Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti
Göz Hastalıkları
Memorial Şişli Hastanesi

Yaşlanmaya bağlı olarak görme kaybına neden olan ve halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenerasyonunda beslenmenin önemi büyük.

Özellikle farklı renklerdeki sebze ve meyvelerden oluşan bir diyetle, sarı nokta hastalığının kontrolde tutulması ve ileri dönemde görme kaybının oluşmasını önlemek mümkün.

Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi uzmanları, Dünya Görme Günü öncesinde sarı nokta hastalığı ve tedavide beslenmenin önemi hakkında bilgi verdi.

Güneş tutulmasını izleyenlerde de olabiliyor

Sarı nokta, gözümüzün arkasında yer alan ve görme hücrelerinden oluşan retina tabakasının en önemli bölgesidir. İleri yaşa bağlı maküla dejenerasyonu en sık görülen ve bilinen sarı nokta hastalığı tipi olmakla beraber; daha genç hastalarda inflamasyon, damar anomalileri, diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklara ikincil sarı nokta problemleri ortaya çıkabilir.

40-50 yaş üstüne her sene göz muayenesi şart

Halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenarasyonunun kuru ve yaş olmak üzere iki türü vardır. Kuru tip olanı retinada birikintiler, incelme ve dejenerasyon ile başlar, bu durum yavaş ancak ilerleyici görme bozukluğuyla sonuçlanır.

Kuru tip maküla dejenerasyonu, retinada drusen adı verilen birikintilerin oluşmasıyla karakterizedir. Bu birikintiler hastalığın başlangıç evrelerinde hiç belirti vermeyebilir. Bu nedenle kişilerin 40-50 yaş sonrasında her sene göz muayenesinden geçmesi gerekir.

Makülada biriken drusen sayısı ve ebatları büyüyerek, retina hücrelerinde  atrofi ve fonksiyon kaybına yol açar.

Sarı nokta için kareli kart testi

Kuru tip maküla dejenerasyonunda, görme keskinliğindeki değişim retinanın etkilenen bölgesindeki fonksiyon kaybı ile uyumludur. Bölgesel bu kayıplar skotom olarak adlandırılır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde daha geniş alanlarda hücre ve doku kaybı gelişir. Bu durum coğrafik atrofi' olarak tanımlanır ve merkezi görüşü etkileyen bir körlük gelişir.

Hastalığın takibinde detaylı retina maueyenesinin yanında görme fonksiyonunun “kareli kağıt” testiyle de takibi önemlidir. Orijinal adı 'Amsler Grid' olan bu kartla hastalar düzenli olarak merkezi görmelerini takip ederler. Karttaki karelerde kırıklı, eksik veya eğik görüntüler ortaya çıkması durumunda doktorlarını bilgilendirirler.

Kuru tip sarı nokta hastalıği ilerleyen safhalarda yaş tipe dönüşebilir.  

Göz içi ilaç enjeksiyonuyla tedavi

Yaş tip sarı nokta hastalığında da Amsler Grid testinden faydalanılır. Bu testte merkezdeki noktaya bakıldığında odak noktasının yanları eğri büğrü, kırıklı, bombeli görme varsa bu hastalığın ilerlediğine dair önemli bir belirtidir.

Yaş tipte, drusen birikintileri sarı noktada tutundukları katmanları yavaşça ayırıp, yeni damar teşekkülleri oluşumunu tetiklerler.

Normalde olmayan ve koroid neovaskülarizasyonu adı verilen damarlar, göz merkezinde kanamalara ve karanlık bölgelere neden olur.

Sarı nokta hastalığının tanı ve takibinde OCT, göz anjiografisi gibi çeşitli testler uygulanır. Bu detaylı testler hastalığın seyri ve tedaviye cevap hakkında önemli veriler elde etmemizi sağlar.

Son on yıla kadar sarı nokta hastalığının yaş tipinde etkili bir tedavi yoktu. Günümüzde göz içi Anti-VEGF ilaç enjeksiyonlarıyla yeni damar teşekküllerini engellemek ve görme kaybını azaltmak mümkün.

Sarı nokta diyeti hastalığın ilerlemesini yavaşlatıyor

Kuru tip sarı nokta hastalığında göz içi ilaç enjeksiyonları uygulanmaz. Kuru tipteki sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak için bu bölgeyi besleyecek ve rejenerasyonunu sağlayacak diyet ve besin destekleri önerilir.

Maalesef kaybeilen görme hücrelerini çu an için yerine koymak klinik olarak mümkün değil.

Ancak bu bölgenin hastalıkları için kök hücre çalışmaları ve gen tedavileri yoğun bir şekilde devam etmekte ve geleceğe yönelik umutlarımızı taze tutmaktadır.

Sarı nokta hastalığı olanlar, güneşin retina hücrelerine zararlı etkilerinden korunmak için dış ortamlarda mutlaka UVA 400 blokajlı güneş gözlükleri kullanmalıdır.

Bol renkli beslenmek çok önemli

Kuru tipteki sarı nokta hastalarına doymuş yağ asitlerinden, ağır protein diyetlerinden uzak durmalılar. Bol renkli sebzeler yenilmesi bu hastalara önerilir. Sarı nokta hastalığı tanısı almış kişiler göz doktorları tarafından vitamin, mineral kombinasyonları verilir.

Bu hastalık için özellikle C ve E vitamini, lutein ve zeaksantin, çinko ve bakırdan zengin beslenme önemlidir. Sigara ve tütün ürünleri tüketimi, genetik yatkınlığı olan kişilerin sarı nokta hastalığını daha erken ve şiddetli yaşamasına neden olacaktır.

Bu nedenle sarı nokta hastalığı tanısı almış veya genetik olarak risk grubunda olan kişiler sigara ve tütün ürünlerinden tamamen kurtulmalıdır.

Güncellenme Tarihi: 20 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 20 Kasım 2018

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/sari-noktaya-bol-renkli-besin-diyeti/

Diyabette renkli beslenin / diyabete renkli diyet

Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

Sebze ve meyvelerin içerisindeki kompleks karbonhidratlar, vücudumuzda şekere yani glikoza dönüşür.

Bu yiyeceklerin içeriğindeki karbonhidratların şekere parçalanma hızı yavaş olduğundan kan şekerini daha geç ve daha yavaş yükseltirler; bu yüzden meyve tüketiminden korkulmamalıdır.

Tabii meyvelerin tüketim miktarına dikkat edilmelidir; araöğünlerde tercihen 1 porsiyon meyve (kişinin ihtiyacına göre değiişmekle birlikte) tercih edilmelidir.

Meyve ve sebzelerin renklerine dikkat etmek ise daha fazla çeşitte vitamin, mineral ve antioksidan alımını sağlar. Uzman Diyetisyen İpek Ağaca Özger diyabetli kişilerin 5 renkte meyve ve sebze tüketmeye dikkat etmeleri gerektiğini belirtiyor. İşte Özger’in renkli sebze-meyveler listesi ve diyabet için faydaları;

Aşkın rengi kırmızıyı meyve ve sebzelere veren pigment likopen antioksidanıdır. Kırmızı meyve ve sebzeler: domates, karpuz, kuşburnu, çilek, kırmızı ahududu, greyfurt, nar, kırmızı biber, kızılcık bulunur.

Kırmızı renk grubunda en düşük glisemik indekse sahip olan meyve greyfurt, en yüksek glisemik indeksi olan ise karpuzdur. Çok güçlü antioksidan kaynağı olan kırmızı sebze ve meyveler, diyabetli kişilerin sofrasından eksik olmamalıdır.

Sarı-Turuncu Meyve & Sebzeler

Enerjinin sembolü olan turuncu renkteki meyve ve sebzeler, doğal bir bitkisel pigment olan, karotenoidler tarafından renklendirilmişlerdir

Sarı-turuncu renk grubunda yer alan meyve ve sebzeler: Bal kabağı, Havuç, Şeftali, Kayısı, Kavun, Mango, Nektarin, Portakal, Mandalina, Trabzon hurması, Muşmula, Malta eriği (yeni dünya), Ananas, Papaya, Limon, Sarı biber, Tatlı patates, Mısır ve Sarı domatestir.

Turuncu renk grubunda yer alan turunçgillerin tüketiminde diyabetlilerin dikkat etmesi gereken nokta; meyvenin suyunu sıkmak yerine kendisini tercih etmeleridir. Böylece daha fazla posa alarak kan şekerlerinin hızlı yükselmesini engellemiş olurlar. Ayrıca; taze sıkılmış da olsa meyve sularının glisemik indeksinin bir miktar daha yüksek olduğu unutulmamalıdır.

Sebzelerden tatlı patates ve havucun; meyvelerden ise kayısı ve kavunun glisemik indeksleri yüksek olan seçimler olduğu unutulmamalıdır. Bu meyve sebzeler, diğerlerine göre daha dikkatli tüketilmelidir. Diyabetlilerde meyvenin kurusundansa tazesini tüketmek daha doğrudur.

Diyabetlilere bağışıklık sisteminin güçlenmesi için günde en az 1 avuç sarı ve turuncu meyve sebze tüketilmesini öneririm.

Yeşil Meyve & Sebzeler

Tabiatın, huzurun rengi olan yeşilin, meyve ve sebzelerdeki kaynağı ‘klorofil’ dir. Bu gruptaki besinler yüksek C vitamini içermeleri ile dikkat çekerler.

Bunlar: Yeşil üzüm, Yeşil erik, Kivi, Lime, Yeşil soğan, Avokado, Brokoli, Kara lahana, Marul, Roka, Taze nane, Dereotu, tere, Kuzukulağı gibi tüm otlar, Taze fasulye, Kabak, Yeşil dolmalık biber, Yeşil sivri biber, Kuşkonmaz, Bezelye, Bruksel lahanası, Salatalık, Ispanak, Pazı, Hardal, Semizotu, Tere ve diğer tüm yeşil yapraklı sebzelerdir.

Diyabeti olan kişinin öğünlerde tüketeceği salataya yeşil renkteki sebzelerden en az bir tanesini koymasını öneriyorum. Kivi hem çözünür hem de çözünmez posadan zengin olması; hem de glisemik indeksinin çok yüksek olmaması sebebiyle diyabetli kişiler tarafından sıkça tercih edilmelidir.

Sakinleştirici özelliğe sahip olduğu bilinen mor renge sahip olan meyve ve sebzelere mavi-mor rengi veren pigment, ‘antosiyanin’ dir.

Patlıcan, Kırmızı pancar, Mor lahana, Kırmızı soğan, Mor/kırmızı turp ,Böğürtlen, Siyah ahududu, Yabanmersini, İncir, Mor erik, Kuru erik, Mor&Kırmızı&Siyah üzüm, Vişne, Kiraz, Kuş üzümü, Siyah dut, Kuru üzüm, Kan portakalı gibi mor renkteki bu meyve ve sebzeleri mevsiminde düzenli olarak tüketmeyi ihmal etmeyin.

Diyabetli kişilerin salatalarında mor renkteki sebzeler de mutlaka bulunmalıdır.

Mor üzüm, mor renkli meyveler arasında en yüksek glisemik indeksi olan meyvedir; diyabetlilerin tüketim miktarına daha çok dikkat etmeleri gerekir.

Hücreleri hasar almaktan korumak için güçlü bir antioksidan olan antosiyaninlerden zengin mor renkteki meyve ve sebzelerin her gün en az 1 avuç kadar tüketilmesini tavsiye ederim.

Beyaz Meyve & Sebzeler

Temizliğin, saflığın simgesi olan beyaz renkteki meyve ve sebzeler, rengini ‘antoksantin’ isimli pigment sayesinde almışlardır. Antoksantin, antioksidan özellikte olan bir flavonoidtir.

Kaliteli posa içerikleriyle dikkat çeken beyaz renkli meyve ve sebzeler, diyabette oldukça etkilidirler.

Beyaz grupta yer alan meyve ve sebzeler: Muz, Elma, Armut, Ayva, Karnabahar, Beyaz lahana, Sarımsak, Soğan, Zencefil, Mantar, Patates, Turp, Yer elması, Hindiba, Kereviz, Enginar ve Pırasa’dır.

Beyaz grupta yer alan patates ve muz, glisemik indeksi yüksek olduklarından daha dikkkatli tüketilmesi gereken meyve ve sebzelerdir.

Meyvelerden elma, armut ve ayva hem glisemik indeksleri düşük olması sebebiyle hem de pektin içermeleri sebebiyle diyabetli kişilerin bu meyvelere öncelik vermelerini öneririm. Bu meyveleri kabuğu ile tüketmenin daha fazla posa alımını sağladığını hatırlatmak isterim.

Tüm beyaz renkli sebzeler, diyabetli kişiler tarafından rahatlıkla tüketilebilir. Her gün salatalara en az bir beyaz sebze eklemeyi veya bu beyaz renkteki sebzeden yapılmış yemeği tüketmek ihmal edilmemelidir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/diyabette-renkli-beslenin-diyabete-renkli-diyet/

Sarı nokta hastalığı hakkında bilmeniz gerekenler

Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

Yağlanmaya bağlı olarak görme kaybına neden olan sarı nokta hastalığında beslenmeye dikkat…

Özellikle farklı renklerdeki sebze ve meyvelerden oluşan bir diyetle, sarı nokta hastalığının kontrolde tutulması ve ileri dönemde görme kaybının oluşmasını önlemek mümkün. Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi Başkanı Doç. Dr.

Barış Sönmez, “13 Ekim Dünya Görme Günü” için sarı nokta hastalığı ve tedavide beslenmenin önemi hakkında bilgi verdi.

Güneş tutulmasını izleyenlerde de olabiliyor

Sarı nokta, gözümüzün arkasında yer alan ve görme hücrelerinden oluşan retina tabakasının en önemli bölgesidir. İleri yaşa bağlı maküla dejenerasyonu en sık görülen ve bilinen sarı nokta hastalığı tipi olmakla beraber; daha genç hastalarda inflamasyon, damar anomalileri, diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklara ikincil sarı nokta problemleri ortaya çıkabilir.

40-50 yaş üstüne her sene göz muayenesi şart

Halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenarasyonunun kuru ve yaş olmak üzere iki türü vardır. Kuru tip olanı retinada birikintiler, incelme ve dejenerasyon ile başlar, bu durum yavaş ancak ilerleyici görme bozukluğuyla sonuçlanır.

Kuru tip maküla dejenerasyonu, retinada drusen adı verilen birikintilerin oluşmasıyla karakterizedir. Bu birikintiler hastalığın başlangıç evrelerinde hiç belirti vermeyebilir. Bu nedenle kişilerin 40-50 yaş sonrasında her sene göz muayenesinden geçmesi gerekir.

Makülada biriken drusen sayısı ve ebatları büyüyerek, retina hücrelerindeatrofi ve fonksiyon kaybına yol açar.

Sarı nokta için kareli kart testi

Kuru tip maküla dejenerasyonunda, görme keskinliğindeki değişim retinanın etkilenen bölgesindeki fonksiyon kaybı ile uyumludur. Bölgesel bu kayıplar skotom olarak adlandırılır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde daha geniş alanlarda hücre ve doku kaybı gelişir.

Bu durum coğrafik atrofi' olarak tanımlanır ve merkezi görüşü etkileyen bir körlük gelişir. Hastalığın takibinde detaylı retina maueyenesinin yanında görme fonksiyonunun “kareli kağıt” testiyle de takibi önemlidir.

Orijinal adı 'Amsler Grid' olan bu kartla hastalar düzenli olarak merkezi görmelerini takip ederler. Karttaki karelerde kırıklı, eksik veya eğik görüntüler ortaya çıkması durumunda doktorlarını bilgilendirirler.

Kuru tip sarı nokta hastalıği ilerleyen safhalarda yaş tipe dönüşebilir.

Göz içi ilaç enjeksiyonuyla tedavi

Yaş tip sarı nokta hastalığında da Amsler Grid testinden faydalanılır. Bu testte merkezdeki noktaya bakıldığında odak noktasının yanları eğri büğrü, kırıklı, bombeli görme varsa bu hastalığın ilerlediğine dair önemli bir belirtidir.

Yaş tipte, drusen birikintileri sarı noktada tutundukları katmanları yavaşça ayırıp, yeni damar teşekkülleri oluşumunu tetiklerler.

Normalde olmayan ve koroid neovaskülarizasyonu adı verilen damarlar, göz merkezinde kanamalara ve karanlık bölgelere neden olur.

– Sarı nokta hastalığının tanı ve takibinde OCT, göz anjiografisi gibi çeşitli testler uygulanır. Bu detaylı testler hastalığın seyri ve tedaviye cevap hakkında önemli veriler elde etmemizi sağlar.

Son on yıla kadar sarı nokta hastalığının yaş tipinde etkili bir tedavi yoktu. Günümüzde göz içi Anti-VEGF ilaç enjeksiyonlarıyla yeni damar teşekküllerini engellemek ve görme kaybını azaltmak mümkün.

Sarı nokta diyeti hastalığın ilerlemesini yavaşlatıyor

Kuru tip sarı nokta hastalığında göz içi ilaç enjeksiyonları uygulanmaz. Kuru tipteki sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak için bu bölgeyi besleyecek ve rejenerasyonunu sağlayacak diyet ve besin destekleri önerilir.

Maalesef kaybeilen görme hücrelerini çu an için yerine koymak klinik olarak mümkün değil.

Ancak bu bölgenin hastalıkları için kök hücre çalışmaları ve gen tedavileri yoğun bir şekilde devam etmekte ve geleceğe yönelik umutlarımızı taze tutmaktadır.

– Sarı nokta hastalığı olanlar, güneşin retina hücrelerine zararlı etkilerinden korunmak için dış ortamlarda mutlaka UVA 400 blokajlı güneş gözlükleri kullanmalıdır.

Bol renkli beslenmek çok önemli

Kuru tipteki sarı nokta hastalarına doymuş yağ asitlerinden, ağır protein diyetlerinden uzak durmalılar. Bol renkli sebzeler yenilmesi bu hastalara önerilir. Sarı nokta hastalığı tanısı almış kişiler göz doktorları tarafından vitamin, mineral kombinasyonları verilir.

Bu hastalık için özellikle C ve E vitamini, lutein ve zeaksantin, çinko ve bakırdan zengin beslenme önemlidir. Sigara ve tütün ürünleri tüketimi, genetik yatkınlığı olan kişilerin sarı nokta hastalığını daha erken ve şiddetli yaşamasına neden olacaktır.

Bu nedenle sarı nokta hastalığı tanısı almış veya genetik olarak risk grubunda olan kişiler sigara ve tütün ürünlerinden tamamen kurtulmalıdır.

Источник: https://www.kadinvekadin.net/sari-nokta-hastaligi-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html

Sarı Nokta Hastalığı (Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu)

Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

Retinanın (ışığa duyarlı ağ tabaka) merkezindeki bölgeye makula denir. Sarı nokta ya da Latince ismi ile fovea makülanın tam ortasında yer alır. Sarı nokta renkli ve keskin görmemizi sağlar.

Sarı Nokta Hastalığı Nedir?

Şematik olarak maküla ve fovea

Görme merkezini yani makulayı tutan bir hastalıktır. Retina ve retina altındaki tabakalarda tahribat yaparak merkezi görmenin azalmasına yol açar. 50 yaş üzerindeki kişilerde ciddi görme kaybına en sık yol açan hastalıktır.

Hastalığın Belirtileri Nelerdir?

Görmede Azalma Yada Bulanık Görme

Görme Alanının Ortasında Siyah Noktalar

Renklerin Soluk ve Donuk Görünmesi

Çizgilerin Eğik, Dalgalı Yada Silik Görünmesi

Kimler Sarı Nokta Hastalığı Açısından Daha Fazla Risk Altındadır?

Yaş arttıkça risk artar; 65 yaşın üzerindeki kişilerin yaklaşık %25’inde sarı nokta hastalığı bulunur. Sigara içme hastalığa yakalanma riskini 3 kez artırır. Sigara içilen ortamda bulunmak riski 2 kez artırır.

Sigarayı bırakmak riski azaltır ve 20 yıl sonra sigara hiç içmemişlerle risk aynıdır. Güneş ışığına aşırı maruz kalma, özellikle mavi ve ultraviyole dalga boyları, hastalık riskini artırmaktadır.

Bu dalga boylarını filtre eden güneş gözlükleri ve ayrıca şapka ya da kep takılması faydalıdır.

Ayrıca, ailede sarı nokta hastalığı bulunması, yüksek kan basıncı, kan yağlarının yüksek olması, kalp ve damar hastalığının olması, yüksek vücut kitle indeksi ve belirli vitaminlerin ve minerallerin yediklerimizle az alınması sarı nokta hastalığı için risk faktörleridir.

Beslenmemizle Sarı Nokta Hastalığı Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

 Luteinin bol miktarda bulunduğu besinler

Ispanak, karalahana ve brokoliden bol bir diyetle beslenen kişilerde sarı nokta hastalığı daha az görülmektedir. Bu besinler bol miktarda lutein ve zeaxanthin denilen makülayı koruyucu iki önemli pigment içerirler. Koyu yeşil yapraklı sebzeler dışında sarı biber, mısır, avokado, şeftali, portakal, hurma ve yumurta sarısında da bol miktarda lutein ve zeaxanthin vardır.

Çinkodan zayıf bir diyetle beslenen kişilerde sarı nokta hastalığı daha sık görülmektedir. Et, balık, kabuklu deniz ürünleri, fasulye, nohut ve yulaf gibi besinlerde çinko bulunmaktadır.

Omega-3 yağ asitlerinden zengin bir diyetle beslenen kişilerde hem hastalık daha az oluşmakta hem de hastalığın ilerlemesi yavaşlamaktadır.

Balık (somon, ton ve sardalye), balık yağı, ceviz ve bitki yağlarında (kanola, keten tohumu) bol miktarda Omega-3 yağ asitleri bulunmaktadır.

 Omega-3 yağ asitlerinden zengin besinler

Göz sağlığınız açısından bol meyve içeren dengeli bir diyet önemlidir. Doymuş yağ asitlerinden ve kolesterolden zengin bir diyetten uzak durmak gerekmektedir.

Hastalık Nasıl Başlar?

Erken dönemde hastaların makulalarında druzen denilen oluşumlar gözlenir. Bu evrede hastaların görmeleri tamdır ya da hafif azalabilir.

Bunları ancak detaylı bir retina muayenesi sırasında göz doktoru saptayabilir ve ilerlemesini engellemek için size gerekli vitaminleri verir ve önerilerde bulunur. Bu da göz doktoruna yapılacak periyodik muayenenin önemini göstermektedir.

Bu erken evre sarı nokta hastalığı çoğu zaman ciddi görme kayıplarıyla olan ileri evre sarı nokta hastalığına ilerlemez.

 Druzenler

Sarı Nokta Hastalığının Tipleri Var mıdır?

Bazen druzen dediğimiz erken evre sarı nokta hastalığı ilerlemeye devam eder ve 2 tip sarı nokta hastalığı oluşabilir.

 Kuru (Atrofik) Tip

Yaş (Eksudatif) Tip

Kuru tip sarı nokta hastalığı daha sık görülür, daha yavaş ilerlediğinden görme kaybı daha azdır ve uzun sürede ortaya çıkar. Druzenlerin sayısı ve büyüklükleri artar. Retina pigment epiteli ve fotoreseptör hücrelerde tahribat (atrofi) meydana geldiğinden görme azalır.

Kuru tip bazen yaş tipe dönebilir. Amsler kareli kağıt testi ile kendi kendimizi kontrol edebiliriz. Bu testte düz çizgilerin eğri görülmesi, bazı karelerin görülmemesi ya da koyu görülmesi sarı nokta hastalığının belirtisidir.

Bu gibi durumlarda, en kısa zamanda retinanızın detaylı muayenesinin yapılması gerekmektedir.

Yaş tip sarı nokta hastalığında retina altında yeni damarlar oluşur. Bu yeni damarlardan sıvı kaçağı ve kanama olur. Sıvı toplanırsa düz çizgiler eğri görülür; kanama olursa ciddi görme kayıpları oluşur. En son evrede skar dokusu halini alır. Ciddi merkezi görme kayıpları meydana gelir ama kenardan görme ve merkezin etrafını görme korunur. Çok nadiren tam körlük yapar.

Hangi Tetkikleri Yaparız?

Retina anjiografisi ve OCT’yi (Optik Koherenz Tomografi) her hastaya standart uygularız. Bazen indosiyanin yeşil anjiografisini uygulamak gerekebilir.

Amsler kareli kağıt testinde sarı nokta hastalığının görünüşü

Göz içi anti-VEGF enjeksiyonu

Источник: https://www.atesyanyali.com/sari-nokta-hastaligi-yasa-bagli-makula-dejenerasyonu

Haftada 5 Kilo Verdiren Lahana Çorbası Diyeti Nasıl Yapılır?- Yemek.com

Sarı Noktaya Bol Renkli Besin Diyeti

Lahana çorbası diyeti, özellikle kısa sürede hızlı bir şekilde kilo vermek isteyenlerin uyguladığı bir diyet olarak son zamanların en popüler diyetlerinden biri oldu.

Bir haftada 4,5 kilo verdirdiği iddia edilen ve Sacred Kalp Hastanesi diyeti ya da Mayo Clinic diyeti olarak da bilinen lahana çorbası diyeti ilk olarak önemli operasyonlara girecek olan hastalara ameliyat öncesi hızlı kilo verdirmek için geliştirildi, ardından başarısının dilden dile dolaşmasıyla lahana çorbası zayıflamak isteyen hemen herkesin sofrasına konuk olmaya başladı.

Gelin, lahana çorbası diyeti nedir, nasıl yapılır, faydaları, zararları nedir, tek tek bakalım.

ÖNEMLİ NOT: Lahana çorbası diyetine başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Düşük kalorili ve kısıtlı bir diyet olduğundan lahana çorbası diyeti mutlaka doktor kontrolünde uygulanmalıdır. Zayıflamak isterken sağlığınıza zarar vermeyin, aman diyelim.

Lahana çorbası diyeti nedir?

budgetbytes

Merkezinde bol şifalı lahana çorbasının yer aldığı ve hızlı kilo verdirmesi sebebiyle oldukça popüler olan bir diyet lahana çorbası diyeti. Güçlü ve hızlı yağ yakımını sağlayan lahana çorbası diyetinde lahana çorbası dışında yağsız süt, sebze ve meyve gibi bir ya da iki çeşit besin yer alıyor.

Zaten kendisi oldukça düşük kalorili olan lahana çorbasından aldığınızdan daha fazla kaloriyi yaktırdığı bile iddia edilen bu diyette dikkat edilmesi gereken en önemli nokta 1 haftadan fazla süreyle devam ettirilmemesi. Eğer kilo vermeye devam etmek istiyorsanız 15 gün ara verip yeniden başlamalısınız.

Tabii doktorunuzun da onayıyla…

7 günlük lahana çorbası diyeti: Nasıl yapılır? Lahana çorbası diyetinde ne yenir?

pinsdaddy

Yağ yakan, kilo verdiren lahana çorbası diyetinin ne olduğunu öğrendik. Şimdi sıra lahana çorbası diyetini nasıl yapacağımıza geldi.

Çok önemli uyarımızı şu noktada yeniden hatırlatmak istiyoruz. Lahana çorbası diyeti asla 1 haftadan uzun süre yapılmamalı ve diyeti yapmaya karar verdiyseniz önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Bu örnek listeyi sakın doktorunuza danışmadan uygulamayın.

1.gün:

Doyana kadar, istediğiniz miktarda lahana çorbası içebilirsiniz. Yanında bol bol meyve tüketin, sadece muzdan uzak durun.

2.gün:

Sınırsız lahana çorbası ve sebze tüketebilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken ise şu; bezelye, mısır ve fasulye yememelisiniz. Akşam saatlerinde bir adet haşlanmış patates de yiyebilirsiniz. İkinci günde meyve hiç tüketmemeli, bol bol su içmeyi de unutmamalısınız.

3.gün:

Sınırsız lahana çorbası içebilir, mısır ve patates gibi nişastalı besinler hariç doyana kadar sebze tüketebilirsiniz. Muz hariç diğer meyveleri de yiyebilir, şekersiz çay içebilirsiniz. Su içmeye yine özen gösterin.

4.gün:

Sınırsız lahana çorbası içebilir, üç adet muz tüketebilir ve yağsız süt içebilirsiniz.

5.gün:

500 grama kadar beyaz ya da kırmızı et ve taze domates yiyebilirsiniz. Lahana çorbasını sınırsız içebilirsiniz.

6.gün:

Sınırsız lahana çorbasının yanı sıra yağsız kırmızı et ve patates hariç pişmiş sebze yiyebilirsiniz.

7.gün:

Son günde yine sınırsız lahana çorba, buna ilave olarak esmer pirinç, düşük kalorili sebzeler tüketebilir, katkısız, doğal meyve sularından içebilirsiniz.

Malzemeler:

  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 adet orta boy beyaz lahana
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 1 adet orta boy havuç
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1/2 tatlı kaşığı acı biber salçası
  • 5 su bardağı sıcak tavuk suyu (ya da sıcak içme suyu)
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1/2 çay kaşığı taze çekilmiş tane karabiber
  • 1/4 demet dereotu (Servisi için)
  • Nasıl yapılır?

    İlk olarak lahanayı ikiye kesin ve sert kök kısmını alın. Suda iyice yıkadıktan sonra ince ince doğrayın. Diğer yandan kuru soğanı küçük küpler halinde kesin, havucu rendenin iri kısmıyla rendeleyin. Derin bir tencereye zeytinyağı ve tereyağını koyup kızdırın. Ardından soğanları ekleyerek soteleyin.

    Un ve acı biber salçasını da ekleyip kısık ateşte kavurun. Sıcak tavuk suyunu ekleyip pürüzsüz bir kıvam elde edene kadar çırpın. Sonrasında rendelenmiş havuç ve ince ince kıyılmış beyaz lahanayı da ekleyip orta ateşte kaynamaya bırakın. Kaynayınca tuz ve karabiberi de ekleyin.

    30 dakika kadar pişirdiğiniz çorbayı ocaktan alın ve on dakika dinlendirdikten sonra servis edin.

    Detaylı tarifi için buraya: Lahana çorbası tarifi

    Lahananın faydaları nelerdir?

    Lahana çorbası diyetini daha iyi anlamamız için bir de kısaca lahananın faydalarından bahsetmek lazım.

  • Dolaşım sistemini harekete geçirdiği için vücuttan daha fazla ödem ve yağ atılmasını sağlar.
  • Hızlı yağ yakıcı özelliğiyle kilo vermeyi kolaylaştırır.
  • Bir kase pişirilmiş lahana yaklaşık 33 kalori içerir, ayrıca bu mucize besin ayrıca bağırsak hareketlerini artırır, daha kolay dışarı çıkmanızı sağlar, kabızlık sorunlarına çözüm olur.
  • Yapraklarında sakladığı gizli silah niteliğindeki aminoasitler sayesinde enfeksiyon hastalıklarına karşı mücadele eder.
  • C vitamini bakımından oldukça zengin olan lahana, vücudun bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur.
  • İçerdiği çok zengin miktardaki madde ve bileşenler yardımıyla kanser hücrelerinin yayılma hızını yavaşlatır.
  • Düzenli olarak lahana tüketimi Alzheimer gibi zihinsel hastalıkların ortaya çıkmasına engel olur.
  • İçerdiği bol miktarda beta karoten sayesinde görme bozukluklarına ve göz hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.
  • İçerdiği bu kükürt ise akne ve sivilcelerle savaşır, cildi temizler.
  • İçerdiği D vitamini ile cildin yaşlanma belirtilerini geciktirir, yaşlanmayı yavaşlatır.
  • İçindeki A vitamini sayesinde daha sağlıklı ve parlak saçlara kavuşmanızı sağlar.
  • Lahana çorbası diyeti yaparken dikkat edilmesi gerekenler, zararları

    simplyrecipes

    Her diyette olduğu gibi lahana çorbası diyeti yaparken de dikkat edilmesi gerekenler var. Onları şu şekilde sıralamak mümkün:

  • Daha önce de birkaç kez üstüne bastığımız gibi lahana çorbası diyeti 1 haftadan uzun süre yapılmamalı. Devam edilmek isteniyorsa mutlaka iki hafta ara verip öyle başlanmalı.
  • Bu diyet boyunca çok fazla lahana tüketmeniz gerekecek, bu da midede gaz ve şişkinlik yapabilir, bazı mide problemleri yaşamanıza sebep olabilir.
  • Lahana çorbası diyeti tek besine dayalı bir diyet türü olduğundan sık sık yaptığınız takdirde kilo verme hızınızın ve metabolizmanızın yavaşlamasına neden olabilir.
  • Lahana çorbası diyeti kısa süre içinde hızlıca kilo vermenizi sağlayabilir, ancak çok kısıtlı bir diyet olduğundan bıraktığınızda aynı hızla kilo alabilirsiniz.
  • Bu diyetin diğer besinler açısından kısıtlı bir diyet olmasının diğer bir dezavantajı ise vitamin ve mineral eksikliğine yol açması ve protein alımının düşük olması. Bu da diyet esnasında kas kaybını önlemenin zor olacağı anlamına geliyor.
  • Bu diyet oldukça düşük kalorili bir diyet olduğundan kilo kaybının %34'ü yağ, geri kalanı su ve kas kaybı olacaktır. Böbrekleriniz idrarla normalden daha fazla tuz ve daha fazla su atabilir. Bu yüzden diyet boyunca su tüketimine azami özen göstermeniz çok ama çok önemli.
  • Günde almamız gereken kalori miktarı kadınlar için 1200 ve erkekler için 1500 kalori olduğu düşünülürse ve lahana çorbası diyetinin maksimum 1000 kalorilik bir diyet olduğu göz önüne alındığında doktora danışmadan asla uygulanmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatalım. Düşük kalorili bir diyet olarak daha çok obez hastalara önerilen bu diyet normal bireylerde baş dönmesi, güçsüzlük ve halsizlik yaratabilir, bol lifli yapısı sebebiyle gaz birikmesi ve kramplar gibi mide sorunları yaşanmasına sebep olabilir.
  • Düşük karbonhidrat ve düşük kalori içermesi sebebiyle bu diyet kan şekeri dengesinde büyük değişimler yaşanmasına sebep olabilir. Bu yüzden diyabet hastalarının ayrıca dikkatli olmasında ve doktor önerisi olmadan bu diyeti yapmamasında büyük fayda var.
  • Herkese sağlıklı günler dileriz!

    Источник: https://yemek.com/lahana-corbasi-diyeti/

    Поделиться:
    Нет комментариев

      Bir cevap yazın

      Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.