Sanatçılarda Sağ, Matematikçilerde Sol Beyin Baskın

Sağ ve sol beyin testi: Beyninizde hangi lobu daha iyi kullanıyorsunuz?

Sanatçılarda Sağ, Matematikçilerde Sol Beyin Baskın

İnsan beyni, doğuştan genetik kodlar ile birlikte  aile, çevre ve sonradan edinilen bilgilerin yani eğitimin katkılarıyla da şekillenir. Kişilerin meslek seçimlerinde, doğuştan gelen yapısal özelliklerin rolü oldukça büyüktür.

Bu konuda genetik kodlar ile birlikte ailelerin çocukları yönlendirmesi de büyük önem taşıyor. Beyin çocuklarda meslek seçimlerini nasıl etkiliyor? Çocukları bu konuda nasıl yönlendirmek gerekiyor? Siz beyninizin hangi lobunu daha iyi kullandığınızı biliyor musunuz?

Beyinde sağ ve sol yarımkürelerin farklı görevler üstlenir. Bu anlamda sol beynin, sağ beyinden daha önemli görevler üstlendiği söylenebilir. Aşağıdaki 8 soruluk testi yaparak beyninizin hangi lobunu daha iyi kullandığınızı öğrenebilirsiniz.

Sağ ve sol beyin testi

1- Okuldayken hangi dersleri daha çok severdiniz? a) Türkçe, resim, sosyal vb.

b) Fenle ilgili olanları.

2- Hangi tip sporları yapmaktan hoşlanırsınız? a) Takım sporlarını.

b) Tek başına yapılan sporları.

3- Gördüğünüz rüyaları hangi sıklıkta hatırlarsınız? a) Çoğunlukla hatırlarım.

b) Ender olarak hatırlarım.

4-Ellerinizi ve mimiklerinizi konuşurken ne sıklıkta kullanırsınız? a) Çok kullanırım.

b) Çok az kullanırım.

5- İki elinizin parmaklarını birbirine geçirerek kapatın. Hangi elinizin başparmağı üstte kalıyor? a) Sağ.

b) Sol.

6- Şu an saatin kaç olduğunu tahmin edin, şimdi saate bakın, yanılma payınız ne kadar? a) On dakikadan fazla.

b) On dakikadan az.

7- Aşağıdakilerden hangisini daha kolay hatırlarsınız? a) İnsanların yüzlerini.

b) İnsanların isimlerini.

8- İki gözünü açık tutarak elinizdeki kalemi, bir cam kenarı veya kapı kenarı ile hizalayın. Önce sol gözünüzü, sonra sağ gözünüzü kapatın. Hangi gözünüzü kapatınca kalem daha az oynuyor? a) Sağ gözümü kapatınca.

b) Sol gözümü kapatınca.

Değerlendirme:
A‘ların sayısı fazla ise sağ beyin daha gelişmiştir.
B‘lerin sayısı fazla ise sol beyin daha gelişmiştir.
Eğer A’lar ile B’ler aynı sayıda ise, her iki beyin yarımküresi de iyi kullanılıyor demektir.

Beynin doğuştan gelen özelliklerinin meslek üzerindeki etkisi

Beynin sağ ve sol yarımküreleri bilgiyi farklı şekilde işler. Genelde her çocuk, beyninin bir tarafını ağırlıklı olarak kullanır. Fakat düşünme ve öğrenme işlemleri her iki tarafta dengeli olarak kullanıldığında gerçek verimine ulaşır.

Bu nedenle çocuklarda daha az kullanılan beyin tarafı, eğitim ve kişisel gelişim ile güçlendirilmelidir.

Beyin yarımküreleri arasındaki bağlantıları gelişmemiş çocuklar, beyinlerine ne kadar bilgi depolamış olursa olsun; düşünce, muhakeme ve akıl yürütme becerilerini yeterince geliştiremez.

Sol yarım küre mantıksal taraf (IQ) sağ yarım küre ise duygusal zeka olarak tanımlanıyor. Birisi analiz yapıyor, diğeri sentez. Biri taraf ayrıntılara da dikkat ederken diğer taraf bütünü de algılıyor.

Elbette her iki taraf da birbiri ile iletişimde ve birbirini tamamlıyor. Burada önemli olan nokta ‘nerelerde kötü kullanıyoruz ve nasıl geliştirebiliriz?’ sorularına cevap bulmaktır.

Sağ beyin estetik zeka, sol beyin duygu durum merkezi görevlerini üstleniyor

Sağ beyin özellikle boyut ve hacim değerlendirmelerinde ön plana çıkar, bilgiyi şekil ve hayal gücü ile işlemede önemli görevler üstlenir. Çocukların ileriki yaşlarda mimari ve mühendislik yetenekleri için sağ beyne ihtiyaçları vardır. Buna karşılık matematik işlemleri için de sol beyine ihtiyaç duyulur.

Ünlü mimar ve mühendislerin sağ beyinlerinin çok gelişmiş olduklarını söylenebilir. Aynı şekilde müzikle uğraşan, müzik icra eden ya da enstrüman çalan müzisyenlerde de sağ beyin iyi gelişmiştir. Şairlerde ve ressamlarda da sağ beyin özellikleri baskın durumdadır.

Bu nedenle sağ beyin fonksiyonları iyi olmayan çocuklardan iyi şair ya da besteci çıkmayabilir.

Korpus kallosumu gelişen çocuklar, liderlik vasıflarıyla öne çıkıyor

Korpus kallosum ne kadar iyi gelişmiş ise, çocukların yeteneklerini sergilemesi ve beynini bir bütün olarak en üst seviyede kullanabilme ihtimali de o kadar artar. Eğer bir çocukta korpus kallosum iyi gelişmemişse, sağ ve sol beyinden hangisi baskın ise kişi o özellikleri ön plana çıkarır.

Toplumda lider kişilerin, beynini bütünsel olarak iyi kullanmayı beceren kişilerdir ve bu kişilerde korpus kallosum iyi gelişmiştir. Dolayısı ile çocuklarda korpus kallosumun yeterli gelişmesi, lider olma vasıflarını olumlu yönde etkiler.

Beyinde yarım kürelerin kullanım oranları, yetenekleri etkiliyor

Günlük hayatında sol elini kullanan ve solak olan çocukların sağ beyinleri baskın durumdadır. Eğer çocuk sağ elini kullanıyorsa o zaman da sol yarımküresi baskındır. Aslında hem sağ hem de sol yarımküre matematikle ilgilenir, ancak sağ daha çok matematiğin geometri, sol ise cebirsel bölümünde etkilidir.

Bazı çocuklar doğuştan sağ beyin hakimiyetli olup, sol ellerini baskın kullandıkları halde, anne baba baskısıyla bir takım yeteneklerini sağ elleriyle yapmaya eğitilebilir. Örneğin solak bir çocuk, ailesi tarafından sağ eli ile yazmaya yönlendirilebilir.

Bu çocuklar, kalemi ya da kaşığı sağ elleriyle kullansalar da güç kullanmayı gerektiren durumlarda asıl yetenekli oldukları sol ellerini tercih eder. Dolayısıyla bu çocukların sağ beyinleri baskın olduğu halde, bazı yetenekler için beynin sol tarafını da randımanlı kullanabilmeleri mümkün olur.

Her iki beyin yarımküresini de yerine göre kullanmayı öğrenen çocukların liderlik vasıfları güçlenir.

Çocukların yeteneklerine paralel olarak yönlendirilmesi gerekiyor

Sağ elini kullanan çocuklarda sol beyin özellikleri, sol elini kullananlarda ise sağ beyin özellikleri baskın olduğundan; solak olan bir çocuğun, mimarlığa ya da güzel sanatlara yönlendirilmesi gerekir. Bu çocuğun fen ya da konuşma becerisi gerektiren avukatlık veya pazarlama gibi bir meslekle uğraşması hata olabilir.

Çünkü sol yarımküre konuşma becerilerinde rol oynar. Dolayısıyla solak olanlardan iyi avukat ya da pazarlamacı çıkmayabilir. Eğer solak bir kişi hukuk mesleğini seçmişse bu kişi, avukatlığı değil; estetik muhakeme yeteneğini yönelten sağ yarımküreden dolayı, hakimliği tercih etmelidir.

Böyle bir karar anında, sağ elini kullananların avukatlığı, sol elini kullananların ise hakimliği seçmeleri gerektiği söylenebilir.

Günümüzde eğitim sistemi çocukların sol beyin özelliklerini geliştirmeye yöneliktir ve matematik, fen, mantık ve dil becerilerine ağırlık verilir. Çocuklar muhakeme, hayal gücü ve estetik bakış açısından yoksun yetişir. Oysa sosyal zekayı oluşturan unsurlar, çocukların gelecekteki mesleki başarıları açısından oldukça önemlidir.

Çocukları sağ sol el kullanımlarına ve sağ ya da sol beyin özelliklerine bakmaksızın bir eğitim sistemine zorlamak, onların yetenekli olmadıkları alanlara kaymalarına, böylece asıl başarılı olacakları ve severek yapacakları mesleklerden uzaklaşmalarına neden olur.

Bu anlamda ilköğretimde rehberlik ve danışmanlık birimlerine çok iş düşmektedir.

Çocuk sağ ve sol beyin özelliklerine göre, asıl yetenekli olduğu alanlara yönlendirilmelidir. Buna ek olarak, örneğin sağ beyin özellikleri baskın olduğu için matematik dersinde istenen düzeyde olmayan çocuğa, psikolojik problemlere neden olabileceğinden, yüksek not için baskı yapılmamalıdır.

Parapsikoloji ve ruhsal yetilerimiz: 7 doğa üstü yetenek

Источник: https://indigodergisi.com/2016/10/sag-ve-sol-beyin-testi-beyinde-hangi-lobu-daha-iyi-kullaniyorsunuz/

Sağ beyin duygusal, sol beyin mantıklı

Sanatçılarda Sağ, Matematikçilerde Sol Beyin Baskın

Bilimsel bir makale, okuyan kişiye metottan yararlanma, bilimsel sonuçları ve gözlemleri değerlendirme olanağı sağlar. Peki, bilimsel bir makale nasıl okunmalıdır? Daha verimli okumanın bir yöntemi var mıdır? İşte www.medium.com sitesinden adım adım ipuçları…

Bir makaleyi nasıl okumalı?

Araştırma yapmaya başladığım ilk dönemde yaşadığım sorunlardan birisi ‘Nasıl makale okunur?’ idi. Başlarda varolan sırayla okunacağını düşünmüştüm. Yani, makaleler başlık, özet, giriş, … diye devam ediyordu ben de aynı şekilde kitap okur gibi okuyacağım zannettim.

Sonradan yok bu iş böyle olmaz bir tekniği olmalı diye bu konu üzerine araştırma yapma ihtiyacı duydum. O dönem bana ilaç gibi gelen bir kaynak pek kıymetli İsmail Arı tarafından Türkçe’ye de çevrilen S. Keshav’ın “How to Read a Paper” yazısı oldu. Srinivasan Keshav hocaya ve İsmail Arı’ya sonsuz teşekkürler.

Bu vesile ile İsmail Arı’yı da sevgiyle anıyorum.

Bu yazı S. Keshav’ın “How to Read a Paper” isimli çalışmasının İsmail Arı tarafından Türkçe’ye çevirisinin aynı haliyle buraya aktarılmasıdır. Daha fazla insana ulaşması ümidiyle.

Özetçe

Araştırmacılar, makale okumaya çok fazla zaman harcarlar.Lakin, bu beceri nadiren öğretilir, ve onca çaba boşa harcanır. Bu yazı,kullanışlı ve verimli bir üç-geçişli makale okuma yönteminin anahatlarınıvermektedir. Yazıda, bu yöntemin literatür taraması yapmak için nasılkullanılacağı da anlatılmaktadır.

Anahtar sözcükler: Bilimsel makale okuma, akademik makaleokuma, verimli okuma.

Giriş

Araştırmacılar çeşitli sebeplerle makale okurlar: Birkonferans veya ders için onları değerlendirmek, alanlarında güncel kalmak veyayeni bir alanın literatür taramasını yapmak. Tipik bir araştırmacı makaleokumaya her yıl yüzlerce saat harcar. Makaleyi verimli bir biçimde okumakkritik öneme sahip bir beceridir, fakat nadiren öğretilir.

Dolayısıyla, yenibaşlayan lisansüstü öğrencileri bunu kendi kendilerine deneye yanıla öğrenmekdurumunda kalır. Öğrenciler bu süreçte çok zaman harcarlar ve sıklıkla boşunauğraşmış olurlar. Verimli bir biçimde makale okumak için yılardır basit biryöntem kullanıyorum.

Bu yazı, ‘üç-geçişli’ yaklaşımı ve onun literatürtaramadaki kullanımını anlatmaktadır.

Üç-Geçişli Yaklaşım

Kilit fikir şu: Makaleyi baştan sona bir geçiştedetaylıca okumak yerine üç geçişte okumalısınız. Her geçiş belli hedefleritamamlar ve bir öncekinin üstüne inşa edilir. İlk geçiş makale hakkında genelbir fikir verir. İkinci geçiş makalenin içeriğini kavramanıza yardımcı olur,fakat ayrıntıları içermez. Üçüncü geçiş makaleyi derinlemesine anlamanızısağlar.

İlk Geçiş

İlk geçiş makalenin kuşbakışıyla hızlıca bir taranmasıdır.Sonraki geçişleri yapıp yapmaya da karar verebilirsiniz. Geçiş yaklaşık beş-ondakika kadar almalıdır ve şu adımları içerir:

Başlığı, özetçeyi ve girişi dikkatle okuyun

Kısım ve alt-kısım başlıklarını okuyun, fakat diğer herşeyi göz ardı edin

(Eğer varsa) matematiksel içeriğe altta yatan teoriktemelleri belirlemek için kabaca göz atın

Vargıları okuyun

Kaynakçaya kabaca göz atın, daha önceden okuduklarınızıaklınızdan işaretleyin

İlk geçişin sonunda beş C’ye cevap verebilir durumdaolmalısınız:

Kategori (Category): Bu makalenin türü nedir? Ölçümmakalesi mi? Mevcut bir sistemin analizi mi? Bir araştırma prototipininaçıklaması mı?

Bağlam (Context): Diğer hangi çalışmalarlabağlantılı? Problemin analizi için hangi teorik temeller kullanılmış?

Doğruluk (Correctness): Varsayımlar geçerli görünüyor mu?

Katkılar (Contributions): Makalenin ana katkıları neler?

Anlaşılırlık (Clarity): Makale iyi yazılmış mı?

Bu bilgiyi kullanarak daha fazla okumamayı seçebilirsiniz(ve boşuna çıktı almayarak ağaçları kurtarabilirsiniz).

Bunun sebeplerimakalenin ilginizi çekmemesi, makaleyi anlayabilmek için ilgili alanda yeterlibilgiye sahip olmamanız veya yazarların geçersiz varsayımlar yapmış olmasıolabilir. Araştırma alanınızda olmayan makaleler için ilk geçiş yeterlidir,fakat ileride bir gün ilginizi çekebilir.

Bu arada, bir makale yazarken çoğuhakemin (veya okurun) makaleniz üzerinde bir geçiş yapacağınıbekleyebilirsiniz. Kolayca anlaşılır ve uyumlu kısım ve alt-kısım başlıklarıkullanmaya özen gösterin, kısa ve kapsamlı özetçeler yazın.

Eğer bir hakem ilkgeçişte makalenin anafikrini alamazsa, makaleniz büyük ihtimallereddedilecektir; eğer bir okur makalenizin önemli noktalarını beş dakikasonunda anlayamamışsa makaleniz büyük ihtimalle hiç okunmayacaktır.

İkinci Geçiş

İkinci geçişte makaleyi büyük bir özenle okuyun, fakatispat gibi ayrıntıları göz ardı edin. Okurken kilit noktaların altını çizmekveya kenar boşluklarına notlar almak yardımcı olacaktır. Özellikle, AugsburgÜniversitesi’nden Dominik Grusemann’ın dediği gibi “anlamadığınız terimleriveya yazara sormak isteyeceğiniz soruları not etmek isteyebilirsiniz”.

Makaledeki şekillere, diagramlara ve çizimlere dikkatlicebakın. Grafiklere özel dikkat ayırın. Eksenler uygun olarak isimlendirilmiş mi?Sonuçlar hata çubukları ile gösterilmiş mi, dolayısıyla sonuçlar istatistikîolarak önemli mi? Bu tür yaygın hatalar aceleye getirilmiş, baştan savmaçalışmaları gerçekten dört dörtlük olanlardan ayıracaktır.

Önceden okumadığınız kaynakları daha sonra okumak üzereişaretlemek hatırınızda bulunsun (bu, makalenin arkaplanını daha iyi öğrenmekiçin iyi bir yoldur).

İkinci geçiş bir saat kadar alabilir. Bu geçişin ardındanmakalenin içeriğini kavramış olmalısınız. Makalenin asıl atılımını-destekleyici bulgularla- bir başkasına özetleyebilmelisiniz. Bu ayrıntıseviyesi uzmanlık alanınızda olmayıp da ilgi duyduğunuz bir makale içinuygundur.

Bir makaleyi bazen ikinci geçişin sonunda dahianlayamayacaksınız. Bunun sebebi, aşina olmadığınız terimler ve kısaltmalaryüzünden konuda yeni olmanız olabilir. Ya da yazarlar anlamadığınız bir ispatveya deneysel yöntem kullanmış olabilirler, böylece makale toptan anlaşılmaz.

Makale doğrulanmamış varsayımlar ve sayısız göndermelerle kötü yazılmışolabilir. Veya sadece gecenin geç vakti olmuştur ve yorgunsunuzdur.

Şu anda üçseçeneğiniz var: (a) kariyerinizde başarılı olmak için bu makaleyi anlamanızgerekmeyeceğini ümit ederek makaleyi bir kenara bırakın, (b) -belki de arkaplanbilgisini edindikten sonra- makaleye ileride tekrar dönün veya © azmedin veüçüncü geçişe devam edin.

Üçüncü geçiş

Bir makaleyi tümüyle anlamak için -özellikle hakemseniz-üçüncü bir geçiş gerekir. Üçüncü geçişin temeli makaleyi adeta sanal olarakyeniden gerçeklemektir.

Yani, yazarların varsayımlarını yaparak çalışmayıyeniden üretmektir.

Bu yeniden üretimi asıl çalışma ile karşılaştırarakmakalenin yeniliklerini kolayca görmekle kalmaz, gizli kalmış eksikliklerini vevarsayımlarını da tespit edebilirsiniz.

Bu geçiş ayrıntılara büyük dikkat gerektirir. Heraçıklamadaki her varsayımı saptayıp sorgulamalısınız. Üstelik, belirli birfikri kendinizin nasıl sunacağı hakkında düşünmelisiniz.

Gerçekteki ile yapılanbu karşılaştırma makaledeki kanıtlara ve sunum tekniklerine keskin bir kavrayışsağlar ve çok büyük ihtimalle araç repertuarınıza bu çalışmayı daekleyebilirsiniz.

Bu geçiş esnasında, gelecek çalışmalar için aklınıza gelenfikirleri de not etmelisiniz.

Yeni başlayanlar için bu geçiş dört ya da beş saat kadar,deneyimli bir okur için ise bir saat kadar sürer. Bu geçişin sonunda makalenintüm yapısını ezberden yapabilmeli, güçlü ve zayıf yanlarını tespitedebilmelisiniz. Özellikle üstü kapalı varsayımları, ilgili çalışmalara olaneksik kaynakları, deneysel ve analitik yöntemlerdeki sorunlarısaptayabilmelisiniz.

Geçişler arası zamanlama

Queen Mary Üniversitesi’nden Andrew Simpson’ın yazdığınagöre: “Süreç en iyi şekilde her aşama arasında yeterli zaman bırakıldığındaişler.

Örneğin, ben genellikle yüksek sayılarda makaleyi toplarım, okurum (10dakikalık hızlı ilk okuma) ve sonra belki haftalar sonra ikinci okuma içindönerim.

Son olarak, birkaç hafta ya da aylar sonra yeniden döner ve öncedenyapmadığım son yararlı kavrayışı yapabileceğimi bulurum.”

Bu yaklaşımla hemfikirim. Tabii, makale değerlendirme songünü yakınken çok da yararlı olmayabilir!

Literatür Taraması Yapmak

Makale okuma becerisi literatür taraması yaparken testedilir. Belki de size yabancı olan bir alanda onlarca makale okumanız gerekir.Hangi makaleleri okumalısınız? Yardımcı olması için üç-geçişli yaklaşımı nasılkullanabileceğinize bakalım.

Öncelikle Google Akademik veya CiteSeer gibi akademikarama motorlarını kullanın ve iyi seçilmiş anahtar sözcüklerle üç-beş arasımakale bulun.

Çalışma hakkında bir his edinmek için her makale üstünden bir kezgeçin ve ardından makalelerdeki ilgili çalışmalar bölümünü okuyun.

Yakınzamanda yapılan çalışmalar hakkında özet bilgi elde edeceksiniz, şanslıysanızbelki de yakın zamanlı bir inceleme (survey) makalesi bulursunuz. İncelemeyiokuyun ve şansınızdan dolayı kendinizi tebrik edin.

Aksi halde, ikinci adımda, ortak atıfları ve kaynakçadatekrarlanan yazar adlarını tespit edin. Bunlar o alandaki anahtar makaleler vearaştırmacılardır. Anahtar makaleleri indirin ve bir yana koyun.

Sonra anahtararaştırmacıların İnternet sitelerine gidin ve en son çalışmalarını neredeyayınladıklarına bir göz atın.

Bu sayede o alandaki en gözde konferanslarıöğrenebilirsiniz, çünkü en iyi araştırmacılar genellikle en gözde konferanslarıseçer.

Üçüncü adım bu gözde konferansların İnternet sitelerinegidip son makalelerin üstünden geçmek olacak. Hızlı bir tarama genellikle yakınzamanda yapılmış yüksek kaliteli ilgili makaleleri ortaya koyar.

Bu makaleler,kenara koyduğunuz önceki makalelerle birlikte incelemenizin ilk sürümünüoluşturur. Bu makaleler üstünde iki geçiş yapın. Hepsinin atıfta bulunduğuanahtar makale varsa onu okuyun.

Gerektikçe bu şekilde ilerleyin.

Yararları

Bu yaklaşımı geçtiğimiz 22 yıl boyunca konferansbildirilerini okurken, değerlendirme yazısı yazarken, arkaplan araştırmasıyaparken ve tartışma öncesi makaleleri hızlıca değerlendirirken kullandım.

Budisiplinli yaklaşım beni öncelikli yapılan bir kuşbakışı ile detaylar içindekaybolmaktan alıkoyuyor. Birtakım makaleleri ne kadar sürede okuyacağımı tahminetmemi sağlıyor.

Ek olarak, makaleyi ne kadar derinlemesine değerlendireceğimiihtiyacıma ve mevcut zamanıma göre ayarlayabiliyorum.

İlgili Çalışmalar

Değerlendirme amacıyla bir makale okuyorsanız TimothyRoscoe’nun “Writing reviews for systems conferences” isimli makalesini deokumalısınız [3].

Teknik bir makale yazmayı düşünüyorsanız Henning Schulzrinnekapsamlı İnternet sitesine [4] ve George Whitesides’ın tanıttığı sürecinmükemmel akışına [5] başvurabilirsiniz.

Son olarak, Simon Peyton Jones’ınaraştırma becerileri ile ilgili tüm spektrumu kapsayan sitesine bakabilirsiniz[2].

Psychology Inc’ten Iain H. McLean, deneysel psikolojialanındaki makaleler için üç-geçişli yaklaşım kullanmayı kolaylaştıranindirilebilir bir “değerlendirme matrisi“ sunmaktadır [1]. Başka alanlar içinde küçük değişikliklerle uygulanabilir.

Bir Rica

Gelen yorumlara göre güncelleyerek bu dokümanı yaşayanbir doküman olarak tutmak istiyorum. Bir dakikanızı ayırıp bana her türlü yorumveya önerilerizi gönderirseniz çok sevinirim.

Teşekkür

Bu dokümanın ilk taslağı öğrencilerim Hossein Falaki,Earl Oliver ve Sumair Ur Rahman tarafından hazırlandı. Kendilerine çok teşekkürederim. Ayrıca Christophe Diot’un zekice yorumlarından ve Nicole Keshav’ınkartal-gözlü düzeltilerinden çok yararlandım.

Yıllar içinde teşvik edici geri bildirimleriniesirgemeyen birçok kişiye teşekkür ederim.

Bu çalışma National Science and Engineering Council of Canada, the Canada Research Chair Program, Nortel Networks, Microsoft, Intel Corporation ve Sprint Corporation tarafından desteklenmektedir.

Kaynak: www.medium.com

Источник: https://www.kigem.com/sag-beyin-duygusal-sol-beyin-mantikli.html

Sağ Beyniniz mi Baskın Sol Beyniniz mi? Cevap: İkisi de Değil

Sanatçılarda Sağ, Matematikçilerde Sol Beyin Baskın

Beyniniz eşsiz bir yapıdır ama hangi yarımküresini daha fazla kullandığınızı biliyor musunuz? Belki de eşit kullanıyorsunuzdur. Amerika’da Utah Üniversitesi bilim insanlarının yaptığı son araştırmaya göre insanların sağ beynini ya da sol beynini daha fazla kullandığına dair hiçbir kanıt yok.

Beyniniz bir bütündür. Sol veya sağ tarafı fazla kullanmak ise hemisferik dengesizliğe yol açabilir.

Bugüne kadar hep sol beyni baskın kişilerin dil öğrenmede ve sayısal hesaplamalarda iyi olduğu, sağ beyni baskın olan kişilerin ise müzik, resim gibi sanatsal alanlarda daha başarılı olduğu düşünülüyordu.

Kitaplarda, internette, televizyonda ve daha birçok yerde mutlaka sağ ve sol beyin loblarının farklarını görmüşsünüzdür. Bir kişi matematikte başarılıysa ona hemen analitik düşünüyor ve sol beyni baskın etiketi yapıştırırız.

Müzikte başarılı birini gördüğümüzde ise aynı şeyi bu sefer sağ beyin için yaparız. Yıllardır popüler kültürde yer etmiş diğer bir konu da kişilik özellikleri. Bu sağ ve sol beynin baskınlık meselesi kişilik özelliklerimize de yansıtılmış durumda.

Sağ beyni baskın kişiler yaratıcı, duygusal kişilikleriyle, sol beyni baskın kişiler mantıklı ve gerçekçi oluşlarıyla bilinir.

2 yıllık bir çalışma süresince bilim insanları sadece özelleşmiş bazı işlevleri beyinde görüntüledi. Özelleşmiş kelimesinden kasıt bir işlevin beynin sağ veya sol yarım küresinde sadece tek bir bölgeye ait olmasıdır.

Araştırmacılar MRI (manyetik rezonans görüntüleme) tekniğini kullanarak yaşları 7 ve 29 arasında değişen 1011 kişinin beyin görüntülerini inceledi. Bilim insanları her katılımcının beyinlerinde özelleşmiş olduğu düşünülen binlerce bölge üzerinde ölçümler yaptılar.

Elde edilen bulgular gösteriyor ki, bazı işlevler beynin sadece bir yarım küresinde olabiliyor ancak katılımcıların hiçbirinde beynin bir yarım küresinin diğerinden daha baskın olduğu tespit edilemedi.

Manyetik Rezonans Görüntüleme Tekniği

Sağ Veya Sol Beyniniz Daha Etkin Olacak Diye Bir Kural Yoktur

Araştırma ekibinin lideri Dr. Jeff Anderson konuyla ilgili şunları söylüyor “Bazı beyin işlevlerinin beynin sadece bir yarım küresine ait olduğu kesinlikle doğru. Konuşma etkinliği sol yarım kürede, dikkat etkinliği sağ yarım kürede olmaya meyillidir ancak insanlarda sağ beyin daha etkin veya sol beyin daha etkin olacak diye bir kural yoktur.”

Araştırmacılar çalışmaya katılan kişilerin MR görüntülerinden elde ettikleri beyin taramalarından bir veri tabanı oluşturdular. Anderson ve ekibi beyin dalgalarındaki hareketliliğe bakarak bir bölgedeki beyin etkinliğini diğeriyle kıyaslayabiliyorlardı.

Araştırmada bilim insanları beyni 7000 farklı bölgeye ayırarak hangi bölgenin daha fazla özelleşmiş olduğunu incelediler. Bütün bağlantılar incelendikten sonra ve sol ve sağ beyin için özelleşmiş bağlantı sayıları toplandı.

Ortaya çıkan sonuçta araştırmacılar neden bir bağlantının sağ ya da sol beyinde özelleşmiş olduğuna dair modeller geliştirdiler.

Hangi Taraf Daha Baskın Derdi Sona Erdi

Araştırmanın sonuçları çok heyecan vericiydi, üstüne kitaplar yazılan sağ beyin sol beyin baskınlığı artık çürütülmüş durumda. Beynin sadece bir yarım küresinde özelleşmiş işlevler olabilir ama bu kişinin o beyin yarım küresini daha etkin bir şekilde kullanıyor anlamına gelmez.

Ekipte henüz yüksek lisans öğrencisi olan Jared Nielsen çalışmayla ilgili şu sözleri kaydediyor “Herkes kişilik özelliklerinin tamamıyla sağ ve sol beyinle alakalı olmadığını anlamalıdır.

Belki de kişilik beynin bir yarım küresinin daha fazla bağlantı içermesinden değil, iki yarım küre arasındaki bağlantıların çeşidi ve sayısından kaynaklanıyor olabilir.”

Günümüzün en popüler konularından biri olan sağ ve sol beyin loblarının özelliği bir süre daha önemini yitirecek gibi gözükmüyor.

Bu konudaki araştırmalar ilerledikçe sağ ve sol yarım kürelerin özellikleri daha iyi anlaşılacaktır.

Geleceğin teknolojisi bize ne gibi imkânlar sunar bilinmez ancak şu bir gerçek, beynin yapısını ve çalışma sistemini çözdükçe insanların yetenekleri ve eğilimleri daha kolay belirlenebilecektir.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

  1. Nielsen, J. A., Zielinski, B. A., Ferguson, M. A., Lainhart, J. E., & Anderson, J. S. (2013). An Evaluation of the Left-Brain vs. Right-Brain Hypothesis with Resting State Functional Connectivity Magnetic Resonance Imaging. PLoS ONE, 8. doi:10.1371/journal.pone.0071275
  2. http://io9.com/5923595/why-the-left-brain-right-brain-myth-will-probably-never-die

Источник: https://sinirbilim.org/sag-beyniniz-mi-baskin-sol-beyniniz-mi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть