Pankreas Kanserinde Whipple Ameliyatı

Pankreas Cerrahisi

Pankreas Kanserinde Whipple Ameliyatı

Pankreas ameliyatları hem hekimlerin hem de hastaların gözünde birçok değişik nedenden dolayı genel cerrahinin diğer ameliyatlarına göre farklı bir yerdedir.

Pankreasın anatomik yapısı nedeniyle çok farklı organlarla komşuluk göstermesi, çok önemli damarsal yapılarla yakın ilişkisi, pankreas cerrahisi sırasında bu damarlarla ilgili girişimlerin gerekliliği, cerrahi sonrası bazı pankreas ameliyatlarıyla ilgili problemlerin fazla görülmesi, az sıklıkta yapılması nedeniyle standart genel cerrahi uzmanlık eğitimi sırasında yeterli deneyimin kazanılamaması pankreas ameliyatlarını farklı konumlandırmıştır.

Pankreas cerrahisi genel cerrahinin ilgi alanlarından birisidir. Ülkemizde genel cerrahi uzmanı olan hekimler her türlü pankreas ameliyatını gerçekleştirebilirler.

Genel cerrahinin çok geniş bir uğraşı alanı olması nedeniyle genel cerrahinin üst uzmanlık alanları oluşmuştur. Karaciğer, safrayolları, pankreas cerrahisi de bu alanlardan bir tanesidir.

Bu alanda yurtiçinde veya yurtdışında eğitim alan cerrahlar uğraşı alanlarını daraltarak bu konudaki deneyimlerini bir konuya yoğunlaştırmayı tercih etmişlerdir.

Sadece bu alanda çalışmayı tercih eden cerrahlar dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de pankreas cerrahisinin düşük risklerle yapılmasını sağlamaktadırlar. Bu konuda yapılan çok sayıda çalışmada pankreas cerrahisinde deneyimli cerrahi merkezlerin elde ettiği sonuçlar ile deneyimsiz merkezler arasında önemli farklar vardır.

Pankreas ameliyatları çok çeşitlilik göstermektedir. Tüm cerrahi girişimler aynı zorluk derecesinde değildir ancak genel cerrahinin en karmaşık ve zorlu cerrahi girişimide pankreasla ilgilidir.

Pankreatikoduodenektomi

Whipple ameliyatı olarak da adlandırılan bu işlem geçmişteki kötü ününü günümüzde deneyimli merkezlerin elde ettiği sonuçlarla silmiştir.

1930’lu yıllarda Amerikalı cerrah AllenWhipple tarafından klinik kullanıma sokulan bu girişim günümüzde pankreas kanserlerinin cerrahi tedavisinde yoğun bir şekilde kullanılmaya devam etmektedir.

O yıllarda %30 düzeyinde olan ameliyat sonrası yaşamı kaybetme oranı günümüzde deneyimli merkezlerde %2’ler düzeyine inmiştir. Ancak hala bu konuyla özel olarak uğraşmayan merkezlerde bu oran %15’ler düzeyindedir. Safrakesesi, fıtık ameliyatı sonrası bu oran %0, 01 düzeyindedir.

Whipple ameliyatı çoğu kez pankreas kanseri için gerçekleştirilir. Ancak birçok iyi huylu hastalıkta da kullanılmaktadır. Kronikpankreatit, pankreas kistleri özellikle de İPMN bu ameliyatın sıklıkla uygulandığı durumlardır.

Klasik Whipple’da midenin bir kısmı, 12 parmak bağırsağı ve ince bağırsağın bir kısmı, pankreasın başı, safra yolunun bir kısmı ve safra kesesi çıkartılır.

Mide, pankreas ve safra yolu ince bağırsakla ağızlaştırılır. Pilor koruyucu Whipple’da ise mide çıkartılmaz, oniki parmak bağırsağının bir kısmı korunarak ameliyat gerçekleştirilir.

Her iki ameliyatın uzun dönem sonuçları arasında bir fark yoktur.

Whipple ameliyatı pankreas kanseri için gerçekleştiriliyorsa bazen tümörün yeri ve uzanımı nedeniyle bazı damarlarla (süperior mesenterik, portal ven) ilgili girişim de gerekebilir. Tümörün bu damarlarla ilişkili olması ameliyata engel değildir ancak bu durum ameliyatın zorluğunu arttıran bir faktör olduğundan bu konuda deneyimli cerrahların varlığını gerektirir.

Ortalama hastanede kalış süresi 7-10 gündür. Merkezlerin uygulamalarına ve ameliyat sonrası yaşanan problemlere göre değişen bir yoğun bakım süresi vardır.

Her cerrahi girişimden sonra görülebilen yara iltihabı, akciğerle ilgili problemler gibi sorunlar bu ameliyat sonrası da görülebilir. Whipple ameliyatına özel sorunlar denildiğinde iki ana problem vardır.

Mide boşalmasında gecikme ve pankreas anastomoz kaçağı.

Mide boşalmasında gecikme kendisini kusma veya nazogastrik denilen burundan sokulan ve ucu midede sonlanan bir sondanın çekilememesi olarak gösterir.

Midenin içindeki sıvıları çeşitli nedenlerle boşaltamaması olarak nitelendirilebilecek olan durum hastanın yaşamını tehdit etmekten çok hastane yatış sürecini uzatır.

Genel olarak tedavi nazogastrik sondanın bir süre daha tutulmasını gerektirir.

Pankreas anastomoz kaçağı pankreasla ince bağırsak arasında oluşturulan yeni yoldan pankreas sıvılarının karın içine sızmasıdır. Whipple sonrası %15-20 oranında görülür. Çoğunluğu ameliyat sırasında konulan drenin uzun süreli kalmasıyla tedavi edilir. Ancak bir kısmı hastanın yaşamını tehdit edici problemlere neden olabilir.
Whipple Whipple

Distal pankreatektomi pankreasın gövde ve kuyruk kısmının çıkartılmasıdır. Pratikte pankreas baş kısmının solunda kalan pankreas dokusunun boyutunu bakmaksızın çıkartıldığı her cerrahi girişime bu ad verilir. Hem kanser cerrahisinde hem iyi huylu tümörlerde kullanılır.

Eğer pankreas kanseri (adeno ca) için yapılacaksa dalak da pankreasla birlikte çıkartılır. Bunun nedeni pankreas gövde ve kuyruk bölümünün lenf drenajı pankreas kuyruğu ile dalak arasındaki alandadır.

Kanser cerrahisinin temel prensiplerinden olan tümörün drene olduğu lenf bezlerinin çıkartılması gerekliliği nedeniyle dalak da pankreasla birlikte çıkartılır. Başka nedenlerle yapılan distal pankreatektomilerde dalak korunmaya çalışılır.

Ancak dalağın atar ve toplar damarı pankreasla yakın komşuluk gösterdiği için dalağı korumak herzaman mümkün olmayabilir.

Distal pankreatektominin komplikasyonları arasında en sık ve bu ameliyata özgü olanı pankreas fistülüdür. Pankreasın bir kısmı çıkartıldığında pankreasın bağırsağa salgıladığı sıvının geçtiği kanalları da kesmek gerekir. Kalan pankreasın uç kısmı ya dikişle yada stapler denilen otomatik dikiş atma aletleriyle kapatılır.

Ancak sindirim enzimleri içeren pankreas sıvısı dikişlerin arasından sızarak ameliyatta konulan drenle dışarı gelir. Bu sızıntı birkaç günle sınırlı olmazsa ve hastanın dreninden gelmeye devam ederse bu durum pankreas fistülü olarak adlandırılır. Drenle kontrollü olarak bu sıvı dışarı alınırsa hastaya bir problem yaratmaz.

Ancak drenin uzun süreli kalması gerekebilir.

Distal pankreatektomi sonrası ölüm oranı çok düşüktür. Son yıllarda bu ameliyat daha fazla sayıda laparoskopik (kapalı) yapılır hale gelmiştir.

Kronik Pankreatit Cerrahisi

Kronik pankreatit de cerrahi tedavi gerektiğinde seçenekler birden fazladır.

Pankreas başında iltihabi kitle olduğunda, safra yolları ve/veya duodenum tıkanıklığı olduğunda tercih edilen girişim uzun yıllar Whipple ameliyatı olmuştur. Halen de Whipple zaman zaman bu amaçla kullanılmaktadır.

Ancak Whipple ameliyatının riskleri kronik pankreatit gibi iyi huylu bir hastalıkta bazı hastalar için yüksek olmaktadır. Bu nedenle başka bazı cerrahi yöntemler önerilmiştir.

Pankreas kanalı kronik pankreatit de hem gelişen iltihabi darlıklar hem de kanal içi taşlar nedeniyle genişler.

Pankreas başında iltihabi kitlesi olmayan ancak genişlemiş pankreas kanalı bulunan hastalarda pankreas kanalı ile ince bağırsak arasında yeni bir yol oluşturulur. Bu ameliyat modifiye Puestow olarak adlandırılır.

Komplikasyon oranı son derece düşük olan bu girişimin ağrı şikayetini geçirme oranı %80’lerdedir.

Pankreas başında iltihabi kitlesi olan hastalarda bir diğer seçenek de pankreas başının kısmen çıkartıldığı, on iki parmak bağırsağının korunduğu Beger, FRY ameliyatlarıdır.

Kronik Pankreatit Kronik Pankreatit Kronik Pankreatit

Источник: https://www.pankreas.com.tr/tr/pankreas-hastaliklari/pankreas-cerrahisi

Pankreas Kanseri Ameliyatı Riskleri Nelerdir ?

Pankreas Kanserinde Whipple Ameliyatı

En hızlı yayılan ve kanser türleri arasında en tehli olan pankreas kanseri diğer kanser türleri gibi çok sinsi bir hastalıktır. 45 yaşın altında ve alkol, sigara kullanan insanlarda görülme sıklığı daha çok olan pankreas kanseri kilolu insanlarda ve diabet hastası olan insanlarda da oldukça yaygındır.

Kansere bağlı vakalarda meydana gelen ölümler arasında pankreas kanseri ilk sıralarda yer almaktadır. Pankreas kanserine yakalanma oranı ülkemizde %3tür.

Çok hızlı yayılan pankreasta bulunan kötü huylu tümörler insan sağlıcı için önem teşkil ediyor.

Cerrahi operasyonlar, medikal tedaviler ve radyasyon tedavileri kişilerin yaşam kalitelerini arttırsa da, ilerleyen evrelere gelmiş bir pankreas kanserini tedavi etmek çok da kolay olmuyor ve hatta birçok vaka ölümle sonuçlanıyor.

Pankreas Kanserinde Cerrahi Müdahalenin Rolü

Erken dönemlerde cerrahi müdahale ile önüne geçilebilen pankreas kanserinin geç evrelerinde tedavisi pek de mümkün değildir. Pankreas kanseri çok hızlı yayıldığı için diğer hücre, doku ve organları ele geçirmesi çok das uzun zaman almamaktadır. Pankras kanseri hastalarının sadece %20’si cerrahi müdahale ile kurtarılabilmektedir.

Pankreas kanserinin çok hızlı yayıldığını belirten araştırmacılar cerrahi müdahaleye maruz bırakılamayan hastaların ağrı kesiciler ve yaşam kalitesini arttırmak amacıyla diğer medikal tedavilere yöneldiklerini belirtmişlerdir. Pankreas kanserinin diğer doku ve organlara yayıldığı vakalarda hastanın ortalama ömrü 3 ile 6 ay arasında değişmektedir.

Pankreas kanserinin en başarı gösteren tedavi yöntemi cerrahi müdahaledir. Yalnız unutulmamalıdır ki kanserli doku diğer doku ve organlara sıçramamış olması temel niteliktedir. Hastaların uygulanacak olan cerrahi müdahaleye uygunluğu tümörün konumuna ve çevre organlarla ilişkilerine bağlıdır.

Bazı durumlarda vücuttan çıkarılan tümörlü dokunun haricinde önemli birkaç damar da vücuttan çıkarılması gerekmektedir. Bu da cerrahi müdahaleden sonraki dönemlerde kişinin sağlığını riske atma eğilimindedir.

Pankreas Kanserindeki Riskler

Her ameliyatın ve tedavinin riski olduğu gibi pankreas kanserinde ve tedavilerinde de hayati risk söz konusudur. Pankreas kanserinde kanserli dokuyu vücuttan çıkarmak genel cerrahi müdahalelerinin en zorlu olanlarındandır. Ameliyat sonrası hastlarda ciddi kanamalar meydana gelebilmektedir.

Bu kanamaların önüne geçilmezse hayati risk söz konusu olabilmektedir. Vücutta iyileşmeyen dokulardan meydana gelebilecek kaçaklar kişinin hayatını olumsuz yönde etkiler ve tedavi süreci başarısızlıkla sonuçlanabilir.

Bazı hastalarda da cerrahi müdahaleyle alakası dahi olmayan bazı hastalıklar meydana geldiği gözlenmiştir.

