Osteoporoz, Kırık Riskini Artırıyor

Osteoporoz Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi

Osteoporoz, Kırık Riskini Artırıyor

Osteoporoz, hem erkekleri hem de kadınları etkileyebilir.  Halk arasında “kemik erimesi” olarak da bilinir. Ancak menopozdan sonra koruyucu östrojen düzeylerinde ani düşüş nedeniyle özellikle postmenopozal kadınlarda görülür.

Osteoporoz Nedir?

‘Osteoporoz’ terimi, ‘gözenekli kemik’ anlamına gelir. ‘osteo’ kemik ve ‘poroz’ ise gözenek anlamına gelir. Bu hastalık kemik yoğunluğunun azalması ve kemiklerin kırılganlığının artması olarak tanımlanabilir.

Osteoporozda kemiklerin incelmesi, zayıf kemik kristallerinin oluşmasıyla birlikte, insanlarda kemik kırığı riskini artırır.

Osteoporozun kendisi düşme riskini doğrudan arttırmazsa da, osteoporozu olan insanlar, düştükleri takdirde kemiklerinin kırılma riski yüksektir. Kalça, omurga omurları ve bilek de dahil olmak üzere kırıkların yaygın olduğu yerlerdir.

Osteoporoz her iki cinsiyeti de etkileyebilir. Ancak, vakaların çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır.

Osteoporoz Hakkında Hızlı Bilgiler:

Aşağıda osteoporoz ile ilgili bazı önemli noktalar kısaca listelenmiştir. Daha ayrıntılı ve destekleyici bilgi makalenin devamında yer almaktadır.

  • Osteoporoz, kemik yapısını ve kemiğin kuvvetini etkileyen, kırık riskini artıran bir kemik hastalığıdır.
  • Postmenopozal (menopoz sonrası) kadınlarda bu hastalığa yakalanma ihtimali daha yüksektir. Ancak, aynı zamanda erkekleri ve gençleri de etkiler.
  • Osteoporoz için sigarayı bırakma ve yetersiz beslenme gibi telafi edilebilir gibi bazı risk faktörleri olduğu bilinmektedir.
  • Osteoporoz sıklıkla sessiz bir hastalıktır. Çünkü kemik yoğunluğunun kaybından kaynaklanan belirgin bir dış belirti yoktur (bazı insanlarda kemik ağrısı olabilir).
  • Çatlaklar ve kırıklar omurga, kalça ve bileklerde görülür.
  • Teşhis doğrudan özel bir röntgen tabanlı tarama ve bazen ultrason yoluyla yapılır.
  • Tedavilere kemik kaybını önleyen veya yavaşlatan ilaçlar, egzersiz programları ve ilave kalsiyum, magnezyum ve D vitamini içeren beslenme ayarlamaları dahildir.
  • Osteoporozu olan insanlar için düşmeleri önlemek, kırık riskini azaltmak amacıyla önlemler almak önemlidir.

Osteoporoz Sebepleri Nelerdir?

Osteoporoz neden olur?” Osteoporoz olasılığını artıran bir dizi risk faktörü tespit edilmiştir ve bunların bir kısmından kaçınmak önemlidir.

Osteoporoz için değiştirilemeyen risk faktörleri şunları içerir:

  1. Yaş: 30’lu yaşlardan sonra yaş ilerledikçe risk artar.
  2. Kemik yapısı: Küçük kemik yapısı olanlar için risk yüksektir.
  3. Genetik: Ailede osteoporoz varsa, özellikle ebeveyn veya bir kardeş hastalığa yakalanırsa, özellikle de bir ebeveynin kalça kırığı meydana geldiğinde risk yüksektir.
  4. Kemik kırığı geçmişi: Düşük seviyeli bir yaralanma sırasında önceden kırığı bulunan kişilerde, özellikle 50 yaşından sonra ortaya çıkması durumunda risk yüksektir.

Osteoporoz için önlenebilecek risk faktörleri şunları içerir:

  • Azalan cinsel hormonlar, özellikle kadınlarda (örneğin menopozdan sonra daha az östrojen)
  • Anoreksiya nervoza ve bulimia (yeme bozuklukları) ve ortoreksiya
  • Sigara kullanımı
  • Aşırı alkol tüketimi
  • Kalsiyum, magnezyum ve D vitamini alımının azalması (yetersiz beslenme, malnutrisyon ve bazı ilaçların kullanılmasından kaynaklanır)
  • Hareketsizlik (kemik büyümesi için bir miktar stres oluşturan ağırlık taşıyan egzersiz gereklidir)

Osteoporoz hastalığı riskini artıran diğer faktörler arasında, hormon düzeylerinde değişikliğe neden olan hastalıklar veya ilaçlar ve kemik kütlesini azaltan ilaçlar bulunur. Hormon seviyelerini etkileyen hastalıklar hipertiroidizm, hiperparatiroidizm ve Cushing hastalığıdır.

Transseksüel olan ve hormon düzeylerini etkileyen ameliyat veya uzun süre hormon alan insanlarda da ayrıca osteoporoz riski yüksek olabilir. Romatoid artrit ve ankilozan spondilit gibi bazı otoimmün hastalıklar da artmış osteoporoz riski ile de ilişkilidir.

Osteoporoz riskini artıran ilaçlar şunlardır:

  • Glikokortikoidler ve kortikosteroidler
  • Fazla tiroid hormonu replasmanı
  • Antikoagülanlar ve kan incelticiler
  • Protein-pompa inhibitörleri ve mineral durumunu olumsuz yönde etkileyen diğer antasitler
  • Bazı antidepresan ilaçları
  • Bazı vitamin A (retinoid) ilaçlar
  • Bazı bağışıklık baskılayıcı ajanlar
  • Aromataz inhibitörleri ve cinsel hormonlar için diğer tedaviler
  • Meme kanseri ve prostat kanserinde kullanılan bazı kemoterapötik ajanlar

Osteoporoz Belirtileri Nelerdir?

Yavaş gelişen kemik erimesine neden olan kemik kaybı, semptomlara veya dışa dönük belirtilere neden olmaz. Bu nedenle, hastaya yalnızca hafif bir düşüş sonrasında beklenmeyen bir kırıktan dolayı osteoporoz tanısı konulabilir.

Kayma ya da gerinme, hatta basit bir öksürük ya da hapşırma, bir kırığa neden olabilir. Tipik olarak kırıklar kalça, bilek veya omurga vertebrasında görülür.

Omurganın kopması, sıklıkla yaşlanan insanlarda görülür (omurganın aşırı eğriliğine “kifoz” denir).

Osteoporoz Teşhisi

Osteoporoz hastalığı, kemik mineral yoğunluğunu (KMY) ölçen bir kemik taraması kullanılarak doğrudan teşhis edilebilir.

X-ışını teknolojisi, aynı zamanda bir kemik mineral yoğunluğu testi, çift enerjili X-ray absorbsiyometri (kısaca DXA) ve “kemik densitometrisi” olarak da bilinen kemik yoğunluğu taraması kullanılır.

Bir hastanın risk faktörlerinin belirlenmesiyle birlikte DXA, osteoporoz nedeniyle kırıkların ortaya çıkma olasılığının bir belirtisini sunar. Bu test, tedaviye cevabı izlemek için de kullanılır.

Osteoporoz Tedavisi

Kemik kaybına karşı koruyucu ve sağlıklı kemik mineralizasyonunu teşvik eden koruyucu yaşam tarzı önlemleri ve ilaç tedavileri ile osteoporozun gelişme veya kemik kırılması riski azaltılabilir.

Sağlıklı bir kemik mineral yoğunluğunu korumaya ve kırıkları önlemeye yardımcı olan yaşam tarzı önlemleri şunları içerir:

  • Yeterli miktarda kalsiyum alımının sağlanması (günde yaklaşık 1.000-1.200 mg. 50 yaş üstü ve 70 yaş civarı kadınlar herkesten daha yüksek bir miktara ihtiyaç duyar). Kalsiyum, beslenme veya takviyelerle sağlanabilir.
  • Yeterli D vitamini alımının sağlanması.
  • Sigara kullanımının bırakılması
  • Alkol kullanımını sınırlandırılması
  • Egzersiz yapmak

Zaten osteoporoz tanısı konulan insanlar için, beslenme ve egzersiz, düşme önleme riskleri, kemik kaybını azaltmada önemli bir rol oynamaktadır.

D vitamini takviyesi, özellikle D vitamini seviyesi düşük olan kişilerde, özellikle de Klinefelter sendromu olan kişilerde ve glukokortikoid alanlarda kemik mineral yoğunluğunu iyileştirmeye yardımcı olduğu görülmüştür. Bir derlemede, yazarlar, yeterli miktarda kalsiyumun yanı sıra, D vitamini takviyesinin, kemik mineral yoğunluğu üzerinde küçük bir faydalı etkiye sahip olduğu sonucuna varmışlardır.

Web sitemiz, ziyaretçilerimize online reklamlar sunmaktadır. Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olunuz.

Источник: https://www.hastalopedi.com/osteoporoz/

Osteoporoz Hastaları Kırılgan Riskini Azalıyor – Haber – 2019

Osteoporoz, Kırık Riskini Artırıyor

Anket, Osteoporoz ile Kırılma Riskinin% 43 Olduğunu Buluyor

9 Nisan 2010 – Amerika Birleşik Devletleri'ndeki haveosteoporozu olan 8 milyon kadının çoğunun kırık riskinin arttığını fark etmediğini, yeni bir çalışma buluyor.

Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya'da 10 ülkeden 60.000'den fazla postmenopozal kadının kırık riskini değerlendirmeleri istenmiştir. Bazı kadınların osteoporozu vardı ve diğerleri yoktu.

Anket, osteoporoz tanısı olan kadınların% 43'ünün kırık riskini diğer kadınlarınkinden daha yüksek olarak algıladıklarını ortaya koymuştur.

Ayrıca, kırık için iki veya daha fazla ana risk faktörünü rapor eden kadınların sadece üçte biri, kendi yaş gruplarında ortalama kırık riskinden daha yüksek olduğunu düşünmüşlerdir.

Kadınların yaklaşık yarısı, 50 yaşından sonra osteoporozla ilişkili bir kırık yaşayacaklar, ancak birçok yaşlı kadın ya osteoporozu olduğunu bilmiyor ya da teşhisin ne anlama geldiğini anlamıyor, diyor New York'a yönelen lider araştırmacı Ethel Siris, MD Presbiteryen Hastanesi'nin osteoporoz merkezi.

Siris, “Sorunun bir kısmı, klinisyenlerin yeterli risk değerlendirmesi yapmamaları ve sorunun bir parçası, kadınların kendi kırılma risklerini nasıl tanıyacakları konusunda eğitilmemiş olmalarıdır.”

Birkaç Kadın Kırık Riskini Anlıyor

New City, NY'deki altmış sekiz yaşındaki Ann Carucci, kişisel antrenör ve beslenme uzmanı ile düzenli oturumlar da dahil olmak üzere sağlıklı ve formda kalmak için elinden geleni yapıyor.

“Yaşlanmak istemiyorum, bu yüzden tamamen savaşıyorum” diye WebMD'ye anlatıyor.

Ancak yaklaşık beş yıl önce osteoporoz tanısı konulduğunda kemik sağlığı hakkında fazla bir şey bilmediğini söylüyor.

“Ne demek istediğini gerçekten bilmiyordum” diyor. “Ama doktorumun daha iyisini yapmak için yapmamı istediği her şeyi yapacağımı biliyordum.”

İlaç almaya başladı ve kuvvet antrenmanı egzersiz rutinine devam etti. Kemik sağlığının o kadar çok geliştiğini söylüyor ve doktoru sonunda ilacı kullandı.

Carucci, Osteoporosis International dergisinin son sayısında yer alan yeni yayınlanan araştırmaya katılan binlerce kadından biriydi.

Siris, araştırmanın temel amacının kadınların kırılma olasılığını artıran risk faktörleri hakkındaki bilgisini araştırmak olduğunu söyledi.

Risk faktörleri şunları içerir:

  • Postmenopozal olmak. Östrojen kemiğin korunmasına yardımcı olur ve kaybı atmenopoz kemik zayıflaması ile ilişkilidir.
  • Kadın olmak Osteoporoz erkekleri etkilemektedir, ancak vakaların yaklaşık% 80'i kadınlarda görülür.
  • Küçük çerçeveli veya ince olmak
  • Kalça kırığı olan bir ebeveyne sahip olmak
  • 45 yaşından sonra kemiği kırmak
  • Hareketsiz bir yaşam tarzına sahip olmak, sigara içmek veya alkolü suistimal etmek
  • Steroidler veya başka bazı ilaçlar almak
  • Romatotiroidit, anoreksiya nervoza ve bazı gastrointestinal bozukluklar dahil olmak üzere belirli hastalık ve durumların öyküsü

Osteoporoz: 'Kırıklar Kırıklar Olsun'

Ulusal Osteoporoz Vakfının (NOF) başkanlığını yürüten Siris, bu risk faktörlerinden herhangi birine sahip olan 50 yaş üstü kadınlarda kemik mineral yoğunluğu testini doktorlarıyla tartışmalıdır.

NOF klinik direktörü Felicia Cosman, MD, WebMD'ye osteoporozla ilişkili kırık için en büyük tek risk faktörünün, 45 yaşından sonra daha önce bir kırık geçirdiğini söyler.

“Büyük yetişkinlerde, büyük travmanın yokluğunda meydana gelen kırıkların, osteoporoz ile ilişkili bir kırık olduğu düşünülmelidir” diyor. “Çünkü bunlar daha fazla kırığa sahip olma riski en yüksek olan insanlar, ihtiyaç duydukları tedaviyi aldıklarından emin olunmalıdır.”

Cosman, kalça kırılmalarının evde bakım başvurularının en yaygın nedeni olduğuna dikkat çekiyor.

NOF'a göre:

  • Kalça kırılmadan önce normal yürüyebilenlerin% 20'si, daha sonra uzun süreli bakım gerektirir.
  • Kalça kırığından altı ay sonra, hastaların sadece% 15'i yardımsız bir odada yürüyebilir.
  • İki ila üç kat daha fazla kadın, erkeklerle karşılaştırıldığında kalça kırıkları alır; ama erkekler bir kalçanın kırıldığı bir yıl içinde ölme ihtimalinin iki katıdır.

Cosman, “Kırıklar daha fazla kırılmaya başlar.” Diyor. “Bir kırığın diğerine giden bu dramatik domino etkisini kesebilirsek, yaşlı insanlar arasındaki yaşam kalitesini gerçekten iyileştirebiliriz.”

Siris ve çalışmada yer alan diğer araştırmacılar, pazarda osteoporoz ilaçlarının bulunduğu şirketlerden danışmanlık ücretleri veya araştırma ve maaş desteği aldıklarını bildirdiler.

Источник: https://tr.thehealthylifestyleexpo.com/osteoporosis-patients-underestimate-fracture-risk-47668

Kemiğimizdeki büyük risk: Osteoporoz nedir? Belirtileri ve tedavisi

Osteoporoz, Kırık Riskini Artırıyor

Bu hastalıkta kemik gücünde azalma ve buna bağlı kırık riskinde artma görülür. Normal bir insanda kemik kırığı oluşturmayacak travmalar osteoporozlu kişilerde kemik kırılmasına ve uzun dönem iyileşmemesine neden olabilir. Kemik gücü normalde kemik mineral yoğunluğu ve kemik kalitesine bağlıdır.

Örneğin kemikteki minerallerin azalması kemik yapısını bozarak kırılganlığı arttırır. Böylece osteoporoza zemin hazırlar. Kemik kalitesini belirleyen bazı faktörler vardır. Özellikle kalsiyum ve D vitamini olmak üzere kemikte depo edilen birçok madde vardır.

Bunların yetersiz olduğu durumlarda kemik kalitesi bozulur ve osteoporoza zemin hazırlanır.

https://www.medikalakademi.com.tr/kemik-erimesinin-osteoporoz-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi/

Menopoz sonrasında osteoporozun görülme ihtimali artar. Çünkü kadınlarda kemik yıkımının en hızlı olduğu zaman menopozdan sonraki dönemdir. Ayrıca menopoz sonrasında bazı hormonların azalması kemik mineral yoğunluğunu azaltır ve böylece osteoporoza zemin hazırlar.

Yaşlılık dışında görülen osteoporoz menopoz sonrası görülen değişikliklerden dolayı kadınlarda erkeklerden 5 kat daha fazla görülür. Menopoza bağlı osteoporozda kemiğin sadece bir kısım yapısı etkilenirken, yaşlılığa bağlı osteoporozda kemiğin bütün yapısı etkilenir.

Osteoporoz Risk Faktörleri

Osteoporozdaki risk faktörleri değiştirebildiğimiz ve değiştiremediğimiz olmak üzere ikiye ayrılır. Bizim için önemli olan değiştirebildiğimiz faktörlerin farkında olup bunlara dikkat ederek bir yaşam sürmemiz ve osteoporoz gelişmeden kendimizi buna karşı korumaktır.

Değiştirebildiğimiz özellikler bizim için çok önemlidir çünkü kendimizi osteoporozdan korumamızı sağlar. Yetersiz egzersiz osteoporoza zemin hazırlar. Bu nedenle düzenli spor yapımı bizi bu hastalıktan korur.

En ucuz ve en kolay yapılabilen spor olarak da yürüyüş tercih edilebilir. Yaşa bağlı olarak farklılık gösterebilse de her gün yaklaşık 45 dakikalık bir yürüyüş osteoporoz açısından faydalıdır.

Yetersiz beslenme ve bazı maddelerin tüketilmesi osteoporoz açısından teh oluşturur.

Özellikle; kalsiyum ve D vitamini alımının yetersiz olması kemiğin yapısında zayıflamalara neden olur ve bu hastalığın görülme ihtimalini arttırır. Her insanın bir doruk kemik kütlesi vardır, buna ulaşana kadar alınan kalsiyum ve D vitaminin fazlası kemiklerde depolanır.

Doruk kemik kütlesine ulaşıldıktan sonra ise alınan fazla D vitamini kemiklerde depolanmaz, atılır.

Her birey yaklaşık 18 yaşında doruk kemik kütlesine ulaşır, bu nedenle bu yaşa kadar fazla miktarda kalsiyum ve D vitamini alınması ve kemiklerde mümkün mertebe depolanan miktarın arttırılması önemlidir.

Ülkemizdeki en önemli sorunlardan birisi ise ilaç kullanımının uygun olmamasıdır. Öncelikle, doktor tavsiyesi olmadan yapılan ilaç kullanımı başta karaciğer olmak üzere bütün vücudumuza zararlıdır, osteoporoz açısından da risklidir.

Tüm vatandaşlarımız akılcı ilaç kullanımına dikkat etmeli ve doktor tavsiyesi olmadan ilaç kullanımından uzak durmalı. Sigara kullanımı ve alkol tüketimi birçok hastalığa olduğu gibi osteoporoza da sebep olabilmektedir. Bu maddelerden uzak durmanın sağlığımız açısından önemi herkes tarafından bilinmekte. Eğer tek başına bırakılamıyorsa mutlaka bir uzman yardımı alınmalı.

Bu saydığımız özellikler bizlerin değiştirebileceği özelliklerdir. Unutmayın ki her hastalıkta değiştirilebilecek ve değiştirilemeyecek özellikler vardır. Hastalıktan korunmak ve tedavi olmak açısından değiştirilebilen faktörler bizim için önem arz eder, çünkü bunları değiştirebilir ve en az ilaçlar kadar tedavimize yardımcı olabiliriz.

Düzenli spor yaparak, yeterli ve dengeli beslenme ile vitamin ve mineral alımını yeterli düzeyde sağlayarak, gereksiz ilaç kullanımından, sigara ve alkolden uzak durarak osteoporoza karşı önlem alabiliriz.

Osteoporoz oluşumunda değiştiremediğimiz bazı özellikler vardır. Bunlar; yaş, cinsiyet, erken menopoz olarak sıralanabilir.

Yaşa bağlı olarak ortaya çıkan veya erken menopoza bağlı olarak ortaya çıkan osteoporoza karşı önlem alamayız.

Sonuçta bu faktörler bizler tarafından değiştirilemez ve bu sebeple bu özellikler açısından tedaviye destek sağlayamayız. Destekleyici tedavilerle kırıkların oluşmasının önüne geçebiliriz.

Osteoporoz Hastalığının Belirtileri

Osteoporozda görülen bazı belirtiler olarak omurgada ağrı, boy kısalması ve kemik kırıkları sıralanabilir. Osteoporozdaki kemik kırıkları normal kırıklara göre daha farklıdır. Osteoporozlu kişilerde en küçük travmalarda bile kemik kırıkları görülebilir ve bunlar normale göre daha uzun dönemde iyileşir.

Kişi eğer en küçük darbelerde bile kemik kırığı yaşıyorsa, uzun süredir var olan ve geçmeyen omurga ağrıları mevcutsa, boy kısalığı gerçekleşiyorsa kendisinde osteoporoz hastalığı olduğunu düşünmeli ve en yakın zamanda bir iç hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.

Osteoporoz kırığının sıklığı yaşla birlikte artar, kadınlarda daha sık görülür ve bazen hafif bir darbe ile oluşabilir.

Osteoporoz Tanısı

Hastalığın belirtileri olarak sıraladığımız özelliklere dikkat edilmeli ve bu belirtileri kendinde fark eden kişi osteoporozdan şüphelenerek doktoruna başvurmalıdır. Tanıda mineral, hormon ve vitamin düzeyine bakılır, gerektiğinde röntgen kullanılır ve kesin tanı olarak nükleer tıpta kemik mineral yoğunluğuna bakılır.

Beslenme osteoporozun önlenmesinde son derece önemlidir. Bu amaçla süt ve süt ürünlerinin tüketimi önemlidir. Günlük olarak 1 gr kalsiyum kan dolaşımında yer alır. Bu kalsiyumu yediğimiz ve içtiğimiz besinlerle almıyorsak kemikten çözünür ve kana karışır.

Yani kalsiyum ihtiyacını günlük olarak besinlerle sağlamamız gerekir. Aksi takdirde her gün kemikten kalsiyum çözünür ve kemiğin kalitesi gün geçtikçe bozulur. Bunun sonucunda da zamanla osteoporoz hastalığı oluşur.

1 bardak süt, 1 kâse yoğurt ve 2 kibrit kutusu büyüklüğünde peynir günlük kalsiyum ihtiyacını sağlamak için yeterlidir.

Bu besinler günlük olarak tüketilmeli ve böylece kemikteki kalsiyum çözünmeyecek, kemiğin kalitesi bozulmayacaktır. Çocuklarımızı bu besinlerin tüketimi açısından eğitmeliyiz.

Çünkü doruk kemik kitlesine ulaşılan 18 yaşına kadar günlük fazla tüketilen kalsiyum kemiklerde depolanır ve kemiklerin çok daha sağlam olmasını sağlar.

Bu yaştan sonra her gün alınan kalsiyumun 1 gramı kan döngüsüne karışır, kalanı ise atılır.

Ayrıca yeşil yapraklı sebzeler, soya fasulyesi, baklagiller, fındık, pekmez tüketimi de kalsiyum açısından önemlidir. Alışkanlıklar düzenlenmeli, alkol ve sigaradan uzak durulmalı.

Hareketsizliğin önüne geçilmeli, sportif faaliyetlerde bulunulmalı, egzersiz yapılmalı. Mümkün oldukça her gün yürüyüş yapılmalı ve bu alışkanlık haline getirilmeli.

Başka sebeplerle alınacak ilaçların osteoporoz üzerindeki etkisi doktora sorulmalı.

Osteoporoz Tedavisi

Beslenme, spor, zararlı alışkanlıklar açısından bilgilendirme yapılır, öneriler sunulur. Kalsiyum ve D vitamini ilaçları verilir. Eksik olduğunda osteoporoz oluşmasına neden olan hormonlar verilir. Osteoporozda hafif darbelerde bile kırık oluşabileceği için düşmeye karşı ev içinde önlemler alınması gerekir. Özellikle yaşlılara bu konuda yardım edilir.

Hangi Şikâyetler Olursa Doktora Başvurulmalı

Diz ve eklem ağrılarının sürekli olması ve ağrıların giderek artması, hafif darbelerde bile kemik kırıkları oluşması, menopoz sonrası kemik ağrılarının artması gibi durumlar görüldüğünde öncelikle aile hekimine ardından aile hekiminin yönlendirmesi ile iç hastalıkları uzmanına başvurulmalı.

Osteoporozda kalsiyum ve D vitamini son derece önemli olduğundan süt, süt ürünleri ve yeşil sebzelerin tüketimi önemlidir. Beslenmeye ve düzenli egzersiz yapımına dikkat edilmeli, zararlı alışkanlıklardan uzak durulmalı.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/kemigimizdeki-bueyuek-risk-osteoporoz-nedir-belirtileri-tanisi-ve-tedavisi/

Kemik erimesi Osteoporoz belirtileri ve tedavisi nedir?

Osteoporoz, Kırık Riskini Artırıyor

Bugün dünyada 50 yaş üzeri her 5 erkekten 1’i osteoporozdan etkilenirken, 2050 yılında erkeklerde bu hastalığa bağlı kalça kırığı riskinde % 310’luk bir artış bekleniyor.

İnsan ömrünün uzamasına bağlı olarak yaşlı nüfusun artışı osteoporoz hastalığına yakalananların da sayısını hızla yükseltiyor. Bugün dünya genelinde 200 milyon osteoporoz hastası, kemik kaybına bağlı kırık tehdidiyle karşı karşıya.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilşad Sindel, bilinenin aksine erkeklerin de kemik erimesi hastalığına yakalandıklarını hatta erkeklerde bu hastalığa bağlı kırık riskinin prostat kanseri riskinden daha fazla olduğuna dikkat çekiyor.

50 yaş üzeri her 5 erkekten 1’inin osteoporozdan etkilendiğini belirten Sindel, “Osteoporoza bağlı kırıklar, 65 yaş altındaki her 5 kadına karşılık 1 erkekte, 65 yaş üstünde ise 2 kadına karşılık 1 erkekte görülüyor” diyor.

Sindel, 2050 yılında erkeklerde osteoporoza bağlı kalça kırığı riskinde % 310, kadınlarda ise % 240 oranında artış beklendiğini de kaydediyor.

Osteoporoza bağlı kırıkların çoğu düşme sonucu oluşuyor

Prof. Dr. Dilşad Sindel, kadınlarda kemik kaybının menopoz sonrası hızlandığını, erkeklerde ise 50’li yaşlarda başladığını söylüyor. Menopozun tüm kadınlar için geçerli olmasına karşın erkeklerin sadece %20-35’inde yaşlanmaya bağlı androjen eksikliği tablosu geliştiğini belirten Sindel, osteoporozun cinsiyetler arasında görülme farklılığını ise şöyle anlatıyor:

“kemik erimesi, kadınlarda daha çok görülmekle birlikte ileri yaşlarda erkeklerde de sık karşılaşılan bir hastalık. Östrojen, testosterona göre kemik mineral yoğunluğu ile daha güçlü ilişki içinde.

Erkek osteoporozunda aşırı alkol alımı, kortizon kullanımı, hormon eksikliği gibi ikincil nedenler daha sık görülür.

Erkeklerde hastalık konusunda yeterli farkındalığın sağlanmamış olması tedaviye uyumu ve başarısını da doğal olarak engelliyor.”

İlerleyen yaşla birlikte osteoporozun görülme sıklığının ve buna bağlı düşmelerin arttığına da değinen Sindel, “65 yaş üzeri her üç kişiden biri düşerken, osteoporoza bağlı kırıklarının %90’ı da düşmeler sonucu oluşur.

Osteoporoza bağlı üst kol kırıklarının %75’i, el bileği kırıklarının %95’i ve omurga kırıklarının ise %25’i düşmeler sonucu ortaya çıkar.

Düşmelerin yaklaşık yarısı evde gerçekleşir, bunların da çoğunluğu banyoda ve merdivende meydana gelir” diyor.

Kalça kırığı ölüme yol açıyor

Prof. Dr. Dilşad Sindel, osteoporoza bağlı kırıkların sıklıkla omurga, kaburga, kalça ve el bileğinde meydana geldiğini belirtirken, omurga kırıklarına bağlı olarak kamburluk, sırt ağrısı, solunum problemleri ve günlük aktivitelerde kısıtlanma yaşandığını dile getiriyor. En ciddi osteoporotik kırığın kalçada olduğunu vurgulayan Sindel, bu konuda şunları söylüyor:

“Dünya nüfusunun yaşlanmasıyla osteoporoza bağlı kalça kırıklarının sıklığında da büyük oranda artış yaşanıyor.

Kalça kırıkları sonrası ilk yıl içinde yaklaşık %10-20 oranında ölüm görülüyor, hayatta kalanların ise %30’unda kalıcı sakatlık ortaya çıkıyor.

El bileği kırıkları ise genel olarak daha az işlev kaybına yol açmakla birlikte, günlük yaşam aktivitelerini kalça veya vertebra kırıklarıyla aynı ölçüde olumsuz etkiliyor.”

Türkiye’de 50 yaş üzerindeki 4 kişiden biri osteoporoz

Yapılan araştırmalar sonucunda Türkiye’de 50 yaş ve üzerindeki bireylerin %50’sinde düşük kemik yoğunluğu (osteopeni), %25’inde ise osteoporoz görüldüğünü aktaran Sindel, “Ülkemizde 50 yaşında yaşam boyu kalça kırığı geçirme olasılığı kadınlarda %14.6 ve erkeklerde ise %3.5’dur. Türkiye’de kentleşme ile birlikte artan yaşlı nüfusta, gelecekte kalça kırıkları giderek artan bir problem olmaya devam edecektir” diyor.

Kemik kaybı 40’lı yaşlarda başlıyor

Kemik kaybının genellikle 40’lı yaşlardan sonra başladığını ve kaybedilen kemikler kadar yerine yenisi konamadığını söyleyen Prof. Dr. Dilşad Sindel, hem kemik oluşumunda hem de kemik erimesi gelişiminde genetik faktörlerin önemine de değiniyor.

Doruk Kemik Kütlesi (DKK)nin normal büyümenin sonucunda elde edilen ve kemik kaybı başlamadan önce kişinin sahip olduğu en yüksek kemik kütlesini ifade ettiğini belirten Sindel, DKK’ya erişme yaşının en erken 17-18, en geç ise 35 olduğunu söylüyor.

Çocukluktan itibaren DKK‘nın artırılmaya çalışılmasını ve bu amaçla kalsiyum ve D vitamini alımı yanında dengeli beslenmeye ve hormon yetersizliklerinin erken dönemde tanımlanmasının önemli olduğunu kaydediyor.

Kemik erimesi Osteporoz nedenleri nelerdir?

Kemik erimesinin birçok nedeni vardır. Bunlar:

  • Yaşlanma (özellikle 50’li yaşlardan sonra)
  • Zayıf yapılı olma
  • Fiziksel aktivite eksikliği
  • Sigara
  • Aşırı alkol ve kafein tüketimi
  • Kalsiyum eksikliği ve düşük kalsiyum içerikli beslenme alışkanlığı
  • D vitamini eksikliği
  • Kortikosteroidler, tiroit ilaçları ve epilepsi ilaçları gibi bazı ilaçların uzun süreli kullanımı
  • Kadınlarda östrojen eksikliği veya azalması
  • Cushing sendromu ve tirotoksikoz gibi endokrin hastalıkları
  • romatoid artritler gibi bazı romatizma hastalıkları
  • multipl miyelom gibi kan hastalıkları gibi bazı medikal durumlar

Kemik erimesi belirtileri neler?

Genellikle herhangi bir kemik kırılıncaya kadar hiçbir belirti görülmez. Bu nedenle çoğu zaman sessiz hastalık olarak adlandırılır.Kol bileklerinin, kalçaların, bel kemiğinin, leğen kemiğinin ve üst kolun kırılması en çok görülen kemik erimesi vakalarıdır. Kırılmalar çok ağrılı olabilir. Sakatlığa neden olabilir.

Kemik erimesinin diğer belirtileri:

  • Sırt ağrısı (omurgadaki bir çatlamaya veya kırılmaya bağlı)
  • Zamanla boyun kısalması
  • Kambur oluşumu
  • Vücut duruşunda bozulma
  • Kademeli kilo kaybı (baskı almış omurga kemiklerinden dolayı)

Kemik erimesi nasıl tedavi edilir?

Kemik erimesinin tedavisi kemik yoğunluğu taramalarına, yaşa, cinsiyete, tıbbi geçmişe ve hastalığın şiddetine bağlıdır. Tedavi genelde hayat tarzında değişiklikleri, ve kemik yoğunluğunu artırmaya ve kemik kırılmalarının riskini azaltmaya yönelik ilaç tedavilerini içerir.

Hayat Tarzında Değişiklikler

Egzersiz

Mümkünse, düzenli kilo konrolü sağlayan egzersizler (yürüme, koşma vb) kemik kaybını azalttığı ve yeni kemik oluşumunu sağladığı için devam ettirilmelidir.

Doktorlar bunu sağlayabilmek için genelde en azından 3 haftalık periyotlarla 30 dakikalık egzersizler tavsiye eder.

Herhangi bir egzersize başlamadan önce bir doktora başvurmak ve önerilen egzersizin güvenli olduğundan emin olmak gerekir.

Beslenme

Vücut kendi kalsiyumunu üretemediği için yüksek kalsiyumlu bir beslenme alışkanlığı gereklidir ve bu kemik kaybının hızını azaltır. D vitamini de kalsiyumun emilimini sağladığı için oldukça önemlidir. Kalsiyum ve zengin D vitamini içeren yemeklerden oluşan bir beslenme kemiklerin ihtiyaç duyduğu kalsiyumu sağlaması için oldukça önemlidir.

Kalsiyum bakımından zengin yiyecekler; yeşil sebzeler, fasulye, baklagiller, balık (özellikle sardalya ve somon), soya ürünleri, tahıl ve fındık, ceviz gibi sert kabuklu çerezler tüketilmelidir. Günlük en az 1000 mg kalsiyum tüketilmelidir. D vitamini bakımından zengin sardalya ve ton balığı ile yumurta ve karaciğer de tüketilmelidir.

Sigara, alkol ve kafein

Sigara içenler sigarayı bırakmalıdır. Alkol ve kafein alımı (çay, kahve ve kola vb) da sınırlandırılmalıdır.

Kırılma Riskini Azaltmak

Kemik erimesini ve kırılma riskini azaltmak için harekete ve günlük aktivitelere önem verilmelidir. Bu, ayakta durma güçlüğü yaşanıyorsa yardımlar, düşmelere neden olabilecek eşyaların kaldırılması ve banyo ve lavabo gibi yerlerde kaymayan hasırlar kullanmak gibi önlemleri içerebilir. Özellikle yaşlılarda kalça gibi Vücudun kırılmaya hassas bölgelerinde yumuşak pedler kullanmak önemlidir.

Yeterli Güneş Işığı Almak

Düzenli fakat orta derecede güneş ışığına maruz kalmak vücutta D vitamini üretilmesine yardımcı olur. Fakat aşırı güneş ışığı başka zararlar verebilir.

İlaçlar

Kalsiyum

Besinlerden kalsiyum alımı yetersizse vücuttaki kalsiyum miktarını artırmak için kalsiyum katkıları kullanılabilir. Günlük 1000 mg doz yeterlidir.

D vitamini

Kemiklere kalsiyum emilimi için D vitamini çok önemli olduğu için çeşitli D vitamini sağlayıcı ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçlardan bazıları doktor tavsiyesiyle D vitamini takviyesi için alınabilir.

Bifosfonatlar

Bu hormonsuz ilaçlar kemik yoğunluğunu artırıp kemik kaybı oranını azaltabilir. Bu ilaçların kırılma oranlarını azaltmada oldukça etkili olduğu görülmüştür. Bu ilaçlar genelde kalsiyum takviyeleriyle beraber bir döngü halinde alınır. Bu ilaçların yan etkileri ise bulantı ve hazımsızlıktır. Bu nedenle bazı insanlarda doktor limitler koyabilir.

Hormon Değiştirme Terapisi (HRT)

Kemik erimesi görülen bazı kadınlarda östrojen içeren hormon değiştirme terapisi önerilebilir. HRT kaemik kaybını azaltmakta ve kemik yoğunluğunu artırmaktadır.

HRT’nin kemik erimesi tedavisinde faydalarının yanında son dönemdeki çalışmalarda uzun süreli HRT kullanımının bazı riskler doğurduğu ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle hasta için doktor tavsiyesi ve bu terapinin uygunluğunun araştırılması çok önemlidir.

Selektif Östrojen Reseptör Modülatörü (SERM)

Bu tür ilaçlar kanser tedavisinde kullanıldığı gibi kemik erimesini engellemede de kullanılmaktadır.

Bu ilaçlar bel kemiğindeki kırılmaları azaltmada çok etkilidir ve östrojenin kemikler üzerindeki etkisini taklit ederek etkilerini göstermektedirler.

Bu nedenle menopoz sonrası kadınlarda azalan kemik yoğunluğunu gidermede bu ilaçlar sıklıkla uygulanmaktadır. Bazı SERM ilaçları ise yan etkilerinden dolayı sınırlandırılmıştır.

Cerrahi Tedavi

Kırılmalar kemik erimesinin en temel sonuçlarıdır. Birçok kişi ameliyata başvurmadan iyileşmeyi tercih eder. Bazen bir kırılma cerrahi müdahale gerektirebilecek kadar şiddetli olabilmektedir.

Kalça kırıkları kemik erimesi olan yaşlı insanlarda çok yaygındır. Çoğu durumda kalça eklemini değiştirici ameliyatlar gerekmektedir. Kemik erimelerinin yanında göğüs kanseri de kalça kırılmalarına neden olabilmektedir.

Osteoporozdan korunma anne karnında başlamalı

Bebeğin anne karnındaki beslenmesinin de kemik sağlığını yakından etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Dilşad Sindel, ebeveynlere ise şu önerilerde bulunuyor:

“Rafine gıdaların tüketiminden, fast-food tarzı beslenmeden, fosforik asit içeriği yüksek gazlı içeceklerden çocukluk çağından itibaren kaçınılması gerekiyor. Çocukların uzun saatler bilgisayar karşısında zaman geçirmeleri yerine basketbol, voleybol, ip atlamak, zıplamak ve dans etmek gibi kemik yoğunluğunu artırıcı fiziksel aktivite ve egzersizleri yapması teşvik edilmeli.”

Tedavi ile kırık riski azalıyor

Osteoporozun önlenebilen ve tedavisi mümkün olan bir hastalık olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Dilşad Sindel, “Genel olarak, medikal tedavi ile kırık riski %30-70 arasında azalmaktadır.

Medikal tedavide kullanılan ilaçların omurga ve omurga dışı bölgelerdeki etkinlikleri arasındaki farklılıklar, uygulama şekilleri ve hastanın tedaviye uyumu gibi özellikler göz önünde bulundurulmalı” diyor.

Osteoporoz tedavisinin uzun süreli olduğunu vurgulayan Sindel, ilaçtan beklenen yararın sağlanabilmesi için hekim tarafından önerildiği şekilde ve sürede alınmasını söylüyor. Prof. Dr. Dilşad Sindel, ayrıca yeterli kalsiyum ve D vitaminin alınması, güneş ışığından yararlanılması, düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteler ile birlikte düşmelerden korunulmasını da tavsiye ediyor.

Kimler risk grubunda?

  • Ufak tefek ve ince vücutlu olanlar
  • Ailede osteoporoz öyküsü olanlar
  • Erken menepoza girenler
  • Yaşlılar
  • Beyaz ya da Asya ırkından olanlar
  • Düzensiz regl olanlar
  • Hareketsiz yaşam sürenler
  • Uzun süreli kortizon kullananlar
  • Tiroid hormonu çok çalışanlar
  • Sigara içenler
  • Aşırı miktarda alkol, kafein ve tuz tüketenler,
  • Protein ağırlıklı beslenenler

Menopoz döneminde yanlış diyet kemik erimesini artırıyor

Kemik sağlığını korumak neden önemli?

Источник: https://indigodergisi.com/2016/10/kemik-erimesi-osteoporoz-belirtileri-ve-tedavisi-nedir/

Osteoporoz açıkladı

Osteoporoz, Kırık Riskini Artırıyor

Osteoporoz, kemik yoğunluğu azaldığında ve vücut daha önce olduğu kadar kemik üretmeyi durdurduğunda ortaya çıkar.

Hem erkekleri hem de kadınları etkileyebilir, ancak en çok, menopozdan sonra, östrojendeki ani düşüş nedeniyle, normalde osteoporoza karşı koruyan hormon nedeniyle ortaya çıkar.

Kemikler daha zayıf hale geldikçe, bir düşüş sırasında veya hatta oldukça küçük bir vuruş sırasında daha yüksek bir kırık riski vardır.

Osteoporoz şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 53 milyondan fazla insanı etkilemektedir.

Osteoporozda hızlı gerçekler

İşte osteoporoz hakkında bazı önemli noktalar. Bu makalenin gövdesinde daha fazla ayrıntı var.

  • Osteoporoz, kemiklerin yapısını ve gücünü etkiler ve özellikle omurga, kalça ve el bileğinde kırıkları daha olası hale getirir.
  • Menopoz sonrası kadınlarda en sık görülür, ancak sigara ve zayıf beslenme riski artırır.

  • Genellikle belirgin bir dışa dönük semptom yoktur, ancak omurganın zayıflaması bir ayağa neden olabilir ve kemik ağrısı olabilir.
  • Tanı için DEXA olarak bilinen özel bir x-ray tabanlı tarama kullanılır.

  • Tedaviler arasında, kemik kaybı, egzersiz ve ekstra kalsiyum, magnezyum ve D vitamini de dahil olmak üzere diyet ayarlamalarını önlemek veya yavaşlatmak için ilaçlar bulunur.

Osteoporoz nedir?

“Osteoporoz” kelimenin tam anlamıyla “gözenekli kemikler” anlamına gelir. Kemikler daha zayıf hale gelir, özellikle kalça, omurga ve omurgada kırık riskini artırır.

Kemik dokusu sürekli yenilenmekte ve yeni kemik hasarlı kemiğin yerini almaktadır. Bu şekilde vücut, kemik yoğunluğunu ve kristallerinin ve yapısının bütünlüğünü korur.

Bir insan 20’li yaşların sonlarındayken kemik yoğunluğu zirveleri. Yaklaşık 35 yaşından sonra kemik zayıflamaya başlar. Yaşlandıkça, kemik oluştuktan daha hızlı ayrılıyor. Bu aşırı olursa, osteoporoz oluşur.

Osteoporoz tedavisi

Tedavi amaçlamaktadır:

  • osteoporoz gelişimini yavaşlatır veya önler
  • sağlıklı kemik mineral yoğunluğu ve kemik kütlesini korumak
  • kırıkları önlemek
  • ağrıyı azaltmak
  • Kişinin günlük yaşamına devam etme yeteneğini en üst düzeye çıkarmak

Bu önleyici yaşam tarzı önlemi ve takviyeleri ve bazı ilaçların kullanımı ile yapılır.

İlaç tedavisi

Osteoporozun önlenmesine ve tedavisine yardımcı olabilecek ilaçlar şunları içerir:

  • Bisfosfonatlar: Bunlar kemik kaybını yavaşlatan ve kırık riskini azaltan antirezorptif ilaçlardır.

  • Örneğin, estrojen agonistleri veya antagonistleri, aynı zamanda selektif östrojen reseptör modülatörleri, SERMS), örneğin raloksifen (Evista): Menopoz sonrası kadınlarda omurga kırılma riskini azaltabilir.

  • Kalsitonin (Calcimar, Miacalcin): Bu, postmenopozal kadınlarda spinal kırık oluşumunu önlemeye yardımcı olur ve bir kırık meydana gelirse ağrının idaresine yardımcı olabilir.

  • Paratiroid hormonu, örneğin, teriparatid (Forteo): Bu, kemik oluşumunu uyardığı için yüksek kırık riski olan kişiler için onaylanmıştır.
  • Denosumab (Xgeva) gibi RANK ligand (RANKL) inhibitörleri: Bu bir immün terapidir ve yeni bir osteoporoz tedavisi türüdür.

Diğer östrojen ve hormon tedavisi türleri yardımcı olabilir.

Osteoporoz tedavisinin geleceği?

Gelecekte, tedavi kök hücre tedavisini içerebilir. 2016 yılında, araştırmacılar, belirli bir kök hücre türünün farelere enjekte edilmesinin, insanlara da potansiyel olarak fayda sağlayabilecek bir şekilde osteoporoz ve kemik kaybını tersine çevirdiğini bulmuşlardır.

2015 yılında yayınlanan bulgular, kalsiyum ve D vitamini takviyesi ile alınan büyüme hormonunun (GH) uzun vadede kırık riskini azaltabileceğini göstermiştir.

Yine 2015’te Birleşik Krallık’taki araştırmacılar, soya proteini ve izoflavon içeren bir diyetin menopoz sırasında kemik kaybı ve osteoporozdan korunma sağlayabileceğine dair kanıtlar buldular.

Bilim adamları, bir insanın kemik mineral yoğunluğunun yüzde 75’ine kadar genetik faktörler tarafından belirlendiğine inanıyor. Araştırmacılar, kemik oluşumundan ve kaybından hangi genlerin sorumlu olduğunu araştırırken, bu durumun gelecekte osteoporozun önlenmesinde yeni yollar önerebileceğini umuyorlar.

Belirti ve bulgular

Osteoporoza yol açan kemik kaybı yavaş gelişir. Genellikle hiçbir belirti ya da dışa dönük işaret yoktur ve bir kişi, düşme, hatta öksürme ya da hapşırma gibi küçük bir olaydan sonra bir kırık yaşayana kadar sahip olduklarını bilmeyebilir.

Yaygın olarak etkilenen bölgeler kalça, bir bilek veya omurgadır.

Omurgadaki kırılmalar, postürde, omurganın bir eğriliğinde ve eğriliğinde değişikliklere yol açabilir.

Nedenleri ve risk faktörleri

Osteoporoz için bir dizi risk faktörü tanımlanmıştır. Bazıları değiştirilebilir, ancak diğerleri önlenemez.

Önlenemez faktörler

Değiştirilemeyen risk faktörleri şunları içerir:

  • Yaş: 30’ların ortalarından ve özellikle de menopozdan sonra risk artar.
  • Azalmış seks hormonları: Daha düşük östrojen seviyeleri, kemiğin çoğalmasını zorlaştırır.
  • Etnik köken: Beyaz insanlar ve Asyalılar diğer etnik gruplardan daha hassastırlar.

  • Kemik yapısı: Uzun boylu (5 feet’ten 7 inç) veya ince (125 pound’un altında), riski arttırır.
  • Genetik faktörler: Kalça kırığı veya osteoporoz tanısıyla yakın bir aile üyesine sahip olmak osteoporozu daha olası hale getirir.

  • Kırık öyküsü: Daha önce 50 yaşından sonra, düşük seviyeli bir yaralanma sırasında daha önce kırığı olan bir kişinin tanı alma olasılığı daha yüksektir.

Diyet ve yaşam tarzı seçimleri

Değiştirilebilir risk faktörleri şunlardır:

  • anoreksiya veya bulimiya nervoza veya ortoreksiya gibi yeme bozuklukları
  • tütün içme
  • aşırı alkol alımı
  • Düşük seviyeler veya kalsiyum, magnezyum ve D vitamini alımı, diyet faktörleri, malabsorpsiyon sorunları veya bazı ilaçların kullanımı nedeniyle
  • hareketsizlik veya hareketsizlik

Ağırlık taşıyan egzersiz osteoporozun önlenmesine yardımcı olur.Kemikleri strese sokar ve bu kemik büyümesini teşvik eder.

Uyuşturucu ve sağlık koşulları

Bazı hastalıklar veya ilaçlar hormon seviyelerinde değişikliklere neden olur ve bazı ilaçlar kemik kütlesini azaltır.

Hormon seviyelerini etkileyen hastalıklar hipertiroidizm, hiperparatiroidizm ve Cushing hastalığıdır.

2015 yılında yayınlanan araştırmalar, hormon tedavisi alan transgender kadınların (HT) osteoporoz riskinin daha yüksek olabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, HT’yi başlatmadan bir yıl boyunca anti-androjen kullanmak bu riski azaltabilir. Transseksüel erkeklerde yüksek osteoporoz riski gözükmemektedir. Bunu doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Riski artıran koşullar şunlardır:

  • kanser
  • KOAH
  • kronik böbrek hastalığı
  • romatoid artrit ve ankilozan spondilit gibi bazı otoimmün hastalıklar

Riski artıran ilaçlar şunlardır:

  • prednizon ve prednizolon dahil olmak üzere glukokortikoidler ve kortikosteroidler
  • tiroid hormonu
  • heparin ve varfarin dahil antikoagülanlar ve kan incelticiler
  • Mineral durumunu olumsuz etkileyen protein-pompa inhibitörleri (PPI) ve diğer antasitler
  • bazı antidepresan ilaçlar
  • bazı vitamin A (retinoid) ilaçlar
  • tiyazid diüretikler
  • Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan tiyazolidinedionlar, bu kemik oluşumunu azaltır
  • Hem kemik rezorpsiyonunu hem de oluşumunu arttıran siklosporin gibi bazı bağışıklık bastırıcı maddeler
  • aromataz inhibitörleri ve anastrozol veya Arimidex gibi seks hormonlarını tüketen diğer tedaviler
  • meme kanserini tedavi etmek için kullanılan letrozol (Femara) ve prostat kanseri ve diğer durumlar için leuprorelin (Lupron) dahil olmak üzere bazı kemoterapötik maddeler

Glukokortikoid kaynaklı osteoporoz, ilaca bağlı osteoporozun en sık görülen tipidir.

önleme

Yaşam tarzındaki bazı değişiklikler, osteoporoz riskini azaltabilir.

Kalsiyum ve D vitamini

Kemikler için kalsiyum esastır ve yeterli bir kalsiyum alımının sağlanması önemlidir.

19 yaş ve üstü yetişkinler günde 1000 miligram (mg) tüketmelidir. 51 yaş ve üstü kadınlar ve 71 yaşın üzerindeki tüm yetişkinler günde 1.200 mg almalıdır.

Diyet kaynakları tercih edilir ve şunları içerir:

  • süt, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri
  • lahana ve brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler
  • konserve somon ve ton balığı gibi yumuşak kemikler ile balık
  • güçlendirilmiş kahvaltı gevrekleri

Bir kişinin diyet alımı yeterli değilse, takviyeler bir seçenektir.

Vitamin D vücudun kalsiyum emmesine yardımcı olduğu için önemli bir rol oynar. Diyet kaynakları, takviye edilmiş gıdalar, tuzlu su balıkları ve karaciğer içerir.

Bununla birlikte, çoğu D vitamini gıdalardan değil güneş ışığından kaynaklanır, bu nedenle ılımlı, güneş ışığına düzenli maruz kalma önerilir.

Osteoporozun önlenmesi için yaşam tarzı faktörleri

Riski en aza indirmenin diğer yolları şunlardır:

  • Sigara içilmez, çünkü bu yeni kemik büyümesini azaltabilir ve kadınlarda östrojen seviyelerini azaltabilir
  • Sağlıklı kemikleri teşvik etmek ve düşmeleri önlemek için alkol alımını sınırlandıran
  • Yürümek gibi normal ağırlıkta egzersiz yapmak, bu sağlıklı kemiği teşvik eder ve kas desteğini güçlendirir
  • yoga gibi esnekliği ve dengeyi geliştirmek için egzersizler yapıyor, çünkü bunlar düşme ve kırılma riskini azaltabilir

Zaten osteoporozu olan kişiler için beslenme, egzersiz ve düşme önleme riskleri ve kemik kaybını azaltmada önemli bir rol oynar.

Testler ve teşhis

Bir doktor hastanın aile öyküsünü ve risk faktörlerini dikkate alacaktır. Osteoporozdan şüphelenirlerse, kemik mineral yoğunluğunu (BMD) ölçmek için bir tarama talep ederler.

Kemik yoğunluğu taraması, çift enerjili X-ışını absorpsiyometri (DEXA) ve kemik dansitometresi olarak bilinen bir x-ışını teknolojisini kullanır.

Hastanın risk faktörleriyle birlikte DEXA, osteoporozdan kaynaklanan kırıkların olasılığını gösterebilir. Ayrıca tedaviye yanıtın izlenmesine yardımcı olabilir.

İki tip cihaz bir DEXA taraması yapabilir:

  • Merkezi bir cihaz: Hastane bazlı bir tarama, hasta bir masada yatarken, kalça ve omurga kemik mineral yoğunluğunu ölçer.
  • Çevresel bir cihaz: Bileği, topuğu veya parmağı kemiği test eden bir mobil makine.

DEXA test sonuçları

Testin sonuçları bir DEXA T-skoru veya bir Z-skoru olarak verilmiştir.

T-skoru, hastanın kemik kütlesini genç bir kişinin tepe kemik kütlesi ile karşılaştırır.

  • -1.0 veya üstü normal
  • -1.0 ila -2.5 arasında hafif kemik kaybı
  • -2.5 veya aşağısı osteoporozu gösterir

Z-skoru hastanın kemik kütlesini benzer yapı ve yaşa sahip diğer insanlarla karşılaştırır.

Test normal olarak her 2 yılda bir tekrarlanır, çünkü bu sonuçların karşılaştırılmasını sağlar.

Diğer testler

Eskiden bir inçten daha kısa olan veya bir başka durumla ilişkili olmayan sırt ağrısı olan daha yaşlı bir hasta için lateral bir vertebral değerlendirme (LVA) önerilebilir.

Topuk kemiğinin ultrason taraması, osteoporozu değerlendirmenin başka bir yoludur. Birinci basamakta yapılabilir. DEXA’dan daha az görülür ve ölçümler DEXA T-skorlarına göre karşılaştırılamaz.

Komplikasyonlar

Kemikler daha zayıf hale geldikçe kırıklar daha sık görülür ve yaşla birlikte iyileşmesi daha uzun sürer.

Bu, omurgadaki kemikler çökmeye başladıkça devam eden acıya ve boy kaybına yol açabilir. Kırık bir kalçadan kurtulmak zor olabilir ve kişi artık bağımsız olarak yaşayamayabilir.

Osteoporozlu kişilerde düşmeleri önlemek için harekete geçmek önemlidir.

İpuçları şunları içerir:

  • fırlatma kilim ve kargaşa gibi gezi tehlerini ortadan kaldırmak
  • düzenli görme gösterimlerine sahip olmak ve gözlükleri güncel tutmak
  • Örneğin, banyoda tutamakların takılması
  • Evde bolca ışık olmasını sağlayın
  • tai chi gibi dengeyle yardımcı olan egzersiz yapmak
  • doktordan ilaçları gözden geçirmesini, baş dönmesi riskini azaltmasını istemek

Amerika Birleşik Devletleri Önleyici Hizmetler Görev Gücü (USPSTF) 65 yaş ve üzerindeki tüm kadınların ve bir kırık yaşama riski yüksek olan genç kadınların taranmasını önermektedir.

Osteoporoz riski altında olabileceğinden endişe duyan herkes, doktorlarına tarama hakkında sorular sormalıdır.

Источник: https://trmedbook.com/osteoporoz-acikladi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть