Oyun Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığı Nedir? Oyun Bağımlılığı Nedenleri ve Zararları

Oyun Bağımlılığı

Oyun bağımlılığı, bilgisayar veya mobil cihazlarla uzun süre boyunca sağlıksız biçimde oyun oynanmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.

Oyun bağımlıları, gerçek dünyayla etkileşime girmek yerine zamanlarını oyunlarla geçirip, favori oyunlarında kendilerini geliştirmek veya başarı elde etmek için harcarlar.

Bu rahatsızlıktan muzdarip kimseler kendilerini diğer insanlardan izole etmeye eğilimli olup, önemli sorumluluklarını ihmal ederek tüm vakitlerini oyun oynamaya harcayabilirler.

Duygusal, psikolojik ve mental rahatsızlıkları tanımlayan bir kurum olan DSM-IV’nin kaynağına göre, bilgisayar oyunu bağımlılığı bir hastalık olarak tanımlanmıyor. Buna karşın birçok uzman ve mental sağlık uzmanınca oyun bağımlılığı, resmi bulgularla doğrulanmamasına rağmen gerçek bir hastalık olarak atfediliyor.

Bilgisayar oyunlarının bağımlılık etkisi üzerindeki payı bilinmese de farklı tarzdaki oyunların bağımlılığı tetikleyici olduğu konusunda yapılmış bazı araştırmalar var.

Örneğin; birçok araştırmanın sonucuna göre MMO (World of Warcraft gibi) ve FPS (Call of Duty gibi) oyunları, platform ve yarış oyunlarıyla kıyaslandığında oyuncuların bağımlı olma riskini arttırıyor.

Zira, bu tip oyunlarda amaç oyuncuların olabildiğince fazla zaman geçirmesi, kendisini oyunun atmosferine kaptırması ve kayda değer başarılar elde etmesidir. Yine oyun bağımlılarının kendilerini bu tarz oyunlarda kanıtlama çabası, oyunun bağımlılık yapıcı etkisini arttırabilmektedir.

Yetişkinlerde oyun bağımlılığı

Medyada oyun bağımlılığı çocuklar ve gençler arasında daha yaygınmış gibi gösterilmesine rağmen yetişkinler de oyun bağımlısına dönüşebilirler. Birçoğumuz bu grubun dışında olsak da istatistik verilerine bakıldığında 30’lu, 40’lı ve 50’li yaşlardaki yetişkinlerin oyun bağımlılığı semptomlarını göstermesi ve bir oyun bağımlısı olmaları son derece olasıdır.

Gençler ve çocukların oyun bağımlısı olmalarının en önemli nedenlerinden biri kendilerini limitlendirememesidir. Yetişkinlerde ise reşit şuur oluştuğundan bu sınırlamanın otokontrol yardımıyla uygulanabileceği varsayılır.

Oysa birçok yetişkin sadece sabahları ve akşamları boş vakitlerini geçirmek adına yaptıkları oyun oynama faaliyetlerine karşı zamanla bağımlılık kazanabilirler.

Yetişkin bireylerin ilişkiler, duygusal sorunlar, kariyer ve diğer önemli sorumluluklarının ağır basması, onları bir kaçış yolu olarak bilgisayar oyunlarına yönlendirebilir. Bunun bir sonucu olarak oyun bağımlısına dönüşebilirler.

Otokontrolün daha kolay sağlanacağını düşünürsek, yetişkin bireylerin oyun bağımlılığını fark etmeleri ve bağımlılığını sona erdirecek eylemlerde bulunmaları daha kolaydır.

Kendilerini bağımlılığa iten nedenlerin bulup sonlandırılmasıyla yetişkinler oyun bağımlılığından kurtulabilecekleri gibi, içeriğimizde yer verdiğimiz “Oyun bağımlılığı nasıl önlenir?” bölümündeki pratik tavsiyelerden faydalanarak, yolun başındayken oyun bağımlılığını nasıl önleyebileceklerini öğrenebilirler.

Oyun Bağımlılığı Nedenleri

Uzmanlar ve önemli kurumlarca resmi olarak “oyun bağımlılığı” hastalık statüsünde tanımlanmadığı için oyun bağımlılığına nelerin neden olduğunu belirtmek imkansız olacaktır.

Psikoloji uzmanlarına göre oyun bağımlılığı tıpkı kumar bağımlılığı semptomlarını gösteren bir bağımlılıktır.

Kişilerin oyunlara bağımlı olmalarıysa psikolojik ve fizyolojik sorunların yanı sıra kişinin hayatını sürdürdüğü çevreyle alakalıdır.

Oyun bağımlılığını bir yana bırakırsak, bir de oyunların bağımlılık yapma nedenleri söz konusu. Bazı oyunların diğer oyunlara göre kişileri daha fazla bağımlı kılmalarının nedeni de bunlardandır. Teorilere göre bilgisayar, konsol veya video oyunlarının bağımlılık etkisi göstermesinin nedenleri şunlardır:

  • Bağımlılık yapan oyunların bir sonu yok: MMORPG başta olmak üzere birçok oyun tipinde oyuncuların “Tamam burası oyunun sonuydu.” diyebilecekleri bir “Game Over” deneyimi sunulmuyor. Oysa bu deneyim kişilerin “Tüm görevleri tamamladım, keşfedilecek yeni bir şey kalmadı” diyerek oyundan uzaklaşmasına yardımcı oluyor. Oyunun bir sonu olmadığı için, sürekli daha iyi olmak adına sonsuz döngüyle rekabet ediliyor.
  • Sosyal bağlantılar: Bugünün bilgisayar oyunlarında kullanıcılar yalnız değiller. Oyunda başarılı olmak için diğer oyuncularla etkileşime girmeleri ve çeşitli bağlantılar kurmaları gerekiyor. Bu bağlantılar insanın doğasında olan iletişim mekanizmasını harekete geçiriyor. Böylece bağımlılar gerçek dünyada sohbet etme ihtiyacını oyunlar üzerinden karşılayabileceğini düşünüyorlar.
  • Karakter seviye sistemi: Karakterlerin seviyelerinin olduğu oyunlar artık her yerdeler. Bir oyuna başlarken size oldukça temel özelliklere sahip bir karakter sunulur. Birkaç dakikalık efor sarfettikten sonra, karakteriniz yeni bir seviyeye geçiş yapar ve sahip olduğu deneyim, güç, zeka, savunma puanı gibi değerleri gelişir. Bir ödüllendirme sistemi olan bu seviye sistemi, farkında olmadan sizi “daha iyi olmak istiyorsan daha fazla vakit geçirmelisin” algısına mahkum bırakırlar. İleri seviyelere gelindiğindeyse daha üst seviyelere çıkmak oyunun başına nazaran oldukça zordur. Kimi zaman yeni bir seviyeye ulaşmanız için aylarca uğraşmanız gerekebilir. Düşünün ki, bir oyuna yeni başladığınız anda ilk seviyeye ulaşmanız için 1 ay uğraşmanız gerekiyor. Sizce, bu oyun hala bağımlılık yapıcı olabilir miydi?
  • İş birliği ve dünya çapının çekiciliği: Multiplayer olarak adlandırdığımı çok oyunculu oyun modları dev şirketlerin hazırladığı oyunlar için tartışılmaz bir ihtiyaç. Bu modda dünya çapındaki rakiplere karşı mücadele eden oyuncular, takım arkadaşlarıyla iş birliği yaparlar. Bu duygu, bağımlılara kendilerinin tek başına olmadıkları hissini aşılar.
  • Oyun içi varlıklar: Oyun içi varlıklar gerçek dünyada olduğu gibi kişilerin kendilerini değerli hissetmelerine neden olur. Daha çok güç, kontrol ve saygı kazanmak için bu varlıkları edinmesi gerektiğinin farkında olan kişiler, tüm vakitlerini oyun içindeki varlıklara erişmek adına kullanabilirler.
  • Ödül sistemi: Bağımlılık riski yüksek oyunlar size daima belli değişkenlere bağlı olarak ödüller sunarlar. Bazen elinizdeki tüm görevleri bitirdiğinizde sizi bekleyen büyük bir ödül varken, bazen oyuna günün belli saat aralıklarında giriş yapmak ödülünüzü almak için yeterlidir. Bu ödüllerin ekstradan çaba sarf edilmeden veya minimum çabayla alınabilmesi, kişilerin kolayca ödüle ulaşma dürtülerini harekete geçirerek bağımlılığa dönüşebilirler.
  • Online olunmasa bile oynanabilir: Yeni nesil oyunlar artık sürekli çevrimiçi olmanıza gerek kalmadan oynanabiliyorlar. Örneğin bir oyuncu kendi envanterindeki eşyaları satılığa çıkarıp, gün içinde zorunlu olduğu işleri hallederken eve geldiğinde kaldığı yerden oyunda var olmaya devam edebilir. Elbette bir şeyleri kaçırdığı hissinden kurtulması için bu kişilerin olabildiği kadar oyunda çevrimiçi olması gerekecektir.
  • Oyun şirketlerinin heyecan verici yenilikleri: Oyunlar yukardaki tüm cazip avantajlarına rağmen bir süre sonra oyunculara çekici gelmeyi bırakabilirler. Bu aşamada yayıncı şirket oyuna yeni bir özellik, harita, eşya veya karakter getirerek oyunculara oyunda vakit geçirmesi adına yeni bir neden sunmuş olurlar.
  • Oyunlar para kazandırabilir: Profesyonel manada oyun oynayan e-spor tutkunları çeşitli müsabakalar karşılığında para kazanır ve rahat bir hayat sürerler. Oyun bağımlıları bunları görerek kendilerini motive edebilir ve para kazanma hayaliyle yeteneklerini geliştirmek için oyunlarda daha fazla vakit geçirebilirler.
  • Edinilen yapay duygular: Ortam yapay ancak ortamın içindeki insanların tamamı gerçektir. Sizler gibi masalarının başına oturmuş insanlar sizinle birlikte aynı hedefleri tamamlamaya çalışırlar. Kullanıcıların birlikte kurdukları ekipler, birbirlerine olan yardımlaşmaları oyundaki diğer karakterlere yakınlık kurup, gerçek dünyadaki duyguları yapaylaştırılmış şekilde hissetmesine neden olabilir. Sonuç olarak oyuncular burada edindikleri zorluksuz yapay duyguları, gerçekçi duygular kadar kuvvetli kabul ederek bilgisayar bağımlısına dönüşebilirler.

Oyun bağımlılığı testi

Oyun bağımlılığı testi, kendi kendinize uygulayabileceğiniz ve verdiğiniz cevaplardan yola çıkarak testin sonucunda oyun bağımlısı olup olmadığınızı anlamanıza yardımcı olan soru/cevap ritüelidir. Aşağıdaki 14 soruyu kendinize sorduğunuzda en az 5 tanesine “Evet” yanıtını alabiliyorsanız bu, oyun bağımlısı olduğunuz anlamına gelebilir.

  1. Video oyunları oynamak için çok zaman harcadığınızda suçluluk hissediyor musunuz?
  2. Bilgisayar başında vakit geçirdiğiniz için baş ağrıları, boyun ağrısı, eklemlerde ağrı ve sırt ağrısı vb. hissediyor musunuz?
  3. Oyun cevap vermediğinde veya hızlı oynamadığında (lag) öfke hissediyor musunuz?
  4. Aile ve arkadaşlarınızla yeterince vakit geçiriyor musunuz?
  5. Yemek öğünlerinizi hali hazırdaki oyununuz devam ettiği için ertelediğiniz ve oyununuz sona erdikten sonra yediğiniz oluyor mu?
  6. Günlük olarak yeni oyunları veya favori oyununuza ilişkin detayları, yenilikleri, ipuçları vb. araştırıyor musunuz?
  7. Eski bilgisayar oyunlarını oynamaktan ze alıyor musunuz?
  8. Yeni bir bilgisayar oyunu aldığınızda kendinizi mutlu ve heyecanlı hissediyor musunuz?
  9. Bilgisayar oyunları olmadan yaşayamayacağınızı ve hayatınızın anlamsız olabileceğini düşünüyor musunuz?
  10. Oyun oynarken birilerinin sizi bölmesi durumunda sinirleniyor ve tepki gösteriyor musunuz?
  11. Oyun oynamayı bırakmak için birkaç kez denediniz, ancak başarısız oldunuz mu?
  12. Oyun oynamadan önce size keyif veren sosyal faaliyetlerinizi hala sürdürüyor musunuz?
  13. Etrafınızdaki insanlarla sadece oyunlar hakkında konuştuğunuzu ve yalnızca bu konudan bahsettiğinizde muhabbetten keyif aldığınızı hiç fark ettiniz mi?
  14. Kendinizi bir video oyunu veya video oyunu karakteri olarak rüyanızda gördünüz mü?

Oyun Bağımlılığı Zararları

  • Önemli oranda kilo alımı veya kilo kaybı.
  • Uyku bozuklukları.
  • Ani ruh hali değişiklikleri.
  • Uyku eksikliği.
  • Arkadaş ve ile üyelerinden uzak durmak.
  • Atlanan yemek öğünleri nedeniyle sağlıksız beslenme.
  • Kötü iş ve akademik başarı performansı.
  • Sosyal ilişkiler ve yetenekler konusunda başarısızlıklar.
  • Dopamin seviyesindeki değişimler ve bazı diğer hormonal değişiklikler.
  • Fiziksel değişimler ve kişisel hijyen düzenini aksatmak ve bunu alışkanlık haline getirmek.
  • Yorgunluk ve tükenmişlik hissi.
  • Karpal tüneli sendromu.
  • Şiddetli ve bazen kontrol edilemeyen saldırganlık ve sinirlilik hali.

Oyun bağımlılığı nasıl önlenir?

Oyun bağımlılığı kişinin sağlığı ve sosyal hayatı için fazlasıyla zararlı olabilir. Aşağıdaki adımlar yardımıyla, oyun bağımlılığı nasıl önlenir, kendinizi veya çocuklarınızı oyun bağımlılığından nasıl uzak tutabileceğinize ilişkin detayları öğrenebilirsiniz.

  1. Sorumluluğu kabul etmek: Oyun bağımlılığı sorunu, oyunun içinde değil, birey içerisinde yatmaktadır. Bağımlılığı yenmek için gönüllü olunana dek hiçbir yöntem oyun bağımlılığı tedavisi için başarı getiremez. Sorunun video oyunlarının varlığı veya içeriği olmadığını, onları oynamak isteyen kişi olarak sizin olabileceğinizi kabul etmelisiniz.
  2. Etkiyi tanımlayın: Oyun oynamak için günde kaç saat harcıyorsunuz? Normalde hafta sonu dışarı çıkıyor musun? En son ne zaman kitap okudunuz? Bağımlılığın olumsuz etkilerini tanımlamak, olumlu gelişmelere odaklanmanıza ve gerçekten eksik olan şeyleri geri kazanmanıza yardımcı olacaktır.
  3. Suçlamaktan kaçının: Çözmeniz gereken problemler için başkalarını suçlamak problemleri çözmez. Oyun endüstrisi veya üreticiler bu sorunun sebebi değildir ve onları suçlamak yardımcı olamaz. Oyuncuların büyük bir kesimi sağlıklı bireylerden oluşur. Sorumlulukların bilincine varmak oyun bağımlılığını durdurmanın ilk adımıdır.
  4. Pozitif kalın: Sorunun olumsuz yönlerini belirlemek önemli olsa da, yaptığınız hedefe ve ilerlemeye odaklanmak da önemlidir. Pozitif kalmayı ve sorunu çözeceğinize inanmayı bırakmayın.
  5. Limitleri ayarlayın: Oyun oynamak için günde bir saatiniz olduğuna karar veriyorsanız, buna bağlı kalın. Oyunlarınızı doğru seçin! Eğer çok fazla zaman gerektiren bir oyun oynuyorsanız veya birçok MMO gibi açık uçlu bir oyun oynuyorsanız, muhtemelen farklı bir oyunu veya farklı oyun türlerini denemelisiniz. Günlük maksimum 2 saatinizi oyun oynamak geçirmeniz gerektiğini unutmayın.
  6. Çocuğunuzun oyun süresini takip edin: Ebeveynseniz kontrol sizin elinizdedir. Çocuklarınız sizi dinlemezse, oyun konsolunun kaldırılması veya bilgisayarda yönetimsel kontrolün ayarlanması sorunu daha iyi ele almanızı sağlayabilir.
  7. Haftada oynanan toplam saati analiz edin: Bir haftada ne kadar bilgisayar oynuyorsunuz? Her zaman kontrol edin haftada 14 ila 25 saat birçok sıkı oyuncu için kabul edilebilirdir. Oyun süreniz bu sınırın üzerindeyse ciddi bir bağımlılıkla karşı karşıyasınız demektir.
  8. Aile bireylerinizden yardım isteyin: Ebeveynlerinizin bilgisayar oyunu oynamak için katı bir süre sınırı koymasını isteyin. Bu konuda yardımcı olabilecek ücretsiz programları kullanmasını önerin. Aile bireylerinizin yardımıyla oyun bağımlılığından kolayca sıyrılabilirsiniz.
  9. Yapacak başka bir şey bulun: Oyunların dışında vakit geçirebileceğiniz gerçekten harika şeyler var ve hepsi sizi bekliyor. İlginizi yeni hobilere yönlendirerek, oyunların hayatınızın rotasından çıkarabilirsiniz.

Aklına bir soru mu takıldı? O zaman uzmana sor:

Источник: https://wmaraci.com/nedir/oyun-bagimliligi

Oyun Bağımlılığı

Oyun Bağımlılığı

Oyun bağımlılığı günümüzde oldukça yaygınlaştı. Eskiden sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ailelerin çocuklarının erişebildiği bu imkânlar, akıllı telefonlar ve ekonomik internet paketleri ile sadece eve değil, her cebe girmiş durumda. Hal böyle olunca artık çocukların oyun oynamak ve eğlenebilmek için sokağa çıkmasına gerek kalmadı.

Fatma ÇAYAKAR

Özellikle bilgisayar oyunu piyasasının ve oyun çeşitliliğinin çok fazla olduğu bir çevrede, çocukların paylaşımları da daha çok oyunlar üzerine oluyor. Bu durum çocukları, diğer arkadaşları gibi o oyunlara erişme ihtiyacı içerisinde bırakıyor.

Bunun bilincinde olan sözde uyanık aileler de, çocuklarını bundan mahrum etmemek adına kendi elleriyle bu oyunları çocuklarına temin etme yoluna gidiyorlar. Asıl amaçları çocuklarını dış dünyanın tehli sularından koruyup, onları “ev” dedikleri güvenli kalelerinin ardında muhafaza edebilmek.

Böyle yaparak güvenli sandıkları kalelerinin, internet ile Las Vegas kumarhanelerinden farksız olabileceğini bilemiyorlar. Yaptıkları hatayı anladıklarında ise iş işten geçmiş oluyor.

Çünkü aynı evin içinde güvende tuttuklarını sandıkları çocukları, artık kendilerinden giderek uzaklaşıyor ve sanal dünyanın karanlık sularında rota bilmeden seyahat ediyor.

Dopamin ve oyun bağımlılığı

Salgılandığı zaman insanın haz-ze duymasına neden olan birtakım hormonlar vardır. Dopamin hormonu bunlardan en önemlisidir. Bu hormon daha çok keyif verici bir işle meşgul olurken veya insan ödüllendirildiği zaman salgılanır. Bilgisayar oyunu oynamak da bu kabildendir.

Bununla beraber oyunların geneli ödül-ceza sistemi mantığına dayandığı için yine dopamin salgılanması söz konusudur. Puan, sanal para, altın, silah, karakter gücü gibi cazip ödüllendirme sistemi sembolik, nitelik taşıyan ödüllere ulaşma konusunda insanları bağlar.

Bunun neticesinde beyinde dopamin salgılanmaya devam eder ve madde bağımlığına benzer bir bağımlılık gelişir.

Yapılan klinik gözlemler, oyun bağımlığına yakalanan kişilerin genel anlamda özgüven problemi yaşayan, kendilerini değersiz hisseden, sosyal ilişkiler kurmakta ve kendilerini ifade etmekte zorlanan kişiler olduğunu gösteriyor.

Problemine çözüm bulamayan ya da onlarla baş edemeyen bu kişiler, kendilerini “işe yarar” hissettikleri oyun ortamına kaçıyorlar.

Oyun karakteri ile kendilerini aşırı derecede özdeşleştirerek, normal hayatta gösteremeyecekleri cesareti ve ego tatminini sanal âlemde gösteriyor ve bu sayede kendilerini yeterli ve daha değerli görebiliyorlar.

Psikolojik tesir

Bilgisayar oyunlarıyla çocuklar, daha erken yaşlarda; öldürme, ölüm ve şiddet hissiyatının tesiri altında kalıyorlar. Uzun vadede bu durum öfkeli, tepkili ve merhametsiz nesillerin yetişmesine zemin hazırlıyor. Bunun zararı sadece çocuğun kendisine değil, bütün toplumadır.

Bilgisayar bağımlılığının diğer bir olumsuz etkisi ise, sosyal hayatı olumsuz etkilemesidir. Yalnızlıklarını sanal âlemde gidermeye çalışan bu çocuklar, zamanla sosyal hayatı da aynı mekaniklikle yaşamaya başlıyorlar.

Zamanla diğer insanlarla sağlıklı iletişim kurmayı unutan bu çocuklar, kendi yalnız dünyalarına mahkûm oluyorlar. Bir süre sonra da asosyal olup evden hiç çıkmak istemezler. Kendi evlerinde bile ailelerinden uzaktırlar.

Ailesi bin bir emekle büyüttüğü yavrusunu; millet, memleketi kalkındıracak bir ferdini, çocuk ise kendini kaybetmiştir. Zamanla yalnızlaşan çocuk, bu yalnızlığını gidermek için hormon tadında geçici haz aldığı şeylere daha da fazla yoğunlaşıyor.

Adeta ekranın içine girip orada yok olmak istiyor. Bunun sonucunda da tedavisi mümkün olmayan derin bağımlılıklar ortaya çıkıyor.

Bilgisayarın bir başka zararı ise çocukların hayal dünyasını yok etmesidir. Sanal arkadaşlıklar kuran ve sohbetlerini orada yapan çocuklar, dışarı çıkma ihtiyacı hissetmiyorlar. Hareket etmeye ve spora takatleri kalmıyor. Hareketli ve çalışan insanlardan daha yorgun, daha tahammülsüz ve daha sabırsızdırlar.

Çünkü kan ter içinde koşmadan, hoplayıp zıplamadan, düşüp kalkmadan büyümektedirler. Gerçek hayattan kopuk yaşayan, ilişkilerini ve iletişimini sanal âlemde yaşayan bu çocuklar, insanların arasına çıktığında, bocalamaya mahkûmdur. Sanal ilişki tarzının gerçek hayatta işe yaramadığını gördükleri zaman, yeniden sanal dünyalarına dönmek isteyecektirler.

Çünkü yabancısı oldukları bu dünya onları çok korkutmaktadır. Artık gerçek hayata dair hayal kurmak da istemezler.

Zihne etkileri

Oyun bağımlılığı, çocuklar üzerinde etkileri uzun yıllar sürecek olan sonuçlara da yol açabiliyor. Özellikle “dikkat ve konsantrasyon” eksikliği bunların başında geliyor. Şöyle ki; çocukların oynadıkları oyunlar genellikle hareketli, heyecan verici, hızlı ve ani değişimleri olan, ödül kazandıran ya da kaybettiren sanal oyunlardır.

Daima böyle bir ortama maruz kalan insan beyni, bir süre sonra gerçek hayatta da aynı hızda akan benzer olaylarla karşılaşma beklentisi içine giriyor. Oysa gerçek hayat, oyundaki sanal hayatın aksine son derece sakindir. Okul dersleri ve ödevler için ise tam bir sabır ve konsantrasyon gereklidir.

Hal böyle olunca, sanal dünyanın hızlılığına alışmış olan bir zihne sahip çocuk, bir süre sonra ödev yapma, ders dinleme, kitap okuma gibi ‘ona göre son derece sıkıcı ve zesiz’ faaliyetlere alışamıyor. Sanal alemin renkliliği ve hareketliliğine dönme ihtiyacı hissediyor.

Bu durumu kısıtlamaya ya da engellemeye yönelik aileden ya da çevreden bir etkiye maruz kaldığında ise asabileşerek öfke zırhına bürünüyor.

TEKNOLOJİ VE ALTERNATİFLERİ

Son günlerde bilgisayar oyunlarının çocukların düşünme tarzlarına olumlu tesirinin olduğuna dair makaleler yazıldı. Ama bunlar “bir gram şeker için bir kilo keçiboynuzu yemek” hükmündedir.

Olumsuz etkilerinin çokluğu göz önüne alındığında, evdeki bilgisayarın ne amaçla ve ne sıklıkta kullanılacağını kontrol etmemiz gerekir. Uzmanlar, özellikle okul dönemlerinde ve hafta içinde çocuğun bilgisayardan uzak tutulması gerektiğini savunmaktadırlar.

Ödev gibi zorunlu durumlar hariç, eğlence aracı olarak hafta içinde bilgisayarın kullanılmamasını tavsiye ediyorlar. Bilgisayarın başından kalkan çocuğun tekrar derse oturması da pek mümkün olmuyor. Çünkü kafası bilgisayar oyununda olan çocuk derse konsantre olamıyor.

Tavsiye edileni, sadece hafta sonunda ve saat sınırlaması getirilerek, bir usul dahilinde müsaade edilmesi yönündedir. Tabi bu söylenenler, bilgisayarı çocuğun elinden alırken, diğer taraftan da akıllı telefonun eline verilmemesi kaydıyladır.

Kendi çocukluğunuzu düşünün, dışarıda saklambaç ve çelik-çomak oynadığınız, bisiklet sürdüğünüz; içerde ise körebe olduğunuz, kemer sakladığınız, isim-şehir oynarken olmayan ülkeler söylediğiniz eğlenceli zamanları… Oyun oynamak herkesin hakkıdır. Amacımız çocukları oyundan uzak tutmak değil, doğru ve faydalı olana yönlendirmektir.

Üstelik oyun oynamak çocukların olduğu kadar, yetişkinlerin de hakkıdır. Anne-babaların çocuklarıyla oyun oynaması hem aralarındaki bağı kuvvetlendirecek, hem de yoğun bir iş gününün ardından stres atmalarını sağlayacaktır. Hem çocuklarınızla beraber güzel vakit geçiremeyiz, sizin sağlığınıza da iyi gelecektir.

Aynı zamanda, önemsendiği ve ilgilenildiğini hisseden çocuğunuzun bu sayede kendine olan güveni de artacaktır. Bunu yaparken de fizikî aktiviteden ve üretkenlikten mahrum bilgisayar oyunları yerine, çocukların yaşına uygun, onların hayal gücünü ve yeteneklerini destekleyen zeka oyunlar tercih edilmelidir.

Bu konuda TÜZDER’in ve diğer eğitim kurumlarının patentli olarak satışa sundukları zekâ oyunları incelenebilir.

(Toplam 905 kez okundu. Bugün: 1)

Источник: https://insanvehayat.com/oyun-bagimliligi/

Oyun Bağımlılığı Gerçekten Hastalık Mı?

Oyun Bağımlılığı

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde Dünya Sağlık Örgütü tarafından güncellenen hastalıklar listesine oyun bağımlılığı da eklenmişti. Peki gerçekten Oyun bağımlılığı akıl hastalığı mıdır? Bu konuyu tarafsız bir biçimde değerlendirmeye çalışacağım, hepinize iyi okumalar.

Önce Birkaç Tanım Yapalım

Wikipedia bağımlılığın tanımını ‘’Bağımlılık bireylerin, kendilerinin ruhsal ve bedensel sağlığına ya da sosyal yaşamına zarar vermesine karşın, belirli bir eylemi yinelemeye yönelik önüne geçilemez bir istek duymaları halidir’’ şeklinde yapmış.

Akıl hastalığının basit tanımı ise kişinin gerçek ile bağını kopartması durumudur. Şimdi bu iki tanımı oyun bağımlılığı noktasında birleştirelim. Ortaya çıkan sonuç kişinin kendisine zarar verecek seviyelere varana kadar oyun oynaması ve bu oyun oynama isteğini dizginleyememesidir.

Bunun sonucu olarak kişinin sosyal bağlarının zayıflaması, hatta kopma noktasına gelmesi oyun bağımlılığı olarak açıklanabilir.

Peki Bu Tanım Ne Kadar Doğru?

Bana kalırsa bağımlılıkları akıl hastalığı olarak değerlendirmek doğru bir karar. Ancak ben bir tıp otoritesi değilim ve bağımlılığın binlerce farklı çeşidi var. Sigara bağımlılığı, televizyon bağımlılığı, bir kişiye duyulan bağımlılık… Bu liste böyle uzar gider.

Biz en iyisi bizi ilgilendiren kısımlarından bahsetmeye devam edelim. Hepimiz Japonya’da ortaya çıkıp tüm dünyaya yayılan otakuları biliyoruz. Bu arkadaşlar neredeyse evlerinden, hatta çoğu zaman odalarından bile hiç çıkmadan yaşıyorlar.

Üretime katılmıyor, sosyal ilişkiler kurmuyor ve toplum ile neredeyse hiç iletişime geçmiyorlar. Günlerinin çoğunu animeler, oyunlar, çizgi romanlar ve filmler ile geçiriyorlar. Japonlar gibi çalışma ve üretime katılma konusunda çok katı kuralları olan bir millet için bu durum kabul edilemez bir olay.

Bu yüzden otakular toplumdan daha da uzaklaşıp kendi dünyaları içinde kayboluyorlar.

Tabi ki bu bağımlılık konusunda çok uç bir örnek. Bu yazıyı okuyanlar arasında böyle bir kişi olduğunu sanmıyorum. Ancak böyle bir durumun akıl hastalığı olarak değerlendirilmesi çok mu yanlış olur? Bu noktada tekrar bağımlılığın tanımına dönüş yapmamız gerekiyor. Hemen yukarıda verdiğim tanıma bir göz atıp gelin ve bu konu üzerinde konuşmaya devam edelim.

Geldiyseniz bir örnekle devam edelim. Sigara bağımlılığı toplumumuzda ve dünyada çoğu kişinin sahip olduğu bağımlılıklardan biri. İnsan vücuduna hiçbir yararı yok, buna ek olarak bütçemize de ciddi zararlar veriyor.

Ancak Dünya Sağlık Örgütü bu bağımlılığı listesine eklememiş. Buna ek olarak daha birçok bağımlılık bu listede yer almıyor.

Peki bunca zararlı bağımlılık varken neden bilgisayar oyunları bu listeye alınıyor?

Bunun değişen ve gelişen teknolojinin etkilerinden biri olduğunu düşünüyorum. Dünya Sağlık Örgütünün listesi en son 1990 yılında güncellenmiş. O günden bu yana listeye eklenen herhangi bir bağımlılık bulunmuyor. Yine sigara örneği üzerinden devam edelim.

Sigara çok eski zamanlardan beri insan hayatında. Yani insanlar tarafından birazcık kanıksanmış bir durum. Ancak bilgisayar oyunları son birkaç yıldır hayatımıza ciddi manada giriş yapmış durumda.

Buna ek olarak hiçbir sigara bağımlısı sigara içmek için kendini toplumdan soyutlamıyor ya da üretime katılmamazlık etmiyor.

Peki Durum Aslında Ne?

Özetlemek gerekirse yukarıda verilen tanımlar çerçevesinde oyun bağımlılığının bir akıl hastalığı olarak tanımlanmasını haklı buluyorum. Ancak birkaç noktadan bahsetmeden de geçemeyeceğim. Kendini ‘’oyuncu’’ olarak tanımlayan çoğu kişi özellikle bizim toplumumuz tarafından pek ciddiye alınmıyor. Ciddiye alınmamak bir yana, hasta ve bağımlı olarak görülüyor.

Ailelerimizi ele alalım. Muhtemelen yanlarına gidip onlarla saatlerce televizyon izlemenizi sorun etmeyeceklerdir. Ancak aynı süreyi odanıza çekilip bilgisayar başında geçirdiğinizde kızacaklardır.

Yani bu olay biraz da yapılan eylemin kanıksanması ile alakalı. Eşcinsellik gibi neredeyse insanlık ile yaşıt bir durum bile bu akıl hastalığı listesinden 1990 yılında çıkartıldı.

Oyunlar gibi hayatımıza gireli çok olmamış bir durum için bu gibi tartışmaların olmasını doğal karşılıyorum.

Sadede Gel…

Sonuç olarak oyun bağımlılığının akıl hastalığı olduğunu düşünüyorum. İnsan hayatını olumsuz etkileyen diğer her bağımlılık gibi (tabi yukarıda verilen tanımlar çerçevesinde). Ancak her oyun oynayan kişiye ‘’bağımlı’’ yaftası yapıştırmak tabi ki yanlış.

Yorucu bir günün sonunda kitap okumak ya da televizyon izlemek ne kadar normalse oyun oynamak da o kadar normal bir durum. Örneğin To The Moon gibi harika bir hikaye anlatan bir oyunun bana göre bir filmden tek farkı olayları yaşayan karakterin sizin kontrolünüzde olması.

Ancak siz yine de aşırıya kaçan her bağımlılığın zararlı olduğunu unutmayın.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Oyun bağımlılığı gerçekten akıl hastalığı olarak tanımlanabilir mi? Yorumlarda bizlerle paylaşın. Ayrıca oyun dünyasındaki diğer gelişmelerden haberdar olmak için  grubumuza da katılabilirsiniz.

Источник: https://oyungg.com/oyun-bagimliligi-gercekten-hastalik-mi/

Oyun Bağımlılığı Bir Tür Hastalık mı? »

Oyun Bağımlılığı

  • Meriç Birben
  • Hacettepe Üniversitesi -Çevirmen
  • Bütün Yazılarını Gör
  • Takip Et

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), oyun bağımlılığını Uluslararası Hastalık Sınıflandırması’nın bir sonraki güncellemesinde, ruh hastalıkları bölümüne ekleyebilir. Oyun bağımlılığı, taslağı yayımlanan bu listede “Gaming Disorder” yani “Oyun Bozukluğu” başlığı altında kendine yer bulmuş durumda. Peki sizce oyun alışkanlığınız zihinsel bir sağlık problemi mi?

Pek çok insan alkol ve uyuşturucu bağımlılığının neden acıya neden olduğunu tahmin edebilir. Bağımlılık, bireyleri olağan dışı şeyler yapmaya zorlar ve bunlar genellikle bireylere zarar veren davranışlardır.

Bu tür bağımlılıklar madde bağımlılığı sınıfına girer. Ancak kumar oynamak gibi davranışlara da bağımlı olabilirsiniz.

Bilim insanları modern çağda davranışsal bağımlılıkların, bilgisayar oyunları gibi görünüşte zararsız olan şeyleri oldukça zararlı hâle getirebildiğini ileri sürüyor.

Yayımlanan taslakta –özellikle– oyun oynamanın belirtilen üç özelliğe uyması durumunda hastalık olarak nitelendirileceğine değiniliyor: Eğer kişi, oyun alışkanlığına olan kontrolünü kaybederse (oynama sıklığı, oynama süresi, oyunu sonlandırma zamanı vb.) ya da diğer ilgi alanı veya aktiviteler yerine oyuna öncelik vermeye başlarsa ve son olarak da olumsuz sonuçlara rağmen oyun oynamaya devam ederse.

Bireyi bu listedeki davranışlara göre değerlendirmek, doktorların bağımlılığı resmi olarak teşhis etmesini sağlayacaktır. Kısacası bireye oyun bağımlısı diyebilmek için oyun alışkanlığının bireyin kişisel ilişkilerine, okul veya iş yaşantısına zarar verecek kadar yoğun bir şekilde müdahale etmesi gerekir.

Fakat yine de bu maddelerin hepsinin henüz bir taslaktan ibaret olduğunu belirtelim, çünkü resmi olarak tanı koymada kullanılmaları için daha fazla klinik araştırma yapılması gerekiyor. Örneğin, Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), oyun bağımlılığını bir bozukluk olarak sınıflandırmayı reddediyor ve daha fazla araştırmanın yapılması gerektiğini ileri sürüyor.

Araştırmaların kritik noktasını, çok oyun oynayan fakat günlük yaşantısında problem yaşamayan birisi ile çok oyun oynadığı için günlük yaşantısı kötüye giden birisinin arasındaki ayrımı yapabilmek oluşturuyor.

Bununla ilgili olarak Haziran 2017’de Journal of Addictive Behaviour‘da, oyun bağımlılığının teşhisinde karşılaşılan zorluklar ve bunların üstesinden gelme yollarının anlatıldığı bir araştırma yayımlandı.

Oyun Nasıl Bağımlılık Yapabilir?

Bağımlılık, aslında beynin ödül ve motivasyon merkezi ile ilgilidir ve kroniktir. Bağımlılık, her zaman uyuşturucuyla ilgili olmak zorunda değildir. Temelde, beynin ödül merkezlerini harekete geçirerek bize kendimizi iyi hissettiren hormonlarımızın salgılanmasını sağlayan herhangi bir madde ya da aktivite de bağımlılık oluşturabilir.

Örneğin, bir bilgisayar oyunu sırasında rakibinizi alt ettiğinizde ya da oyunda en yüksek puanı aldığınızda beyniniz buna nasıl tepki veriyorsa, bir kadeh içki içtiğinizde de buna benzer bir tepki verecektir.

Oldukça zararsız görünen Candy Crush oyunu bile karakteristik renkleri sayesinde dopamin salgılanmasını artırır ve renk dizilerini çözmeleri için oyuncuları şartlandırabilir.

Daha gelişmiş oyunlarda ise bağımlılık riski daha da ileriye gidebilir. World of Warcraft örneğini ele alırsak saatlerini bu oyunu oynayarak geçiren ve kendisini dış dünyadan soyutlayan binlerce oyuncu var.

Beynin verdiği bu tepkiler kişilerin kötü seçimler yapmasına sebep olabilir. Kanserojen olduğunu bildiğiniz hâlde sigara içersiniz, işiniz varken ya da arkadaşlarınız ve ailenizle zaman geçirmeniz gerekirken bütün gün bilgisayar oyunu oynarsınız.

Bunların sebebi beyninizin daha fazla dopamin salgılamak istemesidir.

Oyun Oynamanın Faydaları ve Zararları

John Hopkins Üniversitesi Halk Sağlığı biriminden Doç. Dr. Bruce Lee’ye göre, hangi oyunun bize zarar vereceğini ve hangisinin bize fayda sağlayacağını anlamamız gerekiyor. Burada kişinin seçeceği oyuna dair bilinçli bir soruyu yürütebilmesinin önemi ortaya çıkıyor.

Kendiniz için küçük bir kriter belirleyebilirsiniz, örneğin, oynadığınız oyun günlük yaşamınızda sizi yapacağınız diğer aktiviteleri ertelemeye itiyor mu? Pek çok oyun boş zaman aktivitesi olarak başlarken, giderek zamanınızın büyük bir kısmını işgal etmeye başlar.

İşte bu noktada da kendinizin iyi bir gözlemcisi olmanız gerekiyor.

Öte yandan, oyunlar, akıl sağlığına faydalı da olabilir. Yapılan araştırmalarda, oyun oynamanın stresi azalttığı, problem çözme yeteneğini geliştirdiği ve el-göz koordinasyonunu geliştirdiği gözlemlendi. Bununla birlikte, günümüzde çoğunlukla oyun amacıyla kullanılan “sanal gerçeklik” (VR) teknolojisi ise ileride psikolojik tedavi amaçlı kullanılabilir.

  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol

Источник: https://bilimfili.com/oyun-bagimliligi-bir-tur-hastalik-mi/

Oyun Bağımlılığı ve Psikososyal İyilik Hali İlişkisi

Oyun Bağımlılığı

Son on yılda birçok çalışma, psikososyal iyi olma halinin düşük olması ile aşırı, kompulsif veya patolojik bilgisayar ve video oyunları kullanımı arasında ilişki bulmuştur.

Örneğin çalışmaların sonucuna göre, patolojik oyuncular patolojik olmayan oyunculara oranla, günlük hayatlarıyla ilgili daha az doyum (Wang, Chen, Lin, ve Wang, 2008), daha az öz saygı, daha az sosyal yeterlilik ve daha fazla yalnızlık göstermektedirler (Seay ve Kraut, 2007).

Fakat, patolojik oyun oynama üzerine olan boylamsal çalışmalar yeterli olmadığı için, psikolojik iyi olmaya ait bu belirtilerin, patolojik oyun oynamanın bir nedeni mi yoksa sonucu mu olduğunu açıklayan kanıtlar azdır. Özellikle, 

a) Patolojik oyun oynamanın iyi olma halini düşürüp düşürmediğini, 

b) Düşük iyi olma halinin patolojik oynamaya neden olup olmadığını, veya 

c) Patolojik oynama ile iyi olma halinin karşılıklı ilişkili olup olmadığını

bilmiyoruz.

Patolojik bir şekilde oyun oynama, sosyal ve/veya duygusal problemlerle ilişkili olmasına rağmen kontrol edilemeyen, bilgisayarla veya video oyunlarıyla sürekli ve aşırı bir ilişki içerisinde olmak olarak tanımlanabilir (Lemmens, Valkenburg, ve Peter, 2009).

Terminolojinin bu şekilde olması bir tartışma konusu olmasına rağmen, patolojik oyun oynama genel anlamda bir davranış bozukluğu olarak görülmektedir (Gentile, 2009; Young, 2009).

Çalışmalar, oyuncuların küçük bir grubunun, çekilme, meşgul olma, kontrol kaybı ve kişilerarası/içsel çatışmalar gibi patolojik davranışa ait semptomlar gösterirken oyunlar için aşırı zaman harcadıklarını göstermektedir (Charlton ve Danforth, 2007; Gentile, 2009; Grüsser, Thalemann, ve Griffiths, 2007).

Genel olarak, daha yaşlı yaş gruplarına oranla, gençler patolojik oyun oynamaya dair olan işaretleri göstermeye daha yatkındırlar (Griffiths, Davies, ve Chappell, 2004; Griffiths ve Wood, 2000; Ha ve ark., 2007). 

Psikolojik iyi olma hali, kişiler arası ve içsel işlevlerin yerine getirilmesini yansıtan bir çok yapıyı da içinde barındıran dinamik bir kavram olarak tanımlanabilir (Lent, 2004). 

Daha önceki araştırmalar psikolojik iyi olmaya dair, yalnızlık, yaşam doyumu, özsaygı ve soysal yeterlilik gibi yapıları bir belirti olarak kabul etmiştir (Halpin ve Allen, 2004). Özellikle, bu dört yapı psikolojik iyi olma ile problematik bilgisayar kullanımı arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek için araştırmalarda kullanılmıştır (Caplan, 2002). 

Psikososyal iyi olma gençler için oldukça önemlidir, çünkü bu dönem güçlendirici ve benlik kavramlarını genişletici gelişimsel gerekliliklerin yerine getirildiği, sabit yakın ilişkilerin kurulduğu, kariyer planlarının yapıldığı ve ailelerden bağımsızlığın kazanıldığı bir dönemdir.

Düşük psikolojik iyi hal bu dönemde zayıf psikososyal işlevlere, düşük kariyer ve hayat doyumuna, kişilerarası zorlukların fazla olmasına, sosyal destek için daha fazla ihtiyaca, komorbid psikiyatrik durumların fazla olmasına ve yüksek intihar riskine neden olabilir (Paradis, Reinherz, Giaconia, ve Fitzmaurice, 2006). 

Psikososyal İyi Olma ve Patolojik Oyun Oynama

Psikososyal iyi olma ile patolojik oyun oynama arasındaki nedensel ilişkiler:

1) Bir sonuç olarak psikososyal iyi olma

Aşırı veya patolojik bilgisayar ve video oyunu kullanımının, oyuncuların psikososyal iyi olma hali üzerinde önemli bir etkisinin olduğuna yönelik dikkate değer bir düşünce mevcuttur.

Bu düşünce, aşırı çevirimiçi (online) oyun oynamanın sağlıklı ilişkiler kurmamıza ve geliştirmemize neden olan aktivitelerin yerine geçtiği fikrine dayanır (Kraut ve ark.,1998).

Araştırmalar, video oyunlarının bazı ihtiyaçları giderdiğini ve bu yüzden gerçek hayattaki arkadaşlarla olan ilişkilere dair ihtiyacın azaldığını doğrulamaktadır (Colwell ve Kato, 2003).

Ayrıca, video oyunları oynama empati duygusunun azalmasına da neden olabilir (Bartholow, Sestir, ve Davis, 2005 ) ve agresif problem çözme becerilerinin gelişimini hızlandırabilir (Anderson ve Bushman, 2001). Azalmış empati ve agresif problem çözme becerileri sağlıklı arkadaşlıkların veya romantik ilişkilerin kurulmasına engel teşkil edebilir ve bu yüzden oyuncuların psikososyal iyi olma halini azaltabilir (Colwell ve Payne, 2000).

2) Bir neden olarak psikolojik iyi olma

Sosyal olarak yetersiz, düşük özsaygıya sahip, yalnız ve/veya genel anlamda hayatlarıyla doyumsuz kişiler patalojik oyun oynama eğilimine sahiptirler.

Genel olarak, düşük özsaygıya sahip kişiler veya tatmin etmeyen kişilerarası ilişkilere sahip kişiler video oyunlarını; gerçekten kaçmak, arkadaş bulmak, gerçek hayatta yaşayamadıkları başarmışlık hissine sahip olmak için kullanırlar (Leung, 2004; Williams, Yee, ve Caplan, 2008).

Bu açıdan bakıldığında, online çok oyunculu oyunlar gerçek hayattaki sosyal etkileşimin yerine geçmektedir, çünkü, internet içerisinde geniş bir sosyal etkileşim kurulabilmektedir (Morahan-Martin & Schumacher, 2000; Peters ve Malesky, 2009).

3) Karşılıklı ilişkiler

Patolojik oyun oynama ile iyi olma arasında nedensel bir yön bulunması konusunda deneysel bir geçerliliğin olmaması, karşılıklı bir ilişki olması konusunu gündeme getirmektedir.

Örneğin, yalnız ve sosyal olarak yetersiz kişiler için, online (çevrim içi) oyunlar günlük hayattaki çevrimdışı etkileşimler için bir alternatif sağlıyor olabilir.

Aynı zamanda, aşırı oyun oynama da sonuç olarak yine yalnızlıklarını arttıran veya yaşam doyumlarını azaltan sosyal problemlere neden olabilir.

4) Yaşam Doyumu

Yaşam doyumu kişinin subjektif iyilik haline ait genel bir bilişsel değerlendirmeye tekabül etmektedir (Diener, Emmons, Larsen, ve Griffin, 1985).

Kesitsel anket çalışmalarına göre, günlük hayata yönelik düşük doyum online oyun bağımlılığı ile alakalıdır (Ko ve ark., 2005; Shapira, Goldsmith, Keck, Khosla, ve McElroy, 2000).

Araştırmalar ayrıca göstermektedir ki, online oyunlara olan bağımlılıkla depresyon arasında olumlu bir ilişki vardır (Seo, Kang, ve Yom, 2009).

5) Yalnızlık

Yalnızlık, kişinin sosyal ilişkileri ağındaki önemli bir yokluktan kaynaklanan hoş olmayan bir deneyim olarak tanımlanabilir (Peplau ve Perlman, 1982). Yalnızlık hissi, arkadaş sahibi olmaya yönelik giderilmemiş isteklerden, gerçekte olan ve istenen sosyal statü arasındaki uçurumdan ve duygusal bir bağın olmayışından kaynaklanır.

Bu yüzden, yalnızlık çoğunlukla akran etkilerine dayanan karmaşık bir duygudur (Bauminger ve Kasari, 2000). Kesitsel çalışmalar, yalnızlık ve online oyunlar arasında bir ilişkinin olduğunu doğrulamıştır (Parsons, 2005; Qin, Rao, ve Zong, 2007).

Genel anlamda, online bir oyun oynamak sosyalleşmek için çaba gerektirmeyen, hızlı ve ucuz bir yoldur ve yalnızlık hissinden kaçmakta kullanılıyor olabilir (Chappell, Eatough, Davies, ve Griffiths, 2006).

6) Sosyal Yeterlilik

Sosyal yeterlilik, bir kişinin sosyal olmaya ve akranlarıyla ilişki kurmaya yönelik göreceli olarak eğilimini ve yatkınlığını ifade eder (Inderbitzen ve Foster, 1992). Kesitsel bir çalışmaya göre, online oyun için harcanan zaman arttıkça sosyal kaygı düzeyi de artmaktadır (Lo ve ark., 2005).

Düşük sosyal yeterlilik direkt olarak patolojik oynama ile ilişkili bulunmuştur (Lemmens ve ark., 2009).

Birçok araştırmacının önermesine göre, online oyunlardaki sosyal etkileşim, özellikle sosyal anlamda yeteneksiz, gerçek hayatta istediğini alamamış ve gerçek hayatta kişilerarası ilişki kurma konusunda kaygı yaşayan kişilere çekici gelmektedir (Chak ve Leung, 2004; Peters ve Malesky, 2009).

7) Özsaygı

Özsaygı, yansıtılan değerlendirmelere, sosyal karşılaştırmalara ve benlik yordamalarına bağlı olarak kişinin benlik kavramı hakkında yaptığı değerlendirmelerdir (Rosenberg, Schooler, ve Schoenbach,1989).

Video oyunları hakkında yapılan ilk çalışmalar, düşük özsaygının oyun oynama ile ilişkili olduğunu bulmuştur.

Örneğin, Dominick (1984) zayıf benlik imajının, oyun oynayarak gelen başarıyla giderilebileceğini ortaya koymuştur.

Источник: https://evrimagaci.org/oyun-bagimliligi-1674

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть