Prostat Tetkikleri

Kliniğimizde Yapılan Tetkikler | ÜRO-TIP

Prostat Tetkikleri

Sahip olduğumuz tıbbi ekipmanlar ile hastalarımızın hizmetine sunulan tetkikler şunlardır :

  • Böbrek Ultrasonografisi
  • Mesane Ultrasonografisi
  • Prostat Ultrasonografisi
  • Skrotal ve Penil Doppler Ultrasonografisi

Ultrasografi incelemeleri tanı merkezimizde uzman doktorumuz tarafından yapılır.

Ultrasonografi ünitemizde yüzeyel organ, küçük organ ve endokaviter problar yardımı ile renkli dopplerli B&K HAWK 2102 sonografi cihazımız ürolojik olarak gerekebilecek her türlü ultrasonografik incelemelerin yapılmasını sağlamaktadır.

Ultrasonografi incelemeleri için hazırlık gerekmez. Sadece alt batın incelemelerinde mesanenin doldurulmasını hızlandırmak için inceleme öncesinde tarafımızdan su içirilmesi gerekir. İnceleme sonuçları ortalama 10 dakika içinde hastaya verilir.

Trus Usg Eşliğinde Prostat Biyopsisi Alınması

Prostat kanseri tanısı koymak için, ultrasonografi eşliğinde prostattan doku alınması işlemidir. Tanı merkezimizde prostat biyopsisi uzman doktorumuz eşliğinde steril ortamda, hazırlık gerektirmeden lokal aneztezi ile uygulanmaktadır.

Prostat Biyopsisi öncesi hastanın asprin ve benzeri herhangi bir ilaç kullanmaması, kullanıyorsa ilacını 1 hafta süre ile kesmesi biyopsi öncesi tek hazırlıktır.

Biyopsi işlemi sırasında lokal anestezi uygulanması nedeniyle işlem sırasında ağrı duyulmaz. Tetkike aç olarak gelmeniz gerekmez. Hasta biyopsi sabahı kahvaltısını yapabilir, devamlı kullandığı ilaçlar varsa (asprin ve benzeri hariç) bunları alabilir. Biyopsi öğleden sonra ise öğlen yemek yiyebilir.

Biyopsi işlemi hastanın makatından-rektumdan yapılır. Rektum gaitalı ve mikroplu bir ortam olduğundan biyopsi öncesi hastaya kalçadan antibiyotik enjeksiyon yapılarak biyopsi sonrası gelişebilecek bir enfeksiyon riski azaltılmaya çalışılır.

Biyopsi sonrası hastaya doktorun reçete ettiği antibiyotik ilaçla tedaviye devam edilir. Bu tedaviye rağmen çok ender de olsa ateşiniz yükselebilir. Ateş 24-48 saat içinde 38.5 dereceyi geçerse mutlaka doktorunuz ile irtibat kurunuz.

Bu durumda doktorunuzun kontrolü altında tedaviniz daha kuvvetli antibiyotikler ile yapılabilecektir.

Biyopsi sonrası bir hafta süreyle idrarda ve büyük abdeste kan olabilir, kendiliğinden geçecektir, tedavi gerektirmez.

Prostatdan alınan dokular histopatolojik değerlendirilmesi için tarafımızdan İstanbul Patoloji eşliğinde neticelendirilir.

Daha detaylı bilgileri biyopsi yapacak doktordan alabilirsiniz.

Fleksibl Sistoskopi + NMP 22

Sistoskopi işlemi merkezimizde uygun ortamda doktorumuz ve sağlık ekibimiz eşliğinde yapılır.

Mesane tümörlü hastalardan veya tümör şüphesi bulunan hastalardan işlem öncesinde nüks tanısı koymak için NMP 22 testi uygulanır. NMP 22 işlemi kolay ve basittir. Hastanın idrar vermesi yeterlidir. Sonuç merkezimizde 20 dakika içerisinde neticelenir, hasta sistoskopi için hazırlanır. Sistoskopi ile NMP 22 testinin birlikte değerlendirilmesi doğru olasılığı arttırır.

Sistoskopi işlemi uygulanmadan önce doktora daha önce geçirilmiş operasyonlar, ilaç alerjileri vs. gibi kişisel sağlık bilgileri verilmelidir.

Aspirin, ağrı kesiciler ve başka ilaçlar kullanılıyorsa (ki bunlar kanın pıhtılaşmasını geciktirirler) doktor bilgilendirilmelidir. Doktorunuz gerekli ise bu ilaçların dozunu azaltabilir ya da tamamen kesebilir.

İdrar yolları enfeksiyonu mevcut ise işlem öncesi tedavi edilmelidir.

Sistoskopi işlem için bir giysi giyilir ve bir masanın üzerine sırt üstü uzanılır. Bu sırada her iki bacak yanlara açılır. Uygulamanın yapılacağı vücut bölgesi antiseptik bir sıvı ile temizlenir. Plastik bir şırınga ile üretraya (idrar kanalı girişi) jel kıvamında bir madde verilir. Böylece işlem sırasında rahatsızlık duymazsınız.

Yaklaşık bir kalem genişliğinde sistoskop adı verilen bir tüp idrar kesesine kadar ilerletilir. Sistoskop sayesinde idrar kesesi sıvı ile doldurulur. Böylece kese genişletilir ve uygulamayı yapan doktor daha net inceleme yapabilir.

Bu işlem sırasında rahatsızlık duyulabilir ve acil idrar yapma hissi uyanabilir. Tüpün ucunda küçük bir ışık kaynağı ve kamera vardır; bu sayede mesane (idrar kesesi) bir monitör ekranından gözlenebilir.

Sistoskopun ucu uzaktan kumanda ile hareket ettirilerek kesenin her köşesi değişik açılardan incelenebilir.

Kamera yerleştirildikten sonra işlem yaklaşık 5-10 dk. kadar sürer. İşlem sırasında biopsi yapma ihtiyacı duyulursa ek olarak yapılabilir. İşlem öncesinde ve sonrasında doktor gerekli bilgiyi verecektir.

İşlem sonrası hastaya antibiyotik verilir ve hasta aynı gün evine gidebilir.

Sıklıkla ertesi gün normal aktivitelere başlanabilir.

Uroflowmetri

Üroflowmetri: İdrar akım hızının ve akımın zamana göre değişiminin ölçülmesidir. En hızlı akım (Qmax) ve ortalama akım (Qav) hızları ile toplam işeme zamanı, işeme eğrisi ve toplam işenen miktar değerlendirilir. İşlem için hastaya tetkik öncesi su verilir. Ön hazırlık gerektirmez. Hasta idrara sıkıştıktan sonra işlem gerçekleşir, aynı gün sonuç alınır.

Ürodinami (Üretral Basınç Akım Çalışması + EMG)

Ürodinami idrar kaçırmanın varlığını, biçimini, mesane ve üretranın fonksiyonlarını gösteren bigisayar destekli basınç ve akım değişikliklerini ölçmeye denir. Mesane ve üretra fonksiyonları, varsa idrar kaçırmanın biçimi ve derecesi tespit edilir. Mesane kasında fonksiyon bozukluğu varsa (aşırı aktif mesane-detrüsor overaktivitesi-detrüsör instabilitesi) ürodinami ile tanı konur.

Çok basit ve ağrısız bir yöntemdir. Ön hazırlık gerektirmez. Sadece idrar yolları enfeksiyonu mevcut ise işlem öncesi tedavi edilmelidir. Çok ince (2-3 mm) bir sonda ile idrar torbasına sıvı verilirken basınç değişiklikleri kaydedilir.

Rektuma yerleştirilen bir sonda ile karın içi basınç ölçülür. Mesane dolarken ve boşalırken basınçlar birlikte ölçülür. Değişiklikler otomatik olarak kaydedilir. Bir takım manevralar ile idrar kaçağı olup olmadığı test edilir.

Bu esnada sorulan sorularla idrar torbası hakkında fikir edinilir. Üretra fonksiyonları ölçülür.

En son işeme grafisi yapılarak idrar yolları ve kasları hakkında fikir sahibi olunur.

İdrar kaçırma tedavisinin etkili olup olmadığı, ne kadar etkili olduğu tedavi öncesi ve sonrası ürodinami yaparak objektif olarak karşılaştırılır.

Kaydedilmiş ve hesaplanmış bilgisayar verileri hastanın muayene bulguları ve şikayetleri ile birleştirilerek tedavinin biçimine karar verilir. Hasta aynı gün sonucu alır, işlem sonrası hastaya antibiyotik verilir.

Post Voiding Rezidü Tayini (PVR)
(İşeme Sonrası Rezidüel İdrar Miktarı Saptanması)

Normal erkeklerde işeme sonrası mesanede kalan idrar miktarı (PVR: Post-voiding Rezidü) her zaman 12ml’den az olmaktadır. İdrar zorluğu belirtileri ile başvuran erkeklerde 100 ml’nin üzerinde PVR saptanması, mesanenin boşaltım işlevinde bir bozukluk olduğunu göstermektedir.

Fakat bunun BPH’ya ya da mesanenin kasındaki yetersizliğe bağlı olduğunu ayırt etmek için daha ileri incelemeler gerekmektedir. PVR, ultrasonografi ile yeterli doğrulukta ölçülebilmektedir.

İşlem öncesi ve sonrasında hazırlık gerekmez, hasta idrarını boşalttıktan sonra mesanede kalan idrar PVR cihazı ile ölçülür, sonuç aynı anda alınır.

Manyetik Pelvik Tabanlı Stimülasyon (ExMI ) Tedavisi

İdrar yakınması olan hastaların tedavisinde egzersiz, ilaç tedavisi ve çeşitli ameliyat yöntemleri uygulanabilir. Egzersiz bazı hastalarda ilk başvurulacak yöntemdir. Herhangi bir yan etkisi yoktur. Egzersiz uygulaması birçok şekilde yapılabilir. Hastaya kendi kaslarını doğru şekilde kasması öğretilerek çalışması istenilir. Genellikle bu yöntemde hastalar uyumsuz olurlar.

Pasif egzersiz yöntemlerinden en yenisi ve ABD’de FDA (Gıda ve İlaç Birliği) tarafından onaylanmış olan yöntem Manyetik Pelvik Taban Stimülasyonu (ExMI)’dur. Bu yöntemin etkinliğinin araştırıldığı bilimsel çalışmalarda her tıp idrar kaçırmaya karşı oldukça etkili bir yöntem olduğu gösterilmiştir.

Bazı hastalarda ilk başvurulacak yöntemdir. Herhangi bir yan etkisi yoktur. Egzersiz uygulaması birçok şekilde yapılabilir. Hastaya kendi kaslarını doğru şekilde kasması öğretilerek çalışması istenilir. Genellikle bu yöntemde hastalar uyumsuz olurlar.

Uygulanması son derece basit ve ağrısızdır. Haftada 2-3 kez 20 dakika süreyle uygulanır. Hastanın klinik özelliğine göre 8-10 hafta uygulama devam eder. Tedavi esnasında hasta uygulama sandalyesine günlük kıyafeti ile oturtulur. Herhangi bir yan etkisi yoktur.

Uygulama pasif egzersiz yaptırarak pelvik taban kaslarını etkili bir şekilde çalıştırır. Hastada ek bir motivasyona ihtiyaç duyulmaz. Bu egzersizde kişi kaslarının kasıldığını hisseder. Bu kasların güçlenmesi idrar kaçırmayı tamamen ortadan kaldırır ya da azaltır.

PCA 3 Tahlili

PCA3, 1999 yılında varlığı gösterilen, prostat kanserli hücrelerde bulunan küçük bir RNA molekülüdür. PCA3’ün tümörlü prostat dokusunda 60–100 kat arttığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

PCA3 ile Total PSA arasında ki fark nedir?

Irka ve prostat kanseri tipine göre yüksekliği değişiklik gösteren PCA3 prostat hastalıklarıyla ilgili önemli bir takip belirteci ve biyopsi ön belirleyicisidir.

Rutinde prostat kanseri tanı ve takibinde kullanılmakta olan kan testi PSA (prostat spesifik antijen) ile karşılaştırıldığında, PCA3 daha düşük duyarlılık ama daha yüksek bir özgüllüğe sahiptir.

PSA’dan farklı olarak PCA3’ün prostat hacmine bağımlı olmaması da önemlidir

PCA 3 hangi durumlarda gereklidir? PCA 3 tahlili yaptırmak biyopsi olasılığını ortadan kaldırır mı?

PCA3, PSA düzeyleri yüksek, ancak ilk biyopsi sonucu normal bazı olgularda gereksiz biyopsi tekrarının önlenmesinde yol gösterici olabilir. Gereksiz biyopsi tekrarı oranları yüksek olan bu hastaların PCA3 düzeyleri ile takip edilmesi ve PCA3 değerinin 35’ten yüksek olması durumunda hastaların biyopsiye yönlendirilmesi önerilmektedir. Yüksek PCA3 düzeylerinde ileri takip şarttır.

PCA3 numune için ön hazırlık gerekli midir?

Hayır, PCA3 ölçümünün ideal olarak parmakla yapılan rektal prostat muayenesi sonrası idrarda ölçülmesi önerilmektedir. Bu nedenle hastanın on hazırlık yapmasına gerek yoktur.

ProPSA

Pro PSA,Serbest PSA’nın günümüz yöntemleriyle tespit edilebilen üç komponentinden (ProPSA, BPSA ve inaktif PSA) biridir.

PSA, Serbest PSA ve ProPSA testlerinin analizi, değerlerinin matematiksel kombinasyon şeklinde değerlendirilmesi ile Prostate Health Index (phi) hesaplanmakta, kanser teşhis oranı yükselmektedir.

Klinik çalışma verileri prostat kanserini saptamada ProPSA testinin doğruluğunun diğer PSA parametrelerinden yüksek olduğunu göstermektedir.

ProPSA ile Total ve Serbest PSA arasında ki fark nedir?

Prostat spesifik antijen (PSA) ve Serbest PSA prostat kanserinde yaygın olarak kullanılan tümör belirtecidir. Ancak belirli bir düzeyin altında (10 ng/ml) bu hastalık için özgüllük değeri düşüktür.

Prostat büyümesi ve prostatit gibi prostatın iyi huylu hastalıklarında da kan düzeyleri yükselebilmektedir.
Kanser saptama oranını arttırmak amacıyla ek olarak Serbest PSA’nın total PSA’ya oranı hesaplanmaktadır.

Bu şekilde PSA değeri 4-10 ng/ml arasında olan hastalarda kanser tanısında önemli bir artış sağlanmaktadır. Ancak yine de bazı düzeylerde iyi huylu-kötü huylu ayrımında yeterli olmamaktadır.

Son yıllarda prostat kanseri ile ilgili yapılan pek çok çalışmada yüksek oranda prostat kanserini saptayabilen ideal bir tümör belirteci bulunması amaçlanmıştır.Bu alanda saptanan en önemli tümör belirteçlerinden biri ProPSA’dır.

ProPSA hangi durumlarda gereklidir? ProPSA tahlili yaptırmak biyopsi olasılığını ortadan kaldırır mı?

ProPSA, Total ve Free PSA testlerinin birlikte çalışılması ile elde edilen phi gereksiz biyopsi oranını %25 kadar düşürebilir.

Prostat kanseri için takip edilen hastalarda düşük phi skorları sağlıklı prostatı gösterirken, yüksek phi skorları prostat kanseri riskinin artmış olduğunu veya mevcut kanserin yüksek gleason skoruna sahip agresif bir kanser olabileceğini işaret eder.

ProPSA oranı yüksek olması durumunda hastaların biyopsiye yönlendirilmesi önerilmektedir. Yüksek ProPSA düzeylerinde ileri takip şarttır.

ProPSA numune için ön hazırlık gerekli midir?

Hayır, ProPSA ölçümü için hastanın ön hazırlık yapmasına gerek yoktur.

Ziyaretçi ilgisi:

  • pca3 testi
  • pro psa testi istanbul
  • propsa
  • prostat ameliyatı öncesi tetkikler
  • üroloji ürodinamik testi öncesi kadınlar neler yapmalıdır

Источник: https://www.urotip.com.tr/klinigimizde-yapilan-tetkikler.html

Kronik Prostatit Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Prostat Tetkikleri
81 / 100SEO Score

Prostat idrar kesesinin çıkışında yer alan ceviz büyüklüğünde bir organdır. İdrar kesesinin çıkışını çepeçevre saran bu organın iltihaplanmasına prostatit adı verilir. Belirtilerin yavaşça başladığı ve birkaç haftadan uzun sürdüğü iltihaplanmalara kronik prostatit denir.

Prostat bir tür salgı bezidir. Ürettiği salgı sperm ile birleşerek meniyi oluşturur. Menideki spermlerin kadın üreme kanalında yaşaması ve hareket edebilmesi için prostat salgısına ihtiyacı vardır.

Temelde 2 çeşit kronik prostatit tipi vardır:

  • Kronik bakteriyel prostatit: Bakterilerin neden olduğu prostat enfeksiyonudur. Bu enfeksiyon prostatın iltihaplanmasına ve şişmesine neden olur.  Her yaştaki erkeği etkileyebilen bu hastalık genç ve orta yaşlarda daha sık görülür. İdrardaki bakterilerin prostata sıçraması nedeniyle ortaya çıkar.
  • Nonbakteriyel (bakteriyel olmayan) kronik prostatit: Belirtileri bakteriyel prostatite benzeyen bu hastalıkta iltihaba neden olan bir bakteri tespit edilemez. Bu hastalığın neden olduğu veya nasıl geliştiği tam olarak bilinmemektedir. Prostat iltihaplarının en sık görülen tipidir.

Kronik Prostatit Belirtileri

Hem bakteriyel hem de bakteriyel olmayan (nonbakteriyel) kronik prostatit benzer şikayetlere ve belirtilere neden olur. Genellikler belirtiler hafif bir şekilde başlayarak zamanla belirginleşir.

En sık görülen belirtiler:

  • İdrar yaparken yanma
  • Sık idrara çıkma
  • Ani sıkışma hissi
  • İdrar yapmakta zorlanma, idrara başlamada zorlanma
  • İdrarını tam yapamama hissi
  • Ağrı: Sırtta, karnın alt bölgesinde, kasıklarda, idrar torbasında, testisler ile anüs arasında ağrı görülebilir.
  • Ağrılı ejekülasyon
  • Sertleşme (ereksiyon) sorunu gibi çeşitli cinsel işlev bozuklukları
  • İdrarda kanama
  • Semende (spermde) kanama

İltihaplanan prostat şişerek idrar kanalını daraldır. Bu da idrar yapmada zorlanmanın nedenidir.

Belirtilerin şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Kimilerinde belirtiler daha hafiftir ve kişi bunu hissetmeyebilir. Kimilerinde ise günlük yaşamı olumsuz etkileyen belirgin şikayetler vardır.

Kronik Prostatit Nedenleri ve Risk Faktörleri

Bakteriyel formda neden, idrardaki bakterilerin prostata geçmesidir. Prostata geçen bakteriler enfeksiyona, iltihaba ve prostatın şişmesine neden olurlar. Bakteriyel kronik prostatiti olanlarda sık idrar yolu enfeksiyonu hikayesi vardır.  Prostat iltihabına en sık neden olan bakteriler: E.coli, klebsiella, pseudomonas, proteus türleri ve enterococcus türleridir.

Bakteriyel olmayan formun nedeni ise tam olarak bilinmemektedir. Yapılan testlerde herhangi bir bakteri üretilemez.

Riks Faktörleri:

  • Prostat taşları
  • Sık idrar yolu enfeksiyonu geçirmek
  • İdrar sondası ve kateter gibi uygulamalar
  • Prostat biyopsisi
  • İdrar yolları veya prostat ameliyatı geçirmek

Bu faktörler hastalığa yakalanma riskini arttırır.

Teşhis

Belirtileri olan kişilerde, kronik prostatitten şüphelenilirse muayene ve bazı testler yapılabilir. Doktorun parmakla yaptığı prostat muayenesi önemli bilgiler verir. Belirtiler, tetkikler ve muayene bulguları bir bütün olarak değerlendirilerek teşhis konulur. Teşhis koymak için şu işlemler yapılabilir:

  • Prostat muayenesi: Doktorunuz parmakla prostat muayenesi yapabilir. Bu muayenede iltihaplı ve şişmiş prostatı hissedebilir. Ayrıca prostatta hassasiyet olup olmadığını fark eder. Bu işlemde prostat bezine masaj yapılarak prostattaki sıvının idrar kanalına boşalması sağlanır. Bu sıvı bakteri ve iltihap hücreleri açısından incelenir.
  • Kan tetkikleri: Kanda lökositlere, enfeksiyon değerlerine bakılabilir. Ayrıca prostat iltihabında PSA (prostat spesifik antijen) seviyeside yükselebilir. (bkz: PSA nedir?)
  • İdrar tahlili: İdrarda lökosit görülebilir veya idrar tahlili tamamen temiz çıkabilir.
  • Prostat sıvısı incelemesi: Prostat masajı ile alınan prostat sıvısının incelenmesi bu hastalığın teşhisi için en kritik bilgileri verir. Bu sıvıda lökosit ve iltihap hücrelerinin olması prostat iltihabını düşündürür. Yine bu sıvıda bakteri tespit edilirse olayın bakteriyel bir iltihap olduğu düşünülür.

Kronik bakteriyel prostatit: Prostat masajı ile alınan sıvıda iltihap hücreleri tespit edilir. Sıvının kendisinden veya prostat masajı sonrası alınan ilk idrar örneğinden bakterinin üretilmesi teşhis koydurur.

Nonbakteriyel kronik prostatit: Prostat masajı sonrası elde edilen sıvıda iltihap hücreleri (lökosit, makrofaj) tespit edilir. Ancak hiçbir şekilde bakteri üretilemez. Bu hastalığın teşhisi için şikayetlere neden olabilecek diğer hastalıkların ekarte edilmesi gerekir.

Kronik Prostatit Tedavisi

Her iki formunda tedavisi nisbeten zordur. Özellikle kronik nonbakteriyel  prostatitin (nedeni bilinmediğinden dolayı) tedavisi daha zor ve tekrarlama şansı daha yüksektir.

Kronik prostatit tedavisinde kullanılan ilaçlar:

  • Antibiyotikler: Bakteriyel prostatit tedavisinde kullanılan en önemli ilaçlardır. Verilen antibiyotiklerin prostat dokusuna geçmesi zor olduğu için uzun süreli bir tedavi gerekir. Bu süre 12 haftaya kadar uzayabilir. Nonbakteriyel formda her ne kadar bakteri tespit edilemese de antibiyotik tedavisi verilir. Kişi bu tedaviden yarar görürse süre uzatılabilir. Tedavide en sık kullanılan antibiyotikler: trimetoprim-sulfametoksazol, siprofloksasin, levofloksasin, karbepenisilin, eritromisin ve sefaleksin
  • Alfa blokör ilaçlar: İltihaplı ve şiş olan prostat bezi idrar kesesi çıkışını daraltır ve kişide işeme zorluğuna neden olur. Alfa blokör ilaçlar prostatta ve idrar boynunda yer alan kasların gevşemesini sağlar. Böylece darlık azalmış veya giderilmiş olur. Özellikle idrarını tam yapamama hissi, idrara başlamada zorlanma gibi belirtilere iyi gelir. Bu amaçla kullanılan alfa blokörler: tamsulosin, terazosin, alfuzosin gibi…
  • Ağrı kesiciler: Kişinin şikayetlerini rahatan ilaçlardır.
  • Sıcak oturma banyosu: Yine kişinin şikayetlerinde geçici rahatlama sağlar.
  • Alkol ve kafein içeren içeceklerin engellenmesi şikayetleri hafifletebilir.

Hem bakteriyel hem de nonbakteriyel kronik prostatit tedavisi zor hastalıklardır. Uzun süren antibiyotik tedavileri özellikle bakteriyel formda şikayetleri geriletebilir.

Nonbakteriyel (bakteriyel olmayan) formda ise tedavinin başarısı çok daha düşüktür. Bakteriyel olmayan form sık tekrarlayan, nedeni bilinmediği için tedavisi zor ve can sıkıcı bir hastalıktır.

Bazı kişilerde tüm tedavilere rağmen şikayetler devam eder.

Tedaviye yanıt vermeyen bazı kronik prostatit hastalarına, doktorlar ameliyat önerebilirler. Ancak gençlerde ameliyat tercih edilmez. Çünkü ameliyatlar bazı cinsel ve üreme sorunlarına neden olabilir.

Источник: https://www.saglikbilgi.net/kronik-prostatit/

Erkeklerde prostat muayenesi neden yapılır?

Prostat Tetkikleri

Prostat kanserinin kendine özgü belirtisi yoktur, genellikle prostat büyümesinin görüldüğü 50 yaş üstünde ortaya çıktığı için hastalar prostat büyümesinden kaynaklanan belirtiler ile (idrar yaparken zorlanma, bekleme, idrarda incelme, fasılalı idrar yapma) bize başvururlar.

Prostatın büyüme şikayetlerini değerlendirirken kanser ihtimalini kaçırmamak için kan tahlilinde PSA bakılır ve hasta makattan parmakla muayene edilir. Prostatı muayene edebilmenin tek yolu makattan yapılan parmak muayenesidir.  PSA tahlili her laboratuar da yapılabilen ve hastanın aç olmasını gerektirmeyen bir tetkiktir.

Prostat biyopsisi öncesi ve sonrası

Bu TRUS (Trans Rektal Ultrason) denen makattan (Anus) uygulanan Ultrason eşliğinde prostatın haritalandırılıp uygun yerlerden parçalar alınması işlemidir. Hastalarımız kan sulandırıcı ilaçlar (Coraspin, Plavix, Aspirin gibi) kullanıyor iseler biyopsi tarihinden 8-10 gün önce bu ilaçları kesmek gerekiyor.

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Tahir Karadeniz, “Biyopsi yaparken işlemden 1 gün önce başlayarak 3 gün boyunca Antibiyotik veriyoruz, hastalarımız işleme aç giriyorlar ve biyopsi den bir gece önce ve biyopsi günü kendilerine basit lavman yapıyorlar. Biyopsi işlemi 10-15 dk.

sürüyor ve kesinlikle ağrı duyulmuyor. Biyopsi için anestezi gerekmiyor, prostatın içine yapılan uyuşturucu ağrı duymamak için yeterli oluyor.

 Biyopsiden sonra birkaç haftayı bulabilen idrardan kan gelmesi, 6-7 hafta sürebilen meninin kanlı gelmesi, biyopsiden hemen sonraki dönemde makattan kan gelmesi beklenen şikayetlerdir.” dedi

Biyopsi Sonucu Kanser Teşhisi Konulan hastaların tedavi detaylarını anlatan Prof. Dr. Karadeniz sözlerine şöyle devam etti; Tedavi esas olarak kanseri hangi evresinde teşhis ettiğimiz ile çok yakın alakalıdır. ‘Prostat kanserini’ teşhis ettiğimiz anda hastalık şu 3 evreden birinde olabilir ve tedavi evresine göre planlanır.

  • Prostat içine sınırlı, etraf dokulara yayılmamış, uzak organlara yayılmamış (Lokalize prostat kanseri) : PSA denen kan tahlilinin kullanılması, hastalarımızın daha bilinçli olmaları sayesinde prostat kanseri vakalarının çoğunu biz bu erken evrede yakalıyoruz. Bu hastaların ideal tedavisi “Radikal Prostatektomi” diye bilinen ameliyattır.
  • Prostatın biraz dışına atlamış ama uzak organlara yayılım yok: Bu hasta grubunda eğer hasta yaşı 70’in altında ise, yani genç gruba giriyor ise ameliyat (Radikal Prostatektomi) ideal tedavidir, ancak bu ameliyat bu hasta grubunda genellikle tek başına yeterli olmaz ve ilaveten Radyoterapi ve bazen hormon tedavisi de gerekebilir.
  • Metastaz yapmış (uzak organlara yayılmış) grup: Prostat kanserleri uzak organ olarak özellikle kemiklere ve karın içi büyük damarların etrafındaki lenf dokularına yayılırlar. Metastaz yapmış grupta yapılacak tedavi esas olarak hormon tedavisidir. Hormon tedavisi ilaçlarla ya da her iki testisi ameliyatla çıkarmak

Radikal Prostatektomi Ameliyatı öncesi ve sonrası

Bu ameliyat günümüzde erken yakalanmış prostat kanserinin dünyaca kabul edilmiş en iyi tedavisidir. Bu ameliyat özellikli bir ameliyat olup bu konuda tecrübeye sahip ekibin işidir. Radikal Prostatektomi Ameliyatı ile prostat, meni keseleri, bazen gerektiğinde damarların etrafındaki lenf dokuları çıkarılıp penis içindeki idrar yolu ile mesane tekrar birleştirilir.

Erken yakalanmış kanserde bu ameliyat ile elde etmek istenen:

  • Kanserden tamamen arınmak (Cerrahi sınırlarda tümör yok)
  • Ameliyat sonrası idrarını tutabilmek
  • Penis sertleşmesinin devam edebilmesidir.

Hastalarımızı ameliyatın planlandığı günden 1 gün önce hastaneye yatırıp, gerekli tıbbi hazırlıkları yapıldıktan sonra ertesi sabah ya da planlanan ameliyat sabahı hastaneye yatırıp gerekli hazırlıklardan sonra aynı gün öğlen veya öğleden sonra ameliyatı gerçekleştiriyoruz.

Bu ameliyat genel anestezi ile yapılıyor. Hastamız ameliyat sonrası genellikle yoğun bakıma ihtiyaç duyulmaz ise aynı gün odasına geliyor ve ameliyat olduğu akşam beslenmeye başlıyor. Ertesi gün erken saatlerden itibaren yürümeye başlıyor ve 3.

Gün idrar sondası ile hastaneden çıkarıyoruz. Ameliyat olduğu günden itibaren 10. Gün sondasını çıkarıyor ve hastalarımızın normal hayatlarına dönmelerini sağlıyoruz.

Ameliyat göbek altından yapılan 6-8 cm’lik kesi ile kas aralarından girilerek yani kas kesmeden uygulandığı için ameliyat sonrası ağrısız ve çok rahat seyrediyor.

İlgili yazılar

Erkekler mükemmel karın kasları için neler yapmalı?

Erkekler saçlarına kadınlar ise yüz bakımına önem veriyor

Pankreas kanseri erkeklerde daha sık rastlanıyor

Erkeklerde diyabet: Cinsel ve üreme sorunları

Источник: https://indigodergisi.com/2016/02/erkeklerde-prostat-muayenesi-neden-yapilir/

PROSTAT TEDAVİSİ, NASIL GEÇER?

Prostat Tetkikleri

Prostat, sadece erkeklerde görülen, penis ile mesane arasında konumlanmış olan, pelviste bulunan küçük bir bezdir. Bu kısım sperm üretiminden sorumludur. Eğer prostat genişlerse, mesane ve üretra üzerindeki basınç artacaktır. Bu durum da idrarın geçişini engelleyecektir.

Erkeklerde prostat bezlerinin genişlemesi oldukça yaygın olarak görülen bir durumdur. Prostat birtakım idrar rahatsızlığı semptomlarına sebep olabilmektedir. Tedavi edilmeyen prostat genişlemesi, idrarın mesaneden dışarı çıkışını engeller ve mesanede, üriner sistemde veya böbreklerde hasara sebep olur.

Prostat kesesi genişlemesinin etkili pek çok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bunlar ilaç tedavisi, girişimsel tedaviler ve cerrahi operasyondur. En iyi tedavi yöntemi, doktorunuz ile birlikte belirtiler üzerinde düşünüp, prostatın boyuna, diğer sağlık durumlarına ve sizin önceliklerinize göre belirlenmelidir.

Prostat bazı erkeklerde orta seviyede belirtiler gösterir ve herhangi bir tedavi işlemine ihtiyaç duyulmaz. Diğer kısımda ise belirtiler oldukça ciddi ve belirgindir. Yaşam kalitesini etkileyecek büyüklükte belirtiler ortaya çıkarabilir.

Prostat Neden Olur?

Prostat bezi mesanenin altında bulunur. İdrarı mesaneden penisin dışına taşıyan bir tüp, prostatın içinden geçmektedir.

Bu yüzden prostat bezi genişlemeye başlayınca, bu tüp içerisindeki idrar akışı engellenmiş olur. Çoğu erkekte prostat büyümesi yaşamları boyunca devam eder.

Tüm bu etkenlerden dolayı çoğu erkekte prostat genişlemesinden dolayı oluşan üriner belirtiler veya idrar atımının engellenme durumu bulunmaktadır.

Prostatın büyümesine neden olan etmenler tam olarak açık bir şekilde tespit edilememiştir. Ancak erkeklerde yaş ilerledikçe, cinsel hormonlarda meydana gelen birtakım denge sorunlarından dolayı oluştuğu tahmin edilmektedir. Uzmanlara göre erkeklerde prostat oluşmasındaki ortak noktalardan biri de yaşın ilerlemesidir.

Prostat belirtilerinin ciddiyeti, prostat bezindeki genişleme miktarına göre değişiklik göstermekte fakat ortaya çıkan belirtiler zaman geçtikçe daha da kötü bir hal almaktadır. Prostat genişlemesinde en sık ortaya çıkan belirtiler ise;

  • Sık sık veya aniden idrar atma isteği,
  • Tüm gece boyunca idrar atımı ihtiyacının sıklaşması,
  • İdrar atımına başlama esnasında zorluk yaşanması,
  • Zayıf idrar akışı veya idrar akışı sırasında durma ve tekrar başlama işlemi,
  • Üre atımı sırasında süzme işleminin gerçekleşmesi,
  • İdrar bitiminde, akışta ani bir hızlanma gibi belirtiler en sık oluşan belirtiler arasında yer almaktadır.

Daha nadir olarak rastlanan prostat belirtileri ise üriner sistem enfeksiyonu, idrar atımının durması ve idrardan kan gelmesidir. Prostatın boyutu belirtilerin artacağına işaret etmez.

Prostatı oldukça gelişmiş olan erkeklerde çok ufak belirtiler oluşmasına rağmen, prostatı genişlememiş olan erkeklerde ciddi prostat belirtileri ortaya çıkabilmektedir.

Bazı erkeklerde ise belirtiler bir süre sonra düzene girer ve hatta belirtilerde gelişme dahi olabilir.

Prostat Risk Faktörleri Nelerdir?

Prostat büyümesine oluşabilen birtakım risk faktörleri bulunmaktadır. Bunlar;

  • Yaşlanma: Prostat bezinin büyümesi nadiren de olsa 40 yaşın altındaki erkeklerde işaretler ve belirtiler görülmesine neden olmaktadır. Erkeklerin 3’te 1’i 60 yaşına kadar orta seviye ile ciddi seviye arasında prostat belirtilerini tecrübe ederken,80 yaşına kadar olan erkeklerin ise yarısında prostat gözlenmektedir.
  • Aile geçmişi: Aralarında kan bağı bulunan baba ve oğul gibi kişilerde, baba da bulunan prostat oğlunda da ileri ki yaşlarda prostat büyümesinin oluşabileceğinin bir işaretidir.
  • Yaşam tarzı: Prostatı etkileyen durumlardan biri de yaşam tarzıdır. Obezite sorunu olan kişilerde daha fazla olan prostat büyümesi riski, egzersiz yapan kişilerde daha azdır.
  • Diyabet ve kalp hastalıkları: Yapılan araştırmalara göre diyabet hastalığı ile birlikte, kalp rahatsızlığı ve beta engelleyici ilaç kullanan kişilerde prostat riski bir kat daha artmaktadır.
  • Etnik yapı: Yapılan çeşitli araştırmalarda prostat genişlemesi riski Asyalı erkeklerde, beyaz ve zenci erkeklere göre daha azdır. Hatta zenci bir adam prostat belirtilerini, beyaz bir erkeğe göre çok daha erken bir yaşta tecrübe edebilir.

Prostatın Komplikasyonları Nelerdir?

Prostat genişlemesi ile birlikte çeşitli komplikasyonlarda ortaya çıkmaktadır.

  • Mesane taşı: Bu sorun genellikle idrar atımı sırasında mesanenin tamamen boşaltılamamasından kaynaklanmaktadır. Mesane taşları enfeksiyona, mesane tahrişine, idrardan kan gelmesine ve üre kanalında tıkanıklıklara neden olur.
  • Böbrek hasarı: İdrar tutukluğundan kaynaklanan sorun mesanede basınç oluşmasına neden olmaktadır. Bu da böbreklere zarar verir veya mesanede oluşan enfeksiyonların böbreklere yayılmasına neden olur.
  • Mesane hasarı: Mesane tam olarak boşalmadığında gerilir ve zamanla zayıflar. Sonuç olarak mesanenin kaslı duvarı daha fazla kasılmaz ve mesanenin tam olarak boş kalmasına engel olur.
  • İdrar tutukluğu: İdrarı mesaneden çekebilmek için bir tüp gerekmektedir. Bazı erkeklerde oluşan prostat genişlemesi sorunları için ameliyat gerekmektedir.
  • İdrar yolu enfeksiyonları: İdrar yolunda, mesanenin tamamen boşaltılamamasından dolayı enfeksiyon oluşmaktadır. Çözüm olarak geriye kalan prostatın ameliyat ile alınması gerekmektedir.

Çoğu erkekte prostat genişlemesi bu tip sonuçlar doğurmamaktadır. Ancak akut idrar tutukluğunda ve böbrek hasarında ciddi hasarlar oluşabilir. Ayrıca prostatta oluşan genişlemenin prostat kanseri ile bir alakası bulunmamaktadır.

Prostat Teşhisi Nasıl Yapılır?

Prostat teşhisi yapabilmek için doktorunuz tarafından ilk olarak belirtiler ile ilgili birtakım sorular sorulacak ve fiziksel bir test yapılacaktır. Bunlar;

  • Dijital rektal test: Bu kısımda doktor tarafından eldiven giyilmiş el ile parmağını rektumdan içeriye sokmak üzere bir prostat kontrol etme işlemi yapılır.
  • Üre testi: Sizden bir idrar örneği alınarak enfeksiyon veya benzer belirtilere sebep olan diğer durumlar incelenir.
  • Kan testi: Böbrek problemlerini kontrol etmek amacı ile alınan kan örneği üzerine yapılan bir testtir.
  • Antijen kan testi: Prostatta üretilen PSA isimli bir madde vardır. Bu madde prostat genişlediğinde normal miktardan daha fazla üretilir. Yükselmiş PSA seviyesi enfeksiyona, ameliyata veya prostat kanserine sebep olabilir.
  • Nörolojik test: Prostat büyümesine neden olabilecek sinir sistemi sorunlarını analiz etmek için yapılan bir testtir.

Prostat Tedavisi Nasıl Yapılır?

Prostat genişlemesinde tedavi olanakları çok geniş bir yelpazeye sahiptir. Bunlar arasında ilaç tedavisi, girişimsel tedavi ve ameliyat en yaygın tedavi yöntemidir.

Tedavi yönteminin belirlenmesi ise prostatın büyüklüğüne, yaşınıza, genel sağlık durumunuza ve tecrübe ettiğiniz rahatsızlıkların miktarına göre değişiklik göstermektedir.

 Göz ardı edilebilir belirtileriniz varsa, tedaviyi erteleyebilir ve belirtilerinizi görüntüleyebilirsiniz.

1.İlaç Tedavisi

Hafif ile orta seviyeye kadar olan prostat belirtilerinde kullanılan birtakım ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçlar doktor kontrolünde ve reçeteli olarak alınmalıdır. Bu ilaçlara örnek olarak; alfa engelleyiciler, 5-alfa redüktaz inhibitörleri, tadalafil gibi ilaç çeşitlerinin alınması, prostat tedavisinde etkili sonuçlar alınmasına neden olacaktır.

2.Ameliyat

Alınan ilaçlar belirtileri ortadan kaldırmadıysa, belirtiler orta ile ciddi seviyede ise, kesin bir tedavi istiyorsanız ve böbrek problemleri, mesane taşı ve idrarınızda kan bulunuyor ise ameliyat yolu, sizin için en iyi çözümlerden biri olacaktır.

3.Mikrodalga Terapisi

Özel bir elektrot doktorunuz tarafından üretranın içerisinden prostat bölgesine doğru uzatılır. Elektrottan çıkan mikrodalga enerjisi de prostatın yok edilmesinde kullanılır.

4.Lazer Terapisi

Yüksek enerjili lazer yok ediciler fazla büyümüş olan prostatın ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. Genellikle belirtilerin uzaklaştırılmasında kullanılan bir yöntemdir.

5.Diğer Yöntemler

Prostat tedavisinde kullanılan diğer yöntemler ise embolizasyon, takip bakımı, prostat kaldırma, mikrodalga termoterapisi ve iğne ablasyonudur.

Источник: https://evdesifa.com/prostat-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть