Sağlıklı güneşlenmenin 10 etkili yolu!

içerik

Sağlıklı kilo vermenizi kolaylaştıracak en etkili 10 ipucu

Sağlıklı güneşlenmenin 10 etkili yolu!

Baharın gelmesiyle birlikte hepimizi heyecan, mutluluk ve enerjik bir ruh hali sardı. Ancak baharın, pozitif etkisinin yanı sıra; uzun paltoları, ceketleri dolaba kaldıracağımız gerçeği nedeniyle üzerimizde kilo verme baskısı oluşturduğu da bir gerçek. Yaza formda girmek adına internette bir araştırma yaptığımızda karşımıza yüzlerce sayfa çıkıyor.

Bu engin bilgi denizinde uzman görüşlerine rastladığımız gibi; aldatıcı, sağlığımızı tehye atan birçok yanlış bilgiyle de karşılaşıyoruz. Eminiz ki, bu bilgileri okudukça kafanız daha da karışıyor.

Bu nedenle, Anatomica KBB & Plastik Cerrahi Merkezi'nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Seda SAĞBAŞ, sağlıklı beslenme konusunun ciddiyetinin altını çizerek, beslenmenizi adım adım sağlıklı hale getirecek ipuçları hazırladı.

1. BOL SU İÇİN

Yaşam kaynağımız olan su, kilo vermenizi kolaylaştıran en temel etkendir. Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri ve vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi, vücudun su dengesinin korunmasıyla mümkündür.

Genel sağlığımızı korumak için ihtiyaç duyduğumuz su, 0 kaloridir ve midemizi doldurarak daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur. Dünyada kalorisi ve kafeini olmayan tek içecek sudur. Kilo vermenin en kolay ve etkili yolu su içme alışkanlığı edinmektir.

Enerji içeceği, kola ve yapay tatlandırıcı içeren “diyet” içecekler, çay, kahve gibi sıvı içecekler su içmenin yerini tutamaz.

2. ÖĞÜN ATLAMAYIN

Kilo vermenin en kolay ve eğlenceli yöntemlerinden biri, az az ve sık sık yemek, yani öğünlerinizi atlamamak olacaktır. Ara öğünlerinizi yaparken diyet yaptığınızı bile anlamadan, sıkılmadan kilo verebilirsiniz.

Uzun süreli açlıklar, metabolizmanızı yavaşlatarak daha sonraki öğünlerinizde daha fazla yemek yemenize ve bu sebeple de vücudunuzda fazladan yağ depolanmasına neden olur. Öğün atlamanın bir diğer zararı da, diyet yaparken uzun açlıklardan dolayı diyetten sıkılıp, pes etmek olacaktır.

Öğünlerinizi bölmediğiniz zaman, doymanız zorlaşır ve uzun süre aç kalmanız sebebiyle bir diğer öğünde fazladan kalori alırsınız ve metabolizmanız yavaşlar.

3. BESLENME GÜNLÜĞÜ TUTUN

Rutin beslenme düzeninizde siz ne kadar az kaçamak yaptım diye düşünürseniz düşünün, mutlaka yanlışlarınız çıkabilir.

Beslenme günlüğü tuttuğunuz zaman, hatalarınızı daha net görür ve kendinize ait beslenme programı oluşturarak, beslenme tarzınızın daha sağlıklı olmasını sağlarsınız.

Bu konuda yapılan araştırmalar da “beslenme günlüğü” tutmanın işe yaradığını gösteriyor ve yediği her öğünü detaylarıyla yazanların yazmayanlara oranlara %15 daha fazla kilo verdiğini belirtiyor.

4. EGZERSİZ YAPIN

Teknolojinin gelişmesi ve yoğun iş hayatı nedeniyle, fazla hareket edebilmemiz mümkün değil. Arabaya binmek yerine yürümeyi tercih eden kişi sayısı oldukça düşük.

Bunun yanında, alışveriş için bile dışarıya çıkmaya gerek duymamak ve gün içerisinde uzun zaman bilgisayar ekranının karşısında kalmak, insanların hareketliliğini her geçen gün biraz daha azaltıyor. Egzersiz yapmadan da kilo verilebilir fakat bu sağlıklı bir kilo verme yöntemi olmayacaktır.

Diyete başlayan bir kişi, egzersiz yapmadan ilk 1 ay çok düzgün bir şekilde kilo verebilir, çünkü vücut henüz diyet yaptığını fark etmemiştir ve metabolizma da yeterince hızlı olduğu için kilo vermek oldukça kolaydır. Ancak ilk aydan sonra vücut, diyet yaptığını fark eder ve metabolizmayı mümkün olduğu kadar yavaşlatır.

Dolayısıyla da kişi, ne kadar az yerse, vücut o kadar az enerji harcamaya başlar ve kilo vermek oldukça güç bir hal alır. Bu nedenle mümkün olduğunca egzersiz yapmaya çalışarak, sağlıklı ve dinç bir vücuda sahip olarak, kilo kontrolünüzü sağlayarak vücudunuzu mutlu edebilirsiniz.

Teknolojinin gelişmesi ve yoğun iş hayatı nedeniyle, fazla hareket edebilmemiz mümkün değil. Arabaya binmek yerine yürümeyi tercih eden kişi sayısı oldukça düşük.

Bunun yanında, alışveriş için bile dışarıya çıkmaya gerek duymamak ve gün içerisinde uzun zaman bilgisayar ekranının karşısında kalmak, insanların hareketliliğini her geçen gün biraz daha azaltıyor. Egzersiz yapmadan da kilo verilebilir fakat bu sağlıklı bir kilo verme yöntemi olmayacaktır.

Diyete başlayan bir kişi, egzersiz yapmadan ilk 1 ay çok düzgün bir şekilde kilo verebilir, çünkü vücut henüz diyet yaptığını fark etmemiştir ve metabolizma da yeterince hızlı olduğu için kilo vermek oldukça kolaydır. Ancak ilk aydan sonra vücut, diyet yaptığını fark eder ve metabolizmayı mümkün olduğu kadar yavaşlatır.

Dolayısıyla da kişi, ne kadar az yerse, vücut o kadar az enerji harcamaya başlar ve kilo vermek oldukça güç bir hal alır. Bu nedenle mümkün olduğunca egzersiz yapmaya çalışarak, sağlıklı ve dinç bir vücuda sahip olarak, kilo kontrolünüzü sağlayarak vücudunuzu mutlu edebilirsiniz.

5. KAHVALTI ALIŞKANLIĞI EDİNİN

Kahvaltı, günün en önemli öğünüdür. Güne kahvaltıyla günaydın diyerek, metabolizmanızı da hızlandırmış olacaksınız. İştah kontrolü sağlamak için kahvaltı yapmak, gün içerisinde daha az yemenizi ve dikkatinizi daha kolay toplamanızı sağlayacaktır.

Sabah 5 dakika fazla uyumak uğruna kahvaltıdan ödün verenlerden misiniz? Sağlıklı bir kahvaltı hazırlamak, 5 dakikanızı bile almayacaktır. Her sabah alarmınızı 5 dakika erken kurarak hayatınıza kahvaltı edinme alışkanlığını dâhil edin. Sonrasında, bu alışkanlığın kilo kontrolündeki önemini göreceksiniz ve her sabah kahvaltı yapmak altın kuralınız haline gelecek.

6. ŞEKERİ HAYATINIZDAN ÇIKARTIN

Şekeri hayatının olmazsa olmazı haline getirenler, bir kez daha düşünün! Yüksek şekerli beslenmek, tat duyunuzu etkileyerek, sonrasında sizi daha çok bu tür besinler tüketmeye teşvik etmektedir.

Çünkü tat duyunuz, yoğun şeker tadını normal olarak görmeye başlamakta ve meyve gibi doğal besinlerden alınabilecek şekerleri vücudun algılamamasına sebep olmaktadır. Tabiri caizse, sağlıklı besinlerin tadı, “saman gibi” gelmeye başlamaktadır.

Bu nedenle kendinizi sürekli şekerli yiyecekler isterken ve tüketirken bulursunuz ve bu istek sizde bağımlılığa dönüşür.

Aşırı şeker tüketimi, hareketsizlikle birleştiğinde karaciğer yağlanmasına neden olmaktadır.

Bu da insülin direnci ve metabolik sendromu tetikleyerek, günümüzde çok sık rastlanan obeziteye sebebiyet vermektedir.

Sayısız zararı olan boş enerji kaynağı şekerin tüketimini sınırlandırmalı ve beslenme alışkanlıklarımızı değiştirerek, tercihimizi sağlıklı ve tok tutan besinlerden yana kullanmalıyız.

7. UYKU DÜZENİNE ÖNEM VERİN

Çok uyku, az kilo! Yapılan araştırmalar, obezite sorunu olanların, normal kilodaki insanlara göre daha az uyuduğunu gösteriyor. Eğer 6 saatten az uyursanız, iştahınız ve şeker ihtiyacınız sabah kalktığınızda artar ve bu istekle normalden daha fazla yeme ihtiyacı hissedersiniz.

Ayrıca, erken uyuyamayan ve yorgun olan insanlar, günde 200-300 kalori daha fazla almaktadır. Daha az uyuduğunuz zaman istemeden de olsa daha fazla yemek yersiniz. Uyku miktarınızın kilonuzu etkilemesi kadar, ne yediğiniz de uykunuzu ve enerji seviyenizi etkileyebilmektedir.

Doğru yiyecekleri yemek ve yanlış olanlardan uzak durmak, uykuya dalmanızı ve uykuda kalmanızı kolaylaştırmaktadır.

Diyeti, diyet olarak düşünmeyip, bir yaşam tarzı olarak görürsek ve uyku düzenlerimizi de bu hayatın vazgeçilmez bir parçası haline getirirsek, kilo vermemiz ve kilo kontrolümüzün sağlanması çok daha kolay olacaktır.

8. SAĞLIKLI ATIŞTIRMALIKLAR TÜKETİN

Sanırım hepimizin gün içerisinde farklı saatlerde olsa da, atıştırmalık yemeğe ihtiyaç duyduğumuz bir zaman dilimi vardır. Özellikle akşam yemeklerinden sonra televizyon karşısında ya da dinlenirken, mutlaka beslenmeyle bu anlarımızı taçlandırmak isteriz.

Ardından da atıştırmalık olarak nitelendirdiğimiz cips, kola, çikolata ve pastalarla kiloları alırız. Tabii ki de atıştırmalık tüketmeliyiz, fakat sağlıklı ve tok tutacak atıştırmalıkları tercih etmeliyiz. Yani, hem atıştırmalık tüketip, hem de sağlıklı olabiliriz.

Beslenmenize uygun porsiyon miktarında meyve, fındık, badem, ceviz, süt, yulaflı yoğurt ve kuru meyvelerden sağlıklı atıştırmalık tercih edebilirsiniz.

9. STRESTEN UZAK DURUN

Kilo vermenize beslenme kadar psikolojik etkenler de yardımcı olmaktadır. Bazı bireylerde kilo verememe, tamamen stres durumuyla alakalıdır. Beyniniz diyete direnç gösteriyor olabilir.

Bunun nedeni stres olduğu zaman, en yakın zamanda rahatlama ve stresten uzak durmayı mümkün olduğunca uygulamaya çalışmalısınız.

Kendinizi rahat hissedip, stresten uzak durarak yaşamaya çalışırsanız, hem hafifleyecek, hem de mutlu olacaksınız.

10. TOK KALMANIZI SAĞLAYACAK BESİNLER TÜKETİN

Uzun süren tokluk hissi için yüksek posalı besinlerden tüketmek gerekmektedir. Midede daha fazla hacim kaplayarak, doluluk hissinin oluşmasını sağlayan posalı besinler, kan şekeri ve kan kolesterol düzeyinin dengelenmesinde de önemli rol oynamaktadır.

Tok tutan besinler, bağırsaklarda hacim oluşturarak dışkılamayı düzenli hale getirip, bağırsakların ölü hücrelerden ve atık maddelerinden daha kolay temizlenmesini sağlar. Tokluk hissinin bir diğer sorumlusu ise yağlardır. Yağsız öğün tüketen kişiler, kısa süre içinde yine acıkırlar.

Sağlıklı yağlar ile hem tok kalıp, hem de bağışıklığı desteklemek mümkündür. Şekerli besinler, hem kilo almanıza, hem de tok tutmayarak acıkmanıza sebep olur.

Tok tutan besinlerden yana tercihinizi yaparsanız, kilo kontrolünüzü elden bırakmamış ve öğünlerinizde daha az yiyerek, daha uzun süre tok kalmış olursunuz.
Randevu almak için tıklayınız.

Tarih: 2.2.2017 14:55:00, Editör: Fulya Taşan

Bu sayfayı paylaşmak ister misiniz?

Источник: https://www.anatomica.com.tr/saglikli-kilo-vermenizi-kolaylastiracak-en-etkili-10-ipucu

Vücut Geliştirmenin 10 Etkili Yolu

Sağlıklı güneşlenmenin 10 etkili yolu!

Vücut geliştirme sporu günümüzde en çok yapılması tercih edilen spor dallarından biridir. Herhangi bir yarış mantığı olmasa bile kişi daha kaslı ve daha yağsız vücuda kavuşmak açısından ciddi bir şekilde bu sporu yapabilmektedir.

Bayanlar genellikle daha keskin hatlara sahip, dik kalçalar ve düzgün bir postürün yanı sıra sağlıkları için de bu sporu yapabilmektedirler. Erkek sporcular ise sağlıksal yönleri dışında daha kaslı, daha güçlü, daha estetik olmak için vücut geliştirme sporunu yapmaktadırlar.

Vücut geliştirme sporu söylenenin aksine dambıl indirip kaldırmakla maalesef gerçekleşen bir durum değildir. Bu kadar kolay kas kütlesi kazanmak zaten hiçbir şekilde mümkün değildir. Vücut geliştirme sporu müthiş bir ciddiyet ve disiplin isteyen bir spordur.

Diğer spor dallarına göre beslenmeden çok antrenmana yoğunlaşılan bir spor dalı değil tam aksine asıl önemli olan noktası beslenme olan bir spor dalıdır. Kilit noktası kesinlikle beslenmeden geçer ve antrenmanın önemi bundan daha sonra gelir.

1-Yeterli Beslen Ve İhtiyaçlarını Karşıla

Üstteki açıklama da yazdığımız gibi bu işin tartışmasız en temel noktası beslenmedir. Antrenman esnasında kendini çok fazla hırpaladıysan ve yıpranan kaslarına istediği besinleri veremediysen bu ciddi bir sorun. Bunu alışkanlık haline getirirsen kas kayıpları kaçınılmaz bir son olur.

Vücuduna kg başı 2 ile 3 gr arası protein vermen gerekir. Ektomorf vücut tipinde iseniz 3500-4000 civarı, mezomorf ve endomorf vücut tipine sahip iseniz 3000-3500 kalori almaya mutlaka özen gösterin. Yağlanma olduğu taktirde kalori miktarını biraz azaltabilirsiniz.

Bu kalorileri karbonhidrat kaynağı kaliteli olan gıdalardan almanız çok önemlidir. Vitamin ve mineral desteği alabilirsiniz.

2-Haftada En Az 3-4 Gün Ağırlık Çalışması Yap

Bu çok önemli bir noktadır. Antrenman düzeni beslenmeden sonra en önemli konulardan biridir ve es geçilmemesi gereken bir konudur. Yağ yakmak istiyorsan da kas geliştirmek istiyorsan da ağırlık çalışması şarttır. Ağırlık antrenmanı yapmayıp kardiyo egzersizlerine ağırlık vermek büyük bir yanlıştır.

Ağırlık antrenmanlarının sonunda kardiyo yapmak ise uygulanması gereken bir antrenman gerçeğidir. Kardiyo egzersizlerini antrenmandan önce yapmak antrenman performansımızı olumsuz etkileyecek antrenman süremizi kısaltabilecek ve aynı zamanda ağırlıklarımızın azalmasını sağlayabilecektir. Kardiyo olarak interval antrenman yapmak daha iyi bir hamle olacaktır.

Saatlerce aynı tempoda koşmaktan ziyade farklı tempolarda daha kısa süre antrenman yapmak daha faydalı olacaktır.

3-İyi Dinlenin

İyi bir beslenme ve iyi bir antrenmandan sonra en önemli zincir halkası dinlenmedir. Kaslar yorulmuş ve yıpranmıştır. Onlara gerekli besinleri verdikten sonra onarım ve gelişim işlemlerinin gerçekleşmesi için onlara zaman tanımalıyız. Birçok anabolik hormon uyku esnasında salınır. Bu sebeple iyi bir uyku çekmek tamamiyle vücudun istediği ve ihtiyaç duyduğu bir şeydir.

4-Takviye Gıda Kullanın

Sporcu destek gıdaları beslenmemizin yetersiz olduğu noktalarda adı üstünde bizlere destek olacak doğal sporcu takviyeleridir. Whey Protein, Amino Asit, Creatine, L-carnitine, Cla ve Multivitamin ürünlerini kullanabilirsiniz. Bunlar amaçlarınıza göre sizlere destek olacaktır. Protein tozu olarak Optimum Gold Standard Whey Protein Tozu 2273 gr kullanabilirsiniz.

5-Aşırı Antrenmandan Kaçının!

Aşırı antrenmanlardan kaçınmanız iyi olacaktır. Kaslarınızı besleyemeyecek kadar yıpratmanız kas büyümesinden ziyade kas kayıplarının oluşmasını sağlayacaktır. Bu sebeple antrenmanlarınızı da beslenmenize göre yerinde yapmanız isabetli olacaktır.

6-Yağ Tüketimini Sıfırlamayın

Yağ yakımı olsun kas gelişimi olsun sağlıklı yağların çok fazla faydası bulunmaktadır. Günlük kalori ihtiyaçlarının ortalama %20’sini sağlıklı yağlardan karşılayabilirsiniz. Bu durumda yağ yakımınız maksimum seviyeye çıkacaktır.

7-Isınma Egzersizlerini Es Geçmeyin

Antrenmandan önce yapılan ısınma hareketleri vücut açısından çok faydalıdır. Bizleri antrenmana hazırlayan şey ısınma egzersizleridir. Antrenman esnasında çok ağır kiloların altına girebilmekteyiz ve sakatlanma riski çok ama çok fazladır. Bu sebeple iyi bir ısınma bizleri antrenmana hazır hale getirir.

8-Mutlaka Esneme Yapın

Isınmadan sonra antrenmana başlamadan önce, hareketler esnasında ve antrenman sonrasında mutlaka streching egzersizleri uygulayın.

Bu egzersizler kaslarımızın hareket açısını genişletecektir ve sakatlanma riskimizi minimuma indirecektir.

Ayrıca antrenman esnasında yırtılan kasların arası streching egzersizleri ile daha fazla açılabilmektedir bu sebeple kas kütlesinde artışa doğrudan etki edebilmektedir.

9-Hareketleri Mutlaka Doğru Yapın

Hareketlerin doğru yapılması demek eşittir maksimum kas gelişimi demektir. Kaslarımızı ne kadar doğru açılarda çalıştırırsak o kadar kaslar üzerindeki gerginliği arttırmış oluruz. Ayrıca hareketlerin yanlış yapılması bir çok sakatlık riski ile bizleri karşı karşıya bırakmaktadır.

10-Her Antrenman Üstüne Biraz Daha Koy

Vücudumuzun her şeye bağışıklık kazanma özelliği olduğunu mutlaka duymuşsunuzdur. Vücudumuz antrenmanlarımıza da bir süre sonra alışacaktır. Yaptığımız hareketleri mutlaka farklı açılarda yapmamız gerekmektedir. Farklı set ve hareket sayıları ile egzersizlerinizi yapmanız daha iyi olacaktır.

Источник: https://blog.aloprotein.com/vucut-gelistirmenin-10-etkili-yolu/

Varisten Korunmanın 10 Etkili Yolu

Sağlıklı güneşlenmenin 10 etkili yolu!

Eyl
5
2013

Erkeklere oranla kadınlarda dört kat daha fazla karşılaşılan varise, ailesinde varis sorunu olanlarda rastlanma riski çok daha yüksek. Emsey Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Güler’den bu konudaki görüşlerini aldık. Hamilelerin, aşırı kilolu olanların, ileri yaştakiler risk grubundadır ve daha özenli dikkat etmeleri gerekir.

Varis nedir?

Varis, toplardamarların düzensiz biçimde genişleyip uzaması ve kıvrımlar oluşturmasıdır. Tüm toplardamarlarda oluşabilmekle birlikte, en sık bacak damarlarında ortaya çıkar. Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görevli iki ana toplardamar sistemi bulunmaktadır.

Yüzeyel ve derin sistem olarak adlandırılan toplardamarlar, birbirlerine perforan adı verilen bağlantılarla bağlıdır. Atardamarlarda kanın ilerlemesini sağlayan kuvvetli bir kalp pompası etkisi varken, maalesef toplardamarlarda böyle bir basınç desteği yoktur.

Kirli kan, kasların hareketleri ve toplardamarlardaki kapakçıklar sayesinde yerçekimine karşı kalbin vakum etkisiyle sağ kalbe ulaşır. Çeşitli faktörlerle damarların yapısı bozulduğunda damarlar esner, genişler ve varisler oluşur.

Nedenleri nelerdir?

Varis oluşumunda genetik olarak damar duvarı zayıflığı ve kapakçıklarda bozukluk olmak üzere, iki önemli neden söz konusudur. Damar duvarındaki elastinin azalması ve parçalanması yapısal bozukluğun sebebidir. Bunun yanında, ana toplardamarlarda tıkanmalar veya tümör gibi bası nedeniyle ana toplardamarda tıkanıklık, bunun sonucunda da varisler ortaya çıkabilmek­tedir.

Maddeler halinde sıralayacak olursak:

– Genetik yatkınlık,– Uzun süreli ayakta kalmayı gerektiren öğretmenlik, cerrahlık, polislik, hosteslik gibi meslekler,– Gebelik veya çok doğum yapmış olmak,– İleri yaş,– Doğum kontrol hapları veya hormon tedavisi görmek,– Aşırı kilolu olmak,– Derin toplardamarların tıkalı olması,– Geçirilmiş yüzeyel damar iltihaplan ve flebit,

– Travma (Geçirilmiş trafik kazaları veya ameliyatlar) varisin nedenleri arasında yer alır.

Belirtileri nelerdir?

Şişlik, ödem: Özellikle uzun süreli ayakta kalmalarda ödem, şişlik olabilmektedir. İleri dönemlerde ödem, hem miktar olarak artar hem de istirahatla azalmaz hale gelir.

Ağrı: Hemen hemen tüm varis hastalarında olabilmektedir. Bacaklarda yanma ve sıcaklık hissi, hastaların en çok tarif ettikleri yakınmadır.

Genişlemiş ve kıvrımlı damarların ortaya çıkması: Bazen herhangi bir şikâyet olmadan da başlayabilir.

– Kaşıntı
– İleri dönemlerde bacaklarda renk değişiklikleri

Yaraların açılması: Özellikle tedavi edilmeyen ileri dönem varislerde, ayak bileğinde kapanmayan yaralar oluşabilmektedir.

Tedavi yöntemleri nelerdir?

Varis şikâyeti olan hasta öncelikle iyi bir fizik muayene ile değerlendirilmeli, daha sonra da ayrıntılı bir renkli venöz doppler ultrasonografiyle damarların durumu­na bakılmalıdır. Yüzeyel kılcal damar varisleri, genellikle lazer uygulamalarıyla yok edilebilir.

Bunlardan biraz daha büyük retiküler tip varislerde ise, sklerozan tedavi veya köpük tedavisi uygulanabilir. Ana toplardamar varislerinde ise, iki yol izlenmektedir. Birincisi, klasik cerrahi yöntemle varisli damarların alınmasıdır.

Hasta aynı gün ya da bir gün hastanede yatıp taburcu olur.

İkinci yöntem, endovenöz lazer uygulamasıdır. Hasta bu tedavi ile aynı gün işine dönebilir. Cerrahi tedavi endikasyonları olmayan hastalar ise, ilaç tedavisi ve gerek görülen durumlarda varis çorabı uygulamalarıyla takip edilmelidir.

Varisten korunmak için neler yapılabilir?

Varis oluşumunu önlemek isteyenlerin ve varisi olanların, günlük hayatta dikkat etmeleri gereken bazı konular vardır.

– Egzersiz yapılmalıdır. Uzun süre hareketsiz ayakta kalmak veya oturmak varis oluşumunun en önemli nedenlerinden biridir. Yürüyüş, bisiklete binmek ve yüzmek gibi sporlar tavsiye edilen aktivitelerdir.

– Fazla kilolardan kurtulmak gerekir. Beslenmeye dikkat edilmeli, lifli besinler tüketilmeli ve tuz kesilmelidir. Tuz vücutta ödemi artırır.

– Çok sıcak suyla banyo yapılmamalıdır, direkt güneşe maruz kalınmamalıdır.

– Sigara bırakılmalıdır. Sigaranın oluşturduğu serbest radikaller damar duvarına hasar vererek, varis oluşumuna neden olmaktadır.

– Bol su tüketilmelidir.

– Yüksek topuklu ayakkabı giyilmemelidir.

– Akşamları soğuk suyla duş ve masaj faydalıdır.

– Ayaklar yukarı kaldırılarak dinlendirilmelidir.

– Bel ve kasık çevresini sıkan giysilerden kaçınılmalıdır.

*

Kadın ve Kadın

Bir önceki yazımız olan Migreni Tetikleyen 10 Şey başlıklı makalemizde migren, migren çözümü ve migren nedir hakkında bilgiler verilmektedir.

Источник: https://hepsi10numara.com/varisten-korunmanin-10-etkili-yolu/

Gripten Korunmanın 10 Etkili Yolu

Sağlıklı güneşlenmenin 10 etkili yolu!

Bu yazımızda Gripten korunmak için soframızda mutlaka bulundurmamız gereken besinler neler? Grip hastası hangi içecekleri tercih etmeli? Yaşam alışkanlıklarımızda nelere dikkat etmeliyiz? sorularına cevap bulacaksınız

30 saniyelik önlem virüslerden koruyor! GRİBE BU ÖNERİLERLE SAVAŞ AÇIN!

Yüksek ateş, şiddetli kas ile eklem Ağrıları, halsizlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük… Nadiren de bulantı, kusma ve ishal… Influenza adı verilen virüsler tarafından oluşturulan bir enfeksiyon hastalığı olan gribin yol açtığı bu sorunlar nedeniyle özellikle kış mevsiminde hemen hepimiz yorgan döşek yatmak zorunda kalabiliyoruz.

Üstelik grip basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu olarak değerlendirilse de, sanılanın aksine riskli gruplarda tedavi edilmediğinde zatürre gibi ciddi solunum yolu hastalıklarına da yol açabiliyor. Hatta özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve KOAH, kalp ile diyabet gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyrederek ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlar oluşturabiliyor.

Bu kadar önemli tablolara neden olabilen gripten aslında yaşam alışkanlıklarına dikkat ederek büyük oranda korunmak mümkün olabiliyor. Bunun yolu da öncelikle el hijyenine dikkat etmek, renkli beslenmek ve bol Su içmekten geçiyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Köksal Yuca, gripten korunmanın 10 püf noktasını anlattı.

GRİPTEN KORUNMANIN 10 ETKİLİ YOLU GRİPTEN KORUNMANIN YOLLARI

Influenza virüsü hasta kişilerin öksürme veya hapşırma sonucu çevreye saçılan damlacıklar, hasta kişilerle tokalaşmak veya öpüşmek gibi direkt temasta bulunmak ya da virüs bulaşmış eşyaları kullanılmak gibi etkenlerle kolaylıkla bulaşabiliyor.

1.Sofranızda salata mutlaka olsun

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için yeterli ve dengeli beslenmek çok önemli. 3 ana öğün yemeye özen gösterin ve öğünlerde karbonhidrat, Protein ile yağ gibi besin gruplarının dengeli olarak yer almasına dikkat edin. Her yemekte sofranızda salata bulundurun.

Besinlerin hazırlanmasında temizlik kurallarına dikkat etmeye de özen gösterin. yoğurt da özellikle solunum ve bağırsak sisteminin korunmasında önem taşıyor. Bağışıklık sistemini destekliyor. Bu önemli etkilerinden dolayı yoğurt da günlük beslenmenizde sofranızda yer almalı.

2. Sosyal alışkanlıklarınıza dikkat edin

Gribe yakalanmış kişiler belirtiler başlamadan bir Gün öncesi ve 3-5 gün sonrasına kadar bulaştırıcı oluyor. Bu süre çocuklarda, yaşlılarda ve immün sistemi baskılanmış kişilerde 2-3 haftaya kadar uzayabiliyor. Enfeksiyonlardan kaçınmak için tokalaşmak, öpüşmek gibi sosyal alışkanlıklarınızı minimuma düzeye indirin.

3. Renkli beslenin

Bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlayan A, E ve C vitaminlerinden zengin besinlere ağırlık verin. Çünkü bu vitaminler Hava kirliliği gibi bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen faktörlerden koruyucu anti-oksidan etki yapıyor.

Yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz ile kurubaklagiller E vitamininden zengin besinler arasında yer alıyor. Günde en az 5 porsiyon, çeşitli renk ve türde sebze ile meyve tüketimine özen gösterin. Besleyici değeri olmayan fastfood, paketli gıdalar ve şekerli gazlı içeceklerden ise uzak durmanız gerekiyor.

4. Ellerinizi sık sık yıkayın

Ellerinizi su ve sabunla sık sık yıkamayı ihmal etmeyin. Özellikle yemek öncesinde ellerin yıkanması gerekiyor. Eve girdikten sonra ilk iş olarak ellerinizi 20-30 saniye yıkayarak dış ortamda bulaşma riski olan mikroplardan büyük oranda arınmış olacaksınız.

5. Bol bol sıvı tüketin

Bol bol sıvı almanız çok önemli. Sıvı üst solunum yolunun nemlenmesini sağlıyor ve burada virüsün tutunmasını önlüyor. Ayrıca hasta olunduğunda iyileştirmeyi de kolaylaştırıyor. Ancak asitli ve alkollü olanlardan kaçının, Sıvı alımını karşılarken suyun yanı sıra ayran, taze sıkılmış meyve suyu, Bitki çayı ya da süt tercih edilebilirsiniz.

6. Soğuk diye sporu ertelemeyin

Düzenli egzersiz yapmak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Dolayısıyla birçok hastalıkta olduğu gibi enfeksiyonlarda da koruyucu bir etken. Hasta değilken düzenli olarak egzersiz yapmanız önemli.

Ancak egzersizi dışarıda yapıyorsanız soğuğa uygun giyinmeniz, bitince de hızla terli giysiyi çıkartmanız ve duş almanız gerekiyor. Kapalı alanı tercih ediyorsanız iyi havalandırılmış, temiz yerlerde yapın ve başkasına ait eşyaları kullanmayın.

Aksi halde kapalı alan tek başına enfeksiyon için risk oluşturuyor. Hastalık geliştiğinde ise spor yapmak yerine dinlenmeniz gerekiyor.

7. Kalabalık ortamlardan uzak durun

Kalabalık ortamlardan kaçının. Çünkü okullar, yurtlar ve toplu taşıma araçları gibi kalabalık ortamlar virüsün, dolayısıyla enfeksiyonun yayılmasını kolaylaştırıyor. Ayrıca sigara içmenin yanı sıra sigara dumanına maruz kalmak da bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Bu nedenle sigara ve tütün ürünlerinin tüketildiği mekanlardan uzak durun.

8. Ortak kullandığınız malzemeleri sık sık temizleyin

Ortak kullanılan buzdolabı, kapı kolları, merdiven kenarlıkları ve telefon gibi yer ve malzemeleri sık sık temizleyin. Grip virüsünün yayılmasını önlemek için yüzeyleri günlük temizlikte kullandığınız deterjanlarla temizlemeniz yeterli gelecektir. Ayrıca başkalarının kullandığı bardak, tabak, çatal, kaşık gibi gereçleri kullanmaktan da kaçının.

9. Evinizi 30 dakika havalandırın

Virüs ve bakterilerin ortamdan uzaklaşmasına katkı sağlamak için evinizi her gün 30 Dakika temiz hava ile havalandırın. Güneş ışınları bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlıyor. Bu nedenle her gün en az 15 dakika güneşe çıkmayı ihmal etmeyin.

10. Mevsime uygun olarak giyinin

Kış aylarında sokağa çıkarken kalın giysiler, atkı ve şapka gibi rüzgar ve soğuktan koruyucu giysiler giymeyi alışkanlık haline getirin. Çünkü soğuk hava vücut direncini düşürerek viral enfeksiyonlara zemin hazırlıyor.

Источник: https://www.diyadinnet.com/saglik-2172-gripten-korunmanin-10-etkili-yolu

Açlık krizini önlemenin 10 etkili yolu

Sağlıklı güneşlenmenin 10 etkili yolu!

Bazen ne yerseniz yiyin doymuyor, yemeklerden sonra tatlı krizlerine mi giriyorsunuz? Masadan kalkalı henüz bir – iki saat olmasına rağmen kendinizi yine buzdolabının önünde mi buluyorsunuz? Ani bastıran açlık nedeniyle tabağınızdaki yemekleri hızla tüketiyor musunuz?

Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker açlık krizlerini önlemek içinse öncelikle altında yatan etkeni tespit etmek gerektiğine dikkat çekerek, “Bunun nedeni, insülin direnci gibi hormonal bir bozukluk veya hatalı beslenme alışkanlığı olabilir.

Sıkça yaşanan açlık krizlerinde laboratuvar tetkiklerinden sonra gerekirse doktor kontrolünde ilaç kullanımı gerekebilir. İster insülin direnci olsun isterse hatalı beslenme alışkanlığı, beslenmenin düzenlenmesi bu sorunu önlemenin olmazsa olmaz yolunu oluşturuyor” diyor.

Diyet Uzmanı Dilan Eker açlık krizlerini önlemenin 10 yolunu anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Rafine karbonhidratlardan uzak durun

Açlık krizlerinde, kan şekerini hızla yükselttiği için genellikle unlu ve şekerli besinlere yöneliyoruz. Ancak bu rafine karbonhidratlar kan şekerinde ani yükseliş ve sonrasında düşüşlere sebep oluyor. “Kan şekerindeki ani düşüş demek, tekrar bu besinlere yönelmeniz demektir” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bu döngüyü kırmak için genel beslenmenizde beyaz un, şeker ve beyaz ekmek tüketiminden kaçının. Yulaf, tam tahıllı ekmek ile meyve gibi kompleks karbonhidrat kaynaklarını ölçülü tüketin ve bunları et, süt, yumurta gibi bir protein kaynağı ile kombine edin”

Öğün sayısı ve sıklığına dikkat!

Acıkmadan yemek yemeyin. Ancak yeme atağı yaşayacak kadar da aç kalmayın. Sık öğün yapmak daha fazla yemenize sebep oluyorsa seyrek öğün yapın, sık sık atıştırmaktan kaçının. Aksine yemekten 3-4 saat sonra kan şekeriniz düşme eğilimi gösteriyor ve yeme atakları yaşıyorsanız az az ve sık sık beslenin.

Doğru beslenme bireyseldir; kişinin fizyolojik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre değişir. Açlık krizleri yaşıyorsanız bir beslenme uzmanından destek almanız, en uygun yeme düzenini yakalamanıza yardımcı olacaktır.

Açlık hissettiğinizde 1 büyük bardak su için

Susuzluk hissi ile açlık hissi bazen birbirine karıştırılabiliyor. Dolayısıyla çok fazla yediğiniz günlerde çok az su içmiş olmanız muhtemel. Açlık hissettiğinizde 1 büyük bardak su için ve 5 dakika bekleyin. Çoğu zaman aslında aç olmadığınızı fark edeceksiniz. Eğer hala açlık hissediyorsanız, dengeli bir öğün yapın.

Diyetinizde posa içeriğini artırın

Posa içeriği yüksek besinler midenin boşaltılmasını geciktiriyor ve bu sayede ani açlık krizleri yaşamanızın önüne geçmeye yardımcı oluyor.

Öğünlerinizde posadan zengin olan çiğ veya pişmiş sebzeleri eksik etmeyin. Her gün 2-3 porsiyon meyve, en az 4-5 porsiyon sebze tüketin.

Nohut, fasulye gibi kurubaklagillerin, yulaf, bulgur gibi tam tahılların da posa kaynakları olduklarını unutmayın.

Her öğünde protein tüketin

Proteinlerin sindirim süresi uzundur ve açlık krizlerine yol açan kan şekeri dalgalanmaları yapmazlar. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker bu nedenle her öğünde et, balık, kurubaklagil, yumurta ve yoğurt gibi protein kaynağı besinlerden birini mutlaka tüketmeniz gerektiğini vurguluyor.

Yemekten sonra 1 porsiyon meyve yiyin

Yemekten sonra meyve yemenin size kilo aldıracağı gibi yanlış bir düşünceden uzaklaşın. Tatlı krizlerine giriyorsanız dengeli bir öğünden sonra yiyeceğiniz ve yaklaşık 60 kalori içeren bir elma sizi 600 kalorilik bir cheesecake yemekten kurtarabiliyor.

Tarçın, kahve ve yeşil çaydan faydalanın

Tarçın, insülin duyarlılığı geliştirerek kan şekerini dengelemeye ve yeme ataklarını engellemeye yardımcı oluyor. Tarçını su veya çaya katabilir, meyve ya da yoğurdun üzerine serpebilirsiniz. Günde 1-2 fincan şekersiz kahve ve yeşil çay tüketimi de iştahı kontrol etmeye yardımcı oluyor.

Yeterli uyumaya özen gösterin

Yetersiz uyku iştah hormonlarını etkileyerek iştahı ve yemek yeme süresini arttırıyor. Aynı zamanda karbonhidratlara olan düşkünlüğünüzü arttırması da yol açtığı bir başka önemli sorun.

Vücudun yenilenmesi ve hormonların düzenlenmesi için yeterli uyumaya özen gösterin.

Yetişkinler için ortalama 8 saat olsa da, kendinizi zinde hissedeceğiniz ve kolay uyanabileceğiniz uyku süresi sizin için yeterli olandır.

Haftada en az 150 dakika egzersiz

Düzenli fiziksel aktivite, yeme ataklarına sebep olabilen insülin direncini kırmada en az ilaç ve diyet kadar etkili oluyor. Haftada en az 150 dakika, orta şiddette egzersizler (tempolu yürüyüş, bisiklet çevirme gibi) yapın ve bunu yaşam biçimi haline getirin.

Keyifli zaman aktiviteleri yapın

Hissettiğiniz açlık fizyolojik değil, duygusal bir açlık olabilir. Öncelikle bunun farkına varmanız önemli. Yemek yemeği terapi haline getirmeyin. Duygusal açlığı doyuracak farklı aktiviteler bulun. Bulmaca çözmek, meditasyon yapmak ya da yürüyüşe çıkmak kalorisiz, hatta kalori yakan stres azaltma yöntemleri olabiliyor.

Buzdolabı nasıl yerleştirilmeli? Püf noktalar neler?

Источник: https://indigodergisi.com/2019/01/aclik-krizini-onlemenin-10-etkili-yolu/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.