Parkinson Görülme Sıklığı Yaşla Birlikte Artıyor

içerik

Genç Yaşta Görülen Parkinson Hastalığı ve Belirtileri

Parkinson Görülme Sıklığı Yaşla Birlikte Artıyor

Parkinson hastalığının 40 yaş altı kişilerde görülen türü nasıl bir hastalıktır, genç yaşta parkinsonun nedenleri nelerdir, hangi belirtilerle ortaya çıkmaktadır.

Genç Yaş Parkinsonu

Çoğunlukla 55 yaşından sonra insanlarda görülmeye başlayan parkinson hastalı, seyrek de olsa genç yaş grubundaki kişilerde de görülebilmektedir. Bu hastalık genellikle 40 ile 70 yaş arasında ilk defa kendisini gösterse de, tüm parkinson hastalarının yüzde beş gibi bir oranında bu hastalığın başlama yaşı genç yaş denilen 20 ile 40 yaş arasıdır. 

Bu bakımdan bu hastalık daha çok ileri yaşlarda görülse de kısmen genç yaşlarda da ortaya çıkmaktadır. Erkeklerde görülme oranı kadınlara göre biraz daha yüksektir. Parkinson yüzde 40 oranında 50 ile 60 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır.

Genç yaş parkinsonu görülmekle birlikte sık deneyimlenen bir durum değildir. Her on hastadan biri bu hastalığa 40 yaşından önce yakalanmaktadır.

Genç yaşta görülen parkinson hastalığının yanısıra, parkinsonun atipik sendromları hastalığa kıyasla genç yaşlarda daha fazla görülmektedir. Bu tür hastalıklarda parkinsonun kendisine has belirtileriyle birlikte nörolojik başka belirtiler de bulunmaktadır.

Aynı ailede birden fazla kişide bu hastalığın görülmesi oldukça nadir olmakla birlikte görülebilen bir durumdur. Özellikle genç yaşta görülen hastalığın genetik faktörü çoğunlukla aynı aileden bir kişiyi etkilemekte, aile üyelerinin birkaçında etkisini göstermemektedir. Bu durumda genetik ile beraber her kişinin kendisine has özelliklerinin bu hastalığa etki ettiğini düşündürtmektedir.

Genç Yaş Parkinsonunun Nedenleri

Parkinson hastalığının ortaya çıkmasının nedenleri tam ve kesin olarak tespit edilememiştir. Fakat hastalıkta çevresel ve genetik faktörlerin etkili olduğu bilinmektedir.

Normal şartlarda 55 yaş yukarısında ortaya çıkan hastalıkta kalıtımsal faktörlerin etkili olmadığı bilinirken, 40 yaş altı ortaya çıkan hastalıklarda kalıtımın etken olduğu düşünülmektedir.

Bu açıdan genç yaşta görülen parkinsonun nedenleri:

  • Genetik
  • Çevresel faktörler

Her ne kadar bu iki etken hastalığın oluşumunda bir faktör olarak kabul edilseler de hastalığı meydana getiren bozulmanın nasıl ve neden kaynaklandığı henüz kesin ve net olarak tespit edilememiştir.

Bu iki etken içerisinde genç yaşta parkinsonun görülmesine neden olan ana faktör genetik yatkınlıktır. Özellikle parkinson hastalığı içerisinde kabul edilen

  • Wilson Hastalığı
  • Huntington Hastalığı

gibi genç yaşta görülen rahatsızlıkların kalıtım yoluyla nesillere aktarıldığı kesin olarak bilinmektedir. Bunlardan huntington hastalığı çocukluk çağlarında bile başlayabilmektedir. Genç yaş parkinsonunda ve parkinsonizme dahil olan bu hastalıklarda kalıtımın etkisi artık kesin olarak bilinmektedir.

Her ne kadar hastalığa etki eden faktörler bilinse de, günümüzde hastaların dörtte üçünde hangi sebepten bu hastalık mekanizmasının harekete geçtiği tespit edilememektedir. Buna karşın yine de beynin hangi bölgesinin nasıl etkilendiği ve hangi beyin yapısındaki bozulmanın buna neden olduğu ise net ve kesin olarak bilinebilmektedir.

Genç Yaşta Görülen Parkinsonun Belirtileri

Parkinsonun belirtileri ilk ortaya çıktığı gibi kalmaz ve hastalık ilerledikçe kendisini göstermiş olduğu belirtiler değişerek çoğalır. İlk başlarda hafif şekilde ortaya çıkan belirtiler zaman ilerledikçe etkilerini artırarak daha belirgin bir hale gelirler. Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilirler:

  • Vücut hareketlerinin yavaşlamaya başlaması
  • Kaslarda meydana gelen sertlik
  • Uzuvlardaki titreme
  • Dengenin ve duruşun bozulması

Bunlar erken yaşta görülen parkinsonun en temel belirtileridir. Bu belirtiler zaman ilerledikçe daha da belirgin olmaya başlarlar ve etkileri artar. Fiziksel olarak görülebilen bu belirtilerin yanında bilişsel boyutta da meydana gelen bir takım belirtiler bulunmaktadır. Bilişsel bozukluklar da bu hastalığın en temel özelliklerindendir.

  • Uyku bozuklukları
  • Depresyon
  • Koku duyusundaki azalma
  • Unutkanlık

Bu bilişsel bozukluklar başlarda hafif seyrederken zaman geçtikçe ağırlaşırlar ve kişiyi gündelik hayatını bile devam ettiremeyecek bir duruma sokarlar. Özellikle uyku bozuklukları hastaların yaşam ritmini bozduğu gibi, unutkanlık da ileri boyuta gelince beraberinde birçok farklı büyük problemleri de getirir.

Erken şekilde teşhisi hastalığın tedavisi açısından önemli olduğu için bu belirtiler görülür görülmez vakit kaybetmeksizin nöroloji uzmanı doktorla görüşerek gerekli muayenelerin yapılması gerekir. Ne kadar erken teşhis edilip tedaviye başlanırsa hastalığın ilerlemesi o kadar yavaşlatılmış olur.

Makale beğendiniz mi? (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: //basbeyin.com/parkinson-hastaligi-genc-yasta-gorulur-mu.html

Parkinson hastalığı neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Parkinson Görülme Sıklığı Yaşla Birlikte Artıyor

Parkinson hastalığının erişkinlerde Alzheimer hastalığından sonra ikinci sıklıkta görülen nörodejeneratif (sinir hücre harabiyeti sonucunda gelişen) bir hastalık olduğunu söyleyen Parkinson Hastalığı Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü dolayısıyla Türkiye ve dünyada Parkinson Hastalarının sorunları ve durumu ile ilgili Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’nın sorularını yanıtladı.

Parkinson genetik bir hastalık mıdır? Sadece yaşlılarda mı görülür?

Parkinson hastalığı erişkinlerde Alzheimer hastalığından sonra ikinci sıklıkta görülen nörodejeneratif (sinir hücre harabiyeti sonucunda gelişen) bir hastalıktır. Parkinson hastalığının görülme sıklığı 55-60 yaş üzerindeki nüfusta %1 ‘dir.

Bu oran oldukça sabit olmasına karşın, yaşam süresinin uzaması dolayısıyla toplumda yaşlı nüfusunun artması Parkinson hastalarının sayısında da artışa neden olmaktadır.

Parkinson olgularının % 5 ila 10’u kalıtsaldır ve genetik tipler genellikle 40 yaş öncesinde başlar.

Parkinson hastalığı neden olur? Belirtileri, teşhisi ve evreleri

Burada dikkat çekmek istediğim önemli bir husus var; “Parkinson yaşlılık hastalığıdır” düşüncesiyle, genç bireylerdeki hareket yavaşlığı belirtisinin gözden kaçırılmaması gerekir.

Genç hastaların da tanı almaları ve tedavi ile günlük hayatlarını başkalarına bağımlı olmadan sürdürebilmeleri önemli. Parkinson hastalığının temel belirtisi hareketlerde yavaşlamadır.

Buna ek olarak eklem hareketlerinde katılık, titreme erken dönemde ortaya çıkan başlıca belirtilerdir. Hastalığın ileri dönemlerinde denge bozukluğu da tabloya eklenir.

Parkinson hastalığında bu motor bulgulardan başka motor dışı belirti ve bulgular da izlenir.

Motor dışı belirtiler kabızlık, pozisyon değişikliği ile kan basıncının düşmesi, depresyon, anksiyete, uyku bölünmeleri, huzursuz bacak sendromudur.

Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar ileri yaşlarda ve bilişsel bozukluğu olanlarda kabuslara ve var sanılara yol açabilir. Bu da hasta ve ailesinin yaşam kalitesini ciddi derecede bozan bir durumdur.

Alzheimer tedavisi ve hastalıkla yaşama rehberi: Öneriler ve uyarılar

Genç Parkinson hastalarında özellikle erkeklerde tedavide kullanılan bazı ilaçlar dürtü kontrol bozukluğu dediğimiz aşırı para harcama, şans oyunlarına düşkünlük, cinsel davranışlarda değişiklikler, aşırı yeme gibi davranış sorunlarına yol açabilir. Tedavinin bu gibi yan etkileri hasta ve yakınları tarafından bilinirse davranış değişiklileri erken fark edilecek ve hekimle iş birliği yaparak bu sorunlar tedavinin düzenlenmesi ile ortadan kaldırılacaktır.

Parkinsonda erken tanının tedaviye katkısı var mı? Parkinsonun ilerlemesi durdurulabilir mi?

Parkinson hastalığı sessizce başlayan yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Belirtiler vücudun sağ veya sol tarafından başlar, üç yıl içinde iki taraflı olur. Sonraki yıllarda denge sorunları, donma ve düşmeler ortaya çıkar. Hastalığın orta hat belirtileri denilen konuşma, yutma ve yürüyüş bozuklukları ilaç tedavisine yanıt vermez, denge kusuru şiddetli ise cerrahi de yarar sağlamaz.

Parkinson hastalığının oluşturduğu riskler ve tedavisi

Parkinson hastalığının beyin sapında özel bir grup sinir hücresinin, henüz kesin nedenini bilemediğimiz bir süreç sonucunda kaybına bağlı olarak dopamin maddesindeki eksilmeden kaynaklandığı bilinmektedir.

Hücre hasarına yol açan mekanizmalar birden fazla olduğu için hastalığın kökenine yönelik tedavi bugün için mevcut değildir.

Günümüzde beyinde kalan dopaminden daha fazla yararlanmayı sağlayacak ilaçlar ve dopamine benzer veya öncü maddesi olan ilaçlar kullanılmaktır.

Kök hücre çalışmalarında son durum nedir?

Hastalığın tedavisinde yer alan ilaçlar hastalığı durduramamaktadır, ancak belirtileri hafifleterek hastanın günlük yaşam faaliyetlerini rahat sürdürebilmesine yardım ederler.

Yirmi yıl önce Parkinson hastalığı tanısı koyduğumuzda hastaya günlük işlerini görebildiği sürece ilaç başlamaz, tedaviyi ertelerdik. Günümüzde bu yaklaşım kabul görmemektedir.

Çünkü hastalığın erken evresinde tedaviye başlandığında dopamin eksikliğinin beyinde oluşturacağı diğer işlev bozuklukları geciktirilebilmektedir.

Bu da hastalığın daha ılımlı seyretmesini sağlamakta, hastanın yatağa bağımlı hale gelmesini önleyebilmektedir. Tedavide kullanılan bazı ilaçların birkaç yıl sonra yüz ve gövde de istemsiz hareketlere, ilaç etkisinin bittiği saatlerde de yavaşlık ve katılığın şiddetlenmesiyle hastanın “kapalı” duruma geçmesine yol açtığı iyi bilinmektedir.

Bu “açık-kapalı” dönemleri gün içinde sık yaşayan hastalar için derin beyin uyarımı ameliyatı planlanabilir. Bugün gerek ilaç gerek cerrahi tedaviler hastalık belirtilerini hafifletmeye yöneliktir, hastalığın seyrini durduramaz demiştim.

Ancak gelişmiş araştırma merkezlerinde aşı ve gen tedavileri üzerinde çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir. Birkaç yıl sonra bu tedavilerden bazılarının hastalığı durdurmak üzere bizim pratiğimize de gireceğini düşünüyorum.

Çok merak edilen kök hücre çalışmaları ise henüz Parkinson hastalığındaki hücre yitimini onaracak bir çözüm getirmemiştir.

Yavaş ama çok yıkıcı ilerleyen gizli hastalık: Parkinson…

Parkinson hastalarınıza egzersiz, özellikle de dans, yoga ve Tai Chi yapmaları öneriliyor. Bunların hastaların yaşam kalitesinin artırılmasına faydaları nelerdir, tedaviye ve ilerlemenin yavaşlatılmasına katkısı önemli oranlarda mıdır?

Parkinson hastalığının orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları, denge kusurları ortaya çıkar, bunu düşmeler izleyebilir. Denge, yürüyüş ve duruşu korumanın en iyi yolu egzersiz ve hareket etmektir.

Uygun tedavilerle birlikte Parkinson hastaları uzun yıllar yaşamını sürdürebiliyor ve Parkinson hastalığının teşhis ve tedavisi ülkemizde oldukça iyi bir düzeyde bulunuyor, dünyada yaygın kullanılan yöntemler ülkemizde de SGK kapsamında gerçekleştiriliyor.

Parkinson hastalığı hareketleri yavaşlatan, kısıtlayan bir hastalıktır. Hastalık nedeniyle fiziksel aktivitelerini aza indirgeyen olgularda eklem sorunları gibi mekanik nedenler de hastanın bağımsız hareketini azaltabiliyor.

Dolayısıyla Parkinson fizyoterapi ve egzersizin tamamlayıcı tedavi olarak kritik önemde olduğu bir hastalık. Bu nedenle de biz PHD olarak Parkinson Hastalığı Günü’nde etkinlerimizin büyük kısmını hastalarımızla egzersiz yapmaya ayırdık.

Parkinson hastalığında Yoga ve Tai Chi gibi fiziksel aktivitelerin ve dans etmenin yararlı olduğuna ilişkin bilimsel kanıtlar giderek artıyor.

Yine genel vücut çevikliği açından yürüyüş, yüzme gibi sporları öneriyoruz. Dansın hastalığa etkisi üzerine yapılan çalışmalarda da dans kurslarına katılan hastaların katılmayanlara kıyasla denge ve hareketliliklerinde ilerlemeler kaydedildiği saptanmış durumda. Müzik ve dans, denge sorunlarının azaltılmasında beyne yardım etmektedir.

Parkinson hastalığı tedavisinde beyin pili nasıl uygulanır

Son yıllarda hem hayvan deneyleri, hem de insanlardaki gözlemler, fiziksel aktivitelerin (egzersiz, dans, Yoga, Tai Chi vb) beyinde yeni sinir şebekeleri oluşturarak, beyin kan akımında değişiklikler yaparak, sinir hücrelerini besleyici (trofik) faktörlerin salınımını arttırarak Parkinson hastalığının seyrini daha ılımlı hale getireceğini düşündürmektedir.

Spor yapmak ileri yaşlarda hastalığa yakalanma riskini azaltır mı?

Sporcular üzerinde yapılmış bu şekilde bir araştırma henüz yok, ancak genel anlamda düzenli ve hatta yapılandırılmış egzersizin Parkinson hastalığı başta olmak üzere pek çok yaşla ilişkili nörodejeneratif hastalıkta ve normal yaşlanma sürecinde nöron hücreleri ve bunların oluşturdukları ağsal devrelerin düzenli ve sağlıklı işlev görmesi üzerine olumlu etkileri bilinmektedir. Bu nedenle hastalığa yakalanma riskinde olmasa da hastalık sürecinin kendisini göstermesinde olumlu bir etkisi olabileceği öngörülebilir. Bununla beraber günlük düzenli egzersizin bazı genetik çeşitler için koruyucu etkisi olabileceğini düşündüren bulgular vardır.

Parkinson hastalığı temelde hareket bozukluğu olduğu ve beyinde aksayan hareket devreleri ile ilgili olduğu için hareket egzersizleri tabii ki tedavini vazgeçilmez bir parçasını oluşturur. Bu gereklilik hastanın tanı aldığı zamandan itibaren geçerlidir, yani düzenli egzersizler tüm vücudu çalıştıran tempolu yürüme, yüzme, aerobik gibi sporlar genel anlamda baştan beri tercih edilir.

Ancak hastalık ilerledikçe ve özellikle denge bozukluğu, yürürken kilitlenme, gövdede öne doğru eğilme, konuşma bozukluğu gibi ilaca kısmen veya yetersiz cevap veren daha karmaşık hareket problemleri tabloya eklendikçe programlı ve daha profesyonel destek gerektiren egzersizler ilaç kadar önem kazanır.

Beyin pili Parkinsonda yaşam kalitesini arttırıyor!

Bu konuda giderek artan kontrollü çalışmalar tüm egzersiz programlarının, özellikle de hedefe yönelik özel terapilerin (denge ve konuşma terapileri gibi) çok yararlı olduğunu ortaya koymaktadır.

 Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Parkinson hastalığı tedavisinde egzersiz, hareketlilik kritik önemdedir ve PHD olarak farkındalık etkinliklerimizi yoğunlukla bu tema üzerine oluşturuyoruz.

Bu yıl da “umut ve hareket” diyeceğiz ve 6 ilde eş zamanlı olarak düzenleyeceğimiz etkinliklerde hastalarımızla birlikte egzersiz yapacağız.

Son olarak Parkinson hastalarına önerileriniz neler olacaktır?

Parkinson hastalığı ile mücadele etmede erken teşhis, fizyoterapi ve egzersiz, uygun ilaçlarla doğru tedavi seçiminin uzmanlarca yapılması çok önemli. Böylece hastalık önemli ölçüde kontrol altına alınabiliyor ve yaşam kalitesi yükseltiliyor.

Parkinson hastaları için egzersiz ve hareket çok önemli. Egzersiz sadece yürüyüş, denge, duruşu düzeltmekle kalmaz, Parkinson hastalığının depresyon, durgunluk, yorgunluk ve kabızlık gibi diğer belirtilerini de olumlu etkiler.

Hareketsizliğin davet edeceği kalp damar hastalıkları ve kemik erimesine karşı da koruyucu işlev görür.

Hareket önemli ama yorgunluğa da dikkat etmek gerekir. Yorgunluk, Parkinson hastalığına eşlik edebilen bir unsurdur ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Parkinson hastası günü programlı yaşamalı ve mutlaka egzersize zaman ayırmalıdır. Bununla beraber günde en az bir istirahat dönemi olmalıdır. Bir işe başlarken veya işin bitiminde ya da her ikisinde dinlenebilirler.

Parkinson Türkiye’de yeterince biliniyor mu? Farkındalık için PHD olarak neler yapıyorsunuz?

Maalesef Türkiye’de Parkinson hastalığı çok iyi bilinmiyor. Daha çok Alzheimer Hastalığı ile karıştırılıyor. Dünyada 5 milyon, Türkiye’de 100 bin civarında Parkinson hastası olduğu tahmin ediliyor. Her yıl yaklaşık 10 bin civarında hastaya yeni teşhis konuluyor.

2030’da bu rakamın iki katına çıkacağı tahmin ediliyor. Buna rağmen hastaların sadece yarısı tedavi görüyor. Çünkü çoğu kişi, hasta olduğunu kabullenmediğinden bir kısmı da doktora gitmeye çekindiğinden tedavi görmüyor.

Bu yüzden de hastalık hakkında farkındalığın arttırılması büyük önem taşıyor.

Bu nedenle Parkinson Hastalığı Derneği olarak, her yıl 11 Nisan Dünya Parkinson Günü’nde çeşitli etkinliklerle farkındalık oluşturulması için çaba harcıyoruz. Bu yıl 6 ilde eş zamanlı etkinlikler organize ettik. Bu yıl ki sloganımız; “Parkinson son değildir. Yaşayacak çok yıllarınız var. Birlikte yürüyelim.” 

Bu slogan ile birkaç konuyu vurgulamak istiyoruz. Birincisi; Parkinson hastalığı toplumda yeteri kadar ve doğru olarak tanınmıyor.

Parkinson tanısı konduğunda sanki hastanın hızla ilerleyecek ve kısa sürede tekerlekli sandalyede sonlanacak bir hastalığa yakalandığı düşünülüyor, sanki bağımsız ve kaliteli bir yaşamın sonu gelmiş gibi.

  Biz bunun doğru olmadığını, Parkinson hastalığına yakalanmanın hiçbir şekilde bir “son” olmadığını, doğru tedavi, uygun tedbirler ve yaşam tarzıyla hastaların uzun yıllar kaliteli bir yaşam sürebileceklerini vurgulamak istiyoruz.

İkinci vurgumuz ise “Birlikte yürüyelim” çağrısı. Parkinson hastalığında ilaç tedavisinin yanında düzenli hareket, yürüyüşler ve egzersizler çok önemli. Hastalarımızı buna özendirmek istiyoruz. Aynı zamanda hastalara, yalnız olmadıklarını, bu uzun yürüyüşte biz hekimlerin hep yanlarında olacağımızı, yalnız değil “birlikte yürüyeceğimizi” de vurgulamayı amaçladık.

Источник: //www.medikalakademi.com.tr/parkinson-hastaligi-nedir-belirtileri-nedenleri-tedavisi/

Parkinson hastalığı genetikten geçiyor mu?

Parkinson Görülme Sıklığı Yaşla Birlikte Artıyor

Parkinson hastalığının kesin nedeni bilinmemekle birlikte, durumun gelişimi birçok genetik ve çevresel faktörden etkilenmektedir. Doktorlar, bazı genlerdeki mutasyonların kuşaklar boyunca nasıl geçtiğini ve Parkinson hastalığı riskinin artmasına neden olabileceğini tespit etmişlerdir.

Parkinson hastalığı, beyni, özellikle hareketi ve dengeyi kontrol eden alanları etkileyen bir durumdur. Genellikle titreme ve kas sertliği ile başlayan kötüleşen nörolojik değişikliklere neden olabilir. Aynı zamanda bir kişinin depresyon ve demans riskini artırır.

Bu makalede, genetiğin Parkinson hastalığının gelişimini nasıl etkilediğini ve bir doktorla aile öyküsü ve genetik test hakkında ne zaman konuşacağını öğrenin.

Genetik ve Parkinson hastalığı

Parkinson hastalığı olan kişilerin tahmini yüzde 15’inin aile öyküsü vardır.

Doktorlar, bir kişinin Parkinson hastalığı geliştirme olasılığını artıran aile üyelerinden aktarılan genleri tanımladılar. Aynı zamanda, gende hasar veya mutasyonun belirli bir durum için riski arttırdığı genleri de tanımlamışlardır.

Parkinson hastalığı, beyinde, hareketi etkileyen dopamin eksikliğine neden olur. Bazı genler, beynin, dopaminin üretildiği nöronlarda bulunan proteinleri parçalama yeteneğini etkiliyor görünmektedir.

Parkinson hastalığı ile ilişkili genler

Araştırmacılar, Parkinson hastalığı öyküsü olan ailelerde baskın olduğu düşünülen birkaç gen tespit etmişlerdir.

Baskın bir gen, neredeyse her zaman ebeveynten çocuğa geçmekte ve bir kişinin belirli bir özelliği veya durumu miras alma olasılığını etkilemektedir.

Ulusal İnsan Genomu Araştırma Enstitüsü’ne göre, Parkinson hastalığı ile ilişkili genler şunları içerir:

  • SNCA (PARK1)
  • UCHL1 (PARK5)
  • LRRK2 (PARK8)
  • PARK3

Parkinson hastalığına bağlı resesif genler de vardır. Bir gen çekinik ise, bir ebeveynin geni taşıyabildiği, ancak ona bağlı karakteristik veya koşullara sahip olmadığı anlamına gelir. Parkinson hastalığı böyle bir durumdur.

Bir çocuk her iki ebeveynin de çekinik bir geni miras aldığında, Parkinson hastalığı riskinde artış olabilir. Bu genlerin örnekleri şunları içerir:

  • PARK2 (PARK2)
  • PARK7 (PARK7)
  • PINK1 (PARK6)
  • DJ-1
  • Parkin

Doktorların Parkinson hastalığı ile ilişkili olarak tanımladıkları herhangi bir genin miras alması, bir kişinin durumu geliştireceği anlamına gelmez.

Parkinson gelişimine etki eden diğer keşfedilmemiş genler ve çevresel faktörler vardır.

Bir kişi ne zaman genetik test yaptırmalı?

Araştırmacılar, Parkinson hastalığı riskinin artmasıyla ilişkili genlerin bir kısmını tanımış olsalar da, bu durum, bir aile öyküsü olan bir çok insan için anlamlı sonuçlar sağlamak için yeterli değildir.

Bir istisna 30 yaşından önce Parkinson hastalığı tanısı konan kişiler içindir.

Araştırmacılar, erken başlangıçlı Parkinson hastalığı olan kişilerin yaklaşık yüzde 2’sinde PINK1 genindeki bir mutasyon varlığını tanımladılar.

Parkinson hastalığını etkileyebilecek olan PINK1, PARK7, SNCA ve LRRK genleri için genetik test mevcuttur. Bir kişi, genetik testin onlar için iyi bir seçenek olup olmadığını belirlemek için doktorlarıyla veya genetik danışmanıyla konuşabilir.

Risk faktörleri

Parkinson hastalığı için aşağıdakiler dahil çeşitli risk faktörleri vardır:

  • İlerleyen yaş. Doktorlar genellikle bir kişi 50 yaş veya daha büyükse hastalığı teşhis eder. İstisnalar olsa da, daha yaşlı olmak bir risk faktörüdür.
  • Erkek olmak Doktorlar erkekleri kadınlardan daha fazla teşhis ediyor. Bu Parkinson’un genetik bir bağa sahip olduğu teorisini destekliyor.
  • Aile öyküsü. Bir kişinin bir ebeveyn veya kardeşi varsa, Parkinson hastalığını geliştirmesi daha olasıdır.
  • Toksinlere maruz kalma tarihi. Çevre pestisitlerine ve çiftçi gibi herbisitlere maruz kalan insanların Parkinson hastalığı riski artmış gibi görünmektedir.
  • Kafa travması tarihi. Beyin, boyun veya üst omurgada bir yaralanma, hastalık için daha büyük bir risk ile ilişkilendirilmiştir.

Bu risk faktörlerinden bir veya daha fazlasına sahip olmak, bir kişinin Parkinson hastalığı geliştireceği anlamına gelmez, sadece genel popülasyondaki diğerlerine göre daha yüksek risk taşır.

Parkinson’un erken belirtileri

Parkinson hastalığı ilerleyici bir hastalıktır. Semptomlar hareket veya düşüncede küçük değişikliklerle başlayabilir ve zamanla kötüleşebilir.

Erken belirtiler sadece bir eldeki küçük bir titreme veya hareket içerebilir. Diğer erken belirtiler arasında şunlar olabilir:

  • denge problemleri
  • yürürken kol dönüşü eksikliği
  • yüz ifadeleri oluşturma sorunları
  • sözler gibi konuşma problemleri
  • açıklanamayan kas sertliği

Parkinson hastalığı sıklıkla vücudun bir tarafını ilk önce etkilemeye başlar. Hastalık ilerledikçe, her iki tarafta da göstermeye başlayacak.

Bir kişi, semptomları Parkinson hastalığı veya başka bir durumla ilgili olabileceğinden endişeleniyorsa, doktorlarıyla daima konuşmalıdır.

Parkinson hastalığı önlenebilir mi?

Doktorlar ve araştırmacılar henüz Parkinson hastalığının gelişmesini önlemek için bir yol belirlemedi.

Bununla birlikte, bazı çalışmalar Parkinson hastalığı riskinde bir azalma ile egzersizi ilişkilendirmiştir. Bir yoruma göre, denge ile ilişkili egzersizlerin özellikle etkili olduğu gösterilmiştir.

Dengeyi içeren egzersiz örnekleri arasında yürüyüş, tai chi ve dans vardır.

Görünüm

Her ne kadar araştırmacılar Parkinson hastalığının nedenleri hakkında bilgi sahibi olsalar da, hala yapılması gereken birçok keşif var.

Bir araştırmaya göre, bilinen altı mutasyondan birinin varlığı, aile öyküsü olmayan Parkinson hastalığı gelişen kişilerin sadece yüzde 3 ila 5’inde saptanmıştır. Bu, hastalığın gelişimini etkileyebilecek birçok başka faktör olduğu anlamına gelir.

Источник: //trmedbook.com/parkinson-hastaligi-genetikten-geciyor-mu/

Parkinson Hastalığı : Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Parkinson Görülme Sıklığı Yaşla Birlikte Artıyor

İnsanın bedeni oluşabilecek zararlara karşı her zaman koruma altındadır. Sahip olduğumuz bağışıklık sistemi bizleri fiziksel ve ruhsal hastalıklara karşı koruyucudur. Her hastalığın meydana geldiği bir organ veya bölge bulunur.

Bağışıklık sistemi hastalıklar ile savaşırken zayıf düştüğünde veya savaşı kaybettiğinde hastalık başka bölgelere yayılır. Bedenin büyük savaş verdiği hastalıklardan biri de parkinson hastalığıdır. Bu hastalık insanın beynini hedef alarak motor kasların hakimiyetini ele geçirir.

İleri yaşlarda sıklıkla görülen ciddi bir hastalıktır.

Beyinde dopamin sentezlemeden sorumlu merkezler bulunur. Substantia nigra adı verilen bu bölgelerdeki hücrelerin zarar görmesi sonucunda dopamin salgılanmasında sorunlar meydana gelir. Dopamin motor sinir hücrelerinin arasında iletişimi sağlayan bir kimyasal bileşiktir. Bu bileşenin iyi salgılanmaması veya yanlış salgılanması sonucu nöronlar arasında etkin bir iletim sağlanamaz.

Substantia nigra adlı bölgelerde hastalık sonucu hasar oluşumu dopaminin salgılanmasını engellediği için birçok fiziksel harekette yavaşlama görülür. Vücut sabit veya dinlenme halinde iken ani titremeler meydana gelir. Sinir iletiminin yavaşlığı hareketlere de yansır.

Kaslar sertleşir ve hareketler yavaşlar. Kısaca dopamin eksikliğine bağlı olarak parkinson hastalığı meydana gelir. Bu hastalık kroniktir. Zamanlar hastalığın ilerleyişi ciddileşir.

Hastalık tedavi edilmeyip dopamin eksikliği ilerlediğinde kişi hareketlerini kontrol edemez hale gelir.

Parkinson Hastalığı Kaç Yaşında Başlar?

Hastalığın en sık görüldüğü yaş aralığı 40 ile 55 yaş arasıdır. Fakat genetik faktörler, önceden geçirilmiş motor sinir sistemi rahatsızlıkları, beyin tümörü veya kanseri, kafanın arkasına alınmış darbelere bağlı olarak hastalığın ortaya çıkma yaşı da değişkenlik gösterir. Hastalık genel olarak 40 yaşından sonra sıklıkla görülür.

Hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilen bir hastalıktır. Fakat elde edilen veriler incelendiğinde kadınlara oranla erkeklerde bu hastalığa daha çok rastlanır. 55 ile 65 yaş arasında hastalığa yakalanma olasılığı her 1000 kişiden 18’dir.

Ülkemizde ise yaşlı kesimde yaygın olan bu hastalıktan muzdarip, her 100,000 kişide 202 kişinin olduğu görülür.

Parkinson Genetik Mi?

Hastalıkların çoğunun genetik yol ile aktarıldığı bilinir. Araştırmalar sonucunda parkinson için de genetik faktörlerin etkili olduğu saptanmıştır.

Aile geçmişinde bu hastalığa yakalananların oluşu kişilerin de aynı hastalığa yakalanma riskinin arttığına işaret eder.

Parkinson hastaları ile ilgili yapılan istatistiklerde hastalığın görülme sıklığının %5 ile 10 ‘unun kalıtsal olduğu saptanmış.

Parkinson Hastalığı Genç Yaşta Görülür Mü?

Yaşlılıkta sıkça görülen bir hastalık olmasına rağmen gençlik döneminde de bu hastalığa rastlayabilirsiniz. Yaşlılık hastalığı olarak adlandırılan parkinson, gençlerde belirtileri olduğunda pek ciddiye alınmıyor.

Daha sonra ilerleyen hastalık kendini başka şekilde ifade ediyor. Gençlikte aniden hareketlerin yavaşlaması, el ve bacakların kontrolünü sağlayamama, huzursuz organ sendromu veya hafif titremeler parkinson haberci olabilir.

Bu belirtilere genç yaşta bile sahip iseniz, mutlaka doktor kontrolüne gitmelisiniz.

Parkinson  bulaşıcı olmayan ve dopaminin az salgılanmasından kaynaklanan bir hastalık. Motor sinir hücreleri ile yeterli iletişimin olmaması parkinson meydana gelmesine neden olur. Temel olarak hastalığın en büyük nedeni dopamin salgısında bozulmalar sonucu dopaminin az salgılanmasıdır.

2. Genetik faktörler

Gen dizilimindeki mutasyonlar parkinson sorununa temel teşkil eder. Aile geçmişinde parkinson bulunan veya yakın çevresinde parkinson belirtilerine sahip olan kişilerde bu hastalığa yakalanma riski vardır. Bu hastalığın belirtilerini taşıyan kişilere ilk olarak aile geçmişi sorulur. Daha önce yakın akrabalarında bu hastalığın varlığı parkinson varlığı konusunda daha güçlü bilgi verir.

3. Uyuşturucu bağımlılığı veya sentetik ilaç kullanımı

Uyuşturucu bağımlılarında ve sentetik ilaçları (uyku hap, depresyon ilaçları) sürekli kullanan kişilerde dopamin salgılanmasından sorunlar yaşanır. Çünkü bu kimyasal yapılar beyinde sinir hücrelerini harap eder. Bu durumda parkinsona yakalanma riski artar. Bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, eroin kullanan kişilerde beyin fonksiyonların yavaş yavaş kaybedildiği saptanmış.

1. Titreme

Titreme durumu bu hastalıkta sıkça görülen bir belirti. Ellerin titremesi  (tremor), parmak ve bacakların istemsiz bir biçimde titremesi görülür. El parmakları kontrolsüz bir şekilde titrediği için ellerin kullanılmasında zorluk yaşanır.

Üstelik bu titremeler dinlenme durumunda dahi gözlenir. Yine yüz bölgesinde çene veya dudakta istemsiz kasılmalar ve titremeler görülür. Titremeler bacaklarda ise daha çok seğirme şeklindedir.

Huzursuz bacak sendromu da parkinson hastalarında sıkça görülür.

2. Hareketlerde yavaşlama

Bu hastalık motor sinir hücrelerini ele geçiriyor. Bu yüzden günlük yapılan rutin hareketler yapılamaz hale gelir. Hastalık ilerledikçe ise basit fiziksel hareketleri yaparken bile zorluk yaşanır.

Yürürken adımlar küçülür ve yavaşlar. Aynı zamanda ayakları yerden kaldırmaz ve ayakları yere sürerek yürünür. Yürürken veya hareket ederken kaslarda ve kemiklerde şiddetli acı hissedilir.

Merdiven veya yokuş çıkmak aşırı derecede zordur.

3. El yazısında bozulmalar

Kullanılan el yazısında ani değişimler parkinson belirtisidir. El yazısının aniden çirkinleşmesi veya küçülmesi, yazarken zorluk yaşamak, parmakların titremesi ile kalem kavrama kabiliyetinin kaybedilmesi bu hastalığın sonucudur. Yazı yazarken kelimeler yapışık hale gelir ve okunamaz olur. İleri durumlarda yaş ile beraber görme sorunları da oluşur.

4. Konuşmanın değişmesi

Bu hastalık konuşma kabiliyeti üzerinde de etkilidir. Parkinson yüzünden normalden daha hızlı ve cümleler arasında duraksamadan konuşulur.

Alçak sesle konuşma isteği ve konuşmadan önce takılma tekleme gibi sorunlar meydana gelir. Ellerini ve yüz mimiklerini etkin bir biçimde kullanamadığı için, sadece konuşurken ses duyulur.

Hastanın yüzündeki mimikler sabit olduğu için ciddi bir ifadeye sahip olur.

5. Kas sertleşmesi

Dopamin salgısının azalmasına bağlı olarak kasların da uyarımı azalır. Bu durum kasların kullanılmadığı için zamanla sertleşmesine neden olur. Parkinson hastalarında kas sertleşmesi vücudun herhangi bir yerinde olabilir. Sertleşen kaslar kişinin hareket özgürlüğünü kısıtlayıp, çeşitli kas ağrılarına neden olur.

6. Denge ve hareket kaybı

Hastalığın sorun çıkaran belirtilerinden biri de denge kaybıdır. Yürüyüş yaparken veya duş alırken sürekli denge kaybı yaşanır. Denge kayıpları ani düşmelere ve düşmeye bağlı çarpmalara neden olduğu için aşırı tehli. Bu kişilerin hareket kaybı yaşamasından dolayı yürürken sallanma durumu oluşur. Ayrıca gülümseme ve el sallama becerisinde azalma meydana gelir.

7. Duruş bozukluğu

Parkinsonlu hastalarda kasların sertleşmesi ve dopamin salgısının azlığı hareket ederken öne doğru erilmeye neden olur. Bu kişilerin duruşunda ve postüründe ciddi değişiklikler yaratır. Uzun vadede kişide baş ve boyun kireçlenmesi, sırt ağrıları ve kamburluk meydana gelir.

8. Düşünmede güçlük

Düşünürken güçlük yaşamak parkinson hastalarının hastalığın ilerleyen zamanlarında yaşadığı bir sorundur. Bu sorun kişinin düşünmesinde sorun yaşamasına, eski anıları veya bir bilgiyi hemen hatırlayamamasına neden olur. Bu yönü ile parkinsonun ilerlemesi sonucu alzheimer olma korkusu yaşanır. Fakat böyle bir durumun oluştuğuna dair net bilgi yoktur.

9. Yutkunmada zorluk yaşama

Ağza alınan bir şeyi yutmak motor sinirlerin yönlendirdiği bir reflekstir. Dopamin salgısının azalması ve motor sinir hücrelerinin bozulması ile yutma refleksinde zayıflama görülür. Bu hastalar bir şey yerken veya içerken yutamaz hale gelir. Ağız içinde sürekli olarak tükürük sıvısı birikir. Hasta farkında değilken ağzından ağız suyu, salya gibi sıvılar akar.

10. Uyku problemleri

Parkison hastaları geceleri sürekli uyanma sorunu yaşarlar. Gündüz vakitlerinde ise istemsiz olarak uykuya dalarlar. Aynı zamanda uykuda iken farkında olmadan tekme atmak, yumruk atmak gibi istemsiz hareketler sergilerler.

11. Mesane sorunları

İdrar kesesi olarak bilinen mesane, hem beyin hem de kişi tarafından kontrol edilebilir. Mesane kaslı bir yapıya sahiptir.

Normalde idrar biriktiğinde mesane kasları beyne sinyal gönderi ve kişi idrar çıkar. Parkinson hastalarında idrar tutamama ve idrarı kontrol edememe sorunu gözlenir.

Buradaki kasların sertleşmesi ve motor sinir hücrelerinin kontrol edememesi yüzünden idrar sorunları yaşanır.

12. Kabızlık

Hastalığa bağlı olarak mide ve bağırsaklarda faaliyetler azalır. Bu yüzden sindirim sistemi yavaşlar. Sindirim sisteminin yavaşlaması sonucunda ise kabızlık problemi sıkça görülür.

13. Depresyon

Parkinson hastaları; her gün düşen yaşam kalitesi ve güçleşen koşullardan dolayı psikolojik olarak sıkıntıya girerler. Bu süreçte çoğu hasta depresyon, anksiyete ve diğer mental sorunları yaşar. Bunun yanında duygusal açıdan değişikliklere sahip olur.

14. Hipertansiyon

Bu hastalığın bir belirtisi de değişen tansiyon dengesidir. Tansiyon seviyesinde ani artışlar hastaların denge kaybı yaşamasına ve ayakta kalmada sorun yaşamasına engel olur. Ani ayağa kalkmalardan kaçınmalı ve hastalar tansiyon ilaçları kullanmaya özen göstermeliler.

15. Duyu kaybı

Motor sinir hücrelerinin bu hastalık dolayısı ile zarar görmesi sonucu duyularda kayıplar yaşanır. Görme ve dokunma refleksi azalır. En çok da koku almak duyusu hasar görür. Çok keskin kokular dahi alınamaz hale gelinir.

