Sağlıklı Dişler İçin Çocuğunuza Bunları Yedirin!

içerik

Çocuklarda iştahsızlık Nedenleri ve Tedavisi

Sağlıklı Dişler İçin Çocuğunuza Bunları Yedirin!

İlk olarak iştah kavramını tanımlayacak olursak iştah, bir besinin isteyerek ve keyif alarak yenilmesidir. İştahsızlık ise bu yeme isteğindeki azalmaya verilen addır.

Bu duruma özellikle çocukluk döneminde oldukça sık rastlanmaktadır.

Az sonra okuyacağınız yazıda çocuklarda  iştahsızlık nedenleri ve bu durumu önlemek için neler yapabileceğimize dair önerilere değinip iştahsız çocuğa yaklaşım konusunda bilgiler vereceğiz

Çocuklarda İştahsızlık Nedenleri

Çocuklarda görülen iştahsızlığın birçok sebebi olabilir. Çocuğun yaşadığı fizyolojik ve psikolojik sağlık sorunları, ailenin çocuğa uyguladığı yanlış beslenme uygulamaları gibi  etmenler iştahsızlığın sebepleri arasında yer alır.

Bunlara ek olarak çocuğun her yemeği beğenmemesi, ailede yaşanan huzursuzluklar, gittiği okul/kreş ortamlarından duyduğu memnuniyetsizlik, ailenin yemek konusunda gösterdiği ısrarcı tutum da iştahsızlık sorununu tetikleyen diğer faktörlerdendir.

Çocukluk çağında iştahsızlık ve yeme sorunlarıyla doktora başvuran çocukların oranı %20-35 dolaylarındadır. Buna ek olarak büyüme geriliği görülen çocuklarda bu oran %33-90’a kadar çıkmaktadır.

Fizyolojik rahatsızlıklar iştahsızlık üzerinde en az psikolojik sorunlar kadar etkilidir.

Demir eksikliği anemisi, bağırsak parazitleri, ateşli enfeksiyon hastalıkları, diş çıkarma gibi durumlar da çocuklarda görülen çocuklarda iştahsızlığın sebepleri arasında yer alabilir.

Wright ve arkadaşları 455 çocuğun üzerinde yaptığı bir çalışmada incelediği çocukların %20’sinde yeme problemi olduğunu saptamıştır. Bununla birlikte üzerinde çalışma yapılan çocukların aileleri bu çocukların %42’sini seçici, %39’unu ise az yiyen şeklinde tanımlamıştır.

Çocuklarda iştahsızlık nedenleri arasında ailevi sebepler de yer alabilir. Yapılan bir çalışmada 142 aile üzerinde değerlendirme yapılmış ve bu ailelerin 5 yaşındaki çocukları değerlendirilmiştir.

Bu çocukların %85’i yemek yerken ailesi tarafından daha fazla yemeleri için zorlandığı, %83’ünün ise bu nedenle normalden daha fazla besin tükettikleri belirtilmiştir. Ekonomik düzeyi iyi olan ailelerin çocuklarını beslenmeye teşvik ederken anlatma ve ödül verme gibi yöntemler kullandığı da görülmüştür.

Bu çalışmada ebeveynlerin çocuklarla birlikte oturma oranının %78, yemek yerken televizyon izleme oranının %20 olduğu ifade edilmiştir.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda çocuklarda iştahsızlık görülmesinin birden fazla sebebi olabilir. Bu sebepler çocuktan kaynaklandığı gibi aile ve çevre kaynaklı da olabilmektedir.

Nasıl Yaklaşılmalı

Bir çok ebevynin ortak sorusu olan çocuğun iştahını açmak için ne yapmalı sorusu çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişimi için son derece önemli bir etkiye sahiptir.

 Çocuklarda iştahsızlık ve yeme problemi görüldüğünde ilk basamak sorunun nedenini saptamak olmalıdır. Eğer çocuk enfeksiyon, bağırsak paraziti gibi sağlık problemlerinden dolayı iştahsızlık çekiyorsa önce bu sorunun ortadan kaldırılması gerekir.

Çocuğa gerekli tedavi uygulandıktan sonra iştah takibi yapılmalı ve bu süreçte yiyecekler çocuğun ilgisini çekecek şekilde sunuma hazırlanmalıdır

Eğer sorun anne-baba boşanması, yeni bir kardeşin olması, aile bireylerinden birinin kaybı gibi psikolojik bir sebepten kaynaklanıyorsa bir psikolog/pedagogtan yardım alınmalıdır. Çocuklarda iştahsızlık nedenleri sık olmamakla beraber psikolojik kaynaklı olabilmektedir.

Çocuk iştahsızlıkla ilgili belirtiler gösterdiğinde bunun psikolojik mi yoksa fizyolojik mi olduğunun ayrım iyi yapılmalıdır.

İştahsız çocuk yemek yerken tabağıyla uzun süre oynuyor, ağzına aldığı lokmayı olması gerekenden geç yutuyor ise bu fizyolojik bir çok problemden kaynaklanıyor olabilir.

 Bir önceki paragrafta da belirttiğimiz gibi çocuklarda iştahsızlık probleminde ilk adım sorunun kaynağını belirlemektir. Bu aşamadan sonra iştahsızlık tedavisi aranmaya başlanabilir. tedavi konusunda bir sağlık profesyonelinden destek almak çok önemlidir.

En sık yapılan Hatalar

İştahsızlık sorunu olan çocuğu azarlamak, baskıcı bir tutumla yemek yemesi için ısrar etmek yanlış bir yöntemdir. Bununla birlikte çocuğun yemek yemediği için cezalandırılması da yapılan bir başka yanlıştır. Bu gibi tutumlarda çocuklarda iştahsızlık düzeyini arttıracaktır.

Aileler çocuğun ne yediğini iyi gözlemlenmelidir. Birçok aile çocuğu yeterli beslendiği halde az yeme problemi çektiğini iddia edebilmektedir.

Bu durumda ailenin çocuğun yaşına göre olması gereken yaş ve kilo aralığının iyi bilmesi ve buna göre kıyaslama yapması gerekmektedir.

Yani eğer çocuk olması gereken kilonun altında ise bu durumda bir çocuk hekimine, diyetisyene veya bir pedagoga danışılması en uygun seçenektir.

Çocuğun ilk olarak aile bireylerini kendine rol model aldığı unutulmamalı ve beslenme konusunda da bu husus akıldan çıkarılmamalıdır.

Beslenme sonradan öğrenilen bir davranıştır ve eğer anne veya baba yeme konusunda seçici ise çocuk da bu özelliği örnek alarak tadını hiç bilmediği besinlere karşı mesafeli davranabilmektedir.

Ya da aile bireylerinden herhangi biri sıklıkla fast food veya ambalajlı ürün tüketiyorsa çocuk da bu besinlere karşı olması gerekenden fazla ilgi gösterebilmektedir. Bu yüzden çocukla birlikte beslenirken sağlıklı besinlere karşı seçici davranılmamalıdır.

Çocuklarda iştahsızlığı önlemek için öneriler

Çocuklarda iştahsızlık probleminde ailelerin yapılabilecek ve iştahsızlığın temel tedavi önerilerini şu şekilde maddeleyebiliriz.

  • Öncelikle çocuğa beslenmenin gerçekten önemli olduğunu, eğer yeteri kadar beslenmezse karşılaşabileceği sorunları onun yaşına uygun bir şekilde anlatmaya çalışın. Örneğin bunu kısa hikayeler, masallar anlatarak yapabilirsiniz.
  • Çocuğun hangi besini ne kadar yiyeceği konusunda fazla ısrarcı olmak aşırı kilo alımına ya da tam tersi düşük kiloya sebep olabilir bu yüzden çocuğunuza yemek konusunda aşırı baskıcı bir tutum benimsemeyin.
  • Çocuğunuzun besleneceği saatleri iyi seçmeye çalışın. Örneğin yeni uyandığı ya da uyku saatlerinin yaklaştığı vakitlerde çocuk huysuz ve yeme konusunda isteksiz olabilir. Ona keyifli ve sizinle iletişimi yüksek olduğu saatlerde yemek yedirmeye çalışın. Çoçukların iştahını açan yiyecekler i tercih edin.
  • Öğün aralarında içireceğiniz süt, meyve suyu gibi sıvı gıdalar doygunluk hissi vereceğinden bu gibi besinleri ana öğüne yakın vakitlerde vermemeye özen gösterin aksi takdirde çocuk doygunluk hissedecek ve yemeğini yemek istemeyecektir.
  • Öğünlerde yedirdiğiniz yiyecekleri karıştırmamaya özen gösterin. Böyle bir uygulamaya giderseniz iştahsız çocuk tabakta gördüğü karışık görüntüden hoşlanmayıp hazırladığınız yemeği yemek istemeyecektir, damak zei yeterince iyi gelişmeyecektir.
  • Ana ve ara öğünleri birlikte yemeye özen gösterin. Çocuğun aileyle birlikte sofraya oturup anne, baba ve kardeşleriyle yemek yemesi çok önemlidir, ona ayrı sofrada ve ayrı vakitlerde yemek yedirmeyin. Ayrı zamanlarda ve ayrı sofralarda yemesi çocuğunuzun iştahını ve sofra kültürünü olumsuz yönde etkileyecektir. Ayrıca ellerini kullanmayı öğrendiği andan itibaren yemeğini kendi çatal-kaşığını kullanarak yemesine izin verin.
  • Çocuğunuza yemek yedirirken televizyon izletmeyin. Televizyon çocuğun yemeğe olan ilgisini azaltacaktır. Bunun yerine onunla eğlenceli sohbetler edebilirsiniz.
  • Çocuğunuzun sevmediği yemekleri/besinleri ilgi çekici sunumlar halinde hazırlamanız çocuğunuzun yemeğe/besine olan ilgisini arttıracaktır. Örneğin çocuğunuz yumurta sevmiyor ise onu bir hayvan ve ya çizgi film karakterine benzetmeniz çocuğunuzun yumurtaya bakış açısını değiştirebilir.
  • Çocuğunuzun sizinle birlikte yemek yapmasına izin verin. Çocuğunuz et yemeyi sevmiyorsa onunla birlikte küçük köfteler yapın, kendi yaptığı köfteyi yemek onu heyecanlandıracaktır.
  • Yemek konusunda çocuğunuzu diğer çocuklarla karşılaştırmayın. Bu onun hırçınlığını arttıracak ve onu daha iştahsız olmaya itecektir. Ayrıca bu gibi karşılaştırmalar çocuğunuzun ruhsal psikolojisi içim olumlu olmayacaktır.
  • Çikolata, şekerleme gibi ambalajlı ürünleri çocuğunuz her istediğinde vermeyin. Bu besinler çocuğunuzda tokluk hissi oluşturacak, ana öğünde yemek yemesini engelleyecektir.
  • Tabağı sizin ölçülerinize göre değil onun ölçülerine göre doldurun. Birden karşısında tıka basa bir tabak görmek onu korkutabilir ve yemeğe olan ilgisini azaltabilir. Çocuklarda iştahsızlığın önemli sebeplerinden birisi de tepeleme doldurulmuş tabaklardır.

Diyetisyen yorumu

İştahsızlık özellikle çocukluk döneminde anne babaların sıkça karşılaştığı bir problemdir. Uzun süreli iştahsızlık problemleri çocuğun büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Ailelerin çocuğundaki büyüme ve gelişmenin yeterli olup olmadığını anlayabilmeleri için çocuğun yaşına göre olması gereken boy ve kilo aralığını bilmeleri gerekir.

Bunu öğrenebilmeleri için ise mutlaka bir diyetisyen ve çocuk hekimiyle iletişim halinde olmalılardır. Eğer çocuğun iştahsızlık problemleri fizyolojik sorunlardan kaynaklanıyorsa bu durum bir çocuk doktoru yardımıyla ortadan kaldırılmalı ve bir diyetisyen ile birlikte çocuk için özel olarak hazırlanmış bir sağlıklı beslenme planı uygulanmalıdır.

Sorunun psikolojik nedenlerden kaynaklanması halinde ise bir pedagog ile iletişime geçilmeli ve psikolojik tedavi uygulanırken aynı zamanda diyetisyenin çocuk için hazırladığı beslenme programı da devreye sokulmalıdır.Unutmayınız ki çocuklar bizim geleceğimizdir ve iyi bir gelecek ancak sağlıklı çocuklarla sağlanır.

 Bu sebeple çocuklarda iştahsızlık problemi hafife alınmamalı ve en yakın sağlık kuruluşuna bu durum ile alakalı başvurulmalıdır.

Источник: https://www.beslenmerehberim.net/istahsiz-cocuk/

Sağlıklı Dişler için Beslenme Önerileri

Sağlıklı Dişler İçin Çocuğunuza Bunları Yedirin!

Sağlıklı dişler için günde iki kere fırçalama ve diş ipi kullanmak bu sürecin bir parçasıdır. Dişler açısından beslenme önerileri de oldukça önemlidir ve bakım rutinine mutlaka eklenmelidir. Bu içeriğimiz de sizlere ağız ve diş sağlığında hangi besinleri tüketmelisiniz nelere dikkat etmelisiniz bahsedeceğiz.

Diş Sağlığı İçin Uzak Durmanız Gerekenler

Diş gelişimleri anne karnındayken başlayarak ergenlik dönemlerine kadar devam ediyor. Ergenlik dönemlerinde ise gelişim tamamen sonlandırılmış oluyor. Küçük yaşlardan itibaren çocuklarınıza diş bakımı ve sağlığı hakkında belirli alışkanlıklar kazandırmak ileri yaşlarında bir çok sorundan uzak durmasına yardımcı oluyor.

Ağız ve diş sağlığı için uzak durulması gereken bir çok besini biliyorsunuzdur! Asit ve gaz içeren gıdalar ve içecekler diş minesini yavaş yavaş yok ederler şekerli besinler ise diş çürüme süresini hızlandırarak diş sağlığında bozulmalara yol açarlar.

Karbonhidrat, cips ve nişastalı gıdalar ise tahmin ettiğinizden daha uzun süre dişlerinizde kalma eğilimdedir. Bu nedenle ağız ve diş sağlığın konusunda yetersiz bilgiye sahip iseniz diş hekiminizden bu konuda yardım isteyebilirsiniz.

Peki ağız ve diş sağlığınıza destek verecek besinlerden haberiniz var mı?

Diş bakımınızı düzenli olarak yapıyorsunuz ve bu alışkanlığa diyetinize ekleyeceğiniz bazı önemli besinleri ekleyerek dişlerinizin güçlenmesini sağlayarak yeni ortaya çıkan çürüklerinizi yok etmek ister misiniz ?

 Sağlıklı dişler için elma

  Sağlıklı dişler için günde bir adet elma tüketmek sizi sadece doktordan değil diş hekiminden de korumaktadır.

Elma su yönünden zengin bir besin olduğu için tükürük üretimini artırarak yemek artıklarından ve dolayısı ile bakterilerden sizi korumaktadır.

Elmanın içeriğinde bulunan lifler dişlerinizi parlatırken diş etlerinizi uyararak kanama durdurucu görevini üstlenir. Elma mutlaka kabuğu ile tüketilmesi gereken bir meyvedir. Ağız ve diş sağlığınız açısından en faydalı kısmı kabuğu dur.

Süt ürünleri ve Diş Sağlığı

 Süt ürünleri kalsiyum bakımından oldukça zengin gıdalardır. Kalsiyum sadece kemikler için değil dişler içinde oldukça önemli bir mineraldir.

Bu mineralin yeteri kadar alınması diş sağlığına artılar sunarken eksikliği is ediş çürümesine yol açar. Örneğin süt tüketiminde bazı kriterlere dikkat etmek gereklidir.

Antibiyotik,hormon ve kimyasallarla dolu olan bir süt içmektense daha doğal, pastörize edilmemiş süt tüketmek daha faydalı olacaktır.

Hindistan Cevizi

Evet yanlış duymadınız hindistan cevizinin ağız ve diş sağlığı açısından olumlu katkıları bir hayli fazla. Amerika’da son yıllarda oldukça sık kullanılan bir ağız detoks yöntemidir. Oldukça basit olan bu yöntem ile toksinler ağızdan kısa sürede uzaklaştırılır.

Uygulaması ise şu şekilde olmaktadır; 

Yağ çekme detoksu olarak adlandırılan bu yöntem için sadece ağzınıza bir yemek kaşığı hindistan cevizi yağı alarak 20 dk boyunca çalkalayıp çöpe tükürmekle yapılmaktadır. (çöpe dökmemizin sebebi katılaşan bir yağ olduğu için lavabo giderlerinizi tıkaya bilme ihtimalinden) Yağ çekme olayı için en iyi saatler sabah saatleridir.

Duş alırken veya üzerinizi değiştirirken uygulayarak zaman kaybetmemiş olursunuz.Virüs önleme, diş çürüğü oluşumunu engelleme, ağız kokusu giderme diş beyazlatma ve diş eti problemleri gibi ağız ve diş sağlığı alanında çok etkili içeriğe sahiptir. Bu tarz uygulamalar hiç bir zaman diş fırçalama mekaniğimiz kadar etki değildir.

Yeşil Yapraklı Sebzeler İle Koruma

 Yeşil yapraklı sebzeler yüksek mineral ve vitamin içerdikleri gibi oldukça düşük kalorilere sahip olduğu için oldukça sağlıklı besinlerdir.

Lahana, pazı, ıspanak gibi yeşil yapraklı besinleri menümüze eklemek oldukça kolaydır ve ağız ve diş sağlığı bakımından oldukça önemlidir.

Bu sebzeler yüksek antioksidan içerdiği için çürükle mücadelede yardımcımız olduğu gibi kalsiyum kaynakları olduğu için güçlü dişler için mükemmel besinlerdir. Sağlıklı dişler için bu sebzeleri diyetinize mutlaka ekleyin.

Kabuklu Kuru yemişler

Kabuklu kuru yemişler tüketerek güçlü dişlere sahip olun. Badem, ceviz, kaju hangi türünü seçmiş olursanız olun dişleriniz için en iyi seçmiş olacaksınız. En fazla dişleri güçlü tutacak vitamin ve mineral içerdikleri için mükemmel gıdalardır.

Ayrıca bu gıdalarda bulunana omega-3 yağ asitler diş sağlığı açısından oldukça iyi kaynaklardır. Aşırı tüketme konusunda dikkatli olarak porsiyonlar arasında paylaşım yapabilirsiniz.

Not: Sert kabuklu kuru yemişlerin kabukları asla dişlerle kırılmamalıdır.  Çok önemli bir ayrıntı gibi görünmese de her yıl ortalamada bu sebepten dişlerini kıran ve tedavi ettiğimiz bir çok hasta bulunmaktadır.

Sağlıklı dişler mutlu gülüşler sizinle olsun!

Источник: https://www.esdent.com.tr/saglikli-disler-icin-beslenme-onerileri/

Çocuklarda sağlıklı diş gelişimi, ağız ve diş bakımı

Sağlıklı Dişler İçin Çocuğunuza Bunları Yedirin!

Süt dişleri değişken olabilmekle beraber ortalama 6 aydan sonra genellikle alt ön bölgeden başlayarak çıkar ve yaklaşık 3 yaşında tamamlar. Bu dönemde çocuğun ağzında toplam 20 adet süt dişi alt ve üst çenede simetrik olarak yerleşir.

Çocuklarda ağız ve diş hastalıkları tedavisinin koruyucu diş hekimliğinin temelini oluşturduğunu belirten Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu, toplumumuzdaki ‘süt dişleri önemsizdir’ kanısının tamamen yanlış olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam ediyor;

‘Süt dişleri doğumdan ergenliğe kadar uzanan süreçte görev gören dişlerdir. Yapıları kalıcı dişlere göre biraz daha farklıdır. Eğer süt dişleri zamanından erken çürür ve çekilirse yan dişler kayacak ve alttan gelen kalıcı dişlere yer olmayacağı için kalıcı dişlerde oluşan çapraşıklık ortodontik tedaviye neden olacaktır.

Eğer çekilmeyip kronik bir iltihap oluştururlarsa da hem alttan gelen kalıcı dişin kalsifikasyonu hem de çocuğun genel sağlığı etkilenecektir. Ayrıca süt dişlerinin alttan gelen kalıcı dişlere rehberliği söz konusudur. Bu nedenle çocuklara ağız bakımı alışkanlığının kazandırılması ve süt dişlerinin sağlığı çok önemlidir.

• Süt dişleri daimi dişlere oranla daha çok organik madde içerdiğinden daha kolay ve hızlı çürürler.• Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar.

Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olduğunda fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir.• Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynlerinin tutumu diş fırçalama alışkanlığını belirler.

• Beslenme düzensizliğinden dolayı dişler çürümeye yatkın hale gelir.

Çürük Oluşumu Engellenebilir mi?

Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı ya da ilaç henüz geliştirilemediğini ancak çürük sayısını azaltmaya yönelik malzemelerin günümüzde kullanıldığını söyleyen Kışlaoğlu, çürük oluşumunu engellemeye yönelik yöntemleri şöyle anlatıyor:

Fissür Örtücü (Fissür sealant) Nedir?

Azı dişlerinin çiğneme yüzeyinde “Fissür” denilen küçük çukurcuklar vardır. Fissür örtücüler, arka dişler üzerindeki bu oluklara uygulanır.

Beyaz ve şeffaf renkte olup sıvı şeklinde plastik esaslı maddelerdir. Diş minesine yapışarak çürük oluşumunu engeller ve akışkan bir kıvamı olduğu için diş oluklarına tamamen tutunur.

Bu şekilde işlem diş yüzeyinde herhangi bir aşınma yapılmadan uygulanır.

Fissür Örtücü tedavi yöntemi 6 yaşından itibaren kalıcı azı ve küçük azı dişlerinde kullanılabilir. Özellikle daimi dişleri yeni çıkmış  çocuklarda uygulanabilir.

Fissür Örtücülerin çocukların ağız sağlığı açısından önemi nedir?

Çocuklar erişkinlere göre diş sağlığı konusunda daha korumasızdırlar. Dişlerinde yemek yeme sonrasında oluşan artıklar çürük oluşumunda büyük etkendir. Dolayısıyla çocuklarda ve gençlerde çürük oluşumu daha sık görülür.

Diş üzerinde herhangi bir aşındırma işlemi yapılmadığından ağrısız bir işlemdir ve çocuklarda bu tedavi yöntemi ile çürük oluşumu daha rahat yavaşlatılabilir.

Daha sonraki kalıcı dişlerin sağlıklı oluşması içinde önemli bir tedavi yöntemidir.

Fissür Örtücüler (Sealantlar) Çürüğü Nasıl Önler?

Çocuklar dişlerin üzerindeki girinti ve çıkıntıları rahatlıkla temizleyemez. Yiyecek artıkları ve bakteriler de bu girintilere yerleşip dişlerin çürümesine sebep verir.

Fissür örtücüler sıvı ve akışkan bir kıvamda oldukları için azı dişlerinin çiğneme yüzeyinde bulunan Fissür denilen küçük çukurların en derin noktasına kadar ulaşabilirler ve bu bölgeleri tıkayarak yiyecek artıkları ve bakterilerin yapışmasını engellemiş olurlar.

Fissür Örtücüler zaman içerisinde aşınabilir. Fakat yapılan araştırmalar uzun süreli diş yüzeyinde kalabildiğini ispatlamıştır.

Sert gıdaların sıkça tüketilmesi (ceviz, fındık vb gibi ürünlerin dişle kırılması) diş gıcırdatması, sert malzemenden yapılmış oyuncak vb objelerin çocuklar tarafından ağza alınarak dişler ile sıkılması ya da ısırılması Fissür Örtücülerin daha çabuk kırılmasına ve dişler üzerinden düşmesine sebep olur.

Fissür Örtücüler uygulama aşamasında diş minesine ne kadar kuvvetli bağlanırsa diş üzerindeki ömrü de o kadar uzun olur. Sealantlar uygulanırken çocuğun tedaviye olan uyumu da önemli bir faktördür. Fissür Örtücüler düştükten sonra bile uygulama yapılan dişler çürümeye karşı diğer dişlerden daha dirençlidirler.

Eğer düştükten sonra 6 ay içerisinde tekrar uygulanırsa çürüğe karşı koruma da devam eder. Fissür örtücülerin diş sağlığı açısından çok büyük önem taşır. Fakat Bu uygulama yapıldıktan sonra da dişler düzenli fırçalanmalı ve rutin olarak çocuklar diş hekimi kontrollerine götürülmelidir.”

Flor Uygulaması: Çürüğü engellemenin başka bir yolun da çürüğe karşı direnci arttırmak olduğunu belirten Diş Hekimi Kışlaoğlu, dişlere yüzeysel flor uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılabileceğini belirtiyor.

Diş Fırçalama: Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Kışlaoğlu, ‘Çocukların ileride diş fırçalama alışkanlığını sürdürmesi için en etkili yöntem erken yaşlarda bu alışkanlığın kazandırılmasıdır. Düzenli ve doğru bir şekilde fırçalama ile çürük oluşumu engellenebilir.’ diyerek diş fırçalamanın önemine dikkat çekiyor.

Diş Fırçası ve Macun Seçimi Önemli!

Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçalarını öneren Kışlaoğlu, çocukların diş macununu yutma riski olduğu için 3 yaş altında kullanılmaması gerektiğini belirtiyor. Pütürsüz diş macunlarını öneren Kışlaoğlu, fırçaya konulacak macun miktarını ise ‘nohut büyüklüğünde’ şeklinde tarif ediyor.

  • Dişlerini fırçalarken ayrı bir diş fırçası ile siz de kendi dişlerinizi fırçalayın. Ona birkaç tane farklı renk ve şekillerde diş fırçası ve diş macunu alın. Her seferinde başka bir ikili seçmesini sağlayın. Bu seçim onun diş fırçalama isteğini ve motivasyonunu artıracaktır.
  • Mutlaka diş fırçalama panosu oluşturun ve her fırçalamadan sonra pano üzerinde işaretleme yapın.
  • Banyoya bir kum saati yerleştirin ve her fırçalamada kum saatini ters çevirerek zaman tutun. Yaklaşık 2 dakikalık diş fırçalama yeterli olacaktır.
  • Çocuğunuzun diş çürüğü hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Ona yapışkan özelliği olan şeker, çikolata, bisküvi yedirin ve aynada dişlerinin üzerine nasıl yapıştığını gösterin. Daha sonra dişlerini fırçalatın ve dişlerinin ne kadar güzel, temiz ve beyaz olduğunu yine aynada kendisine gösterin.

Araştırmalar ve tecrübelerimiz gösteriyor ki dişlerin estetik ve ortodontik problemlerinin çok büyük bir kısmı, okula başlama döneminde erken kaybedilen süt dişlerinden ya da çürüyen sürekli ön dişlerden gelmektedir.

Çocuklara ağız bakım alışkanlığı nasıl kazandırılır?

5 – 6 yaşında el becerileri diş fırçalama açısından tam gelişmiyor. Karışık dişlenme dönemi olarak isimlendirdiğimiz – süt dişlerinin yerini kalıcı dişlerin aldığı dönemin başlangıcı bu yaşlara denk gelir.

Halk arasında 6 yaş dişleri olarak da adlandırılan, ilk büyük azı dişlerinin sürmesi ile başlayan bu süreçte en önemlisi süt dişlerinin çürümeye elverişli olması, yerlerine gelen sürekli dişlerinde çürümeye karşı daha zayıf olmasıdır.

Ayrıca 5 – 6 yaşındaki yeni okula başlayan çocuklarımız, el becerileri diş fırçalayabilmek açısından gelişmediği için tam anlamıyla ağız hijyenini sağlayamazlar. Çürük çok daha kolay oluşur ve hızlı ilerler. Bir de artan şekerli ve karbonhidratlı besinlerle tablo iyice hızlanır.

Ebeveynler çocuklarının dişlerini kendileri fırçalamasa da yanlarında olmasını dikkat etmesini ve gerekirse destek olmalarını tavsiye ederiz. Anneler ve çocuklar üzerine yapılan bir araştırma, yalnız başına dişlerini fırçalayan çocukların ağız hijyenini sağlamaktaki hatalarını, kendi ebeveynlerinin atladıklarını yazmaktadır.

  • 7 yaşından önce yalnız başına diş fırçalamaya göndermeyin. Doğru fırçalama konusunda çocuklarınıza yardımcı olun
  • Okuldan yorgun gelen çocuklarınıza, baygın yatağına gitmeden diş fırçalatmanın ne kadar zor olabileceğini biliyoruz. Pes etmeyin dişlerini fırçalatın. Okuldaki eğitim çocuklarınızın zihinsel gelişimleri açısından ne kadar önemli ise, özellikle sabah okula gitmeden ve yatmadan önce diş fırçalamalarının beslenmeleri ve genel sağlığı açısından bir o kadar önemli olduğunu unutmayın
  • Şikayeti olmasa da mutlaka bir diş hekimine götürün. Herhangi bir çürüğü olmasa da fissür örtücü ve yüzeyel flor uygulaması gibi çürük engelleyici tedavilerini yaptırılması olası çürüklerin oluşmasını çok ciddi oranda engelleyecektir
  • İlerleyen haftalarda öğretmenleriyle bu konudaki alışkanlıklarını da diğer konularla ilgili olduğu gibi paylaşın. Araştırmalar öğretmenlerin çocukların ağız hijyeni bilgisindeki gelişiminde ebeveynlerinden daha etkili olduğunu göstermektedir. Unutmayın bu yaşlarda alışkanlığın oluşması ileriki hayatında yalnız estetik ve dişsel değil genel sağlığını etkileyecek şekilde çok önemli bir yer tutacaktır.

Diş çürüklerinin temeli, bebeklik döneminde atılıyor ve çürükler bu dönemde anne babadan kolaylıkla çocuğa bulaşabiliyor. Çocuğunuzun sağlıklı dişlerinde sizin de payınız olmasını istiyorsanız öncelikle kendi diş sağlığınızı korumanız gerektiğini unutmayın.

Kimi zaman bebeğinizi öpme, mamasının sıcaklığını kontrol etme veya mamasının tadına bakıp yedirme gibi birçok zararsız gördüğünüz hareket ağzınızdaki bakteriyi çocuğunuza transfer edip çocuğunuzun çürük riski ve yayılımı ile karşı karşıya kalmasını kolaylaştırmaktadır.

Çürükler diş yüzeyinde çoğalır

Bebekler ilk doğduğunda ağızlarında çürüğe neden olan “Streptococcus mutans” bakterisine rastlanmamaktadır ancak zamanla çeşitli nedenlerle bebeğe geçer. Bu bakteri sert diş yüzeylerine kuvvetli tutunma özellikleri nedeniyle, ilk diş sürmesiyle beraber diş yüzeyinde hızla çoğalıp çürük oluşturur.

Bebeğinizi koruyun

  • Bebekle yakın temas kuran kişiler (anne, baba, bakıcı ve diğerler yakınlar) ağız ve diş sağlığı bakımlarını düzenli yapmalı ve diş hekimi kontrollerini aksatmamalıdır.
  • Çürük ve diş eti hastalığı varsa en kısa zamanda tedavi yoluna gidilmelidir.
  • 3 adım denilen diş fırçalama, diş ipi ve ağız gargarası kullanımını aksatılmamalıdır
  • Anne ya da baba çocukla ortak diş fırçası kullanmamalıdır.
  • Çocuk beslenirken kullanılan kaşık ona ait olmalıdır. Yiyeceklerin sıcaklık ve tat kontrolleri için anne babalar tarafından başka bir kaşık kullanılmalıdır.
  • Bebeği besleyen kişiler biberonu ve emziği temizlemek, sıcaklık kontrolü yapmak için de olsa ağzına sürmemelidir.

Çocuğunuz biberon çürüğüne yakalanmasın

Bebek ve çocuklarda görülen çürükler, genellikle üst süt keserlerin diş etine yakın yüzeylerinde tebeşir gibi beyaz renkte, beyaz nokta lezyonları şeklinde başlar.

Bu oluşumlar tedavi edilmediği durumlarda kahverengiye doğru renk değiştirerek zamanla çukurlaşır.

Bebeğin geceleri biberon ile beslenmesi, sık aralıklarla emzirilmesi, ballı reçelli emzik veya şeker içerikli sıvı gıdaları içeren biberon kullanımları, çocukluk dönemi çürüklerine neden olabilmektedir.

İlk süt dişlerinin sürmesini takiben fırça, temiz bir tülbent veya gazlı bir bez parçası yardımı ile diş yüzeyi temizlenmelidir. Çocuklara erken yaşta fırçalama alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Bebeklerin ilk diş muayenesinin, dişleri çıkmaya başladıktan sonra altı ay ile bir yaş arasında yapılması, ebeveynlerinin de doğru bilinçlendirilmesi açısından çok önemlidir.

Bu dönemde ağız diş muayenesi, bebek ebeveynin kucağında otururken ya da yatarken gerçekleştirilir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/cocuklarda-saglikli-disler-icin-agiz-ve-dis-bakimi/

Sağlıklı Yiyecekler Çocuklara Nasıl Yedirilir?

Sağlıklı Dişler İçin Çocuğunuza Bunları Yedirin!

Toplumumuzda yaygın şekilde diş hekimi korkusu görülmektedir. Anne babaların en önemli görevlerinden biri; çocuklarını yetiştirirken onların ağız diş sağlığını korumak ve ileriki yaşamlarında diş hekimine güven duyarak gidebilmeleri için onlara destek olmaktır. Bunun için onları en doğru şekilde diş klinikleri ve diş doktorları ile tanıştırmaları çok önemlidir.

Çocuğunuza şeker yedikten sonra en azından ağzını çalkalama alışkanlığını kazandırın

Özellikle anaokulu ve ilkokul çağlarındaki çocuklar artık evde anne baba ve bakıcı denetiminden çıkmakta ve kalabalık içinde alışkanlık geliştiren erken dönem bireyler olmaktadır. Bu da çocukların yuvada ya da ilkokul kantininde şekerli gıda tüketebileceği anlamına gelir.

Çocukların bu dönemde aşırı miktarlarda olmadığı sürece şekerli gıda tüketmelerinde sakınca yoktur. Ancak gıda tüketimi sonrası davranışları önem taşır. Örneğin; çocuk her şekerli gıda alınımdan sonra dişlerini fırçalayamasa da mutlaka su içmesi ya da su ile ağzını çalkalamasının gerektiğini bilmelidir.

Kolayca uygulayabileceği bu durum, ağız ortamının asit oranını düşürecek ve çürük gelişimini engelleyecektir.

Çürük oluşumu engellenebilir mi?

Çürük gelişimi kompleks bir mekanizmadır. Çürük yapıcı bakteri; şeker, zaman ve dişin yapısı gibi bir çok farklı etkenin bir araya gelmesi ile oluşur. Bu etkenlerden birinin yetersizliği veya yokluğu çürük oluşumunu engeller.

Diş çürüğü= Bakteri × karbohidrat (şeker) × konak faktörü (dişin yapısı) × zaman

Diş hekimliğindeki, koruyucu işlemler tam olarak bu bilgi ışığında ilerlemekte ve bu denklemdeki dört temel etkene müdahale etme alanı aramaktadır. Bakteri ve şekeri ağızdan uzaklaştırmanın ve çürük denklemini bozmanın en kolay yolu diş fırçalamaktır. Bu şekilde çürüğün gelişiminde ihtiyaç duyulan zaman faktörü de elenmiş olur.

Çocuklarda diş fırçalama bebeklikte başlamalı

Bebeklerde 6-8 aylıkken, (yani ilk dişler ağızda göründüğünde) dişleri temizleme işlemi başlamalıdır.

Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur.

Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 – 3 yaşında ) başlanması uygundur. Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur.

Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa tıpkı el yıkama alışkanlığı gibi diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra anne ve babanın kontrolü iyi olur.

Çocuğunuzu en geç 2. 5 yaşında diş hekimi ile tanıştırın

Çocuklar için diş fırçası ve macunu seçerken diş hekiminize danışmanızda yarar vardır.

Ağzında hiç sorunu olmayan 2,5 -3 yaşlarında bir bebek diş hekimi ile bu şekilde ilk randevusunu sadece dişlerini göstererek yani gülümseyerek atlatmış olur.

Çürük gelişim denklemini bozarak, çürük oluşumunu engellemenin bir yolu da konak faktörü olarak da adlandırdığımız diş yapısını güçlendirmektir.

Önlem alınmadığı sürece çürüğün önüne geçmek mümkün değil

Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı ya da ilaç henüz geliştirilememiştir. Ancak çürük sayısını, dişleri koruyarak ve güçlendirerek azaltmaya yönelik bazı dolgu malzemeleri günümüzde kullanılmaktadır. Bunlardan en yaygın kullanımı olan “fissür örtücü” denilen malzemedir.

Diş çürükleri genellikle azı ve küçük azı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan “fissür” adı verilen oluklarda başlar. Fissür örtücüler, bu olukların üzerini kapatarak, o bölgeye mikrop, yemek artıklarının sızmasını engelleyip çürük başlamasını önlemiş olur.

Fissür örtücüler aynı zamanda içerdikleri “florid” iyonu ile dişlerin yapılarının kuvvetlendirilmesine de katkı da bulunur.

Bu işlem, tüm süt azılarına, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçük azı dişlerine, aynı zaman da yetişkinlerde yüksek çürük risk grubunda yer alan kişilere de uygulanabilir.

Çürük ile mücadelede Fluorid Uygulamaları işe yarıyor

Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Dişlere yüzeysel (topikal) florid uygulanması ile bu direnç kazandırılır.

Fluorid dişlerin çürümesini önleyen, dişlerin yapısını kuvvetlendiren bir elementtir. Fluorid diş macunlarının içinde bulunduğu gibi bazı besin maddelerinde de bulunur.

Fakat çocuklar çoğu zaman dişlerini fırçalamayı ihmal ederler ve dişlerinin çürüğe karşı direnç kazanabilmeleri için yeterli fluorid almamış olurlar. İşte böyle durumlar için profesyonel “topikal florid” uygulamaları yapılmaktadır.

Profesyonel topikal fluorid uygulaması sadece diş hekimleri tarafından kullanılabilen bir yöntemidir. Topikal fluorid uygulaması yalnız dişleri çürümeye meyilli çocuklarda değil tüm çocuklarda güvenle uygulanır.

Bu sayede yeterli miktarda fluorid dişler üzerine depolanır ve dişlerin yapısı güçlendirilerek çürüğe karşı dirençli olur. Topikal fluorid uygulaması her 6 ayda bir yapılırsa ancak etkili olabilir. Bunun için çocuklarınızı her 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimine getiriniz…

Süt dişlerindeki çürükler mutlaka tedavi edilmeli

Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri, ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve güzel olmayan görüntüye yol açar. Bu dönemde tedavi edilmeyen çürük dişler çekilmek zorunda kalır ve ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk, çekilmedikleri zaman da genel sağlık problemlerine (romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar) sebep olabilecektir.

Süt dişleri geçici bir dönem ağızda bulundukları için anne ve babalar tarafından genellikle nasıl olsa bu dişler değişecek denerek pek önemsenmez. Ancak unutulmamalıdır ki süt dişlerindeki çürükler, yalnız çocuğun yaşam boyu unutamayacağı tatsız ağrı tecrübeleri edinmesine sebep olmaz, aynı zamanda sırada bekleyen kalıcı diş germlerine de (tohumlarına) zarar verir.

Çocuklarda genellikle ilk daimi diş 6 yaşında süren birinci büyük azı dişidir. 6 yaş çocukların henüz ağız hijyenini çok iyi sağlayamadıkları bir yaştır, buna rağmen çocukların ağzında ömür boyu kullanacakları ilk daimi dişleri ağızdadır.

Bu yüzden 6 yaş dişleri öncelikli olarak korunmalıdır… Karışık dişlenme dönemi 6 yaşla birlikte başlar ve aynı zamanda çocukların karışık beslenme dönemlerine de denk gelir.

İleride ergenlik dönemlerine kadar ki buda 12-13 yaşlarına denk gelir ve aynı zamanda karışık dişlenme sona erer; anne, baba çocuğun ağzındaki değişiklikleri takip etmeli, mutlaka yılda 1 kere diş hekimine götürmeli ve her yeni gelen kalıcı azı dişine fissür örtücü uygulatmalıdır.

12-13 yaşlarında kalıcı azıları ağzında çürüksüz ve hatta koruma altında olan bir çocuğun ergenlik dönemini atlatana kadar yeni çürükler oluşmadan büyümesi koruyucu diş hekimliğinin ana hedeflerindendir.

Böyleye çocuk yetişkin olmaya başladığında ağzında hiç çürük olmayacak ve ağız hijyen alışkanlığı yerleşmiş, bundan sonraki diş hekimi ziyaretleri muayene ve kontrol amaçlı yani gülümsemek için olacaktır.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/sut-dislerinin-yerine-nasilsa-yenisi-gelecek-demeyin-erken-yasta-tedavi-sart/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.