Pişik Nedir? Nedeni Belirtileri ve Tedavisi

içerik

Anüs Kaşıntısı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nedir?

Pişik Nedir? Nedeni Belirtileri ve Tedavisi

13 Mart 2018

Anüs Kaşıntısı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nedir?

Anus Kaşıntısı Anus Kaşıntısı Nedir?; Makat bölgesinde yaşanan ve sık görülen bir vaka olan anüs kaşıntısının diğer adı da Pruritus ani'dir. Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda oldukça sık görülen bir durumdur. Çocuklarda görülen anüs kaşıntılarının büyük bir bölümüne bir parazit türü olan kıl kurdu neden olur. Yaşlılarda ise en sık görülen neden deri kuruluğudur.

Aynı zamanda birçok hastalığın belirtisi olabilen anüs kaşıntısı bazı durumlarda kanserin bile ön alarmı olabilir. Anüs kaşıntısının uzun sürmesi durumunda bir doktor ile görüşülerek tedavi olunması daha ciddi problemlerin önüne geçilmesinde önemli rol oynar.

Anüs Kaşıntısının Nedenleri Nelerdir?

  • Anüs kaşıntısına neden olan etmenler çeşitli hastalıklardan kaynaklandığı gibi kişinin ihtimallerinden dolayı da oluşabilir. Anüs kaşıntısının en sık rastlanılan nedeni halk arasında mayasıl olarak bilinen anal dermatit problemidir.
  • Anal dermatit; en sık neden olan anal dermatit bir hastalık değil sadece bir cilt problemidir.
  • Cildin havasız kalması; özellikle yaz aylarında terleyen vücudun havalandırılması çok önemlidir. Sıcak havalarda terleyen deri pişik olabilir. Pişik ile birlikte gelen anal dermatit ise bir anüs kaşıntısı sebebidir.
  • Hatalı temizlik uygulaması; insan vücudu mükemmel bir şekilde donatılmıştır. Hatalı olarak yapılan temizlik veya tuvalet sonrası kullanılan sert yüzeyli tuvalet kağıtları anüs bölgesindeki cildi koruyan tabakaya zarar verir. Bu da anüs kaşıntılarını beraberinde getirir.
  • Tüm bunların dışında; hemoroid (basur), makat siğili, makatta çatlak, kıl kurdu, makatta akıntı, kıl dönmesi ve dışkı kaçırma da anüs kaşıntısına neden olmaktadır.

Anüs Kaşıntısından Korunma Yolları

  • Anüs kaşıntısı küçük bir sorun olmasına rağmen kişiyi rahatsız eden bir durumdur. Ancak bu durum öncesinde alınacak bazı tedbirler böyle bir sorun oluşmasını ortadan kaldırır.
  • Kabızlıktan kaçınmak en önemli tedbirlerin başında gelir. Kabızlığı önlemek için her sabah aynı saatte uyanmaya özen gösterilerek elleri bol su ile yıkayıp daha sonra iyice yıkanmış erik veya kayısı yenilebilir. Aynı zamanda soğuk süt içmek de bağırsakları temizleyerek kabızlığı önler.
  • Tuvalet ihtiyacını ertelememek de önemli rol oynar. Ayrıca tuvalette zorlanmak da makatta yıpranmalara neden olabileceğinden kaşınmalara yol açar.
  • Uzun süre hareketsiz oturmak ya da ayakta durmak da tehlidir. Bunun yanı sıra aşırı yürümek veya uzun saatler spor yapılması da anüs kaşıntısına neden olur.
  • Günlük olarak ortalama 1 kg meyve veya sebze tüketilmelidir. Sofralarda özellikle yemeklerden önce bol salata tüketilmelidir.

Anüs Kaşıntısının Tedavisi Nedir?

Anüs Kaşıntısının tedavisi üç aşamada uygulanır.

  • İlk aşamada kişinin anüs bölgesindeki kaşıntısına sebep olan durumlardan uzak tutulması gerekir. Kişinin iç çamaşırları sabun tozu ile yıkanır fakat makat bölgesi kozmetik ürünleri ile temizlenmez. Kişinin kafeinli ve gazlı içeceklerden uzak durması gerekir.
  • İkinci aşamada makat bölgesi kuruluğu önlenecek şekilde temiz tutulur. Anüs kaşıntısı durumların makat bölgesi zarar verilmeyecek kadar sıcak olan su ile 3 ila 5 dakika arasında temizlenir. Temizlenme işleminden sonra makat bölgesi bir saç kurutma makinesi yardımı ile kurulanır. Kurulanan bölge daha sonra pişik önleyici kremler ile iyice ovulur. Günlük olarak iç çamaşırı değişimi veya makat bölgesine konulan bir gazlı bez ile kuruluğun önlenmesi de bu aşamada etkili bir tedavi yöntemidir.
  • Üçüncü aşamada ise kaşıntıya neden olan hastalıkların araştırılması gerekir. Anüs kaşıntıları bazı durumlarda bir hastalık belirtisi olabilir. Anorektal, infeksiyöz veya dermatolojik hastalıklar teşhis edilerek hastalığa göre bir tedavi yönteminin belirlenmesi gerekmektedir.

Anüs Kaşıntısı Olan Kişilerin Dikkat Etmesi Gerekenler Nelerdir?

  • Anüs kaşıntısı olan kişiler makat bölgesini temiz tutmaya özen göstermelidir. Tuvalet ihtiyacının ertelenmemesi büyük önem taşımaktadır.
  • Günlük olarak tüketilmesi geren 1 kg meyve veya sebze önemli bir önlemdir. Başta erik ve kayısı gibi kabızlığı önleyen meyveler olmak üzere gün içerisinde incir, armut, kiraz, dut, kuşburnu gibi meyveleri de tüketmek gerekir.
  • Öğle ve akşam yemeklerinde bol miktarda salata tüketmek de önemli rol oynar. Ispanak, marul, bamya, lahana, kereviz, havuç, taze bakla, taze fasulye, börülce, yeşil soğan, yeşil biber, pırasa, domates, salatalık, patates, semiz otu ve mantar gibi sebzelerin bol miktarda tüketilmesi gerekmektedir.
  • Yiyeceklerde kullanılan kepek ve kepek ekmeği de anüs kaşıntısını önlemede önem taşır. Öğünlerde tüketilen yemeklerin yanında kepek ekmeği tüketilmesi gerekir. Pasta, kurabiye ve çörek gibi ürünlerin yapımında da kepek unu tercih edilmelidir.

Источник: https://www.bilginoktasi.com/anus-kasintisi-nedir-nedenleri-belirtileri-korunma-yollari-ve-tedavisi-nedir.html

Kızamıkçık Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Pişik Nedir? Nedeni Belirtileri ve Tedavisi

Bu makalemizde sizlere KKK hastalıkları olarak bilinen kızamık – kızamıkçık – kabakulak üçlüsünün son hastalığından bahsedeceğiz.

Daha önce sizlere kızamık ve kabakulak hastalıkları hakkında genel bilgileri paylaşmıştık. Şimdi de grubun son hastalığı olan kızamıkçığı tanıtmaya çalışacağız.

Kızamık ile çok benzerlik gösteren kızamıkçık virüslerin yol açtığı, bulaşıcı bir hastalıktır.

Virüsü taşıyan kişilerden, solunum yoluyla vücuda girer ve hastalığın oluşmasını sağlar. Aslında çok teh içermeyen bir sağlık sorunudur.

Fakat hamileliğin ilk üç ayında geçirilirse, bebeğin ölümüne kadar varan ciddi sonuçların yaşanmasına sebep olur.

Genellikle kızamık hastalığı ile benzerlik gösterse de ikisi arasında hem meydana getiren etkenler hem de hastadaki belirtiler itibariyle farklılıklar vardır.

Su Çiçeği Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Her iki hastalıkta da deride kızarıklık ve deri döküntüleri meydana gelir. Fakat kızamıkçıktaki döküntüler daha açık renklidir ve kızamığa nazaran daha hafif seyreder.

Peki, kızamıkçık nasıl bir hastalıktır, neden oluşur, bulaşıcı mıdır, belirtileri nelerdir, aşısı ne zaman yapılır ve tedavisinde nasıl bir yol izlenmelidir? Tüm bu soruların yanıtlarını yazımızın devamından ayrıntılı bir şekilde öğrenebilirsiniz.

Kızamıkçık Nedir?

Kızamıkçık, Rubella adındaki bir RNA virüsünün yol açtığı, deride hafif kızarıklık ve döküntülerle seyreden, bulaşıcı bir hastalıktır. Rubella, Togaviridae ailesinin Rubivirüs cinsine dahildir.

Hastalık kişiden kişiye solunum yolu ile çok kolay bir şekilde bulaşabilmektedir.

Genellikle kendi kendine veya birkaç ilaç tedavisi ile kolaylıkla geçen kızamıkçık, gebelerde meydana gelirse tehli bir hal alabilir.

Hamilelerde görülen kızamıkçığın bebeğe bulaşması durumuna konjenital rubella sendromu (CRS) adı verilir.

Hamile birisi ilk trimesterde (ilk üç aylık dönem) kızamıkçık olursa, bu kan yoluyla bebeğe de geçecektir. Gebelerde meydana gelen kızamıkçık, tıpkı gribal enfeksiyonlar gibi belirti gösterir.

Hastanın ateşi yükselir, lenf nodlarında şişme olur. Döküntüler önce yüz ve göğüste, daha sonra diğer ekstremitelerde görülür.

Kızamıkçığın yarattığı teh gebeliğin dönemlerine göre değişir; ilk üç ayda bebekte yaratacağı hasar %80 – 90, dördüncü ayda %11 – 24, beşinci ayda %6 oranındadır. CRS durumunda bebekte işitme kaybı, kalp sorunları, görme bozuklukları gibi ciddi komplikasyonlar oluşabilir.

Eğer gebeliğin ileriki dönemlerinde oluşmuşsa, bebeklerde doğumsal kızamıkçık ortaya çıkar. Hekim ciltteki döküntülerin giderilmesine yönelik tedavi yöntemi önerir. Bunun yanında ateş düşürücü, eklem ağrılarını giderici ilaçlar da hastalığın derecesine göre tedavi programı içerisinde yer alabilir.

Kızamıkçık Nedenleri Nelerdir?

Kızamıkçık viral bir hastalıktır. Rubella adı verilen kızamıkçık virüsünün vücuda girip yerleşmesiyle hastalık meydana gelir.

Oldukça bulaşıcı olan kızamıkçık; hasta birinin hapşırması, konuşması veya öksürmesi sırasında, havaya saçılan damlacıklar yoluyla sağlıklı bir kişiye bulaşır.

Bu nedenle kızamıkçık hastalarına yakın temastan mutlaka kaçınılmalıdır.

Ek olarak hamilelik döneminde geçirilen hastalık, kan yoluyla bebeğe de bulaşır. Bu nedenle hamilelik döneminde geçirilen kızamıkçık hastalığı son derece tehlidir.

Kızamıkçık başladıktan sonra cilt döküntülerinin başlamasından birkaç gün önce veya sonrasında virüsün en yaygın olduğu dönemdir.

Bu sebeple hastalığı geçiren kişilerin, etrafındaki insanların sağlığı açısından bir süre kendilerini ortamlardan izole etmeleri önerilir.

Kızamıkçık Belirtileri Nelerdir?

Kızamıkçık belirtileri hafif seyirli olduğundan hastalığın fark edilmesi, dolayısıyla da tedaviye başlama süresi gecikmektedir. Bazı kişilerde hastalık süresi boyunca hiçbir semptom görülmez. Belirtiler genel olarak virüs vücuda girdikten 2-3 hafta sonra ortaya çıkar ve 3 gün ila 7 gün arasında devam eder.

Aşağıda sayacağımız belirtileri fark ettiğinizde hafif veya ağır olmasına bakmaksızın hemen doktora görünmelisiniz. Özellikle hamile kadınlar bu konuda daha dikkatli olmak zorundadır. Hamileliğin ilk üç ayında geçirilen kızamıkçık bebeğin erken doğmasına, dolayısıyla da ölümüne sebep olabilir. Kızamıkçık hastalığının en yaygın belirtileri şunlardır;

  • Burun tıkanıklığı.
  • Burun akıntısı.
  • Baş ağrısı.
  • Yüksek ateş.
  • Vücudun her yerinde görülebilen kırmızı renkli (daha çok pembeye yakın) cilt döküntüsü.
  • Kaslarda ağrı.
  • Sinir iltihabı.
  • Testislerde şişme.
  • Gözlerde sulanma, kızarıklık ve iltihaplanma.
  • Boyun ve kulağın arka tarafında yer alan lenf bezlerinde şişme.
  • Boğazda yanma ve ağrı.
  • Öksürük.
  • Soğuk algınlığı belirtileri.
  • Eklem tutulması ve eklemlerde ağrı.

Saydığımız bu belirtiler kızamıkçığın hafif etkileridir. Nadir durumlarda daha ciddi sorunların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Kızamıkçık hastalığı bazı vakalarda beyin iltihabına, kulak enfeksiyonlarına, kan değerlerinin düşmesine ve geçici kan problemlerinin yaşanmasına sebep olabilir.

Kızamıkçık Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?

Kızamıkçık hastalığından korunmanın tek yolu aşı yaptırmaktır. Kızamıkçık geçiren bir kişi, derideki döküntüler başlamadan 4 gün önce ve 4 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdır.

Bu nedenle ilk korunma yöntemi, hastalığı geçiren kişilerden uzak durmak ve temas etmekten kaçınmak olmalıdır.

Aynı bardaktan su içmek, aynı çatalı ve kaşığı kullanmak, kişisel eşyaları ortaklaşa kullanmak ve çok yakın durmak gibi davranışlardan mutlaka kaçınılmalıdır.

Kızamıkçık Aşısı Ne Zaman Yapılır?

Kızamıkçık aşısı, kabakulak ve kızamık hastalıklarını da aynı anda önleyen bir karma aşıdır. Koruyuculuk oranı yaklaşık %95 oranındadır.

Kızamıkçık aşısı iki doz şeklinde uygulanır. İlk dozu 12 – 15 aylıkken, ikinci dozu 4 – 6 yaşları arasında uygulanır.

Eğer daha büyük yaştaki genç kızlara yapıldıysa, aşıdan sonraki 3 ay boyunca hamile kalmamaları istenir.

Eğer kişi, çocukken aşılanıp aşılanmadığından emin değilse yine iki doz şeklinde ancak 28 gün ara ile kızamıkçık aşısı uygulanabilir.

Kızamıkçık aşısının tıpkı diğer aşılar gibi hafif ateş, ağrı ve ciltte kızarıklık gibi yan etkileri olabilir.

Eğer bu etkilerin şiddeti fazla ve birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçmediyse, geç kalınmadan bir sağlık kuruluşuna mutlaka gidilmelidir.

1960 yıllarından bu yana yapıldığı bilinen kızamıkçık aşısı özellikle çok seyahat eden, sağlık alanında çalışan ve doğurganlık çağındaki kadınlar tarafından mutlaka yaptırılmalıdır. Eğer daha önce aşı yaptırdığınızdan emin değilseniz, basit bir kan tahlili ile çelişkiden kurtulabilirsiniz.

Daha önce aşılanmış veya hastalığı bir kez geçirmiş kişilerin kanında kızamıkçık virüsünün antikorları oluştuğundan, hastalıktan ömür boyu korunma sağlanmış anlamına gelir.

Kızamıkçık aşısını kanser tedavisi görenler, AIDS gibi bağışıklık sisteminin tamamen çökmesine sebep olan hastalıkları geçirenler, hamileler, son dört hafta içerisinde başka bir aşı yaptıranlar ve yakın zaman içerisinde kan nakli olan kişiler yaptırmamalıdır.

Kızamıkçık Nasıl Teşhis Edilir?

Kızamıkçık genellikle doktorun fiziki muayenesi sonucunda teşhis edilmektedir. Ciltteki kırmızı döküntüler akla ya kızamığı ya da kızamıkçığı getirir. Fakat kesin anı kan testi ile konulmaktadır.

Çünkü kızamık ve kızamıkçık hastalığının etkenleri olan virüsler birbirinden farklıdır. Boğazdan alınan kültür veya idrar testi de kızamıkçık hastalığın tanısında kullanılan teşhis yöntemleridir.

Eğer kanda virüs varsa, alyuvar ve trombosit sayısında azalma olur.

Kızamıkçık Nasıl Tedavi Edilir?

Kızamıkçık hastalığı eğer gebelikte meydana gelmemişse çok fazla teh içermez. Ciltte oluşan döküntüler genellikle kendi kendine geçer. Fakat bu hastaneye gidilmemesi veya tedavi olunmaması anlamına gelmez. Yukarıda saydığımız belirtilerden herhangi birini bile görseniz mutlaka bir hastaneye gitmeli ve gerekli tetkiklerin yapılmasını talep etmelisiniz.

Geniz Eti (Adenoid) Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Çünkü özellikle de viral hastalıkların çoğu, önlem alınmaz veya tedavi edilmezse beraberinde daha ciddi sorunların doğmasına sebep olabilir. Örneğin; kızamıkçıkta görülen en ağır komplikasyon ensefalit yani beyin iltihabıdır. Fakat genel olarak hastalık hafif şekilde atlatıldığı için, hekim semptomları yok etmeye yönelik ilaçlar verir.

Yani eklemağrılarını giderici, ateş düşürücü ve baş ağrılarını geçirecek ilaçlar yeterlidir. Bunların dışında evde bolca dinlenmek ve bağışıklık sistemini güçlendirecek gıdalar tüketmek kızamıkçık hastalığının tedavisi arasında yer almaktadır.

Источник: https://bilgihanem.com/kizamikcik-nedir/

Pişik Neden Olur ve Nasıl Tedavi Edilir?

Pişik Nedir? Nedeni Belirtileri ve Tedavisi

Haber güncelleme tarihi 18.05.2017 16:34

Tıp dilinde “amonyak dermatiti” olarak adlandırılan pişik, candida albicans mantarının neden olduğu bir cilt rahatsızlığıdır. Bebeklerin yanı sıra yetişkinlerde de görülen bir cilt tahrişidir. Genellikle yaz aylarında sıklıkla karşılaşılan bir durum olan pişik çocuk ve yetişkinlerde de gözlenebilir.

Kaşıntı ve yanma hissi veren oldukça rahatsız edici bir rahatsızlık olan pişik, aşırı terlemeye bağlı olarak da gelişebilir. Ciltte bulunan koruyucu yağ tabakasının idrar ve nem nedeniyle ortadan kalkarak cildin tahriş olmasına neden olmaktadır. Pişik, özellikle 9 ile 12 ay arasında sıklıkla görülmektedir.

Özellikle yaz aylarında çocuklarda ve bebeklerde görülen pişik, bebek bezlerinin kalitesiz ve emicilik özelliğinin az olmasından dolayı sıklıkla oluşmaktadır. Pişiğe neden olan mantar nemli ve ıslak alanları sever. Bu nedenle bebeklerin bezlerinin sıkça değiştirilmemesi, idrarırın uzun süre cilde temas etmesi ve aşırı terleme nedeniyle oluşmaktadır.

Pişik aynı zamanda cildin katlanma bölgelerinde daha sık görülmektedir. Sıcak havalarda aşırı terleme nedeniyle terin katlanma bölgelerinde birikmesiyle cildin tahriş olmasına neden olmaktadır.

PİŞİK BELİRTİLERİ

  • Kızarıklık
  • Kabartılı kızarıklık
  • Yanma ve batma hissi
  • Kırmızı döküntüler

PİŞİĞE NEDEN OLAN FAKTÖRLER

  • Şampuan, ıslak mendil ve benzeri kimyasal içeren kişisel temizlik ürünlerinin yeteri kadar durulanmaması ve ciltte kalıntı kalması durumda pişik oluşmaktadır.
  • Bakımsızlık ve hijyen eksikliği bakteri ve mantar oluşumunu tetikleyerek pişik oluşumuna neden olmaktadır.
  • Aşırı terleme nedeniyle cildin nemli kalması.
  • İdrar yolu enfeksiyonları ve ishal gibi sindirim sistemi rahatsızlıkları.
  • Sıcak havalarda terlemeyle birlikte cildin sürtünmesi.
  • Çeşitli mantar enfeksiyonları.
  • Çeşitli besinlere karşı oluşan alerjik durumlar.
  • Sıcak havalarda kalın ve terlemeye neden olan kıyafet seçimi.

PİŞİK OLUŞUMUNU ÖNLEMENİN YOLLARI

Pişiği önlemenin başlıca unsuru cildi kuru ve temiz tutmaktadır. Özellikle bebeklerin bezlerinin sık sık değiştirilmesi ve emici özelliği yüksek olan bezler tercih edilmelidir.

Pişik oluşumunun başlıca nedeni kötü hijyen ve nemdir. Özellikle bebeklerin bezleri değiştirilirken ara sıra altlarının açık tutularak cildin hava alması sağlanmalıdır.

Aynı zamanda bezin çok sıkı bağlanması da cildin hava almasını engellemektedir.

Özellikle bebeklerin bezleri değiştirilirken kullanılan ve kimyasal içeren ıslak mendiller ciltte kalıntı bırakarak cildin tahriş olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle ıslak mendil kullanımının yanı sıra su ve sabun ile hijyenin sağlanması önerilmektedir. Ancak sabunun iyice durulanması gerekmektedir.

Pişiği tetikleyen unsurlardan biri de tüketilen besinlerdir. Aynı zamanda emziren annelerin sağlıklı ve doğal gıdalarla beslenmeleri oldukça önemlidir. Annenin antibiyotik kullanımı bebeği etkileyerek çeşitli enfeksiyonların oluşumunu tetiklemektedir.

PİŞİK TEDAVİSİ

Pişik tedavisinde önemli olan bebeğin veya kişinin cildinin temiz ve kuru olmasıdır. Özellikle bebeklerde meydana gelen pişiklerin tedavisinde bez kullanımına dikkat edilmelidir.

Cildi tahriş eden bezler ve ıslak mendiller kullanılmamalıdır. Bebeğin dışkı temizliği su ve sabun ile yapılmalıdır.

Aynı zamanda pişik oluşan bölge ıslatılmış pamukla silindikten sonra zeytinyağı sürülerek cildin yumuşaması sağlanabilir.

Bebek bezleri uzun süre tutulmamalı ve bebeğin cildinin güneş görerek hava alması sağlanmalıdır. Pişik problemi olan bebeklerin tedavilerinde doktor onayı ve kontrolü ile çeşitli pişik kremleri kullanılabilir. Ancak kullanılan pişik kremlerinin A ve D vitamini bakımından zengin kremler olmasına dikkate edilmelidir.

Aynı zamanda pişik tedavisinde kullanılan bir diğer yöntem ise pudra kullanımıdır. Pudra cildin nemini azaltarak kuru kalmasını sağlar ve sürtünme esnasında oluşan acıyı hafifletir.

Pişik tedavisinde kullanılan doğal yöntemlerden biri de yumurta akı tedavisidir. Pişik oluşan bölgeye yumurta akı sürülür ve kuruması beklenir. Yumurta akı cildin rahatlamasına yardımcı olurken acıyı da hafifletir.

Daha sonra yumurta akı su ile durulanır.  

Cansu YAVAŞ / NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/pisik-neden-olur-ve-nasil-tedavi-edilir-5793h.htm

Boyun fıtığı nedir? Neden olur? Ağrısı, belirtileri ve tedavisi

Pişik Nedir? Nedeni Belirtileri ve Tedavisi

İnsanların % 96’sı hayatlarında en az bir kez bel yada boyun kökenli bir ağrı hissederken, bu ağrıların sadece % 6’sı boyun fıtığı nedeniyle yaşanmaktadır.

Kişinin hareketsiz bir yaşam sürmesi, kaslarını eriterek kemik yapısının bozulmasına ve her yaşta başta boyun fıtığı olmak üzere benzeri bir çok hastalık görülmesine neden olabilmektedir.

Boyun fıtığı, genetik bir hastalık olmamakla beraber, aile içi bazı öğrenilmiş davranışlar, örneğin, oturuş şekli, duruş pozisyonu, yatış şekli, beslenme alışkanlıkları gibi davranış kalıpları aile üyelerine bu hastalığı miras bırakabilmektedir.

Boyun fıtığı ciddi ağrılara neden olabilir

Boyun fıtığı nasıl olur?

Boyun fıtığı genellikle; bankacılık, öğretmenlik, şoförlük, kuaförlük gibi meslek gruplarında mesleki bir hastalık olarak sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Boyun fıtığına neden olan faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yanlış uyuma, yürüme, duruş ve oturuş pozisyonları
  • Uzun süre ayakta kalma
  • Uygunsuz çalışma ortamları
  • Yoğun strese maruz kalma
  • Ağır kaldırma ve taşıma işleri yapma
  • Uzun süre aynı pozisyonda masa başında çalışma
  • Fazla ve aniden kilo alma
  • Fiziksel olarak yanlış ve ters hareket etme
  • Hareketsiz bir yaşam sürme
  • Yanlış beslenme alışkanlıkları bu hastalık riskini arttırmaktadır.

Boyun fıtığı belirtileri nelerdir?

  • Ense, kol, omuz ve sırt bölgesinde şiddetli ağrı.
  • Kafayı, kolları sağa sola çevirmekte zorlanma
  • Koldan parmak uçlarına kadar uyuşukluk ve karıncalanma,
  • Ellerde uyuşma ve kuvvet kaybı
  • Ellerde ve kollarda elektriklenme veya kas spazmı
  • Kaşa ve göze kadar inen baş ağrısı ağrı,
  • Boyunda düzleşme veya eğrilik,
  • Bulantı, kulak çınlaması, baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu,
  • Kollarda ciddi kuvvet kaybı,
  • Öksürme ve ıkınma ile ağrı şiddetinde artış,

Boyun fıtığına ait yukarıda sayılan belirtilerden bir yada birkaçı varsa zaman kaybetmeden, Beyin ve Sinir Cerrahisi doktorlarına başvurmak ve gerekli tedaviye başlamak gerekir. Tedavi gecikirse omurilik felci, küçük ve büyük abdesti tutamama gibi semptomlar da gelişebilir.

Kramp (kas spazmı) nedir? Neden Olur? Belirtileri ve tedavisi

  • Anamnez: hasta; psikolojik, nörolojik, sosyal ve ailevi olarak ayrıntılı bir şekilde değerlendirilerek, yaşam şekline bağlı, hastalık oluşum nedenleri belirlenmektedir.
  • Fiziki muayene: Boyun fıtığı teşhisinde, ağrının nasıl ve ne şekilde geldiği belirleyici olan en önemli detaydır. Boyun fıtığı ağrısı sadece boyunda görülmez aynı zamanda kol, sırt, bel ve hatta bacağa kadar inen şiddetli ağrılar görülebilir. Boyun ve kol bölgesinde ağrı eş zamanlı olarak görülürken, bir yandan da kol ve parmak uçları çizgisinde uyuşmalara his kayıplarına yol açar. O nedenle fizik muayenede, ağrının başlangıç seviyesi, karakteri, yayılma yeri ve yayılma şekli önemli olacaktır. Kollarda kas kuvveti kaybı, duyu ve refleks değişiklikleri fiziki muayene ile değerlendirilir.
  • Görüntüleme Teknikleri: Direkt röntgen grafileri, Bilgisayarlı Tomografi (BT), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR), Elektro Myografi (EMG) ile teşhis konulur.
  • Laboratuvar Tetkiki: Hastanın durumuna bağlı olarak ek tetkikler yanında, hemogram ve rutin biyokimya tahlilleri istenmektedir.

Ayrıca sadece boyun ağrısı; boyun düzleşmesi, boyun tutulması, beyin bölgesi tümörleri, sırt fıtığı, sırtta dar kanal ve sırt bölgesi tümörü gibi sıkıntıların da habercisi olabilir. Bu nedenle doğru teşhis önemlidir.

Boyun fıtığı tedavisinde öncelikle ilaç tedavisi, fizik tedavi, dinlenme, masaj gibi cerrahi olmayan tedaviler tercih edilir.

Çünkü çoğu durumda, ağrı birkaç gün içinde iyiye doğru gider ve 4 ila 6 haftada tamamen iyileşir. Amaç hastanın ağrısını en kısa sürede azaltmak ve gündelik hayatına geri dönmesini sağlamaktır.

Eğer tüm bu yöntemlerin sonuç vermemesi durumunda cerrahi tedaviye başvurulabilir.

Boyun fıtığı için koruyucu tedavi çok önemlidir. Hastalar postür bozukluklarını düzeltmeli, doğru yatak ve yastıkla, doğru pozisyonda yatmalıdırlar. Yatarken boynu desteklemek için rulo yapılmış bir havlu ya da boyunluklu yastık kullanılabilir.

Masa başında çalışanlar boyunlarını uzun süre aynı pozisyonda tutmamalı ve kollarını destekleyerek oturmalıdırlar. Sıcak uygulama veya sıcak duş ağrıyı azaltmada yardımcı olabilir.

Beraberinde kas spazmı varsa masaj uygulanabilir.

Boyun fıtığında ilaç tedavisi

  • Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler): Aspirin, naproksen (Alleve, Naprosyn), ibuprofen (Motrin, Nuprin, Advil) ve selekoksib (Celebrex) gibi NSAİİ ilaçlar inflamasyon ve ağrının azaltılmasında yardımcı olabilir.
  • Analjezikler: Asetaminofen (Tylenol) gibi analjezikler ağrıyı hafifletebilir ancak iltihabı önlemez. Ayrıca uzun süreli kullanımda mide ülserlerinin yanı sıra böbrek ve karaciğer problemlerine de neden olabilir.
  • Kas gevşeticiler: Kas spazmlarını kontrol etmek için metoksibamol (Robaxin), karizoprodol (Soma) ve siklobenzaprin (Flexeril) gibi kas gevşeticiler kullanılabilir.
  • Steroidler: Sinirlerdeki ödem ve iltihaplanmayı azaltmak için steroidler kullanılabilir. Çok kısa sürede ağrıyı kesme gibi bir avantajı vardır.

Ağrınız çok fazla olsa da fazla doz ilaç almak sizi iyileştirmez. Aksine ciddi yan etkilere neden olabilir. İlaçlarınızı mutlaka doktorunuzun önerdiği dozlarda kullanın.

Bel fıtığı nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavi seçenekleri

Steroid enjeksiyonları

İşlem, x-ışını floroskopisi altında gerçekleştirilir. Omurganın epidural boşluğuna steroid ve uyuşturucu bir madde enjekte edilir. Tedavi sinirlerdeki ödemi ve iltihaplanmayı azaltmayı amaçlar.

Hastaların yaklaşık % 50’si bu uygulamadan sonra rahatlama hisseder ancak sonuçlar çoğunlukla geçicidir. Daha kalıcı etki elde etmek için tekrar enjeksiyon gerekebilir. Tedavi sonrası rahatlama haftalarca veya yıllarca sürebilir.

Steroid enjeksiyonları fizik tedavi ve / veya ev egzersiz programı ile birlikte uygulanır.

Boyun fıtığı fizik tedavi

Boyun fıtığında fizik tedavi programı önemlidir. Programda, uygun postür, uyku pozisyonu, yürüme, oturuş ve duruş pozisyonları hastaya gösterilmektedir.

Ağrı ve kas spazmını çözmeye yönelik olarak doktorunuz ve fizyoterapistinizin önerdiği şekilde, traksiyon, elektirik stimülasyonu, sıcak sargı, soğuk sargı, ultrason, ve manuel terapi (ağırlığa karşı uzun yada kısa kaldıraç yöntemleri ile sınırlara kadar zorlama prensibine dayanır) şeklinde olmaktadır.

Egzersizler sertleşen, kasılan kasları esneterek, kişileri rahatlatmaktadır. Boyun fıtığında özellikle boyun ve kürek kemiklerine vuran ağrılar için yüzme en iyi egzersizdir. Suya tam gömülü halde yüzmede kolları kullanmak, boyun ve omuz ağrılarına, bacakları kullanmak bel ve bacak ağrılarına iyi gelmektedir.


Boyun fıtıklarında, ağrının başlamasından sonra kısa bir süre (1-2 gün ile 1-2 hafta arasında) fiziksel aktiviteyi azaltmak faydalı olabilir. Bu dönemde hastayı çok yormayan egzersizler önerilebilir. Bu kısa dinlenmenin ardından eklemlerin hareketsizleşmesi, kasların güçsüzleşmesini önlemek açısından hareket etmeye başlanmalıdır.

Özellikle boyun güçlendirici egzersizler fizyoterapist gözetiminde yapılabilir.

Boyun fıtığı ameliyatı

Ağrıların, tıbbi veya fiziksel tedavi yöntemleri ile geçmemesi, belirgin omurilik basısı sonucu ağır motor kayıp (örneğin ayak düşmesi), kuvvet kaybı olan hastalar için cerrahi gerekli olabilmektedir. Cerrahide amaç, diskin omuriliğe ve sinire baskı yapan kısmının ortadan kaldırılmasıdır. Boyun fıtığı cerrahisinde kullanılan yöntemler şöyledir:

Anterior servikal diskektomi ve füzyon

Boyun fıtığı ameliyatında en yaygın tercih edilen yaklaşımdır. Cerrah boynunuzun önüne küçük bir kesi yapar. Boyun kasları, damarlar ve sinirler, kemikli omurları ve diski ortaya çıkarmak için kenara çekilir. Fıtıklı diskin sinir üzerinde baskı yapan kısmı alınır.

Kas erimesi (sarkopeni) nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Disk çıkartıldıktan sonra üst ve alt omuru birbirine yapıştırmak ve sabitlemek için bir kemik grefti veya plak kullanılabilir. Füzyon, iki veya daha fazla kemiğin birleşme işlemidir. Zamanla greft tek bir kemik parçası oluşturacak şekilde altındaki vertebrayla bütünleşir. Bazı durumlarda işlemin daha sağlıklı olabilmesi için metal plakalar ve vidalar kullanılabilir.

Anterior diskektomi sırasında, diskin doğal hareketini taklit eden hareketli bir cihaz hasarlı eklem boşluğuna yerleştirilir. Yapay disk değişiminin avantajı, füzyonun aksine hareket kabiliyetinin korunmasıdır. Yapay disk, metal ve plastikten yapılmıştır, kalça ve diz eklem implantlarına benzer.

Minimal invaziv mikroendoskopik diskektomi

Cerrah boynun arkasında küçük bir kesi yapar. Dilatör olarak adlandırılan ve çapı artabilen küçük tüpler, omurgaya doğru olan tüneli büyütmek için kullanılır. Sinir kökünü ve diski açığa çıkarmak için kemiğin bir kısmı çıkarılır. Cerrah, fıtıklaşmış diski çıkarmak için bir endoskop veya mikroskop kullanır. Bu teknik, geleneksel diskektomiden daha az kas yaralanmasına neden olur.

Boyun fıtığı ameliyatı sonrası

Birçok hasta 24 saat içinde evine gidebilir. Ancak nefes alma güçlüğünüz ya da tansiyon dengesizliğiniz varsa hastanede 1 gece daha kalmanız gerekebilir. Ameliyat sonrası dikkat etmeniz gerekn bazı noktalar vardır:

  • Ameliyat sonrası ağrınız için almanız gereken narkotik ilaçlar bağımlılık yaptıklarından, 2-4 hafta gibi sınırlı bir süre için kullanılırlar. Düzenli kullanımları kabızlığa neden olabilir. Bol su içerek ve yüksek lifli yiyeceklerle bu yan etkiyi önleyebilirsiniz. Ayrıca reçetesiz satın alabileceğiniz laksatifler de mevcuttur. Daha sonra ki ağrılarınız, asetaminofen (Tylenol) ile yönetilir.
  • Ses kısıklığı, boğaz ağrısı veya yutma güçlüğü yaşarsanız endişelenmeyin. Bu semptomlar genellikle 1-4 hafta içerisinde düzelir.
  • Eğer bir füzyon yöntemi uygulandıysa, ameliyattan 6 ay sonra aspirin ibuprofen, Advil, Motrin, Nuprin gibi NSAİİ’ler kullanmayın. Bu ilaçlar kanamaya neden olabilir ve kemik iyileşmesini geciktirebilir.
  • Sigara içmeyin. Sigara, enfeksiyon gibi komplikasyon risklerini artırarak iyileşmeyi ve kemiklerin kaynamasını geciktirir.
  • Ameliyattan sonra, doktorunuz ile görüşünceye kadar 2-4 hafta araba kullanmayın.
  • Uzun süre oturmayın.
  • Başınızı öne veya arkaya doğru bükmekten kaçının.
  • 5 kilodan daha ağır bir şey taşımayın.
  • İlk doktor kontrolüne kadar ev ve bahçe işi yapmayın. Örneğin; Çim biçme, ütü yapma, bulaşık, çamaşır veya kurutucu makinelerini yükleme / boşaltma gibi.

Ofis ergonomisi: Ofis ortamında sırt ve boyun rahatsızlıklarını azaltıcı öneriler

  • Cerrahınız aksini belirtmedikçe, ilk kontrolünüze kadar cinsel aktivitede bulunayın.
  • İlk günler giyinme, banyo yapma gibi günlük aktivitelerde yardıma ihtiyaç duyabilirsiniz. Ancak çoğu hasta hemen kendilerine bakabilecek duruma gelirler.
  • Ayrıca ameliyat sonrası bir fizik tedavi programına ihtiyacınız olacaktır.
  • Mümkünse, hastaneden ayrılmadan önce boyunluk takmayı öğrenin. Yürürken veya araba kullanırken takmayı ihmal etmeyin.
  • Ameliyattan 1 ila 4 gün sonra duş alabilirsiniz. Ancak enfeksiyon kapmamak için tamammen iyileşene kadar küvet banyoları, spa veya havuzlardan uzak durun.
  • Eğer 38 °C’nin üzerinde ateşiniz olursa, ameliyat bölgesinde kızarma, şişlik, ağrı veya akıntı gibi enfeksiyon belirtileri görürseniz, eğer yutkunma sıkıntınız nefes almanıza ya da su içmenize engel teşkil ediyorsa mutlaka doktorunuzu arayın.
  • Eğer kalçanızdan alınan bir kemik grefti varsa, ameliyat yerinde ağrı ve sertlik oluşabilir. Sık sık (20 dakikada bir) kalkın, hareket edin ya da yürüyün. Uzun süre oturmayın veya uzanmayın.

Boyun fıtığı ameliyatı riski

Kanama, enfeksiyon, sinir yada omurilik hasarı, ses kısıklığı, yutma güçlüğü gibi komplikasyonlar gelişebilir. Ağrının ameliyattan sonra geçmemesi, belirtilerin tekrarı % 3-5 arasında vakada görülebilmektedir.

Boyun fıtıklarında çoğunlukla cerrahi tedaviye gerek kalmadan, mevcut ağrıyı azaltmak için cerrahi dışı seçenekler uygulanabilir.

Cerrahi dışı tedavide amaç, boyun fıtığının yarattığı irritasyonu azaltmak, ağrıyı hafifletmek ve hastalığın fiziksel sonuçlarını iyileştirmektir.

Sırt ve boyun ağrısı neden olur, nasıl geçer? Çözümü için 6 pratik egzersiz

Diğer alternatif tedavi yöntemleri

  • Akupunktur yöntemi: Cerrahiden kaçınan ve koruyucu tedavileri tercih eden hastalara akupunktur bir seçenek olarak sunulabilir.
  • Boyun fıtığı pilatesi,
  • Termal tedavi (Kaplıcalar),
  • Yüzme

Boyun fıtığından korunma yöntemleri

  • Masa başı iş yapıyorsanız, doğru pozisyonunda oturun ve her 30 dakikada bir ayağa kalkarak hareket edin.
  • Boyun ve baş bölgesini zorlayıcı egzersizlerden kaçının.
  • Yüzme ve yürüyüş gibi boyun ve kas bölgesini güçlendirecek egzersizleri tercih edin.
  • Yürürken dik durun.
  • Ağır yük taşımayın.
  • Kolunuzun uzanamadığı yüksekliğe uzanmaya çalışmayın.
  • Hızlı kilo almayın.
  • Ortopedik yatak ve yastık kullanın. Yan yatarak uyuyun.
  • Uzun süre ayakta kalmayın.
  • Soğuk havalarda boynunuzu soğuktan koruyun.

Referanslar: 1- Herniated cervical disc, 2- Neck Exercises, 3- Neck pain

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/boyun-fitigi-nedir-neden-olur-agrisi-belirtileri-ve-tedavisi/

Fibromiyalji Nedir, Belirtileri ve Tedavisi Hakkında Her Şey!

Pişik Nedir? Nedeni Belirtileri ve Tedavisi

Fibromiyalji, geceleri yeterince uyumanıza rağmen sabah kalktığınızda kendinizi hiç uyumamış gibi hissettiren yumuşak doku romatizmasıdır.

Genellikle yaşam tarzının değiştirilmesi ile tedavi edilebilen Fibromiyalji, stres devreye girdiği an yeniden tekrarlayabiliyor.

Kronik ağrı ve yorgunluk sendromu olarak da bilinen “Fibromiyalji sendromu” hakkında Memorial Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü uzmanları bilgi verdi.

Fibromiyalji Nedir? (Fibromiyalji Sendromu, Fibromiyalji Noktaları)

Fibromiyalji sendromu, uyku bozukluğu, kaslarda yaygın ağrı ve hassasiyet, aşırı yorgunluk, halsizlik ve sabah tutukluğu ile kendini belli eden kronik yumuşak doku romatizmal ağrı sendromudur. Özellikle vücudun belli noktalarından aşırı hassasiyet ile kendini belli eder.

Toplumun yüzde 3’ünde görülen fibromiyalji sendromu hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Romatizmal hastalıklar içerisinde en sık karşılaşılan ikinci hastalık olan Fibromiyalji kadınlarda erkeklere göre üç kat daha sık görülmektedir.

Yapılan araştırmalar, ülkemizde yaklaşık 1,3 milyon fibromiyalji hastası olduğunu göstermektedir. Fibromiyalji belirtilerinin farklı hastalıklarla karşılaştırılma olasılığı ise çok yüksektir. Doğru teşhis konulamadığında fibromiyalji şikayetleri azalsa da bir süre sonra yeniden başlama riski çok fazladır.

Fibromiyalji tedavi edilmediğinde yaşam kalitesinde düşüş ve işgücü kaybına neden olur.

Fibromiyalji Belirtileri

Fibromiyalji belirtileri çok keskin olmamakla birlikte en önemli belirtisi vücudun belli yerlerinde görülen hassasiyettir. Bunu yanı sıra fibromiyalji özellikle ağrı ve sabahları zor uyanma ile kendini belli eder. Nefes almada zorlanma ve kulak çınlaması da en büyük fibromiyalji belirtilerindendir.

Fibromiyalji sendromu olan kişilerin özel bir karakteri vardır. Kendilerinden beklentileri çok yüksektir, mükemmeliyetçidir, çok titizdir ve duygu durumları çok çabuk değişir.

Bu kişilerin stresli zamanlarında ağrılarının artma ihtimali çok yüksektir.

Özellikle bel ve boyun ağrıları, kronik yorgunluk sendromu, depresyon, hipotiroidi ve uyku bozuklukları ile karşılaştırılan fibromiyaljinin belirtileri şöyle sıralanabilir;

  • Herhangi bir ağrıyı normalden daha fazla algılamak.
  • Ağrı yapmayan uyarıcıları da ağrı gibi hissetmek.
  • El ve ayaklarda karıncalanma hissi ve uyuşma
  • Çarpıntı
  • Egzersize karşı dirençsizlik
  • Kabızlık, ishal ve gaz şikayetleri
  • Depresyon hali
  • Hafıza problemleri
  • Gün boyunca yorgunluk hissi
  • Dinlenemeden uyanmış olma hissi
  • Uyku kalitesinde azalma
  • Noniseptif uyarılar nedeniyle, ağrının azaltılması ile hissedilen genel hassasiyet
  • Konsantrasyon bozukluğu, yeni şeyler öğrenme zorluğu
  • Kişiye göre değişen ödem hassasiyeti
  • Hastaların % 30-50’si eklem hipermobilitesine sahiptir.
  • Vücudun üst kısmı ile sınırlı olan kızarma eğilimi
  • Vücudun belli noktalarından aşırı hassasiyet de bu hastalığın en belirgin özelliği sayılır.

Fibromiyalji Nedenleri

Fibromiyaljinin nedeni çok iyi bilinmese de yapılan araştırmalar genetik faktörlerin çok önemli olduğunu gösteriyor. Buna bağlı olarak 1. derece yakınlarında fibromiyalji görülen kişilerin bu hastalığa yakalanma riski 8 kat artıyor.

Aynı zamanda çevresel faktörler de fibromiyalji sendromuna neden olan önemli nedenlerden biri.

Özellikle çocukluk çağlarında geçirilen fiziksel ve duygusal travmalar fibromiyalji için büyük risk faktörleri arasında kabul edilir.

Fibromiyalji aynı zamanda psikolojik boyuta sahip bir hastalıktır. Depresyon hastalarında, uyku bozukluğu alanlarda ve anksiyetesi yüksek olan kişilerde fibromiyalji çok daha fazla görülüyor.

Genellikle 25-55 yaş aralığındaki kadınlarda daha sık görülen Fibromiyalji sendromu (yumuşak doku romatizması)erkeklerde ve çocukluk döneminde de görülebilmektedir. Hastalık özellikle eğitim ve ekonomik düzeyi ortalamanın üzerinde olan kişilerde daha sık görülmektedir.

Mükemmeliyetçi ve işkolik kişilik yapısı da fibromiyalji hastalığına yakalanma nedenleri arasında gösterilebilir. Gazetecilik, Mimarlık, Finans Sektörü gibi meslekler ile uğraşanlarda fibromiyalji sıklıkla görülür. Ayrıca işini sevmeyen kişilerde de fibromiyalji görülür.

Mutsuzluk ağrıları artıran bir faktör olduğu için yaptığı işten memnun olmayanlar da en az stresli mesleklerde çalışanlar kadar fibromiyalji olma riskine sahiptir.

Genel olarak bakıldığında Fibromiyalji nedenleri uyku bozukluğu, ağrı algılama bozukluğu, santral sinir sisteminde nörotransmitter denilen maddelerin dengesizliği, sinir sistemi ve hormonal sistem bozukluğu, kas ve kas işlevlerinde bozukluk, sempatik sistemin aşırı çalışması olarak sıralanabilir.

Fibromiyalji İçin Hangi Doktora Gidilmeli?

Fibromiyalji belirtileri fark edilir edilmez teşhis için tam donanımlı bir hastanenin romatoloji uzmanına, tedavi içinse fizik tedavi ünitelerine başvurmak gerekir. Oldukça karmaşık bir hastalık olan fibromiyalji için multidisipliner bir tedavi uygulanır. Psikolog ve fizyoterapist dışında pek çok branştan da destek alınabilir.

Fibromiyalji Teşhisi

Fibromiyalji teşhisi hastanın öyküsü, hastalık belirtileri ve fiziki muayene ile konur. Fibromiyalji teşhisi için üç ay şikayetlerin ve belirtilerin devam etmesi gerekir. Fibromiyalji muayenesinde tender point denilen vücudun 18 hassas noktasından yaklaşık 11’inde bu ağrılı noktaların bulunup bulunmadığı tespit edilir.

Bu referans noktalarında hastanın aşırı hassas olması temek şart kabul edilir. Fibromiyaljinin sadece kan tetkiklerinde ortaya çıkmasını beklememek gerekir. Ancak kan tetkikleri ayırıcı tanı için istenebilir. Sık sık başka hastalıklarla karıştırılan fibromiyaljide, bu karışıklığı önlemek için yapılacak tetkikler büyük önem taşır.

Fibromiyalji Tedavisi Nasıl Yapılır?

Fibromiyaljinin tedavisinde istikrar çok önemlidir. Doğru teşhis konulmaz ise farklı bir hastalığın tedavisine başlanmış olur ve hasta gereksiz bir ilaç yükü altında ek sorunlarla karşılaşabilir.

Bu durum fibromiyaljinin kronikleşmesine de neden olur. Sürekli doktor değiştirmek, tedavisi yarıda kesmek ve farklı tedaviler arayışında olmak da fibromiyalji tedavisini olumsuz etkiler.

  İlaçla tedavi edilebilen fibromiyalji hastalığında özellikle tedaviyi sürdürülebilir kılmak çok önemlidir.

Fibromiyalji hastalarının ilaç tedavisine ek olarak günlük hayatlarında da birtakım değişiklikler yapması gerekmektedir. Stresten arındırılmış, düzenli bir yaşam, dengeli beslenme ve düzenli uyku tedavinin en önemli anahtarlarıdır. Vücut dinlenemediği sürece kişi, günlük yaşamda karşılaştığı en ufak bir olaya bile aşırı tepki verecektir.

Fibromiyalji tedavisinde en önemli prensip hasta-hekim işbirliğidir. Kişiye özel uygulanan tedavi seçenekleri arasında PRP uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri, egzersiz programmlarından biri ya da hepsi birlikte uygulanabilir.

Özellikle son dönemlerde PRP yöntemi ile fibromiyalji hastalığında asıl sebep olan fibrozitleri (ağrılı kas düğümleri) yok etmek çok daha kolay.

Fibromiyalji tedavisinde kişiye bağlı olarak değişebilecek bazı fizik tedavi seçenekleri şöyledir;

  • Bölgesel Enjeksiyonlar,
  • Ozon Tedavisi,
  • Elektroterapi Uygulamaları (Tens, Ultrason Tedavisi, Enterfrensiyel Akımlar, Biofeedback, Hvgs),
  • Sıcaklık Ajanları,
  • Doku Masajı,
  • Klasik Masaj,
  • Germe Gevşeme Eğitimleri
  • Prp (Trombositten Zengin Plazma),
  • Nöralterapi,
  • Proloterapi,
  • Manipülasyon. 

Fibromiyalji Egzersizleri

Fibromiyalji egzersizleri tedavi sürecinin en önemli kısımlarından biridir.  Yorucu ve stresli bir iş günü sonrasında haftada en az 3 kez spor yapmaya vakit ayırmak gerekir.

Özellikle uzun saatler masa başında çalışmak ve hareketsizlik, kasların gelişimini olumsuz yönde etkiler. Spor sayesinde kişinin hem kasları çalışmakta hem de kendini iyi hissetmektedir.

Sadece ilaçla bu hastalığın tedavisinin mümkün olmadığı unutulmamalıdır.

Fibromiyalji tedavisinde amaç, ağrı ve yorgunluktan şikayet eden, fiziksel ve sosyal yaşamı etkilenmiş kişinin sıkıntılarına yönelik tedavi seçeneklerini hazırlamaktır.

İlaç tedavisinde ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler tercih edilir. Ancak ilaç tedavisine ek olarak hasta eğitimi de önemlidir.

Uzun süreli oturma, ayakta durma, stres, uzun süre yazı yazma, ağırlık kaldırma, kolların gergin pozisyonda çalışmasının şikayetleri artıracağı unutulmamalıdır.

Fibromiyalji için yapılan egzersizler ile kondisyon artışı sağlanır, travmalar ve dışardan gelen zararlı uyaranlar azaltılır ve ağrı döngüsü kırılmış olur. Fibromiyalji hastalarının özellikle aerobik, duruş, germe, pilates, yoga ve yüzme egzersizleri yapmaları çok önemlidir.

Bunun yanı sıra, sıcak tedaviler, elektrik simülasyonları, kaplıca ve masaj gibi fizik tedavi uygulamaları oldukça etkilidir.

Fibromiyalji hastaları her ne kadar egzersiz yapmakta zorlansa da hafif şiddette başlayıp, hafif şekilde devam edildiğinde haya kalitesinde büyük artış gözlenir.

Fibromiyalji İlaçarının Kullanımı

Fibromiyaljide her hasta ayrı ayrı ele alınıp tedavisi yapılmalıdır. İlaç ile tedavi edilen fibromiyalide uzun süre ilaç kullanımı da zararlı olabilir. Fibromiyalji sendromunda antidepresan grubu ilaçlar da kullanılabilmektedir. Bu ilaçlar hem uykuyu düzenlemekte hem de kronik ağrılı durumlara iyi gelmektedir.

Ancak bu ilaçları uzu süre kullanmak kişilerde bağımlılık yaratabilir.  Bu da fibromiyaljinin tedavi edilmemesine neden olmaktadır. Psikiyatrik ilaçların ancak eşlik eden psikolojik bir rahatsızlık durumunda kullanılması tavsiye edilir.

Fibromiyalji ağrıları için kullanılan ağrı kesicilerin kullanımında ise böbrek, mide ve tansiyon problemlerine dikkat edilmelidir.

Fibromiyaljiden korunmak için bunlara dikkat edin!

Fibromiyalji her ne kadar hayatı tehdit eden bir hastalık olmasa da hayat kalitesini son derece etkilediği için titizlikle takip edilmelidir. Tedavisi uzun sürebilen fibromiyalji bulgularında düzelme olana dek hekim kontrolü şarttır. Fibromiyaljiden korunmak için bunlara dikkat etmek gerekir;

  • Düzenli olarak egzersiz yapmak çok önemlidir. Özellikle gevşeme egzersizleri, germe egzersizleri, kardiyovasküler kondüsyon egzersizleri, düşük yoğunlukta yürüyüş, yüzme ve bisiklete binme, su aerobiği gibi aktiviteler faydalıdır.
  • Fibromiyalji tedavisi için kullanılan ilaçlar, ağrıyı azaltmak, uykuyu düzenlemek ve depresyonu tedavi etmeye yöneliktir. Antidepresanlar, ağrıı kesiciler, uyku düzenleyiciler ve kas gevşetici ilaçlar mutlaka doktor kontrolünde kullanılmadır.
  • Uyumadan önce çay, kahve, alkol, kola gibi maddelerden uzak durmak gerekir.
  • Fizik tedavi uygulamalarından sıcak uygulama, derin ısıtıcılar ve elektriksel stimülasyon, masaj ve kaplıca kürleri tavsiye edilir.
  • Sıcak ve kuru hava fibromiyaljiye iyi gelebilir.
Güncellenme Tarihi: 15 Haziran 2017Yayınlanma Tarihi: 15 Haziran 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/fibromiyalji/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.