Sanal Bağımlılığın Nedenleri?

Bilgisayar Bağımlılığı Sebepleri – Sebepleri.com

Sanal Bağımlılığın Nedenleri?

‘Bilgisayar bağımlılığı’ ya da bilgisayar denilince vazgeçilme duruma gelen interneti hesaba katarak ‘internet bağımlılığı’ olarak adlandırılan durumun yeni ve önemli bir hastalık olduğu söylenebilir.

Bağımlık denildiğinde akla gelen alkol bağımlılığı ya da uyuşturucu bağımlılığı gibi sorunlar, davranış bozukluğu durumunu alarak bağımlı kişinin hayatını önemli ölçüde ve olumsuz yönde etkilemeye başlayan problemlerdir.

Bilgisayar bağımlılığı ya da internet bağımlılığı olarak adlandırılan durum, madde bağımlılıklarına benzer şekilde ‘bağlanma bozuklukları’ olarak adlandırılan davranışların gelişmesine yol açmaktadır.

Dolayısıyla ‘bağımlılık’ olarak nitelendirilmekte ve önemli bir sorun olarak kabul edilmektedir.

Bilgisayar bağımlılığı ‘bağlanma bozuklukları’ olarak adlandırılan davranışların gelişmesine yol açabilir.

Bilgisayar Bağımlılığı Nedenleri

Günümüzde neredeyse bütün çocukların kendilerine ait kişisel bilgisayarları bulunmaktadır.

Ödevlerini bilgisayar başında yapan, sosyal ağlarda ve diğer platformlarda arkadaşlarıyla/tanıdıklarıyla sohbet eden ve sosyalleşen, bilgisayarda oyun oynayarak uzun süre geçiren çocuklar, kontrol seviyelerinin yetişkinlerden daha düşük olmasının da etkisiyle kolay şekilde bilgisayar bağımlılığı (internet bağımlılığı) sorunuyla karşılaşabilen bireylerdir.

Ama çocukların yanı sıra yetişkin bireyler de benzer nedenlerle bilgisayar başında uzun süre vakit geçirebilmektedirler ve bilgisayar bağımlılığı problemi ile karşılaşabilmektedirler. Bilgisayar/internet bağımlılığına yol açan önemli sebepler şu şekilde sıralanabilir:

Bilgisayar başında kabul görecekleri sanal gruplara katılan kişilerin, sosyal yaşamlarında yüzleştikleri başarısızlıkları unuttukları ve bilgisayar bağımlılığı geliştirmeye başladıkları görülebilir.

  • Bilgisayarlar ve internet, gerçek dünyadaki problemlerinden kaçan, saklanan bireylere sığınabilecekleri sanal bir ortam sunmaktadır.
  • Sosyal yaşamda başarısız olan bireyler, bilgisayar ve internet platformları sayesinde onaylanacakları, kabul görecekleri sanal gruplara/sosyal paylaşım platformlarına ulaşabilmektedirler.
  • İnternette istedikleri kişiliğe bürünebilen ve karşı tarafta bulunan kişilerle kolay şekilde iletişim kurabilen kişiler, bu durumun verdiği rahatlık nedeniyle bilgisayar/internet bağımlılığı geliştirebilirler.Sanal ortamda farklı kimliklere bürünen kişilerin karşı tarafta bulunan bireylerle iletişime geçmeleri kolaylaşabilir ve bu durum bilgisayar/internet bağımlılığı geliştirmelerine yol açabilir.
  • Bireyler gerçek hayatlarında ulaşmakta zorlandıkları rekabetin içinde bulunma, kazanma, başarılı olma hedeflerine sanal ortamda daha kolay şekilde ulaşabilirler.
  • Üstteki etkenlerin tamamı özelliklerde çocuklarda ve ergenlerde sadece internette başarılı olduklarını düşünmelerini, sanal ortamlarda onaylandıklarını varsaymalarını, model alma yaklaşımına bağlı olarak (örneğin internetteki sosyal ağlarda çok sayıda arkadaşı olan kişileri örnek alarak, sanal ortamda başarılı olan kişileri model alma davranışı geliştirmelerini sağlayabilir. İnterneti ve bilgisayarı kendilerine yasaklayan, kullanımlarını azaltmalarını isteyen ailelerine karşı gösterdikleri tepki de bilgisayar/internet bağımlılığının gelişmesine yol açacaktır.Bilgisayarı ve sanal ortamı kullanış şekilleri aileleri tarafından eleştirilen, baskılarla ve cezalarla karşılaşan bireylerde tepki olarak bilgisayar bağımlılığı gelişebilir ya da bağımlılığın düzeyi yükselebilir.

Bilgisayar Bağımlılığından Kurtulmak

Özellikle çocukların davranışlarını ve sosyal hayatlarını olumsuz yönde etkileyen, uyku ihmali, aşırı kilo alımı ya da kaybı, sırt ağrısı, baş ağrısı, karpal tünel sendromu gibi fiziksel sorunlara da yol açabilen bilgisayar bağımlılığı, uzmanlardan psikolojik destek alınmasını gerektiren bir sorundur. Yine de psikolojik desteğe başvurmadan önce denenebilecek bazı yöntemlerden söz edilebilir.

Bilgisayar bağımlılığı bulunan kişiye yardım etmek için sosyalleşmesini sağlamak, yeni arkadaşlıklar kurmasını teşvik etmek uygun olabilir.

Bireylerin bilgisayar kullanımlarını kontrol altına almak faydalı olabilir. Bunu cezalandırma, tartışma yoluyla yapmaktansa uzlaşma yoluyla yapmak gerekir.

Örneğin hem çocuklar hem de yetişkinler için sofrayı kurmaya yardım etmesi, arkadaşlarıyla vakit geçirmesi, sporlara veya diğer aktivitelere katılması karşılığında bilgisayarda geçirebilecekleri vaktin biraz daha artabileceği gösterilebilir, söylenebilir.

Ailelerin bilgisayar bağımlılığı şüphesi altında olan çocuklarıyla veya yetişkin bireyleriyle nitelikli zaman geçirmeleri, ekstra vakit ayırmaları, yeni arkadaşlıklar kurmalarını ya da arkadaşlıklarını geliştirmelerini teşvik etmeleri, bilgisayar bağımlılığı sorunuyla yüzleşen bireylerde etkili sonuçlar yaratabilir.
Bu makale işime yaradı diyorsanız paylaşın; Bilgisayar, Sağlık kategorisindeki bu yazı 26 Aralık 2017 tarihinde eklendi. 1352 kere okundu ve Sebepleri tarafından yazıldı.

Источник: https://www.sebepleri.com/bilgisayar-bagimliligi-sebepleri/

Sanal bağımlılığı ciddiye alın!

Sanal Bağımlılığın Nedenleri?

İnternetin hayatımıza girmesi ve ardından taşınabilir cihazlardan da erişimin yaygınlaşmasıyla, bireylerin yaşamlarım olumsuz etkileyen bağımlılıklar arasına “sanal bağımlılık” da katıldı.

Üsküdar Üniversitesi Rektörü ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sanal bağımlılığın en çok gençleri etkilediğini ancak orta yaş grubunun da risk altında olduğunu, her yaş grubu için dikkatli olunması gerektiğini belirtti.

UYANIR UYANMAZ TELEFONA SARILANLAR DİKKAT!

Prof. Dr.

Tarhan, davranışsal bağımlılık olarak adlandırılan sanal bağımlılığın da madde bağımlılığı gibi beynin ödül-ceza sistemini bozduğunu vurgulayarak, “Sanal bağımlılıkta kişi, aşırı bir zihinsel uğraş sergileyerek vaktinin çoğunu sanal ortamda geçirmekte hatta bu sanal ortama ulaşamadığı zaman huzursuz, sinirli olmaktadır. Günlük yaşam aktivitelerinde önceliği interneti olan cafe, restoran gibi yerler olmaktadır. Sabah kalkar kalkmaz hemen telefonuna ya da bilgisayarına sarılır ve maalesef kendince çabalar; ama kendini durduramaz ve başarısız bırakma girişimleri sergiler” dedi.

Sanal bağımlılığa yol açan etkenlerden birinin “mutsuzluk” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bireylerin negatif duygularla baş etme, stresini azaltma-rahatlama için sanal ortamda vakit geçirmeye başladığını, mutsuzluk hatta gizli depresyon belirtileri gösterdiklerini kaydetti.

İnternete girerek kişilerin bu rahatsızlıklarını iyileştirdiğini zannettiğini belirten Tarhan, “Bu durum kişileri anlık olarak rahatlatmaktadır. Sanal bağımlı kişiler aslında çoğunlukla mutsuz kişilerdir. Bu sanal dünyada kendilerine yapay bir mutluluk yaratıyorlar.

Tıpkı mutlu olmak için kokain kullanma gibi” bilgisini verdi.

Evde sağlıklı iletişim, sevgi dolu aile ortamı olmayan kişilerin de sanal bağımlılık riski taşıdığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, bu ortamı bulamayan kişinin zararsız görünen internet aracılığıyla tatmin aradığını belirtti.

ÇOCUKLARI KORUYUN

Prof. Dr.

Nevzat Tarhan, sanal bağımlılığa giden süreçleri önlemede cihazlarla ilişkinin önem taşıdığını belirterek, “doğal bir ortam değil” diyerek tanımladığı televizyonun 0-3 yaş arası çocuklara izlettiril-memesi gerektiğini belirtti. 0-3 yaş arası televizyon izleyen çocuklarda konuşma becerisinin gelişmeyebileceğim hatırlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 0-6 yaş arasındaki çocukların televizyon ve bilgisayardan uzak tutulmasını tavsiye etti. Prof. Dr. Tarhan, ilkokul dönemindeki bir çocuğun da haftada 20 saatten fazla bilgisayarda zaman harcamaması gerektiğini vurgulayarak, “Anne-babalar özellikle 0-6 yaş döneminde televizyonu ya da bilgisayarı çocuk için ucuz bir bakıcı gibi görmemeliler.

Çünkü çocuğun bilgisayar ya da tabletleri çok iyi kullanması onun zeki olduğunu göstermez, anne ve babanın çocuğunu ihmal ettiğini gösterir. Bu duygusal ihmaller çocukluk çağı travmalarından birisidir.” yorumunu yaptı.

Çocukların “ihmal edildiği duygusunu” almasının önemli bir travma olduğunu belirterek, çocukla iletişimin kritik önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ailede rol karmaşası var mı İncelenmektedir. Ailede disiplin sağlanmalı, anne ve babanın liderliğinin olması gerekir.

Anne-babanın kendini düzeltmesi ve tüm bu eksiklerin giderilmesiyle çocuk hemen kendini toparlamaktadır ama bu toparlama 10 yaşından sonra oldukça zor olmaktadır. İleri vakalarda ilaç tedavisi bile uygulanabilmektedir” dedi.

SAĞLIK RİSKİ OLUŞTURDUĞU BİLİNMELİ

Prof. Dr.

Nevzat Tarhan, sanal bağımlılığın göz ardı edilmemesi gerektiğini ve sağlık riski oluşturduğunun bilinmesi gerektiğinin altını çizdi. “Sanal bağımlılık zamanla oldukça tehli bir hal alabilir; ama kişi buna rağmen hala kullanmakta ısrarcıdır. Tıpkı madde kullanımındaki gibi beynin ödül-ceza sistemi bozulmuş durumdadır” bilgisini veren Prof. Dr. Tarhan, madde bağımlılığında erişim zorluğu ve yüksek maliyet olmasına karşılık, sanal bağımlılığın günün her saatinde erişilebilir bir bağımlılık olması nedeniyle ayrıca bir özelliği bulunduğunu anlattı. Sanal bağımlılığın, diğer bağımlılıklara dönüşmesinin mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr.

Tarhan, “Dolayısıyla sanal bağımlılık büyük bağımlılıklar için ilk adımdır, çok ciddiye alınması gerekir.” dedi.

TEDAVİ EDİLEBİLİR

Prof. Dr.

Nevzat Tarhan, sanal bağımlılığın da tedavisinin mümkün olduğunu, kimi zaman kolay sonuca dahi ulaşılabildiğini belirterek, “Madde, alkol gibi bağımlılık türlerinde hastaneye yatış gerekir. Bu bağımlılıklarda kişilik problemleri de fazla olmaktadır. Sanal bağımlılığı olan kişiler de ise önce yoksun bırakma süreci yaşatılır; ancak kimi zaman kliniğe yatış gerektiren vakalar da olabilmektedir.” dedi.

GENÇLERE VE AİLELERE ÖNERİLER

Prof. Dr.

Nevzat Tarhan, televizyon, bilgisayar, taşınabilir cihazların “mutluluk verici” olmadığını belirterek şu tavsiyelerde bulundu: Gençlere tavsiyemiz sadece şu anı değil 5,10 sene sonraki mutluluklarını düşünmeleridir, insan, kimi zaman bazı zelerini gelecekteki daha büyük zeleri için erteleyebilmelidir. Anne babalar da böyle durumlarda çocuklarına ön yargılı yaklaşmamalılar. Çocukları ile sen haklısın-ben haklıyım gibi savaşlara girmemeliler. Bu süreçte çocuklarını anlayıp, yanında olmalılar. Çocuğa sert bir şekilde davranmadan onun olumlu, olumsuz yönlerini kabullenip doğru bir iletişimle iyi yönlerini ön plana çıkarmaya çalışmalılar. Anne babaların takdir, övgü, onay içeren sözcüklerinin yanı sıra doğru bir eleştiri ile iletişim kurmaları gerekir. Bunu yaparlarsa her çocuğun içindeki güzelliği ortaya çıkarırlar.

YENİBİRLİK 

Источник: https://www.e-psikiyatri.com/sanal-bagimliligi-ciddiye-alin-63734

Sanal Bağımlılığı Ciddiye Alın!

Sanal Bağımlılığın Nedenleri?

Sanal Bağımlılığı Ciddiye Alın!

İnternetin hayatımıza girmesi ve ardından taşınabilir cihazlardan da erişimin yaygınlaşmasıyla, bireylerin yaşamlarım olumsuz etkileyen bağımlılıklar arasına “sanal bağımlılık” da katıldı.

 

Prof. Dr.

Tarhan, davranışsal bağımlılık olarak adlandırılan sanal bağımlılığın da madde bağımlılığı gibi beynin ödül-ceza sistemini bozduğunu vurgulayarak, “Sanal bağımlılıkta kişi, aşırı bir zihinsel uğraş sergileyerek vaktinin çoğunu sanal ortamda geçirmekte hatta bu sanal ortama ulaşamadığı zaman huzursuz, sinirli olmaktadır. Günlük yaşam aktivitelerinde önceliği interneti olan cafe, restoran gibi yerler olmaktadır. Sabah kalkar kalkmaz hemen telefonuna ya da bilgisayarına sarılır ve maalesef kendince çabalar; ama kendini durduramaz ve başarısız bırakma girişimleri sergiler” dedi.

Sanal bağımlılığa yol açan etkenlerden birinin “mutsuzluk” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bireylerin negatif duygularla baş etme, stresini azaltma-rahatlama için sanal ortamda vakit geçirmeye başladığını, mutsuzluk hatta gizli depresyon belirtileri gösterdiklerini kaydetti.

İnternete girerek kişilerin bu rahatsızlıklarını iyileştirdiğini zannettiğini belirten Tarhan, “Bu durum kişileri anlık olarak rahatlatmaktadır. Sanal bağımlı kişiler aslında çoğunlukla mutsuz kişilerdir. Bu sanal dünyada kendilerine yapay bir mutluluk yaratıyorlar.

Tıpkı mutlu olmak için kokain kullanma gibi” bilgisini verdi.

Evde sağlıklı iletişim, sevgi dolu aile ortamı olmayan kişilerin de sanal bağımlılık riski taşıdığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, bu ortamı bulamayan kişinin zararsız görünen internet aracılığıyla tatmin aradığını belirtti.

Fasit Bir Girdap: Sanal Bağımlılık

Sanal Bağımlılığın Nedenleri?

İnternet bağımlılığı günümüzde, sanal ve bağımlılık kelimelerinin anlamları üzerinden bakıldığında, aslında var olmayan fakat zihinde var olduğu farz edilen bir bağımlılık türüdür.

Son yıllarda hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yer alan internet, telefon, video oyunları, sanal kumar ve aklınızın alabileceği bütün teknolojik ürünler diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi altında benzer biyolojik mekanizmaların yattığı düşünülen davranışsal bir bağımlılığa bizleri sürüklemeye başladı.

Ahmet GedikSAYI:21 / Şubat 2016

21'inci yüzyıla çeyrek kala, büyük buluşlar ve teknoloji, geceyi aydınlatan havai fişekler gibi muazzam bir görsel şölen ve haz sunuyor insanoğluna.

Her 'çağdaş' insan gibi biz de bu teknolojik gelişmelerin içerisinde internet ve sosyal medya vasıtasıyla kendimize bir yer edinip farklı bir yaşam sahası inşa ediyoruz.

Peki, yeni tanımlamaları ile internet ve sosyal medya bizim hâletiruhiyemizi ve yaşam karşısındaki duruşumuzu nasıl etkiliyor?

Bu noktada karşımıza çıkan sorunlardan birisi, belki de tarih kadar eski bir mesele olan bağımlılıktır. Ve artık bağımlılık günümüzde tek yönlü bir kavram değil. Bağımlılık, zararlı sonuçlarına rağmen, dürtüsel olarak madde ve sanal alıştırıcı arayışı ve kullanımı ile karakterize nüksedici kronik bir beyin hastalığı olarak tanımlanır.

Tutsaklık (Addiction)

Bu terim şiddetli bağımlılık için kullanılmaktadır. Tanıma göre, kişi uzun süre bağımlı olduğu maddeyle vakit geçirmeden işlevsel olamamaktadır. İşte bu durumun sonunda şiddetli bozukluktan söz edilebilir. Davranışsal olarak tutsaklık nesne ile ilişkilendirdiğimiz durumlar da ortaya çıkarmaktadır.

Bu teknolojiye günün her anında ulaşılması ve sonsuz bilgiye anlık sahip olmamız şiddetli yoksunluğu arttırmaktadır. Bilgisayar ve internet tutsaklığında; sinirlilik, ajitasyon, agresyon, uykusuzluk ve farklı düzeyde depresyonla belirgin yoksunluk sendromu söz konusudur. Hayatına son verme de şiddetlilik ölçüsü olarak kabul edilebilir.

Hatta yorgunluktan ölecek düzeyde bilgisayar oyunu oynadıktan sonra belgelendirilmiş cinayet ve intihar vakaları mevcuttur.

Hayata kısa devre yaşatmak

Bütün bağımlılıklar için tanımlanabilecek bir olgudur: Hayata kısa devre yaşatmak. İnsan, sosyal ilişkilerinden uzaklaşmak ve her zaman tanımlanamayan yalnızlık hissi ile mücadele etmek amacıyla kaçış noktasında bir nesneyi kullanabilir.

Alkol ve madde tesiri ile kendilik ekseninden uzaklaşmak için geliştirilen herhangi bir bağımlılık, sanal bağımlılık ile madde tesiri olmadan kimlik değişimini yaşar ve tatmin olur.

Böylece gerçek hayatta onu zorlayan ve var olmayan ilişkilerini sanal benliği ile kendi ekseninden uzaklaştırarak bağımlı olduğu madde ve davranış kalıbını hayatının merkezine oturtur.

Böylece önünde insanoğlunun hep hayal ettiği hazzı ve tatmini yaşayabilmesi için bir ekran, kontrol paneli, sonsuzluk vaat edilen sanal bir dünya… Bunun sonucunda ise insanoğlunun kolayca ulaşabileceği sahte ilişkiler, doyumsuz alışveriş ve sanal kumar…

Sanal bağımlılık

İnternet (sanal) bağımlılığı günümüzde, sanal ve bağımlılık kelimelerinin anlamları üzerinden bakıldığında, aslında var olmayan fakat zihinde var olduğu farz edilen bir bağımlılık türüdür.

Son yıllarda hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yer alan internet, telefon, video oyunları, sanal kumar ve aklınızın alabileceği bütün teknolojik ürünler diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi altında benzer biyolojik mekanizmaların yattığı düşünülen davranışsal bir bağımlılığa bizleri sürüklemeye başladı.
İnternet bağımlılığı ilk olarak 1995'te Ivan Goldberg tarafından bir şaka olarak tanımlanmıştır. Sanal alıştırıcı olan bilgisayarın ve internet ortamının fizyolojik bağımlılık yaptığı bugün artık bir şakadan çok tedavisi düşünülen, psikiyatrik tanı kitabına (DSM-5) girmiş hatta halk arasında 'bilgisayar bağımlısı' tanımı almış bir yeni dünya hastalığıdır.

Esasen ortam olarak bilgisayar ve internet bağımlılık oluşturmada nadir rol oynar. Bu yoğun bilgi ve uyarıcıların (reklamlar vs.

) etkisi ile özellikle oyunlar, kumar, suç, kimlik manipülasyonu ve madde suiistimali konularında ortam yoluyla iletilen mesajlar bağımlılığa daha fazla yol açmaktadır. Algıda seçiciliğimiz ile haz ve arzularımız ekseninde internet ortamında bağımlılık nesnesine yönelmektedir.

Bununla birlikte, kullanıcı ortam ve mesajı birlikte algılamaktadır. Böylece internet ve davranışsal bağımlılığın oluşturduğu nesne birleşerek şiddetli bir bağımlılık ortaya çıkartır.

İnternet bağımlıları baskı ve stres altındayken durumdan kaçma davranışını internete girme ve işlevsel olmayan davranışlar ortaya koyma biçiminde gösterirler. Bu kişiler bağımlı olmayanlara oranla daha fazla yalnızlık ve depresif duygu durum yaşarlar. Kişilerarası ilişkilerde savunmasız olup yabancılara karşı olağandışı yakınlık hissi duyarlar.

Sanal bağımlılık; internet üzerinden sohbet bağımlılığı, internet üzerinden oynanan online oyunlar, kumar ve alışveriş bağımlılığı, sürekli haber sitelerinde gezme ve aşırı gereksiz bilgi yüklenmesi gibi çok farklı bir yelpazeye sahiptir. Tabii ki günümüzde sanal bağımlılık, maddi gerçekliği yok sayarak sınırsız bir pazar sunan internette doyumsuz alışveriş ve haz ile tanımlanamayacak davranışları da ortaya çıkarmaktadır.

Her ne kadar bilgisayar ve internet kullanımı dış kaynaklı bir kimyasal maddenin yol açtığı bilinç değişikliğiyle ilişkilendirilmese de kumar ve oyunlarda olduğu gibi, internetteki veya bilgisayardaki etkinlikle ilişkili iç kaynaklı kimyasalların sebep olduğu bir bilinç değişikliği hali söz konusudur.

Bütün bağımlılıkların arka planında haz alma, tatmin olma ve aynı duyguyu tekrar yaşama isteği yatmaktadır. Sonsuz bir bilgi hazinesi olarak görülen internetin faydaları muhakkak ki mevcut.

Fakat bir düşünelim, tarih boyunca zararlı olduğu kabul gören uyuşturucu madde ve alkolün günümüzde kullanımını engellemek konusunda hâlâ ciddi zorluklar yaşanırken, hayatımıza bu kadar kolay giren ve ayrılmaz bir parça haline gelen nesnenin yaratacağı bağımlılığın boyutları çok daha endişe verici olmayacak mıdır?

Peki, siz internet bağımlısı mısınız?

Tabii ki tutsaklık/bağımlılıktan bu kadar bahsetmişken ve bu süre zarfında birçok defa teknolojik cihazınıza bakmışsanız siz de kendinize şu soruyu soruyor olabilirsiniz: Acaba internet bağımlısı mıyım?

Eğer bu sorunun cevabını öğrenmek istiyorsanız internet bağımlılığı uzmanı Bradford Regional Medical Center'dan Dr. Kımberly Young'ın internet bağımlılığı için önerdiği tanı ölçütlerine bir göz atmalısınız:

İnternetle aşırı zihinsel uğraş (sürekli olarak internet düşünme, internette yapılan aktivitelerin hayalini kurma, internette yapılması planlanan bir sonraki etkinliği düşünme vb.)

İstenilen keyfi almak için giderek daha fazla oranda internet kullanma ihtiyacı duyma.

İnternet kullanımını kontrol etme, azaltma ya da tamamen bırakmaya yönelik başarısız girişimlerin olması.

İnternet kullanımının azaltılması ya da tamamen kesilmesi durumunda huzursuzluk, çökkünlük ya da kızgınlık hissetme.

Başlangıçta planlanandan daha uzun süre internette kalma süresi konusunda yalan söyleme.

Aşırı internet kullanımı nedeniyle aile, okul, iş ve arkadaş çevresiyle sorunlar yaşama, eğitim veya kariyer ile ilgili bir fırsatı tehye atma ya da kaybetme.

Başkalarına (aile, arkadaş, terapist vb.) internette kalma süresi konusunda yalan söyleme.

İnterneti problemlerden kaçmak veya olumsuz duygulardan (örn: çaresizlik, suçluluk, çökkünlük, kaygı) uzaklaşmak için kullanma. 

Bu maddeler size çok yakın geliyorsa siz de bu 'modern yaşam girdabına' adım atmışsınız demektir.

Tabii bu kriterlerin pek çoğu bugün akıllı telefonlara yüklenen sohbet programları içinde geçerli.

No mobile phobia (Nomofobi)

Sanal bağımlılık ve bu yelpazede Connecticut Üniversitesi araştırmacısı David Greenfield tarafından yapılan bir araştırma, akıllı telefon bağımlılığının belirtilerini ortaya koyarken, bu bağımlılığımıza bir isim de vermiş 'no mobile phobia' gündelik söyleyiş ile 'nomofobi' .

Fobi, bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi hali. Fobi kelimesi, Yunanca 'phobos' sözcüğünden geliyor. Phobos, Yunan mitolojisinde Korku Tanrısı olarak biliniyor.

Nomofobi, cep telefonundan uzak kalmaktan aşırı derecede korku ve kaygı yaşamaktır. Bu durum panik atak, nefes darlığı, baş dönmesi, titreme, terleme, kalp hızının artması, göğüs ağrısı ve bulantı gibi fiziksel yan etkilere neden olur. Ayrıca depresif duygu durum ve dikkat eksikliğinde ortaya çıktığı gözlenmektedir.

Aşağıdaki belirtilere göre kendinizi değerlendirerek Nomofobi'ye yakalanıp yakalanmadığınızı kolaylıkla anlayabilirsiniz:

Cep telefonunu ya da sinyalini kaybetmek sizi fiziksel olarak olumsuz bir şekilde etkiliyorsa veya telefonunuzu kapatmıyorsanız,

Telefonunuzun çekmemesi ya da şarjının bitmesi durumunda sinirsel olarak tepki veriyorsanız ve de bunun farkındaysanız,

Telefonunuzun ya da mobil cihazınızın sürekli olarak yanınızda olup olmadığını kontrol etme ihtiyacı duyuyorsanız,

Telefonunuzu güvenli bir yere koyduğunuz halde onu kaybetme korkusunu sürekli yaşıyorsanız.

Tüm bu belirtiler günlük yaşamınızı olumsuz bir şekilde etkiliyor ve iletişimden kopmaktan korkuyorsanız, sanal bağımlılığınızı ölçmek için bile teknoloji yine emrimizde: APP store ve Android market üzerinde bulunan BreakFree uygulamasını indirerek kendinizi test edebilirsiniz. Bu uygulama kişilerin gün içinde kaç defa telefon ekranını açtığını, hangi uygulamalarda kaç kez ve ne sürelerde vakit geçirdiğini kaydederek, bu verilere 0 ile 100 arasında bir değerlendirmede bulunuyor.

Bu test sonrasında 'modern hayat girdabına' kapıldığınızı ve sanal bağımlılığınızın ileri seviyede olduğunu düşünüyorsanız;

İnternet kullanımı süresi konusunda kendinize bir takip çizelgesi oluşturun ve buna bağlı olarak kullanım sıklığınızı azaltmaya gayret edin,

Sosyal ilişkilerinizde yüz yüze iletişimi artırın,

İnternet kullanımında filtre uygulamasını kullanın,

Kendinize hayata dair yeni uğraşı alanları oluşturun.

Eğer bunları yapamıyorsanız öncelikle bunun gerçek bir bağımlılık olduğunun farkına varmalı ve en yakın profesyonele destek için başvurmalısınız.

AHMET GEDİK
Uzman psikolog.

Haberi kaynağını görüntülemek için tıklayın.

Источник: https://pedamed.com.tr/tr/icerik/168/fasit-bir-girdap-sanal-bagimlilik

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.