi edilebilir. Aksi durumda hızla yayılarak sürekli ağrı, yeme, içme, yutma ve konuşma gibi çok önemli fonksiyonların kaybına, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformitelerine ve istenmeyen yaşamsal sonuçlara neden olabilir.

Ağız içi kanserlerinin nedenleri

Ağız içi kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen katkı maddeleri, kötü diş veya protezlere bağlı kronik travmalar ağız içi kanserleri riskini arttırabilir. Genetik yatkınlık da ağız içi kanserleri için risk faktörleri arasında yer alır.

Ağız içinde, özellikle dil üzerinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında, kanser öncüsü yaralar olarak dikkate alınmalı ve bu lezyonlar mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Birçok ağız içi yara öncelikle diş hekimi tarafından görülmektedir.

Bu nedenle diş hekimleri hastalığın erken dönemde teşhis edilmesinde çok önemli bir rol oynarlar.

Ağız içi kanserlerinin belirtiler

  • Ağız içinde kolaylıkla kanayan ve iyileşmeyen bir yara
  • Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar
  • Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması
  • Ağzınızın herhangi bir bölümünde his kaybı veya uyuşukluk
  • Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması
  • Çiğneme veya yutma güçlüğü
  • Ağızda acı veya zor tanımlanan ağrı
  • Bilinen bir neden olmaksızın boğazda takılma hissi
  • Ses değişikliği veya boğazda yutulamayan cisim hissi
  • Dil ve çene hareketlerinde zorlanma
  • Boyunda şişlik (kitle)

Ağız içi kanserleri başlangıç döneminde ağrısızdır. Kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında hasar oluşunca ağrı şikayeti de başlar. Hastaların mevcut ağız kanserini fark etmesi güç olabilir. Tedavi geciktiğinde hastalık boyundaki lenf bezlerine, çevre komşu dokulara, akciğer ve kemik gibi uzak organlara yayılım gösterebilir.

Tanı
Bir ay içerisinde geçmeyen ağız içindeki herhangi bir şişlik veya doku değişikliği kulak burun boğaz uzman hekimi tarafından değerlendirmelidir. Tam bir kulak burun boğaz muayenesini takiben hastaya kesin tanı konulabilmesi için tümörden biyopsi alınmalıdır.

Tümör boyutları ve diğer yapılara yayılması hakkında fikir sahibi olmak için; boyun ultrasonu, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG), pozitron emisyon tomografisi (PET) gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır.

Ağız içi kanserlerinde tedavi

Tanı konduktan sonra, kulak burun boğaz uzmanı tarafından tümörün boyutu ve evresi, hastanın genel durumu ve tümörün yakın veya uzak yayılımı (metastaz) olup olmamasına göre hastalığın tedavisi planlanır. Bu tümörlerin tedavisinde bilinen en başarılı yöntem cerrahidir.

Tümör ve yayılma potansiyeli olan çevresindeki bölgeler vücuttan uzaklaştırılır. Hastalığın evresi, hastanın genel durumu ve patolojik inceleme sonuçlarına göre radyasyon ve kemoterapi de tedaviye eklenebilir. Başarılı tedavi sonuçları için erken tanı son derece önemlidir.

Ağız içi kanser riskinin azaltılması için
Alkol ve tütün ürünlerini birlikte kullanan kişilerde ağız kanseri riski, kullanmayan kişilere göre 15 kat fazladır.

Sigara, puro, pipo gibi tütün ürünleri kullanılmamalı ve tütün çiğnenmemelidir. Alkol kullanımının azaltılması veya kesilmesi önemli bir noktadır.

[attention type=yellow]
[attention type=red]
Meyve ve sebzeden zengin, sağlıklı beslenme her kanser türünde olduğu gibi burada da riski azaltmak için çok önemli bir rol oynamaktadır.
[/attention][/attention]

İlginizi çekebilir

Ağız içi ve dil kanserlerinin tedavisi nasıl olur?

Ağız içi ve dil kanserlerinin belirtileri nelerdir?

