Oruç, Diyabet Hastalarında Kalp Krizi veya Felce Sebep Olabilir!

Diyabet ve Sistemik Yan Etkileri

Oruç, Diyabet Hastalarında Kalp Krizi veya Felce Sebep Olabilir!

Memorial Hastanesi Diyabet, Hipertansiyon ve Kardiyoloji Merkezi doktorları diyabetin sistemik yan etkileri hakkında da bilgiler verdi. Diyabet, diğer bilinen adıyla Şeker hastalığı, ömür boyu devam eden bir hastalıktır.

Eğer diyabetiniz varsa vücudunuz, yediğiniz besinlerdeki enerjiyi gereken şekilde kullanamıyor demektir.Oysa sağlığınız açısından besinlerdeki enerjinin kullanılması önemlidir.Diyabet hastalığı komplikasyonlara neden olabileceği için çok önemli bir hastalıktır.

Diyabet hastalığı tedavisinde amaç; hem günlük iyilik halini oluşturmak hem de uzun dönem komplikasyonların gelişimini engellemektir.Diyabet hastası olarak uzun yıllar yaşadıktan sonra bazı insanların gözlerinde, böbreklerinde, sinirlerinde ve ayaklarında bazı problemler ortaya çıkabilir.

Kalp ve damar hastalıkları ve yüksek tansiyon riski diyabet hastalarında atmaktadır.Diyabet hastalığı ilerledikçe vücudun bazı organlarında tahribata neden olabilirler,

Küçük kan damarlarının hasar görmesi:

Diyabet el ve ayak parmaklarına, deriye ve vücudun diğer yerlerine kan taşıyan küçük damarlarda hasar meydana getirebilir.

Yüksek kan şekeri, özellikle tansiyon da yüksekse küçük kan damarlarını zayıflatabilir.

Ayrıca yüksek kan şekeri, alyuvarların esneklik kaybetmesine neden olur ve bu hücreler, içlerinden geçtikleri çok küçük kan damarlarına zarar verir.Zayıflayan, hasara uğrayan damar çoğu zaman çatlar.

Gözlerin hasar görmesi:

Hemen her diyabetik hastada zaman içinde diyabete bağlı gelip geçici veya ilerleyici göz hastalıkları olmaktadır.

Bu rahatsızlar, kan şekerindeki oynamalara bağlı geçici göz kırıcılığı, diğer bir deyişle gözlük numarası değişiklikleri yanında; göz merceği, ağ tabaka, görme siniri, görme organımızın çeşitli yönlere hareketini sağlayan kaslar, gözün içine yerleştiği göz çukuru, yani orbita gibi göz çevresindeki dokuların etkilenmesi şeklinde olabilir.Bütün bunlar diyabetik hastalarda basit bir gözlük numarası farklılığından, ciddi görme azlığına kadar değişik şikayetlere sebep olurlar. Diyabetin görmeyi tehdit eden en önemli komplikasyonu; göz küresinin arka bölümünde yer alan ve retina adı verilen ağ tabakasına neden olduğu hasardır.Diyabet tanısı konulduğunda, hasta tam bir göz dibi muayenesinden geçirilmelidir. Beş yıldan daha uzun süredir Tip 1 diyabeti olanlar, gözlerini yılda en az bir defa kontrol ettirmelidirler.Tip 2 diyabeti olanlarda ise bu kontrol, hastalık öğrenilir öğrenilmez başlamak üzere, yine yılda en az bir defa yapılmalıdır. Göz sorunları erkenden fark edildiğinde, bunların hastanın yaşamını etkileyebilen boyutlara ulaşmalarını önleyecek önlemler ve tedaviler vardır. Örneğin; diyabetik retinopatide zamanında yapılan lazer tedavisi ciddi görme kaybı riskini yaklaşık %60 oranında azaltabilmektedir.

Böbreklerin hasar görmesi:

Diyabetin kronik komplikasyonlarından biri de “nefropati” adı verilen böbrek hastalığıdır. On yılı aşkın Tip 1 diyabetlilerin %35’inde bu hastalık görülmektedir.

Böbrek işlevinde azalma olan nefropatinin, erken dönemde tanısı konulursa yoğun insülin ve sıkı kontrol ile ilerlemesi durdurulmakta ve geriye döndürülmektedir.

Bu komplikasyonun tanısı için, mikroalbüminüri testini yapmak gerekecektir.

Damar sertliği ve kalp hastalıklarına neden olması, büyük kan damarlarının zarar görmesi:

Diyabet, “ateroskleroz” adı da verilen damar sertliği gelişmesini hızlandırmakta ve koroner damar hastalığının ortaya çıkma sıklığını arttırmaktadır. Ateroskleroza bağlı olarak ortaya çıkabilecek diğer büyük damar hastalıklarının (beyin damarlarındaki tıkanmalar) oluşması riskini de arttırmaktadır.

Çok yüksek kan şekeri ve kan yağının yüksekliği, şişmanlık, tütün kullanma gibi kardiovasküler risk faktörleri, kalp ve damar hastalıkları oluşumunu hızlandırır. Bu nedenle, diyabetli hastalar, kan yağları ( total kolesterol, HDL, LDL, VLDL ve triglisrid) düzeylerini 3-6 aylık aralıklarla ölçtürmelidirler.Kolesterol,diyabeti etkileyen önemli faktörlerden biridir.

Diyabet aynı zamanda kalbi çevreleyen damarlarla, kollara, bacaklara ve kalbe kan götüren damarlara da hasar verebilir.Damarların iç yüzünde gelişen hasar, esneklik kaybına neden olur. Kandaki kolesterol, hasar gören yerlerde tutulur ve zamanla damar tıkanır. Sonuç olarak kalp, kanı gittikçe tıkanan damarlardan geçirebilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır.

Bu durum kalp krizlerinin, inmelerin/felçlerin gelişmesine, tansiyonun yükselmesine, kollara, bacaklara ve başa yetersiz kan gitmesine neden olabilir. Kalp ve kan damarları,diyabeti olmayan insanlarda da hasar görebilir ama diyabetli hastalarda daha yüksektir.

Hastalarda kesik ve yaraların daha yavaş iyileşmesi, bazı hastaların bacaklarında, istirahat edildiğinde geçen krampların ortaya çıkması, bazı hastalarda kısa süreli bayılmaların görülmesi diyabetli hastaların büyük kan damarlarının hasar gördüğüne birer işarettir. Bu yakınmalar, damar hastalıkları dışındaki nedenlere de bağlı olabilir.

Gerçek nedeni bulabilmek için, bu belirtileri doktorunuza bildirmeniz gereklidir. Göğüs arası veya baskı hissi, soğul terleme, baş dönmesi gibi acil durumları da hemen doktorunuzla paylaşmanız gereklidir.

Sinirlerin hasar görmesi:

Diyabet ayrıca, sinir hücrelerine de zarar verebilir. Bunun tıptaki adı “nöropati” dir. Kan şekeri yüksek olduğunda sinir hücreleri şişer ve bozunuma uğrar. Zamanla bunlar, vücutta organlara sinyaller taşımak şeklindeki temel görevlerini yerine getiremez olurlar.

Bazı sinirlerin hasar görmesi ayaklarda ve bacakların aşağı kısımlarında karıncalanma, uyuşma, yanma, sızı veya zonklama hislerine neden olur. Nöropati semptomları zaman zaman ortaya çıkıp zaman zaman kaybolabilir.

Birçok hasta ağrılarının, kan şekeri normale yakın olduğu zaman daha azaldığını bildirir.

Cinsel sorunlara neden olması:

Sinirlerin hasar görmesine bağlı olarak, cinsel sağlığı da olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin; erkeklerde ereksiyon bozuklukları( iktidarsızlık), kadınlarda ise orgazma ulaşma yeteneğinde azalma olabilir.

İnfeksiyonlarla savaş yeteneğinin azalması:

Küçük kan damarlarındaki hasar, deriye de yeterince kan gitmesini engeller. Kan şekerinin yüksek olması, vücudun mikroplara savaş sistemini yavaşlatır.Bu ikisi beraberce, diyabet hastalarındaki infeksiyon riskini artırmaktadır. İnfeksiyonlar ağızda, ayaklarda, akciğerde, mesanede, kadınlık organlarında veya deride görülebilir. Cilt ve mukozada mantar oluşumuna eğilim artar.

Özellikle ayak ve kasıkta sık sık infeksiyonları meydana gelebilir. Ağızdaki infeksiyon, dişeti hastalıklarına ve diğer diş sorunlarına neden olabilir. Sinirler zarar gördüğünde, yaralanmalar ve kesikler herhangi bir ağrıya neden olmayabilir.Yaralanma ya da kesiğin meydana geldiğini fark edemeyen hasta, yaranın mikrop kapmasına yol açabilir.

Kan miktarının yetersiz ve kan şekerinin yüksek olması nedeniyle vücudun, infeksiyonlarla savaşıp yarayı iyileştirme yeteneği zayıflamış olabilir. Bu durum, deri dokularının ve diğer dokuların ölmesiyle sonuçlanabilir. Böyle bir gelişme karşısında ölü kısımların ameliyatla alınması ve temizlenmesi gerekir. Diyabetli, mikrobik hastalıklara karşı gerekirse aşılanmalıdır.

Özellikle tüberküloz yönünden gerekli tedbirler, doktorun tavsiyesine göre alınmalıdır.

Ayrıntılı Bilgi İçin: 444 7 888

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/diyabet-ve-sistemik-yan-etkileri/

Diyabet hastaları oruç tutabilir mi? Riskler neler?

Oruç, Diyabet Hastalarında Kalp Krizi veya Felce Sebep Olabilir!

Diyabet tedavisinin temelini düzenli beslenme oluşturur. Yeme düzenindeki değişiklikler nedeni ile oruç tutmanın diyabetliye bazı riskler getirebileceğini söyleyen Liv Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serpil Salman “Bu riskler hastaların bir kısmında hayatı tehdit edecek kadar ciddi olabilir.

Bu nedenle hastaların oruç tutma kararlarını hekimleri ile paylaşmaları, yüksek riskli iseler oruç tutmamaları gerekir. Yüksek riskli olmayan ve oruç tutmak isteyen diyabetliler ise bazı tedbirler almalıdır” diyor.Doç. Dr. Serpil Salman diyabet hastalarının Ramazan ayında beslenme konusunda dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Diyabetli hastada orucun riskleri nelerdir?

Diyabetli hasta ana öğün (Kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği) ve ara öğünler şeklinde düzenli beslenmelidir. Oruç buna olanak vermez, şeker dengesizleşir.

İnsülin ve bazı ilaçlar hipoglisemi (Aşırı şeker düşüklüğü) riski yaratır. Bu riskten korunmak için düzenli beslenmek şarttır. Sahurda bu ilaçları alan bir hasta gün içinde ağır şeker düşüklüğü nedeniyle birçok sorun yaşayabilir.

Şeker düşüklüğü yaşamamak için ilaç almamak çözüm değildir, bu sefer de şeker çok yükselecektir.

İftarda tüketilen gıdanın ardından kan şekeri, kan yağları ve tansiyonda ani yükselmeler olabilir. Ayrıca tromboz (damar pıhtılaşması) gelişebilir. Bütün bunlar kalp krizi, felç gibi riskleri artırır.

Gün içinde sıvı alımı yoktur. Bu durum kan şekerinin daha da artmasına ve özellikle insülin eksikliği olan hastalarda şeker komasına yol açabilir.

Sıvı eksikliğine bağlı olarak böbrek sorunları yaşanabilir.

Nasıl çözümler üretilebilir?

İftarda sofralar özenle hazırlanır, sofrada hiçbir şey eksik olmaz. Bu nedenle, diyabetli oruç tutmasa bile diyete uyum sorunu yaşayabilir. Alınan gıda miktarına dikkat etmek gerekir.

Sadece diyet ve egzersizle izlenen hastalar iftarda aşırı yememeye dikkat ederek ve sıvı alımını artırarak kan şekerini dengede tutmaya çalışabilir. Şeker izlemi yapılıp gerektiğinde oruç bırakılmalıdır.

İftarda birden bire gıdaya yüklenilmemeli, gece boyunca öğün bölünerek tüketilmelidir. Sıvı alımı artırılmalıdır. Tatlı tüketilmemeli, az miktarda tüketilecekse bile iftar saati tercih edilmelidir. İnsülin kullananlar oruç tutamaz.

Hap tedavisi ile ilgili olarak doktorları ile konuşmak gerekir.

Kimler daha riskli?

  • Ramazan’dan önceki 3 ayda ağır (şuur kaybedecek derecede) hipoglisemi veya yüksek şeker koması geçirmiş hastalar
  • Sık hipoglisemi geçirenler
  • Hipoglisemiye girdiğini hissedemeyenler
  • Şekeri çok ayarsız olanlar
  • Tip 1 diyabetliler
  • Ağır işte çalışanlar
  • Gebeler
  • Diyaliz hastaları
  • Diyaliz olmasa bile böbrek yetersizliği olanlar
  • İleri yaştakiler
  • İnsülin veya insülin salgılatıcı ilaç kullanıp yalnız yaşayanlar
  • Ciddi kalp damar hastalığı olanlar

Diyabet yani şeker hastalarının sağlıklı bir yaşam için gün içinde az ve sık yemek yiyerek, kan şekeri düzeylerini belirli bir seviyede tutabilmeleri büyük önem taşıyor. Kan şekeri ayarının bozulması, oruç tutan şeker hastaları için pek çok rahatsızlığa yol açabiliyor.

Bu nedenle diyabet hastalarının Ramazan ayında beslenme düzeni ve fiziksel aktiviteler konusunda bazı önemli noktalara dikkat etmesi gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr.

Gökhan Yazıcıoğlu, diyabet hastalarına Ramazan ayı ile ilgili önemli önerilerde bulundu.

Oruç tutmak için doktor kontrolü şart!

Sağlıklı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü vücut tarafından hafif belirtilerle kendini gösterebilirken, diyabet hastalarında bu durum bilinç kaybolması gibi hayatı tehdit edebilen ciddi sonuçlara kadar gidebilmektedir.

Diyabet hastaları, oruç tutmaya başlamadan önce mutlaka doktorlarına danışmalı, kontrollerini yaptırmaları ve kendileri için çıkarılacak plana göre hareket etmelidir.

Özellikle yüksek kan şekerini kontrol altına alan bazı ilaçlar ve insülin kullanan hastaların oruç tutması sakıncalıdır

Baş dönmesi ve baygınlık hissi görülebilir

Oruç nedeniyle uzun süre aç kalmak, kan şekeri seviyesinin tehli sınırlara düşmesine neden olarak “Hipoglisemi” ataklarına yol açabilmektedir. Ayrıca oruç süresince susuz kalınmasından kaynaklanan dehidrasyon yani sıvı kaybı da diyabet hastalarında sorunlara neden olabilmektedir.

“Hipoglisemi”, bulanık görme, baş ağrısı, baş dönmesi, terleme ve baygınlık hissi gibi belirtilerle kendini gösteren önemli bir sağlık sorunudur. Hipoglisemi, uygun müdahale yapılmadığı durumlarda bilinç kaybına neden olabilir.

Şeker hastalarında sıklıkla karşılaşılan hipoglisemiyi; uzun süreli açlık, insülin ve bazı şeker ilaçlarının dozunun gereğinden fazla olması ve aşırı egzersiz yapılması tetiklemektedir.

Bu şikayetlere dikkat:

– Aşırı şeker düşmesi (hipoglisemi, kan şekerinin 60 mg/dl’nin altına inmesi) -Aşırı su kaybı -Kan şekerinin aşırı yükselmesi -Aşırı kilo kaybı veya kilo alma

– Diyabet hastalığına bağlı organ hasarlarının ağırlaşması durumunda vakit kaybetmeden uzman yardımı alınmalıdır.

Sağlık sorunu yaşamamak için bunlara dikkat edin:

  • İftarda çok hızlı yemek yemek kan şekerini birden yükselteceği için, besinler yavaş yavaş tüketilmelidir. İftara çorba ile başlanmalı, çorbadan sonra yemeğe 10-15 dakikalık ara verilip daha sonra devam edilmelidir.
  • Sulu sebze yemekleri tercih edilmeli ve aşırı ekmek tüketilmemelidir.
  • Sahurda ağır, vücudu zorlayacak yiyecekler tüketilmemeli, kahvaltılıklar tercih edilmelidir.
  • Oruç nedeniyle oluşan sıvı kaybı, şeker hastalarında sıklıkla görülen yüksek tansiyon için kullanılan ilaçlar ile birlikte vücutta sıvı ve bazı önemli minerallerin eksikliğine yol açabilmektedir. İftardan sahura kadar geçen süre içinde sıvı tüketimi iyi ayarlanmalıdır
  • Gün içindeki tuz kaybı mutlaka telafi edilmelidir.
  • Sıvı kaybının diyabet hastalarında böbrek sorunlarını ortaya çıkarabildiği unutulmamalıdır
  • Diyabetli kişiler gün içinde birkaç defa, iftara kadar, ölçüm cihazlarıyla kan şekeri düzeylerini kontrol etmelidir.

Ramazan ayında neden sahura kalkılmalı?

Источник: https://indigodergisi.com/2016/06/diyabet-hastalari-oruc-tutabilir-mi-riskler-neler/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть