Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

içerik

Sarı nokta hastalğında, besin ve vitaminlerin yararı olurmu?

Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

Sarı nokta hastalığını vitaminlerin tedavi edebileceği veya beslenme ile önlenebileeği hakkında birçok şey duymuş olabilirsiniz.

Gerçek şu ki faydası dokunabileceğini düşündüğümüz şeyler olmakla birlikte kimse gerçek cevabı bilmemetedir. Sarı nokta hastalığını tedavi ettiğini veya düzelttiğini iddia eden firmalara karşı dikkatli olunuz.

Böyle bir mücizeyi destekleyen hiçbir yayın bulunmamaktadır. İyi haber diyetin gözlerinizi etkileyebileceğini kanıtlayan geçerli çalışmalar bulunmaktadır.

Eğer makula dejenerasyonunuz varsa hastalığın ilerlemesini ve görme kaybı geşişmesini yavaşlattığı kanıtlanmış gıda takviyeleri bulunmaktadır.

GERÇEKLER:

  • Sebze ve meyve oranı yüksek diyetle beslenen kişilerde yaşa bağlı makula dejenerasyonu insidansı daha düşüktüt. Koyu yeşil yapraklı sebzeler özellikle faydalıdır.
  • Haftada 3 kez balıkla beslenen kişilerde sarı nokta hastalığı daha az görülür.
  • Yeme alışkanlığında katı yağ (doymuş yağ aside yüksek) oranı yüksek olan kişilerde sarı nokta hastalığı daha sık görülür.

Yeşil sebze ve Meyve tüketimini artırın.

ıspanak, kırmızı üzüm, avakado

Antioksidanlar sarı nokta hastalığı gelişiminin bir parçası olan oksidasyona karşı koruyucudur. Koyu lifli yeşllikler; ıspanak, lahana, yeşil hardal ve kara lahana yüksek oranda önemli bir antioksidan olan lutein içermektedir.

Antiokisdanlar kırmızı üzüm, biber, mısır, portakal, kavun ve mango gibi canlı renkli meyve ve sebzelerde de bulunmaktadır. Gıdalardan geniş yelpazede vitamin almak için çeşitli renklerde taze ürünlere yönelin.

Bütün cevaplara sahip değiliz, o halde bol çeşitlilikte gıda tüketmek aklıllıca olacaktır.

Günlük gıdalanızı 5-9 öğünde tüketin. Bu çok gibi görünebilir ancak bir öğün bir çok gıda için ½ bardak yada lifli gıdalardan bir bardak dolusudur.

somon, sardalya

Balık tüketin

Haftada 2-3 defa balık tüketen kişlerde sarı nokta hastalığı daha az görülmektedir. Besinde Omega-3 içeren balık bulunması kalp ve gözler için önemlidir. En iyi balıklar somon veya sardalya gibi küçük balıklardır. Balık sevmiyorsanız omega-3 içeren gıda takviyesi digger bir alternative olabilir. Kapsül formunda balık yağları kulayca bulunabilmektedir.

Yağlı gıdalardan uzak durun

Yağ tüketimi ile ilgili yapılan çalışmalarda yağ tüketim miktarı önemIi bulunmakla birlikte sarı nokta hastalığı gelişiminde asıl sorunun doymuş yağ asitleri olduğu bulundu.

Doymuş yağların en büyük kaynağı hayvansal kökenli ürünlerdir – Dana, koyun yağı, tereyağı, krema, tam yağlı süt ve yüksek yağlı peynir. Kakao yağı, palm yağı hindistan cevizi yağı gibi bazı bitkisel yağlardada doymuş yağ bulunabilir.

Işlenmiş ve hazır pişmiş gıda tüketiyorsanız bunlardada yüksek oranda doymamış yağ olabileceğini unutmayınız ve etiketlerini kontrol edin. Bunların yerine zeytin yağı ve avakado gibi sağlıklı yağlar tüketin.

Gıda takviyelerini doktorunuza danışın

Halen orta derecede bir sarı nokta hastalığına sahipseniz, doktorunuz görme kaybı gelişimini ve sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlattığı kanıtlanmış takviyeler almanızı önerebilir. Yaşa bağlı göz hastalığı çalışması (AREDS) 3500 kişide yapılan ve 10 yıl süren bir çalışma idi. Gıda takviyesinde:

  • 500 mg Vitamin C
  • 400 IU Vitamin E
  • 15 mg Betakaroten
  • 80 mg çinko
  • 2 mg bakır

AREDS formula sarı nokta hastalığı gelişimini önlemiyordu ve erken evre sarı nokta hastalığında etkili değildi.

Ancak orta düzey sarı nokta hastalığında ilerlemeyi %25 oranında yavaşlattığı ve görme kaybını %19 oranında yavaşlattığı tesbit edildi.

Bunlar yüksek dozda vitaminlerdi ve ancak doctor tavsiye etmiş ise kullanılmalıdırlar. Ayrıca doktorunuzu kullandığınız her bir takviye veya bitkisel ürünle ilgili bilgilendirmelisiniz.

Yapılan ek çalışmalar bilim adamlarını bu vitamin formülasyonunu değişiklik yapmaya yöneltti.

5 yıl süren AREDS2 projesinden sonra formülde çinko azaltıldı, betakarotenin kaldırıldı (sigara içenlerde akciğer kanseri yapması nedeniyle) lutein, zeoksantin, ve omega-3 eklendi.

Beslenmesi zayıf olan kişiler için zeoksantin ve lutein eklenmesi fayda sağlamış iken beslenmesi iyi olanlar için ilave bir yararı görülmemiştir. Çalışmada bir yararı gösterilemediğinden omega-3 eklenmemiştir.

AREDS 2

  • 500 mg Vitamin C
  • 400 IU Vitamin E
  • 80 mg Çinko
  • 2 mg Bakır
  • 10 mg Lutein
  • 2 mg Zeaksantin

Источник: https://ilkerbicer.com/sari-nokta-hastaligi-ve-diyet/

Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti
Göz Hastalıkları
Memorial Şişli Hastanesi

Yaşlanmaya bağlı olarak görme kaybına neden olan ve halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenerasyonunda beslenmenin önemi büyük.

Özellikle farklı renklerdeki sebze ve meyvelerden oluşan bir diyetle, sarı nokta hastalığının kontrolde tutulması ve ileri dönemde görme kaybının oluşmasını önlemek mümkün.

Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi uzmanları, Dünya Görme Günü öncesinde sarı nokta hastalığı ve tedavide beslenmenin önemi hakkında bilgi verdi.

Güneş tutulmasını izleyenlerde de olabiliyor

Sarı nokta, gözümüzün arkasında yer alan ve görme hücrelerinden oluşan retina tabakasının en önemli bölgesidir. İleri yaşa bağlı maküla dejenerasyonu en sık görülen ve bilinen sarı nokta hastalığı tipi olmakla beraber; daha genç hastalarda inflamasyon, damar anomalileri, diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklara ikincil sarı nokta problemleri ortaya çıkabilir.

40-50 yaş üstüne her sene göz muayenesi şart

Halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenarasyonunun kuru ve yaş olmak üzere iki türü vardır. Kuru tip olanı retinada birikintiler, incelme ve dejenerasyon ile başlar, bu durum yavaş ancak ilerleyici görme bozukluğuyla sonuçlanır.

Kuru tip maküla dejenerasyonu, retinada drusen adı verilen birikintilerin oluşmasıyla karakterizedir. Bu birikintiler hastalığın başlangıç evrelerinde hiç belirti vermeyebilir. Bu nedenle kişilerin 40-50 yaş sonrasında her sene göz muayenesinden geçmesi gerekir.

Makülada biriken drusen sayısı ve ebatları büyüyerek, retina hücrelerinde  atrofi ve fonksiyon kaybına yol açar.

Sarı nokta için kareli kart testi

Kuru tip maküla dejenerasyonunda, görme keskinliğindeki değişim retinanın etkilenen bölgesindeki fonksiyon kaybı ile uyumludur. Bölgesel bu kayıplar skotom olarak adlandırılır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde daha geniş alanlarda hücre ve doku kaybı gelişir. Bu durum coğrafik atrofi' olarak tanımlanır ve merkezi görüşü etkileyen bir körlük gelişir.

Hastalığın takibinde detaylı retina maueyenesinin yanında görme fonksiyonunun “kareli kağıt” testiyle de takibi önemlidir. Orijinal adı 'Amsler Grid' olan bu kartla hastalar düzenli olarak merkezi görmelerini takip ederler. Karttaki karelerde kırıklı, eksik veya eğik görüntüler ortaya çıkması durumunda doktorlarını bilgilendirirler.

Kuru tip sarı nokta hastalıği ilerleyen safhalarda yaş tipe dönüşebilir.  

Göz içi ilaç enjeksiyonuyla tedavi

Yaş tip sarı nokta hastalığında da Amsler Grid testinden faydalanılır. Bu testte merkezdeki noktaya bakıldığında odak noktasının yanları eğri büğrü, kırıklı, bombeli görme varsa bu hastalığın ilerlediğine dair önemli bir belirtidir.

Yaş tipte, drusen birikintileri sarı noktada tutundukları katmanları yavaşça ayırıp, yeni damar teşekkülleri oluşumunu tetiklerler.

Normalde olmayan ve koroid neovaskülarizasyonu adı verilen damarlar, göz merkezinde kanamalara ve karanlık bölgelere neden olur.

Sarı nokta hastalığının tanı ve takibinde OCT, göz anjiografisi gibi çeşitli testler uygulanır. Bu detaylı testler hastalığın seyri ve tedaviye cevap hakkında önemli veriler elde etmemizi sağlar.

Son on yıla kadar sarı nokta hastalığının yaş tipinde etkili bir tedavi yoktu. Günümüzde göz içi Anti-VEGF ilaç enjeksiyonlarıyla yeni damar teşekküllerini engellemek ve görme kaybını azaltmak mümkün.

Sarı nokta diyeti hastalığın ilerlemesini yavaşlatıyor

Kuru tip sarı nokta hastalığında göz içi ilaç enjeksiyonları uygulanmaz. Kuru tipteki sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak için bu bölgeyi besleyecek ve rejenerasyonunu sağlayacak diyet ve besin destekleri önerilir.

Maalesef kaybeilen görme hücrelerini çu an için yerine koymak klinik olarak mümkün değil.

Ancak bu bölgenin hastalıkları için kök hücre çalışmaları ve gen tedavileri yoğun bir şekilde devam etmekte ve geleceğe yönelik umutlarımızı taze tutmaktadır.

Sarı nokta hastalığı olanlar, güneşin retina hücrelerine zararlı etkilerinden korunmak için dış ortamlarda mutlaka UVA 400 blokajlı güneş gözlükleri kullanmalıdır.

Bol renkli beslenmek çok önemli

Kuru tipteki sarı nokta hastalarına doymuş yağ asitlerinden, ağır protein diyetlerinden uzak durmalılar. Bol renkli sebzeler yenilmesi bu hastalara önerilir. Sarı nokta hastalığı tanısı almış kişiler göz doktorları tarafından vitamin, mineral kombinasyonları verilir.

Bu hastalık için özellikle C ve E vitamini, lutein ve zeaksantin, çinko ve bakırdan zengin beslenme önemlidir. Sigara ve tütün ürünleri tüketimi, genetik yatkınlığı olan kişilerin sarı nokta hastalığını daha erken ve şiddetli yaşamasına neden olacaktır.

Bu nedenle sarı nokta hastalığı tanısı almış veya genetik olarak risk grubunda olan kişiler sigara ve tütün ürünlerinden tamamen kurtulmalıdır.

Güncellenme Tarihi: 20 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 20 Kasım 2018

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/sari-noktaya-bol-renkli-besin-diyeti/

Hızlı Çözüm: 3 Günde 3 Kilo Verdiren Şok Diyet Listesi

Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

Bahar gelince, yaz yaklaşınca, hele de içine mutlaka girilmesi gereken bir elbise ya da mezuniyet, düğün gibi pek yakında gerçekleşecek bir organizasyon varsa hızlı kilo verme isteğine kapılmamak neredeyse imkansız hale geliyor.

İşte tam bu noktada da devreye şok diyetler giriyor. Yumurta diyetinden hurma diyetine, patates diyetinden yoğurt diyetine, birbirinden farklı ama hepsi kısa sürede çok kilo verdirmeyi vadeden şok diyetler bir yana, tek tip beslenmeye, tek bir gıdaya ağırlık vermek istemeyenler için de şok diyet listeleri mevcut aslında.

Sözün kısası, “Ben yumurta yiyemem.” diyenleri, “Her gün 3 öğün aynı besinle beslenemem.” diye düşünenleri böyle alalım, onlara da örnek bir şok diyet listesiyle aslında menüyü çeşitlendirmenin mümkün olduğunu gösterelim diyoruz.

O zaman şok diyet nedir, ne değildir öğrenelim, örnek bir şok diyet listesi ile şok diyet nasıl yapılır, bir yan etkisi, bir zararı var mıdır hep birlikte öğrenelim.

Şok diyet nedir?

fightingforwellness

Şok diyet, hızlı kilo verdirmeyi hedefleyen diyetler için kullanılan genel bir isim aslında. Yani tek bir şok diyet yok, birbirinden farklı birçok şok diyet listesi var.

Bunlardan bazıları yukarıda da söylediğimiz gibi yoğurt diyeti, yumurta diyeti şeklinde anılan ve tek bir besin maddesinin ön plana çıktığı, belirli bir süre boyunca tek tip beslenmeye neden olan diyetler.

Bu şekilde beslenmek istemeyenler için tabii ki farklı şok diyetler de mevcut.

Besin çeşitliliği görece daha çok olan bu şok diyetler, genel olarak daha çok tercih edilse de aslında tüm şok diyetlerin bir ortak amacı var: En kısa sürece en çok kiloyu verdirmek.

Tam da bu amaçla şok diyetlerin hemen hemen hepsi 500 ila 1000 kalori arasında değişen, çok düşük kalorili bir beslenme programına sahip oluyor.

Bu sayede gün içinde harcanan kalori, alınan kaloriden hep daha fazla oluyor ve kilo verme hızı artıyor.

Son olarak “7 günde 9 kilo verdiren diyet”, “3 günde 5 kilo verdiren diyet” gibi isimlerle anılan bu şok diyetlerin asla uzun süreli olarak yapılmaması ve bir uzman gözetiminde uygulanması da büyük önem taşıyor, söylemeden geçmek olmaz diyor ve örnek bir şok diyet listesi görmek isteyenleri hemen aşağıya doğru alıyoruz.

Şok diyet nasıl yapılır: 3 günde 3 kilo verdiren şok diyet listesi

thecheesecakefactory

Hızlı kilo verdirmeyi hedefleyen bir çok diyetin uygulayacak kişinin yaşına, kilosuna, cinsiyetine, gün içindeki aktivitelerine, alerjisi ve intoleransı bulunan yiyeceklere ve daha birçok değişkene uygun olarak kişiye özel şekilde hazırlanması en doğrusu ama siz, yine de örnek bir şok diyet listesi görmek isterseniz aşağıdaki 3 günde 3 kilo verdiyen şok diyet listesine göz atabilirsiniz.

1. gün

Sabah: 1 dilim tam buğday ekmeği, 1 adet haşlanmış yumurta, 1 bardak şekersiz çay

Öğlen: 1 porsiyon az yağlı ya da yağsız sebze yemeği, 1 kase yoğurt

Akşam: 1 kase sebze çorbası (kremasız), 1 büyük kase bol yeşillikli salata (bol yağ içeren malzemelerle hazırlanan salata sosları kullanılmamalı)

2. gün

Sabah: 1 dilim tam buğday ekmeği, 2 dilim beyaz peynir, 1 bardak şekersiz çay

Öğlen: 100 gram kırmızı et, 1 büyük kase bol yeşillikli salata

Akşam: 1 porsiyon haşlanmış sebze

3. gün

Sabah: 1 su bardağı az yağlı süt, 1 adet haşlanmış yumurta, 1 bardak şekersiz çay

Öğlen: 1 kase sebze çorbası, 1 büyük kase bol yeşillikli salata

Akşam: 200 gram ızgara balık, 1 büyük kase bol yeşillikli salata

Tüm bunlara ek olarak 3 gün sürecek diyet boyunca ara öğünlerde bol bol ayran ve bitki çayı içebilir, kendinizi zor durumda kalacak kadar aç hissettiğiniz anlarda işlem görmemiş ceviz içi, fındık, badem gibi kuru yemişlerden çok az miktarda yiyebilirsiniz. Yine diyet boyunca gün içinde bol bol su içmeyi de asla ihmal etmemelisiniz.

Şok diyetle ilgili dikkat edilmesi gerekenler var: Şok diyetin zararları

healthline

Şok diyet nedir öğrendik, örnek şok diyet listesini de hep birlikte gördük. Sıra geldi şok diyetleri uygulamadan önce bilmeniz gereken en önemli noktalardan birine: Şok diyetin zararları.

  • Öncelikle şok diyet, uzun süreli olarak yapılırsa vücutta ciddi ölçüde besin eksikliğine neden olabilir. Düşük kalorili ve sınırları çok katı olan bu diyetleri 1 haftadan uzun süre yapmak tavsiye edilmez.
  • Şok diyetler kısa süre içinde çok kilo vermenizi sağlasa da normal bir beslenme düzenine döndüğünüzde kilo almanız da aynı ölçüde hızlanabilir.
  • Kalp ya da şeker hastalığı gibi kronik ve ciddi bir rahatsızlığı bulunanların, bünyesi hassas olanların, alerjik reaksiyonlar yaşayanların, hamilelik ve emzirme dönemlerindeki kadınların şok diyet yapması ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olabileceğinden önerilmez.
  • Bunlara ek olarak şok diyetler, fiziksel değişimlerin yanı sıra ruhsal değişimler yaşamanıza da neden olabilir. Bu dönemlerde az kalori aldığınız için kendinizi sürekli yorgun, halsiz, sinirli ya da stresli hissedebilirsiniz.
  • Son olarak yeniden uyarmış olalım, herhangi bir şok diyet de dahil olmak üzere katı bir beslenme programına başlamaya karar vermeden önce mutlaka bir beslenme uzmanından ya da diyetisyenden yardım almalı, kendiniz için en doğru diyet listesini oluşturmalı, doktorunuza da danışarak onun önerileri doğrultusunda hareket etmelisiniz.

    Источник: https://yemek.com/sok-diyet/

    Diyabette renkli beslenin / diyabete renkli diyet

    Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

    Sebze ve meyvelerin içerisindeki kompleks karbonhidratlar, vücudumuzda şekere yani glikoza dönüşür.

    Bu yiyeceklerin içeriğindeki karbonhidratların şekere parçalanma hızı yavaş olduğundan kan şekerini daha geç ve daha yavaş yükseltirler; bu yüzden meyve tüketiminden korkulmamalıdır.

    Tabii meyvelerin tüketim miktarına dikkat edilmelidir; araöğünlerde tercihen 1 porsiyon meyve (kişinin ihtiyacına göre değiişmekle birlikte) tercih edilmelidir.

    Meyve ve sebzelerin renklerine dikkat etmek ise daha fazla çeşitte vitamin, mineral ve antioksidan alımını sağlar. Uzman Diyetisyen İpek Ağaca Özger diyabetli kişilerin 5 renkte meyve ve sebze tüketmeye dikkat etmeleri gerektiğini belirtiyor. İşte Özger’in renkli sebze-meyveler listesi ve diyabet için faydaları;

    Aşkın rengi kırmızıyı meyve ve sebzelere veren pigment likopen antioksidanıdır. Kırmızı meyve ve sebzeler: domates, karpuz, kuşburnu, çilek, kırmızı ahududu, greyfurt, nar, kırmızı biber, kızılcık bulunur.

    Kırmızı renk grubunda en düşük glisemik indekse sahip olan meyve greyfurt, en yüksek glisemik indeksi olan ise karpuzdur. Çok güçlü antioksidan kaynağı olan kırmızı sebze ve meyveler, diyabetli kişilerin sofrasından eksik olmamalıdır.

    Sarı-Turuncu Meyve & Sebzeler

    Enerjinin sembolü olan turuncu renkteki meyve ve sebzeler, doğal bir bitkisel pigment olan, karotenoidler tarafından renklendirilmişlerdir

    Sarı-turuncu renk grubunda yer alan meyve ve sebzeler: Bal kabağı, Havuç, Şeftali, Kayısı, Kavun, Mango, Nektarin, Portakal, Mandalina, Trabzon hurması, Muşmula, Malta eriği (yeni dünya), Ananas, Papaya, Limon, Sarı biber, Tatlı patates, Mısır ve Sarı domatestir.

    Turuncu renk grubunda yer alan turunçgillerin tüketiminde diyabetlilerin dikkat etmesi gereken nokta; meyvenin suyunu sıkmak yerine kendisini tercih etmeleridir. Böylece daha fazla posa alarak kan şekerlerinin hızlı yükselmesini engellemiş olurlar. Ayrıca; taze sıkılmış da olsa meyve sularının glisemik indeksinin bir miktar daha yüksek olduğu unutulmamalıdır.

    Sebzelerden tatlı patates ve havucun; meyvelerden ise kayısı ve kavunun glisemik indeksleri yüksek olan seçimler olduğu unutulmamalıdır. Bu meyve sebzeler, diğerlerine göre daha dikkatli tüketilmelidir. Diyabetlilerde meyvenin kurusundansa tazesini tüketmek daha doğrudur.

    Diyabetlilere bağışıklık sisteminin güçlenmesi için günde en az 1 avuç sarı ve turuncu meyve sebze tüketilmesini öneririm.

    Yeşil Meyve & Sebzeler

    Tabiatın, huzurun rengi olan yeşilin, meyve ve sebzelerdeki kaynağı ‘klorofil’ dir. Bu gruptaki besinler yüksek C vitamini içermeleri ile dikkat çekerler.

    Bunlar: Yeşil üzüm, Yeşil erik, Kivi, Lime, Yeşil soğan, Avokado, Brokoli, Kara lahana, Marul, Roka, Taze nane, Dereotu, tere, Kuzukulağı gibi tüm otlar, Taze fasulye, Kabak, Yeşil dolmalık biber, Yeşil sivri biber, Kuşkonmaz, Bezelye, Bruksel lahanası, Salatalık, Ispanak, Pazı, Hardal, Semizotu, Tere ve diğer tüm yeşil yapraklı sebzelerdir.

    Diyabeti olan kişinin öğünlerde tüketeceği salataya yeşil renkteki sebzelerden en az bir tanesini koymasını öneriyorum. Kivi hem çözünür hem de çözünmez posadan zengin olması; hem de glisemik indeksinin çok yüksek olmaması sebebiyle diyabetli kişiler tarafından sıkça tercih edilmelidir.

    Sakinleştirici özelliğe sahip olduğu bilinen mor renge sahip olan meyve ve sebzelere mavi-mor rengi veren pigment, ‘antosiyanin’ dir.

    Patlıcan, Kırmızı pancar, Mor lahana, Kırmızı soğan, Mor/kırmızı turp ,Böğürtlen, Siyah ahududu, Yabanmersini, İncir, Mor erik, Kuru erik, Mor&Kırmızı&Siyah üzüm, Vişne, Kiraz, Kuş üzümü, Siyah dut, Kuru üzüm, Kan portakalı gibi mor renkteki bu meyve ve sebzeleri mevsiminde düzenli olarak tüketmeyi ihmal etmeyin.

    Diyabetli kişilerin salatalarında mor renkteki sebzeler de mutlaka bulunmalıdır.

    Mor üzüm, mor renkli meyveler arasında en yüksek glisemik indeksi olan meyvedir; diyabetlilerin tüketim miktarına daha çok dikkat etmeleri gerekir.

    Hücreleri hasar almaktan korumak için güçlü bir antioksidan olan antosiyaninlerden zengin mor renkteki meyve ve sebzelerin her gün en az 1 avuç kadar tüketilmesini tavsiye ederim.

    Beyaz Meyve & Sebzeler

    Temizliğin, saflığın simgesi olan beyaz renkteki meyve ve sebzeler, rengini ‘antoksantin’ isimli pigment sayesinde almışlardır. Antoksantin, antioksidan özellikte olan bir flavonoidtir.

    Kaliteli posa içerikleriyle dikkat çeken beyaz renkli meyve ve sebzeler, diyabette oldukça etkilidirler.

    Beyaz grupta yer alan meyve ve sebzeler: Muz, Elma, Armut, Ayva, Karnabahar, Beyaz lahana, Sarımsak, Soğan, Zencefil, Mantar, Patates, Turp, Yer elması, Hindiba, Kereviz, Enginar ve Pırasa’dır.

    Beyaz grupta yer alan patates ve muz, glisemik indeksi yüksek olduklarından daha dikkkatli tüketilmesi gereken meyve ve sebzelerdir.

    Meyvelerden elma, armut ve ayva hem glisemik indeksleri düşük olması sebebiyle hem de pektin içermeleri sebebiyle diyabetli kişilerin bu meyvelere öncelik vermelerini öneririm. Bu meyveleri kabuğu ile tüketmenin daha fazla posa alımını sağladığını hatırlatmak isterim.

    Tüm beyaz renkli sebzeler, diyabetli kişiler tarafından rahatlıkla tüketilebilir. Her gün salatalara en az bir beyaz sebze eklemeyi veya bu beyaz renkteki sebzeden yapılmış yemeği tüketmek ihmal edilmemelidir.

    Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/diyabette-renkli-beslenin-diyabete-renkli-diyet/

    Sarı nokta hastalığı hakkında bilmeniz gerekenler

    Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

    Yağlanmaya bağlı olarak görme kaybına neden olan sarı nokta hastalığında beslenmeye dikkat…

    Özellikle farklı renklerdeki sebze ve meyvelerden oluşan bir diyetle, sarı nokta hastalığının kontrolde tutulması ve ileri dönemde görme kaybının oluşmasını önlemek mümkün. Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi Başkanı Doç. Dr.

    Barış Sönmez, “13 Ekim Dünya Görme Günü” için sarı nokta hastalığı ve tedavide beslenmenin önemi hakkında bilgi verdi.

    Güneş tutulmasını izleyenlerde de olabiliyor

    Sarı nokta, gözümüzün arkasında yer alan ve görme hücrelerinden oluşan retina tabakasının en önemli bölgesidir. İleri yaşa bağlı maküla dejenerasyonu en sık görülen ve bilinen sarı nokta hastalığı tipi olmakla beraber; daha genç hastalarda inflamasyon, damar anomalileri, diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklara ikincil sarı nokta problemleri ortaya çıkabilir.

    40-50 yaş üstüne her sene göz muayenesi şart

    Halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenarasyonunun kuru ve yaş olmak üzere iki türü vardır. Kuru tip olanı retinada birikintiler, incelme ve dejenerasyon ile başlar, bu durum yavaş ancak ilerleyici görme bozukluğuyla sonuçlanır.

    Kuru tip maküla dejenerasyonu, retinada drusen adı verilen birikintilerin oluşmasıyla karakterizedir. Bu birikintiler hastalığın başlangıç evrelerinde hiç belirti vermeyebilir. Bu nedenle kişilerin 40-50 yaş sonrasında her sene göz muayenesinden geçmesi gerekir.

    Makülada biriken drusen sayısı ve ebatları büyüyerek, retina hücrelerindeatrofi ve fonksiyon kaybına yol açar.

    Sarı nokta için kareli kart testi

    Kuru tip maküla dejenerasyonunda, görme keskinliğindeki değişim retinanın etkilenen bölgesindeki fonksiyon kaybı ile uyumludur. Bölgesel bu kayıplar skotom olarak adlandırılır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde daha geniş alanlarda hücre ve doku kaybı gelişir.

    Bu durum coğrafik atrofi' olarak tanımlanır ve merkezi görüşü etkileyen bir körlük gelişir. Hastalığın takibinde detaylı retina maueyenesinin yanında görme fonksiyonunun “kareli kağıt” testiyle de takibi önemlidir.

    Orijinal adı 'Amsler Grid' olan bu kartla hastalar düzenli olarak merkezi görmelerini takip ederler. Karttaki karelerde kırıklı, eksik veya eğik görüntüler ortaya çıkması durumunda doktorlarını bilgilendirirler.

    Kuru tip sarı nokta hastalıği ilerleyen safhalarda yaş tipe dönüşebilir.

    Göz içi ilaç enjeksiyonuyla tedavi

    Yaş tip sarı nokta hastalığında da Amsler Grid testinden faydalanılır. Bu testte merkezdeki noktaya bakıldığında odak noktasının yanları eğri büğrü, kırıklı, bombeli görme varsa bu hastalığın ilerlediğine dair önemli bir belirtidir.

    Yaş tipte, drusen birikintileri sarı noktada tutundukları katmanları yavaşça ayırıp, yeni damar teşekkülleri oluşumunu tetiklerler.

    Normalde olmayan ve koroid neovaskülarizasyonu adı verilen damarlar, göz merkezinde kanamalara ve karanlık bölgelere neden olur.

    – Sarı nokta hastalığının tanı ve takibinde OCT, göz anjiografisi gibi çeşitli testler uygulanır. Bu detaylı testler hastalığın seyri ve tedaviye cevap hakkında önemli veriler elde etmemizi sağlar.

    Son on yıla kadar sarı nokta hastalığının yaş tipinde etkili bir tedavi yoktu. Günümüzde göz içi Anti-VEGF ilaç enjeksiyonlarıyla yeni damar teşekküllerini engellemek ve görme kaybını azaltmak mümkün.

    Sarı nokta diyeti hastalığın ilerlemesini yavaşlatıyor

    Kuru tip sarı nokta hastalığında göz içi ilaç enjeksiyonları uygulanmaz. Kuru tipteki sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak için bu bölgeyi besleyecek ve rejenerasyonunu sağlayacak diyet ve besin destekleri önerilir.

    Maalesef kaybeilen görme hücrelerini çu an için yerine koymak klinik olarak mümkün değil.

    Ancak bu bölgenin hastalıkları için kök hücre çalışmaları ve gen tedavileri yoğun bir şekilde devam etmekte ve geleceğe yönelik umutlarımızı taze tutmaktadır.

    – Sarı nokta hastalığı olanlar, güneşin retina hücrelerine zararlı etkilerinden korunmak için dış ortamlarda mutlaka UVA 400 blokajlı güneş gözlükleri kullanmalıdır.

    Bol renkli beslenmek çok önemli

    Kuru tipteki sarı nokta hastalarına doymuş yağ asitlerinden, ağır protein diyetlerinden uzak durmalılar. Bol renkli sebzeler yenilmesi bu hastalara önerilir. Sarı nokta hastalığı tanısı almış kişiler göz doktorları tarafından vitamin, mineral kombinasyonları verilir.

    Bu hastalık için özellikle C ve E vitamini, lutein ve zeaksantin, çinko ve bakırdan zengin beslenme önemlidir. Sigara ve tütün ürünleri tüketimi, genetik yatkınlığı olan kişilerin sarı nokta hastalığını daha erken ve şiddetli yaşamasına neden olacaktır.

    Bu nedenle sarı nokta hastalığı tanısı almış veya genetik olarak risk grubunda olan kişiler sigara ve tütün ürünlerinden tamamen kurtulmalıdır.

    Источник: https://www.kadinvekadin.net/sari-nokta-hastaligi-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html

    Sarı Nokta Hastalığı (Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu)

    Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

    Retinanın (ışığa duyarlı ağ tabaka) merkezindeki bölgeye makula denir. Sarı nokta ya da Latince ismi ile fovea makülanın tam ortasında yer alır. Sarı nokta renkli ve keskin görmemizi sağlar.

    Sarı Nokta Hastalığı Nedir?

    Şematik olarak maküla ve fovea

    Görme merkezini yani makulayı tutan bir hastalıktır. Retina ve retina altındaki tabakalarda tahribat yaparak merkezi görmenin azalmasına yol açar. 50 yaş üzerindeki kişilerde ciddi görme kaybına en sık yol açan hastalıktır.

    Hastalığın Belirtileri Nelerdir?

    Görmede Azalma Yada Bulanık Görme

    Görme Alanının Ortasında Siyah Noktalar

    Renklerin Soluk ve Donuk Görünmesi

    Çizgilerin Eğik, Dalgalı Yada Silik Görünmesi

    Kimler Sarı Nokta Hastalığı Açısından Daha Fazla Risk Altındadır?

    Yaş arttıkça risk artar; 65 yaşın üzerindeki kişilerin yaklaşık %25’inde sarı nokta hastalığı bulunur. Sigara içme hastalığa yakalanma riskini 3 kez artırır. Sigara içilen ortamda bulunmak riski 2 kez artırır.

    Sigarayı bırakmak riski azaltır ve 20 yıl sonra sigara hiç içmemişlerle risk aynıdır. Güneş ışığına aşırı maruz kalma, özellikle mavi ve ultraviyole dalga boyları, hastalık riskini artırmaktadır.

    Bu dalga boylarını filtre eden güneş gözlükleri ve ayrıca şapka ya da kep takılması faydalıdır.

    Ayrıca, ailede sarı nokta hastalığı bulunması, yüksek kan basıncı, kan yağlarının yüksek olması, kalp ve damar hastalığının olması, yüksek vücut kitle indeksi ve belirli vitaminlerin ve minerallerin yediklerimizle az alınması sarı nokta hastalığı için risk faktörleridir.

    Beslenmemizle Sarı Nokta Hastalığı Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

     Luteinin bol miktarda bulunduğu besinler

    Ispanak, karalahana ve brokoliden bol bir diyetle beslenen kişilerde sarı nokta hastalığı daha az görülmektedir. Bu besinler bol miktarda lutein ve zeaxanthin denilen makülayı koruyucu iki önemli pigment içerirler. Koyu yeşil yapraklı sebzeler dışında sarı biber, mısır, avokado, şeftali, portakal, hurma ve yumurta sarısında da bol miktarda lutein ve zeaxanthin vardır.

    Çinkodan zayıf bir diyetle beslenen kişilerde sarı nokta hastalığı daha sık görülmektedir. Et, balık, kabuklu deniz ürünleri, fasulye, nohut ve yulaf gibi besinlerde çinko bulunmaktadır.

    Omega-3 yağ asitlerinden zengin bir diyetle beslenen kişilerde hem hastalık daha az oluşmakta hem de hastalığın ilerlemesi yavaşlamaktadır.

    Balık (somon, ton ve sardalye), balık yağı, ceviz ve bitki yağlarında (kanola, keten tohumu) bol miktarda Omega-3 yağ asitleri bulunmaktadır.

     Omega-3 yağ asitlerinden zengin besinler

    Göz sağlığınız açısından bol meyve içeren dengeli bir diyet önemlidir. Doymuş yağ asitlerinden ve kolesterolden zengin bir diyetten uzak durmak gerekmektedir.

    Hastalık Nasıl Başlar?

    Erken dönemde hastaların makulalarında druzen denilen oluşumlar gözlenir. Bu evrede hastaların görmeleri tamdır ya da hafif azalabilir.

    Bunları ancak detaylı bir retina muayenesi sırasında göz doktoru saptayabilir ve ilerlemesini engellemek için size gerekli vitaminleri verir ve önerilerde bulunur. Bu da göz doktoruna yapılacak periyodik muayenenin önemini göstermektedir.

    Bu erken evre sarı nokta hastalığı çoğu zaman ciddi görme kayıplarıyla olan ileri evre sarı nokta hastalığına ilerlemez.

     Druzenler

    Sarı Nokta Hastalığının Tipleri Var mıdır?

    Bazen druzen dediğimiz erken evre sarı nokta hastalığı ilerlemeye devam eder ve 2 tip sarı nokta hastalığı oluşabilir.

     Kuru (Atrofik) Tip

    Yaş (Eksudatif) Tip

    Kuru tip sarı nokta hastalığı daha sık görülür, daha yavaş ilerlediğinden görme kaybı daha azdır ve uzun sürede ortaya çıkar. Druzenlerin sayısı ve büyüklükleri artar. Retina pigment epiteli ve fotoreseptör hücrelerde tahribat (atrofi) meydana geldiğinden görme azalır.

    Kuru tip bazen yaş tipe dönebilir. Amsler kareli kağıt testi ile kendi kendimizi kontrol edebiliriz. Bu testte düz çizgilerin eğri görülmesi, bazı karelerin görülmemesi ya da koyu görülmesi sarı nokta hastalığının belirtisidir.

    Bu gibi durumlarda, en kısa zamanda retinanızın detaylı muayenesinin yapılması gerekmektedir.

    Yaş tip sarı nokta hastalığında retina altında yeni damarlar oluşur. Bu yeni damarlardan sıvı kaçağı ve kanama olur. Sıvı toplanırsa düz çizgiler eğri görülür; kanama olursa ciddi görme kayıpları oluşur. En son evrede skar dokusu halini alır. Ciddi merkezi görme kayıpları meydana gelir ama kenardan görme ve merkezin etrafını görme korunur. Çok nadiren tam körlük yapar.

    Hangi Tetkikleri Yaparız?

    Retina anjiografisi ve OCT’yi (Optik Koherenz Tomografi) her hastaya standart uygularız. Bazen indosiyanin yeşil anjiografisini uygulamak gerekebilir.

    Amsler kareli kağıt testinde sarı nokta hastalığının görünüşü

    Göz içi anti-VEGF enjeksiyonu

    Источник: https://www.atesyanyali.com/sari-nokta-hastaligi-yasa-bagli-makula-dejenerasyonu

    Поделиться:
    Нет комментариев

      Bir cevap yazın

      Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.