Ağız içi ve dil kanserleri nasıl teşhis edilir?

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/agiz-ici-kanseri-belirtileri

Kanser Riskini Azaltmak İçin Yapabileceğiniz 10 Değişiklik

Oral Probiyotikler Ağız Kanseri Riskini Azaltıyor

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü’ne göre, günümüzde en yaygın olarak ortaya çıkan kanser türlerinin 3’te 1’i yaşam değişiklikleriyle önlenebiliyor. 2008 yılında yayınlanan bir araştırma sonucuna göre diyet ve yaşam tarzı değişiklikleriyle tüm kanser teşhislerinin % 90-95’inin kökü kazınabilir.

Bu konudaki oranlar, ihtimaller değişkenken altı çizilen tek gerçek var ki, sağlıklı yaşam tarzını benimsemek, kanseri önlemekte etkilidir. Kanser riskini azaltmak için aslında kontrol yine sizin elinizde. Bunun için 3 temel husus var: doğal ve yoğun besleyici gıdaları tüketin, her gün fiziksel aktivite yapın, sizin için sağlıklı olan bir kiloda kalın.

Bu bağlamda kansere yakalanma riskinizi düşürebilecek 10 tane bilimsel destekli yaşam değişikliği önerim var.

1. Bitkisel beslenmeye ağırlık verin!

Bitkisel gıdaların ağırlıkta olduğu bir beslenme programı uygulayan kişiler, kanser riskini en aza indirirler.

Bilimsel çalışmalar; çeşitli taze ürünlerin, tam tahıllı besinlerin, vücuda faydalı vitamin, mineral, antioksidan ve lif bakımından zengin oldukları için muhtemel bazı kanser türlerinin gelişimini engellediğini gösteriyor.

Meyve, sebze ve lif içeren diğer bitki bazlı besinler kanser riskini azaltıcı özellik gösterdiğinden dünya Gıda ve İlaç İdaresi de bu ürünlerin fazlaca tüketilmesi gerektiği konusunda hem fikirdir. Bu bakımdan vejetaryen besinleri haftalık rutin beslenmeniz içine katın.

2. Uykunuzu alın!

Düzenli olarak yeterli süre uyuyamamak vücutta salgılanan pek çok hormonda dengesizliğe sebep oluyor ve bu da tüm metabolizmayı zorluyor. Gözlerden uyku akan zaman dilimlerinin fazla olması, kilo almaya da zemin hazırlayan bir durumdur.

2014 yılında Klinik Uyku Tıbbı Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma sonucuna göre; orta ya da şiddetli düzeyde uyku apnesi ile kansere yakalanma riski arasında pozitif bir ilişki bulunuyor.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, uyku bozukluğu ile kansere yakalanma sorunun bağlantı göstermesini, uykusuzluğun metabolik ritim bozukluklarına yol açmasıyla açıklıyor.

Hatta döngüsel vardiyalı çalışan kişiler, gece çalışan işçilerde sirkadyen ritim bozuklukları meydana geliyor ve dolayısıyla melatonin hormon dengesi bozuluyor. Bu bakımdan kanser riskini azaltmak isteyen yetişkinler her gece 7-9 saat uyumalıdır.

3. Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyun!

2003 yılında New England Journal of Medicine’de yapılan bir araştırma; kilolu ya da obez olmanın kişinin kanserle ilgili ölüm yaşama riskini % 20 artırdığını gösteriyor.

Aşırı kilolu ya da obez olmak, yani vücut kitle indeksinin 25’in üzerinde olması, göğüs, kolon, rektum, böbrek, yemek borusu, pankreas ve safra kesesi kanseri de dahil olmak üzere pek çok kanser türünü tetikliyor.

