Ramazanda Sağlıklı Cinsel Yaşam Nasıl Olmalı?

içerik

Sağlıklı Bir Cinsel Yaşam için Öneriler

Ramazanda Sağlıklı Cinsel Yaşam Nasıl Olmalı?

Başka birçok konuda olduğu gibi aile planlama yöntemleri ve cinsel sağlık konusunda da eksik ve yanlış bilgilerle donatılıyoruz.

Doğru bilgiye ulaşamamak sorunuyla karşı karşıya iken devreye bir de toplum ve aile baskısı giriyor.

Sağlıklı bir cinsel yaşam için ihtiyacınız olacak soruları Avusturya Sen Jorj Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisinden Jin. Op Dr. Neptün ERDENER'e yönelttik.

Sağlıklı bir cinsel yaşam için fiziksel ön koşullar nelerdir?

Bunun en öncül koşulu elbette beden sağlığıdır. Genel hijyen ve ilişki öncesi hijyen kurallarına uymak son derece önemlidir. Günlük bakım rutinlerinin yerine getirilmesi diyebiliriz aslında buna. Genital bölgeyi dezenfekte ederken dikkatli davranmak, PH oranı dengelenmiş, çok parfüm ve kozmetik madde içermeyen, asitik 3.8 ürünler kullanmak gerekli.

Her iki partnerin de temas öncesinde duş alması elbette en ideali. Kaşıntı, akıntı artışı gibi florayı bozan herhangi bir şikayet olduğunda doktora başvurmak ve yine periyodik jinekolojik muayenelere özen göstermek önemli.

Öte yandan şunu belirtmek gerekir ki kadınlar bu dönemde enfeksiyona çok açık olduklarından, regl döneminde cinsel ilişkiyi önermiyoruz.

Genç bir kadının evlenmeden önce ve sonra tek defalık ya da rutin olarak yaptırması gereken test ve kontroller var mı?

Genç bir kadının evlenmeden önce, özellikle de bir doğum kontrol yöntemi seçmeden önce genel bir jinekolojik muayeneden, bir ultrason muayenesinden geçmesi elbetteki faydalı. Aktif cinsel hayatının başladığı andan itibaren ise en az yılda bir defa smear testi (simir) yaptırması ve genel bir muayene olması gerekiyor.

Simir testi, rahim ağzı kanserini araştıran bir tarama testidir. Ayrıca bir meme muayenesinden geçilmesinde yine yarar var; çünkü meme kanseri teşhisi otuzlu yaşlara kadar düştü. Hormon kullanımlarındaki artışın bu yönde de bir dezavantajı var.

Dolayısıyla meme muayenesini de rutin tetkikler arasına katmak gerektiğini düşünüyorum.

Rahim ağzı kanseri aşısı olarak bilinen HPV aşısının hangi yaş aralığında ve hangi mevcut koşullarda yapılması gerekir?

Dünyada cinsel hayatın erken yaşlarda başlaması sebebiyle HPV aşısının uygulanması 9 yaşından itibaren öneriliyor. Bizim ülkemizde kişilerin cinselliğe adım atmaları daha ileri yaşlara tekabül ettiği için aşının uygulaması da 9 yaşından daha geç yapılabiliyor.

Fakat ülkemizde görülen erken evliliklerde bu aşının erken yaşlarda uygulanmasının önemi büyük. Bu uygulama 25 yaşına kadar yapıldığı taktirde etkisi çok daha fazla gözleniyor ama uygulama yaşı geciktikçe etkisi giderek azalıyor.

Sonuç olarak aktif cinsel bir hayatın başlamasından önce bu aşının uygulanmasında fayda var. Bu virüsün birçok tipi var. Düşük risk grupları siğillere yol açarken, yüksek risk gruplarında rahim ağzı kanseri riski artıyor.

Uygulaması koldan yapılan bu aşının ilkini yaptıktan bir ay sonra ikinci doz, altı ay sonra ise üçüncü doz yapılıyor.

Hangi doğum kontrol yöntemi kimlere uygundur, aile planlama yöntemleriyle ilgili genel bir resim çizebilir misiniz?

Genel olarak böyle bir ayrımdan söz edemeyiz. Genel doğum kontrol yöntemleri nelerdir? Doğum kontrol hapları, prezervatif, rahim içi araç dediğimiz spiral gibi rahim içi uygulamalar.

Yine doğum kontrol haplarının aylık ya da üç aylık iğneler şeklinde formları var, vajinal ring dediğimiz gebelik önleyici halkalar var. Bunların kişiye göre kullanımına dair çok keskin çizgiler çizemeyiz ama mesela yeni doğum yapmış, emziren bir kadının doğum kontrol hapı kullanmaması gerektiğini söyleyebiliriz.

Çünkü hormonlar sütle bebeğe geçebilir, dolayısıyla doğum kontrol haplarını hamilelik sürecinde ve doğum sonrasında önermiyoruz.

