Paratiroid Bezi Hastalıklarının Tanı ve Tedavisi

Tiroid bezi hastalıkları için tanı programları

Paratiroid Bezi Hastalıklarının Tanı ve Tedavisi

Rasyonel tedavi için, tiroid bezindeki morfolojik değişimlerin ve vücutta iyot metabolizmasını düzenleyen tüm bezlerin endokrin fonksiyonunun seviyesinin belirlenmesi gereklidir.

Hastanın muayene programı, temel klinik ve radyolojik sendromlarla uyumlu olmalıdır. Aşağıdaki sendromları ayırt etmek tavsiye edilir:

  1. tiroid bezinin yaygın genişlemesi – diffüz guatr (ötiroid veya toksik);
  2. toksik nodüler guatr (tiroid bezinin toksik adenoması);
  3. tiroid bezinde iyi hacimsel eğitim;
  4. Tiroid bezinde malign volumetrik oluşum;
  5. gipotireoz.

Pek çok durumda, radyonüklid çalışma hiper, AB ve T4 kan konsantrasyonunun artmasına tiroid hormonlarının seviyesinin belirlenmesi ve T3 hipertiroidi özelliğidir radyoimmünoassay kullanarak hipotiroidik durumlarının farklılaşması ile başlar, düşük – hipotiroidizm.

Her şeyden önce, toplam tiroksini belirleyin, yani. Hormonun toplam miktarı (her ikisi de nakil proteini ile ilişkili – TSG ve kanda serbest bir durumda – CT4). Kandaki normal T4 konsantrasyonu 70 ila 150 nmol / l arasındadır. 70 nmol / l'nin altındaki konsantrasyonlar hipotiroidizmi ve 150 nmol / l'nin üzerinde hipertiroidizme işaret eder.

T4'ün ana aktif fraksiyonu bağlanmamış kısmı olduğundan, konsantrasyonunun belirlenmesi tiroksinin aktivitesinin oluşturulması için önemlidir. Sağlıklı insanlarda, kandaki CT4 konsantrasyonu ufaktır, sadece 10-20 nmol / L'dir.

Total tiroksinin belirlenmesinde olduğu gibi, CT4 içeriğinin azalması hipotiroidizmi ve hipertiroidizmde bir artışı göstermektedir.

T3'ün belirlenmesi T4'ten daha az önemlidir. Toplam T3 ve serbest T3 (CT3) belirleyin. Normalde T3 içeriği 1.3-9.5 nmol / L, CT3 3-10 nmol / L'dir.

Uygun değerlerin fazlalığı hipertiroidizmin karakteristiğidir, hipotiroidizmde bir azalmadır.

T4 içeriğiyle ilgili veriler daha güvenilirdir, fakat T3 konsantrasyonunun belirlenmesi, T3 – tirotoksikoz olarak adlandırılan özel bir hipertiroidizmi tanımlamamızı sağlar. Çok nadir değildir – tirotoksikozlu hastaların% 5-10'unda.

Klinik pratikte, normal T konsantrasyonunda, T3 içeriğinde bir azalmanın gözlendiği durumlar vardır. Bu gibi durumlarda, “düşük T3 sendromu” tanısı konmuştur. Çeşitli sistemik hastalıklar, karaciğer ve böbrek yetmezliği malign tümörleri, açlık, yanıklar, geniş cerrahi girişimler altında gelişir.

Tiroid bezinin fonksiyonel durumunu değerlendirmek için, sadece T3 ve T4 içeriğinin değil, aynı zamanda TSH konsantrasyonunun da belirlenmesi önemlidir. Sağlıklı insanlarda 0.36-0.42 µmol / l'dir. Gebelikte, yeni doğanlarda, östrojen ve oral kontraseptif kullanımında TSH düzeyi artmaktadır.

TSH düzeyinde azalma, böbrek hastalıklarında, androjenlerin ve prednizolonun kullanımında gözlenir. Toplam tiroksinin TSH'ye oranının hesaplanmasıyla klinikte özel bir rol edinilmiştir.

T4 / TSG indeksi, nakil proteinlerinin konsantrasyonundaki bir değişimle bile, eu, hipo ve hipertiroid durumlarını açıkça ayırt etmeyi mümkün kılmaktadır. Ayrıca Bunlar arasında diğer yönleri bir dizi sağlanmakta olup “yekpare İndeksi” (AB): Al = (BT) + ST4) / STTG burada ST5 – toplam T3 seviyesi (2.

38 nmol / L x% 100) normalize değeri; CT, total tiroksin seviyesinin normalize edilmiş seviyesidir (90.0 nmol / L x% 100), CTGT tirotropinin normalize edilmiş değeridir (4.46 mE / L x% 100).

Radyoimmünolojik analiz yapmanın imkansızlığı durumunda ve ayrıca intra-tiroid iyot değişiminin durumunu belirlemek için gerekliyse, tiroid bezinin radyometrisi gerçekleştirilir.

Diffüz guatr

Genişlemiş organda bir veya daha fazla düğüm geliştiğinde, bireysel palpe edilebilen düğümler ve diffüz-nodüler guatrın yokluğunda tüm tiroid bezinde yaygın bir artış vardır. Her iki formda da bez fonksiyonu normal, güçlendirilebilir veya zayıflatılabilir.

Diffüz guatrlı radyografilerde, korunan akustik yapıya sahip genişlemiş tiroid bezi ortaya çıkar. Bez dokusunun ekojenitesi genellikle azalır, ancak aynı zamanda daha kaba yapılar ayırt edilir – foliküler yeniden düzenlenmeye karşı bağ dokusu bantları.

Sintigramlar, bezin yaygın bir şekilde genişlediğini doğrular. Bezin kontürleri daima dışbükeydir. Görüntünün artan yoğunluğu tiroid dokusunun artmış fonksiyonu ile gözlenir. Büyük taramalarda, kistler dahil olmak üzere odak oluşumlar sıklıkla tanımlanır.

Tiroiditle bez de büyür, ancak RFP genellikle düzensiz olarak tanımlanmış olsa da, düzensiz olarak dağılır.

Bazen tiroid bezi göğüs kemiğinin arkasında bulunur (“skuamöz guatr”). Bu guatrın gölgesi radyografilerde ve özellikle tomografilerde görülür. Sintigramlar, mediastende tümör oluşumundan ayırt etmemizi sağlar.

[1], [2], [3], [4], [5], [6], [7], [8]

Toksik nodal guatr

Tiroid bezinin nodüler lezyonları ile çalışmanın sonografi ile başlaması önerilmektedir. Ultrason taraması bezdeki düğümlerin varlığını doğrulayabilir, makromorfolojik yapılarını belirleyebilir, kistlerden ayırt edebilir. Nodal formasyonlarının bir sonraki aşaması sintigrafidir.

Nodal formasyonlarının çoğu, toksik adenom haricinde, sintigrafide RFP biriktiren bir defekti – “soğuk” bir odağa sahiptir. “Sıcak” odağın substratı genellikle toksik bir adenomdur – tirotoksikozun klinik tablosunun gözlendiği iyi huylu bir oluşumdur. Tiroid bezinin toksik adenomu, tiroid dokusunun fokal hiperplazisidir.

Sonografide, sintigrafilerde “sıcak” odağı belirleyen, tek bir, açıkça alıntılanan ve azaltılmış ekojeniteye sahip bir düğüm olarak tanımlanır. Bu durumda, bezin kalan bölümleri RFP biriktirmez veya onlar içinde çok küçüktür.

Toksik adenomun kanıtı stimülasyon testidir: tirotropinin sintigrafiler üzerinde uygulanmasından sonra, tiroid bezinin diğer tüm parçalarının bir görüntüsü ortaya çıkar.

Sıklıkla, toksik bir adenom ile, bir “bastırma” testi de kullanılır. Tiroid bezi ve adenomun işlevinin, kan – tirotropin içinde dolaşan hipofiz hormonunun konsantrasyonuna bağlı olup olmadığının belirlenmesini sağlar. Bu amaçla hastaya tiroid hormonları verilir – T3 veya T4.

Eğer bezin ve düğümlü eğitimin işlevi, hipofiz bezine bağlıysa, tekrarlanan sintigramlarda, RFP birikiminde% 50'ye varan bir azalma vardır. Aynı zamanda toksik adenom dahil olmak üzere otonom olarak işlev gösteren düğümler, tiroid hormonlarının uygulanmasına tepki vermez.

Benign nodal eğitimi

Tiroid bezinde çeşitli benign formlar vardır: kistler, adenomlar, belirli kolloid guatrlı düğümler, sınırlı tiroidit alanları, skar alanları.

Bunların hepsi, sintigramlarda RFP'nin çok zayıf bir şekilde birikmediği veya birikmediği alanı belirler; “Soğuk” bir düğüm. Radyonüklid araştırmasının sonuçlarına dayanarak, kökenini kurmak zordur ve bazen imkansızdır.

Bu durumda tanı klinik veriler, sonografi ve biyopsi sonuçları ile desteklenir.

Yapının yapısı gereği benign lezyonlar solid, kistik ve karışık olarak ayrılır. Katı bir düğüm, yoğun bir dokudan oluşur, kistik, sıvı içerikli bir oyuktur ve karma bir tanesi hem yoğun dokuları hem de kistleri içerir.

Sonogramlar tüm kistik oluşumları hemen belirlemenizi sağlar. Kist, düz konturlu yuvarlak veya oval gövdeli olarak tanımlanır ve düzgün eko-negatif etkiye sahiptir. Foliküler adenom, bazı yapısal heterojenlik ile birlikte düzenli ekojenitenin düzenli yuvarlak formunun oluşumuna benzer.

Adenomun ana hatları genellikle eşittir, içindeki yoğun alanlar artmış ekojenite ile belirlenir; Bu gibi durumlarda, ekojen çevresindeki tiroid dokusunun peri-düğüm ödemi nedeniyle azalan bir bant görülebilir.

Sınırlı tiroiditli “Soğuk” odak, bulanık dış hatları ve iç kısımdaki küçük ek yapıları olan düşük ekojeniteye sahip bir alan sağlar.

[9], [10]

Malign hacimsel eğitim

Tiroid bezinde bir kanser düğümü genellikle bekardır. Sintigramlarda genellikle “soğuk” bir ocak olarak görünür. Ultrason resminin, tümör yapısına bağlı olarak değiştiği için yorumlanması kolay değildir.

Çoğu zaman, sonogramlarda, oldukça net, ancak düzensiz konturlarla düşük eko-molarite bir düğüm görüyorsunuz. Bununla birlikte, artmış ekojenisiteye sahip tümörler vardır. Düğümün görüntüsü üniform değildir: arka planında farklı ekojenite alanları vardır. Tümör çevresinde eko-negatif kenar yoktur.

Bunun yerine, kısa çizgiler veya odaklar şeklinde çok küçük kalsifikasyonlar genellikle düğümün çevresi çevresinde görülür.

Gipotireoz

Hipotiroidizmin dört şekli vardır: birincil, ikincil, üçüncül, iyot eksikliği. Primer hipotiroidizm ile birlikte, hipofiz bezinin tirotropik fonksiyonu azaltılarak tiroid bezinde hormon oluşumu bozuldu. Tersiyer hipotiroidizm hipotalamusun baskısından kaynaklanır. Son olarak, iyot eksikliği hipotiroidizm, gıda ve suda yetersiz iyot içeriği ile gelişir.

Primer ve sekonder hipotiroidizm ayırıcı tanısında tyroliberin ile yapılan bir çalışma çok önemlidir. Kandaki tirotropin seviyesinin iki katı gerçekleştirildiğinde – hızlı intravenöz tiroliberin enjeksiyonundan önce ve 30 dakika sonra. Hipofiz bezinin normal işleyişi durumunda, tyroliberin konsantrasyonu% 15 artar.

Paratiroid adenomu

Paratiroid bezleri vücutta tüm kalsiyum metabolizmasını kontrol eder. Bir ya da her iki bezin hiperfonksiyonu primer hiperparatiroidizme yol açar. Kandaki paratiroid hormon seviyesi radyoimmün yöntemle belirlenir.

Bu, X-ışını paternleri tarafından tespit edilen kemiklerdeki değişikliklerin ortaya çıkmasından önce hiperparatiroidizmin kurulmasını mümkün kılan çok hassas bir reaksiyon. Olguların yaklaşık% 80'inde hiperparatiroidizm, tek paratiroid adenomunun gelişimi ile ilişkilidir.

Sekonder hiperparatiroidizm genellikle kronik böbrek hastalıklarında her iki bezin hiperplazisi ile açıklanır.

Radyasyon tanısı alanında bir uzmanın ana görevi paratiroid adenomunun saptanmasıdır. Bu sonografi, bilgisayar veya manyetik rezonans görüntüleme ve sintigrafi kullanılarak yapılabilir.

Sonogramlarda tipik bir adenom iyi tanımlanmış ve düşük ekojeniteye sahip bir görüntü vermektedir. Tiroid ve ortak karotis arterin posterolateral kenarı arasında tanımlanır. Adenomanın boyutu genellikle 1.5 cm'ye kadardır.