[attention type=red]
[attention type=green]
Karaciğer, rahim, yumurtalık, prostat, lenfoma, multi-miyelom gibi kanser türleri de yine fazla kilo ile sıkı ilişki halindedir. Bunun sebebi ise aşırı kilonu; hücre çoğalmasını uyaran hormonlar, bağışıklık sistemi, iltihaplanmayı önleyici oluşumlar gibi yapılar üzerinde olumsuz etkiye sahip olmasıdır.
[/attention][/attention]

Bu bakımdan kanseri önlemek isteyenlere; fiziksel hareketi artırmalarını, fast food tarzı kızarmış, yağlı, şekerli ürünlerden uzak durmalarını, beslenme programlarında taze ürünleri artırmalarını ve ideal vücut ağırlıklarını korumalarını öneriyorum.

4. Stresinizi yenin!

Sağlıklı beslenme ve düzenli olarak hareket etmenin yanı sıra, stresi azaltıcı çalışmaların kanser ve diğer kronik hastalıkları önlemekte önem arz etmektedir.

Alternatif Tamamlayıcı Tıp Dergisi’nde yayınlanan 2010 tarihli bir araştırma; 8 haftalık “mindfullness” farkındalık tabanlı stres azaltma programındaki katılımcıların kan testlerinde bağışıklık belirteçlerinin arttığını ve iltihap belirteçlerinin de azaldığını gösteriyor.

Ulusal Kanser Enstitüsü, stres ve kanser oluşumu arasında çok net bir bağlantı henüz bulunamamış olmasına rağmen, kronik stres ile sağlık sorunları artışının arasında anlamlı bir ilişki olduğunu belirtiyor.

Zira yoğun stres altındaki kişiler, kanser riskini artıran sigara, alkol kullanma, aşırı yemek yeme gibi olumsuz davranışlar geliştirebiliyor. Danışmanlık, terapi, meditasyon, doğru nefes alma ve fiziksel aktivite gibi uygulamalar, yaşam kalitesini artırıyor, kronik stresi kontrol altında tutuyor ve dolayısıyla da hastalıklara yakalanma riskini azaltıyor.

5. Anne sütü ile beslenmeyi destekleyin!

Özellikle aile öyküsünde meme kanseri olan kişilerin emzirmeye yönelmesi, bebeklerini anne sütüyle beslemesi hem erkek hem de kız bebekler için çok büyük önem arz ediyor.

2010 yılında Dahiliye Tıp Arşivi’nde sunulan bir araştırmaya göre; aile öyküsünde meme kanseri olan kişilerde yeterli süre anne sütüyle beslenmenin meme kanseri riskini azalttığı tespit edildi.

Özellikle de çok sayıda çocuğu olan ve normalden daha uzun süre emziren kadınların hem kendisinde hem de çocuklarında meme kanseri riski ciddi anlamda azalıyor. Emzirmek bir seçenek değil de ihtiyaç olarak görülmeli ve bebek sahibi olan her kadın mümkün olduğu kadar uzun süre bebeğini emzirerek meme kanserinden uzaklaşmalıdır.

6. Alkolü ya kısıtlayın ya da tamamen yaşamınızdan çıkarın!

Bilimsel araştırmalar, alkol tüketimini kısıtlamanın kanseri önlemede çok önemli bir faktör olduğunu gösteriyor. Uzmanlar erkeklerin günde en fazla 2 kadehten, kadınlarınsa 1 kadehten fazla içki içmemesi gerektiğini söylüyor.

Düzenli olarak yoğun miktarda alkol tüketen kişilerde; baş, boyun, karaciğer, koloretal, göğüs ve pankreas kanseri riski artmaktadır. Alkol tüketiminin kanser oluşumu riskini azaltma sebeplerinden birisi, vücudumuz alkolü metabolize ettiğinde yan ürün olan asetaldehit meydana geliyor olmasıdır.

[attention type=green]
[attention type=yellow]
Asetaldehit ise kanserojen olarak bilinen bir ajandır. Bununla birlikte alkolün vücuttaki östrojen konsantrasyonunu da artırdığı biliniyor.
[/attention][/attention]

Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde yayınlanan 2010 tarihli bir araştırma, göğüs kanseri vakalarının % 20’sinin günde 2 veya daha fazla alkollü içecek tükettiklerini gösteriyor. Eğer bir erkekseniz günde 2 kadehten, kadınsanız 1 kadehten fazla içki tüketmeyin.

