Parkinson’da çığır açacak keşif Nedeni bağırsak bakterileri..

içerik

Bağırsaklarımız Hakkında Bilinmesi Gereken Detaylar

Parkinson’da çığır açacak keşif Nedeni bağırsak bakterileri..

Haber güncelleme tarihi 09.05.2017 16:10

Bağırsaklarımız kendinden çok söz ettirmese de vücudumuzun işleyişinde önemli rol oynayan organlarımızdandır. Miğdeden anüse kadar olan bölümde konumlandırılmıştır. Bağırsak iki ana kısımdan oluşurken bu iki kısmın kendi içinde de ayrıca bölümleri bulunmaktadır.

  • Geniş ve kese görünümlü olan kalın bağırsak
  • Dar ve kıvrımlı olan ince bağırsak

 

Bağırsağın Yapısı

İki farklı yapıda karşımıza çıkan bağırsağın haliyle uzunluk ve görünüm olarak da farklılık göstermektedir.

Bu anlamda ince bağırsağın total uzunluğu yaklaşık 5-6 m arasında değişmektedir. Bu uzunluk miğdeden başlayan ilk parça olan onikiparmak bağırsağında 30 cm, ikinci parçadaki uzunluk 2 m ve üçüncü parçada ise 3 m civarında olmaktadır. 

Kalın bağırsak da ise genel uzunluk yaklaşık 1,5 m civarındadır. Bu kısımda ilk bölüm çekum olurken geniş bir keseden oluşmuş ve uc kenarında solucana benzer bir çıkıntı ile apandisi oluşturmaktadır. Rektuma kadar olan bölme dört parçalıdır;

  • Çıkan Kolon
  • Transvers Kolon
  • İnen Kolon
  • Sigmoid Kolon 

 

Kalın bağırsakdaki bir diğer bölüm anüs kanalına açılan 13 cm'lik boru şeklinde bir bölge olurken en kısa ve son kısım 2,5 cm'lik anüs kanalıdır.
 

Bağırsağın Görevleri

Vücuda alınan besinlerin çıkarımı ve emiliminden sorumlu organımızdır. Besinlerin miğdeye ulaşması ile büyük oranda gıda molekülleri parçalanmış olur. Parçalanan besinler bağırsağa ulaştıklarında bağırsak bu besinlerin emilimini sağlayıp kana karışmasını sağlar.

İnce bağırsak uzun ve kıvrımlı yapısı ile bu besinleri kendi kanalından geçirirken difüzyonu ve bağırsak emilimi için uygun olan yüzey alanını arttırarak işlevin devamına yardımcı olur.

Kalın bağırsak ve kolon bünyesinde birkaç çeşit bakteri tipi bulundurmaktadır. Bu bakteriler yararlı bakteri olarak bilinmesinin yanı sıra vücudun kendi kendine yok edemeyeceği molekülleri yok etme adına da bir görev üstlenmişlerdir. Bakterilerin birçoğumuz tarafından bilinmeyen bir başka görevi de vücuttaki gaz üretimini sağlamalarıdır.

Bir başka deyişle vücuttaki gaz birikiminin sebebi bakterilerdir. Kalın bağırsak ince bağırsağa göre kalın bir yapıya sahip olduğu için kuru dışkı da bu bölgede meydana gelir. Kalın bağırsaklar yararlı maddeleri azalmış olan besin posasının suyunu ve inorganik tuzlarını emme görevini de üstlenmektedir.

İşe yaramayan posa ise bu noktada rektumdan geçerek anüsten dışarı atılmaktadır.

Peki bir de bağırsağın ek görevleri ve bilinmesi gereken detaylar nelerdir bunlara görelim.

  • Bağırsakta çok sayıda yararlı bakteri bulunur. Bu bakterilerin sayısı toplam vücut hücrelerinin 10 katı kadardır.
  • Bağırsakta yaklaşık 100 civarında hormon üretimi yapılmaktadır.
  • Bağışıklık sistemimizin görevlerinin % 80'i bağırsaklar tarafından karşılanmaktadır ki bu da sağlık açısından ne kadar önemli bir organımız olduğunu anlatmaya yetmektedir.
  • Bağırsaklarda yer alan depamin ve serotonin metabolizması beyne göre daha yüksek seviyededir. 

 

BAĞIRSAK SAĞLIĞI

Birçok enfeksiyon ve hastalığın bağırsak yolu ile vücuda karıştığı ve önemli hasarlara yol açtığı düşünülürse sağlıklı yaşamanın temel unsurlarından biri de bağırsaklarımıza iyi bakmak olmalıdır.

İnsanlar genelde birçok besini aynı anda tüketir, beslenme anında ayrıştırmaz. Örneğin unlu ve yağlı besinlerin yanında şeker ve proteinli gıdalar aynı anda tüketildiğinde sindirim sistemimizde bu besinler birbirine karıştırılarak öğütür.

Sindirim sistemimiz her ne kadar bu besinleri ayrıştırmaya çalışsa da bütünü ile bu işlevi yerine getiremez. Tabi sonraki adımda besinler bağırsaklara tam olarak sindirilmeden taşınmış olur.

Başkalaşımını tamamlayamayan besinler bağırsakta olması gereken işleme tabi tutulamaz ve emilim eksik meydana gelir. İşte bu noktada gıdalar bağırsak çeperine yapışır ve zamanla bu bölge bir kütle haline gelir.

Bahsetmiş olduğumuz bu senaryo her türlü bağırsak hastalıklarının ilk evresidir diyebiliriz. Dolayısı ile öncelikli hedef beslenme şeklimizi değiştirmek ve uygun olmayan besinleri aynı anda tüketmemek olmalıdır.

Genel bağırsak sağlığı için spor, ilaç ya da benzeri uygulamalara gerek yoktur. Hastalığa yakalanmama ya da iyileşmesi sürecinde doğru ve düzenli beslenme yeterlidir. Bu bağlamda biraz da dengeli ve düzenli beslenme hususunda neler yapılmalı bunlardan bahsedelim.

  • Günde 2 Lt civarında su içilmesi önemlidir. Zira su besinlerin ayrıştırılmasına, kabızlığın giderilmesine ve bağırsakların sağlıklı bir şekilde işlevine devam edilmesine olanak sağlar.
  • Her gün en azından bir kase yoğurt tüketilmelidir. Probiyotik yoğurtlar ihtiva ettiği yararlı bakteriler ile bağırsaktaki bakteri düzeyini dengeler. Zararlı bakteriler çoğaldığı takdirde yoğurtta bulunan yararlı bakteriler vücuda alınır ve bağırsak fonskiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Gün içerisinde öğün öğün beslenmek önemlidir. Düzenli beslenme de yine oluşturulan alışkanlık ile bağırsak fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Posa bakımından zengin yiyecekler tüketilmelidir. Günde 20-30 gr arası posalı yiyecek bile bağırsakların işini kolaylaştırmaya yeterlidir.
  • Kabızlıkta bir bağırsak problemi olduğu için uzmanların önerdiği ve net sonuçlar verdiği bilinen kuru kayısı, kuru incir ve kuru eriği suda kaynatarak marmelat haline getirdikten sonra tüketmenin kabızlık sorununu ciddi ölçüde giderdiğini belirtmişlerdir. 

 

BAĞIRSAK HASTALIKLARI

Bağırsağa bağlı birçok hastalık türü vardır. Miğde ve anüs arasına konumlandırılmış ince ve kalın bağırsak hastalıklarına verilen genel addır bağırsak hastalığı. Peki, ne gibi hastalıklar ile karşılaşıyoruz ve bunların tedavileri nasıl olur hep birlikte görelim.

Her bir birey normalde günlük 1 veya 2 defa dışkılama yapması gerekir. Bu normal seyrinde olan bir bağırsağın rutin görevlerindendir. Bir takım yeme alışkanlıkları ile bu rakam hafta 3-4 defaya kadar normal kabul edilebilir.

Kabızlık bir hastalığa bağlı ya da nedensiz olarak bağırsak fonskiyonlarının yavaş çalışması sebebiyle ortaya çıkabilir. Hastalığa bağlı olan türlerde genelde şeker, nörolojik rahatsızlıklar, ilaçlar ve lifsiz yiyeceklerin tüketimi bu sonucu doğurmaktadır. Yapılan bir araştırma sonucunda depresyonunda yine kabızlığı tetiklediği yönünde görüşlerde bildirilmiştir.

Bu bilgiler doğrultusunda kabızlık tedavisi yapılan teşhisler doğrultusunda nihayetlendirilir.
 

 

İshal dışkılamanın sulu ve hızlı geçrekleşen halidir. İshalin sebepleri arasında bağırsak da emilemeyen maddeler, hormon bozuklukları, parazitler ve gıdaların yeterince sindirilememesi gösterilmektedir.

İshallerin sebebini dışkı tahlili ya da endoskopik yöntem ile bulmak mümkündür. Örneğin akut olan bir hasta genelde parazit menşeyli bir rahatsızlık yaşıyordur ve bu dışkı tahlili ile görülebilir.

Bu tip tedaviler ise genelde antibiyotik kullanılarak yapılmaktadır.
 

 

Çölyak hastalığının tam açıklaması bağırsaklardaki emilim bozuklukları olarak geçmektedir. Küçük yaşlarda ya da 30’lu yaşlarda ortaya çıkabilir.

Glutene karşı oluşan duyarlılık sonrası ortaya çıkan bir hastalık türüdür. Bu hastalıkta gluten içeren besinlerden uzak durmak gerekir.

Tüketildiği takdirde birkaç saat sonra karın ağrısı, şişkinlik, halsizlik ve ishal gibi tepkimelere yol açabilir.

Tedavi şekli yine medical ve beslenme üzerine odaklanmıştır. Endoskopik yöntemler ile teşhis konulabilir, hastlağı yakalanmamak için gluten ihtiva eden besinlerden kaçınmak gerekir.
 

 

İltihabik bağırsak hastalıkları sindirim sistemi kanalının iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu iltihabik durumu Crohn ve Ülseratif Kolit olarak ikiye ayırabiliriz.

Hastalık genelde 20 -40’lı yaşlar arasında baş gösterir fakat 55 – 65 yaşları arasında da görülebilir. Bu iki hastalık da alevlenme ve mayınlama şeklinde meydana gelir.

Bir süreç ateşli ve sancılı geçerken yine bir sonraki süreç sessiz ve bir sorun yokmuş gibi geçebilir.

Ülseratif kolit sadece kalın bağırsağı ve rektumu himayesine alır ve bu bölgede etkili olur fakat hastaların çoğunda sadece rektum bölgesinde etkinlik görülmektedir. Kalın bağırsağın tamamının etkilenmesi ancak %10’luk dilimde meydana gelmektedir.

Crohn hastalığı ise ağırdan anüse kadar sindirim kanalının herhangibir kısmını etkisi altına alabilir. Genelde ince bağırsaklar ve anüs çevresi bu hastalıktan etkilenir.

İltihabik durumlarda görülecek belirtiler ise aşağıdaki gibidir;

  • Kanlı ishal
  • Dışkıda sümük benzeri akıntı görülmesi
  • Sıklıkla tuvalete gitme isteği
  • Karın ağrısı
  • İştahsızlık
  • Kilo Kaybı
  • Kansızlık 

Tedavi süreci;

İltihabik bağırsak hastalıkları iki şekilde tedavi edilir. İlaç tedavisi ve cerrahi klinik operasyonları dır. İlaç tedavisinde iltihabın kurutulması ve bağırsak fonskiyonlarının düzene girilmesi amaçlanır.

Cerrahi tedavide hastalığın kontrol altına alınması ya da giderilmesi için ameliyat gibi klinik yöntemler kullanılır. 

Neoldu.com / Özel Haber

UYARI !

Haberimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz. 

Источник: https://www.neoldu.com/bagirsaklarimiz-hakkinda-bilinmesi-gereken-detaylar-10536h.htm

BAĞIRSAK KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Parkinson’da çığır açacak keşif Nedeni bağırsak bakterileri..

Bağırsak kanserinin bir diğer adı da kolon kanseridir. Bağırsak kanseri genellikle kalın bağırsakta meydana gelir ve alt sindirim sisteminin bir durumudur. Bu kanser çeşidi genelde kanserli olmayan hücrelerin bir araya yığılması ile başlar. Zamanla biriken bu hücreler kansere dönüşür.

İnsanın kalın bağırsağı, kaslı, tüp şeklinde ve 1.2 metre uzunluğunda bir organdır. İnce bağırsaktan, anüse kadar uzar. Bağırsak sindirim sisteminin bir parçasıdır. Sindirim sistemi yediğimiz tüm yiyecekleri vücudun kullanabileceği bir enerjiye çeviren sistemdir. Bağırsak duvarları vücut dokularının pek çok katmanından oluşur.

Bağırsak kanseri de en iç katmandan başlar. Doktorların düşüncelerine göre bağırsak kanseri 5-10 yıl gibi bir süreçte gelişmektedir. Bağırsak katmanları arasında giderek büyümeye başlar ve kas tabakalarına kadar yayılır.