Adenomun radyonüklid tespiti için 99m Tc-perteknetat verilmelidir . Perteknetatlı sintigrafik görüntü, talyumlu bir dizi sintigramda elde edilen görüntüden “çıkarılır”.

Paratiroid bezlerinin artan işlevi, başta kalsiyum olan mineral metabolizmasının bozulmasına yol açar. Hasta hiperparatiroid osteodistrofi (Recklinghausen hastalığı) geliştirir. Parlak bir radyolojik resme sahiptir.

Düzenli radyografilerde sistemik osteoporoz belirlenir. Kademeli olarak, kemiklerin kortikal tabakasının demeti ve incelmesi ona katılır. İskeletin farklı bölgelerinde tek ve çok sayıda kistin ortaya çıkışı.

Çoğunlukla böbreklerdeki taşların gölgeleri arasında ayrım yapmak mümkündür.

[11], [12], [13], [14], [15], [16], [17], [18], [19], [20], [21], [22], [23], [24]

Источник: https://tr.iliveok.com/health/tiroid-bezi-hastaliklari-icin-tani-programlari_85043i15991.html

Tiroid Bezi Hastalıkları

Paratiroid Bezi Hastalıklarının Tanı ve Tedavisi

Tiroit bezi hastalıklarından bahsetmeden önce bu hastalıkların daha net bir şekilde anlaşılabilmesi için tiroit bezine bakmak gerekir. Tiroit insan vücudun da kelebek biçiminde yer alan bir organdır. En önemli özelliği ise salgıladığı hormon ile birlikte vücutta buluna birçok işlevi düzene sokmaktadır.

Tiroit bezinin eksik olması veya fazla olması durumunda ise çok ileri derecede ciddi şikayetlere ve rahatsızlıklara neden olmaktadır. Burada bilinmesi gereken ise tiroit bezi hastalıklarında kadınlarda erkeklere oranla daha fazla rastlanılmaktadır.

Bu sebep ile genel olarak vücudun daha iyi bir şekilde ayakta durabilmesi için tiroit bezinin işlevlerini oldukça normal düzeyde yerine getirmesi gerekir.

Bunun nedeni tiroit hormon ve bezlerinin çalışmasında herhangi bir dengesizlik veya düzensizlik olursa vücudun diğer organlarının da çalışma sisteminde dengesizlik meydana gelmektedir. Ayrıca kişinin yaşam olarak da kalitesi düşmektedir.

Tiroid Bezi Nedir?

Burada tiroit isminin latince bir kökenden geldiğini bilmek gerekir. Bezler savaşlarda kullanılan kalkanlara benzediği için bu isim verilmiştir. Bu neden ile bazı tıbbi sözlüklerde aynı zamanda kalkan bezi olarak geçmektedir. Aynı zaman da bundan öte şeklinin bir kelebeğe de benzediği ifade edilmektedir.

Tiroit bezi için boyun kısmına önden baktığınız da alt çenenin altında yer almakta olan ve yine erkeklerde daha belirgin bir biçimde ortaya çıkan Adem elması adı verilen kıkırdak çıkıntının hemen altında bulunmaktadır. Soluk borusunda her iki yönde veya kısmen ön tarafında bulunan bir organ olarak bulunmaktadır.

Soluk borusunun iki yanına yerleşmiş olan kısmına sağ ve sol parça veya sağ lob ile sol lob adını almaktadır. Burada unutulmaması gereken tiroit bezinin bir iç salgı bezi olduğudur. İşlevi T3 ve T4 olarak adlandırılan hormonların salgılanması ve bunların kana karışmasını sağlamaktır.

Burada kanda yeterli bir seviyede bulunması gereken bu hormonların görevi ise vücudun metabolik olarak tüm işlevlerini düzenlemesi ve yerine getirilmesini sağlamaktır.

Tiroid Bezi Hastalığı Çeşitleri

Tiroit hastalıklarına bakıldığında ise çok farklı şekilde sınıflandırıldığı görülmektedir. Bunun nedeni ise hastalıkların zaman içerisinde birbiri ile aynı olabilmesidir. Bu hastalıklar iyi ve kötü huylu olarak iki sınıfa ayrılmaktadır.

İyi Huylu Tiroid

İyi huylu olan tiroit hastalıklarına bakıldığında şunlar ifade edilebilir. Burada birinci grup olarak karşımıza tiroit bezinin fazla seviyede büyümesi karşımıza çıkmaktadır. Tiroit bezinin bu büyümesi olayına ise guatr denmektedir. Bu büyüme ise tiroit bezinin bir veya birkaç bölgesinde içe veya dışa dönük olarak karşımıza çıkmaktadır.

İçe veya dışa doğru yumrulaşma ya da tomurcuklanma olarak görülmektedir. Yumrulaşan kısma ise nodül denmekte ve bu şekilde oluşan hastalığa da nodüler guatr adı verilmektedir. Tek bir nodül içerenlere tek nodüllü guatr birden fazla nodül içerenlere çok nodüllü guatr denmektedir.

Yine göğüs boşluğu veya içine doğru oluşan guatr hastalığı da görülmektedir.

İyi huylu hastalıkların bir diğeri ise tiroit bezinin işevsel olarak bozulması durumudur. Bunun başka şekilde ifade edersek tiroit fazla çalışırsa fazla çalışmaya bağlı hastalık durumu az çalışırsa yine az çalışmaya bağlı olarak hastalık durumu ortaya çıkmaktadır.

burada fazla çalışma durumu zehirli guatra veya hipertiroidi olarak da bilinmektedir. Az çalışma durumunda ise yine az çalışmaya bağlı hastalık veya hipotiroidi adı almaktadır.

Guatralı hastaların birçok kısmında işlevsel bozukluk olmaz iken yine bazılarında ise işlevsel olarak ve guatr beraber görülmektedir.

Üçüncü grup iyi huylu hastalığa bakıldığında ise tiroit bezlerinin iltihaplanması durumu denmektedir. Burada bilinmesi gereken bunların bazılarında aynı anda guatr da görülebilmektedir.

Yine Haşimato olarak bilinen tiroit bezinin otoimmün bir diğer değişle koruma mekanizmasının tiroit bezi tarafından bir başka şekilde tanımlanması hastalığıdır.

Yine üçüncü grupta tiroit bezinin işlevsel bozuklukları daha çok görülmektedir.

Nodülsüz Guatr

Bu guatr hastalığının nedenlerine bakıldığında ise tiroitin vücut için yeterli miktarda hormon üretememesi durumunda ortaya çıkması durumunda oluşmaktadır. Bu durumda beyin tarafın tiroit bezi hücreleri daha fazla hormon için uyarılmakta ve tiroit bezi daha fazla hormon üretmek için bölünerek çalışmaya başlar.

Nodüler Guatr

Beyinden tiroit bezine gelen uyarılar sonucunda tiroit bezi içinde ki bazı hücreler daha fazla uyarı algılar bunun bağlı olarak ise daha fazla hormon üretimi için çoğalırlar. Çoğalma sonucunda ise nodüller oluşmaktadır.

Tiroit nodülün önemi ise çok rastlanmakta olsa dahi bunların yüzde dördü ile yüzde yirmilik kısmının kanser riski taşımasıdır. Burada bilinmesi gereken çok fazla nodül olan guatr da kanser riski daha düşük olarak karşımıza çıkmaktadır.

tek bir nodülün sert ve çevresine yapışık olması ile birlikte kanser riski ortaya çıkmaktadır.

Kötü Huylu Tiroid

Tiroit bezi hastalıklarının bir diğer grubu ise kötü huylu olanlarıdır. Bunlara direkt olarak tiroit kanseri adı verilmektedir. Burada anlaşılması gereken tiroidin temel yapısında bulunmakta olan hücreler de ki kanser durumu ortaya çıkmaktadır.

Dört tip olarak tiroit kanseri bulunmaktadır fakat en sık görülenler ise papiller ve folliküler tiroit kanserleridir. Guatr hastalığına bakmak gerekirse tiroit bezinin büyümesi olarak tanımlamak gerekir. Değişik olarak görülmektedir.

Nodülsüz olan guatr da her iki tarafta ki bezde büyümüştür.

Nodüler olarak görülen guatrda ise her iki yönde ki guatr da büyüme görülür ve iç kısımda birden fazla nodül karşımıza çıkmaktadır. görünüm olarak ise boğum ve tümseklerden oluşmaktadır.

Источник: https://www.fatihtunca.com/tiroid-bezi-hastaliklari

Paratiroid Bezi Hastalıkları ve Tedavisi

Paratiroid Bezi Hastalıklarının Tanı ve Tedavisi

Paratiroid bezi tiroit bezlerinin tam olarak arka kısmında yer alır. bu bezler insan vücudunda toplamda 4 adettir. 70 mg ağrılığı bulunan bezler küçüktür.

Paratiroid Bezi Anatomisi

Paratiroid bezi, insan vücudunda bulunan tiroid bezlerinin tam olarak arkasında kalmaktadır ve bu kısma yapışık şekilde durmaktadır. Paratiroid bezi 4 adet bulunur. Bu bezlerin 2 âdeti üst kısımda 2 âdeti de alt kısımda yer almaktadır.

Boyları 6x5x2 mm’ken ağırlıkları en faz 70 mg kadar çıkar. Paratiroid bezleri oldukça küçük bir yapıya sahiptir. Paratiroid bezleri paratiroid hormonu salgılama görevi üstlenmektedir.

Kanda yer alan kalsiyum miktarında düşüklük olursa paratiroid hormonu salgılama yapmaya başlar.

Bu hormon özellikle kemiklere ve böbreklere olumsuz düzeyde etki eder. Hormonun vücutta çoğalmasından kaynaklı olarak kanda bulunan kalsiyum miktarı zaman içinde yükselir. Bu şekilde paratiroid hormonu salgılaması da azalır. Kanda yer alan kalsiyum seviyesi konusunda etkili olan en önemli organ böbreklerdir.

Böbrekler sağlıklı şekilde işlevlerini yaptığı sürece D vitaminin insan anatomisi açısından aktif olmasına olanak sağlar. Bu sayede de paratiroid hormonu daha az salgılanmaya başlar. Paratiroid bezlerinden salgılanan hormon kemikler üzerinde direkt olarak etkilidir.

Kemiklerde yer alan fosfor ve kalsiyumun ayrılmasını sağlayacak olan bir etkiye sahiptir.

Bu hormon ayrıca bağırsaklarda yer alan kalsiyum ve fosfor emilimini arttırmaktadır. Paratiroid bezleri, kanda yer alan kalsiyum seviyesinin düzenlenmesi konusunda önemli bir etkisi bulunan ‘paratiroid hormonu’ üretmek ile görevlidir. Paratiroid bezlerinin salgıladığı hormon aşağıda yer alan olayların üzerinde önemli düzeyde rol oynamaktadır. Bu olaylar;

  • Böbreklerde kalsiyumun tutulması
  • Bağırsaklardan gıda emilmesi
  • Kemiklerden kan dolaşım sistemine kalsiyum sağlanması

Paratiroid Bezi Hastalıkları

  • Paratiroid kanseri
  • Hipoparatiroidizm
  • Hiperparatiroidizm

Paratiroid Kanseri

Paratiroid kanseri paratiroid bezlerinin büyümesi olarak da kısa bir şekilde tanımlanabilir.

Oluşan kanser hücreler bezden hormon salgılanmasının artırımını sağlayarak hiperparatiroidizm sorununa sebep olurlar. Oluşan kanser hücreleri çoğu zaman iyi huylu olarak ortaya çıkar.

Bu tümörlere anedom adı verilmiştir. Oldukça nadir rastlanan bir hastalıktır. Paratiroid kanseri bulguları ve belirtileri;

  • Kas krampları
  • Eklem ağrıları
  • Depresyon
  • Halsizlik
  • Kusma
  • Bulantı
  • Şiddetli karın ağrısı
  • Kaslarda oluşan güçsüzlük
  • Bilinçte yer alan bulanıklık
  • Aşırı düzeyde idrara çıkma

Belirtilerin oluşması ile mutlaka uzman bir doktora başvurmak gerekmektedir. Paratiroid kanseri tedavisinde ise;

Hiperparatiroidizme sebep olan paratiroid kanserinin tek tedavi şekli cerrahi işlemlerdir. Yapılacak olan cerrahi işlemlerin öncesinde bezin olduğu yerin ultrason ve Paratiroid MİBİ sintigrafisi ile tespit edilmesi hem hasta açısından hem de doktor açısından önemlidir.

Nadir bir şekilde de paratiroid kanseri tümörü göğüs kısmının boşluğunda oluşabilir. Bu durumda göğüs kemiğin kesilmesi işlemleri yapılması gerekmektedir. Tiroit kanseri için gerekli olan cerrahi işlemleri uzman olan doktorlar ve sağlık ekipleri tarafından yapıldığı sürece estetiksel açıdan herhangi bir sorun oluşmaz.

İşlem 2 ila 2,5 cm civarında yapılacak olan bir kesi yardımı ile yapılmaktadır.

Hipoparatiroidizm

Bu sorun paratiroid bezlerinin çalışması gerekli olan durumdan daha az düzeyde çalışması sonucundan oluşan hasarlardan meydan gelmektedir. Az çalışmasından kaynaklı olarak kan dolaşımında hormon üretimi azalır ve kanda bulunması gereken kalsiyum seviyesi de azalır.

Kan içinde bulunan kalsiyum seviyelerinin düşmesi sonucunda hastada ellerde ve dudak kenarlarında uyuşmalar oluşmaya başlar. Nadir şekilde de olsa kasılmalara sebebiyet verir.

Hipoparatiroidizm sebep olan nedenlerden bir tanesi de tiroid bezinin çıkarılması için yapılan ameliyatlar esnasında paratiroid bezlerinden birinin çıkarılması ya da bezlerin bu esnada hasar görmesidir.

Hipoparatiroidizme sebep olan etkenler arasında; doğuştan gelen paratiroid bezlerinin yokluğu ve bazı sebeplerden kaynaklı olarak bezlerin yapması gereken işlevleri kaybetmesi de yer almaktadır. Hipoparatiroidizm hastalığı bulguları ve belirtileri;

  • Nöbet geçirme
  • Uyuşmalar
  • Kas kasılmaları
  • Ayaklarda ağrılı kasılmalar
  • Kollarda ağrılı kasılmalar
  • Ellerde ağrılı kasılmalar
  • Yüzde ağrılı kasılmalar

Bu belirtiler en sık ortaya çıkan belirtilerdir ama hastaların genel sağlık durumuna göre belirtiler farklılıklar gösterebilir. Belirtilerden kaynaklı olarak başka hastalıklar ile karıştırılma olasılığı bulunur. Konusunda uzman olan doktorlar ve sağlık ekipleri tarafından yapıldığı sürece herhangi bir sorun oluşturmaz.

Hastalığa tanı koyulabilmesi için hastaların geçmiş hikâyeleri ve fiziki muayenesi yapılmalıdır. Bu işlemlerden sonra paratiroid hormon, fosfor ve kalsiyum seviyeleri ile alakalı olarak testler ve tetkikler yapılır. Düşük seviyede olan paratiroid hormonu, düşük kalsiyum seviyesi ve yüksek fosfor seviyesi bu hastalığa işaret etmektedir.

Hipoparatiroidizm tedavisinde ise;

Bu hastalığın tedavisinde temel amaç kanda yer alan düşük kalsiyumun yerine koyulmasıdır. Acil düzeyde hastalara oluşan kalsiyum ihtiyaçlarında hastaların rahatlaması amacı ile damardan kalsiyum destekli olan iğne yapılır. Bu hastalığa sahip olan kişiler hayatları boyunca D vitamini ve kalsiyum içeren ilaçları kullanmalıdır.

Hiperparatiroidizm

Bu sorun paratiroid bezlerinin çalışması gerekli olan durumdan daha az düzeyde çalışması sonucunda meydana gelir. Çalışması gerekenden daha fazla çalışan paratiroid bezleri gerekenden daha çok paratiroid hormonu üretir ve bu şekilde kan dolaşımında yer alan kalsiyum miktarında artma olur. Hormonun etkisi kemiklerde kemik erimesi sorunu oluşmaya başlar.

Böbrekler tarafından atılacak olan kalsiyum miktarında da artış oluşmaya başlar. Bundan kaynaklı olarak da böbrek taşları oluşmaya başlayacaktır. Bu hastalığa neden olan sebepler arasında paratiroid bezinin büyümesi ve paratiroid bezinde oluşan iyi huylu tümörler yer almaktadır. Genelde böbrek yetmezliği olan kişilerde paratiroid bezi büyümesi meydana gelir.

Hiperparatiroidizm hastalığı bulguları ve belirtileri;

  • Sebebi belli olmayan yüksek tansiyon
  • Sık şekilde böbreklerde oluşan taş ve kum sorunu
  • İnatçı düzeyde olan mide sorunu
  • Geçmeyen mide sorunları
  • Kaslarda oluşan güçsüzlükler
  • Bilinçte meydana gelen bulanıklık
  • Aşırı düzeyde idrara çıkma
  • Halsizlik
  • Kusma
  • Mide bulantısı
  • Karında oluşan ağrılar
  • Hastanın duygularında oluşan karışıklıklar ve bozukluklar
  • Kas krampları
  • Romatizma ağrısına benzeyen eklem ağrıları

Belirtilerin oluşması ile mutlaka uzman bir doktora başvurmak gerekmektedir. Hiperparatiroidizm hastalığı tedavisinde ise;

Hastalığa tanı koyulabilmesi için hastaların geçmiş hikâyeleri ve fiziki muayenesi yapılmalıdır. Bu işlemlerden sonra paratiroid hormon, fosfor ve kalsiyum seviyeleri ile alakalı olarak testler ve tetkikler yapılır. Hiperparatiroidizm hastalığı için gerekli tanının koyulabilmesi için;

  • Paratiroid sintigarfisi
  • Boyun ultrasonu
  • Günlük olarak idrar atılımı takibi
  • Kemik dansitometrisi
  • Kemik röntgeni
  • Kanda kalsiyum seviyesi ölçümü
  • Paratiroid hormonu ölçümü

Tedavi ve tanı koyma aşamasında hastaların genel anlamdaki sağlık durumları, geçmiş hikâyeleri, hastalığın genel durumu, hastanın tedaviye olan uyumu ve hastalıktan doktorun beklentileri önemlidir. Bu hastalığın tedavi seçenekleri arasında cerrahi işlemlerde yer alır. Cerrahi işlemler ile normal seviyeden daha çok çalışmakta olan paratiroid bezinin çıkarılma işlemleri ameliyat ile yapılır.

Источник: https://hormonlarim.com/tiroid-bezi/paratiroid/paratiroid-bezi

Paratiroid Bezi Hastalıkları

Paratiroid Bezi Hastalıklarının Tanı ve Tedavisi

Tiroid bezi kelebek şeklindedir ve boynun ön yüzünde ve alt kesiminde yerleşmiş durumdadır. Görevi beyinden gelen uyarılara uyumlu olarak tiroit hormonlarını üretir. Bu hormonlar insan vücudu için hayati önem arz eder.

Bu hormonlar vücudun ısısının ayarlanmasında ve kalp, beyin ve kas gibi organların çalışması gerektiği ölçüde çalışmasını sağlarlar. Bu nedenle bu hormonların yokluğunda insanın yaşama şansı yoktur.

Tiroid bezi çalışmadığında veya alındığında bu hormonlar dışarıdan ilaç olarak alınmak zorundadır.

TİROİD AMELİYATI HANGİ HASTALARDA YAPILIR?

·        Tiroid kanseri olan hastalara.

·        Tiroid kanser şüphesi olan hastalara.

·        Kanser olmadan da tiroit ameliyatı olabilir

  • Tiroid bezinin ileri derecede büyüdüğü ve çevre yapılara baskı yaptığı zaman
  • Tiroid bezi ileri derecede büyüyüp dışarıdan şekilsel olarak rahatsız edecek düzeye ulaştığı durumlarda.
  • Graves hastalığı denen tiroit bezinin çok çalıştığı hastalarda da bez büyükse tiroit ameliyatı yapılabilir.

TİROİD AMELİYATINDA BEZİNİN NE KADARI ALINIR?

Ameliyatta bezin ne kadarının alınacağı, tamamının mı yoksa bir kesiminin mi alınacağı hastalığın durumuna göre ameliyat öncesinde hastaya bilgi verilerek karar verilir. Tiroit kanserlerinde, graves hastalığında ve her iki lopta çok sayıda nodül varlığında genellikle tiroit dokusunun tamamı alınır.

            Tek taraflı yerleşmiş tiroit nodüllerinde ameliyat esnasında kanser olmadığını kanıtladıktan sonra tek taraflı tiroidektomi yapılıp sağlam olan tiroit lobu geride bırakılabilir. Bütün bu olasılıklar ameliyat öncesinde hasta ile detaylı bir şekilde konuşulur ve kararlar bu şekilde alınır. 

Ameliyat öncesi nasıl bir hazırlık yapılır?

Ameliyattan önce birçok tetkik yapılmıştır ve bu tetkikler doğrultusunda ameliyat kararı verilmiştir. Tiroit ameliyatı öncesi yapılan tetkikler:

  • Tiroid Kan tetkikleri
  • Tiroid ultrasonografisi (USG)
  • Tiroid sintigrafi
  • USG eşliğinde Tiroid nodülünden ince iğne ile parça alınması.

Yapılan bu tetkikler ile ameliyat kararı verildikten sonra hastanın genel durumuna bakılır, tansiyonu ve kalbi nasıl, başka bir hastalığı var mı diye bakılır ve varsa bu hastalıklar ameliyat öncesinde mümkünse düzeltilmeye çalışılır. Düzeltilemezse bu ameliyata engel teşkil eder mi diye bakılır.  Ameliyat kararından sonra yapılması gereken başlıca tetkikler

  •  Kan testler  (tiroit hormonları, şeker, üre ve karaciğer testleri ile kan sayımı, kanama zamanı, hepatit markerları gibi)
  • Kalp grafisi
  • Akciğer filmi

Ameliyat öncesinde hastanın ses tellerinde bir sorun var mı diye kontrol edilebilir.

Ameliyatta hastayı uyutacak olan anestezi doktoru tüm bu tetkiklerle ve dosyası ile birlikte hastayı ameliyattan önce görür. Bu esnada var olan tüm hastalıklarınızı, kullanmakta olduğunuz ilaçları ve var olan alerjilerinizi mutlaka doktorunuza söyleyiniz.

TİROİD AMELİYATI ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER

1-Sıgara, alkol veya bağımlılık yapan ilaçların hepsi kesilmelidir.

2-Genel anestezi altında ameliyat yapılacağı için gece saat 12 den sonra tamamen aç kalınmalı sıvılar dahil ağızdan hiçbir şey alınmamalı.

3-Kullanmakta olduğumuz ilaçları doktorumuza danışmalıyız ve bunların içerisinde kan sulandırıcı ilaçlar var ise bunlar genelde 5-7 gün öncesinden kesilmeli ve bunun yerine cilt altına yapılan bir iğne formuna geçilmeli.

Şeker hastalığınız var ise şeker ilaçlarınızın kesilmesi ve kısa etkili insülin ile tedavi edilmeniz gerekmektedir. Sadece tansiyon ilaçlarını ameliyat olacağınız günün sabahında çok az bir su ile içilmesi gerekmektedir.

4-Ameliyat olacağınız günün sabahında duşunuzu alınız ve kişisel temizliğinizi yapınız.

5- Ameliyat ile ilgili yeterli bilgilendirildikten sonra onam formunu imzalamalısınız. Anlamadığınız veya kafanıza takılan bir nokta varsa cerrahınıza tekrar tekrar sormalısınız.

TİROİD AMELİYATINI YAPACAK CERRAHIN ÖZELLİKLERİ  NELERDİR?

Tiroit ameliyatı gerçekten çok ince bir cerrahi işçilik isteyen bir ameliyattır.

Tiroit bezi insan boynunda bir sürü hayati organın çok yanında yerleşmiş durumda olması nedeni ile ameliyat esnasında bu organlara zarar verilmemesi için çok iyi bir cerrahi işçilik ister.

Tiroit ameliyatını yapacak doktorun bu ameliyattan çok fazla sayda yapmış olması gerekmektedir. Sadece çok sayıda bu ameliyattan yapmış olması da yetmez; yapmış olduğu ameliyatların kaçında başarısızlık olduğu da önemlidir. 

TİROİD AMELİYATI NE KADAR SÜRER?

            Ameliyat, ameliyat hanede, genellikle genel anestezi, çok nadiren de lokal anestezi ile yapılır. Ameliyat süresi yapılacak ameliyat tipine göre değişmekle birlikte genellikle 1,5-2.5 saat sürer. Boyunda  kolye şeklinde bir kesi yapılarak  tiroit bezinin bir kısmı veya tamamı alınır. Ameliyat salonundan çıktıktan sonra bir saat kadar uyanma odasında kalırlar.

AMELİYAT İÇİN HASTANEDE NE KADAR  SÜRE KALINIR?

Eğer sadece tiroit ameliyatı yapılmışsa  genellikle 1-2 gün kalınır.

Ameliyattan Sonra Ne Zaman İşime Başlarım?

Ameliyatta veya sonrasında ekstra bir sorun olmadı ise ortalama 15-20 gün içerisinde iyileşir ve normal yaşantınıza devam edersiniz.

AMELİYATTAN HEMEN SONRA NE GİBİ ŞİKAYETLER OLABİLİR?

Genellikle genel anestezi altında ameliyat yapıldığı için hastalar genellikle ameliyat haneyi ve uyanma odasını pek hatırlamazlar. Kendi odasına geldikten sonrasını hatırlarlar.

Bu esnada genel anestezinin vermiş olduğu bir yorgunluk ve bitkinlik olur. Bunun dışında ameliyat yerinde ağrı olabilir. Bunun dışında tiroit ameliyat pozisyonuna bağlı kolunuzda ve belimizde bir miktar ağrı olabilir.

Bu ağrılar ağrı kesicilerle giderilir.

Genel anestezi verebilmek için ağıza bir tüp takılır bu tüpe bağlı bir miktar larenjit gibi bir tablo oluşabilir fakat gargaralar ile geçer.

Ameliyattan yaklaşık 5-6 saat sonrasında hasta yataktan kaldırılır yürütülür ve ağızdan gıda almaya başlatılır.

Ameliyattan sonra boyunda bir şişlik ve nefes alamama gibi durum varsa derhal zaman kaybetmeden doktorunuza haber vermelisiniz. Derhal müdahale edilmesi gerekebilir. Ameliyattan sonraki ilk günler özellikle 1. Gün de en çok bu sorunlar oluşabilmektedir. Bu nedenle ameliyat sonrası bir gün hastanede takip edilmesi daha doğrudur.

El ve yüzde karıncalanma, uyuşma ve kasılma oluşabilir. İnsanlarda tiroit bezi ile paratiroit bezi yan yanadır bu nedenle bazen paratiroit bezi zarar görebilir.

Bu durumda geçici veya kalıcı paratiroit hasarı oluşabilir. Tiroit ameliyatlarından sonra en çok görülen sorunlardan birisidir. Bunun tedavisi için ilaç tedavisi yapılır.

Bu tedavi  genellikle geçici olmakla birlikte bazen de kalıcı olabilir. 

Tiroit kanseri değilseniz  ve ameliyatla tiroit bezinizin hepsi alınmışsa tiroit  hormon ilaçları başlanabilir.

Ameliyattan sonra özellikle ilk yıl ameliyat yerinde  renk değişikliği olmaması için güneş ışığından  boynunuzu korumalısınız.

Tiroit dokusunun hemen arkasında ses tellerini uyaran sinir geçtiği için bu sinirler çok nadirende olsa hasarlanabilir bunun sonucunda da ses kısıklığı gelişir. Bu ses kısıklığı çoğunlukla geçicidir ve 6 ay içerisinde düzelir. Çok çok nadiren de kalıcı olabilir. 

Ameliyattan 2-3 gün sonrasında ekstra bir sorun yoksa duş alınabilir.

TİROİD AMELİYATININ YAN ETKİLERİ (KOMPLİKASYONLARI) NELERDİR?

            Tiroit bezi boyundaki çok önemli damar ve sinirlerle komşuluk içindedir. Sinirlerin ameliyat sırasında kesilmesi ses kısıklığı yapabilir.

Paratiroid bezi denen ve kan kalsiyumunu ayarlayan bezlerin ameliyat sırasında hasar görmesi veya kanlanmasının azalması nedeniyle kan kalsiyum düşüklüğü gelişebilir.  Ameliyat ile ilgili yan etkiler (komplikasyonlar) aşağıda verilmiştir.

Bu komplikasyonlar  çok nadir görülür. Bu nedenle korkmayınız. Önemli olan iyi ameliyat yapan bir cerrah bulmanızdır.

  1. Ameliyat yerinde kanama: Çok nadiren olabilir. Bazen acilen tekrar ameliyat haneye alınarak kanamanın durdurulması gerekebilir. Dikiş yerinden dışarıya olan kanamalardan ziyade içeriye olan ve sürekli büyüyen ve boyun bölgesine baskı yapan kanamalar daha tehlidir.
  2. Ses kısıklığı: Nadiren de olsa gelişebilir. Genellikle birkaç gün sürebilir sonra düzelir. Ses kısıklığının 6 aya kadar düzelebildiği bildirilmiştir ama 6 aydan daha uzun sürmüş ise buna kalıcı sinir hasarına bağlı kalıcı ses kısıklığı denir. 
  3. Kalsiyumda düşme: İnsanlarda tiroit bezinin hemen yanında 2 sağda 2 solda 4 adet mercimek büyüklüğünde toplam 4 adet paratiroit bezi bulunmaktadır. Ve bu bezleri besleyen damarlar tiroidin damarlarından beslenmektedir ve bu bezler korunsa bile beslenmesi bozulabilmektedir.  Bu bezdeki hasarlanma sonucunda kandaki kalsiyum seviyesi düşer. Ameliyat sonrası el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve kasılma gibi şikayetleriniz varsa kan kalsiyumu düşük demektir.  Bu durumda kalsiyum almak gerekir. Kalsiyum düşüklüğü bazen geçici olur ve 6 ay içinde düzelir. 6 ay içinde kalsiyum düşüklüğü düzelmezse ömür boyu devam eder. Bu tür hastaların ömür boyu kalsiyum ve D vitamini almaları gerekir.
  4. Tiroit hormon yetersizliği (hipotiroidi): Tiroit bezinden alınan parçanın miktarına göre tiroit hormon yetmezliği gelişir. Bezin yarısı alınan hastalarda da tiroit hormon ilacı almak gerekebilir. Bezin tamamı alınanlarda ömür boyu tiroit hormon ilacı kullanmak gerekir.
  5. Yara yerinde enfeksiyon
  6. Hava yolunun delinmesi
  7. Yemek borusunun yaralanması
  8. Lenfatik duktusların yaralanması
  9. Yutma güçlüğü. Süperior laringial sinir zedelenmelerinde oluşabilir.

AMELİYAT SONRASI YAPILMASI GEREKENLER:

Diyet: Ameliyattan sonraki ilk hafta biraz sulu yumuşak gıdaların tüketilmesi dışında tamamen normal gıda alımına devam edebilir ve özel bir beslenmesi ve uyulması gereken diyeti yoktur.

Ameliyattan 7-10 gün sonra ilk kontrolünüze geleceksiniz ve ameliyat yeri kontrolü yapılacak ve olası sorunlar kontrol edilecek. Hastaya yapılan işlemlerin ve takiplerin hepsini içeren bir epikriz verilir. Hastada şüphelenilen bir sorun varsa kan testleri ile doğrulanması sağlanır.

Ameliyattan 3 hafta sonra Ameliyatınızın tipine göre kanda tiroit hormonları düzeyine bakılır ve buna göre tiroit ilaçları ayarlanır. Hastada paratiroit ile alakalı bir sorun varsa kan kalsiyum ve parat hormon düzeyi de çalışılır ve eksikliklerine göre tedavide ayarlama yapılır.

Bu esnada patoloji sonucu da çıkmış olur ve buna göre başka bir tedavi alıp almayacağı konuşulur.  Sonuç tiroit kanseri çıkmışsa patoloji sonucuna göre, radyoaktif iyot tedavisi ve vücut taraması yapılması için hasta nükleer tıp uzmanına gönderebilir. 

Ameliyat sonrası hormonlarınız ve kalsiyumunuz normal olsa bile  belirli aralıklarla  kontrole  gidiniz ve hormon ve kalsiyum tetkiklerinizi yaptırınız. 

Источник: https://www.fahriyetisir.com/tiroit/

Paratiroid Nedir? Paratiroid Adenomu Nedenleri, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Paratiroid Bezi Hastalıklarının Tanı ve Tedavisi

Vücudumuzun değişik bölgelerindeki endokrin bezler hormon salgılar. Paratiroid bezler endokrin bezlerden biridir. Endokrin bezlerin salgıladığı hormonlar sinir sistemiyle birlikte düzenleyici rol oynar. Her hormonun ayrı bir görevi bulunmaktadır.  Boyunda bulunan tiroid bezinin arka kısmındaki dört tane, oval,  mercimek boyutunda salgı bezi bulunur.

Bunlar paratiroid bezleridir. Paratiroid bezleri kemikler için çok önemli olan kalsiyum seviyesini ayarlar. Bunu salgıladıkları parathormon (paratiroid hormonu ) ile sağlar. Kandaki kalsiyum değerlerindeki değişiklikler sinir ve kasların çalışmasında aksamalara yol açar.

Bu nedenle düzenlenebilmesi önemlidir ve parathormon bu işlevi tiroid bezinden salgılanan tiroksin hormonuyla birlikte yapar.

Paratiroid Adenomu Nedir?

Sadece birinin ağırlığı 30 veya 40 gram olan paratiroid bezlerinin salgısı olan paratiroid  hormonu temel olarak  kemiklerden kana kalsiyum geçmesini sağlar. Kalsiyumun bağırsaklardan ve böbreklerden geri emilmesinden de sorumludur.

Kalsiyum iyonları kasların, kemiklerin, kalbin, sinirlerin ve böbreklerin çalışmasında etkilidir. Bağırsaklardan kalsiyumun emilmesinde D vitamini de etkilidir. Paratiroid bezleri normalden az ya da çok hormon salgıladığında vücuttaki dengeler bozulur.

Paratiroid hormonunun fazla salgılanmasına hiperparatiroid  ya da paratiroid adenomu denir ve bu durumda kandaki kalsiyum seviyesinde yükselme görülür.

Paratiroid Adenomunun Nedenleri

Sağlıklı bireylerde kanın kalsiyum seviyesi düşükse paratiroid bezinden salgılanan hormon artacaktır. Kandaki kalsiyum seviyesi yüksek olduğunda ise paratiroid hormonu daha az salgılanacaktır.

Paratiroid adenomunda bezlerin biri ya da daha çoğu büyümüş olup fazla salgı yapmaktadır. Artan paratiroid hormonu kemiklerdeki kalsiyumun kana geçmesine sebep olur. Bu durum uzun sürerse kemik erimesine, kemiklerin ağrımasına sebep olabilir.

İleri seviyelerde ise kemiklerde tümörler oluşmakta, kemik içinde boşluklar oluşmakta,  kemik kırıkları görülebilmektedir.

Kanda kalsiyum artışı oluşturan paratiroid adenomu böbreklerde taş oluşumuna ve böbreklerin hasar görmesine,  gastrit, ülser gibi sindirim sistemi sorunlarına, bulantıya, kabızlığa, tansiyon yükselmesine, psikolojik bozuklukların ortaya çıkmasına yol açabilir.

Paratiroid Adenomu Belirtileri

Paratiroid adenomunun kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır. En sık rastlanan belirtilerden biri osteoporoz ve kemik ağrısıdır. Hastalığın derecesine göre kemiklerin kolayca kırılmasına, tekrarlayıcı böbrek taşlarına, kas güçsüzlüğüne,  sık idrar yapmaya, mide bulanmasına, iştahsızlık, gastrit ve ülsere, bazı hastalarda kabızlığa sebep olabilir.

  Hastalarda çabuk yorulma, halsizlik, hafıza problemleri, depresyon da görülebilir. Kandaki kalsiyum yüksekliğinden kaynaklanan belirtiler herkeste aynı olmayabilir. Hiperparatiroid bazı hastalarda yıllarca belirti vermeyebilir.

Hastaların bile fark edemediği paratiroid adenomları bir başka hastalıktan şüphe edildiğinde ve ayrıntılı araştırma yapıldığında anlaşılır.

Paratiroid Adenomu Tedavisi

Belirti ve şikâyetlerle doktora başvuran kişilerin kanındaki albümin ve kalsiyum değerlerine bakılır. Kandaki kalsiyum düzeyinin bir kez yüksek çıkması çok anlamlı olmayabilir.

Bu sebeple paratiroid adenomunun teşhis edilebilmesi için kan kalsiyum düzeyinin en azından iki defa yüksek çıkması gerekir. Kalsiyumun 8,5 ile 10,5 mg/dl arasında olması normaldir.

Test sonuçlarında parathormonu ve kalsiyum seviyesi yüksek, serum fosfat düşük ise primer hiperparatiroid ya da diğer adıyla paratiroid adenomu teşhisi konulur. Kandaki D vitamininin de miktarı önemlidir.

D vitamininin düşük olması durumunda yükseltmek amacıyla parathormon salgılanmış olabilir. Paratiroidle ilgili sorunların tespiti ve tedavisi doktorun iyi bir tecrübesi olmasını gerektirmektedir. Muayene edilen hastalara tedavi amacıyla bazı ilaçlar verilebilir.

Paratiroid adenomunun tedavisinde genellikle ameliyat tercih edilmektedir. Hastanın ameliyat edilmesi gerekiyorsa ultrasonografi, sintigrafi, bilgisayarlı tomografi (BT)  gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır.

Tecrübeli bir cerrahın yaptığı ameliyatlardaki başarı ve hastanın iyileşme oranı % 95’in üzerindedir.

Ameliyattan sonra kandaki kalsiyum düşük olacağı ve kaslarda kasılmalar yaşanacağı için hastalar düzenli bir şekilde kontrolden geçirilmelidir.

Bir önceki yazımız olan Pediatri Hangi Hastalıklara Bakar? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Sorularınızı Yorum Bölümünden Sorabilirsiniz …

Источник: https://doktorun.net/paratiroid-nedir-paratiroid-adenomu-nedenleri-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.