Sedef Hastalığı Farkındalık Çalışması

Sedef sadece deriyi etkileyen bir hastalık değil!

Sedef Hastalığı Farkındalık Çalışması

Hastalığın genellikle yaşam boyu devam eden bir bağışıklık sistemi hastalığı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Atakan sedef hastalığına psoriatik artrit, kardiyovasküler hastalıklar, inflamatuar barsak hastalıkları, metabolik sendrom, malignansi ve depresyon gibi önemli rahatsızlıkların da eşlik ettiğini bildirdi.

Toplumu etkileyen önemli hastalıklar konusunda bilgilendirme toplantıları düzenleyen Novartis, tıp dilindeki ismi psoriasis olan sedef hastalığına dikkat çekmek amacıyla Ankara’da bir basın toplantısı düzenledi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Atakan’ın katılımıyla düzenlenen toplantıda hastalıkla ilgili güncel bilgiler aktarıldı.

Sedef hastalığının tüm dünyada görülme sıklığının yüzde 1-3 arasında olduğunu ve hastaların üçte birini çocukların oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr.

Nilgün Atakan, sedefin tüm dünyada 125 milyondan fazla kişiyi etkilediğini belirtti. Prof. Dr.

Atakan, sedefin sadece bir deri hastalığı ya da kozmetik bir sorun olarak ele alınmasının yeterli olmadığını vurgulayarak hastalıkla ilgili şu bilgileri verdi;

Hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir bağışıklık sistemi hastalığı

Sedef hastalığı, deride zemini kırmızı üzerinde beyaz kepeklerle kaplı plaklar şeklindeki döküntülerle (lezyonlarla) karakterize, genellikle yaşam boyu devam eden bir bağışıklık sistemi (otoimmün) hastalığıdır. Kalın kırmızı deri, kabuklanma, kalınlaşma, kaşıntı, kuruma, ağrı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin tetiklediği sedef hastalığı yaşamı olumsuz etkilemektedir.

Sedef hastalarında psoriatik artrit, kardiyovasküler hastalıklar, inflamatuar barsak hastalıkları, metabolik sendrom, malignansi ve depresyon gibi hastalıkların görülme sıklığı daha fazladır.

Sedef hastalarının yüzde 30’unda psoriatik artrit görülürken, orta-şiddetli sedef hastaları yaklaşık dört kat metabolik sendrom riski, yaklaşık iki kat kardiyovasküler risk artışı ile ilişkilendirilir.

Bu nedenle sedef, yalnızca bir deri hastalığı ya da kozmetik bir sorun olmanın ötesinde ele alınarak tedavi edilmelidir.

Sedef hastalığı, tüm kronik hastalıklar içinde hastayı en olumsuz etkileyen ve toplumsal yükü en ağır hastalıklardan birisi olarak dikkat çekmektedir. Kalp yetersizliğinden sonra fiziksel sağlığı en çok etkileyen hastalık olan sedef, depresyon ve kronik akciğer hastalığından sonra ruh sağlığını en çok etkileyen üçüncü hastalıktır.

Sedef hastalarının;

  • Yüzde 40’ının giysilerini hastalığına göre seçtiği,
  • Yüzde 36’sında uyku düzeni bozukluğu olduğu,
  • Yüzde 76’sında kaşıntı olduğu,
  • Yüzde 96’sının görüntüsünden rahatsız olduğu,
  • Yüzde 40’ının toplumdan izole yaşadığı,
  • Yüzde 20’sinde iş başvurusu reddi (en az 50 kez),
  • Yüzde 20’sinin sürekli intihar düşüncesi içinde olduğu ve yüzde 5’inin aktif intihar girişiminde bulunduğu tespit edilmiştir.

Sedef hastalarının sosyal yaşamları olumsuz etkilenmekte, toplumdan izole yaşama istekleri nedeniyle iş gücü kayıpları ve buna bağlı olarak maddi sıkıntılar artmaktadır. Hastalarda alkol, sigara ve antidepresan kullanımının yüksek olduğu bilinmektedir. Uluslararası çalışmalar daha şiddetli sedef hastalarında yaşam beklentisinin önemli düzeyde azaldığını göstermektedir.

Tedavide yeni hedef PAŞİ 90-100

Sedef hastalığı tedavisinde temel prensip uygun hastaya, doğru zamanda, uygun tedaviye başlamak olarak kabul edilmektedir. Ancak halen uygulanmakta olan tedavi yöntemlerinde hastaların dörtte üçünün tedavilerinden memnun olmadığı, yüzde 80’inin tedavide hayal kırıklığı yaşadığı ve yüzde 35’inin tedavilerini yeterince etkin bulmadığı belirlenmiştir.

Hastalardaki deri belirtilerinin ölçümü ve takibinde sıklıkla kullanılan endeks PAŞİ (Psoriasis Alanı ve Şiddet İndeksi) skoru olarak bilinmektedir.

Hastalığa bağlı plakların kızarıklık, kabuklanma, kalınlık ve vücudun her bölgesindeki tutulum boyutunun değerlendirildiği skorlamada başlangıca göre değişim tedavinin etkinliğinin ölçümlenmesinde kullanılır.

Başlangıca göre %50 iyileşme PAŞİ 50 olarak ifade edilir ve tedaviye devam için en az bu değişim hedeflenir. PAŞİ 90 deride tama yakın iyileşmeyi ifade ederken PAŞİ 100 deride tam iyileşme anlamına gelmektedir.

Avrupa sağlık otoritesi (EMA) en iyi etkililik kanıtının tedavide “Tam veya Tama Yakın İyileşme” (PAŞİ>%90) sonucu elde eden hasta yüzdesi olduğunu belirtmektedir. Yapılan çalışmalarda PAŞİ 50 iyileşmeye göre PAŞİ 90 iyileşme sağlanan hastalarda yaşam kalitesinin 4 kattan fazla arttığı bildirilmektedir.

Hastalığın yol açtığı fiziksel ve psikolojik yükün ötesinde ciddi bazı rahatsızlıklara yakalanma olasılığının daha yüksek olması, derideki belirtileri tümüyle veya hemen hemen tümüyle gideren yeni tedavileri önemli kılmaktadır.

Bakış Açısı

Источник: https://indigodergisi.com/2016/02/sedef-sadece-deriyi-etkileyen-bir-hastalik-degil/

Sedef Hastalığı Neden Olur? Belirtileri, Tedavisi

Sedef Hastalığı Farkındalık Çalışması

Sedef hastalığı cilt hücrelerinin hayat döngülerinin değişmesi ile meydana gelen, yaygın bir cilt hastalığıdır. Bu hastalık ile cildin yüzeyindeki hücreler hızlı bir şekilde inşa edilmeye başlar. Fazladan oluşan cilt hücreleri kalın, gümüş renkli ölçekler halinde, kaşındırıcı, kuru ve kırmızı lekeler şeklinde olup, kimi zaman acı verici olabilmektedirler.

Sedef hastalığı kalıcı olarak gerçekleşen ve uzun süreler devam eden bir hastalık olma özelliğine sahiptir. Zaman içerisinde defalarca kez gerçekleşebilen bir durum da sedef hastalığının belirtileri iyileşme gösterirken, hastalığın daha kötü bir hal almasıdır.

Tedavi işlemindeki asıl hedef ise cilt hücrelerinin büyüme hızlarını azaltmakla mümkündür. Genel olarak belirgin bir tedavi olmamasına rağmen uygulanan işlemler belli bir rahatlama sağlamaktadır. Yaşam stili ölçülerine göre, reçetesiz krem kullanmaya ve düşük miktarlarda da olsa doğal güneş ışığına maruz kalmak sedef hastalığının gelişmesini sağlayacak unsurlar arasında yer almaktadır.

Yazının bu kısmında da sedef hastalığının oluşum nedenlerini inceleyeceğiz. Hastalığın sebebi tam olarak bilinmese de, vücudunuzdaki hücrelerin bağışıklık sistemiyle ilgili problemleri ile alakalı olduğu kesin bir şekilde bilinmektedir. Daha da belirgin bir şekilde açıklayacak olursak;

1.Beyaz Kan Hücreleri

T hücreleri olarak bilinen beyaz kan hücreleri, virüs ve bakteri gibi yabancı maddeleri tespit etmek için tüm vücutta dolaşırlar. Sedef hastalığı bulunan kişilerde ise bu T hücreleri, sağlıklı olan cilt hücrelerine saldırmaya başlar. Bu durumda sonuç olarak sedef hastalığının sebebinin bir özetidir.

Sedef hastalığı bazı durumlarda kalıtsal özellik gösterebilmektedir. Bu yüzden aile geçmişi bu hastalık için büyük bir öneme sahiptir. Birinci dereceden akrabalar arasında sedef hastalığı bulunan bir kişinin olması hastalığın diğer bir akrabada olma olasılığını doğurmaktadır.

3.Kötü Alışkanlıklar

Sigara ve alkol başta olmak üzere pek çok kötü alışkanlık çeşitli hastalıklara sebep olabilmektedir. Bu hastalıklardan biri de sedef hastalığı olmaktadır. Hastalığın oluşumunu, gelişimini ve büyümesini durdurmak için bu tip kötü alışkanlıklardan uzak durmanız gerekmektedir.

4.Stres

Yorucu bir iş hayatı içerisinde çalışmak, aile geçim sorunları, sınava girecek öğrencilerin yapmış olduğu telaş ve benzeri pek çok durum strese sebep olan etmenler arasındadır. Bu durum sedef hastalığını tetikleyen etmenler arasında yer alacağından stres ve sıkıntılı durumlardan uzak durmanız gerekmektedir.

5.İlaçlar

Başta yüksek kan basıncı ilaçları olmak üzere beta blokerlar, antimalaryaller ve iyodit gibi ilaçların kullanılması sedef hastalığına neden olan etmenler arasında sıralanabilirler. Bu ilaçları doktor kontrolünde almanız gerekmektedir. Ayrıca sedef hastalığı için ilaç almadan önce başka bir hastalığınız bulunmakta ise doktorunuza bildirmeniz, hastalığın tedavi sürecini etkileyecektir.

Sedef Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Sedef hastalığının belirtileri hastadan hastaya değişiklik göstermekle birlikte işaretleri ve belirtileri aşağıdaki gibidir;

  • Gümüş bir ölçekli cildi kaplayan kırmızı lekelerin oluşması,
  • Genellikle çocuklarda görülen ufak boyutlardaki noktaların oluşması,
  • Kuru ve çatlak bir cilt yapısı oluşumu kimi zamanlar kanama meydana gelmesi,
  • Kaşındırıcı, yanıcı ve ağrılı cilt oluşumu,
  • Şişmiş ve katılaşmış eklemler sedef hastalığının belirtileri arasında sıralanabilirler.

Sedef Hastalığının Risk Faktörleri Nelerdir?

Herhangi bir kişide sedef hastalığı gelişme gösterebilir. Ancak hastalığı oluşturan etmenler aşağıda maddeler halinde verilecek risk faktörleri ile de artışa geçmektedir.

  • Aile geçmişi: Sedef hastalığı için belki de en önemli risk faktörü aile geçmişidir. Aile içerisindeki bir üyede sedef hastalığının bulunması, diğer aile fertlerinde de sedef hastalığı gelişme durumunu arttırmaktadır.
  • Viral ve Bakteriyel Enfeksiyonlar: HIV virüsü bulunan kişiler yani AIDS hastalığı olanların sedef hastalığı geçirme ihtimali diğer insanlara göre daha fazladır. Çocuklarda ve genç yaştaki yetişkinlerde yenilenen enfeksiyonlar, özellikle boğaz ağrıları sedef hastalığı riskini arttırmaktadır.
  • Stres: Bağışıklık sistemini etkileyen unsurlardan biri de stres faktörüdür. Yüksek seviyedeki stres, sedef hastalığı riskini arttırmaktadır.
  • Obezite: Aşırı kilolu insanlar da sedef hastalığı riski de artar.
  • Sigara: Tütün kullanımı sedef hastalığını tetikleyici unsurlardan biridir. Ayrıca bunun yanında hastalığın ciddiyeti de artmaktadır. Hastalığın başlangıcını oldukça negatif bir biçimde etkilemektedir.

Sedef Hastalığının Komplikasyonları Nelerdir?

Sedef hastalığı bulunan kişilerin aşağıda maddeler halinde sebepleri ile verilecek hastalıklara yakalanma ihtimali artmaktadır.

  • Göz: Belirli göz hastalıkları bunlara örnek olarak konjunktivit, blefarit ve üveit, bu göz rahatsızlıkları sedef hastalığı bulunan insanlarda daha rahat bir gelişme olanağı bulur.
  • Obezite: Sedef hastalığının özellikle ileri seviyede olan türüne sahip olan insanlar, muhtemelen obeziteye de sahiptirler. Bu durum tam olarak kesin olmamakla birlikte, bu durum ile bağlantılı olduğu kabul edilmektedir. İltihap oluşumu obezite ile bağlantılı olup, sedef hastalığının gelişimine olanak tanır. Sonuç olarak yeme isteği ve obezite oluşumu kaçınılmaz olur.
  • Diyabet: Özellikle diyabet 2 hastalığına sahip olan kişilerin, sedef hastalığının gelişimine açık olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.
  • Yüksek Kan Basıncı: Sedef hastalığının garip özelliklerinden biri de yüksek kan basıncına sahip olan kişilerde ortaya çıkma ihtimalinin daha fazla olmasıdır.
  • Metabolik Sendrom: İnsülin seviyesi ve anormal kolesterol seviyesi ile alakalı bir durumdur. Kalp hastalıklarının riskini arttırır. Sedef hastalığı bulunan kişilerin metabolik sendroma sahip olması yüksek bir ihtimale sahiptir.
  • Böbrek Hastalığı: Ciddi sedef hastalığı oluşumlarında böbrek hastalıkları oluşumu da artışa geçmektedir.

Sedef Hastalığı Teşhisi Nasıl Yapılır?

Çoğu sedef hastalığı durumlarında birtakım teşhis yöntemleri kullanılmaktadır. Bunlar genel olarak fiziksel tedavi ve cilt biyopsisini kapsamaktadır. Bu 2 genel test hakkında daha ayrıntılı bilgiler ise;

  • Fiziksel Test: Bu test işleminde doktorunuz sedef hastalığı teşhisi koyabilmek için hastalık ve ilaç geçmişinizi sorar, cildiniz ve tırnaklarınız üzerinde birtakım araştırmalar ve tetkikler yapar. Yapmış olduğu bu işlemlerin ardından, hastalığın teşhisini tam olarak koyabilmek için cilt biyopsisi işlemine geçilir.
  • Cilt Biyopsisi: Çok nadiren de olsa doktorunuz tarafından bir deri örneği alınarak mikroskop ortamında incelenir ve sedef hastalığının türü ile birlikte diğer rahatsızlıklar belirlenir. Lokal anestezi ile yapılan bir işlemdir. Bu işlemin ardından sedef hastalığının türü tam anlamı ile tespit edilmiş olur.

Sedef Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılır?

Bu hastalığın tedavi işleminde asıl amaç cilt hücrelerinin büyüme hızlarını yavaşlatmaya yönelik hareketleri içerecektir. Ayrıca plak oluşumunu ve iltihabı önleyici önlemler alınır. Ölçekleri kaldıran ve deriyi düzleştiren bir işlem olan lokal bir tedavi uygulanır. Yapılan bu tedavi işlemleri 3 ana kısımda incelenir.

  • Lokal Tedavi: Orta ve ileri derecedeki sedef hastalığı için kullanılan bir yöntem olup, birtakım ilaçların cildinize sürülmesi ile yapılır. Vitamin D takviyesi ve cildi nemlendirmeye yönelik bir takım ayrıntılı işlemleri kapsamaktadır.
  • Hafif Tedavi: Bu işlemde sedef hastalığının tedavisi için cildinize yapay bir ultraviyole ışık yansıtılır. Bu işlem fototerapinin çok daha basit ve kolay bir alt dalıdır. Doğal bir güneş ışığıymış gibi sedef hastalığı kontrol altına alınmaya çalışılır.
  • İlaçlar: Vücut direncini yükseltmeye yönelik, doktorunuz tarafından verilen bir takım reçeteli ilaçların kullanılması ile yapılan bir tedavi yöntemidir. Kullanılan ilaçlar kuvvetli ilaçlar olacağından birtakım yan etkiler ortaya çıkabilir.

Источник: https://evdesifa.com/sedef-hastaligi-neden-olur/

Sedef Hastalığı : Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Sedef Hastalığı Farkındalık Çalışması

Derideki sedefi ve beyaz renkteki kepeklenmelere sebep olan döküntülerle kendisini gösterebilen sedef hastalığı genellikle dirsek, diz ve saçlı deri gibi bazı bölgelerde görülür. Sedef hastalığı, bazen şiddetli kaşıntılara neden olan, insandan insana bulaşmayan ve sürekli kendisini tekrar eden özelliktedir.

Tıp dilinde psoriasis ismiyle bilinir. Dünya çapında 125 milyon insanı, ülkemizde ise yaklaşık olarak 700 bin insanı etkileyen bu rahatsızlığın farklı tipleri mevcuttur. Vücudun savunma mekanizmasında var olan bir bozukluk sebebi ile, derinin yenilenme sürecinin yedi kat hızlanması sonucunda ortaya çıkar.

 Sedef hastalığında ailesel yatkınlık da önemli rol oynar.

Sedef hastalığı yaygın olarak ataklarla beraber görülen ve genelde uzun süren bir hastalıktır. Bu rahatsızlık farklı görünümlerle karşınıza çıkabilir. Plak tipi sedef en sık görülenidir. Sağlam deriden keskin bir sınır ile ayrılır.

Deride kabarık kızarıklıkların üstünü kaplayan, hastalığa ismini veren gümüş ya da sedef renkteki kepeklenmeler şeklinde kendini belli eder. Kadınlarda ve erkeklerde eşit oranlarda görülür. En sık 20 ile 30 yaşları arasında ortaya çıkar.

Sedef hastalığı başlangıcı esnasında kişide pek çok belirti ortaya çıkar. Bu belirtiler genelde hastalık ilerlemeden kısa süre öncesinde görülür. Bunlar bilinirse erken teşhis ile çok büyük sorunların oluşmasına engel olunabilir. Hastalığın başlangıcında vücudunuzda küçük izler ortaya çıkabilir.

Bunların yanı sıra kaşıntı da belirtiler arasında yer alır. Hastalığın başlangıcı ve diğer aşamalarında başka kişilere bulaşma riski yoktur. Bu yüzden bu rahatsızlıktan korkulmaması gerekir. Sedef hastalığına dair en küçük bir şüpheniz dahi varsa doktorunuza görünmenizde fayda var.

Çünkü hastalığın başlangıcında tedaviye başlanması, şiddetlenmesinin ve yayılmasının önüne geçebilir.

Sedef Hastalığı Çeşitleri

Plak psoriasis: En çok görülen türdür. Bu hastalarda ciltte, kırmızı zeminde bulunan plakalar belli bir bölgede olabilir veya tüm vücuda yayılmış olabilir. Kalça, dizler, dirsekler, bel ve saçlı bölgeler en çok etkilenen alanlardandır.

Bu bölgelerdeki plaklar çok kaşıntılıdır ve vücuda yayılırsa “generalize plak psoriasis” adındaki sedef türü meydana gelir. Bazı hastalarda yalnızca el ve ayaklar etkilenebilir. Cilt soyulur, kalınlaşır ve çatlar. Bu yüzden hastaya çok acı verebilir. Eller sürekli kullanılacağından ötürü, hastanın iş yapması da zorlaşır.

Bu türdeki sedef hastalığı, genelde egzamayla karıştırıldığı için, muhakkak ayırıcı tanı konulması gerekir.

Damlacık tarzı sedef: Hastalığın bu türü genelde bademcik iltihabı ve boğaz enfeksiyonlarının sonrasında görülür. Hastaların vücutlarında yaygın olarak damlacık tarzında plaklar ortaya çıkar. Bu hastaların bazılarında antibiyotik tedavisi uygulanarak plaklarda iyileşme sağlanabilir.

Ters yerleşimli sedef: Bu türdeki plaklara en çok kol altı, kasık ve göbeğin çevresinde yani kıvrımlı olan vücut hatlarında rastlanır. Plaklarda kızarıklıklar fazladır, lakin kabuklanma sorunu daha az görülür. Vücuttaki kıvrımlı bölgeleri etkilediği için; sürtünme ve tahriş gibi etkiler yüzünden plak sayısında artış meydana gelebilir.

Sedef romatizması: Ciltte ortaya çıkan tipik sedef belirtilerinin yanı sıra, romatizmal problemler de ortaya çıkabilir. Toplumda bu hastalığa yakalanan her on kişinin ikisinde iltihaplı sedef romatizması vardır.

Hastalar hem sedef hastalığından hem de eklem sorunlarından yakınır. Hastalarda bel ve sırt ağrıları görülebileceği için, yürüme güçlükleri çekilebilir.

Sabahları uykudan uyandığınızda belinizde oluşan tutukluk gittikçe artıyorsa, sedef romatizması akla gelmelidir.

Tırnaklardaki sedef: Sedef bazen de el ve ayak tırnaklarında görülür. En çok tırnak kalınlaşması ile kendisini gösterir. Tırnağın yatağından ayrılması gibi bazı etkilere yol açabilir. Bu tür hastalarda genelde eklem rahatsızlıkları da görülür.

Eritrodermik psoriasis: Bu türe oldukça nadir rastlanır. Hastanın tüm vücudunu etkiler ve belirtiler oldukça ağır seyreder. Kızarıklık ve soyulma gibi etkiler ile birlikte görülür. Bu hastaların yatarak tedavi olmaları şarttır.

Püstüler psoriasis: Bu türde, ciltte sarı ve iltihaplı sivilceye benzeyen bazı oluşumlar meydana gelir. En çok ayak tabanında ve el ayalarında görülür. Lakin vücudun diğer bölümlerini de etkileyebilir. Bazı hastalarda nadiren de olsa kızarıklıklar ve küçük başlı sivilceler görülür. Şayet ağır etkiler varsa, hastalar yatarak tedavi edilmelidir.

Sedef Hastalığı Bulaşıcı mıdır?

Sedef hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir, virüs veya bir mikrop yoluyla ortaya çıkmaz. Lakin aile fertlerinden birisinde bu hastalık görülmüş ise kişide de olabilir.

Her yaşta ortaya çıkabilen bu hastalığa erkeklerde 45 ile 65 yaş aralığında kadınlarda ise 15-20 yaş aralığında daha çok rastlanır. Sedef hastalığı bulaşıcı değildir ancak yayılım gösterir.

Et ürünleri, alkol ve sigara tüketimi ile hastanın vücudunda zaman geçtikçe dağılma ve büyüme gösterebilir.

Sedef Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

Hastalığın nedeni tam anlamıyla bilinmese de, vücuttaki hücrelerin bağışıklık sistemi sorunlarıyla alakalı olduğu kesin bir şekilde bilinir. Ancak sedefe neden olan bazı başka etkenler de vardır.

1. Genetik yatkınlık

Sedef hastalığı bazı kişilerde kalıtsal özellikler gösterebilir. Bu nedenle aile geçmişi bu rahatsızlık için önemli bir yere sahiptir. Birinci dereceden akrabalar içerisinde sedef hastası bir kişinin bulunması, hastalığın başka bir akrabada da olma ihtimalini güçlendirir.

2. Beyaz kan hücreleri

T hücreleri diye de bilinen beyaz kan hücreleri, bakteri ve virüs gibi yabancı maddelerin tespit edilmesi için bütün vücutta dolaşır. Hastalığa yakalanan kişilerde de bu T hücreleri sağlıklı cilt hücrelerine saldırır ve vücutta plaklar halinde kızarıklıklar ve kaşıntılı yaralar oluşmasına sebep olur.

3. Stres

Yorucu bir iş hayatı, ailevi sıkıntılar, ekonomik sorunlar veya sınava girecek olan bir öğrencinin yaptığı telaş ve heyecan gibi birçok durum stres oluşmasına neden olur. Stres ve sıkıntılı durumlardan uzak durarak, sedef hastalığının tetiklenmesinin de önüne geçebilirsiniz.

4. Kötü alışkanlıklar

Alkol ve sigara başta olmak üzere çoğu kötü alışkanlık, vücudun farklı bölgelerinde farklı hastalıklara neden olabilir. Bunlardan birisi de sedeftir. Hastalığın oluşmasını, gelişmesini ve büyümesini durdurmak amacıyla bu tür kötü alışkanlıklardan uzak durulması gerekir.

5. İlaçlar

En başta yüksek kan basıncını düzenleyen ilaçlar olmak üzere antimalaryaller, beta blokerlar ve iyodit gibi bazı ilaçların kullanımı sedef hastalığına sebep olan etkenler arasında sıralanabilir.

Böyle ilaçları doktor kontrolü altında kullanmak gerekir. Aynı zamanda bu hastalık için ilaç almadan evvel başka bir rahatsızlığınız varsa mutlaka doktorunuza bildirmelisiniz.

Bu şekilde hastalığın tedavi seyrini de olumlu yönde etkileyebilirsiniz.

1. Küçük kırmızı döküntüler

Kırmızı noktalar halinde bütün vücudu kaplayabilen bu döküntüler, genelde küçük çocuklarda görülen sedef hastalığı semptomlarından birisidir. Bu kızarıklıklar bazen yanma ve kaşıntılara yol açabilir.

2. Gümüş pullar ile kaplı kırmızı lekeler

Sedef hastalığında en net ve belirgin semptomlardan birisi de, gümüşi ve pullu kırmızı renkteki lekelerdir. Bu lekeler beyaz kan hücrelerinin bir türü olan T hücrelerinin, sağlıklı olan hücrelere savaş açması yüzünden oluşur. Sağlıklı olan deri hücreleri bu saldırılar karşısında fazla miktarda çoğalır ve cilt üzerinde böyle lekeler oluşmasına neden olur.

3. Yanma ve kaşıntı

Ciltte oluşan kurumalar ve çatlamalar, cildin aşırı hassas bir hale gelmesine yol açar ve sürekli kaşınmasına neden olur. Şiddetli kaşımalar sonucunda ciltte yoğun bir yanma durumu meydana gelebilir. Hatta bazı hastalarda bu durum, ağrıların ve sızıların görülmesine kadar gidebilir.

4. Çatlamış ve kuru olan deri

Hastalığının oluşumuna zemin hazırlayan diğer bir etmen de ciltte kuruluklar ve çatlaklar olmasıdır. Ciltte aşırı derecede kuruma ve bunun yanı sıra çatlama görülüyorsa, bunlar da sedef belirtilerinden sayılır.

5. Tırnaklardaki değişim

Bazı sedef hastalığı tiplerinde yalnızca tırnaklar etkilenebilir. Tırnak sedefi de denilebilen bu türde, tırnaklar kalınlaşır, oyuklaşma veya tam tersine tümsekleşme görülebilir. Aynı zamanda hastalığın bu türünde, tırnakların parçalanması, yerinden oynaması veya sökülmesi gibi durumlar da yaşanabilir.

6. Eklem rahatsızlıkları

Sedef hastalığı aslında bağışıklık sistemine özgü bir cilt rahatsızlığı olduğundan dolayı, özellikle eklem kemiklerini olumsuz şekilde etkileyebilir. Bu yüzden, eklem şişmeleri veya esneklik kayıpları ve sertleşmeler hastalığın belirtilerinden sayılabilir.

1. Topikal tedaviler

Hafif ve orta şiddetteki sedefte, krem veya pomat formundaki topikal ilaçların kullanımı tek başına etkili olabilir. Kortizon içeren kremler, merhem ve losyonlar çoğu hastada rahatsızlığı kontrol altına alabilir.

Böylece deride de geçici düzelmeyi sağlayabilir. Hafif etkili olan kremler yüz, genital bölge ve büklüm yerleri gibi hassas bölgelerde kullanılabilir.

Daha güçlü olan kremler ise dirsek, saçlı deri, avuç içi, diz ve ayak tabanlarında kullanılır.

Aynı zamanda bu bölgelerin bir bezle sarılması gerekir. Tüm bu uygulamaları yaparken dikkatli olmalı ve bir dermatoloğa danışılmalıdır.

Güçlü kortizon içeren ürünler yan etki olarak; kılcal damar belirmesi, deride incelme, çürümeler ve deri renginde değişikliklere yola açabilir. Bu tür ilaçların aniden kesilmesi rahatsızlığın alevlenmesine sebep olabilir.

Dermatologlar, dirençli olan sedef vakalarında iğneyle direkt olarak deriye kortizon enjekte edebilirler. Bunlar küçük dozlarda olup herhangi bir yan etki yapmaz.

2. Fototerapi

Yapay güneş ışınları ve güneşin belirli dalga boylarıyla yapılan tedavi türüdür. Aslında en basit fototerapi, yaz aylarında yapabileceğiniz güneş banyolarıdır. Atak şeklinde olmayan sedef vakalarında Ultraviyole B bakımından zengin olan bu tür güneş banyolarının yapılması oldukça faydalıdır. Bu tedavi sırasında yan etki olarak deride kızarıklıklar oluşabilir.

Güneş ışığı ya da ultraviyole ışık tedavileri; göz hasarı, deride yaşlanma, kırışıklıklar ve deri kanseri yapabilir. Buna karşın doktor kontrolü altında ışık tedavisi yapılması yararlı ve etkili olabilir. Özel merkezlerdeki ışık kabinlerinde, sedefli hastanın tüm vücuduna ultraviyole tedavisi yapılır. Sıcak iklimlerde ise güneşlenirken dikkatli olunmalıdır.

3. Sistemik tedavi

Sedef rahatsızlığı diğer tedavilere karşı direnç gösteriyorsa ve yaygınsa sistemik tedavilerin yapılması tercih edilir.

Methotrexate: Anti kanser ilaçlarından birisi olan bu ürün, hastalık diğer tedavilere cevap vermediğinde dramatik bir düzelme sağlayabilir.

Görülebilecek yan etkileri sebebi ile düzenli olarak karaciğer ve kan testlerinin yapılması gerekir. Yüksek dozlarda karaciğer biyopsisi ve akciğer grafisi de gerekebilir.

Yan etki olarak ayrıca bulantı, halsizlik ve ağız yaraları yapabilir.

Retinoidler: Ağız yolu ile alınan A vitamini içeren ilgili ilaçlar, tek başlarına ya da ultraviyole tedavisiyle beraber şiddetli sedef vakalarında kullanılabilir.

Yan etki olarak deri kuruluğu, dudak kuruluğu, kan yağlarındaki yükselme ve kemiklerdeki değişiklikler görülür. Retinoid hamileler ve bebek doğurma yaşında olan kadınlarda kullanılmaz.

Çünkü tedavi kesildikten sonra 3 yıl boyunca gebe kalmada sıkıntı yaşanabilir ya da sakat doğumlara neden olabilir. Düzenli kan tetkikleri ile beraber yakın bir takip gerektirir.

Cyclosporine: Organ nakilleri yapılırken, organın atılmasını engellemek için kullanılır. Diğer ilaçlar etkisiz olduğu zaman, yaygın sedef vakalarında kullanılabilir. Kan basıncı üzerine ve böbreklerin üzerine yan etki yapması nedeni ile, düzenli olarak yapılan kan testleri ile takip edilmelidir.

Biyolojik Ajanlar: Son dönemlerde, geleneksel tedavilerden farklı ve çok daha spesifik ilaçlar kullanılmaya başlanmıştır.

Enflamatuar sitokinlerin ve sedeften sorumlu vücut T hücrelerinin aktivasyonunu engelleyebilen, T hücrelerini azaltarak savunma sistemini baskılayan biyolojik ilaçların kullanımına başlanmıştır. Genelde yapılan uygulamalardan hastalar toksisite nedeni ile memnun kalmamışlardır.

Biyolojik ilaçlar spesifik etkiler yarattığı için klasik ajanlardan daha az derecede toksik etki yayarlar. Ülkemizde şu an için hastalığın tedavisinde kullanımda olan biyolojik ajanlar; Raptiva, Enbrel, Remicade, Humira ve Stelaradır.

Sedef Hastalığı Nasıl Geçer?

Sedef hastalığının kökten yok edilmesinde, bitkisel ilaçların kullanılmasının hiçbir etkisi yoktur. İlaçlar belki kullanıldıkları süre zarfında ve kesildikten sonra bir süre boyunca rahatsızlığı kontrol altına alabilir.

Fakat sonrasında hastalık tekrar ortaya çıkar. Benzer şekilde doğal ilaçlar da uzun süreli iyileşme sağlayamaz. Ağız yoluyla alınan doğal ve bitkisel ilaçlar başta karaciğere olmak üzere ağır iç organ toksisiteleri yaratabilir.

Bazı önemli yan etkiler ve ilaç etkileşimleri ortaya çıkabilir.

Bu yüzden hastalığın tedavisi için, dermatoloji uzmanının kontrolünde emniyetli oldukları kanıtlanan ve onaylanan ilaçlar kullanılmalıdır.

Ayrıca yapılan araştırmalar, sedef hastalığında psikolojik destek almanın yaşam kalitesini arttırıp hastalığın iyileşmesi için katkı sağladığını gösteriyor.

Bu yüzden, gerektiği durumda uygun ilaçlar veya ilaç olmaksızın bazı psikoterapi yöntemleri de kullanılabilir.

Sedef Hastalığı Öldürür Mü?

Sedef hastalığına kesin tanı konması amacıyla, öncelikle alanında uzman bir dermatoloğa gitmek gerekir. Yapılacak fiziki muayene ile hastalığın teşhis edilmesi mümkündür. Hastalığa nadiren de olsa tanı konulması güçleşebilir. Böyle bir durumda deriden bir parça alınır ve yapılan tetkikler ile tam olarak tanı konulur. Genellikle kan testi yapılmaz.

Rahatsızlığın seyri, şiddeti, yerleştiği yer ve hastalığın tipi uygulanacak olan tedavi için fikir verebilir. Sedef hastalığı uygun tedavi ile kontrol altına alınsa dahi, kronik bir rahatsızlıktır ve ileri safhalarda hastanın yaşamını olumsuz yönde etkileyebilir. Öldürücü özellikte olmasa da kişinin hayat kalitesini düşürerek yaşam süresini kısaltabilir.

Источник: https://sebboy.com/sedef-hastaligi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.