Şeker alkol bağımlısı yapıyor

Şekerin anatomisi (Şeker nedir? Şekerin zararları nelerdir?)

Şeker alkol bağımlısı yapıyor

Araştırmalara göre şeker kanserden Alzheimer'a, kalp hastalıklarından obeziteye kadar birçok hastalıktan sorumlu. Nişasta bazlı şeker ise şeker türleri içinde en zararlısı.

Şeker nedir?

Glikoz, vücudumuzun temel şekeridir, yani kandaki şeker. Fruktoz ise vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için kullandığı basit şekerdir. Mesela sebzelerde, meyvelerde doğal olarak bulunur. Glikoz ve fruktoz yan yana geldiğinde “sakkoroz” meydana gelir. Yani şeker pancarı ya da şeker kamışındaki şeker budur, bu çaya da konan şekerdir.

Şeker kamışı ya da şeker pancarından elde edilen şeker ilaveleri eşit oranda glikoz ve fruktoz içerir.

Öte yandan, endüstriyel süreçlerden geçen pek çok gıdada kullanılan ve laboratuvar ortamında üretilen nişasta bazlı şuruplar, glikoza oranla çok fazla miktarda işlenmiş fruktoz içerir ve devamlı tüketildiğinde bu zehirli moleküller vücuda ciddi zararlar verir.

3 çeşit şeker vardır

1) Mısırdan elde edilen.

2) Şeker pancarından, şeker kamışından elde edilen. 

3) Nişasta bazlı şeker

Nişasta Bazlı Şeker

Nişasta bazlı şeker, en çok patates, mısır ve pirinçten endüstriyel biçimde elde edilir ve 1970'li yıllarda Japonlar tarafından geliştirilmiştir. Diğer doğal şeker türlerine göre 3 kat daha tatlıdır ve doğal olmadığı için en risklisidir.

NBŞ, genelde sofra şekeri gibi tek tüketilmez ama endüstriyel olarak üretilmiş gıdaların hemen hepsinde, mesela meyve sularından gazlı içeceklere, bisküvilerden dondurmalara, meyveli yoğurtlardan hazır çorbalara kadar pek çok yiyecek ve içecekte bulunur.

Karaciğere gitmeden kan şekerini jet hızıyla yükselten NBŞ, obezite, kanser, insülin direnci, Alzheimer, diyabet, karaciğer yağlanması, kalp ve damar hastalıkları gibi pek çok sağlık sorununa yol açabilir.

Ancak pancar ve şekerkamışından elde edilen şekere göre ucuz olduğu, gıdaların raf ömrünü uzatıp maliyeti düşürdüğü için pek çok marka insan sağlığını düşünmeden yoğun olarak kullanır.

Neden devamlı şeker isteriz?

Şekere bağımlı olmak aslında psikolojik değil, biyolojik sebeplerden kaynaklanır. Zira hormon ve hücreler arası iletişimi sağlayan kimyasallar, şeker alışkanlığını kışkırtır. Dahası şekerli bir yiyecek ya da içecek sadece kan şekerini ve insülini yükseltip kişinin daha fazla şeker istemesine sebep olmakla kalmaz, aynı zamanda beyinde de değişiklilere yol açar. 

Şeker Vücudumuza Ne yapar?

Ağzınıza tatlı bir şey atınca dildeki tat alma duyuları beyni uyarır ve ödül mekanizması çalışır. Dopamin salgılanır. Bu esnada şeker mideye, ince bağırsağa, sonra karaciğere doğru yola çıkar.

Metabolizma bu besini denetlemeye çalışır. Enzimler, şekeri glikoz ve fruktoz olmak üzere iki moleküle ayrıştırıp parçalar.

NBŞ ise sindirimin ilk aşamasında doğrudan kana karıştığı için metabolizmanın ayarlarını bozar. 

Ancak…

Hücrelerimizin normal fonksiyonlarını sürdürebilmeleri için doğal şekere ihtiyacımız var.

Her şekerin vücuttaki işlenme biçimi farklıdır. Vücudun şekere cevabı birçok faktöre göre değişir. Yiyeceğin içeriği, hazırlanma biçimi, birlikte yenilen yiyecekler, kişinin yaşı ve vücut kompozisyonu bu faktörler arasındadır.

Neleri tetikler?

Şeker tüketimi kısa süre mutlu etse de tehsi sadece kilo almakla sınırlı kalmaz.

Zira şeker, yani basit karbonhidratın fazla tüketimi damarları tahrip ederek kalp hastalıklarından karaciğer yağlanmasına, kansere yakalanma riskinin artmasından unutkanlık ve erken bunamaya, tekrarlayan düşük kan şekeri ataklarından bağışıklık sisteminin zayıflamasına, obeziteden diyabete kadar pek çok sağlık sorununa sebep olabilir. Dahası, şeker molekülleri vücutta fazla bulunduğunda cildin en önemli yapıları da zarar görür. Kan şekerinin uzun süre normal değerlerin üzerinde seyretmesinin beyni küçültebildiğini iddia eden uzmanlar bile var.

Gizli şeker ve diyabet nedir?

Şekerli besin, ihtiyacın çok üzerinde glikoz içerdiğinden vücut dengesini sarsar. Beyin uyku düzenleyici melatonin hormonunu salgılar, yorgun hissedersiniz. İnsülin beyne de akın eder.

Bu da yeme ataklarını ve bağımlılığa benzeyen bir nörokimyasal süreci başlatır. Şeker yemeye devam ederseniz, pankreasınız o kadar çok insülin salgılar ki hücreleriniz buna dirençli hale gelir.

Kan dolaşımındaki bu dengesizlik gizli şekere ve diyabete yol açar.

Nasıl mücadele edilir?

Beyin, şekere tıpkı alkol ve sigara gibi tepki verir. Şekeri hayatınızdan çıkardığınız ilk günlerde baş ağrısı, gerginlik ve çok fazla tatlı isteği oluşuyorsa bu, şekere bağımlılığınıza işarettir. Bu bağımlılıkla mücadele için en etkili yolsa şekeri aniden hayatınızdan çıkarmak.

1- Kahvaltı

Kan şekerinin normal sınırlarda kalmasını sağlamak ve şeker ihtiyacınızı en aza indirmek için kahvaltı önemli. Çünkü gece boyunca kan şekeri düşük seyreder ama kahvaltıyla normal değerlere çıkar, şeker açlığının bastırılmasını sağlar. Bu arada kimi uzmanlar aksini iddia else de sık ve az yemek, kan şekeri düzeyini normal sınırlarda tutmak ve şekere saldırmamak için önemli.

2- Olmazsa olmaz: Tahıllar ve baklagiller

Rafine şeker ve daha da tehlisi çoğu işlenmiş gıdanın içindeki NBŞ'nin tersine kaliteli karbonhidrat kaynağı olan tahıllar ve baklagillerden aldığımız şeker sadece glikoza dönüşerek vücudun her hücresinde kullanılır. Yani kaliteli karbonhidrat deposu bu besinler, hem boş enerji kaynağı değildir hem de vücuda zarar vermeden hücrelerin enerji ihtiyacını karşılar.

3- Meyve

Meyvelerin suları yüksek oranda şeker içerdiğinden posasıyla beraber yemeğe gayret edin. Dahası meyvenin içindeki şeker, kan şekerinizin aniden yükselip düşmesine sebep olabileceğinden süt, yoğurt ya da kuruyemişlerle tüketmek daha faydalı.

4- Bitter çikolata

Porsiyonunu abartmayacak şekilde, yüzde 70 oranında kakao içeren bitter çikolata diğer çikolata türlerinden daha iyidir. Dahası hazır dondurma yerine sorbe ya da smoothie'ler, reçel ve marmelat yerine taze meyveler ya da hurma iyi birer alternatiftir.

5- Baharat

Tarçın, hindistancevizi gibi baharatlar yemeklerinizi doğal yolla tatlandırır, şeker açlığınızı giderir.

Источник: https://www.posta.com.tr/sekerin-anatomisi-seker-nedir-sekerin-zararlari-nelerdir-2013027

Alkol alanlara beslenme önerileri: Kan şekerini dengeleyen gıdalar

Şeker alkol bağımlısı yapıyor

Uzman Diyetisyen Emre Uzun, “Alkolikler ya da alkol alanlar, sindirim sistemini düzene sokmak için neler yapabilir?” sorumuza ise şu yanıtı veriyor:

“Öncelikle yetersiz ya da yanlış beslenmeden uzak duracaklar. Yukarıda da sözünü ettim: Alkol kalori verir ama bu kalori boştur, besin değeri yoktur. Alkol alan kişi kendini bu yüzden aç hissetmez. Ya da tam tersine çok ama gereksiz gıda tüketip yanlış beslenirler. Her iki durumda da sindirim sistemlerini zorlarlar. Bizim önerimiz, sık sık bir doktora ve beslenme uzmanına başvurmaları…

HALT denen bir kısaltma var

Hungry, Angry, Lonely, Tired kelimelerinin baş harfleriyle üretilmiş. Biz bunu “aç, öfkeli, yalnız, yorgun” olarak özetleyebiliriz.

Alkol tüketenlerin bu HALT durumundan kaçınması gerekiyor ama şu da bir gerçek: Uygulayabilecekleri öyle standart bir diyet yok! Sadece, dünyaca kabul görmüş bazı beslenme taktikleri var. Bunları da şöyle özetleyebiliriz: Proteini balıktan, kümes hayvanlarından, yağsız kara etten almaları gerekir.

Olabildiğince fazla meyve sebze yemeleri, baklagiller, tam tahıllı buğday ekmeği ve mısır gevreğini sofradan eksik etmemeleri gerekir. ”

1- Bir “yeme düzeni” oluşturup uygulayın.

Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği… İki de ara öğününüz olsun. Bunun önemi şurada: Alkol alanların yemekten anladığı şey, bir süre sonra zaten “beslenme” olmuyor. Daha çok açlıklarını bastırıyorlar. Bundan kaçınmak için bir yeme düzeni şart!

2- Her öğünde “sağlıklı ve besleyici” gıdalar alın.

İyi beslenen kişilerin duygusal dalgalanmalardan daha az etkilendiği tıbben kanıtlanmış bir gerçek. Düzenli ve ardından doğru beslenenler, alkolün sebep olduğu duygusal gel-gitlere daha az yakalanacaktır. Bu da yemekten vazgeçmeyi ya da alınan alkol miktarını artırmayı önler.

3- Şekerden uzak durun!

Yukarıda da anlattığım gibi alkol ve hipoglisemi ayrılmaz ikilidir. Kişi, hipoglisemi (düşük kan şekeri) seviyesiyle birlikte duygusal gel-gitler yaşamaya başlar ve alkole daha sıkı sarılır. Şeker ile alkolün beynin dopamin seviyesi üzerindeki etkisi de birbirine benzer: Hızla mutlu olursunuz, aynı hızla dibe vurursunuz ve giderek depresyona sürüklenirsiniz.

4- Kahveyi az tüketin!

Alkol alanlar “ayılmak” için kahveyi tercih eder ama yanlış. Günde bir kupa yeterlidir çünkü kafeinin de kan şekerini düşürmek gibi bir yan etkisi vardır.

5- Sindirimi kolay gıdaları tercih edin. 

Yulaf ezmesi ve pirinç bu gıdalar arasındadır. Aynı şekilde bol sebze ve meyve tüketin.

6- Vitamin desteği alın.

Çünkü alkol tüketenlerde genellikle B ve D vitamini eksikliği görülür. B vitaminleri, vücudumuzun yediklerimizden enerji elde etmesini sağlarken D vitamini kalsiyumun ve nörolojik sistemin sağlıklı işlemesi için gereken tiyamin mineralinin tüketimini düzenler.

Alkole karşı kan şekerini dengede tutmak için öneriler:

1- Ara öğünleri atlamayın. Ara öğünlerde elma, greyfurt, şeftali, erik, çilek gibi , glisemik indeksi düşük meyveleri tüketin. Geceleri ara öğün olarak, kan şekerinizi sabitlemek için bir su bardağı tarçınlı süt için.

2- Kefir tüketin. Prebiyotik ve probiyotik almak obeziteden korunmak açısından önemlidir. Özellikle akşam yemeğinde probiyotikli yoğurt yiyin veya gece ara öğününde kefir için.

3- Lifli besinler yiyin. Lifli besinlerin midede kalma süresi daha uzundur. Sizi daha uzun süre tok tutarlar. Bu da hiperglisemi ve hipoglisemiyi önleyerek, kan şekeri seviyesini kontrol altında tutar. Böylece kısa ve uzun vadeli, kan şekeri kaynaklı sorunlar önlenmiş olur.

