Prostat Kanseri Tanısında PSA Testinin Önemi

Prostat kanserinin belirtileri, erken tanısı ve yeni tedavi seçenekleri

Prostat Kanseri Tanısında PSA Testinin Önemi

Türkiye’de prostat kanserinin akciğer kanserinden sonra 2. sıraya yerleştiğini bildiren Prof. Dr.

Çal, “65 yaş ve üstü her 10 kişiden birinin idrar kaçırmakta ve erkek cinsel organında sertleşme sorununu tüm dünyada erkeklerde görülen önemli problemlerin başında gelmekte, prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğu bilinmektedir.

Ürolojik şikayetleri olan kişilerin tıbbi yardıma başvurmayı ihmal etmelerinin en önemli nedenleri arasında utanma ve geç teşhis yer almaktadır” diyor.

Prostat kanserine karşı yılda bir kez yapılacak PSA testi hayat kurtarır

Çal, prostatın “sadece erkeklerde bulunan ve üreme ile ilgili ikincil görevleri yerine getiren, yaklaşık 20 gram ağırlığında bir organ” olduğunu belirtti.

İşlevlerinin üremeyle ilgili olmasına rağmen idrar torbasının çıkışında yerleşmesi ve idrar kanalını çepeçevre sarmasından dolayı prostat hastalıkları sırasında idrar atım zorluklarının geliştiğine dikkat çeken Çal, şunları ifade etti: “Genel hatları ile sınıflandırıldığında prostat bezinin üç grup hastalığı tanımlanabilir:

  • İyi huylu büyümesi, benign prostat hiperplazisi (BPH),
  • Kötü huylu büyümesi, prostat kanseri,
  • İltihaplanması, prostatit.

Aralarında geçiş olmamasına rağmen bu üç hastalık aynı erkekte eş zamanlı ya da farklı zamanlarda saptanabilir. İyi huylu prostat büyümesi mikroskobik düzeyde ileri yaştaki hemen her erkekte görülen bir değişimdir.

Prostat kanseri teşhisinde aile öyküsüne dikkat

Prostat hastalıklarında tanı için toplumdaki kişilerin prostat hastalıkları yönünden değerlendirilmesinde yıllık prostat muayenesinin yanı sıra kan PSA (Prostat Spesifik Antijen) düzeyinin belirlenmesi ve idrar tahlili yapılması gerektiğini ifade eden Çal, iyi ve kötü huylu prostat hastalıklarında kan PSA düzeyinde artış saptanabildiğini söyledi.

40 yaşından sonra erkeklerin prostat hastalıkları yönünden değerlendirilmesinde kan PSA değeri değişimlerinin saptanması yaygın kullanılan bir yöntemdir. Birinci derece akrabalarında prostat kanseri teşhis konan erkeklerin hastalığa yakalanma riski yüksektir.

Bunun için bu tür öyküsü bulananların mutlaka muayene ve kan PSA değerlerini takip ettirmesi gerektiğini vurguladı.

Parmakla prostat muayenesinde sertlik saptanan ya da kan PSA değerinde artış belirlenen erkeklere biyopsi yapılması gerektiğini anlatan Prof. Dr.

Çal, prostat biyopsisinin, makatta kalın bağırsağın son bölümüne yerleştirilen bir ultrasonografi cihazı (transrektal ultrasonografi) ile yapıldığını ifade etti.

Geçiken tanı prostat kanserinde önemli bir sorun

İyi huylu prostat büyümesi, ilaçla ya da cerrahi olarak tedavi edilebilir.

Tedavi şeklinin belirlenmesinde, “prostat bezinin boyutu, hastanın yaşı, şikayetlerin şiddeti, mesanede (idrar torbası) taş bulunması” etmenler dikkate alınır.

Tedavide kullanılacak ilaçlar; mesane boynu, prostat içerisindeki düz kas liflerinin gevşemesini sağlayanlar ve prostatın boyutunu küçültenler olmak üzere iki gruba ayrılırlar.

Prostat kanseri tanısı alan bir kişi, hiç tedavi uygulanmadan belirli izlem kuralları esas alınarak takip edilebileceği gibi cerrahi ya da ışın (radyoterapi) tedavileri kullanılarak sağaltılabilir.

Bu hastalarda da izlem ya da tedavi kararı vermede ve uygulanacak tedavi şeklini belirlemede hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkların varlığı, kan PSA düzeyi, biyopside saptanan kansere ait özellikler, eldeki olanaklar belirleyici etmenlerdir.

Cerrahi teknikler arasında “açık yöntem, standart laparoskopi ve robot yardımlı laparoskopi” bulunduğunu kaydeden Çal, şunları ekledi: “Günümüz literatür bilgisine göre, bu üç yöntem arasında hastalığı kontrol altına alma gücü, cinsel sorunlar ve idrar kontrol zorlukları yaşama riskleri açısından farklılık bulunmamaktadır.

İleri evre prostat kanseri tedavisinde sıklıkla vücutta erkeklik hormonlarını etkisiz hale getiren yöntemler kullanılır. Yine evreye bağlı olarak ilaçla kanser tedavisi (kemoterapi) bir diğer yöntemdir. Prostatit tedavisinde prostat dokusuna geçen antibiyotikler, gerektiğinde ağrı kesiciler ve idrar atımını kolaylaştırıcı ilaçlar kullanılabilir.”

Bazı hastalarda hiç bir belirti olmaz. Bazılarında ise sık, güç ve ağrılı idrar yapma, idrarın damla damla yapılması, idrarda kan yada iltihap olması, ejekülasyonda kan ve ağrı gibi belirtiler olabilir. Bu yakınmalar aslında sadece prostat kanserine özgü değildir.

Her erkeğin 45’inden sonra yaptırması gereken test…

Prostatın Kanser dışındaki diğer problemleri de bunlara benzer yakınmalara neden olabilir. Emin olmak için doktorunuzun detaylı bir muayene ve inceleme yapması gerekir. Ayrıca yakınmaların şiddeti ne kansere ne de kanser dışı problemlere işaret eder.

Prostat kanseri Parmak ile rektal muayene (PRM)

Bu işlem için doktor eldiven giyerek parmağınızı rektuma (makata) yerleştirir. Parmak yardımı ile prostatın büyüklüğü, şekli ve kıvamı incelenir. Kanser parmakla muayenede set olarak hissedilir. Ancak kanserin var olduğundan emin olmak için daha başka testlerin yapılması gerekir.

Prostat spesifik antijen (PSA) düzeyini ölçen bir kan testidir. PSA prostat bezinde üretilen ve kanda da bulunan bir proteindir. Prostat kanseri, prostat iltihabı ve benign prostat büyümesi (BPH) durumlarında kandaki PSA düzeyi artar. PSA testi % 100 kesin değildir. Ancak prostat kanseri tanısında ve hastalığın seyrinin izlenmesinde önemlidir.

Prostat kanseri Transrektal ultrasonografi (TRUS)

Rektumdan yerleştirilen bir prob aracılığı ile prostat bezine ses dalgaları gönderilir ve geri yansıyan ses dalgaları aracılığı ile prostatın şekli, büyüklüğü ve iç kesimlerinin detaylı görüntüsü alınır. Bazen prostat kanseri tanısında DRM ve PSA testine ek olarak TRUS’tan yararlanmak gerekebilir. Ayrıca prostat bezinden parça almak (biyopsi) gerekirse TRUS bu işlem için de yardımcı olur.

Prostat kanseri ve Biyopsi

Mikroskop ile incelenmek üzere prostat bezinden hücre örneklerinin alındığı cerrahi bir işlemdir. Biyopsi rektumdan prostat bezi içine uzatılan özel iğneler yardımı ile alınır. Biyopsi prostat bezi içinde kanser varlığı ve tipinin belirlenmesinde son yöntemdir.

Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlarda prostat kanseri riski daha yüksektir. Ancak, 50 yaş ve üzerindeki bütün erkeklerin risk altında olduğu unutulmamalıdır.

Bu nedenle:

Elli yaş ve üzerindeki bütün erkelerin yılda bir kez parmakla rektal muayene olmaları,

Elli yaş ve üzerindeki erkeklerin PRM ye ek olarak yılda bir kez PSA testi yaptırmaları önerilir.
Eğer PRM veya PSA testinde bir şüphe varsa transrektal ultrasonografi yapılmalıdır.
Prostat kanserinin sıklıkla herhangi bir belirti vermeden geliştiğini unutmayınız. Düzenli olarak kontrolden geçmek hayat kurtarıcı olabilir.

Prostat Kanserinin Evreleri

Doktorlar prostat kanserinin yaygınlığını evrelendirme denilen bir sistem ile tanımlarlar. Sıklıkla 2 evrelendirme sistemi kullanılır

A-B-C-D Sistemi: Erken evrelerde (A ve B evreleri) prostatın az sayıda hücresi kanserlidir ve bu kanserli hücreler sadece prostat içerisinde yer alırlar. Prostat dışına çıkmamışlardır. Zamanla, kanser prostatın daha büyük kısmını işgal eder. İleri evrelerde kanser çevre dokulara (C evresi), daha sonra ise lenf bezlerine, diğer organlara ve kemiklere (D evresi) sıçrar.

TNM Sistemi: Bu sistemde, T tümör boyutunu, N lenf bezi tutulumunu, ve M ise diğer organlara sıçramayı belirler. Bu sistemle bütün olası yayılma durumları tanımlanabilir.

Örneğin T3c, N1, M0; tümör prostat dışına çıkarak seminal keseciklere sıçramış (T3c), bir lenf bezinde kanser var (N1) ve diğer organlara kanser sıçramamış demektir (M0).

Aslında tam olarak birbirlerine karşılık gelmese de TNM ve ABCD sistemlerindeki tanımlar birbirine benzer.

Prostat kanseri Derecelendirme

Evrelendirmeye ek olarak kanserin ne oranda tehli olduğunu belirlemek için “Gleason Sistemi” kullanılır.

Biyopsi ile tümörden alınan parça mikroskop altına konur ve hücrelerin normal hücre görünümünden ne oranda saptığı belirlenerek bir derece verilir.

Gleason skoru 2 ile 4 arası olan tümörler normal hücrelere çok benzeyen ve yavaş büyüyen hücrelerden oluşur. 8 ile 10 arası skor verilen tümörler ise daha kötü seyirlidir.

Prostat Kanserinin Tedavisi

Prostat kanserinin tedavisi kanserin evresi, nasıl seyrettiği, hastanın yaşı ve genel Sağlık durumu ile değişik tedavi seçeneklerinin yan etkileri göz önünde bulundurularak belirlenir.

Çok sayıda değişik tedavi seçeneği bulunduğundan, size uygulanacak tedavinin belirlenmesinde sizin, ailenizin ve doktorunuzun yukarda belirtilen temel kriterleri göz önünde bulundurarak birlikte karar vermesi en uygun yaklaşım olacaktır.

Prostat kanserinden korunmak mümkün mü? Erkekler için 6 koruyucu öneri

Birinci seçenek “bekleyerek gözlemektir”. Prostat kanseri genellikle çok yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve yıllarca belirti vermeyebilir.

Ayrıca bu hastalık genellikle ileri yaşlarda ortaya çıktığından bir dönem bekleyerek gelişmeleri izlemek seçeneklerden birisidir.

Bekleyerek gözleme ile diğer tedavi seçeneklerinin yan etki ve rahatsızlıklarından da kaçınılmış olunur. Ancak, hastalık ilerledikçe, gereken tedavilerin uygulanması kaçınılmaz olmaktadır.

Tedavi seçeneğinin belirlenmesinde en önemli kriterlerden biri prostat kanserinin evresidir. Erken evrelerde birinci amaç kanseri vücuttan tamamen çıkarmak ya da kanser hücrelerini öldürmektir. Eğer kanser ileri evrelere ulaşmış ise kanser hücreleri tamamen temizlenmeyecek ya da öldürülemeyecek kadar çoğalmış demektir.

Bu durumda kanserin büyümesini yavaşlatmayı veya durdurmağı amaçlayan tedavi seçenekleri ön plana çıkar. Prostat kanseri testosteron gibi erkelik Hormonlarının etkisi ile büyür. Bilindiği gibi erkeklik hormonlarının çok büyük kısmı testislerde (yumurta) üretilir.

İlerlemiş prostat kanserinin tedavisi erkelik hormonlarının kanser hücrelerini beslemesini engellemek ile mümkün olabilir. Bu tedaviye “hormonal” tedavi denir.

Erken Evrede Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Erken evrelerde, kanser prostat bezi içinde sınırlı iken uygulanabilecek tedavi seçenekleri;

1. Radikal Prostatektomi: Prostatın Ameliyat ile çıkartılmasıdır. Amaç prostatın çıkarılması ile vücuttan kanser hücrelerini tam olarak temizlemektir. İktidarsızlık ve idrarı kontrol etmekte güçlük gibi yan etkileri olabilir.

2. Radyasyon Tedavisi: Prostat bezi içerisindeki kanser hücrelerini öldürmeyi amaçlar. İki şekilde uygulanabilir.

a)Radyasyon ışınlarının vücut dışından prostat bezine doğrudan uygulanması ile,b)Prostat bezi içerisine küçük radyoaktif tohumları ekerek.

Radyasyon tedavisi de iktidarsızlık, ishal, karın ağrıları, makatta rahatsızlık ve idrar yapmakta zorluklar gibi yan etkilere neden olabilir.

İlerlemiş Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Çok ilerlemiş prostat kanserinde bile hiç bir belirti olmayabilir. İlerlemiş prostat kanserinin tedavisinde amaç hastalığın daha da büyümesine engel olmaktır. Kanserin büyümesinin durdurulması belirtilerin ortaya çıkmasını erteleyebilir ya da var olan belirtilerin şiddetini azaltabilir. Prostat kanserinin büyümesini ve sıçramasını engellemek için genellikle hormonal tedavi kullanılır.

1. Kısmi hormonal tedavi: Testosteronun büyük çoğunluğu testislerde üretilir. Kısmi hormonal tedavi ile testislerde testosteron üretimi durdurulur. Bu amaçla kullanılabilecek yöntemler:
a)Ösrojen: Ösrojen prostat kanseri tedavisinde de zaman zaman kullanılabilen bir kadınhormonudur.

Erkekler östrojen alırsa testosteron düzeyleri düşer. Ancak östrojen kullanımının bazı ciddi yan etkileri olabileceğinden kullanımı çok yaygın değildir.

Günde bir tablet östrojen almak bulantı, kusma, memelerde büyüme ve hassasiyet, kalp ve damar problemleri (vücutta fazla Sıvıbirikmesi, damarlarda pıhtı oluşması, inme, kalp krizi) ve cinsel isteğin azalması gibi yan etkilere neden olabilir.
b)Orşiektomi: Orşiektomi testislerin ameliyat ile alınması işlemidir.

Cerrahi kastrasyon da denilir. Testosteron üreten en önemli kaynak vücuttan uzaklaştırıldığı için tümörün büyümesi yavaşlar. İktidarsızlık ve Sıcak basması gibi yan etkileri olabilir. Bu ameliyatın yapılması için genellikle hastanede yatmanız ve genel Anestezi (narkoz) almanız gerekmeyebilir.

Ameliyattan hemen sonra evinize gidebilirsiniz.
c)Medikal kastrasyon: Testislerin testosteron üretimi ameliyat yapılmaksızın da durdurulabilir. Medikal kastrasyon testislerin testosteron üretimini durdurmakta cerrahi kastrasyon kadar etkilidir. Bu amaçla kullanılan ilaçlara LHRH analogları denir.

Türkiye de bulunan ilaçlar Zoladex, Lucrin ve Decapeptyl dir. Ayda bir kez enjeksiyon ile uygulanırlar. Sıcak basması, iktidarsızlık, memede büyüme ve hassasiyet, cinsel isteğin azalması ve bulantı gibi yan etkilere neden olabilirler.

2. Komplet hormonal tedavi: Hem cerrahi kastrasyon (orşiektomi), hem de medikal kastrasyon (LHRH analogları enjeksiyonu) testis kaynaklı testosteron etkisini ortadan kaldırırlar. Ancak, vücuttaki tüm testosteron etkisini tam olarak engellemezler.

Böbrek üstü bezleri de çok az oranda da olsa bir miktar testosteron etkisi gösteren Hormon sentezlerler. Bu nedenle, bu Hormonların etkisini ortadan kaldırmak için ek ilaçların kullanılmasına gerek vardır. Bu ilaçlara “antiandrojenler” denir. Eulexin, Casodex ve Androcur bu grup ilaçlardır.

Bu ilaçlar kan dolaşımındaki testosteronun prostat hücrelerine ulaşmalarını engellerler.

Medikal veya cerrahi kastrasyonun antiandrojen ilaçlar ile kombine edilmesine komplet hormonal tedavi denir. Komplet hormonal tedavi vücuttaki erkeklik Hormonu etkisini tam olarak ortadan kaldırır ve tümörün büyümesini yavaşlatır.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/prostat-kanserinde-erken-tani-ve-tedavi/

Prostat Kanseri Taramasında PSA Testi Ne Kadar Etkili Oluyor?

Prostat Kanseri Tanısında PSA Testinin Önemi

Bu yüzden doktorlar klinik olarak şüphelendikleri zaman hastalarından PSA testi isteyebilirler.

PSA testi bir taraftan prostat kanserinin erken teşhisi için yol gösterir ama diğer taraftan gereksiz ameliyatlara da yol açabilir.

PSA testinin prostat kanserinin teşhisinde ne kadar faydalı olduğu ise tartışmalara yol açıyor. Şimdi, PSA testi ve prostat kanserindeki uygulamalarını derinlemesine irdeleyelim.

PSA Testi Nedir?

PSA’nın açılımı prostat spesifik antijendir. PSA testi de kanda bu antijenlerin tespit edilmesi için kullanılan yöntemdir. PSA adlı proteinler prostatta üretilir ve küçük bir kısmı kan dolaşımına katılır.

PSA’nın vücuttaki görevi boşalma sırasında meninin koyu kıvamda olmasını ve spermin fallopi tüplerine daha kolay ulaşmasını sağlamaktır. PSA testinin sonucunda kandaki PSA’nın miktarı artmışsa doktorlar bir şeylerden şüphelenmeye başlar. Ancak kesin tanı için bu test tek başına yeterli değildir.

PSA testinden şüphelenen doktorlar prostat dokusundan biyopsi isterler. İşte PSA testlerinin de eleştirilen yanı gereksiz biyopsilere yol açmalarından kaynaklanıyor.

Bilim insanları literatürde yer alan tüm bilgilere bakarak prostat kanseri taramalarının artılarını ve eksilerini incelediler. Bugüne kadar doktorlar ailesinde prostat kanseri vakası olan kişilerin 40 – 45 yaşından sonra rutin PSA testi yaptırmasını tavsiye ediyordu. Ancak bilim insanları bu uygulamanın sanıldığı kadar doğru olmadığı sonucuna vardı.

Prostat Kanseri Nasıl Bir Hastalıktır?

Prostat kanseri erkeklerde ceviz şeklinde bir yapı olan ve seminal sıvının üretilmesinden sorumlu prostat dokusunda meydana gelen kanserdir. Seminal sıvı spermi besleyen ve taşınmasını kolaylaştıran biyolojik sıvıdır.

Bu kanser türü erkeklerde en yaygın görülen kanserlerden biridir. Prostat kanseri çoğu zaman yavaş yavaş büyür ve prostat bezinin dışına pek çıkmaz. Ancak bazı vakalarda agresif davranıp vücudun farklı bölgelerine metastaz yapabilir.

Erken teşhis edildiğinde tedavi olup iyileşme şansı daha yüksektir.

Başlangıç evrelerinde bu kanser türünü anlamak çok zordur. Neredeyse hiçbir belirtisi yoktur. İlerleyen safhalarda hastalar idrar yapmada zorluklar çekmeye başlar, menide kan görülebilir, pelvik alanda rahatsızlık, kemik ağrıları ve iktidarsızlık yaşayabilir. Bu belirtilerden herhangi birini veya birkaçını yaşayan kişilerin doktora görünmesinde fayda var.

Prostat Kanseri Neden Ortaya Çıkıyor?

Prostat kanserinin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. İlk olarak prostat bezindeki bazı hücreler anormal davranmaya başlıyor. Kanserleşme süreci de bu anormalleşmeyle birlikte geliyor. Anormal hücrelerin DNA’sı büyüyüp bölünmeye başlıyor.

Zamanla anormal hücreler sağlıklı hücrelerden daha hızlı bölünüp her yeri işgal etmeye başlıyorlar. Anormal hücreler yaşamaya ve çoğalmaya devam ettikçe sağlıklı hücreler bir bir ortadan kayboluyor.

Sonuç itibariyle prostat kanseri dediğimiz hastalık beliriyor ve agresif davranırsa vücudun diğer bölgelerine yayılıyorlar.

Prostat kanserini tetikleyen bazı risk etkenleri var. Hastalığın fizyolojik sebebini tam olarak bilmesek de yaşla beraber artış gösterdiğini biliyoruz. Vücudun ve hücrelerin yaşlanması kanserin ortaya çıkış hızını artırıyor. Bunun yanında etnik kimlik de önemlidir.

Siyah ırklardan insanların prostat kanserine yakalanma oranı daha yüksektir. Kansere yakalandıklarında da hücrelerin agresif davranarak metastaz yapma riski daha fazladır. Ailesinde kanser öyküsü olan kişiler de ciddi bir risk altındadır.

Ayrıca aile bireylerinizden biri meme kanserinde büyük rol oynayan BRCA1 veya BRCA2 genlerindeki mutasyonları taşıyorsa prostat kanseri olma riskiniz daha yüksektir. Bu kanser türünü etkileyen bir başka unsur ise obezitedir.

Yapılan korelasyonel çalışmalar obez kişilerde görülen prostat kanserinin tedavi edilmesinin obez olmayanlara göre daha zor olduğunu gösteriyor.

PSA Testinin Artı ve Eksi Yönleri

Prostat kanseri erkeklerde sıkça görülen bir kanser türü olduğundan birçok ülkenin sağlık sigortası PSA testini karşılar. Örneğin Almanya’da 45 yaş üstü erkeklerin yaptırdıkları PSA testi genel sağlık sigortası kapsamında olup vatandaştan ilave bir ücret alınmaz.

Ancak bu testlerin faydaları son yıllarda iyice tartışılmaya başlandı. Erken başlayıp agresif giden bir prostat kanseri vakasında PSA testinin pek bir yararı olmayabilir. Böyle bir vakada hastalığın tedavisi için acil müdahale etmek gereklidir.

PSA testi ise bu yüzden hastaya gereksiz rahatsızlık verebilir, hatta nedensiz müdahalelere yol açabilir.

Finlandiya’da Helsinki Üniversitesi’nde çalışan Kari Tikkinen ve ekibi PSA testinin ne kadar etkili olduğu sorusunu yanıtladı. Ekip yaptıkları meta analiz çalışmasında 700.000 hastanın bilgilerini inceledi ve karşılaştırdı.

Prostat kanseri taramalarının bu kansere yakalanan erkeklerin sayısını artırdığı ortaya çıktı. Ayrıca kanser kaynaklı ölümlerin sayısı sadece çok az miktarda azaltılabiliyor.

PSA testinin dezavantajları düşünüldüğünde araştırmacılar yararların daha ağır basmadığını ve bu testin rutin olarak uygulanmaması gerektiğini düşünüyorlar. Kari, PSA testini zayıf ve güvensiz bir uygulama olarak nitelendiriyor.

Çalışmanın Sonuçları

Şimdi sonuçları tek tek karşılaştıralım. Prostat kanserine yakalanan hastalarda ölüm oranı PSA testi yaptıran ve yaptırmayanlarda önemli bir oranda değişmiyor. Testin iyileşmeye bir katkısı yok. PSA testi yaptıran kişilerde birinci ve ikinci evre prostat kanserinin görülme oranı biraz daha yüksek. Ancak 3. ve 4.

Evre kanserlerde test yaptıranlarda kanserin ortaya çıkışı daha az görüldü. Kanserin teşhis edilmesi için prostat bezinden biyopsi yapılması gerekiyor. PSA testini yaptırmayanlarda biyopsiye bağlı komplikasyonlar biraz daha az görülüyor. Kanser tedavisinde de advers olaylar testi yaptırmayanlarda biraz daha az görülüyor.

Doktorlar prostat kanseri tanısında her hastaya PSA testi yapmak zorunda değiller, kendilerini de zorundaymış gibi hissetmemeliler.

Ancak aile öyküsünde kanser olan veya farklı bir nedenden dolayı risk altında olan kişilerde PSA testi bir seçenek olarak düşünülebilir.

Doktorlar doğru karar vermek için hastalara kanser testi taramalarının artı ve eksi yönlerini ayrıntılı olarak açıklamalıdır.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

Sinir Bilim: “Prostat Kanseri Taramasında PSA Testi Ne Kadar Etkili Oluyor? “

Prostat Kanseri Taramasında PSA Testi Ne Kadar Etkili Oluyor?

Источник: https://biyologlar.com/prostat-kanseri-taramasinda-psa-testi-ne-kadar-etkili-oluyor

Prostat Kanseri | ÜRO-TIP

Prostat Kanseri Tanısında PSA Testinin Önemi

Prostat, erkekte yardımcı üreme organı olarak görev yapan bir salgı bezidir. Yaklaşık bir kestane büyüklüğündedir. Kalın barsağın son kısmının önünde ve mesanenin (İdrar kesesi) hemen altında yer alır.

Prostat, üretra denilen ve idrarı mesaneden penis ucuna kadar taşıyan kanalın başlangıcındaki yaklaşık 3 cm.lik bölümü çepeçevre sarar.

Prostat bezi, orgazm sırasında sperm ile karışan, spermin taşınmasını kolaylaştıran bir sıvı salgılar.

Prostat Kanseri

BPH ile tek benzerliğinin aynı yaş grubunda olduğu kabul edilse de prostat kanseri tamamen farklı bir hastalıktır. Prostat kanseri, prostatta malign (kötü karakterde) büyümeyi tanımlamaktadır.

Kanser hücrelerinin en önemli özelliği vücutta başka organlara yayılıp orada da çoğalabilme yeteneklerine sahip olmalarıdır. Dolayısıyla bir çok kanserde asıl amaç hastalık organa sınırlı iken tanı koymak ve böylece kesin tedavi imkanı sağlamaktır.

Prostat kanseri için de aynı durum söz konusudur. Prostat kanseri, ülkemizde ve dünyada erkeklerde en sık görülen kanser haline gelmiştir. Kanser ölümlerinde de ikinci sırada yer almaktadır. Nitekim A.B.D.’de yılda 360.000’den fazla prostat kanseri tanısı konmakta ve 44.

000’den fazla ölüm meydana gelmektedir. Günümüzde kesin tedavi imkanı sadece hastalık organa sınırlı iken sağlanabilmektedir.

Prostat Kanseri Belirtileri

Prostat kanseri hastalığına ait özel bir şikayet yoktur. Genelde aynı yaş grubunda olması sebebiyle BPH’da görülen yakınmalar söz konusu olabilir. Bunun yanı sıra ileri evre hastalarda kemik ağrısı gibi yakınmalar ilk başvuru sebebi olabilir.

Ancak amaç hastalığın hiç bir belirti ortada yokken erken tanısı olduğundan prostat kanseri için tarama yapılması gündemdedir.

AUA (Amerikan Üroloji Birliği) 50 yaş üzeri her erkekte yılda bir, ailesinde prostat kanseri olan kişilerde ise 40 yaştan itibaren prostat kanseri taraması yapılmasını önermektedir.

Prostat kanseri tanısı nasıl konulur?

Prostat kanseri taramasında bugün için 4 metod kullanılmaktadır:

1.Parmakla rektal yoldan prostat muayenesi

2.Rektal yolla prostat ultrasonografisi (TRUS)

3.Prostat spesifik antijen (PSA)

4.TRUS eşliğinde prostat biyopsisi

Parmakla rektal yoldan prostat muayenesi ile hekim sadece prostatın büyüklüğü konusunda fikir sahibi olmamakta, aynı zamanda özellikle sert bir alan hissedilmesi prostat kanseri şüphesini uyandırmaktadır. Tüm dünyada sadece rektal muayene bulgusu şüpheli olanlarda bile prostat biyopsisi gerekli görülmektedir.

Rektal yolla prostat ultrasonografisi (TRUS) ile prostatın anatomik özellikleri ayrıntılı olarak ortaya konabilmekte ve prostat büyüklüğü saptanabilmektedir. TRUS’un en önemli kullanımı prostat biyopsisi sırasında olmaktadır. Öte yandan TRUS’da saptanan soğuk sahalardan ek biyopsi alınması da önerilmektedir.

Prostat spesifik antijen (PSA) ise prostat kanseri taramasında en önemli parametredir. PSA, prostat hücrelerinden salgılanan ve meninin akışkanlığını sağlayan bir maddedir. Belirli bir oranda seruma da karışmaktadır.

Hastadan alınan serum örneğinde yüksek bulunması biyopsi ihtiyacını doğurmaktadır. Öte yandan BPH, prostatitler ve üretral (idrar borusu) girişimler de PSA’da yüksekliğe yol açabilir. Son yıllarda PSA’nın bir alt grubu olan serbest PSA’nın da ölçülmesi tavsiye edilmektedir.

Serbest PSA’nın total PSA’ya oranı ne kadar düşükse o oranda kanser olasılığının arttığı bilinmektedir. Özellikle ailesinde prostat kanseri olan hastalarda takip edilmesi gereken yıllık Total PSA artışıdır.

Artış hızı önemli olduğundan Total PSA testinin her yıl aynı laboratuarda yapılması önemlidir. Yıllık PSA artış hızı 0.5ng/ml olan kişilerin doktora başvurması gerekir.

Bu aşamadan sonra PSA ve/veya parmakla rektal muayene bulgusu anormal olanlarda TRUS eşliğinde prostat biyopsisi gerekmektedir. Bu biyopsi işlemi hastaneye yatırılmadan kolayca yapılabilmektedir.

Biyopsi sonucu kanser saptanmayan hastaların takibi önerilirken, biyopsi sonucu prostat kanseri tespit edilenlerde hastalığın evresini değerlendirmek için ileri tetkikler gereklidir.

Bunlar hekimin gerekli görmesi halinde akciğer grafisi, kemik sintigrafisi, batın tomografisi gibi hastalığın yayılıp yayılmadığını araştıran görüntüleme metodlarıdır.

Bu aşamadan sonra hastaya evresine göre uygun tedavi alternatifleri sunulmaktadır.

Prostat Kanseri Tedavisi

Genç hastalarda lokal (yayılmamış) hastalıkta artık tüm dünyada cerrahi tedavi ilk seçenek olarak sunulmaktadır. Radikal prostatektomi adı verilen bu ameliyatla hastaya kesin tedavi şansı verilmektedir. Bu ameliyat BPH’daki ameliyatlardan tamamen farklı olup, prostatın tümünün meni keseleriyle birlikte çıkartılması ve idrar yolunun yeniden oluşturulması işlemidir.

Tecrübeli merkezlerde son derece düşük komplikasyon oranlarına sahiptir. Bu operasyon son zamanlarda laparaskopik ya da robot yardımı ile de yapılmaktadır.

Bu yöntemlerin en önemli avantajı kanama riski, idrar kaçırma riski ve ereksiyon ile ilgili yan etkiler açık operasyona göre daha az olmasıdır, dezavantajı ise kanserli hücrelerin vücutta kalma ihtimali ve maliyetleri açık cerrahiye göre fazladır.

Lokal hastalıkta diğer bir tedavi alternatifi de özellikle yaşlı, çeşitli ciddi dahili hastalıkları olan ya da lokal olarak çevre dokulara yayılmış hastalarda ön planda düşünülen radyoterapidir (şua tedavisi). Bunun da yan etkiler açısından teknik donanıma sahip deneyimli merkezlerde yapılması gereklidir.

Son zamanlarda yine lokal hastalıkta, prostat içine çeşitli radyoaktif elemanlar konularak uygulanan ve brakiterapi adı verilen bir tedavi seçeneği gündeme gelmiştir.

Prostatı 50 gramın altındaki hastalarda kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemde ameliyathane şartlarında anestezi altında yaklaşık 80-100 adet radyoaktif çekirdek prostatta belirli bölgelere yerleştirilir.

Ancak bu yöntemin uzun dönem etkinliği henüz bilinmemektedir.

Cryoterapi adı verilen prostat dokusunun dondurulması esasına dayanan diğer alternatif bir yöntem son yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. Yan etkileri, maliyeti ve uzun dönemde etkinliği bilinmediğinden açık operasyona tercih edilmemektedir.

İleri evre (yayılmış) hastalıkta ise tedavi hormonaldir. Prostat hücreleri testosteron hormonuna (erkeklik hormonu) hassastır.

Bu hormon, ilaçlarla (depo iğneler) ya da lokal anestezi altında basit bir cerrahi ile testislerin iç kısmı alınarak ortadan kaldırıldığında hastalıkta gerileme olmaktadır.

Bu tedaviye rağmen hastalık ilerler ve hormon bağımsız hale gelirse çeşitli kemoterapatik ajanların kullanımı söz konusu olmaktadır.

PCA 3 Tahlili

PCA3, 1999 yılında varlığı gösterilen, prostat kanserli hücrelerde bulunan küçük bir RNA molekülüdür. PCA3’ün tümörlü prostat dokusunda 60–100 kat arttığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

PCA3 ile Total PSA arasında ki fark nedir?

Irka ve prostat kanseri tipine göre yüksekliği değişiklik gösteren PCA3 prostat hastalıklarıyla ilgili önemli bir takip belirteci ve biyopsi ön belirleyicisidir.

Rutinde prostat kanseri tanı ve takibinde kullanılmakta olan kan testi PSA (prostat spesifik antijen) ile karşılaştırıldığında, PCA3 daha düşük duyarlılık ama daha yüksek bir özgüllüğe sahiptir.

PSA’dan farklı olarak PCA3’ün prostat hacmine bağımlı olmaması da önemlidir

PCA 3 hangi durumlarda gereklidir? PCA 3 tahlili yaptırmak biyopsi olasılığını ortadan kaldırır mı?

PCA3, PSA düzeyleri yüksek, ancak ilk biyopsi sonucu normal bazı olgularda gereksiz biyopsi tekrarının önlenmesinde yol gösterici olabilir. Gereksiz biyopsi tekrarı oranları yüksek olan bu hastaların PCA3 düzeyleri ile takip edilmesi ve PCA3 değerinin 35’ten yüksek olması durumunda hastaların biyopsiye yönlendirilmesi önerilmektedir. Yüksek PCA3 düzeylerinde ileri takip şarttır.

PCA3 numune için ön hazırlık gerekli midir?

Hayır, PCA3 ölçümünün ideal olarak parmakla yapılan rektal prostat muayenesi sonrası idrarda ölçülmesi önerilmektedir. Bu nedenle hastanın ön hazırlık yapmasına gerek yoktur.

ProPSA

Pro PSA,Serbest PSA’nın günümüz yöntemleriyle tespit edilebilen üç komponentinden (ProPSA, BPSA ve inaktif PSA) biridir.

PSA, Serbest PSA ve ProPSA testlerinin analizi, değerlerinin matematiksel kombinasyon şeklinde değerlendirilmesi ile Prostate Health Index (phi) hesaplanmakta, kanser teşhis oranı yükselmektedir.

Klinik çalışma verileri prostat kanserini saptamada ProPSA testinin doğruluğunun diğer PSA parametrelerinden yüksek olduğunu göstermektedir.

ProPSA ile Total ve Serbest PSA arasında ki fark nedir?

Prostat spesifik antijen (PSA) ve Serbest PSA prostat kanserinde yaygın olarak kullanılan tümör belirtecidir. Ancak belirli bir düzeyin altında (10 ng/ml) bu hastalık için özgüllük değeri düşüktür.

Prostat büyümesi ve prostatit gibi prostatın iyi huylu hastalıklarında da kan düzeyleri yükselebilmektedir.
Kanser saptama oranını arttırmak amacıyla ek olarak Serbest PSA’nın total PSA’ya oranı hesaplanmaktadır.

Bu şekilde PSA değeri 4-10 ng/ml arasında olan hastalarda kanser tanısında önemli bir artış sağlanmaktadır. Ancak yine de bazı düzeylerde iyi huylu-kötü huylu ayrımında yeterli olmamaktadır.

Son yıllarda prostat kanseri ile ilgili yapılan pek çok çalışmada yüksek oranda prostat kanserini saptayabilen ideal bir tümör belirteci bulunması amaçlanmıştır.Bu alanda saptanan en önemli tümör belirteçlerinden biri ProPSA’dır.

ProPSA hangi durumlarda gereklidir? ProPSA tahlili yaptırmak biyopsi olasılığını ortadan kaldırır mı?

ProPSA, Total ve Free PSA testlerinin birlikte çalışılması ile elde edilen phi gereksiz biyopsi oranını %25 kadar düşürebilir. Prostat kanseri için takip edilen hastalarda düşük phi skorları sağlıklı prostatı gösterirken, yüksek phi skorları prostat kanseri riskinin artmış olduğunu veya mevcut kanserin yüksek gleason skoruna sahip agresif bir kanser olabileceğini işaret eder.

ProPSA oranı yüksek olması durumunda hastaların biyopsiye yönlendirilmesi önerilmektedir. Yüksek ProPSA düzeylerinde ileri takip şarttır.

ProPSA numune için ön hazırlık gerekli midir ?

Hayır, ProPSA ölçümü için hastanın ön hazırlık yapmasına gerek yoktur.

Ziyaretçi ilgisi:

  • psa değeri 100
  • free bölü total psa nasıl hesaplanır
  • prostat kanseri tedavisi

Источник: https://www.urotip.com.tr/prostat-kanseri.html

Prostat kanseri (prostat kanseri) – Tanı

Prostat Kanseri Tanısında PSA Testinin Önemi

Parmak rektal muayenesi prostat adenomu olan hastaların primer muayenesi için temel tanı tekniğidir. Kullanımının sadeliği, tümör sürecinin prevalansının yeterli derecede düşük doğruluk derecesiyle birleştirilir. Parmak rektal muayenesi ekstrakapsüler büyüme ile tümörlerin% 50.0 kadarını tespit etmeye yardımcı olur.

Prostat kanserinin lokalize formlarının yaklaşık yarısı, rektal muayeneye göre, intraoperatif olarak T3 ve hatta T4'tür, bu da bu tekniğin değerini azaltır. Bununla birlikte, basitlik ve düşük maliyet, hem başlangıç tanısında hem de sonraki evrelemede dijital rektal muayeneyi vazgeçilmez kılmaktadır. özellikle diğer yöntemlerle kombinasyon halinde.

Prostat spesifik prostat spesifik antijen PSA – serin proteaz, neredeyse sadece prostat epitelini üretir. PSA'nın sınırlayıcı normatif değeri 4.0 ng / ml'dir. Son çalışmalar, PSA'nın daha düşük değerleri ile klinik olarak anlamlı prostat kanseri vakalarının (% 26,9'a kadar) tespit edilmesinin yeterince yüksek olduğunu göstermektedir.

Bu bağlamda, çoğu yabancı yazar, PSA düzeylerinde 2 ng / ml'den fazla bir artış ile prostat biyopsisi yapılmasını önermektedir.

Bir bütün olarak PSA düzeyi prevalansı yansıtır ve direkt olarak patolojik evre ve tümör hacmiyle ilişkilidir. Birçok araştırmacı preoperatif serum PSA düzeylerinin ekstrakapsüler yayılım sıklığı ile açık bir korelasyon olduğunu belirtmektedir. PSA seviyesi 10.

0 ng / ml'yi aşan hastalarda belirgin bir ekstrakapsüler genişleme riskinin olduğu gösterilmiştir. Bu hasta kategorisinde tümörün ekstraprostatik yayılma olasılığı, PSA olanlara göre 10.0 ng / ml'den daha azdır. Ek olarak, PSA düzeyi 20.

0 ng / ml'den fazla ve% 75'inde 50 ng / ml'nin üzerinde olan erkeklerin% 20'sinde bölgesel pelvik lenf nodu lezyonu vardır.

PSA seviyesinin 50 ng / ml'yi aşması, yüksek bir yayılmış işlem riski ile ilişkilidir ve 100 ng / ml'den fazlası daima uzak metastazları gösterir.

Bununla bağlantılı olarak. PSA düzeyinin, bezin (prostatit, adenom) ve tümörün farklılaşma derecesinin birtakım eşlik eden hastalıklarına bağlı olduğu, diğer göstergelerle birlikte değerlendirilmelidir.

Klinik öneme sahip dahil olmak üzere prostat kanseri (prostat kanseri), çeşitli parametreler PSA (türevleri) sunmaktadır, tanısı spesifikliğini arttırmak amacıyla şunlardır: serbest ve toplam PSA (f / t-PSA) Yıllık PSA büyüme değeri PSA yoğunluğu düzeyi katsayısı Prostat ve geçiş bölgeleri, yaş normları ve PSA düzeyini iki katına çıkarma süresi. En büyük klinik önem, serbest ve bağlı PSA (f / t-PSA) oranının belirlenmesidir. Eğer bu oran% 7-10'u aşmıyorsa, esas olarak kanser hakkındadır, katsayı% 25'e ulaşırsa, prostat adenomu konusunda güvenle söyleyebiliriz. PSA'nın yoğunluğu serum PSA seviyesinin prostat hacmine oranıdır. Hesaplanan değerin 0.15 ng / (mlxcm 2 ) değerini aşan değerleri , prostat kanseri lehine ifade verir. 0.75 ng / ml'den fazla ardışık ölçümlerde PSA düzeylerindeki yıllık artış da malign bir süreçtir. Bununla birlikte, farklı eşik duyarlılığına sahip test sistemlerinin kullanılması nedeniyle bu göstergenin özgüllüğü oldukça düşüktür.

Moleküler biyolojideki en son başarıların uygulanması, PSA ile kıyaslandığında daha yüksek hassasiyet ve özgüllüğe sahip yeni tümör belirteçlerinin klinik uygulamalarını keşfetmesini ve ortaya çıkarılmasını mümkün kılmaktadır.

Mümkün olan alternatifler arasında Hepsin, NMP 48 ve diğerlerinin bir tanımı tanımlanabilir. En umut verici biyobelirteçlerden biri, prostatın rektal rektal muayenesinden sonra idrarda saptanabilen PSA3'tür (DD3). Bu yöntemin duyarlılığı ve özgüllüğü, sırasıyla, 4.

0 ng / ml'nin altındaki PSA grubunda özellikle önemli olan,% 74 ve% 91'dir.

[9], [10], [11], [12], [13], [14], [15], [16]

Prostat biyopsisi

Prostat kanseri tanısında prostat biyopsisi önemli ve gerekli bir aşamadır. Bu sadece tanının histolojik olarak doğrulanmasını sağlar.

Fakat aynı zamanda tümörün yaygınlığını ve büyüklüğünü, farklılaşma derecesini ve büyümenin doğasını değerlendirmeyi sağlar.

Bu veriler, hastalığın klinik evresinin tanımı ve belirli bir hastada prognozun yanı sıra tedavi yönteminin seçiminde belirleyici bir etkiye sahiptir.

Günümüzde kabul gören bir teknik, ultrason kontrolü altında özel ince otomatik iğne ile transrektal multifokal biyopsidir. Yaygın olarak kullanılan aspirasyon biyopsisi. Sadece bir tümörün varlığını doğrulamak, ancak histolojik yapı hakkında güvenilir bilgi vermemeye izin vermek, daha az ve daha az kullanılır.

Serum PSA'sının belirlenmesi için klinik pratiğe giriş ile biyopsi endikasyonları genişletildi.

Standart okumalar:

  • yaş sınırının üzerindeki PSA seviyesinde artış: 4 ng / ml'lik bir eşik değeri kabul edilir. Ancak 50 yaşından küçük v hastalar, bu sınır 2.5 ng / ml'ye düşürülür;
  • dijital rektal muayenede prostatta ortaya çıkan kompresyon;
  • TRUS ile saptanan hipoekoik odaklar;
  • Hastalığın evresini açıklığa kavuşturmak ve yeterli veri yokluğunda (TUR, açık adenomektomi sonrası) teyit edilen prostat kanseri için tedavi yöntemini ve ayrıca relapstan şüphelenilen radyasyon tedavisinin ardından tedavi yöntemini belirlemek gerekir.

Biyopsi kontrendikasyonlar hasta, bulaşıcı hastalıklar, ateş, kan pıhtılaşmasının azaltılması İlaçların hasta uygulama tırmandığı rektum, proktit, ciddi genel durumda ultrasonik prob tutan engel, hemoroid ifade edilebilir.

Ana teknik ilke sistemik biyopsi, yani. Doku sütunları sadece şüpheli bölgelerden değil, tüm periferik bölgeden eşit olarak alınır.

Ve bezin apikal parça (taban ve uç arasında) bazal gelen orta: Şu sırada, standart yine her bir fraksiyonun prostat bölgesinin çevresel bölümü içinde üç sütun kumaş üzerinde alabilir (sekstant) biyopsi şeması shestipolnuyu düşünün.

Kolonlar, enine tarama düzlemi ile prostatın kenarı boyunca geçen dikey ve düz çizgi arasındaki açının bisektöründen elde edilir. Ek kolonlar hipoekoik veya palpe edilebilir odaklardan alınır.

Şu anda, lateralize enjeksiyon teknikleri daha umut verici. Çit, salyangoz kenarının kenarı boyunca alınır ve kolondaki periferik bölgenin dokusunun maksimum temsilini sağlar. özellikle en az 10 ng PSA mi fazla 50 cm prostat hacminde avantajını teyit Son yıllarda 8.

10. 12 enjeksiyonları ya da daha fazla tüm yaygın düzenleri, 2. 50 cm'den daha prostat hacmi için 2 altı enjeksiyonu bir düzlemde yapılmıştır ki burada teknik fanı biyopsi, bu yüzden periferik bölge dokusunun daha eksiksiz bir yakalama sağlamak prostat apeks geçer.

Seminal vezikül biyopsisi 20 ng / ml'nin üzerinde bir PSA değerinde, bezin bazal kısımlarında tümör lokalizasyonu, invazyonun ultrason bulgularında alınır.

Biyopsi, sadece prostat adenokarsinomu mevcudiyetinde ancak lezyon prevalansı (bir ya da her iki loblar bezi, tümör dokusu veya her bir barda uzantısı saptanması frekansının ölçüde tümör ve lokalizasyonu için çekirdek sayısı), tümörün farklılaşma derecesine ve elde edilen değerlendirilirken Gleason, kapsüller sen tutulumu, vasküler ve (elverişsiz prognostik işaret olarak) perinöral invazyon ve prostat intraepitelyal neoplazi özellikle gland Bir kanser öncesi durum olarak kabul edilir Oka derecesi.

Biyopsi örneklerinde kanser hücre dokusu numunelerinin bulunmaması, malign bir tümörün yokluğunu garanti etmediğinden, tekrarlanan biyopsi ihtiyacının doğal olması söz konusudur. Tekrarlanan biyopsi için endikasyonlar:

  • Primer biyopsi, yüksek derecede prostatik intraepitelyal neoplazi olduğunu gösterdi;
  • birincil negatif biyopsisi olan bir hastada PSA miktarını arttırma eğilimi, PSA'da yıllık artış 0,75 ng / ml'yi aşmaktadır;
  • önceden saptanamayan ve / veya ultrasonik değişikliklerin birincil negatif biyopsisi olan bir hastanın saptanması;
  • hastaları gözlemleme sürecinde radyoterapinin radiksizliği şüphesi;
  • Birincil aspirasyon biyopsisi sonrası tümör hakkında yeterli bilgi eksikliği.

Multifokal transrektal prostat biyopsisi yeniden tekniği primer biyopsilerinde kanser tespit etme negatif çevresel bölgesi büyük ölçüde artış gösterdiği prostat çevresel bölgesine değil, aynı zamanda geçici bir bölgesinden, sadece olarak bir biyopsi doku sütun alma birincil ihtiyaç farklıdır. Böylece, tekrarlanan bir prosedürde biyopsi sayısı ilk biyopsi ile karşılaştırıldığında artar. İlkinden 3-6 ay sonra yapılan prosedürü tekrarlayın.

Prostatın transrektal biyopsisinin en sık görülen komplikasyonları makrohematüri, hemospermi, rektal kanama ve vegetovasküler reaksiyonlardır. Ateş, idrarın akut tutulumu, mesane ve üretra hasarı.

Ayrıca prostat, epididimit apsesi gelişme olasılığı vardır.

Prostat dokusunda iğne boyunca tümör hücrelerinin yayılımı, biyopsi sonucu tümörün olası hematojen yayılımının yanı sıra bugüne kadar klinik önemi kanıtlanmamıştır.

Prostat kanserinin farklılaşması derecesi (prostat kanseri)

Adenokarsinomun farklılaşma derecesi de ekstrakapsüler genişlemenin sıklığını etkiler. Gleason toplamı 7'den küçük olan çalışma materyalinde ekstrakapsüler genişlemenin saptanma olasılığı% 3.7-16.

0, toplamda% 7 ve% 32-56'dan fazladır. Tümör yayılması ve (özellikle de bir PSA fazla 10 ng / ml ve bir Gleason 7 miktarı ile hastalarda) PSA Gleason miktarına göre Ekstaprostaticheskogo doğruluk tahmini ölçüde MR n'nin sırasıyla% 89.

7 ve% 63.3 olan sonuçları aşmaktadır.

[17], [18], [19], [20], [21], [22], [23], [24], [25]

Prostat kanserinin radyasyon teşhisi (prostat kanseri)

TRUS, CT, MRI üç gol prostat kanseri olan tanı ve preoperatif değerlendirmesinde kullanılır: Yerel yayılma sürecinin derecesinin tanımı (hipoekoik lezyonlar, ekstrakapsüler çekiş banyosu ve seminal vezikül tutulumu), bölgesel lenf düğümlerinin durumu ve uzak metastaz varlığı.

Birçok çalışma, MRG ve TRUS arasında prostat kanserinin yerel yayılımının derecesinin belirlenmesinde kesin bir farklılık göstermemiştir. Bu Gösterilmiştir ki, prostat kanserinin teşhisi sadece% 66.

0 ve özgüllük araştırılması TRUS varlığı ve yerelleştirme ekstrakapsüler uzantıları duyarlılığı -% 46,0.

Bir endorektal bobinle MRG'nin klinik uygulamasına giriş, ekstrakapsüler ekstansi tanısında yöntemin duyarlılığını ve özgüllüğünü arttırmayı mümkün kılmıştır. Bu gruplar için seçim kriterleri:

  • PSA seviyesi 4 ng / ml'den az olan ve Gleason skoru 7 olan prostat biyopsisi ile elde edilen pozitif barların% 50.0'dan fazlası:
  • Gleason 5-7 için PSA seviyesi 4-10 ng / ml:
  • Gleason toplamı 2-7 için PSA seviyesi 10-20 ng / ml

Bölgesel lenf nodu lezyonlarının tanısında radyasyon yöntemlerinin oldukça düşük etkinliği, kullanımlarını sınırlamaktadır.

Çoğu yazar “hryaschevidnon yoğunluğu” (ekstrakapsüler uzantıları yüksek olasılık) ve prostat biyopsisi olumsuz sonuçlarını düğümleri gibi dijital rektal muayenede fokal değişikliklerle hastalarda bölgesel lenf bezlerinde tutulum belirlemek için BT ve MR uygunluğunu göz (Gleason, perinöral invazyon 7'den büyük skor) .

Kemikteki metastazların varlığı ve prevalansı prognozu açık bir şekilde yansıtmaktadır ve erken teşhisleri olası komplikasyonları hakkında doktoru uyarmaktadır. Kemik metastazlarının saptanmasında en hassas yöntem sintigrafidir.

Duyarlılığı göre kan serum alkalin fosfataz aktivitesinin belirlenmesi için, fiziksel muayene üstündür, X-ışınları (vakaların% 70, kemik metastazları, kemik alkalin fosfataz izoformlarının artan aktivitesi ile yapılmıştır).

Düşük PSA kemik metastazları tespiti olasılığı azdır, ve PSA sırasında herhangi bir şikayet az 20 ng / ml, sintigrafi ile yüksek ve orta derecede diferansiye tümörler vazgeçilebilir. Aynı zamanda düşük dereceli tümörler ve kapsülün filizlenmesi ile PSA seviyesinden bağımsız olarak osteosintigrafi gösterilir.

Tinnitus lenfadenektomi

Pelvik limfadenektomnya (açık ya da kapalı) -, düşük duyarlılık ve klinik ve görüntüleme yöntemleri spesifikliğine, bölgesel lenf düğümlerinde tümör sıklığını belirlemek için “altın standart”. Yani, nomogramlara göre (Partinin tabloları).

Bu hasta grubunda boğumlarda uzaklaştırıldı lenf nodu diseksiyon histolojik inceleme 55-87% tümör varlığını gösterdi Gleason 8-10 miktarında bölgesel lenf düğümlerine olasılığı, 8-34% 'dir.

Lenfadenektomi sıklıkla prostat kanseri (retropubik, perineal prostatektomi, radyasyon tedavisi) olan hastaların çeşitli tedavi yöntemlerinden önce yapılır. Son tedavi seçeneğinden önce pelvik laparoskopik lenfadenektomi yapmak için kriterler nihayet tanımlanmamıştır.

Dijital rektal muayeneye göre, en sık Gleason skoru 8'den yüksek olan hastalarda, ekstrakapsüler ekstansisitenin yüksek olasılığı olan hastalarda yapılır. PSA, prostat kanserinin (prostat kanseri) radyasyon tanısına göre 20 ng / ml'den fazla veya genişlemiş lenf nodlarının varlığıdır.

Yukarıdaki göstergelerin öngörü değerlerinin toplam değerlendirme ile arttığına dikkat edilmelidir. Bu alanda büyük katkı A.V. Partin ve ark.

, Birkaç bin grupta radikal prostatektomi sonuçlarını analiz, lokalize prostat kanseri, ekstrakapsüler uzantıları, lenf düğümlerinde ve hastalarda seminal veziküllerin olasılığını öngörmek için izin nomogramlarını (Partin tabloları) oluşturuldu.

Bu tablolar, operasyon öncesi PSA düzeyi, Gleason skoru karşılaştırılması değerlerine dayanarak geliştirilmiştir, prostat biyopsisi ve patolojik macropreparations elde edilen veriler operasyon sonrası verileri imzalamak.

Источник: https://tr.iliveok.com/health/prostat-kanseri-prostat-kanseri-tani_110674i15945.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.