Şarbondan Korunmak İçin Etleri İyi Pişirin!

Pişen etten şarbon bulaşır mı? A’dan Z’ye şarbon hastalığı

Şarbondan Korunmak İçin Etleri İyi Pişirin!

Şarbon konusunda merak edilenleri Hastane Derindere İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Raylaz’a sorduk.

Şarbon hastalığı nedir?

Şarbon mikrobu; Bacillus anthracis denen bir bakteriden kaynaklanır. Toprak ve meralarda bulunan bu bakteri temas yoluyla ciltten buluşabileceği gibi solunum yolu ile bulaşması durumunda oldukça tehlidir.

Özellikle Akdeniz ülkelerinde daha sık görülen Şarbon hastalığının, ülkemizde yaklaşık 150 kişide bulunduğu tahmin edilmektedir. Kurban Bayramının ertesinde vaka sayısında artış gözlenmeye devam etmektedir.

Şarbon nasıl bulaşır?

  • Şarbonlu hayvanlarla doğrudan ya da dolaylı olarak temas ediyorsanız,
  • Veteriner, laboratuvar personeli, kasap gibi meslek sahibiyseniz,
  • Hastalıklı hayvanların etinden yediyseniz,
  • Hayvanın kesilmesi sırasında enfekte bölgeye temas ettiyseniz,
  • Sanayi ürünlerinde kullanılan hayvan yünleri, derileri ve kılları (halıdan, banyo lifine kadar geniş bir kullanım alanı olan) ile temas halindeyseniz,
  • Hastalığın görüldüğü ülkeden tüketim ya da dini ibadet amaçlı hayvan ve hayvan ürünlerini satın aldıysanız risk altındasınız.

Şarbonun tipleri neler ve hangi tip daha riskli?

Şarbonun 3 çeşidi vardır. En sık görüleni deri veya cilt şarbonudur. Risk çok düşüktür ancak yakın takip edilmesi gerekir. Cilt şarbonunun insandan insana bulaşma riski çok düşüktür ve genellikle hastalıklı hayvana temas ile bulaşır. Ancak şarbonun neden olduğu hastalıklı bölgeye temas edilmesi ile bulaşabilir.

Gastrointestinal (bağırsak) ve akciğer şarbonları ise çok risklidir. Gastrointestinal yani bağırsak şarbonları, şarbon bulaşmış çiğ/az pişmiş etin yenmesi ile bulaşır. Hastanın hastane koşullarında yatırılarak takip edilmesi gerekebilir.

Bağırsak ve akciğer şarbonlarında mutlaka hastaneye yatış ve damar yoluyla tedaviye ivedi şekilde başlanması gerekir. Akciğer şarbonu oldukça tehlidir ve 72 saat içinde ölüm riski taşır ve biyoterörizm silahı olarak geçmişte kullanılmıştır.

Şarbondan korunmak için neler yapılabilir?

Çoğu hastalıkta olduğu gibi Şarbon’da da hastalığı önlemek için aşı geliştirilmiştir. Aşının %90’ın üzerinde koruyucu olduğu tahmin edilmektedir. Bu hastalık, hayvanların aşılanmasıyla çok çabuk kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Yeter ki önlemimizi alalım.

Şarbonun belirtileri neler?

Şarbon hastalığının kuluçka süresi 2-7 gün arasındadır; ancak kuluçka süresi 21 güne kadar uzayabilir. Deri şarbonunda; deride bir yara varsa mikrop, vücuda girer. Şarbon basilinin vücuda girdiği yerde önce böcek ısırığına benzer bir yara oluşur.

2-3 gün içerisinde bu yara büyür ve ortasında şarbon hastalığına karakteristik olan 1-3 cm çapında siyah renkte, ölü dokunun yer aldığı ağrısız bir yara meydana gelir. Bu yaraya halk arasında kara çıban ya da çoban çıbanı da denir. Etrafı tahta gibi sert ve şiştir. Hastanın ateşi yükselir, bulantı ve kusma görülür.

Bağırsak şarbonu, bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş gibi belirtilerin yanı sıra sindirim sisteminde kanamalara yol açar, karın ağrısı, kanlı kusma ve kanlı ishal de görülür.

Akciğer şarbonunda solunum yoluyla alınan bakteri akciğere yerleştikten 1 hafta sonra başlayan belirtiler soğuk algınlığına benzer. Solunum yolu hastalıklarını taklit eden yüksek ateş ve titreme görülür.

Birkaç gün sonra ateş iyice yükselir. Lenf bezleri şişer. Hastanın nefes almasında zorluk artar hatta enfeksiyona bağlı şok ve koma gelişebilir. Erken tedavi edilmediği takdirde ölüm kaçınılmazdır.

Nasıl tedavi edilir?

Hastalığın ciddiyetine, vücutta oluşturduğu tahribata bağlı olarak bağırsak şarbonunda kan nakli bile gerekebilir. Şarbon hastalığı erken dönemde teşhis edilirse tedavi ile iyileşme şansı vardır. Antibiyotik tedavisi gerekir.

Akciğer şarbonu olan hastalarda yüksek dozlarda antibiyotik verilir. Antibiyotik tedavisi süresince yapılan testler ile bakterinin hala vücutta olup olmadığına bakılır. Deri şarbonu olan hastalarda ise, yaraların olduğu deri bölgesine yüzeysel pansuman yapılır.

Cerrahi herhangi operasyona gerek yoktur. Ayrıca şarbon insandan insana bulaşmadığından hasta ile yakın temasta olan kişilerin herhangi bir tedavi uygulanmasına gerek yoktur.

Pişen etten şarbon bulaşır mı?

Marketten, kasaptan alınan parçalanmış haldeki ette şarbon olduğunun anlaşılamayacağını vurgulayan Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr.

Alpay Azap; “Şarbonlu hayvan kesim sırasında veya öldüğündeki muayenesinde kanının, pıhtılaşmaması ve renginin siyah olmasıyla kesen kişi tarafından fark edilebilir.

Bu durumda da kesin tanı için örnekler alınarak laboratuvar testleri yapılmalıdır” dedi.

Süte geçer mi?

Prof. Dr. Azap, şarbonlu hayvanların sütüne bakterinin geçmesinin, hastalığın seyrinde beklenen bir durum olmadığını söyleyerek şunları ekledi:

Basit olarak etlerin içinde kırmızı bölüm kalmayacak şekilde pişirilmiş olması yeterli kabul edilir. Pişirme kurallarına dikkat edildiği takdirdeet tüketimiyle şarbon bulaşmaz, süt ve süt ürünleri de bulaştırıcı değildir.

Ayrıca gıdaların tüketilmesi yoluyla şarbon gelişme olasılığı, bakterilerin mide asidine duyarlı olması ve enfeksiyon için gerekli bakteri miktarının yüksek olması nedeniyle nadir görülmektedir. Nitekim insan şarbonu olgularının yüzde 95’i genellikle hafif seyirli ve tedavi edilebilir bir form olan cilt şarbonu şeklinde karşımıza çıkmaktadır.”

Şarbondan konunmak için: Rengi değişmiş, veteriner hekim kontrolünden geçtiğinden emin olmadığınız etlerden uzak durun. Tükettiğiniz etin çok iyi pişmiş olduğundan emin olun.

Şarbonun ilk belirtileri neler?

Источник: https://indigodergisi.com/2018/09/pisen-etten-sarbon-bulasir-mi/

Şarbon için uyarı: Ette mor mühür arayın

Şarbondan Korunmak İçin Etleri İyi Pişirin!

Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkların (zoonoz hastalıklar) son zamanlarda sıklıkla gündeme gelmesi vatandaşlarda da paniğe neden oldu. Veteriner hekimler, tüketicilere “ette mor mühür arayın” uyarısı yaptı.

Cumhuriyet’ten Sibel Bahçetepe’nin haberine göre, veteriner hekimler, Türkiye'ye kontrolsüz hayvan girişlerinin yapılmasının yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı’nda bağımsız, yetkili veteriner otoritenin olmaması, il, ilçe bazında örgütlenmiş veteriner hekim teşkilatlarının 1980’den sonra kaldırılması ve yerine AB standartlarında örgütlenmenin yapılmamış olmasının şarbon dahil 200’e yakın zoonoz hastalığın ülkemizde halen var olmasında önemli bir etken olduğunu vurguladı. Veteriner hekimler, ayrıca yurttaşlara et tüketimi konusunda da “Kasaptan alınan etlerin damgalı olup olmadığını kontrol edin, et ve sakatat türü ürünleri mutlaka iyi pişirin” uyarısında bulundular.

“Yanlış politikalar izlendi”

Veteriner Halk Sağlığı Derneği (VHSD) Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, Türkiye’nin 1980 darbesinden sonra hayvancılık konusunda yanlış politikalar izlediğini ve kırmızı ette dışa bağımlı bir ülke konumuna geldiğini belirtti.

Yeşildere “Tarım Bakanlığı’nda veteriner hekim teşkilatı vardı. Bu teşkilatta il ve ilçelerdeki hayvanlarla ilgilenmek üzere Veteriner İşleri; bitkilerle ilgilenmek üzere de Ziraat İşleri Genel Müdürlüğü bulunuyordu.

Veteriner hekim teşkilatındaki motorize ekipler, araçlarla il ve ilçelere köylünün ayağına kadar gidiyor, hayvan hareketlerini izliyor, aşılamalarını yapıyordu.

80 sonrası bu teşkilat kaldırıldı ve Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü adı altında birleştirildi, artık eskisi gibi motorize ekipler sahaya çıkmıyor, kontroller yapılmıyor” dedi.

İthalat sarmalı

Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklarda artışlara dikkat çeken Prof. Yeşildere, Türkiye’deki mezbahanelerin yüzde 80’inin ruhsatsız ve koşullarının çok kötü olduğunu, ruhsatsız mezbahanelerin çoğunun da belediye mezbahaneleri olduğunu söyledi.

VHSD Başkanı veteriner hekim Azmi Yüksel ise, Tarım ve Orman Bakanlığı’nda yeterli sayıda veteriner hekim ve uzman veteriner hekim olmaması, veteriner hekimlerin özlük haklarının yetersizliği gibi nedenler yüzünden hastalıkların ortadan kaldırılamadığını ifade etti. Yüksel, “İthal edilen hayvanların ithal edildiği ülkelerde, taşıma sırasında, sınırda ve ülke içinde gerek laboratuvar gerekse veteriner hekim hizmetlerinin etkin ve yeterli hale getirilmesi gereklidir” diye konuştu.

“Veteriner sahada olmalı”

Veteriner hekim Prof. Dr. Hazım Gökçen, hayvan hastalıkları ne yazık ki Türkiye’de kol gezmektedir” diyerek şöyle konuştu:  

“Bugün kamu hayvan sağlığı örgütünde istihdam edilen veteriner hekimlerinin çoğunluğu mesleklerinin gerektirdiği teşhis, tedavi, otopsi, operasyon, aşılama ve tohumlama gibi hizmetleri yapamamakta, onların yerine masa başında, bilgisayar karşısında meslekleri ile hiç ilgisi olmayan çiftçi kayıt sistemine üretici kaydetmek, yetiştiricilerin alacakları destek miktarlarını hesap etmek, kulak numaralarını takip ederek hayvan kayıt sistemini güncellemek gibi büro hizmetlerinde çalıştırılmaktadır. Türkiye’de yaygın olarak seyreden hayvan hastalıkların önlemek için yapılacak ilk iş, 1980 öncesinde olduğu gibi merkez taşra iletişimi iyi kurulmuş bağımsız bir hayvan sağlığı örgütü kurmak ve kamu veteriner hekimlerini masa başından kaldırıp asıl mesleki faaliyetlerini yerine getirebilecekleri sahaya yani ahıra göndermektir.”

Ette mor mühür arayın

Prof. Tahsin Yeşildere, vatandaşlara da şu uyarılarda bulundu:

“Bilinen kasaplardan kontrollü kesimler yapılmış, sağlık mührü (mor renkli mühür) olan etler alınmalı, bu etin kontrol edildiğini gösterir. Ayrıca büyük marketlerde devamlı veteriner hekim kontrolü vardır, buralardaki etlerde kontrolden geçirilir.

Yurttaşlar etlerin nereden geldiğini, nereden alındığını, veteriner sağlık raporlarının olup olmadığını sormalıdır. Hastalıklı hayvanlarda eti çıplak elle tuttuğunda hastalık yayılabilir.

Etin iyi pişirilmesi de önemlidir, et hastalıklıysa iyi pişirme ile etken ölebilir.”

CHP İstanbul İl Başkanlığı son dönemde yaşanan “ şarbon” vakalarına ilişkin dün bir basın toplantısı düzenledi.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker kontrol altına alınmazsa şarbonun salgın haline gelebileceğini ve ölümlere yol açabileceğini belirtti. CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, “Şarbon hastalığı, önlemi alınmazsa yayılabilir, ölümlere nedenolabilir.

Ankara’da 100’e yakın şarbondan ölen hayvan var. Türkiye’de işsizlik had safhada, meralar kuruyor. Biz dolarla dışarıdan et alıyoruz” diye konuştu.

Kurdeşen gibi çıkıyor

Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu da şarbon hastalığının hayvanlardan insana geçişinin 3 şekilde gerçekleştiğini açıklayarak “Deri yoluyla, 1-12 günde ortaya çıkıyor. Kızarıklık, kurdeşen gibi görüntü oluyor. Siyah kabuk bağlamaya başlıyor.

Deri lezyonu tedavi edilince geçiyor ama kana karışırsa ölüm riski var. En tehlisi ise solunum yoluyla alınması. Yüzde 100’e yakın ölümle sonuçlanıyor. Bir an önce aşılanmayı tamamlamak gerekiyor. Şeffaf olmak, sağlık müdürlüklerinin bakanlığın bunu yapması lazım. Şarbonsüratle yayılabilir.

Önemli olan koruyucu hekimliktir” dedi.

Balıkesir'e dikkat

Yurt genelinde artan şarbon vakalarına karşı bir tepki de CHP Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin’den geldi. Şarbon hastalığının Balıkesir civarında sık görüldüğüne dikkat çeken Aytekin, il genelinde tüm hayvanlarda kontrol taraması yapılmadığı takdirde Balıkesir’de görülecek şarbon vakasının tüm Marmara ve Ege’yi etkileyeceğinin altını çizdi.

Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yeni sistemde Orman Bakanlığı’yla birleştirip genel müdürlük düzeyine indirildiğini anımsatan Aytekin, “Sözde yeni bir sistemle ülkeyi yönetmeye çalışanlar bakanlıklarda tasarrufa gitti.

Yeni sistemi kendilerine göre düzenlemeyi düşünen iktidar, toplum için hayati önem taşıyan konularda görevi suiistimal etmekte ve gereken ilgiyi göstermemektedir” dedi.

Источник: https://t24.com.tr/haber/sarbon-icin-uyari-ette-mor-muhur-arayin,692329

Şarbon Nedir? Nasıl Bulaşır ve Şarbondan Nasıl Korunabiliriz?

Şarbondan Korunmak İçin Etleri İyi Pişirin!

Şarbon Bacillus anthracis isimli bakterinin sebep olduğu bir hastalıktır. Tüm omurgalıları etkileyebilen bir hastalık  olup özellikle otobur hayvanlarda, sığır, deve, manda gibi büyükbaş hayvanlarda, koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanlar ile domuz, beygir gibi yabani veya evcil diğer hayvanlarda ve insanlarda görülür, en duyarlı hayvanlar sığır koyun ve keçilerdir.

İnsanlara, doğrudan hayvanlarla temastan veya hayvan ürünlerinin tüketilmesi ile geçer. Etobur hayvanların hastalığa duyarlılıkları daha azdır.

 Mikroorganizma insanlara deriden bulaşırsa kara çıban denilen karakteristik bölgesel bir çıbanla ödem oluşur; kan dolaşımına karışması ile de sepsis (kan zehirlenmesi) ve iç organ lezyonları (yaraları) meydana gelir. Mikroplu etlerin yenmesi ağır bağırsak hastalıkları yapar.

Hayvanlarda ise vücut sıcaklığı yükselir, dalak şişer, kan, katran gibi koyu renk alır ve pıhtılaşmaz. En önemli hayvan hastalıklardan birisidir.

Bakterinin spor formu dış ortamda senelerce canlı kalabilmektedir. Yapılan çalışmalarda toprak, mera ve sularda 60 yıl kadar canlı kaldığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda kimyasallara ve dezenfektanlara da oldukça dayanıklıdır.

Doğal şartlar altında sıcak kanlı hayvanlardan beygir, sığır, koyun ve domuzlar da çok yaygın olarak görülebilir ve hastalığa en fazla duyarlı olan sığırlardır. Genç hayvanlar, ergin ve yaşlılardan daha duyarlıdırlar.

Açlık, yorgunluk, uzun yolculuk, fazla sıcak ve soğuk olması, iyi beslenememe, hayvanların kötü bakılması, organik bozukluklar, şap vb viral hastalıklar, iç parazitler ve diğer stres faktörleri hastalığın çıkış ve yayılışında önemli rol oynarlar.

Hastalık rutubetli, bataklık ve sıcak bölgelerde diğer bölgelerden daha çok görülür. Önleyici tedbirler alınmazsa büyük kayıplara yol açar.

Hasta hayvanların nakledilmesi, hasta veya ölen hayvanların insanlar tarafından kesilmesi, tüketilmesi, çevreye atılması veya çevrede yırtıcı kuşlar ve hayvanlar tarafından parçalanması, yağmur ve sel sularıyla uzaklara, diğer meralara ve topraklara nakledilmesi ve kan emici sinekler de hastalığı taşıyarak hastalığın bulaşmasına neden olmaktadır.

Bu hastalığa yakalanan hayvaların çoğunda perakut ölümler gerçekleşir. Yani hayvan 1-4 saat içerisinde herhangi bir belirti vermeden ölür.

Belirti gösterenlerde ise; yüksek ateş, iştahsızlık, durgunluk, ishal, vücutta meydana gelen şişlikler görülen belirtilerdendir. En önemli belirtileri; ölmeden önce hayvanın doğal deliklerinden (ağız, burun, anüs ve genital kanallar) kan gelmesidir.

Aynı zamanda sütte kan içerir ve sarı renklidir. Hayvanın dalağı normal boyutundan kat kat büyük hale gelmiştir.

Hasta hayvanlarda otopsi yapılması yasaktır. Hastalığı bilinen hayvanlar derin çukurlar kazılarak buralara gömülürler. Hastalık çıkan yerlere karantina uygulaması yapılır. Şarbon çıkan bölgelere yılda 1 kez aşı uygulaması yapılmalıdır.

Bu hastalığın bulaşması başlıca 3 yol ile olmaktadır;

Sindirim Yoluyla: Bulaşma ağız yolu ile olmaktadır. Yani genellikle hayvanın tükettiği yem, su, ot gibi besinler ile mikrobun alınması şeklindedir. İnsana ise iyi pişirilmemiş olan etlerin tüketilmesi ile bulaşır

Solunum Yoluyla: Bu hayvanlarda nadir olarak görülen bir formdur. İnsanlarda daha sık olarak rastlanır. Genellikle hayvanların deri, kıl ve yapağıları ile uğraşan insanlarda görülür.

Deri Yoluyla: Deride meydana gelen çeşitli yaralardan ve sıyrıklardan mikroorganizmaların girmesi ile enfeksiyon oluşur. İnsanlara ise genellikle hasta hayvanların kan ve etleri ile teması sonucu bulaşır

Şarbon türleri

Deri şarbonu

Ciltte kesik veya açık yaralara sahip insanlar enfekte hayvanlara temas ettiğinde gelişir. En yaygın görülen şarbon şeklidir ve en az tehli olandır. Özellikle el, kol, yüz ve boyun gibi açıkta kalan bölgelerde sık görülür.

Bakterinin deri içinde depolanmasıyla ciltte kabarcık oluşumu arasında geçen süre genellikle 2-3 gündür. Kabarcık ilk aşamada böcek ısırığına benzer ve kaşıntı yapar. Bakterinin aktifleşmesi ile toksin üretimi başlar. Üretim sonucunda kabarcıkların etrafında ödem oluşur.

Kabarcık genişleyerek ortasından çöker ve sıvı ile dolar. Daha sonra kuruyarak kara çıban görünümü alır.

Özellikle yüz ve göz kapağındaki skarlar için cerrahi işlem gerekebilir. Ciddi hastalıkta lezyon özellikle göz çevresi, yüz, boyun ve göğüs üst bölümünde ise aşırı ödem ile seyredebilir. Bu durum malign (kötü huylu) ödem olarak adlandırılır.

Halk arasında kara çıban olarak bilinen deri şarbonu bazen solunumu etkileyecek kadar ciddi olabilir. Hastaların yalnızca %50’sinde ateş, halsizlik ve lökositoz bulunur. Tedavi edilmeyen deri şarbonunda ölüm oranı %10-20 civarındadır.

Akciğer şarbonu

Nadiren görülür ama şarbonun en ölümcül şeklidir. Bakteriler nefes yoluyla bulaşır ve akciğere yerleşir.

Hastalığın bu formu kontamine kıl, yün ve diğer hayvan ürünleri ile ilişkili endüstriyel hastalık şeklinde oluşur ya da bioterörizm ile ilişkili olabilir.

Enfeksiyon genellikle bakteriye maruz kalındıktan bir hafta sonra gelişir, ancak 2 aya kadar sürebilir. Erken fark edilip tedavi edilmezse hastalığın ilerleyen aşamalarında hasta komaya girerek ölür

Sindirim sistemi şarbonu

Şarbonlu hasta hayvanların ürünleri yenildiğinde ya da içildiğinde sindirim sistemindeki mukoza tabakasında şarbon lezyonları oluşur. Bakteriler ağızdan bağırsağa kadar herhangi bir bölgede tahribata yol açsa da genellikle ağız-yutak boşluğunda ve bağırsaklarda daha etkindir. Kanama ve asite neden olabilir.

Erken dönemde; bulantı, kusma iştahsızlık, asteni, hafif diyare ve ateş gibi belirtileri olabilir. Bu nedenle erken dönemde tanı güçtür. Enfeksiyon genellikle mikroplu gıdaların tüketilmesinden 1-7 gün sonra gelişir. Erken teşhis edilmezse ölümcül olabilir.

Deri şarbonu belirtileri

  • Yüz, boyun, kol veya ellerde kaşıntıya neden olan küçük kabarcık veya şişlik oluşur.
  • Yaraların etrafında ödem oluşur.
  • Baş ağrısı, aşırı Terleme görülür.

  • Küçük kabarcıklardan sonra görülen siyah merkezli ağrısız cilt ülseri görülür.
  • Kara çıban görünümlü cilt yaraları oluşur.
  • Boğaz ve yakındaki lenf bezlerinde şişme olur.

Akciğer şarbonu belirtileri

  • Birkaç gün sürebilen boğaz ağrısıhafif ateş, halsizlik ve kas ağrıları(grip gibi) görülür.
  • Hafif göğüs rahatsızlığı,nefes darlığı oluşur.

  • Kanlı tükürme, ağrılı yutma, öksürük görülür.
  • Sersemlik veya baş dönmesi olur.
  • Mide bulantısı, kusma veya mide ağrıları olur.
  • Aşırı yorgunluk, vücut ağrıları hissedilir.

  • Hastalık ilerledikçe yüksek ateş, solunum problemi, şok ve menenjit görülür.

Sindirim sistemi şarbonu belirtileri

  • Ateş, titremeve iştah kaybı olur.
  • Boyun ve boyun bezlerinin şişmesi görülür.
  • Boğaz ağrısı, ağrılı yutma, ses kısıklığı olur.
  • Bulantı ve kusma, özellikle kanlı kusma görülür.

  • Baş ağrısı, Karın ağrısı görülür.
  • Kızarma (kırmızı yüz) ve kırmızı gözler görülür.
  • Bayılma, karın şişmesi (mide) görülür.
  • Hastalığın sonraki aşamalarında şiddetli, kanlı ishal görülür.

Şarbon olmuş hasta hayvan nasıl anlaşılır?

Şarbon bakterisi bazı durumlarda sığırın vücudunda hızla gelişip ölümle sonuçlanabilir. Böyle durumlarda hayvanda sendelenme, solunum güçlüğü, ayakta duramama, titreme, halsizlik, titreme ve yere düşerek kısa sürede ölüm gözlenir.

Ölümden önce ve sonra burun ve anüsten kanlı bir akıntı gelir. Sığırın direnci yüksekse vücut ısısı artar ve hayvan 3-4 gün içersinde ölür. Gözlenen diğer belirtiler ise sinirlilik, huzursuzluk, iştahsızlık, kabızlığın ardından kanlı ishal ve idrardır.

 Ölüm sertliği tam değildir ya da hiç yoktur

ŞARBONLU ET NASIL ANLAŞILIR?

Şarbon hastalığında ölen hayvanların kadavralarında çok çabuk bir putrifikasyon görülür. Yani bu hayvanların etlerinde bozulma ve kokuşma demektir. Buna karşılık rigor mortis yani ölüm sertliği, yavaş veya hiç şekillenmez.

Doğal deliklerden (Anüs, vulva, ağız ve burun) siyah renkte kan gelir ve pıhtılaşmaz. Vücudun çeşitli yerlerinde ödemler ve hemorajilere rastlanır. Hayvanın derisi yüzüldüğünde deri altı damarları çok dolgun olup kadavrada bir septisemi tablosu görülür.

Jelatinöz infiltrasyon bölgelerindeki lenf yumruları büyümüş ve kesit yüzleri hemorojiktir.

Kan koyu renktedir ve pıhtılaşmaz, hava ile temasta zamanla rengi kızarır ve pıhtılaşma kabiliyeti kazanır. Dalakta akut bir şişme, normalden 4-5 kat büyüme , kapsülü gergin olup ve üzerinde kan oturmaları vardır.

Kesit yüzü koyu renktedir, içinden katran gibi bir kan sızar. Karaciğer ve böbreklerde şişme, paranchim degenerasyonu gözlenir.

Özellikle ince bağırsak mukozası parlak kırmızı renkte olup, şişmiş ve üzerinde hemorojiler bulunur.

Şarbondan korunma yolları

  • Şarbon bakterileri toprakta yıllarca yaşayabilir. Bu nedenle şarbon hastalığının yaygın görüldüğü bölgelerde hayvanlara aşı yapılmalıdır.
  • Hayvanlarda şarbon vakasına rastlanıldığında kesinlikle sağlık birimlerine haber verilmeli ve bölgenin karantina altına alınması sağlanmalıdır.
  • Karantina süresi sona ermeden hayvanlar kesilmemeli ve etleri tüketilmemelidir.
  • Şarbonlu olduğundan şüphelenilen veya şarbondan ölen hayvanlar asla kesilmemeli, derisi ya da postu yüzülmemelidir.
  • Şarbondan ölen hayvanlar yaklaşık 2 metre derinliğinde çukurlar açılıp üzerlerine sönmemiş kireç dökülerek gömülmelidir.
  • Hasta hayvanların bulundukları yerler ve taşındıkları araçlar dezenfekte edilmelidir.
  • Hasta hayvanların temas ettiği yemlikler ve gübreleri yakılarak imha edilmelidir.
  • Şarbonun yaygın olduğu bir ülkeye seyahat edildiğinde mümkün olduğunca hayvan ve hayvan derileriyle temastan kaçınmalıdır. Ayrıca iyi pişirilmemiş et yenmemelidir.
  • Hayvanlar ve ürünleriyle temasta olanlar beden temizliğine özen göstermelidir.
  • Çiğ ya da az pişmiş et yenmemelidir.

Источник: https://diyetisyenemreuzun.com/sarbon-nedir-nasil-bulasir-korunma-yollari-nelerdir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.