Prostat Kanseri Erken Dönem Belirti Vermeyebilir

Prostat Kanseri Belirtileri

Prostat Kanseri Erken Dönem Belirti Vermeyebilir

Prostat, erkek üreme sisteminin son kısmına yakın bölümde mesane ve üretra, yani dış idrar kanalı, arasına yerleşmiş kestane şekli ve büyüklüğünde bir salgı bezidir.

Prostat, vücudun normal işleyişinde iki göreve sahiptir: Ana fonksiyonu boşaltım sisteminde boşaltım esnasında idrar torbasından idrarı taşımak ve boşalma esnasında spermin iletimini sağlamaktır.

Ayrıca meni sıvısının içerisinde bulunan, spermleri besleyen ve onları kadın üreme sistemi içerisine ilerlerken koruyan özel bir proteini salgılar.

Prostat, salgılamayı yapan hücrelerden ve bunlara ait destek çevre dokusundan meydana gelir. Prostat kanseri, bu salgı yapan hücrelerin anormal gelişimi ile ortaya çıkmaktadır. Erkek hormonları (androjenler), prostatın büyümesini sağlar.

Testisler, testosteron dahil olmak üzere erkek hormonlarının esas üretim yeridir. Böbrek üstü bezi (adrenal bez) az miktarda testosteron üretir.

Prostat aşırı büyüdüğü zaman üretraya baskı yaparak idrarın mesaneden penise akımını yavaşlatır ya da durdurur.

Prostat kanserinde de diğer kanser türlerinde olduğu gibi genetik bir yatkınlıkla birlikte olumsuz çevre koşullarının, bu hastalığın meydana gelmesinde rol aldığı düşünülmektedir.

Prostat kanseri oluşumuna katkısı olabileceği düşünülen bazı risk faktörleri arasında yaş, ailede prostat kanseri varlığı, yağlı beslenme, hormonlar, kadmiyum (kanserojen bir madde), işlenmiş et, kırmızı et ya da süt ürünleri açısından zengin ya da belli sebzeler açısından fakir beslenme sayılabilir. Yaş, prostat kanserinin en önemli risk faktörüdür. Yaşlandıkça risk artar, 45 yaş altında ise nadir görülür.

Prostat kanserinin lokal ileri evre adı verilen aşamasında hasta idrar yaparken zorlanır. İdrar sırasında ağrı görülür. Bunun sebebi prostat etrafındaki lenf bezlerinin ileri derecede büyüyerek idrar kanallarında tıkanmalara yol açmasıdır.

Bu durumda böbreklerde hidronefroz, yani idrar kanallarında oluşan tıkanıklık idrarın böbrekten çıkışını engeller ve böbreklerde biriken idrar sebebiyle artan basınç böbreklerin büyümesine yol açar. Bunun sonucunda böbrek fonksiyonlarında bozulma ve karında şişlik oluşabilir.

Prostatın büyüyerek idrar kanalını tıkaması ve daralmasına yol açması idrar akışını engelleyebilir ve büyüyen prostat mesaneye baskı yaparak ağrı ve mesane irritasyonu oluşturabilir. Bu aşamada idrar akışını rahatlatmak için operasyona ihtiyaç duyulabilir.

2. Sık Sık Tuvalete Çıkma İsteği

Prostat büyümesi sonucunda idrar akışının yavaşlaması gerçekleşir. Hasta, idrarını başlatmakta gecikme, ayakta veya oturarak idrar yaparken ileriye doğru idrarını yapamama, idrarın kesik kesik gelmesi, idrarın damlalar halinde akması gibi sıkıntılar yaşar.

Çünkü büyüyen prostatla birlikte idrar kanalı daralır ve idrarın tam boşaltılamaması sorunu ortaya çıkar.

Bu nedenle böbreklere kadar varan bir idrar durgunluğu ve böğüre vuran ağrı, idrar kesesinin çok şişmesi halinde karnın alt tarafında şişkinlik, bu bölgeye bastırıldığında idrar kaçması, ani idrar yapma hissi ve idrar kaçırma da meydana gelebilir. Sonuç olarak hastanın hayat kalitesini ve uyku düzenini olumsuz etkiler.

Hastalığın ilerleyen aşamalarında idrar ya da meni ile birlikte kan gelebilir ve hastanın bölgesel ağrılar çekmesi görülebilir. Bu belirtiler sorunun büyüdüğünü ve kanserin prostata yakın dokulara da sıçramaya başladığını gösterir.

Prostat büyümesi ve prostat iltihabına bağlı olarak idrar kanalının tahriş olması kanamaya sebep olur. Kan kaybı riski olabilir ve kanamadan kaynaklanan pıhtılar idrar yolunu tıkayabilir.

Fakat aynı zamanda idrarda kan görülmesi idrar yolu rahatsızlıklarına da işaret edebilir.

4. Yorgunluk Hissi

İleri aşamada ortaya çıkan diğer belirtiler arasında düşük alyuvar hücresi sayısından kaynaklanan yorgunluk hissi de sayılabilir. Hem kan değerlerindeki değişiklikler, hem de üreme sisteminden kaynaklanan rahatsızlıklar çeşitli ağrılara sebep olabilir.

Aynı zamanda kanserden kaynaklanan kansızlık da görülebilir ve bunun sonucunda hastanın bazı kan değerleri düşebilir. Dokuların düzgün çalışabilmesi için kandaki alyuvar sayısı belli bir düzeyin üzerinde olmalıdır.

RBC, yani kırmızı kan hücresi düşüklüğünde halsizlik, kolay yorulma gibi belirtiler görülür.

