Prostat Hastalıkları Yaşam Kalitesini Etkiliyor

içerik

Prostat kanseri tedavisinde yaşam kalitesi

Prostat Hastalıkları Yaşam Kalitesini Etkiliyor

Modern literatürde, tedavi tamamlandıktan sonra prostat kanseri (PCa) olan hastalarda yaşam kalitesi sorununa çok dikkat edilmektedir.

Prostat kanserini tedavi etmek için tüm modern yöntemler ciddi ve uzun süreli komplikasyonları beraberinde getirmekte, diğerlerinin yanında en etkili yöntemi ayırmak mümkün değildir. Çoğu kanser için, 5 yıllık sağkalım oranı genellikle bir tedavi göstergesi olarak kullanılırken, ilk 5 yılda lokalize PCa'dan ölüm nadir görülen bir durumdur.

Bu nedenle, önemli bir yaşam beklentisi, terapötik taktikleri seçerken hastanın görüşünü dikkate alma ihtiyacını belirler ve tedavinin sonuçları, hastalığın kendisinden daha ağır olmamalıdır. Bununla bağlantılı olarak, son yıllarda sadece tedavi yönteminin etkinliğine değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesi üzerindeki etkisine de daha fazla dikkat edilmiştir.

Prostat kanseri ve yaşam kalitesi için kemoterapi

Bazı kemoterapi rejimleri, hormon tedavisine dirençli olan prostat kanserinde etkinlik göstermiştir.

Şema mitoksantron + Prednisolon karşılaştırıldığında dosetaksel ortalama hayatta kalma ile tedavi ile iki yeni deneylerde yaklaşık 2 ay artmıştır, test TAX-327 mitoksantron alınan 1006 hasta (12 mg / m 2, her 3 hafta – Birinci grup) veya dosetaksel (75 mg / m 2, her 3 hafta – ikinci grup ise, 30 mg / m 3, 1 hafta ara ile arka arkaya hafta 5 hafta – üçüncü grup), ortalama hayatta kalma sırasıyla 16.5 idi; 18,9 ve 17,4 aylar; remisyon sıklığı (PSA 2 kat ve daha fazla azalır) – 32, 45 ve 48%; belirgin bir azalma olan hastaların oranı 22, 35 ve 31%. Her üç grupta da yan etkiler benzerdi, ancak dosetaksele karşı yaşam kalitesi anlamlı olarak daha yüksek idi.

Test SWOG olarak 99-16 674 hasta (12 mg / m mitoksantron alınan 2 her 3 hafta) veya dosetaksel (60 mg / m 2 estramustin her 3 hafta). Ortanca sağkalım sırasıyla 15.6 ve 17.5 aydı; ilerlemenin ortanca zamanı 3.2 ve 6.3 aydı; remisyon sıklığı (PSA azalması)% 27 ve% 50'dir. Her iki grupta da ağrının azalması aynıydı, ancak dosetakselin arka planında yan etkiler daha sık görüldü.

Kemoterapiye başlamak için en uygun zaman bilinmemektedir, çünkü hormon tedavisinin arka planında sadece PSA seviyesindeki bir etkililik araştırılmamıştır. Kemoterapiye geçme kararı tek tek alınmakta, bazen PSA seviyesinin iki ardışık yükselmesinden sonra ve 5 ng / ml'den daha fazla seviyeye ulaşmasıyla başlanması tavsiye edilmektedir.

Gaksanov antisens oligonükleotitler kalsitriol eksizulindom ve% 60 kadar yüksek talidomid remisyon oranları ile birlikte kullanımı ile ilgili testlerde.

Küçük bir randomize bir çalışma, doketaksel kombinasyonu, (30 mg / m 2 haftalık, 1 hafta ara ile arka arkaya üç hafta) ve talidomid (200 mg / oral gün) yanıt oranı doketaksel ile daha (% 53) daha yüksektir (% 37 ); progresyon için medyan süre sırasıyla 5,9 ve 3,7 aydı; On sekiz aylık sağkalım – 68 ve% 43, ancak, thalidomide tedavisinin eklenmesi * 0 ila% 28 (tromboembolik dahil) komplikasyon riski.

Metastaz ile ilişkili kemik ağrısı için mitoksantronun glukokortikoidlerle kombinasyonuna çok dikkat edilir. Test “SALGV 9182” olarak 244 hasta hidrokortizon veya hidrokortizon mitoksantron (12 mg / m ile tedavi edildi 2 her 3 hafta).

Remisyon sıklığı, progresyon süresi ve yaşam kalitesi ile mitoksantron eklenmesi anlamlı olarak daha yüksekti.

161 hastadan oluşan başka bir çalışmada, prednizolona ek olarak mitoksantron eklenmesi, analjezik etkiyi (% 29 ve% 12) ve semptomatik etkinin süresini (43 ve 18 hafta) önemli ölçüde artırmıştır.

Remisyon sıklığı ve medyan sağkalım, mitoksantron kullanılmayanlarla çakıştı. Her ne kadar bu testlerin hiçbiri sağkalımda bir artış göstermese de, ağrının azalmasıyla bağlantılı olarak, yaşam kalitesi mitoksantropik arka plana karşı önemli ölçüde iyileşmiştir.

Ön denemelerde, iyi sonuçlar izotoplar, dosetaksel, mitoksantron + ile kombinasyon halinde, doksorubisin, paklitaksel + karboplatin + estramustin, vinblastin, doksorubisin konjüge gösterdi. Randomize çalışmalar yapılmadı.

[67], [68], [69], [70], [71], [72], [73], [74]

Görünüm

Doku ve serum belirteçlerinin kullanılmasına yönelik sayısız girişime rağmen, tümör hücrelerinin farklılaşma dereceleri ve hastalığın evresi, tümör hastalığını öngörmede en önemli faktörler olarak kabul edilir.

Oldukça farklılaşmış tümörlü hastalarda, yüksek tümör spesifik sağkalım kaydedilmiştir.

(T kötü diferansiye tümörleri olan hastalarda veya prostat kapsülünün işgali ile lokalize prostat kanseri için 3 ) prognozu çok kötüdür.

