PET CT İle Kalp ve Beyin Hastalıkları Tanısı

içerik

PET-CT | Acıbadem

PET CT İle Kalp ve Beyin Hastalıkları Tanısı

PET-CT, pozitron emisyon tomografisi ve bilgisayarlı tomografinin birleşiminden oluşan bir görüntüleme cihazıdır. Vücuttaki fizyolojik süreçlerin 3 boyutlu görüntüsünü verir.

Özellikle onkoloji (kanser) alanında tümörün saptanması, tümör yayılım derecesinin belirlenmesi, radyoterapi planlanması, tedaviye yanıtın değerlendirilmesi ve bazı durumlarda mevcut kitlenin iyi huylu mu kötü huylu mu olduğunu belirleme amacıyla PET-CT kullanılıyor.

PET-CT, kanserli hücrelerin bir özelliği olan artmış glikoz metabolizmasından faydalanıyor. Çekim öncesi, damar içine radyoaktif işaretli şeker molekülü veriliyor ve bu molekül tümörleşen hücrelerde birikiyor.

Tüm vücuttan görüntü alındığı için kanserin vücutta başka bir yere sıçraması (metastaz) gibi durumlar saptanabiliyor.

Ayrıca ilk başladığı yerin bilinmediği metastazların tanısı, evrelendirme, yeniden evrelenme için de yararlanılıyor.

PET-CT’nin kullanıldığı başlıca kanser türleri şunlar:

  • Akciğer kanseri
  • Meme kanseri
  • Lenf kanseri (lenfoma)
  • Jinekolojik kanserler
  • Kolorektal kanserler

Yöntem, daha az görülen diğer kanserlerin görüntülenmesinde kullanılabiliyor.

PET-CT, aynı zamanda epilepsi odağının belirlenmesi, Alzheimer hastalığının erken tanısı gibi nörolojik olgularda ve kalp krizi sonrası kalpte canlı doku varlığının araştırılmasında da rol oynuyor.

PET-CT ile pek çok hastalıkta erken tanı konulması sağlanıyor. PET-CT öncesi dönemlerde, vücuttaki nodüllerde kanser olup olmadığı ancak biyopsi ile saptanabilirken, PET-CT ile bu lezyonların kanser olup olmadığı yüksek bir duyarlılıkla saptanabiliyor.

PET-CT ile görüntülemede, hastanın vücut görüntülerine ait bilgiler, bilgisayar sistemleri aracılığıyla elde edildiğinden, 5 mm. çapındaki tümörlerin görüntülenmesi mümkün olabiliyor.

Metastaz Aşamasında PET-CT

Cihaz pek çok kanserde, çevre dokulara ya da lenf nodlarına yayılım olup olmadığı yani metastazların (başka bir dokuya sıçrama) bulunup bulunmadığının tespiti için de kullanılıyor.

PET-CT ile elde edilen görüntülerde vücudun tümü aynı anda görüldüğü için, hastalığın başka bir organa yayılıp yayılmadığını da değerlendirebilmek mümkün. Örneğin akciğerde olan bir tümörün kemikte, diğer iç organlarda, böbrek üstü bezlerinde veya lenf nodlarında da metastazının olup olmaması, yani evreleme denilen hastalığın yaygınlığı belirlenebiliyor.

Tedavi Sonrasında PET-CT

PET-CT, tümör hakkında verdiği detaylı bilgiler sayesinde görüntülemede çok önemli bir yere sahip. PET ile dokuların metabolizması görülebilmekte; dolayısıyla anatomik olarak bir lezyonun varlığı belirlendikten sonra, bunun malignite (kötü huylu olması) açısından aktif olup olmadığı da anlaşılabiliyor.

Örneğin lenfoma olgularında lenf bezleri büyüyor ve daha sonra tedaviyle küçülüyorlar ancak tamamen ortadan kalkmadıkları durumlar da var.

Tedavi sonrası görülen olguların büyük bir kısmında lenf bezleri bir miktar büyümüş olarak kalabiliyor.

Bunların içerisinde halen aktif hastalık var mı, yoksa tamamen kaybolmuşlar mı sorusunun yanıtını alabilmek için PET-CT'nin, en önemli tanı yöntemi olduğu biliniyor.

Dolayısıyla PET-CT ile hem o lenf bezlerinin yeri tespit edilirken, bir yandan da halen aktif bir hastalık var mı, yoksa tedaviye tam bir cevap alınmış mı, sorusunun cevabı aranıyor..

Bu nedenlerle PET-CT, kanserin erken tanısında hekimlere yarar sağlıyor ve tedavi için gerekli ve çok önemli olan zamanı da kazandırıyor.

Akciğer

Akciğer kanserinin araştırılmasında PET-CT önemli bir yer tutuyor. Bu tetkik ile, akciğerdeki nodüllerde artmış F-18 Floradeoksiglikoz tutulumu görülmesi yüzde 96 oranında kanserli doku olduğunun göstergesi olarak kabul ediliyor.

Akciğer kanserlerinin evrelemesinde tümör, bölgesel lenf bezleri ve metastaz varlığının değerlendirilmesi, tedaviye başlanmadan önce büyük önem taşıyor. Bu veriler, tedavi planlamasında yol gösterici kabul ediliyor.

Cerrahi olarak çıkarılmış olan akciğer kanserlerinin nüksünün (tekrarlamasının ) PET-CT taramasıile yüksek bir duyarlılıkla saptanması, mümkün hale geliyor.

Klinik olarak tüm vücut PET-CT çalışması yapılmasının bir nedeni de, nüksün saptanmasının dışında, uzak metastazların da bulunabilmesi.

Tedavi yaklaşımını değiştirecek uzak metastaz varlığının saptanması tedavinin her aşamasında görülebiliyor.

Lenfomalar

Hodgkin veya non-Hodgkin lenfomalarda PET-CT ile yapılan uygulamalar, giderek önem kazanıyor. Anatomik görüntüleme yöntemleri ile yapılan karşılaştırmalı çalışmalarda lenfomaların tanısında duyarlılık ve özgüllük oranı, yüzde 90-100.

Anatomik olarak görüntülenen lenf bezlerinin artmış glikoz metabolizması göstermesi, aktif olarak lenfomanın varlığını işaret ettiği gibi PET-CT ile tüm vücudun incelenebilmesi, ek bir yarar sağlıyor. Ayrıca, primer (birincil) ince bağırsak lenfoması gibi lenfomanın alışılmadık yerleşimleri olan durumlarda da PET-CT ile lezyonlar görüntülenebiliyor.

Lenfomalarda evreleme, tedavinin seçiminde büyük önem taşıyor. Toraks, batın ve pelviste lenf bezlerinde veya organlarda tutulumun görülmesi tedavinin belirlenmesinde hayati öneme sahip.

Tiroid Kanserleri

Tiroid kanserlerinde PET-CT, klasik tanı yöntemleri arasında olmamasına rağmen, şüphede kalınan lezyonlarda hekimler tarafından tercih edilebiliyor. İnce iğne aspirasyon biyopsisinde, histolojik inceleme için yeterli doku alınması ve özellikle benign (iyi huylu) ve malign (kötü huylu) foliküler nodüllerin ayırt edilebilmesi sorun oluşturduğunda PET-CT uygulanabiliyor.

Özellikle I-131 tüm vücut taraması negatif olan tiroid kanserli hastalarda nüksün ya da metastatik yayılımın belirlenmesinde PET-CT önemli.

I-131 tutmayan, ancak tiroglobulin düzeyi yüksek bulunan hastalarda PET-CT ile lezyonları belirlemenin duyarlılığı yüksek olarak belirlenmiş.

Meme Kanserleri

Meme kanserinin tanısında fizik muayene ve mamografi en sık kullanılan yöntemler olmakla birlikte, dens (yoğun) meme, mamoplasti, daha önce yapılan iğne biyopsileri gibi nedenlerle bazı zorluklarla karşılaşılabiliyor.

Bu durumların varlığından başka küçük lezyonlarda, mamografi bulguları kesin olmadığında ve fibrokistik hastalıkta, PET-CT uygulaması tanı için kullanılabiliyor.

Meme kanseri tüm dünyada kadınlar arasında görülen en yaygın kanser olma özelliğini hala sürdürürken, koltuk altı lenf bezlerinin durumu en önemli belirleyici faktör olarak ortaya çıkıyor. PET-CT ile metastatik koltuk altı lenf bezlerinin gösterilmesi, tedavinin uygulanmasında büyük önem taşıyor.

Pankreas Kanserleri

Karın ağrısı ve kilo kaybının belli başlı belirtiler olduğu pankreas kanserleri genellikle geç dönemde saptanabiliyor.

Pankreas kanserinin tanısında

Kan testleri, MR ve bilgisayar tomografisi kullanılıyor. Hastaların kan testlerinde; CA 19 9 ve CEA gibi tümör belirteçleri çoğunlukla yüksek çıkıyor.

 Kötü huylu tümörleri tespit etmek içinse PET-CT'den yararlanılıyor.

PET-CT'nin ise pankreas adenokarsinomları ile kitle etkisi yapan benign pankreatiti (pankreas iltihabı) birbirinden ayırmadaki duyarlılığı yüzde 94'ün üzerinde bulunuyor. Ayrıca pankreas kanserlerinin evrelenmesinde, metastaz varlığının araştırılmasında da PET-CT önemli bilgiler veriyor.

Pankreas kanserinin tedavisinde ise, MR-LINAC yöntemi il, tedavi sırasında hareketli organlardaki tümörler tam isabetle ışınlanıp yok edilebiliyor. MR eşliğinde radyoterapi yapıldığı için ameliyat sırasında tümörler yakından izleniyor ve tam isabetle ışınlanarak yok edilebiliyor.

MR-LINAC'tan sonra yapılan tedavilerde başarılı sonuçlar pankreas kanserinden alınıyor. MR-LINAC ile başarı oranının yüzde 10’dan, yüzde 90’a çıktığı belirtiliyor.

Kolon Kanserleri

Tüm malignitelerin (kötü huylu tümörlerin) yaklaşık yüzde 13'ünü oluşturan kolon ve rektum kanserlerinin saptanmasında PET-CT'nin duyarlılığı oldukça yüksek. Ancak günümüzde rutin uygulamada, primer kolon kanserlerinin tanısında veya başlangıç evrelemesinde şayet karaciğerde veya karaciğer dışında metastaz araştırılmıyorsa, PET'in kullanımı yaygın değil.

Kolonoskopi ve baryumlu kolon grafisi gibi ekonomik ve yaygın uygulanan yöntemler ile kolorektal kanserlerin tanısı yüzde 90'ın üzerinde duyarlılıkla saptanabiliyor. PET-CT uygulamasının tanı açısından, kolon adenomlarında yarar sağlayacağı biliniyor.

Tedavi sonrası nüksün en sık görüldüğü malignite türlerinden biri de, kolorektal kanserler. Sıklıkla tedaviden sonraki iki yıl içerisinde yüzde 30-40 oranında nüks saptanabiliyor. Hastaların bir kısmında, sadece karaciğer metastazı olarak görülüyor.

Ancak nüks odaklarının sayısı ve karaciğer dışı yayılım olup olmaması tedavide önemli faktörler arasında sayılıyor.

Özellikle tümör nüksü ile cerrahi sonrası skar (yara, iz) dokusunun ayırt edilmesinde BT'nin yanı sıra MR da yeterli yararlılığı sağlayamadığından PET-CT uygulaması önem kazanıyor.

Tüm bu bilgilerin ışığı altında; kolon kanseri nüksü şüphesi olduğunda, bilinen herhangi bir odak olmamasına rağmen yükselmiş tümör marker'ı saptandığında, konvansiyonel görüntüleme yöntemleri ile nüks kararı verilemediği durumlarda ve nüksün cerrahi olarak çıkartılmasından önce ameliyat öncesi evreleme için PET-CT uygulanması yararlı bir seçenek haline geliyor.

Melanoma (Deri Kanseri)

Melanoma, en agresif deri kanseri tipi. Bölgesel lenf bezlerine daha erken olmak üzere her organa metastaz yapabiliyor.

Tedavisi cerrahi olarak çıkarılmayı içermekle beraber, lenf bezi çıkarılmasının yüzde 5-40 arasında değişen komplikasyon oranı yüzünden, metastatik yayılım olanlarda uygulanması tercih ediliyor.

PET-CT ile bölgesel lenf bezlerinin durumunun ve diğer organlarda metastaz olup olmadığının araştırılması yüksek doğrulukla yapılabiliyor.

Beyin Tümörleri

PET-CT'nin kullanım alanlarından birisi de beyin tümörleri.

Özellikle beyin tümörlerinin cerrahisi sonrasında, radyoterapi uygulanan hastaların beyin dokusunda, belirli bir dönem sonra radyasyon nekrozuna bağlı olarak bir takım değişiklikler oluyor.

İşte bu değişikliklerin radyasyona bağlı doku nekrozundan mı, yoksa tümörün yeniden nüksetmesinden mi olduğunu anlamakta PET-CT'den yararlanılabiliyor.

Sıklıkla uygulanan bu klinik durumların yanı sıra PET-CT’nin kullanıldığı diğer hastalıklar şunlar:

  • Baş- boyun tümörleri,
  • Mezotelyoma,
  • Mediasten kitleleri,
  • Özefagus kanseri,
  • Mide kanseri,
  • İnce bağırsak tümörleri,
  • Gastrointestinal stromal tümörler,
  • Karaciğer ve safra yolları tümörleri,
  • Jinekolojik maligniteler,
  • Genito-üriner sistem tümörleri,
  • Kemik tümörleri,
  • Yumuşak doku sarkomları,

Nöroblastom ve primeri bilinmeyen metastatik tümörlerde.

Bu kanserlerde de tanı, evreleme, tedaviye cevabın değerlendirilmesi konularında önemli bilgiler elde ediliyor.

PET-CT çalışması ile ayrıca diğer lenf bezleri, akciğer, karaciğer ve kemiğe sıklıkla olmak üzere hemen her organa olabilecek metastazların da saptanması mümkün hale geliyor.

Источник: //www.acibadem.com.tr/medikal-teknoloji/pet-ct/

PET CT Zararları Yan Etkileri PET CT Sonucu Değerlendirme-Selmasultan

PET CT İle Kalp ve Beyin Hastalıkları Tanısı

PET-CT, Pozitron emisyon tomografisi (PET)  teknolojisi ile bilgisayarlı tomografi (CT)  birleştirilerek yapılan pek çok hastalığın teşhisinde kullanılan tıbbi görüntüleme yöntemidir. PET/CT genellikle kanser hastalıklarının tanı ve evrelerinin izlenmesi için de kullanılır. PET CT testi devlet hastanelerinde ücretsiz yapılır, özel hastane ücreti ise hastaneden hastaneye göre değişir.

Kanser hastalığının erken vakitlerde saptanması bakımından PET-CT büyük bir öneme sahiptir. PET-CT yöntemi, bilgisayar üzerinden görüntüleme yapmanın yanında eş zamanlı olarak bilgisayarlı tomografi çekimi şansı da sunan bir yöntemdir.

PET-CT Ne İçin Kullanılır?

  • Kanser hastalığının erken tespiti ve kademelerinin takibi,
  • Uygun olan tedavi yöntemine karar verilmesi,
  • Kanserli dokunun en doğru biçimde tedavi edilmesi,
  • Tedavi esnasında meydana gelebilecek yan etkilerin en aza indirgenmesi,
  • Tedavinin gerçekleştirildiği bölgede nüks gelişiminin takibi ve hastayı olası kemoterapiden muhafaza etme,
  • Kalp krizinin veya miyokard enfarktüsünün kalp bölgelerine etkilerini belirlemek
  • Bypass yada stent işlemi gerçekleştirilecek bireylerin ameliyata uygunluğunun tespiti,
  • Tümörler, hafıza bozuklukları, nöbetler ve diğer merkezi sinir sistemi bozuklukları gibi beyin anormalliklerini değerlendirilmesi
  • Kanser tedavisi esnasında, kişinin tedaviye verecek yanıtı takip etmek adına kullanılan PET-CT ile tümörün yapısal ve fonksiyonel niteliğinin tespiti ve tedavi kapsamını net olarak tespit edilmesi,
  • Epileptik kişilerin ameliyat önceliğinin saptanması,
  • Kalp kasına kan akışını belirlenmesi
  • Alzheimer rahatsızlığının erken tespit edilmesi,

PET-CT işlemlerinin büyük bir kısmı onkoloji alanındadır. Lenfoma, akciğer kanserleri, malign melanoma, meme kanseri, baş ve boyun tümörleri, mide tümörleri, özofagus, kolorektal kanserler, jinekolojik kanserler, primer kemik tümörleri ve primeri tespit edilemeyen metastazların tespiti, mezotelyoma, kademelendirme, tekrardan kademelendirme ve tedaviye verilen cevabın gözlemlenmesi amacıyla da bu test kullanılmaktadır.

PET-CT İşlemi Nasıl Yapılır?

PET-CT uygulamasından önce kişinin minimum 6 saat boyunca bir şey tüketmemesi gerekmektedir. Teste başlamadan öncelikle kan şekeri tetkiki yapılır.

Şayet kan şekeri uygun değerlerde seyrediyor ise damar yolu ile radyoaktif madde enjekte edilir.

PET-CT cihazında bulunacak kişiye işlem öncesi ilaç enjekte edilir ve bu ilacın bulunduğu düşünülen kanser hücreleri tarafından çekilmesi bakımından 1 civarı beklemeleri gerekir.

İşlemin evvelinde kişinin parmak ucundan bir kan örneği alınır ve bu örnek ile kan şekeri ölçümü sağlanır. Eğer kan örneği 60 ng/dL ila 200 ng/dL arasında ise damar yolu ile FDG maddesi verilir.

Verilen maddenin vücut içerisinde tam olarak yayılması adına yaklaşık 1 saat kadar hasta sakin ve rahat bir ortamda bekletilir. Belirli bir süre zarfı içerisinde kişiden konuşmaması, sakız çiğnememesi herhangi bir şey okumaması yada ayağa kalkmaması talep edilir.

Kişi yalnızca oturmalı veyahut uzanarak beklemelidir. Ardından kişi çekim işlemi için yatağa alınacaktır.

Devamında ise tarama işlemi başlayacaktır. Tarama işlemi esnasında hasta sırt üstü uzanır ve 35 ila 45 dakika arasında bir süre bu şekilde bekler. Sonrasında PET-CT cihazında çekim işlemini geçilir.

Yaklaşık olarak 25 dakika kadar süren çekim işlemi sırasında kişinin hareket etmeden uzanması gerekmektedir. Şayet kişi uzun bir müddet boyunca hareketsiz kalamayacak bir durum içerisinde ise bunu önceden belirtmesi doğru olacaktır.

Çeşitli durumlarda kişilerin ekstradan PET-CT çektirmesi yada çekim tarihinin ertelenmesi gibi bir durum söz konusu olabilmektedir. Bahsi geçen bu geç çekimler ise ilk çekimden yaklaşık 1 saat sonra alınmaktadır.

PET-C Taramasının Faydaları Nelerdir?

  • Rahatsızlığın erken teşhis edilmesine olanak tanır.
  • Rahatsızlığın kesin kademelendirilmesini mümkün kılar.
  • Rahatsızlığa uygun tedavi biçimlerinin seçilmesinde destek sağlar.
  • Rahatsızlığı takibini ve tedaviye verilen cevabın izlenmesine yardım eder.
  • Mühim olmayan operasyon veyahut tıbbi müdahalelerin önüne geçer.
  • Kişinin gereksiz vakit kaybı yaşamasını engeller.

PET-C Taramasının Zararları Yan Etkileri Nelerdir?

PET C taramasında vücuda çok az radyasyon yayılır. Bu nedenle, radyasyonın vereceği zararlar bu testin potansiyel faydalarıyla karşılaştırıldığında çok düşüktür.

Ancak nadir de olsa PET-CT taramasından sonra kişinin cildinde kızarıklık, şişlik ve ciltte döküntü gibi belirtiler de ortaya çıkabilmektedir.

Ayrıca, kadınlar, hamile olma ihtimalleri varsa veya emziriyorlarsa, hekimlerini veya radyoloji teknisyenlerini PET-CT taramasına girmeden bilgilendirmelidir.

PET-CT  Hastaları İçin Tetkik Öncesi Ön Hazırlıklar Nelerdir?

PET-CT görüntüleme işlemi öncesi hastalar 6 saat boyunca herhangi bir besin tüketmemelidir. Aynı zamanda oral antidiyabetik veya insulin haricinde kalan ilaçlar bu süre zarfında kullanılabilmektedir.

PET-CT çekim öncesi hastalar aşağıdaki belirtilen maddeleri yapmalıdır;

  • Sıkı olmayan ve metal bulunmayan bir kıyafet ile çekime gelinmelidir.
  • Şeker hastalığı olan bireylerin çekim öncesi kesinlikle şeker hastası olduğunu hekime belirtmelidir.
  • Çalışan bireyler çekime gelirken se evrakı ve PET istek yazısını beraberlerinde getirmelidir.
  • Randevuya gelirken kişinin önceki dönemlerde yaptırdığı PET, BT, MR, röntgen, kan tahlili tüm tetkik ve tahlilleri beraberinde getirmesi gerekmektedir.

PET-C, Hangi Kanserlerin Teşhisinde Kullanılmaktadır?

  • Akciğerde oluşan modülün iyi huylu veya kötü huylu olduğunun tespitinde,
  • Baş ve boyun kanserlerinde,
  • Deri kanserlerinde, (Malign, melenom)
  • Meme kanserinde,
  • Kolon ve mide kanserinde,
  • Ve bunlar gibi pek çok kanserin tespitinden itibaren gözlemlenmesinde aktif olarak PET-CT kullanılmaktadır.

Источник: //selmasultan.com/pet-ct-nedir-nasil-cekilir-yapilir-pet-ct-ne-demek-fiyati

Pet Taraması

PET CT İle Kalp ve Beyin Hastalıkları Tanısı

PET taraması, (pozitron emisyon tomografisi) dokularınızın ve organlarınızın ne derece iyi çalıştığını ortaya koyan görsel bir testtir. Bu kimyevi aktiviteyi göstermek için vücudunuza az miktarda radyoaktif materyal verilir.

Hangi tip radyoaktif madde verileceği, PET taramasında hangi organ ve dokunun çalışıldığına bağlıdır. Radyoaktif madde damardan enjekte edilebilir, solunum yoluyla verilebilir veya oral yoldan alınabilir.

Daha yüksek seviyede kimyasal aktivitenin bulunduğu bölgede, daha fazla radyoaktif madde birikir. Bu da çoğu zaman bir hastalıklı bölgeye karşılık gelir ve PET taramasında parlak lekeler şeklinde görünür. Bir PET taraması kalp hastalıkları, nörolojik hastalıklar ve kanser gibi çeşitli durumların değerlendirilmesi için faydalıdır.

Neden Yapılır?

PET taraması, vücudun belli bölümlerindeki kimyasal aktivitelerin incelenmesinde etkili bir yoldur ve bu bölümlerdeki hastalıkların tespitinde yardımcı bir rol oynar. PET taramaları en çok kanser, kalp hastalığı ve beyin bozuklukları olan kişilerde kullanılır.

Kanser
Kanser hücreleri, normal hücrelerden daha yüksek metabolizmaya sahip olmaları nedeniyle PET taramasında parlak lekeler halinde görünürler. PET taramaları şunların tespitinde faydalı olabilir:

  • Belli kanserlerin ne ölçüde yayıldığını
  • Kanserin tedaviye ne kadar iyi cevap verdiği
  • Kanserin tekrar ortaya çıkıp çıkmadığı

PET taraması dikkatli bir şekilde yorumlanmalıdır. Çünkü kanserli olmayan durumlar da kanserli hücrelere benzeyebilir ve birçok kanser türü PET testinde görünmeyebilir. PET taramasında görünme ihtimali yüksek olan kanser türleri ise şunlarıdır:

  • Beyin
  • Göğüs
  • Rahim
  • Kolon
  • Özofajeal
  • Akciğer
  • Lemfoma
  • Melanom
  • Pankreas
  • Tiroit

Kalp hastalıkları
Doktorlar PET taramasını, kalpte kan akışının azaldığı bölgeleri tespit etmek için kullanırlar. Bu da kalpteki hangi alanların anjiyoplasti veya koroner arter biyopsisinden faydalanılabileceğinin tespitine yardımcı olabilir.

Beyin rahatsızlıkları
Bir PET taraması, farklı görevler esnasında beynin hangi alanlarında en çok aktivitenin olduğunu göstermektedir. Bu teknoloji aynı zamanda şu hususi beyin anormalliklerini değerlendirebilir:

  • Tümörler
  • Hafıza rahatsızlıkları
  • Titreme

Riskler

PET taraması esnasında radyoaktif madde kullanılmasına rağmen, maruz kaldığınız radyasyon miktarı vücudunuzun normal etkilemeyecek kadar çok azdır.

Fakat radyoaktif materyal hamile kadınlarda fetüse veya bir kadının emzirdiği bebeğe verebilir. Siz ve doktorunuz birlikte uygulanan PET taramasının fetüs veya vereceği zararı ve buna karşın sebep ve faydaları tartışın.

Ben dört aylık hamileyim üçlü tarama testi yapılacak tembuzun on ikisinde ama benim annem hasta olduğu için acilen köye gitmemm gerekiyor üçlü tarama … devamı

Nasıl Hazırlanılır?

PET taraması genellikle ayakta tedavi yapılan kliniklerde yapılır. Doktorlarınız tarama için nasıl hazırlanacağınız hususunda size bazı talimatlar verecektir.

Tarama yaptırmadan önce doktorunuza almakta olduğunuz reçeteli ve reçetesiz ilaçları ayrıca kullandınız vitaminleri, bitkisel ilaçları ve diğer katkıları söylediğinizden emin olun.

Belli ilaçları alıyorsanız veya diyabet gibi belli hastalıklarınız varsa, taramadan önce size bazı özel talimatlar verilecektir.

Genel kural, taramadan önceki birkaç saat boyunca bir şey yiyip içmemektir. Randevunuza rahat kıyafetler giyerek gidin. Taramanda önce kıyafetlerinizi hastanede bir giyinme odasında değiştirmeniz istenebilir. Vücudunuzun mesane yakınındaki bir bölümünün muayene edilmesi gerekirse, tarama esnasında idrarın boşaltılması için üretere yumuşak bir tüp (katater) yerleştirilebilir.

Hamileyseniz veya hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız, PET taraması yaptırmadan önce bunu doktorunuza söyleyin. Uygulama esnasında kullanılan radyoaktif maddeler, fetüsü radyasyona maruz bırakabilir. Şayet emzirdiğiniz bir bebeğiniz varsa, bunu da doktorunuza söyleyin. Bebeğinize sütünüzden radyasyon geçebilir.

Ne Bekleyebilirsiniz?

PET taraması, bilgisayar teknolojisine (CT) benzeyen bir makinedir.

Test esnasında
Üzerinde çalışılan organlara bağlı olarak radyoaktif maddeyi nefes yoluyla, yutarak veya damardan enjeksiyonla alabilirsiniz. Madde damardan enjekte edilirse, kollarınıza doğru hareket eden bir soğukluk hissedebilirsiniz.

Radyoaktif maddenin görüntü vermek üzere organlar tarafından emilmesi için 30 ila 60 dakikalık bir süre boyunca beklemelisiniz. Belirlenen süre geçtikten sonra açılan PET tarayıcısına doğru kayan dar bir masa üzerine uzanacaksınız. Testin kendisi ağrısızdır fakat düzgün bir şekilde yatmalısınız yoksa görüntüler bulanık çıkabilir. Testin tamamlanması genellikle 30 dakika sürer.

Klostrofobiniz varsa, tarayıcıya konulduğunuzda biraz endişe hissedebilirsiniz. Herhangi bir rahatsızlık hissederseniz bunu hemşireye veya teknisyene söyleyin. Verebilecek ilaçlar kendinizi daha rahat hissetmenize yardımcı olabilir.

Testten sonra
Testten sonra günlük aktivitelerinize genelde bir sınırlama getirilmez. Radyoaktif maddelerin vücudunuzdan hızla atılması için bolca sıvı alın.

Sonuçlar

PET taramasından elde edilen görüntülerdeki farklı renk ve parlaklıklar, farklı doku ve organ fonksiyonlarını gösterir. PET taraması okumasında özel eğitilmiş bir radyolog görüntüleri yorumlar.

CT ve EMAR gibi diğer testlerden elde edilen görüntüler, PET taramasıyla kıyaslanabilir hatta kombine edilebilir. Sonuçta ortaya çıkan görüntüler daha büyük bir netlik sağlar.

Источник: //www.hemensaglik.com/makale/pet-taramasi

PET/CT

PET CT İle Kalp ve Beyin Hastalıkları Tanısı

Pozitron emisyon tomografisi (PET-CT)  teknolojisi, bilgisayarlı tomografi (CT) ile birleştirilerek, bir çok hastalığın teşhisine olanak sağlayan ve bu alanda dünyada kullanılan en ileri teknoloji tıbbi görüntüleme yöntemidir.

PET/CT çok büyük bir oranda kanserin tanı ve evrelemesinde kullanılmaktadır.

Bunun yanında nedeni bilinmeyen ateş gibi “tanı konulamayan hastalıkların” teşhisi, enfeksiyon odaklarının bulunması, kalp hastalarında canlı dokunun tespiti ile Alzheimer ve demansın ayrımında da etkinliğinden yararlanılmaktadır.

Özellikle kanserin ilk teşhisi, evrelenmesi, yaygınlığının belirlenmesi ve doğru bir tedavi planı çıkarılması için tüm aşamalar PET/CT cihazı ile gerçekleştirilmektedir. PET/CT ile kanser haritası çıkarılarak hastalıkla etkin bir mücadele sağlanmaktadır.

Memorial Şişli Hastanesi, Memorial Bahçelievler Hastanesi, Memorial Ankara Hastanesi, Memorial Diyarbakır Hastanesi ve Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi'nde bulunmaktadır.

PET-CT işlemi nasıl yapılır?

PET/CT işlemi için hastadan en az 6 saat açlık gerekmektedir. İlk olarak hastanın kan şekeri ölçülür. Kan şekeri istenilen sınırlarda ise damardan radyoaktif madde enjekte edilir. Radyoaktif maddeler çeşitli olmakla birlikte en fazla kullanılanı F-18 Florodeoksiglikoz dur. Bu madde Flor-18 isimi radyoaktif maddeye bağlanmış bir şeker molekülüdür.

Enjeksiyonu takiben hasta bir saat kadar ilacın dağılması için bekletilir. Ardından PET/CT cihazında çekime alınır. PET-CT kullanılan diğer maddeler, kemikleri görüntülemek için F-18 NaF, prostat kanserlerinin yayılımının araştırılmasında Ga-68 PSMA, Nöroendokrin tümörlerin araştırılmasında kullanılan Ga-68 Octerotidtir.

Bunların dışında rutinde pek kullanılmayan birçok radyofarmasotik de bulunmaktadır.

PET-CT kanserli dokunun saptanmasından tedavi planının yapılmasına, tedavi başarısının değerlendirilmesinden ışın tedavisinin planlanmasına kadar birçok aşamada kanserle mücadelede başarıyı önemli ölçüde artırmaktadır.

Kanser tanı ve tedavisinin her evresinde PET/CT

Kanserli hücrelerin normal hücrelerden en önemli farkı, hızlı ve kontrolsüz çoğalmalarıdır. Yüksek faaliyet gösteren hücrelerin enerji ihtiyaçları da normalden fazladır.

Kanserli hücrelerin bu süreçte kullandığı şeker, protein ve bazı özel yapı taşları gibi maddeler radyoaktif olarak işaretlenip görüntülendiğinde, kanserli dokuların yeri saptanabilmektedir.

PET/CT cihazı bu mantık temelinde çalışır.

Kanser tedavisine yön veren PET/CT, tanı ve tedavinin şu aşamalarında kullanılmaktadır;

  • Kanser şüphesi olan dokunun metabolizmasını belirler. 
  • Çeşitli görüntüleme yöntemleri ile tespit edilmiş kitlelerin kanser metabolizması gösterip göstermediğini ortaya çıkarır. Kitlede PET-CT pozitif ise bu kitle fazla miktarda glikoz tüketiyordur ve kanser olma ihtimali fazladır.
  • Kanser kuşkusu olan dokunun doğru olan bölgesinden parça alınması konusunda yönlendirir. Kanserli doku kontrolsüz çoğalma nedeniyle kendi yapısında da hasar oluşturabilir. Hasarlı alandan alınacak doku parçalarından teşhis için yeterli hücre elde edilemeyebilir, PET/CT canlı hücrelerin yoğunlaştığı alanları gösterir ve biyopsiye rehber olur.

Kanser yaygınlığının değerlendirilmesi

PET/CT teknolojisi, kanser tanısı konulduktan sonra ilk aşamada hastalık yaygınlığını değerlendirme (evrelendirme) amacıyla birçok kanser türünde başarı ile kullanılmaktadır.

Tedavi yaklaşımının belirlenmesi

Bu tetkik sonrasında ortalama olarak üç hastadan birinde tedavi yaklaşımı değişmektedir.

Bazen ağır bir cerrahi uygulama yerine ilaç tedavisi yapılabilmekte ve gereksiz bir cerrahi önlenebilmektedir.

Bazı durumlarda ise PET/CT uzak yayılımları olduğu düşünülen hastada yayılım olmadığını göstererek ilaç tedavi kararı yerine ameliyatla kanserli dokunun çıkarılması kararına yol açabilmektedir.

Kanser ilacının yararının erken saptanması

Kanser ilaçları yan etkileri önemsenmesi gereken ilaçlardır. Uygun ilacın kullanılması hem gereksiz yan etkilerden kurtaracak hem de kanserli dokuya doğru ilaçla ve erken müdahaleyle hastalığı engelleme şansı yakalanabilecektir. Tedavinin 1 veya 2. kürü sonrasında PET/CT ile yapılacak değerlendirme ilacın ne kadar yararlı olabileceği konusunda bilgi vermektedir.

Tedavi yanıtının belirlenmesi

PET/CT ile kanser ilacına yanıt hem yapısal değişimler hem de hücresel aktivite şiddeti sayısal olarak ölçülerek değerlendirilebilmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonra canlı kanser hücresinin varlığının araştırılması ile tedavi etkinliği belirlenebilmektedir. PET-CT tedaviye yanıtı en erken gösteren görüntüleme sistemidir.

Işın tedavi planının yapılması

Radyoterapi ya da ışın tedavisinde radyasyon verilecek canlı tümör hücresi alanları PET/CT ile yapılacak haritalama ile daha doğru ve etkili tedavi şansı verebilmekte ve gereksiz olarak sağlıklı dokulara verilebilecek ışını engelleyerek yan etkilerin azalmasını sağlayabilmektedir.

Tekrarlayan hastalığın erken saptanması

Tedavi kürleri tamamlandıktan sonra hastalar ultrason ve tomografi gibi yöntemler ve kan tahlilleri ile takip edilir. Bu yöntemlerde kuşkulu durum oluşursa canlı kanser hücrelerinin yeniden ortaya çıktığı ve yaygınlığı PET/CT yöntemi ile başarı ile saptanır.

Memorial Diyarbakır Hastanesi

Источник: //www.memorial.com.tr/bolumler/pet-ct/

Nükleer tıp

PET CT İle Kalp ve Beyin Hastalıkları Tanısı
RU | UK | KK | BE | EN |
nükleer tıp, nükleer tıp teknikleri nedir
Nükleer tıp, canlılara verilen ışın etkin (radyoaktif) maddelerin yaydıkları ışınların özel yöntemler veya aygıtlarla dışarıdan sayımı (parıltı sayımı) ya da görüntü olarak izlenmesi ya da tanımlanması ile tanı konulmasını sağlayan tıp dalıdır.

Sintigrafi; eser düzeyde ışın etkin (radyoaktif) bir maddenin genellikle damardan verilmesinden sonra “Gamma kamera” denen görüntüleme aygıtıyla işlevbilimsel bir durumun (organdaki kanlanma vb. değişim) görüntülenmesi tekniği olup, kemik, kalp, beyin, ve dinamik böbrek sintigrafisi gibi türleri bulunmaktadır.

Kullanılan aygıtlar, radyoaktivite sayıcıları, Gamma kamera ve PET-CT (Pozitron Emisyon Tomografisi) olarak adlandırılır. Görüntüleme için kullanılan bileşikler, radyonüklidler ya da radyonüklidler ile birleştirilen farmasötiklerdir. Bu maddeler vücutta fizyolojik işlevsellikleri ile görüntü sağlarlar.

Görüntü almak için kullanılan en basit aygıta “Gamma kamera” adı verilir. Bu cihazların daha gelişmiş türleri “SPECT” (Single Photon Emission Tomography) adını alır. En son kullanıma giren Nükleer Tıp aygıtı PET/CT ya da PET/MR'dır.

Bu sistemlerde amaçlanan işlev bilimsel görüntüleme ile anatomik görüntülemenin tek bir görüntüde birleştirilmesidir.

Nükleer tıbbın sağaltımı (tedaviyi) ilgilendiren yanında vücuda ayrı yollarla verilen radyonüklidlerden yararlanılır. Burada radyasyonun sağaltıcı ya da ağrı giderici özelliklerinden yararlanılır. Tiroid urları ve hipertiroidin tedavisi buna örnek gösterilebilir.

Türkiye'de birçok üniversite hastanesinde Nükleer Tıp Anabilim Dallarında, Sağlık Bakanlığı Hastanelerinde Nükleer Tıp Bölümleri`nde ve birçok özel nükleer tıp laboratuvarında, nükleer tıp incelemeleri yapılmaktadır.

Vücuda damar yolu ile enjekte edilen radyoaktif maddenin, radyasyon ölçüsü olarak herhangi bir zararı bulunmamaktadır.

Sintigrafik araştırmalarla radyolojik araştırmalar arasındaki tek benzerlik, iki yöntemde de elde edilen görüntülerin bir filme aktarılmasından oluşmasıdır.

Özünde, görüntüleme için kullanılan yöntem de, elde edilen görüntü de (sintigrafide fizyolojik, radyolojide anatomik oldukça ayrıdır.

Konu başlıkları

  • 1 Türleri ile kimi kullanım alanları
  • 2 Radyonükleid jeneratörler (üreteçler)
    • 2.1 İdeal bir radyofarmasötiğin özellikleri
    • 2.2 En sık kullanılan radyofarmasötikler
  • 3 Ek bilgiler
  • 4 Onkolojide kullanımı
    • 4.1 Urların görüntülenmesinde kullanılan sintigrafik yöntemler
    • 4.

      2 Radyonüklid tedavinin uygulandığı kötücül hastalıklar

    • 4.3 Radyoiyot tedavisi
      • 4.3.1 I-131 sağaltımından (tedavisinden) sonra görülen komplikasyonlar (istenmeyen etkiler)
  • 5 Endokrinde kullanım
    • 5.1 Tiroid alımı (tutulumu) incelemesi
      • 5.1.1 I-131 tutulum incelemesi
    • 5.

      2 Tiroid sintigrafisi

      • 5.2.1 I-131 ile tüm vücut taraması
    • 5.3 Paratiroid sintigrafisi
      • 5.3.1 Tc-99m MIBI ile ikili evre sintigrafisi
      • 5.3.2 Tl-201-Tc-99m O4 çıkartma sintigrafisi
    • 5.

      4 Böbrek üstü bezi sintigrafisi

  • 6 Nefroürolojide (böbrek ile boşaltım yollarında) kullanımı
  • 7 Kardiyolojide kullanımı
  • 8 Ayrıca bakınız

Türleri ile kimi kullanım alanları

1-PET/CT ile Kanser

  • Tümör'ün iyicil ya da kötücül olmasının saptanması
  • Kanserin vücuda yayılımının saptanması
  • Verilen tedaviye yanıtın saptanması

2-PET/CT ile Beyin

  • Alzheimer (Bunama) hastalığının erken tanısı
  • Epilepside (Sara, tutarık) nöbete neden olan odakların saptanması

3-PET/CT ile Kalp

  • Tıkalı olan kalp damarının, kalp kasına verdiği zararın (oksijensizlikten ötürü) saptanması
  • Kalp hastalığının yaygınlığının saptanması
  • Kalp krızi sonrası PTCS/Stent cerrahisinden hastanın ne denli yararlanacağının saptanması

4-Akciğer

5-Böbrek

6-Kemik

7-Tiroid

8-Sindirim sistemi (Gastrointestinal)

9-Lenfosintigrafi

10-Sentinel Akkan (Lenf) Düğümü İncelemesi

11-Dakriyosintigrafi

12-Böbreküstü bezi kabuk bölgesi Sintigrafisi

13-Erbezi (Testis) Sintigrafisi

Ayrıca kimi tür sintigrafiler kendi alt basamaklarıda çeşitlilikler içermektedir.

Nükleer tıp küçük oranlarda ışın etkin maddelerin genellikle toplar damardan (intravenöz) uygulanışının ardından doku ile organların fiziksel ve biyokimyasal olarak bunları almasıyla oluşan görüntüleri inceleyen tıp dalı.

Nükleer Tıp, biyolojik maddelerin X ve gama ışınına geçirgen olması ilkesine göre çalışır.

Nükleer Tıp uygulamalarında kullanılan radyofarmasötiklerin çoğu tanı amacına yöneliktir. Radyofarmasötikler genellikle radyoaktif bölüm ile farmasötik bölüm olmak üzere iki bileşenden oluşur.

Radyonükleid jeneratörler (üreteçler)

Üreteç sisteminin temel ilkesi; fiziksel ya da kimyasal bir yöntemle daha uzun yarı ömrü bulunan ana radyonüklidden daha kısa yarı ömürlü bir yavru radyonüklid elde etmektir.

Nükleer Tıp merkezlerinde en çok Mo99-Tc99m jeneratörü kullanılmaktadır. Jeneratör içerisinde Mo99 bulunmaktadır. Mo99 bozunmaya uğrayarak Tc99m oluşturur.

Üretecin içerisinden serum fizyolojik geçirilerek Tc99m perteknetat’ın molibdenden ayrılması sağlanır. Bu olaya sağım (elution) denir. Bir sağımdan sonra jeneratördeki molibdenden yeniden Tc oluşur.

Bu da ikinci bir sağımda üreteçten dışarıya alınır.

İdeal bir radyofarmasötiğin özellikleri

  1. Kolay hazırlanmalı ve ucuz olmalı
  2. Uygun fiziksel ve etkili yarı ömür
    Fiziksel yarı ömür: Bir radyonüklidin başlangıçtaki atom sayısının ya da etkinlik düzeyinin % 50’sine inmesi için geçen süredir.

    Biyolojik yarı-ömür: bir maddenin yarısının olağan atılma yollarıyla vücuttan atılması için geçen süredir (Tb). Bu, bir maddenin dengeli ve radyoaktif hali için aynıdır.
    Etkili yarı-ömür: Fiziksel ve biyolojik yarı-ömür gözönünde bulundurulduğunda, maddenin vücuttan atılımı için geçen süredir.

    Te = Tp X Tb / Tp + Tb

  3. Radyasyon türü ve enerjisi: Tanı amacıyla genellikle gama fotonu yayan radyonüklidler kullanılıp, enerjileri 100-300 keV arasında olması yeğlenir. Tanecikli tipte radyasyon yayan ışın etkin maddeler sağaltım amacıyla kullanılır.

  4. Yüksek hedef / hedef dışı etkinlik oranı
  5. Metabolik uygunluk
  6. Denge
  7. Farmasötik özellikler
  8. Radyonüklid taşıyıcısız olmalıdır. Eğer radyoaktif madde içinde aynı elementin radyoaktif olmayan oluşumları bulunuyorsa, yeterince yalın değildir.

    Elementin yalnızca radyoaktif atomlarının bulunduğu radyonüklidlere taşıyıcısız adı verilir.

  9. Radyonüklid yüksek özgül etkinliğe sahip olmalıdır. Birim kütledeki etkinlik ne denli çoksa özgül etkinlik o denli yüksektir.

En sık kullanılan radyofarmasötikler

  • FDG-F18 :Fluorodeoxyglucose (18F).PET-CT' de kullanılır. 110 dk yarı ömürlü bir radyoaktif maddedir.
  • NaF-18 : PET-CT de kullanılan özel bir radyoaktif maddedir.

Tc-99m perteknetat: Tanı amacıyla en sık kullanılan radyoaktif maddedir. Bu biçimiyle tiroid sintigrafisinde kullanılır. Radyofarmasötikler Tc-99m ile işaretlenir.

  • Tc-99m DMSA: böbrek sintigrafisi
  • Tc99m MDP: kemik sintigrafisi
  • Tc99m sülfür kolloid: karaciğer-dalak sintigrafisi

Iyot-131: Tedavi amaçlı, tiroid sintigrafisi. Sağaltım amacıyla en sık kullanılan radyoaktif maddedir. Hipertiroidi ya da tiroid kanseri tedavisinde kullanılır.
Galyum-67: Tümör ve enfeksiyon görüntülemesi
Talyum-201: Miyokard perfüzyon görüntülemesi

Ek bilgiler

  • Tanısal nükleer tıp incelemelerinde fetusun aldığı doz genellikle 1 rad'dan azdır.
  • Talyum-201 ve I-131 plasentayı geçebilir.
  • Fetusun tiroidi ışın etkin iyodu anneninkine göre 6-7 kat çok tutar.
  • Sülfür kolloid, DTPA ve makroagregatlar plasentayı geçemezler
  • Gebelik süresince alınabilecek radyasyon ölçüsü 0,5 rem'i geçmemelidir.

Onkolojide kullanımı

Tümör görüntülenmesi ya da sağaltımında kullanılabilir.

Urların görüntülenmesinde kullanılan sintigrafik yöntemler

  • Kemik sintigrafisi
  • Karaciğer sintigrafisi
  • Ga-67 tüm vücut sintigrafisi
  • I-131 MIBG sintigrafisi
  • Lenfosintigrafi
  • Monoklonal (tek eşlenikli) antikor sintigrafisi

Radyonüklid tedavinin uygulandığı kötücül hastalıklar

  • İyi farklılaşmış tiroid kanseri
  • Kötücül (habis) feokromasitoma ve öbürleri
  • Nöroendokrin urlar
  • Kemiğe sıçramalara (metastaz) bağlı gelişen ağrının hafifletilmesi
  • Katı urlarda radyoimmunoterapi

Radyoiyot tedavisi

Tiroid lobuna olan sıçramalar 150 mCi; akkan (lenf) düğümü metastazı 175 mCi; Uzak metastazlar: 200 mCi

I-131 sağaltımından (tedavisinden) sonra görülen komplikasyonlar (istenmeyen etkiler)

Kısa dönemde görülenler:

  • Bulantı, kusma
  • Siyaladenit (tükrük bezlerinde yangı), gastrit (mide yangısı)
  • Kemik iliği baskılanması
  • Metastazlarda ağrı, şişlik, kanamalar (hemoraji)
  • Tiroid fırtınası (kalan dokusu fazla olanlarda, işlevsel metastaz varlığında)
  • Ses tellerinin felç olması
  • Beyinde ödem (beyin metaztazı olan olguların sağaltımlarının ardından)
  • Hipoparatiroidizm

Uzun dönemde görülenler:

  • Radyasyon fibrozu
  • Kalıcı kemik iliği baskılanması
  • Lösemi
  • Doğuştan anormallikler
  • Kısırlık
  • İkincil çıkabilen urlar

Tiroid alımı (tutulumu) incelemesi

İncelemenin özü verilen radyofarmösitiğin belirli bir zamanda tiroid bezince tutulan miktarının yüzde olarak hesaplanmasına dayanır. Bu işlem, I-131, Tc-99m O4, veya I-123 ile yapılabilir.

I-131 tutulum incelemesi

Verilen radyoaktif iyotun element iyot gibi tiroidde tutunması ve hormona dönüşmesine dayanır. 4-6 saat açlıktan sonra 1mikroCi/kg I-131 hastaya ağız yoluyla verilir.

Aynı oranda etkinlik ölçün (standart) olarak kullanılır. 4. ve 24. saatte hastadan ve standarttan sayımlar alınır. Uyluk bölgesinden de 4. ve 24. saatte sayımlar alınır.

Tiroid tutulum (%): Tiroid üzerindeki sayım-uyluktaki sayım/standattaki sayım işlemi ile hasaplanır.

Yüksek tutulumu olan durumlar:

  • Hipertiroidi
  • Hashimato tiroidi'nin erken dönemi
  • Antitiroid sağaltımının kesilmesinden sonra görülen geri tepme olgusu (ing. rebound phenomenon)
  • İyot açlığı

Düşük Tutulum

  • Hipotiroidi
  • Fazla miktarda iyot veya iyotlu bileşik alımı
  • Tiroid hormonu ya da antitiroid tedavi uygulaması
  • Subakut (iveğen altı) tiroidit

Tiroid sintigrafisi

Gerekirlik durumları:

  • Guatr
  • Boyunda dokunularak hissedilebilen kitle varlığı
  • Klinik hipo ya da hipertiroidizm
  • Tiroidit (tiroid bezinde yangı)
  • Dalan guatr olmasından kuşkulanılan durumlar
  • Tiroid ameliyatı öncesi ve sonrası izleme dönemi
  • Tiroidinde ur (kanser) tanısı almış olguların değerlendirilmesi

I-131, I-123, Tc-99m perteknetat, Tl-201 kullanılabilir.

I-131 ile tüm vücut taraması

Ayrımlaşmış tiroid kanser tanısı almış ve ameliyat edilmiş hastaların izleminde kullanılır. Bu inceleme için 4 hafta öncesinden T4, 2 hafta öncesinden de T3 hazırlamaları kesilmeli ve düşük iyotlu diyet uygulanmalıdır. I-131' in ağızdan verilmesinden 24 ve 96 saat sonra boyun bölgesinden ve tüm vücuttan görüntüler alınır.

Tc-99m MIBI ile ikili evre sintigrafisi

Tc-99m MIBI'nin i.v. (toplar damardan) verilmesinden 15 dakika ve 3 saat sonra boyun bölgesinden görüntü alınır. 15. dakikada tiroidde de, paratiroidde de tutulum gözlenirken, 3. saatte tiroiddeki etkinlik boşalır, paratiroid patolojisinde ise etkinlik birikimi sürer.

Tl-201-Tc-99m O4 çıkartma sintigrafisi

Tl-201 toplar damardan verilir ve boyundan görüntü alınır. Daha sonra Tc-99m i.v. olarak verilir ve görüntü kayıt edilir. Bilgisayar yardımı ile görüntüler birbirinden çıkarılır. Tl-201, tiroidde de, paratiroidde de, Tc-99m O4 ise yalnızca tiroidde tutulur.

Böbrek üstü bezi sintigrafisi

  • Böbrek üstü bezi kabuk bölgesi (korteks) sintigrafisi: I-131 iodokolesterol kullanılır.
  • Böbrek üstü bezi öz bölgesi (medulla) sintigrafisi: I-131 MIBG kullanılır, hücre içine norepinefrin tutulum düzeneği ile alınır.

Nefroürolojide (böbrek ile boşaltım yollarında) kullanımı

Radyonüklid yöntemler kullanılarak; böbreğin anatomik yapısı, fonksiyonel durumu, GFR (Glomerül filtrasyon hızı), ERPF (renal plazma akımı), böbreklerin rölatif fonksiyonu, vezikoüreteral reflü değerlendirilebilir.

Klinik Uygulamalar

  • Renal fonksiyon değerlendirmesi
  • Obstrüksiyon değerlendirmesi
  • Renavasküler hipertansiyon değerlendirmesi
  • Renal transplant değerlendirmesi
  • Diğer uygulamalar

Klinik Uygulamalar

Renal kortikal sintigrafide daha çok DMSA kullanılır. Dimerkaptosüksinik asit (DMSA) plazma proteinlerine sıkıca bağlanır. Çok az bir bölümü ekskrete olduğundan ekskresyon fonksiyonunu değerlendirmek amacıyla kullanılmaz.

Renal kortikol dokuda konsantre olur. Verilen doz uzun süre böbreklere lokalize olduğu için böbreklerin aldığı radyasyon dozu yüksektir.

En sık olarak üriner sistem enfeksiyonu sonrasında böbrek parankim hasarının değerlendirilmesi ve takibinde kullanılır.

Kardiyolojide kullanımı

Miyokard perfüzyon sintigrafisi; koroner arter hastalığı tanısı, akut koroner sendrom, konjestif kalp yetmezliği ve/veya sol ventrikül disfonksiyonu olan hastaların değerlendirilmesi, yaşlı hastaların değerlendirilmesi gibi durumlarda kullanılabilir.

Talyum-201 veya Tc-99m ile işaretli ajanlar (Tc-99m sestamibi (MİBİ), Tc-99m tetrofosmin) kullanılır.

Ayrıca bakınız

nükleer tıp, nükleer tıp fiziği, nükleer tıp nedir, nükleer tıp teknikleri, nükleer tıp teknikleri nedir, nükleer tıp uygulamaları

Nükleer tıp Hakkında Bilgi

Nükleer tıp

Nükleer tıp
Nükleer tıp konusunu görüntülemektesiniz.
Nükleer tıp nedir, Nükleer tıp kimdir, Nükleer tıp açıklaması

There are excerpts from wikipedia on this article and video

Источник: //www.turkaramamotoru.com/nukleer-tip-110788.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.