Yukarıdaki belirtiler prostatın büyümesi sonucu ortaya çıkar. Tümör yayıldığında ise vücutta ağrı (genelde bel ağrısı), kilo kaybı gibi durumlar görülür. Bu arada, iyi huylu prostat büyümesi olarak bilinen hastalık da benzer belirtiler verebilir.

Prostat kanseri, yani prostatın kötü huylu büyümesi biyopsi yapılarak teşhis edilebilir. Prostat kanseri çok yavaş ilerleyen, deyim yerindeyse “sinsi” bir hastalıktır. Erken aşamalarında çok önemli bir belirti göstermeyebilir.

Prostat hastalığını erken teşhis etmek için parmakla muayene ve kandaki PSA seviyesini ölçen testlerden yaptırmak gerekebilir. Erken dönemde tanı konamadığı takdirde prostat kanseri lenf ve kan damarları yoluyla çevre dokulara yayılır.

En sık yayılım yeri çevresindeki lenf düğümleri ve kemiklerdir. Ek olarak akciğer, karaciğer ve diğer organlara da yayılabilir.

Источник: https://evdesifa.com/prostat-kanseri-belirtileri/

Prostat Kanseri: Nedenleri, belirtileri, tanısı ve tedavisi

Prostat Kanseri Erken Dönem Belirti Vermeyebilir

Vücudumuzda bulunan bütün hücreler belli bir düzende kontrol altında çoğalırlar ve kendini yenilerler. Bazı nedenlerden dolayı -bu nedenleri birazdan inceleyeceğiz- ise hücrelerin çoğalması kontrol edilemez. Bu kontrolsüz çoğalma sonucu oluşan hücreler birarada birikerek tümör oluştururlar. Tümör dediğimiz şey hücre topluluğudur.

Tümörlerin bir kısmı çoğaldığı yerde kalır fakat bir kısmı ise dolaşımla daha başka organlara yayılırlar ve onları tahrip edebilir. İşte bu yayılan tümörlere kötü huylu tümör ya da “kanser” denir. Kanser hücreleri başka yere yerleşip orada çoğalma özelliğine sahiptir. Prostat ise bütün erkeklerde bulunan bir organdır. Erkekte meninin yapımından sorumludur.

Bu bezde ortaya çıkan kansere prostat kanseri denir.

Erkeklerde en sık görülen iç organ kanseri prostattır. 50 yaşın üstündeki erkeklerde akciğer kanserinden sonra en çok öldüren kanser türüdür. 65-75 yaş arasında görülme ihtimali en fazladır ve yaşlı erkeklerin hastalığı diye de bilinir.

Belirti vermeyen türü daha yaygındır ve 75 yaşından sonra bu türün görülme sıklığı yüzde 50’nin üzerindedir. Yaş ilerledikçe prostat kanseri riski artmaktadır.

Çünkü yapılan araştırmalara göre 65 yaşın üzerindeki kişilerde görülme ihtimali fazladır.

PROSTAT KANSERİNİN NEDENLERİ

Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hormonların, genetik (aileden gelen) ve çevresel faktörlerin bu hastalığın oluşmasında sebepler olduğu düşünülmektedir. Ergenlikten önce ortaya çıkmadığı için ergenlikten sonra salgılanan hormonlar ve bu kanserin tedavisinde kullanılan hormonların (östrojen gibi) varlığı hormonların bu hastalık üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

Prostat kanserli kişilerin birinci derecede akrabalarında da hastalık riskinin arttığı belirlenmiştir. Bu yüzden genetik faktörler de prostat kanserinden sorumlu tutulmaktadır.

Amerikalı siyah ırkta, afrika kökenlilerde daha fazla görülür ve daha erken yaşta ortaya çıkar. Bu durumun sebebi henüz bilinmemektedir.

Prostat kanserine neden olan genleri bulmak için hala çalışmalar devam etmektedir.

Belirli coğrafik yerlerde prostat kanserinin daha çok görülmesi çevresel faktörlerin de rol oynadığını düşündürmektedir. Özellikle İskandinav ülkelerinde daha çok görülür. Japonya ve bazı asya ülkelerinde daha az görülmektedir.

Bu bölgelerden riskli bölgelere göç sonucu hastalık riski artmamış fakat sonraki nesilde arttığı görülmüştür. Bu da çevresel etkinin önemini göstermektedir.

Hayvansal yağ içeriği yüksek olan besinlerle beslenmenin de hastalık riskinin arttırdığı düşünülmektedir.

PROSTAT KANSERİNİN BELİRTİLERİ

Hastalık sinsi seyreden ve yavaş gelişen bir durum olduğundan genelde hastalığın erken döneminde belirti vermez. Hastanın da pek şikayeti olmaz. Ama hastalık ilerledikten sonra -genelde idrar yolunun tıkanmasıyla ortaya çıkar- şu belirtiler görülür:

Bu yukarıdaki belirtiler prsotatın büyümesi sonucu ortaya çıkar. Tümör yayıldığında ise vücutta ağrı (genelde bel ağrısı) kilo kaybı gibi durumlar görülür.

PROSTAT KANSERİ TANISI NASIL KONUR?

PSA düzeyinin ölçülmesi, elle yapılan muayene, ultrason, röntgen, prostattan parça alarak prostat kanseri tanısı yapılır. PSA prostatta üretilen bir madde olduğundan bunun kanda olması gereken miktardan fazla olması tanı konmasında önemlidir. Normal değer 4 ng/dl ve bunun altıdır.

Elle yapılan muayeneyle oluşmuş tümör varsa anlaşılır fakat bu yeterli bir yöntem değildir. Kanserin kemiklere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik filmi çekilir. Aynı durum akciğer için de geçerlidir. Ultrasonla kanser görülebilir ve nerelere yayıldığına, büyüklüğüne bakılır.

Prostattan alınan parçayla mikroskobik olarak inceleme sonucu kanser tanısı konabilir.

PROSTAT KANSERİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Prostat kanseri erken tanısında tamamiyle tedavi edilebilen bir hastalıktır. Öncelikle uygun tedavi için tümörün incelenmesi gerekir. Kanserin yayılması incelenir. Tümörün nerelerde bulunduğuna bakılır. Tedavi yöntemlerinden biri ilaç tedavisidir.

Kanser hücrelerini yok etmede kullanılan ilaçlarla yapılır. Ayrıca yapılan hormon tedavisi de ilerlemiş prostta kanserlerinde uygulanır. Östrojen hormonu verilir. Bir diğer tedavi şekli ışın tedavisidir. Radyoterapi denilen yöntemdir. Amaç kanser hücrelerini öldürmektir.

Ameliyatla yapılan tedavi sonucu prostat bezi, tümörün yayıldığı organlar çıkarılır.

Ancak şunları unutmamak gerekir ki, herkes için aynı tedavi yapılmaz. Tedavideki amaç ömrü uzatmaktır. Hastalık çok ilerlerse tedaviyle hastalık sadece yavaşlatılabilir. Hemen tedavi edilebilen bir hastalık değildir.

Bu yüzden 50 yaşın üzerindekiler hastalığın taraması için doktor tarafından kontrol edilmelidir. Hastalık pek belirti vermediği için erken tanı konması çok önemlidir. Ayrıca tedaviler o kadar rahat ve yan etkisiz değildir.

Mutlaka size en uygun tedavi seçilmelidir.

Источник: https://xn--salk-1wa3i.net/prostatkanseri.html

Prostat Kanseri

Prostat Kanseri Erken Dönem Belirti Vermeyebilir

Prostat Kanseri

Prostat kanseri günümüzde erkek toplumunu etkileyen önemli sağlık sorunlarından birini oluşturuyor.

Bu hastalık erkeklerde görülen ve kansere bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 9’unun nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde erkeklerde en sık prostat kanseri gelişiyor.

Yaklaşık her 10 erkekten biri, yaşamının herhangi bir döneminde bu kanser türüne yakalanıyor. Prostat kanserinin tanısı erken dönemde konulabildiği takdirde, hastalığın tamamen tedavi edilebilme şansı doğuyor.  Bunun aksine erken tanı konulamadığı ve uygun tedavi yapılamadığı takdirde prostat kanseri ölüme yol açıyor.

Maalesef birçok hastada prostat kanseri genellikle ileri bir dönemde yakalanıyor. Çünkü erken dönem prostat kanseri hiçbir belirti vermeden sinsi sinsi gelişebiliyor ve tanısı genellikle rutin kontroller sırasında yapılan tetkiklerle konulabiliyor. Ancak, erkeklerin çoğu herhangi bir yakınması olmadığı için kontrol amacıyla doktora başvurmuyor.

Oysa, günümüzde parmakla rektal muayene ve serum prostat spesifik antijenin (PSA) birlikte kullanımıyla birçok erkekte prostat kanseri erken dönemde saptanabiliyor.

Dolayısıyla sağlıklı, 10 yıldan fazla yaşam beklentisi olan her erkeğin 50 yaşından itibaren yılda bir kez prostat muayenesinden geçmesi ve serum PSA düzeyini kontrol ettirmesi erken tanı için büyük önem taşıyor.

Risk Faktörleri Nelerdir?

Ailesinde prostat kanseri tanısı almış yakını olan 45 yaş üstü ve ailede prostat kanseri olmayan 50 yaş üstü erkekler yaşamlarının herhangi
bir döneminde prostat kanserine yakalanma riskine sahipler.

Daha erken yaşlarda da görülebilmekle birlikte ilerleyen yaş ile paralel  olarak kanser riski de artıyor. Ayrıca kişinin babası veya erkek  kardeşi gibi birinci dereceden akrabalarında prostat kanserinin varlığı o kişide kanser görülme riskini artırıyor.

Bunların yanı sıra bazı  çalışmalar da yağdan zengin diyetin de prostat kanseri riskini  arttırdığını gösteriyor.

Nasıl Tedavi Ediliyor?

Erken dönemde tanı konulan ve uygun tedavi yapılan hastalarda yaşam süresi normal, kansersiz hastalardan farksızdır.

Cerrahi tedavi: Erken dönemde tanı konulan birçok hastada birincil seçeneği oluşturuyor. Cerrahi yöntemde prostat bezi meni keseleriyle birlikte bir bütün olarak çıkarılıyor.

Radyoterapi (ışın tedavisi): Kanser prostat içinde sınırlıyken  kullanılabilen bir tedavi yöntemini oluşturuyor. Ayrıca prostat kanserinin bölgesel yayılımı durumunda da kullanılabiliyor.

Radyoterapi vücut dışından kanserli bölgenin hedeflenerek ışınlanması şeklinde olabileceği gibi, doğrudan kanserli bölge içerisine radyoaktif çekirdekçiklerin yerleştirilmesi (Brakiterapi) veya bazı erkeklerde her iki yöntemin birlikte kullanımı şeklinde uygulanıyor.

Hem cerrahi, hem de ışın tedavisi ile organa sınırlı prostat kanseri tedavisinde çok başarılı sonuçlar alınabiliyor. Doktor hastası için en uygun tedavi seçeneğinin hangisi olduğu konusunda detaylı bilgi veriyor.

Hormonal tedavi: Vücut içerisinde başka bölgelerin tutulmuş olduğu hastalarda başvuruluyor. Temelde iki şekilde uygulanıyor;  ilaç kullanımı ve cerrahi olarak ilaçlarla oluşturulan etkinin  sağlanması.

İleri dönemde, hastalığın hormonal tedaviye yanıt veremez hale geldiği durumlarda kemoteropi tedavi amacıyla kullanılıyor.

Son zamanlarda hastalığın nüksü açısından yüksek risk taşıyan ve  özellikle genç yaştaki hastalarda daha erken dönemlerde de kemoterapi tedavinin bir parçası olarak kullanılıyor.

Tedavide unutulmaması gereken önemli noktalardan biri, hastanın tedavi başladıktan sonra da doktoru ile irtibatını kesmemesi. Takiplerde doktor muayene ile serum PSA kontrolü yapıyor ve sonuçlar doğrultusunda genel olarak hastalığın seyri hakkında hastasını bilgilendiriyor ve dönem dönem tedavide değişiklikler öneriyor.

Prostat kanseri, erken dönemde, yani tümörün küçük, tedavi edilebilir olduğu dönemlerde genellikle herhangi bir belirti vermiyor. Zamanla idrar yapmayla ilgili sorunlar gelişmeye başlıyor.

Her 10 erkekten birinde görülen prostat kanserinde erken tanı yaşam kurtarıyor.

Günümüzde hem cerrahi hem de ışın tedavisi ile, organa sınırlı prostat kanseri tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor. Doktor, hastası için en uygun tedavi seçeneğini belirliyor.

Parmakla rektal muayane ve serum PSA düzeyinin kontrolü ile erken tanı sağlanabiliyor.

Belirtileri Nelerdir?

Prostat kanseri, daha önce de belirtildiği gibi, erken dönemde, yani tümörün küçük, tedavi edilebilir olduğu dönemde genellikle herhangi bir  belirti vermiyor.

Zamanla kanserli dokunun büyümesi ve prostat içerisinden geçen idrar kanalına basınç oluşturması sonucu idrar yapmayla ilgili problemlere yol açabiliyor.

Genel olarak bu geç dönemde ortaya çıkan şikayetler ise şunlar; özellikle geceleri idrar sıklığında artış,  idrar akımında zayıflama, idrar yapamama hali, kesik kesik idrar yapma, idrar yaparken ağrı ve/veya yanma hissi, idrarda kan görülmesi.

Hastalığın prostat dışında kemiklere de yayılmış olması durumunda, kemik ağrıları, özellikle de sırt bölgesinde, kalça, bacaklar ve kaburgalarda ortaya çıkabiliyor.

Tanı Nasıl Konuluyor?

10 yıldan fazla yaşam beklentisi olan her erkek 50 yaşından itibaren yılda bir kez prostat muayenesi ve serum PSA düzeyi kontrolü yaptırmalıdır.

Tanı nasıl konuluyor?

Tanı bir dizi aşamadan sonra konuluyor. Doktor öncelikli olarak kişinin geçmiş dönem sağlığı, ailesinde kanser olan bireyler olup olmadığı ve herhangi bir yakınmasının bulunup bulunmadığıyla ilgili sorular yöneltiyor.

Bunun ardından genel fizik incelemesi yapıyor. Prostat bulunduğu bölge  itibarıyla bakarak görülebilen bir organ olmadığı ve hemen rektumun önünde yer aldığı için, doktor prostatı ancak parmakla rektal muayenede hissedebiliyor. Bu muayene ile prostatın genel büyüklüğü, herhangi bir bölgesinde  düzensizlik ve/veya sertlik olup olmadığı hakkında bilgi sahibi oluyor.

Muayene sırasında pozisyondan dolayı bir miktar rahatsızlık duyulabiliyor, ancak elle yapılan işlem herhangi bir hasara veya ciddi ağrıya yol açmıyor. Prostat kanserinin tanısında yardımcı bir diğer test de serum PSA düzeyinin ölçülmesi.

PSA hem normal prostat dokusu, hem de kanserli doku tarafından üretilen bir madde. Kan seviyesi kanserli dokunun büyümesiyle birlikte yükselirken, bazı kişilerde BPH, prostatın iltihabi durumlarında da seviyesinde artış gözlenebiliyor.

Günümüzde parmakla rektal muayene ve serum PSA düzeyinin kontrolü ile prostat kanserinin erken dönemde tanısı mümkün olabiliyor.

Amerikan Üroloji Derneği bünyesindeki Amerikan Kanser Topluluğu ailesinde prostat kanseri öyküsü olan erkeklerde 45 yaşından, diğer  erkeklerde de 50 yaşından itibaren yılda bir defa parmakla rektal  muayene ve serum PSA düzeyinin kontrolünü öneriyor.

Bu incelemeler sonucunda kanser şüphesi varlığında prostat dokusunun ultrasonografi eşliğinde yapılacak biyopsi ile incelenmesi bir sonraki basamak olarak öneriliyor.

Biyopsi işlemi, mikroskop altında kanser varlığının araştırılması amacıyla prostattan doku parçacıklarının alınmasıyla gerçekleşiyor. Sonuçta kanser tanısı konulursa doktor, kanserin yayılım derecesini anlamak amacıyla ek tetkikler isteyebiliyor.

Источник: http://www.kanserliyiz.com/prostat-kanseri.html

Prostat kanseri belirtileri nelerdir? Prostat kanseri tanı ve tedavisi için ne sormalıyım? Ne bilmeliyim?