Parkinson Hastalığı Evreleri

Parkinson tam tedavisi olmayan ve genel olarak 45-74 yaş arasında görülen bir hastalık. Ellerde titreme, hareketlerde yavaşlama ve denge kaybı ile kendini gösteren, daha sonra motor sinir hücrelerinin kontrolünün kaybedilmesi ile devam eder. Bu hastalığın toplamda 5 evresi bulunuyor.

  • 0. evre (Başlangıç): Başlangıç evresinde hastalığın vital bulgularına ulaşılmaz. Çünkü erken evrelerde hastalık vücudun sadece tek bir tarafında görülür.
  • 1. evre: Bu evrede hastalık tek taraflı olarak belirtilerini göstermeye başlar. Genel olarak vücudun belli bir bölgesinde yoğun olarak bulgulara rastlanır. Dengenin kaybı, titreme ve yavaş hareket etme bu evrede sıkça görülür.
  • 2. evre: Hastalık artık vücudun iki tarafında görülmeye başlar. Kişi ilk evredeki belirtileri devam ettirirken, yürüme güçlüğü çekmez.
  • 3. evre: Bu evrede ise artık yavaş yavaş yürüme güçlüğü belirtileri hissedilmeye başlar. Hastalık ise birden çok bölgeye yayılır.
  • 4. evre: Orta şiddette yürüme güçlüğü meydana gelir.
  • 5. evre: Son evre olarak adlandırılır. Bu evre parkinson hastaları için son noktadır. Hastalığa ait belirtiler oldukça fazla göülür. Bununla beraber hastanın yürüyüşü kısıtlandığından tek başına hayatına devam edemez. Geri kalan yaşamında birinden destek olarak ihtiyaçlarını giderebilir.

Parkinson Hastalığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

Parkinsonun ölümcül bir hastalık olmaması yönü ile hayat kalitesini değiştiren boyutu önemlidir. Bu yüzden bu hastalık için net olarak uygulanan bir tedavi yöntemi yoktur.

İlk olarak hastalığın tanısı konur daha sonra hastalığın hangi evresinde ise o evrede oluşan problemleri çözmeye yönelik bir tedavi yöntemi uygulanır.

  Parkinson belirtileri taşıyan kişilerin  hastanelere başvurduğunda ilk olarak hastalığın teşhisinin yapılmasına izin verilmelidir.

Parkinson teşhisi için kullanılan özel testler maalesef yok. Nöroloji alanında uzman psikologlar tarafından hastanın tıbbi geçmişi, klinik verileri ve fiziki muayeneden elde edilen bulgular iyice incelenir. Tüm bu bilgiler kayır altına alınır.

Daha sonra beyin ultrasonografisi yapılır. Bunlara ek SPECT ve PET taramaları ile beyin fonksiyonlarındaki değişimler incelenir. Bu tür görüntüleme işlemleri parkinsonun ne kadar ilerlediğine dair bilgi verir. Tüm bu bilgiler ışığında hastalığa teşhis konur.

Ayrıca hastalığın hangi evrede olduğu da saptanır.

1. İlaç tedavisi

Bildiğiniz gibi bu hastalığın en büyük nedeni beyinde dopamin salgısının azalmasıdır. Doktor tarafından dopamin salgısının azalmasına bağlı yok olan sinir hücrelerini yapılandırmak amacı ile ilaç tedavisi uygulanır. Bu ilaçlar genel olarak dopamin benzeri ilaçlardır.

Hasta düzenli olarak bu ilaçları kullandığında dopaminin görevini yerine getiren özelliği sahip olur. Bu ilaçlar dopaminin yıkımını engelleyerek hastalığın ilerlemesini durdurur. Hastanın parkinson evresine göre uygulanacak olan ilaç tedavisi genellikle değişkenlik gösterir.

2. Fizik tedavi ve rehabilitasyon

İlaç tedavisi ile beraber çoğu zaman fizik tedavi ve rehabilitasyon verilir. Bir de hastalığın ilk evrelerinde olan insanlara dahi uygulanabilir.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon işlemleri ile akıllı egzersiz uygulamaları yapılır. Bu egzersizlerde yürüme ve denge kabiliyeti tekrar kazandırılır.

Bunun yanında değişen el yazısı ve konuşma güçlüğü de giderilmesine yönelik işlemler uygulanır.

3. Cerrahi tedavi

Ameliyat genel olarak hastalığın son evrelerine doğru mecburen uygulanır. Çünkü beyne cerrahi müdahale yapılacak oluşu, birçok riski beraberinde getirir.

Rehabilitasyon ve ilaç tedavisine rağmen hastalığında ciddi ilerleme yaşayan hastalara beyin ameliyatı yapılır. Hastalıkta tek taraflı belirtiler görülüyor ise yakma işlemi yapılır.

Eğer hastalık çift tarafı da etki altına almış ise beyin pili uygulamaları ile hastalığın tedavisi yapılır.

Parkinson Hastalığı Ölümcül Müdür?

Parkinson yetişkin insanlarda özellikle yaşlı olan kişilerde Alzheimer hastalığından sonra en sık görülen ikinci hastalıktır. Bu hastalık sinir hücrelerinin harabiyeti (nörodejeneratif) sonucunda meydana gelir.

Dopamin salgısının azalması ile sinir hücreleri yavaş yavaş bozulur. Bu durumda sinirler arası iletişimde yavaşlıklar olmaya başlar.

Özellikle el ve kol gibi motor sinir hücrelerin faaliyet gösterdiği kısımların hakimiyetini kaybedersiniz.

Hastalık ilerledikçe ise titremeler, denge kaybı ve daha ciddi sorunlar ile karşılaşılır. Parkinson direkt olarak öldürücü etkiye sahip bir hastalık değildir. Fakat kişilerin günlük işlerini yapamaz hatta yemek dahi yiyemez hale gelmesi durumu oluşur. Bu durum hastalık ilerledikçe daha büyük sorunlara neden olduğundan dolayı kişinin yaşamını zorlaştırıp, hayat standardını düşürür.

Источник: //sebboy.com/parkinson/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.