Prostat Hastalarının Sadece Yüzde 11’i Hastaneye Başvuruyor

Domates prostat riskini yüzde 30 azaltıyor – Anadolu Sağlık Merkezi

Prostat Hastalarının Sadece Yüzde 11’i Hastaneye Başvuruyor

okuyabilirsiniz.

“Tamamlayıcı Tıp”ın, klasik tedavileri reddederek yerine alternatif tedavi yöntemleri sunmak anlamına gelmediğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı ve Atlanta Emory Üniversitesi Üro-Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr.

Ömer Küçük , tersine işin içine uygulanan klasik tedavilerin etkisini artıracak ve hastaların daha iyi sonuç almalarını sağlayacak uygulamaların katılması olduğunu vurguladı. Prof. Dr.

Küçük “Tamamlayıcı tıp standart tedavilere ek olarak hastaların daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürüp tedavi sonuçlarının daha iyi olmasını sağlayan yöntemleri içeriyor.

Günümüzde ABD'de Harvard, Stanford, Yale, Johns Hopkins, Mayo ve Cleveland Klinik gibi dünyaca ünlü 60'ın üstünde üniversite ve ünlü tıp kuruluşları, bünyelerindeki tamamlayıcı tıp merkezleri ile dikkat çekiyor” açıklamasında bulundu.

Birçok hastalığın temeli vücut ağırlığının fazla olması

Tamamlayıcı tıp kapsamına giren yöntemleri daha sağlıklı sonuçlar almamız için uygulamamız gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı ve Atlanta Emory Üniversitesi Üro-Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr.

Ömer Küçük, bunların başında fiziksel aktivite ve egzersizin geldiğini söyleyerek “Birçok hastalığın temelinde fiziksel aktivite eksikliği ve insanların vücut ağırlıklarının fazla oluşu yatıyor. Yapılan araştırmalar özellikle bazı kanser türlerinde (akciğer kanseri, meme kanseri vb.) egzersiz yapan hastaların tedavi sonuçlarının çok daha iyi olduğuna işaret ediyor.

Bu hastalarda hem kanserin nüksetme riski daha az oluyor hem de bu kişilerin yaşamlarını daha sağlıklı ve mutlu geçirdikleri görülüyor” dedi.

Soya fasulyesi meme kanserine karşı

Kanserlerin 3’te1'inin sağlıksız ve yanlış beslenme kaynaklı olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı Prof. Dr.

Ömer Küçük yeterli sebze meyve tüketmemenin, şekerli ve yağlı yiyecekleri tercih etmenin ve vücut ağırlığının fazlalığının kansere yol açan en önemli faktörler arasında olduğunu söyledi. Hastaların tedavilerini beslenme şekilleri ve yaptıkları diyetlerin de etkileyebildiğini dile getiren Prof. Dr.

Ömer Küçük “ABD'de meme kanseri hastaları arasında yapılan bir çalışmada diyetlerindeki yağ oranını yüzde 30'dan 15'e düşüren meme kanseri hastalarının daha uzun yaşadıkları ve yaşam sürelerinin hastalık nüksetmeden en az 2 yıl uzadığı görülüyor.

Son yıllarda soya fasulyesi üzerinde yapılan çalışmalar ise soya fasulyesi ürünlerini daha fazla tüketen kadınların meme kanserine  daha az yakalandıklarına ve bu kişilerin tedavilerinden daha iyi sonuç alındığına işaret ediyor.

Tüketilen soya miktarına bağlı olarak meme kanseri vakalarında yüzde 10-30 oranında azalma görülüyor. Tedavi sonrasında soya tüketen hastaların sonuçlarının ise diğerlerine göre yüzde 20 oranında daha iyi olduğuna dikkat çekiliyor” açıklamasında bulundu.

Domates prostat kanseri riskini yüzde 30 düşürüyor

Harvard Üniversitesi'nde 30 yılı aşkın süreyle yaklaşık 47 bin kişinin beslenme şekillerinin incelendiğini ve 30 yıl sonra bu kişilerin bir bölümünde kanser oluştuğuna dikkat çekildiğini vurgulayan Prof. Dr.

Ömer Küçük “Görülüyor ki az domates tüketenlerin prostat kanserine yakalanma riski daha yüksek. Durumla ilgili bilimsel veriler ortaya koyan araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini yüzde 30 oranında düşürdüğünü gösteriyor. Atlanta Emory Üniversitesi'nde de bu konuda araştırmalar yapıyoruz.

Domatesin faydasının içinde bulunan 'likopen' adlı maddeden geldiğini düşünüyoruz. Prostat kanserli hastalara likopen verdik. Sonrasında hastaların ameliyatla prostatlarını aldık. Ne gibi değişiklikler olduğuna bakıldığında ise likopen verilen hastaların tümörlerinin daha küçük olduğu görüldü.

Bu sonuçla likopenin tümör küçültücü ve kanser riskini azaltıcı etkisi ortaya konmuş oldu” dedi.

Stresi yenen kanseri de yener

Tamamlayıcı tıbbın en önemli unsurları arasında “stres azaltma yöntemleri”nin geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı Prof. Dr.

Ömer Küçük “Bağırsak, tansiyon, diyabet ve kalp hastalıklarının stresle bağlantılı olduklarını bilimsel olarak ispat eden çok sayıda çalışma bulunuyor.

Stresin, bağışıklık sistemini zayıflatarak kanser dahil tüm kronik hastalıklara davetiye çıkarma özelliğini ortadan kaldırmada fiziksel aktivite ve egzersiz en güçlü yöntemler olarak değerlendirilse de bunların yanında meditasyon, yoga ve müzik terapisi de yüz güldüren sonuçlarıyla dikkat çekiyor” şeklinde konuştu.

5 yıl içinde tüm kanserler yüzde 25 artacak

ABD'de yılda 1,4 milyon kişiye kanser tanısı konduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Küçük 2025'te bu rakamın 2 milyona çıkacağının düşünüldüğünü belirtti. Prof. Dr. Küçük “Öngörüler tüm kanserlerin 5 yıl içinde yüzde 25 civarında artacağı yönünde.

Bu tablo sağlıksız yaşam biçimine ‘dur!’ deme zamanımızın geldiğinin işareti. Bunu söylüyoruz çünkü kanserlerin üçte ikisine kendi elimizle davetiye çıkarıyoruz. Oysa risklerden uzak kalmak ve tehyi önemli oranda azaltmak mümkün. Bu noktada ‘tamamlayıcı tıp’ kavramının önemini görmezden gelmemeliyiz.

Klasik tedavilerin etkisini artıracak bu uygulamaların bilimsel temelli ve çok çarpıcı sonuçları var” dedi.

Egzersiz, tedavileri yüzde 20 oranında olumlu etkiliyor

Prof. Dr. Ömer Küçük sözlerine şöyle devam etti: “Düzenli egzersiz yapan meme, akciğer ve prostat kanseri hastalarına uygulanan tedaviler yüzde 10-20 oranında daha olumlu sonuç veriyor.

Yani bu hastalarda kanserin nüksetme riski azalıyor, nükste gecikme ve yaşam kalitesinde artış oranı yüzde 10-20 arasında değişiyor. ABD'de hastalar dahil herkese günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş ya da eşdeğer yüzme, bisiklete binme, aerobik gibi fiziksel aktiviteler öneriliyor.

Bilimsel çalışmalar haftada 150 dakika egzersizin hem kanser riskini azalttığını hem de kanser hastalarının tedavisini olumlu etkilediğini gösteriyor.

Örneğin haftada 5 gün 30 dakika yürüyüş yapmanın kolon ve meme kanseri riskini yüzde 30-40 oranında azalttığını gösteren çalışmalar bulunuyor.

South Carolina Üniversitesi'nin 1987-2002 yıllan arasında 18-81 yaşlarında 2863 kadın ve erkek kanser hastası üzerinde yaptığı bir araştırma, düzenli ve tempolu egzersiz yapan kanser hastalarında ölüm oranlarının yüzde 33 düştüğünü gösteriyor.

Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir başka araştırma ise menopoz sonrası düzenli egzersiz yapan kadınlarda meme kanseri riskinin ciddi oranda azaldığına dikkat çekiyor.

1986-2006 yıllan arasında menopoz sonrası 95 bin 396 kadını inceleyen bilim insanları, bu kadınlardan 4782'sinin meme kanserine yakalandığını tespit ediyor. Menopoz döneminde ve sonrasında düzenli egzersiz yapanların risklerinin yüzde 95 oranında düştüğü görülürken, meme kanserine yakalanan 4782 kadının düzenli egzersiz yapmadıkları belirtiliyor.”

Sağlıksız beslenme sigara kadar tehli

Sigaranın kanserlerin yaklaşık 3’te 1’inin nedeni olarak görüldüğünü söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı Prof. Dr. Ömer Küçük “ABD’de kanserlerin yüzde 30-35’i sigara kaynaklıyken diğer yüzde 30-35’inden beslenme sorumlu tutuluyor.

Bu noktada sağlıksız beslenmenin sigara kadar zararlı olduğu görülüyor. Sebze meyve tüketilmemesinin, beslenmede fazla yağlı ve şekerli gıdalara yer verilmesinin kanserle ilişkili olduğunu gösteren çok sayıda örnek bulunuyor.

Kötü beslenmenin iyi beslenmeye çevrilmesi ve sigara içilmemesi halinde kanserlerin 3’te 2’si önlenebilir” açıklamasında bulundu.

Источник: https://www.anadolumedicalcenter.com/blog/domates-prostat-riskini-yuzde-30-azaltiyor

Prostat Hastalarının Tüketmesi Gereken Besinler

Prostat Hastalarının Sadece Yüzde 11’i Hastaneye Başvuruyor

Haber güncelleme tarihi 05.02.2019 16:53

Prostat Hastaları Nasıl Beslenmelidir?

Üreme işleminde önemli bir rol oynayan prostat, erkekler için oldukça önemli ve ciddiye alınması gereken rahatsızlıklardandır. Her sağlıklı erkeğin ihmal etmemesi ve düzenli olarak kontrollerini yaptırması önem taşımaktadır.

Özellikle 40 yaş sonrasında prostat büyümesine karşı daha dikkatli olmaları ve kontrollerini aksatmamaları önerilmektedir. Prostat kanseri ve prostat iltihaplanmasına sıklıkla rastlanılmaktadır.

Düzenli olarak kontrollerin yapılması ve erken teşhis oldukça önemlidir. Üreme sistemini doğrudan etkileyen prostat hastalıkları sağlıklı beslenme ile korumaya alınabilir.

Vitamin ve mineral bakımından zengin besinleri tercih ederek sağlıklı beslenmek prostat iltihaplanması ve prostat kanseri gibi rahatsızlıklara karşı etkili bir koruma ve direnç sağlamaya yardımcı olmaktadır.

Sebze Tüketimi

Vitamin ve mineral bakımından zengin ve güçlü antioksidan kaynağı olan sebzeleri tüketmek vücut direncini arttırarak hastalıklara karşı etkili koruma ve direnç sağlamaktadır. Vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri sebzelerden alarak sağlıklı beslenmenin başlıca koşulunu yerine getirmiş olursunuz.

 Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzelerin vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin olması vücut direncini arttırarak zararlı mikroplara karşı direnç sağlamaktadır. Tüketilen sebzelerin vitamin değerinin yanı sıra düşük kalorili olması ve antioksidan bakımından zengin bir içeriğe sahip olması da oldukça önemlidir.

Uzmanlar prostat hastalarının ve diğer hastaların brokoli, yeşil biber, ıspanak, lahana, brüksel lahanası, havuç, kırmızı tatlı biber, kış kabağı, patates ve domates gibi sebzeleri düzenli olarak tüketmelerini önermektedir.

Domates, domatesten yapılan sos ve benzeri ürünlerin kullanılması içeriğindeki “likopen” sayesinde prostat tedavisinde etkili sonuçlar almanıza yardımcı olacaktır. Yapılan araştırmalarda yüksek oranda likopen içeren domatesin düzenli olarak tüketilmesi durumunda prostat kanserine yakalanma riski %45 oranında azalmaktadır.

Meyve Tüketimi

Sebze tüketiminin yanı sıra vitamin ve mineral desteğine katkıda bulunan meyveleri ihmal etmemek oldukça önemlidir. Her birinin farklı içeriğe, vitamin ve minerale sahip olması vücut direncine katkıda bulunacaktır. Mikrop ve bakterilerle savaşarak hastalığın ilerlemesini engeller.

 Hastalıklarla mücadelede tüketilen besinlerin antioksidan bakımından zengin bir içeriğe sahip olması etkili sonuçlar alınmasına yardımcı olacaktır. Düzenli meyve tüketimi bağışıklık sistemine katkılarının yanı sıra sindirimi düzenleyerek vücut sağlığına katkıda bulunur.

Uzmanların tüketilmesi için önerdiği meyveler; portakal, greyfurt, mango, kavun, kivi, erik, çilek, kiraz, üzüm ve karpuz olarak sıralanabilir.

Ayrıca çinko ve selenyum bakımından zengin meyve ve sebzeleri tercih etmek prostat kanseri riskini %50 oranında azaltmaktadır. Süt, fındık, deniz ürünleri, kabuklu deniz hayvanları ve sarımsak gibi besinlerin tüketimi önerilmektedir.

Tahıl Tüketimi

Sindirim sisteminin yanı sıra vücut sağlığı açısından faydalı olan ve uzmanlarca önerilen besin gruplarının başında tam tahıllı gıdalar gelmektedir.

Yapılan araştırmalar sonucunda lif bakımından zengin, protein kaynağı olan ve kepekli besinlerin tüketiminin prostat hastalıklarına ve kanserine karşı etkili tedavi imkanı sunduğu belirtilmiştir.

 Düzenli olarak tam tahıllı besinlerin tüketilmesi kan şekerini düzenler ve tümörün küçülmesini sağlar. Uzmanlar, tam tahıllı besinlerin tüketilmesi gerektiğini vurgularken aynı zamanda birçok hastalığın tedavisinde etkili sonuçlar verdiğini belirtiyorlar.

Kırmızı Yonca Çayı

Birçok hastalığa karşı etkili koruma ve direnç sağlayan kırmızı yonca çayı, menapozdan sedef hastalığına kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. İçeriğindeki “izoflavon” ile idrar yolu sorunlarını engelleyerek prostat hastalıklarına karşı etkili koruma ve direnç sağlamaktadır.

 Düzenli olarak tüketilen kırmızı yonca çayının prostat büyümesini engelleyerek etkili bir tedavi imkanı sunmaktadır. Sağlık açısından birçok alanda fayda sağlayan kırmızı yonca çayı aynı zamanda diğer kanser türlerinde de tedavi imkanı sunar.

Ancak kırmızı yonca çayını tüketmeden önce doktorunuza başvurmanız ve doktorunuzdan onay almanız durumunda tüketmeniz önerilmektedir.

Isırgan Çayı

Isırgan otunun faydaları uzun yıllardan beri bilinmektedir. Şifa kaynağı olarak nitelendirilen ve birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ısırgan, aynı zamanda çay olarak tüketildiğinde prostat tedavisine de katkı sağlamaktadır.

 Avrupa’da prostat tedavisinde sıkça tercih edilen bir yöntem olan ısırgan çayı, idrar yollarındaki sorunları engelleyerek prostat belirtilerini en aza indiriyor.

Ancak tüm bitkisel çaylarda olması gerektiği gibi öncelikle doktorunuza başvurmalı ve doktorunuzun onayı dahilinde kullanılmalıdır.

Cüce Palmiye (Saw Palmetto) Çayı

Başlangıç aşamasındaki prostat bezi büyümesine iyi gelir.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün hazırladığı prostat bezi tedavisinde kullanılan bitkiler listesinde “A sınıfı bitkiler” kategorisinde yer alır.

Cüce Palmiye meyvelerinden çay elde edilerek tüketilebileceği gibi kapsül olarak da kullanılabilir. Cüce palmiyenin herhangi bir yan etkisi bulunmaz. Günde iki fincan tüketilmelidir.  

Yakıotu Çayı

Prostat bezi büyümesini engelleyerek o bölgede enfeksiyon oluşmasını engeller. 1 tatlı kaşığı yakıotu, 1 su bardağı kaynar su ile 10 dakika kadar demlenir. Sabah ve akşam yemeklerden yarım saat önce tüketilir.

Karabaş ve Melisa Bitki Çayı

Homojen olarak karıştırılıp içildiğinde prostat bezi iltihabını engellediği görülür. 1 tatlı kaşığı melisa ile 1 tatlı kaşığı karabaş otu, 100 ml kaynar suda 10 dk kadar demlendirilip günde 3 defa içilir. Prostat büyümesini engellemek için baharatlı ve asitli yiyeceklerden, alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durulmalıdır.

Çuha Çiçeği Çayı

Prostat bezinin küçülmesini sağlayan bir diğer bitkisel yöntem olan çuha çiçeği çayı da prostat büyümesini engeller. Çuha kökünden 1-2 çay kaşığı demliğe konularak üzerine 300 ml kaynar su dökülür. 5-10 dakika demlendikten sonra gün içerisinde tüketilir.

Kabak Çekirdeği Ekstresi

Kabak çekirdeği ekstresi tüm bu minarelleri içeren bir besin kaynağıdır. Kabak çekirdeğinden elde edilen bu ekstrenin prostat büyümesini durdurması ve prostata bağlı şikayetleri azaltması bilimsel olarak da doğrulanmıştır. Kabak çekirdeği kavrulmuş olarak tüketildiğinde beklenilen faydayı sağlamayacağı için kavrulmadan tüketilmesi gerekir.

Önerilen İçerik;

► Prostata İyi Gelen Bitkiler

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/prostat-hastalarinin-tuketmesi-gereken-besinler-6973h.htm

Prostat, Prostat Kanseri belirtileri sebepleri nelerdir | Saglık.Com

Prostat Hastalarının Sadece Yüzde 11’i Hastaneye Başvuruyor

Erkeklerde idrar kesesinin hemen altında yer alan küçük bir salgı bezine verilen addır prostat. Yetişkin bir erkekte prostat ağırlığı ortalama 18-20 gramdır. Prostat salgı bezi idrar kesesinin (mesane) çıkımında idrar yolunu çevreler. Prostatın mesaneyi çevrelediği bölümde, meni kanalı idrar yoluna açılmaktadır. İdrarı tutmayı sağlayan iki tane büzük (sfinkter) sistemi bulunmaktadır.

Sponsorlu Bağlantılar

Prostat kanseri erkeklerde en sık rastlanılan kanser türüdür. Erkek üreme sisteminin en mühim ögesi olan prostatta meydana gelen kötü huylu değişimler olarak tanımlanır.

Prostat kanserinin, Amerika’da her 5 erkekten binde görüldüğü belirlenmiştir. Prostat kanseri genelde 50 yaş üzeri erkeklerde görülür ancak ender de olsa 50 yaş altındaki genç erkeklerde de görülebilir. Prostat yer olarak mesanenin hemen altında, rektumun önünde, ceviz büyüklüğünde bir tür bez halinde bulunur.

Prostat, ejekulasyon sırasında spermin dışarı atılmasını sağlayan akışkan sıvının ve enzimlerin 1/3 ünü salgılamaktadır. Ejakulatın içinde var olan sperm, testislerde üretilir ve vas deferens diye tabir edilen tüpler vasıtasıyla taşınır. Bu sırada prostattan bu katkı maddelerini alır ve penise taşıyıp dışarı atılmasını sağlar.

Prostatın arkasında bulunan seminal kabarcıklar bu akışkanın gerçekleştiği alandır. Prostata olan direkt teması ve yakınlığı sebebiyle, kanser bu seminal kabarcıkları ve prostatı çevreleyen kapsülü de etkileyebilmektedir. Böyle bir durumda ameliyat, kanseri yok etmek açısından pek fayda sağlamayabilir.

Rektuma olan yakınlığı yüzünden Rektal muayene prostat hakkında fikir verebilir.

Sponsorlu Bağlantılar

Prostat kanserinin nedeni tam olarak tespit edilememiştir. Fakat bazı unsurların, prostat kanseri riskini artırdığı tespit edilmiştir.Prostat kanseri riskini artıran ilk faktör, genetik etkenlerdir. Ailesinde prostat kanseri olan bir erkeğin prostat kanserine yakalanma riski, iki kat fazladır.

Yaş unsuru prostat kanseri riskini artıran bir diğer etkendir. Genelde 50 yaş üzerindeki erkeklerde prostat kanseri riski fazla iken 65 yaş üzeri erkelerde bu risk artmaktadır.
Yaşanılan coğrafyanın da prostat kanseri üzerinde etkili olduğu düşünülür.

Zira Afrikalı-Amerikalılarda prostat kanserinin daha çok görüldüğü tespit edilmiştir. Prostat kanserinin, erkeklik hormonları ile bağı olduğu düşünülmektedir. Zira kısır erkeklerde veya sonradan kısırlaştırılmış erkeklerde prostat kanserinin görülmemesi bu düşünceyi kuvvetlendirmektedir.

Karaciğer hastalıkları da prostat kanseri riskini artıran faktörlerden biridir.

Prostat kanseri belirtileri nelerdir?

Prostat kanseri maalesef çoğu zaman ileri evreye gelene kadar belirti vermeyebilir. Ancak uzman bir doktor muayenesi ve Prostate Specific Antigen (PSA) diye bilinen kan tahlili ile genellikle belirti vermeden önce erken evrelerde teşhis konulabilir.

Prostat kanseri ilk evrelerinde, prostat bezinin büyümesi ile idrar yapamama ve kanlı idrar gibi belirtiler gösterir. Hissedilen ağrı da prostat kanseri şüphesini akla getirir. Prostat kanserini önlemek için net bilgiler olmamakla birlikte, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz önerilir.

Prostat kanseri kimlerde görülür?

Erkeklerde en çok görülen iç organ kanseri prostat kanseridir. 50 yaş üzerindeki erkeklerde akciğer kanserinden sonran en sık rastlanılan kanser türü prostat kanseridir. 65 ila 75 yaş arasında prostat kanseri görülme riski en fazla olur bu yaşlı erkek hastalığı diye ifade edilir.

Prostat kanserinin bir belirti vermeyen kanser türü daha yaygındır ve 75 yaş üzeri erkeklerde prostat kanserine yakalanma riski yüzde 50dir. Kip kişinin yaşı ilerledikçe prostat kanser riski artmaktadır.

Zira yapılmış olan araştırmalar 60 beşi yaş üzeri erkeklerde süs prostat kanseri görülme ihtimalin daha yüksek olduğu görülmüştür.

Prostat kanseri teşhisi

Prostat kanseri teşhisi için yapılan prostat muayenesi rektal tuşe ile yapılır. Yapılan rektum muayenede prostat kenarları düzensiz ve noduler şekilde ele gelir. Ayrıca Prostate Specific Antigen (PSA) testinin ortaya çıkması da prostat kanseri teşhisinde yeni bir çağ açmıştır. Bu test sayesinde prostat kanseri çok erken evrelerinde teşhis edilmektedir.

Prostat kanseri tedavisi

Prostat kanseri tedavisinde, hastanın yaşı, kanserin evresi, hastanın genel sağlık durumu gibi bazı faktörler rol oynar. Prostat tedavisinde radyasyon tedavisi yani dışarıdan ışın tedavisi, Radikal Prostatektomi, hormon tedavisi uygulanır.

Radyasyon tedavisi, sadece prostatla sınırlı kalmış kanser türlerinde başarılı sonuçlar vererek, iyileşme sağlar. Hastanın hastanede yatması gerekmez ve ortalama 2 aylık bir tedavi süreci gerektirir. Ağrısız bir tedavi yöntemidir. Her bir tedavi seansı bir iki dakiak sürer.

Radikal Prostatektomi tedavi yönteminde ise prostat ve bağlı seminal kabarcıklar birlikte ameliyatla alınırlar. Hastanın birkaç gün hastanede kalması gerekir. ameliyat genel anestezi veya lokal anestezi ile yapılır. Ameliyatla kanserli dokunun tamamının alınması halinde iyileşme sağlanır.

Fakat kanser prostat dışına çıkarak lenf bezlerine, çevre dokulara sıçramış ise, ameliyat ile kanserli bu alanlar alınamadığı için, ameliyat sonrası bu bölgelere radyasyon tedavisi uygulanarak tedavi yoluna gidilir. Yine kanserin prostat dışına sıçraması durumlarında hormon tedavisi uygulanır.

Hormon tedavisi ile, testislerdeki erkeklik hormonunun salınımı baskılanır. Böylece kanser gelişimi durdurulabilir. Bu tedavide en hızlı yol testislerin alınmasıdır. Fakat çoğu zaman ağızdan alınan ilaçlar veya 3 aylık enjektabl ilaçlar bu tedavide tercih edilmektedir.

BAŞKA BİR KAYNAK

Prostat kanseri nedir

Vücudumuzda var olan tüm hücreler belirli bir düzen içersinde kontrol altında çoğalarak kendilerini yinelerler. Bazı sebepler yüzünden bu hücrelerin çoğalmasını kontrol edilmesi imkansızlaşabilir.

Kontrolsüz şekilde çoğalan bu hücreler  bir araya toplanarak tümör oluştururlar.Yani kısaca tümör kontrolsüz çoğalan hücrelerin topluluğudur.

Bu tümörlerin bazıları çoğaldığı yerde kalır, bazıları ise  dolaşım sistemi ile birlikte başka organlara yayılır ve yayıldığı organları tahrip eder. İşte bu şekilde yayılan tümörlere kanser veya kötü huylu tümörler denir.

Kanserli hücreler başka bir alana yerleşip, orada çoğalma üreme özel yeni sahiptirler. Prostat ise tüm erkeklerde var olan bir organdır. Prostatın işlevi erkekte meni yapımını sağlamaktır. Prostatta meydana gelen, kanser türüne  prostat kanseri denir.

Prostat kanserinin nedenleri

Prostat kanserinin sebebe tam olarak belirlenememiş olsa da, genelde var olan  hormonlar meydana getirmediği için  ergenlik döneminden sonra salgılanan hormonlar, prostat kanserinin tedavisinde kullanılan hormonların, prostat kanseri üzerinde etkili olduğunu düşündürmektedir.

Bu sebeple  genetik faktörler de,  prostat kanserinin nedenlerinden biri olarak sorumlu tutulmaktadır.

özellikle  belirli coğrafi bölgelerde prostat kanserinin daha sık görülmesi, kanserin oluşumunda coğrafi faktörlerin etkili olduğu düşüncesine sebep olmaktadır.

Örneğin İskandinav ülkelerinde prostat kanseri daha çok görülürken, Japonya ve bazı Asya ülkelerinde daha nadir görülmektedir.

Bunun yanında hayvansal yağların fazla olduğu besinlerin tüketilmesi prostat kanserine neden olduğu düşünülmektedir.

Prostat kanserinin belirtileri

Bir prostat kanseri  genelde sinsi ilerleyen ve yavaş gelişen bir hastalık olduğu için erken teşhis ya da erken tedavi sürece şansı pek olmamaktadır. Bir prostat kanseri olan kişi teşhis konulduğu ana kadarı prostattan herhangi bir şikayete bulunmaz. Siz ancak hastalık bu ilerledikten sonra kişide bu  bazı  şikayetler ortaya çıkmaya başlar.

Kişi idrar yaparken zorluk çeker.

Kişiye sık sık idrara çıkma isteği duyar.

İdrarında kan görebilir.

Bu şikayetler prostatın büyüdüğü zaman ortaya çıkmaya başlar bu prostat kanserinin ses yayılması ile birlikte vücutta ağrılar oluşmaya ve  hızla kilo kaybı görülmeye başlar.

Prostat kanseri tedavisi

Prostat kanser erken teşhis edilirse bu hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür. Prostat kanserine en uygun tedavi yapılabilmesi için öncelikle tümörü incelenir. Kanserin yayılma süreci bit tümörüm hangi bölgelerde oldurup tespit edilir.

Prostat kanser tedavisinde birinci tedavi yöntemi ilaç tedavisidir. Kanserli hücreleri yok etmek için kullanılan  ilaçlarla bu tedavi sürecine başlanır. Takviye olarak hormon tedavisi uygulanabilir.

Prostat kanserinde bir diğer tedavi şekli ise ışın tedavisidir. Yani diğer adıyla radyoterapi tedavisi. Işın tedavisin de amaç kanser hücrelerini yok edebilmektir. Prostat ameliyatında yapılan tedavi şekli ise kanserin yayıldığı organların çıkarılmasıyla olur.

Konuda dikkat çekici nokta herkes için aynı kanser tedavisinde uygulanmayacağıdır.

Sponsorlu Bağlantılar

Источник: https://www.xn--saglk-q4a.com/prostat/

Prostatın Büyümesinin Günübirlik Ve Ameliyatsız Tedavisi: “Prostat Askılama”

Prostat Hastalarının Sadece Yüzde 11’i Hastaneye Başvuruyor
Prof. Dr. Oğuz ACAR
Üroloji
Memorial Şişli Hastanesi

Prostat büyümesi, erkeklerde 40’lı yaşlarla birlikte doğal seyir gösteren bir durumdur. İdrar yapmayı zorlaştıran bu sorun, mesanenin tam olarak boşaltılabilmesi ve böbreklerin zarar görmemesi için mutlaka tedavi edilmelidir.

Prostat büyümesinin tedavisinde günübirlik, ameliyatsız bir girişim olan “prostat askılama” (Urolift) yöntemi ve prostat askılamanın hastaya sağladığı ayrıcalıklar hakkında Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Oğuz Acar bilgi verdi.

Prostat ameliyatları hastaları korkutabilir

Prostata yönelik her cerrahi girişim, prostattan doku çıkarılması veya buharlaştırılması şeklinde gerçekleştirildiği için, prostatın normal işleyişinde az ya da çok problemler yaratır. Ameliyat sonrası en çok; idrar kaçırma, cinsel fonksiyon bozukluğu ve kanamadan korkulur.

İyi bir cerrahi ameliyatta kanama, idrar kaçırma ve sertleşme problemleri hemen hemen hiç görülmezken, ameliyat sonrası “kuru orgazm” olarak bilinen, cinsel temasta meninin dışarıya akmak yerine mesaneye kaçması oldukça sık görülen bir durumdur.

Kuru orgazm sorunu, hastaları hem psikolojik ve cinsel açıdan rahatsız eder, hem de çocuk isteği olanlarda doğal yoldan çocuk sahibi olmak imkansız hale gelir.

Prostat askılama ile ameliyatsız iyileşme şansı

Prostatın içinden geçen idrar yolu büyümüş prostat nedeniyle sıkışır. Prostat askılama ile, sıkışan bu doku çok küçük klipslerle iki yana asılarak, idrar yolunun genişletilmesi sağlanır. Bu, pencereyi kapatan perdenin kenarlara doğru asılarak camın görünür hale gelmesine benzetilebilir.

Cinsel fonksiyonlar tam olarak korunur

Prostat büyümesi 40’lı ve 50’li yaşlarda cerrahi girişim gerektirecek düzeylerde olduğunda, ameliyat sonrası sorunlar hastayı daha çok etkiler. “Prostat askılama”, özellikle cinsel fonksiyonlarını tam olarak korumak isteyen 40-65 yaş arası hasta grubu için ideal bir yöntemdir.

Ayrıca özellikle başka hastalıkları nedeniyle kan sulandırıcı ilaçlar kullanan veya anestezi almayı engelleyecek ciddi hastalıkları bulunan ileri yaşlı hastalarda da birinci seçenek olarak uygulanabilir.

Prostat büyümesi için ilaç kullanması gereken, ancak kimyasal ilaçları hayat boyu kullanmak istemeyen hastalara da rahatlıkla önerilebilir.

Yaş sınırı yok

Prostat askılama yöntemi, en ileri yaştaki hastalar için bile uygun olan bir yöntemdir. Ameliyat komplikasyonları beklenmediği için, çok ileri yaşta ve kronik hastalıkları nedeniyle ameliyat olmasında sakınca bulunan kişilerde de belirli sınırlama olmaksızın kullanılabilir.

Hastaya konfor sağlar

  • Prostat ameliyatında prostattan bir doku çıkarılır yani prostat dokusu çıkarılarak doku kaybı olur. Bu durum, prostat fonksiyonlarında değişikliklere yol açar. Oysa askılama yönteminde doku çıkarılmaz dolayısıyla yara oluşturulmaz ve prostat fonksiyonlarında herhangi bir değişiklik ortaya çıkmaz. Prostatın dokusu sıkışarak hacmi bu şekilde küçültülmüş olur. 
  • Prostat ameliyatlarında hangi yöntem olursa olsun, bir yara oluşturulacağı için bu yaranın iyileşme sürecini beklemek gerekir. Bu süreç de zaman zaman hastalar için sıkıntılı olabilmektedir. Askılamada ise bir yara olmayacağı için hem hasta işlemden hemen sonra fayda görür hem de iyileşmesi beklenmek durumunda kalınan bir yara oluşmaz.
  • Prostat askılama, lokal anestezi altında 15 dakika içinde biten bir işlemken ameliyatlar genellikle genel anestezi altında 1 saat süren operasyonlardır.
  • Hastanın ameliyattan yarar görmesi için, yaklaşık 15 günlük bir süreye ihtiyaç duyulurken, askılamada hasta işlemden hemen sonra yarar görmeye başlar.

Ameliyata engel değil

Hastaların, yaşamlarının bir döneminde prostat askılama yaptırmaları, daha sonra ameliyat olmaya karar verdiklerinde bu isteklerine bir engel teşkil etmez. İşlem hasta için bir süre sonra yeterli olamayacak hale gelirse, ardından ameliyat gerçekleştirilebilir. Yani gerektiği takdirde ameliyat her zaman ikinci seçenek olarak yerinde durur.

Prostat askılamanın, ameliyatı yaklaşık 5-10 yıl ötelemesi bile, hayat kalitesinin 5-10 yıl bozulmadan devam etmesi manasına gelir ki bu durum özellikle genç hastalar için çok büyük önem arz eder.

İlaç kullanımı ile ameliyat arasında bir “ara formül” özelliği taşıyan askılama yöntemi, bu anlamda hasta için çok önemli, zaman kazandıran, ilaç kullanımı ve ameliyatın problemlerinden kurtaran bir işlemdir.

Güncellenme Tarihi: 06 Kasım 2012Yayınlanma Tarihi: 06 Kasım 2012

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/prostatin-gunubirlik-ve-ameliyatsiz-tedavisi-prostat-askilama/

PROSTAT TEDAVİSİ, NASIL GEÇER?

Prostat Hastalarının Sadece Yüzde 11’i Hastaneye Başvuruyor

Prostat, sadece erkeklerde görülen, penis ile mesane arasında konumlanmış olan, pelviste bulunan küçük bir bezdir. Bu kısım sperm üretiminden sorumludur. Eğer prostat genişlerse, mesane ve üretra üzerindeki basınç artacaktır. Bu durum da idrarın geçişini engelleyecektir.

Erkeklerde prostat bezlerinin genişlemesi oldukça yaygın olarak görülen bir durumdur. Prostat birtakım idrar rahatsızlığı semptomlarına sebep olabilmektedir. Tedavi edilmeyen prostat genişlemesi, idrarın mesaneden dışarı çıkışını engeller ve mesanede, üriner sistemde veya böbreklerde hasara sebep olur.

Prostat kesesi genişlemesinin etkili pek çok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bunlar ilaç tedavisi, girişimsel tedaviler ve cerrahi operasyondur. En iyi tedavi yöntemi, doktorunuz ile birlikte belirtiler üzerinde düşünüp, prostatın boyuna, diğer sağlık durumlarına ve sizin önceliklerinize göre belirlenmelidir.

Prostat bazı erkeklerde orta seviyede belirtiler gösterir ve herhangi bir tedavi işlemine ihtiyaç duyulmaz. Diğer kısımda ise belirtiler oldukça ciddi ve belirgindir. Yaşam kalitesini etkileyecek büyüklükte belirtiler ortaya çıkarabilir.

Prostat Neden Olur?

Prostat bezi mesanenin altında bulunur. İdrarı mesaneden penisin dışına taşıyan bir tüp, prostatın içinden geçmektedir.

Bu yüzden prostat bezi genişlemeye başlayınca, bu tüp içerisindeki idrar akışı engellenmiş olur. Çoğu erkekte prostat büyümesi yaşamları boyunca devam eder.

Tüm bu etkenlerden dolayı çoğu erkekte prostat genişlemesinden dolayı oluşan üriner belirtiler veya idrar atımının engellenme durumu bulunmaktadır.

Prostatın büyümesine neden olan etmenler tam olarak açık bir şekilde tespit edilememiştir. Ancak erkeklerde yaş ilerledikçe, cinsel hormonlarda meydana gelen birtakım denge sorunlarından dolayı oluştuğu tahmin edilmektedir. Uzmanlara göre erkeklerde prostat oluşmasındaki ortak noktalardan biri de yaşın ilerlemesidir.

Prostat belirtilerinin ciddiyeti, prostat bezindeki genişleme miktarına göre değişiklik göstermekte fakat ortaya çıkan belirtiler zaman geçtikçe daha da kötü bir hal almaktadır. Prostat genişlemesinde en sık ortaya çıkan belirtiler ise;

  • Sık sık veya aniden idrar atma isteği,
  • Tüm gece boyunca idrar atımı ihtiyacının sıklaşması,
  • İdrar atımına başlama esnasında zorluk yaşanması,
  • Zayıf idrar akışı veya idrar akışı sırasında durma ve tekrar başlama işlemi,
  • Üre atımı sırasında süzme işleminin gerçekleşmesi,
  • İdrar bitiminde, akışta ani bir hızlanma gibi belirtiler en sık oluşan belirtiler arasında yer almaktadır.

Daha nadir olarak rastlanan prostat belirtileri ise üriner sistem enfeksiyonu, idrar atımının durması ve idrardan kan gelmesidir. Prostatın boyutu belirtilerin artacağına işaret etmez.

Prostatı oldukça gelişmiş olan erkeklerde çok ufak belirtiler oluşmasına rağmen, prostatı genişlememiş olan erkeklerde ciddi prostat belirtileri ortaya çıkabilmektedir.

Bazı erkeklerde ise belirtiler bir süre sonra düzene girer ve hatta belirtilerde gelişme dahi olabilir.

Prostat Risk Faktörleri Nelerdir?

Prostat büyümesine oluşabilen birtakım risk faktörleri bulunmaktadır. Bunlar;

  • Yaşlanma: Prostat bezinin büyümesi nadiren de olsa 40 yaşın altındaki erkeklerde işaretler ve belirtiler görülmesine neden olmaktadır. Erkeklerin 3’te 1’i 60 yaşına kadar orta seviye ile ciddi seviye arasında prostat belirtilerini tecrübe ederken,80 yaşına kadar olan erkeklerin ise yarısında prostat gözlenmektedir.
  • Aile geçmişi: Aralarında kan bağı bulunan baba ve oğul gibi kişilerde, baba da bulunan prostat oğlunda da ileri ki yaşlarda prostat büyümesinin oluşabileceğinin bir işaretidir.
  • Yaşam tarzı: Prostatı etkileyen durumlardan biri de yaşam tarzıdır. Obezite sorunu olan kişilerde daha fazla olan prostat büyümesi riski, egzersiz yapan kişilerde daha azdır.
  • Diyabet ve kalp hastalıkları: Yapılan araştırmalara göre diyabet hastalığı ile birlikte, kalp rahatsızlığı ve beta engelleyici ilaç kullanan kişilerde prostat riski bir kat daha artmaktadır.
  • Etnik yapı: Yapılan çeşitli araştırmalarda prostat genişlemesi riski Asyalı erkeklerde, beyaz ve zenci erkeklere göre daha azdır. Hatta zenci bir adam prostat belirtilerini, beyaz bir erkeğe göre çok daha erken bir yaşta tecrübe edebilir.

Prostatın Komplikasyonları Nelerdir?

Prostat genişlemesi ile birlikte çeşitli komplikasyonlarda ortaya çıkmaktadır.

  • Mesane taşı: Bu sorun genellikle idrar atımı sırasında mesanenin tamamen boşaltılamamasından kaynaklanmaktadır. Mesane taşları enfeksiyona, mesane tahrişine, idrardan kan gelmesine ve üre kanalında tıkanıklıklara neden olur.
  • Böbrek hasarı: İdrar tutukluğundan kaynaklanan sorun mesanede basınç oluşmasına neden olmaktadır. Bu da böbreklere zarar verir veya mesanede oluşan enfeksiyonların böbreklere yayılmasına neden olur.
  • Mesane hasarı: Mesane tam olarak boşalmadığında gerilir ve zamanla zayıflar. Sonuç olarak mesanenin kaslı duvarı daha fazla kasılmaz ve mesanenin tam olarak boş kalmasına engel olur.
  • İdrar tutukluğu: İdrarı mesaneden çekebilmek için bir tüp gerekmektedir. Bazı erkeklerde oluşan prostat genişlemesi sorunları için ameliyat gerekmektedir.
  • İdrar yolu enfeksiyonları: İdrar yolunda, mesanenin tamamen boşaltılamamasından dolayı enfeksiyon oluşmaktadır. Çözüm olarak geriye kalan prostatın ameliyat ile alınması gerekmektedir.

Çoğu erkekte prostat genişlemesi bu tip sonuçlar doğurmamaktadır. Ancak akut idrar tutukluğunda ve böbrek hasarında ciddi hasarlar oluşabilir. Ayrıca prostatta oluşan genişlemenin prostat kanseri ile bir alakası bulunmamaktadır.

Prostat Teşhisi Nasıl Yapılır?

Prostat teşhisi yapabilmek için doktorunuz tarafından ilk olarak belirtiler ile ilgili birtakım sorular sorulacak ve fiziksel bir test yapılacaktır. Bunlar;

  • Dijital rektal test: Bu kısımda doktor tarafından eldiven giyilmiş el ile parmağını rektumdan içeriye sokmak üzere bir prostat kontrol etme işlemi yapılır.
  • Üre testi: Sizden bir idrar örneği alınarak enfeksiyon veya benzer belirtilere sebep olan diğer durumlar incelenir.
  • Kan testi: Böbrek problemlerini kontrol etmek amacı ile alınan kan örneği üzerine yapılan bir testtir.
  • Antijen kan testi: Prostatta üretilen PSA isimli bir madde vardır. Bu madde prostat genişlediğinde normal miktardan daha fazla üretilir. Yükselmiş PSA seviyesi enfeksiyona, ameliyata veya prostat kanserine sebep olabilir.
  • Nörolojik test: Prostat büyümesine neden olabilecek sinir sistemi sorunlarını analiz etmek için yapılan bir testtir.

Prostat Tedavisi Nasıl Yapılır?

Prostat genişlemesinde tedavi olanakları çok geniş bir yelpazeye sahiptir. Bunlar arasında ilaç tedavisi, girişimsel tedavi ve ameliyat en yaygın tedavi yöntemidir.

Tedavi yönteminin belirlenmesi ise prostatın büyüklüğüne, yaşınıza, genel sağlık durumunuza ve tecrübe ettiğiniz rahatsızlıkların miktarına göre değişiklik göstermektedir.

 Göz ardı edilebilir belirtileriniz varsa, tedaviyi erteleyebilir ve belirtilerinizi görüntüleyebilirsiniz.

1.İlaç Tedavisi

Hafif ile orta seviyeye kadar olan prostat belirtilerinde kullanılan birtakım ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçlar doktor kontrolünde ve reçeteli olarak alınmalıdır. Bu ilaçlara örnek olarak; alfa engelleyiciler, 5-alfa redüktaz inhibitörleri, tadalafil gibi ilaç çeşitlerinin alınması, prostat tedavisinde etkili sonuçlar alınmasına neden olacaktır.

2.Ameliyat

Alınan ilaçlar belirtileri ortadan kaldırmadıysa, belirtiler orta ile ciddi seviyede ise, kesin bir tedavi istiyorsanız ve böbrek problemleri, mesane taşı ve idrarınızda kan bulunuyor ise ameliyat yolu, sizin için en iyi çözümlerden biri olacaktır.

3.Mikrodalga Terapisi

Özel bir elektrot doktorunuz tarafından üretranın içerisinden prostat bölgesine doğru uzatılır. Elektrottan çıkan mikrodalga enerjisi de prostatın yok edilmesinde kullanılır.

4.Lazer Terapisi

Yüksek enerjili lazer yok ediciler fazla büyümüş olan prostatın ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Genellikle belirtilerin uzaklaştırılmasında kullanılan bir yöntemdir.

5.Diğer Yöntemler

Prostat tedavisinde kullanılan diğer yöntemler ise embolizasyon, takip bakımı, prostat kaldırma, mikrodalga termoterapisi ve iğne ablasyonudur.

Источник: https://evdesifa.com/prostat-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть