Prostat Kanserinde Modern Tanı ve Tedavi Yöntemleri

içerik

Prostat Kanseri Tedavi Yöntemleri

Prostat Kanserinde Modern Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Prostat kanserini tedavi etmenin birçok yolu bulunmaktadır. Ana tedavi türleri yakın izlem, cerrahi, radyasyon, hormon tedavisi ve kemoterapidir. Bazen, birden fazla tedavi türü kullanılır.

Sizin için en iyi tedavi türü aşağıdakilere bağlıdır:

  • Yaşınız
  • Sizde olabilecek diğer sağlık sorunları
  • Kanserinizin evresi ve aşaması
  • Kanserin tedavisine ihtiyaçla ilgili hisleriniz (ve doktorunuzun hisleri)
  • Tedavinin kanserinizi iyileştirme veya bir şekilde yardımcı olma olasılığı
  • Tedavi sonucu ortaya çıkabilecek yan etkilerle ilgili hisleriniz

Yakın izlem

Prostat kanseri sıklıkla çok yavaş büyüdüğünden, bazı erkekler hiçbir zaman tedaviye ihtiyaç duymayabilirler. Doktor, tedaviye başlamaksızın kanseri takipte tutmayı planlayabilir. Buna yakın izlem adı verilir. Kanseriniz küçükse, herhangi bir soruna yol açmıyorsa ve oldukça yavaş büyüyeceğe benziyorsa bu yol seçilebilir.

Prostat kanserinde cerrahi

Prostat kanserinde yapılan birçok ameliyat türü bulunmaktadır. Bazıları kanseri iyileştirme çabası içerisinde yapılırken diğerleri kanseri kontrol altına almak veya belirtilerini iyileştirmek için yapılır. Planlanan ameliyatın türünü ve neler beklemeniz gerektiğini doktorunuzla konuşun.

Cerrahinin yan etkileri

Her ameliyat riskleri ve yan etkileri beraberinde getirir. Neler beklemeniz gerektiğini doktorunuzla konuşun. Sorunlarınız varsa, bunların doktorunuzun bilmesini sağlayın. Prostat kanserini tedavi eden doktorlar ortaya çıkan sorunlarda size yardımcı olabilmelidir.

Radyasyon tedavisi

Radyasyon, kanser hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili ışınları (X ışını gibi) kullanır.Prostat kanserini tedavi etmek için radyasyonu kullanmanın farklı yolları mevcuttur.

Işınlar, vücudun dışındaki bir makine kullanılarak prostat bezine yönlendirilebilirler.

Bazı olgularda, her biri yaklaşık olarak bir pirinç tanesi büyüklüğündeki küçük radyoaktif topaklar veya tohumlar prostat bezinizin içine yerleştirilirler.

Radyasyon tedavilerinin yan etkileri

Doktorunuz radyasyon tedavisi öneriyorsa, hangi yan etkilerin meydana gelebileceğini konuşun. Yan etkiler kullanılan radyasyonun türüne bağlıdır. Prostat bezinde radyasyon tedavisinin en yaygın yan etkileri şunlardır:

  • İshal, dışkı kaçırma veya dışkıda kan
  • Çok miktarda idrara çıkmak, idrar kaçırma, idrar yaparken yanma veya idrarınızda kan
  • Sertleşme sorunları
  • Kendini çok yorgun hissetme
  • Bacaklarınızda sıvı birikmesi

Yan etkilerin büyük bölümü tedavi tamamlandıktan sonra iyileşir. Bazıları daha uzun sürebilir. Neler bekleyebileceğinizi doktorunuzla konuşun.

Hormon tedavisi

Bu tedavi, androjenler adı verilen erkeklik hormonlarının seviyesini düşürür veya onların çalışmasını durdurur. Bu sıklıkla prostat kanserinin büzüşmesine veya daha yavaş büyümesine neden olur. Ancak hormon tedavisi prostat kanserini iyileştirmez. Hormon tedavisi alacaksanız, bu tedaviden neler beklenebileceğini doktorunuza sorun.

Hormon tedavisinin yan etkileri

Hormon seviyelerinizin değiştirilmesi cinsel istekte azalma, sertleşme sorunu, al basması, kemiklerin incelmesi ve kilo alma benzeri yan etkilere neden olabilmektedir. Hormon tedavisinden neler bekleyebileceğinizi doktorunuzla konuşun.

Kemoterapi tedavisi

Kemoterapi, kanserle savaşmak için ilaçların kullanılmasıdır. Bu ilaçlar bir toplardamarın içine verilebildiği gibi hap şeklinde de alınabilmektedir. Bu ilaçlar kanınıza karışarak tüm vücudunuza yayılırlar. Kemoterapi siklüs veya turlar halinde verilir. Her tedavi turunu bir mola izler.

Kemoterapi, kanseriniz prostat bezinin dışına yayılmışsa ve hormon tedavisi işe yaramıyorsa kullanılabilir. Erken evre prostat kanserinde kullanılmaz.

Kemoterapinin yan etkileri

Kemoterapi kendinizi çok yorgun hissetmenize, midenizin bulanmasına ve saçlarınızın dökülmesine neden olabilmektedir. Ancak, bu sorunlar tedavi sona erdiğinde kaybolurlar.

Kemoterapinin çoğu yan etkisini tedavi edecek olanaklar bulunmaktadır. Yan etkileri yaşıyorsanız, sizlere yardımcı olmaları için kanser tedavisi ekibinizle görüşün.

Klinik çalışmalar

Klinik çalışmalar, yeni ilaçları veya diğer tedavileri insanlarda test eden araştırma çalışmalarıdır. Standart tedavileri daha iyi olabilecek diğer tedavilerle karşılaştırırlar.

Bir klinik çalışmada yer almak istiyorsanız, ilk önce kliniğin veya hastanenin klinik çalışmalarda yer alıp almadığını doktorunuza sorun.

Klinik çalışmalar, en yeni kanser tedavisini almanın bir yoludur. Doktorlar açısından, kanseri tedavi etmek için yeni yolları belirlemenin en iyi yöntemidir. Doktorunuz sizde bulunan kanser türünü inceleyen bir çalışma belirleyebilirse, bu çalışmada yer alıp almamak sizin kararınıza kalmıştır. Bir klinik çalışmaya katılırsanız, herhangi bir zamanda katılımınızı sonlandırabilirsiniz.

Peki ya duyduğum diğer tedaviler?

Kansere yakalandığınızda kanseri veya sizdeki belirtilerini tedavi eden diğer yöntemleri duymuş olabilirsiniz. Bunlar her zaman standart tıbbi tedaviler olmayabilirler. Bu tedaviler içerisinde vitaminler, şifalı bitkiler, özel diyetler ve diğerleri yer alır. Bu tedavileri merak edebilirsiniz.

Bunlardan bazılarının faydalı oldukları bilinmektedir, ancak birçoğu test edilmemiştir. Bazılarının faydalı olmadıkları gösterilmiştir. Birkaçının zararlı oldukları dahi belirlenmiştir. Vitamin, diyet veya herhangi bir şey olması fark etmeksizin, kullanmayı düşündüğünüz her şeyi doktorunuzla konuşun.

Doktora sorulacak sorular

  • Benim için en uygun tedavinin ne olduğunu düşünüyorsunuz?
  • Bu tedavinin hedefi nedir? Kanseri iyileştirebileceğini düşünüyor musunuz?
  • Bu tedavi bir ameliyatı içerecek mi? Evet ise, ameliyatı kim yapacak?
  • Ne tür bir ameliyat yapılacak?
  • Diğer tedavi türlerine de ihtiyaç duyacak mıyım?
  • Bu tedavilerin hedefi nedir?
  • Bu tedaviler sonucu hangi yan etkileri yaşayabilirim?
  • Yaşayabileceğim yan etkiler konusunda ne yapabilirim?
  • Benim için uygun bir klinik çalışma bulunmakta mıdır?
  • Arkadaşlarımın bahsettiği özel vitaminler veya diyetler için ne yapmalıyım? Bunların güvenli olup olmadıklarını nasıl bileceğim?
  • Ne kadar yakında tedaviye başlamam gerekecek?
  • Tedaviye hazır olmak için ne yapmalıyım?
  • Tedavinin daha iyi sonuç vermesi için yapabileceğim bir şey var mı?
  • Bir sonraki adım nedir?

Prostat kanseri tedavi yöntemleri sonrası neler yaşanacak?

Tedaviniz tamamlandığında mutlu olacaksınız. Ancak, kanserin tekrarlaması fikrini aklınızdan atmak zor olacak. Kanser bir daha hiç tekrarlamasa bile insanlar yine de bundan kaygılanmaktadır.

Tedavinin sona ermesini takip eden yıllar boyunca kanser doktorunuzu görmeniz gerekecektir. Başlangıçta, bu ziyaretler her birkaç ayda bir yapılacaktır.

Sonrasında, kansersiz geçen süre uzadıkça daha düşük sıklıkta ziyarete ihtiyaç duyulacaktır.

Tüm takip ziyaretlerini kesinlikle aksatmayın. Doktorunuz size belirtileri soracak, fizik muayenenizi yapacak ve kanserin tekrarlayıp tekrarlamadığını görmek için kan testleri ve belki diğer tetkikleri yapacaktır.

Kanserli olmak ve tedaviyle başa çıkmak zor olabilir, ancak yaşamınıza yeni pencerelerden bakacağınız bir dönem de olabilir. Sağlığınızı nasıl iyileştirebileceğinizi düşünebilirsiniz.

Источник: https://neolife.com.tr/prostat-kanseri-tedavi-yontemleri/

Prostat Kanseri Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Prostat Kanserinde Modern Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Haber güncelleme tarihi 18.12.2018 16:34

Prostat Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Prostat sadece erkeklerde bulunan bir bezdir. Bu nedenle önemle üzerinde durulması gereken bir nokta prostat insan vücudunda doğuştan itibaren vardır. Hastalık durumu sonradan oluşmaktadır.

 Kanser vücudun herhangi bir yerinde gelişebilir. Prostat kanseri prostat bezinden köken alır. Hastalık, prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve normal hücrelere yer bırakmaması ile başlar.

Bu, vücudun olması gerektiği gibi çalışmasını zorlaştırır. Kanser hücreleri vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Prostat bezindeki kanser hücreleri bazen kemiklere gidip orada büyüyebilirler. Kanser hücreleri bunu yaptıklarında görülen duruma metastaz denir.

Doktorlara göre, yeni konumlarındaki kanser hücreleri tıpkı prostat bezindekiler gibi görünürler.

Prostat Kanserinin Belirtileri Nelerdir? 

Prostat büyümesi hastalığın belli kanser teşhisi koyulması için yeterli değildir.

  • İdrara çıkmak için tuvalete koşturmak zorunda kalmak
  • İdrara çıkmada güçlük
  • Özellikle geceleri olağandan daha sık idrara çıkmak
  • İdrara çıkmada ağrı
  • Çok nadiren idrar ya da semende kan

Bu gibi özellikler görüldüğünde doktora başvurmalı ve gerekli tetkikleri yaptırmalısınız.

Prostat Kanseri Evreleri 

Prostat kanseri, erken evresinde genellikle herhangi bir belirti göstermez. Bu nedenle doktor öncülüğünde yapılacak bazı testler tanının erken koyulmasına yardımcı olmaktadır.  
Bazen prostat kanseri için ilk belirtiler kemiklere yayılmış olan prostat kanseri hücrelerinden kaynaklanmaktadır.

Hücrelere yayılan kanser nedeniyle omurga, kalçalar ya da diğer kemik alanlarında ağrıya olabilmektedir. Bu aşamada olan kansere metastatik prostat kanseri adı verilir. 
Evre I: Kanser, parmakla muayenede hissedilmez.

 Prostat büyümesi nedeniyle yapılan cerrahi müdahale sayesinde ortaya çıkar. 
Evre II: Kanser biraz daha ilerlemiştir ancak hala prostat dışına yayılım yoktur.
Evre III: Kanser prostat dışına yayılmıştır.

 
Evre IV: Kanser yakın kas dokulara ve organlara, lenf nodlarına, vücudun diğer bölümlerine yayılmış olabilir. 

Prostat Kanserinin Nedenleri Nelerdir?

Erkeklerde en fazla rastlanan kanser türlerinden biri olan prostat kanseri nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Yaş önemli nedenlerden biridir. Genellikle prostat kanseri 70 yaş üstü erkeklerde görülür. 
  • Aileden genetik olarak gelebilir. Aileden daha önce kanser hastalığı varsa bu tetikleyici bir nedendir.  
  • Beslenme programı azda olsa tanılara göre prostat kanserini tetiklemektedir. 

Prostat Kanserinde Tanı Nasıl Konulur?

DRE (Digital Rectal Exam- Dijital Rektal Muayene) veya PSA (Prostat Spesifik Antijen) testinde şüpheli sonuçların elde edilmesi en önemli bulgulardan biridir, ancak mutlaka kanser olduğu anlamına gelmez ve aynı şekilde yukarıdaki belirtilerin kanserden başka sebepleri olabilir. Belirtiler veya anormal DRE ve PSA sonuçlarının iyi huylu büyüme veya prostat kanserinden kaynaklandığını belirlemek üzere doktorunuz biyopsi önerecektir. Biyopsi ultrason eşliğinde (TRUS- Transrektal Ultrasonografi) rektal yoldan yapılır. Bu işlemde, prostat rektuma sokulan parmak büyüklüğünde bir prob ile görüntülenir. Prostatın birçok bölgesinden doku örnekleri alındıktan sonra, bu örnekler mikroskop ile incelenerek, kanser hücresinin olup olmadığına bakılır. Biyopsi sonuçlarına göre prostat kanseri olduğunuz ortaya çıkarsa, kanserinizin ne kadar agresif olduğunu belirlemek için testler yapılabilir. Doktorunuz tümörün başladığı yerle sınırlı olup olmadığı (lokalize tümör) veya yayılıp yayılmadığını (metastatik tümör) belirlemek üzere bazı testlerin yapılmasını isteyebilir.

Prostat Kanseri Tedavisi

Tedavinin etkinliği kanserin ne kadar lokalize olduğu veya vücudunuzda ne kadar yayıldığına bağlı değişmektedir. Hastalığınızın evresi ile yaş ve genel sağlık durumunuza bağlı olarak doktorunuz aşağıdaki tedavi seçeneklerinin birini veya daha fazlasını önerecektir.

  • Ameliyat (prostatektomi)
  • Radyasyon terapisi (brakiterapi, eksternal radyoterapi)
  • Hormon terapisi
  • Kemoterapi

Önerilen İçerik;

► Prostata İyi Gelen Bitkiler

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/prostat-kanseri-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-9320h.htm

Prostat Kanseri (Tümörü)

Prostat Kanserinde Modern Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Prostat kanseri, erkeklerde bulunan prostat bezinde oluşur. Prostat bezi, mesanenin tam altında ceviz büyüklüğünde bir bez olup, meni sıvısının yapısına katkı sağlar.

Erkeklerde, akciğer kanserinden sonra en fazla görülen ikinci kanser türüdür. Prostat kanserinin bazı tipleri, yavaş gelişme gösterir ve ciddi zararlar vermeyebilir.

Ancak bazı türleri, özellikle genç yaşta başlayanlar daha agresif olup, hızlı bir şekilde yayılabilir.

Prostat kanseri, 50 yaş üzeri erkeklerin önemli sayılabilecek miktarının etkilendiği ciddi bir rahatsızlıktır. Yaş ilerledikçe etkinliği daha da çoğalır.

Genellikle, yavaş ilerleyen bir kanser türü olarak kendini gösteren bir rahatsızlık olup, bulguları, ancak ileri evrelerde anlaşılabilir.

Bu hastalığa sahip olan erkeklerin belli bir kısmı, hastalıkla birlikte yaşayıp, farketmeden, başka nedenlerden ölürler.

Diğer taraftan, prostat kanserinin giderek ilerleyip, kanserin bu organın dışına taşmasıyla, teh çok artar. Prostat kanserinin ilk evrelerinde, hastalığın prostat dışına taşmadan tedavi olanağı daha yüksektir.

Ama kanserin, prostat dışına (kemikler, lenf nodülleri ve akciğerler) taşmasıyla, tam iyileştirme gerçekleşemezse de, uzun yıllar kontrol altında tutulabilir.

Son zamanlarda, bu hastalıkla ilgili tedavilerde sağlanan bir takım gelişmelere paralel olarak, yayılmış prostat kanserlerinde, yaşam süresi beş yıl veya daha çok olarak uzama şansı bulmaktadır.

Bazı erkekler, ilerlemiş prostat kanserine sahip olmalarına karşın, normal bir yaşantı yaşarlar ve örneğin, kalp hastalığı gibi diğer nedenlerden ölürler.

Prostat Kanserinin Nedenleri

Bu kanser türü ağırlıklı olarak, yaşlı erkekleri etkiler. Vakalar, yaklaşık % 85 civarında 65 yaş üstü erkeklerde kendini göstermektedir. Ailesinde prostat kanseri geçmişi olan kişilerde, olasılık artmaktadır. Günümüzde dahi, prostat kanserinin oluşma nedenleri tam bir kesinlikle bilinmemektedir.

Kişinin diyet sistemi, önemli etmenlerden birisidir. Yağlı kırmızı et yiyenlerde, risk yükselmektedir. Yine yüksek sıcaklıkta pişirilen etler de bu kanser türünü artırmaya katkı yapabilecek bir takım yanma ürünleri meydana getirir.

Hastalık bu verilere bağlı olarak, et ve mandıra ürünleriyle ağırlıklı beslenen ülkelerde, pirinç, soya fasülyesi ve sebzeyle beslenenlere göre çok daha fazla yaygındır.

Hormonlar da, bu hastalıkta önemli bir rol oynar. Özellikle katı yağların aşırı tüketimiyle, vücuttaki testosteron miktarı yükselir. Bu da prostat kanseri büyümesini hızlandırır.

Bazı meslek gruplarında da, bu konu açısından iş tehleri bulunmaktadır. Örneğin, kaynakçılar, pil üretiminde, ve lastik üretiminde çalışanlar, ve kadmiyum metali içeren işlerde çalışanlar, yine prostat kanserine daha çok açık durumdadırlar.

Kişinin günlük hayattaki hareketsiz yaşam tarzı da prostat kanserine davetiye çıkarmaktadır.

Aspirin, finasteroid, kolesterol düşüren ilaçlar ve trigliserid düşüren ilaçlar, kullanan kişilerde risk azaltıcı olarak etki yapabilir.

Ancak, kesinlikle bilinmesi gerekir ki, diğer hastalık durumlarında olduğu üzere, hekime danışılmadan, herhangi bir kişinin kendi başına bu amaçla bu ilaçları kullanması düşünülemez…

Domates sosu, brokoli, karnabahar ve lahana gibi bazı sebzelerin tüketilmesi ise, riskin azaltılmasına olumlu katkı yapabilir.

Prostat Kanserinin Belirtileri

İlk evrelerde, prostat kanserinin hiç bir belirtisi olmayabilir. Hastalık ilerleme gösterdiğinde idrar kanalında tıkama etkileri, iyi huylu prostat büyümesine benzer şekillerde kendini gösterir:

  • Özellikle geceleri olmak üzere sık idrara çıkma,
  • İdrar yapmaya başlanmasında veya durdurulmasında zorluklar,
  • Güçsüz veya kesintili idrar akışı,
  • İdrara çıkarken veya boşalma sırasında ağrı veya yanma hissi.

Prostat Büyümesi mi Yoksa Prostat Kanseri mi?

Erkekler yaşlandıkça prostat büyüyebilir, böylece bazen mesane veya üretra (idrar kanalı) üzerine basınç suretiyle, prostat kanserine benzer belirtilere neden olabilir.

Bu  rahatsızlığa, benign (İyi huylu) prostat hiperplazisi (BPH) denir. Benzer belirtilere neden olabilen diğer bir sorun  ise prostatit (prostat iltihabı) tir.

Prostatit kanser değildir, ilaç uygulamaları ile tedavi edilebilir.

Kontrol Edemeyeceğiniz Risk Faktörleri

Hastanın Yaşı: 50'li yaşlar sonrasında ve özellikle 70 li yaşlar sonrasında prostat kanseri gelişimi hızla artar.

Aile öyküsü: Erkekte prostat kanseri riskini artırır. Babasında yada erkek kardeşinde prostat kanseri olan erkeklerde risk 2-4 kat artar.

Irk: Afrikalı-Amerikalılar yüksek risk grubu altındadır ve dünyada prostat kanserinin en sık rastlandığı popülasyonu oluştururlar.

Kontrol Edebileceğiniz Risk Faktörleri

Diyetin, prostat kanseri gelişiminde bir rol oynadığı bilinmektedir. Et ve yüksek yağlı süt ürünleri tüketen ülkelerde daha yaygındır. Bu ilişkinin nedeni belirsizdir.

Diyette yer alan yağ, özellikle kırmızı etten  gelen hayvansal yağ, erkeklik hormonu düzeylerini artırabilir. Bu da  kanserli prostat hücrelerinin büyümesini uyarabilir. Meyve ve sebzelerden yana çok düşük bir diyet de bir rol oynayabilir.

Beyaz un, beyaz pirinç, çok yağlı kırmızı etler, salam ve sosis gibi işlem görmüş et ürünleri, diyette kaçınılması gereken besin türleri arasında sayılabilir.

Ağırlıklı olarak, tam buğdaylı ürünler, bol yeşil ve renkli sebze türleri ile mevsimine göre çeşitli meyvelerin tüketilmesi önerilir. Ispanak, brokoli, domates, narenciye türü meyveler bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Prostat Kanseri Hakkında Bazı Söylentiler

Burada prostat kanserine neden olduğu kesin olmayan bazı şeyler şunlardır:

  • Çok fazla seks, vazektomi, ve mastürbasyon. Bunların hiçbiri ispat edilmemiştir.
  • Kişide BPH (iyi huylu prostat büyümesi) varlığı, prostat kanserine yakalanma riskininin daha fazla olduğu anlamına gelmez.
  • Alkol kullanımı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, ya da prostatitin prostat kanseri gelişiminde rol oynayıp, oynamadığını halen araştırılmaktadır.

Prostat Kanseri Erken Teşhis Edilebilir mi?

Prostat kanserinin erken tanısı için  bazı tarama testleri kullanılabilir. Ancak testler, kimi zaman tedavi edilmesi gerekli olmayan yavaş gelişen kanserleri de tesbit edilebilir.

Gereksiz uygulanan tedavilerde ciddi yan etkiler oluşabilir. Testler, doktor önerisiyle 40 yaşından sonra yapılmalıdır. Özellikle risk grubuna giren erkeklerde testler önem taşır.

(Yaş durumu ve aile özgeçmişi gibi…)

Tarama: Rektal Muayene ve PSA Tayini

Prostat parmakla rektal muayene (rektal tuşe) denilen yöntemle muayene edilir. Doktorunuzun yönlendirmesiyle, bir kan testi olan prostat spesifik antijen (PSA), testi yapılır.

Bu test, prostat hücreleri tarafından üretilen bir proteinin ölçülmesi için yapılır. Testte çıkan bir yüksek değer, kanser olasılığı gösterebilir. Ancak her PSA yüksekliği prostat kanseri anlamına gelmez.

Aksine durumda da, test sonucunda normal PSA değeri çıkmasına rağmen, prostat kanseri varlığı da mümkündür.

Prostat Kanseri İçin Biyopsi

Fiziki muayene veya PSA testi yapılmasından sonra, kanser şüphesi oluşursa, doktorunuz biyopsi önerebilir. Biyopside elde edilen doku örnekleri bir mikroskop altında incelenir. Biyopsi, kanser tespiti ve kanserin de agresif yapıda olup olmadığını tahmin etmek için en iyi yoldur.

Prostat Kanserinin Hangi Evre Olduğunun Anlaşılması

Eskiden tüm vücut kemik taraması MR vs. ile hastalığın yayılıp yayılmadığı; nereye yayıldığını anlamaya çalışıyorduk, günümüzde bunlar kullanılmıyor sadece Ga-68 PSMA PET ile hastalığın evresini anlayabiliyoruz. Bu prostat kanserine özgü bir PET tipi olup prostat kanserinin yayılımı hakkında bize net bilgi vermektedir.

Kanserin Yayılımı ve Tedavisi

Prostat kanserinin yayılması aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

  • Evre I: Kanser, küçük ve hala prostat içindedir.
  • Evre II: Kanser daha gelişmiş, ama hala prostatla sınırlı.
  • Evre III: Kanser, prostat dışına ve seminal veziküle yayılmış.
  • Evre IV: Kanser, prostat dışında, lenf düğümlerine, rektum ve mesane gibi yakındaki organlara veya dokulara, kemikler ya da akciğer gibi uzak organlara yayılım göstermiş.

Prostat kanserinin, evrelerine göre hastalara: Ameliyat, radyoterapi, hormonoterapi, kemoterapi gibi yöntemlerle tedavi uygulanır.

Tedavinin başarısı için erken teşhis ve düzenli takip kritik önem taşır.

Prostat Kanseri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Prof. Dr. Tahir Karadeniz, prostat kanseri hakkında merak edilen sıkça sorulan sorulara video eşliğinde yanıtlar veriyor.

Bu konuyla ilgili diğer makaleler;

  • Prostat kanseri hakkında bilinmesi gerekenler

Источник: http://www.urolojiistanbul.com/urolojik-hastaliklar/prostat-hastaliklari/prostat-kanseri.html

Prostat kanserinde umut veren yöntem: Fokal tedavi

Prostat Kanserinde Modern Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Özetle; bu kanser türü hem sık görülüyor, hem de hastanın yaşamını ciddi anlamda tehdit ediyor. İşte bu sorunlardan yola çıkan tıp dünyası, prostat kanserinin tanı ve tedavisi üzerine yaptığı çalışmalarla, hastaların yüzünü güldüren dev adımlara imza atıyor.

Prostat kanserinin tanı ve tedavisindeki gelişmeleri aktarmak amacıyla, 12-14 Nisan tarihlerinde, Dünya Endoüroloji Derneği, Society of Urologic Robotic Surgeons ve Acıbadem Üniversitesi’nin işbirliği ile İstanbul’da, “Prostat Kanseri’nde Robotik Cerrahi ve Yeni Teknolojiler Sempozyumu” düzenlendi.

14 ülkeden yaklaşık 250 katılımcının yer aldığı uluslararası katılımlı sempozyumda prostat hastalıklarının tedavisi hakkında en yeni bilgiler A’dan Z’ye ele alındı,robotik cerrahideki yenilikler ve yeni teknolojik gelişmeler aktarıldı.

Sempozyumda canlı ameliyat sunumları, paneller, karşıtlık tartışmaları ve uzmanlarından güncel bilgi paylaşımları yer aldı.

Klinikte robotik tedavilerin güncel bilgilerinin yanı sıra, işin mutfağı ve robot konusundaki en güncel gelişmeler de toplantıda katılımcılara anlatıldı.

Fokal tedavi yönteminde kanserli hücreler ısıtılarak yok ediliyor

Sempozyumda konuşan Dünya Endoüroloji Derneği Başkanı Prof. Ali Rıza Kural erken tanı konulduğunda prostat kanserinin artık tedavisi mümkün olan bir hastalık haline geldiğini belirtti. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural sempozyumda yaptığı konuşmasında erken teşhis edilen prostat kanserinde uygulanabilen “fokal tedavi” yöntemine dikkat çekti.

Çok erken yakalanan prostat kanserinde fokal tedavi, bir başka deyişle yüksek şiddette odaklanmış ultrason tedavisinin giderek yaygınlaştığına işaret eden Prof. Dr. Ali Rıza Kural,”Fokal tedavide kanser hücreleri ya dondurularak ya da ısıtılarak imha ediliyor. Biz yüksek ısı ile kanser hücrelerini yok etmeyi tercih ediyoruz ki Dünya’da da genel tercih bu yönde.

Bu yöntemde önce hastadan MR görüntüsü alınıyor, ardından kanserli bölge işaretleniyor veya akıllı biyopsi tekniğiyle yeri tam olarak tespit ediliyor. Daha sonra kanserli bölgeye yüksek yoğunlukta ultrason dalgaları verilerek kanser hücreleri yok ediliyor.

Fokal yöntemiyle sadece prostatın hastalıklı bölgesi tedavi ediliyor, bu sayede de organın sağlıklı bölgeleri korunabiliyor” dedi.

İdrar kaçırma ve cinsel fonksiyon kaybına son

Günümüzde erken prostatkanserinin tedavisinde standart yöntem; tümör gelişen prostat dokusunun cerrahi yöntemle tümüyle çıkarılması. Ancak prostat dokusu çıkarıldığında, düşük oranda da olsa yan etkiler oluşabiliyor. Hastaları en çok kaygılandıran yan etkiler ise idrar kaçırma ve cinsel fonksiyon bozukluğu oluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr.

Ali Rıza Kural fokal tedavi sayesinde prostat kanseri ameliyatı sonrasında idrar kaçırma ve cinsel fonksiyon kaybı riskinin en aza indiğini vurguladı. Fokal tedavide hasta seçiminin de çok önemli olduğuna değinen Prof. Dr.

Ali Rıza Kural, “Eğer hasta bu yönteme uygunsa, ameliyatın olası riskleriyle hemen hemen hiç karşılaşmıyor ve son derece yüz güldürücü sonuçlar alınıyor” diye konuştu.

İlaç gibi yutulan kapsül robotlarla biyopsi

Sempozyumda tıbbi robotların geleceğiyle ilgili konuşan Max Planck Enstitüsü Akıllı Sistemler Bölüm Direktörü Prof. Dr.

Metin Sitti de günümüzde teknoloji alanında çok önemli gelişmeler kaydedildiğine dikkat çekerek, “Bunlardan biri, robotların daha da küçülmeye başlaması. Günümüzdeki robotlar santimetre boyutlarındalar, endoskop boyutundalar.

Artık robotlar milimetrik, hatta milimetrenin altındaki boyutlara doğru küçülmeye başladılar” dedi.

Bunun yanı sırakablosuz denilen, insan vücudu içinde kablo olmadan dolaşan robotlar üzerinde de çalışmalar yapıldığını ve bunların 10-15 yıl içinde kullanılmaya başlanacağını belirten Prof. Dr. Metin Sitti,”Kablosuz cihazlar çok yeni bir gelişme ve bunların bir örneği kapsül dediğimiz robotlar.

Bunlar ilaç kapsülleri boyutlarında olan ve yutulabilen robotlar. Bu robotların içinde kamera ve birçok değişik cihazlar var. Bu kapsülleri midede,bağırsak sisteminde, prostatta ve böbreklerdedaha da küçük boyutlara indiriyor, dışarıdan manyetik alanlarla çok kolay hareket ettirebiliyoruz.

Bu sayede bugüne dek girilmesi çok zor olan, hatta ulaşamadığımız bölgelerde görüntüler elde edebiliyoruz.

Görüntü almanın yanı sıra kapsül robotlarla kanser teşhisi için biyopsi de yapabiliyoruz ki bu da çok önemli bir gelişme. Bunların yanı sıra ilaç verebiliyoruz aktif olarak.

Diyelim ki kanama veya kanser var, kapsül robot orada çok daha yüksek dozda ve daha yan etkiyi azaltıcı bir şekilde ilaç verebiliyor.

Bu robotlar sayesinde kanser erken teşhisedilebiliyorve ameliyat gerektiren durumlarda bile hastanede yatmaya gerek kalmıyor, hasta hemen günlük hayatına dönebiliyor.”

Robotlar doktorun yerini almayacak

Prof. Dr. Metin Sitti robotların doktorların yerini alıp almayacağı yönündeki bir soru üzerine de, “Tıbbi robotlarda amaç doktorun yerini almak değil, doktorlara yardımcı olmak.

Bir doktorun, bir cerrahın zekasını, tecrübesini bilgisini bir robotun devralması en azından yakın zamanda mümkün değil. Dolayısıyla doktor ve cerrah her zaman ameliyathanede olacaklar. Doktor her daim robotun başında olacaktır.

İnsanın robotu kontrol etmesi ve onun başında olması çok önemli” dedi.

Erken teşhis çok önemli

Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Veli Yalçın’da prostat kanserinde erken teşhisin önemine değinerek şunları söyledi:

“Prostat kanserinde kullanılan yöntem ne olursa olsun, hastalık erken teşhis edilirse başarılı sonuçlar alınabiliyor. Kan tahlilinde PSA değerine bakılarakprostat kanseri teşhis edilebiliyor. Dolayısıyla 40 yaşından sonra, özellikle ailesinde kanser öyküsü olanların prostat açısından muayene olmaları yaşamsal önem taşıyor”

Tedavide 3 hedef var

Dünyada laparoskopik ve robotik cerrahi konusundaki duayenlerden olan Dünya Üroloji Robotik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr.

Ashok Hemal’de robotik cerrahi ile hastaların daha az kanama, daha az hastanede yatış süresi olduğuna dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Prostat kanseri tedavisinde 3 önemli amacımız var.

Birincisi kanser hücrelerini kontrol altına almak, ikincisi idrar kaçırmayı önlemek, üçüncüsü de cinsel fonksiyon kaybını engellemek. Operasyon robotik cerrahi ile yapıldığında, bu 3 hedefe de başarıyla ulaşıyoruz”

Fokal tedavi konusunda ülkemizde bir ilk

Sempozyumun ardından 14 Nisan Cumartesi günü deAcıbadem Maslak Hastanesi’nde prostat kanseri tanısında artık yeni standart olan prostat MR görüntülemesi, MR görüntüsü ile yapılan hedeften akıllı biyopsi teknolojisi ve prostat kanseri tedavisindeki en son yeniliklerden biri olan,cerrahiye gereksinim olmadan hastalığın ortadan kaldırılabildiği, fokal tedavi konularının ele alındığı bir kurs gerçekleştirildi. Fokal tedavi konusunda da ülkemizde bir ilk gerçekleşti ve kurs katılımcıları işlemi canlı olarak ekrandan izleyebildiler.

Prostat büyümesi neden kaynaklanır?

Источник: https://indigodergisi.com/2018/05/prostat-kanseri-tedavisi-fokal/

Prostat kanserinin belirtileri, erken tanısı ve yeni tedavi seçenekleri

Prostat Kanserinde Modern Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Türkiye’de prostat kanserinin akciğer kanserinden sonra 2. sıraya yerleştiğini bildiren Prof. Dr.

Çal, “65 yaş ve üstü her 10 kişiden birinin idrar kaçırmakta ve erkek cinsel organında sertleşme sorununu tüm dünyada erkeklerde görülen önemli problemlerin başında gelmekte, prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğu bilinmektedir.

Ürolojik şikayetleri olan kişilerin tıbbi yardıma başvurmayı ihmal etmelerinin en önemli nedenleri arasında utanma ve geç teşhis yer almaktadır” diyor.

Prostat kanserine karşı yılda bir kez yapılacak PSA testi hayat kurtarır

Çal, prostatın “sadece erkeklerde bulunan ve üreme ile ilgili ikincil görevleri yerine getiren, yaklaşık 20 gram ağırlığında bir organ” olduğunu belirtti.

İşlevlerinin üremeyle ilgili olmasına rağmen idrar torbasının çıkışında yerleşmesi ve idrar kanalını çepeçevre sarmasından dolayı prostat hastalıkları sırasında idrar atım zorluklarının geliştiğine dikkat çeken Çal, şunları ifade etti: “Genel hatları ile sınıflandırıldığında prostat bezinin üç grup hastalığı tanımlanabilir:

  • İyi huylu büyümesi, benign prostat hiperplazisi (BPH),
  • Kötü huylu büyümesi, prostat kanseri,
  • İltihaplanması, prostatit.

Aralarında geçiş olmamasına rağmen bu üç hastalık aynı erkekte eş zamanlı ya da farklı zamanlarda saptanabilir. İyi huylu prostat büyümesi mikroskobik düzeyde ileri yaştaki hemen her erkekte görülen bir değişimdir.

Prostat kanseri teşhisinde aile öyküsüne dikkat

Prostat hastalıklarında tanı için toplumdaki kişilerin prostat hastalıkları yönünden değerlendirilmesinde yıllık prostat muayenesinin yanı sıra kan PSA (Prostat Spesifik Antijen) düzeyinin belirlenmesi ve idrar tahlili yapılması gerektiğini ifade eden Çal, iyi ve kötü huylu prostat hastalıklarında kan PSA düzeyinde artış saptanabildiğini söyledi.

40 yaşından sonra erkeklerin prostat hastalıkları yönünden değerlendirilmesinde kan PSA değeri değişimlerinin saptanması yaygın kullanılan bir yöntemdir. Birinci derece akrabalarında prostat kanseri teşhis konan erkeklerin hastalığa yakalanma riski yüksektir.

Bunun için bu tür öyküsü bulananların mutlaka muayene ve kan PSA değerlerini takip ettirmesi gerektiğini vurguladı.

Parmakla prostat muayenesinde sertlik saptanan ya da kan PSA değerinde artış belirlenen erkeklere biyopsi yapılması gerektiğini anlatan Prof. Dr.

Çal, prostat biyopsisinin, makatta kalın bağırsağın son bölümüne yerleştirilen bir ultrasonografi cihazı (transrektal ultrasonografi) ile yapıldığını ifade etti.

Geçiken tanı prostat kanserinde önemli bir sorun

İyi huylu prostat büyümesi, ilaçla ya da cerrahi olarak tedavi edilebilir.

Tedavi şeklinin belirlenmesinde, “prostat bezinin boyutu, hastanın yaşı, şikayetlerin şiddeti, mesanede (idrar torbası) taş bulunması” etmenler dikkate alınır.

Tedavide kullanılacak ilaçlar; mesane boynu, prostat içerisindeki düz kas liflerinin gevşemesini sağlayanlar ve prostatın boyutunu küçültenler olmak üzere iki gruba ayrılırlar.

Prostat kanseri tanısı alan bir kişi, hiç tedavi uygulanmadan belirli izlem kuralları esas alınarak takip edilebileceği gibi cerrahi ya da ışın (radyoterapi) tedavileri kullanılarak sağaltılabilir.

Bu hastalarda da izlem ya da tedavi kararı vermede ve uygulanacak tedavi şeklini belirlemede hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkların varlığı, kan PSA düzeyi, biyopside saptanan kansere ait özellikler, eldeki olanaklar belirleyici etmenlerdir.

Cerrahi teknikler arasında “açık yöntem, standart laparoskopi ve robot yardımlı laparoskopi” bulunduğunu kaydeden Çal, şunları ekledi: “Günümüz literatür bilgisine göre, bu üç yöntem arasında hastalığı kontrol altına alma gücü, cinsel sorunlar ve idrar kontrol zorlukları yaşama riskleri açısından farklılık bulunmamaktadır.

İleri evre prostat kanseri tedavisinde sıklıkla vücutta erkeklik hormonlarını etkisiz hale getiren yöntemler kullanılır. Yine evreye bağlı olarak ilaçla kanser tedavisi (kemoterapi) bir diğer yöntemdir. Prostatit tedavisinde prostat dokusuna geçen antibiyotikler, gerektiğinde ağrı kesiciler ve idrar atımını kolaylaştırıcı ilaçlar kullanılabilir.”

Bazı hastalarda hiç bir belirti olmaz. Bazılarında ise sık, güç ve ağrılı idrar yapma, idrarın damla damla yapılması, idrarda kan yada iltihap olması, ejekülasyonda kan ve ağrı gibi belirtiler olabilir. Bu yakınmalar aslında sadece prostat kanserine özgü değildir.

Her erkeğin 45’inden sonra yaptırması gereken test…

Prostatın Kanser dışındaki diğer problemleri de bunlara benzer yakınmalara neden olabilir. Emin olmak için doktorunuzun detaylı bir muayene ve inceleme yapması gerekir. Ayrıca yakınmaların şiddeti ne kansere ne de kanser dışı problemlere işaret eder.

Prostat kanseri Parmak ile rektal muayene (PRM)

Bu işlem için doktor eldiven giyerek parmağınızı rektuma (makata) yerleştirir. Parmak yardımı ile prostatın büyüklüğü, şekli ve kıvamı incelenir. Kanser parmakla muayenede set olarak hissedilir. Ancak kanserin var olduğundan emin olmak için daha başka testlerin yapılması gerekir.

Prostat spesifik antijen (PSA) düzeyini ölçen bir kan testidir. PSA prostat bezinde üretilen ve kanda da bulunan bir proteindir. Prostat kanseri, prostat iltihabı ve benign prostat büyümesi (BPH) durumlarında kandaki PSA düzeyi artar. PSA testi % 100 kesin değildir. Ancak prostat kanseri tanısında ve hastalığın seyrinin izlenmesinde önemlidir.

Prostat kanseri Transrektal ultrasonografi (TRUS)

Rektumdan yerleştirilen bir prob aracılığı ile prostat bezine ses dalgaları gönderilir ve geri yansıyan ses dalgaları aracılığı ile prostatın şekli, büyüklüğü ve iç kesimlerinin detaylı görüntüsü alınır. Bazen prostat kanseri tanısında DRM ve PSA testine ek olarak TRUS’tan yararlanmak gerekebilir. Ayrıca prostat bezinden parça almak (biyopsi) gerekirse TRUS bu işlem için de yardımcı olur.

Prostat kanseri ve Biyopsi

Mikroskop ile incelenmek üzere prostat bezinden hücre örneklerinin alındığı cerrahi bir işlemdir. Biyopsi rektumdan prostat bezi içine uzatılan özel iğneler yardımı ile alınır. Biyopsi prostat bezi içinde kanser varlığı ve tipinin belirlenmesinde son yöntemdir.

Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlarda prostat kanseri riski daha yüksektir. Ancak, 50 yaş ve üzerindeki bütün erkeklerin risk altında olduğu unutulmamalıdır.

Bu nedenle:

Elli yaş ve üzerindeki bütün erkelerin yılda bir kez parmakla rektal muayene olmaları,

Elli yaş ve üzerindeki erkeklerin PRM ye ek olarak yılda bir kez PSA testi yaptırmaları önerilir.
Eğer PRM veya PSA testinde bir şüphe varsa transrektal ultrasonografi yapılmalıdır.
Prostat kanserinin sıklıkla herhangi bir belirti vermeden geliştiğini unutmayınız. Düzenli olarak kontrolden geçmek hayat kurtarıcı olabilir.

Prostat Kanserinin Evreleri

Doktorlar prostat kanserinin yaygınlığını evrelendirme denilen bir sistem ile tanımlarlar. Sıklıkla 2 evrelendirme sistemi kullanılır

A-B-C-D Sistemi: Erken evrelerde (A ve B evreleri) prostatın az sayıda hücresi kanserlidir ve bu kanserli hücreler sadece prostat içerisinde yer alırlar. Prostat dışına çıkmamışlardır. Zamanla, kanser prostatın daha büyük kısmını işgal eder. İleri evrelerde kanser çevre dokulara (C evresi), daha sonra ise lenf bezlerine, diğer organlara ve kemiklere (D evresi) sıçrar.

TNM Sistemi: Bu sistemde, T tümör boyutunu, N lenf bezi tutulumunu, ve M ise diğer organlara sıçramayı belirler. Bu sistemle bütün olası yayılma durumları tanımlanabilir.

Örneğin T3c, N1, M0; tümör prostat dışına çıkarak seminal keseciklere sıçramış (T3c), bir lenf bezinde kanser var (N1) ve diğer organlara kanser sıçramamış demektir (M0).

Aslında tam olarak birbirlerine karşılık gelmese de TNM ve ABCD sistemlerindeki tanımlar birbirine benzer.

Prostat kanseri Derecelendirme

Evrelendirmeye ek olarak kanserin ne oranda tehli olduğunu belirlemek için “Gleason Sistemi” kullanılır.

Biyopsi ile tümörden alınan parça mikroskop altına konur ve hücrelerin normal hücre görünümünden ne oranda saptığı belirlenerek bir derece verilir.

Gleason skoru 2 ile 4 arası olan tümörler normal hücrelere çok benzeyen ve yavaş büyüyen hücrelerden oluşur. 8 ile 10 arası skor verilen tümörler ise daha kötü seyirlidir.

Prostat Kanserinin Tedavisi

Prostat kanserinin tedavisi kanserin evresi, nasıl seyrettiği, hastanın yaşı ve genel Sağlık durumu ile değişik tedavi seçeneklerinin yan etkileri göz önünde bulundurularak belirlenir.

Çok sayıda değişik tedavi seçeneği bulunduğundan, size uygulanacak tedavinin belirlenmesinde sizin, ailenizin ve doktorunuzun yukarda belirtilen temel kriterleri göz önünde bulundurarak birlikte karar vermesi en uygun yaklaşım olacaktır.

Prostat kanserinden korunmak mümkün mü? Erkekler için 6 koruyucu öneri

Birinci seçenek “bekleyerek gözlemektir”. Prostat kanseri genellikle çok yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve yıllarca belirti vermeyebilir.

Ayrıca bu hastalık genellikle ileri yaşlarda ortaya çıktığından bir dönem bekleyerek gelişmeleri izlemek seçeneklerden birisidir.

Bekleyerek gözleme ile diğer tedavi seçeneklerinin yan etki ve rahatsızlıklarından da kaçınılmış olunur. Ancak, hastalık ilerledikçe, gereken tedavilerin uygulanması kaçınılmaz olmaktadır.

Tedavi seçeneğinin belirlenmesinde en önemli kriterlerden biri prostat kanserinin evresidir. Erken evrelerde birinci amaç kanseri vücuttan tamamen çıkarmak ya da kanser hücrelerini öldürmektir. Eğer kanser ileri evrelere ulaşmış ise kanser hücreleri tamamen temizlenmeyecek ya da öldürülemeyecek kadar çoğalmış demektir.

Bu durumda kanserin büyümesini yavaşlatmayı veya durdurmağı amaçlayan tedavi seçenekleri ön plana çıkar. Prostat kanseri testosteron gibi erkelik Hormonlarının etkisi ile büyür. Bilindiği gibi erkeklik hormonlarının çok büyük kısmı testislerde (yumurta) üretilir.

İlerlemiş prostat kanserinin tedavisi erkelik hormonlarının kanser hücrelerini beslemesini engellemek ile mümkün olabilir. Bu tedaviye “hormonal” tedavi denir.

Erken Evrede Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Erken evrelerde, kanser prostat bezi içinde sınırlı iken uygulanabilecek tedavi seçenekleri;

1. Radikal Prostatektomi: Prostatın Ameliyat ile çıkartılmasıdır. Amaç prostatın çıkarılması ile vücuttan kanser hücrelerini tam olarak temizlemektir. İktidarsızlık ve idrarı kontrol etmekte güçlük gibi yan etkileri olabilir.

2. Radyasyon Tedavisi: Prostat bezi içerisindeki kanser hücrelerini öldürmeyi amaçlar. İki şekilde uygulanabilir.

a)Radyasyon ışınlarının vücut dışından prostat bezine doğrudan uygulanması ile,b)Prostat bezi içerisine küçük radyoaktif tohumları ekerek.

Radyasyon tedavisi de iktidarsızlık, ishal, karın ağrıları, makatta rahatsızlık ve idrar yapmakta zorluklar gibi yan etkilere neden olabilir.

İlerlemiş Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Çok ilerlemiş prostat kanserinde bile hiç bir belirti olmayabilir. İlerlemiş prostat kanserinin tedavisinde amaç hastalığın daha da büyümesine engel olmaktır. Kanserin büyümesinin durdurulması belirtilerin ortaya çıkmasını erteleyebilir ya da var olan belirtilerin şiddetini azaltabilir. Prostat kanserinin büyümesini ve sıçramasını engellemek için genellikle hormonal tedavi kullanılır.

1. Kısmi hormonal tedavi: Testosteronun büyük çoğunluğu testislerde üretilir. Kısmi hormonal tedavi ile testislerde testosteron üretimi durdurulur. Bu amaçla kullanılabilecek yöntemler:
a)Ösrojen: Ösrojen prostat kanseri tedavisinde de zaman zaman kullanılabilen bir kadınhormonudur.

Erkekler östrojen alırsa testosteron düzeyleri düşer. Ancak östrojen kullanımının bazı ciddi yan etkileri olabileceğinden kullanımı çok yaygın değildir.

Günde bir tablet östrojen almak bulantı, kusma, memelerde büyüme ve hassasiyet, kalp ve damar problemleri (vücutta fazla Sıvıbirikmesi, damarlarda pıhtı oluşması, inme, kalp krizi) ve cinsel isteğin azalması gibi yan etkilere neden olabilir.
b)Orşiektomi: Orşiektomi testislerin ameliyat ile alınması işlemidir.

Cerrahi kastrasyon da denilir. Testosteron üreten en önemli kaynak vücuttan uzaklaştırıldığı için tümörün büyümesi yavaşlar. İktidarsızlık ve Sıcak basması gibi yan etkileri olabilir. Bu ameliyatın yapılması için genellikle hastanede yatmanız ve genel Anestezi (narkoz) almanız gerekmeyebilir.

Ameliyattan hemen sonra evinize gidebilirsiniz.
c)Medikal kastrasyon: Testislerin testosteron üretimi ameliyat yapılmaksızın da durdurulabilir. Medikal kastrasyon testislerin testosteron üretimini durdurmakta cerrahi kastrasyon kadar etkilidir. Bu amaçla kullanılan ilaçlara LHRH analogları denir.

Türkiye de bulunan ilaçlar Zoladex, Lucrin ve Decapeptyl dir. Ayda bir kez enjeksiyon ile uygulanırlar. Sıcak basması, iktidarsızlık, memede büyüme ve hassasiyet, cinsel isteğin azalması ve bulantı gibi yan etkilere neden olabilirler.

2. Komplet hormonal tedavi: Hem cerrahi kastrasyon (orşiektomi), hem de medikal kastrasyon (LHRH analogları enjeksiyonu) testis kaynaklı testosteron etkisini ortadan kaldırırlar. Ancak, vücuttaki tüm testosteron etkisini tam olarak engellemezler.

Böbrek üstü bezleri de çok az oranda da olsa bir miktar testosteron etkisi gösteren Hormon sentezlerler. Bu nedenle, bu Hormonların etkisini ortadan kaldırmak için ek ilaçların kullanılmasına gerek vardır. Bu ilaçlara “antiandrojenler” denir. Eulexin, Casodex ve Androcur bu grup ilaçlardır.

Bu ilaçlar kan dolaşımındaki testosteronun prostat hücrelerine ulaşmalarını engellerler.

Medikal veya cerrahi kastrasyonun antiandrojen ilaçlar ile kombine edilmesine komplet hormonal tedavi denir. Komplet hormonal tedavi vücuttaki erkeklik Hormonu etkisini tam olarak ortadan kaldırır ve tümörün büyümesini yavaşlatır.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/prostat-kanserinde-erken-tani-ve-tedavi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.