 Pankreas kanseri ameliyatlarında hastanın ameliyat masasından sağ kalkamama durumu göz önünde bulundurularak doktorlar ameliyat öncesinde hastaya var olan tüm riskleri açıklar ve bilgilendirmeyi yapar. Bu da hasta ve hasta yakınlarının hazırlıklı olmasına yardım eder.

Pankreas Kanseri Ameliyatında İzlenen Yol

Ameliyatı planlanmış olan pankreas kanseri hastalarının anestiziyoloji bölümü tarafından da bilgilendirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Ameliyat öncesi kişiye dair bir hazırlık döneminin mevcut olması ve yapılan hazırlıklar cerrahi ekibin işini kolaylaştırmakta ve onlara destek vermektedir.

Pankreas dokusunun kuyruk ve baş bölgesinde bulunan tümörlü dokunun çıkarılması gövdeye oranla daha kolay olduğu için ameliyat riskini de azaltmış bulunuyor. Ameliyattaki en önemli risk ise pankreas dokusunun kesildikten sonra içerisinde bulunan pankreatik sıvının akmasıdır.

Bu cerrahi ekibin istemediği bir durum olmasının yanında oldukça beceri gerektiren bir operasyon olduğunun da altını çizmektedir. Her sağlık kuruluşunda gerçekleştirilemeyen ve yalnızca alanında uzman olan hekimler tarafından yapılması gereken Whipple ameliyatı da yaşama riski açısından önem teşkil etmektedir.

Pankreasın sadece baş kısmında bulunan kötü huylu tümörün alınması işlemi olan bu operasyon kendi içinde oldukça büyük risk taşımakla beraber göz ardı edilemeyen yan etkileri de bulunuyor. Yan etkilerden görülen en sık olanı mide boşalımının gecikmesi durumudur.

Görülen diğer yan etkilerden kaçak gerçekleşmesi de hayati risk oluşturabilmektedir. Tümörlü dokunun alınmasının ardından diğer doku ve organlar ve bu doku ve organları birbirine bağlayan özel-büyük damarlar adeta birbirine yamanır.

Bu işlemin ardından yapılan müdahalenin başarısına göre kaçak ve sızıntılar gerçekleşmektedir. Bu da ardından büyük kanamaları getirir.

Pankreas Kanserinde Tedavi Süreci

Kişinin sağlığının değerli olduğunu anladığı durumlar aslında bu cerrahi operasyonların gerçekleştiği dönemlerdir. Pankreas kanseri tedavileri ve ameliyatları uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.

Operasyon ve tedavi ekibinde onkolog, gastroentorolog, pankreas cerrahı, girişimsel radyolog ve palyatif bakım uzmanı bulunması durumunda operasyon ve tedavinin seyiri oldukça başarılı ilerleyecektir. Tedaviyi zorlaştıran unsurlar arasında sigara, alkol, diabet, aşırı kilo ve stres bulunmaktadır.

Bu maddelerden en az birine sahip olan pankreas kanseri hastasının tedavi sürece hiç de kolay geçmemektedir. Hastaların bu dönemde en çok şikayetçi olduğu husus ile halsizlik ve yorgunluktur.

Vücut direnci kırılan hastalar kendilerini çok  güçsüz hisseder. Bu da onları depresyon eşiğine getirmektedir.

Cerrahi operasyonların riskleri bir kenara aynı  zamanda ruhsal bozukluk riskleri de taşıyabilmektedir pankreas kanseri hastası. Yapılması gereken ise hastanın moralini yüksek tutmak ve ona enerji verici gıdalar vermektir.

Düzenli, dengeli ve sağlıklı beslenme her hastalıkta olduğu gibi pankreas kasnerinde de var olan tüm hayati risklerin önüne geçebilmektedir.

Pankreas Kanseri Ameliyatı Ve Sonrası

Hastalık sürecinde var olan hayati riskler aslında ince bir çizgi üzerindedir. Verilecek olan ani, doğru ve bilinçli kararlar hastanın sağlığına tekrar kavuşmasını sağlayacaktır. Operasyonların riski göz ardı edilmeksizin yaşam şansı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Tedavi sürecinin ardından iyileşme sürecine giren bireylerin söylediği en önemli söz ”Sanki dünyaya yeniden geldim”dir. Ameliyat sonrasındaki iyileşme sürecinde yaşanan olaylar: Pankreasta bulunan kötü huylu tümörün alınmasından sonraki süreçte hastlarda genellikler 4 ile 5 gün arasında taburcu edilmektedir.

Fakat taburcu edildikten sonra sık sık rutin kontrolleri yapılmalıdır. Bu hastalığın tekrarlamamasının önüne geçmek için yapılan bir tedavi yöntemidir. Whipple yapılan hastalar ameliyattan 8-9 gün sonrasında taburcu edilmektedir fakat bu hastalar poliklinik gözlemlerine devam etmek durumundadır.

Patoloji sonuçlarının ardından tıbbi onkolojiden alınan sonuçlar beraber olarak değerlendiriliyor ve uygulanacak olan ek tedavilerin içerikleri, zamanları ve miktarları değerlendirilmektedir.

UNUTMAYIN !

Hastalık sürecinin en önemli özelliği yüksek sabıra sahip olmaktır. Özellikle pankreas kanseri gibi çok hızlı yayılan bir hastalığın ölümcül riskine karşı savaşmak kişinin motivasyonunu ve gücünü görmesini sağlamaktadır. Pankreas tümörünün alınması bir cerrahın gerçekleştirebileceği en zor ameliyatlardandır.

Ameliyat sonrasında gerçekleşen rehabilitasyon sürecinin diğer hastalıklara oranla daha uzun olması ve mümkün olabilecek komplikasyonların ciddiyeti pankreas ameliyatının hem hastalar için hem de hekimler için oldukça zor olduğunu gözler önüne sermektedir.

Durum bu denli riskli ve kritik olunca hastalar ve hasta yakınları gerçekleşecek olan pankreas kanserinin yarar ve zararlarına ilişkin oluşturacakları tabloyu iyice değerlendirip bu doğrultuda bir karar verilmelidir.

Her  hastalıkta olduğu gibi pankreas kanserinin  de kendine özel bazı riskleri mevcuttur. Ölüm riski her zaman vardır fakat gerekli müdahaleler doğrultusunda bu risk en aza indirilmektedir.

Hastaya düşen en önemli görev ise kendinde gördüğü belirtileri hafife almadan derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmasıdır.

Bu şekilde erken evrelerde teşhis edilen pankreas kanserinin tedavisi ilerleyen evrelere göre daha kolay olduğundan oluşabilecek riskler en aza indirilmiş olur. Erken teşhis hayat kurtarır.