Prostat Kanseri Erken Dönem Belirti Vermeyebilir

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

25.12.2016

Prostat kanseri, idrarı mesaneden vücudun dışına taşıyan idrar kanalını yüzük şeklinde saran prostat bezinin kanseridir.

Son 20 yılda giderek artan sayıda prostat kanseri erken evrede teşhis edilmekte ve tamamen tedavi edilme şansı bulmaktadır.

Bu yazımızda başta prostat kanseri belirtileri ve erken tanı için neler yapılabileceği ve kısaca prostat kanseri tedavisi hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Prostat kanseri olabileceğimden şüpheleniyorum, ne sormalıyım? Ne bilmeliyim?

Prostat kanseri belirtilerini bilmelisiniz!

Erken evre prostat kanseri genellikle belirti göstermez. İleri evre prostat kanseri ise, aşağıdaki belirtilere neden olabilir:

-İdrar yaparken oluşan problemler; idrarı az ya da yavaş yapma, özellikle akşamları sık idrara çıkma isteği,

-İdrarda kan (hematuri),

-Sertleşme (ereksiyon) problemi, tıbbi adıyla empotans,

-Kanserin kemiklere yayılımına bağlı kalça, sırt (omurga), göğüs veya vücudun diğer bölgelerinde ağrı,

-Bacaklar ya da ayaklarda halsizlik veya uyuşukluk ya da kanserin omuriliğe yaptığı baskıdan dolayı idrar veya dışkı kaçırma.

Aynı belirtiler, başka hastalıklarda da görülebilir. Örneğin; idrar yapmada zorluk, kanserden çok iyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu bir belirti olabilir. Yine de, bu tür belirtilerle karşılaşıldığında vakit kaybetmeden uzman bir doktora başvurarak gerekli teşhisin erken koyulmasına ve tedaviye hızlı başlanmasına imkan sağlanmalıdır.

Herkesin prostat kanserine yakalanma ihtimali aynı mıdır? Prostat kanserine yakalanma ihtimalini arttıran nedenler hakkında ne sormalıyım? Ne bilmeliyim?

Erkeklerin yaklaşık %20’sinde hayatlarının bir döneminde, prostat kanseri görülecektir. Bu oranın sadece %3’lük bir kısmı yaşamsal teh taşır. Her kanser türünde olduğu gibi prostat kanserinde de erken teşhis ile yaşam kaybı oranları azaltılabilir.

Prostat kanseri, kişide hem genetik hem de genetik olmayan faktörlere bağlı olarak gelişebilir. Genetik faktörler, kalıtsaldır ve değiştirilmesi pek mümkün değildir.

Ancak beslenme, egzersiz, sigara ve alkol kullanımı gibi kişinin yaşam tarzına göre değişkenlik gösteren çevresel etkenler, genetik olmayan faktörlerdir ve bunları değiştirmek mümkündür. Farklı kanser türleri için o kansere yakalanma ihtimalini arttıran faktörler vardır.

Ancak, kansere yakalanma ihtimalinizi arttıran bir veya birden fazla faktörünüzün olması, o hastalığa yakalanacağınız anlamına gelmez.

Prostat kanserinde kalıtsal veya genetik faktörler

Tahminen prostat kanserlerinin yaklaşık %9’u, kalıtsal yatkınlıkta genler sonucu oluşabilir. Genetik prostat kanseri, bu spesifik genler ile belirlenir.

Prostat kanseri olan erkeklerin ortalama %15’inde hastalık, birinci derece erkek akrabalarından (baba veya erkek kardeş) geçmektedir. Bu alanda önemli aşamalar kaydedilmesine rağmen, araştırmalar devam etmektedir.

Kadınlarda olan meme ve yumurtalık kanserleriyle bağlantısı bilinen BRCA2 genindeki mutasyonun, erkeklerde prostat kanserinde yakalanma ihtimalini arttırdığı gözlenmiştir.

Prostat kanserinde çevresel veya genetik olmayan faktörler

Bazı erkekler prostat kanserine yakalanırken, bazı erkeklerde prostat kanserinin gelişmemesinin nedeni henüz tam bir netlik kazanmamıştır.

Ancak yapılan araştırmalar, çevresel faktörlerin prostat kanseri gelişiminde genetik faktörlere nazaran daha önemli bir rol oynadığını göstermiştir.

Her ne kadar prostat kanserinin sebebi muğlak olsa da, bu kanser türü ile bağlantılı bazı faktörler tanımlanabilir:

Prostat kanserinde yaşın etkisi: Erkeklerde, prostat kanserinin oluşma ihtimali ilerleyen yaşla birlikte artar. Bu sebeple prostat kanserine yaşlılık hastalığı da denilebilir. Prostat kanseri, 50 yaşın altındaki erkeklerde nadir görülürken, 55 yaşın üzerindeki erkeklerde sık rastlanan bir kanser türüdür.

Prostat kanserinde beslenme: Araştırmalar, belli besin ürünlerinin kullanımı ile prostat kanserine yakalanma ihtimali arasında net bir bağlantı bulamamıştır. Bununla birlikte yağda kızarmış yiyeceklerin prostat kanseri riskini arttırdığı sitemizde haberini yazdığımız bir çalışma ile gösterilmiştir.

Ayrıca daha önce yapılan araştırmalar, selenyum ve E vitamininin prostat kanserine yakalanma ihtimalini azaltabileceğini göstermiş olsa da, sonradan yapılan araştırmalardan edinilen daha net sonuçlar, her ikisinin de fayda sağlamadığını göstermiştir.

İyi huylu prostat kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlar: Bu ilaçlara 5-alfa-redüktaz enzimi engelleyici ilaçlar denilir. Testosteronun, dihidrotestesteron (DHT) olarak bilinen ve prostatta bulunan en etkili erkeklik hormonuna dönüşümünü engelleyen ilaçlardır.

Pprostatın iyi huylu büyümesi (benign prostat hiperplazisi) tedavisinde kullanılır ve prostat kanserine yakalanma ihtimali yüksek olan erkeklerde, bu ihtimali azaltabilir. Bu ilaçlar, finasterid ve dutasteriddir. Ancak, bu ilaçların kullanımı mutlaka doktor tavsiyesi ile olmalıdır.

Bireyler kendi başlarına prostat kanserinden korunmak amacı ile bu tür ilaçları kullanmamalıdır.

Prostat kanserine yakalanma ihtimalim yüksek ise, erken teşhis için ne sormalıyım? Ne bilmeliyim? Prostat kanserine yönelik check-up yapılır mı?

Hekiminize prostat kanseri tarama testlerinin sizin için gerekli olup olmadığını sormalısınız.

Prostat kanseri, kanda prostat spesifik antijen (PSA) oranı ölçülerek erken teşhis edilebilir. Prostat kanserinin erken teşhis edilmesi için uygulanan başka bir yöntem de makattan parmakla muayenedir (dijital rektal muayene).

Bu testlerden birinden elde edilen sonuçlarda anormal bulgulara rastlanırsa, kanserin varlığını sorgulamak için başka testlerde gerekli olabilir.

Prostat spesifik antijen testi ya da dijital rektal muayene sonrası prostat kanserine rastlanırsa, hastalık muhtemelen tedavi edilebilir erken evrede tespit edilmiş demektir.

Prostat kanserinde erken tanı mümkündür!

Tarama testlerinin birçok prostat kanserinin erken evrede tespit edilmesine yardımcı olabilir. Ancak, ne PSA testinin nede dijital rektum muayenenin %100 kesin sonuç vermediği bilinmesi gereken önemli bir konudur.

Yanlış pozitif sonuçlar, kanser olmadığı halde kişiye bir sonraki aşamada gereksiz yere prostat biyopsisi uygulanmasına neden olabilir.

Bu sebeple, PSA testi ya da dijital rektal muayene konusunda uzman bir doktor tarafından gerçekleştirilmeli ve bir sonraki aşamada uygulanacak yol yine aynı uzman doktor tarafından belirlenmelidir.

PSA kan testi ve/veya makattan parmakla muayene sonuçlarına göre prostat kanseri olasılığı söz konusu ise, şüphenin biyopsi (iğne ile prostattan parça alınması) ile onaylanması gerekir. Prostat kanserine, prostat bezine yapılan bir veya birden fazla biyopsi sonucunda tanı konur.

Biyopsi, hastada var olan benin prostatik hiperplazi, kanser veya var olan diğer medikal problemleri belirler. Biyopsi sırasında, iğne yardımıyla rektumdan girilerek prostat dokusundan birkaç ufak parça örnek alınır.

Bu doku örnekleri, laboratuvar ortamında incelenerek varsa kanser hücreleri tespit edilir.

Alınan biyopsi sonucu prostat kanseri olduğu belirlenirse ilk olarak ne sormalıyım? Ne bilmeliyim?

Öncelikle 2 soru sormalısınız:

1. Prostat kanserim hangi aşamada?

2. Prostat kanseri için hangi risk grubundayım?

Prostat kanserinin tedavisinde; cerrahi müdahaleyle prostat bezinin çıkarılması (radikal prostatektomi), kemoterapi, radyoterapi ve herhangi bir müdahale yapılmaksızın yakından izlem gibi birden fazla seçenek mevcuttur.

Bu tedavi seçeneklerinden hangisinin sizin için en uygun olduğuna karar verilirken; kanserin evresi, agresifliği veya PSA değerleri baz alınabilmektedir.

Ancak esasında en doğru olanı; bu ölçütlerin hepsinin birden değerlendirilmesi ve hastanın risk grubunun (düşük / orta / yüksek) belirlenmesidir.

Çünkü bu, hem tedavi kararının verilmesinde hem de prostat kanseri tedavisindeki gelişmelerin daha iyi takip edilebilmesinde ciddi yarar sağlamaktadır.

Düşük riskli prostat kanserlerinde ve orta riskli prostat kanserlerinin de bir kısmında herhangi bir tedavi uygulanmaksızın yakından izlem yaklaşımı ön plandayken, yüksek riskli prostat kanserlerinde ve orta riskli prostat kanserlerinin diğer bir kısmında cerrahi ve radyoterapi gibi yöntemler ön plana çıkmaktadır.

Bunun yanında yapılan çalışmalarla prostat kanserindeki gelişmeler duyurulurken; sürekli risk grupları telaffuz edilmektedir. Ancak birçok hasta, kendi risk grubunu dahi bilmemektedir.

Oysa prostat kanserli bir hasta, tedaviye başlamadan önce mutlaka hangi risk grubunda olduğunu bilmeli ve ona göre tedaviye başlamalı, ona göre gelişmeleri takip etmelidir.

Sonuç olarak; prostat kanserli hastaların, hekimlerinin de yardımıyla hangi risk grubunda olduğunu öğrenmesi; gerek tedavi kararı verilirken, gerekse hastalığıyla ilgili gelişmeleri takip ederken daha aktif bir rol oynayabilmeleri için son derece önemlidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/prostat-kanseri-belirtileri-nelerdir-prostat-kanseri-tani-ve-tedavisi-icin-ne-sormaliyim-ne-bilmeliyim/

Prostat, Prostat Kanseri belirtileri sebepleri nelerdir | Saglık.Com

Prostat Kanseri Erken Dönem Belirti Vermeyebilir

Erkeklerde idrar kesesinin hemen altında yer alan küçük bir salgı bezine verilen addır prostat. Yetişkin bir erkekte prostat ağırlığı ortalama 18-20 gramdır. Prostat salgı bezi idrar kesesinin (mesane) çıkımında idrar yolunu çevreler. Prostatın mesaneyi çevrelediği bölümde, meni kanalı idrar yoluna açılmaktadır. İdrarı tutmayı sağlayan iki tane büzük (sfinkter) sistemi bulunmaktadır.

