Otizm ve Nörolojik Yönler

Otizm Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Otizm ve Nörolojik Yönler

Bugün sizlere son yıllarda artış gösteren, iletişim kurmayı, beden davranışlarını ve beyinsel gelişimi engelleyen bir sağlık sorunundan bahsedeceğiz.

Sağlık sorunu diyoruz çünkü otizm de tıpkı down sendromu gibi hastalık olarak kabul edilmemektedir. Dünya genelinde, 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü olarak kutlanmaktadır.

Biz de hazırladığımız bu makale ile bu soruna bir nebze de olsa dikkat çekmek istiyoruz.

Otizm bir hastalık değil, rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığı erken evrede fark ettiğinizde tedavisi büyük oranda pozitif sonuç vermektedir. Toplumda özellikle otistik çocuğu olan ebeveynlerin yaşadığı zorlukları duyarız. Oysa ki, bu sorunu kabullenip hemen tedaviye başlandığı takdirde, ortaya sizin bile inanamayacağınız başarılı çocuklar çıkacaktır.

Boğmaca Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Son 10 yılda yapılan araştırmalara göre, bebekler daha 10 -14 aylıkken bile tanı konabiliyor. Eğer ilk kez anne – baba olmadıysanız, zaten tecrübeli olduğunuzdan bir sonraki çocuktaki gelişim aşamalarını daha rahat takip edeceksinizdir.

İlk kez bebek sahibi olanlar ise muhakkak diğer bebeklerin gelişim sürecini bilirler.

Örneğin; emeklemesi gereken dönemde bunu gerçekleştiremiyorsa veya seslendiğinizde tepkisiz kalıyorsa, bir şeylerin yolunda gitmediğini çok rahat anlayabilirsiniz.

Otizm Nedir?

Otizm, 3 yaşından önce başlayan, sosyal iletişimi büyük ölçüde kısıtlayan, beynin gelişimini engelleyen ve ömür boyu süren bir sağlık sorunudur.

Bu rahatsızlığı yaşayan kişilere ise otistik adı verilir. Beynin birçok kısmını etkileyen rahatsızlıkta, tam olarak bilimsel bir sebep sunulamamaktadır.

Ancak kalıtsal yatkınlığın en büyük faktörlerden biri olduğu düşünülmektedir.

Genellikle Asperger sendromu ile karıştırılır. Her iki durumda da aşırı içine kapanıklık, iletişim eksikliği gibi semptomlar ortakken, Asperger'de otizmden farklı olarak konuşma ve dil becerisinde herhangi bir gelişim geriliği yoktur.

İlk belirtilerini bebeklik ve çocukluk çağında gösteren otizm, eğer erken teşhis edilirse, çocuğun bu doğrultuda eğitim alması ve kendini daha rahat geliştirmesi sağlanabilir.

Erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha fazla görülmesine rağmen, kızlarda daha ağır seyreder.

Otistik çocukların hepsinin zeka düzeyi aynı değildir. Vakaların %70'inde zeka geriliği görülebilir. %30'u normal olan kısmın ise %10'luk oranında üstün zekaya sahip çocuklara rastlanır.

Otizm beraberinde; dikkat eksikliği, hiperaktivite ve epilepsi gibi diğer sorunları da getirebilir.

Yazımızı devamına geçmeden önce, yayınladığımız bu yazının sadece bilgilendirme amaçlı olduğunu, teşhis konulması veya tedavi şekline karar verilmesi adına kullanılmaması konusunda okuyucularımızı uyarırız.

Otizm Nedenleri Nelerdir?

Otizme hangi durumların yol açtığı kesin olarak ispatlanamamıştır. Birçok faktörün etken olduğu düşünülürken, bunlar arasında ilk sırayı genetik yatkınlığın aldığı biliniyor. İkiz olma veya kardeşlik gibi durumlar üzerine yapılan araştırmalar da bu tezi doğrular nitelikte.

Tek yumurta ikizlerinde her ikisinin birden otistik olma durumu, çift yumurta ikizlerine göre daha fazladır.

Ek olarak otistik bir çocuğun kardeşinde de bu durumun görülme sıklığının, sağlıklı bireylere göre 50 – 100 kat daha fazla olduğu biliniyor.

Tüm bu saydıklarımız genetik faktörler üzerinde yoğunlaşıyor ancak çevresel faktörler de otizm nedenleri arasında sayılmaktadır.

Örneğin; annenin hamilelik sırasında geçirdiği her türlü rahatsızlık dolaylı veya doğrudan ilişkili sayılabiliyor. Bunlar arasında en tehli olanlardan birisi ise kızamıkçık hastalığı.

Daha önce bu konu hakkında sizlere sunduğumuz yazıda da, hamilelik döneminde geçirilen kızamıkçığın oldukça tehli olduğundan bahsetmiştik.

Henüz ispatlanamasa da çocukluk çağında yapılan aşıların da otizme sebep olduğu var olan görüşler arasında yer almaktadır.

Otizm Belirtileri Nelerdir?

Otizmin tanımı ve nedenlerinden çok, aslında ailelerin en merak ettiği konu, belirtileridir. Çünkü son yıllarda artış gösteren otizm vakaları, anne ve babanın korkmasına ve her an çocuğunu gözetlemesine sebep olmaktadır.

Bu tür sağlık sorunlarında geç kalınması ileri dönemde büyük sorun olacaktır.

Baltimore Kennedy Krieger Institute, otizm hakkında yaptığı kapsamlı araştırma sonucunda, bazı kişilerde 1 yaşına bile gelmeden teşhis edilebileceğini belirtiyor.

Uzmanlar otizm spektrum bozuklukları (ASD) belirtilerinin erken fark edilmesinin hayati öneme sahip olduğunu söylüyor.

Eğer aileler hekim ile paralel giderek, çocuklarını çok iyi takip ederlerse sosyal, motor ve iletişim becerilerini çok rahat bir şekilde fark edilebilmektedir.

Yapılan bilimsel araştırmalardan derlediğimiz bilgilere göre otizmli bir çocukta ilk olarak şu belirtiler oluşmaktadır;

  • İletişim bozuklukları.
  • Sosyal etkileşim bozuklukları.
  • Göz teması kuramama.
  • Taklit etme.
  • El, ayak ve bacaklarda sertleşme.
  • Eşyaların bir parçası ile sürekli oynama veya gözünü oradan ayırmama.
  • Emekleme veya yuvarlanma gibi hareketlerde motor gelişim geriliği.
  • Adı ile seslenildiği zaman buna cevap vermeme.
  • Yanında konuşulduğunda söylenenleri duymuyor gibi davranması.
  • Yaşıtlarının oynadığı oyunlara ilgi duymama.
  • Bazı kelimelerin tekrar tekrar söylenmesi gibi yineleyici davranışlar.
  • Parmağı ile bir şeyi gösterebilecek kadar dikkatini toplayamaması.
  • Sallanma, çırpınma gibi aşırı hareket gösterme.
  • Sarılma veya kucaklama isteğine olumsuz cevap verme ve sırtını dönme gibi davranışlardır.

Saydığımız bu durumlar çocukluk çağında başlayıp, ilerleyen yaşlarda etkisini artırarak devam eder. Bu vakalarda toplumda yaygın olan yanlış bir kanıyı da düzeltmek istiyoruz. Otistik çocuklar sanılanın aksine yalnız kalmayı sevmezler. Tam tersi arkadaşlık kurmayı, sevgi görmeyi isterler. Fakat bu becerileri yerine getiremedikleri için tam tersi düşünülür.

Otizm Nasıl Önlenir?

Bazı araştırmacılar bu sağlık sorununun tamamen önlenebildiğini savunsa da, otizm erken gebelik döneminde oluşmaktadır ve korunma yolları hakkında kesin bilgiler verilememektedir. Erken bebeklik döneminden itibaren görülmeye başlayan nörolojik bir problemdir.

Ancak otistik çocuğa sahip 1287 ebeveyne yöneltilen sorular kapsamında, bu rahatsızlığın nasıl önleneceği konusunda umut verici cevaplar alınmış.

Bunlardan en dikkat çekici olan iç güdülerinize güvenmeniz. Evet, otistik çocuğu olan anne ve babalar, öncelikle iç güdülerimize güvenmemizi istiyor.

Çünkü her anne – baba bebeğinde bir anormallik olduğunu hissedebilir. Onun dışında şu önerilerde bulunuyorlar;

  • Ailede kronik bağışıklık sistemi sorunu olanlar dikkat etmeli.
  • Haddinden fazla antibiyotik kullanımından kaçınılmalı.
  • Gebelik döneminde metil folat veya folik asit kullanılmamalı (folik asit B grubu vitaminlerdendir ve genellikle hamileliğin ilk haftalarında doktor tarafından önerilir).
  • Bebek doğar doğmaz gen testi yaptırılmalı.
  • Hipotiroidi sorunu varsa mutlaka tedavi görülmeli, kendinizde bir sorun olup olmadığını bilmiyorsanız mutlaka gerekli testlerle varlığı kontrol ettirilmeli.
  • GDO'lu (genetiği değiştirilmiş organizmalar) gıdalardan uzak durulmalı.
  • Zararlı olduğundan emin olduğunuz kozmetik, temizlik malzemesi, şampuan gibi ürünler gebelik dönemlerinde eve sokulmamalı, uzak durulmalı.
  • Aşı yaptırmadan önce mutlaka ürün kitapçığı okunmalı. Gebelikte aşı yaptırılmamalı.
  • Ağlayan bir bebek uyutmaya çalışılmamalı. Ağlamasının bir sebebi olduğu akıldan çıkarılmamalı.
  • Bebeklik ve çocukluk çağındaki kabızlık önemsenmeli.
  • Florürlü su kullanılmamalı.
  • Dişlere yapılan dolgunun içinde civa bulunduğu için, hamilelik döneminde yeni dolgu yaptırılmamalıdır.

Otizm Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavi aşamasını anlatmaya başlamadan önce, otistik çocuğu olan anne ve babalara ilham olması açısından harika bir örnekten bahsetmek istiyoruz sizlere.

Dünya onu “otizmli dahi” olarak tanıyor.

1947 doğumlu olan ve şu an 71 yaşında olan Temple Grandin, bir otistik olmasına rağmen; aktivist, hayvan davranışları alanında uzman, yazar ve en önemlisi profesör gibi unvanlara sahip.

Evet, yanlış duymadınız Temple Grandin, otistik olmasına rağmen hayata meydan okumuş ve Colorado Üniversite'sinde ders veren bir profesör. Herkesin şanssızlık olarak düşündüğü durumdan hiçbir şekilde etkilenmeyen, hayatını sadece başarı odaklı kuran ve başkalarının yardımı olmadan da yaşanabileceğini gösteren, ilham alınabilecek en iyi örneklerden biri.

Bu umut dolu örnekten bahsettikten sonra gelelim tedavisine. Otizm tedavisinde başarıyı etkileyen en büyük unsur erken teşhis ve tabi ki sevgi.

Tedavinin şekli genellikle kişiden kişiye ve sorunun derecesine göre değişiklik göstermektedir.

Otistik bireyin yanında anne ve babaya verilen destek programları da bir nevi tedavinin içerisinde sayılmaktadır. Çünkü aile faktörü tedavinin mutlaka olması gereken bir parçasıdır.

Bu bireyler yıllar süren ve sabır isteyen bir tedavi süreci yaşamak zorundadır. Otizmi önlemek mümkün değildir fakat iyi bir tedavi ile etkilerini en aza indirmek sizin elinizdedir.

Temeli, öğrenmenin geliştirilmesine dayanan otizm tedavisinde farklı seçenekler uygulanmaktadır. Bunların hepsi birden denenebileceği gibi vakaların durumuna göre bazılarına ihtiyaç duyulmaya da bilir.

Otizmde kullanılan tedavi yöntemleri şunlardır;

Psikiyatrik Tedavi

Tedavinin bu aşaması hem hastayı tanımak hem de diğer aşamalarda nasıl bir yol izleneceğine karar vermek adına çok önemlidir. Rahatsızlığa sahip olan kişiler; anksiyete, panik atak, Asperger sendromu gibi durumları da aynı anda yaşayabilir. Bunlar da kişinin öfke nöbetleri yaşamasına, iletişim ve davranış eksikliğine yol açar.

Psikiyatrik tedavide söz konusu durumların önüne geçmek ve olumlu davranışların kazanılması hedeflenir. Hastanın kaygı ve öfke nöbetlerini önlemek amacıyla ilaçlar verilir.

Bu noktada altını özellikle çizmeliyiz ki, asla aşırı doz verilmemelidir.

Tedavinin amacı hastayı tamamen iyileştirmek değil, nörolojik olarak rahatlatmak ve hayatlarını bu sorunun etkisi altında kalmadan sürdürmelerini sağlamaktır.

Neurofeedback

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunlarında da uygulanan bu tedavi yönteminin amacı, beyin dalgalarını çeşitli egzersizler ile normale çevirmektir.

Saçlı deriye yerleştirilen elektrodlar ile beyin dalgaları bilgisayar ekranına yansıtılır.

Yapılan bu tespit sonrasında, ekrana aktarılan beyin dalgaları çocuğun kolaylıkla algılayabileceği bir animasyona çevrilir.

Bilgisayar oyunu tarzındaki bu animasyonu izlerken, aynı zamanda oyunu beyni ile kontrol edebilir. Oyuna dikkatini verip, uygun elektriksel aktiviteye geçtiğinde puan kazanmaya başlar.

Dikkati dağıldığı anda ise oyun kontrolünden çıkmış demektir.

İlk olarak 1994 yılında yapılmış olan neurofeedback tedavisi, uzun süreli uygulamalarda olumlu sonuçların alındığını ve davranışlarda belirgin iyileşmelerin gözlendiğini ortaya çıkarmıştır.

Gluten – Kazein Diyeti

Bir diğer tedavi yöntemi olan gluten – kazein diyetinde; otistik bireylerin bağırsak yapıları üzerine kurulu bir uygulamadan söz edeceğiz. Bilimsel olarak ispatlanamamış olmasına rağmen yaygın bir şekilde faydalanılan bir tedavi şeklidir.

Gluten; buğday, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan bir maddedir. Kazein ise süt ve süt ürünlerinde bulunur.

Otistik kişilerin bağırsak yapılarının aşırı ince olduğu, saydığımız bu protein maddelerini sindiremediği, bunun da beyinde sinirsel uyarım etkisi yaptığı düşünülür.

Diyabet (Şeker) Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Gluten – kazein diyeti içerisinde; buğday unu yerine pirinç veya mısır unu tüketilmesi önerilir. İnek sütü yerine ise soya sütü bir alternatif olarak sunulmaktadır.

Bu diyeti (GFCF Diet: Glüten Free-Casein Free Diet) uygulayan çocukların bazılarında bağışıklık sistemi sorunlarının azaldığı, hiperaktivitenin düzeldiği ve algının güçlendiği tespit edilmiştir.

Ancak gluten – kazein diyetinin protein ve vitamin eksikliğine yol açtığını, sadece alternatif tedavi seçenekleri arasında yer aldığını hatırlatalım.

Ağır Metallerden Arındırma

Ağır metallerden arınma ile otizm arasında bilimsel bir bağlantı olmamasına rağmen, sıklıkla başvurulan bir yoldur. Civa, kurşun ve arsenik gibi zehirli maddelerin otizme yol açtığını düşünülmektedir.

Fakat 13 farklı ülkeden, 19 bilim insanı tarafından yapılan araştırmalar, bu maddelerden bazılarının, çocukluk çağı aşıları içerisinde yer aldığını ve bunların otizmle hiçbir bağlantısı olmadığını göstermektedir.

Birçok sağlık otoritesi bu tür tedavi yöntemlerinin gerekmedikçe kullanılmamasını öneriyor.

Ancak biz ilişkili tüm bilgileri paylaşmak adına bahsedecek olursak, ağır metallerden arındırmada genellikle kimyasal ilaçlar verilir. Amaç vücudu toksik maddelerden temizlemektir.

Bunun için bitkisel yollara başvuranların sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Kişniş gibi bitkilerin vücudu bu tür maddelerden temizlediği bilinmektedir.

Ölümlere varan ağır yan etkiler gösteren bu tedavi yönteminin, bilinçsizce yapılmamasının yeniden altını çizelim.

Hiperbarik Oksijen Tedavisi

Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT: Hyperbaric Oxygen Therapy) beyin hasarı ve yanıkların tedavisinde de uygulanmaktadır.

Amaç solunum yoluyla akciğerlere alınan %100 oksijenin, tüm vücut sıvılarındaki oksijen miktarını artıması ve oksijensizlik nedeniyle görevini yerine getiremeyen hücrelerin yeniden harekete geçmesidir.

Bir basınç odasında hastaya aralıklı olarak %100 saf oksijen solutulması şeklinde uygulanır. Son yıllarda alternatif tedavi seçenekleri arasında adı sıklıkla geçse de doğruluğu kesin olarak ispatlanamamıştır.

Источник: https://bilgihanem.com/otizm-nedir/

Otizme Yönelik Tedavi Uygulamaları

Otizm ve Nörolojik Yönler

Otizmin tamamen önlenebildiği ve %100 iyileşme sağlanabilen bir tedavi yönteminin olup olmadığı uzun zamandır tartışılmaktadır. Birçok uzman %100 sonuç sağlanan vakalardan bahsetse ve bunları kayıt altına almış olsa da, otizm temelde spektrum bozukluğudur ve her bireyde farklı seyreder. Ancak iyi bir otizm tedavisi ve terapisi ile otizmin etkilerini en aza indirmek mümkündür.

Otizmli bireylerin yıllar boyunca sürecek terapi ve tedavi süreçlerine ihtiyaçları vardır. Bu sürecin temel amacı, çocuğun kendi başına öğrenme olanağı olmadığı becerileri kazanmasını sağlamaktır.

Bununla birlikte, otizmin etkilerinin azaltıldığı ve bireyin iletişim sorunlarının çözülebildiği tedaviler de bulunmaktadır.

Bu tedavilerin kesin bir etki sağladığı tartışmalı olsa da kısa ve uzun vadede etkili olduğu bilinmektedir.

Psikiyatrik Otizm Tedavisi

Kesin bir tedavi uygulayabilmek için öncelikle otizmli bireylerin olumsuz ve sürekli olarak tekrarlanan davranış biçimlerini ortadan kaldırmak gerekir.

Otizm spektrum bozukluğuna sahip bireyler anksiyete, panik atak gibi rahatsızlıklara yatkındır. Ayrıca iletişim ve davranış eksikliği çocukların öfke nöbetine kadar varabilen reaksiyonlar göstermesine sebep olur.

Olumlu bir sonuç alabilmek ve ilerleyebilmek için her şeyden önce bu tür reaksiyonların önüne geçebilmek gerekir.

Otizm tedavisi için ilk aşama psikiyatrik ve nörolojik tedavidir. Çocukların öfke ve kaygı nöbetlerini önleyebilmek için çeşitli dozajlarda ilaçlar kullanılabilir.

Bu ilaçlarda kesinlikle doz aşımı yapılmadığından emin olmak gerekecektir. Bununla birlikte, nörolojik ve psikiyatrik tedaviler otizmi ortadan kaldırmak için tek başına yeterli değildir.

Tedavinin amacı bireyi tamamen iyileştirmek değil, terapilerin sorunsuz bir şekilde devam edebilmesini sağlamaktır.

Psikiyatrik ilaçların çok çeşitli olması ve bu ilaçlardan hangilerinin hangi çocuklar üzerinde daha etkili olduğuna ancak doktorların karar verebilmesi nedenleriyle bu terapi methodunu kesinlikle doktora danışarak uygulamak gerekir.

Gluten-Kazein Diyeti

Gluten, tahıllarda, unlu mamullerde bulunan bir proteindir. Aynı şekilde kazein de süt ve süt ürünlerinde bulunur.

Birçok uzman otizmli çocukların bağırsaklarında aşırı geçirgenlik olduğunu, bu yüzden gluten ve kazein içeren besinleri sindirmekte zorluk yaşadığını iddia etmektedir.

Bu iddia henüz bilimsel olarak kanıtlanmış değildir ancak gluten-kazein diyeti birçok yerde uygulanmaktadır.

Her ne kadar hiperaktiviteyi azalttığı deneyimlenmiş olsa da, bu diyetin çocuklarda vitamin ve mineral eksikliğine yol açabileceği unutulmamalıdır.

Gluten ve kazein proteinlerinin sindirilip sindirilmediği çeşitli kontroller ile anlaşılabilir. Eğer çocukta böyle bir sorunun var olduğu kanıtlanmazsa kesinlikle gluten-kazein diyeti uygulanmamalıdır.

Aksi takdirde çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir.

Neuro-Feedback

Bu yöntemin amacı normalden farklı beyin dalgalarını çeşitli egzersizler ile normale çevirebilmektir. Çocuğun başına elektrotlar yerleştirilir ve beyin dalgaları bu cihazlar vasıtasıyla bir bilgisayara aktarılır.

Bilgisayara aktarılmış olan beyin dalgaları bir animasyon hâline getirilir ve çocuğa izletilir. Otizmli birey, algılayabileceği bir animasyon hâline getirilen beyin dalgalarını izlerken zihinsel aktivitesini değiştirir. Animasyon bir bilgisayar oyunu hâline getirilmiştir.

Beyin dalgaları normal hâle geldikçe oyunda puan kazanılır. Bunun etkili bir yöntem olduğu çeşitli laboratuvar araştırmalarıyla kanıtlanmıştır. Uzun süreli uygulamalarda çocukların olumlu davranışlar kazandıkları bilinmektedir.

Bütünleştirme terapileriyle eş zamanlı olarak yapıldığında, çocukların öğrenme ve beceri geliştirme kabiliyetlerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu da bilinmektedir.

Kaynaklar

  • Milli Eğitim Bakanlığı & Tohum Otizm Vakfı / Otizmde Eğitim, Terapi ve Tedavi Yöntemleri:http://www.tohumotizmportali.org/docs/terapi-tedavi-yontemleri.pdf
  • Milliyet / “Yüzde 100 tedavi olan otizmli çocuklar var”:http://www.milliyet.com.tr/-yuzde-100-tedavi-olan-otizmli/metin-uyar/cumartesi/yazardetay/19.10.2013/1778691/default.htm

Источник: https://otsimo.com/tr/otizme-yonelik-tedavi-uygulamalari/

Otizm nedir? Neden olur? Otizmin tipik belirtileri nelerdir?

Otizm ve Nörolojik Yönler

Otizm belirtileri! Otizmin teşhisinde 10 temel belirti yeniden tanımlandı!

Çocuklarda otizm belirtileri üç yaşından önce ortaya çıkmaktadır, ancak bazen tanı üç yaşından sonra da konulabilir. Tahmini olarak 110 çocuktan birini etkilemektedir ve erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha fazla görülmektedir.



Otizme ne sebep olur?

Otizmin nedeni henüz tam olarak tespit edilememiştir. Otizmin tek bir nedeni yoktur. Pek çok nedeni olduğu artık bilinmektedir. Otistik bireylerde beyin hücreleri farklı çalışmaktadır. Hücreler arasında mesaj taşıyan kimyasal ileticilerde eksiklik yada fazlalık olduğu düşünülmektedir. Bazı genetik hastalıklar otizme yol açabilir.

Otizm ve genler

Genetiğin otizmin nedenleri arasında önemli bir yeri vardır. Kardeş ve ikiz çalışmaları bunu doğrulamaktadır. Otistik bir çocuğun kardeşinde otizm görülme riski genel popülasyona göre 50-100 kat daha fazladır.

Tek yumurta ikizlerinde her ikisinin birden otistik olma oranı çift yumurta ikizlerine göre daha fazladır. Bütün bunlar genetiğin etkisini bize gösteriyor fakat sadece genetiğin tek neden olmadığı noktasına da ulaştırıyor.

Sadece genetik etkili olsaydı tek yumurta ikizlerinde her iki bebeğin de her zaman otistik olması gerekirdi.

Otizm tedavisinde çok önemli gelişme: Tarihte ilk kez bir ilaç başarılı oldu

Otizm ve çevresel faktörler

Yapılan çalışmalar bir tek gen değil birden çok genin etkileşimi sonucu hastalık yapıcı etki oluştuğunu ortaya koymuştur. Klinik tablodaki davranışsal çeşitlilik çevresel faktörlerin de etkili olduğunu düşündürmektedir. Doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası faktörler ile otizm arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır.

Eldeki bulgular genetik olarak otizme yatkınlığı olan çocukların doğum sırasında sorun yaşama riskinin daha fazla olduğunu göstermektedir. Ayrıca, anne karnında geçirilen kızamıkçık virüsünün, pek çok anormalliğin yanında otizme de yol açabildiği bilinir.

Serebral palsi nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavisi

Otizmle ilişkisi olabilen diğer sağlık koşulları

  • Kas distrofisi: Yavaş yavaş kasların zayıflamasına neden olan kalıtsal bir hastalıktır
  • Down sendromu: Öğrenme bozukluğuna ve bir dizi fiziksel değişikliğe neden olan genetik bir durumdur.
  • Serebral palsi: Bu hastalıkta beyin ve sinir sistemini etkileyen koşullar, hareket ve koordinasyon ile ilgili sorunlara neden olur.
  • İnfantil spazmlar: Bebeklerde genelde bir yaşından önce gelişen bir epilepsi türüdür.
  • Nörofibromatozis:Tümörlerin sinirler boyunca büyümesine neden olan bir dizi genetik durumdur.
  • Nadir görülen genetik koşullar: Frajil X sendromu, tüberoz skleroz ve Rett sendromu

Down sendromu nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavi yöntemleri

Otizm erkeklerde kızlara oranla 4 kat daha fazla görülür fakat genelde kızlarda daha ağır seyreder. Otizme eşlik eden hastalıklar arasında en sık rastlanılanlar dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, duygudurum bozuklukları ve epilepsidir. Her üç çocuktan biri epileptik anlamda risk taşımaktadır. 0-5 yaş arası ve ergenlik döneminde epilepsi nöbetlerinin görülme olasılığı artar.

KKK aşısı otizm yapar mı?

Hayır.Günümüze kadar yapılan çalışmaların hiçbirinde kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) aşısı ile otizm arasında bir bağlantı bulunamamıştır.

Bu tartışmanın ortaya atılma başlangıcı 1998 yılında Lancet dergisinde yayımlanan Dr. Andrew Wakefield’ın yaptığı araştırmaya dayanmaktadır. Dr.

Wakefield bu makalesinde MMR aşısı ile otizm veya bağırsak hastalığı arasında bir bağlantı olduğunu iddia etmiştir.

Bu araştırmanın yayımlanmasının ardından pek çok ebeveyn çocuklarına aşı yaptırmayı reddetmiş ve hastalık sayısında ciddi bir artış yaşanmıştır.

Kısa bir süre sonra bu makaleyi destekleyen 12 bilim insanından 10’u desteğini geri çekmiş ve araştırmanın sonuçlarını reddetmiştir. 2010 yılında ise Lancet dergisi Dr.

Wakefield’ın bu araştırmasının bazı unsurlarının yanlış olduğunun kesinleştiğini belirterek araştırmayı arşivinden çıkarmıştır.

Dünyanın pek çok ülkesinde KKK aşısıyla otizm arasında bir bağlantı bulabilmek için yüz binlerce çocuğun katıldığı geniş kapsamlı araştırmalar yapılmasına rağmen buu ikisi arasında herhangi bir bağlantıya rastlanmamıştır.

Otizm belirtileri

  • Kendisiyle iletişim kuran insanlara nadiren gülümsemek
  • Başkalarının hareketlerini ya da çıkardığı sesleri nadiren taklit etmek
  • Ses çıkarmada gecikmek veya çok az ses çıkarmak
  • 6-12 aylıkken ismine tepki vermemek ya da zaman zaman sizi duymuyor gibi görünmek
  • 10. aydan itibaren el işaretleri ile iletişim kurmamak. Hatta bazen ihtiyaçlarını bir yetişkinin ellerini kullanarak ifade etmek.
  • Göz teması kuramamak ve yüz ifadesi eksikliği
  • Nadiren dikkatinizi çekmek
  • Koordinasyon ile ilgili problemler ya da ayak parmakları üzerinde yürüme gibi tuhaf hareket biçimleri, ayrıca garip, sert ya da abartılı bir beden dili
  • Ellerini çırpmak, ileri geri sallanmak veya parmaklarını şıklatmak gibi tekrar eden hareketler yapmak
  • Onu kucaklamak ya da kaldırmak istediğinizde size doğru uzanmaması
  • Yuvarlanma, emekleme gibi hareketler açısından motor gelişim geriliği

Bu belirtiler otizm tanısı koymak için gerekli olan en temel belirtilerdir. Çocuğunuzda bu belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız veya çocuğunuzun gelişimi ile ilgili endişeleriniz varsa bir sağlık uzmanına mutlaka danışın.

Diğer otizm belirtileri

Konuşma dili

  • Konuşmada gecikmek (örneğin, iki yaşında 50’den az farklı sözcük kullanmak) veya hiç konuşmamak
  • Uygun olmayan vurgulamalar kullanmak, kalıp kelime ve cümleleri sık tekrar etmek
  • Söylenenleri papağan gibi tekrar etmek.
  • Zamirleri ters kullanmak
  • Çok monoton bir şekilde veya düz sesler çıkararak konuşmak
  • Cümle kurabilmesine rağmen, tek kelimeyle iletişim kurmayı tercih etmek

Başkaları ile etkileşim

  • Başkası tarafından bir şey yapması istendiğinde olağandışı olumsuz tepki göstermek
  • Diğer insanların kişisel alanlarının farkında olmamak ya da kendi kişisel alanlarına giren insanlara karşı alışılmadık düzeyde hoşgörüsüz olmak
  • Benzer yaştaki çocuklar da dahil olmak üzere diğer insanlarla etkileşimde bulunmaya isteksiz ve ilgisiz olmak
  • Kendi yaşındaki çocukların hoşlandığı doğum günü partileri gibi olaylardan ze almamak
  • Yalnız oynamayı ve çoğunlukla insanları değil cansız varlıkları tercih ederler. Sosyal ve duygusal açıdan izole olmak.

Davranış

  • Bloklarla bir şey inşa etmek yerine, onları boyut veya renk sırasına göre gruplamak gibi tekrarlayan ve hayal gücü olmayan bir şekilde oyuncaklarla oynamak
  • Sürekli aynı oyunları oynamayı tercih etmek.
  • Düzen takıntısı
  • Nesne takıntısı; Objelere gereksiz yere bağlanmak (İp, pet şişe, araba… vs)
  • Alışılmış bir rutine sahip olmak ve bu rutinde değişiklikler olduğunda çok mutsuz olmak
  • Olağandışı duyusal ilgi alanlarına sahip olmak (örneğin, otizmli çocuklar oyuncakları, nesneleri veya insanları uygun olmayan şekilde koklayabilir)
  • Aşırı hareketli yada hareketsiz olmak
  • Bazen ses, acı, koku, ışık ve dokunuşa aşırı hassasiyet
  • Soğuk, sıcak, acıya karşı duyarsızlık
  • Yemek yeme bozuklukları
  • Bazen kendine, çevresindekilere ve eşyalara zarar vermek
  • Beklemeye yada isteklerini ertelemeye karşı tahammülsüzlük

Referanslar: 1- Autism spectrum disorder (ASD), 2- Autism Spectrum Disorder, 3- What Is Autism?

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/otizm-nedir-otizme-ne-sebep-olur-ve-tipik-belirtileri-nelerdir/

Nöroloji

Otizm ve Nörolojik Yönler

  • Çocukluk Çağı Baş Ağrıları
  • Otizm ve Nörolojik Yönleri
  • Serebral Palsi
  • Çocukluk Çağında Hareket Bozuklukları
  • Çocuklukta Epilepsi Nöbetleri
  • OTİZM ve NÖROLOJİK YÖNLERİ

    Otizm erken çocukluk çağının oldukça sık görülen ciddi hastalıklarından birisidir. Otizm ve bu yelpazede yer alan ilişkili tüm bozuklukların görülme sıklığının 130’da 1 oranındadır.

    Belirtiler bazen çok erken bir yaşta (örneğin 8 aylıkken) fark edilse de çoğunlukla 18-30 aylar arasında saptanır. Erkek çocuklarda daha sıktır.

    Sorunlar esas olarak üç alandadır; toplumsal karşılıklı ilişkide niteliksel bozukluk, sözel ve sözel olmayan iletişim ile oyun etkinliğinde yine nitelik olarak bozukluk, kısıtlı ilgi ve etkinlik birlikte tekrarlayıcı hareketler.

    Otizm yaygın gelişimsel bozukluklar (YGB) başlığı altında sınıflanmıştır ve günlük pratikte YGB yerine ‘otizm spektrumu’ terimi de kullanılmaktadır.

    YGB bir şemsiye kavramdır; bu başlık altında bazı yönleriyle farklı olmakla birlikte, temel olarak birbirine benzeyen otizmle ilişkili şu bozukluklar vardır: tipik otizm, Rett sendromu, Asperger sendromu, çocukluğun dezintegratif bozukluğu, başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk (atipik otizmi de içerir).

      Tipik otizmi tanımak, konuyla uğraşan profesyoneller için genellikle sorun oluşturmaz. Ancak çok hafif belirtilerle seyreden otizm formlarının da olduğu akılda tutulmalıdır. Otizm kızlarda daha seyrektir, ama klinik tablo genellikle daha ağırdır.

     

    Otistik bireyleri tanımlamak için bir çok davranış özellikleri kullanılır. Ama hiç bir otistikte bu özelliklerin tümü bulunmaz; sıklıkla hepsi aynı anda görülmez ve belirtiler aynı kişide zaman içinde değişkenlik gösterir.

    Otistik bozukluklarda farklı tabloların görülme nedenlerinden biri de hastalığın ağırdan hafife pek çok formunun olmasıdır. Atipik olanlarını küçük yaşlarda tanımak zordur. Otistik belirtileri ağır olanlarda zeka geriliği belirgindir, epilepsi, saldırganlık, uyku bozuklukları gibi ek sorunlar daha sıktır.

    Ağır otistiklerde çoğu zaman otizme eşlik eden başka hastalıklar da vardır. Hafif otistikler zamanla ve özel eğitimle konuşabilir, göz teması kurabilir ve normal eğitim alabilirler.

    Otistik davranışlar erişkin dönemde de devam edebilir; bu bireyler az konuşan veya günlük aktivitelerini yapamayanlardan akademik derecelere ulaşmış ya da bağımsız yaşam sürdürebilenlere dek geniş bir yelpaze içinde olabilirler.

    Otizmin belirtileri ana başlıklara göre incelenebilir:

    Davranış: Sosyallikte, karşılıklı sözel ve sözel olmayan ilişkide, ilgi ve aktivite alanlarında yetersizlikler vardır. Bebeklikten itibaren göz teması olmayabilir. ‘Bay bay’, ‘baş baş’ gibi jestleri öğrenemez ya da geç öğrenir, farklı şekilde kullanabilirler.

    Erken çocuklukta istedikleri nesneleri erişkinlerin eliyle işaret edebilirler; bu sırada yüzlerinde sosyal olarak uygun bir ifade sıklıkla yoktur.

    Genel olarak otistik çocukların hoşlanma, korku, öfke gibi duygularını gösterebilme yetenekleri vardır, ancak duygularını sadece uç noktalar şeklinde göstermeğe eğilimlidirler. Davranış sorunları arasında bir çoğunda görülen aşırı hareketlilik (hiperaktivite) ve dikkat dağınıklığı sayılabilir.

    Öfke nöbetleri sıklıkla küçük yaşlardadır.     Bir isteğinin yapılmaması, istemediği bir durumun oluşması, bir ritüelin bozulması ile ortaya çıkabilir. Bazı otistiklerde kendilerine zarar verici davranışlar, çevresindeki kişilere ve nesnelere karşı saldırganlık ilaç tedavisi gerektirecek düzeyde ciddi olabilir.

    Otistikler nesnelere ve gündelik yaşamın rutin düzenine bağımlılık gösterirler; küçük değişiklikleri bile (masanin yerinin değişmesi  ya da  giysi  değişikliği  gibi) dirençle karşılar ve öfke nöbetleri geçirebilirler.

    İletişim ve dil gelişimi: Anlama ve dilin iletişim için kullanımı, en azından küçük yaştaki otistik çocuklarda her zaman bozuktur. Olguların yaklaşık yarısında konuşma anlamlı bir iletişim aracı olacak şekilde gelişmez. Konuşmaya başlama sıklıkla gecikir.

    Otizmin ilk fark edilen belirtilerinden biri, bu çocukların ‘çağrıldıklarında bakmamaları’dır ve sağırlık şüphesiyle ilk olarak genellikle kulak-burun-boğaz uzmanlarına götürülürler.

    Bu çocukların bazıları durmaksızın, arada şiddetli vurgular, yükselen-alçalan iyi ayarlanamayan sesler ve tonlamalarla (ayindeymiş gibi) ya da kendileri için önemli konularda sürekli tekrarlayarak konuşurlar. Klişe tarzında konuşmaları tipiktir, bu nedenle konuşma sorunları olsa da reklam metinlerini çabuk öğrenebilirler.

    Bazıları kendilerinden üçüncü kişi gibi bahseder, ‘ben’ yerine başkasıymış gibi ismiyle ya da ‘sen’ diyerek konuşurlar. Otizmi olan çocuklar dil sorununu, sözel olmayan iletişim yollarını kullanarak telafi etmeye çalışmazlar. Zaten iletişim amacı ile göz göze gelmede, yüz ifadesi, duruş ve jestleri kullanma ve anlamada zorlukları vardır.

    Bir kısmı bazen papağan gibi yanıt verirler (ekolali). Otizmi olan çocukların yaklaşık yarısı 5 yaşına geldiklerinde dahi işe yarar bir dil geliştiremezler. Bununla birlikte pek çok otistik, işaret dili, yazı ve resim tahtaları, bilgisayar gibi araçlarla iletişimlerini sağlayabilirler. Hafif otistikler 4-5 yaşlarında cümle kurabilirler.

    Oyun: Otistik küçük çocuklar nasıl oyun oynanacağını bilmezler. Arabaları sürmek yerine sadece yan yana dizmek ya da ters çevirip  tekerleklerini oynatmak gibi.

    Bazen bir ip parçasına, bir poşete, dönebilen küçük bir nesneye uzun süre ilgi gösterebilirler. Taklite dayalı sembolik oyunları oynamayı beceremezler.

    Oyun oynayabilenlerde ise karşılıklı oyun gelişmez ya da amaca yönelik oyun kuramazlar.

    Dikkat ve aktiviteler: Otistik çocukların bazıları kendilerinin başlattıkları aktiviteler sırasında uzun dikkat süresi gösterebilirler, ama başka birinin işaret ettiği bir olaya odaklanamazlar. Birisi aktivitelerini veya ritüellerini bozmak isterse sıklıkla öfke nöbetleri geçirirler.

    Zekaya ait sorunlar: Otistik çocuklarda zeka düzeyi, ağır zeka özürlü olmaktan üstün zekaya uzanan geniş bir aralık içindedir. Zihinsel durumları otizm belirtilerinin şiddetiyle ilişkilidir. Hem zihinsel engelli hem de otizmi olan çocukların 1/3’ünde epilepsi nöbetleri vardır. Zihinsel engeli ağır olan çocuklarda hastalığın gidişi daha kötüdür. 

    Tekrarlayıcı hareketler:  Otistiklerde sık görülen tekrarlayıcı (stereotipik) hareketler sağa-sola, öne-arkaya sallanma, kendi çevresinde dönme, kanat çırpma, cisimleri çevirme, parmaklarına garip şekiller verme, ağıza götürme, el çırpma, dokunma, ritmik el hareketleri ile kulak ve vücut kısımlarına vurma, amaçsız dolanma şeklinde izlenebilirler. Bu tip hareketler zeka düzeyi düşüklerde daha sıktır.

    Duysal belirtiler: Otistik çocuklar duysal uyaranlara ters veya uygun olmayan yanıtlar verebilirler; bazı seslere, tatlara, dokunsal ve görsel uyaranlara (bazıları sadece belli renklerdeki gıdaları yerler), ağrıya karşı bazen aşırı hassas, bazen de duyarsızdırlar. Görsel algılamaları genellikle işitselden daha iyidir. Uyku gereksinimleri azalmıştır ve geceleri sık uyanırlar.

    Öğrenme güçlükleri: Otistik çocuklarda bazı genel öğrenme sorunları vardır. Sıklıkla becerileri bir alanda iyi, başka bir alanda kötüdür. Okuduğunu anlamadan gelişmiş okuma yetisi olan (hiperleksik) otistiklerin eğitiminde yazılı materyaller daha yararlıdır.

    Otizmin Nedenleri ve Nörolojik Yönleri

    Otizmde bu hastalığa özgül olmayan birçok biyolojik neden tanımlanmıştır. Gebelik ve doğuma ait bazı problemlerin (ileri anne yaşı, gebelikte kanama, ilaç kullanımı, viral enfeksiyon, kısa gebelik süresi, düşük doğum tartısı vb.

    ) ile yenidoğan döneminde görülebilen bazı sorunların (ağlamada gecikme, solunuma ait sorunlar, yenidoğan sarılığı vb) daha sonra otistik belirtiler gelişen çocuklarda daha sık olduğu belirtilmiştir.

    Ancak bu sorunlar tüm otistik çocuklarda olmadığı gibi, otizme özgül de değildirler. 

    Otizme veya otistik belirtilere yol açan nörolojik ve genetik hastalıklar arasında Frajil X gibi bazı genetik sendromlar,  cilt ve beyni birlikte etkileyen hastalıklar (tuberoz skleroz, nörofibromatozis vd), beyin yapısını bozan (dejenere eden) hastalıklar (bebeklik nöronal seroid lipofusinozu gibi),  bazı epilepsi sendromu tipleri (erken bebeklikte kol-bacaklar ve vücutta kasılmalarla [spazmlar] giden West sendromu gibi), edinilmiş süreçler (yenidoğan döneminde beynin oksijensiz ya da kan akımsız kalması sonucu hasarlanması [hipoksik-iskemik ensefalopati], ensefalit, anne karnında kızamıkçık geçirilmesi gibi), metabolik hastalıklar (fenilketonüri, tiroid hormanlarının doğumdan itibaren düşük düzeylerde olması vd) sayılabilir. Otistik çocukların ancak küçük bir kısmında bu hastalıkların klinik tabloya eşlik ettiği, otizm tanılı olguların çoğunun nedeni bilinmeyen (idiyopatik) grupta olduğu akılda tutulmalıdır.

    Otizmin genetik bir hastalık olduğu konusunda da pek çok veri vardır. Erkeklerde kızlara göre 3-4 kez daha sıktır. Otizmi olan bir çocuğun kardeşinin otistik olma olasılığı %3’tür (bu oran normal riske göre 10-100 kat daha fazla risk demektir).

    Tek yumurta ikizlerinden biri otistik olduğunda diğerinde de görülme olasılığı farklı çalışmalarda % 36-91 arasındadır. Otizmin genetik temeli üzerine yapılan çalışmalar çok faktörlü, birçok genin sorumlu olduğu bir hastalık olduğunu düşündürür.

    Otizmde Epilepsi ve Elektroensefalografi (EEG)

    Otizmi olan çocuklarda epilepsi oranı % 25-33 civarındadır. Çeşitli tipte epilepsi nöbetleri görülebilir. Bu çocuklarda bazı nöbet tiplerini ayırt etmek zordur.  Dalmalar yanıt vermeme veya ilgi göstermeme ile, motor süreçler (ağız köşesinde çekilme, elde atma şeklinde hareketler) tekrarlayıcı hareket ve tiklerle karışabilmektedir.

    Elektroensefalografi (EEG) beyin hücrelerinin oluşturduğu elektriksel aktivitenin saçlı deri üzerine yerleştirilen elektrodlar aracılığı ile çocuklara hiç bir zararı olmaksızın kaydedilmesi ve incelenmesidir.

    Bu yöntemle otizmi olan çocuklarda beynin temel biyoelektriksel aktivitesi gösterilebildiği gibi, epilepsiyle ilişkili ya da ilişkisiz anormallikler de saptanabilir.

    Otizmde Tanı

    Otizmin kesin tanısı için bir biyolojik inceleme yöntemi henüz bulunamamıştır. Bu hastalıkta tanı, otizm için tipik davranış biçimleri ile var olan işlevsel becerilerin sorgulandığı ayrıntılı öyküye dayanır. Nöropsikiyatrik muayenede toplumsal ilişkiler, dil/iletişim, ilgi ve etkinlikleri içeren bilişsel (kognitif) ve davranışsal değerlendirme yapılır.

    Ayrıca olguların küçük bir kısmında tanı konabilir bir hastalık (genetik, metabolik vd) vardır veya eşlik etmektedir. Bu nedenlerle altta yatan özgül bir bozukluğu/hastalığı düşündürecek bulgulara dayanarak metabolik testler, beyin görüntülemeleri ve genetik incelemeler yapılabilir.

    Epileptik nöbeti veya nöbet şüphesi olanlarda uykuyu da içeren EEG incelemesi yapılmalı ve otistik çocukların EEG’lerinde -nöbet öyküsü olmasa da-  yüksek oranda epilepsiyle ilişkli anormallikler görüldüğü akılda tutulmalıdır.

    Ayrıntılı kulak-burun-boğaz (KBB) muayenesi, işitme testleri ve beyin sapı işitsel uyandırılmış potansiyeller (BAEP, BERA) ile işitmenin değerlendirilmesi otizmi olan tüm çocuklar için önem taşımaktadır.  

    Otizmde Tedavi

    Esas olarak erken tanıyla birlikte davranışsal teknikler ve çocuğun özelliklerine göre şekillendirilmiş özel eğitim uygulamalarına dayanır.

    Ayrıca öğrenme ve konuşma sorunlarına yönelik terapiler uygulanır. İlaç tedavisi toplumsal ilişki sorunu, konuşma bozukluğu gibi temel belirtilerde değişiklik yapmaz; ama sık görülen aşırı hareketlilik, anksiyete, depresyon, uyku ve yeme sorunları, kendine zarar verici davranışlar, saldırganlık açısından yararlı olur.                           

    Epileptik nöbeti olanlarda nöbetleri önleyecek ilaçlar kullanılır. Nöbet öyküsü olmayan, ancak EEG’lerinde epilepsiyle ilişkili olabilecek bulgular saptanan olgularda bu tip ilaçların kullanımı ise tartışmalı ve karmaşık bir konudur.

    Kaynak: TÜRK NOROLOJİ DERNEĞİ

    Источник: http://www.bilgehastanesi.com/otizm-ve-norolojik-yonleri.asp

    Поделиться:
    Нет комментариев

      Bir cevap yazın

      Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.