Источник: https://www.modanium.com/pankreas-kanseri-ameliyati-riskleri-nelerdir/

Pankreas Kanseri Hastalığı

Pankreas Kanserinde Whipple Ameliyatı

Pankreas Kanseri Hastalığı, gerek teşhisi gerek ise tedavisi ile birlikte oldukça zor bir hastalık olarak göze çarpıyor ve dünyada en ölümcül dördüncü kanser hastalığı olarak biliniyor.

Günümüzde henüz ilaç ile tedavisi mümkün olmayan bu hastalık için cerrahi yöntemler kullanılıyor. Özellikle 60 yaş ve sonrasında gözüken bu hastalıkta erken teşhis büyük bir önem taşır.

Pankreas kanseri hastalığının erken teşhis edilmesi halinde Whipple adı verilen ameliyat doğrultusunda başarılı sonuçlar alınması mümkün.

Pankreas, karın boşluğunda yer almakta olup yaklaşık olarak 15 santimetre uzunluğunda ve çift fonksiyona sahip olan bir tür salgı bezi olup, etrafı karaciğer, dalak, ince bağırsak ve mide ile sarılmış bir organdır.

Endokrin ve ekzokrin adı verilen iki farklı esas görevi olan bu organ, iki farklı hücre grubunu kullanarak bu görevleri yerine getirir.

Ekzokrin mide öz suyunu salgılayarak sindirime yardımcı olur ve yağ, protein ve karbonhidrat üzerinden enerji üretilmesini sağlarken endokrin, insülin ve glikojen sağlayarak kanda yer alan glikozu dengeli bir şekilde tutar.

Pankreas kanseri ise bu organda yer alan hücrelerin kontrolünü kaybederek aşırı çoğalması halinde genellikle enzokrin hücrelerinin bulunduğu bölümde meydana gelir.  Bu bölümde adenokarsinom adı verilen enzokrin tümörü ortaya çıkar. Endokrin tümörü ise oldukça nadir görülmekte olup adacık hücrelerinde başlar.

1. Rezektabl

Pankreas kanserinde urun vücuttan alınması mümkün olup, cerrahi yöntem sayesinde bu hastalığın üstesinden gelinebilir. Cerrahi yöntem sayesinde alınabilen tümör genellikle tekrar nükseder. Pankreas ameliyatının ardından 5-FU ya da gemcitrabine yani gemzar ile birlikte kemoterapi tedavisinin uygulanması ile pankreas kanserinin tekrarı 6 aya kadar geciktirilmiş olur.

2. Bölgesel Olarak İlerlemiş

Pankreas kanserinin bölgesel olarak ilerlemesi halinde dokulara ve kan damarlarına yayılmış olsa dahi diğer organlara sıçramamış olduğu anlamına gelir. Cerrahi müdahalenin mümkün olmayan bu durumlarda bunun yerine tıkanmış olan safra kanalları açılır ya da ince bağırsağa by pass yapılır.

Pankreas kanseri kimi zaman akciğere, karaciğer, karın içine, kemiklere ve hatta beyne dahi sıçrayabilir. Bu durumda yalnızca cerrahi müdahale ya da radyo terapi yeterli olmaz. Geniş alanlara yayılan bu hastalığın üstesinde gelebilmek için genellikle kemoterapi uygulansa da bu yalnızca hastanın yaşam süresini uzatabilmek için yapılır.

4. Tekrarlayan

Pankreas kanseri ameliyatı olan bir kişide, bir önceki yerin yakınlarında hastalığın tekrar nüksetmesi muhtemeldir. Pankreas kanseri hastalığının nüksetmesi eğer daha uzak bir bölümde oluyorsa bu hastalığın kendini ilk olarak karaciğerde gösterir. Enzokrin pankreas kanserinin kendini tekrar etmesi durumunda kemoterapi tedavisi yapılır.

Pankreas Kanseri Neden Olur?

Pankreas kanserinin ortaya çıkış sebepleri tam olarak bilinmiyor olsa da genetik faktörler ve sigara tüketimi bu noktada en büyük risk faktörleri arasında yer alır. Pankreas kanseri için risk faktörü oluşturan nedenlere şöyle bir göz atalım.

  • Pankreas kanserinin oluşumunda her 10 hastadan 3’ünde sebep sigara olarak karşımıza çıkar.
  • Bu hastalığa yakalanma riski yaşlandıkça artar.
  • Sebze ve meyvede yoksun olunan ve protein ağırlıklı beslenilen durumlarda pankreas kanseri riski artar.
  • Vücut kitle endeksi yüksek olan kişilerde risk diğer kişilere oranla daha yüksek olur.
  • Kimyasal maddelere ya da petrole maruz kalan kişilerde bu hastalık görülür.
  • Uzun süre boyunca tedavi edilmemesi halinde kronik pankreatit, pankreas kanserine davetiye çıkartır.
  • Diyabete sahip olan kişilerde bu hastalığın ortaya çıkma olasılığı iki kat fazla olur.

Pankreas Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Pankreas kanserinin ilk aşamalarında herhangi bir belirti ortaya çıkmasa dahi belirtilerin ortaya çıkması halinde tümör artık pankreas ile yetinmemiş diğer organlara da sıçramış olur. Bu tür durumlara ameliyatın başarılı olma olasılığı düşük olur ve hastalık genellikle nükseder. Bu sebeple erken teşhis büyük önem taşır. Düzenli kontrollerin yapılması bu nedenle çok önemlidir.

Bu hastalığın belirtileri arasında kilo kaybı, iştahsızlık bulantı, mide çıkışında görülen ağrı ve tıkanıklık ve ağır gelişen sarılık gibi durumlar kendini gösterir.

Pankreasın baş kısmına yerleşmiş olan kanser hücreleri büyük abdestin oldukça açık bir renkte olmasına sebep olur. Sırta vuran ağrı genellikle bölgesel yayılıma işaret olur.

Hastalık kendisini diyabet, diare ve depresyon olarak da gösterebilir. Bununla birlikte;

  • Varis
  • Kaşıntı
  • Gaz sancıları
  • Şişkinlik
  • Genel olarak halsizlik
  • Kanlı ya da koyu renkli idrar
  • Safra kesesinde ve karaciğerde büyüme
  • İştah kaybı ve kusma
  • Yatay pozisyona geçiş yaparken ya da yemekten sonra karın ağrısı gibi belirtileri görmek de mümkün.

Pankreas Kanserinin Tanısı Nasıl Konur?

Pankreas kanserinin erken safhada belirdi göstermediği için teşhis edilmesi pek mümkün olmayan bir hastalık olarak karşımıza çıkar. Bunda ince bağırsak, mide ve karaciğer gibi organların arasında saklanmasının da büyük bir etkisi bulunur. Pankreas kanserinin belirtileri diğer birçok hastalık ile benzerlik taşıdığı için de tespiti zor olur.

Pankreas kanserinin tespit edilebilmesi için çeşitli testler uygulanır. Kanserin yayılma durumunu da test eden bazı uygulamalar bulunur. Erken teşhis ile birlikte hastalığın bulunduğu evre de tedavi için önemli bilgiler taşır.

Pankreas kanserinde tanı yapılabilmesi için hastaya fiziksel muayene yapılacak, hastanın aile geçmişi incelenecek, pankreatit ya da diyabet gibi hastalıklara sahip olup olmadığına bakılacak, kan testi düşük ya da yüksek çıkan kişilerde bazı doku ya da organlarda billirubin benzeri maddelerin salgılanma durumuna bakılacak, doku, kan ya da idrar örneği ile çeşitli ölçümler yapılacak, CEA ve CA19.9 gibi tümör belirteçleri kullanılacak, MRI yani Manyetik Rezonans Görüntüleme işlemleri ile birlikte karaciğerin iç bulgularına göz atılacak, bilgisayarlı tomografi yardımı ile hastaya ağız ya da damardan kontrast madde verilerek yol göstericilik yapılacak, PET taraması adı verilen ve Pozitron Emisyon Tomografisi olarak bilinen ve genellikle çok olumsuz kanser hastalıklarının tespit edilebilmesi için yapılan uygulamalar kullanılacak, karın ultrasonu ya da endoskopik ultrason ile incelemeler yapılacak, ERCP adı verilen Endoskopik Retrograd Kolanjiopankretikografi ya da PTC adı verilen cilt altı transhepatik kolanjiyografi gibi yöntemler kullanılacak ve laparoskopi ya da biyopsi yapılacaktır.

Pankreas Kanserinin Evreleri

Pankreas kanserine sebep olan hücreler kan, lenf sistemi ve dokular sebebi ile vücuda yayılır.

Lenf kanalları ya da kan damarları sebebi ile asıl kanser hücresi olan ana tümörden kurtularak yayılmaya başlar ve bu şekilde farklı tümörlerin oluşumunu gerçekleştirir. Bu duruma metastez adı verilir.

Metastazik ya da ikincil tümörler ana tümör ile aynı özellikleri taşır. Pankreas kanserinin evreleri, tedavisi konusunda büyük önem taşır. Şimdi onlara bir göz atalım.

0. Evre: Bu evrede herhangi bir yayılma görülmemiş ve kanser henüz tek katman hücreleri ile sınırlı olur. Bu yüzden de ne çıplak gözle ne de görüntüleme testleri ile tespit edilebilir.

Evre 1: Kanserin ilk aşamaya geçmesi ile birlikte büyüme başlar. Pankreas ile sınırlı olan kanser 2 ya da 2 santimetreden büyük olur. Bunlara sırası ile 1A ve 1B evreleri adı verilir.

Evre 2: Pankreas kanseri, lenf bezlerinin yakının yaklaşır ya da pankreas dışında da büyümeye başlar.

Evre 3: Pankreas kanseri bu evre ile birlikte daha da geniş bir yayılma gösterir. Tümör yakınlarda yer alan sinir ve ana damarlara yayılsa da metastaz görülmez.

Evre 4: Bu evre ile birlikte pankreas kanserinin karaciğer gibi uzakta olan organlara da yayıldığı görülür.

Pankreas Kanserinin Tedavisi Nasıl Yapılır? 

Pankreas kanserinin tedavisinde cerrahi ameliyat, radyoterapi ya da kemoterapi uygulanır. Bu hastalığın tedavi edilebilmesi için kimi zaman radyasyon onkolojisi, gastroenteroloji, tıbbi onkoloji ya da cerrahi gibi bölümler bir araya gelir.

Pankreas kanserinde hastalar genellikle kanserin erken yayılması ya da bölgesel olarak dağılımı sebebi ile ameliyata uygun olmaz.

Sarılık gibi tıkayıcı semptomlar ile ağrının giderilebilmesi için bu kişilere ameliyatlar yapılsa da bu ameliyatlar yalnızca hastanın daha rahat bir yaşam sürmesini sağlarken yaşam süresini uzatmayı başaramaz.

Hastalar genellikle diğer hastalıklara da bağlı olarak 3 ile 6 ay arasında ömre sahip olurlar. Bölgesel olarak yayılan hastaların ömrü ise 6 ile 10 ay arasında kalır.

Pankreas kanseri ameliyatları oldukça zorlu ameliyatlar olduğu için hem uzman bir cerraha hem de tüm gereklilikleri karşılayabilecek olan bir hastaneye ihtiyacınız olur.

Whipple ameliyatı ile birlikte 12 parmak bağırsağı, safra yolları ve pankreas başında yer alan tümörler giderilebilir. Whipple ameliyatı sayesinde birbirine yakın olan bu organlar temizlenir. Bu ameliyat esnasında mide kapağı adı verilen ve sisteme Pilor Koruyucu Whipple operasyonu yapılarak bölge korunmaya çalışılır.

Ameliyatın başarılı bir şekilde geçmesinin ardından ise geriye sindirim şikayetinden eser kalmaz. Bu ameliyat ile birlikte midenin neredeyse yarısı, pankreasın baş bölümü ve 12 parmak bağırsağının tamamı ile safra yollarının kanserli hücreye komşu olan bölümleri alınır.

Bu operasyon ile birlikte tüm bu organların birbirleri ile eski fonksiyonlarına sahip olarak çalışmaya devam etmeleri de sağlanmış olur.

Soru: whipple ameliyatı…pankreas kanseri, whipple ameliyatı,

Pankreas Kanserinde Whipple Ameliyatı

Soru:

Merhaba, ben babamın hastalığı hakkında bir soru sormak istiyorum. Babam 58 yaşında sarılık kaşıntı ve akıntıda renk koyuluğu kan belirtileriyle doktora gitti, tabii kilo da vermişti ve safra yolunda tümör olduğu belirtilerek ne kadar erken hareket edilirse o kadar iyi olunacağı söylendi.babamın yıllar öncesinden safra kesesi zaten geçirdiği ameliyatla alınmıştı.

biyopsi yapıldı ameliyattan önce ancak anlaşılamıyordu başka yerlere gönderildi yine tespit edilemedi, zaman aleyhimize işlediğinden hemen karar almamız gerekiyordu ve doktorumuz çok tecrübeli uzman bir doktordu, whipple ameliyatına girdi doktor ameliyatta parça alarak biyopsiye gönderdi.

geç kalınmaması için ameliyat yapılmasını öneren doktor ameliyat bitiminde çok başarılı bir ameliyat olduğunu tümörün tahmin ettiği gibi çok küçük olduğunu ve tertemiz aldığını söyledi. erken teşhis olduğunu belirtti. ameliyatta mideden bir kısmı pankreasın bir kısmı ve onikiparmak bağırsağı alınmıştı.

1gün yoğun bakımda kaldıktan sonra odaya çıkarıldı, nefes alış-verişleri çok zorluyordu,çok rahatsız oluyor uyuyamıyordu hiç.birkaç gün sonra ateşlenme başladı ve çok fazla yükseliyor babam boğazında vs. bulunan kabloları çekmeye çalışıyordu,kendini kaybediyordu nerdeyse. bu ateşlenmeler üzerine yeniden yoğun bakıma alındı.

safranın içeriye akmasından kaynaklanan bir durummuş ve çok tehliymiş. müdahale edilmeseydi kötü sonuçlar doğururmuş. baya, 2ay gibi bir süre hastanede yattı. karnının 2 yanından hortumlarla safranın dışarı akımı sağlanıyordu. evde de pansumanla süreç devam etti, hortumlar çıkarıldı ve toplamda 3ay sürdü böyle .

hareket etmesi gerektiğini söylüyordu doktor, babam da tam dik olmasa da yürüyordu normal günlük hareketlerimiz oturup kalkma vs.yi yapıyordu ,tabi ağrılar yine devam ediyordu ağrılardan rahatsız olduğundan kontrollere gidiyordu devamlı.

doktor göbeğinde fıtık olduğunu ama daha o kadar büyümediğini, biraz daha toparlanınca bir ara yapabilinebileceğini söyledi ve sonra babam göbek fıtığından ameliyat oldu . şimdi 2ayı aşkın ağrısı vardı kontrollerde ağrının takılan stentti galiba tam bilemiyorum onun verdiği zorlamadan olduğunu ve bunun zaten 6aya yakın bir sürede geçen bir şey olduğunu söyledi.

mide doktoru da midedeki ağrısından dolayı endoskopi yaptı ve hafif iltihap gibi göründüğünü söyledi. parça aldı. şu ara kilo kaybı yaşadı, ateşlenme oluyor ve bazı günler sesi gidiyor. bunlar neyin belirtisidir? mide iltihabı için verilen ilaç faydalı olmadı. alınan parçanın sonucunu bekliyoruz. çok korkuyorum ve tedirginim.internetten araştırmalar yaptım.

genelde bu ameliyat sonrasında tedbiren kemoterapi uygulandığı söyleniyor, bu doğru mu? sürece baktığımızda sizce bu bahsettiğim boyutta tedaviler uygun mudur? başka ne yapılabilir? asıl düşündüğüm şey erken teşhis olup temizlenmesine rağmen yine de kanserin yayılma riski var mıdır? mide ağrısı bundan kaynaklanıyor olabilir mi? internette yazan pankreas kanseri whipple ameliyatı sonrası yaşam süresi en fazla 5yıldır ve yayılma hızı en fazla olan kanserdir, şeklindeki kaynaklar doğru mudur? Whipple sadece pankreas kanserleri için mi uygulanır? Yani bu ameliyat babamın kesin pankreas kanseri olduğunu mu gösteriyor? Durumun iyi bir tarafı yok mu? şuan ne yapılmalı, iyileşebilir mi? ilk başta biyopsinin anlaşılamaması neden kaynaklanıyor olabilir? Lütfen geniş bir çerçevede değerlendirme yaparak sorumu cevaplarsanız sevinirim. sizin gördüğünüz tabloyu belirtir ve açık bir şekilde konuşup bilgilendirirseniz mutlu olacağım. şimdiden teşekkürler…

Cevaplamak için Giriş Yap

Doktor Uye Yorumu

Whipple ameliyatı pankreas kanseri erken safhasında yakalandığı zaman yapılan ve komplikasyon oarnı yani ameliyat sonrası problem yaşama oranı çok yüksek olan bir amaliyat türüdür..

hastalığın seyri ve sonrasında olabilecekler hakkında bilgi verebilmek için ameliyat öncesi yapılan tetkikler ile en önemlisi ameliyatta çıkan patoloji sonuçlarının görülmesi gerekli, ancak ondan sonra daha net bir bilgi verilebilir.

saygılar ve geçmiş olsun acil şifa dileklerimle,

doç dr murat arslan

Bu Soru 5590 kere okunmuştur

x

Doç.Dr. MURAT ARSLAN   

1.7.2010

Whipple ameliyatı pankreas kanseri erken safhasında yakalandığı zaman yapılan ve komplikasyon oarnı yani ameliyat sonrası problem yaşama oranı çok yüksek olan bir amaliyat türüdür..

hastalığın seyri ve sonrasında olabilecekler hakkında bilgi verebilmek için ameliyat öncesi yapılan tetkikler ile en önemlisi ameliyatta çıkan patoloji sonuçlarının görülmesi gerekli, ancak ondan sonra daha net bir bilgi verilebilir.

saygılar ve geçmiş olsun acil şifa dileklerimle,

doç dr murat arslan

Doç.Dr. Ömer Faruk AKINCI   

14.2.2011

Whipple ameliyatı genel cerrahinin önemli ve büyük ameliyatlarından biridir ve sadece pankreas kanseri için yapılmaz. Periampuller bölge tümörleri dediğimiz pankreas, duodenum, ampulla veya koledok alt uç tömrleri için de yapılabilir.

Hatta bazan tanısı konulmayan ancak bu bölgede tıkanmaya yol açan iyi huylu lezyonlar için de yapılabilir. Böyle büyük bir ameliyat yapılacağı zaman öncesinde elde bir biyopsi olması tercih edilir ancak her zaman bu mümkün olmayabilir. Bazan ameliyat sırasında frozen inceleme ile teşhis teyid edilebilir.

Whipple ameliyatından sonra safra kaçağı, karın içi apse, safra fistülü ve yara problemleri gibi problemler nadir değildir. Ancak hastanın yaşam süresi altta yatan hastalıkla ve eğer kanserse, kanserin yeri, tipi, evresi ve hastanın genel durumuyla ilişkilidir. Dolayısıyla bu konuda ancak hastalara spesifik konuşmak doğru olabilir.

Bu ameliyatta normal gastrointestinal sistem anatomisi bozulduğundan gastrit gibi komplikasyonlar, özellikle geç dönemde, sürpriz değildir.

Kanser eğer erken evrede yakalanıp uygun şekilde tedavi edilirse bazan tam kür elde etmek de mümkündür.

Geçmiş olsun. 

SİTE İÇİ ARAMA YAP

  • pankreas kanseri   
  • whipple ameliyatı   

BU KONUDA ANA MAKALELER

Источник: https://saglikdanis.com/mobil/havuzsorugoster.asp?soruid=37284

Whipple Ameliyatı için Ayrıntılı Araştırma | Tüm Sorularınızın Cevabı

Pankreas Kanserinde Whipple Ameliyatı

Whipple ameliyatı ilk kez 1930’larda Allan Whipple tarafından tanımlandı. 1960’larda ve 1970’lerde Whipple ameliyatının ölüm oranı çok yüksekti. Hastaların% 25’i cerrahiden öldü. 1970’lerin deneyimi, bu ameliyatı tavsiye etmekten çekinen bazı doktorlar tarafından hala hatırlanmaktadır.

Bugün Whipple ameliyatı son derece güvenli bir operasyon haline geldi. Seçilmiş birkaç cerrah tarafından bu prosedürlerin çok sayıda uygulandığı üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında, ameliyattan ölüm oranı% 4’ün altında. Çalışmalar, Whipple cerrahisinden gelen iyi sonuçlar için, merkezin ve cerrahın tecrübesinin önemli olduğunu göstermiştir.

Whipple Ameliyatı

Whipple Ameliyatı nedir?

Whipple ameliyatı sırasında pankreastanın başı, safra kanalının bir kısmı, safra kesesi ve duodenum çıkarılır. Bazen midenin bir kısmı da çıkarılabilir. Bu yapıların çıkarılmasından sonra geriye kalan pankreas, safra kanalı ve bağırsak gastrointestinal sekresyonları bağırsağa geri yönlendirmek için bağırsağın içine dikilir.

Whipple Ameliyatı nedir

Laparoskopik Whipple Ameliyatı

Laparoskopik Whipple ameliyatı için halen teknikler geliştirilmektedir.

Günümüzde bu prosedür kronik pankreatitli seçilmiş hastalar, kistik tümörler ve pankreasın adacık hücresi tümörleri ile ampuller kanseri olan hastalar için önerilebilir.

Pankreatik adenokarsinoma için laparoskopik Whipple ameliyatı yapılmamaktadır. Whipple ameliyatı bir laparoskopik elle erişim cihazını kullanarak laparoskopik olarak gerçekleştirilir.

Whipple Ameliyatı Ne Zaman Yapılır?

Whipple ameliyatı,

  • Pankreas başı kanseri
  • Duodenum kanseri
  • Kolanjiyokarsinom (safra alt ucunun kanseri)
  • Ampulanın kanseri – safra ve pankreatik kanalın duodenum içine girdiği bir bölge.
  • Whipple operasyonu bazen kronik pankreatit ve pankreas başının benign tümörleri gibi iyi huylu (kanserli olmayan) rahatsızlıkları olan hastalar için de yapılabilir.

Whipple Ameliyatının Sonuçları Nedir?

Whipple ameliyatı için ameliyattan alınan sonuçların hastane ve cerrahın cerrahi operasyonu gerçekleştiren deneyimine bağlı olduğunu göstermiştir.

Bu işlemlerin yoğun olarak yapıldığı hastanelerde Whipple operasyonundan ölüm oranı % 5’in altındadır.

Whipple operasyonunu nadiren gerçekleştiren hastanelerde cerrahi literatürde çok daha yüksek bir komplikasyon oranı ve ameliyattan ölüm oranı genellikle% 15-20 arasında bildirilmiştir.

 Whipple ameliyatı iyileştirecek mi?

Whipple ameliyatı iyileştirecek mi

Pankreas adenokarsinoması için whipple ameliyatından sonraki genel sağkalım ameliyattan beş yıl sonra yaklaşık% 20’dir. Lenf kanseri yayılmayan hastalar% 40 oranında hayatta kalabilir. Tek başına kemoterapi ile tedavi edilen pankreas adenokarsinomalı hastalar için sağkalım beş yılda% 5’ten azdır.

Ameliyat genellikle pankreasın iyi huylu veya düşük dereceli kanserli hastalarda iyileştirici olmaktadır.

Whipple ameliyatından sonra kanserim için başka tedaviye gerek duymayacak mıyım?

Pankreas kanseri olan tüm hastaların ameliyattan sonra kemoterapi ve radyasyon tedavisi almaları önerilir. Johns Hopkins Üniversitesi’nden yapılan son çalışmalar, pankreas adenokarsinomalı hastalar için ameliyata kemoterapi ve radyasyon terapisi ekleyerek hayatta kalma oranının% 10 kadar artabileceğini göstermiştir.

Pankreasın iyi huylu tümörleri ve pankreasın nöroendokrin tümörleri olan hastalar için daha ileri tedaviyi önermiyoruz.

Whipple ameliyatından sonra diyabet olurmuyum?

Whipple işlemi sırasında, pankreasın başı, pankreasın başı kaldırılır. Pankreas dokusu kan şekeri kontrolü için gerekli olan insülini üretir. Pankreas dokusu çıkarıldığında vücut daha az insülin açığa çıkar ve diyabet gelişme riski bulunur.

Deneyimlerimiz, ameliyat sırasında diyabetik olan veya cerrahiden önce diyetle kontrol edilen anormal kan şekeri seviyesine sahip hastaların ameliyattan sonra diyabetin şiddetinin artması ihtimalinin yüksek olmasıdır. Diyabeti bulunmayan ve ameliyat öncesinde kan şekeri tamamen normal olan hastalarda kronik pankreatit yoksa, Whipple ameliyatı sonrası diyabet gelişme olasılığı düşüktür.

Ameliyattan sonra ne yiyebilirim?

Ameliyattan sonra diyetiniz için bir sınırlama yoktur. Bazı hastalar çok tatlı yiyecekleri tolere etmeyebilir ve bunu önlemek gerekebilir.

Whipple operasyonundan sonra hayatım çok değişecek mi? Şimdi yapabileceğim her şeyi yapabilecek miyim?

Whipple ameliyatından sonra yaşam biçiminde kabul edilebilir bir değişimi vardır. Çoğu hasta normal işlevsel düzeylerine geri dönebilir.

John Hopkins Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, 1981-1997 yılları arasında Hopkins’de faaliyet gösteren Whipple operasyonundan kurtarılanların anketlerini gönderdiler.

Anket, fiziksel yeteneklere, psikolojik meselelere ve toplumsal konulara bakan bölümlere ayrıldı; Ek bir bölüm işlevsel yetenekleri ve engelleri değerlendirdi. Skorlar yüzdelik olarak rapor edildi, yüzde 100 olası en yüksek puandır.

Aynı anket, daha sonra, laparoskopik safra kesesi çıkarımı bulunan bir grup sağlıklı bireye ve bir grup hastaya gönderildi.

Johns hopkins’deki bu çalışmanın yanıtları, 188 Whipple hayatta kalanlar, 37 laparoskopik safra kesesi ameliyatı hastası ve 31 sağlıklı bireyden toplandı. Whipple ameliyatında hayatta kalanlar ortalama laparoskopik cerrahi hastalarında 83, sağlıklı insanlarda 86 ile karşılaştırıldığında, fiziksel yaşam kalitesini 79 olarak değerlendirdiler.

Psikolojik sorunlar için, Whipple işleminde hayatta kalanlar, laparoskopik cerrahi hastalarında 82, sağlıklı insanlarda 83 gibi yaşam kalitelerini 79 olarak belirlediler. Toplumsal meselelere bakıldığında, Whipple hayatta kalanlar yaşam kalitelerini 81’e, laparoskopik cerrahi hastalarında 84’ü, sağlıklı bireylerde 83’le karşılaştırdılar.

Bu gruplar arasında istatistiksel olarak bir farklılık yoktu.

Whipple ameliyatından hemen sonra ortaya çıkabilecek komplikasyonlar nelerdir?

Whipple operasyonu cerrahi prosedürü uygulayan cerrahın bu operasyonda sınırlı deneyime sahip olması durumunda komplikasyon gelişme şansı yüksek olan karmaşık bir ameliyattır. Bu cerrahi operasyonla deneyimli cerrahların elinde komplikasyon oranı genellikle çok düşüktür.

Bu operasyondan sonra görülebilecek sorunlar ve komplikasyonlar şunları içerir:

  • Pankreas fistülü: Tümör pankreastan çıkarıldıktan sonra, pankreasın kesme ucu pankreatik suları bağırsağın içine geri götürebilmek için tekrar bağırsağın içine dikilir. Pankreas çok yumuşak bir organdır ve bazı hastalarda bu dikiş çizgisi çok iyi iyileşmeyebilir. Bu gerçekleşirse hastalar pankreatik sızıntıya neden olurlar. Ameliyat sırasında genellikle cerrah karnın arkasında bir drenaj kateteri bırakır. Ameliyat sonrası pankreatik su sızıntısı genellikle bu drenaj kateteri vasıtasıyla vücuttan alınır. Ameliyattan sonra pankreatik sızıntı yapan hemen hemen tüm hastalarda sızıntı kendi kendine düzelir. Bu komplikasyon için hastaların tekrar ameliyat edilmesi nadirdir.
  • Gastroparezizme (midenin felce uğraması): Ameliyattan sonraki ilk beş ila altı gün içinde bağırsak fonksiyonunuz tekrar gelene dek intravenöz sıvı verilir. Bağırsak fonksiyonunuz gittikten sonra cerrahınız açık sıvılardan oluşan bir diyetle başlayacak ve diyetiniz hoşunuza geldikçe düzenli bir diyetle ilerleyecektir.
    Hastaların% 25’ine kadar olan bölümünde ameliyattan sonra midey felç halini alabilir ve ameliyat sonrasında mide değişikliklerine uyum sağlaması normal şekilde çalışması 4 ila 6 hafta sürebilir. Bu dönemde pek iyi bir diyet hoşunuza gitmeyebilir. Eğer bu kategoriye girerseniz cerrahın ameliyat sırasında bağırsağın içine koyduğu küçük bir besleme tüpü yoluyla beslenme sağlayacaktır. Hemen hemen tüm hastalarda ameliyattan sonraki 4-6 haftalık periyot sonrasında mide fonksiyonu normale döner

Whipple ameliyatının uzun vadeli komplikasyonları nelerdir?

Whipple operasyonunun uzun vadeli sonuçlarının bazıları şunları içerir:

  • Mal absorpsiyonu: Pankreas yiyeceklerin sindirimi için gerekli enzimleri üretir. Bazı hastalarda Whipple işlemi sırasında pankreasın bir kısmının çıkarılması bu enzimlerin üretiminde azalmaya neden olabilir. Hastalar çok yağlı iri ishal tipi dışkıdan şikayet ederler. Oral pankreas enzimi takviyesi ile yapılan uzun süreli tedavi genellikle bu sorunun rahatlamasını sağlar.
  • Diyetteki değişiklikler: Whipple ameliyatından sonra hastaların yiyecekleri daha iyi özümlemesi ve şişirilmiş olma ya da dolu olma hissi semptomlarını en aza indirgemek için yemekler arasında daha küçük yemekler ve aperatifler içirmeleri önerilir.
  • Kilo verme: Hastalar, hastalıklarından önce ağırlıklarına göre vücut ağırlığının% 5 ila 10’unu kaybetmeleri yaygındır. Kilo kaybı genellikle çok hızlı bir şekilde dengelenir ve çoğu hasta ilk kilo kaybından az sonra kilolarını koruyabilir ve iyi yapabilir.
    Cerrahıma Whipple operasyonu hakkında hangi soruları sormalıyım?

Whipple ameliyatı çok karmaşık bir ameliyattır ve hastanın evrelendirilmesi ve ameliyatın sonucu cerrahın pankreas kanseri tedavisindeki tecrübesine çok bağlıdır.

Maryland, New York ve diğer yerlerdeki sonuç araştırması çalışmaları, Whipple operasyonunun en iyi sonuçlarının cerrahın bu operasyonla deneyimine bağlı olduğunu önermektedir.

Doktorunuzla açık ve samimi bir tartışma, tedavinizle ilgili uygun seçimler yapmanıza yardımcı olabilir. Aşağıdakiler, bu sorunun bazıları olabilir:

  • Yılda kaç tane pankreas kanseri hastanede ameliyat edilir?
  • Kaç Whipple operasyonunu yaptınız?
  • Yılda kaç tane Whipple operasyonu yapıyorsunuz?
  • Whipple operasyonlarının elindeki komplikasyonlar neler?
  • Kurumunuzdaki ve ellerindeki Whipple operasyonunun ölüm oranı nedir?
  • Geçmişte tedavi ettiğiniz hastaların ortalama hastanede kalış süresi ne kadardır?

Bir önceki yazımız olan Crigler Najjar Sendromu başlıklı makalemizde crigler najjar sendromu tip 1 ve crigler najjar sendromu tip 2 hakkında bilgiler verilmektedir.

Sorularınızı Yorum Bölümünden Sorabilirsiniz …

Источник: https://doktorun.net/whipple-ameliyati/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.