Ayrıca 35 yaşın üzerinde, sigara içen, fibrokistik meme hastalığı olan, birtakım hormonal bozuklukları olan, kalp-damar hastalıkları yaşayan, pıhtılaşma olasılığı yüksek olan hastalıklar taşıyan hanımlarda doğum kontrol haplarını yine kesinlikle önermiyoruz. Bu gibi durumlarda prezervatif, rahim içi araç kullanılabilir.

Konu doğum kontrol yöntemlerine gelmişken, toplumsal bir yanılgı olan geri çekilme yöntemi konusunda görüşleriniz neler?

Geri çekilme asla bir doğum kontrol yöntemi değildir. Bizim bir hekim abimiz vardı. Derdi ki: “Etrafınıza bir bakın sokakta dolaşan insanların yarısı geri çekilme yöntemi ile doğmuş çocuklardır.” Sadece bunu söylesem yeter.

Çünkü cinsel ilişki esnasında erkek boşalmadan önceki saniyeler içerisinde bir iki damla ejakulat vajinaya akıyor. Zaten onun içerisinde de binlerce sperm var. Ayrıca yine böyle bir toplumsal yanılgı olan takvim yöntemi de asla güvenilir değildir.

Çünkü o da, “planlanan yumurtlama döneminin dışında yumurtlama” dediğimiz her kadında olabilecek bir vakadır.

Peki ertesi gün haplarının yanlış kullanımına dair ne söyleyebilirsiniz?

Ertesi gün haplarının piyasaya çıkış nedeni tecavüz gibi aslında gerçekten istenmeyen durumlarda ortaya çıkan gebeliklerin önüne geçmektir. Her iki tarafın da sorumsuz davranışlarının sonucu korunmayarak ilişkiye girmelerinin ardından bu hapların kullanımı son derece yanlıştır. Tekrarlanan şekilde keyfi bir kullanıma bırakılmamalıdır.

Çünkü bu ilaçlar çok yüksek doz içerir ve hormonal dengeyi altüst eder. İleri yaşlarda o genç kadınlarda nasıl etki yapacağı, bir kanser geliştirip geliştirmeyeceği belli değil. Geçmişte çok üst üste ertesi gün hapı kullanılmışsa, çocuk sahibi olmak istediğinde birtakım hormonal sorunlarla karşılaşılabilir.

Daha çok yeni çıkan ilaçlar bunlar.

Çocuk sahibi olmaya karar verdikten sonra kullanılması gereken ilaç, vitamin, ek besin vs. var mı?

Düzenli ve sağlıklı beslenen, genellikle ilk çocuğunu dünyaya getirmeye karar vermiş veya ilk çocuğuna hamile kadınların çok da ek bir gıda veya ek bir vitamin almasa da ilk bebeğini yeteri kadar sağlıklı besleyebileceği bir depoya sahip olduğunu düşünüyoruz.

Ama folikasit kullanımının önemini son zamanlarda artık herkes biliyor. Özellikle gebe kalmadan üç ay öncesinde vücut depolarını doldurmak amacıyla folikasit kullanımını öneriyoruz. Bunun yanında enfeksiyon tedavisi çok önemli.

Özellikle gebe kalmadan önce idrar yolları ve ağız ve diş enfeksiyonlarının giderilmesi gerekiyor. Vitamin özel olarak önermiyoruz. Ek ilaç, ek besin değil ama hayvansal proteinlerin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Çünkü hayvansal protein açısından zengin beslenmeyen hanımlarda anemi çok daha sık görülüyor. Kansızlık durumunda da anne adayı bebeği beslemekte çok zorluk çekiyor.

Sağlıklı bir cinsel yaşamın rutini nedir? Bunun tıbbi bir kriteri var mı?

Bunun bir rutini yok ama erkekteki sperm yapım döngüsüne baktığımız zaman, spermin kaliteli hale gelmesi için, eşini gebe bırakacak kalitede bir sperm üretmesi için ortalama 2-3 günlük bir ara geçmesi gerekiyor. Fakat tabii bu cinsel ilişki sıklığını belirleyen bir kriter değil kesinlikle.

Bu rutini ancak çiftler kendileri belirler ama haftada bir defadan az cinsel ilişkiyi önermiyoruz.

İlişkinin çok sık gerçekleştiği durumlarda ise bu eylem vajinal florayı bozabilir, tahrişi arttırabilir, yorucu ilişkilerde vajinal epitel tahriş olabilir ve bu da enfeksiyon riskini arttırabilir; ama genel olarak haftada 2-3 defa cinsel birliktelik normdur diyoruz.

Değerli katkılarından dolayı Jin. Op. Dr. Neptün ERDENER'e ve Avusturya Sen Jorj Hastanesi'ne teşekkür ederiz.

Источник: https://dugun.com/guzellik-merkezleri/makaleler/saglikli-bir-cinsel-yasam-icin-oneriler-1232

Organik cinsellik nedir? Sağlıklı cinsel yaşamın 10 kuralı

Ramazanda Sağlıklı Cinsel Yaşam Nasıl Olmalı?

İstinye Üniversite Hastanesi Medical Park Gaziosmanpaşa Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Talat Yurdakul, iyi bir cinsellik için önerilerde bulundu; şehirden köye kaçmanın faydalı olabileceğini söyledi.

Büyük kentin sorunlarından yorulan ve köylerindeki o doğal yaşama geri dönmeye karar veren insanlar; yıllardır çocuklarının eğitimi, daha çok iş imkanı derken şehir hayatında sıkışıp kalıyorlar.

Şehirdeki stresli yaşam şartlarının yanı sıra, yoğun teknoloji ve cep telefonu kullanımı cinsel hayatı olumsuz yönde etkiliyor. Bu durum birçok cinsel sorunu beraberinde getirerek çiftleri boşanmalara kadar götürüyor.

İyi bir cinsel yaşam için önerilerde bulunan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Talat Yurdakul, çiftlerin fırsat buldukça büyük şehirden daha organik bir yaşama kaçmalarının faydalı olabileceğini söyledi.

Cinsellik, uyku da dahil 24 saat devam eden bir olgudur. Mutlu geçirilen zamanlar, size karşı ilgili bir partner bu işin olmazsa olmazıdır.

Günümüzde büyük şehirlerdeki yaşam biçimi cinsel hayatımızı da kısıtlıyor.

Trafikte harcanan uzun saatler, yorgunluk, işimizle ilgili kaygılar ve belki de aynı koşullarda yaşayan partnerlerimiz de bu durumdan etkileniyor.

Yorgun argın ulaşılan evlerde partnerimizle birlikte geçirilen birkaç saati çocuklara mı evdeki sorumluluklarımıza mı yoksa kaldıysa motivasyonumuz eşimizle birlikte romantizme ve cinselliğe mi ayıralım?

Organik cinsellik

Günümüz büyük kentlerinde yaşayan çiftler gittikçe birlikteliklerine daha az zaman ayırıyorlar. Mobil iletişim araçları ve internet sayesinde, bazen ihtiyaç bazen de çoğunluğa uyum sağlama adına cep telefonlarıyla ya da tabletlerle sosyalleşmek artık hayatımızın önemli bir parçası haline geldi.

Erkeklerde sertleşme problemleri

Bu da çiftlerin birlikte daha çok başbaşa geçirdikleri zamanı önemli ölçüde azalttı. Bu yaşam biçimi kadın ve erkekte orta yaşlarda daha fazla olmak üzere cinsel istekte azalmaya yol açıyor.

Erkekte ise sertleşme problemlerinin ortaya çıkmasına veya var olan problemlerin artmasına neden oluyor. Türkiye’de her 5 erkekten 1’inde cinsel fonksiyon bozukluğu görülüyor.

Artan antidepresan kullanımı da cinselliği etkiliyor.

Organik tatillere gidin…

Nasıl ki bu yaşam biçimi içerisinde fiziki sağlığımıza özen gösteriyor sağlıklı besleniyor, egzersiz yapıyorsak cinsel yaşamımızın devamı için de çaba göstermeliyiz.

Genel sağlığımız için ofis egzersizlerinin üretildiği günümüz yaşam biçiminde, her zaman uyaranların olmasını beklemeksizin partnerimizle iletişime geçmeliyiz.

Onunla fiziken aynı ortamda olmasak bile özel zamanlar ve birlikte planlayabileceğimiz aktiviteler yaratmaya çaba göstermeliyiz.

Organik cinsellik

Organik cinsellik: Sağlıklı cinsel yaşam için 10 öneri

1- Partneriniz ile zaman geçirin.

2- Biraz teknolojiden uzak durun, organik-doğal yaşamın olduğu yerlere, köyünüz varsa köyünüze tatillere gidin.

3- Alkol ve sigara, damar yapısına zarar vererek cinsel organlara giden kan akımını azaltır. Kaliteli bir cinsellik yaşamak için sigarayı mutlaka bırakın. Kadınsanız günde bir, erkekseniz günde iki kadehten fazla alkol almamaya özen gösterin.

4- Cinsellikte iyi performans süre ile belirlenmez. Bu nedenle kendinize fiziksel ve psikolojik yıpratıcı hedefler koymayın.

5- Yılların vücudunuzda yarattığı değişimler ve ideal imaj takıntısı özgüveninizi zedeleyip, sizi cinsellikten uzaklaştırabilir. Ancak zihinsel ve ruhsal çekimin en az fiziksel çekim kadar önemli olduğunu unutmayın.

6- Cinsel sorununuz olduğunda bunu partnerinizle paylaşmaktan kaçınmayın.

7- Stres; sertleşme sorunu, erken boşalma, cinsel isteksizlik gibi pek çok cinsel soruna zemin hazırlıyor. Kendinizi gergin hissediyorsanız stres yönetimi uzmanından yardım alın.

8- Yüksek kolesterol, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, kanser, hormonal dengesizlikler ve depresyon gibi birtakım sağlık sorunları erkeklerde sertleşme problemine, kadınlarda ise başta orgazm ve uyarılma sorunları olmak üzere birçok cinsel hastalığa yol açabiliyor. Bu açıdan, genç yaşlardan itibaren düzenli olarak sağlık kontrolleri yaptırarak önleminizi alın.

9- Duygusal durum, partneriniz ile iletişim, stres, uykusuzluk gibi birçok durum cinsel performansınızı etkiler. Tek seferlik başarısızlığı dikkate almayın. Sorununuz devam ederse bir uzmana başvurun.

10- Cinsellikte mekan ve uygun koşul aramayın. Gelişen karşılıklı isteklere açık olun.

Sürekli bir şeyler ters mi gidiyor? Cevabı Çin burcunuzda olabilir!

Источник: https://indigodergisi.com/2018/07/organik-cinsellik-nedir-saglikli-cinsel-yasamin-10-kurali/

Ramazanda Sağlıklı Beslenme Nasıl Olmalı? – Sağlık Ocağım .NET

Ramazanda Sağlıklı Cinsel Yaşam Nasıl Olmalı?

Ramazan ayının yaz aylarına geldiği bu yıllarda oruç tutarken sıvı ihtiyacının yeterli karşılanması oldukça önemlidir.

Oruç tutmaksağlıklı insanlar için yapılması gereken bir ibadettir.

Fakat yeterli miktarda su içilmemesi, az miktarda besin tüketilmesi ya da aşırı miktarda kalori tüketilmesi durumunda sağlıklı insanların da sağlığı bozulabilir. Açlık ile birlikte vücut metabolizması daha yavaş çalışır ve bu durumun sonucu olarak istemeden kilo alınır.

Oruç tutarken kilo almamak ve bu olumsuzlukları yaşamamak için oruç tutmak isteyen sağlıklı insanların yeterli ve dengeli beslenmesi son derece önemlidir.

Oruç tutarken beslenme şeklinin neden olduğu sorunlar

Ramazan ayının yaz aylarına geldiği bu yıllarda oruç tutarken sıvı ihtiyacının yeterli karşılanması oldukça önemlidir.

İftar ve sahurda yeterli sıvı alınmaz ise su ve mineral kaybı sonucu baş dönmesi, bulantı, aşırı halsizlik, baş ağrısı gibi sağlık sorunları meydana gelebilir.

Oruç tutarken sıvı ihtiyacını karşılayabilmek için başta su olmak üzere ayran, taze sıkılmış meyve suları, ıhlamur, kuşburnu çayı gibi sağlıklı sıvılar tüketilmelidir.

İftarda nasıl beslenmeli?

Ramazan ayının iftar sofrasında peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemekler ile başlangıç yapılmalı, 10-15 dakika sonra hafif sebze yemeği ve salata ile devam edilmelidir. İftar sofrasında kalorili yemekler değil, daha kolay sindirilebilen besinler tercih edilmelidir.

Yemek yerken beyin doyma emrini yemek yemeye başladıktan 10 -15 dakika sonra vermektedir. Bu nedenle iftarda çok hızlı yemek yerine yavaş yavaş yemek ve çiğneyerek yemek en doğrusudur. İftarda çok ağır, şerbetli, unlu tatlılar yerine sütlaç, güllaç, muhallebi, meyve, dondurma gibi sütlü tatlılar aşırıya kaçmadan tüketilebilir.

Ramazan ayı dolayısıyla daha sık verilen davetlerde ölçülü beslenmek gerekir, çünkü davete katılmak ne kadar önemli ise ölçülü besin tüketmek de o kadar önemlidir. Bu tür davetlerde daha küçük porsiyonlar tercih edilmelidir.

Özellikle sıcak yaz günlerinde oruç tutarken iftar ve sahur arasında bol bol su tüketilmelidir. İftar sonrası hareket etmek, kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime oldukça faydalıdır. İftar sonrası çay, kola, kahve, gazlı içecekler yerine ıhlamur, ayran, süt, kuşburnu çayı gibi daha faydalı içecekler içilmelidir.

Ramazanda kabızlık sorunu çekenler, yemeklerde lif oranı yüksek besinler (kuru baklagiller, meyveler, yeşillikler, kepekli tahıllar, ara öğünlerde ceviz, fındık, fıstık, badem gibi kuru yemişler, kuru meyveler gibi) tüketmelidirler.

Daha rahat oruç tutmak için iftar menüsü örneği

Sahurda nasıl beslenmeli?

Ramazan ayında oruç tutarken vücut dengesini koruyabilmek için özellikle sahur atlanmamalıdır, çünkü oruç tutarken açlık kan şekeri daha erken saatlerde düşmeye ve buna bağlı olarak kişinin sağlığının bozulmasına yol açabilir.

Sahurda tok tuttuğu sanılan yiyecekler (hamur işleri, tatlılar, çok fazla kırmızı et, ekmek ve makarna gibi) karbonhidratlı yiyecekler yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmeği, haşlanmış veya ızgara tavuk, yumurta, tuzzus lor peyniri gibi tok tutan besinler tüketilmelidir.

Gün içinde aşırı acıkan kişiler, mercimek salatası ve bulgur pilavı yiyebilirler. Sahurda aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yiyeceklerden uzak durulmalıdır.

Daha rahat oruç tutmak için sahur menüsü örneği

Ramazanda sağlıklı ve dinç kalma yöntemleri

  • Ramazanda karbonhidrat tüketimi nasıl olmalı? Ramazan ayının vazgeçilmezi pideyi yeterli ölçüde tüketmek doğru olur. Avuç ortasını kaplayacak çapta pide bir dilim ekmek yerine geçer. Sofrada çorba ve makarna, pilav gibi yiyecekler var ise karbonhidrat alımı artmış olur. Bunların varlığında pide ya daha az ya da hiç yenmemelidir.
  • Ramazanda tatlı tüketimi nasıl olmalı? Ramazanda şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyveler tercih edilmelidir. Oruç tutarken uzun süren açlık sonrası meydana gelen tatlı isteğini 1-2 top dondurma, ince dilim güllaç ya da 1-2 dilim karpuz ile geçiştirmeye çalışmak daha faydalı olur.
  • Ramazanda sahur vaktinin önemi nedir? Sahura kalkmadan oruç tutabilirim denilmemelidir. Yaz aylarında açlık süresinin uzunluğu sahura kalkılmadığında daha da uzar, bu nedenle iftarda daha fazla yemek yemeye ve sağlık sorunlarına yol açar. İftarda aşırı besin tüketilmesi metabolizmayı zayıflatır.
  • Ramazanda sahur sofrası nasıl olmalı? Sahur yemeği kahvaltı gibi düşünülmeli ve yumurta, tuzsuz peynir ya da lor peyniri, tam buğday ekmeği, domates, salatalık, tuzsuz zeytin, yoğurt ve mümkün ise ıhlamur çayı ya da süt ile kahvaltı yapılmalıdır.
  • Ramazanda baklagiller ve diğer besinlerin tüketimi nasıl olmalı? Ramazanda baklagilleri yemekten korkmamak gerekir. Uzun süre tok tutabilen besinler tüketilmelidir. Tam tahıllar, baklagiller, yoğurt, süt, lor peyniri, yumurta, haşlanmış tavuk, kefir ve bulgur pilavı tüketilmesi önerilen besinlerdir. Çay yerine sahurda yeşil çay tüketimi tok kalmada yardımcı olur, ayrıca yeşil çayın içerisine tarçın koymak daha etkili olur.
  • Ramazanda tuz tüketimi nasıl olmalı? Aşırı tuzlu yiyeceklerden kaçınmak gerekir. Örneğin turşu, tuzlu krakerler, tuzlu kuru yemişler, tuzlu sucuk ve pastırma gibi salamura gıdalar, tuzlu peynir, tuzlu zeytin, yemeklerin tuzlu olması durumunda uzun süren yaz günlerinde susuzluk hissinin artmasına, su kaybına ve ödem oluşmasına neden olur.
  • Ramazanda su tüketimi nasıl olmalı? Oruçsuz geçen dönemlerde su içmek için susamayı beklememek gerekir. Su tüketiminin daha çok önem kazandığı ramazan ayında, gün boyu kaybedilen sıvıyı yerine koyabilmek için en az 8-10 -12 bardak su içilmelidir. İftar ve sahur arasında sık sık su içmek ve susamayı beklememek önemlidir.
  • Ramazanda yağlı besinlerin tüketimi nasıl olmalı? Ramazanda yüksek yağ içerikli besinleri tüketmekten kaçınmak gerekir. Yağlı besinler tüketerek tok kalınacağı düşünülür, fakat bu doğru değildir. Yüksek yağ içerikli besinler yağ alımını arttırarak kilo almaya neden olur iken, tok tutmayı da faydası yoktur.
  • Ramazanda hurma tüketimi nasıl olmalı? Hurma deyip geçmemek gerekir. Ramazan ayının vazgeçilmezi olan hurma lif, magnezyum, potasyum ve demir bakımından zengin bir besindir. Fakat hurmanın içerisinde bulunan şeker oranı da unutulmamalıdır. Büyük hurma yenildiğinde 1-2, küçük hurma yenildiğinde 2-3 adet hurma miktarı yeterlidir.
  • Ramazanda iftarın önemi nedir? İftar sofrasına özen göstermek gerekir. İftar sofrasında dengeyi korumak oldukça önemlidir. Ekmek ve ekmek yerine geçen gıdalar, et grubu, süt grubu, meyve ve sebze grubu yiyecekler öğünlerde bir arada belirli miktarlarda olduğu zaman dengeyi korumak mümkündür. Öğün porsiyonlarında da bu dengeyi kurmak önemlidir. Örneğin 1 kase çorba, 5-6 kaşık sebzeli et veya tavuk sote, 1 kase salata, 1-2 dilim pide ve 1 su bardağı ayran ya da yoğurt ile denge sağlanmış olur.
  • Ramazanda kaç öğün yemek yenmeli? Ramazanda 3 öğün yapmak gerekir. İftarda besin tüketimini azaltıp, iftardan 1 saat sonra 1-2 dilim peynir 1-2 dilim domates, iki dilim tam buğday ekmeği ile ekmek arası şeklinde veya 1-2 yemek kaşığı yulaf ezmesi ile bir kase yoğurt şeklinde ya da bir porsiyon meyve çeşitleri ile ara öğün yapmak ya da her gün bunlardan biri veya ikisi veya hepsinden de daha az miktarlar ile ara öğün yapmak faydalı olur. Bu sayede günlük beslenme 2 öğün yerine üç öğüne bölünerek daha etkili ve daha hafif olur.
  • Ramazanda salata tüketimi nasıl olmalı? İftar sofrası, renkli ve çeşitli sebzelerden yapılmış ve süslenmiş salata ile taçlandırılmalıdır. Bu tür bir salata sayesinde ağır yemekler daha az tüketilir ve daha sağlıklı beslenme, daha az kilo alımı sağlanmış olur.
  • Ramazanda süt ve süt ürünleri tüketimi nasıl olmalı? Ramazan ayında en az tüketilen süt ve yoğurt sofradan eksik edilmemelidir. İftarda ve sahurda mutlaka süt ve süt ürünleri tüketmeye özen gösterilmelidir.
  • Ramazanda çay ve kahve tüketimi nasıl olmalı? Çay ve kahveye dikkat etmek gerekir. Su içmeyip çay ve kahve tüketmek hiç doğru değildir. Çay ve kahve suyun yerini alamaz ve daha çok idrara çıkmaya neden olarak su kaybına ve susuzluk çekmeye yol açar. Bu nedenle çay ve kahveyi kontrollü içmek ve ayrıca su içmeyi de unutmamak önemlidir.
  • Ramazanda komposto tüketimi nasıl olmalı? Komposto mutlaka şekersiz yapılmalı ve meyvenin kendi şekeri olduğu unutulmamalıdır.
  • Ramazanda yürüyüşün önemi nedir? İftar sonrası mutlaka kısa yürüyüşler yapılmalıdır. İftardan sonra yapılacak 15-20 dakikalık hafif tempoda yürüyüş hareket açıklığına faydalı olur, tokluk hissini arttırmada da etkili olur.
  • Ramazanda kabızlık çekenler ne yapmalı? Öğün sıklığının azalması nedeni ile yavaşlayan metabolizma hızı bağırsakların dengesini bozabilir. Ramazanda kabızlığı önlemek için, iftarda salata, sahurda domates, salatalık tüketmek fayda sağlar. Kuru baklagiller, meyve, sebze, yeşillik, tam tahıllı besinleri yeterli tüketmek ve az çay tüketimini azaltmak kabızlığı önleyebilir.
  • Ramazanda yemekler nasıl pişirilmeli? Yemek pişirme yöntemleri dikkat edilmelidir. Mümkün olduğunca ızgara, haşlama ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Kızartma, kavurma gibi sağlıksız pişirme yöntemlerinden kaçınılmalıdır.
  • Ramazanda yemek yerken nelere dikkat edilmeli? Porsiyonların farkında olmak önemlidir. Ramazan ayı süresince porsiyonlar konusunda kontrollü olmak gerekir. Tek bir besin yerine çeşitli ve az porsiyonlar tercih edilmelidir. Yemek yerken yavaş yemeye dikkat edilmeli, yiyecekler özellikle et gibi sindirimi zor olan besinler iyi çiğneyerek yenmelidir.

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/ramazanda-saglkl-beslenmek-icin-oneriler/

Ramazanda sağlıklı beslenme nasıl olmalı? Oruç tutanlar nelere dikkat etmeli?

Ramazanda Sağlıklı Cinsel Yaşam Nasıl Olmalı?

Doç. Dr. ERCAN: Dünyada her yıl İslami takvimin dokuzuncu ayı olan Ramazan, Müslümanlar için dini şartların gereği olarak oruç ayıdır. Ramazan boyunca oruç tutmak sağlıklı tüm Müslümanlar için dini zorunluluklardan biridir.

Oruç, dinen zihinsel özürlü, kendi yaşamını sürdüremeyen ve bakıma gereksinimi olan, seyahat halinde olan, açlık nedeniyle olumsuz metabolik etkilerin görülebileceği kronik hastalıkları olan, gebe, çocuk ve çok yaşlı bireyler dışında her yetişkin için dinen şart koşulmuştur.

Coğrafik konum ve mevsime göre yaklaşık 11-18 saat arasında değişiklik gösteren oruç süresince, sahurdan iftara kadar yemek, sıvı tüketimi, sigara kullanımı ve ilaç alımından kaçınılır. İftarla sahur arasında besin ve sıvı tüketiminde kısıtlama yapılmaz.

Oruç tutmanın sağlığı etkileyebileceği durumlar var mı? Oruç tutması riskli kişiler kimlerdir?

Doç. Dr.

ERCAN: Oruç için ortalama açlık kan şekeri 250-300 mg/dL, HbA1c (Glikozile Hemoglobin ) %9, renal yetmezlik, makrovasküler komplikasyon, uyku problemi olan yaşlı hastalar, tedavi uyumu düşük hastalar yüksek riskli sınıfına girer. Ramazan öncesi son 3 ayda ciddi hipoglisemi/ketoasidoz koması, hipoglisemi, Tip1 DM, gebelik, diyaliz tedavisi gören diyabetik hasta çok yüksek riskli grup olarak değerlendirilmektedir.

Bilgi kirliliği doğru beslenmeyi engelliyor ve toplum sağlığını tehdit ediyor

Oruç tutan kişilerin gündüz saatlerinde tüm besin, sıvı, oral veya parenteral ilaçlardan uzak durması gerektiğinden, oruç diyabet gibi ciddi sağlık problemi olan kişilerde olumsuz etkiler göstermektedir. İslami kurallara göre bu bireyler oruçtan muaftır.

Oruç sırasında glisemik kontrolü kötü, Tip1 DM, GDM (Gestasyonel Diyabet), renal fonksiyon bozukluğu, kronik karaciğer hastalığı, uyku problemi olan yaşlı hastalarda hipo-hiperglisemi atakları daha da yükselmektedir.

Oruç tutan kişilerin gündüz saatlerinde tüm gıda, sıvı, oral ilaçlardan uzak durması gerektiğinden diyabet ve diğer ciddi sağlık problemi olan kişiler için olumsuz etkileri sıklıkla görülmektedir.

Oruç tutan kişilerde günlük açlık süresinin uzaması metabolizmada nasıl bir değişiklik yaratır?

Doç. Dr.

ERCAN: Açlığın metabolik parametreler üzerine etkilerini şu şekildedir;

  • Kan glikozunda değişiklikler: Sağlıklı bireylerde kısa süreli açlıklar sonrasında kan glikoz seviyelerinde 70 ml/dL’den 60 ml/dL gibi hafif bir düşüş izlendiği çalışmalarla gösterilmiştir. Bu durum sempatik aktivite sonucu insülin seviyesinin düşerek glukagon seviyesinin yükselmesi ile karaciğerde glikoneogenezisin artmasına neden olmaktadır.
  • Vücut Ağırlığı: Ramazanda her zamankinden daha fazla yiyecek tüketim miktarının artmasından dolayı enerji alımının da artması, bireylerin iftar sonrasında fiziksel aktiviteyi azaltarak sedanter olmaları gibi nedenlerle vücut ağırlığında az da olsa artışlar olabilmektedir.
  • Lipid Metabolizması: Sağlıklı kişilerde tüketilen yiyeceğe bağlı olarak kan lipid profilinde hafif değişiklikler olabilmektedir.

Kronik hastalığı olan kişilerde mesela; diyabetlilerde açlığın metabolizma üzerine etkileri hakkında bilgi verir misiniz?

Doç. Dr.

ERCAN: Dünyada 1,9 milyar Müslüman olduğu ve bu popülasyonun %7,7’sinin diyabetik olduğu tahmin edilmektedir. Her ne kadar diyabetik Müslümanlar hastalıkları nedeniyle oruç zorunluluğunun dışında tutulsalar da, bir kısım bu durumu reddederek normal bireyler gibi bu dini yükümlülüğü yerine getirmekte ısrarcı olabilmektedir.

Her ne kadar oruç, DM hastalar için ciddi sağlık riskleri taşısa da bazı hastalar oruç tutmakta ısrar etmekte, tıbbi destek almaksızın bu zorunluluğu yerine getirmeye çalışmaktadır.

Diyabetiklerin beslenme düzeni ve ilaç kullanımlarındaki zorunluluklar, diğer yandan bu konuda yapılmış çalışmaların azlığı hekim ve diyetisyenlerin bu hastaların takibinde güçlükler yaşanması sorununu da beraberinde getirmektedir.

Bu durumda her bir hasta ramazan öncesinde detaylı tıbbi muayeneden geçirilerek yeni düzenlemeler konusunda aydınlatılmalı, Ramazan öncesinden başlayarak mutlaka hekim ve diyetisyen takibine alınmalıdır. Bu hastalara orucun hastalık üzerindeki risk faktörleri anlatılmalı ve bu hastaların glisemik durumları sık izlenmelidir.

Beslenme eğitimi verilmeli, uygun egzersiz, kan şeker takibi ve gereken tıbbi tedavi uygulanmalıdır.

Oruç tutan bireylerin özellikle uyku ve yemek saatlerinin değişmesi ile birlikte vücut nelerden etkilenir?

Doç. Dr.

ERCAN: Ramazan süresince oruç ve yemenin serbest olduğu saatlere bağlı olarak günlük yaşam da etkilenmektedir. Bu durum en çarpıcı biçimiyle uyku ve yemek saatlerinin değişikliğe uğraması ile ortaya çıkmaktadır. Sirkadyen ritm değişikliği ile beraber: Uyku düzeni değişiklikleri değişimi sonucunda, besin seçimi ve besin tüketimi, gastrointestinal fonksiyonlar, besin tüketimine bağlı enerji dengesi değişimi, sıvı tüketiminde azalma, performans değişiklikleri, ilaç kullanımı, hemodiyaliz gibi sağlıkla ilişkili uygulamalar, yine uyku düzeninin değişimine bağlı olarak serotonin salınımına endokrin değişiklikler görülmektedir.

Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan ayında da sürdürülebilmesi için nelere dikkat etmek gerekir?

Doç. Dr.

ERCAN: Unutulmamalıdır ki sağlıklı beslenmenin gereği olan öğün atlamama ve mutlaka üç ana öğünün tüketilmesi ilkesi Ramazan için de geçerlidir. Ramazan dışındaki günlük yaşantının kahvaltı, öğlen ve akşam öğünleri, üç öğün olacak şekilde iftar, iftar sonrası ve sahur şeklinde düzenlenmeli ve uygulanmalıdır. İftar, hafif bir kahvaltı; iftardan 1-1.

5 saat sonrası öğle yemeği ve oruç tutanlar için en önemli öğün olduğu düşünülen sahur da akşam yemeği gibi düşünülerek mutlaka tüketilmelidir.

Kahvaltı olarak düşünülen İftarda zeytin, peynir gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemekler, domates, salatalık gibi çiğ tüketilebilecek yiyecekler yer almalıdır. İftarı izleyen 1-1.

5 saat sonrası ise öğle yemeği gibi düşünülen öğün ile sahurda, yağ içeriğinin yüksek olmamasına özen gösterilerek kırmızı ya da beyaz et, et yemeği veya etli sebze yemeği, ana yemeklerin çeşidine göre salata veya yoğurt gibi yardımcı yiyeceklere yer verilmelidir.

Enerji gereksiniminin karşılanması için pirinç, patates gibi glisemik indeksi yüksek yiyecekler yerine, glisemik indeksi düşük olan bulgur, kepekli ekmek gibi posalı yiyecekler tercih edilmelidir. Yine bu öğünlerde yalnızca enerji alımı sağlayan aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine güllaç, muhallebi gibi hafif sütlü ve meyve tatlıları tercih edilmelidir.

İftar ve sahur arasında ne kadar sıvı tüketilmelidir?

Doç. Dr.

ERCAN: Ramazan süresince aç kalınması gereken saatlerin uzunluğuna bağlı olarak da sıvı alımı oldukça azalmakta, bu durum yorgunluk, dikkat eksikliği, verimin düşmesi, algıda bozulmalar gibi etkilerle ortaya çıkmaktadır. İftar ve sahur arasında su içme isteği olmasa da günlük 2-2.5 lt sıvı gereksiniminin karşılanabilmesi için sık sık su içilmelidir.

İçecek olarak, vücuttan sıvı atımını arttıran içecekler yerine su, süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları gibi içecekler tercih edilmelidir.

İftar sofralarında kaçınılması gereken besinler ve pişirme yöntemleri nelerdir?

Doç. Dr.

ERCAN: Başka önemli konu da ramazan ayında yemeklerin pişirilmesinde kullanılacak pişirme yöntemleridir. Kızarma, kavurma yöntemi kullanılarak pişirilmiş yiyecekler yerine ızgara, haşlama ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

Ramazan ayında geleneksel olarak günlük beslenmede yer almayan ilginç, değişik veya iştahı arttıran besinlere duyulan özlem ile tüketilen besinlerin bileşimi değişiklik göstermekte ve posa içeriği düşük, rafine besinler sıklıkla tercih edilebilmektedir.

Bu durum posa alımının azalması ile gastrointestinal sistemde özellikle konstipasyona neden olmaktadır. Bu durumu önleyebilmek için ise beslenmede kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler, taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi sert kabuklu yemişler tercih edilmelidir. Öğünler için öneriler:

  • İftarla beraber yemekler ve yiyecekler ilk ve tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra aralıklarla sık sık ve her defada küçük miktarlarda tüketilmelidir.
  • Lokmalar küçük olarak alınmalı, yavaş ve iyice çiğnendikten sonra yutulmalı ve yemek asla çok hızlı tüketilmemelidir.
  • Ana yemekten hemen sonra hareketsiz kalınmamalı, düzenli bir hızda kısa kısa mesafeli yürüyüşler yapılmalıdır.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/ramazan-ayinda-saglikli-beslenme-nasil-olmali-oruc-tutanlar-nelere-dikkat-etmeli/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.