Psikolojik Destek Programı ile Umutlar Çiçek Açacak!

Kanserde Psikolojik Destek | Acıbadem

Psikolojik Destek Programı ile Umutlar Çiçek Açacak!

Kanser, yaygın görülen bir hastalık. Üstelik günümüzde çeşitli nedenlerle, görülme oranı da gittikçe artıyor. Bu kadar yaygın görülmesine rağmen kanser, tek başına olumsuzlukları çağrıştıran bir sözcük. Pek çok kişi kanser kelimesi geçen cümleleri duymaktan bile rahatsız oluyor.

İşte bu yüzden kanser tanısı alan hastaların genellikle olumsuz tepkiler vermesi, beklenen bir durum. Bazen herhangi bir hastalık tanısı almak bile günlük yaşamda dengeleri bozarken kanser tanısı almak, yaşam dengelerini psikolojik, sosyal, ekonomik vb. alanlarda ciddi bir biçimde etkiliyor.

Çünkü kanser tanısı konan kişiler önemli ve ciddi riskle karşı karşıya oluyor. Hastalıkla beraber ekonomik gücünü, işini kaybetme gibi günlük hayatının değişmesi gündeme gelebiliyor. Ancak daha da önemli olan; herhangi bir organını, organının işlevini ya da yaşamını yitirme olasılığı.

Farklı Tepkiler Gösteriyorlar

Kanser tanısı konan kişilerde farklı tepkiler ortaya çıkıyor. Genellikle ölüm ve yoğun acı çekme olarak algılanan kanser, kişinin psikolojik olarak krize girmesinin de nedeni. Kriz, aslında bir süreç. Sağlıklı yaşamdan başlayarak hastalık ve ölüm tehdidine uzanan sürece uyum göstermesiyle bitiyor.

Kriz sürecinde hastaların verdikleri, ortak ve genel olarak değerlendirilebilecek tepkiler var. İlk aşamadaki en yaygın tepki; şok ve inanmama.

Bu reddedişin nedeni, aslında, çoğu zaman katlanamayacakları ya da katlanmalarının güç olduğu gerçek durum karşısında hissettikleri kaygı ve panik duygularını savunma ihtiyacı.

Gerçeği reddederek bu 'korkunç' olarak düşünülen durumdan kurtulduklarını düşünüyorlar. İkinci aşamada; kızgınlık ve depresyon görülüyor.

Genellikle 'niye ben' ile başlayan cümlelerle kızgınlık ve isyan hissine kapılıyorlar.

Eğer kızgınlık yeterince ifade edilemiyorsa, depresyon gelişme riski yükseliyor. Bu dönemde; kaygılanmak, iştahsızlık, dikkat dağınıklığı, huzursuzluk gibi tepkiler görülüyor.

Psikolojik Sorunlar Yaşanabilir

Kanser tanısıyla birlikte gelen olumsuz düşünceler ve tedavi sürecindeki belirsizlik, kişinin var olan uyum sağlama mekanizmalarını sarsıyor. Dolayısıyla bu mekanizmaların yeteri kadar kullanılmasını da engelleniyor.

Kanser tanısı alan kişinin geleceğe yönelik beklentileri, planları bozulabiliyor ve kişi hayatı üzerinde sahip olduğu gücü yitirdiğini hissetmeye başlıyor. Bunun sonucunda, korku, kaygı, çaresizlik gibi duygular yaşanması mümkün.

Kanser tanısının konulmasıyla birlikte gelen bütün bu zorlu süreçler kişinin psikolojik olarak yıpranmasına ve bazen de psikolojik bir bozukluk yaşamasına neden olabiliyor. Yapılan araştırmalar kanser hastalığına bir psikolojik sorun eşlik etme olasılığının yüzde 50 civarında olduğunu gösteriyor.

Depresyon Ve Kaygı Bozuklukları Görülebiliyor

Kanser hastalarında en çok görülen psikolojik bozukluklar; depresyon ve kaygı bozuklukları. Kanser hastalarını kanser hastalığıyla ilgili olarak en çok endişelendiren durumlar şunlar: Ölüm riskinin olması, başka birilerinin bakımına muhtaç olmak durumu, beden görünüşünün bozulacağı düşüncesi ve ağrı, acı çekme korkusu.

Bunların hepsi, kişinin dünyadaki varoluşunu etkileyebilecek durumlar olduğundan kişiyi çok kaygılandırıyor. Bu kaygı sebebiyle birçok kişi kanser tanısını kabullenmekte zorlanıyor ve kanser hastası olduğuna inanamıyor.

Profesyonel Destek Gerekebilir

Eğer bir kanser hastası kendisini devamlı mutsuz hissediyorsa, yoğun bir isteksizlik içerindeyse ve eskiden ze aldığı şeylerden artık ze alamıyorsa bu, dikkate alınması gereken bir durumdur.

Kendini uzun süre mutsuz, kaygılı, karamsar, umutsuz, huzursuz veya öfkeli hisseden kanser hastaları mutlaka bir psikolog ya da psikiyatristten destek almalılar.

Aksi durumda, hasta psikolojisine girip hayata küsmek, tedaviyi de olumsuz bir şekilde etkileyebiliyor. Kanser hastasının kendini böyle bir duruma sokmaktan kaçınması gerekiyor. Gerektiği durumlarda psikolojik destek almak, hastanın böyle bir psikolojiye girmesini önlüyor.

Psikolojik destek almak, hastanın korku ve kaygılarını azaltarak yaşam kalitesini yükseltiyor dolayısıyla hastalığıyla daha iyi başa çıkabiliyor. Böylece hastanın ileride daha şiddetli bir psikolojik bozukluk yaşamasını da önlemiş oluyor.

Beden ve zihin birbiriyle sürekli iletişim halindedir. Psikolojinin olumlu olması, bedeni de olumlu bir şekilde etkiliyor. Örneğin, kendinizi mutsuz hissettiğiniz bir anda başınız ağrırsa, mutlu olduğunuz bir ana göre bu ağrıyı daha şiddetli hissedersiniz.

Olumlu düşünmek bağışıklık sisteminizi de olumlu bir şekilde etkiliyor. Ancak bu durum, 'kendimi hiç kötü hissetmemeliyim, kötü bir şey düşünmemem lazım' şekilde algılanmamalıdır. Herkesin kendini nedenli-nedensiz kötü hissettiği zamanlar olabilir.

Hiçbir insan sürekli çok mutlu, kaygısız, neşeli, enerjik vb. olamaz. Kanser hastalığının yukarıdaki özellikleriyle insana kendini kötü hissettirme olasılığı çok yüksek. Önemli olan kötü hissedilen zamanların mümkün olduğunca azaltılmaya çalışması.

Kanser hastaları doktorları tarafından farklı bir şekilde yönlendirilmedikçe, mümkün olduğunca hayatlarını eskiden olduğu gibi sürdürmeye ve hatta mümkünse hayatlarına yeni bir şeyler sokmaya çalışmalılar. Bu yenilik; yeni bir yerin görülmesi olabileceği gibi, yeni bir aktivite edinmek ya da yeni insanlar tanımak da olabilir.

Kanser hastalığı insanları sadece olumsuz yönde etkilemiyor. Kanser hastaları bu hastalıkla baş ederken, fark etmeseler de daha güçlü bir insan olmayı öğreniyorlar. Hatta tedavisi biten kanser hastaları, yaşamlarını eskisinden bile daha kaliteli ve zenginleşmiş bir şekilde sürdürebiliyorlar.

Kanser Destek Grupları

Acıbadem hastanelerinde tanı, tedavi ve bakım sürecinde hasta ve hasta yakınları ile yakın bir iletişim kuruluyor. Tedavi sürecinin başında; doktor, vaka yöneticisi hemşire ve kemoterapi hemşireleri tarafından hastalık hakkında eğitim veriliyor.

Hasta, psikolojik yardım talep ettiğinde uzman bir psikoloğa yönlendiriliyor.

Ancak onkoloji hemşireleri tedavi sırasında hasta veya hasta yakınlarının ihtiyaçları olduğunu fark ettiğinde psikolojik destek almaları konusunda öneri de getirebiliyor.

Hastaların psikolojik uyumu ve tedavi sonrası sosyal yaşama ve çevreye adaptasyonu için klinik psikolog rehberliğinde “Kanser Destek Grupları” oluşturuluyor.

Kanser tedavisi gören hastalar ve yakınları ile iletişim tedavi sonrasında da devam ediyor. Onkoloji hemşireleri, durumları hakkında bilgi almak için hasta ve hasta yakınlarını arıyorlar.

Hasta ve hasta yakınları ise 24 saat doktor ve hemşiresine ulaşabiliyor, böylece kendilerini güvende hissediyorlar. Güven üzerine kurulan bu iletişim, hasta ve hasta yakınlarıyla kanserin tüm sürecinde devam ettiriliyor.

Источник: https://www.acibadem.com.tr/erkenteshis/psikolojik-destek/

Psikolojik Destek (Yardım) Almak İsteyenlere Öneriler

Psikolojik Destek Programı ile Umutlar Çiçek Açacak!

Psikolojik destek, günümüzde pek çok insanın, yaşadığı psikolojik sorunlarla ilgili aklına ilk gelen sorun çözme yöntemi olarak dikkat çekmektedir. Yakın bir zamana kadar, deli doktoru olarak görülen psikolog, günümüzün en çok başvurulan uzmanlarından biri haline gelmektedir. Zeitgeist (bir çağın düşünce ve duygu biçimi) ya da zamanın ruhu bu olsa gerek.

Önerilen Yazı: Online Terapi Nedir?

Psikolojik Destek (Yardım) Nedir?

İnsan olarak bizler, yardıma muhtaç bir şekilde doğar ve yaşarız. Hatta bedenimizin bu dünyadan ayrılışı bile çoğunlukla başkalarının yardımı ile gerçekleşir.

Beslenmek ve korunmak gibi temel ihtiyaçlarımızı; sevilmek, anlaşılmak ve önemsenmek gibi duygusal ihtiyaçlarımızı; ekmek almak, adres bulmak gibi günlük ihtiyaçlarımızı gidermek için başkalarının yardımına ihtiyaç duyarız.

Bunu, insan oluşumuzun bir gerçekliği olarak görmeli ve kabullenmeliyiz. Psikolojik destek olgusuna bu temel çerçeveden bakmanın işlevsel bir tutum olacağını düşünüyorum.

Psikolojik Destek (Yardım) İlişkisi

İnsanların tarih boyunca, şu ya da bu şekilde birbirlerinden psikolojik destek aldıklarını söylemek mümkün gibi gelmektedir bana. Bir ebeveynin çocuğuna nasihat etmesini, acılı bir dosta teselli verilmesini, bir öğretmenin öğrencisine aferin demesini vb.

psikolojik yardım kapsamında değerlendirebileceğimizi düşünüyorum. Ancak bu yazıda kastedilen profesyonel psikolojik yardım ilişkisinin, zikredilenlerden farklı boyutları olduğunu ifade etmeliyim.

Psikolojik yardım ilişkisini diğer yardımlardan ayıran bazı özellikleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Psikolojik yardım ilişkilerinde iki taraf vardır: yardım edilen ve yardım eden. Yardım edilen taraf, sorunu olan ya da desteğe ihtiyaç duyan taraftır.
  • Yardım eden ise, psikolojik yardım konusunda belirli eğitimleri almış bir meslek erbabıdır.
  • Psikolojik yardım ilişkilerinin temelindeki felsefe, insana değer verilmesi ve onun insani gelişim gücüne vurgu yapılmasıdır. İnsan, hayat karşısında tercihlerde bulunabilen etken bir varlıktır. İnsan sahip olduğu potansiyelleri geliştirmek için çaba sarf edebilir.
  • Psikolojik yardım ilişkisi bir amaca dönüktür. Bu amaç yardım edilen kişinin içinde bulunduğu durumla, ihtiyaç ve beklentileriyle ilişkilidir.
  • Psikolojik yardım ilişkisi gönüllülük üzerine inşa olur. Şayet yardım eden ve yardım alan gönüllü değilse süreç sağlıksız sonuçlar doğurabilir.
  • İlişki kendine has bir çerçevede gerçekleşir. İlişkinin kendine has işlevsel kuralları vardır.
  • Psikolojik yardım ilişkisinde yardım alan, olduğu gibi kabul edilir. Kişi duygu, düşünce ya da eylemlerinden dolayı ayıplanmaz, suçlanmaz. Bu, yardım edenin, yardım edilenin her tür düşüncesine ve eylemine katıldığı, onay verdiği anlamına gelmez. Ancak yardım eden yardım alanı o haliyle kabul eder ve anlamaya çalışır.
  • “Psikolojik yardım” ilişkisinde karşılıklı güven ve saygı söz konusudur. Taraflar, belirlenen amaçlar doğrultusunda işbirliği içinde çalışırlar. Yardım eden, sahip olduğu mesleki becerisini karşısındakinin gelişimi için kullanır; yardım edilen ise kendini açarak, söylenilenleri yaparak sürece aktif şekilde katılır.
  • Psikolojik yardım ilişkisinde karşılıklı konuşma ve etkileşim temel metottur. Ancak bu konuşma ve etkileşim gelişigüzel değil, hedefe dönük bir şekilde gerçekleştirilir. Gerektiğinde test gibi psikolojik araçlar da kullanılır.
  • Psikolojik yardım sürecinde yardım edilen, yeni ve işlevsel bakış açıları ve tutumlar geliştirir. Bu bakış açıları ve tutumlar, kişinin sorunlarını çözmede ve insani gelişiminde ona yeni imkanlar sunar.
  • Psikolojik yardımı sunan uzman aldığı eğitime göre, psikolog, psikolojik danışman, psikoterapist, psikiyatrist, evlilik terapisti gibi mesleki ünvanlar alabilir.
  • Psikolojik yardım ilişkileri, psikolojik danışmanlık, psikoterapi, psikiyatri, klinik psikoloji, okul danışmanlığı, dinsel danışmanlık gibi farklı isimlerle ve hastane, psikolojik danışmanlık merkezi, okul, klinik, ibadethane gibi farklı ortamlarda gerçekleştirilebilir.

Psikolojik yardımla ilgili ayrıntılı bilgi için Hasan TAN’ın Psikolojik Yardım İlişkileri kitabına bakabilirsiniz.

Psikolojik yardım hakkında temel bir çerçeve çizdikten sonra,  yaklaşık on yıllık psikolojik danışmanlık tecrübemden hareketle, psikolojik yardım alacaklara sunacağım önerilere geçebilirim.

Psikolojik Destek İçin Hazırlık Süreci

Kendi psikolojik danışmanlık tecrübelerimden hareketle söyleyebilirim ki, insanlar, psikolojik desteğe başvuru süreci, psikolojik destekten beklentileri ve psikolojik desteğe katılımları açısından ciddi farklılıklar sergiliyorlar.

Kimisi yaşadığı can sıkıcı bir olaydan (aldatıldığını öğrenme, panik atak yaşama gibi) hemen sonra bir arayışa giriyor ve mümkünse o gün randevu almak istiyor.

Kimisi ise psikolojik destek düşüncesini aylarca zihninin bir kenarında tutuyor (mesela iletişim bilgilerimi not alıyor) ve sonrasında yardıma başvuruyor. Bazıları sadece bir rahatlama bekliyor, bazıları ise hayatında ciddi değişimleri hedefliyor.

Bazıları, sadece benim ona soru sormamı, onu açmamı istiyor, bazıları ise hiçbir şeyi atlamamak için çok ayrıntılı anlatıyor; bazıları ev ödevlerini ihmal ediyor, bazıları ise hatasız iş çıkarmaya çalışıyor vb.

Ben psikolojik destek öncesi şunları öneriyorum:

  • Sorunlarınızın ne olduğunu net bir şekilde tespit etmeye çalışın. Bunun için bir kalem kağıt alın ve yazarak (çünkü yazı düşünceyi damıtır) bazı soruları cevaplamaya çalışın. İlk etapta sorularınız şunlar olabilir: “Hayatımda, beni rahatsız eden ve gidermem gereken hangi sorunlar var?”, “Hayatımda neler olsa (ya da olmasa) kendimi daha iyi hissederdim?”, “Psikolojik destek süreci bittiğinde ne elde etmiş olmak istiyorum?”, “Psikolojik destek sürecinden sonra, hayatımda somut olarak nelerin değişmiş olmasını istiyorum?” Bu ve benzeri sorular üzerinde yazılı olarak çalışmak sizi psikolojik destek sürecine hazırlayacaktır. Bunları yaparken aşırı mükemmeliyetçi bir tutum içine girmeyin; çünkü uzmanınızla birlikte zaten ilk seanslarda hedefleriniz üzerinde ayrıntılı çalışacaksınız.
  • Sorununuz için uygun uzmandan yardım almaya çalışın. Yaşadığınız soruna bağlı olarak ihtiyacınız değişebilir. İlaç tedavisi, psikoterapi ya da psikolojik danışmanlık gibi psikolojik yardım yaklaşımlarından hangilerine ihtiyacınız olduğunu araştırın. Bunun için uzmanlarla ön görüşme yapmanızı öneririm. Çünkü her psikolojik yardım uzmanı her konuda çok iyi olamaz. Bununla birlikte internet üzerinden yaşadığınız sorunları daha önce yaşamış ve aşmaya çalışmış insanların oluşturduğu forumlara bakın. Etrafınızdaki insanlardan akıl almaya çalışın.
  • Psikolojik destek için aceleci olmayın (panik atak yaşama, aldatıldığınızı öğrenme gibi akut durumlar hariç), etraflıca araştırma yapın. Bana kalırsa, kendinize yakın bir adresten yardım almak daha sağlıklıdır. Çünkü uzun vadede, yol ve trafik gibi faktörler sizi psikolojik yardım sürecinden soğutabilir.

Psikolojik Destek Uzmanı İle İlgili Öneriler

  • Psikolojik yardım sürecinde en etkili faktör uzman ve yardım alan arasındaki ilişkidir. Dolayısıyla, yardım alacağınız kişinin kim olduğu, ne mezunu olduğu, hangi eğitimleri aldığı, hangi alanlarla ilgilendiği çok önemlidir.
  • Mümkünse, psikolojik yardım almayı düşündüğünüz uzmanla ön görüşme yapın. Hangi konuyla ilgili yardım almak istediğinizi, beklentilerinizi, seans ücretini, psikolojik yardım süreciyle ilgili kafanızdaki tüm soruları kendisiyle paylaşın. Elinizden geldiğince açık olun. Unutmayın ki psikolojik yardım, ilk görüşmede başlar!
  • Uzmanın hayata bakışı sizin için önemliyse bu düşüncenizi de onunla paylaşın. Kendi hayata bakışınızı uzmana sunun ve onun da hayata bakışını sorun. Bu yaklaşım pek çok kişiye gereksiz hatta saçma gelebilir, ama psikolojik yardım sürecinde bunun ne kadar önemli olduğunu görüyorum.

Psikolojik Destek (Yardım) Süreciyle İlgili Öneriler

  • Şunu bilmelisiniz ki, kolay bir süreçten bahsetmiyoruz. Bir yanınız değişmek, gelişmek isterken bir yanınız buna direnç gösterecektir. Gelişme arzusu ve buna karşı gösterilen direnç insanın en temel dilemmalarından biridir. Attığınız her adımda bunu hesaba katmalısınız. Hatta, gelişimin kendini en çok hissettirdiği nokta, endişenizin ve direncinizin de en yoğun olduğu nokta olacaktır. Bütün mesele neyi tercih edeceğinizdir: gelişmeyi mi direnmeyi mi?
  • Mümkün mertebe açık olmaya çalışın; önce kendinize sonra psikolojik yardım uzmanınıza. Düşüncelerinize, duygularınıza, davranışlarınıza eskisinden daha farklı bir gözle bakmaya çalışın. Görecekleriniz canınızı yaksa da gözlerinizi kapatmayın. Bir derginin çok sevdiğim sloganıyla ifade edersek, “Keşfetmek İçin Bak”.
  • Seanslarınız düzenli olsun. Psikolojik yardım seansları ortalama haftada bir gerçekleşir. Ancak bazı durumlarda seanslar arasındaki süre artar ya da azalır. İdeal olarak bu süre ne çok uzun ne çok kısa olmalıdır. Seansların sıklığını, çözmeye çalıştığınız sorunun özellikleri, uzmanınızın psikolojik yardım anlayışı, ekonomik yapınız gibi faktörler belirler. Bütün bu faktörleri uzmanınızla birlikte değerlendirin. Gelişigüzel seansların çok sağlıklı sonuçlar vermeme ihtimali yüksektir.
  • Destek sürecinde, uzmanınız size bir takım uygulamalar önerecektir. Mesela, günlük tutma, aktivite listesi oluşturma, duygu ve düşüncelerinizi takip etme vb. Bu uygulamalara bazı terapi yaklaşımları ?ev ödevi? demektedir. Ev ödevlerinizin mantığını anlamaya çalışın ve kafanıza takılan soruları mutlaka uzmanınızla paylaşın.
  • Şayet psikiyatrik bir destek alıyorsanız, ilaç kullanma ile ilgili düşüncelerinizi hekiminizle paylaşın. İlaçların etki süreci ve yan etkileri hakkında bilgi edinin. İlaçları kullandığınız süre dahilinde de her türlü soru ve sorununuzu hekiminizle paylaşın.

Psikolojik destek almak isteyenlere önerilerim şimdilik bunlar. Yazı bu haliyle bile, internet okuyucusunun beklentilerine göre uzun olmuş olabilir. O yüzden daha fazla uzatmak istemiyorum

Источник: https://yusufbayalan.com/psikolojik-yardim-almak-isteyenlere-oneriler/

Meme kanseri hastaları için psikolojik destek projesi: Umutlar Çiçek Açsın

Psikolojik Destek Programı ile Umutlar Çiçek Açacak!

Metastatik aşamadaki meme kanserlerinde, kanser hücreleri vücudun diğer organlarına da yayılır. Tedaviler bu evredeki meme kanserini tamamen ortadan kaldıramasa da, ilerlemesini, vücudun başka yerlerine zarar vermesini geciktirebilir. Böylece metastatik meme kanseri birlikte yaşanabilir bir hastalık haline getirilebilir.

Meme kanseri metastatik aşamada olan hastaların hayatları ve hep devam edecek olan tedavi süreçleri, başa çıkılması gereken zorluklarla doludur.

Meme kanserinin en ileri evresinde olan metastatik meme kanseri teşhisi alan kadınlar, taşımaya çalıştıkları ağır duygusal yük altında çoğu zaman kendilerini stres, anksiyete, depresyon ve bunlara eşlik eden utanma, değersizlik ve yalıtılmışlık duygularının içinde bulur. İşte tam bu nedenle psikolojik destek, onların alması gereken ilk ve en önemli destektir.

Metastatik meme kanseri hastalarının bu ihtiyacından yola çıkan Europa Donna ve Kanserle Dans hasta dernekleri ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) tarafından başlatılan ve Pfizer tarafından koşulsuz olarak desteklenen Psikolojik Destek Programı, bir süre önce pilot bölge olarak İstanbul’da başlatılmıştı. Bu yıl İzmir ve Ankara’da da sürdürülmesi planlanan programın devamı niteliğindeki “Bir Tıkla, Dinle, Umutlar Çiçek Açsın” projesinin ise, daha fazla sayıda metastatik meme kanserli kadının ücretsiz psikolojik desteğe ulaşmasını sağlaması hedefleniyor.

Metastatik meme kanseri birlikte yaşanabilen kronik bir hastalık haline getirilebilir
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr.

Mahmut Gümüş, metastatik meme kanseri hakkında şu istatistiksel bilgileri verdi: “Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Tıbbi onkoloji kliniklerindeki toplam kanser hastalarının yaklaşık %20-25’ini meme kanseri hastaları oluşturur.

Yaklaşık olarak her yıl 100 bin kişide 40 kişi meme kanseri tanısı alıyor. Neyse ki bunların ancak %10-15’i başlangıçta metastatik olarak başvuruyor.

İnsanların bu konudaki farkındalıklarının artması ve tarama yöntemlerinin gelişmesi ile birlikte hastalarımızın %85’i erken evrede tanı alabiliyor. Yalnızca %15’lik kısmı metastatik evrede geliyor. Bu hastalığın tamamen yok olması zor, ancak tedavilerle, birlikte yaşanabilir bir hastalık haline getirebiliriz.”

Metastatik meme kanseri hastaları yalnız değildir

Europa Donna Türkiye Başkanı Violet Aroyo şöyle konuştu: “Metastatik meme kanserli kadınlar ve yakınları, tanı ve tedavi süreçlerinde kendilerini çok yalnız ve terk edilmiş hissediyorlar.

Tam olarak bilgilendirilmediklerini ve hastalıklarının süreç ve tedavileriyle ilgili yeterince bilgi alamadıklarını düşünerek, kendilerini bu sürecin bir parçası olarak görmekte zorlanıyorlar.

Bu süreçte hasta ile sağlık personelinin çok iyi bir iletişim kurup hastaya ve yakınlarına tüm süreci anlatması ve hastanın, gerekirse de hasta yakınlarının profesyonel destek alması gerekmektedir. Hasta ve yakınlarına yalnız olmadıklarını ve her zaman onlara destek olacak bir profesyonelin yanlarında olduğunu hissettirmek gerekir.”

Hastaları “kanser hastası” rolüne hapsetmeyen, bütüncül bir yaklaşım gerekli
Uzman Klinik Psikolog M.A.

Pınar Serbest Günay, proje hakkındaki görüşlerini şöyle özetledi: “Kanser teşhisi ve tedavisi hiç kimsenin önceden hazırlıklı olamayacağı zorlu bir süreçtir.

Bu nedenle, kanser teşhisi almış kişilerin tanı, tedavi ve tedavi sonrası dönemlerde duygusal olarak zorlandıkları görülmektedir.

Yaşanan duygusal zorlanmalar teşhisin tipi, evresi, nüks yapıp yapmadığı kadar, kişinin hayatın hangi evresinde olduğuna, başa çıkma biçimlerine, onu destekleyen yakın bir çevresi olup olmadığına bağlı olarak da değişiklik gösterir.

Tüm bu değişkenleri hesaba katan, kişisel ihtiyaçlara duyarlı bir psikososyal müdahale programı temel olarak kişinin bireysel başa çıkma biçimlerini ve yaşam kalitesini iyileştirmeye odaklanır.

Teşhisi alan kişiyi “kanser hastası” gibi bir role hapsetmeden, onu hayatının tüm yönleri ile ele alan bir yaklaşım; teşhisi kabullenmeyi, tedaviye uyumu, yan etkileri ile başa çıkmayı ve tedavi sonrası hayat kalitesine katkı sağlamayı hedefler.”

Zorlu ancak yönetilebilir bir süreç

Kanserle Dans Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Figen Ar şunları söyledi: “Bu süreç, zorlu ancak yönetilebilir bir süreçtir, tıpkı zor bir dansı öğrenmek gibi. Kimi zaman karmaşık, kimi zaman durağan, kimi zaman deli dolu… Kanser kelimesi çok ürkütücü bir kelime.

Ben de doktorumdan ilk duyduğumda dünya başıma yıkıldı, her şey anlamsızlaştı. Tam 2 yıl sürdü bu, ta ki şimdiki başkanımız, 35 yıllık dostum Sevil Gürkan çeke çeke beni Kanserle Dans Derneğinin psikoterapi grubuna götürünceye kadar. Gönüllü hocamız Psikolog psikoterapist Sibel Cesur Akyunak sayesinde tekrar yaşamayı seçtim.

İşime geri döndüm, sosyal hayatım kaldığı yerden devam etti.

Artık ben de derneğimiz için çalışıyorum, “umutlar çiçek açsın” diye. Yaşamayı seçmek, umutları yeşertmek, daha güçlü olmak, zorlu dansın üstesinden gelmek kolay değil. İşte bu nedenle proje çok önemli. Kanserle Dans Derneği olarak bu projenin bir parçası olmaktan çok mutluyuz. Bir hayat bin dokunuş, bin umut. Umutlar hiç kaybolmasın, hep çiçek açsın, hep çoğalsın.”

“Yaşamak Var Ya” metastatik meme kanserli kadınlara umut için bestelendi: Müzisyen Kalben, “Bir Tıkla, Dinle, Umutlar Çiçek Açsın” projesi kapsamında, ileri evre meme kanseri hastalığını ve hastalarını fark ettirmek, onların öncelikli ihtiyacı olan psikolojik desteği sağlamak ve yaygınlaştırmak için “Yaşamak Var Ya” isimli bir beste yaparak herkese şu çağrıda bulundu: “En sevdiğim insanı genç yaşta bir hastalık sebebiyle yitirdim ve bu, beni tanımlayan, yarım yamalak bırakan bir yara, boşluk, karanlık oldu senelerce. Şimdi, bizi hiçbir hastalığın ele geçirmesine izin vermememiz gerektiğini biliyorum.

Hiçbir acının bizi tanımlamasına izin vermek istemiyorum artık. Neşemizde, umudumuzda, yaşamaktan aldığımız hazları keşfetmekte buluşabileceğimize inanıyorum. İnsan insanın yarasına kayıtsız kalamaz, kalmamalı.

Ben de “Yaşamak Var Ya” için, kadınların bağımsızlığından, cesaretlerinden, kendilerini saklamadan ve acılarını yok saymadan dimdik yaşamalarından; asırlardır sistemli olarak hep öz güçlerini örtbas etmeye uğraşan kalıpların içine hapsedildikleri halde o toplumsal yahut geleneksel prangaları kırıp yollarını keşfetmelerinden ve devrimleri için, sevdikleri için yaşamayı da ölmeyi de göze almalarından ilham aldım. Bu parçayı dinleyin, konuşun ve paylaşın! Çünkü “Yaşamak Var Ya”’yı dinlediğinizde, izlediğinizde, aslında bir hastaya kulak vermiş, onu bir başka gözle görmüş, onun sesini çevrenize duyurmuş olacaksınız.”

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/metastatik-meme-kanseri-hastalari-icin-psikolojik-destek-projesi-umutlar-cicek-acsin/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.