Sponsorlu Bağlantılar

Prostat kanseri erkeklerde en sık rastlanılan kanser türüdür. Erkek üreme sisteminin en mühim ögesi olan prostatta meydana gelen kötü huylu değişimler olarak tanımlanır.

Prostat kanserinin, Amerika’da her 5 erkekten binde görüldüğü belirlenmiştir. Prostat kanseri genelde 50 yaş üzeri erkeklerde görülür ancak ender de olsa 50 yaş altındaki genç erkeklerde de görülebilir. Prostat yer olarak mesanenin hemen altında, rektumun önünde, ceviz büyüklüğünde bir tür bez halinde bulunur.

Prostat, ejekulasyon sırasında spermin dışarı atılmasını sağlayan akışkan sıvının ve enzimlerin 1/3 ünü salgılamaktadır. Ejakulatın içinde var olan sperm, testislerde üretilir ve vas deferens diye tabir edilen tüpler vasıtasıyla taşınır. Bu sırada prostattan bu katkı maddelerini alır ve penise taşıyıp dışarı atılmasını sağlar.

Prostatın arkasında bulunan seminal kabarcıklar bu akışkanın gerçekleştiği alandır. Prostata olan direkt teması ve yakınlığı sebebiyle, kanser bu seminal kabarcıkları ve prostatı çevreleyen kapsülü de etkileyebilmektedir. Böyle bir durumda ameliyat, kanseri yok etmek açısından pek fayda sağlamayabilir.

Rektuma olan yakınlığı yüzünden Rektal muayene prostat hakkında fikir verebilir.

Sponsorlu Bağlantılar

Prostat kanserinin nedeni tam olarak tespit edilememiştir. Fakat bazı unsurların, prostat kanseri riskini artırdığı tespit edilmiştir.Prostat kanseri riskini artıran ilk faktör, genetik etkenlerdir. Ailesinde prostat kanseri olan bir erkeğin prostat kanserine yakalanma riski, iki kat fazladır.

Yaş unsuru prostat kanseri riskini artıran bir diğer etkendir. Genelde 50 yaş üzerindeki erkeklerde prostat kanseri riski fazla iken 65 yaş üzeri erkelerde bu risk artmaktadır.
Yaşanılan coğrafyanın da prostat kanseri üzerinde etkili olduğu düşünülür.

Zira Afrikalı-Amerikalılarda prostat kanserinin daha çok görüldüğü tespit edilmiştir. Prostat kanserinin, erkeklik hormonları ile bağı olduğu düşünülmektedir. Zira kısır erkeklerde veya sonradan kısırlaştırılmış erkeklerde prostat kanserinin görülmemesi bu düşünceyi kuvvetlendirmektedir.

Karaciğer hastalıkları da prostat kanseri riskini artıran faktörlerden biridir.

Prostat kanseri belirtileri nelerdir?

Prostat kanseri maalesef çoğu zaman ileri evreye gelene kadar belirti vermeyebilir. Ancak uzman bir doktor muayenesi ve Prostate Specific Antigen (PSA) diye bilinen kan tahlili ile genellikle belirti vermeden önce erken evrelerde teşhis konulabilir.

Prostat kanseri ilk evrelerinde, prostat bezinin büyümesi ile idrar yapamama ve kanlı idrar gibi belirtiler gösterir. Hissedilen ağrı da prostat kanseri şüphesini akla getirir. Prostat kanserini önlemek için net bilgiler olmamakla birlikte, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz önerilir.

Prostat kanseri kimlerde görülür?

Erkeklerde en çok görülen iç organ kanseri prostat kanseridir. 50 yaş üzerindeki erkeklerde akciğer kanserinden sonran en sık rastlanılan kanser türü prostat kanseridir. 65 ila 75 yaş arasında prostat kanseri görülme riski en fazla olur bu yaşlı erkek hastalığı diye ifade edilir.

Prostat kanserinin bir belirti vermeyen kanser türü daha yaygındır ve 75 yaş üzeri erkeklerde prostat kanserine yakalanma riski yüzde 50dir. Kip kişinin yaşı ilerledikçe prostat kanser riski artmaktadır.

Zira yapılmış olan araştırmalar 60 beşi yaş üzeri erkeklerde süs prostat kanseri görülme ihtimalin daha yüksek olduğu görülmüştür.

Prostat kanseri teşhisi

Prostat kanseri teşhisi için yapılan prostat muayenesi rektal tuşe ile yapılır. Yapılan rektum muayenede prostat kenarları düzensiz ve noduler şekilde ele gelir. Ayrıca Prostate Specific Antigen (PSA) testinin ortaya çıkması da prostat kanseri teşhisinde yeni bir çağ açmıştır. Bu test sayesinde prostat kanseri çok erken evrelerinde teşhis edilmektedir.

Prostat kanseri tedavisi

Prostat kanseri tedavisinde, hastanın yaşı, kanserin evresi, hastanın genel sağlık durumu gibi bazı faktörler rol oynar. Prostat tedavisinde radyasyon tedavisi yani dışarıdan ışın tedavisi, Radikal Prostatektomi, hormon tedavisi uygulanır.

Radyasyon tedavisi, sadece prostatla sınırlı kalmış kanser türlerinde başarılı sonuçlar vererek, iyileşme sağlar. Hastanın hastanede yatması gerekmez ve ortalama 2 aylık bir tedavi süreci gerektirir. Ağrısız bir tedavi yöntemidir. Her bir tedavi seansı bir iki dakiak sürer.

Radikal Prostatektomi tedavi yönteminde ise prostat ve bağlı seminal kabarcıklar birlikte ameliyatla alınırlar. Hastanın birkaç gün hastanede kalması gerekir. ameliyat genel anestezi veya lokal anestezi ile yapılır. Ameliyatla kanserli dokunun tamamının alınması halinde iyileşme sağlanır.

Fakat kanser prostat dışına çıkarak lenf bezlerine, çevre dokulara sıçramış ise, ameliyat ile kanserli bu alanlar alınamadığı için, ameliyat sonrası bu bölgelere radyasyon tedavisi uygulanarak tedavi yoluna gidilir. Yine kanserin prostat dışına sıçraması durumlarında hormon tedavisi uygulanır.

Hormon tedavisi ile, testislerdeki erkeklik hormonunun salınımı baskılanır. Böylece kanser gelişimi durdurulabilir. Bu tedavide en hızlı yol testislerin alınmasıdır. Fakat çoğu zaman ağızdan alınan ilaçlar veya 3 aylık enjektabl ilaçlar bu tedavide tercih edilmektedir.

BAŞKA BİR KAYNAK

Prostat kanseri nedir

Vücudumuzda var olan tüm hücreler belirli bir düzen içersinde kontrol altında çoğalarak kendilerini yinelerler. Bazı sebepler yüzünden bu hücrelerin çoğalmasını kontrol edilmesi imkansızlaşabilir.

Kontrolsüz şekilde çoğalan bu hücreler  bir araya toplanarak tümör oluştururlar.Yani kısaca tümör kontrolsüz çoğalan hücrelerin topluluğudur.

Bu tümörlerin bazıları çoğaldığı yerde kalır, bazıları ise  dolaşım sistemi ile birlikte başka organlara yayılır ve yayıldığı organları tahrip eder. İşte bu şekilde yayılan tümörlere kanser veya kötü huylu tümörler denir.

Kanserli hücreler başka bir alana yerleşip, orada çoğalma üreme özel yeni sahiptirler. Prostat ise tüm erkeklerde var olan bir organdır. Prostatın işlevi erkekte meni yapımını sağlamaktır. Prostatta meydana gelen, kanser türüne  prostat kanseri denir.

Prostat kanserinin nedenleri

Prostat kanserinin sebebe tam olarak belirlenememiş olsa da, genelde var olan  hormonlar meydana getirmediği için  ergenlik döneminden sonra salgılanan hormonlar, prostat kanserinin tedavisinde kullanılan hormonların, prostat kanseri üzerinde etkili olduğunu düşündürmektedir.

Bu sebeple  genetik faktörler de,  prostat kanserinin nedenlerinden biri olarak sorumlu tutulmaktadır.

özellikle  belirli coğrafi bölgelerde prostat kanserinin daha sık görülmesi, kanserin oluşumunda coğrafi faktörlerin etkili olduğu düşüncesine sebep olmaktadır.

Örneğin İskandinav ülkelerinde prostat kanseri daha çok görülürken, Japonya ve bazı Asya ülkelerinde daha nadir görülmektedir.

Bunun yanında hayvansal yağların fazla olduğu besinlerin tüketilmesi prostat kanserine neden olduğu düşünülmektedir.

Prostat kanserinin belirtileri

Bir prostat kanseri  genelde sinsi ilerleyen ve yavaş gelişen bir hastalık olduğu için erken teşhis ya da erken tedavi sürece şansı pek olmamaktadır. Bir prostat kanseri olan kişi teşhis konulduğu ana kadarı prostattan herhangi bir şikayete bulunmaz. Siz ancak hastalık bu ilerledikten sonra kişide bu  bazı  şikayetler ortaya çıkmaya başlar.

Kişi idrar yaparken zorluk çeker.

Kişiye sık sık idrara çıkma isteği duyar.

İdrarında kan görebilir.

Bu şikayetler prostatın büyüdüğü zaman ortaya çıkmaya başlar bu prostat kanserinin ses yayılması ile birlikte vücutta ağrılar oluşmaya ve  hızla kilo kaybı görülmeye başlar.

Prostat kanseri tedavisi

Prostat kanser erken teşhis edilirse bu hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür. Prostat kanserine en uygun tedavi yapılabilmesi için öncelikle tümörü incelenir. Kanserin yayılma süreci bit tümörüm hangi bölgelerde oldurup tespit edilir.

Prostat kanser tedavisinde birinci tedavi yöntemi ilaç tedavisidir. Kanserli hücreleri yok etmek için kullanılan  ilaçlarla bu tedavi sürecine başlanır. Takviye olarak hormon tedavisi uygulanabilir.

Prostat kanserinde bir diğer tedavi şekli ise ışın tedavisidir. Yani diğer adıyla radyoterapi tedavisi. Işın tedavisin de amaç kanser hücrelerini yok edebilmektir. Prostat ameliyatında yapılan tedavi şekli ise kanserin yayıldığı organların çıkarılmasıyla olur.

Konuda dikkat çekici nokta herkes için aynı kanser tedavisinde uygulanmayacağıdır.

Sponsorlu Bağlantılar

Источник: https://www.xn--saglk-q4a.com/prostat/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть