Sedef Sadece Deriyi Değil, Tüm Bedeni Etkileyebilen Sistemik Bir Hastalık

Sedef Hastalığı Nedir, Sedef Tedavisi

Sedef Sadece Deriyi Değil, Tüm Bedeni Etkileyebilen Sistemik Bir Hastalık

sedef hastalığı nedir, sedef tedavisi

Tıp dilindeki adı psoriasis olan sedef hastalığı dünya üzerinde yaklaşık 125 milyon kişinin sorunudur. Sedef hastalığının görülme oranı son senelerde ciddi ölçüde artış göstermekte. Bu nedenle sedef nedir sorusu sıklıkla sorulmaya başlandı. Sedef deride kızarık zemin üzerinde beyaz kepeklenmeler şeklinde oluşur.

Sedef hastalığı her yaşta görülebilmektedir. En sık görüldüğü yaş aralığı 20-30 yaştır. 40 yaşından önce başlayan sedef erken başlangıçlı, 40 yaş sonrası başlayan ise geç başlangıçlı sedef olarak adlandırılır. Kişilere göre farklılık gösteren hastalık ile ilgili sedef nedir sorusu kadar sedef çeşitleri de merak edilmektedir.

Sedef çeşitleri aşağıdaki gibidir:

  • Plak tipi sedef: En çok karşılaşılan sedef çeşididir. Dirsek ve dizlerde kızarıklık, pullanma ve döküntü şeklindedir.
  • Ters sedef: Derinin katlanma bölgelerinde görülür. Skılıkla kasık ve koltuk altında oluşur. Kesin tanı öncesinde diğer egzama türleriyle çok karıştırılır.
  • Eritrodermik sedef: Kızarıklık ve deri döküntüsünün tüm vücuda yayılmış şeklidir. Elektrolit ve sıvı dengesizliğine sebep olabildiğinden tedavisi genellikle hastanede yapılır. Nadir görülen bir sedef türüdür.
  • Damla tipi sedef: Daha çok çocuklarda rastlanır. Damla şeklindeki sedef yaralarına bütün vücutta rastlanır.

Birçok insanın sorunu olan sedef hastalığı daha sık olarak dirsek, saçlı deri, diz, el ve ayaklarda görülür. Sedef yaralarının görüldüğü bölgelerde kaşıntı, ağrı veya batma olabilir. Nadir olarak cildin tamamı hastalıktan etkilenebilir. Sedefin bütün deri yüzeyini kaplayacak şekilde görüldüğü hali ölümcül olabilmektedir.

Bunun nedeni sedef yaralarıyla kaplanan cildin sıcaklık düzenleyici özelliğini kaybetmesi ve bariyer görevi özelliğini yitirmesi. Sedef hastalığı görülen kişilerin %10 unda eller ve el bilekleri, ayak ve ayak bilekleri, omurga ve boyunu etkileyen artrit gelişmekte. Bazen sedef hastalarının eklemleri gözle görülür şekilde deforme olabilmektedir.

Yine bazı hastaların el ve ayak tırnaklarında şekil bozuklukları ve dökülmeler görülebilir.

Orta şiddette ve şiddetli devam eden sedef hastalıkları bazı iç hastalıklarla birlikte görülebilir. Kardiyovasküler hastalıklarla sedef hastalığı arasında belirgin bir ilişki saptanmıştır. Sedef hastalarında inme, hipertansiyon, dislipidemi, istemik kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve Crohn hastalığı riski daha fazladır.

Sedef görülen kişilerin %60 ında yağlı karaciğer hastalığı görülür. Yine sedef hastalarında hipertansiyon görülme oranı %40 a yakındır. Sedef hastalığı hipertansiyon hastalığı oluşumu için başlı başına ve bağımsız bir sebep olabilmektedir.

Aynı zamanda sedef hastalığı olan kişilerde kalp krizi riski daha fazladır.

Sedef hastalığının şiddeti ve tedavi süresi ile bazı kanser türleri arasında doğrudan bir ilişki görülmüştür. Sistemik tedavi olan ve uzun süre tedavi gören hastalarda lenfohematopoetik kanserler, kolorektal kanserler ve böbrek-mesane kanserlerine daha sık rastlanmakta. Sedef hastalığı lenfoma ve melanom harici deri kanserleri için başlı başına bir risk faktörüdür.

Sedef Neden Olur

Hastalığın sebebi tam olarak bilinmemektedir. Uzmanlar hastalığın ortaya çıkmasında çok sayıda genin rol oynadığını düşünmekte. Ailesinde ve yakın akrabalarında sedef olanlarda, sedefe neden olan bu bozuk genlerin görülme ihtimali daha fazladır.

Yapılan araştırmalara göre anne-babanın her ikisinde de sedef hastalığı varsa çocukta olma ihtimali %41, yalnızca birinde varsa %14 ve kardeşte varsa %6 dır. Genetik sebepler dışında bazı ilaçlar, duygusal dalgalanmalar, stres ve sıkıntı, enfeksiyonlar, iklim, dahili hastalıklar ve travmalar hastalığa sebep olabilmekte ve hastalığı tetikleyebilmektedir.

Sedef neden olur sorusuna cevap arayan bazı uzmanlara göre sigara da sedef hastalığı tetikleyicilerindendir.

Hastalık herkeste aynı seyretmez ve kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Bunula birlikte en çok görülen sedef hastalığı belirtileri; deri üzerinde bazı bölgelerde kızarıklıklar, bu kızarıklıklar üzerinde kepeklenme ve döküntü, kaşıntı ve yanma şeklindedir.

Bu belirtilerin görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir doktora başvurulması önemlidir. Sedef hastalığının tedavisi olmadığı yönünde yaygın bir inanış vardır. Doğru olmayan bu inanış neticesinde belirtiler görülen bazı kişiler doktora başvurmayabilir. Bu yapılacak yanlış bir davranıştır.

Doktor kontrolünde uygulanacak tedavi ile hastalık kontrol altında tutulabilmektedir.

Sedef Bulaşıcı Mı

Sedef hastasıyla karşılaşan birçok kişi kötü görünümün de etkisiyle tedirgin olmakta ve sedef bulaşıcı mı endişesine kapılmakta. Sedef hastalığı ile ilgili toplumda birçok yanlış bilgi ve inanış vardır. Bunlardan bir tanesi de sedef hastalığının bulaşıcı olduğu inanışıdır.

Yanlış olan bu inanış hastanın sosyal aktivitelerini sınırlamasına, kendisini soyutlamasına ve yalnız kalmasına sebep olmaktadır. Yaygın inanışın aksine sedef hastalığı kesin olarak bulaşıcı bir hastalık değildir.

Yani sedef hastalığı temasla, aynı havuzda yüzmekle, aynı eşyaları kullanmakla, aynı havluya silinmekle, aynı tabaktan yemek yemekle ve benzeri şekilde bulaşmaz.

Sedef Hastalığı Tedavisi

Sedef hastalığı birçok duygusal sıkıntıyı da beraberinde getirmektedir. Öyle ki sedef hastalarının dörtte biri depresyondadır. Sedef hastaları açısından en çok sıkıntı yaratan durumlardan biri görünür yerlerde oluşan sedef yaralarıdır. Bu yaralar nedeni ile hasta kötü göründüğünü düşünür ve kötü hisseder.

Toplum içinde bulunmaktan rahatsızlık duyabilir ve özgüven kaybı yaşar. Bir diğer duygusal sıkıntı da yaraları gören kişilerin hastalığın bulaşıcı olabileceğini düşünmesi sonucunda sedefli insanlara yaklaşmaktan çekinmeleridir. Bu durum hastaların yalnızlaşmasına sebep olur.

Hem hastalığın beraberinde getirdiği rahatsızlıklardan dolayı, hem de yaşanan duygusal sıkıntılardan dolayı sedef hastalığı tedavisi oldukça önemli.

Sedef Tedavisi

Hastalığın tedavisi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Uygulanacak sedef tedavisi yönteminin belirlenmesinde hastalığın görüldüğü yerler ve sedef yaralarının yaygınlığı önemlidir. Örneğin yaralar vücudun %5 inden az bir alanda ise krem tedavisi uygulanırken, yaraların daha yaygın ve şiddetli olduğu durumlarda farklı tedaviler uygulanır. Uygulanan tedavilerde amaç:

sedef tedavisi

  • Hızlı hücre üremesini engellemek, kızarıklık ve kepeklenme şeklindeki döküntüleri azaltmaktır.
  • Sedef kabuklarının tedavisi ile yaraların ortadan kalkmasını ve deri yüzeyinin normale dönmesini sağlamak.
  • Döküntüler ve sedef yaraları tamamen ortadan kalktıktan sonra, yaraların sebebinin teşhisi ve bu sebeplerin ortadan kaldırılmasına yönelik tedaviyle hastalığın tekrarlamasını önlemek.
  • Sedefle birlikte beliren diğer hastalıkların tespiti ve tedavi edilmesidir.

Sedef tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Yaygın inanışın aksine uzman bir doktor yardımıyla hastalık kontrol altında tutulabilir, hasta çok az döküntüyle yaşamını sürdürür ve sedef hastalığının rahatsız edici semptomları ortadan kaldırılır.

Источник: http://saglikloji.com/sedef-hastaligi-nedir-sedef-tedavisi/

Sedef sadece deriyi etkileyen bir hastalık değil!

Sedef Sadece Deriyi Değil, Tüm Bedeni Etkileyebilen Sistemik Bir Hastalık

Hastalığın genellikle yaşam boyu devam eden bir bağışıklık sistemi hastalığı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Atakan sedef hastalığına psoriatik artrit, kardiyovasküler hastalıklar, inflamatuar barsak hastalıkları, metabolik sendrom, malignansi ve depresyon gibi önemli rahatsızlıkların da eşlik ettiğini bildirdi.

Toplumu etkileyen önemli hastalıklar konusunda bilgilendirme toplantıları düzenleyen Novartis, tıp dilindeki ismi psoriasis olan sedef hastalığına dikkat çekmek amacıyla Ankara’da bir basın toplantısı düzenledi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Atakan’ın katılımıyla düzenlenen toplantıda hastalıkla ilgili güncel bilgiler aktarıldı.

Sedef hastalığının tüm dünyada görülme sıklığının yüzde 1-3 arasında olduğunu ve hastaların üçte birini çocukların oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr.

Nilgün Atakan, sedefin tüm dünyada 125 milyondan fazla kişiyi etkilediğini belirtti. Prof. Dr.

Atakan, sedefin sadece bir deri hastalığı ya da kozmetik bir sorun olarak ele alınmasının yeterli olmadığını vurgulayarak hastalıkla ilgili şu bilgileri verdi;

Hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir bağışıklık sistemi hastalığı

Sedef hastalığı, deride zemini kırmızı üzerinde beyaz kepeklerle kaplı plaklar şeklindeki döküntülerle (lezyonlarla) karakterize, genellikle yaşam boyu devam eden bir bağışıklık sistemi (otoimmün) hastalığıdır. Kalın kırmızı deri, kabuklanma, kalınlaşma, kaşıntı, kuruma, ağrı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin tetiklediği sedef hastalığı yaşamı olumsuz etkilemektedir.

Sedef hastalarında psoriatik artrit, kardiyovasküler hastalıklar, inflamatuar barsak hastalıkları, metabolik sendrom, malignansi ve depresyon gibi hastalıkların görülme sıklığı daha fazladır.

Sedef hastalarının yüzde 30’unda psoriatik artrit görülürken, orta-şiddetli sedef hastaları yaklaşık dört kat metabolik sendrom riski, yaklaşık iki kat kardiyovasküler risk artışı ile ilişkilendirilir.

Bu nedenle sedef, yalnızca bir deri hastalığı ya da kozmetik bir sorun olmanın ötesinde ele alınarak tedavi edilmelidir.

Sedef hastalığı, tüm kronik hastalıklar içinde hastayı en olumsuz etkileyen ve toplumsal yükü en ağır hastalıklardan birisi olarak dikkat çekmektedir. Kalp yetersizliğinden sonra fiziksel sağlığı en çok etkileyen hastalık olan sedef, depresyon ve kronik akciğer hastalığından sonra ruh sağlığını en çok etkileyen üçüncü hastalıktır.

Sedef hastalarının;

  • Yüzde 40’ının giysilerini hastalığına göre seçtiği,
  • Yüzde 36’sında uyku düzeni bozukluğu olduğu,
  • Yüzde 76’sında kaşıntı olduğu,
  • Yüzde 96’sının görüntüsünden rahatsız olduğu,
  • Yüzde 40’ının toplumdan izole yaşadığı,
  • Yüzde 20’sinde iş başvurusu reddi (en az 50 kez),
  • Yüzde 20’sinin sürekli intihar düşüncesi içinde olduğu ve yüzde 5’inin aktif intihar girişiminde bulunduğu tespit edilmiştir.

Sedef hastalarının sosyal yaşamları olumsuz etkilenmekte, toplumdan izole yaşama istekleri nedeniyle iş gücü kayıpları ve buna bağlı olarak maddi sıkıntılar artmaktadır. Hastalarda alkol, sigara ve antidepresan kullanımının yüksek olduğu bilinmektedir. Uluslararası çalışmalar daha şiddetli sedef hastalarında yaşam beklentisinin önemli düzeyde azaldığını göstermektedir.

Tedavide yeni hedef PAŞİ 90-100

Sedef hastalığı tedavisinde temel prensip uygun hastaya, doğru zamanda, uygun tedaviye başlamak olarak kabul edilmektedir. Ancak halen uygulanmakta olan tedavi yöntemlerinde hastaların dörtte üçünün tedavilerinden memnun olmadığı, yüzde 80’inin tedavide hayal kırıklığı yaşadığı ve yüzde 35’inin tedavilerini yeterince etkin bulmadığı belirlenmiştir.

Hastalardaki deri belirtilerinin ölçümü ve takibinde sıklıkla kullanılan endeks PAŞİ (Psoriasis Alanı ve Şiddet İndeksi) skoru olarak bilinmektedir.

Hastalığa bağlı plakların kızarıklık, kabuklanma, kalınlık ve vücudun her bölgesindeki tutulum boyutunun değerlendirildiği skorlamada başlangıca göre değişim tedavinin etkinliğinin ölçümlenmesinde kullanılır.

Başlangıca göre %50 iyileşme PAŞİ 50 olarak ifade edilir ve tedaviye devam için en az bu değişim hedeflenir. PAŞİ 90 deride tama yakın iyileşmeyi ifade ederken PAŞİ 100 deride tam iyileşme anlamına gelmektedir.

Avrupa sağlık otoritesi (EMA) en iyi etkililik kanıtının tedavide “Tam veya Tama Yakın İyileşme” (PAŞİ>%90) sonucu elde eden hasta yüzdesi olduğunu belirtmektedir. Yapılan çalışmalarda PAŞİ 50 iyileşmeye göre PAŞİ 90 iyileşme sağlanan hastalarda yaşam kalitesinin 4 kattan fazla arttığı bildirilmektedir.

Hastalığın yol açtığı fiziksel ve psikolojik yükün ötesinde ciddi bazı rahatsızlıklara yakalanma olasılığının daha yüksek olması, derideki belirtileri tümüyle veya hemen hemen tümüyle gideren yeni tedavileri önemli kılmaktadır.

Bakış Açısı

Источник: https://indigodergisi.com/2016/02/sedef-sadece-deriyi-etkileyen-bir-hastalik-degil/

Sedef (psoriasis) sadece deriyi etkileyen bir hastalık değil

Sedef Sadece Deriyi Değil, Tüm Bedeni Etkileyebilen Sistemik Bir Hastalık

Tüm dünyada 125 milyondan fazla kişiyi etkileyen sedef hastalığı hakkında bilgilendirmede bulunan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Nilgün Atakan, toplumda genel olarak bir deri hastalığı olarak bilinen sedef hastalığının aslında derinin ötesinde bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Hastalığın genellikle yaşam boyu devam eden bir bağışıklık sistemi hastalığı olduğunun altını çizen Prof. Dr.

Atakan sedef hastalığına psoriatik artrit, kardiyovasküler hastalıklar, inflamatuar barsak hastalıkları, metabolik sendrom, malignansi ve depresyon gibi önemli rahatsızlıkların da eşlik ettiğini bildirdi.

Toplumu etkileyen önemli hastalıklar konusunda bilgilendirme toplantıları düzenleyen Novartis, tıp dilindeki ismi psoriasis olan sedef hastalığına dikkat çekmek amacıyla Ankara’da bir basın toplantısı düzenledi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Atakan’ın katılımıyla düzenlenen toplantıda hastalıkla ilgili güncel bilgiler aktarıldı.

Sedef hastalığının tüm dünyada görülme sıklığının yüzde 1-3 arasında olduğunu ve hastaların üçte birini çocukların oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr.

Nilgün Atakan, sedefin tüm dünyada 125 milyondan fazla kişiyi etkilediğini belirtti. Prof. Dr.

Atakan, sedefin sadece bir deri hastalığı ya da kozmetik bir sorun olarak ele alınmasının yeterli olmadığını vurgulayarak hastalıkla ilgili şu bilgileri verdi;

Hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir bağışıklık sistemi hastalığı

Sedef hastalığı, deride zemini kırmızı üzerinde beyaz kepeklerle kaplı plaklar şeklindeki döküntülerle (lezyonlarla) karakterize, genellikle yaşam boyu devam eden bir bağışıklık sistemi (otoimmün) hastalığıdır. Kalın kırmızı deri, kabuklanma, kalınlaşma, kaşıntı, kuruma, ağrı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin tetiklediği sedef hastalığı yaşamı olumsuz etkilemektedir.

Sedef hastalarında psoriatik artrit, kardiyovasküler hastalıklar, inflamatuar barsak hastalıkları, metabolik sendrom, malignansi ve depresyon gibi hastalıkların görülme sıklığı daha fazladır.

Sedef hastalarının yüzde 30’unda psoriatik artrit görülürken, orta-şiddetli sedef hastaları yaklaşık dört kat metabolik sendrom riski, yaklaşık iki kat kardiyovasküler risk artışı ile ilişkilendirilir.

Bu nedenle sedef, yalnızca bir deri hastalığı ya da kozmetik bir sorun olmanın ötesinde ele alınarak tedavi edilmelidir.

Sedef hastalığı, tüm kronik hastalıklar içinde hastayı en olumsuz etkileyen ve toplumsal yükü en ağır hastalıklardan birisi olarak dikkat çekmektedir. Kalp yetersizliğinden sonra fiziksel sağlığı en çok etkileyen hastalık olan sedef, depresyon ve kronik akciğer hastalığından sonra ruh sağlığını en çok etkileyen üçüncü hastalıktır.

Sedef hastalarının;

Yüzde 40’ının giysilerini hastalığına göre seçtiği, Yüzde 36’sında uyku düzeni bozukluğu olduğu, Yüzde 76’sında kaşıntı olduğu, Yüzde 96’sının görüntüsünden rahatsız olduğu, Yüzde 40’ının toplumdan izole yaşadığı, Yüzde 20’sinde iş başvurusu reddi (en az 50 kez),

Yüzde 20’sinin sürekli intihar düşüncesi içinde olduğu ve yüzde 5’inin aktif intihar girişiminde bulunduğu tespit edilmiştir.

Sedef hastalarının sosyal yaşamları olumsuz etkilenmekte, toplumdan izole yaşama istekleri nedeniyle iş gücü kayıpları ve buna bağlı olarak maddi sıkıntılar artmaktadır. Hastalarda alkol, sigara ve antidepresan kullanımının yüksek olduğu bilinmektedir. Uluslararası çalışmalar daha şiddetli sedef hastalarında yaşam beklentisinin önemli düzeyde azaldığını göstermektedir.

Tedavide yeni hedef PAŞİ 90-100

Sedef hastalığı tedavisinde temel prensip uygun hastaya, doğru zamanda, uygun tedaviye başlamak olarak kabul edilmektedir. Ancak halen uygulanmakta olan tedavi yöntemlerinde hastaların dörtte üçünün tedavilerinden memnun olmadığı, yüzde 80’inin tedavide hayal kırıklığı yaşadığı ve yüzde 35’inin tedavilerini yeterince etkin bulmadığı belirlenmiştir.

Hastalardaki deri belirtilerinin ölçümü ve takibinde sıklıkla kullanılan endeks PAŞİ (Psoriasis Alanı ve Şiddet İndeksi) skoru olarak bilinmektedir. Hastalığa bağlı plakların kızarıklık, kabuklanma, kalınlık ve vücudun her bölgesindeki tutulum boyutunun değerlendirildiği skorlamada başlangıca göre değişim tedavinin etkinliğinin ölçümlenmesinde kullanılır.

Başlangıca göre %50 iyileşme PAŞİ 50 olarak ifade edilir ve tedaviye devam için en az bu değişim hedeflenir. PAŞİ 90 deride tama yakın iyileşmeyi ifade ederken PAŞİ 100 deride tam iyileşme anlamına gelmektedir.

Avrupa sağlık otoritesi (EMA) en iyi etkililik kanıtının tedavide “Tam veya Tama Yakın İyileşme” (PAŞİ>%90) sonucu elde eden hasta yüzdesi olduğunu belirtmektedir.

Yapılan çalışmalarda PAŞİ 50 iyileşmeye göre PAŞİ 90 iyileşme sağlanan hastalarda yaşam kalitesinin 4 kattan fazla arttığı bildirilmektedir.

Hastalığın yol açtığı fiziksel ve psikolojik yükün ötesinde ciddi bazı rahatsızlıklara yakalanma olasılığının daha yüksek olması, derideki belirtileri tümüyle veya hemen hemen tümüyle gideren yeni tedavileri önemli kılmaktadır.

Источник: https://saglikdanisma.net/hastaliklar/cilt-hastaliklari-hastalik/sedef-psoriasis-sadece-deriyi-etkileyen-bir-hastalik-degil.html

Sedef sadece deriyi değil, tüm bedeni etkileyebilen bir hastalık

Sedef Sadece Deriyi Değil, Tüm Bedeni Etkileyebilen Sistemik Bir Hastalık

 Deride keskin sınırlı ve üzerinde sedef rengi pullanmalar bulunan kızarıklıklarla seyreden kronik seyirli inflamatuvar bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr.

Başkan şunları söyledi: “Klinik belirtilerini deride göstermekle birlikte başta eklemlerde tutulum yapabilir ve özellikle şiddetli seyrettiği dönemlerde daha belirgin olmak üzere karaciğer yağlanması, diyabet, kalp hastalıkları, obezite gibi sistemik hastalıklarla veya durumlarla birliktelik gösterebilir. Sıklıkla diz, dirsek ve saçlı deri olmak üzere vücudun birçok yerinde ve her yaşta ortaya çıkabilir. Sedef hastalığı yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür, depresyon gibi psikiyatrik sorunlara yol açabilir. İşgücü kaybından intihar eğilimine kadar görünenin çok ötesinde bireysel ve toplumsal etkileri olabilen bir hastalıktır.”

Topuk, el veya kalça eklemlerinde ağrı ve sabah tutukluğu gibi belirtilere dikkat

Sedef hastalığının sedef romatizması için en önemli risk faktörü olduğunu belirten Prof. Dr.

Emel Bülbül Başkan şunları söyledi: “Hastalık belirtileri yüzde 80 oranında deriden başlar ancak yıllar içinde artan oranda sedef romatizması gelişebilir. Hastaların yüzde 15-20’sinde başvuru anında eklem tutulumu görülür.

Sedef romatizmasını dermatologlar olarak taramak ve erken yakalamak hatta tedavilerle belirtilerini engellemek önemlidir.

Topuk ağrısı, el parmak eklemleri veya kalça eklemlerinde ağrı, sabah tutukluğu gibi belirtilerin varlığında mutlaka romatoloji uzmanına danışılmalıdır. Eklem belirtilerinin bazen sessiz seyredeceği ve hasarın geç fark edilebileceği unutulmamalıdır.

Ancak sedef hastalarının hissettiği her ağrı sedef artriti belirtisi olmayabileceği gibi, artriti olan hastalardaki her döküntü de sedef olmayabilir.

Bu durum ancak ilgili branş hekimlerinin birlikte değerlendirerek ortaya çıkarabileceği bir işbirliğini gerektirir.”

Sedef hastalığı bulaşıcı değil

Sedef hastalığının bulaşıcı olmadığını ve aile içinde birden fazla kişide sedef görülmesinin genetik geçişle ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Başkan şöyle konuştu: “Sedef hastalığında genetik geçiş bilinmektedir.

Özellikle çocukluk döneminde başlayan sedef hastalarında genetik geçiş ön plandadır. Anne veya babanın birinde sedef varsa çocukta sedefin ortaya çıkma ihtimali %10’a, ikisinde de sedef varsa çocukta sedef olma ihtimali %50’ye kadar yükselmektedir.

Halk arasında inanılanın tersine sedef bulaşıcı değildir.

Sedef hastalığı üst solunum yolları veya benzeri bazı enfeksiyon hastalıkları sonrası ortaya çıkabilir veya kötüleşebilir, ancak lezyonlarda şimdiye kadar bulaşıcı bir mikroorganizmanın varlığı gösterilememiştir. Aile içinde birden fazla bireyde görülmesi ise daha ziyade genetik geçişle ilişkilidir.”

Bilimsel olmayan sözde “çözümlere” itibar edilmemeli

Sedef hastalığının tedavisinde amacın, derideki döküntülerin ve inflamasyonun ortadan kaldırılarak yaşam kalitesinin düzeltilmesi ve gelişecek ikincil problemlerin ortadan kaldırılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr.

Emel Bülbül Başkan şu bilgileri verdi: “Sedef tedavisinde topikal tedavilerden (kremler vb) fototerapiye, ağızdan alınan ilaçlardan enjeksiyon veya serum şeklinde verilen biyolojik ilaç tedavilerine kadar değişen spektrumda seçenekler mevcuttur.

Önemli olan hastanın risk faktörleri ile birlikte bütünsel değerlendirilip doğru zamanda doğru tedavinin başlanması ve hastanın, iyi bir hasta-hekim ilişkisi çerçevesinde uzun soluklu izlenmesidir.

Vücudunun geniş alanını kaplayan veya yüz, özel bölge, el ayak gibi yerleşimi olan ve hatta eklem belirtilerinin varlığında sadece topikal tedavi vermek ve iyileşme beklemek yanlış bir uygulamadır. Benzer şekilde çocuklukta, gebelikte, emzirme döneminde ve çocuk planlayan eşlerde tedavi seçenekleri değişir.

Sedef hastalarına uygulanan tedavilerin birçoğuna sağlık güvencesi ile ulaşmak mümkündür. Hastalık şiddeti arttıkça tedavi maliyetinin yükseldiğini düşünürsek erken tedavi ile hastalığı kontrol altına almak önemlidir.

Ancak yine de bir şekilde doğru tedaviye ulaşamayan ve kremlerle oyalanan özellikle şiddetli sedef hastalarının internet ve medya aracılığı ile bilimsel kanıtı olmayan ve sedefi kökten çözdüğünü iddia eden kişilerin elinde mağdur olduklarına şahit oluyoruz.”

Sağlıklı bir yaşam tarzı sedef tedavisini destekliyor

Prof. Dr.

Emel Bülbül Başkan sedef hastalarına şu tavsiyelerde bulundu: “Sağlıklı beslenme ve egzersiz, ideal kiloya yakın vücut ağırlığını korumak, sigara ve alkolden uzak durmak, stresten kaçınmak, yazın güneş ışınlarından faydalanmak ve özellikle sonbaharda gelişecek gribal enfeksiyonlar başta olmak üzere enfeksiyonlardan korunmak sedef tedavisinde başarıya ulaşmada çok önemlidir. İyi bir tedavi bilimsel etkinliği kanıtlanmış hastaya en uygun tedavi yöntemi ile birlikte sağlıklı yaşama dair ipuçlarının bireysel alışkanlıkların değiştirilerek uygulanması ile mümkündür. Yaz ayları sedef hastaları için iyi bir dönemdir. Tatilin psikolojik etkisi, güneş ışığının iyileştirici etkisi ile birlikte sedef hastaları genellikle bu dönemi belirtiler açısından sakin geçirir. Yazın güneşten yararlanırken dikkat edilmesi gereken konu güneş yanıklarından kaçınmaktır. Zira güneşin olumlu etkileri yanık gelişecek kadar çok maruz kalındığında tersine döner ve hastalığı aktifleştirebilir, diğer bir deyişle hastalık belirtileri artabilir.”

 https://www.medikalakademi.com.tr/prof-dr-baskan-sedef-sadece-deriyi-degil-tuem-bedeni-etkileyebilen-bir-hastalik/

Источник: https://mirayhaber.com/sedef-sadece-deriyi-degil-tum-bedeni-etkileyebilen-bir-hastalik/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.