4- Keten tohumu tüketin. Keten tohumu en değerli lifli besinlerden biridir. Yüksek miktarda lif ve yağ asidi içerir. Kan şekerini düşürmeye yardımcı olduğu gibi vücudun üretemediği sağlıklı yağ asitleri omega-3 ve omega-6’yı da içerir.

5- Tarçın dostunuz olsun. Kötü kolesterolü düşürmek için etkili bir baharat olan tarçın aynı zamanda vücutta insülin etkisini taklit ederek kan şekerini düzenler. Her gün ve düzenli olarak günde yarım çay kaşığı tarçın tüketmek kan şekeri seviyesini yaklaşık %20 oranında düşürür.

Alkolün kan şekeri üzerindeki etkisi

Alkol alanların bilinen, klasik sorunları da var. Örneğin hipoglisemi ya da kan şekerinin aniden düşmesi. Uzman Diyetisyen Emre Uzun, sorunun bu kadar basit olmadığını da açıklıyor: “Alkol tüketimi ve hipoglisemi ayrılmaz ikili… Kan şekeri düşünce kişi refleks olarak kan şekerini yükselten yiyeceklere, özellikle de alkole yöneliyor.

Alkol hipoglisemiyi körüklüyor, kişide halsizlik baş gösteriyor. Ardından anksiyete, depresyon, titreme, asabiyet hali, huysuzluk, sinirlilik, zihinde karmaşa, durmadan bir şeyler yeme isteği, ruh halinde gel-gitler, terleme, soluksuz kalma vb. gözlemlenmeye başlıyor.

Aslında içkiyi bırakmış kişilerde gözlemlenen ve İngilizce’de “dry drunk syndrome” olarak tanımlanan şey tam da bu: Kişi içmez ama alkol aldığı zamanlardaki belirtileri gösterir. Adeta içmeden sarhoştur. Ve bunun nedeni de kan şekerinin düşmesidir. Çünkü kan şekeri düşünce, sinir ileticileri de (nörotransmitter) dibe vurur, görevini yapamaz.”

İnsanlar neden alkole esir oluyor?

Alkolizm, çağımızın en önemli sorunlarından biri ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada bugün 76 milyon alkolik yaşıyor. Dahası her 25 kişiden birinin ölüm sebebi de alkol. Peki, insanlar kendilerini öldüren bir şeye nasıl bağımlı hale geliyorlar? Emre Uzun, stresli çalışma hayatı veya özel hayattaki sorunların kişiyi alkolizme itip itmediğini şöyle açıklıyor:

İş hayatındaki stres de tıpkı alkolizm gibi bir hastalık gerçekte. Yapılan araştırmalara göre; iş yerindeki sorunlardan kaçmak isteyen,düzensiz bir yaşam süren, hayattaki olumsuzluklarla başa çıkamayan kişilerin büyük oranda alkole sığındığı tespit edilmiş.

Ancak bu izlenebilecek en yanlış yol çünkü aşırı alkol alımı vücutta hem bazı metabolik değişiklere neden olur, hem stresi yükseltir hem de organlarda bazı sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olur.

Örneğin merkezi sinir sistemi üzerinde negatif etkisi vardır; zaten alkol aldıktan sonra kendimizi kontrol edememe sebebimiz budur. Konuşma problemlerine yol açar, sağlıklı düşünmenizi engeller. Uyku düzenini ve kalitesini alaşağı eder. Erken uyanmanıza, uyku apnesinin şiddetlenmesine, içinde yaşıyormuş hissi veren rüyalar görmenize sebep olur.

“Bu noktaya gelince alkole veda edilmesi gerekmez mi?” sorusuna Emre Uzun’un verdiği yanıt, pek bilinmeyen bir gerçeği de açıklıyor: “Söyleyeceklerim, asla ‘içmeye devam etsinler’ anlamına gelmez yalnız tıbbi bir gerçek, alkol bağımlılarının içmeyi bıraktıklarında mutsuz bir döneme girdiklerini söylüyor.

Özellikle alkolizm ve depresyon teşhisi bir arada konan kişiler, içemedikleri zaman üzüntüyü çok daha yoğun yaşıyor. Çünkü alınan alkol, depresyonun yıllar boyu yarattığı duyguları bastırdığı için, alkolü bırakınca tüm bu duygular da su yüzüne çıkıyor.

Alkol bağımlıları içki olmadan sosyal yaşama dâhil olamıyor, depresyondan mustarip alkolikler ise bunu daha da zor başarıyor. Depresyonda olmanın verdiği kötü düşünceler de içmek için tetikleyici olabiliyor.

Alkolizm ve yeme-içme alışkanlıkları

Alkol alanların beslenme sorunları alkolün etkileriyle doğrudan alakalı. Az ve yetersiz yiyorlar çünkü alkolü yiyecek yerine koyuyorlar. Her bir gram alkol 7 kalori içeriyor ama bu boş kalori; yani protein, vitamin ya da mineral içermeyen kalori…

Daha da önemlisi ister alkolik olsun ister akşamları mezelerin eşlik ettiği sofralarda keyif için içsin, alkol alan hemen herkes belli beslenme alışkanlıkları sergiliyor. Yeterince sağlıklı beslenmiyorlar, çok az meyve ve sebze yiyorlar ve daha çok hayvansal protein içeren gıdalara yöneliyorlar.

İçilen içki ne kadar sertse beslenme de o kadar yetersiz ve sağlıksız oluyor. Tabii başka şeyler de var. Örneğin alınan alkol miktarı, ne kadar sık alkol alındığı, içilen içkinin türü hatta içkinin yemeklerle birlikte mi yoksa tek olarak mı içildiği bile kişinin beslenme düzenini etkiyor.

Bu da sağlık sorunlarına yol açıyor. Küçük bir örnek: Çok fazla içenler yüksek kalorili gıdalara yöneliyor, bu gıdalar da fazla trans yağ içerdiği için karaciğer hastalıkları, özellikle de karaciğer yağlanması ortaya çıkıyor. Karaciğer yağlanması olan ve içmeye devam edenlerin ise yüzde 65’inde siroz görülüyor.

Alkol ve sindirim sistemine zararları

Sindirim ağızda başlar ve kalın bağırsakta noktalanır. Bu uzun bir yol ve alkol bu yol üzerinde hemen her noktaya zarar verebilir.

Bunları tek tek sıralamak gerekirse:

Üst sindirim sistemi üzerinde ve yetersiz beslenmeye bağlı olarak dilde enflamasyon görülebilir. Yutakta (özofagus) ülserler ortaya çıkabilir. İleri evrelerde yutakta varisler ve ölümcül kanamalar olabilir.

Midede Helicobacter pylori adı verilen bir basilin üremesini kolaylaştırır. Bunun sonucunda gastrit ve ülser gelişir. Alkol reflü gelişmesi olasılığını da artırır. Midenin boşalmasını geciktirdiği için mide şikayetlerine neden olabilir.

İnce bağırsakta, bağırsak hareketlerinde meydana gelir. Vücut için önemli pek çok besin emilemez. Bunun sonucunda ciddi tıbbi sonuçları olan beslenme bozuklukları ortaya çıkar.

Kalın bağırsakta ise özellikle alkol bağımlılığının ileri evrelerinde Bağırsak hareketlerinin bozulmasına neden olur. Karaciğer hasarı ile ilişkili olarak hemoroid (basur) görülebilir.

Pankreas enzimlerinin sızmasına neden olabilir. Bu da pankreas kanalının tıkanmasına ve akut ve kronik pankreatite neden olur. Pankreatit ciddi bir durumdur ve tekrar edebilir.

Toparlanma diyeti: 1 haftalık beslenme programı

Источник: https://indigodergisi.com/2017/12/alkol-alanlara-beslenme-onerileri/

Alkol Bağımlılığı

Şeker alkol bağımlısı yapıyor

Alkol bağımlılığı nedir? Alkolün birçok çeşidi vardır. Etanol denilen türü içki olarak tüketilmektedir. İçki olarak tüketilen alkol birçok hastalığa neden olmaktadır. Bunun yanında alkol iradeyi zayıflatır, kişi kontrol kaybı yaşar ve uyuşturucu maddelere açık hâle getirir.

Uyuşturucu kullananların yüzde 57’si alkol kullanmaktadır. Alkolden uzak durmak diğer madde bağımlılıklarından korunma noktasında önleyici bir role sahiptir.

Çok miktarda ve sıklıkla alkol tüketen, bedensel, ruhsal ve toplumsal sağlığının bozulmasına rağmen alkol almak isteyen, tedavi edilmesi gereken kişiye alkolik denir.

Dünyada alkol kullanan 2 milyar kişinin 76 milyon kadarı alkol bağımlısıdır.

Yılda 1 milyon 800 bin kişi bu nedenle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ilk tüketim yaşı 11’e kadar inmiştir. İlk kullanım yaşı düştükçe ileriki yaşlarda bağımlı olma riski artmaktadır.

Alkolün Vücutta İzlediği Yol Alkol mide yüzeyinden hücrelere geçiş yapar. Yüzde 20’si mideden, yüzde 80’i ince bağırsaklardan kana karışır. Sonraki durak karaciğerdir.

Karaciğerin önceliği yağ asitlerini yakarak enerji üretmektir. Ancak alkol olunca bu öncelik değişir.

Normalde parçalayacağı yağ asitleri karaciğerde birikmeye başlar ve karaciğer yağlanır. Alkol, kanla, kalbe, akciğerlere ve bronşlara ulaşır.

Akciğerlerden dakikalar içinde beyne ulaşır ve uyuşma etkisi yapar. Alkol, vücuda alındıktan 3 dakika sonra tüm hücrelere ulaşmış olur.

Alınan alkol miktarı, belirli seviyeyi geçerse solunum yavaşlayarak kişide komaya ve hatta ölüme neden olur.

Alkol bağımlılığı belirtileri

  • Kişi tarafından alışkın olduğu etkinin sağlanabilmesi için kullanılan alkol miktarının giderek arttırılıyor olması; eskiden kullanılan, alışkın olunan alkol miktarı ile aynı hissin ve etkinin sağlanamaması (tolerans)
  • Kişinin kullandığı alkolün miktarını azaltması ya da alkolü bırakması sonucunda yoksunluk belirtisi dediğimiz bir takım ruhsal ve bedensel sıkıntılar içerisine girmesi ve yoksunluk belirtisi hisseden kullanıcının alkol alması ile rahatlama hissetmesi
  • Kullanılan alkolün kişi tarafından almayı tasarladığı miktardan fazla miktarda ve sürede kullanılması
  • Alkol sağlamak, alkol kullanmak ya da alkolün etkilerinden kurtulmak için çok fazla zaman harcanması
  • Alkol kullanımı yüzünden önemli toplumsal, mesleki etkinliklerin ya da boş zamanları değerlendirme etkinliklerinin azaltılması ya da bırakılması
  • Alkol kullanımını bırakmak ya da denetim altına almak için başarısız girişimlerin varlığı
  • Alkolden zarar gördüğü bilinmesine rağmen alkol alımına devam etmek

Yol açtığı sorunlar

  • Yemek borusu, gırtlak, mide ve pankreas kanserleri
  • Doğru düşünme, karar verme ve hareket etme gibi beynin işlevlerini bozması
  • Uyku bozuklukları, baş ağrısı, göz tahribatı
  • Kalp ve kan dolaşımı hastalıkları
  • Kan pıhtılaşmasını engelleme
  • Karaciğerde ağır hasar

Tedavi için

Alkol sosyal kullanımı da olan bir psikoaktif madde olduğu için alkolün kötüye kullanımını veya alkol bağımlılığının geliştiğini kabul etmek zaman alabilir.

Alkol kullanan birçok kişi sosyal kullanım düzeyinde devam ederken alkol bağımlılığı gelişmektedir.

Alkol kullanan ve tedavi olmak isteyen, bu konudaki problemlerine çözüm arayan kişi ve yakınları hastanelere bağlı Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler.

  • Tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre seçilmelidir.
  • Hedef ayıklıktır (sobriety). Eşlik eden psikiyatrik bozuklukların ayırıcı tanısı ve tedavisi için bu önemlidir.
  • Tedaviden sonra uzun süreli izleme gereklidir. Kişi uzun süre hastanede kalsa bile daha sonra izlenmezse tekrar alkol almaya başlaması muhtemeldir. Düzenli aralıklarla psikolojik danışma almak veya yardım gruplarına katılmak tekrar başlama riskini azaltır.
  • Nüksler (tekrarlamalar) ilk 6 ayda sıklıkla görülür.
  • Alkoliğin ailesi alkolizm tedavisinde önemli bir faktördür. İçmeyi sürdürdüğü sürece onunla kalamayacağını belirten eşi alkoliğin alkolü bırakma denemesine girmesi için tek başına yeterli bir sebep oluşturabilir.
  • Alkol bağımlısı birey alkolizm için orijinal bir tedavi programını görmeyi reddediyorsa, hekim alkolik ilişkisini kesmemeli, tedaviyi kabul edeceği bir psikososyal krizi beklemelidir.

Alkollüyken Araç Kullanımı!

Alkol kandaki oksijen oranını azaltır. Yeterince oksijen alamayan beyin, fonksiyonlarını kaybetmeye başlar. Alkolün etkisiyle korkunun azalması ve kendine güvenin artması sonucu sürücü risk alma eğilimine girer ve kaza yapma olasılığı artar.

Kişi normal hayatında kurallara uyan biri olsa bile, alkolün etkisi altındayken bu durum değişebilir. Kişinin denge, görme, işitme gibi beyinsel fonksiyonların azalması sonucu kas kontrolü ve dikkat azalır.

Önüne aniden bir canlının veya bir aracın çıkması hâlinde sürücünün tepki gösterme süresi uzar. Bu da kaza yapma ihtimalini artırır.

Dikkat!Alkol anne kanından plasenta yoluyla direkt bebeğin kanına geçer. Anne kanındaki alkolle bebeğin kanındaki alkol miktarı aynıdır. Gebelikte kullanılan alkol düşük ve ölü doğumlara, bebekte gelişme geriliğine, sosyal gelişim ve zekâ geriliği gibi durumların oluşmasına neden olur.

Biliyor musunuz?

  • Her yıl 3,5 milyon insan alkole bağlı nedenlerden dolayı hayatını kaybetmektedir.
  • Alkol tüm dünyada önlenebilir ölüm ve yaralanmaların üçüncü temel nedenidir.
  • Alkolden doğan maddi zarar alkolden elde edilen gelirden çok daha fazladır.
  • Eğitimde başarısızlık, suça eğilim, alkole bağlı sağlık problemleri alkol kullanımıyla doğru orantılı olarak artar.

Ne yapmalı?

  • Bağımlı kişinin davranışlarının sonuçlarını görmesine yardımcı olun.
  • Samimi ilgi gösterin, alkol probleminin bir hastalık olduğunu unutmayın.
  • Bağımlılık tedavi metotları hakkında bilgi sahibi olun. Bağımlıya bunlardan bahsedin.
  • Bağımlı kişinin yardım kabul etmesine hazırlıklı olun. Tedavi merkeziyle önceden görüşün, gerekli ayarlamaları yapın. Böylece harekete geçmesini engelleyecek bahaneleri ortadan kaldırmış olursunuz.

Ne yapmamalı?

  • Nefret, düşmanlık, kötü söz söyleme, lanetleme, ahlak dersi vermek gibi yaklaşımlardan uzak durun ve ona yardım etmeye çalıştığınızı unutmayın.
  • Saklamak, çevreye belli etmemeye çalışmak sorununun daha derinleşmesine neden olacaktır.

 Ayrıntılı bilgi için tbm.org.tr ve alkolgercekleri.com adresini tıklayınız.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • ALKOL BAĞIMLILIĞI HAKKINDA MERAK EDİLEN SORULAR VE CEVAPLARI

Alkol bağımlılığı nedir? Alkolün birçok çeşidi vardır. Etanol denilen türü içki olarak tüketilmektedir. İçki olarak tüketilen alkol birçok hastalığa neden olmaktadır.

Bunun yanında alkol iradeyi zayıflatır, kişi kontrol kaybı yaşar ve uyuşturucu maddelere açık hâle getirir. Uyuşturucu kullananların yüzde 57’si alkol kullanmaktadır. Alkolden uzak durmak diğer madde bağımlılıklarından korunma noktasında önleyici bir role sahiptir.

Çok miktarda ve sıklıkla alkol tüketen, bedensel, ruhsal ve toplumsal sağlığının bozulmasına rağmen alkol almak isteyen, tedavi edilmesi gereken kişiye alkolik denir.

Dünyada alkol kullanan 2 milyar kişinin 76 milyon kadarı alkol bağımlısıdır. Yılda 1 milyon 800 bin kişi bu nedenle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ilk tüketim yaşı 11’e kadar inmiştir.

İlk kullanım yaşı düştükçe ileriki yaşlarda bağımlı olma riski artmaktadır.

Alkolün Vücutta İzlediği Yol Alkol mide yüzeyinden hücrelere geçiş yapar. Yüzde 20’si mideden, yüzde 80’i ince bağırsaklardan kana karışır. Sonraki durak karaciğerdir.

Karaciğerin önceliği yağ asitlerini yakarak enerji üretmektir. Ancak alkol olunca bu öncelik değişir.

Normalde parçalayacağı yağ asitleri karaciğerde birikmeye başlar ve karaciğer yağlanır. Alkol, kanla, kalbe, akciğerlere ve bronşlara ulaşır.

Akciğerlerden dakikalar içinde beyne ulaşır ve uyuşma etkisi yapar. Alkol, vücuda alındıktan 3 dakika sonra tüm hücrelere ulaşmış olur. Alınan alkol miktarı, belirli seviyeyi geçerse solunum yavaşlayarak kişide komaya ve hatta ölüme neden olur.

Alkol bağımlılığı belirtileri

  • Kişi tarafından alışkın olduğu etkinin sağlanabilmesi için kullanılan alkol miktarının giderek arttırılıyor olması; eskiden kullanılan, alışkın olunan alkol miktarı ile aynı hissin ve etkinin sağlanamaması (tolerans)
  • Kişinin kullandığı alkolün miktarını azaltması ya da alkolü bırakması sonucunda yoksunluk belirtisi dediğimiz bir takım ruhsal ve bedensel sıkıntılar içerisine girmesi ve yoksunluk belirtisi hisseden kullanıcının alkol alması ile rahatlama hissetmesi
  • Kullanılan alkolün kişi tarafından almayı tasarladığı miktardan fazla miktarda ve sürede kullanılması
  • Alkol sağlamak, alkol kullanmak ya da alkolün etkilerinden kurtulmak için çok fazla zaman harcanması
  • Alkol kullanımı yüzünden önemli toplumsal, mesleki etkinliklerin ya da boş zamanları değerlendirme etkinliklerinin azaltılması ya da bırakılması
  • Alkol kullanımını bırakmak ya da denetim altına almak için başarısız girişimlerin varlığı
  • Alkolden zarar gördüğü bilinmesine rağmen alkol alımına devam etmek

Yol açtığı sorunlar

  • Yemek borusu, gırtlak, mide ve pankreas kanserleri
  • Doğru düşünme, karar verme ve hareket etme gibi beynin işlevlerini bozması
  • Uyku bozuklukları, baş ağrısı, göz tahribatı
  • Kalp ve kan dolaşımı hastalıkları
  • Kan pıhtılaşmasını engelleme
  • Karaciğerde ağır hasar

Tedavi için

Alkol sosyal kullanımı da olan bir psikoaktif madde olduğu için alkolün kötüye kullanımını veya alkol bağımlılığının geliştiğini kabul etmek zaman alabilir.

Alkol kullanan birçok kişi sosyal kullanım düzeyinde devam ederken alkol bağımlılığı gelişmektedir.

Alkol kullanan ve tedavi olmak isteyen, bu konudaki problemlerine çözüm arayan kişi ve yakınları hastanelere bağlı Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler.

  • Tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre seçilmelidir.
  • Hedef ayıklıktır (sobriety). Eşlik eden psikiyatrik bozuklukların ayırıcı tanısı ve tedavisi için bu önemlidir.
  • Tedaviden sonra uzun süreli izleme gereklidir. Kişi uzun süre hastanede kalsa bile daha sonra izlenmezse tekrar alkol almaya başlaması muhtemeldir. Düzenli aralıklarla psikolojik danışma almak veya yardım gruplarına katılmak tekrar başlama riskini azaltır.
  • Nüksler (tekrarlamalar) ilk 6 ayda sıklıkla görülür.
  • Alkoliğin ailesi alkolizm tedavisinde önemli bir faktördür. İçmeyi sürdürdüğü sürece onunla kalamayacağını belirten eşi alkoliğin alkolü bırakma denemesine girmesi için tek başına yeterli bir sebep oluşturabilir.
  • Alkol bağımlısı birey alkolizm için orijinal bir tedavi programını görmeyi reddediyorsa, hekim alkolik ilişkisini kesmemeli, tedaviyi kabul edeceği bir psikososyal krizi beklemelidir.

Alkollüyken Araç Kullanımı!

Alkol kandaki oksijen oranını azaltır. Yeterince oksijen alamayan beyin, fonksiyonlarını kaybetmeye başlar. Alkolün etkisiyle korkunun azalması ve kendine güvenin artması sonucu sürücü risk alma eğilimine girer ve kaza yapma olasılığı artar.

Kişi normal hayatında kurallara uyan biri olsa bile, alkolün etkisi altındayken bu durum değişebilir. Kişinin denge, görme, işitme gibi beyinsel fonksiyonların azalması sonucu kas kontrolü ve dikkat azalır.

Önüne aniden bir canlının veya bir aracın çıkması hâlinde sürücünün tepki gösterme süresi uzar. Bu da kaza yapma ihtimalini artırır.

Dikkat!

Alkol anne kanından plasenta yoluyla direkt bebeğin kanına geçer. Anne kanındaki alkolle bebeğin kanındaki alkol miktarı aynıdır. Gebelikte kullanılan alkol düşük ve ölü doğumlara, bebekte gelişme geriliğine, sosyal gelişim ve zekâ geriliği gibi durumların oluşmasına neden olur.

Biliyor musunuz?

  • Her yıl 3,5 milyon insan alkole bağlı nedenlerden dolayı hayatını kaybetmektedir.
  • Alkol tüm dünyada önlenebilir ölüm ve yaralanmaların üçüncü temel nedenidir.
  • Alkolden doğan maddi zarar alkolden elde edilen gelirden çok daha fazladır.
  • Eğitimde başarısızlık, suça eğilim, alkole bağlı sağlık problemleri alkol kullanımıyla doğru orantılı olarak artar.

Ne yapmalı?

  • Bağımlı kişinin davranışlarının sonuçlarını görmesine yardımcı olun.
  • Samimi ilgi gösterin, alkol probleminin bir hastalık olduğunu unutmayın.
  • Bağımlılık tedavi metotları hakkında bilgi sahibi olun. Bağımlıya bunlardan bahsedin.
  • Bağımlı kişinin yardım kabul etmesine hazırlıklı olun. Tedavi merkeziyle önceden görüşün, gerekli ayarlamaları yapın. Böylece harekete geçmesini engelleyecek bahaneleri ortadan kaldırmış olursunuz.

Ne yapmamalı?

  • Nefret, düşmanlık, kötü söz söyleme, lanetleme, ahlak dersi vermek gibi yaklaşımlardan uzak durun ve ona yardım etmeye çalıştığınızı unutmayın.
  • Saklamak, çevreye belli etmemeye çalışmak sorununun daha derinleşmesine neden olacaktır.

 Ayrıntılı bilgi için tbm.org.tr ve alkolgercekleri.com adresini tıklayınız.

Источник: https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/alkol-bagimliligi

Alkol ve Diyabet: Şeker Hastalığında Alkol Alabilir miyim?

Şeker alkol bağımlısı yapıyor

Şekerli kişiler sağlıklı bir yaşam tarzı izlemeli ve belirli bir diyet izlemelidir. Bununla birlikte, çoğu diyabette alkol içip içmemekle ilgileniyor.

Tatiller alkol olmadan yapamaz ve diyabetik bir kişi masada nasıl davranacağını bilmiyor.

Çoğu kişi, şekerli diyabet (tip 2 veya tip 1) içinde alkol tüketip tüketemeyeceğini merak etmektedir. Bu yazıda diyabetliler tarafından alkol tüketimi ile ilgili temel kurallar açıklanacaktır.

Diyabetiklerde alkolün etkileri

Alkol ve diyabet birleşti mi? Bir diyabetik vücuda girmek, alkol özel bir etkisi vardır. İçki karaciğer dokularında glikoz üretimini bozmaya yardımcı olur. Azalır ve insülin etkisi artar.

Alkol içtiğinde, hızlı olurkana emilim.

İçki karaciğer tarafından işlenir, bu nedenle bir kişi insülin üretimini teşvik etmek için tabletlerde insülin veya ilaç alırsa, karaciğer fonksiyonu bozulduğunda alkol kullanımı kan şekerinde keskin bir düşüşe neden olabilir. Şeker hastalığında alkol hipoglisemi tetikleyebilir. Ayrıca, kardiyovasküler sistemin durumuna büyük hasar verilir. Ölümcül bir sonuç ortaya çıkabilir.

Diabetes mellitus ve alkol ile uyumluluk

Alkol ve diyabetin birleşip yapıp yapamayacağına dair ikili bir görüş var.

Doktorların ezici çoğunluğu şu konularda sıkı bir şekilde ikna olmuştur:

  • alkollü içki içerek hipoglisemi gelişimini neden olabilir kan şekeri önemli bir azalma vardır.
  • Sarhoş bir hasta uykuya dalabilir ve hipogliseminin ilk belirtilerini fark etmez.
  • Alkol, ilaç alırken olduğu gibi aceleci kararlara neden olan karışıklığa neden olur.
  • Diyabetli bir kişide böbrek ve karaciğer ile ilgili sorunlar varsa, bu tür içeceklerin kullanılması bu organların hastalıklarının şiddetlenmesine neden olabilir.
  • Alkol kalp ve kan damarları üzerinde yıkıcı bir etkiye sahiptir.
  • Alkol iştahı artırabilir ve aşırı miktarda yiyecek tüketimi ve dolayısıyla şekerin kandaki artışına neden olabilir.
  • Alkol kan basıncını artırmaya yardımcı olur.

İkinci görüş, şeker hastalığında alkol içebildiğiniz, ancak çok ılımlı bir miktarda olmasıdır.

Vücut üzerindeki zararlı etkilerini önlemek için bazı temel kurallar vardır.

Şeker hastalığı olan bir kişiye tavsiye edilir:

  • Boş bir karnında alkol tüketmeyin;
  • Sadece güçlü içecekler veya kuru kırmızı şarap kullanın;
  • kan şekeri kontrol altında tutun.

Bu görüş, doktorun sıkı talimatlarına uymayan ve diyabetinin keşfinden önce yola çıktığı alışılmış yaşam biçimini değiştirmek istemeyen hastalar tarafından tutulmaktadır.

Diabetes mellitus ana türleri

Diyabet, genetik düzeyde anormalliklerle tahrik edilir ve aynı zamanda vücudun viral hasarından veya bağışıklık sisteminin arızalanmasından kaynaklanabilir.

Genellikle, hastalık malnütrisyon, hormonal arka planda ihlaller, pankreas patolojisi ve bazı ilaçlarla tedavi sonucunda ortaya çıkar.

Uzmanlar aşağıdaki diyabet türleridendir:

  • insüline bağımlı değildir;
  • insüline bağımlıdır.

İnsülin bağımlı olmayan diyabet (tip 2)

İnsülin bağımlı diyabet nasıl ortaya çıkmaktadır (2.) Tipi? Yavaş gelişme doğasında. Bu durum genital bölgede kaşıntı varlığı eşlik eder. Bu patoloji ile mantar veya bakteriyel doğanın cilt belirtileri gelişir.

Diyabetin insüline bağlı şekli (tip 1)

Genç yaştaki hastalara özgüdür.Hızlı gelişme ile karakterizedir. Bu hastalık türü sürekli bir susuzluğa neden olur. Diyabetik keskin bir şekilde kilo verir, atılan idrarın hacmini arttırır, kas güçsüzlüğü vardır. Hasta uygun tedaviyi yapmazsa iştahsızlık, bulantı ve kusma olan bir ketoasidoz gelişebilir.

Genel semptomlar

Her iki hastalık türü için de böyle komplikasyonlar vardır:

  • kalp rahatsızlıkları;
  • kan damarlarının arteryosklerozu;
  • Genitoüriner sistemde inflamatuar süreçlere eğilim;
  • sinir sistemine zarar vermek;
  • cildin çeşitli patolojileri;
  • karaciğerin obezitesi;
  • bağışıklık sisteminin zayıflaması;
  • Eklemlerin dejenerasyonu;
  • dişlerin kırılganlığı.

Genellikle, şeker göstergesinde keskin bir değişimKan, zehirlenme durumuna benzeyen doğal semptomatolojidir. Hasta ayakta durmaya başlar, uykulu olur, zayıflar ve yön değiştirir. Diyabet hastalarının mevcut patolojinin doğru bir göstergesi olan bir doktor raporu olması önerilir.

güvenlik kuralları

Diabetes mellitus'taki alkol, karaciğer tarafından glikoz üretiminde azalma meydana getirir; boş midede alkol tüketen veya spor antrenmanından sonra hasta insanlar için tehlidir.

Bir diyabetik alkolik içki sık sık içerse kan basıncına atlar, hipoglisemi eşiğini, eklemlerin uyuşukluğunu ve nöropati bulgularını arttırır.

Bu alkol reaksiyonu nadir değildir. Alkolü sınırlı miktarda alırsanız ve sürekli olarak insülin seviyesini izlerseniz, yan etkilerin görülme olasılığı en aza indirgenir.

Bir diyabetli güçlü içki tercih ederse75 ml'den fazla almaması önerilir. Her ne kadar günde 200 gramdan fazla tüketilmemesi gereken kuru kırmızı şarabı değiştirmek için güçlü alkol daha iyiyse de.

Bir kişi şeker hastasıysa, alkolgünlük almak için? Miktar kısıtlaması, her gün alkol içtiğiniz anlamına gelmez. Optimum, haftanın en fazla iki katı olmak üzere minimum bir resepsiyon olacaktır.

Diabetes mellitus varlığında alkol kullanmanın temel kuralları

Diyabetik bir kişinin alkollü içecekleri ne bilmesi gerekir? Diyabetli alkol içebilir miyim? İçki içmek için kesinlikle yasak olan alkollü içecek çeşitleri vardır.

Bu listeye sıralamak mümkündür:

  • likör;
  • şampanya;
  • bira;
  • tatlı tatlı şarabı;
  • zayıf bir alkol konsantrasyonu içeren karbonatlı.

Buna ek olarak, alkol almayın:

  • boş bir karnın üstünde;
  • Haftada bir defadan sıklıkla;
  • sıcaklığı düşürmeye yardımcı olan bir araçla paralel olarak;
  • spor sırasında veya sonrasında.

Salines veya yağlı gıdalar ile içeceklerin atıştırılması önerilmez.

Altın kural sürekli bir kontrol olmalıdırkandaki şeker seviyesi. Alkol kullanmadan önce kontrol edin. Eğer depresyorsa, o zaman içmeyin. Böyle bir ihtiyaç varsa, şeker seviyesini yükselten bir ilaç almalısınız.

Alkol, beklenenden daha büyük miktarlarda sarhoş olursa, o zaman yatmadan önce şekeri kontrol etmelisiniz. Bu durumda genellikle düşürülür. Doktorlar yetiştirmek için bir şeyler yemek tavsiye ediyor.

Birçoğu, alkolün olup olmamasıyla ilgileniyor.diyabet diğer içeceklerle karıştırılır. Bu durumda, düşük kalorili bir kombinasyon seçilmesi önerilir. Tatlandırılmış içecekleri, meyve suları ve şurupları atmanız önerilir.

Şüphe duyarsanız, ilerinizdeyakınlardaki kişiyi, bir organizmadan olası veya muhtemel reaksiyon hakkında bilgilendirin, hissedin. Bu durumda, zamanında yardım sağlayabileceksiniz. Bu çok önemlidir.

Votka içebilir miyim?

Diyabetik bir votka alabilir mi? Bu soruyu cevaplamak için, içeceğin bileşimine dikkat etmeniz gerekir. Su ile seyreltilmiş alkol içerir. Herhangi bir yabancı madde ve katkı maddesi içermez. Bununla birlikte, bu, tüm üreticilerin elinde olmayan votka için ideal bir reçetedir. Modern ürünler insan vücudu üzerinde olumsuz etkilere sahip çeşitli kimyasal katışıklıklar içerir.

Votka, glikoz düzeyini düşürmeye yardımcı olur; bu daHipoglisemi provoke edebilir. İçecekler, insülin preparatlarıyla kombine olarak, karaciğere alkol emiliminde yardımcı olan doğru miktarda hormon gelişimini engeller.

Ancak bazı durumlarda, votka katkıda bulunurdiyabetik durumun stabilizasyonu. Tip 2 diyabetli hastalarda votka tüketebilirsiniz. Şeker endeksi izin verilen normun üstündeyse, bu durumda alkol devleti optimize edebilir. Aynı zamanda bir günde en fazla 100 g içki içilmesi önerilir, ortalama kalorilik içeriği olan yiyeceklerle votka atıştırma.

İçki sindirimin aktivasyonunu ve şekeri parçalamayı teşvik eder, ancak aynı zamanda vücudun metabolik süreçlerini de etkisiz hale getirir. Bu durumda, doktorunuza danışmak daha iyidir.

Şarap içmek

Birçok bilim adamı kuru kırmızı şarabın vücuda zarar veremeyeceğini düşünüyor. Bununla birlikte, bir diyabetik için alkol her zaman komplikasyonlarla doludur.

Kırmızı kuru şarap yararlı içerirmaddenin özü – polifenoller. Kan glikoz seviyesini kontrol edebiliyorlar. Bu alkollü diyabetliyi alırken içeceğin içindeki şeker yüzdesine dikkat etmelisiniz. En uygun gösterge% 5'ten fazla değildir. Bu nedenle, doktorlar kuru kırmızı şarabı önerirler, ancak kullanmaya değmeyeceklerini de not ettiler.

Sınırsız miktarda diyabetli alkol içmek mümkün müdür? Bir seferde en fazla 200 gr kullanım tavsiye edilir ve günde 30-50 gr tüketilmelidir.

Bira içiyor

Birçok kişi, özellikle erkekler alkoliçecekler birayı tercih eder. Çok miktarda karbonhidrat içeren yüksek kalorili bir üründür. Bu nedenle diyabetliler için önerilmez.

Bira da alkol. Bir bardak miktarda tip 2 diyabet ile zarar verme olasılığı düşüktür. Fakat insüline bağımlı hastalarda, içki glisemiye neden olabilir. Bu nedenle, tip 1 diyabet ve insülin ile alkol tehli bir kombinasyondur. Genellikle ölüme yol açabilecek bir komaya neden olur.

Birçok diyabetli yanlışlıkla biranın değil olduğuna inanıyorhiçbir şekilde sağlığına zarar vermez. Bu görüş, mayanın olumlu bir etkisi olduğu gerçeğine dayanır.

Genellikle bu ürün önleyici amaçlarla kullanılır. Bir diyabetik bira mayası kullandığında sağlıklı metabolizma restorasyonu, karaciğer işi ve hematopoez optimize edilir.

Fakat bu etki, biranın değil mayanın kullanımından kaynaklanır.

Mevcut kontrendikasyonlar

Vücutta alkol ve diyabetin uyumlu olmadığı bazı durumlar vardır:

  • Hipoglisemiye eğilim artar.
  • Gut varlığı.
  • Diyabetik doğanın nefropati gibi bir patoloji ile birlikte böbrek işlevselliğinin azalması.
  • Yağ metabolizmasında bir başarısızlığa neden olan alkol alımıyla artan trigliserid seviyesi.
  • Kronik pankreatitte aşırı alkol kullanımı tip 2 diyabetin başlamasını tetikleyebilir.
  • Diyabetik bir hepatit veya siroz varlığı oldukça yaygındır.
  • Metforminin alınması. Genellikle bu ilaç tip 2 hastalık için reçete edilir. Alkolün bu ilaçla kombinasyonu laktik asidoz gelişimini kışkırtır.
  • Diyabetik nöropati varlığı. Etil alkol, periferik sinirlere zarar verir.

Yiyecek alımı üç ila beş defa eşit olarak yapılmalı ve farklı gıdalar içermelidir.

Belirli bir teh geç gelişmesidirHipoglisemi, patolojik desen alkol içtikten birkaç saat sonra ortaya çıktığında. Karaciğerdeki glikojenin keskin bir şekilde azalması nedeniyle böyle bir saldırıyı durdurmak çok zordur. Ve bu durum, boş bir karnında sporadik bir içki içtikten sonra kendini gösterebilir.

Doz sınırı

Bir kişi şeker hastasıysa, alkol kısıtlanmalıdır.

Diyabet varlığında önerilen alkol dozu:

  • bira – 355 ml;
  • şarap – 148 ml;
  • güçlü içecekler (cin, viski, port şarap, rom, vb.) – 50 ml.

Sonuç

Birçok doktora göre alkol ve diyabet,birleştirilir. Alkol tüketimi kan şekeri içeriğinde keskin bir düşüşe neden olabilir. Doktorlar, alkol almayı bırakmaları şiddetle tavsiye eder. Fakat bu kural her zaman karşılanmazsa, bozulmuş glikoz üretiminden şikayetçi kişiler tarafından içme kurallarına ilişkin açık önerilere uymalısınız.

Источник: https://tr.erch2014.com/zdorove/131965-alkogol-i-diabet-mozhno-li-pit-spirtnoe-pri-diabete.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.