Hastalığın ilerlemesi durumunda ise bağırsağa yakın organlar olan mesane, rahim veya prostat bezine kadar yayılabilir.

Belirli bölgelerdeki hücrelerde kanser oluştuğunda vücuda dağılır ve çok hızlı bir şekilde çoğalmaya başlar. Bu da birtakım hücre yığınlarının oluşmasına sebep olur ve bu hücre gruplarına tümör denir. Bağırsak kanseri ilk olarak bu hücre gruplarının en iç katmanında başlar.

Bu kümelenmelere polipler denir. Ancak poliplerin oluşması, bağırsak kanserinin oluşacağı anlamına gelmez. Günümüz teknolojisinde bağırsak içerisindeki kanser gelişiminin sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar birtakım faktörleri ortaya çıkarmıştır.

Bunlar ise;

  • Yaş: Bağırsak kanserinin oluşması ve gelişmesi yaşa bağlı bir durum olup, yaş ilerledikçe risk durumu artmaktadır. Her 10 durumdan 9’u 60 yaş ve üzeri kişilerde gerçekleştiği ortaya çıkmıştır.
  • Aile Geçmişi: Anne, baba, abi veya kız kardeş gibi yakın akrabalarınızın, 50 yaş ve altında bağırsak kanser teşhisi konulduğunda doğal olarak sizin de bağırsak kanseri riskiniz artmaktadır. Eğer bu durumun farkına vararak teşhis işlemi için doktora giderseniz hastalığın gelişimini durdurmak adına birtakım çalışmalar yapılabilir ve riskler belirlenebilir.
  • Diyet: Yapılan pek çok araştırmaya göre kırmızı ve çekilmiş et tüketiminin bağırsak kanserini arttırdığı yönündeki bilgiler doğrulanmıştır. Bu sebeple sağlık departmanları günlük 90 gram ve üzeri kırmızı et tüketimi olan kişilerin, bu miktarı 70 gram seviyesine çekmelerini tavsiye etmektedir. Ayrıca lif içeriği bakımından zengin gıdalar tüketmek de bağırsak kanseri riskini azaltmaktadır.
  • Sigara: Pek çok hastalığın ve özellikle çeşitli kanser hastalıklarının riskini arttırmakta olan tüketim maddelerinden biri de sigaradır. Sigara içen insanların bağırsak kanserine yakalanma ihtimalleri, içmeyenlere göre çok daha fazladır. Ayrıca sigara tüketiminin bırakılması ile birlikte çeşitli kalp hastalıklarının da riskleri azalmaktadır.
  • Alkol: Kötülüklerin anası olarak bilinen alkol, bağırsak kanserine de sebep olmaktadır. Gün aşırı ve çok fazla alkol tüketen kişilerin bağırsak kanserinde artış olduğu ortaya çıkmıştır.
  • Obezite: Aşırı kilolu olmak ve obezite pek çok sağlıksal soruna sebep olmaktadır. Bunlardan biri de bağırsak kanseridir. Daha sağlıklı besinler tüketmek ve kilo vermek ilk yapılması gerekenlerden biridir.
  • Hareketsizlik: Aktif olmayan ve fiziksel olarak fazla hareket içermeyen işlerde çalışan kişilerin bağırsak kanseri riski artmaktadır. Evdede olsa ufak tefek jimnastik hareketleri yapmak oldukça faydalı olacaktır.
  • Diğer sebepler ise sindirim sistemi sorunları ve genetik koşullardır.

Bağırsak kanserinin pek çok belirtisi bulunmaktadır. Bu belirtiler diğer hastalıkların belirtileri ile çelişebilmektedir. Bu yüzden genel olarak karıştırılmaya müsait bir durumdur. Herhangi bir belirtinin tespit edilmesi durumunda derhal bir doktora gidilmesi ve kontrol edilmesi gerekmektedir. Bağırsak kanser belirtileri temel olarak 3 ana başlık altında incelenebilir. Bunlar;

1.Dışkıdan Kan Gelmesi

Bağırsak kanserinin ana belirtilerinden biri de dışkıdan kan gelme durumudur. Hemoroid semptomları da bu duruma benzer olduğu için karıştırılmaktadır. Bu durumun dışında arka kısımda rahatsızlık oluşması, acı, kaşıntı ve yumru oluşması gibi belirtileri içermektedir.

Bağırsak hareketlerinde kalıcı bir değişiklik olması da bağırsak kanserinin belirtilerinden biridir. Bu duruma örnek olarak çok sık tuvalete gitme, gevşek bir dışkı atımı ile birlikte kan gelmesi sayılabilir.

3.Mide Ağrıları

Diğer bir bağırsak kanseri belirtisi de mide ağrılarıdır. Çeşitli rahatsızlıklar ve şişkinlik oluşması genellikle yemek yedikten sonra, yeme isteğinin kapanması ve bu duruma bağlı olarak kilo kaybı da bağırsak kanserine işaret etmektedir. Bu gibi belirtiler ile karşılaştığınızda derhal bir doktora giderek kontrol ettirmeniz de büyük faydalar vardır.

Bağırsak Kanseri Teşhisi Nasıl Yapılır?

Bağırsak kanseri belirtileri sebebiyle gittiğiniz bir tıbbi kuruluşta ilk olarak size birtakım sorular sorulacaktır. Bu sorular ailenizden herhangi birinin bağırsak kanseri olup olmaması ile ilgili sorular olacaktır.

Hemen ardından arka kısmınızdan ve midenizden birer doku örneği alınarak birtakım incelemelere tabi tutulacaktır. Bu testler rahatsız edici olabilmektedir.

Özellikle arka kısımdan alınan örnekler utanç verici olabilir ancak sağlığınız ön koşuldur ve bu test bir dakikadan az sürmektedir.

Yapılan teşhisler sonrası teşhis tam olarak konulamamış ise esnek sigmoidoskopi denilen bir yönteme başvurulur. Bu aşama da sigmiodoskopi cihazı ile rektum ve kalın bağırsaktan alınan birer örnek incelenir. Uzun, ince ve esnek bir tüp üzerine takılmış ufak bir kamera ile rektumunuzdan bağırsaklara doğru bir görüntü analizi alınır. Bu kamera bir monitöre bağlıdır.

Bir diğer belirleme yöntemi ise kolonoskopidir. Tüm kalın bağırsağınızdan birtakım örnekler alınır. Bu işlem kolonoskop isimli bir cihaz yardımıyla yapılır. Sigmiodoskopa benzer ancak biraz daha uzundur.

Kolonoskopi ile inceleme yapılmadan önce midenizin boş olması gerekmektedir. Test yapılmadan önce sakinleştirici ve test sırasında sizi rahatlatıcı bir ilaç verilir.

Acı verici bir durum değildir ancak rahatsız hissetmenize sebep olabilir.

Bağırsak Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

Ameliyat en çok kullanılan ttedavi yöntemidir. Ancak kemoterapi, radyoterapi ve biyolojik tedaviler de hastalığın safhasına göre kullanılan tedavi yöntemleridir. Tedavi işlemi bağırsağın hangi kısmında kanser hastalığının yayıldığına ve ne kadar yayıldığına bağlıdır. Çoğu koşulda ameliyat ile çözüme gidilmektedir.

Özellikle erken teşhiste tedavi yöntemi ile bağırsak kanseri durdurulmakta ve tekrar edilme ihtimali de sıfıra inmektedir. Ancak hastalık fazlasıyla yayılmış ise ve tam iyileşme mümkün değilse ameliyat dahi olunsa hastalık kendini tekrarlayacaktır.

Çok daha ileriki durumlarda ameliyat dahi olunmayacak aşamalara geçilebilir. Ancak semptomlar sık sık kontrol edilirse ve kanser tamamen yayılmadan hastalık teşhis edilirse tedavi çok daha mümkün kılınmaktadır. Hastalığın ilerleme durumuna göre kemoterapi, radyoterapi veya biyolojik tedavi yöntemleri yapılmaktadır.

Hastalığı engellemek içinse kendinize göre birtakım önlemler alabilirsiniz. Bu önlemlerin en değerlisi ise yeme alışkanlığını düzene sokmak ve dengeli beslenmektir.

Özellikle aşırı kırmızı et tüketimini azaltmak, daha çok balık yemek, lif bakımından yüksek değerler içeren gevrekler, sebzeler ve meyveler tüketmek büyük bir öneme sahiptir. Yağlı ve kolesterolü yüksek olan besinler bağırsak kanserinin oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Yediğiniz besinleri özenle seçerek ve yediklerinize dikkat ederek bağırsak kanserinden uzak durabilir ve oluşmasını engelleyebilirsiniz.

Источник: https://evdesifa.com/bagirsak-kanseri-belirtileri-nelerdir/

Bağırsak Florası: Bağırsak Sağlığının Önemi ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi

Parkinson’da çığır açacak keşif Nedeni bağırsak bakterileri..

Sağlıklı Bağırsak Florası yani sağlıklı bağırsaklara sahip, iyi işleyen bir bağırsak, sağlığımızın temelidir. 

Tıpkı kökleri hasta bir ağacın gelişemeyeceği gibi, iyi işleyen bir sindirim sisteminden mahrum bir vücut da gelişemez. Bağırsaktaki bakteri nüfusu yani bağırsak florası, kökleri saran toprak gibidir.

Ona yaşama alanı, koruma, destek ve gıda sağlar. Biliyoruz ki, bir ağacın toprağın altındaki gizli, görünmeyen kökleri; ağaçtaki her dalın, her sürgünün, ne kadar yüksek bir dalda olursa olsun en küçük yaprağın bile sağlığında kritik rol oynar.

İnsan vücudu, çok fazla sayıda çeşitli mikro yaratıkların yaşadığı bir gezegen gibidir. Her birimizdeki hayatın çeşitliliği ve zenginliği, herhalde dünya üzerindeki hayat kadar şaşırtıcıdır! Sindirim sistemi, cilt, gözler, solunum ve boşaltım organları, trilyonlarca görülmez misafirle beraber mutlu bir şekilde varlığını sürdürür.

Hep birlikte, uyum içinde yaşayan bir makro ve mikro yaşam ekosistemi oluştururlar. Bu simbiyotik bir ilişkidir, hiçbiri diğeri olmadan var olamaz. Biz insanlar,  vücudumuzla birlikte her yere götürdüğümüz bu küçük mikro organizmalar olmadan yaşayamayız. 

En büyük mikrop kolonisi sindirim sistemimizde yaşar

Sağlıklı bir yetişkinin bağırsağında ortalama 1,5 – 2 kg. bakteri bulunur. Bütün bu bakteriler kaotik bir mikrop yığınından ibaret değildir. Bazı türlerin diğerlerine baskın olduğu ve yönettiği oldukça organize bir mikro dünya oluştururlar.

Vücudumuzdaki işlevleri bizler için o kadar yaşamsaldır ki, bağırsaklarımız sterilize edilseydi herhalde hayatta kalamazdık. Sağlıklı bir vücutta bu mikrobik dünya oldukça istikrarlıdır ve ortam değişikliklerine uyum gösterir. Bu dünyada kim kimdir, bir göz atalım.

Esas veya Faydalı Bağırsak Florası

En önemli ve sağlıklı bir vücutta sayıca en büyük grup budur. Bu bakterilere, yerli dost bakteriler de denir.

Faydalı Flora üyeleri

  • Bifidobacteria
  • Lactobacteria
  • Propionobacteria
  • E. coli’nin fizyolojik nesilleri,
  • E. coli – Peptostreptococci
  • E. coli – Enterococci

Vücutlarımızda ne gibi iyi işler yaptıklarına ve bağırsak sağlığı için ne kadar önemli olduklarına detaylarıyla değineceğiz.

Fırsatçı Bağırsak Florası

Sayı ve kombinasyonları oldukça kişisel olabilen çeşitli mikroplardan oluşmuş büyük bir gruptur.

Fırsatçı Flora üyeleri

  • Bacteroids
  • Peptococci
  • Staphylococci
  • Streptococci
  • Bacilli
  • Clostridia
  • Enterobacteria (Proteus, Clebsielli, Citrobacteria vb.)
  • Fuzobacteria
  • Eubacteria
  • Catenobacteria
  • Mayalar

İnsan bağırsağında, şu ana kadar bilimin bulduğu ortalama 500 mikrop türü vardır. Sağlıklı bir insanda sayıları sınırlıdır ve yararlı bakteriler tarafından kontrol edilirler.

Bu mikropların her biri, kontrolden çıktığında çeşitli sağlık sorunlarına ve bağırsak sağlığını etkileyebilecek kapasitededir.

Geçici Bağırsak Florası

Günlük olarak yiyecek ve içeceklerle aldığımız, genellikle mayalama özelliği olmayan gram-negatif basillerden oluşan çeşitli türlerde mikroplardır.

Bağırsak faydalı bakteriler tarafından iyi korunduğunda, bu gruptan mikroplar sindirim sistemi boyunca ilerlerken hiçbir zarar veremez. Ama faydalı flora hasar görmüşse veya işlevini iyi bir şekilde yerine getiremiyorsa, bu gruptan mikroplar hastalığa yol açabilir.

İnsan sindirim sistemi, başlangıcında ve sonunda dış dünyaya açılan uzun bir tüp gibidir. Dış dünyadaki zararlı her şeyin vücudumuza girmesi için sindirim sistemi mükemmel bir kapıdır. Her gün bol miktarda mikro organizmayı, kimyasalı ve toksini yiyor ve içiyoruz.

Peki, nasıl hayatta kalabiliyoruz?

Temel sebeplerden biri, sindirim yolunu boylu boyunca kaplayan bakteri tabakasıdır.

Bağırsak epiteli üzerinde toprağın çimli kısmı gibi yayılan bu kalın katman; istilacılara, sindirilmemiş yiyeceklere, toksinlere ve parazitlere karşı doğal bir bariyer görevi görür.

Nasıl toprak, çimli üst tabakası olmadığında erozyona uğrarsa, bağırsak duvarı da koruyucu bakteri katmanı olmazsa zarar görür.

Bakteriler Bağırsak Duvarını Nasıl Korur?

Bu bakteriler, fiziksel bir bariyer oluşturmanın ötesinde işgalci patojen mikroorganizmalara karşı antibiyotik benzeri, anti fungal ve anti viral maddeler üretirler.

Yararlı bakteriler ayrıca organik asitler üreterek bağırsak duvarında pH seviyesini 4.0-5.0 dolaylarına düşürürler. Daha alkalin ortamları isteyen patojenik “kötü” mikroplar, bu rahatsız asidik ortamda rahatça üreyip gelişemezler.

Sağlıklı bağırsak florası, bağırsak duvarının sağlığını korumak dışında sindirim ve emilim işlemlerinde de aktif rol oynar. Hal böyleyken, dengeli bir bağırsak florası olmadığı takdirde, yiyeceklerin normal sindirimi ve emilimi imkânsızdır.

Bağırsak florası proteinleri sindirir, karbonhidratları fermente eder, yağları ve lifleri parçalar. Bağırsaktaki bakteri faaliyetlerinin yan ürünleri; mineral, vitamin, su, gaz ve pek çok diğer besini bağırsak duvarından kan dolaşımına taşımakta çok önemli rol oynar.

Bağırsak florası hasar görmüşse, dünyanın en iyi besinleri bile parçalanıp emilemez

Yiyeceklerin içindeki bazı maddeler, yararlı bakterilerin yardımı olmaksızın insan bağırsağında sindirilemez. Gıdasal lifler buna iyi bir örnektir. Sağlıklı bir florası olan bağırsakta lifler, kısmi olarak parçalanıp oligosakkaridlere, amino asitlere, minerallere, organik asitlere, bağırsak duvarını ve vücudun geri kalanını besleyecek diğer faydalı besinlere dönüştürülür.

Vücutta tüm faydalı fonksiyonların gerçekleşmesi, bakterilerin lifler üzerindeki çalışmasına bağlıdır. Ve bu iyi bakteriler hasar görüp lifler üzerinde çalışamaz hale gelirse, lifler kendi başlarına sindirim sistemi için tehli hale gelir; kötü patojen bakteriler için uygun bir yaşam alanı oluşturur ve bağırsak duvarında iltihaplanmayı yükseltir.

GAPS (Bağırsak ve Psikoloji Sendromu)

Bağırsaklarımızdaki iyi bakteriler olmadan çoğumuzun sindiremeyeceği, liflerden başka bir madde daha var. Bu madde laktoz adı verilen süt şekeridir. Çoğu kişinin laktozu tolare edemediği bilinen bir gerçektir. Yani, bu kişiler sütü sindiremezler.

Çoğu GAPS’lı çocuk ve yetişkin bu gruptadır. Anormal bağırsak florasına sahip kişilerin çoğunda çeşitli seviyelerde anemi görülür. Bu hiç de şaşırtıcı değildir. Bu kişiler, yiyeceklerden kan için gerekli vitamin ve mineralleri ememedikleri gibi, kendi vitamin üretimleri de hasarlıdır.

GAPS hastalarının çoğu solgun görünümlü ve kan testleri aneminin tipik belirtilerini işaret ediyor. Bu hastaların çoğuna doktorlar tarafından demir tabletleri reçete ediliyor. Ama aneminin tedavisi için demir tabletlerinden çok daha fazlası gereklidir.

Vücudun sağlıklı kan için aşağıdaki vitamin, mineral ve asitlere ihtiyacı vardır

Dünya genelinde yapılan çok sayıda araştırma, sadece demir desteği vermenin anemiyi tedavi etmediğini gösteriyor. Doktorların hala anemi hastalarına demir reçete ettiğini görmek beni üzüyor. Demir desteğinin, demir seven patojen bakteri üremesini artırarak yol açtığı pek çok yan etki var.

Ayrıca demir besin destekleri, GAPS hastalarında zaten çok hassas ve iltihaplı olan bağırsak astarındaki hücreleri de olumsuz etkiliyor. Anormal bağırsak florasına sahip kişilerde, bahsettiğimiz bütün bu faktörlere bağlı olarak çoklu besin eksiklikleri ortaya çıkıyor.

GAPS hastalarına yapılan testlerde çok sayıda önemli vitamin, mineral, temel yağlar, amino asitler ve diğer besinlerin eksikliği tipik olarak görülüyor.

GAPS’lı hastaların bağışıklık sistemi sürekli risk altındadır

Bağışıklık durumlarını test ettiğimizde diğer immunoglobulinlerin sayısı artabilirken, bazı immunoglobulinlerin bu hastalarda eksik olduğunu görürüz. Bağışıklık sisteminin tamamında, çeşitli hücrelerinde, enzimlerinde ve diğer kısımlarında zayıflama yaygındır.

Sindirim sisteminin sayısız bakteriyle kaplı epitel yüzeyi, hem sistemik hem mukozal bağışıklığın beşiği olarak tanımlanıyor.

Bebekler olgunlaşmamış bir bağışıklık sistemiyle dünyaya geliyorlar. Bebeğin bağışıklık sisteminin olgunlaşmasında sindirim yolundaki sağlıklı bakteri florası hayati rol oynuyor.

Hayatının ilk 20 gününde dengeli bir bağırsak florası oluşmazsa, bebeğin bağışıklığı tehlere açık hale geliyor.

Bağırsak duvarı epitelinde yaşayan yararlı bakterilerin bağışıklığı düzenlemek için çok çeşitli yöntemleri var.

Sindirim sistemimizdeki temel veya yararlı bakteriler, bağışıklık sisteminin bağırsak duvarında yaşayan çok önemli bir üyesini, lenfoid dokuyu harekete geçirir ve yüksek miktarlarda lenfosit ve immunoglobulin üretilmesini sağlar.  

Bağışıklık Sistemi konulu yazılar

Bağırsak duvarındaki lenfositler, immunoglobulin üretirler. Bunların arasında en önemlisi Sekretuvar Immunoglobulin A’dır (IgA). Sekretuvar IgA, vücuttaki bütün mukus zarlarında lenfositler tarafından üretilen ve vücut salgılarıyla atılan bir maddedir.

Solunum yolu, burun, boğaz, idrar kesesi, idrar yolu, vajina, tükürük, gözyaşı, ter, doğumdan sonraki ilk süt, anne sütü ve elbette sindirim sistemi ile salgılarının mukus zarlarında bulunur. Görevi; işgalci bakterileri, virüsleri, mantar ve parazitleri parçalayıp etkisiz hale getirerek mukus zarlarını korumaktır.

Bağırsak Florası

Bütün olarak baktığımızda, bağırsak florasının durumunun bağışıklık sisteminin doğru çalışması üzerindeki etkisini ne kadar vurgulasak abartmış olmayız.

Bağışıklığımızın % 80-85’inin bağırsak duvarında yaşadığı tahmin ediliyor. Bakteri tabakasıyla kaplı bağırsak duvarı, bağışıklık sisteminin sağ kolu olarak nitelendirilebilir. Bakteri tabakası zarar görürse veya daha da kötüsü anormalleşirse, kişinin bağışıklık sistemi sağ elini kullanmadan çalışıyor demektir.

Bağırsak florası anormalleşen kişilerde gelişen çeşitli besin eksikliklerini detaylarıyla ele aldık. Bağışıklık sistemi sürekli beslenmezse çalışamaz.

İşini yapması için en iyi bilinen vitamin ve minerallere, amino asitlere ve yağlara ihtiyacı vardır.

Bağırsak Florasına Neler Zarar Verir?

Bağırsak floramızın sürekli olarak karşı karşıya kaldığı tehlere bir bakalım.

Antibiyotikler

Penisilinler, Tetrasiklinler, Aminoglikozitler, Antifungal (anti-mantar) antibiyotikler. Antibiyotiklerin sadece bağırsakta değil, vücuttaki diğer organlarda ve dokularda yaşayan yararlı bakteriler üzerinde de yok edici etkisi vardır. 

Modern dünyada, bu faktörlerin çoğundan kaçmak imkânsızdır.

Antibiyotikler; bakteri, virüs ve mantarları iyi huyludan kötü huyluya dönüştürür ve dokulara saldırıp hastalık yaratma yeteneği kazandırır. Antibiyotikler, bakterileri antibiyotiklere dayanıklı hale getirir.

Diğer ilaçlar

Ağrı kesici ve analjezikler, steroid ilaçlar, doğum kontrol hapları, uyku hapları, mide ekşimesine karşı verilen ilaçlar, sinir yatıştırıcı ilaçlar.

Beslenme

İşlenmiş ve şekerli karbonhidratların tüketilmesi,  bebeklerin biberonla beslenmesi, uzun süre oruç tutmak, aç kalmak ve aşırı yemek.

Hastalıklar

Tifo, kolera, dizanteri, salmonella gibi bulaşıcı hastalıklar ve bazı virüs enfeksiyonları, ameliyat, kemoterapi, hormon tedavisi ve radyoterapi.

Diğer faktörler

Fiziksel yorgunluk, ileri yaş, alkol, kirlilik, toksik maddelere maruz kalmak, mevsimsel faktörler, iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmak ve sert iklimler

Modern dünyada, bu faktörlerin çoğundan kaçmak imkânsızdır. Her birimizin bağırsağı kendine has bir mikrop karışımıyla doludur. İlaçlar ve saydığımız diğer faktörlerin etkisiyle bu bağırsak florası, her birimizde kendine has bir şekilde değişir, hepimiz farklı sağlık sorunlarına yatkın hale geliriz. 

Bu süreç önceden kestirilemez. Bilim, bağırsak anormalliklerini tedavi etmek bir yana, henüz bağırsaktaki mikropların hepsini test edecek güvenilir bir yöntem geliştiremedi.

Her yeni doğan bebek bağırsak florasını annesinden aldıkça, floradaki hasar da nesilden nesile aktarılıyor ve giderek şiddetleniyor. Bunu, anormal bağırsak florası sorunlarının nesiller içinde daha ciddi hale gelmesinden anlıyoruz.”

Bağırsak Kanseri (Kolon Kanseri) konulu yazılar

Kaynak: “GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu için Doğal Tedavi Yöntemi” kitabı;
Yazar: Uzm. Dr. Natasha Campbell-McBride, MD

[Toplam:7    Ortalama:4.1/5]

Источник: https://www.mutluvesaglikli.com/bagirsak-florasi-bagisiklik/

Bağırsak Bakterileri Beyne Nasıl Hükmediyor?

Parkinson’da çığır açacak keşif Nedeni bağırsak bakterileri..

‘’Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar. Bağırsak hasta ise vücudun geri kalan kısmı da hastadır.’’ Bu sözlerin sahibi modern tıbbın kurucusu Hipokrat’tır. Günümüz modern tıbbı bağırsak florası bozuklukları ile hastalıklar arasındaki ilişkiyi ne kadar önemsemektedir?

Bağırsaklar yaklaşık olarak 100 trilyon mikroorganizmaya sahiptir. Bu vücudumuzdaki hücre sayısının 10 katı kadar büyük bir değerdir. Sağlıklı bir insan vücudunda bağırsak bakterilerimiz yaklaşık olarak 1.5 kg gelmektedir. Bağırsaklar beynimizde bazı nörokimyasallar üretiyor. Bunlar beynin öğrenme, hafıza, ruh halinin  düzenlenmesinde etkin olan maddelerdir.

Mutluluk hormonu olarak bilinen ”serotonin”in %80’i bağırsaklarda üretilmektedir. Serotonin insanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren hormondur.

Yeni yapılan çalışmalara göre bağırsak bakterilerimizde iyileştirmeler yaparak serotonin düzeyini değiştirebilir dolayısıyla depresyon, kaygı gibi durumları etkileyebiliriz. Serotonin eksikliğinin sebep olduğu hastalıklardan biri depresyondur.

Günümüz tıbbı depresyon tanısı alan kişiye tedavisi için serotonin artıran bir ilaç vermektedir.

Buradaki asıl soru serotonin hormonunun vücutta neden eksik olduğu değil midir? İlaç olarak aldığımız serotonin hormonu bize tedavi olarak sunuluyorsa ilacı bırakınca hastalık belirtileri tekrarlamaz mı? Halbuki bağırsak florasını düzeltmek hastalığın kökenindeki sorunu düzeltmektir ve devamlı olarak ilaç kullanmaya ihtiyaç duymamaktır.

Görüldüğü gibi bağırsaklarımız, beynimizin sağlıklı biçimde çalışmasında büyük öneme sahiptir. Son yıllarda bağırsakla beynin neredeyse konuştukları ifade edilmektedir.

Günümüzde yapılan araştırmalar; otizm, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, şizofreni gibi rahatsızlıklarda eğer bağırsaklarımızdaki sağlıklı bakterilerin sayısını artırabilirsek beynimizin de daha iyi fonksiyon göstereceğine işaret ediyor.

Uzmanlara göre ‘’bağırsak ve beyin arasındaki bu güçlü iletişim nöropsikiyatrik bozuklukların tam olarak anlaşılmasını ve tedavi edilmesini sağlayacak bir bilinmeyen denklemdir. Bireyin bağırsak florası ne kadar sağlıklı ise beyni de o kadar sağlıklıdır.’’

Bağırsak dostu bakteriler nelerdir?

Bağırsak florasını besleyen en önemli unsur yediğimiz ve tükettiğimiz besinlerdir.

Bakteri denildiğinde hafızalarımıza hep zararlı olan bakteriler gelir ancak bağırsakta bulunan bakterilerden bir kısmı onlar için inanılmaz faydalıdır. Bağırsak florasındaki faydalı bakteriler tüketilen gıdalardaki, karbonhidrat, protein ve yağları parçalayarak yapı taşlarına ayrıştırır ve bağırsak duvarından emilmeye hazırlarlar. Sindirim enzimlerinin sentezini artırırlar.

Günlük yaşamımızda yediğimiz ve içtiğimiz birçok besin maddeleriyle birlikte farkında olmadan vücudumuza birçok zirai ilaç, toksin, kanserojen maddeler, mantarlar ve ağır metaller de alıyoruz.

Bağırsak floramız ne kadar sağlıklı olursa alınan bu zararlı maddelerin vücudumuzdan atılması da o derece sağlıklı olur çünkü bağırsaklarımız tıpkı bir filtre görevi görmektedir.

Bağırsak florasının bozuk olması durumunda, bağırsak geçirgenliği de bozuk olacaktır ki bu durumda vücudumuz için son derece sağlıksız olan maddelerin emilimini gerçekleştirip kana geçişi sağlanacaktır. Bu durum birçok hastalığa sebep olacaktır, bağırsaklarımızın sağlıklı bakteriler ile desteklenmesi vücudumuz için son derece öneme sahiptir.

Bakterilerin önemli bir kısmı bağırsağın en uzun bölümü olan kolonda bulunur ve bunların hepsine bağırsak florası denir.İlk bakteri oluşumu insanın doğumundan itibaren başlar ve anne sütüyle birlikte flora zenginleşir. Bağırsaktaki iyi bakterileri ne kadar artırırsak, kötü bakterilerin bize etkisini o kadar azaltmış oluruz. iyi bakterilerin geneline “probiyotik” denir.

Probiyotikler yaşayan mikroorganizmalardır ve yeteri kadar bulunduklarında yaşadığı   vücuda oldukça yararlıdır. Bağırsak sistemindeki iyi bakterilerin doğal dengesini korumasına ve yenilenmesine yardımcı olurlar.

Araştırmalara göre bağırsak sağlığı ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olduklarını gösteren güçlü bilimsel kanıtlar vardır. Probiyotik bakteriler bazı yiyeceklerin sindirimini kolaylaştırır, vitamin sentezi yapar, bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak için geçirgenliği artırır, sindirim sistemini düzenler.

Yaşanılan hastalık, stres, yetersiz beslenme, anksiyete ve özellikle antibiyotik kullanımında bağırsak florası bozulmaktadır.

Bir diğer yararlı besin olarak adlandırabileceğimiz prebiyotikler, probiyotiklerden farklı olarak sindirilmeyen bağırsakta iyi ve yararlı bakterilerin sayılarının artmasını sağlayan yiyecek içerikleridir.

Prebiyotikler; bağırsak florasının bileşimini ve aktivitesini olumlu yönde etkileyerek, bağırsak hareketlerini düzenlemekte, kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimini artırmaktadır.

Vücudumuzdaki zararlı olan, hastalık oluşturabilecek patojen mikroorganizmaların çoğalmasını önlemektedir.

Probiyotikler ve prebiyotikler vücudumuzda beraber çalışan bakterilerdir. Bu bakterilerin bağırsaklarımızdaki etkinliğini artırmak, daha sağlıklı bir flora için meyve-sebze tüketimini ihmal etmemeliyiz.

Probiyotik besinleri direk alabileceğimiz ürünler arasında kefir, peynir, yoğurdu bulunmaktadır.

Prebiyotik besinler, soğan, sarımsak, pırasa, muz, yulaf, kurubaklagil ve çavdar gibi besinlerde bulunmaktadır.

Sağlıklı bir bağırsak florası için nelere dikkat edilmelidir?

Günümüzde en yaygın reçete edilen ilaç antibiyotiktir, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmalıyız. Antibiyotikler sadece bağırsak değil vücuttaki diğer organlarda yaşayan yararlı bakterilerin üzerinde de yok edici etkisi vardır.

Yediklerimizin bağırsak florası üzerinde doğrudan etkisi vardır. Modern beslenme tarzları bağırsak florası üzerinde yıkıcı bir etkiye sahipken, bu konuda daha bilinçli olmalı ve beslenme alışkanlıklarımızı doğru şekillendirmeliyiz.

Bebeklerde anne sütü bağırsak florası için son derece önemlidir yeterli sürede anne sütüyle desteklenmelidir.

Bir probiyotik olan yoğurt piyasada satılan boyalı, aromalı ve şekerli yoğurtlardan tüketilmemeli evde yapılmalıdır.

Kefir son derece sağlıklı bir probiyotiktir tüketilmelidir.

Günümüzde yaşanan gıda terörü hakkında daha bilinçli olunmalı ve tükettiğimiz besinlere daha çok dikkat etmeliyiz.

Mümkün olduğu kadar taze, organik ürünler tüketilmelidir.

Sebze, meyve, kabuklu esmer pirinç, kinoa gibi besinlerde bulunan karbonhidratlar yüksek miktarda lif içerir ve  bağırsak florasını iyi bakteriler için en önemli besin kaynağıdır.

Sebzelerin sindirilemeyen lifleri bağırsaklarınızdaki iyi bakterilerin fermantasyonu için gereken hammaddeyi sağlar. Gün içinde birçok çeşit sebze tüketilmelidir.

Yazar: Stajyer Psikolog Ferhat BEKE

Kaynak:http://www.bbc.com/future/story/20140221-can-gut-bugs-make-you-smarter

Источник: https://psikolojigazetesi.com/bagirsak-bakterileri-beyne-nasil-hukmediyor/

Beyin ve bağırsak ilişkisi: Parkinson’da devrim niteliğinde araştırma

Parkinson’da çığır açacak keşif Nedeni bağırsak bakterileri..

“California Teknoloji Üniversitesi araştırmacısı Dr. Timothy Sampson, genetik açıdan birebir aynı fareler arasındaki tek farkın, mikrobiyota varlığı olduğuna işaret ederek, araştırma sonuçlarını “devrim niteliğinde” şeklinde değerlendirdi.

Araştırma sonuçlarının, gelecekte Parkinsonun tedavisinde sindirim sistemini etkileyen ilaçların, hatta probiyotiklerin kullanılabilmesi açısından ümit verici olduğu belirtildi.

Parkinson hastalığı nasıl gelişiyor?

Hastalığı, “alpha-synuclein” ismi verilen bir proteinin beyin hücrelerinde (nöronlar) birikmesiyle gelişiyor. Bu protein normalde nöronlar arasındaki kimyasal sinyallerin değişimini sağlıyor ve dopamin transportunu düzenliyor. Bu proteinler Parkinsonlularda Lewy cisimcikleri olan bilinen yapılarda birikerek dopaminin sinyalizasyonunu bozuyor ve hareket bozukluklarını artırıyor.

Tremor, kas sertliği ve hareket problemleriyle ilgili bir hastalık olan Parkinsonda hastaların çoğunda kabızlık, şişkinlik, yutma güçlüğü ve hazımsızlık gibi şikâyetler sinir sistemi belirtilerinden önce ortaya çıkıyor.

Bağırsak bakterileri hastalıkları önlüyor

İnsan vücudunda bulunan ve mikrobiyom olarak adlandırılan çeşitli bakteri, virüs, küf ve mantarların sağlığı doğrudan etkilediği biliniyor.

Bu bakteriler besinlerin sindirilmesi dışında kanserlerden otizme birçok hastalığın ortaya çıkmasında da rol oynuyorlar. Daha önce Parkinsonlu hastaların bağırsak mikrobiyotasının sağlıklı insanlarınkinden farklı olduğu, bunlarda bazı bakteri türlerinin olmadığı veya çok azalmış olduğu gösterilmişti.

Beyinle bağırsak arasındaki ilişki

Bir ihtimal, bakterilerin parçalanma ürünlerinin toksik olması ve dolaşım yoluyla beyine ulaşmasıdır. Beyinle bağırsaklar arasındaki sinir bağlantılarının da bu bakterilerden etkilenmesi mümkün olabilir.

Bu araştırma Parkinson tedavisinde beyine odaklanmak yerine bağırsak bakterilerini hedef alan yöntemlerin etkili olabileceğini düşündürüyor.

Bazı antibiyotiklerle Parkinson belirtilerine yol açan bakterilerin ortadan kaldırılması veya Parkinson belirtileri olanlarda bağırsaklarda eksik olan bakterilerin yerine konması yani probiyotikler işe yarayabilir.

Parkinson tedavisinde bağırsak florası ve beslenmenin önemi

Araştırmacılar Parkinsonda beyin-bağırsak ilişkisini incelemek için 3 farklı deney tasarladılar.

Birinci aşamada araştırmacılar Parkinsona özgü protein olan alfa-sinükleini sentezleyen genetiği değiştirilmiş fareleri aldılar, iki gruba ayırdılar. İlk grup tam mikrobiyoma sahipken (mikrobiyom bağırsaktaki bakterilere verilen genel isimdir) ikinci grubun bağırsaklarında hiç bakteri yoktur, bağırsakları tamamen bakterisizdir.

Bakterisiz olan fareler alfa-sinükleini tıpkı diğer grup gibi aşırı biçimde sentezliyor ancak beyinlerinde biriktirmiyorlardı. Bakterisiz fareler daha az hastalık belirtisi gösteriyor ve motor işlevleri ölçen testlerde daha başarılı oluyorlardı.

Ancak bağırsaklarında tam mikrobiyom barındıran fareler beyinlerinde alfa-sinüklein biriktiriyor ve Parkinson belirtileri gösteriyorlardı.

Bağırsaklardaki bazı bakteriler mi sorumlu?

İkinci aşamada, bütün fareler bağırsaktaki bakterilerin ürettiği bazı kısa zincirli yağ asitleriyle beslenmeye başladılar. Diğer bir deyişle bakterisiz farelere bu gıdalar verilerek bakterilerin yapacağı etkiler taklit edilmek istendi.

Bu kez bakterisiz fareler hastalık belirtileri göstermeye başladılar.  Bu da akıllara, acaba bağırsaktaki bakterilerin ürettiği bu kimyasallar beynin durumunu kötüleştiriyor mu, sorusunu getirdi.

Üçüncü aşamada ise sağlıklı insanlardan ve Parkinson hastalarından alınan bağırsak bakteri örnekleri bakterisiz farelere verildi ve izlendi.

Fareler olağanüstü biçimde Parkinson belirtileri göstermeye başlamıştı. Ancak sadece Parkinson hastalarından alınan örneklerin verildiği farelerde belirtiler görülüyordu.

Sağlıklı kimselerden alınan bakteri örnekleri hastalık belirtilerine neden olmuyordu!

Uzmanlar üçüncü deneyin aslında bize çok şey anlattığını ifade ediyor: “Burada önemli olan bakterilerin olması veya olmaması değil, bakterilerin türleri”.

Diğer bir deyişle, Parkinson hastalarının bağırsakları, hastalığın gelişiminde rol alan bazı bakterilere ya ev sahipliği yapıyor ya da hastalığı önleyecek bakterilerden yoksun. Gelişmeler Parkinson hastalığı için çığır açacak nitelikte…

‘Bağırsak florası bozukluğu belirtileri ve tedavisi’

Источник: https://indigodergisi.com/2018/01/beyin-bagirsak-florasi-parkinson/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.