Parkinson Hastalığı

içerik

Parkinson Nedenleri, Belirtileri, Çeşitleri ve Tedavisi

Parkinson Hastalığı

Beyinde hücrelerin azalması ile birlikte dopamin salgılamayacak olduğundan, insanlarda istemsiz hareketler ve titremeler olan parkinson hastalığının nedenleri ve tedavisi.

Parkinson Nedenleri

ParkinsonHastalığı

Parkinson hastalığı insanların merkezi sinir sisteminde oluşan ve kronik bir rahatsızlık olmaktadır. Hastalığın gelişmesi ile birlikte insanların giderek ilerleyen ve günlük yaşamsal fonksiyonlarını hareket ettirememesine neden olmaktadır.

Hastalık daha çoğunlukla 65 yaş üzerinde görülse bile nadiren gençlerde de görülmektedir. Parkinson hastalığı en çok kimlerde görülür şekilde sorulmaktadır. Yapılan hastalık parkinson hastalığının çoğunlukla erkeklerde oluşmaktadır.

Parkinson nedir ve neden kaynaklandığını birçok insan merak etmektedir. Nedenleri de şunlardır:

  • Sinir hücrelerinin kaybı;
  • Genetik problemler;
  • Çevresel nedenler;
  • Lewy cisimleri;
  • Dopamin kaybı;
  • Yaş ve cinsiyet;
  • Bazı meslek grupları.

İnsanlarda sinir hücrelerinin ölmesi ile birlikte beyin dokusunda hasar meydana gelecektir. Bu sebeple de insanlarda dopamin seviyesinde azalma oluşur. İnsan beyninin kontrol mekanizmasının düzgün bir şekilde çalışmaması ve bu durumda da hareketlerinde yavaşlama oluşur.

Ailesinde bulunan daha çoğunlukla yaşlı insanlarda genetik olarak ortaya çıkabilecek, sinir hücrelerinin kaybı ile birlikte beyin fonksiyonlarının azalmasına neden olabilecek durumlar ortaya çıkabilir. İnsanların yaptıkları işler de parkinson hastalığı yaşamasına neden olabilir.

Tarım ya da endüstriyel benzeri işlerle uğraşan insanlarda oluşmaktadır.

Beyinde dopamin maddesinin salgılanarak insanların hareketlerini kontrol etmesinin azalmasına neden olan durumların ayrıca beyinde biriken dopamin madde kaybı sebebiyle oluşabilir. Bazı insanların beyinlerinde lewy cisimlerinin de beyin sapında protein birikmesine ve bu sebeple de oluşmasına sebebiyet verecektir.

Parkinson Belirtileri

İnsanların hareket kabiliyetinde azalmanın gelişmesinin nedenleri arasında postural bozukluk olması kaynak verecektir.

İnsanlarda hastalığın başlangıcı sonucunda hareket etme yetisinde bazı sorunlar belirecektir.

İnsanların duyularında oluşmaya başlayan bu kronik hastalığın hareketlerini etkilediği kadar sinir sistemi içerisinde gerçekleşmesi sebebiyle kol ve baklarında istemsiz hareketlerin olmasına neden olur. Parkinson belirtileri:

  • Kasların donukluk ve kasılması;
  • Parmaklarda başlayan titreme;
  • Zamanla ele yayılan titreme;
  • Dik duramama;
  • Ayağa kalkınca düşme;
  • Ayakların titremesi;
  • Hareket kaybı;
  • Hareketlerinde ciddi yavaşlama;
  • Kalem, kaşık, çatal tutamama;
  • Uyku bozuklukları;
  • Depresyon;
  • Demans.

Hastalarda gelişen parkinson sebebiyle birçok hastanın zaman içerisinde yüz mimiklerini de kontrol edememeye başlayacaktır. Donuk bir yüz ifadesi oluşmaktadır.

Parkinson hastalarında yaşanmakta olan problemler sadece fiziksel olarak gelişmeyecektir. Aynı zamanda da zihinsel olarak da kronik bir hastalık olması sebebiyle ortaya çıkacaktır.

Hastalığın başlangıcı itibari ile istemsiz hareketlerin geliştiği kişilerde sıklıkla duygusal problemlerde ortaya çıkar.

Sosyal hayatları içerisinde aktif olan bir kişi zamanla kendisini soyutlamaya başlar. Herhangi bir konuda karar vermesi azalacaktır. Bu hastalarda en çok görülen belirtiler arasında demans hastalığının oluşması da görülmektedir. 

Demans beyinde gerçekleşmekte olan ve insanların unutkanlığının çok ciddi boyutlara geldiği bir rahatsızlık olmaktadır. Zihinsel olarak yaşanmakta olan problemlerin arasında depresyon da görülmektedir. Parkinson hastalarının en çok ortaya çıkan zihinsel problemlerinden biri de kaygı olarak bilinmektedir.

Hastalarda gelişmekte olan istemsiz hareketler sebebiyle zaman içerisinde uykusuzlukta sıklıkla görülmektedir.

Parkinson nedeniyle vücutlarında titremenin oluşması sebebiyle ve bozulan ruh hallerinden ötürü uykuya dalmakta ciddi problemler yaşanır.

Bilinçsiz hareketlerin yapması ve yatak sırasında bacaklarının sürekli titremesi bu insanlarda hareketlerinde ciddi oranda uyku bozukluğu gelişmesine sebep olur.

Parkinson Çeşitleri

Dopamin maddesinin yeteri kadar oluşmaması durumunda en çok gelişen hastalıkta dikkat eksikliğinin ciddi olduğu ve istemsiz hareketlerin olmasına neden olur. Kronik olarak gelişen bu hastalığın bazı çeşitleri vardır. Bunlar şunlardır:

Hipokinetik Parkinson

Hastalığın gelişmesinin nedenleri arasında insanların hareketsiz bir yaşama sahip olmaları nedeni bulunmaktadır. İnsanların uzunca bir süre bedenlerini hareket ettirmemesi nedeniyle gelişen fonksiyon kayıplarından oluşmaktadır.

Hiperkinetik Parkinson

Bu rahatsızlık küçük çocuklarda ortaya çıkmaktadır. Dikkat eksikliğinin ciddi boyutlarda olduğu ve çocuğun aşırı bir hareketli olması gibi belirtileri vardır.

Söz dinlemeyen, çok yaramaz olan ve sosyal hayatı olmayan çocuklardır. Herhangi bir şey istemesi sonucunda anne ya da babanın yapmaması halinde aşırı bir tepki vermesine neden olur.

Bu nedenle de doktor tarafından tedavisi başlanmalıdır.

Parkinson

65 yaş üzerinde olan insanlarda ortaya çıkan ve elde başlayan titremelerin zaman içerisinde tüm kola yayılmasına ve daha sonrasında da bacaklarında istemsiz bir şekilde titremesine neden olur.

Hastaların ruhsal durumlarının da etkilenmesi sebebiyle birçok hastada depresyon görülmektedir.

Bu hastaların kronik olması sebebiyle ve ilerlemesi durumunda unutkanlık ve kendi işini artık yapamama durumları da oluşmaktadır.

Parkinson Tanısı

Parkinson belirtilerinin gelişmesi ile birlikte nöroloji uzmanına başvurması gerekmektedir.

Hastaların ilk olarak hem yakını tarafından hem de hastanın kendisinin dinlenmesi, muayene yapılması ile birlikte tanının parkinson hastalığından şüphelenen doktorun asıl tanıyı koyabilmesi için ve beyinde dopamin eksikliği ile birlikte oluşacak titremenin gelişmesi durumunda tanı testleri uygulanmaktadır.

Parkinson hastasına uygulanacak olan laboratuvar ve röntgen testleri tanının konulmasında yeterli olmamaktadır. Bu nedenle de bilgisayarlı tomografinin çekilmesi, MR gibi beynin görüntülenmesi ile birlikte doktor tarafından tam olarak tanısı konulacaktır.

Vücudun istemsiz bir şekilde titremesi her zaman için bu hastalığa neden olmamaktadır. Birçok hastalığın ortaya çıkması durumunda benzer belirtilerin görüldüğü de bilinmektedir.

İnsan beyninde şayet bir kanama olması durumunda, alzheimer hastalığı, kullanılan bazı kimyasal ilaçlar, yaşanılmakta olan damar hastalıkları gibi durumlarda da benzer bir hastalık gelişimi söz konusu olacağından mutlaka tanı konulması için gerekli inceleme yapılmalıdır.

Parkinson Tedavisi

Parkinson hastalarının ilk başlarda vücudunda katılığın olduğu, daha sonralarında titreme ve bu titremenin tüm vücuda yayılmasına sebep olan kronik bir hastalıktır.

Hastaya uygulanacak olan tedavinin beyinde oluşan dopamin eksikliğini ortadan kaldırmak amacıyla yapılmaktadır.

Bu sebeple de hastaların yaşamlarını normal bir şekilde tek başına idare etmeleri ve yardıma muhtaç hale gelmemeleri için ilaç tedavisine başlanmalıdır.

Hastaların tanısının konulması ile birlikte uygulanacak ilaç tedavisi birçok hastanın iyileşmesinde etkili olur. Çoğu hastanın fizyoterapi uygulamaları da almaktadır.

İlaç Tedavisi

Hastalığı yaşamakta olan kişilerin hareketlerinin kontrol dışı olması sebebiyle denge kaybı yaşanması gibi ve sık sık düşmesine neden olacaktır.

Bu hastaların tedavisinde ilk olarak günümüzde reçete edilen ilaçlar dopamin etken maddesine sahip olan ilaçlar olmaktadır.

Bu sayede kişilerin kas hareketlerinin düzenli olması ve inhibitör kontrol edici etkisinin gelişimi ile gerçekleşmektedir.

Cerrahi Tedavi

Bu hastalığı yaşamakta olan kişilere uygulanan ilaç tedavisinin yeterli olmaması durumunda ilerleyen bir hastalık olduğundan kişilerin ilaçlara dirençli olması durumunda dopamin maddesinin eksikliğinden kaynaklı olarak oluşan titremenin tedavisi için cerrahi müdahale uygulanmalıdır. Gerçekleşen titremenin çok fazla olması halinde sadece titremenin önlenmesini sağlayacak olan cerrahi müdahale de gelişebilir.

Pil Tedavisi

Son yıllarda parkinson hastalığının tedavisinde etkili olan ve insanların beyin stimülatörlerini azalmasında en etkili tedavi yöntemleri arasında oluşmaktadır. Çok güçlü beyin frekansları ve şiddetli akım sayesinde beyin fonksiyonlarının güçlenmesini sağlamaktadır. Bu sayede de kişilerin kontrol mekanizmasının güçlenerek etkisini kaybetmemesini sağlamaktadır. 

Makale beğendiniz mi? (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://basbeyin.com/parkinson-hastaligi-nedir.html

Parkinson hastalığı neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Parkinson Hastalığı

Parkinson hastalığının erişkinlerde Alzheimer hastalığından sonra ikinci sıklıkta görülen nörodejeneratif (sinir hücre harabiyeti sonucunda gelişen) bir hastalık olduğunu söyleyen Parkinson Hastalığı Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü dolayısıyla Türkiye ve dünyada Parkinson Hastalarının sorunları ve durumu ile ilgili Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’nın sorularını yanıtladı.

Parkinson genetik bir hastalık mıdır? Sadece yaşlılarda mı görülür?

Parkinson hastalığı erişkinlerde Alzheimer hastalığından sonra ikinci sıklıkta görülen nörodejeneratif (sinir hücre harabiyeti sonucunda gelişen) bir hastalıktır. Parkinson hastalığının görülme sıklığı 55-60 yaş üzerindeki nüfusta %1 ‘dir.

Bu oran oldukça sabit olmasına karşın, yaşam süresinin uzaması dolayısıyla toplumda yaşlı nüfusunun artması Parkinson hastalarının sayısında da artışa neden olmaktadır.

Parkinson olgularının % 5 ila 10’u kalıtsaldır ve genetik tipler genellikle 40 yaş öncesinde başlar.

Parkinson hastalığı neden olur? Belirtileri, teşhisi ve evreleri

Burada dikkat çekmek istediğim önemli bir husus var; “Parkinson yaşlılık hastalığıdır” düşüncesiyle, genç bireylerdeki hareket yavaşlığı belirtisinin gözden kaçırılmaması gerekir.

Genç hastaların da tanı almaları ve tedavi ile günlük hayatlarını başkalarına bağımlı olmadan sürdürebilmeleri önemli. Parkinson hastalığının temel belirtisi hareketlerde yavaşlamadır.

Buna ek olarak eklem hareketlerinde katılık, titreme erken dönemde ortaya çıkan başlıca belirtilerdir. Hastalığın ileri dönemlerinde denge bozukluğu da tabloya eklenir.

Parkinson hastalığında bu motor bulgulardan başka motor dışı belirti ve bulgular da izlenir.

Motor dışı belirtiler kabızlık, pozisyon değişikliği ile kan basıncının düşmesi, depresyon, anksiyete, uyku bölünmeleri, huzursuz bacak sendromudur.

Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar ileri yaşlarda ve bilişsel bozukluğu olanlarda kabuslara ve var sanılara yol açabilir. Bu da hasta ve ailesinin yaşam kalitesini ciddi derecede bozan bir durumdur.

Alzheimer tedavisi ve hastalıkla yaşama rehberi: Öneriler ve uyarılar

Genç Parkinson hastalarında özellikle erkeklerde tedavide kullanılan bazı ilaçlar dürtü kontrol bozukluğu dediğimiz aşırı para harcama, şans oyunlarına düşkünlük, cinsel davranışlarda değişiklikler, aşırı yeme gibi davranış sorunlarına yol açabilir. Tedavinin bu gibi yan etkileri hasta ve yakınları tarafından bilinirse davranış değişiklileri erken fark edilecek ve hekimle iş birliği yaparak bu sorunlar tedavinin düzenlenmesi ile ortadan kaldırılacaktır.

Parkinsonda erken tanının tedaviye katkısı var mı? Parkinsonun ilerlemesi durdurulabilir mi?

Parkinson hastalığı sessizce başlayan yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Belirtiler vücudun sağ veya sol tarafından başlar, üç yıl içinde iki taraflı olur. Sonraki yıllarda denge sorunları, donma ve düşmeler ortaya çıkar. Hastalığın orta hat belirtileri denilen konuşma, yutma ve yürüyüş bozuklukları ilaç tedavisine yanıt vermez, denge kusuru şiddetli ise cerrahi de yarar sağlamaz.

Parkinson hastalığının oluşturduğu riskler ve tedavisi

Parkinson hastalığının beyin sapında özel bir grup sinir hücresinin, henüz kesin nedenini bilemediğimiz bir süreç sonucunda kaybına bağlı olarak dopamin maddesindeki eksilmeden kaynaklandığı bilinmektedir.

Hücre hasarına yol açan mekanizmalar birden fazla olduğu için hastalığın kökenine yönelik tedavi bugün için mevcut değildir.

Günümüzde beyinde kalan dopaminden daha fazla yararlanmayı sağlayacak ilaçlar ve dopamine benzer veya öncü maddesi olan ilaçlar kullanılmaktır.

Kök hücre çalışmalarında son durum nedir?

Hastalığın tedavisinde yer alan ilaçlar hastalığı durduramamaktadır, ancak belirtileri hafifleterek hastanın günlük yaşam faaliyetlerini rahat sürdürebilmesine yardım ederler.

Yirmi yıl önce Parkinson hastalığı tanısı koyduğumuzda hastaya günlük işlerini görebildiği sürece ilaç başlamaz, tedaviyi ertelerdik. Günümüzde bu yaklaşım kabul görmemektedir.

Çünkü hastalığın erken evresinde tedaviye başlandığında dopamin eksikliğinin beyinde oluşturacağı diğer işlev bozuklukları geciktirilebilmektedir.

Bu da hastalığın daha ılımlı seyretmesini sağlamakta, hastanın yatağa bağımlı hale gelmesini önleyebilmektedir. Tedavide kullanılan bazı ilaçların birkaç yıl sonra yüz ve gövde de istemsiz hareketlere, ilaç etkisinin bittiği saatlerde de yavaşlık ve katılığın şiddetlenmesiyle hastanın “kapalı” duruma geçmesine yol açtığı iyi bilinmektedir.

Bu “açık-kapalı” dönemleri gün içinde sık yaşayan hastalar için derin beyin uyarımı ameliyatı planlanabilir. Bugün gerek ilaç gerek cerrahi tedaviler hastalık belirtilerini hafifletmeye yöneliktir, hastalığın seyrini durduramaz demiştim.

Ancak gelişmiş araştırma merkezlerinde aşı ve gen tedavileri üzerinde çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir. Birkaç yıl sonra bu tedavilerden bazılarının hastalığı durdurmak üzere bizim pratiğimize de gireceğini düşünüyorum.

Çok merak edilen kök hücre çalışmaları ise henüz Parkinson hastalığındaki hücre yitimini onaracak bir çözüm getirmemiştir.

Yavaş ama çok yıkıcı ilerleyen gizli hastalık: Parkinson…

Parkinson hastalarınıza egzersiz, özellikle de dans, yoga ve Tai Chi yapmaları öneriliyor. Bunların hastaların yaşam kalitesinin artırılmasına faydaları nelerdir, tedaviye ve ilerlemenin yavaşlatılmasına katkısı önemli oranlarda mıdır?

Parkinson hastalığının orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları, denge kusurları ortaya çıkar, bunu düşmeler izleyebilir. Denge, yürüyüş ve duruşu korumanın en iyi yolu egzersiz ve hareket etmektir.

Uygun tedavilerle birlikte Parkinson hastaları uzun yıllar yaşamını sürdürebiliyor ve Parkinson hastalığının teşhis ve tedavisi ülkemizde oldukça iyi bir düzeyde bulunuyor, dünyada yaygın kullanılan yöntemler ülkemizde de SGK kapsamında gerçekleştiriliyor.

Parkinson hastalığı hareketleri yavaşlatan, kısıtlayan bir hastalıktır. Hastalık nedeniyle fiziksel aktivitelerini aza indirgeyen olgularda eklem sorunları gibi mekanik nedenler de hastanın bağımsız hareketini azaltabiliyor.

Dolayısıyla Parkinson fizyoterapi ve egzersizin tamamlayıcı tedavi olarak kritik önemde olduğu bir hastalık. Bu nedenle de biz PHD olarak Parkinson Hastalığı Günü’nde etkinlerimizin büyük kısmını hastalarımızla egzersiz yapmaya ayırdık.

Parkinson hastalığında Yoga ve Tai Chi gibi fiziksel aktivitelerin ve dans etmenin yararlı olduğuna ilişkin bilimsel kanıtlar giderek artıyor.

Yine genel vücut çevikliği açından yürüyüş, yüzme gibi sporları öneriyoruz. Dansın hastalığa etkisi üzerine yapılan çalışmalarda da dans kurslarına katılan hastaların katılmayanlara kıyasla denge ve hareketliliklerinde ilerlemeler kaydedildiği saptanmış durumda. Müzik ve dans, denge sorunlarının azaltılmasında beyne yardım etmektedir.

Parkinson hastalığı tedavisinde beyin pili nasıl uygulanır

Son yıllarda hem hayvan deneyleri, hem de insanlardaki gözlemler, fiziksel aktivitelerin (egzersiz, dans, Yoga, Tai Chi vb) beyinde yeni sinir şebekeleri oluşturarak, beyin kan akımında değişiklikler yaparak, sinir hücrelerini besleyici (trofik) faktörlerin salınımını arttırarak Parkinson hastalığının seyrini daha ılımlı hale getireceğini düşündürmektedir.

Spor yapmak ileri yaşlarda hastalığa yakalanma riskini azaltır mı?

Sporcular üzerinde yapılmış bu şekilde bir araştırma henüz yok, ancak genel anlamda düzenli ve hatta yapılandırılmış egzersizin Parkinson hastalığı başta olmak üzere pek çok yaşla ilişkili nörodejeneratif hastalıkta ve normal yaşlanma sürecinde nöron hücreleri ve bunların oluşturdukları ağsal devrelerin düzenli ve sağlıklı işlev görmesi üzerine olumlu etkileri bilinmektedir. Bu nedenle hastalığa yakalanma riskinde olmasa da hastalık sürecinin kendisini göstermesinde olumlu bir etkisi olabileceği öngörülebilir. Bununla beraber günlük düzenli egzersizin bazı genetik çeşitler için koruyucu etkisi olabileceğini düşündüren bulgular vardır.

Parkinson hastalığı temelde hareket bozukluğu olduğu ve beyinde aksayan hareket devreleri ile ilgili olduğu için hareket egzersizleri tabii ki tedavini vazgeçilmez bir parçasını oluşturur. Bu gereklilik hastanın tanı aldığı zamandan itibaren geçerlidir, yani düzenli egzersizler tüm vücudu çalıştıran tempolu yürüme, yüzme, aerobik gibi sporlar genel anlamda baştan beri tercih edilir.

Ancak hastalık ilerledikçe ve özellikle denge bozukluğu, yürürken kilitlenme, gövdede öne doğru eğilme, konuşma bozukluğu gibi ilaca kısmen veya yetersiz cevap veren daha karmaşık hareket problemleri tabloya eklendikçe programlı ve daha profesyonel destek gerektiren egzersizler ilaç kadar önem kazanır.

Beyin pili Parkinsonda yaşam kalitesini arttırıyor!

Bu konuda giderek artan kontrollü çalışmalar tüm egzersiz programlarının, özellikle de hedefe yönelik özel terapilerin (denge ve konuşma terapileri gibi) çok yararlı olduğunu ortaya koymaktadır.

 Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Parkinson hastalığı tedavisinde egzersiz, hareketlilik kritik önemdedir ve PHD olarak farkındalık etkinliklerimizi yoğunlukla bu tema üzerine oluşturuyoruz.

Bu yıl da “umut ve hareket” diyeceğiz ve 6 ilde eş zamanlı olarak düzenleyeceğimiz etkinliklerde hastalarımızla birlikte egzersiz yapacağız.

Son olarak Parkinson hastalarına önerileriniz neler olacaktır?

Parkinson hastalığı ile mücadele etmede erken teşhis, fizyoterapi ve egzersiz, uygun ilaçlarla doğru tedavi seçiminin uzmanlarca yapılması çok önemli. Böylece hastalık önemli ölçüde kontrol altına alınabiliyor ve yaşam kalitesi yükseltiliyor.

Parkinson hastaları için egzersiz ve hareket çok önemli. Egzersiz sadece yürüyüş, denge, duruşu düzeltmekle kalmaz, Parkinson hastalığının depresyon, durgunluk, yorgunluk ve kabızlık gibi diğer belirtilerini de olumlu etkiler.

Hareketsizliğin davet edeceği kalp damar hastalıkları ve kemik erimesine karşı da koruyucu işlev görür.

Hareket önemli ama yorgunluğa da dikkat etmek gerekir. Yorgunluk, Parkinson hastalığına eşlik edebilen bir unsurdur ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Parkinson hastası günü programlı yaşamalı ve mutlaka egzersize zaman ayırmalıdır. Bununla beraber günde en az bir istirahat dönemi olmalıdır. Bir işe başlarken veya işin bitiminde ya da her ikisinde dinlenebilirler.

Parkinson Türkiye’de yeterince biliniyor mu? Farkındalık için PHD olarak neler yapıyorsunuz?

Maalesef Türkiye’de Parkinson hastalığı çok iyi bilinmiyor. Daha çok Alzheimer Hastalığı ile karıştırılıyor. Dünyada 5 milyon, Türkiye’de 100 bin civarında Parkinson hastası olduğu tahmin ediliyor. Her yıl yaklaşık 10 bin civarında hastaya yeni teşhis konuluyor.

2030’da bu rakamın iki katına çıkacağı tahmin ediliyor. Buna rağmen hastaların sadece yarısı tedavi görüyor. Çünkü çoğu kişi, hasta olduğunu kabullenmediğinden bir kısmı da doktora gitmeye çekindiğinden tedavi görmüyor.

Bu yüzden de hastalık hakkında farkındalığın arttırılması büyük önem taşıyor.

Bu nedenle Parkinson Hastalığı Derneği olarak, her yıl 11 Nisan Dünya Parkinson Günü’nde çeşitli etkinliklerle farkındalık oluşturulması için çaba harcıyoruz. Bu yıl 6 ilde eş zamanlı etkinlikler organize ettik. Bu yıl ki sloganımız; “Parkinson son değildir. Yaşayacak çok yıllarınız var. Birlikte yürüyelim.” 

Bu slogan ile birkaç konuyu vurgulamak istiyoruz. Birincisi; Parkinson hastalığı toplumda yeteri kadar ve doğru olarak tanınmıyor.

Parkinson tanısı konduğunda sanki hastanın hızla ilerleyecek ve kısa sürede tekerlekli sandalyede sonlanacak bir hastalığa yakalandığı düşünülüyor, sanki bağımsız ve kaliteli bir yaşamın sonu gelmiş gibi.

  Biz bunun doğru olmadığını, Parkinson hastalığına yakalanmanın hiçbir şekilde bir “son” olmadığını, doğru tedavi, uygun tedbirler ve yaşam tarzıyla hastaların uzun yıllar kaliteli bir yaşam sürebileceklerini vurgulamak istiyoruz.

İkinci vurgumuz ise “Birlikte yürüyelim” çağrısı. Parkinson hastalığında ilaç tedavisinin yanında düzenli hareket, yürüyüşler ve egzersizler çok önemli. Hastalarımızı buna özendirmek istiyoruz. Aynı zamanda hastalara, yalnız olmadıklarını, bu uzun yürüyüşte biz hekimlerin hep yanlarında olacağımızı, yalnız değil “birlikte yürüyeceğimizi” de vurgulamayı amaçladık.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/parkinson-hastaligi-nedir-belirtileri-nedenleri-tedavisi/

Parkinson Hastalığı

Parkinson Hastalığı

Parkinson hastalığı Alzheimer Hastalığından sonra en sık izlenen, beyindeki hücre dejenerasyonu (işlev kaybı ile hücre ölümü) ile giden bir nörolojik hastalıktır. Bu hastalıkta beyinde dopamin isimli bir molekülü üreten nöronların kaybı izlenmektedir.

Dopamin salgılayan hücreler özellikle beyin sapında substantia nigra isimli bir bölgede bulunmaktadır ve bazal ganglia isimli, beyinde motor hareketin düzenlenmesi görevini üstlenmiş olan başka bir bölge ile yakın ilişki halindedir.

Substantia nigradaki hücrelerin zamanından önce ölmesi sonucunda bazal gangliaya yeterli dopaminerjik sinyalin gitmemesi sonucunda bazal ganglianın beyin korteksindeki uyarıcı etkisi azalmakta, bunun sonucunda da hareketlerin yavaşlaması, titreme, denge kayıpları gibi yakınmaların oluşmasına neden olmaktadır.

Parkinson hastalığının sıklığı nedir?

Parkinson hastalığı özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkmaktadır. 50 yaşından önce başlaması çok nadirdir. Erkeklerde kadınlara göre yaklaşık olarak iki kat daha sık olarak izlenmektedir.

60 yaş üzerindeki insanlardaki sıklığı %1’dir. Görülme sıklığı yaklaşık olarak her 100.000 kişide 300’dür. Türkiye’de 60.000 civarında Parkinson hastasının olduğu tahmin edilmektedir.

Giderek yaşlanan toplumumuzda sıklığın önümüzdeki yıllarda daha da artacağı düşünülmektedir.

Parkinson hastalığına yatkınlık yaratan faktörler var mıdır?

Parkinson hastalığına genetik bir yatkınlığın olduğu bilinmektedir. Özellikle son yıllarda ortaya konan, bazı genetik mutasyonlara sahip kişilerde (LRRK2, α-sinüklein, parkin genleri), bu mutasyonlara sahip olmayan kişilere göre daha sık izlenmektedir. Aile öyküsü özellikle genç yaşta Parkinson hastalığına yakalanan kişilerde daha belirgindir.

Bu bilgiye rağmen geç başlangıçlı tek yumurta ikizi Parkinson hastalarında her iki kardeşte Parkinson hastalığı olma sıklığı çift yumurta ikizlerine göre daha fazla değildir. Genç yaş Parkinson hastalarında ise bu oran daha sık olarak bulunmuştur. Esansiyel tremorlu hastalarda ileri yaşlarda Parkinson hastalığı gelişme sıklığı 4 kat daha fazladır.

Bazı kimyasalların Parkinson hastalığına neden olabileceğine dair kanıtlar vardır. Bunların başında sentetik bir toksin olan MPTP gelmektedir. Bazı çalışmalarda kuyu suyu kullanımı, kırsal yaşam ve tarımda kullanılan bazı ilaçlara maruz kalan kişilerde de Parkinson hastalığına yakalanma riskinin arttığını gösterilmiştir.

Parkinson hastalığından korunmak mümkün müdür?

Parkinson hastalığından korunmak pek mümkün değildir. Ancak bazı maddeleri daha fazla kullanan insanlarda Parkinson hastalığının gelişme sıklığının daha az olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Bunların başında sigara tüketimi gelmektedir.

Sigara içenlerde Parkinson hastalığına yakalanma sıklığı %40 daha azdır. Sigara dışında kafein tüketen kişilerde de Parkinson hastalığı riski daha düşüktür. Kafeinin bu etkiyi adenozin reseptörleri üzerinden yaptığına inanılmaktadır.

Ayrıca steroid olmayan anti-inflamatuar ilaç kullanan ve ürik asit düzeyi yüksek kişilerde de Parkinson hastalığı sıklığı düşüktür.

Parkinson hastalığının belirtileri nedir?

Parkinson hastalığında parkinsonizm başlığı altında toplanan belirtiler bütünü izlenmektedir. Parkinsonizm temel olarak dört ögeden oluşur:

1. İstirahat halinde izlenen titreme (tremor)2. Hareketlerin yavaşlaması (bradikinezi)3. Pasif eklem hareketlerini zorlaştıran kaslarda sertleşme (rijidite)

4. Ayakta durma dengesinin bozulması (postural instabilite)

Parkinson hastalığının motor bulguları ortaya çıkmadan bazı başka belirtiler kendini gösterebilir.

Bunlar arasında ağrı, koku alma bozukluğu, REM uyku davranış bozukluğu (geceleri çok canlı rüyalar görüp, etrafındakilere zarar verebilecek vurma gibi bazı hareketlerle ortaya çıkan bir uyku bozukluğudur) ve otonomik sistem (mesane-bağırsak, tansiyon değişiklikleri gibi) bozuklukları gibi bulgular da izlenebilmektedir.

Parkinson hastalığının tipik bulguları ortaya çıkmaya başladığında yürürken kolları iki yanda normal şekilde sallamama, elde, bacaklarda veya çenede istirahat döneminde titreme, mimiklerin kaybının izlendiği maske yüz belirtisi, yazının giderek küçülmesi şeklinde zor okunur bir yazıya sahip olma, göz kıpma sayısında azalma, öne eğik ve yavaş şekilde yürüme, sık düşmeler, küçük adımlarla yürüme, donup kalmalar, hareketin ve konuşma hızının yavaşlaması, yutma bozuklukları, kabızlık, cinsel işlev bozuklukları, depresyon, psikoz, hayal görme, halüsinasyon, gündüz uyuklama hali, dürtü kontrol bozukluğu, ciltte yağlanmanın artması (sebore), bunama da izlenebilir.

Parkinsonizm başka hastalıklarda da izlenebilir mi?

Parkinsonizmin en sık nedeni Parkinson hastalığı olmakla birlikte başka hastalıklar da parkinsonizm yapabilmektedir.

Bunlar arasında beyin içerisinde sıvı birikmesinin izlendiği normal basınçlı hidrosefali, multisistem atrofi, bazı ilaçlar, beyin damar tıkanıklıkları, kronik uzun süreli kafa travması (boksta olduğu gibi) ve bazı beyin enfeksiyonları sayılabilir. Bu hastalıkların tanısında izlenen yol ve tedavileri Parkinson hastalığından farklıdır.

Parkinson hastalığının tedavisi nasıl yapılmaktadır?

Parkinson hastalığında tedavi 3 ana başlıkta toplanabilir: Birinci sırayı ilaç tedavisi almaktadır. İlaç tedavisinden yeterli faydayı göremeyen hastalarda cerrahi tedavi uygulanabilmektedir. Parkinson hastalığı tanısı almış her hastada hastanın yakınmalarına göre destek tedavisi de düşünülmelidir.

İlaç tedavisi
İlaç tedavisinin temelini azalmış olan dopaminin yerine konması oluşturmaktadır. Dopaminin ağızdan alınması durumunda kan-beyin bariyerini geçip beyine ulaşması mümkün olmadığı için dopaminin vücutta sentezlenmesini sağlayan L-Dopa isimli molekül kullanılmaktadır.

Vücutta dopaminin arttırılması hem ağızdan alınan L-Dopa’nın dopaminden başka moleküllere yıkılmasını engelleyen, hem de vücutta hali hazırda sentezlenmiş olan dopaminin nöronlar içinde daha uzun süre kalmasını sağlayan ilaçlarla da sağlanmaktadır. Parkinson hastalığında ayrıca dopamin reseptörlerine bağlanarak dopamin benzeri etki gösteren moleküller de kullanılmaktadır.

Bunlar genel başlık altında dopamin agonistleri ismini almaktadırlar. Birçok dopamin agonisti bulunmaktadır. Ayrıca özellikle titreme üzerine etkisi daha fazla olan antikolinerjikler, istemsiz hareketler üzerine daha fazla etkisi olan amantadin isimli bir ilaç da tedavide kullanılmaktadır.

Parkinson hastalığında tedavi hastalığa değil, kişiye özeldir ve hastanın belirtilerinin tipine ve şiddetine göre ayarlanmaktadır. Ne yazık kullanılan ilaçlar sadece belirti giderici ilaçlardır. Yani hastalığın yıllar içinde kötüleşmesinin izlendiği doğal seyrini değiştirmemektedir.

Ancak son yıllarda yapılan çalışmalarda MAO-B inhibitörlerinden rasagilinin hastalığın seyrini değiştirdiğine dair kanıtlar bulunmuştur. Ağızdan alınan dopamin agonistlerinin yanısıra özellikle motor donma sorunu olan hastalarda kullanılan küçük bir pompa yardımı ile cilt altına enjeksiyon şeklinde uygulanan ilaçlar da üretilmiştir.

Cerrahi tedavi
Parkinson hastalığının cerrahisi son yıllarda giderek artan sayıda uygulanmaktadır. Buradaki hedef hastalıkta artmış aktivitenin izlendiği subtalamik nükleus, globus pallidus ve talamus’daki aktivitenin azaltılmasıdır.

Bu amaçla iki yöntem kullanılabilir; birinde bu bölgeler yakılır, diğerinde ise bu bölgeye bir elektrot sokularak bir pil yardımı ile aktivitesi azaltılır. Parkinson hastalığında cerrahi ilk tedavi olarak uygulanılmaması gerektiği gibi son tedavi de değildir. Yani yatalak duruma düşmüş bir Parkinson hastası da bu tedaviden faydalanmaz.

Cerrahi tedavi özellikle ilaç tedavisine iyi yanıt veren ancak ilaçların yan etkileri ya da dalgalanmalar nedeni ile etkin tedavi alamayan, 70 yaşından genç, kesin Parkinson hastalığı tanısı olan, cerrahi sonrasında iyi takip edilebilecek, ciddi psikiyatrik hastalığı ya da bunaması olmayan hastalarda düşünülmelidir.

Cerrahi, uygun seçilmiş hastalarda Parkinsonizm bulgularında yarı yarıya düşüş sağlayabilir. Bu düşüşün hayat kalitesinde de belirgin düzelmeye neden olacağı beklenen hastalarda cerrahi daha ön planda seçilmelidir.

Destek tedavisi
Destek tedavisinde olmazsa olmaz olan rehabilitasyondur. Hastalara düzenli egzersiz önerilmektedir. Ayrıca ağrı, gündüz uykululuk durumu, mide-bağırsak hareketlerinde yavaşlama, REM uyku davranış bozukluğu, kabızlık, depresyon vs. gibi Parkinson hastalığının motor dışı belirtilerinin düzeltilmesine yönelik tedaviler de uygulanmalıdır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR

Bunama

Titreme (tremor)

Alzheimer hastalığı

Dengesizlik

Источник: http://norolojiklinigi.info/parkinson-hastaligi/

Parkinson Hastalığı : Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Parkinson Hastalığı

İnsanın bedeni oluşabilecek zararlara karşı her zaman koruma altındadır. Sahip olduğumuz bağışıklık sistemi bizleri fiziksel ve ruhsal hastalıklara karşı koruyucudur. Her hastalığın meydana geldiği bir organ veya bölge bulunur.

Bağışıklık sistemi hastalıklar ile savaşırken zayıf düştüğünde veya savaşı kaybettiğinde hastalık başka bölgelere yayılır. Bedenin büyük savaş verdiği hastalıklardan biri de parkinson hastalığıdır. Bu hastalık insanın beynini hedef alarak motor kasların hakimiyetini ele geçirir.

İleri yaşlarda sıklıkla görülen ciddi bir hastalıktır.

Beyinde dopamin sentezlemeden sorumlu merkezler bulunur. Substantia nigra adı verilen bu bölgelerdeki hücrelerin zarar görmesi sonucunda dopamin salgılanmasında sorunlar meydana gelir. Dopamin motor sinir hücrelerinin arasında iletişimi sağlayan bir kimyasal bileşiktir. Bu bileşenin iyi salgılanmaması veya yanlış salgılanması sonucu nöronlar arasında etkin bir iletim sağlanamaz.

Substantia nigra adlı bölgelerde hastalık sonucu hasar oluşumu dopaminin salgılanmasını engellediği için birçok fiziksel harekette yavaşlama görülür. Vücut sabit veya dinlenme halinde iken ani titremeler meydana gelir. Sinir iletiminin yavaşlığı hareketlere de yansır.

Kaslar sertleşir ve hareketler yavaşlar. Kısaca dopamin eksikliğine bağlı olarak parkinson hastalığı meydana gelir. Bu hastalık kroniktir. Zamanlar hastalığın ilerleyişi ciddileşir.

Hastalık tedavi edilmeyip dopamin eksikliği ilerlediğinde kişi hareketlerini kontrol edemez hale gelir.

Parkinson Hastalığı Kaç Yaşında Başlar?

Hastalığın en sık görüldüğü yaş aralığı 40 ile 55 yaş arasıdır. Fakat genetik faktörler, önceden geçirilmiş motor sinir sistemi rahatsızlıkları, beyin tümörü veya kanseri, kafanın arkasına alınmış darbelere bağlı olarak hastalığın ortaya çıkma yaşı da değişkenlik gösterir. Hastalık genel olarak 40 yaşından sonra sıklıkla görülür.

Hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilen bir hastalıktır. Fakat elde edilen veriler incelendiğinde kadınlara oranla erkeklerde bu hastalığa daha çok rastlanır. 55 ile 65 yaş arasında hastalığa yakalanma olasılığı her 1000 kişiden 18’dir.

Ülkemizde ise yaşlı kesimde yaygın olan bu hastalıktan muzdarip, her 100,000 kişide 202 kişinin olduğu görülür.

Parkinson Genetik Mi?

Hastalıkların çoğunun genetik yol ile aktarıldığı bilinir. Araştırmalar sonucunda parkinson için de genetik faktörlerin etkili olduğu saptanmıştır.

Aile geçmişinde bu hastalığa yakalananların oluşu kişilerin de aynı hastalığa yakalanma riskinin arttığına işaret eder.

Parkinson hastaları ile ilgili yapılan istatistiklerde hastalığın görülme sıklığının %5 ile 10 ‘unun kalıtsal olduğu saptanmış.

Parkinson Hastalığı Genç Yaşta Görülür Mü?

Yaşlılıkta sıkça görülen bir hastalık olmasına rağmen gençlik döneminde de bu hastalığa rastlayabilirsiniz. Yaşlılık hastalığı olarak adlandırılan parkinson, gençlerde belirtileri olduğunda pek ciddiye alınmıyor.

Daha sonra ilerleyen hastalık kendini başka şekilde ifade ediyor. Gençlikte aniden hareketlerin yavaşlaması, el ve bacakların kontrolünü sağlayamama, huzursuz organ sendromu veya hafif titremeler parkinson haberci olabilir.

Bu belirtilere genç yaşta bile sahip iseniz, mutlaka doktor kontrolüne gitmelisiniz.

Parkinson  bulaşıcı olmayan ve dopaminin az salgılanmasından kaynaklanan bir hastalık. Motor sinir hücreleri ile yeterli iletişimin olmaması parkinson meydana gelmesine neden olur. Temel olarak hastalığın en büyük nedeni dopamin salgısında bozulmalar sonucu dopaminin az salgılanmasıdır.

2. Genetik faktörler

Gen dizilimindeki mutasyonlar parkinson sorununa temel teşkil eder. Aile geçmişinde parkinson bulunan veya yakın çevresinde parkinson belirtilerine sahip olan kişilerde bu hastalığa yakalanma riski vardır. Bu hastalığın belirtilerini taşıyan kişilere ilk olarak aile geçmişi sorulur. Daha önce yakın akrabalarında bu hastalığın varlığı parkinson varlığı konusunda daha güçlü bilgi verir.

3. Uyuşturucu bağımlılığı veya sentetik ilaç kullanımı

Uyuşturucu bağımlılarında ve sentetik ilaçları (uyku hap, depresyon ilaçları) sürekli kullanan kişilerde dopamin salgılanmasından sorunlar yaşanır. Çünkü bu kimyasal yapılar beyinde sinir hücrelerini harap eder. Bu durumda parkinsona yakalanma riski artar. Bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, eroin kullanan kişilerde beyin fonksiyonların yavaş yavaş kaybedildiği saptanmış.

1. Titreme

Titreme durumu bu hastalıkta sıkça görülen bir belirti. Ellerin titremesi  (tremor), parmak ve bacakların istemsiz bir biçimde titremesi görülür. El parmakları kontrolsüz bir şekilde titrediği için ellerin kullanılmasında zorluk yaşanır.

Üstelik bu titremeler dinlenme durumunda dahi gözlenir. Yine yüz bölgesinde çene veya dudakta istemsiz kasılmalar ve titremeler görülür. Titremeler bacaklarda ise daha çok seğirme şeklindedir.

Huzursuz bacak sendromu da parkinson hastalarında sıkça görülür.

2. Hareketlerde yavaşlama

Bu hastalık motor sinir hücrelerini ele geçiriyor. Bu yüzden günlük yapılan rutin hareketler yapılamaz hale gelir. Hastalık ilerledikçe ise basit fiziksel hareketleri yaparken bile zorluk yaşanır.

Yürürken adımlar küçülür ve yavaşlar. Aynı zamanda ayakları yerden kaldırmaz ve ayakları yere sürerek yürünür. Yürürken veya hareket ederken kaslarda ve kemiklerde şiddetli acı hissedilir.

Merdiven veya yokuş çıkmak aşırı derecede zordur.

3. El yazısında bozulmalar

Kullanılan el yazısında ani değişimler parkinson belirtisidir. El yazısının aniden çirkinleşmesi veya küçülmesi, yazarken zorluk yaşamak, parmakların titremesi ile kalem kavrama kabiliyetinin kaybedilmesi bu hastalığın sonucudur. Yazı yazarken kelimeler yapışık hale gelir ve okunamaz olur. İleri durumlarda yaş ile beraber görme sorunları da oluşur.

4. Konuşmanın değişmesi

Bu hastalık konuşma kabiliyeti üzerinde de etkilidir. Parkinson yüzünden normalden daha hızlı ve cümleler arasında duraksamadan konuşulur.

Alçak sesle konuşma isteği ve konuşmadan önce takılma tekleme gibi sorunlar meydana gelir. Ellerini ve yüz mimiklerini etkin bir biçimde kullanamadığı için, sadece konuşurken ses duyulur.

Hastanın yüzündeki mimikler sabit olduğu için ciddi bir ifadeye sahip olur.

5. Kas sertleşmesi

Dopamin salgısının azalmasına bağlı olarak kasların da uyarımı azalır. Bu durum kasların kullanılmadığı için zamanla sertleşmesine neden olur. Parkinson hastalarında kas sertleşmesi vücudun herhangi bir yerinde olabilir. Sertleşen kaslar kişinin hareket özgürlüğünü kısıtlayıp, çeşitli kas ağrılarına neden olur.

6. Denge ve hareket kaybı

Hastalığın sorun çıkaran belirtilerinden biri de denge kaybıdır. Yürüyüş yaparken veya duş alırken sürekli denge kaybı yaşanır. Denge kayıpları ani düşmelere ve düşmeye bağlı çarpmalara neden olduğu için aşırı tehli. Bu kişilerin hareket kaybı yaşamasından dolayı yürürken sallanma durumu oluşur. Ayrıca gülümseme ve el sallama becerisinde azalma meydana gelir.

7. Duruş bozukluğu

Parkinsonlu hastalarda kasların sertleşmesi ve dopamin salgısının azlığı hareket ederken öne doğru erilmeye neden olur. Bu kişilerin duruşunda ve postüründe ciddi değişiklikler yaratır. Uzun vadede kişide baş ve boyun kireçlenmesi, sırt ağrıları ve kamburluk meydana gelir.

8. Düşünmede güçlük

Düşünürken güçlük yaşamak parkinson hastalarının hastalığın ilerleyen zamanlarında yaşadığı bir sorundur. Bu sorun kişinin düşünmesinde sorun yaşamasına, eski anıları veya bir bilgiyi hemen hatırlayamamasına neden olur. Bu yönü ile parkinsonun ilerlemesi sonucu alzheimer olma korkusu yaşanır. Fakat böyle bir durumun oluştuğuna dair net bilgi yoktur.

9. Yutkunmada zorluk yaşama

Ağza alınan bir şeyi yutmak motor sinirlerin yönlendirdiği bir reflekstir. Dopamin salgısının azalması ve motor sinir hücrelerinin bozulması ile yutma refleksinde zayıflama görülür. Bu hastalar bir şey yerken veya içerken yutamaz hale gelir. Ağız içinde sürekli olarak tükürük sıvısı birikir. Hasta farkında değilken ağzından ağız suyu, salya gibi sıvılar akar.

10. Uyku problemleri

Parkison hastaları geceleri sürekli uyanma sorunu yaşarlar. Gündüz vakitlerinde ise istemsiz olarak uykuya dalarlar. Aynı zamanda uykuda iken farkında olmadan tekme atmak, yumruk atmak gibi istemsiz hareketler sergilerler.

11. Mesane sorunları

İdrar kesesi olarak bilinen mesane, hem beyin hem de kişi tarafından kontrol edilebilir. Mesane kaslı bir yapıya sahiptir.

Normalde idrar biriktiğinde mesane kasları beyne sinyal gönderi ve kişi idrar çıkar. Parkinson hastalarında idrar tutamama ve idrarı kontrol edememe sorunu gözlenir.

Buradaki kasların sertleşmesi ve motor sinir hücrelerinin kontrol edememesi yüzünden idrar sorunları yaşanır.

12. Kabızlık

Hastalığa bağlı olarak mide ve bağırsaklarda faaliyetler azalır. Bu yüzden sindirim sistemi yavaşlar. Sindirim sisteminin yavaşlaması sonucunda ise kabızlık problemi sıkça görülür.

13. Depresyon

Parkinson hastaları; her gün düşen yaşam kalitesi ve güçleşen koşullardan dolayı psikolojik olarak sıkıntıya girerler. Bu süreçte çoğu hasta depresyon, anksiyete ve diğer mental sorunları yaşar. Bunun yanında duygusal açıdan değişikliklere sahip olur.

14. Hipertansiyon

Bu hastalığın bir belirtisi de değişen tansiyon dengesidir. Tansiyon seviyesinde ani artışlar hastaların denge kaybı yaşamasına ve ayakta kalmada sorun yaşamasına engel olur. Ani ayağa kalkmalardan kaçınmalı ve hastalar tansiyon ilaçları kullanmaya özen göstermeliler.

15. Duyu kaybı

Motor sinir hücrelerinin bu hastalık dolayısı ile zarar görmesi sonucu duyularda kayıplar yaşanır. Görme ve dokunma refleksi azalır. En çok da koku almak duyusu hasar görür. Çok keskin kokular dahi alınamaz hale gelinir.

Parkinson Hastalığı Evreleri

Parkinson tam tedavisi olmayan ve genel olarak 45-74 yaş arasında görülen bir hastalık. Ellerde titreme, hareketlerde yavaşlama ve denge kaybı ile kendini gösteren, daha sonra motor sinir hücrelerinin kontrolünün kaybedilmesi ile devam eder. Bu hastalığın toplamda 5 evresi bulunuyor.

  • 0. evre (Başlangıç): Başlangıç evresinde hastalığın vital bulgularına ulaşılmaz. Çünkü erken evrelerde hastalık vücudun sadece tek bir tarafında görülür.
  • 1. evre: Bu evrede hastalık tek taraflı olarak belirtilerini göstermeye başlar. Genel olarak vücudun belli bir bölgesinde yoğun olarak bulgulara rastlanır. Dengenin kaybı, titreme ve yavaş hareket etme bu evrede sıkça görülür.
  • 2. evre: Hastalık artık vücudun iki tarafında görülmeye başlar. Kişi ilk evredeki belirtileri devam ettirirken, yürüme güçlüğü çekmez.
  • 3. evre: Bu evrede ise artık yavaş yavaş yürüme güçlüğü belirtileri hissedilmeye başlar. Hastalık ise birden çok bölgeye yayılır.
  • 4. evre: Orta şiddette yürüme güçlüğü meydana gelir.
  • 5. evre: Son evre olarak adlandırılır. Bu evre parkinson hastaları için son noktadır. Hastalığa ait belirtiler oldukça fazla göülür. Bununla beraber hastanın yürüyüşü kısıtlandığından tek başına hayatına devam edemez. Geri kalan yaşamında birinden destek olarak ihtiyaçlarını giderebilir.

Parkinson Hastalığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

Parkinsonun ölümcül bir hastalık olmaması yönü ile hayat kalitesini değiştiren boyutu önemlidir. Bu yüzden bu hastalık için net olarak uygulanan bir tedavi yöntemi yoktur.

İlk olarak hastalığın tanısı konur daha sonra hastalığın hangi evresinde ise o evrede oluşan problemleri çözmeye yönelik bir tedavi yöntemi uygulanır.

  Parkinson belirtileri taşıyan kişilerin  hastanelere başvurduğunda ilk olarak hastalığın teşhisinin yapılmasına izin verilmelidir.

Parkinson teşhisi için kullanılan özel testler maalesef yok. Nöroloji alanında uzman psikologlar tarafından hastanın tıbbi geçmişi, klinik verileri ve fiziki muayeneden elde edilen bulgular iyice incelenir. Tüm bu bilgiler kayır altına alınır.

Daha sonra beyin ultrasonografisi yapılır. Bunlara ek SPECT ve PET taramaları ile beyin fonksiyonlarındaki değişimler incelenir. Bu tür görüntüleme işlemleri parkinsonun ne kadar ilerlediğine dair bilgi verir. Tüm bu bilgiler ışığında hastalığa teşhis konur.

Ayrıca hastalığın hangi evrede olduğu da saptanır.

1. İlaç tedavisi

Bildiğiniz gibi bu hastalığın en büyük nedeni beyinde dopamin salgısının azalmasıdır. Doktor tarafından dopamin salgısının azalmasına bağlı yok olan sinir hücrelerini yapılandırmak amacı ile ilaç tedavisi uygulanır. Bu ilaçlar genel olarak dopamin benzeri ilaçlardır.

Hasta düzenli olarak bu ilaçları kullandığında dopaminin görevini yerine getiren özelliği sahip olur. Bu ilaçlar dopaminin yıkımını engelleyerek hastalığın ilerlemesini durdurur. Hastanın parkinson evresine göre uygulanacak olan ilaç tedavisi genellikle değişkenlik gösterir.

2. Fizik tedavi ve rehabilitasyon

İlaç tedavisi ile beraber çoğu zaman fizik tedavi ve rehabilitasyon verilir. Bir de hastalığın ilk evrelerinde olan insanlara dahi uygulanabilir.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon işlemleri ile akıllı egzersiz uygulamaları yapılır. Bu egzersizlerde yürüme ve denge kabiliyeti tekrar kazandırılır.

Bunun yanında değişen el yazısı ve konuşma güçlüğü de giderilmesine yönelik işlemler uygulanır.

3. Cerrahi tedavi

Ameliyat genel olarak hastalığın son evrelerine doğru mecburen uygulanır. Çünkü beyne cerrahi müdahale yapılacak oluşu, birçok riski beraberinde getirir.

Rehabilitasyon ve ilaç tedavisine rağmen hastalığında ciddi ilerleme yaşayan hastalara beyin ameliyatı yapılır. Hastalıkta tek taraflı belirtiler görülüyor ise yakma işlemi yapılır.

Eğer hastalık çift tarafı da etki altına almış ise beyin pili uygulamaları ile hastalığın tedavisi yapılır.

Parkinson Hastalığı Ölümcül Müdür?

Parkinson yetişkin insanlarda özellikle yaşlı olan kişilerde Alzheimer hastalığından sonra en sık görülen ikinci hastalıktır. Bu hastalık sinir hücrelerinin harabiyeti (nörodejeneratif) sonucunda meydana gelir.

Dopamin salgısının azalması ile sinir hücreleri yavaş yavaş bozulur. Bu durumda sinirler arası iletişimde yavaşlıklar olmaya başlar.

Özellikle el ve kol gibi motor sinir hücrelerin faaliyet gösterdiği kısımların hakimiyetini kaybedersiniz.

Hastalık ilerledikçe ise titremeler, denge kaybı ve daha ciddi sorunlar ile karşılaşılır. Parkinson direkt olarak öldürücü etkiye sahip bir hastalık değildir. Fakat kişilerin günlük işlerini yapamaz hatta yemek dahi yiyemez hale gelmesi durumu oluşur. Bu durum hastalık ilerledikçe daha büyük sorunlara neden olduğundan dolayı kişinin yaşamını zorlaştırıp, hayat standardını düşürür.

Источник: https://sebboy.com/parkinson/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.