7. Fiziksel aktiviteyi artırın!

Düzenli olarak fiziksel aktivite yaparak; göğüs, endometriyum (rahmin iç tabakası), prostat ve pankreatik de dahil olmak üzere pek çok kanser türünün riskini azaltabilirsiniz. Fiziksel olarak aktif bir yaşam tarzı önerisi; hem günlük aktivitenin artırılması hem de oturarak geçirilen sürenin kısıtlanmasını içeriyor.

Bu bağlamda yetişkinler tempolu yürüyüş ya da egzersiz bisikleti, haftada 75-150 dakika koşu gibi aktiviteler yapabilirler. Ancak yoğun egzersizler haftada 75 dakika civarında, hafif tempoda yürüyüş ise haftada 150 dakika civarında yapılmalıdır.

Aynı paralelde televizyon, bilgisayar, telefon başında geçirdiğiniz süreyi azaltmalı, oturarak geçen süreyi kısıtlamalısınız.

Günlük aktivitenizi artırmak; kalp hastalıkları, şeker hastalığı, osteoropoz ve yüksek tansiyon riskini de azaltıyor. Benden size çok basit bir öneri; her gün sadece 30 dakikalık bir yürüyüşe çıkın, oturarak yaptığınız etkinliklerin süresini azaltın, sizin için ideal olan kiloyu koruyun ve kanser riskinizi azaltın!

8. Tam tahıl ve bakliyatı günlük beslenmenizden eksik etmeyin!

Taze meyve, sebze, esmer pirinç, arpa, kinoa gibi en az işlenmiş besinler; kanseri önleyici vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve lif içeriyor. Bununla birlikte şeker ve yağ eklenmiş işlenmiş gıdalardan çok daha az kalori barındırıyor.

2009 yılında Amerikan Kalp Derneği dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre; kırmızı ve işlenmiş etlerin (salam, sosis, sucuk), rafine edilmiş tahılların, patates kızartması ve tatlıların tüketimi kardiyovasküler rahatsızlıklar kanser ve ölüm riskini artırıyor.

Bu bakımdan tahıl seçerken, işlenmiş ya da rafine edilmiş olanları mümkün olduğunca kısıtlayın. Yediğiniz tahılların işlenmemiş veya en doğal hallerinde olduğundan emin olun.

9. Meyve ve sebze tüketin!

Taze besinler; vitamin, mineral, antioksidan ve lif de dahil olmak üzere anti kanser özellik taşıyor. Kanseri önlemek için sizlere; her gün en az 2-3 tane taze meyve, 2-3 bardak dolusu da taze sebze tüketmenizi öneriyorum.

Günlük düzenli olarak taze ve meyve suları (posasıyla birlikte) tüketerek mikro besin alımını artırabilir, sağlıklı besin tüketimini daha kolay hale getirebilirsiniz.

Bu bakımdan her öğünde tabağınızın yarısını taze sebze ve meyvelerle doldurun.

10. Sigarayı bırakın!

Kanser riskinin azaltmanın belki de en doğru yolu sigarayı bırakmaktır. Amerikan Kanser Birliği, sadece tütün ürünlerine maruz kalmanın önüne geçerek kanserden kaynaklı ölümlerin 3’te birinin önüne geçilebileceğini söylüyor.

Tütün ve alkolün aynı anda kullanılması ise, ağız, gırtlak, yemek borusu kanseri riskini artırdığı da bilinen bir gerçektir.

Özellikle alkolle birlikte tütün ürünleri kullandığınızda hayati risk taşıyan bir seçim yapmış oluyorsunuz ki o da: KANSER!

Источник: https://www.aysetolga.com/kanser-riskini-azaltmak-icin-yapabileceginiz-10-degisiklik

Источник: https://tr.lifehealthdoctor.com/5-ways-oral-probiotics-can-keep-your-mouth-healthy-24374

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.