Sağırlık Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

içerik

Kızamıkçık Nedir, Neden Olur? Bulaşma Yolları, Belirtileri ve Tedavisi

Sağırlık Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Derinin çeşitli bölümlerinde kırmızı döküntüler şeklinde ortaya çıkan kızamıkçık virüslerin neden olduğu bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Alman kızamığı olarak da bilinen bu hastalık daha çok 10 yaş altındaki çocuklarda görülmektedir.

Ortaya çıkardığı belirtiler yönünden kızamık hastalığıyla benzerlik taşı da onun kadar yaygın görülen bir sağlık problemi değildir. Kızamıkçık hastalığından korunmanın en etkili yolu küçük yaşlarda yapılan kızamıkçık aşısıdır.

Eğer okul öncesi dönemde aşıyla bağışıklık kazanılmazsa ilerleyen yaşlarda da hastalık etkeni virüsler kızamıkçığa neden olabilmektedir.

Kızamıkçık Neden Olur?

Kızamıkçık hastalığı Togaviridea familyası ve Rubivirüs sınıfı içerisinde yer alan RNA virüsünün sağlıklı bireylerin vücuduna girmesi soncunda oluşmaktadır.

Bulaşıcı bir hastalık olduğu için ilk ortaya çıktığı dönemlerde yaygın bir şekilde görülen kızamıkçığın 1969 yılında rubella aşısının bulunmasıyla birlikte daha geniş bir alan yayılması önlenebilmiştir. Hamile bayanlarda bebeğe de bulaşma ihtimali olduğu için hem annenin hem de bebeğin yaşamsal fonksiyonlarına zarar verebilmektedir.

RNA virüsünün yaklaşık 2 ile 3 hafta arasında bir kulukça süresi vardır. Bu süre içerisinde kişinin sağlıklı bireylerle temas halinde olması virüslerin yayılmasına neden olabilmektedir.

Kızamıkçığın Bulaşma Yolları Nelerdir?

Kızamıkçık hastalığının kişilerarasında bulaşma yolları genel olarak aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

  • Hastalık virüsünü taşıyan kişinin hapşırması veya öksürmesi sonucunda havaya ve etrafa saçılan sıvı zerrecikleri ya da tükürüğüyle temas edilmesi
  • Hastalık etkeni virüslerin bulaşmış olduğu su birikintileri
  • Hastaların kişisel eşyalarıyla temas edilmesi
  • Virüs taşıyıcılarıyla öpüşülmesi, ilişki yaşanması, yiyecek ya da içecek paylaşımı
  • Hamile bayanlardan kan yoluyla bebeğe bulaşması

Kızamıkçık Belirtileri Nelerdir?

Kızamıkçığın belirtileri genellikle virüsler vücuda girdikten yaklaşık 2-3 hafta içerisinde görülmeye başlamaktadır. Küçük yaştaki çocuklarda çoğunlukla belirgin semptomlara rastlanmaz. Belirtiler ortaya çıkmaya başladıktan sonra en fazla 5 gün içerisinde kendiliğinde yok olur. Kızamıkçığın belirtileri aşağıdaki gibidir;

  • Yaklaşık 39 derece civarında yüksek ateş
  • Baş ve boyun ağrısı
  • Burun tıkanıklığı, hırıltılı nefes alma ve burun akıntısı
  • Gözden akıntı gelmesi ve gözün kanlanması
  • Kulakların arka kısmında ve boyunda bulunan lenf düğümlerinin hassaslaşması
  • Vücudun çeşitli bölümlerinde giderek şiddetlenen kaşıntılar
  • Yüz, kol, bacak ya da vücudun diğer bölümlerinde kırmızı ya da pembe renkli döküntüler
  • Erkeklerde testislerde şişlik ve ağrı hissi
  • Eklemlerde iltihaplanma ve sertleşme
  • Kas ve eklem ağrıları
  • Halsizlik ve boyun tutulması

Yukarıda bahsedilen belirtilerin dışında nadiren beyin şişmesi, kulak enfeksiyonları ve kulak ağrısı gibi semptomlar da görülebilmektedir. Eğer hastada kulak ağrısı ve boyunda uyuşukluk gibi belirtiler varsa kesinlikle vakit kaybetmeden bir doktora görünmesi ileride daha büyük sorunlar yaşamamak adına önemli bir konudur.

Kızamıkçık Teşhisi Nasıl Yapılır?

Kızamıkçıkta görülen belirtiler birçok sağlık problemiyle benzer olduğu için hastalığın varlığının kesin olarak saptanabilmesi için kan testi yapılmaktadır.

Hastaya uygulanan kan testiyle kızamıkçık virüsünün ya da antikorlarının kanda olup olmadığına bakılmaktadır.

Ayrıca yapılan kan testinin sonucunda kızamıkçık antikorlarına rastlanması kişinin hastalık etkeni virüslere karşı bağışıklık kazandığı anlamı taşımaktadır.

Kızamıkçık Tedavisi Nasıl Yapılır?

Günümüzde kızamıkçığı tamamen iyileştirebilecek herhangi bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Hastalık belirtileri görülmeye başladıktan yaklaşık 10 gün içerisinde kendiliğinden geçmektedir. Ayrıca doktorlar hastalık nedeniyle ortaya çıkan belirtilerin şiddetini azaltmak amacıyla çeşitli ilaçlar verebilmektedir.

Yüksek ateş olduğunda ya da kas ve eklem ağrıları şiddetlendiğinde hastaya ibuprofen ve parasetamol gibi maddeleri içeren ilaçlar verilebilmektedir. Bu ilaçların yanında dayanılmaz hale gelen ağrı ve acı hissinin azalması için asetaminofen adlı ilaç da doktor tarafından reçete edilebilmektedir.

Küçük çocuklarda ise çoğunlukla parasetamol şurup kullanımı tavsiye edilmektedir.

Hastalık virüsünü taşıyan kişiler hastalığın diğer insanlara bulaşmaması adına tedavi süreci boyunca evde istirahat etmeli ve diğer insanlardan kesinlikle uzak durmalıdır.

Ayrıca hastanın iştahı kapalı olsa bile beslenme düzenine dikkat etmeli ve öğünlerinde bol vitamin içeren sağlıklı gıdalar tüketmelidir.

Bunun yanında metabolizma faaliyetlerinin düzenlenmesi ve vücut ısısının dengelenmesi amacıyla sıvı alımına da dikkat edilmesi gerekir.

Hamilelikte Kızamıkçık

Hayatında hiç kızamıkçık aşısı olmayan bayanların gebelik dönemlerinde hastalık etkeni virüsü taşıyan bireylerle teması sonucunda kızamıkçık olma ihtimali vardır. Eğer virüsler hamile bir kişinin vücuduna girerse kan yoluyla bebeğe de geçebilmektedir.

Bu olaya tıp dilinde konjenital kızamıkçık sendromu adı verilmektedir. Bu durum bebeğin ölümüne ya da çeşitli sağlık problemleriyle doğmasına neden olabilmektedir.

Hamilelik dönemlerinde daha tehli sonuçlara neden olan kızamıkçık özellikle gebeliğin ilk 20 haftasında ciddi rahatsızlıklar meydana getirebilmektedir.

Konjenital Kızamıkçık Sendromunun Yeni Doğan Bebeğe Etkileri

Hamilelikte kızamıkçık geçirmenin bebek sağlığı üzerinde aşağıdaki gibi bazı olumsuz etkileri olabilmektedir.

  • Sindirim sistemi problemleri
  • Sağırlık, katarakt ve görme kusurları
  • Çeşitli kalp ve damar rahatsızlıkları
  • Menenjit, beyin hasarları ve zihinsel engelli doğum
  • Doğumda deri döküntüleri ve düşük doğum
  • Glakom, tiroid ve bazı hormon bozuklukları
  • Akciğer iltihabı ve zatürre

Hamilelikte Kızamıkçık Tedavisi

Gebelik döneminde hastalığa yakalanan kişilerin iyileşmesini sağlayan herhangi bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Sadece belirtilerin hafiflemesi amacıyla hastaya hiperimmün globülin antikorları enjekte edilebilmektedir. Bu nedenle hem annenin hem de bebeğin zarar görmemesi adına aşı olmayan bayanların hamile kalmadan önce kızamıkçık aşısı olması önemli bir konudur.

Источник: https://saglikhaberleri.com/kizamikcik-nedir-neden-olur-bulasma-yollari-ve-belirtileri-nelerdir-tedavisi/

Sistit nedir, neden olur? Teşhis ve tedavisi nasıl yapılır?

Sağırlık Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Görülme oranı kadınlarda çok daha yüksek olan sistite, kadınların en az yüzde 20’si, yaşamları boyunca en az bir kez yakalanır. Sistit, sık sık idrara gitmek, az az idrar yapmak, tam olarak rahatlayamamak ve idrar yaparken yanma, ağrı hissetmek şeklinde kendisini gösterir.

Sistit her yaşta ve her cinste gorülebileceği gibi kız coçuklarında ve kadınlarda daha sık görülür. Bunun çeşitli sebepleri vardır. En önemli sebeplerinden biri kadın anatomisinin özelliğinden kaynaklanır. Çünkü kadınlarda idrar torbasının altındaki idrar yolu yaklaşık 2-3 cm kısalıktadır ve doğrudan vajene açılır. Vajen ise mikrobik bir ortamdır ve kendi florası vardır.

Sistit çocuklar da dahil olmak üzere hemen her yaşta görülebilir ve ciddiye alınmalıdır. Tedavi edilmediği takdirde böbreklerde enfeksiyona ya da idrarda kanamaya yol açabilir.

  • Sistit sorunu olanlar üroloji uzmanlarına muayene olmalıdır.

Yaygın inanışlardan biri, cinsel hayatı olmayan kişilerde sistit olmayacağıdır. Bu yanlış bir inanıştır. Cinsel hayat bakterilerin mesaneye geçişini kolaylaştırabilir ancak cinsellik dışında sistitin başka pek çok nedeni vardır.

Sistit genelliklee. coli adlı, normalde mide-bağırsak yolunda bulunan bir bakteriden dolayı kaynaklanır. Çoğu zaman vücudumuz bu tür bakterileri idrar yoluyla atar. Ancak bazen bakteriler mesane duvarına yapışabilir ya da o kadar hızla çoğalır ki bakterilerin bir kısmı mesanede kalır.

Daha az yaygın olarak sistit bakterilerle ilgisi olmayan sebeplerden de kaynaklanabilir.

Işın tedavisine, bazı ilaçlara ya da uzun dönem sonda kullanımı veya sperm öldürücü jel gibi çeşitli etkenlere karşı vücudun tepkisi olarak da ortaya çıkabilir.

Sistit tedavisi için genellikle antibiyotik önerilir ancak örneğin interstisyel sistit gibi, sistitin diğer türlerinde tedavi, altta yatan nedene göre değişebilir.

Sistit çoğu kez sanki kadınlara özgü bir rahatsızlık gibi algılanır ama erkeklerde de görülebilir. Öte yandan kadınlarda daha sık görüldüğü doğrudur çünkü kadınlarda idrar kanalı kısadır ve bakteriler mesaneye daha çabuk ulaşır. Bakteriler idrar yoluna cinsel ilişki ya da tuvalet temizliği esnasında geçip enfeksiyona yol açabilir.

Sistite neden olan  yaygın faktörler

  • Sıkı, naylon iç çamaşırları
  • Çok uzun süreler boyunca oturmak
  • Tuvalet temizliğini arkadan öne doğru yapmak ya da temizliğe dikkat etmemek
  • Stres
  • Cinsel ilişki: Sistit sadece cinsel açıdan aktif kişilerde ortaya çıkmaz, çocuklarda bile görülebilir ancak cinsel açıdan aktif kişilerde daha yaygındır. Cinsel ilişkinin hemen sonrasında idrara çıkmak, bakterinin dışarı atılmasına yardım eder ve sistite karşı önleyici bir tedbir olabilir.
  • Kimyasallar (sabun, vücut şampuanı, temizlik mendilleri vb)
  • Mesane ya da idrar yolunda tıkanıklık (taş veya prostat büyümesi gibi nedenlerle)
  • İdrarın tam boşalmaması (çeşitli rahatsızlıklar vs nedenlerle)
  • Genital bölgede aşırı kuruluk
  • Hamilelik (hormonlarda değişim ve mesaneye baskı olması nedeniyle)
  • Menapozda östrojen hormonu eksikliğinin etkileri
  • Diyabet
  • Yapısal sorunlar

Sistiti kontrol altına almak ne kadar sürer?

Antibiyotik kullanımına başlanmasıyla birlikte genellikle 48 saat içerisinde hastalığın belirtileri diner.

Ancak doktor aksini söylemediği müddetçe antibiyotik tedavisini hasta iyileştim diyerek, kendi kendine kesmemelidir. Aksi halde enfeksiyon daha şiddetli şekilde tekrarlayabilir.

Doktorun tavsiyesine göre 1 veya 2 hafta sürecek bir antibiyotik tedavisi hastalığın tekrar etme riskini de büyük oranda düşürecektir.

Özellikle cinsel ilişki sonrası sistit olan ve bunu sık yaşayan kişilerde uzun süreli, koruyucu (profilaktik) antibiyotik tedavisi gerekebilir. Bu tür bir tedavi birkaç ay sürebilen, uzun soluklu bir tedavidir.

Sistit kendi kendine iyileşir mi?

Ender olarak vücudun enfeksiyona karşı savaştan galip çıktığı görülebilir ama çoğu kez antibiyotik kullanmadan sistitten kurtulmak mümkün olmaz. Hastalıktan ilaçsız, doğal reçetelerle kurtulmaya çalışmak, özellikle de enfeksiyona neden olan şartlar değişmedikçe, aynı sorunu tekrar tekrar yaşamanızı engellemeyecektir.

Sistitin belirtileri ve etkileri nelerdir?

Sistitin belirtileri kadın, erkek ve hatta çocuklar için aynıdır. Çocuklarda ateşle birlikte iştah kaybı ve kusma da görülebilir. Belirtiler eşliğinde çocukta sistitten şüpheleniliyorsa hemen bir doktora başvurmak gerekir.

Yetişkinlerde ise sistit belirtileri başka rahatsızlık belirtileriyle benzerlik gösterebilir. Tedaviye başladıktan sonra birkaç gün içerisinde durumunuzda bir iyileşme olmuyorsa yeniden doktora danışılması en doğrusudur.

Sistitin yaygın belirtileri:

  • Acil idrara çıkma isteği
  • Sık sık idrar çıkma isteği
  • İdrarın az az gelmesi, idrar yaparken tam rahatlayamama
  • İdrar yaparken yanma
  • Mesanede ağrı ve hassasiyet
  • Bulanık veya keskin kokulu idrar
  • Yorgunluk hissi
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Bazı durumlarda idrarda kan
  • Nadiren yüksek ateş

Hamilelikte Sistit

Hamilelikte, sistitin ortaya çıkmasına neden olan birçok neden vardır. Vücut direncinin zayıflamış olması, hormonlardaki değişim, büyüyen rahmin mesaneye baskı yapması, idrarın mesanede daha çok birikmesi gibi nedenlerdir bunlar.

Sistit belirtileri gebelerde de diğer hastalarla aynı belirtilerdir. Hamilelikte farklı olan, anne adaylarına diğer hastalara önerilen antibiyotiklerin önerilememesidir.

Gebelikte güvenle kullanılabilecek, özel sınıf antibiyotikler vardır ve mutlaka doktora danışarak, doktor reçetesiyle, belirtilen sürede kullanılmalıdır.

Hamile kalmak isteyen kadınlar eğer sistitten şüpheleniyorlarsa, önce mutlaka tedavi olmalıdırlar. Aksi halde ilerleyen günlerde enfeksiyon hamile kalmayı ya da hamilelik sürecini zorlaştırabilir.

İnterstisyel Sistit

İnterstisyel sistit, sistitin bakterilerden kaynaklanmayan, farklı bir türüdür. Peki, neden kaynaklanır? diye sorduğumuzda ise henüz tam olarak bilinmemektedir. Bağışıklık sisteminden tutun, alerjik veya çevresel faktörlere kadar pek çok sebebin etkili olabileceği düşünülmüştür. Bakterilerden kaynaklanmadığı için de, bu tür sistitte antibiyotik tedavileri etkili olmaz.

İnterstisyel sistit belirtileri de bakteriyel sistit ile benzerlik gösterir. Sık sık ve acil olarak idrara çıkma isteği duyulur. Hatta bu durum kişilerin sosyal yaşantılarını olumsuz etkileyecek kadar ileri gidebilir.

 Sık tuvalet ihtiyacı yüzünden dışarıdaki aktiviteler sınırlanmaya başlar. İnterstisyel sistitte mesane ağrısı da öne çıkan belirtilerden biridir. Hastalığın bir diğer adı da zaten ağrılı mesane sendromudur.

Mesanenin dolması ağrıyı arttırır ve idrara çıkmak rahatlık verir, ağrıyı azaltır.

İnterstisyel sistit teşhis ve tedavisi

Источник: https://indigodergisi.com/2016/05/sistit-nedir-neden-olur-teshis-ve-tedavisi-nasil-yapilir/

Kızamıkçık Nedir? Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi

Sağırlık Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kızamıkçık, rubella virüsünün neden olduğu bir enfeksiyondur. Doğmamış çocuğa ciddi zarar verebilir. Kızamıkçık vakalarının sayısı aşılama programları sayesinde dramatik bir şekilde düşmüştür. Ancak bu enfeksiyona karşı savaş henüz kazanılamamıştır.

Kızamıkçık belirtileri (aynı zamanda Alman kızamığı olarak da bilinir) genellikle hafiftir ve enfeksiyondaki insanların yarısından fazlası bu enfeksiyona sahip olduğunu fark etmezler.

Bununla birlikte, gebeliğin erken dönemlerinde kızamıkçık, doğmamış çocuğa karşı önemli olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu “konjenital kızamıkçık sendromu” olarak bilinir.

Kızamıkçık önlenebilir bir hastalıktır. Aşı genellikle kızamık ve kabakulak ile birlikte verilir (MMR aşısı).

Kızamıkçık Hakkında Hızlı Bilgiler:

Aşağıda kızamıkçık ile ilgili bazı temel hususlar kısaca listelenmiştir. Daha ayrıntılı ve destekleyici bilgi makalenin devamında yer almaktadır.

  • Rubella” latince “küçük kırmızı” anlamına gelir.
  • Kızamıkçık hastalığı viral ve ağırlıklı olarak öksürük yoluyla bulaşır.
  • Kızamıkçık virüsü plasentaya geçebilir ve fetüsü etkileyebilir.
  • Kızamıkçık olgularının yaklaşık yarısı çok az semptom gösterir.
  • Kızamıkçık hastalığının baskın belirtisi kızarıklıktır. Ancak, diğer belirtileri burun akıntısı, baş ağrısı ve ateş içerir.
  • Hamilelerde kızamıkçık doğmamış çocukta konjenital kızamıkçık sendromuna neden olabilir.
  • Konjenital kızamıkçık sendromu doğuştan sağırlığın önde gelen nedenidir.
  • Teşhis, kan veya tükürük numunelerinin test edilmesiyle yapılabilir.
  • Kızamıkçık enfeksiyonunu azaltacak hiçbir ilaç yoktur.
  • Kızamıkçık aşısı, hastalığı önlemenin tek yoludur.

Kızamıkçık Nedir?

Kırmızı bir döküntü ile karakterize edilen “kızamıkçık” Latince “küçük kırmızı” olarak nitelendirilir. Adını aldığı kızarıklık genellikle kızamıklardan daha az parlaktır; ancak kaşıntılı olabilir.

Kızamıkçık, ilk önce Almanya’daki bilim adamları tarafından kızamığa karşı ayrı bir hastalık olarak tanımlandı, dolayısıyla alternatif adı Alman kızamığı olarak tanımlandı.

Kızamıkçık nasıl bulaşır?” Virüs, lenf nodlarında ve nazofarenkste (burun boşluğuna ve yumuşak damağa bağlayan tüp) çoğalır ve öksürük yoluyla iletilir. Kızamıkçık hastası, kızarıklık gelmeden 1 hafta öncesinden ve 1 hafta sonrasında bulaşıcıdır.

Enfeksiyondan 5-7 gün sonra, virüs vücuda yayılırken kanda bulunabilir. Kızamıkçık virüsü plasentadan geçebilir ve teratojenik (mutasyona neden olan) özelliklere sahiptir. Virüs hücreleri yok edebilir veya bölünmesini önleyebilir; bu konjenital kızamıkçık sendromuna neden olur.

Kızamıkçık, yenidoğan bebeklerde veya 40 yaş üstü bireylerde nadiren grev görülür. Genel olarak, birey yaşça büyüdükçe kızamıkçık belirtileri o kadar kötüleşir.

Konjenital Kızamıkçık Sendromu

Doğumsal kızamıkçık sendromu, hamile bir kadına kızamıkçık virüsü ile bulaşmasıyla ve plasentadan doğmamış çocuğa geçtiğinde ortaya çıkar. Enfeksiyon, düşük veya ölü doğumları tetikleyebilir veya gelişmekte olan fetusta ciddi hasara neden olabilir. Konjenital kızamıkçık sendromu doğuştan sağırlığın önde gelen nedenidir.

Hamileliğin ilk üç aylık döneminde enfekte olursa, fetüsün etkilenme olasılığı %51 olur. Gebe kaldıktan 13-26 hafta sonra enfekte olursa, bu olasılık %23’e düşer. Her yıl dünya çapında, yaklaşık 100.000 konjenital kızamıkçık sendromu vakası bulunmaktadır.

Genellikle en yaygın olarak sağırlık komplikasyonu görülür ve birden fazla kusur ortaya çıkabilir. Anne karnındaki bebek üzerindeki etkiler şunları içerebilir:

  • Sağırlık veya işitme engeli
  • Katarakt
  • Konjenital kalp hastalığı (özellikle pulmoner arter stenozu ve patent duktus arteriozus)
  • Anemi
  • Hepatit
  • Gelişimsel gecikme
  • Retinopati (retinada akut hasar)
  • Mikrofalemi (anormal derecede küçük, deforme olmuş gözler)
  • Karaciğer, dalak veya kemik iliği sorunları (bazen doğumdan kısa bir süre sonra kaybolur)
  • Küçük baş yapısı
  • Düşük doğum ağırlığı
  • Mikrognatizm (küçük alt çene)

Çocuk geliştikçe, yaşını aldıkça ortaya çıkabilecek hastalıklar olabilir. Bunlar otizm, şizofreni, öğrenme engeli ve şeker hastalığı olabilir. Bununla birlikte, eğer gebeliğin 20.haftasından sonra kızamıkçık olursa, yenidoğan problemleri nadirdir.

Kızamıkçık virüsünün fetüsü etkilemek için kullandığı kesin mekanizmalar bilinmemektedir. Bazı araştırmalar, bunun aksine programlı hücre ölümü olarak bilinen “apoptozu” içerebileceğini gösterir.

Apoptozis, çeşitli nedenlerle tetiklenen normal bir fizyolojik süreçtir.

Kızamıkçık Teşhisi ve Tanı Testleri

Bir kişi kızamıkçık olduğuna inanıyorsa, ziyaret etmek yerine doktorun ofisini araması önemlidir. Hamile kadınlarla etkileşimden kaçınmak hayati önem taşır.

Teşhis, bir tükürük veya kan örneğini test ederek yapılır. IgM antikorları mevcutsa, yeni bir kızamıkçık enfeksiyonu anlamına gelir. IgG antikorları mevcutsa, geçmişte kızamıkçık enfeksiyonunun mevcut olduğunu ya da birey zaten aşılanmış olduğunu belirtmektedir. Hiçbir antikor mevcut değilse, kişi kızamıkçık enfeksiyonu taşımaz ve hiçbir zaman aşılanmamıştır.

Kızamıkçık Tedavisi

Kızamıkçık nasıl tedavi edilir?” Kızamıkçık enfeksiyonunu azaltacak hiçbir ilaç bulunmamaktadır. Çoğunlukla semptomlar oldukça hafiftir ve hiçbir tedaviye gerek yoktur.

Doktorlar kızamıkçık hastalığına yakalanan birisinin bulaşıcı dönemde (kızarıklık göründükten 1 hafta önce (kişinin enfekte olduğu düşünülürse) ve kızarma göründükten sonra 1 hafta kendisini insanlardan uzak tutmasını önerir.

Kızamıkçık Nasıl Önlenir?

Kızamıkçık oluşumunu önlemenin tek etkili yolu aşılama yöntemidir. Kızamık ve kabakulak ile birlikte ele alındığında, MMR aşısı bulaşmayı engeller ve 40 yıldır kullanılmaktadır.

Aşının yan etkileri azdır. İnsanların yaklaşık %15’inde enjeksiyondan yaklaşık 7-12 gün sonra hafif bir ateşlenme görülür ve %5’inde hafif bir kızarıklık gelişir. Gençler veya yetişkin kadınlarda eklem ağrısı yaşanabilir. 1.000.000’da 1’den azı şiddetli bir reaksiyona giriyor.

Источник: https://www.hastalopedi.com/kizamikcik/

Sağırlık Nedir? Sağırlığın Nedenleri ve Tedavisi

Sağırlık Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Haber güncelleme tarihi 10.01.2019 17:18

Sağırlık Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Sağırlık gündelik yaşamı etkileyen ciddi bir sorundur. Birçok insanın özellikle de yaşlıların mustarip olduğu bu durum hakkında detaylı bilgiyi, tanı ve tedavisinin nasıl olduğunu gelin birlikte inceleyelim.

 En basit tanımı ile sağırlık, kulakların birinde ya da ikisinde görülen tam ya da kısmi işitme kaybıdır.

İki tür sağırlık vardır: Sesin dış kulaktan iç kulağa yayılmasının hatalı olmasından kaynaklanan kondüktif (iletim tipi) sağırlık; seslerin beyne iletilmesinde sorun yaşanan sensorinöral (duyusal-sinirsel) sağırlık.

Sağırlık Nedenleri Nelerdir?

İletim tipi sağırlığın erişkinlerde en önemli nedeni, kulak kiridir.

Diğer nedenlerden, üzengi kemiğinin (orta kulaktaki küçük bir kemik) normal hareket yeteneğini kaybettiği bir durum olan otoskleroz ise nadir görülen bir nedendir.

Çocuklarda ise iletim tipi sağırlık genellikle otitis mediadan (orta kulak iltihabından) ya da zamk kulaktan (orta kulakta yapışkan sıvı birikiminden) dolayı meydana gelir.

Nadir görülen olgularda kulak zarının yırtılmasından da sağırlık oluşabilir. Ayrıca duyusal-sinirsel sağırlık doğumda da var olabilir. Bunun nedeni şunlar olabilir:

  • Doğum yaralanması
  • Erken gebelikte annenin kızamıkçık geçirmesi nedeniyle oluşan hasar

Ayrıca bilinmelidir ki şiddetli yeni doğan sarılığının sonucu olarak da doğumdan hemen sonra iç kulak hasarı meydana gelebilir. Yaşamın daha sonraki yıllarında duyusal-sinirsel sağırlık, iç kulaktaki salyangozun veya labirentin hasar görmesinden meydana gelebilir. Bunun dışında diğer sebepler şöyle sıralanabilir:

  • Uzun süre yüksek gürültüye maruz kalınması
  • Meniere hastalığı 
  • Belirli ilaçlar
  • Bazı viral enfeksiyonlar

Salyangoz ve labirent, yaşlanma sebebiyle doğal olarak da bozulmaya uğrayabilir. Ayrıca akustik sinir (işitme siniri) hasarından kaynaklanan duyusal-sinirsel sağırlık, bir akustik nörom (işitme sinirinde gelişen kansersiz bir tümör) sonucunda ortaya çıkabilir.

Sağırlık Belirtileri Nelerdir?

Bir bebeğin doğuştan sağır olduğu şuradan anlaşılır:

  • Seslere tepki vermez.
  • Ağlaması genellikle normal olsa da konuşmayla sonuçlanan olağan bebek seslerini çıkarmaz.

Sağırlaşmaya başlayan bir yetişkinde belirtiler şöyledir:

  • Sesler öncekinden daha az olur.
  • Sesler bozuk ve anlaşılmaz da olabilir.
  • Kulak çınlaması ve baş dönmesi sağırlığa eşlik edebilir.
  • Sağırlık kimi zaman zihin karışıklığına ve depresyona neden olur.

Sağırlık Tanısı Nasıl Konur?

Yeni doğan bebeklere ilk birkaç haftada işitme testi yapılarak doğumsal sağırlık olup olmadığı saptanır.

Büyük çocuklarda ve erişkinlerde kulak, bir otoskop kullanılarak muayene edilir ve dış kulak yolunun kirle tıkanmış olup olmadığı ya da kulak zarının delinip delinmediği, arkasında sıvı bulunup bulunmadığı incelenir.

Fizik muayeneden sonra işitme testleri yapılır. Bu testler ile sağırlığın iletim tipi ya da duyusal-sinirsel olduğu belirlenir.

Sağırlık Tedavisi Nasıldır?

Sağırlığın nedenine bağlı olarak tedavi uygulanır. Genellikle fazla kulak kirinin çıkarılması ile sağırlığa çözüm getirilmiş olunur. Otoskleroz, genel olarak stapedektomi olarak bilinen ameliyatla tedavi edilir ve bu ameliyatla üzengi kemiğinin yerine bir protez yerleştirilir.

Zamk kulak, cerrahi girişimle ve bir grommet (orta kulaktan sıvı boşaltılmasına olanak tanıyan bir tüp) sokularak tedavi edilir.

 Sağır doğan bir bebek, işaret dilini kullanarak verimli bir şekilde iletişim kurmayı öğrenebilir ve aynı zamanda salyangoz implantları (iç kulağa takılarak ses sinyallerini alabilen elektrotlar) da çocuklara olduğu kadar sağır erişkinlere de yardımcı olabilir. Yine de bilinmelidir ki bunlar herkese uygun değildir.

Duyusal-sinirsel sağırlığı olan kişiler, genellikle iç kulağa ulaşan sesin genliğini artırmak için işitme cihazlarına ihtiyaç duyar. Ayrıca dudak okuma, işitme güçlüğü çeken kişiler için önemlidir. Bunların yanı sıra işitme güçlüğü çekenler için telefon kulaklığına takılan ses yükseltici gibi çeşitli başka yardımcı cihazlar da bulunur.

Önerilen İçerik;

► Kulak Çınlaması Nedir ve Neden Olur?

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/sagirlik-nedenleri-ve-tedavisi-15838h.htm

Fibromiyalji Nedir, Belirtileri ve Tedavisi Hakkında Her Şey!

Sağırlık Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Fibromiyalji, geceleri yeterince uyumanıza rağmen sabah kalktığınızda kendinizi hiç uyumamış gibi hissettiren yumuşak doku romatizmasıdır.

Genellikle yaşam tarzının değiştirilmesi ile tedavi edilebilen Fibromiyalji, stres devreye girdiği an yeniden tekrarlayabiliyor.

Kronik ağrı ve yorgunluk sendromu olarak da bilinen “Fibromiyalji sendromu” hakkında Memorial Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü uzmanları bilgi verdi.

Fibromiyalji Nedir? (Fibromiyalji Sendromu, Fibromiyalji Noktaları)

Fibromiyalji sendromu, uyku bozukluğu, kaslarda yaygın ağrı ve hassasiyet, aşırı yorgunluk, halsizlik ve sabah tutukluğu ile kendini belli eden kronik yumuşak doku romatizmal ağrı sendromudur. Özellikle vücudun belli noktalarından aşırı hassasiyet ile kendini belli eder.

Toplumun yüzde 3’ünde görülen fibromiyalji sendromu hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Romatizmal hastalıklar içerisinde en sık karşılaşılan ikinci hastalık olan Fibromiyalji kadınlarda erkeklere göre üç kat daha sık görülmektedir.

Yapılan araştırmalar, ülkemizde yaklaşık 1,3 milyon fibromiyalji hastası olduğunu göstermektedir. Fibromiyalji belirtilerinin farklı hastalıklarla karşılaştırılma olasılığı ise çok yüksektir. Doğru teşhis konulamadığında fibromiyalji şikayetleri azalsa da bir süre sonra yeniden başlama riski çok fazladır.

Fibromiyalji tedavi edilmediğinde yaşam kalitesinde düşüş ve işgücü kaybına neden olur.

Fibromiyalji Belirtileri

Fibromiyalji belirtileri çok keskin olmamakla birlikte en önemli belirtisi vücudun belli yerlerinde görülen hassasiyettir. Bunu yanı sıra fibromiyalji özellikle ağrı ve sabahları zor uyanma ile kendini belli eder. Nefes almada zorlanma ve kulak çınlaması da en büyük fibromiyalji belirtilerindendir.

Fibromiyalji sendromu olan kişilerin özel bir karakteri vardır. Kendilerinden beklentileri çok yüksektir, mükemmeliyetçidir, çok titizdir ve duygu durumları çok çabuk değişir.

Bu kişilerin stresli zamanlarında ağrılarının artma ihtimali çok yüksektir.

Özellikle bel ve boyun ağrıları, kronik yorgunluk sendromu, depresyon, hipotiroidi ve uyku bozuklukları ile karşılaştırılan fibromiyaljinin belirtileri şöyle sıralanabilir;

  • Herhangi bir ağrıyı normalden daha fazla algılamak.
  • Ağrı yapmayan uyarıcıları da ağrı gibi hissetmek.
  • El ve ayaklarda karıncalanma hissi ve uyuşma
  • Çarpıntı
  • Egzersize karşı dirençsizlik
  • Kabızlık, ishal ve gaz şikayetleri
  • Depresyon hali
  • Hafıza problemleri
  • Gün boyunca yorgunluk hissi
  • Dinlenemeden uyanmış olma hissi
  • Uyku kalitesinde azalma
  • Noniseptif uyarılar nedeniyle, ağrının azaltılması ile hissedilen genel hassasiyet
  • Konsantrasyon bozukluğu, yeni şeyler öğrenme zorluğu
  • Kişiye göre değişen ödem hassasiyeti
  • Hastaların % 30-50’si eklem hipermobilitesine sahiptir.
  • Vücudun üst kısmı ile sınırlı olan kızarma eğilimi
  • Vücudun belli noktalarından aşırı hassasiyet de bu hastalığın en belirgin özelliği sayılır.

Fibromiyalji Nedenleri

Fibromiyaljinin nedeni çok iyi bilinmese de yapılan araştırmalar genetik faktörlerin çok önemli olduğunu gösteriyor. Buna bağlı olarak 1. derece yakınlarında fibromiyalji görülen kişilerin bu hastalığa yakalanma riski 8 kat artıyor.

Aynı zamanda çevresel faktörler de fibromiyalji sendromuna neden olan önemli nedenlerden biri.

Özellikle çocukluk çağlarında geçirilen fiziksel ve duygusal travmalar fibromiyalji için büyük risk faktörleri arasında kabul edilir.

Fibromiyalji aynı zamanda psikolojik boyuta sahip bir hastalıktır. Depresyon hastalarında, uyku bozukluğu alanlarda ve anksiyetesi yüksek olan kişilerde fibromiyalji çok daha fazla görülüyor.

Genellikle 25-55 yaş aralığındaki kadınlarda daha sık görülen Fibromiyalji sendromu (yumuşak doku romatizması)erkeklerde ve çocukluk döneminde de görülebilmektedir. Hastalık özellikle eğitim ve ekonomik düzeyi ortalamanın üzerinde olan kişilerde daha sık görülmektedir.

Mükemmeliyetçi ve işkolik kişilik yapısı da fibromiyalji hastalığına yakalanma nedenleri arasında gösterilebilir. Gazetecilik, Mimarlık, Finans Sektörü gibi meslekler ile uğraşanlarda fibromiyalji sıklıkla görülür. Ayrıca işini sevmeyen kişilerde de fibromiyalji görülür.

Mutsuzluk ağrıları artıran bir faktör olduğu için yaptığı işten memnun olmayanlar da en az stresli mesleklerde çalışanlar kadar fibromiyalji olma riskine sahiptir.

Genel olarak bakıldığında Fibromiyalji nedenleri uyku bozukluğu, ağrı algılama bozukluğu, santral sinir sisteminde nörotransmitter denilen maddelerin dengesizliği, sinir sistemi ve hormonal sistem bozukluğu, kas ve kas işlevlerinde bozukluk, sempatik sistemin aşırı çalışması olarak sıralanabilir.

Fibromiyalji İçin Hangi Doktora Gidilmeli?

Fibromiyalji belirtileri fark edilir edilmez teşhis için tam donanımlı bir hastanenin romatoloji uzmanına, tedavi içinse fizik tedavi ünitelerine başvurmak gerekir. Oldukça karmaşık bir hastalık olan fibromiyalji için multidisipliner bir tedavi uygulanır. Psikolog ve fizyoterapist dışında pek çok branştan da destek alınabilir.

Fibromiyalji Teşhisi

Fibromiyalji teşhisi hastanın öyküsü, hastalık belirtileri ve fiziki muayene ile konur. Fibromiyalji teşhisi için üç ay şikayetlerin ve belirtilerin devam etmesi gerekir. Fibromiyalji muayenesinde tender point denilen vücudun 18 hassas noktasından yaklaşık 11’inde bu ağrılı noktaların bulunup bulunmadığı tespit edilir.

Bu referans noktalarında hastanın aşırı hassas olması temek şart kabul edilir. Fibromiyaljinin sadece kan tetkiklerinde ortaya çıkmasını beklememek gerekir. Ancak kan tetkikleri ayırıcı tanı için istenebilir. Sık sık başka hastalıklarla karıştırılan fibromiyaljide, bu karışıklığı önlemek için yapılacak tetkikler büyük önem taşır.

Fibromiyalji Tedavisi Nasıl Yapılır?

Fibromiyaljinin tedavisinde istikrar çok önemlidir. Doğru teşhis konulmaz ise farklı bir hastalığın tedavisine başlanmış olur ve hasta gereksiz bir ilaç yükü altında ek sorunlarla karşılaşabilir.

Bu durum fibromiyaljinin kronikleşmesine de neden olur. Sürekli doktor değiştirmek, tedavisi yarıda kesmek ve farklı tedaviler arayışında olmak da fibromiyalji tedavisini olumsuz etkiler.

  İlaçla tedavi edilebilen fibromiyalji hastalığında özellikle tedaviyi sürdürülebilir kılmak çok önemlidir.

Fibromiyalji hastalarının ilaç tedavisine ek olarak günlük hayatlarında da birtakım değişiklikler yapması gerekmektedir. Stresten arındırılmış, düzenli bir yaşam, dengeli beslenme ve düzenli uyku tedavinin en önemli anahtarlarıdır. Vücut dinlenemediği sürece kişi, günlük yaşamda karşılaştığı en ufak bir olaya bile aşırı tepki verecektir.

Fibromiyalji tedavisinde en önemli prensip hasta-hekim işbirliğidir. Kişiye özel uygulanan tedavi seçenekleri arasında PRP uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri, egzersiz programmlarından biri ya da hepsi birlikte uygulanabilir.

Özellikle son dönemlerde PRP yöntemi ile fibromiyalji hastalığında asıl sebep olan fibrozitleri (ağrılı kas düğümleri) yok etmek çok daha kolay.

Fibromiyalji tedavisinde kişiye bağlı olarak değişebilecek bazı fizik tedavi seçenekleri şöyledir;

  • Bölgesel Enjeksiyonlar,
  • Ozon Tedavisi,
  • Elektroterapi Uygulamaları (Tens, Ultrason Tedavisi, Enterfrensiyel Akımlar, Biofeedback, Hvgs),
  • Sıcaklık Ajanları,
  • Doku Masajı,
  • Klasik Masaj,
  • Germe Gevşeme Eğitimleri
  • Prp (Trombositten Zengin Plazma),
  • Nöralterapi,
  • Proloterapi,
  • Manipülasyon. 

Fibromiyalji Egzersizleri

Fibromiyalji egzersizleri tedavi sürecinin en önemli kısımlarından biridir.  Yorucu ve stresli bir iş günü sonrasında haftada en az 3 kez spor yapmaya vakit ayırmak gerekir.

Özellikle uzun saatler masa başında çalışmak ve hareketsizlik, kasların gelişimini olumsuz yönde etkiler. Spor sayesinde kişinin hem kasları çalışmakta hem de kendini iyi hissetmektedir.

Sadece ilaçla bu hastalığın tedavisinin mümkün olmadığı unutulmamalıdır.

Fibromiyalji tedavisinde amaç, ağrı ve yorgunluktan şikayet eden, fiziksel ve sosyal yaşamı etkilenmiş kişinin sıkıntılarına yönelik tedavi seçeneklerini hazırlamaktır.

İlaç tedavisinde ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler tercih edilir. Ancak ilaç tedavisine ek olarak hasta eğitimi de önemlidir.

Uzun süreli oturma, ayakta durma, stres, uzun süre yazı yazma, ağırlık kaldırma, kolların gergin pozisyonda çalışmasının şikayetleri artıracağı unutulmamalıdır.

Fibromiyalji için yapılan egzersizler ile kondisyon artışı sağlanır, travmalar ve dışardan gelen zararlı uyaranlar azaltılır ve ağrı döngüsü kırılmış olur. Fibromiyalji hastalarının özellikle aerobik, duruş, germe, pilates, yoga ve yüzme egzersizleri yapmaları çok önemlidir.

Bunun yanı sıra, sıcak tedaviler, elektrik simülasyonları, kaplıca ve masaj gibi fizik tedavi uygulamaları oldukça etkilidir.

Fibromiyalji hastaları her ne kadar egzersiz yapmakta zorlansa da hafif şiddette başlayıp, hafif şekilde devam edildiğinde haya kalitesinde büyük artış gözlenir.

Fibromiyalji İlaçarının Kullanımı

Fibromiyaljide her hasta ayrı ayrı ele alınıp tedavisi yapılmalıdır. İlaç ile tedavi edilen fibromiyalide uzun süre ilaç kullanımı da zararlı olabilir. Fibromiyalji sendromunda antidepresan grubu ilaçlar da kullanılabilmektedir. Bu ilaçlar hem uykuyu düzenlemekte hem de kronik ağrılı durumlara iyi gelmektedir.

Ancak bu ilaçları uzu süre kullanmak kişilerde bağımlılık yaratabilir.  Bu da fibromiyaljinin tedavi edilmemesine neden olmaktadır. Psikiyatrik ilaçların ancak eşlik eden psikolojik bir rahatsızlık durumunda kullanılması tavsiye edilir.

Fibromiyalji ağrıları için kullanılan ağrı kesicilerin kullanımında ise böbrek, mide ve tansiyon problemlerine dikkat edilmelidir.

Fibromiyaljiden korunmak için bunlara dikkat edin!

Fibromiyalji her ne kadar hayatı tehdit eden bir hastalık olmasa da hayat kalitesini son derece etkilediği için titizlikle takip edilmelidir. Tedavisi uzun sürebilen fibromiyalji bulgularında düzelme olana dek hekim kontrolü şarttır. Fibromiyaljiden korunmak için bunlara dikkat etmek gerekir;

  • Düzenli olarak egzersiz yapmak çok önemlidir. Özellikle gevşeme egzersizleri, germe egzersizleri, kardiyovasküler kondüsyon egzersizleri, düşük yoğunlukta yürüyüş, yüzme ve bisiklete binme, su aerobiği gibi aktiviteler faydalıdır.
  • Fibromiyalji tedavisi için kullanılan ilaçlar, ağrıyı azaltmak, uykuyu düzenlemek ve depresyonu tedavi etmeye yöneliktir. Antidepresanlar, ağrıı kesiciler, uyku düzenleyiciler ve kas gevşetici ilaçlar mutlaka doktor kontrolünde kullanılmadır.
  • Uyumadan önce çay, kahve, alkol, kola gibi maddelerden uzak durmak gerekir.
  • Fizik tedavi uygulamalarından sıcak uygulama, derin ısıtıcılar ve elektriksel stimülasyon, masaj ve kaplıca kürleri tavsiye edilir.
  • Sıcak ve kuru hava fibromiyaljiye iyi gelebilir.
Güncellenme Tarihi: 15 Haziran 2017Yayınlanma Tarihi: 15 Haziran 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/fibromiyalji/

Sağırlık nedenleri nelerdir ?

Sağırlık Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

İşitme kaybı olarak da anılan sağırlık, bir kişinin var olan sesleri çok az veya hiç duymaması durumudur.

Sağ ya da sol kulakta veya her iki kulakta da meydana gelebilen bu durum, duyulan seslerin algılanması ve anlamlı hale getirilmesi için beyne giden sinirlerin bozukluk sahibi olması şeklinde oluşmaktadır.

Sağırlık bazen doğuştan bazen de sonradan bir takım etmenlerden ötürü meydana gelmektedir.

Sağırlık çeşitleri nelerdir?

Sağırlığın görüldüğü üç farklı durum şu şekilde özetlenmektedir;

İşitme yollarında yer alan bir kaç hasardan dolayı karışık işitme kaybı dediğimiz türdeki işitme kayıpları

Orta kulakta veya dış kulakta meydana gelen hastalıklardan ötürü kaynaklanan iletim tipi işitme kaybı dediğimiz türdeki işitme kayıpları

Beyinsel hastalıklar, işitme siniri hastalıkları veya iç kulak hastalıklarından kaynaklanan alım tipi işitme kaybı dediğimiz türdeki işitme kayıpları

Sağırlığın sebepleri nelerdir?

Sağırlık yaratabilecek pek çok sebep bulunmaktadır. En bilindik basit sebepler kulağın içerisinde kir birikmesi, kulak zarının daha az hareket eder halde olması, geçirilen kireçlenme vb. hastalıklar sonucunda kulağın daha küçük ve ince kemiklerinin zarar görmesi veya orta kulak iltihabı geçirilmesi sağırlığın oluşmasına temel etkenlerdendir.

İç kulağın zarar gördüğü sağırlıklar da bazen doğuştan kaynaklanabilirken bazen de sonradan olma sağırlık türleri arasında sayılabilmektedir. Buna göre bu tip rahatsızlıkların ortaya çıkmasındaki en büyük etmenler yaşın ilerlemesi ve çok fazla gürültülü ortamlarda bulunulmasıdır. Bu tip işitme kayıpları durumlarında kişinin duyduğu sesleri birbirinden ayırmasını zorlaştırmaktadır.

Özellikle işitme engeli iç kulak yapısından kaynaklı olan kişilerin, herhangi bir sese karşı aşırı reaksiyon verdiği bilinmektedir. Ses seviyesi çok az dahi olsa yarattıkları titreşim onları ciddi anlamda rahatsız etmektedir.

Son olarak kalıtsal olarak sağırlık yaşayan kişilere değinirsek, ailelerinde sağırlık rahatsızlığı olan kişilerin başına gelen sağırlık sorunu olduğu gibi bir de anne ya da babasında asla böyle bir problem olmamasına rağmen yine de genetiğine bir şekilde işlenip sağır olarak dünyaya gelen kişiler de bulunmaktadır

Sağırlığın tedavisi nasıl yapılır?

Eğer sağırlık orta kulaktan ya da dış kulaktan kaynaklanıyorsa tedavi olma süreci çok daha kolay geçmektedir. Yapılacak ameliyat müdahalesi ya da sağırlık yaratacak durumların ortadan kaldırılmasıyla sağırlık az da olsa hafifletilerek çok az bir duyu kazanılabilir.

Bunun dışında eğer kişi tam sağır değil de sadece duyu kaybı yaşıyorsa, daha iyi duyu alabilmek için kulağa takılan özel mikrofonlar ve işitme cihazları kişilere oldukça yardımcı olabilir. Bu cihazların kendi arasında da değişen ve ihtiyacı karşılayan türleri bulunmaktadır.

Bazı cihazların hoparlörü gözlük saplarına monte edilmekte, bazıları (kadınlar için üretilmiş olanlar) saçlara toka olarak takılabilmekte; mikrofonu cepte olup hoparlörü kulakta olanlar kullanılabilmekte veya direkt olarak kulağın arkasına konulabilmekte olan aletler bulunmaktadır.

İşitme kaybını önlemek için neler yapmalıyız?

Öncelikle, günlük yaşantıda kulağınızı rahatsız eden yüksel volümlü seslerin olduğu ortamlardan uzak durulması gerekmektedir. Çünkü en sık yaşanılan ses kayıpları bu tür rahatsız edici seslerden sürekli olarak etkilenildiği durumlarda ortaya çıkmaktadır.

Kulakların bu şekilde yoğun seslere maruz kalması, iç kulak yapısında işitmemize yarayan lif hücrelerini öldürmektedir.

Yani değer olarak 85 desibeli geçen her sesin kişide geçici veya kalıcı olarak işitme kaybı yaratması çok mümkündür.

Bu tip işlerde çalışan kişilerin (elektrikli testere kullanan, kaynak makinası kullanan gibi) mutlaka böyle sorunlarla karşılaşmamak için kulaklarını koruyucu önlemler almaları gerekmektedir.

Vücutta duyu hislerinizle alakalı bir terslik hissettiğiniz anda hiç geciktirmeden doktora gitmeniz önerilmektedir. Her ne kaynaktan olursa olsun, erken teşhisin her türlü hastalığın kurtarılmasında ana husus olduğu unutulmamalıdır. Bu tip durumlarda bolca su tüketmeniz; ancak tüketimlerde de alkol almamaya ve kafein tüketmemeye özen göstermeniz gerekmektedir.

Son olarak da hatırlatma mahiyetinde uçaklarda ve kulaklara benzer baskıyı yapabilecek taşıma araçlarında, kulakların rahatsız olmaması için basıncı azaltıcı aktivitelerde bulunmanız önerilir. Bunun için uçağın içerisinde özellikle inişlerde uyanık olmanız, kulak ağrılarınız başlayınca sakız çiğnemeniz, mümkün mertebe esnemeniz, iyi bir şekilde yutkunmanız veya şeker emmeniz önerilmektedir.

Bunların hiçbiri işe yaramaz ise o zaman da “Valsalva Manevrası” denilen hareketi denemeniz söylenir.

Buna göre iyi bir şekilde nefes aldıktan sonra, ağzınızı kapayarak burnunuzu da parmaklarınızla hava çıkmasını engelleyerek şekilde örtün ve dışarıya burnunuzdan hava veriyormuş gibi nefesi hafifçe ittirmeye başlayın.

Kulaklarınızın açıldığını hissettiğinizde ise hemen durun çünkü yapılacak fazla baskı kulaklarda zar yırtılması gibi istenmeyen durumlara yol açabilmektedir.

Источник: https://www.mailce.com/sagirlik-nedenleri.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.