[75], [76], [77], [78], [79], [80], [81]

Источник: https://tr.iliveok.com/health/prostat-kanseri-tedavisinde-yasam-kalitesi_106502i15957.html

Kanser hastasında YAŞAM KALİTESİ

Prostat Hastalıkları Yaşam Kalitesini Etkiliyor

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

09.11.2017

Son yıllarda kanser biliminde gelişmeler ve tedavilerdeki yenilikler baş döndürücü düzeydedir.

Son yirmi yılda geliştirilen yeni kemoterapi ilaçları, hedefe yönelik akıllı ilaçlar, immünoterapi ve radyoterapi teknolojisindeki yenilikler sayesinde her 3 kanser hastasından ikisi hastalıklarından kurtulmaktadır.

Tabi ki bu tedaviler bir takım yan etkiler içermekte ve bir grup hastamızda tedavilerin yetersiz kalmasından dolayı yaşamlarını kaybetmektedirler.

Son yıllarda kanser tedavi stratejisine bakışımızda bilimde yeniliklere paralel olarak değişti.

Klasik tedavi ilkelerimiz kür sağlamak ve destek tedaviler verme hedefinden kanseri önlemek, erken tanı koymak, şifa elde etmek, yaşam süresini uzatmak, yaşam kalitesini artırmak gibi daha modern bir bakış kazanmıştır.

Peki yaşam kalitesi nedir? Hasta ve yakınlarımız bundan ne anlamalı ve sağlık profesyonellerinden ne talep etmeli? Gelin birlikte inceleyelim.

Yaşam kalitesini tıpta ilk tanımlayan hekimlerden birisi Alexis Carrel’dir. 20. Yüz yılın ilk yarısına damgasını vuran ve vasküler (damar) cerrahinin dolayısı ile organ naklinin babası sayılan Nobel ödüllü Dr Carel (1873-1944) “Yaşam kalitesi yaşamın kendisinden de önemlidir” söylemi tıp dünyasında çok etki yaratmıştır.

.

.

Kanserli hastalarda Yaşam Kalitesi’nin tanımı nasıldır?

Yaşam kalitesi kavramı kişiye özel bir kavramdır. Bireylerin kendi kültürleri ve değerleri içinde kendi durumlarını algılayış biçimi gibi anlaşılması zor tanımlar yapılsa da aslında kanser hastaları için tanım daha anlaşılır ve sade olmalıdır.

Kanser hastaları için yaşam kalitesinin tanımı fiziksel, psikolojik ve sosyal iyilik halinin hasta tarafınca algısıdır. Ölçülmesi güç gibi görünen bu kavram yıllar içinde geliştirilen metodlar ile standart hale getirilmeye çalışılmıştır.

Hastaların yaşam kalitesi skorlanabilir ve ölçülebilir mi?

Fiziksel iyilik hali daha kolayca ve hekim tarafınca ölçülür. Karnofski ve ECOG performans ölçümleri olarak adlandırılan bu ölçümler klinik araştırmalarda son derece önemli olduğu gibi biz onkologlar günlük pratiğimizde de her hasta vizitinde hastayı ölçer ve dosyamıza not ederiz.

Yaşam kalite ölçeği ise uluslararası QLQ C30, FACD-G ölçekleri ile karmaşık bir şekilde ölçülebileceği gibi, vizüel anlog skalası adı verilen basit metodlar ile de ölçülebilir ve hastaya öğretilebilir.

Hasta VAS skalası olarak adlandırdığımız bu ölçüm yolunu öğrenirse takiplerde hastalık ve tedavi süreci konusunda hekime yol gösterici olabilir.

Aşağıda görüldüğü üzere son 1 haftada yaşam kalitenize kaç puan verirsiniz; 0 en kötü, 10 en iyi puanlar olmak üzere hastadan bir puanlama belirlemesi istenir. Bu yapılırken de hastaya fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halini bütüncül gözetmesi istenir.

Kanser hastasında yaşam kalitesini neler etkiler?

Bireye henüz kanserin tanısı koyulmadan dahi yaşam kalitesi bozulmuş olabilir, kanserle ilişkili belirtiler kişinin yaşantısını olumsuz etkilemektedir ve kişi hekime başvurup kanser tanısı alır.

Tanı ve tedavi süreci başlar.

Bu süreçte neredeyse her hasta veya yakınının hastalığa bağlı ciddi düzeyde yakınması olmasa bile hem yaşam kaybı hem de acı çekme ile ilgili endişeleri çoktan başlamıştır

Kanser bir hastalık olarak yaşam kalitesini etkilediği gibi tedavi sürecinin de yaşam kalitesini bozan etkileri söz konusudur

Son yıllarda FDA (Amerikan İlaç Dairesi), ASCO (Amerika Tıbbi Onkoloji Derneği) kanser ilaç ve tedavi stratejisi geliştirme çalışmalarında tedavi edilen hastaların yaşam kalite ölçümlerini zorunlu tutmaktadır. Günümüzde bir ilacın sadece yaşam süresine katkısı bilimsel olarak yeterli bulunmamakta ve yaşamı uzatırken aynı zamanda yaşam kalitesine de olumlu katkı sağladığı ispat edilmelidir.

Bu nedenler ile biz hekimler hastalarımızın tedavisini planlarken sadece tedavinin etkinliğini değil yaşam kalitesine olan katkısını da göz önüne alırız.

.

.

Yaşam kalitesini etkileyen kanser ve kanser tedavisine bağlı faktörlere gelin birlikte göz atalım

1- Fiziksel sorunlar: Bunların başında ağrı gelir.

Diğerleri iştahsızlık, kilo kaybı, vücutta ödem, halsizlik, bulantı kusma, kabızlık, uzuv veya organ düzeyinde fonksiyon kaybına bağlı sorunlar (gırtlak kanserinde cerrahi sonrası boğazda delik olması ve konuşma sorunları gibi) ve cinsel fonksiyon bozukluklarıdır. Cinsel sorunlar fiziksel olabileceği gibi psikolojik de olabilir ancak sağlık profesyonellerinin sıklıkla ihmal ettiği ve hasta ve ailesinin yaşam kalitesini bozabilecek durumlardan birisidir.

2- Psikolojik sorunlar: Kanser tanısının konulduğu andan itibaren karşımıza çıkan ve kişiye göre türlü şekil boyutlarda olabilen sorunlardır.

Kaygı (anksiyete) başta olmak üzere, hafif depresif bozukluk, kabullenememe, fazla kabullenme (nasıl olsa öleceğim), ağır depresif bozukluk gibi durumlar söz konusu olabilmektedir.

Bunun yanında kanserin kendisi veya tedavisinin neden olduğu fiziksel sorunlar da ruhsal sorunlara neden olabilmektedir (saç dökülmesi, boğazda açılan delik ile yaşamak…)

3- Sosyal sorunlar: Hayata keyif katan sosyal etkileşim ve eğlenceye erişimde yetersizlikle karşı karşıya kalınabilmektedir. Hastalık ve sonuçlarının yükü aile ve arkadaşlar ile üstlenilmesi yine bir sosyal sorun olabilmektedir. Bireyin yaşadığı fiziksel ve ruhsal sorunların mesleki, ekonomik, sosyal ve aile yaşantısını etkilemesi kaçınılmaz bir durumdur.

Fiziksel ve ruhsal yetersizliklere bağlı sosyal yaşantının etkilenmesi mevcut ruhsal durumu daha da kötüleştirebilmektedir veya mesleki sorunların ortaya çıkması diğer yaşam kalitesi göstergelerine etki edebilir.

Bu kısır döngü mutlaka bir yerden kırılmalıdır. Kanserde yaşam kalitesini etkileyen belirteçleri gözden geçirdiğimizde aslında hepsinin birbiriyle ilişkisi olduğunu da görmekteyiz.

Bu da bize kanser hastasında iyi bir ekip gerektiren bütüncül bir yaklaşımın önemini hatırlatmaktadır.

Yaşam kalitesi yaşamın kendisinden de önemli olabilir mi?

Kanser dünyada birçok ülkede yaşam kayıplarının başta gelen nedenleri arasındadır. Ciddi oranda tedavi edilebilir ve önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen ağır ve tedavisi güç bir hastalıktır. Böyle bir hastalığın yaşam kalitesini etkileme düzeyi, orantılı olarak elbette yüksektir. Kanser, yaşam kalitesi üzerine etkileri en fazla araştırılan hastalık gruplarından biridir.

Hastalık sürecinden ve tedavi yan etkilerinden kaynaklanan rahatsızlıklar yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkilere neden olmakta ve tedaviye uyumu zorlaştırmaktadır.

Hastalık halinde kişi öylesi sorunlarla savaşmaktadır ki, yaşam kalitesi öyle etkilenmiştir ki, yaşam yaşanmaz bir hale gelebilir, bu noktada şu çok net söylenebilir: kanser gibi ağır bir hastalıkta – her ne kadar hayatta kalma kaygısı her daim olsa da – yaşam kalitesi yaşamın kendisinden daha önemli hale gelebilmektedir.

Kanser tanısı almış hastada yaşam kalitesini artırabilmek için kanserin kendisine ait tedavi yaklaşımları kadar palyatif bakım ve evde bakım hizmetlerinin de gelişmesi, kanser hasta ve yakınının eğitimi ve bilinçlendirilmesi çok çok önemlidir.

Palyatif bakımın temeli kişinin kendini daha iyi hissetmesi sağlayan bir yaklaşımdır, hastalığı tedavi eden yaklaşımdan ayrılır.

Amaç kişinin mevcut şartlarda yaşam kalitesini, yaşanabilirliği sağlamaktır ve yaşam kalitesini etkileyen tüm sorunlara dair bir yaklaşımı vardır.

Palyatif bakım hizmetinin geliştiği ülkelerde bu sorumluluk konunun uzmanları tarafından omuzlanmaktadır, hatta hasta yakınının ihtiyaçları da göz önünde tutulur.

Kanser hastasının yaşam kalitesini artırmaya planı şu mantık üzerine kurulmalıdır

Yaşama yıllar katmak değil, yıllara yaşam katmak“. Bu aslında bir palyatif bakım sloganı olmuştur.

Kanser hastasında yaşamın kendisinden daha önemli hale gelen yaşam kalitesini yakalayabilmek için öncelikle hastanın yaşam kalitesini bozan sorunların çok iyi ortaya koyulması gerekir. Bu noktada sağlık ekibinin sorgulayıcı ve araştırıcı yönü çok önemli olduğu gibi, hasta ve hasta yakınlarının da kendi durumlarını yeterli ifade etmeleri büyük önem taşımaktadır.

Ülkemizde kanser ve diğer ağır hastalıklarda yaşam kalitesine verilen önem giderek artmaktadır. Olabildiğince sağlıklı ve kaliteli bir yaşam dileklerimizle.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Kaynak:1. Lesley Fallowfield.Quality of life: a new perspective for cancer patients.Nature Reviews / Cancer Volume 2 / November 20022. Andrew Bottomley.The Cancer Patient and Quality of Life.The Oncologist 2002;7:120-1253. Susan Bernstein.Palliative Care and Quality of Life

2015 WebMD

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/kanser-hastasinda-yasam-kalitesi/

PROSTAT TEDAVİSİ, NASIL GEÇER?

Prostat Hastalıkları Yaşam Kalitesini Etkiliyor

Prostat, sadece erkeklerde görülen, penis ile mesane arasında konumlanmış olan, pelviste bulunan küçük bir bezdir. Bu kısım sperm üretiminden sorumludur. Eğer prostat genişlerse, mesane ve üretra üzerindeki basınç artacaktır. Bu durum da idrarın geçişini engelleyecektir.

Erkeklerde prostat bezlerinin genişlemesi oldukça yaygın olarak görülen bir durumdur. Prostat birtakım idrar rahatsızlığı semptomlarına sebep olabilmektedir. Tedavi edilmeyen prostat genişlemesi, idrarın mesaneden dışarı çıkışını engeller ve mesanede, üriner sistemde veya böbreklerde hasara sebep olur.

Prostat kesesi genişlemesinin etkili pek çok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bunlar ilaç tedavisi, girişimsel tedaviler ve cerrahi operasyondur. En iyi tedavi yöntemi, doktorunuz ile birlikte belirtiler üzerinde düşünüp, prostatın boyuna, diğer sağlık durumlarına ve sizin önceliklerinize göre belirlenmelidir.

Prostat bazı erkeklerde orta seviyede belirtiler gösterir ve herhangi bir tedavi işlemine ihtiyaç duyulmaz. Diğer kısımda ise belirtiler oldukça ciddi ve belirgindir. Yaşam kalitesini etkileyecek büyüklükte belirtiler ortaya çıkarabilir.

Prostat Neden Olur?

Prostat bezi mesanenin altında bulunur. İdrarı mesaneden penisin dışına taşıyan bir tüp, prostatın içinden geçmektedir.

Bu yüzden prostat bezi genişlemeye başlayınca, bu tüp içerisindeki idrar akışı engellenmiş olur. Çoğu erkekte prostat büyümesi yaşamları boyunca devam eder.

Tüm bu etkenlerden dolayı çoğu erkekte prostat genişlemesinden dolayı oluşan üriner belirtiler veya idrar atımının engellenme durumu bulunmaktadır.

Prostatın büyümesine neden olan etmenler tam olarak açık bir şekilde tespit edilememiştir. Ancak erkeklerde yaş ilerledikçe, cinsel hormonlarda meydana gelen birtakım denge sorunlarından dolayı oluştuğu tahmin edilmektedir. Uzmanlara göre erkeklerde prostat oluşmasındaki ortak noktalardan biri de yaşın ilerlemesidir.

Prostat belirtilerinin ciddiyeti, prostat bezindeki genişleme miktarına göre değişiklik göstermekte fakat ortaya çıkan belirtiler zaman geçtikçe daha da kötü bir hal almaktadır. Prostat genişlemesinde en sık ortaya çıkan belirtiler ise;

  • Sık sık veya aniden idrar atma isteği,
  • Tüm gece boyunca idrar atımı ihtiyacının sıklaşması,
  • İdrar atımına başlama esnasında zorluk yaşanması,
  • Zayıf idrar akışı veya idrar akışı sırasında durma ve tekrar başlama işlemi,
  • Üre atımı sırasında süzme işleminin gerçekleşmesi,
  • İdrar bitiminde, akışta ani bir hızlanma gibi belirtiler en sık oluşan belirtiler arasında yer almaktadır.

Daha nadir olarak rastlanan prostat belirtileri ise üriner sistem enfeksiyonu, idrar atımının durması ve idrardan kan gelmesidir. Prostatın boyutu belirtilerin artacağına işaret etmez.

Prostatı oldukça gelişmiş olan erkeklerde çok ufak belirtiler oluşmasına rağmen, prostatı genişlememiş olan erkeklerde ciddi prostat belirtileri ortaya çıkabilmektedir.

Bazı erkeklerde ise belirtiler bir süre sonra düzene girer ve hatta belirtilerde gelişme dahi olabilir.

Prostat Risk Faktörleri Nelerdir?

Prostat büyümesine oluşabilen birtakım risk faktörleri bulunmaktadır. Bunlar;

  • Yaşlanma: Prostat bezinin büyümesi nadiren de olsa 40 yaşın altındaki erkeklerde işaretler ve belirtiler görülmesine neden olmaktadır. Erkeklerin 3’te 1’i 60 yaşına kadar orta seviye ile ciddi seviye arasında prostat belirtilerini tecrübe ederken,80 yaşına kadar olan erkeklerin ise yarısında prostat gözlenmektedir.
  • Aile geçmişi: Aralarında kan bağı bulunan baba ve oğul gibi kişilerde, baba da bulunan prostat oğlunda da ileri ki yaşlarda prostat büyümesinin oluşabileceğinin bir işaretidir.
  • Yaşam tarzı: Prostatı etkileyen durumlardan biri de yaşam tarzıdır. Obezite sorunu olan kişilerde daha fazla olan prostat büyümesi riski, egzersiz yapan kişilerde daha azdır.
  • Diyabet ve kalp hastalıkları: Yapılan araştırmalara göre diyabet hastalığı ile birlikte, kalp rahatsızlığı ve beta engelleyici ilaç kullanan kişilerde prostat riski bir kat daha artmaktadır.
  • Etnik yapı: Yapılan çeşitli araştırmalarda prostat genişlemesi riski Asyalı erkeklerde, beyaz ve zenci erkeklere göre daha azdır. Hatta zenci bir adam prostat belirtilerini, beyaz bir erkeğe göre çok daha erken bir yaşta tecrübe edebilir.

Prostatın Komplikasyonları Nelerdir?

Prostat genişlemesi ile birlikte çeşitli komplikasyonlarda ortaya çıkmaktadır.

  • Mesane taşı: Bu sorun genellikle idrar atımı sırasında mesanenin tamamen boşaltılamamasından kaynaklanmaktadır. Mesane taşları enfeksiyona, mesane tahrişine, idrardan kan gelmesine ve üre kanalında tıkanıklıklara neden olur.
  • Böbrek hasarı: İdrar tutukluğundan kaynaklanan sorun mesanede basınç oluşmasına neden olmaktadır. Bu da böbreklere zarar verir veya mesanede oluşan enfeksiyonların böbreklere yayılmasına neden olur.
  • Mesane hasarı: Mesane tam olarak boşalmadığında gerilir ve zamanla zayıflar. Sonuç olarak mesanenin kaslı duvarı daha fazla kasılmaz ve mesanenin tam olarak boş kalmasına engel olur.
  • İdrar tutukluğu: İdrarı mesaneden çekebilmek için bir tüp gerekmektedir. Bazı erkeklerde oluşan prostat genişlemesi sorunları için ameliyat gerekmektedir.
  • İdrar yolu enfeksiyonları: İdrar yolunda, mesanenin tamamen boşaltılamamasından dolayı enfeksiyon oluşmaktadır. Çözüm olarak geriye kalan prostatın ameliyat ile alınması gerekmektedir.

Çoğu erkekte prostat genişlemesi bu tip sonuçlar doğurmamaktadır. Ancak akut idrar tutukluğunda ve böbrek hasarında ciddi hasarlar oluşabilir. Ayrıca prostatta oluşan genişlemenin prostat kanseri ile bir alakası bulunmamaktadır.

Prostat Teşhisi Nasıl Yapılır?

Prostat teşhisi yapabilmek için doktorunuz tarafından ilk olarak belirtiler ile ilgili birtakım sorular sorulacak ve fiziksel bir test yapılacaktır. Bunlar;

  • Dijital rektal test: Bu kısımda doktor tarafından eldiven giyilmiş el ile parmağını rektumdan içeriye sokmak üzere bir prostat kontrol etme işlemi yapılır.
  • Üre testi: Sizden bir idrar örneği alınarak enfeksiyon veya benzer belirtilere sebep olan diğer durumlar incelenir.
  • Kan testi: Böbrek problemlerini kontrol etmek amacı ile alınan kan örneği üzerine yapılan bir testtir.
  • Antijen kan testi: Prostatta üretilen PSA isimli bir madde vardır. Bu madde prostat genişlediğinde normal miktardan daha fazla üretilir. Yükselmiş PSA seviyesi enfeksiyona, ameliyata veya prostat kanserine sebep olabilir.
  • Nörolojik test: Prostat büyümesine neden olabilecek sinir sistemi sorunlarını analiz etmek için yapılan bir testtir.

Prostat Tedavisi Nasıl Yapılır?

Prostat genişlemesinde tedavi olanakları çok geniş bir yelpazeye sahiptir. Bunlar arasında ilaç tedavisi, girişimsel tedavi ve ameliyat en yaygın tedavi yöntemidir.

Tedavi yönteminin belirlenmesi ise prostatın büyüklüğüne, yaşınıza, genel sağlık durumunuza ve tecrübe ettiğiniz rahatsızlıkların miktarına göre değişiklik göstermektedir.

 Göz ardı edilebilir belirtileriniz varsa, tedaviyi erteleyebilir ve belirtilerinizi görüntüleyebilirsiniz.

1.İlaç Tedavisi

Hafif ile orta seviyeye kadar olan prostat belirtilerinde kullanılan birtakım ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçlar doktor kontrolünde ve reçeteli olarak alınmalıdır. Bu ilaçlara örnek olarak; alfa engelleyiciler, 5-alfa redüktaz inhibitörleri, tadalafil gibi ilaç çeşitlerinin alınması, prostat tedavisinde etkili sonuçlar alınmasına neden olacaktır.

2.Ameliyat

Alınan ilaçlar belirtileri ortadan kaldırmadıysa, belirtiler orta ile ciddi seviyede ise, kesin bir tedavi istiyorsanız ve böbrek problemleri, mesane taşı ve idrarınızda kan bulunuyor ise ameliyat yolu, sizin için en iyi çözümlerden biri olacaktır.

3.Mikrodalga Terapisi

Özel bir elektrot doktorunuz tarafından üretranın içerisinden prostat bölgesine doğru uzatılır. Elektrottan çıkan mikrodalga enerjisi de prostatın yok edilmesinde kullanılır.

4.Lazer Terapisi

Yüksek enerjili lazer yok ediciler fazla büyümüş olan prostatın ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Genellikle belirtilerin uzaklaştırılmasında kullanılan bir yöntemdir.

5.Diğer Yöntemler

Prostat tedavisinde kullanılan diğer yöntemler ise embolizasyon, takip bakımı, prostat kaldırma, mikrodalga termoterapisi ve iğne ablasyonudur.

Источник: https://evdesifa.com/prostat-tedavisi/

Prostat Hastalığına Bitkisel Çözüm

Prostat Hastalıkları Yaşam Kalitesini Etkiliyor

Haber güncelleme tarihi 22.12.2018 17:07

Prostat Hastalığına Bitkisel Çözüm

Her erkekte doğuştan bulunan ve yaş ile birlikte hormon dengesinin değişmesi nedeniyle büyümeye başlayan prostat, hayat kalitesini oldukça düşürüyor.

Yapılan çalışmalar; 60 yaşındaki erkeklerin %50'sinde, 80 yaşındaki erkeklerin ise %90'ında iyi huylu prostat büyümesinin görüldüğünü gösterirken, her 12 erkekten biri de prostat kanserine yakalanıyor.

Yaş, aile öyküsü, yağlı beslenme alışkanlığı, hormonlar, A ve D vitamini değerleri prostat hastalıkları üzerinde etkilidir. 

1. Brokoli 

1 litre suyu kaynatırken içine 250 gram brokoli atın. 5 dakika boyunca haşladığınız brokolinin suyunu süzdükten sonra  sabah, öğleakşam aç karnına için. Suyu aç karnına içtikten sonra 20 dakika boyunca bir şey yemekten kaçının

2. Kantaron

64 bardak yani 8 litre kaynatılmış suyun içine 500 gr sarı kantaron konularak 40 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Buzdolabında saklanan karışımdan sabah, öğle, akşam yemeklerden 1 saat önce bir bardak içilir.

3. Isırgan Otu

­

Isırgan otu prostat büyümesinden kaynaklanan idrar zorluğunu rahatlatmak için bitkisel çözümlerden biridir. Isırgan otu kaynatılır ve süzüldükten sonra suyu içilir

4. Funda Çiçeği

Kaynatmış olduğunuz bir su bardağı kaynar suyun içerisine 10 gr funda konulur. 10 dakika bekletildikten sonra günde süzülen su, gün içerisinde tüketilir.

5. Maydanoz 

Kaynatılan maydanoz suyu günde 3 bardak içilir.

6. Soğan 

Eğer prostat iltihabı ile ilgili şikayetiniz varsa her gece 1 litre suda 1­2 adet kabukları soyulmuş soğanı sabaha kadar bekletilir. Daha sonra su süzülerek sabahları aç karnına içilir

7. Kabak Çekirdeği

İçerisindeki fitosteroller kansere karşı etkili bir mineraldir. İyi huylu prostat büyümesine karşı da etkilidir.

8. Yeşil Çay

Yeşil çayın temel bileşenleri olan kateşin prostat kanser hücrelerini seçip öldürür. Çok etkili olan yeşil çay prostat hastalarına uzmanlar tarafından da tavsiye edilir.

9. Soya Fasulyesi 

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki prostat hastalarında ki PSA seviyesini en az %50 oranında azaltıyor.

10. Cüce Palmiye Çayı 

Halk arasında ki adı prostat çayı olmuştur. İyi ve kötü huylu prostata o kadar iyi gelmektedir ki her eczane ve aktarda satılmaktadır. Kasık ağrılarının dinmesine yardımcı olan bu çay PSA seviyesinin de düşmesine yardımcı olur. Prostat iltihaplarının tedavisinde kullanılır.

11. Balık Yağı 

Omega 3 asiti prostat kanseri riskini büyük ölçüde azaltıyor. İçerisinde bulunan mineral ve vitaminlerle omega 3 tüketenlerin kanser riskini yüksek oranda ortadan kaldırıyor.

Prostat İçin Kür Önerisi 

Malzemeler:

4 ya da 5 bardak karabaş

4-5 gr Melisa çayı

Su

Yapılışı:

Karabaş ile melisa birlikte kaynatıldıktan sonra süzülüp günde iki bardak olmak üzere içilir. Bir hafta sonra bu tek bardağa düşürülür.

Malzemeler

Su

Kurutulmuş Kiraz Sapı

Limon 

Yapılışı

Kurutulmuş kiraz saplarından 20-30 adet suyun içerisine koyarak 5 dakika suda kaynatılır. Özellikle prostatdan dolayı idrar zorluğu çeken ya da damlatma sorunu olan erkekler, bu suya bir iki damla da limon damlatıp 15 gün boyunca düzenli olarak tüketmeleri gerekmektedir.  

Önerilen İçerik: Hint Yağının İnanılmaz Faydaları

UYARI !
İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/prostat-hastaligina-bitkisel-cozum-9331h.htm

Prostat İltihabı (Prostatit)

Prostat Hastalıkları Yaşam Kalitesini Etkiliyor

Prostat iltihabı (prostatit), prostat dokusunun ve çevresindeki dokuların iltihaplanması ile ortaya çıkan durumdur. Prostatitin birkaç çeşidi vardır. Her bir tipinde değişik semptomlar ortaya çıkabilir. Prostatit, ürolojideki kronik hastalıklardan bir tanesidir ve tedavisi uzun zaman almaktadır.

Prostatit hastalığının en önemli belirtisi ağrıdır. Ağrı, bazı hastalarda ileri derecede iken bazı hastalarda zaman zaman gelen ve çok sıkıntı vermeyen hafif künt bir ağrı şeklinde olabilmektedir. Hastaların çoğunluğu bu iki uç arasında bir yerlerde yer alır.

Hastalık yaptığı fiziksel rahatsızlıklar kadar, hayat kalitesini düşürmesi ve hastanın psikolojik durumunu olumsuz etkilemesi nedeniyle önem kazanır.

Akut bakteriyel prostatit

Prostatitin en az görünen tipidir. Kolaylıkla tanı konur. Prostatitin diğer tiplerine oranla daha kolay tedavi edilir. Sebep, ani gelişen bir bakteriyel enfeksiyondur.

Belirgin bulguları olduğundan kolay teşhis edilir. Tipik bir idrar yolu enfeksiyonu tablosu vardır. Hastada yüksek ateş, üşüme, titreme gibi enfeksiyon bulguları olabilir.

Hasta kendiliğinden acil servise ya da üroloji doktoruna başvurur. Her yaş grubunda görülebilir.

Belirtileri

  • Ağrılı işeme
  • Mesaneyi tamamen boşaltmada güçlük
  • Belin alt kısmına vuran ağrı
  • Karın ve pelvik bölgede ağrı
  • Yüksek ateş, üşüme ve titremelerdir.

Kronik bakteriyel prostatit

Kronik bakteriyel prostatit akut bakteriyel prostatite benzer fakat belirtiler daha yavaş gelişir ve hastada yaptığı olumsuz etkiler daha azdır. Erkeklerde sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları kronik bakteriyel prostatiti de düşündürmelidir. Her yaş grubunda görülebilir ancak orta ve genç erkek grubunda daha sıklıkla görülür.

Kronik pelvik ağrı sendromu – Nan bakteriyel prostatit (Prostatodini)

Bu grup prostatitin en sık rastlanan formudur. Gerçek sebebi nadiren belirlenebilir. Mevcut bir enfeksiyondan köken alabilir. Pelvik bölgedeki bir enfilemasyondan ya da kas spazmlarının neden olduğu ağrılardan köken alıyor olabilir. Prostattaki enflamasyon hiçbir belirti de vermeyebilir.

Genellikle hastada ortaya çıkan belirtiler;

  • Genital bölgelerde, kasıklarda, pelvik bölgede ağrı
  • Sık idrara gitme
  • İdrar yapma sırasında ağrı
  • Ejakülasyon (boşalma) sırasında ağrı
  • Ejakülatın pıhtılığı değişik renkte veya kokulu gelmesi
  • İdrarın koyu renkte ve kokulu gelmesi gibi semptomlardır.

Asemptomatik enflamatuar prostatit

Bu prostatittipinde belirti yoktur fakat prostatta bir enflamasyon vardır. Genellikle hasta prostatit dışı sebeplerden incelenirken teşhis konur. Prostat biyopsisinde enflamasyon ortaya çıkması belirti olmadığı hâlde menide ya da idrarda iltihap görülmesi asemptomatik prostatit anlamına gelmektedir.

Prostat iltihabının sebepleri nelerdir?

  • Prostat iltihabının gerçek ve tam etkeni tıp dünyası tarafından kesin olarak belirlenebilmiş değildir. Bu konuda birçok teori mevcuttur. Bazı prostatit tipleri cinsel yolla iltihap bulaşmasına bağlanmıştır.

    Bu bulaşmalar sonucunda ortaya çıkan akut ya da kronik bakteriyel prostatit daha sonra prostatta kalıcı (kronik) enfeksiyon meydana getirebilmektedir. Bu tip enfeksiyonlar penis ucundan üretra vasıtasıyla prostata geçiş gösterirler.

  • Prostat, enfeksiyon gelişimi için uygun bir zemin olan salgı bezi yapısında bir organdır.

    İçinde prostat sıvısı üreten çok ince kanallar vardır. Bu kanallar enfeksiyona neden olan mikroorganizmaların tutunması için uygun ortam hazırlar.

  • Bakteriyel prostatit bulaşıcı (cinsel yolla bulaşan) bir hastalık değildir. Hasta cinsel partnerine bakteriyel prostatit bulaştırmaz.

  • Bazı durumlarda ya da bazı tıbbi müdahaleler sonrası bakteriyel prostatit gelişme riski artar. Hastaya sonda takılması ya da ürolojik bir operasyon geçirmiş olması prostatit riskini arttırmaktadır.
  • Kronik prostatit ve kronik pelvik ağrı sendromları atipik mikroorganizmalar nedeniyle ortaya çıkmaktadır.

    Bunlardan sık görülenler; klamidya mikoplazma gibi cinsel yolla bulaşan mikroorganizmalar olabilmektedir. Prostatın etrafındaki organlarda ağrı görülmesi sık rastlanan bir durumdur. Prostat etrafındaki sinirler ve kaslar boyunca ağrı yansıyan ağrı şeklinde etraf dokulara yayılır.

Prostat iltihabının belirtileri nelerdir?

Prostat iltihabının belirtileri enfeksiyonun etkilediği yere göre değişir. Bazı hastalarda hiçbir belirti meydana gelmezken bazı hastalarda idrar yolu enfeksiyonu bulgularına benzer belirtiler görülebilmektedir.

Aynı belirtileri yapan başka hastalıklar da olduğu için çoğu zaman tanı konulmakta gecikilir.

Prostatitin hangi tipinin mevcut olduğu tedavi şeklini etkilediğinden tanı konulması sırasında üroloji doktoru tarafından incelenmesi gereklidir.

Akut bakteriyel prostatit de semptomlar genellikle ani ortaya çıkar ve çok şiddetlidir. Hasta genellikle acil servise başvurur.

En belirgin belirtiler;

  • Yüksek ateş, üşüme-titreme
  • İdrar sırasında şiddetli yanma hissi,
  • mesaneyi tam boşaltamama hissi.

Kronik bakteriyel prostatitde semptomlar akut bakteriyel prostatite benzer fakat yüksek ateş yoktur.

  • İdrarda yanma hissi
  • Sık idrara çıkma hissi
  • Geceleri olan sık idrar
  • Perine bölgesinde testislerde, mesanede ve bel bölgesinde makat etrafında ağrı sık görülen belirtilerdir.

Ejakülasyon sırasında ağrı, ejakülatın formunda değişiklik, pıhtılı ejakülat gibi belirtiler görülebilir. Kronik bakteriyel prostatit zaman zaman artan ve azalan belirtiler gösterebilir.

Kronik prostatit ya da kronik pelvik ağrı sendromunda idrar yapmada güçlük, ağrı ve rahatsızlık, perinede makat etrafında, testislerde, suprapubik alanda ağrı sık görülen belirtilerdir. Ejakülasyonda ağrı ve ejakülat formasyonunda değişiklik olabilir. Kronik bakteriyel prostatinin belirtileri ile hemen hemen aynı belirtiler ortaya çıkar.

Prostatit (prostat iltihabı) nasıl teşhis edilir?

Prostatinin farklı çeşitleri için farklı tedaviler uygulanacağı için doğru teşhis çok önemlidir. Benzer hastalıklar olan üretrit, sistit, prostat büyümesi ya da prostat kanseri ilk ayırt edilmesi gereken durumlardır. Bu durumların tedavileri farklı olduğundan teşhis doğru şekilde konulmalıdır.

Teşhisi doğru koyabilmek için birçok yöntemlerden yararlanılmalıdır. Prostatit teşhisinde kanımızca en önemli basamak digital rektal examination (parmakla rektal muayene) ya da rektal tuşe adını verdiğimiz yöntemdir. Basit bir muayene yöntemidir.

Doktor hastanın makatından kayganlaştırıcı madde sürerek işaret parmağı ile prostatı muayene eder. Bu muayenede prostatın büyüklüğü, içerisinde iltihap olup olmadığı, tümör içerip içermediği anlaşılır.

Prostat içerisindeki şişkin ya da sert bölgeler farklı anlamlar içermektedir.

Normal bir insanda prostat muayenesi sırasında rahatsızlık olmaz iken prostatit olan hastalarda ciddi rahatsızlıklar meydana gelir. Hastada muayene sırasında rahatsızlık, ağrı bazen üretradan akıntı meydana gelir. Bu muayene sırasında oluşan ağrı kısa sürelidir ve birçok hastada sonrasında belirgin bir rahatlama oluşturur.

Fizik muayene sırasında prostat üzerinde şüpheli bir doku tespit edildiğinde prostat biyopsisi ya da transrektal (rektumdan yapılan ultrasonografi) gerekli olabilir. Hastadan PSA testi istenerek prostat kanseri araştırılır.

Bazen prostatitin akut alevli dönemlerinde özellikle bakteriyel prostatit de PSA testi, vücutta kanser olmadığı hâlde kanser çıkabilmektedir.

Muayene sırasında prostat sıvısı üretradan akabilir. Mikroskobik inceleme için bu akan sıvıdan örnek alınır. Ayrıca idrar analizi, semen kültürü gibi bu bölgede üretilen sıvı örnekleri alarak mikrobik inceleme yapılır.

Bunlar dışında idrar yollarını gösteren ultrasonografik inceleme gerekli görülen hâllerde prostatın direkt görüntülenmesini sağlayan sistoskopik inceleme istenebilir.

İdrar akım hızını gösteren üroflowmetri testi ile prostattaki enfeksiyon ve ödeme bağlı herhangi bir fonksiyon bozukluğu gelişip gelişmediği kontrol edilebilir.

Prostatit nasıl tedavi edilir?

Prostatitin tedavisinde de prostatitin hangi tipine yakalanıldığının belirlenmesi sonrasında tedavi plânı oluşturulur. Akut bakteriyel prostatit de hasta antibiyotikler ile en az 2 hafta tedavi edilir. Bazı durumlarda hastayı yatırıp, damardan antibiyotik ve serum tedavisi uygulanması gerekli olabilir.

İdrarı boşaltma zorluğu olduğunda mutlaka idrar drenajı sağlanmalı gerekirse sonda uygulanmalıdır. Akut bakteriyel prostatit de tedavi başarısı yüzde 100’e yakındır. Bazen dirençli mikroorganizmalarla karşılaşıldığında tedavi 4 haftaya kadar devam ettirilebilir.

Antibiyotik kullanımı sırasında önemli bir ayrıntı kullanım süresinin doktorunuzca belirtilen sürenin altında olmamasıdır. Belirtilerin geçmesi nedeniyle antibiyotiğin erken kesilmesi durumunda hastalık hızla yerleşerek kronik hastalık hâline gelmektedir.

Eğer teşhis kronik bakteriyel prostatit ise hastaya daha uzun süreli antibiyotik tedavisi gerekir. Bu 4 ila 12 hafta arasında değişen periyotlarda olabilir.

Kronik bakteriyel prostatit hastalarının %70’i bu tedavi ile iyileşirler. Kimi zaman 6 aylık bir süre sonrasında prostatit enfeksiyonunda nüks etme görülebilir ve aynı tedavi ya da benzer bir alternatif tekrarlanır. Antibiyotik tedavisi ile iyileşmeyen hastalarda düşük doz bir antibiyotiğin daha uzun süre devamlı olarak kullanılması önerilebilir.

Prostat masajı hastalığın teşhisinde olduğu kadar tedavisinde de önemli bir yer tutmaktadır. Kimi zaman hiç antibiyotik kullanmadan sadece prostat masajı ile de prostatit tedavisi yapılabilmektedir.

Tedavilere cevap vermeyen olgularda sistoskopik inceleme uygun vakalarda prostatta enfeksiyona neden olan dokuların alınması tercih edilebilen bir yöntemdir.

Kronik pelvik ağrı sendromu adı verilen ve bakteriyel olmadığı düşünülen prostatitlerde antibiyotik kullanmak gerekmeyebilir. Ürologların bakteriyel olan prostatitle, bakteriyel olmayan prostatiti ayırması her zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle genellikle 4 ila 6 hafta süreli bir antibiyotik tedavisi tercih edilmektedir.

Antibiyotiğin prostat dokusu üzerindeki etkisini arttırması amacıyla alfa bloker adını verdiğimiz prostat büyümesinde kullanılan ilaçlardan yararlanılabilir.

Bu ilaçlar prostat dokusu içerisindeki düz kas dokusunda gevşeme yaparak prostat içerisindeki üretilen sıvıların ve bu sıvıların içerisindeki enfeksiyonun daha rahat vücuttan atılmasına yardımcı olabilirler.

Bakteriyel olsun ya da olmasın bütün prostatitlerin antibiyotik tedavisinden kısmi olarak fayda gördüğü düşünülmektedir. Antibiyotik ve alfa bloker tedavisine ek olarak enflamasyon önleyici ilaçlar (anti enflamatuarlar) prostatit tedavisinde kullanılması önerilen yöntemlerdendir. Bunlar ağrı kesicilerdir.

Eklem ağrıları ve baş ağrısı gibi çeşitli durumlarda sıklıkla kullanılan, böbrek taşı ağrılarında da kullanılan nonsteroid antienflamatuarlar dediğimiz ağrı kesici grup prostat enflamasyonunu da engelleyici özelliğe sahiptir. Sıcak oturma banyoları, çeşitli ısı tedavileri prostatite bağlı rahatsızlığın geçirilmesinde çok önemli rol oynarlar.

Oturma simiti adı verilen oturma sırasında perinenin boşta kaldığı yastıklar yine prostatit tedavisinde faydalıdır.

Bazı yiyecek ve içecekler prostat üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Bunlar;

  • Baharatlı yiyecekler,
  • Kafein ve asidik gaz içeren içecekler

olarak sayılabilir. Perine bölgesine basınç uygulayan egzersizler, özellikle bisiklet sürmede prostatit problemlerini arttırabilir.

Prostatit, tedavi edilmesi imkânsız vücuda yerleştiği zaman asla kaybolmayan bir hastalık değildir.

Özet olarak bakıldığında bizim tedavi şeklimiz, öncelikle hastayı değerlendirmek, prostatitin cinsini anlamaya çalışmaktır. Akut prostatit deki tedavi zaten problemsiz olmaktadır. Kronik prostatit çeşitlerinden bakteriyel olsun olmasın 1 ay kadar bir antibiyotik tedavisi yapıyoruz.

Antibiyotik tedavisinin yanında alfa bloker adını verdiğimiz prostat rahatlatıcı ilaçlar veriyoruz. Bunlara ek olarak rektal muayene ve prostat masajı ile prostat içerisindeki enfektif sekresyonların boşaltmayı amaçlıyoruz.

Oluşan sekresyonun miktarına bağlı olarak rektal muayene 15 günde ya da ayda bir tekrarlanarak hastanın iltihabil sıvılardan daha çabuk kurtulması sağlanmaya çalışıyoruz.

Hastaların çoğunluğu 4 hafta sonrasında yeterli düzelme sağlarlar ve antibiyotik tedavisine ara veriyoruz. Daha sonrasında hasta sadece prostat gevşetici ilaçlar ile izleme alıyoruz.

3 ay kadar hasta bu ilaçlarla tedavi ediyoruz. Bu tedavilere cevap vermeyen hastalarda sistoskopik inceleme yaparak ultrasonografik görüntülemelerde ve muayeneler sırasında tespit edilemeyen başka bir anormallik olup olmadığına bakıyoruz.

Prostatit hakkında sıkça sorulan sorular

Bu konuyla ilgili diğer makaleler;

Источник: http://www.urolojiistanbul.com/urolojik-hastaliklar/prostat-hastaliklari/prostat-iltihabi-prostatit.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.